İthalat Vergilerinden Tam Muafiyet Suretiyle Geçici İthalat

Mülkiyeti Türkiye Gümrük Bölgesi dışında yerleşik bir kişiye ait olan ve kullanımı sonucunda elde edilen ürünün en az % 75’inin Türkiye Gümrük Bölgesinden ihraç edilmesi koşuluyla, bu bölgede yerleşik kişiye imalat işlerinde kullanılmak üzere gönderilen ölçme, kontrol, test araçları ve benzeri diğer araçlar, kalıp, fikstür, çizim, taslak ve benzeri araçlar ile mülkiyeti Türkiye Gümrük Bölgesi dışında yerleşik bir kişiye ait olan ve bu kişi tarafından Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik bir kişiye tamamı ihraç edilecek ürünün imalatında kullanılmak üzere, bedelsiz gönderilecek özel alet ve araçların, kalıp ve fikstürlerin ithalat vergilerinden tam muafiyet suretiyle Türkiye’ye geçici ithaline izin verilir.

Söz konusu eşyalar için herhangi bir bedel/değer ödenmemesi ve ödenmeyecek olması, takas-trampa karşılığı sağlanmamış olması, faturaların “Bedelsiz” olması, herhangi bir tutar ihtiva etmemesi, ilgili faturalar üzerinde de, söz konusu eşyaların bedelsiz olduğu ve faturanın gümrük işlemleri için düzenlendiğine dair (Örneğin: “These goods have no commercial value”, “The invoice value stated is for customs purposes only” ve benzeri) ibarelerin bulunması gerekir. İthalat vergilerinden tam muafiyet suretiyle geçici ithaline izin verilen eşyanın yenilenmesi, ayarı, ayarlanması ve muhafazasına yönelik tamir ve bakım için gerekli olan yedek parça, aksesuar ve ekipmanlara da geçici ithalat izni verilir. Tam muafiyet suretiyle geçici ithal edilecek söz konusu eşyalardan, ithalat vergilerini karşılayacak tutarda teminat alınır.

– Tamir veya siparişe konu üretim araçları veya bunların parçalarına, tamir veya teslim süresi boyunca kullanılmak ve tamirci veya tedarikçi tarafından bedelsiz olarak gönderilmek kaydıyla tam muafiyet suretiyle geçici ithalat rejimi uygulanır. Söz konusu eşyaların geçici ithalat rejimi altında kalabileceği süre altı aydır.

Daha önce 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 134.maddesi kapsamında tam muafiyet suretiyle geçici ithal edilen eşyanın; muafiyete tabi olarak serbest dolaşıma girişi ile eş zamanlı yurtiçi kullanımı ile yine söz konusu eşyanın muafiyete tabi olmadan serbest dolaşıma girişi ile eş zamanlı yurtiçi kullanımı durumunda ise Kanun’un 193.maddesinde belirtilen tarihte (bu eşyaya ilişkin gümrük yükümlülüğünün başladığı tarihteki) vergi oranı, bu tarihteki döviz kuru ve diğer vergilendirme unsurları esas alınır. Ayrıca, söz konusu eşyalar için daha önce uygulanmayan ve istenilmeyen ticaret politikası önlemlerinin uygulanması yani, dış ticaret mevzuatı ve/veya sair mevzuat gereğince ibraz edilmesi gereken uygunluk belgesi, kontrol belgesi, ithal lisansı, izin yazısı, gözetim belgesi, tahlil raporu gibi belgelerin alınması ya da buna ilişkin işlemlerin yerine getirilmesi gerekir.

Not: İsterseniz, başta bu konu olmak üzere Tüm Gümrük ve Dış Ticaret Konularında her türlü destek, danışmanlık, hukuki destek, eğitim vb. alanlarında firmamız “Çoban Gümrük Dış Ticaret Denetim Danışmanlık ve Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği A.Ş.” den yardım alabilirsiniz.

Kerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

(Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri “YGM”)

Çoban Gümrük Dış Ticaret Denetim Danışmanlık ve Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği A. Ş.

www.cobangumrukdenetim.com

E Mail: info@cobangumrukdenetim.com

              kerim.coban@cobangumrukdenetim.com

              k.coban0306@gmail.com   

Tel: 0505 519 88 41

Kaynakça:

  • 4458 sayılı Gümrük Kanunu.
  • Gümrük Yönetmeliği.
  • 06.2017 tarih ve 30088 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2 Seri Nolu Gümrük Muafiyeti Tebliği.
  • 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu.
  • Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2011/16, 2013/6 ve 2017/20 sayılı Genelgeleri.

İş Güvenliği Uzmanının Yetkileri

İş güvenliği uzmanlarının yetkileri İş Güvenliği Uzmanlarının Görev, Yetki, Sorumluluk Ve Eğitimleri Hakkında Yönetmelik kapsamında aşağıdaki şekilde belirtilmiştir:

  • İşyerinde belirlediği hayati tehlikenin ciddi ve önlenemez olması ve bu hususun acil müdahale gerektirmesi halinde işin durdurulması için işverene başvurmak.
  • Görevi gereği işyerinin bütün bölümlerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunda inceleme ve araştırma yapmak, gerekli bilgi ve belgelere ulaşmak ve çalışanlarla görüşmek.
  • Görevinin gerektirdiği konularda işverenin bilgisi dâhilinde ilgili kurum ve kuruluşlarla işyerinin iç düzenlemelerine uygun olarak işbirliği yapmak

İş güvenliği uzmanının yetkilerinden ilki dikkatli şekilde incelendiğinde, bir iş güvenliği uzmanının ‘işi durduramayacağı’ çok açık şekilde ifade edilmişken; uygulama sahasında maalesef bu yetki yanlış kullanılmaktadır. İş güvenliği uzmanları uygunsuzluk tespit ettiklerinde yürütülen işi tamamen durdurma yetkisine sahip değillerdir. İş güvenliği uzmanları, ilgili uygunsuzluğun tespiti, uygunsuzluğun işverene bildirilmesi, uygunsuzluğun giderilmesi ve işe devam edilmesi sürecini yürütmek yükümlülüğündedir. Bu durumu bir örnek ile açıklamamız; yetkinin anlaşılması noktasında faydalı olacaktır.

Bir inşaat sahasında emniyet kemeri takmadan çatıda çalışan bir işçiyi tespit eden iş güvenliği uzmanı, ilgili çalışanı sahadan alır. Bu işin tamamen durdurulması anlamına gelmez. Sahadan uzaklaştırdığı personeli derhal işverene bilgi olarak paylaşır. Personele emniyet kemeri temin edilir, kişisel koruyucu donanım kullanımı ile ilgili ek eğitim verilir, olay ile ilgili DÖF (düzenleyici önleyici faaliyet) raporu hazırlanır, personelin uygunsuzluk anındaki ve tespit sonrasında yapılan iyileştirmeyi gösteren fotoğrafları bu rapora eklenir ve son olarak personelden bir sayfa savuma alınarak imzalatılarak tüm bu süreç dosyalanır.

İkinci yetkiyi anlaşılır kılacak yaşanmış bir olaydan bahsedelim. Sakarya ilinde bir havai fişek fabrikasında patlama yaşanmış ve iş güvenliği uzmanı gözaltına alınmıştı. İş güvenliği uzmanı yaptığı savunmada patlamanın olduğu depoyu incelemesine işveren tarafından izin verilmediğini belirtmişti. Hâlbuki bir iş güvenliği uzmanı görevi gereği, işyerinin bütün bölümlerini denetleme yetkine sahiptir. Burada önemli bir husus olan Onaylı Defterin yazılması noktasına da bir sonraki yazımda detaylı olarak değineceğim (önceki yazılarımda değinilmiştir, bu yazının sonundaki linkten ulaşabilirsiniz). Yetkisini bilmeyen bir iş güvenliği uzmanının mahkemede ceza alması, tüm uzmanların görev yetki ve yükümlülüklerini bilmelerine olan önemi gözler önüne sermektedir.

Yetkilerin son maddesinde de iş güvenliği uzmanlarının ’işverenin bilgisi dâhilinde’ hareket etmeleri gerektiği vurgulanmıştır. Bir diğer önemli nokta da yapılacak iyileştirmelerin işyerinin iç düzenlemelerine uygunluğunun denetlenmesi ve prosese sonrasında dâhil edilmesinin belirtilmesidir. Görev, yetki ve yükümlülüklerle ilgili önceki yazılarımda yükümlülükler paylaşılmış ve konunun bütünlüğü sağlanarak ilgili yönetmeliğin yazı dizisi tamamlanmıştır.

Aşağıdaki link üzerinden önceki yazılarıma ulaşabilirsiniz:

Vedat Caner – Satınalma Dergisi (satinalmadergisi.com)

Vedat CANER

Alım Talebi: 3’lü Bank Şeklinde Oturak

Bir firmamız, kurum içerisinde kullanılmak üzere, 60 adet üçlü bank şeklinde oturak alımı yapacaktır. Ürünlerin görseldeki gibi olması istenmektedir. Ödeme şekli peşin (nakit) olup, teslim yeri Ankara’dır.

İlgili olan üretici ya da satıcıların, detaylar için aşağıdaki adımların ardından, iletişime geçmesi rica olunur.

Teklif Vermek İçin;

  1. SATINALMA DERGİSİ’ne abone ol.
  2. Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK işlemlerini tamamla.
  3. Ödeme sonrasında FİRMA BAŞVURU FORMU’nu doldur.

https://satinalmadergisi.com/satici/

TEKLİF VERME : İhtiyacın detaylarını öğrenmek ve teklif vermek için Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK (350 TL) SATIN ALMANIZ GEREKMEKTEDİR. Aboneliğiniz 1 yıl geçerli olup bir sene boyunca tüm alım taleplerine teklif verebileceksiniz.

Sürdürülebilirliğin İnsan Sağlığı Üzerindeki Etkisi

Sürdürülebilirlik, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilme yeteneğidir. Bu bağlamda, çevresel, sosyal ve ekonomik faktörleri kapsayan karmaşık bir kavramdır. İnsan sağlığı da sürdürülebilirlikle her açıdan ilişkilidir. Sağlıklı bir çevre insan sağlığı için olmazsa olmazdır; sürdürülebilir uygulamalar hava ve su kalitesinin iyileştirilmesine, toksik kimyasallara maruziyetin azaltılmasına ve sağlıklı yaşam tarzlarının desteklenmesine katkı sağlamaktadır.

Sürdürülebilirliğin insan sağlığı üzerindeki etkilerini şu açılardan ele alabiliriz:

  • İklim değişikliği
  • Hava kirliliği
  • Su kirliliği
  • Gıda güvenliği
  • Sürdürülebilir yaşam tarzları

İklim değişikliği 21. yüzyılda insan sağlığına yönelik en büyük tehditlerden biridir. Halihazırda sağlık üzerinde çok kritik etkileri vardır ve ne yazık ki bu etkilerin gelecekte daha da kötüleşmesi beklenmektedir.

İklim değişikliği insan sağlığını farklı şekillerde etkileyebilmektedir:

  • Aşırı hava olayları riskinin artması: İklim değişikliği, sıcak hava dalgaları, sel, kuraklık ve kontrol edilemeyen yangınlar gibi aşırı hava olaylarının sıklığını ve yoğunluğunu artırmaktadır. Bu olaylar yaralanmalara, ölümlere ve insanların yaşadıkları bölgelerden başka yerlere göç etmesine neden olabilmektedir.
  • Bulaşıcı hastalıkların dağılımındaki değişiklikler: İklim değişikliği sıtma ve kolera gibi bulaşıcı hastalıkların yeryüzündeki dağılımını da etkilemektedir. İklim değişikliği etkileri derinleştikçe bu hastalıklar yeni alanlara da yayılmakta ve mevcut alanlarda da daha yaygın hale gelmektedir.
  • Azalan gıda güvenliği: İklim değişikliği doğrudan veya dolaylı olarak tarımsal üretimi aksatarak ve gıda kıtlığı riskini artırarak gıda güvenliğini de tehdit etmektedir. Bu durum yetersiz beslenmeye ve başka sağlık sorunlarına da yol açabilmektedir.

Hava kirliliği tüm dünyada çok önemli bir halk sağlığı sorunudur. Hava kirliliğinin dünya çapında her yıl milyonlarca insanın ölümüne neden olduğu bilinmektedir. Hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki etkilerini şöyle irdeleyebiliriz:

  • Solunum sorunları: Hava kirliliği astım, bronşit ve zatürre gibi solunum sorunlarına neden olabilmektedir.
  • Kardiyovasküler sorunlar: Kalp krizi ve felç gibi kardiyovasküler sorunların nedenleri arasında hava kirliliği de sayılabilmektedir.
  • Kanser: Hava kirliliğinin de kanserojen olduğu bilinmektedir.

Su kirliliği de tıpkı hava kirliliği gibi bir diğer önemli halk sağlığı sorunudur. Bu sorunun sağlık üzerindeki etkisini ve sonuçlarını şöyle ele alabiliriz:

  • İshal: Su kirliliği, özellikle 5 yaşın altındaki çocukların önde gelen ölüm nedeni olan ishalin önemli bir nedenidir.
  • Tifo: Su kirliliği ciddi bir bakteriyel enfeksiyon olan tifoya da neden olabilmektedir.
  • Kolera: Kolera da su kirliliğinin neden olduğu hastalıklardan biridir

Gıda güvenliği tüm dünyada insan sağlığı için en temel şartlardan biridir. Gıda güvenliği, gıda kaynaklı hastalıkları önlemek için gıdanın doğru koşullarda işlenmesi, hazırlanması ve depolanması anlamına gelmektedir. Tüm insanlar için güvenli ve besleyici gıdanın doğru yer ve zamanda ulaşılabilir olması gerekmektedir. Gıda güvenliği ile sürdürülebilirliği şu şekilde ilişkilendirebiliriz:

  • İklim değişikliği: İklim değişikliği tarımsal üretimi aksatmakta ve gıda kaynaklı hastalık riskini arttırmaktadır.
  • Kirlenme: Gıdalar, gıda tedarik zincirinin herhangi bir noktasında zararlı bakteri, virüs ve parazitlerle kirlenmiş olabildiğinden birçok sorunu beraberinde getirebilmektedir.
  • Yoksulluk: Yoksulluk, insanların güvenli ve besleyici gıdaya ulaşmasını zorlaştırabilmektedir.

Sürdürülebilir yaşam tarzı, çevre üzerindeki etkimizi en aza indiren ve insanların ve toplulukların sağlığını geliştiren yaşam şeklini ifade eder ve insan sağlığı üzerinde şu açılardan etkili olabilmektedir:

  • Kirliliğe daha az maruz kalma: Sürdürülebilir yaşam tarzları, hava ve su kirliliğine maruz kalmamızı azaltmaya yardımcı olabilmektedir.
  • Fiziksel aktiviteler: Genellikle yürüyüş ve bisiklete binme gibi daha fazla fiziksel aktiviteyi içeren yaşam tarzları insan ömrünü daha uzun ve daha sağlıklı hale getirebilmektedir.
  • Sağlıklı beslenme: Sürdürülebilir yaşam tarzını benimseyen insanlar genellikle daha fazla meyve, sebze ve tam tahıl içeren daha sağlıklı bir beslenme modeli benimsemektedir.

Sonuç olarak sürdürülebilirlik insan sağlığı için birçok açıdan etkili olabilmektedir. Sağlıklı bir çevre insan sağlığı için en önemli faktörlerden biridr. Sürdürülebilir her uygulama hava ve su kalitesinin iyileştirilmesine, toksik kimyasallara maruziyetin azaltılmasına ve sağlıklı yaşam tarzlarının desteklenmesine yardımcı olabilmektedir. Bu bağlamda, sağlığımızı ve gelecek nesillerin sağlığını korumak için daha sürdürülebilir bir topluma geçiş yapmamız gerekmektedir. Bu da ancak bireylerin, işletmelerin ve hükümetlerin ortak çabasıyla mümkün olabilir.

Dilek AŞAN

Kaynaklar

  • The Lancet Commission on Planetary Health: Safeguarding Human Health and the Planet: Synergies between Equity, Sustainability and Well-Being (2015)
  • World Health Organization: Climate change and health (2023)
  • World Resources Institute: Health and Sustainability (2022)
  • McKinsey & Company: Sustainability and Health (2022)

 

Vizyoner ’23: İş, Ekonomi, Sanayi ve Ticaret Dünyası Buluşuyor

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) 2015 yılından bu yana her iki yılda bir, ulusal ve uluslararası arenada prestijine değer katmak ve marka değerini yükseltmek adına düzenlediği MÜSİAD VİZYONER zirvesinin bu yılki mottosu “BİZ’İN GÜCÜ” olacak. 4 Kasım Cumartesi günü kamu, iş ve ekonomi dünyasından üst düzey bir katılımın olacağı zirve ile iş dünyasının geleceği masaya yatırılacak. 

Zirve, alanında önemli başarılara imza atmış birbirinden değerli isimleri ağırlayacak. Hava savunma sanayinde Türkiye’nin gurur kaynağı ismi Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yanı sıra Eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, yazar ve akademisyen Prof. Dr. Türker Kılıç ve çok sayıda önemli isim zirvede yer alacak. 

Ayrıca, A Milli Futbol Takımı’nın başarılı Teknik Direktörü Vincenzo Montella da konuşmacı olarak zirvenin yıldız isimleri arasında bulunuyor.

İş Dünyasının Geleceği Masaya Yatırılacak

Müstakil Sanayici İşadamları Derneği’nin (MÜSİAD) her iki yılda bir düzenlemiş olduğu ve bu yıl 5.’si düzenlenecek olan Vizyoner yine katılımcılara ve iş dünyasına yönelik ilham vererek, yeni fikirler ve geleceğin iş fırsatlarını değerlendirme imkânı sunacak. 4 Kasım’da gerçekleşecek ve geleceğin iş dünyasının gerektirdiği değişiklikleri ele almayı ve iş birliğini artırmayı hedefleyen MÜSİAD Vizyoner, iş dünyasının liderlerini ve düşünürlerini bir araya getirerek yenilikçi fikirleri tartışmaya ve geleceğin iş stratejilerini şekillendirmeye odaklanıyor. Zirveye birbirinden başarılı iş insanı, akademisyen, sanatçı ve spor dünyasından da temsilciler katılacak.

Selçuk Bayraktar Açılış Konuşması Yapacak 

Türkiye’nin İHA ve SİHA teknolojisinde dünyada ilk sırlarda yer almasında büyük rol oynayan Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar da katılımcılara Türkiye’nin hem teknolojide hem sanayide geldiği noktayı ve gelecek vizyonunu anlatacak.

Birbirinden Ünlü ve Önemli Konuşmacılar

Birbirinden ilgi çekici konuşmacılarla Vizyoner’23 katılımcıları ilham veren anlatımlara şahit olacak. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İslâm Düşünce Enstitüsü (İDE) Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, Next Akedemi kurucusu Levent Erden, yazar ve akademisyen Prof. Dr. Türker Kılıç Vizyoner’23’te sahne alacak. Ayrıca A Milli Futbol Takımının başarılı Teknik Direktörü Vincenzo Montella da zirveye konuşmalarıyla renk katacak.

MÜSİAD Başkanı Mahmut Asmalı’dan 2 Trilyon Dolar Hedefi

“2030 yılında, Gayrı Safi Milli hasılamızı 2 trilyon dolara çıkartabiliriz”

Kolektif hareketin, Türkiye’nin geleceğini dönüştürme ve onu bölgede daha güçlü bir lider ülke olarak konumlandırma potansiyeline sahip olduğuna dikkat çeken MÜSİAD Genel Başkanı Mahmut Asmalı:

“Kolektif hareketi bir başarı katalizörü olarak kullanıp, Türkiye’yi dünyanın önde gelen ilk 10 ekonomisinden biri olarak konumlandırabiliriz. MÜSİAD olarak bu iddiamızı bir hayal olarak sunmayıp aksiyona geçip, kolektif gücümüze inanıp Türkiye’nin ihtiyacı olan yatırım sermayesine çeviriyoruz. Ülkemizi 2 Trilyon gayrisafi millî hasılaya ulaştıracak çalışmalar için sorumluluk alıyoruz.”

Vizyoner’23’te Katılımcıları Neler Bekliyor ?

Dört başlık ışığında bu sene katılımcıları geleceğe hazırlama konusunda motive ederek, yerli ve yabancı iş bağlantıları, global trendler, ilham ve motivasyon, strateji ve eylem imkânı sunmayı amaçlayan MÜSİAD Vizyoner, 4 Kasım tarihinde “Biz’in Gücü’’ mottosu ile gerçekleşecek. Vizyoner’23 geçmişi bildiğimiz, bugünü anladığımız ve geleceğin dünyasını öngörme aksiyonundan yola çıkarak içinde yaşadığımız dünyayı her anlamda Fark Etme gayesi taşıyor.

Vizyoner’23 Zirvesi;

  • Teknoloji’de Biz’in Gücü’nü
  • Girişimde Biz’in Gücü’nü
  • Dünyayı Değiştirmede Biz’in Gücü’nü
  • Değerlerde Biz’in Gücü’nü göstererek başarıları daha ileriye taşımayı amaçlıyor.

TARİH: 4 Kasım Cumartesi 

YER: TİM Show Center/ Sarıyer

SAAT: 08: 00 (Kayıt) / 09: 15 (Başlangıç)

Firma Adına Düzenlenmeyen Belgenin Sunulması ?

İtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, ihale üzerinde bırakılan ……………………..  İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin İdari Şartname’nin 7.5.3’üncü maddesinde istenilen ve yeterlik bilgileri tablosunda beyan edilen TS 12040 standardına uygunluk belgesinin isteklinin kendi adına düzenlenen belge olmadığı, …………………….. San. Tic. A.Ş. adına düzenlenen belgenin beyan edildiği, ihale dokümanında işin ifası sürecinde altyüklenici dahi çalıştırılamayacağı dikkate alındığında, ihale ile ilişkisi olmayan bir şirkete ait belgenin yeterlik kriteri olarak beyan edilmesinin mümkün olmadığı, ihale üzerinde bırakılan istekli ile …………………. San. Tic. A.Ş. arasında yapılan yetkili servislik sözleşmesinin İdari Şartname’de istenilen belgeler niteliğini taşımadığı, bu durumun temel ilkelere aykırı olduğu, idarece şikayet başvurularına verilen cevabın yasal dayanaktan yoksun olduğu, söz konusu isteklinin teklifinin yeterlik kriterlerini sağlamamasından dolayı değerlendirme dışı bırakılması gerektiği iddialarına yer verilmiştir.

18.10.2023 tarihli ve 2023/UH.I-1338 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;

Yapılan incelemede, İhale üzerinde bırakılan istekli tarafından yeterlik bilgileri tablosunda İdari Şartname’nin 7.5.3’üncü maddesinde isteklilerin TS 12040 standardına uygun belgesinin ve yetki belgesinin beyan edildiği, fakat idarenin talebi üzerine sunulan yetki belgesi incelendiğinde “………………Kesintisiz Güç Kaynakları Yetki Belgesi …………………. Ele. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.

Bu belge ile ………………. Kesintisiz Güç Kaynakları’na 01.01.2023 ile 01.01.2024 tarihleri arasında Teknik Servis ve Satış Hizmeti vermeye yetkili kılınmıştır.” ifadesinin yer aldığı, söz konusu yetki belgesinin TS 12643 “Yetkili Servisler- Kesintisiz Güç Kaynakları- Kurallar Standardına Uygun Hizmet Veren” hizmete ilişkin olduğu, TS 12040 “İş Yerleri- Akümülatör Satış ve Servis Yerleri- Genel Kurallar Standardına Uygun Hizmet Veren” hizmetlerine ilişkin olmadığı görülmüştür.

Yeterlik değerlendirmesi için istenecek belgelerin ve yeterlik değerlendirmesinde aranılacak kriterlerin, ihale veya ön yeterlik ilanı ile idari şartnamede veya ön yeterlik şartnamesinde ya da davet yazısında belirtilmesinin zorunlu olduğu, bu bağlamda ihale dokümanında sadece TS 12040 standardına uygunluk belgesini veya muadili uluslararası standarda uygunluk gösteren belgeleri e-teklifleri kapsamında beyan edileceğinin düzenlendiği, söz konusu ihalenin kesintisiz güç kaynağı bakım ve arıza onarımı (yedek parça dahil) temini işi olduğu, bahse konu işin hizmet alımı olduğu ve işin niteliği dikkate alındığında TS 12040 standardına uygunluk belgesinin isteklilerin kendi adına olması gerektiği, ihale konusu iş kapsamında mal arzının söz konusu olmadığı, iş hizmete ilişkin olduğundan başkası adına düzenlenen standarda uygunluk belgesi ile ihale katılımın mümkün olmadığı anlaşılmıştır.

Bu durumda, yeterlik bilgileri tablosunda beyan edilen ve sunulan TS 12040 standardına uygunluk belgesinin ihale istenilen yeterlik kriterini karşılaması adına ihaleye teklif veren istekli adına düzenlenmesi gerektiği, ihale üzerinde bırakılan istekli tarafından yeterlik bilgileri tablosunda TS 12643 ve TS 12040 standardına ilişkin belgelerin beyan edildiği, TS 12643 standardına uygunluk belgesinin isteklinin kendi adına düzenlendiği, ayrıca yeterlik bilgileri tablosunda isteklinin kendi adına düzenlenen TS 12643 “Yetkili Servisler- Kesintisiz Güç Kaynakları- Kurallar Standardına Uygun Hizmet Veren” hizmete ilişkin standarda uygunluk belgesinin ve bu belgeye ilişkin yetki belgesinin (Kesintisiz Güç Kaynakları) beyan edildiği ve sunulduğu, söz konusu TS 12643 standardına uygunluk belgesinin ve yetki belgesinde yer alan bilgilerin uyumlu olduğu, TS 12643 standardına uygunluk belgesinin söz konusu ihalede yeterlik kriterini sağladığı, fakat TS 12040 standardına uygunluk belgesinin …………………Elektronik San. Tic. A.Ş. adına düzenlendiği, ihale üzerinde bırakılan istekli adına düzenlenmediği anlaşıldığından söz konusu belgenin ihalede istenilen yeterlik kriterini karşılamadığı anlaşılmıştır.

Mehmet ATASEVER

S.B. Strateji Geliştirme E. Bşk.

KİK E.  Üyesi

Demir Yoluyla Liman Bağlantılı Kombine Taşımacılık 12,3 Milyon Tona Ulaştı

Demiryolu Taşımacılığı Derneği’nin (DTD) raporuna göre Türkiye’de geçen yıl ihracat kapsamında 5,8 milyon ve ithalat kapsamında 6,5 milyon ton olmak üzere toplam 12,3 milyon ton yük, liman bağlantılı demir yolu kombine taşımalarıyla hedefe ulaştı. Bu durum intermodal taşımacılığa da olumlu yansıdı. Boltas CEO’su Selman Çoban, demir yolu yatırımlarının hızlanmasıyla intermodale talebin daha da artacağını belirtti.

Demiryolu Taşımacılığı Derneği’nin (DTD) raporuna göre 2022 yılında 5,8 milyon ton liman bağlantılı kombine ihraç taşıması gerçekleştirildi. İthalat kapsamında da toplam 6,5 milyon ton kombine yük taşıması yapıldı.

Türkiye Avrupa hattında blok trenleri ile sağladıkları intermodal taşımalarıyla öne çıkan Boltas’ın CEO’su Selman Çoban, Türkiye’de demir yolu ile yük taşımacılığına ilişkin yatırımların ve verimliliğin artması halinde kombine ve intermodal taşımacılığın daha fazla tercih edileceğini vurguladı.

Liman Bağlantılı Kombine Taşımacılık 12,3 Milyon Tona Ulaştı

Son 10 yılda Türkiye’deki intermodal taşımaların sürekli artış gösterdiğini ifade eden Çoban, “DTD’nin raporuna göre geçen yıl ithalat ve ihracat olmak üzere toplam 12,3 milyon ton liman bağlantılı kombine yük taşımacılığı gerçekleştirildi. Yeni demir yolu bağlantılarının eklenmesiyle bu rakamın her geçen yıl artacağını düşünüyoruz.” dedi.

Yeşil Mutabakat’a Uyum İçin Intermodal Şart

Çoban, intermodal taşımaların düşük karbon salımı sebebiyle de öne çıktığını belirterek, “AB Yeşil Mutabakatı, ihracatta fırsata dönüştürebilmemiz için intermodal daha önemli hale geldi. İntermodal taşımacılıkta daha uygun fiyatlamalar ve sabit transit süreler de ticaretin daha akıcı olmasını sağlıyor.” diye konuştu.

Taşıma hacimlerinin yüzde 85’ini intermodal operasyonların oluşturduğunu söyleyen Çoban, şunları da kaydetti:

İstanbul, Yalova, İzmir ve Mersin’den gerçekleştirdiğimiz Ro-Ro çıkışlarımız ile Fransa’nın Sete Limanı’na veya İtalya’nın Trieste Limanı’na ulaşıyoruz. İntermodal hatlarımızda kara yolu, deniz yolu ve demir yolu servislerini entegre şekilde, optimum verimlilik anlayışıyla kullanıyoruz. 

Türkiye – Almanya hattında hem Ro-Ro bağlantılı hem de direk kara treni seferleriyle hizmet veriyoruz. Bu hatta karşılıklı tek seferde karbon salınımını 80 ton azaltıyorken, yüzde 15-20 civarında maliyet avantajı da sağlayabiliyoruz. Geçen yıl İngiltere intermodal hattımızı da devreye almıştık. Yeni intermodal güzergâhları ve rotaları için ise çalışmalarımız sürüyor.

1503 – Proje Pazarları Destekleme Programı Nedir ?

Proje pazarları, potansiyel ortakların birbirlerinin becerileri, ilgi alanları ve ihtiyaçları hakkında daha fazla bilgi edinmek için bir araya geldiği bir toplantıdır. Bir aracılık etkinliğidir. Bu etkinlik potansiyel işbirliği ortaklarıyla tanışmanın, bağlantı kurmanın hızlı ve etkili bir yoludur.

TÜBİTAK 1503 Proje Pazarları Destekleme Programı kapsamındaki etkinliklerde temel ilkeler;

  • Somut Ar-Ge düşünce ya da proje önerilerine sahip olup, bunları gerçekleştirmek için kendi yetenekleri dışında başka uzmanlık alanlarında katkıya gereksinim duyan,
  • Proje öneri veya sonuçlarına ilişkin talep varlığını araştıran,
  • Arz edilen proje iş birliği önerilerine teknolojik veya finansal katkıda bulunmak isteyen,
  • Üniversite, araştırma ve özel sektör kuruluşlarından temsilcilerin bir araya gelerek aktif katılımları ile projelerini birbirlerine tanıtmaları yoluyla iş birliği olanaklarına ortam oluşturulmasına yönelik düzenlenen ulusal ve / veya uluslararası etkinliklerdir.
  • Etkinlikte yer alacak katılımcı kuruluşlardan en az birinin yurt dışında yerleşik olması durumunda, etkinlik uluslararası düzeyde değerlendirilir.
  • Etkinliğin uluslararası düzeyde başvurulabilmesi için katılımcı kuruluşun katılımına ilişkin katılım niyet mektubu Proje Pazarı Öneri Bilgileri Formu (AGY104) ekinde teslim edilmelidir.

Etkinlik kapsamında, katılımcıların proje fikirleri ve talepleri belirli bir zaman önceden toparlanmalı, isteniliyorsa bu öneriler arasından bir eleme yapılmalı, uygun görülenler hakkında ise diğer katılımcılara ön değerlendirme yapılarak etkinliğe hazırlıklı gelmelerini sağlayacak planlama yapılmış olmalıdır.

Yayınlanan tüm profiller, bu etkinliğin organizatörleri tarafından kapsamlı bir şekilde tanıtılır. Etkinliğin tüm katılımcıları işbirliği profilini görüntüleyebilir. Yapılan araştırmalardaki 40 eşleştirme/komisyonculuk etkinliğinin istatistiksel analizinde yüksek kaliteli profillerin etkinlikten ÖNCE yaklaşık 50 ila 150 kez ziyaret edildiğini ve etkinlikten SONRA da görüntülenmeye devam edildiği göstermektedir.

Bu Programa Kimler Başvurabilir ?

Proje Pazarı etkinliğinde en az bir üniversite ile, sanayi odası, ticaret odası, ihracatçı birliğinden herhangi biri veya daha fazlasının katılımcı olması zorunlu olup, bu katılımcı kuruluşlardan (üniversite, sanayi odası, ticaret odası, ticaret ve sanayi odası, ihracatçı birliği) herhangi biri TÜBİTAK’a etkinlik için destek başvurusunda bulunabilir.

Sağlanan Desteğin Miktarı Nedir ?

TÜBİTAK tarafından belirlenen üst sınırı geçmeyecek biçimde, etkinliği düzenleyen kuruluşun talebinin uygun görülen kısmı için hibe destek sağlanmaktadır. Destek ödemeleri etkinlik öncesi yapılmaktadır. 

Her bir etkinlik için toplam destek tutarı en fazla 90.000 (doksan bin) TL, söz konusu etkinliğin uluslararası katılımlı olması durumunda toplam destek tutarı en fazla 130.000 (yüz otuz bin) TL olarak belirlenmiştir.

Etkinliğe İlişkin Destek Verilen Harcama Kalemleri Nelerdir ?

  1. Basım ve  kırtasiye giderleri: Etkinlik ile ilgili gerekli basım ve kırtasiye giderleri (davetiye, afiş, broşür, kitap, sarf malzemeleri, v.b),
  2. Posta ve kurye giderleri: Etkinlik ile ilgili yapılan posta ve  kurye giderleri,
  3. Ulaşım ve konaklama giderleri: Üniversite ve araştırma kuruluşlarından  etkinlik kapsamında proje fikriyle katılacak  kişilere ait uçak, tren, otobüs, gemi ile yapılan şehirlerarası ve uluslararası ekonomi sınıfı ulaşım giderleri ile en fazla 100 (yüz) TL’ye kadar günlük konaklama giderleri.

Başvuru:

Proje Pazarları Destekleme Programı’na başvurular yılın herhangi bir iş gününde yapılabilir.

Proje Pazarları Destekleme Programına yapılacak etkinlik destek talep başvurularının, bir ön yazı ile etkinlik tarihinden en az iki ay önce “www.teydeb.tubitak.gov.tr” adresinde belirtilen başvuru formatına ve istenilen içeriğe uygun olarak “TÜBİTAK-Teknoloji ve Yenilik Destek Programları Başkanlığı”na yapılması gerekir.

https://www.tubitak.gov.tr/tr/destekler/sanayi/ulusal-destek-programlari/icerik-1503-proje-pazarlari-destekleme-programi

Doç. Dr. Zümrüt ECEVİT SATI

Geçici İthalat Hakkında Genel Bilgiler

Geçici İthalat Hakkında Genel Bilgiler

Kerim ÇOBAN

Geçici İthalat Rejimi: Serbest dolaşıma girmemiş eşyanın ithalat vergilerinden tamamen ya da kısmen muaf olarak ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, Türkiye Gümrük Bölgesi içinde kullanılması ve bu kullanım sırasındaki olağan yıpranma dışında, herhangi bir değişikliğe uğramaksızın yeniden ihracına imkân sağlayan hükümlerin uygulandığı rejimdir.

– Geçici ithalat izni, eşyayı kullanan veya kullandıran kişinin talebi üzerine izin başvurusunun yapıldığı gümrük idareleri tarafından verilir.

Geçici ithalat izin başvuruları Tek Pencere Sistemi (TPS) üzerinden yapılır.

Geçici olarak ithal edilen eşyanın, gümrük idaresince verilen izin süresi içinde yeniden ihraç edilmesi ya da gümrükçe onaylanmış yeni bir işlem veya kullanıma tabi tutulması gerekir. Bu işlemler için dış ticaret mevzuatı ile sair gümrük mevzuatı gereğince ibraz edilmesi gereken uygunluk belgesi, kontrol belgesi, ithal lisansı, izin yazısı, gözetim belgesi, tahlil raporu gibi belgelerin temin edilip ilgili gümrük idaresine sunulması gerekir. İthal eşyasının yeniden ihraç edilmesi veya gümrükçe onaylanmış yeni bir işlem veya kullanıma tabi tutulması için gerekli süreler, izin verilen kullanımın amacına uygun olacak şekilde Ticaret Bakanlığı’nca belirlenir. Gümrük Kanunu’nun 131.madde uyarınca tespit edilecek özel süreler saklı kalmak üzere, eşyanın geçici ithalat rejimi altında kalma süresi azami yirmi dört (24) aydır. Bununla birlikte, gümrük idareleri ilgili kişinin de kabul etmesiyle daha kısa süreler saptayabilir.

Ancak; a) Özelliği nedeniyle mülkiyeti devredilemeyen eşya,

  1. b) Yirmi dört aydan uzun süreli yatırımlarda kullanılan eşya,
  2. c) Kamu kuruluşları, belediyeler ve sermayesinin tamamı devlete ait olan kamu iktisadi kuruluşları ile yapılan sözleşmeye istinaden ticari amaçla kullanılmak üzere getirilen, Türkiye Gümrük Bölgesi dışında yerleşik bir kişi adına ve bu bölge dışında tescil edilmiş olan ambulans hava taşıtları, yangın söndürme hava taşıtları, zirai ilaçlama hava taşıtları ve sıhhi ilaçlama hava taşıtları ile bunların yenilenmesi, ayarı ve muhafazasına yönelik tamir ve bakım için gerekli olan yedek parça, aksesuar ve ekipmanlar için ilgili giriş gümrük idaresince yirmi dört ayı aşan süre uzatımı da yapılabilir.

– İthal vergilerinden tam muafiyet suretiyle geçici ithalat rejiminin uygulanabileceği durumlar ve özel şartlar Cumhurbaşkanınca tespit edilir.

– 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 131 ve 132.maddeleri uyarınca Cumhurbaşkanlığı Kararı ile belirlenen kısmi muafiyetten yararlandırılmayacak eşya, tam muafiyetten de yararlandırılmaz.

– Türkiye’ye ithali yasak olan eşya, tüketilebilir nitelikteki eşya, ayniyet tespitinin yapılması mümkün olmayan eşya ile ülke ekonomisine zarar verebileceği Bakanlıkça belirlenecek eşya, ithalat vergilerinden tam veya kısmi muafiyet suretiyle geçici ithalat rejiminden yararlandırılmaz.

Geçici ithalat rejimi kapsamındaki eşya kiralanamaz, ödünç verilemez, bir başkasının kullanımına bırakılamaz ve satılamaz. Geçici ithaline izin verilen eşya, rejim altında kaldığı süre içinde giriş ayniyetine ve tahsis amacına uygun olarak tahsis edildiği yerde kullanılmak zorundadır. Rejim kapsamındaki eşya, giriş ayniyetini korumaya yönelik olağan bakım faaliyetleri dışında başka bir işleme tabi tutulamaz.

– Gümrük Kanunu’nun 202.maddesi uyarınca Cumhurbaşkanlığı Kararında teminat aranmayacağı belirtilen eşya hariç, geçici ithalat eşyasından teminat alınır.

KAYNAKÇA:

  • 4458 sayılı Gümrük Kanunu.
  • Gümrük Yönetmeliği.
  • 06.2017 tarih ve 30088 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 2 Seri Nolu Gümrük Muafiyeti Tebliği.
  • 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu.
  • Gümrükler Genel Müdürlüğünün 2011/16, 2013/6 ve 2017/20 sayılı Genelgeleri.

Bayram Günü Çalıştırılan İşçiye Ücret Yerine İdari İzin Verilebilir mi ?

2429 sayılı Ulusal Bay­ram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunda düzenlenmiştir. Buna göre, 1923 yı­lında Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim günü “Ulusal Bayramdır” (2429/m.1). Bunun dışındaki resmi ve dini bayram günleri ile yılbaşı günü “genel tatil günleri” olarak kabul edilir.

1) Ulusal Bayram günü; 29 Ekimdir. Bu günde özel işyerlerinin ka­pan­ması zorunludur. 28 Ekim saat: 13.00’den sonra başlar, 1,5 gündür.

2) Resmi Bayram Günleri:

a) 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı; 1 gündür.

b) 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı; 1 gündür.

c) 30 Ağustos Zafer Bayramı; 1 gündür.

3) Dini Bayram Günleri:

a) Ramazan Bayramı; Arife günü saat: 13.00’ten başlar 3,5 gündür.

b) Kurban Bayramı; Arife günü saat: 13.00’ten başlar 4,5 gündür.

4) Ocak günü yılbaşı tatili, 1 Mayıs günü Emek ve Dayanışma Günü ve 15 Temmuz günü Demokrasi ve Milli Birlik Günü tatilidir.

Böylece bir takvim yılı içinde 15,5 gün Ulusal Bayram ve Genel Tatil günü vardır. Buna göre; Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günleri Cuma günü akşamı sona erdiğinde, takip eden Cumartesi gününün tamamı tatil yapılır. Bu durumda; Cuma gününe rasgelen Ulusal Bayram ve Genel Tatiller de; müteakip cumartesi günü de tatil yapılır (2429 m. 3/D/2).

Ulusal Bayram yalnızca Cumhuriyet Bayramıdır. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı günü, bütün özel işyerlerinin kapatılması zorunlu­dur (2429/m.2). Ancak nitelikleri yönünden sürekli görev yapması gereken kuruluşların özel yasalarındaki hükümler saklı tutulmuş ve böylesi kuruluş­ların, özel yasalarına hüküm konulmak şartıyla 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı gününde de çalışa­bilecekleri kabul edilmiştir. Açıkça anlaşılacağı üzere, özel yasaları olmayan veya özel yasalarında böyle bir hüküm bulunmayan kuruluşlar, nitelikleri yö­nünden sürekli bir iş yapıyor olsalar bile, 29 Ekim gününde çalışma yapama­yacaklardır.

Ayrıca, Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanunda, Ulusal Bayramın 28 Ekim günü saat 13.00’den sonrası ve genel tatil günle­rinde (resmi ve dini bayram günleri ile yılbaşı gününde) resmi daire ve kuru­luşların tatil edilecekleri hükme bağlanmıştır. Buna karşın Kanun, bu gün­lerde özel işyerlerinin kapatılmasının zorunlu olmadığını belirtmiştir[1].

Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir (İşK. m.44).

Ulusal bayram ve genel tatil günü tatil yapmayarak ça­lı­şan işçiye çalıştığı her gün için bir günlük ücreti ödenir. Örneğin işçinin günlük ücreti 300 TL ise, ulusal bayram ile genel tatil günü çalışan işçiye 300 TL+300 TL=600 TL ödenir. Bununla birlikte, ulusal bayram ile genel tatil günü işyerinde 2 saatlik bir arızanın giderilmesi için çalıştırılan işçiye ücreti yine 600 TL ola­rak ödenir.

Yargıtay’a göre, “genel tatil ve hafta tatili ücret alacaklarının hak edi­len tarihteki çıplak ücret üzerinden hesaplanması gerekir”[2].

Peki, işveren bayram günü çalıştırılan işçiye ilave ücret yerine idari izin verebilir mi? 4857 sayılı İş Kanunu’nun 47 nci maddesinde, “Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir. Yüzde usulünün uygulandığı işyerlerinde işçilerin ulusal bayram ve genel tatil ücretleri işverence işçiye ödenir” denilmektedir.

“Yargıtay uygulamasına göre, “Genel tatil günü olan bay­ram günü çalıştırılan işçiye sonradan bunun karşılığında idari izin verilmesi mümkün değildir. İşçiye bayram çalışması karşılığı ilave ücret ödenmelidir. Dosyadaki belgelerden davacının bir kısım genel tatillerde çalışıp son­rasında idari izin kullandığı görülmektedir. İşçiye genel tatil çalışması karşı­lığında idari izin kullandırılması genel tatil ücreti hakkını ortadan kaldırma­yacağından ücretin ödenmesi gerekliliği karşısında davacının ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklısı olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacı ta­rafça yapılan fesih işlemi 4857 sayılı Kanun’un 24. maddesi gereği haklı ne­dene dayanmakla davacının kıdem tazminatına ve bir kısım ulusal bayram ve genel tatil ücretine hak kazandığının kabulü gerekirken mahkemece hatalı de­ğerlendirme ile söz konusu taleplerin reddi isabetsizdir”[3].

Sonuç olarak, genel tatil günü olan bay­ram günü çalıştırılan işçiye sonradan bunun karşılığında idari izin verilmesi mümkün değildir. İşçiye bayram çalışması karşılığı ilave ücret ödenmelidir. İşçiye genel tatil çalışması karşı­lığında idari izin kullandırılması genel tatil ücreti hakkını ortadan kaldırma­yacağından, örneğin işçinin günlük ücreti 300 TL ise, ulusal bayram veya genel tatil günü çalışan işçiye 300 TL+300 TL=600 TL ücret ödenmesi gerekir. Ayrıca ulusal bayram ile genel tatil ücret alacaklarının hak edi­len tarihteki çıplak ücret üzerinden hesaplanması gerekir.

Lütfi İNCİROĞLU

[1] İNCİROĞLU, Lütfi, Sorulu Cevaplı İş Hukuku Uygulaması, 5. Baskı İstanbul 2023, s.435 vd.

[2] Y9HD.12.4.2018, E.2015/14919, K.2018/8470 Legalbank

[3] Y9HD.14.11.2016 T.,E.2015/5620, K.2016/19925 Legalbank.