Taşıma Hizmet Alımı Aşırı Düşük Açıklamasında Araç Kira Sözleşmesi Sunulabilir Mi?

Anahtar Kelimeler; Taşıma hizmeti, aşırı düşük teklif, kira sözleşmesi,

İtirazen Şikayet Konusu; İhalenin 14’üncü kısmı üzerinde bırakılan isteklinin ilgili kısma ilişkin aşırı düşük teklif açıklamasının mevzuata aykırı olduğu iddia edilmektedir.

Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti; 13.10.2021 tarihli ve 2021/UH.II-1896 sayılı Kamu İhale Kurulu Kararına göre; Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Hizmet alımı ihalelerinde sınır değer tespiti ve aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 79’uncu maddesinde “… 79.2. İhale ilanında ve dokümanında teklifi sınır değerin altında kalan isteklilerden açıklama isteneceği belirtilen hizmet alımı ihalelerinde, aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında aşağıdaki düzenlemelere göre işlem tesis edilmesi gerekmektedir.  

79.2.1. Aşırı düşük tekliflere yönelik açıklama istenmesine ilişkin yazıda, isteklilerin yapacakları açıklamalara esas olacak önemli teklif bileşenlerinin, bütün istekliler için aynı unsurları içerecek şekilde belirtilmesi zorunludur. Aşırı düşük teklif açıklaması sunulması için isteklilere üç (3) iş gününden az olmamak üzere uygun bir süre verilir.

79.2.2. İstekliler aşırı düşük olarak tespit edilen tekliflerini aşağıdaki yöntemleri kullanarak açıklayabilirler.

79.2.2.1. Üçüncü Kişilerden Alınan Fiyat Teklifleri: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin üçüncü kişilerden fiyat teklifi alınması durumunda, öncelikli olarak fiyat teklifini veren kişiyle tam tasdik sözleşmesi yapan veya beyannamelerini imzalamaya yetkili olan meslek mensubu tarafından ilgisine göre teklife konu mal veya hizmet için maliyet tespit tutanağı (Ek-O.5) veya satış tutarı tespit tutanağı (Ek-O.6) düzenlenecektir.

Tutanaklar fiyat teklifinin dayanağı olarak düzenlenecek olup, aşırı düşük teklif açıklaması kapsamında sunulacaktır.

Üçüncü kişilerden alınan fiyat tekliflerinin teklife konu alanda faaliyet gösterenlerden alınması gerekmekte olup, bu belgelerin ihale tarihinden önce düzenlenmiş olması zorunlu değildir.

..

79.2.2.2. Merkezi Kamu Kurum ve Kuruluşları Tarafından Ülke Çapında Sunulan Mal ve Hizmetlere İlişkin Fiyatlar: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin merkezi kamu kurum ve kuruluşları tarafından ülke çapında sunulan mal ve hizmetlere ilişkin fiyat tarifeleri veya istekliye verilmiş fiyat teklifleri açıklama yöntemi olarak kullanılabilir. Bu yöntemle yapılmış açıklamanın geçerli olabilmesi için kullanılan fiyatların ilan/davet ile ihale tarihi arasında (ihale tarihi hariç) geçerli olması zorunludur.

79.2.2.3.  Kamu Kurum ve Kuruluşları Tarafından İlan Edilen Fiyatlar: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin kamu kurum ve kuruluşları tarafından ilan edilmiş fiyat tarifeleri açıklama yöntemi olarak kullanılabilir. Bu usulle yapılmış açıklamanın geçerli olabilmesi için ilan edilen fiyatların ihalenin ilan/davet ile ihale tarihi arasında (ihale tarihi hariç) geçerli olması zorunludur.

79.2.2.6.  Özel veya Münhasır Hak Sahibi Kuruluşların Uyguladığı Fiyatlar: İlgili mevzuatı uyarınca, belirli mal veya hizmetlerin kamuya sunulması konusunda lehine sınırlama bulunan kuruluşların tedarikçisi oldukları mallar veya sunucusu oldukları hizmetler için uyguladıkları fiyatlar ile açıklama yapılabilir. Bu usulle yapılmış açıklamanın geçerli olabilmesi için kullanılan fiyatların ilan/davet ile ihale tarihi arasında (ihale tarihi hariç) geçerli olması zorunludur.…

79.2.7. İstekliler tarafından akaryakıt girdisine ilişkin olarak, EPDK tarafından yayımlanan, İstanbul İli, Avrupa Yakasında bulunan bayiler adına beyan edilmiş fiyatların ortalamasını yansıtan En Yüksek İşlem Hacimli 8 Firmanın Akaryakıt Fiyatlarına İlişkin Raporda yer alan fiyatların % 90’ının altında sunulan açıklamalar geçerli kabul edilmez. Motorin veya benzine yönelik olarak öngörülen tutarın TL/lt cinsinden hesaplanmasında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun ilgili düzenlemeleri dikkate alınacaktır.

79.3. İdarelerin aşırı düşük teklif tespit ve değerlendirilmesine ilişkin aşağıdaki düzenlemeleri de dikkate almaları gerekmektedir.

79.3.1. Teklifi aşırı düşük olarak tespit edildikten sonra yukarıdaki yöntemlere göre usulüne uygun açıklama yapan isteklilerin teklifleri geçerli kabul edilir. Hayatın olağan akışına veya ticari gereklere aykırılık gibi nedenlerle teklifler reddedilemez.

79.3.2. 79.2.2 nci maddede yer alan yöntemlerden herhangi biri ile açıklama yapılmasının fiilen mümkün olmadığının anlaşıldığı durumlarda, istekli tarafından gerekçesi belirtilmek suretiyle, ilgili mevzuatına göre ihale tarihinden önceki son 12 ay içinde düzenlenen açıklamaya elverişli diğer bilgi ve belgeler kullanılarak da açıklama yapılabilir. …” açıklaması yer almaktadır.

 

İdare tarafından ihalenin şikayete konu kısmı üzerinde bırakılan istekliye EKAP üzerinden yapılan tebligatla “2021/421428 İhale Kayıt Nolu; 2021-2022 Eğitim Öğretim yılı Van İli Erciş İlçesi Taşımalı Eğitim Kapsamındaki öğrencilerin yerleşim birimlerinden taşıma merkezi okullara Taşınması İşi ile alakalı vermiş olduğunuz teklif aşırı düşük teklif olarak değerlendirilmiş ve 20/08/2021 tarihli yazı ile açıklama istenmiştir. Ancak Aşırı Düşük Teklif olarak tespit edilen teklifler ile ilgili; kurum tarafından belirlenen kriterlere göre teklifte önemli olduğu tespit edilen bileşenler ile ilgili ayrıntılar ilgi tebligatta belirtilmemiştir. İhale Komisyonunun 25/08/2021 tarihindeki alınan kararı doğrultusunda sınır değerin altında kalan teklifler Aşırı Düşük Teklif olarak değerlendirilmiş ve teklif sahiplerinden kurum tarafından belirlenen kriterlere göre teklifte önemli olduğu tespit edilen aşağıdaki yazılı bileşenler ile ilgili ayrıntılı açıklamaların 1-3-4-6 ve 14. Kısımlar için yazılı olarak 27/08/2021 tarihi mesai bitimine kadar Müdürlüğümüze teslim edilmesi gerekmektedir.” ifadelerine yer verilerek söz konusu istekliden itirazen şikayete konu edilen 14’üncü kısma ilişkin aşırı düşük teklif açıklaması yapılması istenilmiş olup ilgili yazıda önemli teklif bileşeni olarak “Açıklama Esas Olacak Teklif Bileşenleri

1) Sürücü Giderleri (Yıllık ücret ve SGK Giderleri)

2) Servis Araçlarına ait Yakıt Giderleri)

3)Araçların Periyodik Bakım Giderleri

4) Araçların Yıllık Kira Ücretleri

5) Araç Lastik ( Yazlık-Kışlık) Giderleri)” giderlerinin belirlendiği anlaşılmıştır.

 

Yapılan incelemede söz konusu istekli tarafından ihalenin itirazen şikayete konu edilen 14’üncü kısmına ilişkin olarak aşırı düşük teklif açıklamasının incelenmesi neticesinde;

 

Çalıştırılacak araçlara ilişkin olarak ihalenin 14’üncü kısmı üzerinde kalan istekli ile servis araç sahipleri arasında noterde düzenlenen kira sözleşmelerinin sunulduğu, taşımada kullanılacak servisler için araç kira sözleşmelerinin sunulmasının Kamu İhale Genel Tebliği’nin yukarıda yer verilen maddeleri uyarınca teklif fiyatı tevsik edici belge olarak kabul edilmesi imkânı bulunmadığından başvuru sahibinin bu yöndeki iddiasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

İşe iade davası sürerken işçinin başka bir işyerinde çalışması, boşta geçen süre ücretini almasına engel teşkil eder mi?

4857 sayılı İş Kanunu’nun iş güvencesini düzenleyen 18, 19, 20 ve 21 inci maddeleri sırasıyla, iş sözleşmesi feshinin geçerli bir sebebe dayandırılmasını, feshin usulünü, itirazı ve geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçlarını düzenlemiştir. 4857 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasında, otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerleri ile burada belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışan ve en az altı aylık kıdemi olan işçilerin iş güvencesinden yararlanabileceği belirtilmektedir[1].

Ancak, iş güvencesinden yararlanmaya bir istisna getirilmiştir. Buna göre işletmenin bütününü yöneten işveren vekili ve yardımcıları iş güvencesinden yararlanamazlar. 4857 sayılı Kanunun 18 inci maddesi uyarınca işçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi işçinin işletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları veya işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekili konumunda bulunmaması gerekir.

4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre, işverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur. Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler. Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.

Diğer yandan, işe iade davası açan işçilerin davaların uzun sürmesi nedeniyle hayatını idame ettirebilmeleri için başka işte çalışması hayatın olağan akışına uygundur. Bu aşamada işe iade davasını kazanan işçinin süresi içinde işyerine başvurması halinde, dört aylık ücreti tutarında boşta geçen süre ücretinin ödenmesi gerekmektedir. Burada işverenin diğer işyerinde çalıştığı süreyi ya da diğer işyerinde elde ettiği geliri gerekçe göstererek bir mahsuplaşmaya gitmesi söz konusu değildir. Çünkü, işçinin iş sözleşmesinin feshinden sonra başka bir işyerinde çalışmaya başlamasında yasal bir engel olmadığı gibi işe iade edilmesi ve süresi içinde başvurması halinde, dört aylık boşta geçen süre ücretinin de talep etmesine engel bir durum bulunmamaktadır.

Nitekim Yargıtay’a göre, “Feshin geçersizliğinin tespitiyle işe iade kararı sonrasında işçinin başvurusu üzerine ödenmesi gereken boşta geçen süre ücretinden başka bir işten elde edilen gelirin indirilmesi ya da diğer işte çalışılan sürenin mahsubu doğru değildir. Davacının yasa gereği en çok dört aya kadar süre içinde çalışması varmış gibi işçilik alacaklarının hesabı gerektiğinden Mahkemece indirim yapılmak suretiyle istekle ilgili hüküm kurulması hatalıdır. Çalışılamayan süre 4 aydan fazla olduğundan kıdemine 4 ay eklenerek farklı kıdem tazminatına karar verilmelidir”[2].

Sonuç olarak, iş güvencesi kapsamındaki işçinin iş sözleşmesinin feshinden sonra başka bir işyerinde çalışmaya başlaması dört aylık boşta geçen süre ücretinin talebine engel teşkil etmez. Çünkü fesihten sonra işçinin başka bir işyerinde çalışmaya başlaması feshin geçersizliğine bağlı ikincil sonuçları ortadan kaldırmaz. Dolayısıyla, işe iade kararı sonrasında işçinin başvurusu üzerine ödenmesi gereken boşta geçen süre ücretinden başka bir işten elde edilen gelirin indirilmesi ya da diğer işte çalışılan sürenin mahsubu doğru değildir[3].

 

[1] İNCİROĞLU, Lütfi, Sorulu Cevaplı İş Hukuku Uygulaması, 4. Baskı, İstanbul 2019, s.69.

[2] Y9HD.17.12.2019 T., E.2016/11408, K.2019/22589 Legalbank.

[3] Y22HD.17.12.2019 T., E.2016/25331, K.2019/23460 Legalbank; SÜMER, Haluk Hadi/KAYIRGAN, Hasan, İşçilik Alacakları ve Hesaplamaları, Ankara 2020, s.253-254.

 

Schneider Electric, Tedarik Zinciri Girişimiyle Environment + Energy Leader’den Yılın En İyi Projesi Ödülünü Aldı

  • Walmart iş ortaklığı ile geliştirilen çığır açan Gigaton PPA Programı, enerji ve çevre yönetimi açısından inovatif bir yaklaşım olarak nitelendiriliyor.
  • Yenilenebilir enerji girişimi, ilan edildiği geçen yıldan bu yana programa katılan 84 kişiye Walmart’ın ABD bazlı tedarikçilerinin toplam PPA’sına eş değerde eğitim fırsatı sunuyor.

Enerji yönetimi ve otomasyonun dijital dönüşümü alanında lider Schneider Electric, Walmart iş ortaklığıyla geliştirdiği tedarik zinciri yenilenebilir ürünlerdeki Gigaton PPA (GPPA) programıyla Environment + Energy Leader Yılın En İyi Projesini kazandığını açıkladı. Türünün ilk örneği olan ve kolektif yenilenebilir enerji taahhütlerine toplu bir yaklaşım sunan GPPA Programı, jüri üyeleri tarafından enerji ve çevre yönetimi alanlarında yürütülen işlerin en iyi örneği olarak nitelendirildi.

Yenilenebilir enerji dönüşümü, şirketlerin sera gazı emisyonlarını azaltmak için sahip olduğu en büyük kaldıraçlardan biridir. Çığır açan GPPA Programı, 2030 yılına kadar Walmart’ın küresel değer zincirinden bir gigaton (bir milyar metrik ton) karbondioksitten kaçınmayı amaçlayan Gigaton Projesi’ni destekleyen bir yenilenebilir enerji girişimidir. GPPA Programı, Walmart’ın ABD’li tedarikçilerini yenilenebilir enerji konusunda pazara girmelerini destekliyor, piyasaya erişimini demokratikleştiriyor ve dekarbonizasyon ile iklim eylemlerini mümkün hale getiriyor.

Environment + Energy Leader Ödülü jüri üyelerinden biri, GPPA Programı hakkında şunları söyledi: Yenilenebilir enerji dünyasında ezber bozan bu projeye keşke en yüksek puandan daha da yüksek bir puan verebilseydim.”

GPPA Programı, hem Walmart tedarikçilerini yenilenebilir enerji tedariki konusunda eğitmek hem de kullanım ölçekliği güç satın alım sözleşmelerine (PPA’lar) katılım ve erişim imkanı olmayan tedarikçilerin bunları edinmesini hızlandırmak amacıyla tasarlanmıştır. GPPA Programı, 400’den fazla kurumsal yenilenebilir enerji alıcısı ve çözüm tedarikçisinin yer aldığı bir dijital iş ortaklığı platformu ve küresel bir topluluk olan Schneider Electric NEO Network™‘yi kullanmaktadır. GPPA’nın Eylül 2020’deki lansmanından bu yana, 84 Walmart tedarikçisi programa katılmıştır. Bugüne kadar yaklaşık 50 tedarikçi halihazırdaki eğitimlerini tamamlamıştır ve eğitim aşamasında ilerlemektedirler.

Schneider Electric Küresel Temiz Teknoloji ve Yenilenebilir Ürünler Başkan Yardımcısı John Powers şunları söyledi: “Dekarbonizasyon için yenilenebilir enerjiden yararlanmak isteyen şirketler için iki büyük sorun vardır: Pazar erişimi ve yenilenebilir tedarikteki karmaşıkları anlama. GPPA programı bu engelleri azaltmak veya ortadan kaldırmak için tasarlanmıştır. Walmart ile iş birliğimiz, iklim değişikliğine karşı yarışta ortaklıkların ne kadar önemli role sahip olduğunu göstermektedir. Bu ödül, işletmelerin tedarik zinciri karbonsuzlaştırma çözümlerine geniş ölçekte erişimi artırmak için nasıl birlikte çalışabileceğinin bir kanıtıdır.”

Environment + Energy Leader Ödülleri programı, şirketler için enerji ve çevresel faydaları sağlayan ürünler ve hizmetler ile şirketler tarafından uygulamaya koyulan, çevre veya enerji yönetimi projelerinde ve karlılığı artıran projelerde mükemmelliği değerlendiriyor.

Environment + Energy Leader editörü Sarah Roberts şunları söyledi: “Son derece deneyimli ve kritik değerlendirme paneli ve son derece katı değerlendirme kriterleri ile beraber, katılımcılar 2021 ödülüne hak kazanmak için oldukça yüksek eşiklerle karşılaştılar.”

GPPA Programındaki başarıyı ve diğer tedarik zinciri çözümlerini oluştururken, Schneider Electric bu yılın başında, kurumlara değer zincirlerindeki emisyon hacimlerine önemli ölçüde yardımcı olmak üzere tasarlanmış, geliştirilmiş küresel tedarik zinciri dekarbonizasyon hizmetini duyurdu. Schneider Electric, 2025 yılına kadar ilk 1.000 tedarikçisinin faaliyetlerindeki karbon emisyonlarını yüzde 50 oranında azaltmak taahhüdünde bulundu. Şirket, Corporate Knights tarafından Ocak ayında en iyi sürdürülebilir global kuruluş olarak seçildi.

Schneider’ın tedarik zinciri dekarbonizasyon hizmeti hakkında daha fazla bilgi edinmek için, https://perspectives.se.com/supply-chain-decarbonization adresini ziyaret edebilirsiniz.  Schneider Electric yenilenebilir enerji danışmanlık hizmetleri konusunda  daha fazla bilgi için www.se.com/essadresini ziyaret edebilirsiniz.

 

Environment + Energy Leader Ödülleri Hakkında

Yaklaşık on yıldır, Environment + Energy Leader Ödülleri çevresel, sürdürülebilir ve enerji yönetimi dünyasında mükemmelliği kutlamaktadır. Ödül sahipleri gerçekten bu yönde nitelendirilmeye hak kazanmışlardır, ve En İyi Proje veya Yılın En İyi Projesi Ödülünü elde etmesi için gösterilen şirketler alanlarında en iyinin en iyisi olarak değerlendirilmektedirler. Diğer şirketler bir sürdürülebilirlik veya enerji yönetimi çözümü ararken, E+E Yılın Ürünü Ödülü’nü kazananların, karar vermede yardım için incelemek üzere uzmanlar tarafından incelenen önemli bir ürün grubu sunduğunu biliyorlar. Yılın Projesi Ödülünü kazananların, sürdürülebilirlik ve enerji yönetimi projelerinin diğer şirketlerin kârlılığını iyileştirmesine nasıl başarılı bir şekilde yardımcı olabileceğini gösterdiği bilinmektedir.

Döviz Kuru, Güven ve Kahraman Faiz

KAHRAMAN FAİZ

TCMB’nin PPK toplantısı 21 Ekim 2021 tarihinde idi. Piyasadaki ekonomistlerin  PPK toplantısı öncesi faiz konusundaki tahminlerini söylediklerinde;

  • Faizler sabit kalır
  • Faizler arttırılır zira enflasyon öngörülenden daha fazla arttı
  • Faizler 50 baz (yarım) puan düşürülür
  • Faizler 100 baz puan düşürülür

Şeklinde görüşlerini aktarmışlardı.

Doğrusu bir iki kurum dışında hiç kimse faizlerin 200 baz puan düşürülebileceğini tahmin etmemişti.

Oldukça sürpriz bir karardı. Piyasa enflasyonunu ele aldığınızda faizlerin enflasyonun üzerinde olması gerekir ki tasarruf sahiplerinin Türk Lirası yatırımlarının döviz yatırımına kaymasını önlemek esas nedenlerden biri olmalı. Enflasyon yukarı yönlü tırmanış gösterirken, piyasa gerçeklerinin tam tersine karar alıp, faizlerin aşağı çekilmesinden sonra dövizin haline bir göz atalım;

Son bir haftalık döviz grafiğine baktığımızda Dövizin TRL karşısında yükselişi % 3.4 oldu.

FAİZİN DÜŞÜRÜLMESİ EKONOMİNİN GEREĞİ MİYDİ?


TCMB’nin faiz düşürme kararının ekonomik ve iktisadi bir karar olduğunu söylemek oldukça zor. Ekonominin gereği olarak alınmış bir karar olsaydı, bu faiz düşürme kararı sonrası piyasalar yangın yerine dönmezdi.


Kurların yükselmesi piyasadaki pahalılığı körükleyecek, yeni zamların gelmesi kaçınılmaz olacaktır. Son akaryakıt zamları hangi nedenle yapıldı dersiniz? Dünya borsalarında ham petrol fiyatının yükselmesi az bir etken olsa da en büyük etken kurlardaki yükseliş oldu. Şimdi yeni akaryakıt zammı ve beraberinde haberimiz olan veya olmayan pek çok zam yapılacaktır.


FAİZİN DÜŞÜRÜLMESİNİN ACI FATURASI

Ne kısa vadede, ne de uzun vadede 21 Ekm 2021 tarihindeki PPK’nin faizleri 200 baz puanın düşürmesinin acı faturası er veya geç ekonomik göstergelerde kendini gösterecektir. Bu faiz düşürülmesinin faturası yine mal ve hizmetlere zam olarak kendini kısa sürede gösterecektir.


2 Eylül 2021 tarihinden 22 Ekim 2021 tarihine kadar dövizin TRL karşısındaki yükselişi % 16.80 civarında oldu

KAHRAMAN FAİZ DÖVİZİN YÜKSELİŞİNİ DURDURAN YEGANE ARAÇLARDAN BİRİDİR.

Faize boşuna kahraman faiz demedik değil mi? Hain dövizin yükselişini engelleyen araçlardan bir tanesi elbette ki faizdir. Faizin önemli misyonlarından bir tanesi dövizin yükselişini frenlemek olduğunu düşündüğümüzde,  faizi piyasanın gerçek seviyesinde tutmanın önemi oldukça büyüktür. Şöyle ki; faizler piyasadaki enflasyonun üzerinde olmalı ki tasarruf sahipleri, tasarruflarından zarar etmemeleri için döviz yerine Türk Lirası faize yönlenebilsin. Ancak enflasyon gerçek anlamda yüksekse, dövizin yükselişi de faizlerin üzerinde ise, faizlerin aşağı seviyelerde tutulmasının piyasa gerçeklerinin görülmediği anlamına gelir.

RİSK PRİMİ YÜKSEK BİR ÜLKEDE YABANCI YATIRIMCI DÜŞÜK FAİZE GELMEZ

Hangi kriterleri ele alırsanız alınız, faizler aşağı çekildiğinde, dövize talep artar, yabancı yatırımcı risk primi yüksek olan bir ülkede düşük faizle neden yatırım yapsın?  

PİYASALARDAKİ GÜVEN 

Dövizin yükselmesinin nedenlerinden bir tanesi de piyasada oluşan belirsizlikler ve söylemlerin getirdiği güvensizliktir. Piyasada güven yok ise, hem faiz yüksek olur, hem de döviz. Güven vermeyen piyasalarda gerçek enflasyonu görmezlikten gelip, hem faizi düşük tutup, hem de dövizi düşük tutmaya çalışmak olası değildir. Böyle bir fikir içinde olmak da hatada ısrar etmek anlamına gelir.

10 LİRA HAYAL Mİ?

Dolar 10 TRL olur mu? Hayal mi? Hiç de hayal değil Dolar bal gibi 10.- TRL olabilir. Tabii ki ne kadar zamanda doların TRL.10.- olması da önemlidir. Bir dövizin fiyatının alt ve üst noktası yoktur. Dövizin fiyatı, ekonomik koşullara göre, aşağı yönlü veya yukarı yönlü de hareket etmesi olasıdır. 

HATÇE TEYZE 5 LİRA’DAN DOLAR SATIN ALAMAYACAK

Hatçe Teyze… Çok üzgünüm ki biriktirdiğiniz tekaüt maaşı ile Dolar alamayacaksınız.  Nasıl anlatırım Hatçe Teyze sana piyasanın dinamiklerini.

REŞAT BAĞCIOĞLU

İKMİB’İN AMBALAJ SEKTÖRÜ ALIM HEYETİ’NE 9 ÜLKEDEN 15 FİRMA KATILDI

Uluslararası Avrasya Ambalaj Fuarı’nın 26’ıncısı bu sene 20-23 Ekim 2021 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirildi. Fuar ile eş zamanlı alım heyeti düzenleyen İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB), 9 ülkeden gelen 15 firmayı Türk ambalaj sektörünün temsilcileriyle buluşturdu. Fuarda İKMİB üyesi 194 firma katılımcı olarak yer aldı.

2019 yılında 64 bin 233 kişi tarafından ziyaret edilen ve pandemi nedeniyle verilen bir yıllık aranın ardından ambalaj sektörünü 20-23 Ekim 2021 tarihleri arasında İstanbul’da bir araya getiren Avrasya Ambalaj 2021 fuarına 194’ü İKMİB üyesi olan yerli ve yabancı toplam 784 firma katıldı. Fuar kapsamında, T.C Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ve İKMİB organizasyonuyla fuar ile eş zamanlı olarak 21 Ekim 2021 tarihinde Alım Heyeti organizasyonu düzenlendi. İKMİB “Ambalaj Sektörü Alım Heyeti” kapsamında Bahreyn, Bulgaristan, Kırgızistan, Kosova, Makedonya, Moldova, Nijer, Tanzanya ve Yunanistan’dan gelen 15 firma, Türk ihracatçıları ile bir araya gelerek ikili iş görüşmeleri gerçekleştirdi. İKMİB’in öncülüğünde gerçekleştirilen ikili iş görüşmelerinde yeni iş birliği fırsatları değerlendirildi.

Adil Pelister: “Bu sene kimya sektörü ihracatında 22 milyar doları aşacağız”

Fuarda konuşan İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, sektörün yaşadığı sıkıntılara rağmen Türk sanayici ve ihracatçılarının üretmeye ve ihraç etmeye devam ettiğini söyleyerek, “Bu seneyi 200 milyar doların üzerinde tamamlayacağı öngörülen ülke ihracatımız içerisinde biz kimya sektörü ihracatı olarak 22 milyar doları aşacağız. Sektörel bazda ihracatta sürdürülebilir bir ikincilik yakaladık. Hedefimiz Cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yılı olan 2023 yılında 25 milyar doları aşmak ve 2030 hedefi olarak da sektörel bazda ülke ihracatımızda birinciliği yakalamak. Bunun imkansız olduğunu düşünmüyorum. Dünyanın en büyük 10 ekonomisinin 8’i kimya sektöründe de gerek endüstri gerekse ihracat anlamında lider konumdalar. Dolayısıyla dünya ekonomisi kimya sektörünün omuzlarında yükseliyor dersek yanılmış olmayız” dedi.

Pelister: “Yeşil ambalaj fırsat alanı olarak önümüze çıkıyor”

Ambalaj sektörünün de en önemli yer teşkil eden alt sektörlerin başında geldiğini belirten Pelister, “Ambalaj endüstrisi, makina sanayi demek, gıda endüstrisi demek, sağlık, bilişim, tekstil, metal endüstrileri demek. Ambalaj sanayici ve ihracatçılarının hayatımızın her alanına dokunuyor olması, sektörün önemini gösteriyor. Sektörün uluslararası ticari normların oluşmasındaki katkısı da çok önemli. Çünkü ticari norm demek, sınıflandırma ve kodlama demektir. Bu kodlama ancak ambalajlanma ile sınıflandırılabilir. Diğer yandan ambalaj sektöründe yeşil ambalaj fırsat alanı olarak önümüze çıkıyor. Yine Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde de bu alan ciddi bir gelecek vaad ediyor. Biz İKMİB olarak sektörümüzün sektörel projelerinde özellikle de “Yeşil Ambalaj” fırsat alanında birlikte çalışmaya hazırız” şeklinde konuştu.

İşletmelerin Siyah Kuğusu

Dr. Mehmet KAPLAN-Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi

Tahmin edilemeyen ve öngörülemeyen olayların yarattığı olanaksız görünenin etkisi olarak, işletmeler siyah kuğu olarak nitelenen metaforik durumla karşı karşıya bulunmaktadır. İşletmeler açısından siyah kuğular; beklenen ve deneyimlenen modellerin aksine, benzersiz ve tesadüfi bir şekilde gelişen, yüksek etkiye sahip olan ve tahmin edilemeyen olayları betimlemek için kullanılmaktadır. Siyah kuğu metaforu, ilk olarak 1697 yılında Avustralya’da tüm kuğuların beyaz olduğu görüşünün aksine siyah kuğuların beklenmedik bir şekilde keşfedilmesiyle ortaya çıkmıştır. Bilimsel anlamda ise siyah kuğu metaforu, ilk kez Taleb (2007) tarafından gerçekleştirilmiş olan “The Black Swan-TheImpact of Highly Probable” başlıklı eserde ele alınmıştır.

Siyah kuğu metaforu, tahmin edilemeyen, daha az öngörülebilen ve büyük etki yaratan olaylar olarak değerlendirilmektedir. Farklı bir ifadeyle siyah kuğunun içeriğinde; bilinmeyen bilinmeyenler, bilinmeyen bilinenler ve meydana gelebileceğine olanak verilmeyen durumlar bulunmaktadır. Siyah kuğuda bütünüyle bilinmeyen, risk analizi yapılmasına karşın açıkça öngörülemeyen ve gerçekleştirilen risk analizinde bilinen ve öngörülen olaylar olarak dikkat çekmektedir. Siyah kuğu; öngörülebilir olmayan, olağanüstü bir etkiye sahip olan ve beklenmedik olmasına rağmen ortaya çıktıktan sonra açıklanabilir bir gerekçeye sahip olmayı içeren üç temel bileşenden oluşmaktadır. Bu bağlamda bilinmeyen bilinmeyenler, bilinmeyen bilinenler ve gerçekleşmesine inanılmayan olayları ifade eden siyah kuğu metaforununişletmeler açısından değerlendirilmesinde temel anlayış şu şekilde ifade edilebilir;

1. İşletmeler bilinmeyen bilinmeyenleri aramalıdırlar:Bu arayış içinde işletmeler çevreyi sürekli gözlemlemeli, görünenlerin/bilinenlerin ötesinde görüş geliştirmelidirler.
2. İşletmeler bilinmeyen bilinenleri keşfetmelidirler:Bu keşif içinde işletmeler bilinenler içinden yeni anlayış ve/veya üretkenlik çıkarmaya çalışmalıdırlar.
3. Gerçekleşmesine inanılmayan olayları dikkate almalıdırlar: Gerçekleşmesine inanılmasa bile her zaman olasılıklar güncel tutulmalıdır. İşletme yöneticileri daima gerçekleşme ihtimaline odaklanmalıdırlar.

Kaynak ve ayrıntılı okuma önerisi: Aşağıdaki eserl(er) konu ile ilgili kaynak ve bilgilendirmeyi artırmayayöneliktir.

Taleb, N. N. (2007). The black swan: The impact of the highly improbable. USA: Random House.

Müşteri ve Kurumlara Değer Yaratmanın Yolu: Stratejik Yenilik

Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT
Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi
İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu

“Rekabet dünyasında iki seçeneğiniz vardır. Kaybedebilirsiniz. Ya da kazanmak istiyorsanız, değişirsiniz.” Lester C. Thurow

Stratejik yenilik, ne yapıldığının temelden yeniden kavramsallaştırılması olup, yapılan faaliyetin etkili ve farklı bir yöntemle gerçekleşmesini sağlamaktadır. Diğer bir açıdan, stratejik yenilik, bir firmanın piyasada bir boşluk olduğunu görmesi ve bu boşluğu değerlendirerek, yeni bir pazar oluşturmasıyla ortaya çıkar.

Afuah (2009) stratejik yeniliği, firma için değer yaratacak olan, yeni rekabet stratejilerinin geliştirilmesi olarak ifade etmektedir. Johnston ve Bate (2003) ise stratejik yeniliği “kurumun iş stratejisinin hem müşteriler hem de kurum için değer yaratma yoluyla değiştirilmesi” şeklinde tanımlamaktadır.

Miller ve Friesen (1983) işletmelerin farklı pazarlara girmesinin ya da farklılaştırılmış yeni pazar segmentlerini geliştirmelerinin, kar elde etmede önemli bir fırsat oluşturduğunu savunmaktadırlar. Ayrıca yazarlar çalışmalarında üst yöneticileri işletme için büyüme fırsatı olarak değerlendirilecek riskli kararları kavrayabilmeleri ve bu fırsatları değerlendirebilmelerini örgütsel yenilikçiliğin önemli bir kriteri olarak değerlendirmekte ve işletmelerdeki strateji belirleme süreci ile yeniliğin ilişkisini irdelemektedirler.

Stratejik yenilik, işletmelerin pazarda yakaladıkları boşlukları ya da fırsatları değerlendirerek bu pazarları kitle pazarlarına dönüştürdüklerinde tam anlamıyla gerçekleşebilmektedir. Pazardaki boşluk ya da fırsatlar:

  • Yeni müşteri sınıflarının ortaya çıkması ya da işletmenin rakiplerinin ilgisiz kaldığı mevcut bir müşteri kitlesi,
  • Müşterilerin yeni ihtiyaçlarının ortaya çıkması ya da mevcut müşterilerin ihtiyaçlarına rakiplerin uygun ürün/hizmet sağlayamıyor olması,
  • Yeni ya da mevcut ürünlerin, yeni ya da mevcut müşterilere; üretiminde, teslimatında ve dağıtımında yeni yollar bulunmasıdır.

Pazardaki bu boşluklar ya da fırsatlar, birçok farklı nedenden dolayı ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenlere örnek olarak müşterilerin değişen beğenileri ve özellikleri, değişen teknoloji, değişen hükümet politikaları gibi birçok farklı neden verilebilmektedir. Bunun yanında bu boşluklar dış çevrede meydana gelen değişimler doğrultusunda ya da firmaların proaktif atılımları neticesinde de oluşabilmektedirler.

Stratejik yenilik; “düzen bozucu inovasyon” olarak nitelendirilmektedir ve “sıfırdan pazar yaratan yenilikçilik” şeklinde ifade edilmektedir. Stratejik yenilik, kurumlarda çeşitli engellerle karşılaşmaktadır. Engeller konusunda öne çıkan husus, piyasada başarılı olan firmanın değişim konusunda istekli olmamasıdır. Rekabet avantajı sağlamak için, pazarda firmaların iyi durumda olması yetmemektedir. Bunun yanında, üretilen ürün ve hizmetlerin, köklü bir şekilde değiştirilmesi yeteneği, rekabette önemli ve gerekli olmaktadır.

Stratejik yenilik, pazardaki işletmelerin stratejik konumlama haritalarını kullanarak üç temel soruya stratejik düzeyde cevap vermeye karar vermeleri doğrultusunda gerçekleşebilmektedir. Bu üç temel soru;

  • Müşterilerimiz kimler olacak?
  • Seçilen müşteri kitlesine ne tip ürün ve hizmetler sunmalıyız?
  • Müşteri kitlesine sunmak için belirlediğimiz ürünleri nasıl maliyet etkin bir şekilde sunabiliriz?

Firmalar bahsi geçen bu üç temel soruya cevap verebildiklerinde işletmenin stratejisini oluşturmaktadırlar.

Detaylı bilgiler için aşağıdaki kitabı okuyabilirsiniz.

Mert, G. (2018). Organizasyonlarda Yenilik Yönetimi, Artikel Yayıncılık, İstanbul. www.gozdemert.com/ebook/YY.pdf

Ceza oranının “Onbinde 1” şeklinde belirlenmesi gerekirken sehven “Onbinde 0,0001” şeklinde belirlenmesi

Anahtar Kelimeler; sözleşme, işin ifası, ceza oranı,

İtirazen Şikayet Konusu; Kamu yararı ve hizmet gerekleri ile sınırlı olan ihalenin iptali sebeplerinin ihale komisyonu kararında bulunmadığı, ihale komisyonunun ihalenin iptali kararında ihale sürecinin devam edilmesine engel somut tespitlerin belirtilmediği, belirtilen hususların ise düzeltici işlem tesis edilerek giderilebileceği, ihale komisyonunun ihalenin iptali kararının mevzuata aykırı olduğu iddialarına yer verilmiştir.

Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti;  06.10.2021 tarihli ve 2021/UH.I-1856 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;   Başvuruya konu ihalede ihale komisyonu kararı ile Sözleşme Tasarısı’nın “Cezalar ve sözleşmenin feshi” başlıklı 16’nci maddesinde yer alan ceza oranının “Onbinde 1” yazılması gerekirken sehven “Onbinde 0,0001” şeklinde yazıldığı, 10 adet sağlık tesisinde 2 yıl süreli ihalenin bu şekilde sonuçlandırılıp sözleşmeye bağlanması ve yüklenicinin taahhüdünü mevzuat hükümlerine uygun olarak yerine getirmemesi halinde uygulanacak cezai müeyyidenin caydırıcı olmayacağı ve işin ifasının sağlıklı şekilde kontrol ve denetiminin sağlanamayacağı gerekçesiyle ihalenin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.

İptal gerekçeleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki hususlar tespit edilmiştir.

Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinden, ihale komisyonu kararı üzerine idarelere verilmiş olan ihaleyi iptal etme takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmayıp, 4734 sayılı Kanun’un 5’inci maddesindeki temel ilkelere uygun olarak kamu yararı ve hizmet gereklerinin sağlanmasına yönelik kullanılması gerektiği tartışmasızdır.

İdarenin ihalenin iptali gerekçesinin Sözleşme Tasarısı’nın 16’ncı maddesinde yer alan ceza oranın “Onbinde 1” şeklinde belirlenmesi gerekirken sehven “Onbinde 0,0001” şeklinde belirlenmesine dayandırıldığı, belirlenmek istenen ceza oranı ile sehven belirlenen ceza oranı arasında ciddi farkın bulunduğu, söz konusu ceza oranın işin ifasının sözleşme hükümlerine göre yerine getirilmesinde caydırıcı olamayabileceği gibi işin kontrol ve denetimini de engelleyebileceği, ihale gerçekleştirildikten sonra zeyilname ile söz konusu hatanın düzeltilmesi imkânın da ortadan kalktığı, idarelerin güvenirliliği sağlamak kadar ihtiyaçların uygun şartlarda karşılanmasını sağlamakla da sorumlu olduğu hususları bir arada değerlendirildiğinde idarenin ihalenin iptali kararının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Eş Yazar: Sinan Özesen

Sinan ÖZESEN, Özel sektörde çalışmasının ardından kamuda 2013 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu’nda inşaat mühendisi olarak çalışmaya başlamış, 2014 yılından beri Kamu İhale Kurumu’nda kamu ihale uzmanı olarak çalışmaktadır. Kamu ihale mevzuatı eğitimi vermektedir. Kamu İhale Dünyası dergisinde yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır.

Zorlu Enerji, Karadağ’da Elektirikli Araç Şarj İstasyonu Ağı Kuruyor

Zorlu Enerji, Elektrikli Araç Şarj İstasyon Ağı ZES ile Avrupa Pazarının Kapılarını Araladı

Sürdürülebilir ve yenilikçi bakış açısıyla büyümeye devam eden Zorlu Enerji, Zorlu Energy Solutions (ZES) markası ile Türkiye’nin 81 ilinde kurduğu Elektrikli Araç Şarj İstasyonu Ağından edindiği tecrübe ve bilgi birikimini Avrupa’nın dört bir yanına taşımak için çalışmalarına hızla başladı. Elektrikli araç ekosisteminin ve sürdürülebilir ulaşımın önemli paydaşlarından biri olma hedefi doğrultusunda stratejik planlarını oluşturan ZES, Karadağ’ın farklı şehirlerinde elektrikli araç şarj istasyon ağı kurulması amacıyla açılan ihaleyi kazandı. İhale sonucu imzalanan sözleşme ile birlikte ZES, UNDP (Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı) tarafından yürütülen proje kapsamında çalışmalarını başlattı.

ZES’in Avrupa’daki İlk Ayak İzi ‘’Karadağ’’

Ülkemizin dört bir yanına yaydığı elektrikli araç şarj istasyonları ile sürücülere kesintisiz sürüş keyfi sağlayan ZES, Karadağ’ın 13 farklı şehrinde 15 adet çift soketli elektrikli araç şarj istasyonunun temini, kurulması, destek hizmetlerinin sağlanması ve uygulama entegrasyonu hizmetinin verilmesini de sağlayacak. Avrupa’nın tam merkezinde yer alan ve uluslararası ulaşım ağlarına yakınlığı sayesinde, ZES’in Avrupa’da gerçekleştirmeyi planladığı projeler için, büyük avantaj sağlayacak Karadağ Projesinin 2021 yılı sonuna kadar tamamlanması planlanıyor. Bu yatırım aynı zamanda ZES’in Avrupa’da ilk ayak izini bırakıyor olması açısından da büyük önem taşıyor.

“Hedefimiz, Avrupa’nın Dört Bir Yanına ZES Markası ile Elektrikli Araç Şarj İstasyon Ağımızı Yaymak”

Elektrikli Araç Şarj İstasyon Ağı markamız ZES ile Avrupa pazarının kapılarını aralayarak,   bu coğrafyaya özel iş planlarını hayata geçirmeye başladıklarını ifade eden Zorlu Enerji CEO’su Sinan Ak, “Global çapta düzenlenen bir ihaleyi ülkemize kazandırdığımız için son derece mutluyuz. Zorlu Enerji olarak amacımız yalnızca ülkemizde değil yakın coğrafyada, özellikle de Avrupa’da ZES istasyonları kurmaktı. Bu ihaleyle hedefimizi gerçekleştirme yönünde ilk ve bizim için anlamlı bir adım atmış olduk. Karadağ’a taşacağımız bilgi birikimimiz ve tecrübemizle ayak izimizi bırakmak ve bunu Avrupa geneline yaymak istiyoruz. Nasıl ki, 2018 yılında kurduğumuz ZES markamızı, üç yılda Türkiye genelinde yaygınlaştırma başarısını gösterdiysek, elektrikli araç pazarının her gün geliştiği Avrupa’da da başarılı olmak üzere yola çıktık” dedi.

Elektrikli araçların artık tüm dünyanın gündeminde olduğunu vurgulayan Ak, sözlerini şöyle sürdürdü: “ Elektrikli araçların pandemiye rağmen toplam pazar içinde yüzde 100 den fazla büyümesi ve karbon azalımı odaklı işlerin de tüm dünyanın en önemli ajandalarından biri haline gelmesi elektrikli araç şarj istasyonu pazar büyümesini tetikleyecek. Bu nedenle de 2022 yılını atılım yılı olarak öngörüyoruz. Orta ve uzun vadeli projeksiyonlarımızda Avrupa’nın tamamına yayılmış ve belli bir pazar büyüklüğüne ulaşmış bir elektrikli araç şarj istasyonu operatörü olmayı hedefliyoruz.”

Bizim Toptan Yapay Zekâ Uygulamasıyla Müşterilerine Özel Kampanyalar Sundu, Ürün Cirolarında Yüzde 177’lik Artış Sağladı

Türkiye’nin en yaygın organize toptan marketi Bizim Toptan, hayata geçirdiği yapay zekâ çözümleriyle sektöründe öncü adımlara imza atıyor. Bizim Toptan, ‘AI Insight’ adı verilen yapay zekâ çözümüyle şimdiye kadar 25 bin ticari müşterisinin ihtiyaç ve tercihlerine en uygun teklifleri sunarken, uygulama kapsamındaki ürün cirolarında da yüzde 177’lik bir artış yakaladı. Bizim Toptan, projenin ilk fazının tüm ticari müşterilerine uygulanmasıyla, yıllık 45 milyon TL ek ciro elde etmeyi hedefliyor.

Türkiye’nin en geniş organize toptan market ağına sahip Bizim Toptan, geliştirdiği yapay zekâ uygulamalarıyla başarılı sonuçlara imza atıyor. Şirketin 2021 yılında uygulamaya aldığı AI Insight (Yapay Zekâ İçgörüsü) projesi, Bizim Toptan CRM ekibi ile Yıldız Holding’in teknolojik çözüm şirketi Most Teknoloji ekipleri tarafından hayata geçirildi. Projeyle geliştirilen yapay zekâ algoritmaları sayesinde, müşterilerin ürün satın alma eğilimlerinin yanı sıra ihtiyaç ve tercihleri kapsamlı bir şekilde analiz edilerek, her biri için ‘özel aktivite önerileri’ oluşturulmaya başlandı. Böylece her bir müşteriye sunulan en uygun ürün ve kampanya teklifleriyle öncelikle müşteri memnuniyetine olumlu katkı sağlanırken ortalama sepet tutarı ve ciroda da artışlar sağlandı.

‘Uygulama Kapsamındaki Ürün Cirolarında Yüzde 177’lik Artış Elde Ettik’

Projeyle ilgili açıklama yapan Bizim Toptan Pazarlama ve Müşteri İlişkileri Direktörü Raşit Çebi, “Proje hayata geçirilmeden önce, müşterilerimize ürün teklifleri sunarken, daha genel hedeflemeler yapabiliyorduk. Bu yöntemle yürüttüğümüz kampanyalara müşterilerimizin katılma oranı yüzde 6’lar seviyesinde kalıyordu. AI Insight uygulaması sonucunda kampanyalara katılım oranında yüzde 25’lik artış yaşandı. Ayrıca ortalama sepet tutarında yüzde 23’lük, aktivite kapsamındaki ürün cirolarında yüzde 177’lik, aktivite dışı ürün cirolarında ise yüzde 66’lık artışlar gözlemledik. Şimdiye kadar 25 bin ticari müşteri için uygulamaya başladığımız projenin bu ilk fazının, tüm müşteri gruplarına yaygınlaştırılmasıyla elde edilecek yıllık ek ciro katkısının 45 milyon TL, brüt kâr katkısının ise 3,6 milyon TL olacağını öngörüyoruz. İhtiyacıyla uyumlu ürünleri kendisine özel sunulan kampanyalarla avantajlı koşullarda alan müşterilerimizin memnuniyetini önceliklendiriyoruz. Sektörde yapay zekâ alanındaki öncü çalışmalarımızla müşterimizin yanında olmaya devam ediyoruz.”

AI Insight’a ‘Dijital Liderlik’ Ödülü

Bizim Toptan’ın AI Insight projesi, 2021’de Yıldız Holding çalışanları tarafından geliştirilen yaratıcı ve inovatif projelerin değerlendirildiği Senenin Yıldızları Ödülleri’nde ‘Dijital Liderlik’ kategorisinde de ödül aldı.