Satın Almada İç Kontrol Üzerine Deneme

Piyasadaki bilgilinin çok hızlı iletilmesi sonucu tüketiciler, alacakları ürünlerin fiyat ve kalite karşılaştırmasını çok hızlı bir şekilde yapmaktadır. Bu nedenle çok az fiyat farklılıkları devasa satış farklılıklarına dönüşmektedir. Tam rekabet şartlarına yaklaşan günümüz piyasasında maliyeti düşüren her yöntem kullanılmalıdır.

Üretilen ürünlerin en önemli maliyet kalemi ise ürünleri üretiminde kullanılan malzemelerdir. Söz konusu malzemeleri, rakip firmaya göre daha ucuza tedarik etmek, ürünün nihai satış fiyatlarını daha düşük belirlemede çok etkin olacaktır. Birçok üreticinin dediği gibi “malı satarken değil, alırken kazanacaksın”. Tabii ki ürünlerin üretimi için kullanılan mallar, tek maliyet unsuru değildir. Ancak üst alt fiyat aralığı çok az olması nedeni ile diğer maliyet kalemlerini düşürmek için verilen mücadele bu alanda verilmemektedir. Örneğin işçi maliyetlerini düşürmek için gösterilen gayret, üretim için alınan malzemenin fiyatını düşürmek için gösterilmemektedir.

Satın alma maliyetlerinin daha da düşük olarak gerçekleşmesi için firmalar neler yapabilir? Bu sorunun cevabını bulabilmek için öncelikle satın alma sürecinde yüksek fiyatla malzeme almanın nedenleri üzerinde durulmalıdır. Bir malzemenin rakip firmalara göre daha yüksekten tedarik edilmesinin nedenlerinin şöyle sıralayabiliriz; fiyat araştırmasının yetirince yapılmaması, satın almayı gerçekleştiren kişilerin güveni suiistimal etmeleri, peşin para yerine borçla alınması, düşük sayılarda ürün satın alınması, bilerek yüksek maliyetli malzemenin alınması, malzemenin ürün içindeki oranın düşük olması nedeniyle maliyetin önemsenmemesi.

İç kontrol sistemleri, şirketlerde bir amacın gerçekleşmesi için kurulan kontrollerin bütününü ifade eder. Satın almanın daha düşük maliyetle gerçekleştirilmesi için şirketlerin patronları veya patron yerine karar veren en üst yöneticilerin nasıl bir iç kontrol sistemi kurmalıdır ki malzeme alım maliyetleri daha düşük gerçekleşmelidir? Yukarıdaki paragraftaki, maliyeti yükselten nedenleri ortadan kaldıracak iç kontrol tedbirlerinin tamamını yazmak, bu makalenin boyutlarını aşar. Ancak fiyatın araştırılmasının yeterli olup olmadığının ve suiistimalin var olup olmadığının kontrolleri üzerinde durabiliriz.

Satın alma biriminin diğer birimlerden ayrılarak, ayrı bir yönetim yapısına kavuştuğu şirketlerde yapılan en büyük yanlış, fiyat araştırmasının yapılması ile satın almaya karar veren kişilerin aynı olmasıdır. Bu durumda; satın alma işlemini gerçekleştiren kişinin, aldığı malı uygun fiyat alıp almadığını değerlendirmek imkânsızlaşmaktadır. Çünkü söz konusu denetimin yapılabilmesi için denetim yapan kişinin, satın alma personelinin yapmış olduğu şekilde piyasa araştırması yapması gerekir. Her ürün için piyasa araştırmasının yeniden yapılması ise hem çok maliyeti artıran bir yöntem olur, hem de denetim amacı ile yapılan fiyat araştırmalarına piyasa tepkisi olumsuz gerçekleşir. Sadece malın ve ürünün fiyatını öğrenmek isteyene verilen fiyat ile ürünü alma ihtimali yüksek olan kişiye verilen fiyat arasında farklılıklar olması daha yüksek bir ihtimaldir.

Hem gerçek ürün fiyatına ulaşmaktaki zorluklar hem de ürün fiyat denetiminin maliyetinin yüksek olması nedeniyle firmalarda, satın alma sürecinin denetlenmesi ancak patronlar veya onun yerine karar veren en üst yöneticinin yapması ile mümkün olmaktadır. Yukarıda anlatılan sebepler sonucu, profesyonel olarak, patron yerine denetim yapan denetim birimleri veya denetim şirketleri firmaların büyük çoğunluğunda yoktur. Dolayısıyla bir firmada satın alma sürecini ya patron kontrol eder ya da edilmez. Patronlar bu eksikliği gidermek için çok güvendiği personelleri (genel yakın akrabalar) satın alma birimine yerleştirir. Ama bu doğru sonucu elde etmede yeterli bir yöntem değildir. Ayrıca yakın akrabaların her zaman liyakatli olması beklenemez. Liyakatli olmamakta, en az dürüst olmamak kadar şirketlere zarar verir.

Satın alma sürecinde, daha uygun fiyatta satın almanın gerçekleşmesi için kurulabilecek en önemli iç kontrol tedbiri (kontrol önlemi) görevler ayrılığı ilkesinin uygulanmasıdır. Bu ilke, aynı kişide birleşmesi durumunda, suiistimallerin artması sonucunu doğuran görevler, ayrı ayrı kişilere verilir. Bu ilke gereği, satın alma sürecindeki fiyat araştıranlar ile malı satın alanları ayrı kişilerden seçmelidir. Hatta firmanın büyüklük durumuna göre ayrı birimler içinde çalıştırılmalıdır. Örneğin satın alma müdürlüğünden ayrı olarak, finans müdürlüğü de fiyat araştırması yapılabilir. Satın alma müdürlüğü satın alma yapabilmek için fiyat araştıracak ve satın almayı gerçekleştirecek. Ancak aynı mal kalemleri için finans birimine bağlı bir personel piyasada, satın alma biriminden bağımsız olarak, sadece fiyat araştırması yapacak.

Satın almadan ayrı bir birim tarafından fiyat araştırması yapıldığı durumlarda, iç kontrolün sağlanabilmesi için fiyat araştıran kişi veya birim araştırdığı malın fiyatını, satın alma personeline veya birimine bildirmemelidir. Satın alma platformu olarak kullanılan bir satın alma takip programı (yazılım programı) geliştirilmelidir.  Satın almacı personelde satın alma işlemin yaptıktan sonra, gerçekleşen satın alma fiyatını, satın alma takip programına kayıt edilmelidir. Aynı şekilde sadece fiyat araştırması yapan diğer birim veya personel fiyat araştırması sonucu bulduğu aynı malzemenin teklif fiyatını kayıt etmelidir. Yazılım programı otomatik olarak, malzemenin hem fiyat araştırıcı personelin bulduğu malzeme fiyatı ile satın alma personelinin satın aldığı fiyatı karşılaştırmalıdır. Bulduğu sonuçta iki fiyatın çok farklı olması halinde, patrona veya patron yerine karar veren en üst yöneticiye otomatik bilgi maili gitmelidir. Patron, satın alınan fiyatın, araştırma fiyatından çok yüksek olmasının nedenleri hakkında satın almacı personelden bilgi almalıdır. Her ürün için bilgi almasa bilgi alma ihtimali olmalıdır.

Söz konusu iç kontrol sistemi ile satın almacı, fiyat araştırmacısının bulduğu fiyatın üzerinde bir fiyatta satın alma yapıp da hesap vermemek için daha fazla fiyat araştırması yapmaya kendini zorunlu hissedecektir.

Satın alma takip programında, hem fiyat araştırıcılarının bulduğu bilgiler hem de satın alma personelin bulduğu bilgiler kayıtlı olmalıdır. Bir malı fiyat farklılığı, belirli bir orandan fazla olması durumunda farklı renkte boyanmış fiyat sonuçları olmalıdır. Satın alma personeli satın alma fiyatını girdikten sonra bile, fiyat araştırmacısının bulduğu fiyatın bulamamalı, onun girdiği firma bilgilerine ulaşamamalıdır. Çünkü bir daha ki satın alma işleminde o fiyat yakın bir fiyatta malzeme bulmaya çalışır daha da düşük fiyatta (fiyat araştırıcısının bulduğu fiyattan da aşağı) malzeme bulmaya çalışmaz. Fakat fiyat araştırmacısının fiyatından daha düşük satın alma fiyatı olursa, fiyat araştırmacı personel bunu görebilmelidir. Çünkü fiyat araştırmacısı, kendisinden daha düşük fiyatı bulup ta onun girişini programa yaparsa, bir sonraki satın almadaki kontrol daha iyi gerçekleşir.

Önerilen iç kontrol sistemi patronun veya patron yerine karar veren en üst yöneticinin, satın alınan malzemelerin fiyatların doğrudan araştıramadığı veya bilmediği durumlarda faydalı olacaktır. Satın almanın zaten patron tarafından yapılan firmalarda böyle bir faydadan bahsetmek mümkün değildir. Böyle bir kontrol sistemi, üretim de kullanılan ürünlerin çok çeşitli olduğu, tekstil ve inşaat gibi sektörlerde çok faydalı olacaktır.

Söz konusu iç kontrol tedbiri doğrultusunda, sadece fiyat araştırması yapan firmalar kurulabilir. TUİK gibi sadece fiyat araştırması yapacak ancak bir farkla bulduğu fiyat bilgilerini, anlaşmalı olduğu firmalarla paylaşacak.

Fiyat araştırma şirketleri sadece yurt içinden değil, yurtdışından da fiyat toplayabilmelidir. Günümüzde, personel istihdamını profesyonel firmalar yapmaya başladığı gibi sadece fiyat araştırma firmaları kurulabilir. Bu firmalar, tedarikçi firmalardan farklı olmalıdır. Tedarikçi firma size malı alır ve satar. Aslında tedarikçi firma, satın alma işleminin tamamını hizmet satın alma yolu ile karşılama firmalarıdır. Fiyat araştırma firmaları size sadece bilgi satar. Bu bilgi sizin satın alma sürecinizin kontrol edilmesini sağlar. Aynı zamanda satın alma biriminize yol gösterir.

Aziz DİRİ

İSKİ Genel Müdürlüğü

İç Denetim Birimi Başkanlığı

İç Denetçi

Endüstriyel Fırın İmalatında Püf Noktaları: Boya

Endüstriyel fırınlarda işin içinde hem makine imalatı hem de yüksek ısı girdiğinden boya konusu çok hassastır. Endüstriyel boyama, imalatın son, satışın ise ilk basamağını oluşturan, ürünün kalitesini ve piyasa değerini artıran önemli bir alandır.

  • Boya konusunda genelde endüstriyel rapid boya kullanılır. Mat, yarı mat veya parlak olarak kullanılan boya müşterinin isteğine göre şekillenir. Her müşterinin kendi markasını ön plana çıkaran renk tercihleri vardır.
  • Ancak makinanın gaz hattı, pnömatik hattı, hidrolik kısmı, korkuluk, platform benzeri kısımlarında mutlaka uluslararası standartların gereği yerine getirilmelidir.
  • Boya tercihinde özellikle sertifika ve MSDS formları olan, hızlı kuruyan, malzemeye iyi yapışan, kapatıcılığı yüksek kaliteli boyalar tercih edilmelidir.
  • Fırının yüksek ısıya maruz kalan kısımlarında ısıya dayanıklı boya kullanılır. Burada gri veya siyah dışında alternatif renk yoktur ve ısıya dayanıklı boya astar olmaksızın yüzeye direkt uygulanabilir. Bu boyalar kürlemeden sonra ısıyı gördükçe yüzeye daha iyi yapışır.
  • Makine imal edilirken çelik kısmında özellikle kumlanmış ve astar boyalı çelik kullanılırsa boya daha kaliteli netice verir.
  • Boya öncesi kaynak çapaklarının temizliği, yüzeydeki yağ ve kirin temizlenmesi önemlidir. Ancak tinerle temizlik yapmak yerine insan sağlığına daha az zarar veren kimyasallarla yapmak isabetli olur.
  • Yüzeyde eski boya varsa, kabarmış veya gevşemiş boyalar tamamen kazınarak uzaklaştırılmalıdır. Boyanın gelmemesi gereken yerler maskeleme bantlarıyla kapatılmalıdır.
  • Boya kullanmadan önce iyice karıştırılmalı ve mümkünse sadece pistole ile uygulanmalıdır. Tavsiye edilen püskürtme basıncı 26-28 saniyede (DIN 4 Cup) ile 55-60 p.s.i basınçtır. Tüm aletler boya bitiminde rapid tinerle temizlenmelidir.
  • Uygulama esnasında yüzey sıcaklığının +5°C ile +30°C arasında olmasına özen gösterilmelidir.
  • Eğer makine dış ortamda kullanılacaksa epoksi boya kullanılmalıdır.
  • Boya yapılırken yüzey temizliğinden sonra önce astar sonra son kat uygulanmalıdır. Rapid tinerle pistole püskürtme kıvamını sağlamak için %10-15 kadar inceltilebilir.
  • Gerekli yerlerde çelik macun kullanımı ve zımparalanması gerekebilir.
  • Rulo ile veya boya tabancası ile boyanarak yüzeyde müşterinin istediği mikron düzeyinde boyama yapılması, yüzeyin tamamında eşit düzeyde mikron kalınlığına ulaşılması gerekir.
  • Boya yapan ustanın iş güvenliği ekipmanlarını doğru ve yerinde kullanması, boya kabini içinde güvenli boya yapılması ve boyanın fırınlanması ve kurutulması önemlidir. Zira boyacıların çoğu ileriki yaşlarda meslek hastalıklarına maruz kalabilmektedirler.
  • Boya yapılacak malzemelerin etrafında boya tozlarının gidebileceği ve üzerine yapışabileceği ekipmanların uzaklaştırılması, yanıcı ve yakıcı maddelere dikkat edilmesi ve iyi havalandırılması önemlidir.
  • Boyaların uygun koşullarda yangına karşı önlem alınmış iyi havalandırılmış depolarda saklanması gerekir.
  • İyi havalandırılan ve serin bir ortamda, ağzı açılmamış orijinal ambalajında 2 yıldan fazla kullanılmayan boyalar uygun atık firmalarına teslim edilmelidir.

Boya ustası bulmak ve yetiştirmek zordur. Ustalık ayrı bir kabiliyet, titiz bir çalışma, dikkat ve deneyim gerektirir.

Katkılarından dolayı teşekkür ederim. Ayrıntılı bilgiler linklerden okunabilir.

https://www.kansaialtan.com.tr/konvansiyonel-havali-sprey-uygulamalari

https://kanatboya.com.tr/makina.html

Cavit SOY

İş Görüşmelerinde Satınalma Yöneticisi Adaylarına Sıkça Sorulan Sorular

İnsan kaynakları departmanı, satınalma ile ilgili bir pozisyonda adayın ilgili pozisyona uygunluğunu değerlendirirken soracağı genel sorulara ilave olarak mesleki uzmanlığını ölçmeye yönelik sorular da soracaktır. Adayın domain (alan) bilgisini ölçmek adına ilgili departmandaki yöneticiden destek isteyebileceği gibi mesleki görüşme tarafını da kendisi yürütmek isteyebilir.

İK’nın bir satınalma uzmanını işe alırken sorabileceği bazı yaygın soruları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz (20 soru):

  1. Satınalma konusundaki deneyiminize ve bu alandaki önceki rollerinize genel bir bakış sunabilir misiniz?
  2. Önceki pozisyonlarınızda hangi satınalma süreçlerini yönettiniz?
  3. Tedarikçi seçimi ve değerlendirmesine nasıl yaklaşıyorsunuz?
    İçeriğin devamını görüntülemek için Öğrenme Merkezi Üyeliği gereklidir. Üye iseniz lütfen giriş yapınız. Henüz üye değilseniz Dijital İşlem Merkezi üzerinden üyelik satın alarak hesabınızı oluşturabilirsiniz.
    Hesap Oluştur

    İK uzmanı alım sürecinin bir parçası olarak vaka tabanlı bir görüşme de gerçekleştirmek isteyebilir. Bu durumda görüşmeyi mesleki karar alma davranışınızı görebileceği ve alana ilişkin çok boyutlu düşünebilme yeteneğinizi değerlendirebileceği bir vaka çalışması üzerinden de gerçekleştirmek isteyebilir. İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Programı’nda ve şirketlere özel olarak hazırladığımız satınalma ve tedarik zinciri eğitimlerimizde çok sayıda vaka çalışması ile profesyonelleri bu tür görüşmelere hazırlıyoruz.

Ticaret Bakanlığı İhracat Süreçleri ve Yeni Nesil Devlet Destekleri Eğitim Programı

Ticaret Bakanlığı tarafından, 5-6-7 Eylül 2023 tarihlerinde “Ticaret Bakanlığı İhracat Süreçleri ve Yeni Nesil Devlet Destekleri Eğitim Programı” görselde verilen program akışı kapsamında çevrimiçi olarak düzenlenecektir.

Detaylı bilgi için: https://ticaret.gov.tr/duyurular
Devlet teşvikleri şirket eğitim taleplerinizi;
egitim@satinalmadergisi.com adresine iletiniz.

Yapay Zeka İle İşe Alım Süreçleri

Günümüz iş dünyası, işe alım işletmeleri başarılı bir şirketin temel taşlarından biri olarak kabul edilmektedir. Doğru adayları bulma ve işe alım yolunu etkin bir şekilde kullanma, verim avantajını maksimize etmek için kritik öneme sahiptir. Yenilikçi teknolojilerin ve yapay zekanın hızla ilerlemesiyle birlikte, insan kaynakları yönetimi alanında da çığır açan gelişmeler yaşanmaktadır. Bu bağlamda, CVUS adıyla yapay zeka tabanlı yazılım, işe alım sürecinde yenilikçi bir yaklaşım sunarak İK firması için vazgeçilmez bir çözüm olmaktadır.

Firmaların İK departmanlarına yapılan başvurular departman yetkilileri tarafından tek tek okunarak değerlendirilmekte sınıflandırılmakta ve saklanmaktadır. Bu süreç hem ciddi bir zaman kaybına sebep olmakta hem de insani hatalar ile farklı yorumlamalara sebep olmaktadır. Ayrıca ilerleyen zamanlarda geçmiş CV lere ulaşmak ve bu aday ile geçen görüşme notlarına, süreç içinde yapılan değerlendirmelere ulaşmak ciddi bir efor, zaman kaybı ve objektif bir değerlendirme yapılamamasına neden olmaktadır.

CVUS yapay zekanın gücünden yararlanarak firmaya yapılan başvuruları inceleyerek adayları yeteneklerine göre ayırarak veri tabanında saklamaktadır. İK departmanın CVUS ta açacağı projelere daha önce CV leri yeteneklerine göre ayrılmış adaylar bu projelere atanabilmektedir. CVUS’ta Projeye atanan adayların İK tarafından belirlenen filtreler ile veri tabanındaki CV ler içinden sizin için en uygun adayları seçer.  CVUS verilerindeki adayları ve pozisyonları kolayca görüntüleyip yönetme imkanı sunar. Böylece tüm işletme amaçlarına en uygun adayları belirlemek için iş zekasından faydalanabilir.7

İK departmanın tarafından yazılımını önerdiği adaylar ile ilgili tüm bilgiler geçmiş dönemde yapılan görüşmeler değerlendirmeler ya da alınana notlar uygulama sayesinde karşınızda olacağı için bu adaylar ile ilgili hızlı ve daha doğru bir karar alma imkanı sağlamaktadır.

Tabi yukardaki tüm süreçler sadece adayın sisteme kaydedilmesi ve adaylar ile görüşme aşamasına kadar gelen kısmın anlatmaya çalıştım. İşe alma süreci tabi ki burada bitmemektedir. Seçilen yada önerilen adayların şu anki durumlarının bilinmemesi İK departmanın için bir bilinmez olup adayın güncel iş arayıp aramadığını yada firma ile ilgili görüşlerinin ne olduğun ile ilgili güncel bilgilere ulaşmak için bu adayların belirlemesi tek tek aranması adaylar ile görüşerek bilgilerin güncellenmesi adaylara ulaşılamaması bu adayların tekrar aranması yada yoğunluk gibi nedenler ile bu adaylar ile tekrar iletişime geçilememesi belki de firma için ilerde önemli bir adayın değerlendirme dışında kalmasına neden olabilmektedir. Yapılan görüşmeler neticesinde alınan notların tekrar değerlendirilmesi yeniden sınıflandırılması, zahmetli ve bazen objektiflikten uzak bir değerlendirmeye neden olabilmektedir.

Yapay zekanın gücünden yararlanan CVUS, İK departmanı tarafında belirlenen adaylarla esnek, zaman kıstası olmadan ve kullanıcı dostu ön görüşmeler yaparak adayın o anki durumu hakkında güncel bilgileri alır. Ayrıca adayların özgeçmişleri ve pozisyon ayrıntılarıyla ilgili sorular sorar ve veri tabanına bu görüşmeleri kaydederek İk departmanın istediği zaman ulaşabileceği ve değerlendirebileceği şekilde muhafaza eder. CVUS‘un dijital tabanlı olması, kağıt görüntülemeyi azaltması ve böylece işe alım merkezinden çevre üzerindeki etkisi de ayrı değerlendirilmelidir.

İK departmanın ön görüşme yapmak için tüm adayların CV lerni kontrol etmesine alınan notları kontrol etmesine ve bu adaylar ile tek tek iletişime geçip sorular sorup sorulan soruların notlarını almasına ve bu alınan notlar ile CV bilgilerinin tekrar güncellemesin gerek kalmayacaktır. İşletmelerin bu sayede zaman tasarrufu sağlamasının yanında iletişim yoğunluğun da yaşamayacaktır.

Güvenilirlik ve gizlilik, CVUS için temel taşlardan biridir. Kullanıcıların ve kişisel bilgilerini güvenli bir şekilde saklama ve işlemler kayıt altında tutulur. Ayrıca sisteme yüklenen orijinal CV lerde yine veri tabanında saklanmakta olup, istendiği zaman ulaşılabilmektedir.

İnsan kaynakları departmanı firmaların en önemli gücü olan insan gücünü yöneten belirleyen ve yön veren departmandır. İK’nın firmalar için önem arz eden bir pozisyonda olması bu departmanın hata yapma lüksünü minimuma indirmesini gerekmektedir. İş gücünün yoğun ve stresli olduğu İk departmanında bu yükün dijitalleşen dünyamızda İK departmanını daha steril bir ortam sunmak firmanın geleceği prestiji açısından önem arz etmektedir.

CVUS, yapay zeka temelli işe alım danışmanlığının geleceğine dair heyecan verici bir adım sunuyor. İnovatif özellikler, kapsamlı performans değerlendirmeleri, veri analitiği, aday deneyimi görünümleri ve çevre dostu yaklaşımıyla CVUS, İK firmaları için vazgeçilmez bir yardımcıdır.

CVUS ile beraber işletmenize gelecek olan tüm aday CV leri yapay zeka ile çok kısa bir sürede değerlendirecek şeffaf bir şekilde sınıflandıracak, İK tarafından açılacak projelere en uygun aday atama ve önermesi yapılacak, İk departmanı tarafından belirlenen tüm adayları ile ön görüşme yapacak, değerlendirme ev görüşme notlarını size sunacaktır. Ve tüm bu işlemeler İK departmanın tarafından çok kısa bir süre içinde bitirilmiş olacaktır.

Levent ÇUHADAR

Sirius Grup Kurucu Başkan

Bilişim 500 Şirketlerinin Geliri 372 Milyar TL’ye Ulaştı

Bilişim sektörünün kılavuz niteliğindeki araştırması olarak kabul edilen “Bilişim 500 – İLK BEŞYÜZ BİLİŞİM ŞİRKETİ Araştırması” tamamlandı. Araştırma sonuçlarına göre, ilk 500 bilişim firmasının 2022 yılında toplam geliri 372 milyar TL olurken, bir önceki yıla göre büyüme oranı yüzde 74 olarak gerçekleşti. Bu sene araştırmada 89 yeni şirket yer alırken, sıralamaya giren şirketlerin 187’si yüzde 100’ün üzerinde bir büyüme gösterdi.

En yüksek büyüme yine yazılım sektöründen geldi. İlk 500 Bilişim Şirketi birincilik ödülünü ise Turkcell aldı. 24 yıldır kamu, bilişim firmaları, BT yöneticileri ve akademiyi bir araya getiren ‘Bilişim 500 Ödül Töreni’nde mesajlarını ilettiği video ile aktaran T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, “Cumhurbaşkanımızın çizdiği milli teknoloji hamlesi ve Türkiye’nin yüz yılı vizyonu çerçevesinde hareket ederek hep birlikte ülkemizin bilişim altyapısını güçlendirmeliyiz. Bilişim sektörünü ülkemiz için bir refah kaynağı haline getirmek ancak yerli ve milli ürünlerimizle mümkün olabilir” dedi.  

M2S Araştırma Şirketi tarafından gerçekleştirilen Türkiye’nin İlk 500 Bilişim Şirketi-Bilişim 500 Araştırması sonuçları, 9 Ağustos 2023 tarihinde Fişekhane’de düzenlenen ödül töreninde açıklandı. Bilişim 500 Araştırması kapsamında “Dağıtıcı”, “Sistem Entegratörü ve İş Ortağı”, “Uluslararası Merkezli Üretici/Üreticinin Temsilcisi”, “Türkiye Merkezli Üretici”, “Bilişim 500 Plus” ve “Türkiye Ekonomisine Katkı” olmak üzere 6 ayrı ana kategoride birincilere ödülleri takdim edildi.

AraştırmanınTürkiye Ekonomisine Katkı özel kategorisinde; Yılın Finans Bankacılık Sektörü Yazılım Kategori birincisi Intertech olurken, Yılın Yapay Zekâ Kategori birinciliğini KoçSistem aldı. Yılın Ar-Ge Yatırımı Kategorisi birincisi Havelsan, Yılın Yazılım İhracatı Kategori birincisi Enka Grup, Yılın Hizmet İhracatı Kategori birincisi ise Teleperformance Türkiye oldu.

Tören sponsorluğunu KoçSistem, araştırma sponsorluğunu Sistem Global, yayın sponsorluğunu Este Bilişim; sunum sponsorluğunu Bulutistan, Iovis, Iron Mountain, Lenovo, Nagarro+MBIS’in üstlendiği ödül töreni; ‘Gitarların Efendisi’ olarak tanınan Sanatçı ve Bilişimci Taylan Dedeoğlu’nun solo gitar performansı ile başladı.

Açılış konuşmasını BTHABER Şirketler Grubu Başkanı Murat Göçe’nin yaptığı Bilişim 500 Ödül Töreni açılış programında, T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan,  Lenovo Türkiye Genel Müdürü Emre Hantaloğlu, Este Bilişim CTO’su Erdinç Kapucu, Iron Mountain Türkiye Genel Müdürü Gamze Ergün, KoçSistem Genel Müdürü Mehmet Ali Akarca, Bulutistan Türkiye Genel Müdürü Gökhan Gençtürk, Nagarro+MBIS Satış Direktörü Umut Güney ve Sistem Global Satış ve Pazarlama Direktörü Serra Yılmaz konuşmaları ile yer aldı.

Zirve Turkcell’in

Şirketlerin ciro bilgilerine göre genel ve kendi kulvarında sıralandığı araştırmanın sonuçlarına göre; bilişim sektörün zirvesinde bu yıl Turkcell yer aldı. Türkiye’nin en büyük 10 bilişim firması; Turkcell, Türk Telekom, Vodafone, Indeks Bilgisayar, Arena, Teknosa, Bilkom Bilişim, Armada Bilgisayar, Penta Teknoloji ve Lenovo Türkiye olarak sıralandı.

187 Şirket Yüzde 100’ün Üzerinde Büyüdü 

2022 yılı araştırmasında sıralamaya giren şirketlerin gelirleri, TL bandında yüzde 74 artarak 372 milyar TL oldu. Türkiye Merkezli Üretici Yazılım kategorisinde de büyüme yüzde 84 olarak gerçekleşti.

Sıralamaya giren şirketlerin 187’si yüzde 100’ün üzerinde bir büyüme gösterirken, en yüksek büyümeyi yüzde 501 ile yazılım şirketi Erka Grubu gerçekleştirdi.

2022 yılı sıralamasında yer alan şirketlerin dolar bazında ortalama yüzde 10, 165 şirketin ise bu ortalamanın da üzerinde büyüdüğü görüldü. 2022’de finans, perakende ve üretim gibi temel sektörler en yüksek teknoloji yatırımlarını yapan sektörler olarak önde çıkmayı sürdürdü. İş süreçlerindeki verimliliği artırmaya yönelik yapay zeka ve nesnelerin interneti yatırımlarında artış görüldü.

“Bilişim sektörünün hedefinde küresel oyuncu olmak var”

Konuşmasında Bilişim sektörünün son 10 yılda yurtdışına açılan büyük yatırımlarla itibarını artırdığını belirten BTHABER Şirketler Grubu Başkanı Murat Göçe, “Artık teknoloji firmalarımızın hedefi sadece ülke içi veya komşu ülkeler değil, dünyada var olmak. İnovatif ve dinamik yapıda olan firmalarımız doğru zamanda doğru işleri yaparak büyüyor. Bu hıza ve gelişime ayak uyduramayanlar ise maalesef küçülüyor. Sektördeki oyuncuların hedefleri büyüdükçe rekabet artıyor. Görüyoruz ki, çağa ayak uydurarak yeni teknolojilere yönelik adımlar atan firmalar daha avantajlı. Yapay zekanın öne çıktığı bu dönemde yazılıma yatırım yapan firmalar öne geçiyor” değerlendirmesinde bulundu.

FinTech, InsurTech ve oyun firmalarına davet

Bilişim 500 Araştırması’nın tüm sektör için yol gösterici bir rol oynadığına; birleştirici etkisiyle kamu, bilişim firmaları, BT yöneticileri ve akademisyenleri bir araya getiren tek yapı olduğuna dikkat çeken Göçe; “Bilişim 500 Araştırması, 24 yıldır küresel yatırımcı firmaların ve ülkemizin BT yöneticilerinin başucu kitabı oldu. Araştırmaya katılım ne kadar yüksek olursa sonuçlar o kadar büyük bir sektör analizi haline geliyor. Araştırmamızda firmalar cirolarına göre uygun kategorilerde sıralarken, güncel ve inovatif teknolojileriyle tablolara giren firmalarımız ile genç ve hızlı büyüyen şirketlerimiz için Bilişim 500 Plus bölümümüz araştırmamızda ayrı bir önem taşıyor. Sadece en büyük 500 sıralaması olmayan, kategoriler barındıran araştırmamız bu nedenle tüm şirketlerimizi kapsıyor, şirketler kendi kategorisinde yer alma fırsatı yakalıyor. Özellikle FinTech, InsurTech ve oyun firmaları gibi araştırmadan uzak kalan yapıların araştırmaya katılımı çok kıymetli. Araştırmanın zenginleşmesi hepimiz için önemli. Bu araştırma tüm sektörün desteklemesi ve sahip çıkması gereken çok önemli bir veri kaynağı” açıklamasında bulundu.

Dr. Ömer Fatih Sayan: “Bilişim sektörünü ülkemiz için bir refah kaynağı haline getirmek ancak yerli ve milli ürünlerimizle mümkün olabilir”

Etkinlikle ilgili mesajlarını ilettiği video ile aktaran T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Bakan Yardımcısı Dr. Ömer Fatih Sayan, “Bugün bilişim dünyasının en seçkin etkinliklerinden biri için bir araya geldik. Bilişim 500 ödül töreni bu büyülü sektörün başarılarını kutlamak için bir vesile oluşturuyor” diyerek bu etkinliğinin sektördeki öncüleri, vizyonerleri ve cesur girişimcileri tanımak ve onların özverili çalışmalarını takdir etmek için önemli bir imkan olduğunu belirtti.

İleri teknolojilerin sürekli kendini yenileyen gücünün hayatımızı daha da kolaylaştırırken dünyamızı da dönüştürmeye devam ettiğini sözlerine ekleyen Sayan, “Bu sektörü sadece kodlar, donanımlar ve algoritmalar değil aynı zamanda insanlık için bir dönüm noktası olacak çözümler, uygulamalar ve hizmetler oluşturuyor. Bilişim sektörü sadece iş dünyası değil aynı zamanda sosyal hayatımızı da dönüştürüyor ve bir arada daha güçlü bir toplum oluşturmamıza olanak tanıyor. Bilişim sektöründeki profesyoneller olarak sorumluluğumuzun ve etkimizin farkında olmalı ve teknolojinin insanlara nasıl değer kattığını asla unutmamalıyız. Bizler de sektördeki her bir kişi ve kuruluşun ilerlemesi için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Bilişim sektörünü ülkemiz için bir refah kaynağı haline getirmek ancak yerli ve milli ürünlerimizle mümkün olabilir. Cumhurbaşkanımızın çizdiği milli teknoloji hamlesi ve Türkiye’nin yüz yılı vizyonu çerçevesinde hareket ederek hep birlikte ülkemizin bilişim altyapısını güçlendirmeliyiz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

“En önemli görevimiz ülkemize çağ atlatmak”

Konuşmasında, yurtdışında sektörü tanıtırken en fazla kullandıkları referansın Bilişim 500 olduğunu belirten KoçSistem Genel Müdürü Mehmet Ali Akarca; “KoçSistem olarak ülkemizin 100 yıllık Cumhuriyet tarihinde 78 senedir sürekli olarak kendimizi geliştirmeye, yeni alanlara girmeye odaklandık. Hem bizim hem de sektörümüzün çok önemli bir görevi var; o da ülkemize çağ atlatmak. Sadece kendimiz değil bizden sonraki jenerasyonlar için de önümüzdeki fırsatları iyi değerlendirmeliyiz. Artık yapay zeka ile ülkeler arasındaki uçurumları kapatmak daha kolay hale geliyor. Biz de KoçSistem, Koç Dijital ve Koç Savunma şirketlerindeki Ar-Ge merkezlerimiz ve iş ortaklarımızla birlikte değer yaratmaya, Suudi Arabistan’dan Amerika’ya kadar çok geniş bir coğrafyaya teknolojimizi ihraç ederek kendi mühendislerimizin geliştirdiği çözümleri sunmaya devam edeceğiz” dedi.

“Bilişim ihracatçılarına yaklaşık 422 milyon TL destek verildi”

Sistem Global Satış ve Pazarlama Direktörü Serra Yılmaz yaptığı konuşmada, “Yeni nesil finansman kaynaklarına erişimi kolaylaştırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Özellikle yurtdışına açılmak isteyen, ihracatla büyümeyi hedefleyen şirketlerin yanında olmak bizim için çok önemli. Ülkemizin bilişim ihracatına baktığımız zaman 2018-2022 yılları arasında dolar bazlı yıllık %10 bir büyüme kaydettiğimizi görüyoruz. TÜBİSAD’ın açıkladığı son verilere göre ise 2022 yılında toplam bilişim ihracatı 28,6 milyar TL’ye ulaşmış durumda. Bunun 24 milyar TL’si yazılım şirketlerinden geliyor. Global ihracattan aldığımız pay ise %0,3. Bu bize şunu gösteriyor; güzel bir büyüme kaydediyoruz ancak gidilecek daha çok yol var. Bilişim ve yazılım sektöründe faaliyet gösteren firmaların büyüme eğrilerine baktığımızda sağlanan teşvik ve desteklerin büyüme ve globalleşme sürecinde kaldıraç etkisi yarattığını görüyoruz. Geçtiğimiz yıl bilişim ihracatçılarına yaklaşık 422 milyon TL destek verildi. Bilişim şirketleri için önümüzdeki dönemde gündem maddeleri ihracat, globalleşme, Ar-Ge ve inovasyon olacak. Bunun için de yeni nesil finansman kaynaklarının doğru kullanılması ve değerlendirilmesi çok önemli. Bu sağlandığında Türk şirketlerinin teknoloji ihracatı anlamındaki başarıları artacaktır” dedi.

Teknolojiyi İleriye Götürecek En Önemli Yatırımlardan Biri Yapay Zeka

Türkiye bilişim pazarının çok hızlı geliştiğini ve mobil teknolojilerin yaygınlaşması ile şirketlerin dijitalleşme çabalarının bu gelişmeye büyük katkı sağladığına dikkat çeken Este Bilişim CTO’su Erdinç Kapucu, “Teknolojiyi ileriye götürecek en önemli yatırımlardan biri yapay zeka. Geçtiğimiz 8 aya baktığımızda yapay zekanın artık son tüketicilerin de hayatına girdiğini görüyoruz. Müşteri beklentilerine yönelik yapay zekaya dair yeni mühendislik türleri açılıyor, üniversiteler bu alanda bölümler açıyor. Bu alanların çeşitlenmesi öğrencilerin sektöre kazandırılması için çok anlamlı” diye konuştu.

35 Yıl Emek Ödülleri

“Yeni yüzyılımızda daha da ileri ‘further’” teması ile gerçekleştirilen törende ayrıca bilişim sektörüne 35 yıl emek veren Serhan Demirer, Cüneyt Kalpakoğlu, Tufan Alatan, Sinan Oymacı, Ken Bradley, Kenan Altınsaat ve Dr. Reha Çetin’e de ödülleri verildi.

Bilişim 500 Kataloğu, tören bitiminde dijital etkinlik platformu www.BZetkinlik.com’daki ‘Danışma’ standına tıklanarak indirilebilir.

Barajlardaki Su Kaybının Çözümü Yüzer GES’ler Olacak

Yüzer güneş enerjisi santralleri (GES), temiz enerji üretirken kullanım sularını koruyor. Küresel ısınmanın getirdiği yüksek sıcaklıklarda barajların üzerini kaplayarak suyun buharlaşmasını önleyen yüzer GES’lerle su kaybının önüne geçilecek. Dünyada 3,4 GW güce ulaşan yüzer GES teknolojisi, Türkiye’de özellikle Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde sulama kanallarının tamamında ve diğer bölgelerdeki baraj göllerinde kullanılabilecek…

Küresel ısınmanın etkilerini artırdığı son dönemde su kaybı, en önemli sorunlardan biri olarak kendini göstermeye başladı. Yüksek sıcaklıklarla birlikte barajlardaki binlerce ton su buharlaşarak azalıyor. Peki bu sorunu sürdürülebilir bir yolla aşmak mümkün mü? Yüzer güneş enerjisi santralleri (GES) son yıllarda temiz enerji üretirken baraj göletleri gibi durgun suların üzerini kaplayarak buharlaşmayı engelliyor.

Yüzer GES Nedir ?

Yüzer güneş enerjisi santrali, güneş panellerinin su üzerinde yüzen bir platforma monte edildiği güneş enerjisi üretim sistemi olarak biliniyor. Yüzer güneş enerjisi santralleri, güneş enerjisinin geleneksel olarak üretildiği karasal sistemlere göre büyük avantajlara sahip. Yüzer GES’ler araziye ihtiyaç duymadan karasal sistemlere göre daha yüksek verim sağlıyor. Çünkü su, güneş panellerinin daha soğuk kalmasına yardımcı olarak verimli çalıştığı süreyi artırıyor. Ayrıca suyun üzerini kapladığı için yüksek sıcaklıklarda kullanım ve içme suyunun buharlaşmasını ve baraj doluluklarının düşmesini engelliyor.

Çin Yüzer GES’lerde İlk Sırada

Dünyada yüzer güneş enerjisi santrallerinin sayısı da giderek artıyor. 2022 yılı sonu itibariyle dünyada yüzer GES projelerinin kapasitesinin 3,4 GW’ı aştığı hesaplanıyor. Çin, dünyadaki yüzer güneş enerjisi kapasitesinin yaklaşık yarısına sahip. Çin’i, Japonya, Güney Kore, Fransa, Hindistan, İngiltere takip ediyor.

Halen 3 kıtada 30’un üzerinde ülkede 225’ten fazla projeyle Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika’da dünyanın her noktasına enerji ve endüstriyel çözümler ulaştıran YEO, yüzer GES alanında söz sahibi global oyunculardan biri olmayı hedefliyor. YEO, yaklaşık 3 yıl boyunca Ar-Ge çalışması yaptığı yüzer GES sistemleriyle projeler gerçekleştirerek Türkiye’den başlamak üzere dünyaya taşıyacak. YEO, yüzer GES sistemlerini iştiraki Marinergy ile gerçekleştirmeyi hedefliyor. Türkiye’de ilk ve tek, dünyada ise az sayıda örneği olan bu girişimle Türkiye’de denizde veya durgun sularda güneş ve rüzgar enerjisi üretilecek.

“Türkiye’de potansiyel yüksek”

YEO Teknoloji CEO’su Tolunay Yıldız, Türkiye’nin bu alanda çok yüksek bir potansiyele sahip olduğunu vurguluyor. YEO’nun geleneksel yenilenebilir enerji santrali projelerinin yanında inovatif çözümler de sunduğunu belirten Yıldız bu alandaki hedeflerini şöyle anlatıyor: “Yüzer GES’ler doğaya dost enerji üretirken baraj gölleri ve sulama kanallarında suyun korunmasını sağlıyor. Yüzer GES’ler Türkiye’de özellikle Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nde sulama kanallarının tamamında ve diğer bölgelerdeki baraj göllerinde kullanılabilecek bir teknoloji. Biz de Marinenergy markamızla yaptığımız Ar-Ge çalışmalarını sürdürüyor, gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Özellikle ülkemizdeki bu alandaki faaliyetleri bir milli mesele olarak görüyor ve önemsiyoruz. Hem Türkiye hem de bölge ülkelerde söz konusu yenilikçi enerji projelerine öncülük etmeye hazırız. ‘Bizce Mümkün’ felsefemizle hedefimiz, doğal kaynakları korumak ve gelecek nesillere daha temiz bir dünya bırakmak.”

TSE Belgesi Yerine CE veya TSE Hizmet Yeterlik Belgesi Sunulması

İtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, İdari Şartname’nin 7.5.4’üncü maddesinde 21, 22, 24 ve 25’inci sıra numaralı kalemler için TSE belgesi sunulmasının istendiği, ihale üzerinde bırakılan istekli Gelecek Medikal Elektronik İnşaat Mobilya Turizm San. Tic. Ltd. Şti’nin firma adının TSE’ye ait internet sitesi üzerinden sorgulanması neticesinde anılan firmaya ait kayıt bulunamadığı, dolayısıyla ihale üzerinde bırakılan istekli tarafından sunulan TSE belgelerinin yanıltıcı belge niteliğinde olduğu iddialarına yer verilmiştir.

19.07.2023 tarihli ve 2023/UM.I-1004 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;

Başvuruya konu “İstanbul İl Sağlık Müdürlüğüne Bağlı Özel Güvenlik Görevlileri İçin 2023 Yılı Kıyafet Alımı” işinin 27 adet ürüne ilişkin mal alımını ihtiva ettiği, ihalede 5 adet ihale dokumanı indirildiği, ihaleye 2 isteklinin katıldığı, idare tarafından yapılan değerlendirme neticesinde Gelecek Medikal Elektronik İnş. Mobilya Tur. San. Tic. Ltd. Şti.nin ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibi, başvuru sahibi Yeditepe İstanbul Bilgi Teknolojileri A.Ş. – Beştepe Teks. Giyim Teks. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı’nın ise ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi olarak belirlendiği anlaşılmıştır.

İhaleye ait İdari Şartname’nin “İhaleye katılabilmek için gereken belgeler ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinde isteklilerin ihaleye katılabilmeleri için e-teklifleri kapsamında sunmaları gereken belgelerin düzenlendiği, anılan Şartname’nin 7.5.4’üncü maddesinde isteklilerin teklifleri kapsamında sunmaları gereken belgeler arasında 21, 22, 24 ve 25 sıra numaralı kalemlere ait olmak üzere TSE belgesinin de bulunduğu, dolayısıyla incelemeye konu ihalede anılan belgenin istekliler tarafından teklif kapsamında sunulması gereken bir yeterlik kriteri olarak belirlendiği anlaşılmıştır.

Yapılan incelemede; ihale üzerinde bırakılan Gelecek Medikal Elektronik İnş. Mobilya Tur. San. Tic. Ltd. Şti. tarafından yeterlik bilgileri tablosunun ilgili bölümünde “TSE Belgesi” ifadesine yer verildiği ancak beyan edilen bilgilerin doğrulanmasına ilişkin olarak idareye sunulan belgeler incelendiğinde bahse konu belgenin TSE belgesi değil “AT TİP İnceleme Sertifikası” başlıklı CE belgesi olduğu, CE işaretinin bir kalite simgesi olmadığı, üzerine iliştirildiği ürünün CE İşareti Yönetmeliği’nin tüm gereklerini karşıladığı anlamına gelen ve Avrupa Birliği üyesi ülkeler arasında malların serbest dolaşımını sağlamak amacıyla verilen bir işaret olduğu, anılan belge üzerinde “TS 20345:2013” ibaresinin bulunmasının da belgenin TSE belgesi niteliği taşıdığı anlamına gelmediği anlaşıldığından başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Öte yandan İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Yönetmelik’in 18’inci maddesinin ikinci fıkrası yönünden yapılan incelemeye göre; Başvuru sahibi Yeditepe İstanbul Bilgi Tekn. A.Ş – Beştepe Teks. Giyim Tekstil Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı tarafından Beştepe Teks. Giyim Tekstil Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. adına sunulan yeterlik bilgileri tablosunun ilgili kısmında 21, 22, 24 ve 25 sıra numaralı kalemler için “TSE, 34-HYB-21333 Numaralı Belge” şeklinde beyana yer verildiği görülmüştür. Anılan istekli tarafından, beyan edilen bilgilerin teyidi için idare tarafından belge talep edilmesi üzerine, TSE tarafından düzenlenen Hizmet Yeterlik Belgesi sunulduğu anlaşılmıştır. İdari Şartname’nin 7.5.4’üncü maddesinde alıma konu 21, 22, 24 ve 25’inci kalem malzemeler için “TSE belgesi” sunulmasının istendiği, Teknik Şartname’nin söz konusu kalemleri ihtiva eden düzenlemelerinde de “TSE belgesine sahip olmalıdır” ibaresinin bulunduğu, doküman düzenlemelerinden istekliler tarafından teklif kapsamında 21, 22, 24 ve 25 sıra numaralı ürünlere ait TSE belgesi sunulmasının istendiğinin anlaşılabileceği, anılan iş ortaklığı tarafından sunulan Hizmet Yeterlik Belgesinin teklife konu ürünlere ilişkin kalite standardını gösterir belge niteliğinde olmadığı anlaşıldığından teklifinin değerlendirme dışı bırakılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Mehmet ATASEVER

S.B. Strateji Geliştirme E. Bşk.

KİK E.  Üyesi

Küresel Ticari Sigorta Fiyatları 2023 Yılının İkinci Çeyreğinde Yüzde 3 Arttı

Müşterilerinin sektörlerine özel riskleri etkili bir şekilde yönetmeleri için yaratıcı çözümler sunan Marsh’ın yayınladığı ‘Küresel Sigorta Piyasa Endeksi’ne göre küresel ticari sigorta fiyatları, ılımlı artış trendini sürdürerek 2023 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 3 artış gösterdi. Siber sigorta fiyatlarında ılımlı artış devam ederken, sabit kıymet teminatlarında küresel sıkıntılar sürüyor.

Dünyanın lider sigorta brokeri ve risk danışmanı Marsh tarafından açıklanan ‘Küresel Sigorta Piyasası Endeksi’ne göre küresel sigorta fiyatları, 2023’ün ikinci çeyreğinde yüzde 3 artış gösterdi. 2023’ün ilk çeyreğinde ise yüzde 4’lük bir büyüme gerçekleşmişti. 2022 yılının dördüncü çeyreğinde de yüzde 4 artış gösteren küresel ticari sigorta pazarında arka arkaya artış görülen 23’üncü çeyrek oldu.

Finansal ve profesyonel sigortalarda prim düşüşleri yaşanması ve siber sigorta piyasasında devam eden artış hızı yavaşlamasına rağmen sigorta fiyatları, ikinci çeyrek boyunca tüm bölgelerde oldukça tutarlıydı. Bunda en büyük etken, ikinci çeyrekte en yüksek artışı gösteren sabit kıymetler sigortasındaki artışların dengelenmesi olarak gözüküyor. İngiltere’de yüzde 1’lik (2023’ün birinci çeyreğinde oran yüzde 3), Pasifik’te yüzde 2’lik (Yüzde 7’den düştü) artış görülürken Asya’da fiyatlar sabit kaldı. Latin Amerika ve Karayipler’de yüzde 8’lik, Kıta Avrupası’nda yüzde 5’lik ve ABD’de yüzde 4’lük artışlarla 2023’ün birinci çeyreği ile aynı oranda fiyat artışları yaşandı.

Raporda öne çıkan bazı önemli bulgular şöyle;

  1. Küresel olarak sabit kıymet sigortası fiyatları ikinci çeyrekte, birinci çeyrek ile aynı oranda yani ortalama yüzde 10 artış gösterdi. Aynı zamanda kaza sigortası fiyatları da birinci çeyrekte olduğu gibi yüzde 3’lük bir artış yaşadı.
  2. Art arda dört çeyrek boyunca, finansal ve profesyonel sigortalar alanlardaki genel fiyatlandırma düştü. İngiltere’de görülen daha yüksek oranlardaki düşüşlerin etkisiyle, ortalama fiyatlar, 1’inci çeyrekteki yüzde 5’lik düşüşe kıyasla, 2’inci çeyrekte yüzde 8 düştü.
  3. Küresel olarak siber sigorta fiyatları, 2022’nin 4’üncü çeyreğindeki yüzde 28 ve 2023’ün 1’inci çeyreğinde yüzde 11’lik artışa kıyasla, 2’inci çeyrekte ortalama yüzde 1’lik artış gösterdi. Böylece artış hızındaki yavaşlama süreci devam etti. Artış hızındaki yavaşlama, özellikle ABD’de birinci çeyrekteki yüzde 11’lik artış oranına kıyasla 2’inci çeyrekte yaşanan yüzde 4’lük artışta belirgin bir şekilde gözlendi.
  4. Enflasyonun aktif değerler ve hasar maliyetleri üzerindeki etkisine ilişkin endişeler sigorta şirketlerinin odak noktası olmaya devam ediyor.

Rapor sonuçlarını değerlendiren Marsh Türkiye CEO’su Yeşim Aksüt, “Müşterilerimiz için yönetici sorumluluk ve siber sigortalardaki olumlu eğilimleri memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak sabit kıymet sigortalarında devam eden fiyat artışları özellikle doğal afetlerin sabit kıymet sigortaları üzerindeki etkileri müşterilerimiz için endişe kaynağı olmaya devam ederken bizim için de odak noktası olmayı sürdürüyor. 2023’ün ikinci yarısına doğru ilerlerken, müşterilerimizle birlikte çalışarak, devam eden belirsizlik ortamında karşılaşacakları zorlukları aşmalarına yardımcı olacak geniş bir seçenek yelpazesini keşfediyoruz ve sigorta pazarından en iyi sonuçları elde etmeyi amaçlıyoruz” dedi.

Tetra Pak’tan Döngüsel Ekonomiye 1,5 Milyon Euroluk Yatırım: Momentum Atık Yönetimi’yle Güçlerini Birleştirdi

İnsanı ve gezegeni korumaya yönelik bir yaklaşımla gıdayı her yerde güvenli ve erişilebilir hale getirmeyi taahhüt eden Tetra Pak, Momentum Atık Yönetimi şirketiyle yaptığı iş birliği kapsamında yeni ambalaj atığı toplama ve ayrıştırma tesisini faaliyete geçirecek. Günde 100 ton ambalaj atığını türlerine göre ayrıştıracak tesiste, Türkiye’de ilk kez içecek kartonlarını otomatik olarak diğer atıklardan ayıran bir teknoloji de kullanılacak. Yatırımın toplam değeri 2,5 milyon euro olarak belirlenirken, Tetra Pak’ın projedeki desteği ise yaklaşık 1,5 milyon euro olacak.

Dünyanın lider gıda işleme ve paketleme çözümleri şirketi Tetra Pak, içecek kartonlarının sürdürülebilir bir değer zinciri içerisinde geri dönüşümünü sağlamak için yatırımlarını sürdürüyor. Bu kapsamda Tetra Pak, Momentum Atık Yönetimi ile halihazırda devam eden atık içecek kartonu tedarik ağı oluşturma çalışmalarını desteklemek üzere, yeni ambalaj atığı toplama ve ayrıştırma tesisi yatırımı için düğmeye bastı. Tesiste günde 100 ton ambalaj atığı türlerine göre ayrıştırılacak. Ayrıca ülkemizde ilk kez içecek kartonlarını diğer atıklardan otomatik olarak ayıran bir teknoloji kullanılacak.

Yatırımın Toplam Değeri 2,5 Milyon Euro 

Toplam değeri 2,5 milyon euro olarak belirlenen projede Tetra Pak’ın desteği ise yaklaşık 1,5 milyon euro olacak. Tesisin faaliyete başlamasının ardından yürürlüğe girecek atık içecek kartonu geri dönüşüm hedefleri kapsamında Momentum Atık Yönetimi, ülke genelindeki atık kaynaklarını belirleyerek hem takip edilebilir toplama sistemleri oluşturacak hem de mevcut toplama çalışmalarının optimizasyonuna destek verecek. Böylece Momentum Atık Yönetimi tüm saha çalışmalarında aktif rol üstlenecek. Yatırımın tam kapasite devreye girmesiyle birlikte ise geri dönüşüm tesislerine yıllık 5 bin ton içecek kartonu temin edilmesi hedefleniyor.

“Ambalajların geri dönüşümü için kapasitemizi artırmak önceliklerimiz arasında”

Tetra Pak’ın merkez ofisinde gerçekleştirilen imza töreninde açıklamalarda bulunan Tetra Pak Türkiye Genel Müdürü Konstantin Kolesnik, “Tetra Pak olarak küresel sürdürülebilirlik politikalarımız çerçevesinde, üretim ve tüketimin tüm süreçlerinde çevreyi korumayı prensip ediniyoruz. Global çapta sürdürdüğümüz faaliyetlerimizi, Türkiye’de de aynı biçimde uygulayarak atıkları daha iyi ve sistemli şekilde yönetip gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için çalışıyoruz. Bu vizyon doğrultusunda ambalajların geri dönüşümü için mevcut kapasitemizi artırmak, şirket önceliklerimiz arasında yer alıyor. Momentum Atık Yönetimi’yle gerçekleştirdiğimiz iş birliği sayesinde ambalaj atığı toplama ve ayıklama kapasitemizi genişlettik. Bu yatırım, Tetra Pak’ın Türkiye’deki sistem geliştirme çalışmalarına yön verecek pilot bir proje niteliğinde olacak” ifadelerini kullandı.

“İş ortağımızın saha tecrübesi ortak yatırımda itici güç oldu”

Yatırımın detaylarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tetra Pak Türkiye, İran, Kafkas Ülkeleri & Orta Asya Sürdürülebilirlik Direktörü Volkan Aydeniz, “Momentum Atık Yönetimi şirketiyle başlattığımız iş birliği, Türkiye’de kurulu geri dönüşüm kapasitesinin verimli şekilde işletilebilmesine, atıkların belirli bir sistem çerçevesinde ayrı şekilde toplanabilmesine ve karışık olarak toplanan ambalaj atıklarının içerisinden ayrıştırılmasına odaklanıyor. İş ortağımızın saha tecrübesi, atık tedarik sistemi kurma ve işletmeye yönelik vizyoner yaklaşımı, ortak yatırımda itici güç oldu. İçecek kartonu geri dönüşümü yapan kağıt fabrikalarıyla mevcut olumlu ilişkiler, geri dönüşüm değer zinciri oluşturma çabalarımızın daha geniş bir paydaş kitlesiyle desteklenmesine vesile oldu. Dolayısıyla Tetra Pak’ın dünya genelinde 200’ün üzerinde iş ortağıyla sürdürdüğü döngüsel ekonomi ve değer zinciri oluşturma çalışmaları için Türkiye’deki bu yatırımımız büyük önem teşkil ediyor” dedi.

“Atık ayrıştırma ve içecek kartonlarının ayrı toplanması için yatırımlarımız sürecek”

Aydeniz, sözlerini şöyle noktaladı: “Tetra Pak olarak, Türkiye’de kalıcı bir içecek kartonu geri dönüşüm değer zinciri oluşumuna destek veriyor, paydaşlara liderlik ederek kendi dinamikleri içinde sorunsuz işleyen bir ekosistemin oluşumu için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu süreçte bugüne kadar yaklaşık 2,5 milyon euro değerinde yatırım gerçekleştirdik. Yeni tesis yatırımıyla desteğimiz 4 milyon euroya ulaşacak. Atık ayrıştırma ve içecek kartonlarının kaynağında ayrı toplanması için iş birliklerimiz ve yatırımlarımız sürecek.”

“Önemli bir ortaklığa imza attık”

Momentum Atık Yönetimi ve Danışmanlık Genel Müdürü Sema Nur Çetinkaya ise iş birliğine ilişkin şöyle konuştu: “Sıfır atık ve döngüsel ekonomi ilkeleriyle Tetra Pak ile birlikte kompozit ambalaj atıklarının ve özellikle de içecek kartonu adını verdiğimiz süt ve meyve suyu kutularının geri dönüşümünü arttırmak için çalışmalarımıza başladık. Ambalaj atıklarının kaynağında ayrı toplanması, güncel teknolojilerle ayrıştırılması ve uygun prosese sahip tesislerde geri dönüşümünün sağlanması yolunda önemli bir ortaklığa imza attığımıza inanıyoruz. Kağıt ve kompozit malzeme üreticileri için değerli hammadde niteliği taşıyan içecek kartonu atıklarının çevreye ve ülke ekonomisine katkısını temin etmeye yönelik projelerimiz devam edecek.”

Türkiye’deki Paydaşlarla Döngüsel Ekonomiye Önemli Katkı

Tetra Pak, tüketim sonrası oluşan kullanılmış içecek kartonlarının yanı sıra müşterilerinin tesislerinde ortaya çıkan ambalaj malzemesi atıklarını tekrar değerlendirmek üzere Kahramanmaraş Kağıt, Viking Kağıt ve Öz Aytı firmalarıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Kahramanmaraş Kağıt ile ortak projeler kapsamında yıllık 18 bin ton karton geri dönüştürülebiliyor. AYTI Entegre ile yapılan iş birliği kapsamında tesiste yıllık 5 bin ton geri dönüşüm gerçekleştiriliyor. Tetra Pak’ın paydaşı olan ve İzmir’de faaliyet gösteren Viking Kağıt’ın fabrikasında ise Türkiye’de ve bölgede ilk olarak içecek kartonu atıklarından üretilen “Select Nature” markalı temizlik kağıtları yurt içi ve yurt dışındaki tüketicilerle buluşuyor. Tetra Pak ortaklığıyla hayata geçirilen recyfiber teknolojisi sayesinde yıllık kapasitesi 20 bin ton olan tesiste içecek kartonlarının geri dönüşümü sağlanıyor.

Kayıt Formu

Kayıt için Kullanım Şartları ve Gizlilik Politikası ve 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) Usul ve Esasları Uyarınca Kişisel Verilerinizin Korunması Hakkında Müşteri Aydınlatma Metnin okunması ve kabul edilmesi gereklidir.