World Medicine, Türkiye İhracat Şampiyonları listesinde Kimyevi Maddeler ve Mamulleri Alanında ilk 20’de Yerini Aldı.
Türkiye İhracatçılar Meclisi, 2020 yılı İhracat Şampiyonları’nı açıkladı. World Medicine, Türkiye’nin En Büyük 1000 İhracatçı Firması- 2020 araştırmasında kendi sektöründe ilk 20’de yerini aldı. 2017’de 26 ülkeye ihracat yaparken, 2020’de 35 ülkeye ihracat yapar konuma geldiklerini belirten World Medicine Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sohrab Mammadov, “Türkiye’nin En Büyük 1000 İhracatçı Firması araştırmasında geçtiğimiz yıla göre büyük bir atak yaparak 129 basamak birden yükseldik. Yapacağımız yatırımlar ve faaliyetlerimizle “Kimyevi maddeler ve mamulleri” ihracatı alanında zirve yolunda ilerlemeyi hedefliyoruz” açıklamasında bulundu.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), 28’inci olağan kurul toplantısı ve 2020 İhracat Şampiyonları Ödül töreni geçtiğimiz günlerde gerçekleştirildi. World Medicine, Türkiye’nin En Büyük 1000 İhracatçı Firması- 2020 araştırmasında bir önceki yıla kıyasla büyük bir atılımla tam 129 basamak birden yükselerek Türkiye’de farklı sektörde hizmet veren tüm şirketler arasında 203’üncü oldu. World Medicine, sektörel ihracat alanında ise yaptığı ihracat payı ile 19’uncu sırada yerini aldı.
Geçtiğimiz yıla göre büyük bir atılım yaptık
World Medicine olarak 2011 yılından bu yana bir atılım içerisinde olduklarını anlatan World Medicine Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sohrab Mammadov, “2017 yılında 26 ülkeye ihracat yaparken, 2020’de 35 ülkeye ihracat yapar konuma geldik. 2016 yılında ‘Eczacılık Ürünleri İhracatı’ alanında dokuzunculuk ödülüyle başlayan başarı hikayemiz, 2017 yılında ‘İhracatta En Hızlı Yükselen Şirket’ ödülü ve ‘Eczacılık Ürünleri İhracatı’ndaki üçüncülük ödülü ile devam etti. 2018 yılında ise İhracatın Yıldızları üçüncülük ödülünü aldık. 2019 yılında ihracatta gösterdiğimiz başarılı performans ile İKMİB’in ‘İhracatın Yıldızları-İlaç İhracatı’ kategorisinde ikinci olmuştuk. World Medicine olarak, bu yıl ISO 500 listesine de girerek daha önceki yıllarda bu listede yer alan birçok ilaç ve eczacılık firmasını geride bırakıp sektörel olarak 5. sırada yer aldık” dedi.
2020 yılında ise İKMİB’in ‘İhracatın Yıldızları-İlaç İhracatı’ ödüllerinde zirvenin sahibi olduklarını vurgulayan Sohrab Mammadov, “Adım adım emeklerimizin karşılığı olan bu ödüllerimizle hedefimize ulaştık. Şimdi ise Türkiye’nin En Büyük 1000 İhracatçı Firması- 2020 araştırmasında geçtiğimiz yıla göre büyük bir atak yaptık ve 129 basamak birden yükseldik. Sektörel bazda ihracat alanında 19’ıncı sırada yerimizi aldık. Her zaman olduğu gibi hedefimiz yapacağımız yatırımlarla ve faaliyetlerimizle hızla “Kimyevi maddeler ve mamulleri” alanında da ihracatta zirve yolunda ilerlemek olacak. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” diye konuştu.

İşletme Gündemini Belirleme
Dr. Mehmet KAPLAN-Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi
Gündem belirleme genel anlamıyla ifade edilecek olursa bir olayın kitle iletişim araçlarının gündeminde kalma sıklığı ve süresi arasındaki korelasyon ile insanların hangi kapsamdaki bir durum veya olayın önemli olduğuna inandığını araştıran bir araştırma alanıdır. Günümüzde kitle iletişim araçları yoğunlukla sosyal medya bağlamlı olarak düşünülmekte ve etki bakımından daha güçlü bir konumda yer almaktadır. Dolayısıyla gündem belirleme genel ifadesiyle sosyal medya üzerinden de gerçekleşebilmektedir. Gündem belirleme çalışmaları genel anlamda dört alan atıfta bulunarak gerçekleşmektedir. Bu alanların birincisi kitle iletişimin gündemini belirleme iken; ikincisi kamunun gündemini belirleme, üçüncüsü siyasi gündemi belirleme ve dördüncüsü bu yazının da konusu olan işletmelerin gündemini belirlemedir.
İşletme gündemini belirleme büyük işletme ve kuruluşların önemli gördükleri konuların ve/veya olayların belirlenmesidir. İşletmeler kendileri için önemli gördükleri ve kendi iş/işletmecilik faaliyetlerine fayda sağlayacak konular hakkında aktif olarak yer almakta ve gündemin belirleyiciliği içerisinde olmaktadırlar. İşletmeler gündem belirlenirken güçlü finansman yoluyla, lobicilik faaliyetleriyle, kanıtlayıcı çalışmalarla, halkla ilişkiler çalışmalarıyla ve son olarak da sivil iş örgütlerinin birleştirici etkisiyle gündemin belirlenmesinde yer almaktadırlar. İşletmelerin gündem belirleme pratiklerine yönelik süreçleri şu şekilde işlemektedir;
- Sorun Tanımlama: Gündemi şekillendirecek ne gibi sorunlar var sorusu ile başlayan bu aşamada işletmeler paydaşlar arasındaki boşlukları keşfetmeye, işletmeyi etkileyen yasal durumları tanımlamaya ve işletme performansının nasıl olacağını sorgulamaya yönelik faaliyetlerde bulunmaktadırlar.
- Çerçevelendirme: Çerçevelendirme seçmeyi ve öne çıkarmayı/belirginleştirmeyi ifade etmektedir. Dolayısıyla çerçevelendirme ile sorunun içeriği daha belirgin hale gelmekte, daha fark edilebilir olmakta ve akılda kalıcılığı artırılmaktadır. İşletme bu aşamada konuyu daha iyi anlamakta, kendisi için önemli olduğuna daha fazla inanmakta ve inandırmaktadır.
- Şekillendirme: Gündem belirlemeye yönelik işletmenin aktif olduğu ve gündemin içinde gündemi şekillendirdiği pratikleri içeren aşamadır. Bu aşamada işletme sorunu tanımlamış, çerçevelendirme ile belirgin ve akılda kalıcı hale getirmiş olmakla birlikte son bir hamle yaparak gündemi kendi lehine şekillendirmektedir. Bu aşama aslında sadece bir ya da birkaç işletmeyi değil o sektör ve/veya pazardaki işletmeleri de etkilemektedir.
Kaynak ve ayrıntılı okuma önerisi: Aşağıdaki eserl(er) konu ile ilgili kaynak ve bilgilendirmeyi artırmaya yöneliktir.
- Miles, J. A. (Çeviri Editörü: Mustafa Polat ve Korhan Arun) (2016). Yönetim ve Organizasyon Kuramları. Ankara: Nobel Yayınları.
Ekonomik Krizlerin Domino Etkisi
Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT
Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi
İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu
“Adalet ve refah tüm halka ulaştığında, devlet çalışmaları ulusal krizlere çözüm olabildiğinde, göreve o pozisyona layık olanlar atandığında, planlama zayıf ve güçlü noktaları görebildiğinde, başarı kesindir.” Sun Tzu
Kriz, sosyal bilimler alanında çoğu kez “birdenbire meydana gelen kötüye gidiş yönündeki gelişme”, “büyük sıkıntı”, “buhran” ve “bunalım” gibi kelimelerle eş anlamda kullanılmaktadır. Ekonomik kriz, “ekonomide aniden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan olayların makro açıdan ülke ekonomisini, mikro açıdan ise firmaları ciddi anlamda sarsacak sonuçlar ortaya çıkarması” demektir. Ekonomik krizler çok değişik şekillerde ortaya çıkabilir. Üretimde hızlı bir daralma, fiyatlar genel seviyesinde ani düşme, iflaslar, işsizlik oranında ani artış, ücretlerde gerileme, borsada çöküş, spekülatif hareketler vb. faktörler ekonomik krizlerin başlıca örnekleridir.
Günümüzde krizler, geçmişten gelen problemlerden kaynaklanabildiği gibi, küreselleşen dünyada farklı parametreler sonucunda da ortaya çıkabilmektedir. 1929 Büyük Buhran’a kadar, devletin ekonomiyi yönetmesi kabul edilebilir bir yaklaşım olarak görülmemiştir. Bu nedenle Büyük Buhran, yaklaşık olarak 20 yıl boyunca etkisini korumuştur. II. Dünya Savası sonrasında, Bretton Woods politikaları, IMF ve Dünya Bankası gibi küresel kurumların oluşmasıyla sonuçlanmıştır. Fakat finansal küreselleşme, krizlerin doğasını da değiştirdiği gibi dünyadaki güç dengelerini de değiştirmiştir.
Krizin bir diğer önemli özelliği, kişiler ve organizasyonlar için hem bir tehlike ve tehdit oluşturması, hem de yeni fırsatlar yaratmasıdır. Bu anlamda kriz, genellikle düşünüldüğü gibi tamamen “negatif” özellikte bir kavram değildir. Ekonomik krizler, günümüzdeki spesifik anlamını XIX. yüzyılda almıştır. Bu demek değildir ki, daha önceleri kriz yoktu. Ancak adı geçen yüzyıldan önceki krizler daha çok kötü hasat ve/veya açlık şeklinde kendini gösteren kıtlık krizleriydi. Bunun yanında nadir de olsa ulaştırma güçlüklerinden ya da aşırı devlet tedbirlerinden kaynaklanan krizlere de rastlanmaktaydı. Ekonomik krizler, reel ve finansal sektörlerde arz fazlalığı veya talep daralmasından kaynaklanabilir. Gerek arz gerekse talep krizinin ortaya çıkmasının çeşitli nedenleri bulunmaktadır.
Dünyada yaşanan ekonomik kriz yalnız finansal sektör krizi değildir. Kapitalizmin doğal bir hastalığı yaşanmaktadır. Üretim kapasitesinin artışına karşın, yığınsal yeterli bir efektif talep yaratılamaması krizin ana nedenidir. Finans sektöründe etik değerlerin bir yana itilmesi, etik davranmama riskinin artması (moral hazard), ayrıca finans sektörünün reel kesime yardımcı olmaktan onu desteklemekten uzaklaşarak spekülatif bir yapı alması, krizin tetikleyicisi olmuştur.
Dikey uzmanlaşma, dünya ekonomisinde artan oranda bir bağımlılığı ortaya çıkarmaktadır. Küreselleşme sonucunda ortaya çıkan bu karşılıklı ticari bağımlılıklar krizlerin daha çok bölgeye yayılma (domino etkisi) ihtimalini de artırmaktadır. Krugman’ın deyimiyle 1990’lı ve 2000’li yıllar “Kriz Çağı” diye adlandırılmaktadır. 1992-1993 Avrupa Para Sistemi Krizi, Tequlia krizi (1995), Asya para krizi (1997-1998), Rusya (2000), Latin Amerika (2000) ve Türkiye (2001) krizleri birbirini takip etmiştir. Bu krizlerin sarsıntısı tam olarak atlatılmadan dünya ABD’de ortaya çıkan Mortgage skandalı ile sarsılmış (2008) ve finansal küreselleşme nedeniyle bu kriz kısa sürede özellikle gelişmiş ülkeleri etkisi altına almış ve hemen hemen her ülkede işsizliğe ve durgunluğa neden olmuştur. 2007 yılı sonlarında başlayan ve düşük kaliteli veya riskli ödünç ve bonodan kaynaklandığı öne sürülen finansal kriz Avrupa’ya daha sonra da dünyanın diğer ülkelerine yayılmıştır. Bu krizin 2008-2015 döneminde dünya üretiminde (küresel GSMH) yaklaşık 5 trilyon dolar düzeyinde bir kayba neden olduğu belirtilmektedir. Aynı zamanda kriz dünya finans piyasalarında yaklaşık 27 trilyon dolarlık bir zarar oluşturmuştur.
Küresel kriz sonucunda ortaya çıkan gelişmeler düzenleme, denetleme, yönlendirme fonksiyonlarını da kapsayan regülasyon kavramını ön plana çıkarmıştır. Krizlerin önlenmesi için mali açıdan da gerçekçi yaklaşımlara ihtiyaç vardır. Özellikle düşük gelirli ülkeler, kişi başına milli gelirlerinin, şehirleşme oranları ve teknolojik gelişmişlik seviyelerinin düşük olması nedeniyle, vergi politikası araçlarını yeterince kullanamamakta ve yüksek borçlanma düzeyleri nedeniyle iktisadi şok ve krizlerle karşılaşmaktadırlar. Bu nedenle serbestleştirme faaliyetlerinin arttığı bir dünyada mali açıdan gerçekçi kalkınma stratejilerinin oluşturulması gerekmektedir.
İMMİB’den VII. İstanbul Karbon E-Zirvesi’ne Destek
Dünyanın ve üretimin çevreci geleceği VII. İstanbul Karbon E-Zirvesi’nde ele alınacak
İklim Dirençli Türkiye İçin Yeşil Toparlanma Atık ve Enerji Yönetiminin Rolü masaya yatırılacak
Türkiye’nin mal ihracatının yüzde 38’ini gerçekleştiren sektörlerin çatı kurumu İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri (İMMİB); T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İstanbul Teknik Üniversitesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği’nin (SÜT-D) öncülüğünde 28 Eylül 2021’de gerçekleştirilecek VII. İstanbul Karbon E-Zirvesi’nin en büyük destekçilerinden biri oldu. Türkiye’nin üretimine katkı sağlayan iş dünyasının önemli firmaları ve birliklerinin katılacağı, “İklim Dirençli Türkiye İçin Yeşil Toparlanma Atık ve Enerji Yönetiminin Rolü” temasıyla online olarak düzenlenecek zirvede, dünyanın ve üretimin çevreci geleceği ele alınacak. Zirvede ayrıca üretim ve tüketimde başarılı karbon yönetimini sağlayan ve düşük karbon ekonomisi için uğraş veren firmalar “Düşük Karbon Kahramanları Ödülü”nü alacak.
Türkiye’nin toplam ihracatında en büyük paya sahip 7 farklı sektörü çatısı altında bulunduran İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri (İMMİB), dünyanın ve sanayinin öncelikli konuları arasında yer alan karbon ayak izi ve emisyonların azaltılması doğrultusunda düzenlenecek VII. İstanbul Karbon E-Zirvesi’nin en büyük destekçileri arasındaki yerini aldı. İlgili bakanlıklar, üniversiteler, üreticiler, birçok dernek ve birlikten alanında uzman isimlerin konuşmacı olarak katılacağı zirvede; “İklim Dirençli Türkiye İçin Yeşil Toparlanma Atık ve Enerji Yönetiminin Rolü” temasıyla iklim değişikliği, karbon ayak izi, atık ve enerji yönetimi masaya yatırılacak.
Sektör temsilcilerinin ‘’Yeni Yeşil Yol: Fırsatlar ve Zorluklar, Karbon Yönetimi ve Enerji, Karbon Yönetimi ve Endüstri’’ başlıklarında yapacakları konuşmalarla katılımcılar; iklim dirençli sanayi için yapılması gerekenler, sürdürülebilir üretimde karbon yönetiminin yeri, enerji ve atık sektörlerinin iklim dirençli Türkiye için önemi hakkında önemli bilgilere ilk ağızdan ulaşabilecek. Ayrıca zirvede; Avrupa Yeşil Mutabakat Belgesi ve karbon yönetimi, Karbon Ticaret Sistemi (ETS), iklim finansmanı ve yeşil bankacılık gelişmeleri hakkında bilgiler paylaşılacak.
Karbon salımı, yeni finansman ve dünya ile uyum çerçevesinde ele alınacak
Zirveye verdikleri destekle ilgili açıklamalarda bulunan İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri (İMMİB) Koordinatör Başkanı Aydın Dinçer, “Bünyemizde yer alan birlik ve üyelerimizle ülkemizin üretimine, istihdamına ve ihracatına katkılarımızı sürdürüyoruz. Birlik olarak ekonomiye olduğu kadar dünyamızın geleceği ve çevremize karşı sorumluluklarımızın da farkındayız. Bu doğrultuda da üretimin çevreye olan olumsuz etkisinin azaltılması, geleceğe daha yaşanabilir bir dünya bırakılması adına atılacak tüm proje, fikir ve girişimleri destekliyoruz. VII. İstanbul Karbon E-Zirvesi, bu amacımız doğrultusunda destek verdiğimiz bir zirve oldu. Zirveye katılan tüm firmalar, üniversiteler, birlik ve derneklerle birlikte karbon ayak izi, karbon salımı ve atıkların azaltılması adına izlenmesi gereken tüm adımları en ince detaylarına kadar ele alacağız. Zirvede karbon ayak izi, emisyon ve atıkların azaltılmasını sadece çevresel boyutuyla değil, firmalara yeni finansman ve dünya ile uyum çerçevesinde ele alacağız” diye konuştu.
İstanbul Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu ve İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu’nun açılış konuşmasıyla başlayacak zirvede; Küçük Karbon Kahramanları Gösterisi ve SÜT-D Düşük Karbon Kahramanları Ödül Töreni gerçekleştirilecek.

Akaryakıt Giderleri Dâhil Olduğu Bir Araç Kiralama İşinde Fiyat Farkı Kat Sayıları
Anahtar Kelimeler; fiyat farkı, araç kiralama, akaryakıt gideri, araç giderleri
İtirazen Şikayet Konusu; 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Hizmet Alımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslar’ın “Fiyat Farkı” başlıklı 5’inci maddesinde yer alan formülde b1, b2 katsayılarının bulunmasına rağmen İdari Şartname’nin ilgili maddesinde b katsayısına yer verilmesinin mevzuata aykırılık teşkil ettiği iddiasına yer verilmiştir.
Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti; 02.09.2021 tarihli ve 2021/UH.I-1646 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre; İhale dokümanında yer alan düzenlemelerden; ihalenin 6 adet tankerin sürücülü olarak kiralanması işine ilişkin olarak düzenlendiği, ihale konusu işte 8’i şoför 1’i büro personeli olmak üzere 9 adet personel çalıştırılacağı anlaşılmaktadır. Öte yandan ihale dokümanında söz konusu personelin haftalık çalışma saatlerinin tamamını idarede kullanması gerektiğine ilişkin herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bunların yanı sıra ihale dokümanında; araçların zorunlu trafik ve kasko sigortaları dâhil her türlü sigorta, motorlu taşıtlar vergisi, muayene vergisi, amortisman, tamir, bakım, lastik, akaryakıt, yağ gibi sarf malzemeleri, muhtasar vergi, şoföre ait sigorta, giyim giderleri ve tüm yasal ödemeleri ile diğer benzeri masrafların teklif fiyata dâhil olduğu belirtilmiştir.
Hizmet alımı ihalelerinde fiyat farkı hesaplamasının 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Hizmet Alımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslar’ın 5’inci maddesinde yer alan formüller kullanılarak hesaplanması gerekmekte olup, söz konusu formüllerde yer alan a1 katsayısı, haftalık çalışma saatlerinin tamamı idarede kullanılan işçiliklerin ağırlık oranını; a2 katsayısı, haftalık çalışma saatlerinin tamamı idarede kullanılmayan işçiliklerin ağırlık oranını, b1 katsayısı, akaryakıtın ağırlık oranını, b2 katsayısı malzeme veya diğer hizmetlerin ağırlık oranını, c katsayısı ise makine ve ekipmanın amortismanına ilişkin ağırlık oranını temsil etmektedir.
İdari Şartname’nin “Fiyat farkı” başlıklı 46’ncı maddesinde ihale konusu iş için sözleşmenin uygulanması sırasında yürürlükte bulunan fiyat farkı kararnamesinin uygulanacağı belirtilmişse de, bahse konu Şartname maddesinde 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Hizmet Alımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslar’ın 5’inci maddesinde belirtilen a1, a2, b1 ve b2 katsayı değerleri yerine, a ve b katsayı değerlerine yer verilmiştir.
4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Hizmet Alımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslar incelendiğinde, fiyat farkı hesaplama formülünde yer alan girdilere ilişkin katsayıların sıfırdan (0) farklı olmasını zorunlu kılacak herhangi bir hüküm bulunmadığı anlaşılmakla birlikte, inceleme konusu ihalede akaryakıt giderleri ile araçlara ilişkin malzeme ve birtakım hizmet giderlerinin teklif fiyata dâhil olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda, fiyat farkı hesaplamasına ilişkin olarak ihale dokümanında belirtilen b katsayısının hangi ağırlık oranını ifade ettiği konusunda tereddüt oluştuğu anlaşıldığından başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu ifade edilerek ihalenin iptal edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Eş Yazar: Sinan Özesen
Sinan ÖZESEN, Özel sektörde çalışmasının ardından kamuda 2013 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu’nda inşaat mühendisi olarak çalışmaya başlamış, 2014 yılından beri Kamu İhale Kurumu’nda kamu ihale uzmanı olarak çalışmaktadır. Kamu ihale mevzuatı eğitimi vermektedir. Kamu İhale Dünyası dergisinde yayımlanmış makaleleri bulunmaktadır.
Türkiye’de Her 2 Şirketten Biri Bulut Teknolojilerine Yatırım Yapıyor
Yüzde 100 Türk sermayeli en büyük SAP çözüm ortağı Detaysoft, yeni nesil teknolojilerin Türkiye’deki şirketler tarafından ne kadar kullanıldığına ilişkin detaylı bir araştırma yaptı. Akıllı İşletme Analizi araştırmasına göre, her iki şirketten biri akıllı teknolojileri kullanarak iş süreçlerini iyileştirmeyi planlıyor ve bulut teknolojilerine yatırım yapıyor. Araştırma sonuçları her 3 şirketten birinin henüz dijital dönüşüm yol haritası olmadığını gösteriyor.
İçinde bulunduğumuz yeni dünya düzeninde, sürdürülebilirliğin, hedeflere daha az eforla daha hızlı ulaşmanın ve rekabette öne çıkmanın yolu teknolojiyi verimli kullanmaktan geçiyor. Bulut teknolojileri, nesnelerin interneti, yapay zekâ, yeni nesil ERP (kurumsal kaynak planlama) ve büyük veri, dijital dönüşüm yolculuğundaki şirketlerin hedeflerini gerçekleştirmelerini sağlıyor. Yüzde 100 yerli sermayeli, SAP Platin Global İş Ortağı Detaysoft, 20 yılı aşkın sektör deneyimi ve uzmanlığı ile teknoloji ile değer yaratmak isteyen kurumlara yol arkadaşlığı yapıyor. Detaysoft’un şirketlerin dönüşüm yolculuğunda hangi aşamada olduklarını analiz eden araştırması, her 3 şirketten birinin henüz bir yol haritası olmadığını ortaya koyuyor.
2 Şirketten Biri Bulut Teknolojilerinin Avantajlarından Faydalanıyor
Türkiye’deki şirketlerin dijital dönüşüm karnesini çıkaran Akıllı İşletme Analizi araştırmasına katılanların yüzde 45’ini KOBİ’ler oluşturuyor. Araştırmanın sonuçlarına göre, Türkiye’de her 2 şirketten biri bulut teknolojileri kullanıyor ve analitiklerin avantajlarından yararlanıyor. Her 3 şirketten biri nesnelerin interneti ile tanışıyor, bu teknolojiden yararlanan her 3 şirketten 2’si ise endüstriyel nesnelerin interneti teknolojilerini de kullanıyor. Her 5 şirketten biri ise robotik süreç otomasyonu (RPA) kullanıyor ve iş süreçlerinde yapay zekâdan yararlanıyor.
3 Şirketten Birinin Henüz Yol Haritası Yok
Araştırmaya göre, her 3 şirketten birinin akıllı teknolojilerden yararlanmak için tanımlanmış bir yol haritası henüz yok. Şirketlerin yüzde 21’i planlama aşamasında olduğunu belirtirken, yüzde 35’lik bir kesimin ise bu alanda herhangi bir planı bulunmuyor. Araştırma her 2 şirketten birinin iş süreçlerinde iyileştirmeler sağlamak üzere akıllı teknolojileri kullandığını ortaya koyuyor. Her 5 şirketten ikisi akıllı ERP (kurumsal kaynak planlama ) kullanırken, şirketlerin neredeyse yarısı daha az riskle stratejik kararlar almak için analitik yatırımlarına öncelik vermiş durumda.
3 Şirketten Biri Tedarik Zincirini Akıllı Teknolojiler İle Yönetiyor
Pandemiyle birlikte daha büyük bir önem kazanan tedarik zinciri, akıllı teknolojilerle daha güçlü ve sürdürülebilir yönetilebiliyor. Araştırmaya göre, bugün her 3 şirketten biri tedarik zincirini akıllı teknolojiler ile yönetiyor. Her 2 şirketten biri müşterilerinin deneyimlerini iyileştirmek üzere veri topluyor ve analiz ediyor. Çalışan bağlılığının ön plana çıkmasıyla birlikte her 3 şirketten biri de İK süreçlerini akıllı sistemler ile uçtan uca yönetiyor.
Yeni Dünya Düzeninde Hedeflere Giden Yol Akıllı Teknolojilerden Geçiyor
Araştırma sonuçlarını değerlendiren Detaysoft Genel Müdürü Alkin Aksoy, “Dijitalleşme neredeyse 50 yıldır gündemimizde olmasına rağmen pandeminin yıkıcı etkisiyle büyük bir ivme kazandı. Detaysoft olarak 22 yıldır, SAP çözümlerinden kendi Ar-Ge merkezimizde geliştirdiğimiz yenilikçi iş çözümlerine uzanan geniş bir yelpazede hizmet veriyor, otomotivden perakendeye 20’yi aşkın sektörde önemli projelere imza atıyoruz. Bu araştırma bizim deneyim ve gözlemlerimizi de doğruluyor. Bugün dünya hızlı bir değişim ve dönüşüm içinde. Bu değişim rüzgârında yol alabilmek ve hedefe sağ salim ulaşmak için akıllı teknolojilerden faydalanmak artık bir tercih değil, zorunluluk. Bu araştırma sonuçları da gayet net bir şekilde gösteriyor ki, Türkiye’de şirketler önümüzdeki dönemde akıllı teknolojileri daha çok kullanır hale gelecekler. SAP çözüm ortakları topluluğu UnitedVARs’ın ülkemizdeki tek üyesi olarak 20’den fazla ülkede projeler gerçekleştiriyoruz ve globalde de benzer eğilimleri görüyoruz. Akıllı teknolojilere yatırım yaparak rekabette de öne çıkan kurumlar, ülkemizin gelişiminde de öncü rolü üstleniyorlar” dedi.
Detaysoft, Akıllı İşletme Analizi araştırmasına katılan tüm şirketler adına TOÇEV’in (Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı) Manevi Ailem sistemine kaynak ayırarak geleceğin akıllı işletmelerinde yer alacak bugünün çocuklarının eğitimine de katkı sağladı.

GEFCO, Kuzey Afrika-Avrupa Ticaret Koridorunu Güçlendirmeye Devam Ediyor
Küresel multimodal tedarik zinciri uzmanı ve Avrupa’da lider otomotiv lojistiği tedarikçisi GEFCO, Doğu Avrupa ile Mağrip arasındaki stratejik ticarette büyüyen bir rol oynamaya devam ediyor. Cusago, Milano ve Radès Limanı’ndaki tesisleri aracılığıyla uluslararası alanda genişlemeye devam eden GEFCO bu sayede şirketler için artan sayıda sevkiyat yönetimini de başarıyla sürdürüyor.
Tunus Ulusal İstatistik Enstitüsü’nün (INS) verilerine göre İtalya, 2020’de yaklaşık %15’lik pazar payıyla Tunus’un önde gelen tedarikçisi konumunda bulunuyor. Tunus’un önümüzdeki yıllarda İtalya’ya olan akışını artırması beklenirken tekstil, moda, mekanik, otomotiv ve elektronik gibi sektörlerdeki tedarik zincirlerinde de kısalmaya gitmesi öngörülüyor. Karmaşık tedarik zinciri yönetiminde 70 yıldan fazla deneyime sahip olan GEFCO ise, bahsi geçen ithalat-ihracat pazarının ihtiyaçlarına mükemmel şekilde uyan çözümler sunmaya ve Mağrip’teki ulaşım ve lojistik ağında lider oyunculardan biri olarak konumlanmaya devam ediyor.
Geçtiğimiz senelerde, güçlü entegre ağı ve nitelikli uzman ekipleriyle 20 yılı aşkın süredir Kuzey Afrika’da faaliyet gösteren GEFCO, Türkiye’den Fas ve Tunus’a açtığı yeni hatlarla bu bölgedeki lojistik çözümlerini güçlendirmeye başlamıştı. GEFCO, Kuzey Afrika’da hali hazırda Geo-Gateway Çözümleri kapsamında denizyolu, havayolu ve karayolu taşımacılığının yanısıra Ro-Ro, antrepo ve gümrük konularında da kapsamlı çözümler sunuyor. GEFCO Türkiye’nin bu yeni hattıyla Türkiye’den Kuzey Afrika’ya giden ürünlerin gümrük işlemleri dahil her türlü lojistik ihtiyacı daha hızlı karşılanıyor. Türkiye-Fas-Tunus hattıyla bu ülkeler arasındaki taşımacılık faaliyetlerinde, her türlü nakliye ihtiyacının optimum süre ve maliyetle karşılanması hedefleniyor.
Bugün ise GEFCO İtalya, Cusago’daki konsolidasyon merkezi ve buna bağlı 130 şirketle ulusal pazara ve Avrupa ülkelerine bağlantı sağlıyor. Tunus ile yapılan değişimler, özel bir operasyon ekibi tarafından yönetiliyor ve sunulan hizmetler, tek bir paletten komple TIR’a kadar her çeşit talebi karşılayabiliyor. GEFCO İtalya, standart hava veya deniz taşımacılığı çözümleriyle iki ülke arasında bağlantıların yanı sıra, haftalık düzenli seferler ve 3-4 gün transit süresi ile kapıdan kapıya esnek ve dakik bir ro-ro hizmeti sağlıyor. Bu hizmetlerine ek olarak GEFCO, gümrük ithalat/ihracat işlemleri için ayrılmış bir alan ile müşterileri için prosedürleri hızlandırmaya devam ediyor.
GEFCO İtalya Genel Müdürü Fabrice Barthe konu ile ilgili şunları söyledi: “Avrupa ve Tunus arasındaki ticaret koridorunun devam ederek güçlenmesi, operasyonlarını Avrupa’nın ötesine özellikle Mağrip’e genişletmek isteyen şirketlerin ihtiyaçlarına her zaman özen gösteren GEFCO İtalya için bir dönüm noktası. Tunus ile yıllar içinde kurduğumuz ilişki, iki ülke arasındaki artan ticaretin önemini yansıtıyor. Özellikle GEFCO İtalya, 2020 hariç son dört yılda Tunus ile ticarette yaklaşık %14’lük sabit bir artış kaydetti. Önümüzdeki yıllarda ticaret akışlarında önemli bir artış bekleniyor ve GEFCO İtalya’nın amacı, müşterilerinin yeni pazarlara girmelerine yardımcı olmak için hızlı ve esnek bir lojistik çözüm sunmak.”

Hazırgiyim ve Konfeksiyon Sektörü Fransa’ya İhracatını 1 Milyar Dolara Çıkaracak
Türk moda endüstrisi, ticari bağlantılarını artırmak için sektörde dünyanın önde gelen fuarları arasında yer alan 21-23 Eylül 2021 tarihlerinde düzenlenen Premiere Vision Manufacturing Paris Fuarı’na katılıyor.
Fuarın mili katılım organizasyonu 11’inci kez Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği tarafından gerçekleştiriliyor.
30 ülkeden yaklaşık bin 700’ün üzerinde katılımcı yer alan fuar, yüzde 71’i uluslararası alıcı olmak üzere yaklaşık 120 ülkeden 45 binin üzerinde profesyonel tarafından ziyaret ediliyor.
Sertbaş: 11’inci Kez Milli Katılım Organizasyonu Düzenliyoruz
Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Burak Sertbaş, Avrupa’da ve dünyada hayatın normalleşmesi, seyahat engellerinin kalkmasıyla birlikte PV Manufacturing Paris Fuarıyla fiziki etkinliklerine başladıklarını söyledi.
“Premiere Vision Manufacturing Paris Fuarı’na 2015 yılından bu yana 11’inci kez milli katılım organizasyonu düzenliyoruz. Pandemi öncesinde 2020 yılı Şubat ayında yapılan fuarda EHKİB milli katılım organizasyonu ile 28 firma yer alırken, bu yıl pandemi nedeniyle 7 firmayla katılıyoruz. Önümüzdeki dönemde katılım sağlayan firmalarımızın sayısı eski seviyeye gelecektir.”
Konfeksiyon İhracatında 5’inci Büyük Pazarımız
Türkiye’nin Çin, Bangladeş ve İtalya’dan sonra Fransa’nın en çok konfeksiyon ithalatı yaptığı ülke konumunda olduğuna dikkat çeken Sertbaş, sözlerini şöyle tamamladı:
“Fransa’nın, 2020 yılında 30 milyar dolar konfeksiyon ürünü ithalatı var. Ülkemiz Fransa konfeksiyon pazarından yüzde 4,8 pay alıyor. Aynı zamanda Türkiye genelinde en çok konfeksiyon ihracatı yaptığımız 5’inci büyük pazarımız. 2020 yılında Fransa’ya 809 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. Biz bu rakamı 1 milyar dolara taşımak istiyoruz.”
Seyfeli: Fransa’ya Hazır Giyim İhracatı Yüzde 23 Arttı
PV Manufacturing Paris Fuarı’nın iplik, kumaş, deri, hazır giyim, aksesuar, tasarım sektörlerini bir araya getirdiğini anlatan EHKİB Başkan Yardımcısı ve Dış Pazar Stratejileri Geliştirme Komitesi Başkanı Seray Seyfeli ise şunları söyledi:
“Türkiye’nin Fransa’ya yaptığı hazır giyim ihracatı 2021 yılının sekiz aylık döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23 artırarak 624 milyon dolar olurken, Ege bölgesinden Fransa’ya yapılan hazır giyim ihracatı 2021 yılının 8 aylık döneminde yüzde 42 artışla 31 milyon dolara yükseldi. Konfeksiyon sektörünün en prestijli fuarında firmalarımız 2022-23 sonbahar-kış sezonu koleksiyonlarını sunacak.”

| KATILIMCI FİRMALAR |
| APAZ TEKSTIL DIS TICARET SAN.LTD.STI |
| BAGGI TEKS.ITH.IHR.SAN.TIC.VE.A.S. |
| BETA KONF.TEKSTİL İHR.İTH.SAN. |
| IYA TEKSTIL SANAYI VE TICARET LIMITED SIRKETI |
| MODALT TEKSTIL KONFEKSIYON SAN.VE TIC. LTD STI |
| RAL TEKSTİL A.Ş. |
| SEYFELI DIS TICARET LTD STI |

















