Eşya, Muayenesi Sonrası Gümrük İşlemleri Bitmeden, Sahibine Teslim Edilebilir Mi?

Eşya, Muayenesi Sonrası Gümrük İşlemleri Bitmeden, Sahibine Teslim Edilebilir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Eşya, Muayenesi Sonrası Gümrük İşlemleri Bitmeden, Sahibine Teslim Edilebilir Mi?

Kerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

I- İlgili Mevzuat Hükümleri

Eşya, Muayenesi Sonrası Gümrük İşlemleri Bitmeden, Sahibine Teslim Edilebilir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem“Eşyanın Teslimi” Deyimi: Eşyanın tabi tutulduğu gümrük rejimi ile öngörülen amaçlar doğrultusunda gümrük idareleri tarafından ilgilisine teslimini ifade eder.

 

– Başka bir eşyanın beyanı sonucunu doğurmaması kaydıyla, beyan sahibinin talebi üzerine beyannamede yer alan bir veya daha fazla bilginin düzeltilmesine, gümrük idarelerince izin verilir.

Ancak;

a) Beyan sahibine eşyanın muayene edileceğinin bildirilmesinden,

b) Söz konusu bilgilerin yanlış olduğunun tespit edilmesinden,

c) 73 üncü madde hükümleri saklı kalmak üzere, eşyanın teslim edilmesinden,

Sonra beyannamede düzeltme yapılmasına izin verilmez.

– 1- Kanunun 63.maddesinin birinci fıkrasında geçen ‘başka bir eşya’ ifadesinden, tarife alt pozisyonu değişen, değişmemesi durumunda ise her türlü vergi ile ek mali yükümlülüğün advalorem usulde oran veya spesifik usulde miktarına ve/veya ticaret politikası önlemine ilişkin faydalanılacak hak ve menfaatlerde farklılık gösteren eşya anlaşılır.

2- Eşyanın teslimine kadar;

a) Eşyanın muayenesi için bilgisayar sistemi tarafından beyanın kontrolü türünün kırmızı hat olarak belirlenmesinden,

b) Beyan edilen eşyaya ilişkin bilgilerin yanlış olduğunun tespit edilmesinden,

Önce beyannamede düzeltme yapılmasına izin verilir.

3- Beyanın kontrolü türü kırmızı hat olarak belirlenen eşyaya ilişkin bilgilerin yanlış olduğunun tespit edilmesinden önce düzeltme talebinde bulunulması halinde talep Kanunun 234.maddesinin üçüncü fıkrasından yararlanma talebi olarak değerlendirilerek (…  Yukarıda belirtilen aykırılıkların gümrük idaresince tespit edilmesinden önce beyan sahibince bildirilmesi durumunda söz konusu cezalar yüzde on nispetinde uygulanır.) sistemde gerekli düzeltmeler yapılır. Beyan edilen eşyaya ilişkin bilgilerin yanlış olduğunun tespit edilmesinden sonra düzeltme talebinde bulunulması halinde ise düzeltme talepleri kabul edilmeyerek Gümrük Yönetmeliğinin 192 ve 193 üncü maddeleri uygulanır.

4- Cezai hükümler saklı kalmak kaydıyla, beyanname tescil tarihinden itibaren üç yıllık süre içinde yükümlünün talebi üzerine Kanunun 73.maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beyannamede düzeltme yapılmasına izin verilir. Ancak, dahilde işleme rejimi için bu sürenin üç yıldan daha uzun belirlenmesine Ticaret Bakanlığı yetkilidir.

– 1. Gümrük idareleri, eşyanın tesliminden sonra ve beyannamedeki bilgilerin doğruluğunu saptamak amacıyla, eşyanın ithal veya ihraç işlemlerini veya sonraki ticari işlemlere ilişkin ticari belge ve verileri kontrol edebilirler. Bu kontroller beyan sahibine, söz konusu işlemler ile doğrudan ya da dolaylı olarak ticari yönden ilgili diğer kişilere veya belge ve verileri ticari amaçla elinde bulunduran diğer kişilere ait yerlerde yapılabilir. Mümkün olduğu takdirde eşya muayene de edilebilir.

Gümrük idareleri, kendi yetkileri doğrultusunda veya beyan sahibinin talebi üzerine, yönetmelikle belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde, beyannamenin düzeltilmesini eşyanın tesliminden sonra da yapabilirler.

Beyannamenin incelenmesi veya eşyanın tesliminden sonraki kontrolü sonucunda, ilgili gümrük rejimine ilişkin hükümlerin yanlış veya eksik bilgilere dayanarak uygulandığının saptanması halinde, gümrük idareleri, bu Kanunda yer alan ceza hükümleri saklı kalmak üzere, beyanı yeni bulgulara göre düzeltmek için gerekli işlemleri yaparlar.

Gümrük Yönetmeliğinin 192.Maddesine Göre (Tespit Edilen Farklılıklara Uygulanacak İşlemler):

1) Miktar noksanlıklarında, noksanlığın eşyanın telef veya kaybından veya noksan gönderildiğinin sabit olmasından veya çalınmasından ileri geldiğinin anlaşıldığı hallerde, bu noksanlığı karşılayan kıymet, beyan edilen esas kıymetten düşülerek kalan kıymet vergi matrahına esas tutulur.

2) Muayene sonucunda bulunan eksiklik veya fazlalığın eşyanın tabiatı icabı ek-11’de bulunan oranlarda olduğunun anlaşılması halinde, işlemler gümrük idaresince tespit edilen miktar üzerinden yapılır ve ceza uygulanmaz.

3) Muayene sonucunda tespit edilen gümrük tarife istatistik pozisyonu, miktar, kıymet, menşe ve/veya kullanım yeri farklılığı nedeniyle yapılacak tahakkuklarda ve idare tarafından alınacak kararlarda, yürürlükteki kaçakçılıkla mücadele mevzuatı, dış ticaret mevzuatı ve diğer mevzuat ile ticaret politikası önlemlerine ilişkin hükümler de göz önünde bulundurulur.

Yani, miktar farkında/ eşyanın beyana göre fazla çıkması durumunda ek tahakkuk ve ceza kararı alınır.

 

– 1) Beyanın kontrolü sonucunda fark tespiti halinde, sistemde gerekli düzeltmeler yapılarak idare amirince beyan sahibine tebliğ edilir.

2) Tespit edilen farklara itiraz edilmesi halinde 585 ila 590 ıncı maddelere göre işlem yapılır.

Gümrük Kanununa Göre: 1. Eşyanın ilgili rejime tabi tutulma şartlarının yerine getirilmesi ve eşyanın yasaklayıcı veya kısıtlayıcı önlemlere tabi olmaması kaydıyla, gümrük idareleri, tescilden sonra beyannamedeki bilgileri kontrol ederek veya belli hallerde kontrol etmeksizin, eşyayı teslim ederler. Ancak, beyannamenin incelenmesinin makul bir süre içinde tamamlanamadığı ve bu inceleme sırasında eşyanın hazır bulundurulmasına gerek olmadığı hallerde de eşya teslim edilir.      …

Beyannamenin tescilinin bir gümrük yükümlülüğü doğurması halinde, gümrük vergileri ödenmedikçe veya teminata bağlanmadıkça beyanname kapsamı eşya teslim edilemez. Ancak, bu hüküm kısmi muafiyete tabi geçici ithalat rejimine uygulanamaz.

Beyan edilen gümrük rejimi hükümlerine göre teminat istenmesi halinde, söz konusu teminat alınmadan eşya teslim edilemez.

Gümrük Yönetmeliğine göre; 1- Yükümlüler, mercilerince verilecek kararlardan önce, ihtilaf konusu eşyayı çekmek isterlerse, aşağıda yazılı şartlarla istekleri kabul olunur ve eşyanın çekilmesine izin verilir.

a) Kararların yükümlüce (mükellefçe) tebellüğ edilmiş olması ve taleplerinin bir dilekçe ile gümrüğe verilmiş olması,

b) Yükümlünün beyanına göre yapılan vergi tahakkukları ile gümrük idaresince tahakkuk ettirilen bütün vergiler arasındaki farkın ve eşyanın alıcısı adına düzenlenen para cezalarının teminata bağlanması,

c) Uyuşmazlığın idari yargı merciine intikali halinde bu hususun belgelenmesi,

ç) İdarece gerekli görülecek her türlü bilgi veya belgenin sunulması.

d) Düşük kıymet beyanı şüphesiyle kıymet araştırması yapılan hallerde yükümlünün beyanına göre yapılan vergi tahakkukları ile gümrük idaresince tahakkuk ettirilen bütün vergiler arasındaki farkın teminata bağlanması.

2- Vergi tahakkukunun kesinleşmesinden önce idare ile yükümlü arasında çıkan uyuşmazlık yürürlükteki yasaklama ve kısıtlama hükümlerini ihlal eder mahiyette olduğu takdirde bu madde hükmü uygulanmaz.

3- Birinci fıkranın (d) bendinin uygulanmasında düşük kıymet beyanı şüphesiyle kıymet araştırması yapılan hallerde, araştırmanın bu maddenin uygulanmasının talep edildiği tarihten itibaren bir yılda sonuçlanmaması halinde, gümrük idaresinde mevcut verilere göre işlem sonuçlandırılır. Bu süreden sonra alınan cevaplar çerçevesinde vergi farkı ortaya çıkan hallerde gerekli işlemler yerine getirilir.

Not: Bu konu başta olmak üzere, YYS Yıllık Faaliyet Raporu Hazırlanması, YYS Yıllık Zorunlu Eğitimlerinin Verilmesi, YYS Revizyonları, Ön İzleme, Yeni YYS Belgesi Hazırlıkları ve YYS Belgesi Alım Süreci, YYS Başvuru Formlarının Doldurulması, YYS Danışmanlığı, vb. Tüm YYS Süreçleri hakkında daha fazla ayrıntılı bilgiyi, Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatı konularında gerekli Hukuki ve Mevzuat Desteğini, İdari ve Adli İtiraz Süreçleri, Dava Açılması, Dava Aşamalarının Takibi, İlgili Mevzuat Ve Hukuki Açılardan Gerekli İtiraz Ve Savunmaların Yapılarak Dava Sonucunun Olumlu Sonuçlandırılması, Sonradan Kontrol/ Firma İncelemesi  Yaptırılması, Antrepo Açma, Antrepo Genişletme, AN6, AN7, AN8 Raporlarının düzenlenmesi, … vb, işlemleri, Sürekli/ Düzenli, Aylık, Yıllık Gümrük ve Dış Ticaret Danışmanlığı, Olay (Konu) Başı Gümrük ve Dış Ticaret Danışmanlığı, Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatı Eğitimleri, … vb. konularında yardım, destek, danışmanlık ve benzeri hizmetleri -İsterseniz- Firmalarımız “Çoban Gümrük Dış Ticaret Denetim, Danışmanlık ve Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği A. Ş.”den veya “Çözüm Denetim Gümrük Dış Ticaret Ve Danışmanlık A. Ş.”den alabilirsiniz.

Sonuç Olarak

1- 4458 sayılı Gümrük Kanununun 69.maddesi ile Gümrük Yönetmeliğinin 587.maddesi kapsamında ilgili serbest dolaşıma giriş/ ithalat beyannamesinin tescil edildiği Gümrük idaresine yazılı olarak başvurarak (Başvuru yazısında; söz konusu eşya veya eşyaların ticari faturasına ve taşıma belgesindeki miktarı veya miktarları dikkate alınarak beyan edildiği, eşya  fazlalığından firmanın haberinin olmadığı, yapılan gümrük beyanı ve tescil işlemlerinde ilgili firmanın herhangi bir kastının, özellikle vergi kaçırma veya eksik vergi ödeme kastının kesinlikle bulunmadığı, firmanın üretici firma olduğu, üretim için bu eşyalara acil ve zorunlu olarak ihtiyaç duyulduğu, bahse konu eşyalar teslim alınamadığı/ gümrükten çekilemediği için firmadaki üretimin aksadığı/ durduğu, … vb. hususlar belirtilerek ve Kapasite Raporunu eklenerek) söz konusu eşyalar için hesaplanacak gümrük vergileri/ ek tahakkuk ve uygulanacak para cezasının teminata bağlanarak, eşyaların acil olarak firmaya teslim edilmesinin talep edilmesi gerekir.

2- Söz konusu eşyalar teslim alındıktan, gümrükten çekildikten sonra, konuya ilişkin Ek Tahakkuk Kararı ve Ceza Kararı firmaya tebliğ edildikten sonra da ilgili kararlar ve ithalat belgelerinin ayrıntılı şekilde incelenerek, şayet ilgili Gümrük İdaresinin haksız olduğu (Ek Tahakkuk Kararı ve Ceza Kararının haksız, hukuksuz ve yersiz olarak düzenlendiği) anlaşılırsa;

a) Çıkarılan ek tahakkuk ile ceza miktarı tutarı fazla ise ve ilgili firma YYS veya OKS Belgesine sahip değilse; Gümrük Kanununun 242.maddesi kapsamında ilgili kararların tebliğ tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde Ek Tahakkuk Kararı ve Ceza Kararına İlgili Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü nezdinde itiraz edilmesi, Bölge Müdürlüğünce ret kararının verilmesi ve ret kararının firmaya tebliğ edilmesi ya da zımni ret durumunda ise, ilgili kararın tebliğinden itibaren en geç 30 gün içinde İlgili Vergi Mahkemesine dava açılması,

b) Ek tahakkuk ve ceza miktarı tutarı düşük / az ise ve / veya ilgili firmanın YYS Belgesi veya OKS Belgesi var ise, söz konusu kararlara itiraz edilmemesi, süresi içinde ilgili Gümrük İdaresine dilekçe verilerek Gümrük Kanununun 244.maddesi ve Gümrük Uzlaşma Yönetmeliğine göre “Uzlaşma Talebinde Bulunulması,

Gerekir.

Eşya, Muayenesi Sonrası Gümrük İşlemleri Bitmeden, Sahibine Teslim Edilebilir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemKerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

Petrol İçin Savaşmaya Değer mi?

Petrol İçin Savaşmaya Değer Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Petrol İçin Savaşmaya Değer mi?

Zafer URFALIOĞLU

Petrol İçin Savaşmaya Değer Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemAçıkçası, Plastik Sektörü olarak bizler bu soruya Dünya Siyasi Haritasına değil, sipariş listelerine bakarak cevap verebiliriz.

Çünkü petrol için dünyanın herhangi bir yerinde yaşanan her gerilim, bizim için bir siyasi haber başlığı değil; geciken gemi, artan hammadde fiyatı ve bozulan üretim planı anlamına geliyor.

“Plastik Sektörünün” Kalbi Petrolde Atıyor

Ambalajdan otomotive, beyaz eşyadan tıbbi malzemelere kadar ürettiğimiz her parçanın hammaddesi büyük ölçüde petrol türevi. Ancak petrol yurdumuzda yok… (Bu konuya hiç girmeyeceğim)

Bu nedenle hammaddeyi Orta Doğu’dan, ABD’den, Rusya’dan ya da Uzak Doğu’dan getiriyoruz. Bu da üretim bandımızın küresel tedarik zincirine tamamen bağlı olduğu anlamına geliyor.

Dünyanın herhangi bir yerinde petrol kaynaklı bir kriz çıktığında ilk etki fiyat tabelasında değil, lojistikte hissediliyor. Navlun bedelleri yükseliyor, sigorta maliyetleri artıyor, limanlar yavaşlıyor, teslim süreleri uzuyor. Bu zincirde yaşanan en küçük aksama, fabrikada saatlerce hatta günlerce süren duruşlara dönüşebiliyor. Sanayici için bu sadece maliyet artışı değil, aynı zamanda güven kaybı demek.

Petrol savaşları fiyatları yükseltmekten çok belirsizliği artırıyor. Fiyat yükselirse ona göre plan yapılır. Ama belirsizlik varsa planlama mümkün olmuyor. Hammadde zamanında gelecek mi, banka akreditifi açarken daha mı temkinli davranacak, müşteri teslimat tarihine ne kadar tolerans gösterecek; bunların hiçbiri net değil. Tedarik zinciri yönetiminin en zor tarafı da tam burada başlıyor.

“Stok mu yapalım, nakdi mi koruyalım?” sorusu her kriz döneminde yeniden masaya geliyor. Plastik hammaddesi pahalı. Stok yapmak demek depolama maliyeti, finansman yükü ve kur riski demek. Stok yapmazsanız üretimin durma, müşteriyi kaybetme ve sözleşme cezası ödeme riski var. Sanayici bu ortamda adeta satranç oynuyor; yanlış bir hamlenin bedeli ağır oluyor.

Türkiye’nin burada ciddi bir kırılganlığı var. Mamul üretiyoruz, ihraç ediyoruz, katma değer yaratıyoruz. Ancak hammadde tarafında dışa bağımlı olduğumuz sürece tedarik zincirimiz her jeopolitik sarsıntıda zarar görüyor.

Petrol için savaşan ülkeler masada güç dengelerini konuşurken, biz üretim hattında yarın çalışıp çalışamayacağımızı hesaplıyoruz.

Bu yüzden çözüm savaşta değil, tedarik zincirini kısaltmakta yatıyor. Yerli petrokimya yatırımları, alternatif hammadde kaynakları, geri dönüşümden elde edilen ikincil hammaddeler ve daha akıllı tedarik zinciri planlaması artık bir tercih değil, zorunluluk. Bunlar çevresel söylemlerden ibaret değil; sanayinin ayakta kalma stratejisi.

Petrol için savaşanlar haritalar çiziyor. Biz ise üretim planı yapmaya çalışıyoruz.

Ama şunu unutmamak gerekiyor: Bir varil petrol için atılan her füze, Türkiye’de bir sanayicinin tedarik zincirinde yeni bir kırılma riski yaratıyor. Üretimi, istihdamı ve sürekliliği bu kadar kırılgan hale getiren hiçbir savaş, sanayici açısından değerli değildir.

Petrol İçin Savaşmaya Değer Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSon sözü bundan seneler önce Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk zaten söylemiş “Vatan savunması söz konusu olmadıkça savaş cinayettir” bize daha da laf etmek düşmez.

Zafer URFALIOĞLU

İşveren Asgari Ücret Oranının Altında Zam Yaparsa, İşçiye Fesih Hakkı Doğar mı?

İşveren Asgari ücret Oranının Altında Zam Yaparsa, İşçiye Fesih Hakkı Doğar Mı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İşveren Asgari Ücret Oranının Altında Zam Yaparsa, İşçiye Fesih Hakkı Doğar mı?

Lütfi İNCİROĞLU

İşveren Asgari ücret Oranının Altında Zam Yaparsa, İşçiye Fesih Hakkı Doğar Mı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem4857 sayılı İş Kanunu’nda 32 nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü ki­şiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmış ve ücretin kural olarak dönemsel (periyodik) bir ödeme olduğu kabul edilmiştir.

Ayrıca, iş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin ekonomik ve sosyal durumlarının düzenlenmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca Asgari Ücret Tespit Komisyonu aracılığı ile ücretlerin asgari sınırları en geç iki yılda bir belirleneceği hüküm altına alınmıştır (İşK. m.39).

Bununla birlikte, iş sözleşmesinin tarafları, asgarî ücretin altında kalmamak kaydıyla sözleşme özgürlüğü çerçevesinde ücretin miktarını serbestçe kararlaştırabi­lirler. İş sözleşmesinde ücretin miktarının açıkça belirtilmemiş olması, taraf­lar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı anlamına gelmez. Böyle bir du­rumda dahi ücret, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 401 inci maddesine göre tespit olunmalıdır. Madde hükmüne göre, “İşveren, işçiye sözleşmede veya toplu iş sözleşmesinde belirlenen; sözleşmede hüküm bulunmayan hâllerde ise, asgari ücretten az olmamak üzere emsal ücreti ödemekle yükümlüdür”. İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kı­demi, meslek unvanı, yapı­lan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçilere o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir [1].

Asgari Ücret Yönetme­liğine göre, asgari ücretin bir günlük ücret olarak saptanması asıl olmakla bir­likte, aylık, haftalık, saat başına, parça başına veya yapılan iş tutarına göre ücret ödenen durumlar buna göre ayarlanır.

Kısmi süreli çalışanların ücretleri de çalıştığı gün veya saatler oranında hesaplanmalıdır Nitekim Yargıtay’a göre, birden çok işyerinde kısmi süreli olarak çalışan işçinin asgari ücreti de çalıştığı gün veya saatler oranında hesaplanır; “günlük asgari ücret 7,5 saat çalışmanın karşılığı olduğundan, kısmi süreli çalışmanın da buna göre hesaplanması gerekir” [2].

Uygulamada son yıllarda mavi yakalı işçilerle beyaz yakalı işçiler arasın­daki ücret makasında ciddi anlamda daralma meydana gelmiştir. Bu durum işyerinde iş huzuru ve iş barışını olumsuz etkilemekte ve beyaz yakalı işçileri başka iş arayışına sevk etmektedir. İşverenlerin özellikle nitelikli beyaz ya­kalı işçileri elinde tutmak için belirleyeceği ücret artış oranı önem arz etmek­tedir.

Mevzuatta ücretlerin hangi dönemlerde veya oranlarda artırılacağına ilişkin herhangi bir çerçeve belirlenmemiştir. Ücret uygulamaları konusun­daki yasal düzenleme asgari ücretin altında ücretle işçi çalıştırılamayacağı ile sınırlıdır (İşK. m.39). Bunun ötesinde ücret uygulamalarına ilişkin esaslar, iş sözleşmelerinde belirlenebilmektedir. İş sözleşmesinde bağlayıcı bir hüküm bulunmaması halinde, uygulamaya ilişkin inisiyatif işverene aittir.

Başka bir deyişle, işçinin ücretinin asgari ücretin üzerinde olması halinde işçinin ücre­tine zam yapılıp yapılmayacağı hususu işverenin takdirindedir. İş sözleşme­sinde herhangi bir hüküm bulunmamasına karşın, ücret artışlarındaki anlaş­mazlık nedeni ile işten ayrılan işçi istifa etmiş sayılacağından, herhangi bir tazminat hakkı doğmayacaktır.

İşveren Asgari ücret Oranının Altında Zam Yaparsa, İşçiye Fesih Hakkı Doğar Mı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSonuç olarak, işçinin haklı nedenle fesih yapabilmesi için, iş sözleşme­sinde “personelin ücretinde yapılacak artış oranı asgari ücret artış oranından az olamaz” şeklinde bir düzenleme bulunması gerekir. Aksi halde, işveren yönetim hakkına dayanarak ücret artış oranı belirleyebilir ve işçi bu nedenle iş sözleşmesini haklı nedenle feshedemez. Bununla birlikte, iş sözleşmesinde “personelin ücretinde yapılacak artış oranı asgari ücret artış oranından az ola­maz” şeklinde bir düzenleme bulunmasına rağmen, işverence getirilen teklife olumsuz cevap veren işçinin iş sözleşmesi, doktrinde eleştirilen yüksek mah­keme kararına göre, geçerli nedenle (ihbar kıdem tazminatı ödenerek) feshe­dilebilecektir [3].

Lütfi İNCİROĞLU

[1] Y9HD.04.11.2020 T., E.2016/30123, K.2020/14685 Legalbank.

[2] Y9HD.03.07.1996 T., 9759/15333, Tekstil İD., Kasım 1996, s.16.

[3] Y22HD.10.11.2016 T., E.2016/25207, K.2016/25342 Legalbank.

2026 Yılına Bakış

2026 Yılına Bakış Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

2026 Yılına Bakış

2026 Yılına Bakış Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemFinansal piyasalar ile ithalat ve ihracatçıları 2026 yılında neler bekliyor? Geçtiğimiz yıl olan 2025 yılından farklı olan ihracatçılarımızı neler bekliyor? Geçtiğimiz yılda ihracatçılarımızın asli sıkıntısı döviz kurlarının piyasadaki artan fiyatlar kadar artmayıp, kurların baskı altında kalmasından dolayı oldukça yavaş artış sağlamasıdır.

Kurlardaki yavaş artış ise pek çok ihracatçının;

  • daha az ihracat yapmasına,
  • mevcut kontratlarını iptal etmelerine
  • mevcut işlerinin azalmasına ve bunun sonunda istihdam kaybına

neden olmaktaydı.

Ya ithalatçılar için neler oldu? Kurların stabil bir şekilde yavaş artması ve fazla hareketli olmaması, ithalatçıların mumla, çırayla arayıp bulamadıkları fırsattı. Ve öyle oldu.

İhracatçılarımızı Ne Bekliyor

İhracatçılarımız açısından yeni yılın parmakla gösterilir bir değişiklik ve döviz kurlarında en azından enflasyon kadar bir artış sağlanamayacağı ufukta görünmektedir. Kurların enflasyonun üzerinde artması ve faizlerin düşürülmesi halinde ülkemizden kazanç sağlayan “Carry Trade” sahiplerinin ülkemizden gideceği açıktır. Carry Trade yapanlar, döviz kurların hızlı yükselmesini ve düşük faizi tercih etmezler.

İhracatçımız 2026 yılında da düşük döviz kuru bekliyor desem pek de yanlış olmayacak.

İthalatçılar Açısından Yeni Yıl

Döviz kurları açısından ithalatçıların zorlanmayacağı, kurların pek de sürpriz yapmayacağı bir yıl olması olasıdır.

Döviz Kurları

Döviz kurlarının çok oynak olması durumlarında ithalatçılarımızın maliyet hesabı yapmalarında sıkıntılar yaşanmaktaydı. Ancak stabil ve düzgün hareket eden döviz kurlarının var olmasında, ithalatçılarımız öngörülebilir ve kabul edilebilir bir fiyatlama yapacaktır.

Son Söz

Temennim gelecek olan 2026 yılının, geride bıraktığımız 2025 yılını aratmamasıdır.

2026 Yılına Bakış Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemReşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi  

Metro Türkiye, 2040 Net Sıfır Hedefi Doğrultusunda İklim Aksiyonlarını Güçlendirdi

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Haber Metro Türkiye, 2040 Net Sıfır Hedefi Doğrultusunda İklim Aksiyonlarını Güçlendirdi

Metro Türkiye, 2040 Net Sıfır Hedefi Doğrultusunda İklim Aksiyonlarını Güçlendirdi

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Haber Metro Türkiye, 2040 Net Sıfır Hedefi Doğrultusunda İklim Aksiyonlarını Güçlendirdi2024 Etki Raporu’nu yayımlayan Metro Türkiye, iklim krizinin görünürlüğünün arttığı bir dönemde sadece kendi operasyonlarında değil, tüm değer zincirinde dönüşümün öncüsü olma sorumluluğunu üstlenerek sürdürülebilirlik odağındaki somut ilerlemelerini kamuoyuyla paylaştı. GRI Standartları’na göre hazırlanan rapor, şirketin yıl boyunca yürüttüğü iklim aksiyonları, yerel üretim, sürdürülebilir balıkçılık, izlenebilirlik, hayvan refahı ve çalışan deneyimi gibi alanlarda elde ettiği sonuçları ortaya koyuyor.

Türk mutfağının değerlerini koruma ve geleceğe aktarma misyonuyla faaliyetlerini sürdüren Metro Türkiye, sürdürülebilirlik performansını ve ekosistem üzerindeki etkilerini ortaya koyduğu beşinci Etki Raporu’nu yayımladı. 2016’da başlayan raporlama yolculuğunu 2020 itibarıyla Etki Raporu formatına taşıyan Metro Türkiye, 2024 boyunca attığı adımları, elde ettiği sonuçları ve uzun vadeli hedeflere yönelik ilerlemesini paydaşlarıyla şeffaf biçimde paylaştı. Rapor, şirketin iş yapış biçimini tanımlayan “Metro Usulü” anlayışının ve sorumlu çözüm ortağı yaklaşımının sürdürülebilirlik stratejisinin merkezinde daha da güçlendiğini gösteriyor.

2024 yılında sürdürülebilirlik stratejisini Müşteriler İçin Sorumlu Çözüm Ortağı, Sürdürülebilir Satın Alma, İklim Aksiyonları ve Sorumlu İşveren odak alanları çerçevesinde yürüten şirketin Etki Raporu’nun önceliklendirme analizine göre öne çıkan başlıklar ise yerel üretimin desteklenmesi, sürdürülebilir balıkçılık, sağlıklı ve kaliteli gıdaya erişim, sürdürülebilir ürün ve çözümler ile hayvan refahı oldu. Bu yaklaşım, hem perakende sektöründe hem yeme içme profesyonelleriyle kurulan ilişkilerde Metro Türkiye’yi daha sorumlu, daha kapsayıcı ve daha dayanıklı bir çözüm ortağı konumuna taşıdı.

Antunes: “Değer zinciri boyunca dönüşümün öncüsü olmayı sorumluluk olarak görüyoruz”

Metro LogoMetro Türkiye CEO’su David Antunes, iklim krizinin etkilerinin daha görünür hale geldiği bir dönemde dönüşümün yalnızca bir tercih değil, temel bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, “Metro Türkiye olarak yalnızca kendi operasyonlarımızda değil, tüm değer zincirimizde dönüşümün öncüsü olmayı sorumluluğumuz olarak görüyoruz. 2024 yılında yerel üreticilerden tedarik zincirimize, iklim aksiyonlarından sürdürülebilir ürünlere, sağlıklı gıdaya erişimden hayvan refahına kadar geniş bir çerçevede ilerlemeye devam ettik. Sorumlu çözüm ortağı yaklaşımımızla müşterilerimizin sürdürülebilir seçimler yapmasını kolaylaştırırken, 2040 yılında iklim nötr olma hedefimize doğru önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Bu yılki Etki Raporu, hem bugün yarattığımız etkiyi hem de geleceğe dair kararlılığımızı ortaya koyuyor” dedi.

Enerji Tüketiminin %40’ı Ges Yatırımıyla Sağlandı

Güneş enerjisi sistemleri yatırımları 2023’te olduğu gibi 2024 yılında da kararlılıkla devam etti. Aralık 2024’e kadar geçen sürede mağazaların toplam 55.000 MWh elektrik enerjisi ihtiyacının 21.400 MWh’ı çatı GES’lerden karşılandı; böylece Metro Türkiye enerji tüketiminin yaklaşık %40’ını doğrudan yenilenebilir kaynaklardan sağlamış oldu. Bu dönüşüm, şirketin iklim hedefleriyle uyumlu olarak yenilenebilir enerji kullanımında önemli bir eşiğin aşılmasını sağladı.

Yereli Destekleme Misyonuyla 740 Cİ Tescilli ve Aday Ürün Raflara Taşındı

Yerel üretimin sürdürülebilirliğine yönelik çalışmalar 2024 yılında da kesintisiz biçimde sürdü.  2012’den bu yana yürütülen Coğrafi İşaretli Ürünler projesi kapsamında mağaza raflarında yer alan coğrafi işaret tescilli ya da tescile aday ürün sayısı geçen yılki 560 seviyesinden 740’a ulaştı. “Yerelin İzinde” projesiyle yöresel tariflerin görünürlüğü artarken, üretici örgütleri ve kooperatiflerle yürütülen iş birlikleri sayesinde yerel ürünlerin değer zincirindeki payı güçlendirildi.

Sağlıklı ve Kaliteli Gıdaya Erişim İçin Sürdürülebilir Ürün Portföyü Genişletildi

Metro Türkiye, sağlıklı, besleyici ve kaliteli ürünlere erişimi artırma hedefi doğrultusunda 2024 yılında sürdürülebilir ürün portföyünü önemli ölçüde genişletti. Bu yıl raflarda 493 sağlıklı ve besleyici Metro markalı ürün, 78 organik ürün ve 177 organik etiketli ürün yer aldı. Ürün içeriklerini iyileştirmeye yönelik çalışmalar kapsamında, 103 ürün daha az şeker, tuz ve yağ içerecek şekilde reformüle edildi, 48 ürünün koruyucu içeriği azaltıldı ve 18 ürünün yağ oranı düşürüldü. Ayrıca 69 Metro markalı üründe trans yağ tamamen kaldırılarak daha sağlıklı seçenekler sunuldu. Gıda kategorisindeki Metro markalı ürünlerin %27’sinin sağlıklı ve besleyici özelliklere sahip olması, şirketin ürün politikalarını sürdürülebilirlik ve kalite standartları doğrultusunda şekillendirdiğini bir kez daha ortaya koydu.

Güvenli gıdanın ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla mağaza et üretimlerinde, tüm meyve sebzelerde, Metro markalı organik ürünlerde, Metro Premium markalı ballarda, tüm karkas, vakum etlerde ve kültür balıklarında, Metro markalı organik ürünlerin tamamında, kendi markalı 61 adet coğrafi işaretli üründe ve yine kendi markalı 12 zeytinyağı çeşidinde izlenebilirlik sunmaya devam etti. Bu yaklaşım, tüketicilere ürünlerinin kaynağına dair tam şeffaflık sunarken, gıda güvenliği standartlarını da üst seviyeye taşıdı.

Sürdürülebilir Balıkçılıkla Deniz Ekosistemini Koruyor

Deniz ekosistemlerini koruma ve balık popülasyonlarının sürdürülebilirliğini destekleme hedefi doğrultusunda Metro Türkiye, 2024 yılında müşterilerine izlenebilir, sorumlu ve güvenilir balık ürünleri sunma amacıyla Metro markalı balıkların %73’ünü, diğer balık ürünlerinin ise %64’ünü sürdürülebilirlik sertifikasına sahip kaynaklardan tedarik etti.

Denetimlerle Hayvan Refahını ve Gıda Güvenilirliğini Sağlıyor

Hayvanların sağlıklı, güvenli ve doğal yaşam koşullarında yetişmesini önemseyen Metro Türkiye, hayvan refahı konusunda ulusal ve uluslararası standartların ötesine geçen uygulamaları hayata geçirmeye 2024 yılında da devam etti. 2012’den bu yana tüm kırmızı ve kanatlı et tedarikçilerinde düzenli hayvan refahı denetimleri gerçekleştiren şirketin Metro markalı tüm taze ve dondurulmuş et ürünleri, %100 hayvan sağlığı ve refahı standartlarına uygun şekilde üretiliyor. Bu yaklaşım, hem ürün güvenilirliğini hem de hayvanların yaşam koşullarının iyileştirilmesini güvence altına alıyor.

2.530 Ton Gıda Atığı Yeniden Değerlendirildi

Gıda atığını kaynağında önlemeye yönelik çalışmalarını 2024 yılında güçlendiren Metro Türkiye, hem çevresel hem de sosyal alanda önemli sonuçlar elde etti. Yıl boyunca toplam 2.862 ton gıda atığı oluşurken, bunun 2.530 tonunu yeniden değerlendirmeyi başaran şirket, doğal kaynakların korunmasına ve ihtiyaç sahiplerine erişimin desteklenmesine güçlü bir katkı sundu. Bu kapsamda, 1.017 ton gıda, gıda bankalarına bağışlanarak ihtiyaç sahiplerine ulaştırılırken 222 ton ürün Fazla iş birliğiyle yeniden satışa sunuldu. 140 ton gıdanın hayvan yemine dönüştürülmesi, 942 ton ürünün hayvan barınaklarına iletilmesi, 209 ton ürünün ise kompostlama yoluyla döngüsel ekonomiye kazandırılması sağlandı.

Sorumlu İşveren Yaklaşımıyla Eşitlikçi ve Kapsayıcı Çalışma Kültürü

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Haber Metro Türkiye, 2040 Net Sıfır Hedefi Doğrultusunda İklim Aksiyonlarını GüçlendirdiMetro Türkiye, sorumlu işveren anlayışı doğrultusunda sosyal sürdürülebilirliği eşitlik ve kapsayıcılık odağında ele almayı sürdürdü. Çalışanlarının kendilerini güvende, değerli ve mutlu hissettikleri bir iş ortamı yaratmayı temel bir kurum değeri olarak benimseyen şirket, tüm çalışanlarını işinin ve geleceğinin doğal bir paydaşı olarak konumlandırıyor. Çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık ilkelerini işe alımdan kariyer yolculuğunun her aşamasına entegre eden Metro Türkiye, kadınların ve gençlerin iş hayatına katılımını destekleyen uygulamalarıyla çalışan memnuniyetini odağına alırken, kapsayıcı kurum kültürünü uzun vadeli ve sürdürülebilir başarısının ayrılmaz bir parçası olarak görüyor.


Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Standardı Yazı Dizisi

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATINALMA SUNUMLARI VE DİĞER MAKALELER

Power Point Sunum Klasörünü indirebilirsiniz:

Sürdürülebilir Kalkınma Raporu ve Türkiye Analizi



İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz.

Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır.
Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız.
Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim. Prof. Dr. Murat Erdal 

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri:
İçerikleri incelemek için tıklayınız.

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400 Standardı Eğitimi (2 gün)
☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)
☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)
☐ İdari İşler ve Tesis Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)
☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Dış Ticaret Eğitimi Dis Ticaret Lojistik Sozlesme Egitimi
Dış Ticarette Lojistik Operasyon ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi için tıklayınız. 

-> EĞİTİM KATALOĞUNU İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

Karbon “Sınırda” mı, Değil mi?

Karbon “sınırda” Mı, Değil Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Karbon “Sınırda” mı, Değil mi?

Hüseyin Cahit SOYSAL

ÜNSPED Gümrük Müşavirliği ve Lojistik Hizmetler A.Ş.

Yönetim Kurulu Üyesi

Karbon “sınırda” Mı, Değil Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSanayileşmeyle birlikte son iki yüzyılda üretim ve tüketim faaliyetleri doğal enerji akımına müdahale ederek küresel ısınmayı hızlandırdı. Öyle ki, sanayileşme öncesinde atmosferdeki karbon dioksit miktarı milyon hacim başına yaklaşık 280 parça (partikül) iken, bugün milyonda 415 parçaya yükseldi. İklim bilimcilerin bulgularına göre; gezegen 2100 yılına kadar 2,3 C derece ile 4,1 C derece arasında ısınacak. Bir öngörüye göre, önümüzdeki yıllarda devasa hortumlarla, çölleşmelerle, su baskınlarıyla ve kıtlıklarla yüzleşeceğiz.

Türkiye tarafından 2016 yılında onaylanan Paris İklim Anlaşması, 2020 sonrası süreçte, iklim değişikliği tehlikesine karşı küresel sosyo/ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesini hedefleyen ilkeler benimsedi. Hedef, endüstriyelleşme öncesi döneme kıyasen küresel sıcaklık artışının 2°C’nin olabildiğince altında tutulması olarak belirlendi.

Birleşmiş Milletler bünyesinde her yıl yapılmaya başlanan “BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı”nın temel konusu iklim değişikliği ile mücadele oldu. Kısaca COP olarak adlandırılan bu konferansların 31’incisi gelecek yıl Antalya’da Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek. 2021’de Glasgow’da yapılan COP26 Konferansında ısı artışındaki maksimum hedef 1,5°C’e çekilmişti. Buna karşın ülkelerin ve uluslararası kuruluşların bu hedefe yönelik taahhütlerini yerine getirdikleri söylenemez.

COP Konferanslarında ülkeler 2030’a kadar belirledikleri emisyon artışını azaltma hedefini “Ulusal Katkı Beyanı” ile yapıyor. Temel hedef ise 2050’de “karbon net sıfır” olarak belirtiliyor. Ancak bu taahhütler “yalandan kim ölmüş” şeklinde ifadesini bulan bir beyandan öteye gitmiyor. Dünyaya en fazla karbon salan ABD, Çin ve Rusya neredeyse “karbon salınım şampiyonası yarışçıları” gibi eski düzeyin de üzerine çıkmış durumdalar. Trump döneminde ABD Paris iklim Anlaşması’ndaki imzasını bile geri çekti. Isı artışından dünya yok olduğunda, ABD toprakları yine ellerinde kalmaya devam edecek diye düşünüyor olmalılar.

İtiraf etmek gerekir ki, bu konuda en etkin politika üreten ülke grubu Avrupa Birliği (AB) oldu. 2050 yılında “iklim nötr ilk kıta” olma hedefini benimseyen AB, “Yeşil Mutabakat” politikasını benimsedi. Önce, AB içinde “Emisyon Ticaret Sistemi” (ETS) kurdular. “Kirleten bedelini öder” prensibi ile sanayi işletmeleri tarafından atmosfere salınan her ton karbon için bir ücret belirlendi. Kendisine yıllık karbon tahsisatı verilen işletme süreçlerini iyileştirerek atmosfere daha az karbon saldığında, kontenjanında bulunan ton/karbon sertifikalarını ETS Borsalarında satmaya başladı.

Bir süre sonra AB’de yerleşik üreticiler, “biz atmosfere saldığımız karbonun bedelini ödeyelim tamam da AB’den söktüğü fabrikasını Türkiye’ye Mısır’a, Çin’e götüren işletmeler cezalandırılmayacak mı?” sorusuyla “karbon kaçağı” kavramını ortaya attı. Bunun üzerine, AB Komisyonu “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması” oluşturacağını ilan etti.

(EU) 2023/956 sayılı (Carbon Border Adjustment Mechanism – CBAM) CBAM Tüzüğü Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi’nin ortak bir tüzüğü olarak 16 Mayıs 2023 tarihli AB Resmî Gazetesi’nde yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenlemeye göre, CBAM, 1 Ekim 2023 tarihinden itibaren uygulanmaya başlayacaktı. Geçiş dönemi Ocak 2026’ya kadar devam edecek ve bu süre zarfında CBAM kapsamına giren ürünlerin sera gazı emisyonlarının ithalatçılar tarafından raporlanması gerekecekti. 2026 yılından itibaren de “gömülü karbon” içeren demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre ürünleri ile elektrik ithalatından “karbon vergisi” tahsilatına başlanacaktı.

Ama işler planlandığı gibi yürümedi. 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna topraklarına tekrar girmesiyle başlayan savaş, başta Rus petrolüne ve doğal gazına muhtaç Avrupa Birliği ülkelerini vurdu. Ukrayna kendi topraklarından geçen boru hatlarını kapattı. Bir süre sonra, savaşı durdurması için ABD’nin ve AB’nin Rusya’ya karşı başlattığı ticari ambargo, “karbon net sıfır” hedefinin üzerine tüy dikti. Avrupa çevre endişesi ile kapattığı kömür ocaklarını tekrar işletmeye aldığı gibi, küresel piyasalardan tekrar yoğun şekilde petrol ve petrol ürünleri satın almaya başladı.

Avrupa’da savaş rüzgarları esip, bundan AB ülkeleri de ciddi endişe duymaya başlayınca, Birlik de yerleşik endüstri kuruluşlarından ve ithalatçılardan “Şu CBAM düzenlemesini bir süre erteleyin, aksi takdirde iflas edeceğiz. Düzenleme yürürlüğe girerse hem girdileri daha yüksek maliyetlerle üretime sokacağız hem de CBAM’ın getirdiği ağır bir bürokratik yükün altına gireceğiz” mealinde yakınmalar yükselmeye başladı.

Bunun üzerine, AB Parlamentosu ve Konseyi geri adım atmak zorunda kaldı. 17 Ekim 2025 tarihli AB Resmi Gazetesi’nde yayımlanan (EU) 20225/2083 sayılı Tüzük değişikliği ile sektörlere bazı kolaylıklar sağlandı. Buna göre;

  • Yukarıda anılan ürünler için her CBAM Beyan Sahibine yıllık 50 ton karbon emisyonu içeren ithalat muafiyeti sağlandı. İthal ettikleri ürünlerde eşiğe ulaşmayan CBAM beyan sahiplerinin beyanda bulunmalarına ve karbon sertifikası vermelerine gerek olmadığı belirtildi.
  • Diğer ülkelerdeki sanayi kuruluşlarının dijital ortamdaki CBAM Kayıt Defterine erişebilmelerine ve kendi kimliklerini tanıtarak kayıt numarası alarak CBAM Siciline kaydedilmeleri için ortam yaratıldı. Bu kapsamda Türk ihracatçıların 30 Eylül 2027 tarihine kadar emisyon verilerini AB doğrulayıcılarına doğrulatma olanağı ortaya çıktı.
  • Yine diğer ülkelerdeki sanayi kuruluşlarının ürünlerindeki gömülü emisyonların AB’de akredite edilmiş bir doğrulayıcı tarafından doğrulanmasına olanak tanındı.
  • CBAM Beyan Sahipleri tarafından Topluluğa getirilen İthal ürünlerindeki “gömülü emisyonların” üçüncü ülkelerde ödenen karbon fiyatları tutarında CBAM sertifikalarından indirim talep edebilmesi, imkân dahiline girdi.
  • CBAM Beyan Sahiplerinin 2026 yılına ait beyanlarını 31 Mayıs 2027 tarihine kadar yapabilmelerine olanak tanındı.

Tüm bu gelişmeler bir arada değerlendirildiğinde, ihracatçılarımıza şu tavsiyeleri yapmaktan geri duramıyoruz:

  • 1 Ocak tarihinde ürünleriniz AB gümrüklerinde tutulmayacak. Sakin olun.
  • Muafiyet limitleri öyle yüksek belirlendi ki “benim” diyen bir CBAM Beyan Sahibi 50 ton gömülü karbon içeren ürün ithalat düzeyine 1 Haziran’dan önce ulaşamaz.
  • Türk ihracatçılarının AB’ye karbon raporlama zorunluluğu yok. Kaldı ki “ben temiz enerji ile üretim yapıyorum” diyerek yapacağınız bilgilendirme de maalesef an itibarıyla anlam ifade etmiyor. Çünkü bu bilgilerin AB’de yerleşik akredite kuruluşlar tarafından doğrulanması gerekiyor.
  • “Ama ithalat yaptığım AB’de yerleşik ithalatçı ‘bana gönderdiğin ürünlerdeki gömülü karbon miktarlarını bildir’ diyor. Bunu yapmazsam malları gönderemem.” değerlendirmesi de yanlış. İthalatçı konumundaki CBAM Beyan Sahibi bu bilgileri 31 Mayıs 2027 tarihine kadar yetkili otoritelere raporlama olanağına sahip. Dolayısıyla kendisine, bu bilgileri fiili ihracattan iki veya üç ay sonra da göndereceğinizi bildirebilirsiniz.

 

Karbon “sınırda” Mı, Değil Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemHüseyin Cahit SOYSAL

ÜNSPED Gümrük Müşavirliği ve Lojistik Hizmetler A.Ş.

Yönetim Kurulu Üyesi

 

 

karbon kaçağı, gömülü karbon, Sınırda karbon düzenlemesi, SKDM, CBAM, COP Konferansı, COP 30, COP 31, COP 31 Antalya, Yeşil Mutabakat, Emisyon Ticaret Sistemi, karbon vergisi, karbon net sıfır hedefi,

Satınalmada Yüksek Hedefler

Satınalma Yüksek Lisans
satınalma yüksek lisans

“Satınalmada Yüksek Hedefler”

TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI
ÖRGÜN – TEZLİ ve İKİNCİ ÖĞRETİM TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI
Yüksek Lisans Yüksek Hedefler

BAŞVURU TARİHLERİ 12-16 Ocak 2026

MÜLAKAT TARİHLERİ 22-23 Ocak 2026

Tezli ve tezsiz seçiminizi kitapçığı okuduktan sonra veriniz.

Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Mülakatlarında Ne Sorulur?

Satınalma Yüksek Lisans
Satınalma Yüksek Lisans

 

Merhaba,

Satınalma ve Tedarik Zinciri Departmanlarının 20 yıldır en beğendiği program olduk. Programımıza göstermiş olduğunuz ilgi için teşekkür ederiz.
İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tedarik Zinciri Yönetimi Tezli ve Tezsiz Yüksek Lisans Programlarımızda sizleri aramızda görmek isteriz.

Program hakkında kısa bilgilendirme yazımızı paylaşıyorum.
Sağlıklı günler dilerim.  Saygılarımla.

 Prof. Dr. Murat ERDAL – Program Koordinatörü merdal@istanbul.edu.tr 

ÖĞRENCİ PROFİLİ
Program Güz ve Bahar dönemlerinde öğrenci almaktadır.
Farklı sektörlerden 70’e yakın çalışan bulunmaktadır.
Kuvvetli bir network sizi beklemektedir.
YER:
BEYAZIT ANA KAMPÜS (Siyasal Bilgiler Fakültesi Derslikleri)
Marmaray (Vezneciler İstasyonu), Tramvay (Beyazıt).

DEVAM DURUMU: Derslere katılım hususunda %70 devam zorunluluğu bulunmaktadır. Öğrenci portföyümüz, farklı sektörlerden sizler gibi yöneticilerden oluştuğu için, ders gününe denk gelen yurt içi – dışı vb. iş seyahatleri ya da farklı yoğunluklar olduğunda, dersini aldığınız hocalarımıza bilgi vererek mazeret bildirilebiliyor. Ancak bu noktada inisiyatif tamamen hocalarımıza aittir. Yönetmelikte belirtilen, yüksek lisans öğrencilerinin maksimum % 30 devamsızlık hakkı olduğuna dairdir.

DERS PROGRAMI:

BAHAR DÖNEMİ DERSLERİ

  • SATINALMA VE TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ İLKELERİ
  • TEDARİK ZİNCİRİ STRATEJİLERİ
  • KÜRESEL PAZARLAMA
  • VERİ ANALİZİ VE KANTİTATİF KARAR ALMA TEKNİKLERİ
  • PERAKENDE YÖNETİMİ
  • MÜZAKERE TEKNİKLERİ

GÜZ DÖNEMİ DERSLERİ

  • LOJİSTİK YÖNETİMİ
  • TEDARİK ZİNCİRİNDE PERFORMANS YÖNETİMİ
  • TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİNDE MODELLEME
  • PROJE YÖNETİMİ
  • SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ve İŞ ETİĞİ
  • PAZARLAMA YÖNETİMİ
  • SÖZLEŞME HUKUKU
  • BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ VE YAYIN ETİĞİ

AKADEMİK KADRO:
Yüksek lisans programımız, dersler ve akademik kadro ile ilgili tüm bilgi bu sitede. https://tedarikzinciri.org

İnceleyiniz.  

BAŞVURU TARİHLERİNİ KAÇIRMAYIN

İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü https://sosyalbilimler.istanbul.edu.tr/tr/_   resmi web sitesi duyurular kısmında ve aşağıdaki platformlar ile bu platformların sosyal medya hesaplarında başvuru duyuruları yayınlanmaktadır.

https://tedarikzinciri.org/

https://satinalmadergisi.com/

https://www.muraterdal.com/

ÜCRETLENDİRME:  Kayıt aşamasında güncel ödeme bilgisi verilecektir.    

MÜLAKAT ÖNCESİ HAZIRLIK:  

  • Yüksek Lisans Mülakatlarında Ne Sorulur? Başlıklı rehberimizi inceleyiniz.
  • Makale Listesi (Prof. Dr. Murat ERDAL) ektedir. Okuma yapabilirsiniz.
  • TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ DERSLERİNİ
    WEB ÜZERİNDEN İNCELEYEBİLİRSİNİZ.
    14 hafta ders içerikleri her sene güncellenmektedir.

Okuma yapabilirsiniz. https://www.muraterdal.com/courses/satinalma-ve-tedarik-zinciri-yonetimi-ilkeleri/ 

  • SATINALMA DERGİSİ – 14. Yıl

Şirket olarak tüm dergi arşivine (156 sayı), araştırma raporlarına ve
bir yıl boyunca 12 sayıya dijital erişim sağlayın. Dijital şirketi aboneliği için https://satinalmadergisi.com/dijital-islem-merkezi/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

KİTAPLAR:

  • Erdal, M., Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi, 4. Baskı, Beta Yayınevi.
  • Erdal, M. (Editör), Tasarımdan Süreç İyileştirmeye Tedarik Zinciri Yönetimi Başarı Hikayeleri, BETA Basım, İstanbul.
  • Erdal, M. (Editör), Konteyner Deniz ve Liman İşletmeciliği, 2. Baskı, BETA Basım, İstanbul.
  • Erdal, M., Ünal, A., Lojistik Merkez Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, İstanbul.
  • Erdal, M. Saygılı, M., Global Logistics, UTİKAD Yayını, İstanbul.
  • Erdal, M. ve Çancı, M., Lojistik Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, 4. Baskı, İstanbul.
  • Erdal, M. ve Çancı, M., Uluslararası Taşımacılık Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, 4. Baskı, İstanbul.
  • Trakya Lojistik Master Planı, Trakya Kalkınma Ajansı, 2012.
  • Erdal, M., Görçün, Ö., Saygılı M., Depo Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını.
  • Erdal, M., Güvenler A., Sandalcı, K., Uluslararası Demiryolu Eşya Taşımacılığı, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, İstanbul.
  • Erdal, M., Görçün Ö. F., Görçün Ö., Saygılı, M., Entegre Lojistik Yönetimi, BETA Basım.
  • Erdal, M., Teknoloji Yönetimi, 2. Baskı, Türkmen Kitabevi, İstanbul,
  • Erdal, M., Saygılı, M., Lojistik İşletmelerinde Yönetim-Organizasyon ve Filo Yönetimi, UTİKAD Yayını, Mataş Matbaası, İstanbul.
  • Erdal, M., Alkan, M., Lojistik ve Dış Ticaret Sözlüğü, UTİKAD Yayını, 2. Baskı, İstanbul.

Anahtar Sözcükler:

Yüksek Lisans, Lisansüstü, Program, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,  tedarik zinciri yönetimi, eğitim, Satın alma, satınalma, tedarik, lojistik, üretim, planlama, karar alma, modelleme,  Depo, depolama, depo yönetimi, katma değer, rekabet, maliyet, harcama analizi, tasarruf, değer, Satın alma Dergisi, B2B,  değer zinciri, purchasing, procurement, supply, supply chain, supply chain management, Kurumsal Pazar, Analitik, CRM, e-iş, e-ticaret, inovasyon, innovation, sürdürülebilirlik, yapay zeka, modelleme, AI, satın alma yüksek lisans


ŞİRKET EĞİTİMLERİ

-> Şirket Eğitimleriniz için Doğru Teklif Alın -> egitim@satinalmadergisi.com

-> Eğitim Kataloğunu İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

Kurumsal Dayanıklılık İçin İş Sürekliliği Yönetimi

Kurumsal Dayanıklılık İçin İş Sürekliliği Yönetimi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Kurumsal Dayanıklılık İçin İş Sürekliliği Yönetimi

Altay ONUR,
Makine Y. Müh. / BVL Chapter Türkiye
altay.onur@gmail.com

Giriş

Kurumsal Dayanıklılık İçin İş Sürekliliği Yönetimi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemISO 22301 standardı kurumsal kriz yönetiminde iş sürekliliğini sağlamak ve kesintilere karşı dayanıklılığı artırmak için uluslararası kabul görmüş en kapsamlı standartlardan biridir. Bu standart, kuruluşların beklenmedik kesintilere karşı hazırlıklı olmasını sağlamak amacıyla, kritik operasyonel fonksiyonlarını ve süreçlerini etkileyecek olaylara karşı istikrarı korumayı ve bu kritik faaliyetlerin sürdürülmesi için bir dizi çalışmayı gerektiren sistematik bir yaklaşım sunmaktadır.

ISO 22301’in Önemi

“Bir kuruluşun, bir kesinti sırasında önceden tanımlanmış kapasitede kabul edilebilir zaman çerçeveleri içinde ürün ve hizmetlerin sağlanmasına devam etme kabiliyeti” olarak tanımlanan iş sürekliliği ile ilgili standart; halen 2019 yayını olarak ISO 22301 “Güvenlik ve dayanıklılık – İş sürekliliği yönetim sistemleri – Gereklilikler” adı altında yürürlüktedir.

İş Sürekliliği Yönetim Sistemi (İSYS) standardı, kuruluşlarda olası kesintilere neden olabilecek istenmeyen olayları tanımlama, bunlara karşılık verme ve oluşabilecek riskleri analizi etme,  değerlendirme ve yönetme imkânı sağlamakta ve tüm yönetim sistemi standartları için ortak bir temel ve kılavuz görevi gören, PUKÖ çevrimine uygun 10 maddelik Yüksek Seviyeli Yapı (HLS: High-Level Structure) içeriğine sahiptir.

Pukö Döngüsü

ISO 22301 standardı, kuruluşların dayanıklılığını artırarak kesintilerden kaynaklanabilecek ürün ya da hizmet sunumlarındaki aksamaların/arızaların önüne geçerek, hızlıca toparlanmasını sağlamakta ve itibar kaybını önlemede önemli bir rol oynamaktadır. Risk yönetimi açısından proaktif yaklaşımlar geliştirerek, olay yönetimi, acil durum yönetimi, kriz ve afet yönetimi, iş etki analizleri (BIA), iş sürekliliği planları gibi bir dizi bileşen ile kritik fonksiyonların korunmasına odaklanmaktadır.

İş Sürekliliği Program Yönetimi

İş sürekliliği yönetiminin gerçekleşmesi için gereken İş Sürekliliği Program Yönetimi döngüsü, kuruluşun sürekli yönetim ve yönetişimini sağlamak amacıyla tasarlanmış altı aşamalı bir yaşam döngüsüdür.

İş Sürekliliği Program Yönetimi, üst yönetim tarafından desteklenen ve belirlenmiş amaçların gerçekleştirilmesini sağlamak ve sürdürmek için kaynak tahsis edilen, sürekli bir yönetim prosesidir. Sürekli iyileştirme prensibine dayanan bu döngü İSY’nin kuruluş kültürüne yerleştirilmesi sürecini temsil eder ve aşağıdaki elementlerden oluşmaktadır.

Aşama Başlık Açıklama ve Ana Faaliyetler
1. İSY Program Yönetimi Bu aşama, döngünün yönetimi ve amaçlarının belirlenmesini kapsar. İSY kapsamının ve politikasının belirlenmesi, organizasyonun hayata geçirilmesi ve ilgili tarafların (sözleşmeler) belirlenmesi bu programın elemanlarıdır.
2. Kuruluşu Anlamak Kuruluşun varlığını sürdürebilmesi için gerekli olan ürün/hizmetleri ve bunları gerçekleştiren süreçleri belirleme aşamasıdır. Kritik süreçleri belirlemek (İş Etki Analizi – BIA) ve Risk Analizi temel faaliyetlerdir.
3. İSY Stratejisinin Belirlenmesi Kritik süreçler ve riskleri değerlendirildikten sonra, iş öncelikleri ve İş Sürekliliğinin amaçları dikkate alınarak koruma ve kurtarma stratejileri oluşturulur. Bu stratejiler potansiyel iş kesintilerini göz önünde bulundurarak ve yönetim tarafından onaylanmış kurtarma stratejileri doğrultusunda gerekli planları hazırlamaya temel oluşturur.
4. İSY Tepkisi/Müdahalesi geliştirmek ve uygulamak İş sürekliliği yönetiminin uygulanmasını ve gerekli planların geliştirilmesini içerir. Bu aşamada, İş Sürekliliği Planlarının (BCP) ve prosedürlerinin geliştirilmesi ve uygulanması yer alır. Bu planlar, kriz yönetimi planı, acil durum planı/tahliye, yeniden devreye alma planı (DRP) ve normalleşme planı (restarasyon) vb uygulamalardır.
5. Tatbikatlar, testler ve gözden geçirme Hazırlanan planların gerçekçi bir ortamda çalıştığını doğrulamak ve eksiklikleri tespit etmek amacıyla denetim ve tatbikatların yapılması, iyileştirmenin gerçekleştirilmesi gerekir. Tatbikat ve test sonuçları ile denetim bulgularının analizi ve sürekli iyileştirme döngüsü ile üst yönetimin gözden geçirmesini içerir.
6. İSY’nin kuruluş kültürüne yerleştirilmesi Bu aşama, İş Sürekliliği Yönetimi faaliyetlerinin eğitim, tatbikat, denetim ve gözden geçirme faaliyetleri ile desteklenerek gerçekleştirilmesi ve sürdürülmesini sağlar. Farkındalık oluşturma, bilgi ve yetkinlik kazandırma temel faaliyetlerdir.

 

Bu döngü, sürekli olarak tekrarlanan ve her aşamanın bir sonraki aşamaya girdi sağladığı dinamik bir yönetim sistemini temsil eder. Tıpkı bir kalp grafiği (kardiyografi) gibi, İş Sürekliliği Yönetimi döngüsü de normal işletme durumundan bir kesinti olayına (kriz) düşüşü, ardından kurtarma planlarının (BCP) devreye girmesiyle minimum iş sürekliliği düzeyine ulaşmayı ve son olarak normale dönüşü (restorasyon) gösteren bir sürecin yönetimini hedefler.

Iş Sürekliliği Döngüsü

İSYS’nin Kuruluşlara Sağladığı Faydalar ve Üstünlükler

  • Risk yönetimi: Potansiyel tehditleri önceden belirleyerek etkiyi minimize eder ve kaynakları optimize eder.
  • Operasyonel dayanıklılık: Herhangi bir kesintiye neden olacak olay durumunda kritik süreçleri tekrar toparlayarak sürdürmeyi sağlar, rekabet gücünü artırır.
  • Paydaş güvenilirliği: Bu tür yönetim sistemi müşteriler ve yasal düzenleyiciler nezdinde ulusal ve uluslararası alanda güven oluşturur, uyum gösterir.
  • Güçlendirilmiş tedarik zinciri yapısı: Kritik malzeme ve hizmetlerin tedariğinde kesinti süreleri kısaltılarak tedarikçi riskleri minimize edilir ve tedarik zinciri güçlendirilerek aksamaların önüne geçilir.

İş Sürekliliğine Hazırlıksız Kuruluşların Riskleri

FEMA (Federal Emergency Management Agency) raporlarına göre iş sürekliliği planı olmayan şirketlerin karşılaştıkları kesintilerde veri kaybı, finansal zarar ve itibar kaybı yaşadıkları, büyük kesintilerden sonra %90 oranında kuruluşun bir yıl içinde iflas ettikleri belirlenmiştir. Örnek olarak, tedarik zinciri kesintilerinde inşaat firmaları proje gecikmeleri ve maliyet artışlarıyla karşı karşıya kalmış, lojistik şirketleri ise doğal afet ve fırtınalarda iletişim kopukluğu nedeniyle müşteri kaybı yaşamışlardır.

NIS2 ve DORA Düzenlemeleri ve İş Sürekliliği İlişkisi

NIS2 (Network and Information Security 2) ve DORA (Digital Operational Resilience Act), Avrupa Birliği’nde siber güvenlik ve dijital operasyonel dayanıklılık alanlarında önemli düzenlemelerdir. Her ikisi de kuruluşların siber tehditlere ve operasyonel kesintilere karşı daha hazırlıklı olmalarını sağlamayı amaçlamakta, dolayısıyla güvenlik ve iş sürekliliği açısından bir dizi önlemler almayı gerektirmektedir.

DORA, Avrupa Birliği tarafından 2022 yılında kabul edilen bir düzenlemeyle, finansal sektörde dijital operasyonel dayanıklılığı sağlamaya yönelik bir çerçeve sunmaktadır. Finans sektörü başta olmak üzere, kuruluşların iş sürekliliği planlarını test etmelerini ve bu planların etkinliğine dair kanıt sunmalarını zorunlu kılarak ICT (Information and Communications Technology) dayanıklığını hedeflemektedir.

NIS2 direktifi ise Avrupa Birliği’nin siber güvenlik alanındaki düzenlemelerinden birisi olup kritik altyapılarda siber risk yönetimi, iş sürekliliği ve tedarikçi denetiminin yanı sıra bilgi güvenliği ve ağ güvenliği konusunda daha sıkı tedbirler alınmasını gerektirmektedir.

Tüm bu düzenlemeler, iş sürekliliğini sağlamak ve dijital operasyonlardaki aksamalardan kaynaklanabilecek zararları en aza indirmek için kritik öneme sahip olup her iki uygulama ISO 22301’i tamamlayıcı bir unsur olarak görmektedir.

Sonuç

DORA ve NIS2, Avrupa’daki yasal düzenlemeler olup belirli sektörlerdeki kurum ve kuruluşları uyumlu hale getirmeyi hedeflerken, ISO 22301 İş Sürekliliği Yönetim Sistemi standardı ise kuruluşların bu yasal gereksinimleri yerine getirmelerinde yardımcı olacak gereksinimleri tanımlamakta ve akredite belgelendirme kuruluşları tarafından kuruluşların sertifikalandırılması sağlanmaktadır.

Kurumsal Dayanıklılık İçin İş Sürekliliği Yönetimi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemTüm bu hususlar dikkate alındığında finansal ve kritik alt yapıları işleten sektörlerde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların, operasyonel ve siber risklerle başa çıkabilmek için kapsamlı bir yaklaşım benimsemeleri gerektiği görülmektedir. Bu tür entegre uygulamaları ve yönetim sistemlerini bünyelerinde kurarak işleten ve sürekli iyileştiren organizasyonlar; paydaşlarına, müşterilerine ve düzenleyici makamlara karşı güvenilirlik ve güven sağlayacaklardır.

Altay ONUR,
Makine Y. Müh. / BVL Chapter Türkiye
altay.onur@gmail.com

Kaynakça:

  1. TS EN ISO 22301:2019 Güvenlik ve dayanıklılık – İş sürekliliği yönetim sistemleri – Gereklilikler
  2. https://www.cm-alliance.com/
  3. https://www.neumetric.com/journal/iso-22301-risk-assessment-framework-2979/
  4. https://www.qmii.com/case-studies-of-successful-iso-22301-implementation/
  5. https://www.dataguard.com/nis2/requirements/
  6. https://invenioit.com/continuity/4-real-life-business-continuity-examples/
  7. https://www.thebci.org/news/solving-the-top-5-iso-22301-challenges-with-ai.html

Anti-Damping Kararı Yerli Çeliğe Can Suyu Olacak

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Hbaer Anti Damping Kararı Yerli çeliğe Can Suyu Olacak

Anti-Damping Kararı Yerli Çeliğe Can Suyu Olacak

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Hbaer Anti Damping Kararı Yerli çeliğe Can Suyu OlacakYurt dışı menşeli dampingli ürünler karşısında uzun süredir varoluş mücadelesi veren paslanmaz çelik sektörü temsilcileri tarafından yapılan anti-damping başvurusu sonucunda ilk adım atıldı. Türk sanayi sektörünü üretim yapamaz hale getiren dampingli ürünlere karşı, Ticaret Bakanlığınca kesin önlem uygulamasına karar verilerek yüzde 3,95 oranında anti-damping vergisi getirildi. Resmi Gazete’de yayımlanan karara yönelik açıklama yapan Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, “Yerli üreticiye daha adil bir rekabet ortamı sağlayacak olan bu kararı, sektörü büyük kayıplar vermekten kurtaracak uygulamaların ilk adımı olarak görüyoruz ve devamının geleceğine inanıyoruz ” dedi.

Demir-çelik sektörü temsilcilerinin, artan ithalat baskısına karşı anti-damping uygulaması kapsamında gerçekleştirdiği başvuru karara bağlandı. Ticaret Bakanlığı, Çin’den ve farklı Uzak Doğu ülkelerinden ithal edilen düşük fiyatlı ve kalitesiz ürünlerin iç piyasada haksız rekabet yarattığına yönelik başvuruyu haklı bularak, ithalatta yüzde 3,95 oranında anti-damping vergisi uygulanmasına karar verdi. İthalatta haksız rekabetin önlenmesine ilişkin yayımlanan karar, yeni dönemde demir-çelik sektöründe eşit şartlarda rekabetin önünü açarak, Türkiye ekonomisine can suyu olacak.

Haluk Kayabaşı: Anti Damping Yeni Yatırımların Anahtarı Olacak

Türkiye’de dampingli ithalata karşı alınabilecek proaktif ve kalıcı önlemlerin yeni yatırımların önünü açacağını ifade eden Haluk Kayabaşı, “Paslanmaz çelik, modern sanayinin hem stratejik hem de vazgeçilmez girdileri arasında önemli bir yere sahip. Otomotivden sağlığa, gıdadan enerjiye, mutfaktan savunma sanayisine kadar yüksek katma değerli sektörlerin çoğunda kilit bir rol oynuyor. Ancak Asya ve Uzak Doğu menşeli ürünlerde görülen dampingli fiyatlar, iç piyasadaki rekabet ortamını bozmakla kalmıyor, yerli üreticinin yatırım kapasitesini de zayıflatıyor. Ticaret Bakanlığımız tarafından yerli üreticiye stratejik kalkan oluşturacak bu yaptırımların, ülkemizin paslanmaz çelikte sürdürülebilir bir büyüme yakalamasına etki edeceğine inanıyorum. Böylesine güçlü bir ürünü, dışa bağımlı hale getirmek ülkemiz için büyük bir kayıp olur. Dünyanın birçok ülkesinde uygulanan ve emsal teşkil eden koruyucu ticaret politikaları, yerli üretici için büyük bir dayanak. Anti-damping, yeni yatırımların anahtarı olacak” dedi.

Türk Sanayisi Yeni Dönemde İstihdamla Güçlenecek

Haluk KayabaşıTürkiye’nin paslanmaz çelik sektöründe yeni bir dönemin kapılarının aralandığını ifade eden Haluk Kayabaşı, “Paslanmaz çelik pek çok sektör için stratejik bir girdi. Bu ham maddeyi son ürün haline getirecek yerli üretim gücünün desteklenmesi hayati önem taşıyor. Milli ekonomimize katma değer sağlayan paslanmaz çeliğe hayat verecek tüm uygulamaları destekliyoruz” diyerek yüzde 3,95 oranında uygulanacak anti damping vergisinin olası etkilerini anlattı:

“Halihazırda mevcut üretim, sanayinin artan ihtiyacının yalnızca üçte birini karşılayabiliyor. Türkiye’nin yıllık soğuk haddelenmiş paslanmaz çelik tüketimi 400–450 bin ton civarında. Ancak bu tüketimde ithalat yüzde 80 gibi bir paya sahip. Diğer yerli üretici ile birlikte toplam iç pazar ihtiyacının yüzde 90’ını karşılayabilecek kapasitedeyiz. Yerli üretimi güçlendirmek, hem cari açık açısından hem de sanayimizin stratejik bağımsızlığı için çok önemli. Bakanlığımız tarafından yayımlanan anti-damping önlemi kararının ardından üretimimiz inanıyorum ki önemli oranda artış gösterecek. Kapasite kullanım oranlarımız artacak, fabrikalarımız daha düşük maliyetle üretim yapacak. En önemlisi istihdam ve işgücü artacak. Yatırım iştahı canlanırken, ülkemizin rekabet gücü gelişecek. Bakanlığımızın desteğiyle oluşturulacak güçlü sanayi ekosistemi, yatırımların kalıcı hale gelmesini ve katma değerli üretimin gelişmesini sağlayacak. Türkiye, daima büyüyen sanayisiyle ve üretim kabiliyetiyle küresel rekabet içinde giderek daha görünür hale geliyor. Altını çizerek söylemek isterim ki; paslanmaz çelik, kat edilen bu yolun, ulaştığımız bu büyümenin omurgasını oluşturan sektörlerden biri. Bu adım, Türkiye’nin yalnızca tüketen değil, bölgesinde üretim üssü haline gelen konumunu da güçlendirecek. Böylelikle sektörümüzde, dünya çapında söz sahibi bir oyuncu olacağız” dedi.


Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Standardı Yazı Dizisi

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATINALMA SUNUMLARI VE DİĞER MAKALELER

Power Point Sunum Klasörünü indirebilirsiniz:

Sürdürülebilir Kalkınma Raporu ve Türkiye Analizi



İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz.

Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır.
Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız.
Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim. Prof. Dr. Murat Erdal 

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri:
İçerikleri incelemek için tıklayınız.

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400 Standardı Eğitimi (2 gün)
☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)
☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)
☐ İdari İşler ve Tesis Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)
☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Dış Ticaret Eğitimi Dis Ticaret Lojistik Sozlesme Egitimi
Dış Ticarette Lojistik Operasyon ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi için tıklayınız. 

-> EĞİTİM KATALOĞUNU İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

Laboratuvar Hizmet İhalesinde Önemli Bileşenlerin Açık ve Net Bir Şekilde Tespit Edilmemesi?

Laboratuvar Hizmet İhalesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Laboratuvar Hizmet İhalesinde Önemli Bileşenlerin Açık ve Net Bir Şekilde Tespit Edilmemesi?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Laboratuvar Hizmet İhalesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; ……… Tıbbi Malzeme Lojistik San. ve Tic. A.Ş. tarafından sunulan aşırı düşük teklif açıklamalarının mevzuata uygun olmadığı iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Aşırı düşük teklifler” başlıklı 38’inci maddesinde “İhale komisyonu verilen teklifleri değerlendirdikten sonra, diğer tekliflere veya idarenin tespit ettiği yaklaşık maliyete göre teklif fiyatı aşırı düşük olanları tespit eder. Bu teklifleri reddetmeden önce, belirlediği süre içinde teklif sahiplerinden teklifte önemli olduğunu tespit ettiği bileşenler ile ilgili ayrıntıları yazılı olarak ister.

İhale komisyonu;

a) İmalat sürecinin, verilen hizmetin ve yapım yönteminin ekonomik olması,

b) Seçilen teknik çözümler ve teklif sahibinin mal ve hizmetlerin temini veya yapım

işinin yerine getirilmesinde kullanacağı avantajlı koşullar,

c) Teklif edilen mal, hizmet veya yapım işinin özgünlüğü,

gibi hususlarda yapılan yazılı açıklamaları dikkate alarak, aşırı düşük teklifleri

değerlendirir. Bu değerlendirme sonucunda, açıklamaları yeterli görülmeyen veya yazılı

açıklamada bulunmayan isteklilerin teklifleri reddedilir. …” hükmü yer almaktadır.

Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Hizmet alımı ihalelerinde sınır değer tespiti ve aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 79’uncu maddesinde “… 79.2. İhale ilanında ve dokümanında teklifi sınır değerin altında kalan isteklilerden açıklama isteneceği belirtilen hizmet alımı ihalelerinde, aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında aşağıdaki düzenlemelere göre işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

79.2.1. Aşırı düşük tekliflere yönelik açıklama istenmesine ilişkin yazıda, isteklilerin yapacakları açıklamalara esas olacak önemli teklif bileşenlerinin, bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Aşırı düşük teklif açıklaması sunulması için isteklilere üç (3) iş gününden az olmamak üzere uygun bir süre verilir. …” açıklaması,

İdari Şartname’nin “Teklif fiyata dâhil olan giderler” başlıklı 25’inci maddesinde “25.1. Sözleşmenin uygulanması sırasında, ilgili mevzuat gereğince ödenecek ulaşım, sigorta, vergi, resim ve harç giderleri teklif fiyatına dâhildir.

25.2. 25.1 inci maddede yer alan gider kalemlerinde artış olması ya da benzeri yeni gider kalemlerinin oluşması hallerinde, teklif edilen fiyatın bu tür artış ya da farkları karşılayacak payı içerdiği kabul edilir. Yüklenici, bu artış ve farkları ileri sürerek herhangi bir hak talebinde bulunamaz.

25.3. Teklif fiyata dâhil olan diğer giderler aşağıda belirtilmiştir:

25.3.1. İsteklilerin sözleşmenin uygulanması sırasında ilgili mevzuat gereğince ödeyeceği, cihazlarla ilgili teknik doküman ve demonstrasyon giderleri, cihazların montajı ve montaj için gerekli teknik şartnamede belirtilen donanımlar ve entegrasyonlar, cihazların kurulumu için gerekli inşaat ve tefrişat giderleri cihazların kullanılması için gerekli eğitim giderleri, numune taşıma giderleri, yapılacak kalibrasyona ait her türlü gider ile cihazların bakım onarımı ve yedek parça sağlanması, her türlü destek ve hizmete hazır halde tutulması, ayrıca kalite ve verimli hizmet verilebilmesini temin için teknik şartnamede belirtilen tüm giderler, bilgisayar ve çevre bilimleri (bilgisayar ile bilgisayar bağlı donanım ve cihazlar) giderleri, tıbbi atık, tehlikeli atık vb. alt yapı giderleri, sonuç verme ile ilgili her türlü giderler, yüklenici tarafından yürütülen hizmet ile ilgili bütün hukuksal – yönetsel – mali -cezai yükümlülükler ve Teknik Şartnamede yükleniciye ait olduğu belirtilmiş diğer tüm giderler teklif fiyata dahildir.

25.3.4. Bu madde boş bırakılmıştır.

25.4. Sözleşme konusu işin bedelinin ödenmesi aşamasında doğacak Katma Değer Vergisi (KDV), ilgili mevzuatı çerçevesinde İdare tarafından yükleniciye ayrıca ödenir. …”düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin “Aşırı düşük teklifler” başlıklı 31’inci maddesinde “31.1. Teklifi

sınır değerin altında kalan isteklilerden Kanunun 38 inci maddesine göre açıklama istenecektir. Bu kapsamda; ihale komisyonu sınır değerin altında kalan teklifleri aşırı düşük teklif olarak tespit eder ve bu teklif sahiplerinden Kurum tarafından belirlenen kriterlere göre teklifte önemli olduğunu tespit ettiği bileşenler ile ilgili ayrıntıları ister. İhale komisyonu;

a) Verilen hizmetin ekonomik olması,

b) Seçilen teknik çözümler ve teklif sahibinin işin yerine getirilmesinde kullanacağı avantajlı koşullar,

c) Teklif edilen hizmetin özgünlüğü, gibi hususlarda yapılan açıklamaları dikkate alarak aşırı düşük teklifleri değerlendirir” düzenlemesi,

Teknik Şartname’nin 1’inci maddesinde “İstekliler; idrarda yasadışı ve kötüye kullanılan ilaç, madde analizi ve hasta test sonucunu üretmek için gerekli olan cihazları, diğer ekipmanları, reaktifleri, kontrol ve kalibratörleri ve diğer sarf malzemelerini temin edecek, sistemin kesintisiz çalışmasını sağlayacaktır.” düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin 12’nci maddesinde “İdare gerekli gördüğü testlerde doğruluk, tekrarlanabilirlik vb. gibi analitik performans değerlendirme çalışmaları (verifıkasyon/validasyon) ve/veya Sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılmış kamu veya özel olmak üzere diğer laboratuvarlarla karşılaştırma çalışmaları isteyebilir. Bu çalışmalarda kullanılan kit ve sarf malzemeleri yükleniciler tarafından karşılanmalıdır. Bunun dışında idare çalışılan test veya testlerin, uluslararası kabul edilen CLSI kriterlerine göre tanısal performansı sağlamadığı ve bu durumun objektif delilleriyle kayıt altına alındığı durumlarda bu test veya testlerin kamu veya özel olmak üzere diğer laboratuvarlarda çalışılmasını talep edebilir. Yüklenici bu durumda ilave ücret talep edemez.” düzenlemesi,

Aynı Şartname’nin 15’inci maddesinde “Testlerinin çalışılması; numune kabulden sonuçların uzman onayına sunulmasına kadar en geç 24 saat içerisinde tamamlanmak zorundadır. Süre ölçüm değerleri günlük/haftalık/aylık olarak LBYS üzerinden alınacak ve arıza halleri dışında normal iş akışında belirlenen sürelerin aşıldığının tespiti durumunda yüklenici idarenin talep edeceği ilave cihaz, ekipman ve personel gibi diğer unsurları ek bir bedel istemeksizin sağlamakla yükümlüdür.” düzenlemesi yer almaktadır.

Ayrıca ihale dokümanı kapsamında ihtiyaç listesine yer verildiği görülmüştür. Başvuruya konu ihaleye 2 isteklinin katıldığı, teklifi sınır değerin altında olduğu tespit edilen ………..Tıbbi Malzeme Lojistik San. ve Tic. A.Ş. ile başvuru sahibi ………. Teşhis Sistemleri San. ve Tic. A.Ş.nin aşırı düşük teklif sorgulamasına tabi tutulduğu ve her iki isteklinin de aşırı düşük teklif açıklamaları uygun kabul edilerek idarece alınan 24.10.2025 tarihli ihale komisyonu kararında ……….. Tıbbi Malzeme Lojistik San. ve Tic. A.Ş.nin ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibi, başvuru sahibi ………. Teşhis Sistemleri San. Ve Tic. A.Ş.nin ise ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi olarak belirlendiği  anlaşılmıştır.

İdare tarafından teklifi aşırı düşük olarak tespit edilen isteklilere EKAP üzerinden gönderilen 16.10.2025 tarihli ve “Aşırı düşük teklif açıklama talebi” konulu yazı ve ekinde “Başkanlığımızca 15.10.2025 tarihinde 2025/1739315 İhale Kayıt Numarası ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu 21 inci maddesi (b) bendi (Pazarlık Usulü) kapsamında ihale edilen Başkanlığımıza bağlı …………….. Eğitim ve Araştırma Hastanesinin ihtiyacı olan “ İdrarda Yasaklı Madde Testleri İçin Sonuç Karşılığı Hizmet Alımı” ihalesinde teklif ettiğiniz tutar; Kamu İhale Kurumunun belirlediği kriterler baz alınarak hesaplanan sınır değerin altında olması nedeni ile teklifiniz aşırı düşük teklif olarak değerlendirilmiştir.

İdaremizce belirlenen önemli teklif bileşenleri aşağıda belirtilmiş olup aşırı düşük teklif açıklamanızı bu doğrultuda yazımızın tebliğ tarihinden itibaren 3 iş günü içerisinde EKAP üzerinden göndermeniz hususunda;

Gereğini rica ederim.

Teklif Bileşenleri:

1-Cihaz Giderleri

2-Kit/Reaktif Giderleri

3-Sözleşme Giderleri

4- Bakım Onarım Hizmet Giderleri / Diğer Giderler (Teknik Şartnamede Belirtilen

Diğer Giderler)

5- Yüklenici Karı” ifadelerine yer yerilmiştir.

Başvuruya konu ihaleye ait ihale dokümanı düzenlemeleri incelendiğinde, ihalede hizmetin gerçekleştirilmesine yönelik olarak detaylı düzenlemelerin yer aldığı ve söz konusu gereklilikler yerine getirilmek suretiyle, hizmet kapsamında çok sayıda maliyet bileşenin bulunduğu, bu kapsamda, idare tarafından sınır değerin altında teklif veren isteklilere gönderilen 16.10.2025 tarihli aşırı düşük teklif açıklama talebi yazısı incelendiğinde, önemli teklif bileşenleri arasında yer alan “4- Bakım Onarım Hizmet Giderleri / Diğer Giderler (Teknik Şartnamede Belirtilen Diğer Giderler)” teklif bileşenin geniş ve belirsiz olduğu, bu durumun aşırı düşük teklif açıklamasının hazırlanması, değerlendirilmesi ve incelenmesine olanak tanımadığı, dolayısıyla aşırı düşük teklif sorgulamasına konu edilen önemli teklif bileşenlerinin hangi maliyet bileşenlerine ilişkin açıklama istenildiğinin isteklileri tereddüde düşürmeyecek şekilde aşırı düşük teklif açıklama talebi yazısında somut ve net bir şekilde ifade edilerek yeniden aşırı düşük teklif sorgulamasının yapılması gerektiği,

Yukarıda yer verilen mevzuat hüküm ve açıklamalarından, idareler tarafından sınır değerin altında teklif veren isteklilerden aşırı düşük teklif açıklaması istenileceği ve sınır değerin altında teklif veren isteklilerce sunulan aşırı düşük teklif açıklamalarının değerlendirildikten sonra ihalenin sonuçlandırılacağına ilişkin düzenleme yapılması halinde, sınır değerin altında teklif veren isteklilere gönderilecek olan aşırı düşük teklif açıklama talebi yazısında, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Aşırı düşük teklifler” başlıklı 38’inci maddesinde yer alan hükümler ile Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Hizmet alımı ihalelerinde sınır değer tespiti ve aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 79’uncu maddesinde yer alan açıklamalar uyarınca, inceleme konusu hizmet alımı ihalesinde teklifi sınır değerin altında kalan isteklilerden teklifte önemli olduğu tespit edilen bileşenler ile ilgili aşırı düşük teklif açıklaması talep edileceği, aşırı düşük tekliflere yönelik açıklama istenmesine ilişkin yazıda, isteklilerin yapacakları açıklamalara esas olacak önemli teklif bileşenlerinin idarenin takdir yetkisi kapsamında olmak üzere, bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde açık-net ve tereddütte mahal vermeyecek şekilde belirtilmesinin zorunlu olduğu, aşırı düşük teklif sahibi istekliler tarafından Kamu İhale Genel Tebliği’nin 79.2.2’nci maddesinde sayılan yöntemler kullanılarak açıklama yapılabileceği anlaşılmaktadır.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 38’inci maddesi hükmü ve Kamu İhale Genel Tebliği’nin 79’uncu maddelerinden teklifleri aşırı düşük olarak belirlenen isteklilerden teklifte önemli olduğu tespit edilen bileşenlerle ilgili ayrıntıların yazılı olarak isteneceği, isteklilerin yapacakları açıklamalara esas olacak önemli teklif bileşenlerinin, bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde belirtilmesinin zorunlu olduğu, dolayısıyla idarenin hangi unsurları teklifte önemli bileşen olarak belirleneceği hususunda takdir yetkisinin bulunduğu, ancak söz konusu yetki kapsamında önemli teklif bileşenlerinin şüpheye mahal vermeksizin  açık, net ve sağlıklı bir değerlendirme yapılmasını sağlayacak şekilde belirlenmesi gerektiği, dolayısıyla aşırı düşük sorgu yazısının, söz konusu önemli teklif bileşenlerinin bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde hazırlanması, değerlendirilmesi ve incelenmesine olanak tanımadığı, bu durumda idare tarafından teklifte önemli olduğu tespit edilen bileşenlerin isteklileri tereddüte düşürmeyecek şekilde aşırı düşük teklif açıklama talebi yazısında somut  ve net bir şekilde belirtilmesi suretiyle aşırı düşük teklif sorgulamasının yeniden yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

Laboratuvar Hizmet İhalesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org