Kurumsal Dayanıklılık İçin İş Sürekliliği Yönetimi
Altay ONUR,
Makine Y. Müh. / BVL Chapter Türkiye
altay.onur@gmail.com
Giriş
ISO 22301 standardı kurumsal kriz yönetiminde iş sürekliliğini sağlamak ve kesintilere karşı dayanıklılığı artırmak için uluslararası kabul görmüş en kapsamlı standartlardan biridir. Bu standart, kuruluşların beklenmedik kesintilere karşı hazırlıklı olmasını sağlamak amacıyla, kritik operasyonel fonksiyonlarını ve süreçlerini etkileyecek olaylara karşı istikrarı korumayı ve bu kritik faaliyetlerin sürdürülmesi için bir dizi çalışmayı gerektiren sistematik bir yaklaşım sunmaktadır.
ISO 22301’in Önemi
“Bir kuruluşun, bir kesinti sırasında önceden tanımlanmış kapasitede kabul edilebilir zaman çerçeveleri içinde ürün ve hizmetlerin sağlanmasına devam etme kabiliyeti” olarak tanımlanan iş sürekliliği ile ilgili standart; halen 2019 yayını olarak ISO 22301 “Güvenlik ve dayanıklılık – İş sürekliliği yönetim sistemleri – Gereklilikler” adı altında yürürlüktedir.
İş Sürekliliği Yönetim Sistemi (İSYS) standardı, kuruluşlarda olası kesintilere neden olabilecek istenmeyen olayları tanımlama, bunlara karşılık verme ve oluşabilecek riskleri analizi etme, değerlendirme ve yönetme imkânı sağlamakta ve tüm yönetim sistemi standartları için ortak bir temel ve kılavuz görevi gören, PUKÖ çevrimine uygun 10 maddelik Yüksek Seviyeli Yapı (HLS: High-Level Structure) içeriğine sahiptir.

ISO 22301 standardı, kuruluşların dayanıklılığını artırarak kesintilerden kaynaklanabilecek ürün ya da hizmet sunumlarındaki aksamaların/arızaların önüne geçerek, hızlıca toparlanmasını sağlamakta ve itibar kaybını önlemede önemli bir rol oynamaktadır. Risk yönetimi açısından proaktif yaklaşımlar geliştirerek, olay yönetimi, acil durum yönetimi, kriz ve afet yönetimi, iş etki analizleri (BIA), iş sürekliliği planları gibi bir dizi bileşen ile kritik fonksiyonların korunmasına odaklanmaktadır.
İş Sürekliliği Program Yönetimi
İş sürekliliği yönetiminin gerçekleşmesi için gereken İş Sürekliliği Program Yönetimi döngüsü, kuruluşun sürekli yönetim ve yönetişimini sağlamak amacıyla tasarlanmış altı aşamalı bir yaşam döngüsüdür.
İş Sürekliliği Program Yönetimi, üst yönetim tarafından desteklenen ve belirlenmiş amaçların gerçekleştirilmesini sağlamak ve sürdürmek için kaynak tahsis edilen, sürekli bir yönetim prosesidir. Sürekli iyileştirme prensibine dayanan bu döngü İSY’nin kuruluş kültürüne yerleştirilmesi sürecini temsil eder ve aşağıdaki elementlerden oluşmaktadır.
| Aşama | Başlık | Açıklama ve Ana Faaliyetler |
| 1. | İSY Program Yönetimi | Bu aşama, döngünün yönetimi ve amaçlarının belirlenmesini kapsar. İSY kapsamının ve politikasının belirlenmesi, organizasyonun hayata geçirilmesi ve ilgili tarafların (sözleşmeler) belirlenmesi bu programın elemanlarıdır. |
| 2. | Kuruluşu Anlamak | Kuruluşun varlığını sürdürebilmesi için gerekli olan ürün/hizmetleri ve bunları gerçekleştiren süreçleri belirleme aşamasıdır. Kritik süreçleri belirlemek (İş Etki Analizi – BIA) ve Risk Analizi temel faaliyetlerdir. |
| 3. | İSY Stratejisinin Belirlenmesi | Kritik süreçler ve riskleri değerlendirildikten sonra, iş öncelikleri ve İş Sürekliliğinin amaçları dikkate alınarak koruma ve kurtarma stratejileri oluşturulur. Bu stratejiler potansiyel iş kesintilerini göz önünde bulundurarak ve yönetim tarafından onaylanmış kurtarma stratejileri doğrultusunda gerekli planları hazırlamaya temel oluşturur. |
| 4. | İSY Tepkisi/Müdahalesi geliştirmek ve uygulamak | İş sürekliliği yönetiminin uygulanmasını ve gerekli planların geliştirilmesini içerir. Bu aşamada, İş Sürekliliği Planlarının (BCP) ve prosedürlerinin geliştirilmesi ve uygulanması yer alır. Bu planlar, kriz yönetimi planı, acil durum planı/tahliye, yeniden devreye alma planı (DRP) ve normalleşme planı (restarasyon) vb uygulamalardır. |
| 5. | Tatbikatlar, testler ve gözden geçirme | Hazırlanan planların gerçekçi bir ortamda çalıştığını doğrulamak ve eksiklikleri tespit etmek amacıyla denetim ve tatbikatların yapılması, iyileştirmenin gerçekleştirilmesi gerekir. Tatbikat ve test sonuçları ile denetim bulgularının analizi ve sürekli iyileştirme döngüsü ile üst yönetimin gözden geçirmesini içerir. |
| 6. | İSY’nin kuruluş kültürüne yerleştirilmesi | Bu aşama, İş Sürekliliği Yönetimi faaliyetlerinin eğitim, tatbikat, denetim ve gözden geçirme faaliyetleri ile desteklenerek gerçekleştirilmesi ve sürdürülmesini sağlar. Farkındalık oluşturma, bilgi ve yetkinlik kazandırma temel faaliyetlerdir. |
Bu döngü, sürekli olarak tekrarlanan ve her aşamanın bir sonraki aşamaya girdi sağladığı dinamik bir yönetim sistemini temsil eder. Tıpkı bir kalp grafiği (kardiyografi) gibi, İş Sürekliliği Yönetimi döngüsü de normal işletme durumundan bir kesinti olayına (kriz) düşüşü, ardından kurtarma planlarının (BCP) devreye girmesiyle minimum iş sürekliliği düzeyine ulaşmayı ve son olarak normale dönüşü (restorasyon) gösteren bir sürecin yönetimini hedefler.

İSYS’nin Kuruluşlara Sağladığı Faydalar ve Üstünlükler
- Risk yönetimi: Potansiyel tehditleri önceden belirleyerek etkiyi minimize eder ve kaynakları optimize eder.
- Operasyonel dayanıklılık: Herhangi bir kesintiye neden olacak olay durumunda kritik süreçleri tekrar toparlayarak sürdürmeyi sağlar, rekabet gücünü artırır.
- Paydaş güvenilirliği: Bu tür yönetim sistemi müşteriler ve yasal düzenleyiciler nezdinde ulusal ve uluslararası alanda güven oluşturur, uyum gösterir.
- Güçlendirilmiş tedarik zinciri yapısı: Kritik malzeme ve hizmetlerin tedariğinde kesinti süreleri kısaltılarak tedarikçi riskleri minimize edilir ve tedarik zinciri güçlendirilerek aksamaların önüne geçilir.
İş Sürekliliğine Hazırlıksız Kuruluşların Riskleri
FEMA (Federal Emergency Management Agency) raporlarına göre iş sürekliliği planı olmayan şirketlerin karşılaştıkları kesintilerde veri kaybı, finansal zarar ve itibar kaybı yaşadıkları, büyük kesintilerden sonra %90 oranında kuruluşun bir yıl içinde iflas ettikleri belirlenmiştir. Örnek olarak, tedarik zinciri kesintilerinde inşaat firmaları proje gecikmeleri ve maliyet artışlarıyla karşı karşıya kalmış, lojistik şirketleri ise doğal afet ve fırtınalarda iletişim kopukluğu nedeniyle müşteri kaybı yaşamışlardır.
NIS2 ve DORA Düzenlemeleri ve İş Sürekliliği İlişkisi
NIS2 (Network and Information Security 2) ve DORA (Digital Operational Resilience Act), Avrupa Birliği’nde siber güvenlik ve dijital operasyonel dayanıklılık alanlarında önemli düzenlemelerdir. Her ikisi de kuruluşların siber tehditlere ve operasyonel kesintilere karşı daha hazırlıklı olmalarını sağlamayı amaçlamakta, dolayısıyla güvenlik ve iş sürekliliği açısından bir dizi önlemler almayı gerektirmektedir.
DORA, Avrupa Birliği tarafından 2022 yılında kabul edilen bir düzenlemeyle, finansal sektörde dijital operasyonel dayanıklılığı sağlamaya yönelik bir çerçeve sunmaktadır. Finans sektörü başta olmak üzere, kuruluşların iş sürekliliği planlarını test etmelerini ve bu planların etkinliğine dair kanıt sunmalarını zorunlu kılarak ICT (Information and Communications Technology) dayanıklığını hedeflemektedir.
NIS2 direktifi ise Avrupa Birliği’nin siber güvenlik alanındaki düzenlemelerinden birisi olup kritik altyapılarda siber risk yönetimi, iş sürekliliği ve tedarikçi denetiminin yanı sıra bilgi güvenliği ve ağ güvenliği konusunda daha sıkı tedbirler alınmasını gerektirmektedir.
Tüm bu düzenlemeler, iş sürekliliğini sağlamak ve dijital operasyonlardaki aksamalardan kaynaklanabilecek zararları en aza indirmek için kritik öneme sahip olup her iki uygulama ISO 22301’i tamamlayıcı bir unsur olarak görmektedir.
Sonuç
DORA ve NIS2, Avrupa’daki yasal düzenlemeler olup belirli sektörlerdeki kurum ve kuruluşları uyumlu hale getirmeyi hedeflerken, ISO 22301 İş Sürekliliği Yönetim Sistemi standardı ise kuruluşların bu yasal gereksinimleri yerine getirmelerinde yardımcı olacak gereksinimleri tanımlamakta ve akredite belgelendirme kuruluşları tarafından kuruluşların sertifikalandırılması sağlanmaktadır.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında finansal ve kritik alt yapıları işleten sektörlerde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşların, operasyonel ve siber risklerle başa çıkabilmek için kapsamlı bir yaklaşım benimsemeleri gerektiği görülmektedir. Bu tür entegre uygulamaları ve yönetim sistemlerini bünyelerinde kurarak işleten ve sürekli iyileştiren organizasyonlar; paydaşlarına, müşterilerine ve düzenleyici makamlara karşı güvenilirlik ve güven sağlayacaklardır.
Altay ONUR,
Makine Y. Müh. / BVL Chapter Türkiye
altay.onur@gmail.com
Kaynakça:
- TS EN ISO 22301:2019 Güvenlik ve dayanıklılık – İş sürekliliği yönetim sistemleri – Gereklilikler
- https://www.cm-alliance.com/
- https://www.neumetric.com/journal/iso-22301-risk-assessment-framework-2979/
- https://www.qmii.com/case-studies-of-successful-iso-22301-implementation/
- https://www.dataguard.com/nis2/requirements/
- https://invenioit.com/continuity/4-real-life-business-continuity-examples/
- https://www.thebci.org/news/solving-the-top-5-iso-22301-challenges-with-ai.html










Yurt dışı menşeli dampingli ürünler karşısında uzun süredir varoluş mücadelesi veren paslanmaz çelik sektörü temsilcileri tarafından yapılan anti-damping başvurusu sonucunda ilk adım atıldı. Türk sanayi sektörünü üretim yapamaz hale getiren dampingli ürünlere karşı, Ticaret Bakanlığınca kesin önlem uygulamasına karar verilerek yüzde 3,95 oranında anti-damping vergisi getirildi. Resmi Gazete’de yayımlanan karara yönelik açıklama yapan Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, “Yerli üreticiye daha adil bir rekabet ortamı sağlayacak olan bu kararı, sektörü büyük kayıplar vermekten kurtaracak uygulamaların ilk adımı olarak görüyoruz ve devamının geleceğine inanıyoruz ” dedi.
Türkiye’nin paslanmaz çelik sektöründe yeni bir dönemin kapılarının aralandığını ifade eden Haluk Kayabaşı, “Paslanmaz çelik pek çok sektör için stratejik bir girdi. Bu ham maddeyi son ürün haline getirecek yerli üretim gücünün desteklenmesi hayati önem taşıyor. Milli ekonomimize katma değer sağlayan paslanmaz çeliğe hayat verecek tüm uygulamaları destekliyoruz” diyerek yüzde 3,95 oranında uygulanacak anti damping vergisinin olası etkilerini anlattı:


İtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; ……… Tıbbi Malzeme Lojistik San. ve Tic. A.Ş. tarafından sunulan aşırı düşük teklif açıklamalarının mevzuata uygun olmadığı iddialarına yer verilmiştir.
Hatırlanacağı üzere Vesaik Mukabili Ödeme bir malın ihraç ülkesinden yola çıkarılmış olduğunu gösteren belgelerin ihracat bedelinin alıcı tarafından ödenerek bankadan alınması yoluyla yapılan ödeme şeklidir, yani ihraç bedeli tahsil edildikten sonra vesaikin (belgeler) ithalatçıya teslim edildiği ödeme türüdür.
Yine bir yılı 2025 Yılını geride bırakırken önümüzde yeni bir yılın 2026 yılının heyecanı var. Aşçılık mesleğimi icra ettiğim yıllar içerisinde her zaman beni bu yılların geçişi heyecanlandırmıştır. Aynı bayram haftalarında olduğu gibi yemekler konusunda misafirlerime neler sunacağım ne yenilikler vereceğim konusunda hep araştırma içerisinde olmuş devamlı yeni veya geleneksel ürünleri daha farklı nasıl sunmanın heyecanını yaşamışımdır. Yılbaşı programlarında da aynı duygu ve heyecan ile bu serüven hep devam etmiştir.



2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanuna göre, yılbaşı günü “genel tatil günü” olarak kabul edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63’üncü maddesinde ise, “Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir”. Aynı Kanunun 47 nci maddesine göre de “Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir”.
Karar verme süreçlerini yalnızca rasyonel tablolar, net bütçeler ve teknik analizlerle açıklamak artık yeterli değil. Günümüz iş dünyasında satın alma profesyonellerinin kararları, aynı zamanda görünmeyen tetikleyiciler, bilişsel eğilimler ve psikolojik motivasyonlar tarafından da şekilleniyor. İşte bu noktada devreye davranışsal ekonomi giriyor.


Yüksek enflasyon dönemlerinde finansal tabloların gerçeği yansıtması zorlaşmakta, işletmelerin vergi matrahı ile ekonomik gerçeklik arasındaki fark büyümektedir. Bu nedenle enflasyon düzeltmesi, Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298’inci maddesi kapsamında yeniden uygulanmaya başlamış, iş dünyasında ve uygulamacılar nezdinde önemli bir gündem maddesi haline gelmiştir. Ancak uygulamanın kapsamı, teknik yönü, farklı işletme yapılarında yarattığı asimetrik etkiler, bilgi değeri ve vergi sonuçları nedeniyle tartışmalar devam etmektedir.
İnsan ahlaklıysa güven verir. Sözüne inanılır, yaptığı işe saygı duyulur, arkasından: