Geçici İş Göremezlik Ödeneği
Şerafettin YILDIZ / Sosyal Güvenlik Denetmeni
Sosyal güvenlik mevzuatımızda 5510 sayılı Kanun 16. Maddesi ile; iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık gibi risk durumların, kısa vadeli sigorta kolları kapsamında olduğu ve sigortalılara bu sigorta kollarından yapılacak yardımların neler olacağı belirlenmiştir. Söz konusu kanun kapsamında ilgili sigortalılara sağlanan ortak hak ise ilgililere geçici iş göremezlik ödeneği verilmesidir. Bu yazımızda geçici iş göremezlik ödeneğinin verilme şartları, süresi ve geçici iş göremezlik ödeneğinin hesaplanması gibi konulara yer vereceğiz.
Geçici iş göremezlik; sigortalının iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurulu raporlarında belirtilen istirahat süresi boyunca geçici olarak çalışamama halidir. Geçici iş göremezlik durumunda bulunan sigortalılara Sosyal Güvenlik Kurumunca ödenen yardım ise “Geçici iş göremezlik ödeneği” olarak tanımlanmıştır.
Peki, Geçici iş göremezlik ödeneği almanın şartları ve ödeme süresi nedir?
İş Kazası sigorta kolundan geçici iş göremezlik ödeneği almak için herhangi bir prim ödeme gün sayısı şartı aranmamaktadır. Hastalık sigortasında, hastalığa uğrayan sigortalının iş göremezliğin başladığı tarihten önceki 1 yıl içerisinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta kolları primi ödenmiş olması gerekir. Analık sigortasından geçici iş göremezlik ödeneği (doğum rapor parası) ödenebilmesi için ise, doğumdan önceki 1 yıl içinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta kolları primi ödenmiş olması gerekir. Tekil gebeliklerde doğumdan önceki ve sonraki 8’er haftalık süre için bu ödenek verilir. Çoğul gebeliklerde ise doğumdan önceki 10 hafta ve doğumdan sonraki 8 hafta içerisinde, çalışmadığı her gün için sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Geçici iş göremezlik ödeneği, iş kazası ve meslek hastalığı durumunda raporlu olunan her gün için, hastalık durumunda ise raporlu olunan sürenin üçüncü günüden başlanılarak ödenir. Yani hastalık durumunda bir ve iki günlük raporlar için ödeme yapılmaz, üç ve daha uzun süreli raporlarda ise üçüncü gün ve sonrası için ödeme yapılır. Ayakta tedavilerde sigortalının günlük ortalama kazancının 2/3’ü, yatarak tedavilerde ise sigortalının günlük ortalama kazancının 1/2’si oranında ödeme yapılır.
Şimdide geçici iş göremezlik ödeneğinin nasıl hesaplandığı sorusunu cevaplandıralım; geçici iş göremezlik ödeneğinin tutarı sigortalının günlük ortalama kazancı esas alınarak belirlenmektedir. Günlük ortalama kazanç; kişinin 12 aylık sigortalılık süresi zarfındaki, son 3 aylık prime esas kazançlar toplamının, bu kazançlara esas prim ödeme gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanır. Günlük ortalama kazancın hesabında olayın gerçekleştiği aydaki gün ve prime esas kazançlar dikkate alınmamakta, hesaba bir önceki aydan itibaren başlanmaktadır. 12 aylık sigortalılık süresi zarfında çalışması olmasına rağmen son 3 ay içerisinde hiç çalışması olmayan sigortalının günlük kazancı hesap edilirken, bir önceki 3 aylık döneme bakılır ve varsa buradaki kazanç toplamı gün sayısına bölünerek günlük kazanç hesaplanır. Sigortalının son 3 ayda tam çalışmamış olduğu durumlarda, kişinin çalıştığı gün kadar olan kazanç toplamı gün sayısına bölünerek günlük kazancın tespiti yapılır. Önceki dönemlerde hiç çalışması bulunmayan sigortalının çalışmaya başladığı gün iş kazası geçirmesi durumunda günlük kazancı; aynı veya benzer işte çalışan emsal sigortalının günlük kazancı esas alınarak tespit edilir.
Geçici iş göremezlik ödeneği ile ilgili kamuoyunda en çok dile getirilen konu bu ödeneğin herhangi bir incelemeye tabii olup olmadığı ve şahısların (işçi/işveren/üçüncü şahıs) konuyla ilgili sorumluluklarının ne olacağıdır?
Geçici iş göremezlik ödeneği, özellikle iş kazası durumunda Sosyal Güvenlik Kurumunca inceleme yapılmak suretiyle ödenmekte olup, meslek hastalığı ve analık durumları da gerekmesi halinde incelemeye tabii tutulmaktadır. Yine sosyal güvenlik mevzuatımız geçici iş göremezlik olayının meydana gelmesinde sorumluluğu bulunan işçi, işveren ve üçüncü kişiler açısından birtakım yaptırımlar uygulanmasını içermektedir.
İşverenin Sorumluluğu;
İşyerinde bir kaza olayının meydana gelmesi halinde işveren bu olayı, kazanın olduğu yerdeki yetkili kolluk kuvvetlerine derhal, Sosyal Güvenlik Kurumuna ise kazadan sonraki üç işgünü içinde bildirmesi gerekmektedir. İş kazasının bu sürede bildirilmemesi halinde, bildirim tarihine kadar geçen süre için Kurumca sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği, işverenden tahsil edilir.
İşverence Kuruma bildirilen iş kazası olayının incelenmesi sonucu, olayın iş kazası olmadığının anlaşılması halinde, bu olay için sigortalıya varsa yapılan yersiz ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunan işverenden tahsil edilir.
İşverence, sigortalının bünyece elverişli olmadığı işte çalıştırılması sonucunda hastalandığının anlaşılması halinde, Kurumca sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği işverenden tahsil edilir.
İşverenin kayıt dışı işçi çalıştırmakta iken meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık halleri sonucu ilgililerin hak edeceği gelir ve ödenekleri öncelikle Kurumca ödenir. Ancak bu gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri tutarı, sorumluluk halleri aranmaksızın, işverenden tahsil edilir.
Sigortalının Sorumluluğu:
Ceza sorumluluğu olmayanlar ile kabul edilebilir bir mazereti olanlar hariç, sigortalının hekimin bildirdiği tedbir ve tavsiyelere uymaması sonucu tedavi süresinin uzamasına veya iş göremezlik oranının artmasına, malûl kalmasına neden olması halinde, uzayan tedavi süresi veya artan iş göremezlik oranı esas alınarak geçici iş göremezlik ödeneğinin dörtte birine kadarı eksiltilerek ödenir.
Ceza sorumluluğu olmayanlar hariç, ağır kusuru yüzünden iş kazasına uğrayan, meslek hastalığına tutulan veya hastalanan sigortalının kusur derecesi esas alınarak geçici iş göremezlik ödeneğinin üçte birine kadarı eksiltilerek ödenir.
Kasdî bir hareketi yüzünden iş kazasına uğrayan, meslek hastalığına tutulan, hastalanan veya Kurumun yazılı bildirimine rağmen teklif edilen tedaviyi kabul etmeyen sigortalıya, geçici iş göremezlik ödeneği yarısı tutarında ödenir.
Tedavi gördüğü hekimden, tedavinin sona erdiğine ve çalışabilir olduğuna dair belge almaksızın çalışan sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği ödenmez, bu durumda iken varsa ödenmiş olan geçici iş göremezlik ödeneği ise sigortalıdan geri alınır.
Üçüncü Kişinin Sorumluluğu:
İş kazası, meslek hastalığı ve hastalık, işveren veya gecici iş göremez sigortalı dışındaki üçüncü bir kişinin kusuru nedeniyle meydana gelmişse, sigortalıya ödenen geçici iş göremezlik ödeneği zarara sebep olan üçüncü kişilerden tahsil edilir.
Sonuç itibariyle; İş göremezlik halinin, iş kazası sonucu ortaya çıkması durumunda, belirli bir sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı aranmaksızın ilk günden itibaren geçici iş göremezlik ödeneği verilmektedir. Hastalık ve analık hallerine dayalı iş göremezlikte ise, hastalık ya da doğumdan önceki bir yıl içinde 90 gün prim ödenmiş olması şartı gerekmektedir. Tekil gebeliklerde doğumdan önceki ve sonraki 8’er haftalık süre için, çoğul gebeliklerde ise doğumdan önceki 10 hafta ve doğumdan sonraki 8 hafta içerisinde, çalışmadığı her gün için, sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Hastalık halinde raporun üçüncü gününden başlanmak üzere sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Geçici iş göremezlik ödeneklerinin tutarı, genel olarak son üç aylık prime esas kazanca göre belirlenir. Ayakta tedavilerde günlük ortalama kazancın 2/3’ü, yatarak tedavilerde ise 1/2’si ödenmektedir. Geçici iş göremezlik ödeneği Sosyal Güvenlik Kurumunun denetim ve incelemesine tabii olup, geçici iş göremezlik olayının meydana gelmesinde sorumluluğu bulunan işçi, işveren ve üçüncü kişiler açısından da birtakım yaptırımlar uygulanmaktadır.
Şerafettin YILDIZ
Sosyal Güvenlik Denetmeni










TSKB Ekonomik Araştırmalar, “Toparlanmanın Ötesinde: Afet Dayanıklılığı” başlıklı yeni afet raporunu yayımladı. Önümüzdeki yıllarda etkisini artırması beklenen sıcak hava dalgaları, fırtınalar, hortumlar, yoğun yağış gibi iklim ve hava olaylarının mevcut altyapı ile iş modelleri için yeni zorluklara sebep olabileceği belirtilen raporda, daha çetin çevre koşulları karşısında afet riskini azaltma ve dayanıklılık inşa etmenin önemine değiniliyor. 6 Şubat depremlerinin, Türkiye’deki deprem riskinin hatırlatıcısı olduğunun belirtildiği raporda, aşırı hava olaylarının 2023 yılında dikkat çekici bir yükselişle 1.500’e yaklaştığı bilgisi paylaşılıyor. Afet dayanıklılığının sonuçlara odaklanmaktan ziyade temel nedenlerle mücadele etmeyi gerektirdiği kaydedilen raporda, yapılan araştırmalara göre toplumların geleceğini korumak üzere afet riskini azaltmaya harcayacakları her 1 doların afet müdahalesinde 4 ila 7 dolar arasında tasarruf sağlayacağı hatırlatılıyor.
Yüksek sismik aktivite ile karşı karşıya olan ülkelerin önünde daha zor bir görev bulunuyor. Deprem riski altındaki bölgelerin yeniden inşasına ek olarak, endüstriyel tesisleri güvenli bölgelere taşıyarak olası hasarı da azaltmaları gerekiyor. Diğer yandan, öğrenme kayıpları ile artan gelir eşitsizlikleri ve toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri, kalkınma üzerinde uzun vadeli etkileri olan olgular olarak etkilerin fiziksel kayıpların ötesinde olabileceği aktarılıyor.
Doç. Dr. Gözde MERT

Çin’in otomotiv alanındaki öncü ve lider markalarından Chery, 1 Kasım 2024 tarihinde Çin’in Wuhu limanından yola çıkan 1 milyonuncu Chery TIGGO 7 ile yeni bir dönüm noktasına ulaşmayı başardı. Chery Group Yönetim Kurulu Başkanı Yin Tongyue, Chery’nin ürün gamında bulunan her aracın dünya genelinde güven duyulan ve itibar sahibi modeller olduğunu vurguladı. Ayrıca Chery, “altın itibar”a sahip olmak için ürün ve hizmet kalitesini sürekli geliştirmeye devam ediyor ve farklı pazarlar ihtiyaçlara yönelik ürünleri, üstün rekabet gücüyle sunmaya devam ediyor. Böylece Chery, “Çin’de, Küresel” felsefesine bağlı kalmaya devam ediyor.

Bir teknik/meslek lisesi öğrencisi nasıl olmalı? Kişisel özellikleri, karakteri, eğitimi, bilgisi, tecrübesi, fiziki görünümü, kıyafeti, elbise ve takım dolabı ve ekstra donanımları açısından masaya yatırmak ve ideali yakalamak istedim. Diğer yandan meslek liseleri nasıl olmalı? Eğitim kalitesi, vizyonu, misyonu….

Tüm Oto Kiralama ve Mobilite Kuruluşları Derneği (TOKKDER), 2024 yılının ilk yarısına ilişkin sektör verilerini açıkladı. Bu kapsamda; operasyonel araç kiralama sektörü yılın ilk yarısında 43,4 milyar TL’lik yeni araç yatırımı yaparak 34 bin aracı filosuna kattı. Sektörün toplam araç sayısı 2023 yılı sonuna göre yaklaşık yüzde 1,2 artarak 257 bine ulaşırken, sektörünün filosundaki hafif ticari araç payının yüzde 7,4’e çıkması da dikkat çekti. Operasyonel araç kiralama sektörünün özkaynaklarının 104 milyar TL’ye ulaştığını söyleyen TOKKDER Yönetim Kurulu Başkanı Kağan Yaşa, “Bu da sektörümüzün aktif toplamının neredeyse yarısı anlamına geliyor. Sektörümüz ihtiyaç duyduğu finansmanın yarısını özkaynakları ile karşılıyor. Sektörün takipteki alacaklar oranının (NPL Oranı) yüzde 1,5 seviyesinde olması ise sağlıklı bir yapının göstergesi” dedi.
Operasyonel araç kiralama sektörünün 2024 yılı ilk yarı sonuçlarını değerlendiren TOKKDER Yönetim Kurulu Başkanı Kağan Yaşa “2024 yılı ilk yarı sonuçlarını içeren TOKKDER Operasyonel Kiralama Sektör Raporu verilerine göre operasyonel kiralama sektörünün toplam araç sayısı 2023 yılı sonuna göre yaklaşık yüzde 1,2 artarak 257 bine ulaştı. 215 milyar TL’ye ulaşan sektörümüzün aktif büyüklüğü ise banka dışı finansal kuruluşlarla kıyaslandığında, oldukça önemli bir noktaya gelmiş durumda. Sektörümüzün özkaynakları ise 104 milyar TL’yi aşarak sektörümüzün aktif toplamının neredeyse yarısına ulaştı. Sektörümüz ihtiyaç duyduğu finansmanın yarısını özkaynakları ile karşılıyor. Sektörümüzün takipteki alacaklar oranının (NPL Oranı) yüzde 1,5 seviyesinde olması ise sağlıklı bir yapının göstergesi” dedi.
Operasyonel araç kiralama sektörünün büyüme potansiyeline de değinen Kağan Yaşa sözlerine şöyle devam etti: “2022 yılı verilerine göre, Avrupa Birliği’nde 1.000 kişi başına düşen otomobil sayısı 560 iken, ülkemizde bu sayı ancak 167’ye ulaşmış durumda. Bunun yanı sıra, ülkemizde iş amaçlı olarak kullanılan 2 milyon 500 bin motorlu kara taşıtı olduğunu tahmin ediyorum. Verimlilik, tasarruf ve risk yönetimi açısından sunduğu birçok avantaja rağmen, ülkemizde iş amaçlı kullanılan araçların ancak yüzde 10’u kadarı operasyonel kiralama yöntemiyle finanse edilmiş durumda. Avrupa Birliği ülkelerinde ise şirket araçlarının finansmanında operasyonel kiralamanın payı son 7 yıl içinde yüzde 48’den yüzde 57’ye çıktı. Tüm bu verilere dayanarak ülkemiz operasyonel araç kiralama sektörünün önümüzdeki dönemde sağlam adımlarla ve sürdürülebilir şekilde büyüyeceğini söyleyebilirim.”
İtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, ihalenin 31.07.2024 tarihinde gerçekleştirildiği, 02.08.2024 tarihinde kendilerine tebliğ edilen yazı ile 13.08.2024 tarihinde demonstrasyon yapılacağının bildirildiği, 12.08.2024 tarihinde tebliğ edilen bir başka yazı ile demonstrasyon yapılmayacağının bildirildiği, 09.09.2024 tarihinde tebliğ edilen kesinleşen ihale komisyonu kararında “İstekli ………. Laboratuvar ve Sağlık Sistemleri Anonim Şirketi’nin sunduğu belgeler incelenmiş teknik şartnameye uygun olmayan maddeler tespit edilmiş olup değerlendirme dışı bırakılmıştır.” ifadelerine yer verildiği, 19.09.2024 tarihinde idareye yapılan şikayet başvurusuna verilen cevapta değerlendirme dışı bırakılma gerekçelerine yer verildiği; ancak bu gerekçelerde belirtildiğinin aksine söz konusu maddeleri karşıladıkları, İdari Şartname’de belirtilmesine rağmen sebep gösterilmeden demonstrasyon değerlendirmesi yapılmamasının ve değerlendirme dışı bırakılmalarının hukuka aykırı olduğu iddialarına yer verilmiştir
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın “Enerji Dönüşümü Yenilenebilir Enerji 2035” yol haritasını değerlendiren iklim ve enerji alanında çalışan sivil toplum kuruluşları, yenilenebilir enerjinin yaygınlaşmasına yönelik bu adımı önemli bulurken, enerji dönüşümünün kapsayıcı bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiğine yönelik ihtiyacı yineliyor. Enerji dönüşümünde fosil yakıtlardan vazgeçilmesine ilişkin kararlı adımların da beklendiğini belirten sivil toplum kuruluşları, enerji dönüşümünün doğa, türler ve geçim kaynakları üzerinde baskı yaratmaması gerektiğinin altını çiziyor. 



Donald Trump’ın yeniden başkan seçilmesi, siz bu satırları okuduğunuzda çok büyük bir aksilik olmadığı takdirde kesinleşmiş olacak. Bugün konumuzu ABD seçimlerine alalım istedim. Çünkü neticede orada olan herşey bütün dünyayı olduğu gibi bizleri de etkiliyor. Trump’ın seçilmesi özellikle ABD’nin ticaret, enerji, vergi ve göçmenlik politikaları üzerindeki etkileri nedeniyle satınalma ve tedarik zinciri yöneticileri için kritik değişiklikler anlamına geliyor. Bu yazımda, Trump’ın politikalarının ve vizyonunun, farzedelim ki rakibi Kamala Harris’in seçilmiş olması durumuna göre oluşturacağı olası farkların ve bu farkların tedarik zincirlerine olası yansımalarının ne olabileceği üzerine kısa bir analiz ile sizlere gelecek için bir ışık tutmak istedim. Buyrun 5 temel başlıktaki analizimiz: