Patoloji Laboratuvar Hizmeti Alımı İhalesinde ÜTS Listenin Sunulmaması?

Patoloji Laboratuvar Hizmeti Alımı İhalesinde üts Listenin Sunulmaması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Patoloji Laboratuvar Hizmeti Alımı İhalesinde ÜTS Listenin Sunulmaması?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Patoloji Laboratuvar Hizmeti Alımı İhalesinde üts Listenin Sunulmaması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; Taraflarına tebliğ edilen “Kesinleşen İhale Kararı” konulu yazıda firmalarının “primer antikorlara ait ÜTS kayıtlarının teklif dosyasında sunulmadığı” gerekçesiyle ihale dışı bırakıldığının belirtildiği, ancak bu kararın usul ve esasa aykırı olduğu, şöyle ki; İdari Şartname’nin 7.3.2’nci maddesinde cihaz ile birlikte sunulacak bütün ürünlere ilişkin ÜTS kayıt belgelerinin beyan edileceğine ilişkin detaylı bir belirlemenin yapılmadığı, bu doğrultuda firmalarınca teklif edilen cihazlar ve cihazlar ile birlikte kullanılması öngörülen “Detection Kite” ilişkin ÜTS belgelerinin eksiksiz sunulduğu, cihazla birlikte “ücretsiz” verilmesi gereken yardımcı sarf malzemelerden olan Teknik Şartname’nin 18’inci maddesinde belirtilen primer antikorlara ilişkin ÜTS kaydına dair İdari Şartname’nin 7’nci maddesinde herhangi bir düzenleme olmadığından bunlara ilişkin bir

beyanda bulunulmadığı, ayrıca idarece tüm bilgi ve belgelerin (ÜTS numaraları dahil) yeterlik aşamasında incelendiği, bir eksiklik görülmeyerek firmalarının aynı gün hem “fiziki belge sunumuna” hem de “demonstrasyon” aşamasına davet edildiği, primer antikorların demonstrasyon sırasında kullanıldığı ve başarılı bulunduğu, diğer yandan Teknik Şartname’nin C.18 ile C.14 maddelerinden sözleşme sürecinde hangi antikorun ne miktarda kullanılacağının henüz kesinleşmediğinin anlaşıldığı, bu durumda ucu açık bir listedeki tüm kalemler için teklif aşamasında ÜTS belgesinin sunulmasının istenmesinin, ihale konusu alımın niteliğine, hayatın olağan akışına ve 4734 sayılı Kanun’un “ihtiyaçların uygun şartlarla karşılanması” ilkesine aykırı olduğu, idarece şikayet başvurularına verilen cevapta Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2025/8 Tıbbi Cihazların Planlanması ve Teminine İlişkin Usul ve Esaslar Genelgesinden bahsedildiği, söz konusu Genelgenin kamu veya özel tüm kişilerin uyması gereken bir takım kuralları düzenleyen bir hüviyette olmadığı, firmalarının bu Genelge içeriğini bilmesinin ve buna göre iş ve işlemlerini yürütmesinin beklenemeyeceği, Kamu ihalelerinde uyulması gereken kuralların; kamu ihale mevzuatı, alım konusu iş ile ilgili herkesin uymak zorunda olduğu mevzuat ve ihale dokümanında yer verilen düzenlemelerden ibaret olduğu, kamu idarelerinin kendi iç mevzuatı (yönerge, genelge vb.) düzenlemelerinin ihale katılımcıları tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, bu iç mevzuat doğrultusunda iş ve işlemlerini yürütmek isteyen kamu idarelerinin bunlara ilişkin düzenlemeleri ihale dokümanı kapsamında hiçbir tereddüte mahal vermeyecek şekilde açık ve  net biçimde yapmaları gerektiği, dolayısıyla İdari Şartname’nin 7.5’inci maddesinde “Bu şartnamenin 7 nci maddesi dışında ihale dokümanında sayılan diğer belgeler ve/veya düzenlenen diğer yeterlik kriterleri tekliflerin değerlendirilmesinde dikkate alınmaz.” düzenlemesi yer almasına ve ihale konusu iş kapsamında bedelsiz sunulacak yardımcı malzemeler bakımından İdari Şartname’nin 7’nci maddesinde spesifik bir düzenleme yapılmamış olmasına rağmen, İdari Şartname’nin 7.3.2’nci maddesindeki ÜTS şartını ihale konusu ana üniteler (cihaz ve kitler) için karşılamış, tüm teknik dokümantasyonu ile birlikte demo aşamasını da geçmek suretiyle teknik yeterliği tescil edilmiş sistemi teklif etmiş olan şirketlerinin teklifinin sarf malzemeler için ÜTS kaydına ilişkin herhangi bir beyanda bulunulmamış olması gerekçe gösterilerek değerlendirme dışı bırakılmasının ve ihalenin 7,2 milyon TL daha yüksek teklif sunan istekli üzerinde bırakılmasının hukuka uygun olmadığı iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Yeterliğin belirlenmesinde uyulacak ilkeler” başlıklı 28’inci maddesinde “(1) Ekonomik ve mali yeterlik ile mesleki ve teknik yeterliğin saptanması amacıyla öngörülecek değerlendirme kriterleri ve istenecek belgeler, rekabeti engelleyecek şekilde belirlenemez.

(2) Yeterlik değerlendirmesi için istenecek belgelerin ve yeterlik değerlendirmesinde  aranılacak kriterlerin, ihale veya ön yeterlik ilanı ile idari şartnamede veya ön yeterlik şartnamesinde ya da davet yazısında belirtilmesi zorunludur….” hükmü,

Anılan Yönetmelik’in “İstenecek belgeler” başlıklı 29’uncu maddesinde “…(4) Yukarıda sayılan belgeler dışında, Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan diğer belgelerden hangilerinin yeterlik değerlendirmesinde kullanılmak üzere isteneceği, ihale konusu işin niteliğine uygun biçimde ve bu Yönetmelikte düzenlenen esaslar çerçevesinde idare tarafından belirlenir…” hükmü,

Aynı Yönetmelik’in “Aday veya isteklinin mesleki faaliyetini sürdürdüğünü ve teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren belgeler” başlıklı 38’inci maddesinde “…(4) İhale konusu işin yerine getirilmesi için alınması zorunlu olan ve ilgili mevzuatında o iş için özel olarak düzenlenen sicil, izin, ruhsat vb. belgelerin adaylar veya istekliler tarafından sunulmasına ilişkin hükümlere, ilan ve ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamede yer verilir….” hükmü,

“Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliği”nin “Başvuru ve/veya tekliflerin değerlendirilmesi ile ihalenin karara bağlanması” başlıklı maddenin 7’nci fıkrasında “…(7) Tekliflerin değerlendirilmesi sonucunda katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin şartları sağlamadığı anlaşılan istekliler ile numune/demonstrasyon değerlendirmesi başarısız sonuçlanan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır ve bu tekliflerin değerlendirme dışı bırakılma gerekçeleri kaydedilerek EKAP üzerinden ihale komisyonu kararı oluşturulur. İhale komisyonu kararı, komisyon üyeleri tarafından e-imza ile imzalanır ve ihale yetkilisinin onayına sunulur. İhale yetkilisi, karar tarihini izleyen en geç beş iş günü içinde, e-imza ile imzalamak suretiyle ihale kararını onaylar veya gerekçesini belirtmek suretiyle iptal eder. İhale kararının ihale yetkilisince onaylanacağı tarihte EKAP üzerinden yasaklılık  teyidi yapılır…” hükmü,

Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliği’nin eki Elektronik Ortamda Yapılan İhalelerde Uygulanacak Tip İdari Şartname’nin “Katılım ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinde “… 7.5. Bu Şartnamenin 7 nci maddesi dışında ihale dokümanında sayılan diğer belgeler ve/veya düzenlenen diğer yeterlik kriterleri tekliflerin değerlendirilmesinde dikkate alınmaz. …” hükmü

Aynı Yönetmelik’in “Yönetmelikte hüküm bulunmayan haller” başlıklı 17’nci maddesinde “(1) Bu Yönetmelikte düzenleme yapılmayan hususlarda ilgili uygulama yönetmeliği esas alınır.” hükmü,

İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde “2.1. İhale konusu işin/alımın;

  1. a) Adı: PUAN KARŞILIĞI PATOLOJİ GRUBU LABORATUVAR CİHAZLARI HİZMETİ ALIMI…” düzenlemesi,

Aynı Şartname’nin “Katılım ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinde “…7.3. Mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin bilgi ve belgeler ile bunların taşıması gereken kriterler:

7.3.2. İhale konusu işin ya da malın satış faaliyetinin yerine getirilebilmesi için ilgili mevzuat gereğince alınması zorunlu olan sicil, izin, ruhsat, faaliyet belgesi vb. belgeler: Tıbbı Cihaz Satış Merkezi Yetki Belgesi,  ÜTS/UBB

7.3.2.1. İş ortaklığı olarak teklif verilmesi halinde, her bir ortak tarafından 7.3.2 nci maddede yer alan belgelerin ayrı ayrı sunulması zorunludur.

7.3.9. Demonstrasyon işlemlerine ilişkin hususlar, İdare gerekli gördüğü takdirde demonstrasyon talep edebilir. Demonstrasyon EKAP üzerinden gönderilecek tebligat ile idarenin istediği tarih ve saatte teknik şartnamede belirtilen şekilde gerçekleştirilecektir. Demonstrasyon istenmesi halinde, değerlendirme işin uzmanlarınca hazırlanan demonstrasyon işlem tutanağına göre yapılacaktır. İstekli demonstrasyon şartlarını yerine getirmezse veya demonstrasyon için istenilen tarihte demonstrasyon yapılmaması durumunda teklifi değerlendirme dışı bırakılacaktır.

7.4. İsteklinin teklifi kapsamında ihaleye katılım belgesine aktarılarak sunması ve/veya sağlanması gerektiği bu şartnamenin 7 nci maddesi dışındaki maddeleri ile teknik şartnamede belirtilen belgeler ve/veya yeterlik kriterleri: Cihaz ve kit ile ilgili teknik dokümanlar,  Menşei Bilgisi, Cihaz Marka/Model, Kapsam Dışı Beyanı

7.5. Bu Şartnamenin 7 nci maddesi dışında ihale dokümanında sayılan diğer belgeler ve/veya düzenlenen diğer yeterlik kriterleri tekliflerin değerlendirilmesinde dikkate alınmaz.” düzenlemesi,

Aynı Şartname’nin “Tekliflerin açılması ve değerlendirilmesi” başlıklı 29’uncu maddesinde “

29.5. 29.3 üncü ve 29.4 üncü maddelere göre uygun olduğu anlaşılan tekliflerden, ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif olması öngörülenlerin değerlendirilmesine geçilir. Aşırı düşük teklif açıklaması istenen ihalelerde, aşırı düşük tekliflerin tamamı değerlendirilir.

29.6. Değerlendirme işlemi, bu Şartname düzenlemeleri çerçevesinde ihaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgeler esas alınarak yapılır. İhaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgelerden; entegrasyonlar aracılığıyla veya EKAP ya da diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının internet sayfası üzerinden erişilebilenlerin teyit işlemi gerçekleştirilir. İhaleye katılım belgesine aktarılan belgelerden belirtilen yöntemlerle teyit edilemeyenler bu haliyle değerlendirmeye esas alınır ve ihtiyaç duyulması hali hariç bu belgelerin fiziki olarak sunulması istenmez.

29.9. Numune/demonstrasyon istenen ihalelerde numune/demonstrasyon değerlendirmesi ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci olması öngörülen teklifler için yapılır. Numune/demonstrasyon işlemlerine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyen isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilir.

29.10. Değerlendirme işlemlerine, ekonomik açıdan en avantajlı teklif ile belirlenecek ise ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif tespit edilinceye kadar devam edilir.

29.11. Tekliflerin değerlendirilmesi sonucunda katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin şartları sağlamadığı anlaşılan istekliler ile numune/demonstrasyon değerlendirmesi başarısız sonuçlanan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır ve bu tekliflerin değerlendirme dışı bırakılma gerekçeleri tutanağa bağlanır.” düzenlemesi,

Aynı Şartname’nin “Diğer huşular” başlıklı 45’nci maddesinde “45.1. …1- Tıbbi Cihaz Yönetmelikleri kapsamında yüklenici firmanın ÜTS’de firma kaydı bulunmalıdır. Ayrıca ÜTS üzerinde yapılan ürün sorgulamalarında ürün durumu “Kayıtlı” veya “Sistemde Tekil Ürün Var” şeklinde olan ürünler haricindeki teklifler değerlendirmeye alınmayacaktır. Hizmet alım süreçlerinde, hizmet sunumunda kullanılacak cihazların aday veya isteklinin ÜTS’deki envanterinde bulunmalıdır. Tıbbi Cihaz Yönetmelikleri kapsamındakicihazların hizmet alımında tüm tıbbi cihazlar için tekil hareket bildirimleri yüklenici firma tarafından yapılacaktır. Hizmet sunumunda kullanılan tekil ürünler kullanıldıkça ya da tüketildikçe uygun bildirimler (kullanım, tüketim, HEK/Zayiat vb) ile ÜTS den çıkış işleminin yapılması yüklenici firma tarafından gerçekleştirilecektir.

2-Genel laboratuvar amaçlı cihazlarda Tıbbi Cihaz Yönetmelikleri kapsamında olmayan ürünler veya cihazlar için ÜTS kaydı aranmayacaktır.

7-Tıbbi Cihaz Yönetmelikleri kapsamındaki ürünlerin ve cihazların hizmet alımı yoluyla sağlık hizmet sunumunda Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2025/8 Tıbbi Cihazların Planlanması ve Teminine İlişkin Usul ve Esaslar Genelgesinin “Tıbbi Cihaz Alım Esasları” başlıklı 2. maddesindeki ürün ve cihazlar ile cihaz tedarikçilerine ilişkin kayıt, tescil, satış yetki belgesi, uyarı sistemi takip ve kontrolleri, up-time, malzeme tanımlarına ilişkin iş ve işlemler uygulanacaktır…” düzenlemesi,

Teknik Şartname’nin “Genel Şartlar” başlıklı B maddesinde “1.Kurulacak sistem, immünohistokimya ve in-situ hibridizasyon uygulamasını kesitin deparafinizasyon  şamasından başlayıp, enzim, antijen retrieval (ısı ve solüsyon etkisi ile epitop geri kazanımı) işlemi dahil olmak üzere, peroksit blok, primer antikor, detection kit aşamaları ve zıt boyaması da tamamlanmış şekilde, aynı platform üzerinde, kullanıcı müdahalesine gerek kalmadan tam otomatik olarak yapabilmelidir. İlk aşamada cihazlardan ……………. Eğitim ve Araştırma Hastanesine kurulacak olan cihaz hariç olmak üzere diğer kurumlara kurulacak olan cihazlarda ve kitlerde in-situ hibridizasyon çalışma şartı aranmayacaktır. Ayrıca firma hizmet alım süresince oluşabilecek ihtiyaçlar kapsamında (toplam test sayısı içinde kalmak kaydı ile) idarece bildirilmek koşuluyla, tüm hastaneler için hastanelerce ihtiyaç duyulabilecek test kapasitesini (ihtiyaç duyulan günlük test sayısı) ve hastanenin test yapabilme kabiliyetini (immümohistokimya ve/veya insituhibridizasyon) karşılayacak şekilde cihaz, kit, antikor sağlama/kurmayı kabul ve taahhüt eder…” düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin “İmmunohistokimyasal Test Kiti Özellikleri” başlıklı C maddesinde “….10-Tam otomatik IHC-ISH boyama cihazını veren firma istenen her test için cihaza uygun detection kiti ve onun için gerekli diğer malzemeleri (bir boyama işleminin gerektirebileceği pozitif şarjlı lam, lamel, deparafinizasyon solüsyonu, yıkama solüsyonu antijen retrevıl solüsyonları, enzim, gerekli plastik aparatlar veya kapama işleminde kullanılan solüsyonlar gibi tüm araç, gereç ve malzemeyi) ücretsiz olarak bölüme vermelidir.

12-Tam otomatik cihazı veren firma aşağıdaki primer antikorları istenen test miktarında 0,1 ml veya 1ml konsantre veya kullanıma hazır ambalajlarda ücretsiz vermelidir.

Antikorlar (belirtilen test miktarına ulaşılıncaya kadar aşağıda belirtilen çeşitlilikte,  istenen miktarlarda (uygun ambalaj formlarında), istenildiği zaman verilecek, son kullanma tarihleri en az 1 yıl olacaktır, antikorlar denenerek antikorun çalıştığı görüldükten sonra teslim alınacaktır.

13-Bu sistem içinde kullanılacak olan cihazların tamamının parça dahil bakımı ihale süresince ücretsiz yapılacaktır.

14-Bölüm ihtiyacına göre antikor çeşitlerinde değişiklik 1 ay önceden bildirilmek üzere yapılabilir.

18- Aşağıdaki antikor listesine uyumlu antikor ve In-Sıtu Hibridizasyon kitleri verilecektir. Bu listede yer almayan ancak bilimsel olarak uygulanması gereken antikor ve In-  Sıtu Hibridizasyon kitleri gerektiğinde listedenmiş gibi sayılıp firmadan istenebilecektir.

DETECTİON KİTLERLE BİRLİKTE VERİLECEK ANTİKOR LİSTESİ ; …” düzenlemesi yer almaktadır.

………. İl Sağlık Müdürlüğünce gerçekleştirilen “Puan Karşılığı Patoloji Grubu Laboratuvar Cihazları Hizmeti Alımı” ihalesinde, 17.12.2025 onay tarihli ihale  Komisyonu kararı ile demonstrasyon işlemi yapılan ve başarılı sonuçlanan başvuru sahibi ……………Diagnostics Turkey Anonim Şirketi tarafından sunulan teklifinin “detection kitlerle birlikte verilecek antikorlar için Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği kapsamında teklif  erilen ÜTS kayıt bildirimleri yapılmış ürünlerin ÜTS/UBB numaralarının sunulmaması” gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıldığı anlaşılmıştır.

Başvuru sahibi tarafından itirazen şikâyete konu edilen ÜTS/UBB belgelerine ilişkin olarak, ihaleye katılım belgesinin “Sicil, İzin, Ruhsat ve Faaliyet Belgeleri” başlığında yer alan kısmının ÜTS/UBB 4531-599-00331_2025-1445640 ÜTS Listesi ve belgeleri.pdf EKAP’a yüklenen belgedir. şeklinde doldurulduğu, “4531-599-00331_2025-1445640 ÜTS Listesi ve belgeleri.pdf” uzantılı belge indirildiğinde;  https://utsuygulama.saglik.gov.tr/UTS/tibbiCihaz#/butunTibbiCihazOzetlerini Listele adresinden edinilmiş “Ürün Takip Sistemi” başlıklı Benchmark Ultra (Cihaz Platformu) BenchMark GX Boyama Modülü cihazlar ile ultraView Universal DAB Dedeksiyon Kiti, INFORM EBER (Epstein-Barr Virüsü Erken RNA), INFORM Sitoplazmatik Lambda mRNA Probu ve INFORM Kappa Probu kitine ilişkin belgelerin sunulduğu görülmüştür.

Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden yeterlik değerlendirmesi için istenecek belgelerin ve yeterlik değerlendirilmesinde aranılacak kriterlerin, idareler tarafından ihale ilanında ve idari şartnamede açıkça belirtilmesi gerektiği, İdari Şartname’nin 7’nci maddesi dışındaki maddeleri ile Teknik Şartname’de belirtilen belgelerin yeterlik kriteri olarak dikkate alınabilmesi için anılan belgelerin İdari Şartname’nin 7’nci maddesinde açıkça düzenlenmesi  gerektiği, ayrıca İdari Şartname’nin 7.5’inci maddesinde bu Şartname’nin 7’nci maddesidışında ihale dokümanında sayılan diğer belgeler ve/veya düzenlenen diğer yeterlik kriterleri tekliflerin değerlendirilmesinde dikkate alınmayacağı düzenlemesine yer verildiği anlaşılmaktadır.

Başvuru konusu ihaleye ait ihale dokümanı düzenlemeleri incelendiğinde, idarece İdari Şartname’nin 7.3.2’nci maddesinde Tıbbi Cihaz Satış, Reklam ve Tanıtım Yönetmeliği kapsamında teklif verilen ÜTS kayıt bildirimleri yapılmış ürünlerin ÜTS/UBB numaraları listesinin yeterlik kriteri olarak düzenlendiği, anılan Şartname’nin 45.1.1’nci maddesinde yüklenici firma tarafından gerçekleştirilecek işlemlere, 45.1.7’nci maddesinde Sağlık Bakanlığı Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 2025/8 Tıbbi Cihazların Planlanması ve Teminine İlişkin Usul ve Esaslar Genelgesinin “Tıbbi Cihaz Alım Esasları” başlıklı 2’nci maddesindeki ürün ve cihazlar ile cihaz tedarikçilerine ilişkin kayıt, tescil, satış yetki belgesi, uyarı sistemi takip ve kontrolleri, up-time, malzeme tanımlarına ilişkin uygulanacak iş ve işlemlere, Teknik Şartnamesi’nin C 10 maddesinde tam otomatik IHC-ISH boyama cihazını veren firmanın istenen her test için cihaza uygun detection kiti ve onun için gerekli diğer malzemeleri ücretsiz olarak bölüme vereceği ve C18 maddesinde detection kitlerle birlikte  verilecek 171 adet antikor listesine yer verildiği görülmüştür.

İhale konusu puan karşılığı patoloji grubu laboratuvar cihazları hizmeti alımı kapsamında idarece immünohistokimya ve in-situ hibridizasyon uygulamasını kesitin deparafinizasyon aşamasından başlayıp, enzim, antijen retrieval (ısı ve solüsyon etkisi ile epitop geri kazanımı) işlemi dahil olmak üzere, peroksit blok, primer antikor, detection kit aşamaları ve zıt boyaması da tamamlanmış şekilde, aynı platform üzerinde, kullanıcı müdahalesine gerek kalmadan tam otomatik olarak yapabilecek bir sistem kurulmasının istenildiği, bu sistemin cihaz, kit, antikorlardan oluştuğu, ancak idari Şartname’nin gerek 7.3.2’nci maddesinde gerekse de 7’nci maddesinin alt maddelerinde kurulacak olan bu sistemin hangi parça/parçalarına ÜTS/UBB numaralarını içeren listenin sunulması  gerektiğinin açıkça düzenlenmediği görülmüştür.

Bu kapsamda mevzuat ve bu doğrultuda düzenlenen İdari Şartname’nin 7.5’inci maddesi gereği Şartname’nin 7’nci maddesi dışında ihale dokümanında sayılan diğer yeterlik kriterlerinin tekliflerin değerlendirilmesinde dikkate alınmayacağı, Şartname’nin 7’nci  maddesinde açıkça belirtilmediği ve istenmediği sürece ihaleye teklif veren isteklilerce  antikorlara ilişkin ÜTS/UBB numaralarını içeren listenin sunulmasına gerek bulunmadığı, bu sebeple başvuru sahibinin teklifinin değerlendirme dışı bırakılamayacağından idarece tesis edilen işlemde mevzuata uyarlılık bulunmadığı ve başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu  sonucuna varılmıştır.

Patoloji Laboratuvar Hizmeti Alımı İhalesinde üts Listenin Sunulmaması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

https://www.simdata.org/

Dijitalleşme Yatırımları: Değer mi Üretiyoruz, Yoksa Modayı mı Takip Ediyoruz?

Dijitalleşme Yatırımları Değer Mi üretiyoruz, Yoksa Modayı Mı Takip Ediyoruz Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Dijitalleşme Yatırımları: Değer mi Üretiyoruz, Yoksa Modayı mı Takip Ediyoruz?

Olgar ATASEVEN

Girişimci, İş İnsanı, Yazar, Eğitimci, Konuşmacı

Dijitalleşme Yatırımları Değer Mi üretiyoruz, Yoksa Modayı Mı Takip Ediyoruz Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemGeçtiğimiz aylarda yine bir yönetim toplantısına katıldım. Ölçeği fena sayılmayacak bir şirket. Klasik savaş, maliyet, tasarruf, satış başlıklarından sonra konu oldukça netti: “Dijital dönüşüm yatırımları hızlandırılmalı ve insandan tasarruf etmeliyiz.” Bu konuda sağ olsun, IT departmanı bir çalışma yapmış, onu güzel bir sunumla paylaştı. Son 10 yıldır yöneticilerin ve patronların yüzündeki aynı ifadeyi bir kez daha gördüm. “Aslında bir şey anlamıyorum bu işlerden ama kesinlikle geç kalmamalıyız.“ Bir noktada söz alıp çok basit bir soru sordum: “Tam olarak hangi problemi çözmek istiyoruz?”

Siz o sorudan sonra tepkileri gözünüzde belki canlandırmış olabilirsiniz ama ben özetleyeyim. Önce bir kısa sessizlik. Patron sorunun muhatabı olarak kendini görmüyor. Toplantıda olanlar birbirlerine bir iki kısa bakış atıyor. Kısa bir sessizlik anından sonra mecbur IT departmanı yöneticisi yatırım gerekliliğinden bahsediyor. Sonra destekler mahiyette diğer katılımcılardan “Verimliliği artırmak”, “rekabette öne geçmek”, “daha hızlı olmak” gibi kulağa doğru gelen ama genel geçer ifadeler… O toplantıdan sonra bir kez daha şunu düşündüm: Biz gerçekten dijitalleşmek istiyor muyuz, yoksa dijitalleşiyormuş gibi mi görünmek istiyoruz? Ben de dönüp dolaşıp arada bu konuyu konuşmamız gerektiğini görüyorum.

İş dünyasında dijitalleşme, neredeyse sorgulanamaz bir doğru haline geldi. Kimse “neden” diye sormuyor. Herkes “nasıl daha hızlı yaparız”ın peşinde. Çünkü kimse geride kalmak istemiyor. Bu çok insani bir refleks. Ama şirket yönetiminde refleksle alınan kararların bedeli genellikle ağır oluyor. Eskiden şirketler yatırım yaparken daha temkinliydi. Yeni bir makine alırken aylarca fizibilite yapılır, geri dönüş hesapları detaylı incelenirdi. Bugün ise konu teknoloji olunca aynı titizliği pek göremiyorum. Çünkü teknoloji sadece bir yatırım değil, aynı zamanda bir “itibar unsuru” haline geldi. Yönetim kurullarına girenler artık şu cümleyi çok sık duyuyor: “Rakiplerimiz bu işe girmiş, bizim de yapmamız lazım.” Peki gerçekten durum böyle mi?

Teknoloji yatırımlarının en büyük yanılgısı, teknolojinin kendisinin değer ürettiği inancıdır. Oysa teknoloji, tek başına hiçbir şeydir. Değeri yaratan, onun nasıl kullanıldığıdır. Aynı yazılımı kullanan iki şirketten biri verimliliğini %20 artırırken diğeri yerinde sayabiliyorsa, sorun teknolojide değil, yaklaşımda demektir. Lütfen bu kısa paragrafı her zaman aklınızda tutun.

Bugün birçok şirkette şu paradoks yaşanıyor: Milyonlarca dolarlık sistemler kuruluyor ama günlük kararlar hâlâ eski alışkanlıklarla alınıyor. Raporlar hazırlanıyor ama kimse okumuyor. Dashboard’lar var ama kimse o veriye göre hareket etmiyor. Çünkü mesele teknoloji değil, zihniyet. Aslında işin özü çok basit. Eğer neyi çözmek istediğinizi bilmiyorsanız, hangi teknolojiyi kullanırsanız kullanın, sonuç değişmez. Hatta bazen daha da kötüleşir. Çünkü yanlış bir problemi teknolojiyle çözmeye çalışmak, hatayı büyütmekten başka bir işe yaramıyor.

O yüzden şirketlere hep şu soruları soruyorum:  “Bugün işinizde sizi en çok yavaşlatan şey ne?” “En çok nerede hata yapıyorsunuz?” “En kritik kararlarınızı neye bakarak veriyorsunuz?” Bu sorulara net cevap veremeyen bir organizasyonun dijitalleşme yatırımı yapması, navigasyonu kapalı bir arabayla hız yapmaya benziyor. Gidiyorsun ama nereye, o belli değil.

Bir de işin görünmeyen bir tarafı var. Ben buna “algı getirisi” diyorum. Bazı yatırımlar gerçekten operasyonel değer üretmek için değil, dışarıya güçlü bir mesaj vermek için yapılıyor. Daha net ifade etmem gerekirse, bir çeşit “bende de var…”  havasını atmak için yapılıyor. Şirketin yatırımcısına, müşterisine, hatta çalışanlara “Biz modern bir şirketiz, biz bu oyunun içindeyiz” demek için de yapılıyor.

Bu kötü bir şey mi? Her zaman değil. Marka algısı, özellikle rekabetin yoğun olduğu sektörlerde önemli bir faktör. Ama burada ince bir çizgi var. Eğer yaptığınız yatırımın tek çıktısı algıysa ve bu durum sürdürülebilir değilse, bir süre sonra o algı da size karşı çalışmaya başlar. Umuyorum ki bu şekilde değildir. Gerçek anlamda başarılı dijitalleşme projelerine baktığınızda ise çok farklı bir tablo görürsünüz. Bu şirketler önce teknolojiyi değil, problemi konuşur. Ne yapmak istediklerini net olarak tanımlarlar. Ölçülebilir hedefler koyarlar. Ve en önemlisi, bu süreci sadece IT departmanına bırakmazlar.

Çünkü dijitalleşme bir IT projesi değildir. Bir iş dönüşümüdür. Dolayısı ile her zaman ve her zaman ayrı bir stratejik birime, bir “Dijital Dönüşüm Ofisine” ihtiyaç vardır. Bu ofis ya da bölüm her ne derseniz deyin, burada en kritik konu insan faktörü. Belki de en çok ihmal edilen alan. Şirketler yazılıma milyonlar yatırıyor ama o yazılımı kullanacak insanlara aynı yatırımı yapmıyor. Eğitimler yüzeysel, adaptasyon süreçleri zayıf. Sonra da “sistem çalışmıyor” deniyor. Ama burada daha önemli bir konu var. Bu bölümde çalışacak kişilerin sadece IT bilmeleri yetmiyor. İş, strateji, modelleme, iş analizi gibi daha başka disiplinlerin konularına hakim olmaları gerekiyor. Dolayısı ile en yazılımlar alınsa bile sistemler dijital dönüşümü tetiklemiyor. Yine basite dönecek olursam: Dijital dönüşümün bir kültür ve strateji olmadığı yerde sistem çalışıyor fakat insanlar eski alışkanlıklarla devam ediyor. Bir yönetici bana şunu söylemişti: “Biz en iyi CRM sistemlerinden birini kurduk ama satış ekibi hâlâ Excel kullanıyor.” Bu cümle aslında birçok şeyin özeti. Çünkü insanlar, alışkanlıklarını değiştirmeden dijital dönüşüm olmuyor.

Bu noktada liderliğin rolü çok kritik. Eğer üst yönetim bu dönüşümü gerçekten sahiplenmezse, organizasyonun geri kalanının değişmesini beklemek hayal oluyor. Çalışanlar ise bir konunun samimiyetini, gerçekten planlanıp planlanmadığını çok hızlı bir şekilde anlıyor: “Bu iş gerçekten önemli mi, yoksa geçici bir heves mi?” Ve emin olun çoğu zaman doğruyu anlıyorlar.

Dijitalleşme yatırımlarında gördüğüm bir diğer hata da “büyük başlama” isteği. Şirketler her şeyi bir anda dönüştürmek istiyor. Büyük bütçeler, uzun projeler, karmaşık sistemler… Sonuç? Geciken projeler, artan maliyetler ve düşen motivasyon. Oysa daha sağlıklı bir yaklaşım var: küçük başlamak. Belirli bir problemi seçmek. Onu çözmeye odaklanmak. Hızlı sonuç almak. Öğrenmek. Gerekirse vazgeçmek. Sonra bir sonraki adıma geçmek. Bu yaklaşım hem riski azaltıyor hem de organizasyon içinde güven oluşturuyor. Çünkü başarı, emin olun ki başarısızlık kadar bulaşıcı oluyor. Bir yerde işe yarayan bir uygulama, diğer ekipler için de ilham kaynağı oluyor. İnsanlar somut sonuç gördüğünde değişime daha açık hale geliyor. Diğer taraftan büyük projelerde bu etkiyi yaratmak zor çünkü sonuçlar daha geç geliyor. Çıkmayan sonuçlar, bitmeyen neticeler, geçe gelen çıktılar, sabırları zorluyor, gerilimi artırıyor.

Bu noktada şunu net bir şekilde söyleyebilirim: Dijitalleşme artık bir tercih değil, bir zorunluluk. Ama nasıl dijitalleştiğiniz, nasıl yapay zekalaşırız gibi konular dijitalleşip dijitalleşmediğinizden ya da yapay zekayı kullanıp kullanmadığımızdan daha önemli. Eğer bu süreci sadece teknoloji yatırımı olarak görürseniz, büyük ihtimalle hayal kırıklığı yaşarsınız. Ama bunu bir öğrenme, dönüşüm ve yeniden düşünme süreci olarak ele alırsanız, o zaman gerçek değer üretmeye başlarsınız. Hele bunu gerçek anlamı ile farklı metodolojileri kullanarak bir strateji çerçevesinde yaparsanız doğru yoldan çıkma riski ile karşılaşmanız orantısal olarak azalır.

Yazının başındaki toplantıya dönersek ve benim soruma dönersek… O gün o sorunun net bir cevabı yoktu. Ama o soru, o şirket için belki de en doğru başlangıç noktasıydı. Çünkü doğru soruyu sormadan doğru cevabı bulma şansımız hiç yok. Bu sorular sadece dijitalleşme için geçerli değil. Her anlamda yönetimin bütün alanları için geçerli. Kendinize, şirketteki çalışanlarınıza şu soruyu sorun: “Biz gerçekten neyi çözmek istiyoruz?”

Eğer bu soruya dürüst bir cevap verebiliyorsanız, hangi teknolojiyi kullanmanız hangi yönetim adımını atmanız gerektiği zaten yavaş yavaş ortaya çıkar. Ama bu sorudan kaçarsanız, en iyi teknolojiler, en iyi yöneticiler bile sizi yanlış yere götürebilir. Mesele teknoloji değil. Mesele, neyi neden yaptığınızı bilmek. Ve belki de en önemlisi…Bunu kendinize dürüstçe söyleyebilmek. Ya da ilelebet susmak.

Dijitalleşme Yatırımları Değer Mi üretiyoruz, Yoksa Modayı Mı Takip Ediyoruz Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemOlgar ATASEVEN

Girişimci, İş İnsanı, Yazar, Eğitimci, Konuşmacı

olgar.ataseven@profesia.com.tr

Harcama Yönetiminde Riskler: Suistimal, Usulsüzlük ve Rüşvet

şirket Harcama Yönetiminde Riskler Suistimal, Usulsüzlük Ve Rüşvet
Eğitim: şirket Harcama Yönetiminde Riskler Suistimal, Usulsüzlük Ve Rüşvet

Yönetim Ekipleri İçin Pratik Ağırlıklı Eğitim ve Atölye Çalışması

Şirket Harcama Yönetiminde Riskler:
Suistimal, Usulsüzlük ve Rüşvet

Eğitim ve danışmanlık teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com 

DANIŞMANLIK İHTİYACI ÖRNEĞİ:

Firma Sahibi: “Nitelikli Dolandırıcılık ve Rüşvet İddiaları (C Firması)”

“Murat Hocam, açıkçası nereden başlayacağımızı bilemiyoruz ama konuyu da kendi haline bırakmak istemiyoruz. Şirket içinde bir personelimizin rüşvet aldığına dair bir duyum geldi. Elimizde henüz netleşmiş bir dosya yok; bazı konuşmalar, bazı tedarikçi ilişkileri ve birkaç şüpheli işlem var. Acele edip yanlış bir adım atmak da istemiyoruz, konuyu örtbas etmiş gibi görünmek de istemiyoruz. Hem çalışanın haklarını ihlal etmeden hem şirketi koruyarak nasıl bir yol izlememiz gerektiğini anlamaya çalışıyoruz. Bu tür bir konuda bize destek olabilir misiniz?”

Prof. Dr. Murat Erdal’ın Değerlendirmesi:

“Bu tür iddialar oldukça riskli ve hassas kurumsal konulardır. Rüşvet, usulsüzlük, çıkar çatışması, tedarikçi ilişkileri, belge inceleme, çalışan hakları, yönetsel sorumluluklar ve hukuki risk boyutları birlikte değerlendirilmelidir. Konunun yargıya taşınma ihtimali varsa, sürecin başından itibaren dikkatli, ölçülü ve kayıtlı ilerlemek gerekir.

Ön görüşmede olayın genel çerçevesini konuşur, ihtiyacınızı birlikte değerlendiririz. Uygun görürseniz çalışmanın kapsamını, yöntemini, gizlilik esaslarını ve raporlama çerçevesini netleştirerek sözleşmeli bir danışmanlık süreci başlatırız.”

Eğitim: Şirket Harcama Yönetiminde Riskler:
Suistimal, Usulsüzlük ve Rüşvet
Önleme Eğitimi

Eğitim Kapsamı: İnşaat ve altyapı projeleri, stratejik satınalma operasyonları, CAPEX, taşeron ve tedarikçi ilişkileri, bilgi işlem alımları, teknik ofis, bakım-onarım, idari işler, depo, satış ve satınalma süreçleri

Şirket harcamalarının ve paydaş ilişkilerinin olduğu her yerde risk vardır. Kritik soru şudur:

Harcama Yönetiminde Riskler Eğitimi
Şirket Harcama Yönetiminde Riskler Eğitimi

Para doğru yere mi gidiyor, yoksa şirket sessizce soyuluyor mu? Zamanında görülmeyen kontrol boşlukları ve kirli ilişkiler, bir süre sonra işten çıkarma, ticari dava, ceza dosyası, tazminat ve itibar kaybı olarak geri döner. Rüşvet iddiaları, usulsüzlük söylentileri ve itibar suikastleri şirketin enerjisini içeriden tüketir.

Amaç; usulsüzlük izlerini yakalamak, yapılan ihbarları doğru analiz etmek, ön inceleme ve soruşturma sürecini prosedüre uygun yönetmek, ihale ve sözleşme alanlarındaki riskleri fark etmek ve şirketi mahkeme süreçlerine girmeden önce önlem almaya zorlamaktır. Çünkü önlem zamanında alınmazsa, bedel daha sonra çok daha ağır ödenir.

Eğitmen: Prof. Dr. Murat ERDAL

Eğitim Süresi: 2 gün

Eğitim Planı:

  • Güvenilir Kurumsal Yapı İnşa Etmek
  • Kontrol Noktaları ve Yönetim Zafiyetleri

Pratik 1: Satın almada Suistimal ve Yolsuzluk:
Kurumsallaşma Boşlukları ve Bir Dava İncelemesi

Şüpheli İşlemleri ve Usulsüzlük İzlerini Yakalamak

Pratik 2: Giriş Kalite Kontrolde Rüşvet İddiası: Bir Dava İncelemesi

  • Erken Uyarı Sinyalleri ve Kırmızı Bayraklar
  • İhbar Hattı ve Bildirim Sürecini Yönetmek

Pratik 3: Satınalma Süreçlerinde İhbar, İç Kontrol ve Gizlilik: Bir Dava İncelemesi   

  • Ön İnceleme, Delil Toplama ve Belge İnceleme
  • Mülakat Teknikleri ve Raporlama

Pratik 4: Satınalma Yöneticisinin İhalelerde Şirketi Zarara Uğratma İddiası, Disiplin Soruşturması ve Savunma Süreci: Bir Dava İncelemesi

  • İhale ve Sözleşmelerde Riskli Alanlar
  • Tedarikçi Firma Seçimi ve Kirli İlişki Ağları

Pratik 5: Satınalma Teklifleri Sümen Altı Edilirse Ne Olur?
Pratik 6: Tedarikçinin Alacak İddiası ve Alıcının Nitelikli Dolandırıcılık Savunması: Bir Dava İncelemesi

  • Rüşvet ve Çıkar Çatışmalarını Görmek

Pratik 7: Hediye mi, Rüşvet mi? Tedarikçi İlişkilerinde Üç Şaşırtıcı Dava Örneği
Pratik 8: Satınalma Operasyonlarında Çıkar Çatışması:
Akrabalık Bağı, Geciken Aksiyonlar ve Borç–Alacak Davasına Dönüşen Risk

  • Yargı Süreçlerine Hazırlık: İş, Ticaret ve Ceza Mahkemeleri

Pratik 9: Tamiri Mümkün Makinelerin Hurda Olarak Piyasaya Satışı İddiası:
İlk Derece Mahkemesinden İstinafa Uzanan Bir Dava İncelemesi

  • Gerçek Örnekler ve Uygulamalı Çalışmalar 

Pratik 10: Vana Alımlarında % 35 Fiyat Farkı: Satınalmada Suistimal İddiaları ve Yargı Maliyeti 

Eğitim Öncesi Hazırlık: Pratik çalışmalarda kullanılacak dava dosyalarını eğitimden önce indirip inceleyiniz.

Eğitim Kategorisi: Premium 

ŞİRKETİNİZİ KORUMAK DA GELİŞTİRMEK DE SİZİN ELİNİZDE.

Harcama yönetiminde yaşanan suistimal, yolsuzluk ve rüşvet, şirketlere yalnızca doğrudan zarar vermez. Konu yargıya taşındığında; ilk derece mahkemesi, istinaf ve Yargıtay aşamalarında yıllara yayılabilen süreçler, avukatlık ücretleri, bilirkişi giderleri, yargılama masrafları, gecikme etkileri ve yönetim zamanı kaybıyla birlikte toplam maliyeti katlayarak büyütür.

Buna karşılık, zamanında alınan eğitim ve danışmanlık desteği; kurumsal yapıyı güçlendiren, olası kayıpları azaltan ve şirketi ileri taşıyan stratejik bir yatırım olarak öne çıkar.

Profesyonel rehberlik ile harcama analizlerinizi, kategori yönetiminizi ve iş akışlarınızı güçlendirebilir; kontrol noktalarını netleştirebilir, prosedürlerinizi standardize edebilir ve riskleri ortaya çıkmadan önce yönetebilirsiniz.

şirket Harcama Yönetiminde Riskler Suistimal, Usulsüzlük Ve Rüşvet
Eğitim: şirket Harcama Yönetiminde Riskler Suistimal, Usulsüzlük Ve Rüşvet

Prof. Dr. Murat ERDAL – İstanbul Üniversitesi

Murat Erdal
Murat Erdal – Tedarik Zinciri Yönetimi

Prof. Dr. Murat ERDAL, sektörel sözleşmelerde alıcı-satıcı ve taşeron ilişkilerinin sahadaki uygulamasını yakından incelemiştir. Ticaret Mahkemelerinde uzun yıllara dayanan bilirkişilik deneyimiyle, sahadaki ticari problemlerin hukuki süreçlerdeki karşılığını değerlendirmiştir. Kontrat yönetimi, ticari risklerin azaltılması ve operasyonel temas noktalarında etik dışı uygulamaların önlenmesi konularında şirketlere değer katar.

Stratejik yönetim perspektifiyle şirketlerin kritik süreçlerini görünür kılar; karar alma, kontrol ve uygulama disiplinini ölçülebilir çıktılarla destekler. Sürdürülebilir büyüme ve tedarik zinciri yönetimi alanlarındaki uzmanlığıyla şirketlere danışmanlık desteği sağlar; kurumsal gelişim programlarını uçtan uca yönetir.

Danışmanlık yaklaşımını, şirketle birlikte değer üretmeye ve kalıcı yönetim disiplini oluşturmaya odaklar.

Kitapları;

  • Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi
  • Tedarik Zinciri Yönetimi Başarı Hikayeleri
  • Entegre Lojistik Yönetimi
  • Depo Yönetimi

Anahtar Sözcükler: Harcama, Risk, Suistimal, Usulsüzlük, Rüşvet, satın alma, dava, mahkeme, işten çıkarma, hile, dolandırıcılık, para, kontrol, denetim, yargı, ticaret, alacak, tedarikçi, CAPEX, soruşturma, disiplin, hile, ihbar, ihbar hattı, eğitim, danışmanlık, davacı, davalı, temyiz, hukuk, mevzuat, menfaat, etik, denetim, süreç, satınalma, tedarik zinciri, 

İşyeri Dışında İşlediği Bir Suçtan Tutuklanan İş­çinin Sözleşmesi İşverence Feshedilirse, Kıdem Tazminatı Ödenir mi?

İşyeri Dışında İşlediği Bir Suçtan Tutuklanan İş çinin Sözleşmesi İşverence Feshedilirse, Kıdem Tazminatı ödenir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İşyeri Dışında İşlediği Bir Suçtan Tutuklanan İş­çinin Sözleşmesi İşverence Feshedilirse, Kıdem Tazminatı Ödenir mi?

Lütfi İNCİROĞLU

İşyeri Dışında İşlediği Bir Suçtan Tutuklanan İş çinin Sözleşmesi İşverence Feshedilirse, Kıdem Tazminatı ödenir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİşyeri dışında işlediği bir suç nedeni ile tutuklanan işçi­nin, işine devam edememesi hali, 4857 sayılı İş Kanunu’nun m.25/II’deki tazminatsız fesih nedenlerinden sayılmamaktadır. Böyle bir durumda, 4857 sayılı Kanunun m.25 lV’de belirtilen işçinin gözaltına alınması veya tutuklanması ile işe devamsızlı­ğın 17 nci maddesindeki bildirim süresini aşması halinde iş sözleşmesi derhal feshedilmelidir. Ayrıca, tutuklanma halinin ahlak ve iyi niyet ku­rallarına uymayan haller dışında bir durum olduğu düşünülerek kıdem tazmi­natı da ödenmelidir. Nitekim, Yargı kararlarında da tutuklamanın haklı ya da haksız oluşuna göre bir ayırıma gidilmemiştir.

Doktrinde ise, Yargıtay’ın çözüm şekline uygun düşünce serdedenler bu­lunduğu gibi, bu çözümü eleştirenler de vardır. Örneğin bir görüşe göre, Yar­gıtay’ın İş Kanunu’nun m.25/lV maddesini işçinin kusurlu olup olmadığı ayrı­mını yapmadan uygulamasına karşı çıkmakta; sözü edilen hükmün kusuruyla tutuklanan işçinin davranışına uygulanamayacağını, bu durumun bir fesih se­bebi olmayacağını, kıdem tazminatına da hak kazandıramayacağını öne sür­mektedir[1].

Doktrindeki diğer görüş sahipleri ise, yüksek mahkemenin kararları yönünde görüş belirterek işçinin kusuru dı­şında tutukluluk hali işçi bakımından bir “kusursuz ifa imkansızlığı” yarata­cağından, işçinin tutuklanması halinin İş Kanunu’nun m.25/lV bendi anlamında kabul edilmesinin isabetli olduğu yönündedir[2].

Yüksek mahkeme verdiği pek çok kararda, “tutuklanma sebebiyle vaki işe” devamsızlığın “iradi olmadığını” tutuklanan işçinin iradi olarak değil, cezaevinde bulunduğu için iradesi dışı işe devam edemediğini; işçinin ”tutuklanmasına neden olan suç kendi suçu olsa da işçinin suç işleme kastının” ceza hukuku yönünden cezalandırıldığını; bu sebeple tutuklanan işçiyi kıdem tazminatından mahrum kılmanın ikinci kez cezalandırılması an­lamına geleceğini belirterek işçinin devamsızlığının haklı bir nedene dayan­dırılmasını; böylece işverenin İş Kanunu m.25/II-g’ye göre devamsızlığa de­ğil, işverenin sözleşmeyi feshinin İş Kanunu m.25/lV’e uygun olarak feshe­dilerek kıdem tazminatının ödenmesi gerektiğini belirtmiştir[3].

Yargıtay’ın son yıllarda verdiği kararında da, “4857 sayılı Kanun’da işverenin derhal fesih hallerinin düzenlendiği 25. maddeye IV. bent eklenmek suretiyle işçinin göz altına alınması veya tutuklanması durumu özel olarak ele alınmıştır. Konu, 1475 sayılı İş Kanunu döneminde anılan kanunun 17/III. maddesi kapsamında zorlayıcı neden sayılmakta ve bir haftadan sonra işve­renin derhal fesih hakkı doğmaktaydı. 4857 sayılı Kanun’un 25/IV. madde­sinde ise bu gibi haller ayrıca düzenlenmiş ve işverenin fesih hakkının 17. maddede yazılı olan bildirim sürelerinin bitiminde ortaya çıkacağı kurala bağlanmıştır. Buna göre, tutuklanan bir işçinin tutukluluk süresi bildirim önellerini aşmadıkça, iş sözleşmesi işverence derhal feshedilemez[4].

Bildirim önellerinin sözleşme hükmü ile arttırılmış olması halinde, 4857 sayılı Kanun’un m.25/IV. maddesi uygulaması yönünden arttırılmış süre­lerin dikkate alınması gerekir. Başka bir anlatımla, işverenin derhal fesih hakkı ancak, tutukluluk süresinin arttırılmış ihbar önellerini aşması halinde ortaya çıkar. İşçinin göz altına kaldığı veya tutuklu olduğu sürenin ihbar öne­lini aşması halinde 4857 sayılı Kanun’un m.25/IV. maddesi uyarınca fesheden işverenin bildirim şartına uyma, ihbar tazminatı yükümlülükleri bulunma­makla birlikte, kıdem tazminatı ödemesi gerekir[5].

Yargıtay, işyeri dışında işlenen suçtan verilen cezanın infazı için ceza­evine girilmesi durumunda da işveren bakımından zorlayıcı sebeple (İşK m.25/III) fesih hakkının varlığını kabul etmiştir[6]. Yine, işçinin işlediği bir suç sebebiyle cezaevine girmesine dayanan devamsızlık hallerinde zorlayıcı nedene dayalı fesih yapılamayacağı ifade edilmiştir[7].

Sonuç olarak, işçinin işyeri dışında işlediği bir suçtan dolayı ceza­evine girmesi nedeniyle iş sözleşmesi işverence İş Kanunu m.25/IV uyarınca, bekleme süresi (ihbar öneli) sonunda kıdem tazminatı ödenerek feshedilmeli­dir. Nitekim Yargıtay’da “işçinin tutuklanmasına neden olan suç kendi suçu olsa da işçinin suç işleme kastının ceza hukuku yönünden cezalandırıldığını; bu sebeple işçiyi kıdem tazminatından mahrum kılmanın ikinci kez cezalandırılması an­lamına geleceğini ve işçinin devamsızlığının haklı bir nedene dayan­dırılması gerektiğini ve feshin İş Kanunu m.25/II-g’de belirtilen devamsızlığa de­ğil, m.25/lV’de belirtilen bekleme süresi sonunda feshe­dilerek kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğine hükmetmiştir”.

İşyeri Dışında İşlediği Bir Suçtan Tutuklanan İş çinin Sözleşmesi İşverence Feshedilirse, Kıdem Tazminatı ödenir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemwww.incirogludanimanlik.com sayfasında yayımlanan blog yazıları, hakemli makale formatında olmayıp bilgi verme amaçlıdır. Kesinlikle hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliğinde değildir.

 

 

Lütfi İNCİROĞLU

[1] EKONOMİ, Münir, 1984 Kararları, s.36, aynı yazar; 1991 Kararları, s.79.

[2] KUTAL, Metin, Komite 1992 Tebliğ s.60; SÜZEK, Sarper, Askı, s.115.

[3] Y9HD.21.01.1998 T., E.1997/19376, K.1998/396, Tekstil İD., Mayıs-Haziran 1998, s.14-15.

[4] Y22HD.28.03.2018 T., E.2015/29349, K.2018/8089 Legalbank.

[5] Y22.HD.25.4.2018 T., E. 2018/4756, K. 2018/9698 Legalbank.

[6] Y9.HD.25.4.2019 T., E. 2017/10423, K. 2019/9733; ÇİL, Şahin, İş Hukuku Yargıtay İlke Kararları, s.933.

[7] KAYIRGAN, Hasan, Bireysel İş Hukukunda Zorunlu ve Zorlayıcı Nedenler, İs­tanbul 2019, s.99.

İşimizde Daha İyi Olmak İçin 4 Güçlü Alışkanlık

İşimizde Daha İyi Olmak İçin 4 Güçlü Alışkanlık Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İşimizde Daha İyi Olmak İçin 4 Güçlü Alışkanlık

M. Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu

İşimizde Daha İyi Olmak İçin 4 Güçlü Alışkanlık Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemBaşarı çoğu zaman büyük sıçramaların değil, küçük fakat istikrarlı alışkanlıkların sonucudur. İş hayatında performans artışı genellikle yeni bir yöntem bulmaktan değil, doğru davranışları tekrar tekrar uygulamaktan gelir.

Davranış bilimleri alanındaki araştırmalar, günlük kararlarımızın önemli bir kısmının otomatikleşmiş alışkanlıklardan oluştuğunu gösteriyor. Yani gün içinde verdiğimiz kararların büyük bölümü bilinçli seçimler değil, yerleşmiş rutinlerdir. Bu yüzden işimizde daha iyi olmak istiyorsak önce alışkanlıklarımızı gözden geçirmemiz gerekir.

  1. Sabah Rutinine Sahip Olmak: Günü Kim Başlatıyor?

Günün ilk saatleri, zihinsel performans açısından kritik öneme sahiptir. Nörobilim araştırmaları, sabah saatlerinde prefrontal korteksin (karar verme ve planlama merkezi) daha yüksek verimle çalıştığını ortaya koyuyor. Yani günün ilk enerjisi, günün kalitesini belirler.

Sabah rutini olmayan bir gün genellikle reaktif başlar. Telefon bildirimleri, e-postalar, mesajlar… Gün başkalarının öncelikleriyle açılır. Oysa sabah rutini olan bir gün proaktif başlar.

Sabah rutini illa uzun meditasyonlar ya da saatler süren hazırlıklar olmak zorunda değildir. Önemli olan şudur:

  • Günün ilk 20–30 dakikasını bilinçli geçirmek
  • Günün 1–2 en önemli hedefini netleştirmek
  • Zihni dağılmadan önce yön tayin etmek

Araştırmalar, sabah planlaması yapan bireylerin gün sonunda daha yüksek tamamlanmış görev oranına sahip olduğunu gösteriyor. Çünkü günün yönünü baştan belirlemek, karar yorgunluğunu azaltır. Sabah rutini, günün kontrolünü ele alma alışkanlığıdır.

  1. Önceliklendirmeyi Doğru Yapmak: Her Şey Önemli Değildir

İş hayatında en büyük tuzaklardan biri şudur: Her şey önemli gibi görünür. Oysa stratejik düşünme, ayırt edebilme becerisidir. Gerçekten değer üreten işleri, sadece acil görünenlerden ayırabilmek gerekir.

Zaman yönetimi araştırmaları, çalışanların günlerinin önemli bir bölümünü düşük etkili görevlerle geçirdiğini gösteriyor. Bu durum “meşgul fakat ilerlemeyen” bir iş yaşamı yaratır.

Doğru önceliklendirme şu soruyla başlar: “Bu işi yaptığımda gerçekten ne değişecek?”

Yüksek etkili işler genellikle:

  • Uzun vadeli katkı sağlar.
  • Yetkinliği geliştirir.
  • Değer üretir.
  • Stratejik sonuç yaratır.

Düşük etkili işler ise çoğu zaman:

  • Anlık rahatlama sağlar.
  • Kolaydır.
  • Ertelemeyi gizler.

Önceliklendirme alışkanlığı geliştiren bireyler, karar yorgunluğunu azaltır ve zihinsel netlik kazanır. Çünkü hangi işe “evet” diyeceğini bilen kişi, hangi işe “hayır” diyeceğini de bilir.

  1. Kontrol ve Etki Alanına Odaklanmak: Enerjiyi Doğru Yere Harcamak

Kontrol alanı: Doğrudan değiştirebildiklerimiz.

Etki alanı: Dolaylı olarak etkileyebildiklerimiz.

Kontrol dışı alan: Üzerinde hiçbir etkimizin olmadığı konular.

Stres araştırmaları şunu gösteriyor: İnsanlar çoğu zaman enerjilerini kontrol dışı alanlara harcadıklarında tükenmişlik artıyor. Örneğin:

  • Ekonomik koşullar
  • Kurumun genel politikası
  • Başkalarının davranışları

Bunlar üzerinde sınırlı etkiye sahibiz.

Oysa kendi performansımız, öğrenme isteğimiz, iletişim biçimimiz, tepkilerimiz bunlar kontrol alanımızdadır. Kontrol alanına odaklanmak, psikolojik dayanıklılığı artırır. Çünkü birey “etki edebildiği alanı” genişletmeye başlar. Uzun vadede bu genişleme kariyer gelişimini de destekler. Enerji sınırlıdır. Doğru yere yönlendirildiğinde büyür.

  1. Geleceği Düşünmek: Sadece Bugün İçin Çalışmamak

Günlük iş yoğunluğu içinde en çok ihmal edilen alışkanlık budur: Geleceği düşünmek. Stratejik düşünme üzerine yapılan araştırmalar, uzun vadeli perspektife sahip yöneticilerin ve çalışanların daha sürdürülebilir başarı elde ettiğini gösteriyor. Çünkü kısa vadeli sorunlara boğulmak, gelişim fırsatlarını görmeyi engeller. Geleceği düşünmek şu sorularla başlar:

  • 3 yıl sonra nerede olmak istiyorum?
  • Hangi yetkinlikler değer kazanacak?
  • Bugün yaptığım iş, beni o noktaya taşıyor mu?

Gelecek odaklı bireyler öğrenmeye yatırım yapar. Yetkinlik geliştirir. Geri bildirim arar. Uzun vadeli değer üretir. Bu alışkanlık, işimizi sadece “yapmak” değil, bilinçli şekilde inşa etmek demektir.

Sonuç: Başarı Büyük Hamlelerden Değil, Tutarlı Alışkanlıklardan Gelir

  • Sabah rutini ile günü yönetmek.
  • Önceliklendirme ile odağı netleştirmek.
  • Kontrol alanına yönelerek enerjiyi korumak.
  • Geleceği düşünerek stratejik hareket etmek.

Bu dört alışkanlık bir araya geldiğinde, performans tesadüf olmaktan çıkar. İşimizi daha iyi yapmak için mucize yöntemlere ihtiyacımız yok. İhtiyacımız olan şey, bilinçli tekrar ve istikrardır.

Çünkü alışkanlıklarımız, geleceğimizi inşa eder.

 

İşimizde Daha İyi Olmak İçin 4 Güçlü Alışkanlık Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemM. Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu

efsun@indus.com.tr

https://www.linkedin.com/in/efsunyukseltunc/

Instagram @indusefsun

www.efsunyuksel.com

Dijital Çağda Aile ve İnsan

Dijital çağda Aile Ve İnsan Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Dijital Çağda Aile ve İnsan

Şerafettin YILDIZ / Instagram: @serafettinyildiz

Dijital çağda Aile Ve İnsan Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemYakın zamanda ülkemizde kullanılmaya başlayan 5G sistemi ile dijitalde oldukça hız kazandık. Peki bu hızlı dijital çağda, aile ilişkilerinizin hızı ne durumda?

Aynı evin içinde, aynı odada, aynı sofrada ama bambaşka dünyalarda yaşayan insanlar haline geldik. Bir zamanlar akşam yemekleri sohbetle uzar, televizyon bile ikinci planda kalırdı. Şimdi ise herkesin elinde bir ekran, gözler başka yerde, zihinler başka bir âlemde. Kalabalıklaştık, ama yakınlaşamadık.

Dijitalleşme hayatımızı kolaylaştırdı; buna kimse itiraz edemez. Mesafeleri kısalttı, bilgiye ulaşımı hızlandırdı, iletişimi anlık hale getirdi. Ancak bir şeyi de sessizce elimizden aldı: Gerçek temasın sıcaklığını.

Aile, sadece aynı çatı altında yaşamak değildir; aynı duyguda buluşabilmektir. Oysa bugün aynı evde yaşayan bireyler, birbirlerinin hayatına tanık olmaktan giderek uzaklaşıyor. Anne-baba çocukla aynı ortamda ama farklı ekranlarda, farklı gündemlerde. Paylaşılan zaman var, ama paylaşılan hayat giderek azalıyor.

Yalnızlık artık fiziksel bir durum değil; duygusal bir gerçeklik. Sosyal medyada yüzlerce “arkadaş”ı olan bir insanın, içini dökebileceği tek bir kişiyi bulamaması tesadüf değil. Çünkü dijital dünya bize bağlantı sunuyor, ama bağ kurmayı öğretmiyor.

Daha da düşündürücü olan şu: İnsan, kendine bile yabancılaşıyor. Sürekli akan içerikler, bitmeyen bildirimler, durmadan beynimizin içinde yerleşen dijital bir kalabalık. Tüm bunların içinde insan, kendi iç sesini duyamaz hale geliyor. Oysa insan olmak, biraz da durabilmek, düşünebilmek, hissedebilmektir.

Aile yapısı da bu dönüşümden payını alıyor. Sabır azaldı, tahammül daraldı, ilişkiler hızlandı ama derinlik kayboldu. Birbirini anlamak yerine hızlıca bitirilen ilişkiler, kolayca vazgeçilen aile bağları ortaya çıktı. Çünkü dijital çağ, bize yalnıza kendimizi düşünmeyi öğretti.

Peki çözüm ne?

Belki de ilk adım, teknolojiyi hayatımızın merkezinden biraz olsun çekebilmek. Aynı sofrada gerçekten birlikte olmak, bir çocuğun gözlerine bakarak onu dinlemek, bir büyüğün tavsiyesine uymak. Küçük gibi görünen ama insanı insan yapan davranışlar.

Unutmamak gerekir ki aile, bir ekranın içine sığmayacak kadar derin bir bağdır. Sevgi, bir “beğeni” ile ölçülemez; ilgi, bir mesajla tamamlanamaz.

Dijital çağda Aile Ve İnsan Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemBugün en büyük ihtiyacımız daha hızlı internet değil; daha derin ilişkiler. Daha fazla takipçi değil; daha fazla anlayış. Daha çok bağlantı değil; daha gerçek bağlar. Kalabalıklar içinde yalnızlaşmamak için, önce birbirimize dönmemiz gerekiyor. Çünkü insan, en çok insana iyi gelir ve aile her şeyden önemlidir.

Şerafettin YILDIZ / Instagram: @serafettinyildiz

GEO: Üretken Yapay Zekâ Çağında “Bilgi Kazanımı” ve Stratejik Görünürlük

Geo üretken Yapay Zekâ çağında Bilgi Kazanımı Ve Stratejik Görünürlük Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

GEO: Üretken Yapay Zekâ Çağında “Bilgi Kazanımı” ve Stratejik Görünürlük

Dr. Ahmet TUZCUOĞLUGeo üretken Yapay Zekâ çağında Bilgi Kazanımı Ve Stratejik Görünürlük Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

atuzcuoglu@istanbul.edu.tr

Mart yazımızda, pazarlamada yapay zekânın “hızlı içerik üretimi” evresinden çıkıp karar alan, çok adımlı işleri yürüten ve sonuçlara göre kendini ayarlayan agentic operasyon katmanına geçtiğini; bunun da satınalma açısından “kampanya değil, iş akışı” satın almak anlamına geldiğini tartışmıştık. Aynı yazıda SEO’nun yerini AEO’nun (Answer Engine Optimization) almaya başladığını; görünürlüğün tıklama ekonomisinden cevap ekonomisine kaydığını vurgulamıştık.

2026 itibarıyla dijital görünürlük, arama sonuç listesinden (SERP) hızla cevap katmanına ve üretken motorların içerik sentezlediği bir katmana kayıyor. Bu yüzden AEO (Cevap Motoru Optimizasyonu) bir geçiş köprüsüyse, GEO (Generative Engine Optimization – Üretken Motor) artık varış noktasıdır: Yalnızca bulunmak değil, sentezlenen bilginin içinde vazgeçilmez referans olmak esastır.

Neden Şimdi: “Ajan”ların Yükselişi

Arama davranışındaki kayma artık bir öngörü değil, tescilli bir istatistiktir. Üç temel işaret, stratejimizi neden güncellememiz gerektiğini kanıtlıyor:

  • Geleneksel Aramanın Daralması: Gartner (2024), AI sohbet botlarının pazardan pay almasıyla geleneksel arama hacminde %25’lik bir düşüş öngörüyor.
  • Cevap Katmanının Ölçeklenmesi: Comscore (2025) verilerine göre, AI asistanları masaüstü kullanıcılarının %36’sına ulaşmış durumda ve Google aramalarının %30’undan fazlasında “AI Overview” (Yapay Zekâ Özeti) görünüyor.
  • Ajan Trafiği Patlaması: HUMAN Security (2026) raporu, 2025 yılında “agentic browser” (ajan odaklı tarayıcı) trafiğinin tam %7.851 oranında büyüdüğünü raporluyor.

Artık web’deki “kullanıcılar” sadece insanlar değil, bizim adımıza araştırma yapan otonom ajanlardır. Bu veri, pazarlama görünürlüğünün yanında veri erişimi, scraping (kazıma), içerik hakları ve güvenlik konularını da masaya getiriyor.

Arama Değil, Sentez Çağı: GEO Neden AEO’dan Farklı?

AEO’nun odağı, “cevap motorunun ürettiği yanıt içinde yer almak”, mümkünse alıntılanmak ve kısa listeye girmektir. GEO ise bir üst katmanda oynar: Üretken motorlar, bir konu hakkında yanıt üretirken yalnızca bir sayfayı seçmez; birçok kaynağı kıyaslar, birleştirir ve yeniden yazar. Bu sistemler açısından asıl değer, internette zaten tekrar edilen bilgi değil; senteze yeni ve doğrulanabilir katkı yapan bilgidir.

İş dünyası diline çevirirsek:

  • SEO: “Bulun ve tık al.”
  • AEO: “Cevapta görün ve referans ol.”
  • GEO: “Sentezin içinde vazgeçilmez kanıt/otorite ol.”

Gartner’ın (2025) öngördüğü üzere, geleneksel arama hacmindeki düşüş sürerken, kullanıcılar artık linklere tıklamak yerine yapay zekânın sunduğu kapsamlı analiz özetlerini tüketiyor. GEO, tam bu noktada devreye girer. Bir AI modeli (ChatGPT, Claude veya Google Gemini) bir konu hakkında sentez yaparken, mevcut internet verilerini sadece taramaz; onları birbiriyle kıyaslar ve en yüksek “Bilgi Kazanımı” (Information Gain) sunan kaynağı merkeze alır.

  • AEO: “En verimli lojistik rotası nedir?” sorusuna doğrudan cevap verir.
  • GEO: “2026 küresel tedarik zinciri krizinde maliyetleri düşürmek için hangi stratejiler uygulanmalı?” sorusuna yanıt üretirken; markanızın sunduğu özgün vaka analizlerini, ham verileri ve henüz başka yerde yayınlanmamış stratejik içgörüleri sentezinin içine katar.

GEO’nun Kalbi: “Bilgi Kazanımı”

GEO’yu AEO’dan ayıran en kritik fark, optimizasyonun hedefidir. AEO, “soruya cevap” yüzeyinde yer almaya odaklanırken; GEO, içeriğin üretken motorun sentezinde “kullanılabilir temel bileşen” haline gelmesini hedefler.

2026 itibarıyla dijital pazarlamanın en kritik metriği “tıklama oranı” (CTR) değil, Bilgi Kazanımı’dır. Google’ın patentlediği ve AI modellerinin temel aldığı bu kavram; bir içeriğin, internetteki mevcut diğer içeriklerden farklı olarak ne kadar “yeni ve değerli bilgi” sunduğunu ölçer.

Eğer içeriğiniz internetteki diğer binlerce sayfanın tekrarıysa, yapay zekâ sizi sentezine dahil etmez. Ancak kurumunuzun sahip olduğu;

  • Gerçek saha verileri,
  • Özgün satınalma parametreleri,
  • Sektörel derinlik içeren teknik incelemeler, AI motorları için “yüksek değerli girdi” niteliğindedir.

GEO stratejisi, bu özgün bilgiyi makinelerin en kolay algılayabileceği formatta sunma sanatıdır.

Satınalma ve Tedarik Zinciri İçin GEO’nun Önemi

Satınalma profesyonelleri için GEO, sadece bir pazarlama terimi değil, bir risk ve güven endeksidir. Kurumsal AI ajanları, bir tedarikçi listesi oluştururken sadece “web sitesi olan” şirketleri değil, dijital dünyada “fikir önderliği ve veri doğruluğu” tescillenmiş yapıları önceliklendirir.

Tablo: SEO, AEO ve GEO Arasındaki Stratejik Farklar

Özellik SEO AEO GEO
Odak Noktası Anahtar Kelimeler Doğrudan Cevaplar Sentez ve Otorite
Ekonomi Tıklama Ekonomisi Cevap Ekonomisi Bilgi Kazanımı Ekonomisi
Temel Mekanizma Link İnşası (Backlink) Yapılandırılmış Veri (Schema) Bilgi Kazanımı
İçerik Rolü Blog Yazısı Soru-Cevap Seti Kanıt Deposu
Kullanıcı Amacı Bilgi Edinme / Gezinme Hızlı Çözüm Bulma Karar Verme ve Analiz
Başarı Göstergesi SERP Sıralaması Cevap Kutusunda Yer Alma AI Sentezinde Referans Olma
Satınalma Etkisi Marka Bilinirliği Tedarikçi Keşfi Güven ve Tercih Edilebilirlik

 

GEO Dönüşümü: 6 Aşamalı Stratejik Uygulama Planı

  1. Stratejik Altyapı ve Karar Setleri: İçeriğinizi sadece pazarlama sorularına göre değil; RFP soruları, uyum kriterleri ve TCO/ROI beklentilerine göre yeniden haritalayın. Kurumsal E-E-A-T (Deneyim, Uzmanlık, Otorite, Güvenilirlik) sinyallerini teknik incelemeler ve uzman profilleriyle derinleştirin.
  2. Bilgi Mimarisi ve Varlık Yapılandırma: Ürün ve sertifika gibi varlıkları Schema ile işaretleyin. Gizlilik standartlarını koruyarak anonimleştirilmiş veri setleri ve sektörel benchmark’lar yayınlayın.
  3. “Kanıt Temelli” İçerik Üretimi: Süslü iddiaları terk edip, AI’ın doğrulayabileceği şeffaf bir yazım formatına geçin. İçeriği modüler tasarlayarak (üstte net cevap, altta kanıt) üretken motorların sizi alıntılamasını kolaylaştırın.
  4. Teknik Erişim ve Veri Politikası: AI botlarının ve ajanların sitenizdeki davranışlarını düzenleyen bir veri politikası oluşturun. İçeriklerinize sürüm numarası ve tarih damgası ekleyerek güncelliği tescilleyin.
  5. Yönetişim ve SLA: Yanlış bilginin itibar riskini “güncellik taahhüdü” ile yönetin. İş ortaklarınızı denetim izi ve kanıt içeriği kapasitesi üzerinden seçin.
  6. Yeni Nesil Metrikler: Başarıyı tıklamalarla değil; AI yanıtlarında marka anılma oranı, alıntılanma yüzdesi ve AI kaynaklı gelen trafiğin dönüşüm kalitesi ile ölçün.

Sonuç Olarak;

AEO ile konuşmayı öğrendik, GEO ile ise ne söylememiz gerektiğini ve nasıl fark oluşturabileceğimizi tasarlıyoruz. Ancak unutulmamalıdır ki, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, yapay zekânın sentezleyebileceği o “özgün bilgiyi” üreten tek kaynak hala insanın farklı vizyonu ve deneyimidir. 2026’da kazananlar, yapay zekâyı sadece bir araç olarak kullananlar değil, ona dünyanın en değerli varlığını, yani “yeni ve doğru bilgiyi” sistematik olarak besleyenler olacaktır.

Pazarlama operasyonu artık bir “vitrin tasarımı” değil, bir “bilgi madenciliği” sürecidir. Kendi özgün verisini üretemeyen, başkalarının bilgilerini yeniden paketleyen şirketler, yapay zekânın sentez katmanında kaybolmaya mahkûmdur. Satınalma yöneticileri ise, tedarikçi seçiminde GEO skoru yüksek, yani dijital dünyada bilgisiyle otorite kurmuş yapıları tercih ederek operasyonel risklerini minimize edecektir.

Bu yazının ana mesajı nettir: Tıklama değil kanıt; sıralama değil sentez; içerik değil bilgi kazanımı. AI Overviews’un 1,5 milyardan fazla kullanıcıya ulaşması (Google, 2025) ve ajan trafiğinin devasa büyümesi, GEO’yu bir seçenek olmaktan çıkarıp bir standart haline getiriyor. Gelecek, yapay zekânın sentezlediği bu yeni dünyada sadece “cevap veren”lerin değil, o cevabın içindeki en güvenilir “bilgi kaynağı” olmayı başaranların olacaktır.

Geo üretken Yapay Zekâ çağında Bilgi Kazanımı Ve Stratejik Görünürlük Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemDr. Ahmet TUZCUOĞLU

atuzcuoglu@istanbul.edu.tr

 

 

 

 

Kaynakça

  1. (2025, December 8). Comscore releases 2025 AI Intelligence Report: Establishing new benchmarks for generative AI adoption and influence [Press release]. https://www.comscore.com/Insights/Press-Releases/2025/10/Comscore-Releases-2025-AI-Intelligence-Report
  2. (2024, February 19). Gartner predicts search engine volume will drop 25% by 2026, due to AI chatbots and other virtual agents [Press release]. https://www.gartner.com/en/newsroom/press-releases/2024-02-19-gartner-predicts-search-engine-volume-will-drop-25-percent-by-2026-due-to-ai-chatbots-and-other-virtual-agents
  3. (2025, June 25). Gartner predicts over 40% of agentic AI projects will be canceled by end of 2027 [Press release]. https://www.gartner.com/en/newsroom/press-releases/2025-06-25-gartner-predicts-over-40-percent-of-agentic-ai-projects-will-be-canceled-by-end-of-2027
  4. (2025, May). AI Overviews and AI Mode in Search [PDF]. https://search.google/pdf/google-about-AI-overviews-AI-Mode.pdf
  5. Google Search Central. (n.d.). AI features and your website. Retrieved April 7, 2026, from https://developers.google.com/search/docs/appearance/ai-features
  6. Google LLC. (2020, November 5). Contextual estimation of link information gain (U.S. Patent Application Publication No. US20200349181A1). U.S. Patent and Trademark Office. https://patents.google.com/patent/US20200349181A1/en
  7. HUMAN Security. (2026). The 2026 State of AI traffic & cyberthreat benchmark report: AI, agents, bots, and the new threat landscape. https://humansecurity.com/learn/resources/2026-state-of-ai-traffic-cyberthreat-benchmarks/

Laboratuvar Hizmet İhalesinde İlk Oturum İşleminin İhale Günü Yapılmaması?

Laboratuvar Hizmet İhalesinde İlk Oturum İşleminin İhale Günü Yapılmaması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Laboratuvar Hizmet İhalesinde İlk Oturum İşleminin İhale Günü Yapılmaması?

Mehmet ATASEVER

Laboratuvar Hizmet İhalesinde İlk Oturum İşleminin İhale Günü Yapılmaması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; İhale mevzuatı uyarınca, ihalenin yaklaşık maliyeti ve isteklilerce verilen teklif tutarlarının; ihale günü en geç mesai bitimine kadar isteklilere bildirilmesi gerektiği, mevcut ihalenin ihale gününün İdari Şartname’de 08.12.2025 ihale saati saat 16.00 olarak belirtilmesine rağmen, tekliflerin açılmasına ilişkin tutanağın taraflarına 11.12.2025 tarihinde tebliğ edildiği, tutanak üzerinde, tutanağın ihaleden sonraki gün olan 09.12.2025 tarihinde mesai saati sonrası saat 21.09 tarihinde düzenlendiğinin gözüktüğü, bu sürecin hukuka aykırı olduğu iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Temel ilkeler” başlıklı 5’inci maddesinde “İdareler, bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumludur…” hükmü, Anılan Kanun’un “Tekliflerin alınması ve açılması” başlıklı 36’ncı maddesinde

Teklifler ihale dokümanında belirtilen ihale saatine kadar idareye verilir. İhale  komisyonunca ihale dokümanında belirtilen saatte kaç teklif verilmiş olduğu bir tutanakla tespit edilerek, hazır bulunanlara duyurulur ve hemen ihaleye başlanır. İhale komisyonu teklif zarflarını alınış sırasına göre inceler. 30 uncu maddenin birinci fıkrasına uygun olmayan zarflar bir tutanak ile belirlenerek değerlendirmeye alınmaz. Zarflar isteklilerle birlikte hazır bulunanlar önünde alınış sırasına göre açılır.

İsteklilerin belgelerinin eksik olup olmadığı ve teklif mektubu ile geçici teminatlarının usulüne uygun olup olmadığı kontrol edilir. Belgeleri eksik veya teklif mektubu ile geçici teminatı usulüne uygun olmayan istekliler tutanakla tespit edilir. İstekliler ile teklif fiyatları ve yaklaşık maliyet tutarı açıklanır. Bu işlemlere ilişkin hazırlanan tutanak ihale komisyonunca imzalanır. Bu aşamada; hiçbir teklifin reddine veya kabulüne karar verilmez, teklifi oluşturan belgeler düzeltilemez ve tamamlanamaz. Teklifler ihale komisyonunca hemen değerlendirilmek üzere oturum kapatılır.” hükmü,

Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Başvuruların ve tekliflerin alınması, açılması ve belgelerdeki bilgi eksikliklerinin tamamlatılması” başlıklı 56’ncı maddesinde “(1) Ön yeterlik ve yeterlik başvuruları ile tekliflerin alınması ve açılmasına ilişkin işlemler; Kanun, bu Yönetmelik, EKAP Yönetmeliği ve tip şartnamelerde belirtilen hükümler çerçevesinde e-formlar kullanılarak gerçekleştirilir.” hükmü,

Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliği’nin “EKAP üzerinden gerçekleştirilecek iş ve işlemler” başlıklı 6’ncı maddesinde “(10) Kamu alımı süreçlerinde, şekli ve içeriği Kurum tarafından belirlenerek Kurumun resmi internet sayfasında yayımlanan e-formlar kullanılır.” hükmü,

Anılan Kanun’un “Tebligatlara ilişkin esaslar” başlıklı 7’nci maddesinde “(1) Tebligat, iş günlerinde ve 09.00-18.00 saatleri arasında (yarım mesai günlerinde 09.00-13.00) yapılır. Bu süreler dışında gönderilen tebligatlar, kaydedildiği tarihi takip eden ilk iş günü içinde ilgililerin EKAP’ta yer alan bildirim kutusuna ulaştırılır. Tebligatın ilgililerin bildirim kutusuna ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır….” hükmü,

Aynı Yönetmelik’in “Başvuru ve/veya tekliflerin açılması” başlıklı 11’inci maddesinde “(1) Teklifler, ihale komisyonu tarafından ihale tarih ve saatinde EKAP’ta açılır.

Yaklaşık maliyet tutarı ile teklif verenler ve teklif fiyatları isteklilerin erişimine açılır. Bu aşamada, isteklilerin geçici teminatlarının uygun olup olmadığı, EKAP üzerinden yapılan sorgulamalara göre; ihale tarihi itibarıyla ihalelere katılmaktan yasaklı olup olmadığı ile kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığı kontrol edilir.

….

(2) Birinci fıkra kapsamında yapılan işlemlere ilişkin hususlar ile yaklaşık maliyet tutarı, teklif verenler ile teklif fiyatları ve varsa açılamayan teklifler tutanağa bağlanır ve bu tutanak isteklilere bildirilir…” hükmü,

İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde “2.1. İhale konusu işin/alımın;

a) Adı: 4 Kalem Puan Sonuç Karşılığı Laboratuvar Hizmet Alımı…” düzenlemesi, Anılan Şartname’nin “İhaleye ilişkin bilgiler” başlıklı 3’üncü maddesinde “3.1.

a) İhale kayıt numarası: …………..

b) İhale usulü: Açık ihale usulü

c) İhale tarihi ve saati: 08.12.2025

Saat: 16:00

ç) İhalenin yapılacağı (e-tekliflerin açılacağı) adres: ………. İl Sağlık Müdürlüğü

3.2. Teklifler, ihale saatine kadar EKAP üzerinden e-teklif olarak gönderilir. İhale saatine kadar gönderilmeyen teklifler değerlendirmeye alınmaz.” düzenlemesi,

Aynı Şartname’nin “Tekliflerin açılması ve değerlendirilmesi” başlıklı 29’uncu maddesinde “29.1. Teklifler, ihale komisyonu tarafından ihale tarih ve saatinde EKAP’ta açılır. Yaklaşık maliyet tutarı ile teklif verenler ve teklif fiyatları isteklilerin erişimine açılır.

29.2. Bu aşamada, isteklilerin geçici teminatlarının uygun olup olmadığı ve EKAP üzerinden yapılan sorgulamalara göre; ihale tarihi itibarıyla ihalelere katılmaktan yasaklı olup olmadığı ile kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığı kontrol edilir. Yabancı isteklilerin; ihale tarihi itibarıyla kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığına yönelik kontrol Türkiye’deki borçları yönünden yapılır, kendi ülkelerinin mevzuat hükümleri uyarınca kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığına ilişkin kontrol ise sözleşmenin imzalanması aşamasında gerçekleştirilir. İlgisine göre yaklaşık maliyet tutarı, teklif verenler, teklif fiyatları ve açılamayan teklifler ile yapılan diğer işlemlere ilişkin hususlar tutanağa bağlanır ve bu tutanak isteklilere bildirilir.

29.3. Teklifler açıldıktan sonra 29.2 nci madde kapsamında uygun bulunmayan teklifler değerlendirme dışı bırakılır…” düzenlemesi yer almaktadır.

İdarece gönderilen ihale işlem dosyasının incelenmesi neticesinde; İhale tarihinin 08.12.2025, saatinin ise 16:00 olduğu,

İdare tarafından başvuru sahibi …….Laboratuvar Kimyevi Maddeler Medikal Ürünler ve Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne EKAP üzerinden 10.12.2025 tarih ve 21:52:25’te bir bildirim gönderildiği, söz konusu bildirimin anılan istekliye 11.12.2025 tarih ve 09:00:00’da tebliğ edildiği, bildirim detayına tıklandığında “Tekliflerin açılmasına ilişkin tutanak” konulu, “EKAP Üzerinden Tebliğ Tarihi” satırının karşısında 10.12.2025 tarihi yazılı olan ve “08.12.2025 tarihinde yapılan 4 Kalem Puan Sonuç Karşılığı Laboratuvar ihalesine sunmuş olduğunuz teklifinize ilişkin olarak, EKAP Yönetmeliğinin 11 inci maddesi kapsamında tespit edilen hususlar ekteki tutanakta yer almaktadır.” ifadelerinin yer aldığı belge ile karşılaşıldığı, belgeye ait ek dosya açıldığında ise “KİK017 Tekliflerin Açılmasına İlişkin Tutanak”a erişildiği, bu tutanak üzerinde de “Tekliflerin Açıldığı Tarihin 08.12.2025, Pazartesi günü ve Saat 16:14”, “Tutanağın Düzenlendiği Tarihin ve Saatin ise 09.12.2025, Salı günü, saat: 21:09” olduğu bilgisinin yer aldığı,

Ayrıca idarece başvuru sahibine tebliğ edilmeyen “Standart Form ─ KİK016.1/EKAP Teklif Edilen Fiyatlar ve Yaklaşık Maliyetin Açıklanmasına İlişkin Tutanak”ın 10.12.2025 Çarşamba günü, saat: 21:52’de doldurulduğu anlaşılmıştır.

4734 sayılı Kanun’un 36’ncı maddesinde, ihale komisyonunun, ihale dokümanında belirtilen saatte kaç teklif verilmiş olduğunu bir tutanakla tespit edilerek, hazır bulunanlara duyuracağı ve hemen ihaleye başlayacağı, istekliler ile teklif fiyatları ve yaklaşık maliyet tutarını açıklanacağı ve bu işlemlere ilişkin hazırlanan tutanağın ihale komisyonunca imzalanacağı hüküm altına alınmıştır.

Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama  Yönetmeliği’nin 11’nci maddesinde tekliflerin, ihale komisyonu tarafından ihale tarih ve saatinde EKAP’ta açılacağı, isteklilerin geçici teminatlarının uygun olup olmadığı, ihale tarihi itibarıyla ihalelere katılmaktan yasaklı olup olmadığı ile kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığı hususları ile yaklaşık maliyet tutarı, teklif verenler ile teklif fiyatları ve varsa açılamayan tekliflerin tutanağa bağlanacağı ve bu tutanağın isteklilere bildirileceği hüküm altına alınmıştır.

İlk oturuma ilişkin bilgilerin doldurulduğu “Standart Form ─ KİK016.1/EKAP Teklif Edilen Fiyatlar ve Yaklaşık Maliyetin Açıklanmasına İlişkin Tutanak” 18.5.2024 tarihi itibarıyla yürüklükten kaldırılmış olup, söz konusu tutanağın yerini, e-formların belirlenmesi konulu, 18.07.2024 tarih ve 2024/DK.D-133 sayılı Kurul kararı ile “KİK017 Tekliflerin Açılmasına İlişkin Tutanak” ile “KİK018 Tekliflerin Açılmasına İlişkin Tutanağın Tebliği” eformu almıştır.

Başvuruya konu ihalede iddia konusu husus, Tekliflerin Açılmasına İlişkin Tutanak’ın idarece gönderilen belgelerden de anlaşıldığı üzere ihalenin ilk oturumu olan 08.12.2025’te tebliğ edilmemesidir.

Bu konu ile ilgili olarak 20.01.2026 tarihli ve 5282 sayılı Kurum yazısı ile idareden “1) Tekliflerin neden ihale saati olan 16:00’da açılmadığı,

2) Tekliflerin açıldığı 08.12.2025 Pazartesi tarih saat 16:14 ile başvuru sahibine 11.12.2025 Perşembe tarihinde tebliğ edilen KİK017 Tekliflerin Açılmasına İlişkin Tutanağın gönderilmesine geçen sürede yapılan işlemlerin neler olduğu, bu süre boyunca EKAP sistemi kaynaklı bir sorunun idarenizce yaşanıp yaşanmadığı,

3) KİK017 Tekliflerin Açılmasına İlişkin Tutanağın Düzenlendiği tarih 09.12.2025 Salı saat 21:09 olduğu halde, neden tebligatın 11.12.2025 Perşembe tarihinde yapıldığı 4) 08.12.2025 Pazartesi günü saat 16:14’de açılan tekliflere ilişkin “Teklif Edilen Fiyatlar ve Yaklaşık Maliyetin Açıklanmasına İlişkin Tutanak”ın hazırlanmasının neden 10.12.2025 Çarşamba saat: 21:52’e kadar geciktiği,

5) Yürürlükten kaldırılan “Teklif Edilen Fiyatlar ve Yaklaşık Maliyetin Açıklanmasına İlişkin Tutanak”ın neden doldurulduğu,”na ilişkin bilgi talep edilmiştir.

Görevleri arasında Elektronik Kamu Alımları Platformunun işletilmesi ile ihale sürecinde bilgi teknolojilerinin kullanımına ilişkin işlemleri yürütmek olması nedeniyle Elektronik İhale Dairesi Başkanlığından da 20.01.2026 tarihli ve 87846 sayılı yazı ile “1) İdarece tekliflerin hangi gün ve saatte açıldığı,

2) Tekliflerin açıldığı tarih ve saat ile 10.12.2025 tarihli Tekliflerin açılmasına ilişkin tutanak konulu belgenin başvuru sahibi …………. Laboratuvar Kimyevi Maddeler Medikal Ürünler ve Sağlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ne bildirim tarihi olan 11.12.2025 arasında idarece gerçekleştirilen işlemlerin neler olduğu (kronolojik olarak saat bilgisiyle beraber belirtilmesi)

3) İdarece tekliflerin açıldığı tarih ve saat ile ilk oturumun kapatıldığı tarih ve saat arasında geçen süre zarfında Ekap sisteminde ilk 2 soruda bilgi istenen işlemleri etkileyen herhangi bir sorunun olup olmadığı,

4) EKAP sisteminde yürürlükten kaldırılan “Standart Form ─ KİK016.1/EKAP Teklif Edilen Fiyatlar ve Yaklaşık Maliyetin Açıklanmasına İlişkin Tutanak”ın idarenin doldurulması gereken tutanaklar arasında görünüp görünmediği, görünüyor ise ilk oturumun bu tutanak doldurulmadan kapanıp kapanmadığı”na ilişkin bilgi talep edilmiştir.

İdarece 22.01.2026 tarihli ve 302523581 sayılı yazı ile “Müdürlüğümüzce yapılan “4 Kalem Puan Sonuç Karşılığı Laboratuvar” hizmet alımı ihalesinde ihalenin ilk oturumu açılıktan sonra Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliği’nin 11’nci maddesi uyarınca; teklifler sistem yoğunluğu nedeni ile saat 16:14’te açılmıştır.

Teklifler açıldıktan sonra Tablodaki sorgu sonuçlarının cevaplanması beklenmiş ve tüm katılımcılar için sorgulama sonuçlandıktan sonra e-imza aşamasına geçilmiştir. Tablodaki SGK Borcu ve Vergi Borcu için sorgulama sonuçları sistem üzerinden arada kontrol edilmiş ve tüm katılımcılar için sorguların sonuçlanması beklenmiştir. Sorgu sonuçları  tamamlandıktan sonra e-imza işlemleri tamamlanmış ve ilk oturum sonuçlandırılmıştır.” şeklinde cevap verilmiştir.

Elektronik İhale Dairesi Başkanlığınca ise 26.01.2025 tarihli ve 88318 sayılı yazı ile

“1) İdarece teklifler 08.12.2025 tarihi 16.14 saatinde açılmıştır.

2) Ekap veri tabanında yapılan işlemlerin log kayıtları idare genelinde tutulmamakta olup, spesifik işlemlere ilişkin tablolar halinde tutulmakta olduğundan idarenin tüm kullanıcıların tüm işlemlerinin log kayıtlarının çıkarılması gibi bir uygulama bulunmamaktadır.

3) İdarece tekliflerin açıldığı tarih olan 08.12.2025 tarihi ile ilk oturumun kapatıldığı tarih olan 10.12.2025 tarihi arasında 09.12.2025-10.12.2025 tarihlerinde EKAP’a erişim problem yaşanmış ve ihaleler ötelenmiştir.

4) Ekap sisteminde yürürlükten kaldırılan “Standart Form KİK016.1/EKAP Teklif Edilen Fiyatlar ve Yaklaşık Maliyetin Açıklanmasına İlişkin Tutanak” ilan tarihi 01.08.2025 sonrası olan elektronik ihalelerde idarece doldurulması gereken tutanaklar arasında yer almamaktadır. Ekap sisteminde ilk oturum işlemleri “Tekliflerin Açılmasına İlişkin Tutanak”ın oluşturularak ihale komisyonu üyeleri tarafından Ekap üzerinden e-imza ile imzalanması işlemlerini kapsamaktadır.” şeklinde cevap verilmiştir.

6 kısımdan oluşan ihalede, başvuru sahibinin teklif verdiği “Puan Sonuç Karşılığı Tam  Otomatize Elisa Cihazı Laboratuvar Hizmet Alımı” ile “Teknik Servis Personeli (TamOtomatize Elisa Cihazı Laboratuvar Hizmet Alımı) (Brüt asgari ücretin %40 fazlası)” kısımlarında ihale sürecinin 4734 sayılı Kanun’un temel ilkelerine uygun gerçekleştirmekle yükümlü olan idarelerin ihalenin ilk oturumu olan 08.12.2025 tarihi ile ilk oturumu kapattığı 10.12.2025 tarihi arasındaki süreci güvenilirlik, saydamlık ve kamuoyu denetimine uygun yönetmediği anlaşıldığından, şikâyete konu edilen başvuru sahibinin teklif verdiği “Puan Sonuç Karşılığı Tam Otomatize Elisa Cihazı Laboratuvar Hizmet Alımı” ile “Teknik Servis Personeli (Tam Otomatize Elisa Cihazı Laboratuvar Hizmet Alımı) (Brüt asgari ücretin %40 fazlası)” kısımlarının iptal edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Laboratuvar Hizmet İhalesinde İlk Oturum İşleminin İhale Günü Yapılmaması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

Stratejik Planınızda Devrimci Fikirlere Yer Var mı?

Stratejik Planınızda Devrimci Fikirlere Yer Var Mı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Stratejik Planınızda Devrimci Fikirlere Yer Var mı?

Zafer URFALIOĞLU

Stratejik Planınızda Devrimci Fikirlere Yer Var Mı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemKurumsal İşletmelere “En güçlü aracınız nedir?” diye sorsak, cevap neredeyse hazırdır: Stratejik Plan.

Vizyonlar çizilir, hedefler konur, KPI’lar parlatılır… Sunumlar akıcı, slaytlar şık, herkes umutlu. Peki sonra ne olur? İşte asıl mesele tam burada başlar: sorun gerçekten stratejik plan yapmak mı, yoksa onu hayata geçirememek mi?

Bugün birçok kurumda stratejik planlar, iyi niyetli ama biraz da “Vitamin niyetine” hazırlanmış belgeler gibi davranır. Hazırlık sürecinde herkes işin içindedir:

Toplantılar yapılır (Hem de mesai saatinde),

Danışmanlar gelir (Dünya para verilir),

Fikirler uçuşur (Anlat anlat).

Ama iş günlük hayata gelince sahne değişir. Krizler kapıyı çalar, kısa vadeli işler “Acil” diye öne geçer, öncelikler kayar… ve plan yavaş yavaş arka raflara doğru süzülür. Tozlanmadan önce son bir kez bakılır, sonra unutulur.

Tam bu noktada Michel Foucault’nun o meşhur sözü kulağımıza fısıldar:

“Güç çoğu zaman yasaklayarak değil, yönlendirerek çalışır.”

Ama burada küçük bir ters köşe var. Eğer stratejik plan uygulanmıyorsa, ortada güçlü bir yönlendirme de yoktur. Yani ne tam bir düzen kurulur ne de gerçek anlamda özgür bir düşünce ortamı oluşur. Arada bir yerde, hafif kaotik ama bir o kadar da tanıdık bir alan doğar.

Şimdi bir hayal kuralım. Stratejik planın gerçekten çalıştığı bir şirket düşünelim. Herkes ne yaptığını biliyor, hedefler net, performans sistemi tıkır tıkır işliyor. Böyle bir yerde fikirler genelde şu filtreden geçer:

“Bu stratejiye hizmet ediyor mu?” Evetse harika, değilse biraz törpülenir. Bu durumda devrimci fikirlerin işi zorlaşır, çünkü onlar doğaları gereği çerçeveye sığmaz, çerçeveyi değiştirir.

Ama dürüst olalım, çoğu kurum henüz bu noktada değil. Asıl yaygın senaryo şu: stratejik plan var… ama uygulanmıyor. İşte tam da bu durum, sessiz ama güçlü bir hasar üretir.

Önce güven zedelenir. Çalışan şunu fark eder:

– “Yazılan başka, yapılan başka.” Bu küçük fark zamanla büyük bir inanç kaybına dönüşür. Sonra yön kaybolur. Herkes kendi doğrusuna göre ilerler, öncelikler kişisel ajandalara göre şekillenir, enerji dağılır. Ortaya hafif bir koşuşturma, bolca toplantı ve az miktarda gerçek ilerleme çıkar.

İşin en ilginç tarafı ise şu: böyle ortamlarda insanlar bazen kendilerini “Özgür” hisseder. Fikirler havada uçuşur, kimse “Hayır” demez. Ama bu özgürlük biraz sahte bir özgürlüktür. Çünkü fikirler hayata geçmez, sistem tarafından sahiplenilmez, sonuç üretmez. Yani konuşuruz, konuşuruz… ama oyun tabelası pek değişmez.

En büyük kayıp ise dönüşüm yeteneğidir. Stratejik planın özü aslında değişim yaratmaktır. Ama uygulanmadığında ne sistem değişir ne de radikal fikirler etkili olabilir. Bu ortamda Karl Marx gibi sistem kuran ya da Spinoza gibi çerçeveyi kıran düşünceler ortaya çıksa bile, onları taşıyacak bir zemin bulunamaz. Fikir vardır ama yankı yoktur.

Başa dönelim: Stratejik planların mükemmel çalıştığı bir dünyada devrimci fikirlere yer kalır mı?

Belki daha az. Çünkü sistem güçlüdür, yön verir, hizalar. Ama bugünün gerçek sorunu bu değil. Bugünün sorunu, stratejik planların çoğu yerde gerçekten çalışmaması.

Ve bu durum sandığımızdan daha tehlikeli. Çünkü güçlü bir sistemin sınırlarıyla mücadele etmek mümkündür. Ama çalışmayan bir sistemin içinde yön bulmak… işte o biraz daha zor.

Belki de ihtiyaç duyduğumuz şey çok net: ne tamamen kontrol eden bir yapı ne de tamamen başıboş bir düzen.

Stratejik Planınızda Devrimci Fikirlere Yer Var Mı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemAsıl ihtiyaç, yaşayan, uygulanan ve gerektiğinde kendini sorgulayabilen bir stratejik plan. Çünkü ancak böyle bir zeminde hem düzen kurulabilir hem de gerçekten oyunu değiştirecek fikirler kendine yer bulabilir.

Zafer URFALIOĞLU

Özel Sektörde Engelli İşçi İstihdamı Yükümlülüğünde En Az 50 İşçi Sayısı Tespitine Kimler Dahil Edilmez?

özel Sektörde Engelli İşçi İstihdamı Yükümlülüğünde En Az 50 İşçi Sayısı Tespitine Kimler Dahil Edilmez Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Özel Sektörde Engelli İşçi İstihdamı Yükümlülüğünde En Az 50 İşçi Sayısı Tespitine Kimler Dahil Edilmez?

Lütfi İNCİROĞLU

özel Sektörde Engelli İşçi İstihdamı Yükümlülüğünde En Az 50 İşçi Sayısı Tespitine Kimler Dahil Edilmez Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem4857 sayılı İş Kanunu’nun 30 uncu maddesine göre; işverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde yüzde üç engelli, kamu işyerlerinde ise yüzde dört engelli ve yüzde iki eski hükümlü işçiyi veya 21/6/1927 tarihli ve 1111 sayılı Askerlik Kanunu veya 16/6/1927 tarihli ve 1076 sayılı Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Kanunu kapsamına giren ve askerlik hizmetini yaparken 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 21 inci maddesinde sayılan terör olaylarının sebep ve tesiri sonucu malul sayılmayacak şekilde yaralananları meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır.

Bu kapsamda çalıştırılacak işçi sayısının tespitinde belirli ve belirsiz süreli iş sözleşmesine göre çalıştırılan işçiler esas alınır. Kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar, çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür. Oranın hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmaz, yarım ve daha fazla olanlar tama dönüştürülür. İşyerinin işçisi iken engelli hâle gelenlere öncelik tanınır.

İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları işçileri Türkiye İş Kurumu aracılığı ile sağlarlar. Bu kapsamda çalıştırılacak işçilerin nitelikleri, hangi işlerde çalıştırılabilecekleri, bunların işyerlerinde genel hükümler dışında bağlı olacakları özel çalışma ile mesleğe yöneltilmeleri, mesleki yönden işverence nasıl işe alınacakları, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.

Yer altı ve su altı işlerinde engelli işçi çalıştırılamaz ve yukarıdaki hükümler uyarınca işyerlerindeki işçi sayısının tespitinde yer altı ve su altı işlerinde çalışanlar hesaba katılmaz.

Bir işyerinden malulen ayrılmak zorunda kalıp da sonradan maluliyeti ortadan kalkan işçiler eski işyerlerinde tekrar işe alınmalarını istedikleri takdirde, işveren bunları eski işleri veya benzeri işlerde boş yer varsa derhal, yoksa boşalacak ilk işe başka isteklilere tercih ederek, o andaki şartlarla işe almak zorundadır. Aranan şartlar bulunduğu halde işveren iş sözleşmesi yapma yükümlülüğünü yerine getirmezse, işe alınma isteğinde bulunan eski işçiye altı aylık ücret tutarında tazminat öder”.

Yurtiçinde işe yerleştirme hizmetleri hakkında yönetmelik hükümlerine göre; engelli ile işçi sayısının tespitinde,

(1) Zorunlu çalıştırılacak engelli, eski hükümlü veya terörle mücadelede malul sayılmayacak şekilde yaralanan işçi sayısının tespitinde belirli veya belirsiz süreli iş sözleşmesine göre çalıştırılan tüm işçiler esas alınır. Kısmi süreli iş sözleşmesine göre çalışanlar çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür ve işyerindeki tam süreli çalışan işçi sayısına ilave edilir. İşyerinde kısmi süreli olarak çalıştırılan engelli ve eski hükümlü veya terörle mücadelede malul sayılmayacak şekilde yaralanan işçi bulunması halinde bunlar da çalışma süreleri dikkate alınarak tam süreli çalışmaya dönüştürülür ve toplam işçi sayısından düşülür. Oranın hesaplanmasında yarıma kadar kesirler dikkate alınmaz. Yarım ve daha fazla olan kesirler tama dönüştürülür.

(2) Fıkradaki hükümler uyarınca işyerlerindeki işçi sayısının tespitinde yer altı ve su altı işlerinde çalışanlar hesaba katılmaz.

(3) 10/6/2004 tarihli ve 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanuna göre kurulan özel güvenlik şirketleri ile kurumların kendi ihtiyacı için kurduğu güvenlik birimlerinde güvenlik elemanı olarak çalışan işçiler engelli, eski hükümlü veya terörle mücadelede malul sayılmayacak şekilde yaralanan işçi sayısının tespitinde dikkate alınmaz.

(4) Engelli, eski hükümlü veya terörle mücadelede malul sayılmayacak şekilde yaralananların talebi halinde, işyerlerinde kısmi süreli çalışma yapan işveren tarafından engelli, eski hükümlü veya terörle mücadelede malul sayılmayacak şekilde yaralananlar kısmi süreli iş sözleşmesiyle de istihdam edilebilir. Zorunlu çalıştırma yükümlülüğü, kısmi süreli çalıştırma ile karşılanmak istendiğinde, kısmi süreli işçi sayısı birinci fıkrada belirtilen usul ile belirlenir.

(5) Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır.

(6) Çalıştırılan engelli, eski hükümlü ve terörle mücadelede malul sayılmayacak şekilde yaralanan işçiler, toplam işçi sayısının hesabında dikkate alınmaz.

Diğer taraftan mesleki anlamda geçici iş ilişkisi ile istihdam edilen işçiler de en az 50 işçi sayısının tespitine dahil edilmezler.

Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin 28.02.2018 tarih ve 2016/141, 2018/41 RG:29.03.2018 No:30375 sayılı kararına göre,” Kanun’un 30. maddesinde özel sektör işyerleri için öngörülen engelli çalıştırma yükümlülüğünün belirlenmesinde işverenlerin iş sözleşmesi yaparak kendi işyerlerinde çalıştırdıkları işçi sayısı dikkate alınmaktadır.

Özel istihdam büroları aracılığıyla kurulan geçici iş ilişkisinde, geçici işçi özel istihdam bürosu ile iş sözleşmesi yapmaktadır. Geçici işçi ile geçici işveren arasında bir iş sözleşmesi ise bulunmamaktadır. Geçici işçi, özel istihdam bürosunun geçici işverenle işçi sağlama sözleşmesi yaparak işçisini geçici işverenin işyerinde görevlendirmesiyle geçici işverenin işyerinde geçici olarak çalışmaktadır. Bu bağlamda geçici işçinin, geçici işverenin Kanun’un 30. maddesinde öngörülen engelli çalıştırma yükümlülüğünün belirlenmesindeki işçi sayısına dâhil edilmemesi, geçici işçinin geçici işverenin işyerinde geçici olarak çalışması ve geçici işçi ile geçici işveren arasında bir iş sözleşmesinin bulunmamasının bir sonucudur.

Diğer taraftan geçici işçinin işvereni özel istihdam bürosu olmakla birlikte özel istihdam bürosu geçici işçiyi kendi işyerinde çalıştırmamakta ve geçici işverenin işyerinde çalışmak üzere görevlendirmektedir. Dolayısıyla geçici işçinin, özel istihdam bürosunun Kanun’un 30. maddesinde öngörülen engelli çalıştırma yükümlülüğünün belirlenmesindeki işçi sayısına dâhil edilmemesi de geçici işçinin özel istihdam bürosuna ait bir işyerinde çalışmamasından kaynaklanmaktadır.

Öte yandan özel istihdam bürolarının ve geçici işverenlerin işyerlerinde çalıştırdıkları kendi işçilerinin sayısının elli veya daha fazla olması hâlinde ise engelli çalıştırma yükümlülükleri bulunmaktadır.

Bu itibarla kuralla işverenlerin engelli çalıştırma yükümlülüğü ile ilgili olarak özel istihdam büroları ve geçici işverenlere ayrıcalık ve imtiyaz tanınması söz konusu olmadığı gibi kuralın engellilerin çalıştırılmasına yönelik devletin koruma yükümlülüğünü ortadan kaldıran bir düzenleme olarak nitelendirilmesi de mümkün değildir”.

Yargıtay 19. Ceza Dairesinin (Y12CD.25.09.2017, E.2016/13066, K.2017/7223) bir kararına göre de çok tehlikeli işyerlerinde engelli çalıştırılması mümkündür. Nitekim, “Dosya kapsamına göre, Kdz. Ereğli Sulh Ceza Hakimliğince kabahatli şirketin ağır sanayi iş kolunda engelli işçi çalıştırılmasının uygun olmadığı ve bu nedenle bu kısımda çalıştırılan işçi sayısının engelli işçi nisabında dikkate alınmaması gerektiği gerekçesi ile başvurusu kabul edilerek idari para cezası kaldırılmış ise de, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 30/1. maddesinde yer alan “İşverenler, elli veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör işyerlerinde yüzde üç engelli, kamu işyerlerinde ise yüzde dört engelli .. işçiyi .. meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmakla yükümlüdürler. Aynı il sınırları içinde birden fazla işyeri bulunan işverenin bu kapsamda çalıştırmakla yükümlü olduğu işçi sayısı, toplam işçi sayısına göre hesaplanır.” şeklindeki düzenleme uyarınca engelli işçi çalıştırma yükümlülüğünün toplam işçi sayısı üzerinden belirlenmesi gerektiği, ağır sanayi iş kolunda çalışan işçilerin hesap dışında tutulacağına dair mevzuatta bir düzenleme bulunmadığı gözetilmeden, idari para cezasının iptaline ilişkin Kdz. Ereğli Sulh Ceza Hakimliğinin kararına yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla gereği görüşülüp düşünüldü;

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği yerinde görüldüğünden, Zonguldak Sulh Ceza Hakimliği’nin 09/09/2014 tarihli ve 2014/350 değişik iş sayılı kararının CMK’nın 309/4-c maddesi uyarınca aleyhe tesir etmemek üzere BOZULMASINA, 25.09.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi”.

Sonuç olarak, özel sektör işyerleri bakımından engelli işçi istihdamı yükümlülüğünde en az 50 işçi sayısı tespitinde aşağıda sayılar hesaba dahil edilmezler.

  1. Ücretsiz izinde olan işçiler ile mevsimlik işlerde sözleşmesi askıda olanlar.
  2. İşçi sıfatı taşımayan çırak ve stajyerler.
  3. Alt işveren işçileri.

4. Özel istihdam bürosu işçileri.

  1. Özel Güvenli Hizmetleri Kanununa göre çalışan güvenlik görevlileri.

6. Yer altı ve su altı işlerinde çalışanlar.

7. İşyerinde çalıştırılan engelliler

özel Sektörde Engelli İşçi İstihdamı Yükümlülüğünde En Az 50 İşçi Sayısı Tespitine Kimler Dahil Edilmez Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemwww.incirogludanimanlik.com sayfasında yayımlanan blog yazıları, hakemli makale formatında olmayıp bilgi verme amaçlıdır. Kesinlikle hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliğinde değildir.

Lütfi İNCİROĞLU