Covid-19 iş dünyasında ‘liderlik’ anlayışını değiştirdi

KPMG’nin her yıl düzenli olarak gerçekleştirdiği Küresel CEO Araştırması’nın Covid-19 Özel Versiyonu yayınlandı. 2020’nin başında bin 300 CEO ile yapılan araştırmanın ardından Temmuz ayında yapılan ikinci araştırma pandeminin iş liderlerinin gündemini nasıl değiştirdiği ortaya konuyor. Türkiye’den de 15 CEO’nun katıldığı araştırmadan çıkan sonuca göre, Covid-19 iş dünyasını yöneten CEO’ların ‘liderlik’ anlayışını yeniden yapılandırıyor. CEO’lar artık kar etmeye değil, şirketlerinin amacına odaklı. İş dünyası liderleri görevlerini sadece şirket yönetmekle sınırlı görmüyor. Her biri kendisini toplumsal değişimin liderliği konusunda sorumlu hissediyor

KPMG’nin Küresel CEO Araştırması, Covid-19 Özel Versiyonu ile güncellendi. 2020 yılının başında küresel ölçekte dünya devi şirket yöneticileriyle yapılan araştırmanın devamı niteliğindeki anket, Covid-19 ile geçen 10 ayda iş liderlerinin önceliklerinin nasıl değiştiğine ve büyük sağlık krizini nasıl yönettiklerine ışık tutuyor. Araştırmanın Covid-19 Özel Versiyonu,   liderlik yetenekleri Covid-19’la sınanan CEO’ların liderlik anlayışını tamamen yeniden inşa ettiklerini gösteriyor. CEO dünyasında ‘karlılığa odaklanma’nın yerini ‘amaca odaklanmak’ aldı. Büyümenin önündeki en önemli tehdit artık ticaret savaşları ve buna bağlı ülkeselleşme değil, ‘yetenek riski’.

Araştırma sonuçlarını değerlendiren KPMG Türkiye Başkanı Murat Alsan, dünyayı bir gecede değiştiren Covid-19 pandemisinin kontrol altına alınsa da dünyanın eski normale dönmeyeceğini söyledi. CEO’ların belirsizliği yöneterek geçirdiği 2020’den çok önemli dersler aldığını vurgulayan Alsan, şöyle konuştu:

Şirketlere neden ihtiyaç var

“Bu süreçte toplumun Covid-19 salgınıyla birlikte iş liderlerinden beklentilerinin farklılaşmaya başladığını gördük. Aslında her şey bu boyutta bir küresel sağlık krizinin ortasında ‘insanların şirketlere neden ihtiyacı var’ sorusuna yanıt aranmasıyla başladı. Toplumsal sorunları merkeze almak, fayda üretmek, insanlara ilham vermek, fikirleri eyleme dönüştürmek, hayatımızdaki ‘yeni normaller’ için yön göstermek her şeyden değerli oldu. Ve dünyanın her yerinde iş liderleri değişim ve değişimin getireceği yenilikler konusunda harekete geçmeye başladı. Çünkü Covid-19 ile mücadelenin başında toplumun ihtiyaçlarını karşılama zorunluluğu yer alıyor. Şirketlerin sadece şirket ortaklarına ve iş yaptıkları paydaşlarına değil bulundukları ülkelerin toplumlarına, çalışanlarına ve bütününde dünyaya hizmet etmeleri gerekiyor. Covid-19 işte bu değişimin katalizörü oldu. Artık işletmelerin gündemi kardan, zarardan, cirodan, maliyetten, finansallardan çok daha büyük başlıklara odaklı. Yeşil büyüme stratejileri, sürdürülebilir kalkınma çalışmaları, yeni gerçeklikte müşteri deneyiminin anlaşılması, buna uygun dijital dönüşüm, yeni İK stratejileri, yeteneklerin elde tutulması gibi gündem maddelerimiz var. Çalışanlarla yeni gerçekliği şekillendirme fırsatına sahibiz. Araştırmamız tüm bu sonuçların sebebini ve ilerlediği yönü iş liderlerinin bakış açısıyla yansıtıyor.”

Üç kritik eylem alanı

Salgından kurtulmanın ‘normale’ dönüş anlamına gelmediğini kaydeden Alsan, şöyle devam etti:

“Bunun yerine yeni bir gelecek tanımlama fırsatı var ve üç eylem alanı kritik olacak; sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve güvenilirlik. Birincisi, liderlerin salgının sonucu olarak elde edilen iklim kazanımlarını korumaları ve sürdürülebilir, yeşil bir ekonominin temellerini atmaları gerekiyor. İkincisi, endüstrilerin geleceğini şekillendiren dijitalleşme ile müşteri davranışının nasıl değişeceği ve ortaya çıkan yeni taleplerin nasıl karşılanacağı konusunun anlaşılması ve anlatılması gerekiyor. Son olarak, pandemi şirketlere toplumda nasıl gerçek bir fark yaratabileceklerini gösterme fırsatı verdi. Kurumların böyle bir dönemde ne yaptığı hiç bu kadar önemli olmamıştı. CEO’lar çalışanların, müşterilerin ve toplulukların güvenini korumalı, şirketlerinin ‘amacını’ ve bu amaç için çalıştıklarını her fırsatta göstermeli.”

Araştırmadan dikkat çeken bazı başlıklar şöyle:

İlk sırada kar değil amaç var

  • Covid-19 CEO’ların liderlik yeteneklerini sınadı. Dünyanın en büyük şirketlerinin üst yöneticileri, şirketlerinin temel hedefini kâr odaklılıktan çıkarıp toplumsal sorumluluklarını dikkate alan bir amaç algısı ile şekillendiriyor. Küresel CEO’ların sadece yüzde 23’ü ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 30’u şirketlerinin genel hedefini ‘hissedar değeri için yönetim’ olarak belirtiyor. Küresel araştırmada CEO’ların yüzde 54’ü Türkiye’de ise yüzde 61’i paydaşlara odaklanan daha geniş kapsamda amaca yönelik bir yaklaşım benimsiyor. Her beş CEO’dan biri (yüzde 22) ana hedefinin toplumu iyileştirmek olduğunu söylüyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 9. CEO’lar çalışanların, müşterilerin ve toplumların güvenini korumak ve geliştirmek istiyor.
  • Pandeminin yıkıcı etkisi karşısında CEO’lar mevcut amaçlarının gerçekten toplumun ihtiyaçlarını karşılayıp karşılamadığını sorguladı. Türkiye’de katılımcıların yüzde 60’ı Covid-19 sonrası ‘amaçlarını’ yeniden değerlendirmek zorunda kaldıklarını ifade etti. Amaç, pandeminin başlangıcı ile birlikte CEO’lar için ‘öncelikli görev’ haline geldi. Küresel CEO’ların yüzde 79’u krizin başından bu yana şirketlerinin amacına daha güçlü bağlar hissettiğini belirtiyor. Türkiye’deki araştırmada bu oran yüzde 93 çıktı.
  • Empati kararları etkiledi. Küresel CEO’ların yüzde 39’u, Türkiye’deki CEO’ların yüzde 40’ı kendilerinde veya ailelerinde Covid-19 yaşandığını söyledi. Kendi kişisel deneyimlerinden dersler çıkaran CEO’lar pandemiye gösterdikleri stratejik tepkileri değiştirdiklerini kaydetti. Empatiyle yönetsel kararlarını şekillendiren CEO’ların oranı küreselde yüzde 55, Türkiye’de yüzde 63.

Toplumsal değişime liderlik etmek

  • Yılında başında küresel CEO’ların yüzde 65’i, Türkiye’deki CEO’ların yüzde 58’i toplumun bazı sorunlarına çözüm bulmak için liderlik etmeye hazır olduklarını söylüyordu. 10 ay sonra toplumsal değişimin lideri olma sorumlulukları bulunduğunu belirten CEO’ların oranı küreselde yüzde 81’e, Türkiye’de yüzde 83’e yükseldi.
  • Ekonomik büyümeye güven sarsıldı. Dünyada CEO’ların yüzde 32’si Türkiye’de ise yüzde 27’si gelecek üç yıllık küresel ekonomik büyüme konusunda karamsarlar. Ancak şirketlerinin büyümesi konusunda daha güvenliler. Küresel CEO’ların sadece yüzde 17’si Türkiye’deki CEO’ların yüzde 20’si şirketlerinin üç yıllık büyüme tahminlerinde güvensizlik hissediyor.
  • Dijital büyüme hız kesmeyecek. Salgın sürecinde yeni nesil dijital teknolojilere yapılan yatırımlar şirketlerin için pandeminin nasıl sonuçlanacağını belirleyecek. Küresel CEO’ların yüzde 80’i, Türkiye’deki CEO’ların yüzde 87’si pandeminin dijital dönüşüme ivme kazandırdığını ifade ediyor.

Yeteneği yönetemeyen tehlikede

  • Şirketleri tehdit eden riskler değişti. ‘Yetenek riski’ geçen 10 ayda önündeki 11 riski sollayıp şirketler için bir numaralı tehdit haline geldi. Küresel CEO’lar büyümeye engel gördükleri ilk beş tehdidi ‘yetenek riski – yüzde 21’, ‘tedarik zinciri riski – yüzde 18’, ‘ülkeselliğe dönüş – yüzde 14’, ‘iklim değişikliği – yüzde 12’, ‘siber güvenlik – yüzde 10’ olarak sıralıyor. Türkiye’de ise sıralama şöyle: ‘Tedarik zinciri – yüzde 22’, ‘yetenek riski – yüzde 18’, ‘ ülkeselliğe dönüş – yüzde 16’, ‘iklim değişikliği – yüzde 14’, ‘yıkıcı teknoloji – yüzde 8)

Yeşil büyüme ve iklim öncelikli

  • İklim, CEO’ların gündeminde üst sıralarda. Üst yöneticiler iklim değişikliğinin gelecek yıllar için ciddi bir ekonomik ve insani tehdit olacağını, şirketlerin sürdürülebilir bir ekonomiyi desteklemek için  yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtiyor. Küresel CEO’ların yüzde 65’i, Türkiye’deki CEO’ların yüzde 67’si  iklimle ilgili riskleri yönetmenin önümüzdeki beş yıl boyunca işlerini devam ettirmelerinde en önemli unsur olacağı görüşünde. Küresel CEO’ların yüzde 71’i ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 87’si salgında elde edilen iklim değişikliği kazanımlarını sürekli hale getirmek istediklerini söylüyor.

Eski düzene dönüş yolları kapandı

  • Eski normale dönüş yok. Covid-19 tüm dünyada iş yapma alışkanlıklarını radikal şekilde değiştirdi. Pandemi bitse de eski düzene dönmek artık imkansız. CEO’ların gündeminde ‘yeni çalışmayı planlamak’ var. Küresel CEO’ların yüzde 77’si ve Türkiye’deki CEO’ların yüzde 67’si pandeminin bu sürecin başında kullanmaya başladıkları dijital iş birliği ve iletişim araçlarını geliştireceklerini söylüyor. Küresel CEO’ların yüzde 73’ü, Türkiye’deki CEO’ların yüzden 87’si uzaktan çalışmanın yetenek havuzunu oldukça genişlettiği görüşünde. Küresel katılımcıların yüzde 63’ü ise önümüzdeki dönemde fiziksel iş alanlarını küçülteceklerini belirtiyor. Türkiye’de ise bu oran yüzde 60.

Cisco araştırması: Pandemide kilit kavram, veri gizliliği

cyber security internet and networking concept.Businessman hand working with VR screen padlock icon mobile phone on laptop computer and digital tablet

Cisco’nun 2021 Veri Gizliliği Karşılaştırma Çalışması’nda, uzaktan çalışmaya hızlı geçiş ve bireylerin sağlık bilgilerini kullanma ihtiyacının artırdığı önemli gizlilik sorunları ele alındı. Güvenlik ve gizlilik alanında çalışan kişilerin %80’i çalıştıkları kuruluşta olumlu etkiler gözlemlerken, gizlilik düzenlemeleri de dünya genelinde hız kazandı. Güçlü gizlilik altyapısı ve güvenlik uygulamaları, pandemi sonrası sosyal ve ekonomik toparlanmada kilit rol oynayacak.

CISCO’NUN, dünya genelindeki kurumsal gizlilik uygulamalarına yönelik dördüncü incelemesi olan 2021 Veri Gizliliği Karşılaştırma Çalışması sonuçlarına göre pandemi döneminde gizlilik korumasının önemi artarken, güçlü gizlilik önlemleri uygulamaya başlayan işletmelerin elde ettiği faydalar giderek artıyor. 25 ülkeden güvenlik ve gizlilik alanında çalışan 4.400 profesyonelin yanıtlarının analiz edildiği araştırmada, gizlilik düzenlemelerine karşı tutumlar ve gizlilik ölçümlerinin üst düzey yöneticilere raporlanmaya başlaması ele alındı.

Ortak kaygı, kişisel verilerin nasıl kullanıldığı

Pandemi kaynaklı aksama ve belirsizlik döneminde insanların COVID-19’un yayılmasını yavaşlatmak için kişisel bilgilerini paylaşması beklendi ve hatta bazı durumlarda zorunlu tutuldu. Aynı zamanda, bireylerin yaşamlarının çoğunu çevrimiçi ortama kaydırması, normal koşullarda yıllarca sürecek olan bir trendin büyük hızla yaşanmasına yol açtı. İnsan etkileşimi ve dijital hizmetlerin kullanımı konusundaki bu büyük ölçekli kayma, yasalara uymak, pandeminin yayılmasını durdurmak ve bunu yaparken de bireysel haklara saygı göstermek isteyen kuruluşlar açısından birçok veri gizliliği sorunu ortaya çıkardı. Tüketiciler ve halkın genelinin, kişisel bilgilerinin nasıl kullanıldığı konusundaki kaygıları ise artıyor.

Araştırmaya göre, pandemi döneminde veri gizliliğinin önem kazanması sonucunda, Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Rusya (EMEAR) bölgesindeki kuruluşların bütçeleri artmaya devam ederek 2,2 milyon dolara ulaştı. EMEAR bölgesindeki kuruluşların yüzde 71’i, gizlilik yatırımlarının “inovasyonu mümkün kılma” konusunda önemli faydalar sağladığını ifade etti. Bunun yanında, katılımcıların büyük çoğunluğu (%88) kişisel bilgileri gerektiği gibi doğrulamak için uygun bir tedarikçi veya şirket seçmede harici gizlilik sertifikalarının önemli bir etken olduğunu ifade ederken, gizlilik düzenlemeleri olumlu karşılandı.

25 ülkede elde edilen diğer önemli bulgular şunlar:

  • Gizlilik, şirketler tarafından artık temel bir insan hakkı ve kritik bir üst düzey yönetici önceliği olarak görülüyor.
  • Şirketlerin %60’ı, uzaktan çalışmaya geçişe yönelik gizlilik ve güvenlik gereksinimlerine hazır olmadıklarını ifade ediyor
  • Şirketlerin %93’ü, bu sorunlarla başa çıkmak için gizlilik ekiplerinden destek alıyor
  • Tüketicilerin %87’si, uzaktan çalışmak, iletişime geçmek ve bağlanmak için ihtiyaç duydukları gizlilik korumalarına ilişkin kaygılarını dile getiriyor
  • Şirketlerin %90’ı, artık gizlilik ölçümlerini üst düzey yöneticilere ve yönetim kurullarına raporluyor
  • Piyasada iş hedeflerinin dijitalleştirilmesi ve ilerletilmesinde gizliliğin müzakere edilemez bir gereklilik olarak standardize edilmesine açık bir yönelim var.
  • 140’tan fazla hukuki yetki bölgesinde gizlilik konusunda torba yasalar düzenlenirken, katılımcıların yaklaşık %80’ine göre bu yasaların olumlu bir etkisi var
  • Çoğu kişi, işyeri güvenliği ve pandemi müdahalesi için sağlık bilgilerini paylaşmakta sorun görmese de bilgilerinin araştırma gibi diğer kullanım alanlarında kullanılmasından rahatsız.
  • Araştırmaya katılanların %57’si işverenlerin kişisel bilgileri işyerini güvenli hale getirmek için kullanmasını desteklerken, konum takibi, görüşülen kişilerin takibi, enfekte kişilerin bilgilerinin açıklanması ve kişisel bilgilerin araştırma amaçlı kullanılmasına, katılımcıların yarısından azı destek verdi
  • Gizlilik ve büyük ölçekli siber güvenlik ekosistemi, ekonomik büyüme ve COVID-19 pandemisinin atlatılmasına giden yolda kilit bir rol oynayacak.
  • Şirketler ve insan toplulukları toparlanmaya başladıkça, hükümetlerin, şirketlerin ve kişilerin, bireysel hakları kamu faydasıyla dengelerken kişisel bilgileri nasıl toplayacağı, yöneteceği ve koruyacağı konusunda birçok önemli zorluk ortaya çıkacak
  • Gizlilik yatırımları cazibesini korurken, şirketlerin %75’i, gizlilik kayıplarını azaltma, çeviklik ve inovasyonu artırma, operasyonel verimliliği iyileştirme, müşteri sadakati ve güvenini yükseltmede kayda değer bir fayda olduğunu düşünüyor
  • Şirketlerin üçte birinden fazlası, yatırımlarının en az iki katı kadar fayda elde ediyor

Cisco Orta Doğu ve Afrika Bölgesi Başkan Yardımcısı Reem Asaad, konu hakkında şunları söyledi: “Gizlilik kavramı olgunluğa ulaşarak temel bir insan hakkı ve üst düzey yöneticiler açısından önemli bir öncelik olarak kabul görüyor. Uzaktan çalışmaya geçiş sürecinin hızlanmasıyla da gizlilik, dijitalleşme, kurumsal esneklik, çeviklik ve inovasyonun itici gücü olarak daha da büyük önem kazandı.”

Kamu İhale Kurulu Emsal Kararları – 3

Anahtar Kelimeler; Aşırı düşük teklif sorgulaması, önemli teklif bileşenleri

İtirazen Şikayet Konusu: İdarece sınır değerin altında teklif veren isteklilere gönderilen aşırı düşük teklif açıklama talep yazısında önemli teklif bileşenlerinin belirlenmediği durumda, idarece yapılan aşırı düşük teklif açıklama talebi kamu ihale mevzuatına uygun mudur?

Kamu İhale Kurulu Kararı Özeti; 12.02.2020 tarih ve 2020/UH.II-318  sayılı Kamu İhale Kurulu Kararı’na göre; İlgili İdare tarafından ihalenin 6, 12 ve 13’üncü kısımlarında, sınır değerin altında teklif veren isteklilere gönderilen aşırı düşük teklif açıklama talep yazısı incelendiğinde, bahse konu yazıda hangi giderlere ve/veya hangi maliyet bileşenlerine ilişkin açıklama istenildiği yönünde bir belirlemeye yer verilmediği görülmüş olup, söz konusu durumun ihale konusu işin niteliği ve ihale dokümanı kapsamında yapılan düzenlemeler dikkate alındığında, başvuruya konu ihalede isteklilerce aşırı düşük teklif açıklamalarının eşit şartlarda sunulmasına ve sunulan aşırı düşük teklif açıklamalarının sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesine imkân tanımadığı anlaşılmaktadır.

Kamu İhale Kurumu tarafından yapılan inceleme neticesi, idarece sınır değerin altında teklif veren isteklilere gönderilen aşırı düşük teklif açıklama talep yazısında önemli teklif bileşenlerinin belirlenmediği, dolayısıyla idarece aşırı düşük teklif açıklama talebinin kamu ihale mevzuatına uygun yapılmadığı anlaşıldığından, ihalenin 6, 12 ve 13’üncü kısımlarında idare tarafından teklifte önemli olduğu tespit edilen maliyet bileşenlerinin açık ve tereddütte mahal vermeyecek şekilde belirlenerek, aşırı düşük teklif sorgulamasının yeniden yapılması gerektiği sonucuna var.

Satınalma Dergisi Şubat Sayısı Yayınlandı

Değerli yöneticiler, 

Yazıma sağlıkla başlamak istiyorum. Ülkemizde aşılama takviminin başlaması mutluluk verici. Bu durumun sosyal, psikolojik ve ekonomik alanlarda rahatlama sağladığını düşünüyorum. Özellikle sağlık çalışanları ve yaş önceliği ile kademe kademe ilerlenmesi umut doğuruyor. Bir kaç ay içerisinde aşı olanların sayısının artmasıyla her alanda daha da pozitif yansımalar olacaktır. Okulların açılma beklentisi ile hayat normal düzenine doğru mesafe alacak. Sağlığımız yerindeyse ekonomide moral, motivasyon ve odaklanma artacaktır. Birçok sektörde yaşanan daralmanın düzelme eğilimine girmesi, işyerlerinin normal rutinlerinde açılması ve istihdamın genişlemesi hepimizin ortak temennisi. 

Ocak ayında Satınalma dergisi yazarlar toplantımızı gerçekleştirdik. Görüş alış verişinde bulunduk. Çok değerli geri bildirimler aldık. Yeni yazarlarla tanışma imkanı sağladık. Yöneticilerle akademisyenlerin bir arada olması en büyük artımız. Dergi içerisinde işletme yönetim alanında daha fazla makalenin çıkması, röportaj çeşitliliği bize önemli bir güç katıyor. Sektör yöneticilerimizin tecrübe aktarımı konusunda hayli üretken olmaları ise bizi mutlu ediyor. Şubat sayımızda birbirinden değerli yazılarla karşınızdayız. Tüm öğretim üyelerimize ve yöneticilerimize emekleri için teşekkür ederim. 

Her perşembe saat 14:00’te yönetici eğitimlerini kaçırmayın. Ücretsiz 

Global ticaret istihbaratından müzakere yönetimine kadar pek çok konuyu şubat ayında ele alacağız. Siz yöneticilerimiz için hazırladığımız bu eğitimlere https://webinar.buyernetwork.net platformumuzdan ücretsiz ulaşabileceksiniz. 

Kurumsal ve Bireysel Armağanlar 

Lojistik depo raf sistemleri lideri RAFTÜRK ve Ünsped Gümrük Müşavirliği katkıları ile eğitim sonunda 10 firmaya 1 yıl boyunca basılı dergi aboneliği hediye ediyoruz. 

Ayrıca her eğitimde 2 katılımcımıza Entegre Lojistik Yönetimi ve Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi kitaplarından bir tanesini veriyoruz. 

Kurumsal Olarak Dijital Dergi Abonesi Olun Tüm Arşive Sahip Olun 

Kurumsal şirket üyeliği ile Satınalma Dergisi geçmiş 97 sayıya ve gelecek bir yıl tüm yeni sayılara Learning.buyernetwork.net üzerinden erişebilirsiniz. Ayrıca Öğrenme Merkezi üyeliği ile kişisel ve mesleki gelişime destekleyici dokümanlara ulaşabilirsiniz. 

Sağlık dolu günler dilerim. 

Keyifli Okumalar 

EDİTÖR
PROF. DR. MURAT ERDAL
www.muraterdal.com 

Kadın işçinin süt izni kapsamında eve dolmuşla giderken yolda geçirdiği trafik kazası iş kazası mıdır?

4857 sayılı İş Kanunu’nun 74’üncü maddesine göre, Kadın işçilere bir yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam birbuçuk saat süt izni verilir. Bu sürenin hangi saatler arasında ve kaça bölünerek kullanılacağını işçi kendisi belirler. Bu süre günlük çalışma süresinden sayılır”. Aynı Kanunun 66 ncı maddesinde ise, “Çocuk emziren kadın işçilerin çocuklarına süt vermeleri için belirtilecek süreler” çalışma süresinden sayılır.

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda yapılan tanıma göre, 5 durumdan herhangi birinin gerçekleşmesi halinde, bunun iş kazası sayılacağı kabul edilmiştir (m.13). Bunlardan biri de, “emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda” kaza geçirmesi iş kazası olarak kabul edilmiştir. Kazanın işyeri sınırları içinde ya da dışında olması ya da işverence sağlanan araçta geçirilmiş olup olmamasının da bir önemi yoktur. Sigortalının birbuçuk saatlik süt izni süresi içinde kazaya uğramış olması yeterlidir.

Konuyla ilgili Sosyal Güvenlik Kurumunun 29.06.2016 tarih ve 2016/21 sayılı Genelgesi’nde, “Kadın sigortalının çocuğunu emzirmek için belirlenen zamanda işyerinde emzirme odasına giderken merdivenlerden düşerek kaza geçirmesini, çocuğun bulunduğu yere gidiş gelişi sırasında geçirdiği trafik kazasını iş kazası” olarak kabul etmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu konudaki kararına göre, “Nitekim sigorta olayı iş kazası niteliğindedir. Çünkü sigortalı emzikli bir kadındır. Toplu sözleşmenin 64. maddesi uygulanarak kendisine, saat 7-9 arasında kullanılmak üzere, işveren tarafından 2 saat emzirme (süt izni) verilmiş bulunan sigortalı bu izin süresi içerisinde saat 8:30 sırasında işyerine gelmek üzere yolda karşıdan karşıya geçerken davalının kullandığı motorlu taşıtın çarpması sonucu vefat etmiştir. 1475 sayılı İş Kanunu’nun 62/d maddesine göre, (Yeni 4857/m.66-1-e)“emzikli kadın işçilerin çocuklarına süt vermek için belirlenen süreler” iş süresinden sayılır ve iş süresinden sayılan zaman içerisinde işyerine gelirken uğranılan kaza da iş kazasıdır” (YHGK,10.06.1983 T., 328/652. SÜMER, Haluk Hadi, Sosyal Güvenlik Hukuku, Ankara 2020).

Popüler çevrimiçi öğrenme platformları kılığında gizlenen tehditlerle karşılaşan kullanıcı sayısı 2020’nin ikinci yarısında %60 arttı

Salgın devam ettikçe, okullar yeniden kapandıkça ve hibrit bir öğrenme modeli (yüz yüze ve uzaktan) yaygınlaştıkça eğitim sektörü internette siber suçluların dikkatini çekmeye devam ediyor. 2020 Temmuz ayından Aralık 2020’ye kadar 270.171 kullanıcı, 2020’nin ilk yarısına kıyasla %60’lık bir artışla popüler öğrenme platformları kılığında gizlenmiş tehditlerle karşılaştı. Kaspersky, eğitimcilerin güvende kalmasına yardımcı olmak için siber güvenlik en iyi uygulamalarını öğreten bir dijital araç seti yayınladı.

Geçtiğimiz bahar ayından beri dünya genelinde 1 milyardan fazla öğrenci, artan enfeksiyon oranlarını yavaşlatmak amacıyla okulların kapanmasından etkilendi. Çoğu kişi için bu uzaktan öğrenmeye hızlı bir geçiş anlamına geliyordu. Ancak maalesef bu geçiş birçok öğrenciyi ve eğitimciyi siber risklere karşı savunmasız bıraktı.

İngiltere ve Almanya’dan Malezya ve ABD’ye kadar dünyanın dört bir yanındaki okullar, ülkeler enfeksiyonu kontrol altına almaya çalışırken bir kez daha karantina uyguluyor ve bu durum şaşırtıcı olmayan bir şekilde bazı istenmeyen sonuçlara yol açıyor.

Ocak-Haziran 2020 arasında, popüler çevrimiçi öğrenme platformları veya video konferans uygulamaları kisvesi altında dağıtılan çeşitli tehditlerle karşılaşan toplam kullanıcı sayısı 2019’un aynı dönemine göre %20’nin üzerinde artışla 168.550 oldu. Üstelik Kaspersky uzmanlarının tespitine göre bu sayı Temmuz-Aralık ayları arasında artmaya devam etti. Ocak 2021 itibarıyla popüler çevrimiçi öğrenme platformlarını cazip olarak kullanan çeşitli tehditlerle karşılaşan kullanıcıların sayısı, 2020’nin ilk yarısına kıyasla %60 artışla 270.171’e ulaştı.

Bunlar arasında en popüler uygulama uzak arayla Zoom oldu. Zoom’un 300 milyondan fazla günlük toplantı katılımcı sayısıyla sanal toplantılar açısından en popüler platform olduğu düşünüldüğünde bu durum şaşırtıcı değil. Zoom’u ikinci sırada Moodle, onu da Google Meet izledi. Popüler çevrimiçi öğrenim veya video konferans platformları kılığında gizlenen tehditlerle karşılaşan kullanıcıların sayısı, Google Classroom hariç diğer tüm platformlarda artış gösterdi.

Karşılaşılan tehditlerin yaklaşık %98’i virüsten öte riskli yazılım ve reklam yazılımı olarak sınıflandırılan gruplara dahil. Reklam yazılımı kullanıcıları istenmeyen reklamlarla bombalarken, riskli yazılımlar bilgisayarınızda izniniz olmadan çeşitli eylemler gerçekleştirebilen tarayıcı çubuklarından indirme yöneticilerine, uzaktan yönetim araçlarına uzanan çeşitli dosyalardan oluşuyor. Truva atları karşılaşılan tehditlerin yaklaşık %1’ini oluşturuyor.

Kullanıcılar genelde sahte uygulama yükleyicileri aracılığıyla popüler video toplantı uygulamaları ve çevrimiçi kurs platformları şeklinde gizlenmiş tehditlerle karşılaşıyorlar. Bunlar, orijinal platformlara aitmiş gibi görünecek şekilde tasarlanmış resmi olmayan web sitelerinde veya platformdan gelen özel teklifler veya bildirimler kılığında gizlenmiş e-postalarda karşılarına çıkıyor.

Kaspersky Güvenlik Uzmanı Anton Ivanov, şu yorumda bulunuyor: “Ne yazık ki tüm öğrenciler tam zamanlı olarak sınıfa dönene kadar eğitim kurumları siber suçlular için popüler bir hedef olmaya devam edecek. Bunun bir sebebi de özellikle bu sektörün geleneksel olarak siber güvenliğine öncelik vermemesi. Ancak pandemiyle birlikte teknolojinin daha fazla sınıfta yer alması bunun değişmesi gerektiğini açıkça ortaya koydu.”

Kaspersky, eğitimcilerin ve öğrencilerinin sınıfta dijital araçları kullanırken güvende olmalarına yardımcı olmak için siber güvenliğin en iyi uygulamalarını öğreten çevrimiçi bir kurs da dahil olmak üzere çeşitli kaynakları bir araya getirdi. Söz konusu araç setini buradan inceleyebilirsiniz: https://kas.pr/smy6

Çevrimiçi sınıfın siber riskleri hakkında daha fazla bilgi için, ilgili raporun tamamını Securelist adresinde okuyabilirsiniz.

Ayakkabı Üreticileri Avrupa Pazarına Açılıyor

Ayakkabı üreticilerini uluslararası pazar ile buluşturan Gapshoes Ayakkabı Fuarı, Gaziantep’de gerçekleşti. Cuma günü sona eren fuara Avrupa ülkelerinden yüksek oranda katılım oldu. 2016 yılında Fırat Kalkanı Operasyonu ile terör örgütü DAEŞ’in elinden kurtulan Çobanbey’den ayakkabı üreticilerinin de yer aldığı Gapshoes Ayakkabı Fuarı’nda Suriyeli ve Türk işletmeciler yeni ortaklıkların temelini attı. Çobanbey Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Hüseyin İsa fuarla ilgili, “Bu yıl fuara Avrupalı tüccarlar damgasını vurdu. Koronavirüs tedbirlerine ve bir kez ertelenmiş olmasına rağmen Gaziantep’de fuar süresince tüm otel odaları doldu. Ortadoğu ülkelerine ihracatımızı gerçekleştiriyorduk. Bu yıl ürün çeşitliliğin ve kalitesinin artmasıyla Avrupa’dan da talep topladık” dedi.

Ortadoğu’nun en büyük ayakkabı fuarı Gapshoes, Gaziantep’de gerçekleştirildi. Koronavirüs pandemisi nedeniyle bir kez ertelenen fuara beklenenin aksine yoğun katılım gerçekleşti. 29 Ocak Cuma gününe kadar açık olan fuara Türk üreticilerin yanı sıra DAEŞ işgalinden Fırat Kalkanı Operasyonu ile kurtulan Çobanbeyli ayakkabı üreticileri de katıldı. Türkiye’den aldıkları hammadde ve üretime yaptıkları katkıyla öne çıkan Çobanbeyli üreticiler 100’ü aşkın firmayla fuarda bölgelerini temsil etti.

Çobanbey Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Hüseyin İsa Gapshoes Ayakkabı Fuarı’nın başarıyla gerçekleştirildiğini belirterek, “Koronavirüs önlemlerine ve bir kez ertelenmiş olmasına rağmen fuara ilgi ve katılım çok yüksekti. Gaziantep’de fuar süresince otel odaları doldu. Ortadoğu ülkelerine ihracatımızı gerçekleştiriyorduk. Bu yıl ürün çeşitliliğinin ve kalitesinin artmasıyla Avrupa’dan da talep geldi” ifadelerini kullandı.

BÖLGEDE ÜRETİLEN AYAKKABI AVRUPA PAZARINDA YER BULACAK

Fırat Kalkanı Operasyonu’nun ardından bölgenin hızla geliştiğini belirten Hüseyin İsa, “Geçtiğimiz yıllarda ürettiğimiz ayakkabılarımız Türkiye üzerinden Ortadoğu pazarına gönderiliyor ve başta Irak olmak üzere kendisine yer buluyordu. Pandemi sürecinde Türk üreticilerle olan bağlarımız güçlendi. Onlara üretim desteği verdik ve hammadde kalitemiz arttı. Buna bağlı olarak ayakkabılarımızın çeşidi ve kalitesi yükseldi. Bu yıl Gapshoes fuarına koronavirüse rağmen Avrupa’dan yoğun katılım gerçekleşti. Balkan ülkeleri, Yunanistan, Romanya ve İtalya’dan gelen tüccarlar ürettiğimiz ayakkabılarla oldukça ilgilendi. Ürün kalitemizi korudukça, Avrupa pazarında daha fazla yer edineceğimize inanıyorum” şeklinde konuştu.

‘TÜRK ÜRETİCİLERİN REKABET GÜCÜNÜ ARTIRIYORUZ” 

Çobanbey’de yer alan 450 ayakkabı imalathanesinin tamamının Türkiye ile çalıştığını belirten Hüseyin İsa, “Üretimde hammaddemizi Türkiye’den sağlıyoruz. Türkiye’deki büyük üreticilerle anlaşmalar yaparak üretimlerinin bir bölümünü üstleniyoruz ve böylece maliyetlerini düşürüyoruz. Türk ürünleri kalitesi ve fiyat avantajıyla dünya pazarında daha kolay yer buluyor. Rekabet gücünü artırıyoruz” şeklinde konuştu.

3,5 MİLYON ÇİFT AYAKKABI ÜRETTİLER

Geçtiğimiz yıl 3,5 milyon çift ayakkabı ürettiklerini, pandemi sonrası yaşanacak toparlanma süreciyle bu rakamın daha yükseklere taşınabileceğini ifade eden Çobanbey Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Hüseyin İsa, “Pandemi nedeniyle sınırların kapanması, tüketimin düşmesi bizleri de olumsuz etkiledi. Talebin düzensizleşmesine rağmen 3,5 milyon çift ayakkabı üreterek başta Irak olmak üzere Ortadoğu pazarında yer aldık. Bu yıl Avrupa pazarına girerek bu rakamı daha da yükseklere taşımayı hedefliyoruz” dedi.

Ford ve Google’dan iş birliği: Otomotiv sektöründe inovasyonu hızlandıracak, bağlantılı araç deneyimini baştan tasarlayacaklar.

Ford ve Google’dan iş birliği:

Otomotiv sektöründe inovasyonu hızlandıracak, bağlantılı araç deneyimini baştan tasarlayacaklar 

  • Ford ve Google, Ford müşterilerine benzersiz mobilite hizmetleri sunmak ve Ford’un dönüşüm planını hızlandırmak için türünün ilki olan bir iş birliği gerçekleştirdiklerini duyurdu.
  • Ford, iş birliği kapsamında Google’ın veri, yapay zeka (AI) ve makine öğrenimi (ML) alanlarındaki uzmanlığından yararlanmak üzere Google Cloud’u bulut sağlayıcısı olarak tercih etti.
  • Altı yıllık iş birliği kapsamında 2023 yılından itibaren tüm fiyat seviyeleri dahil olmak üzere gelecekteki milyonlarca Ford ve Lincoln modelinde, entegre Google uygulamaları ve hizmetleri Android tarafından sağlanacak.
  • Yenilikçi bir yaklaşımla güçlerini birleştiren Ford ve Google, kişiselleştirilmiş müşteri deneyimini tamamen yeni bir boyuta taşımayı hedefliyor. İki şirket, bu doğrultuda tamamen veriye dayalı çözümleri artıracak ‘Team Upshift’ adında yeni bir ortak çalışma grubu da kuruyor.

Ford ve Google, Ford’un dönüşüm stratejisini hızlandırmak ve bağlantılı araç deneyimini yeni ve benzersiz bir boyuta taşımak için özel bir stratejik ortaklık kurduklarını duyurdu. Ford aynı zamanda Google’ın veri, yapay zeka (AI) ve makine öğrenimi (ML) alanlarındaki uzmanlığından yararlanmak üzere Google Cloud’u bulut sağlayıcısı olarak kullanacak. 6 yıllık ortaklık kapsamında; 2023 yılından itibaren Ford ve Lincoln araçlarında entegre Google uygulamaları ve hizmetleri, Android tarafından desteklenecek.

Yenilikçi bir yaklaşımla hareket eden Ford ve Google, Team Upshift adında yeni bir ortak çalışma grubu kuracaklarını da duyurdu. İki şirketin bilgi ve becerilerini bir araya getiren yeni oluşum, Ford’un dönüşümünü hızlandıran, kişiselleştirilmiş tüketici deneyimini tamamen yeni bir boyuta taşıyan veriye dayalı çözümler sunacak. Bu yenilikçi çözümler; müşterilere araç satın alırken yeni alışveriş deneyimleri geliştirilmesi, veriye dayalı yeni satın alma teklifleri oluşturulması ve daha fazlasını içeriyor.

Ford Başkanı ve CEO’su Jim Farley, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede “Ford, elektrifikasyon stratejisi kapsamında, bağlanabilirlik ve otonom sürüş konusunda tarihin en önemli dönüşümüne öncülük ederken, Google bir araya gelerek, kullanıcılarına benzersiz bir deneyimi sunacak ve işimizi modernize edecek bir inovasyon gücünü de oluşturuyor” diye konuştu.

“Ford, yaklaşık 120 yıldır ilk montaj hattından en güncel sürüş destek teknolojilerine kadar, otomotiv endüstrisine yenilikçi çözümleriyle yön veriyor” diyen Google ve Alphabet CEO’su Sundar Pichai ise, “Ford’un dönüşümünü hızlandırmak ve insanların yolda güven içinde ve bağlantıda olmasını sağlayan otomotiv teknolojileri sunmak için Google’ın gelişmiş yapay zeka, veri analizi, bilgi işlem ve bulut platformlarını sunmaktan gurur duyuyoruz” dedi.

Bu yılın sonlarından itibaren bulut sağlayıcısı olarak devreye girecek olan Google, Ford’un dijital dönüşümünü hızlandırmak, operasyonlarını modernleştirmek ve güvenilir ve emniyetli bulutu ile bağlantılı araç teknolojilerini güçlendirmek için Google Cloud’un yapay zeka (AI) ve makine öğrenimi (ML) ve veri analizi teknolojilerinden yararlanmasına yardımcı olacak. Ford, Google Cloud platformu ile şunları yapmayı planlıyor;

  • Yenilikçi teknoloji ve kişiselleştirilmiş hizmetler ile müşteri deneyimlerini daha da iyileştirmek,
  • Personel eğitimi ve daha güvenilir tesis ekipmanı performansı için Vision AI (Yeni Nesil Görsel Tanıma) araştırmaları da dahil, ürün geliştirme, üretim ve tedarik zinciri yönetiminin modernizasyonunu hızlandırmak,
  • Müşterilere bakım veya takas önerilerinin yapılması gibi gerçek zamanlı bildirimlerle sonuçlanan veriye dayalı iş modellerinin uygulanması.

2023’ten itibaren Ford müşterileri yararlanmaya başlayacak

Ford ve Google, sürücülerin dikkatinin dağılmasını en aza indirmek ve güncellemelerle müşterilerine, keyifli, daha güvenli ve daha verimli bağlantılı araç deneyimleri sunmak için ortak bir vizyon ortaya koyuyor. Ford ve Lincoln müşterileri 2023 yılından itibaren, Android işletim sistemi üzerine inşa edilen benzersiz dijital deneyimlerden, küresel harita ve ses teknolojisini içeren entegre Google uygulamaları ve hizmetlerinden yararlanmaya başlayacaklar;

  • Sürücüler, halihazırda ‘Google Asistan’ ile işlerini sesleriyle yaparak gözlerini yoldan ve elleri direksiyonda ayırmadan sürüş yapabilecek,
  • ‘Google Haritalar’ ile gerçek zamanlı trafik bilgisi, otomatik yeniden rota belirleme, şerit yönlendirmesi ve daha fazlasıyla hedeflerine daha hızlı ulaşabilecek,
  • ‘Google Play’ ile müzik, podcast, sesli kitap ve daha fazlasını dinlemek için en sevdikleri uygulamalara erişebilecek. Bu uygulamalar araç içi kullanım için optimize ve entegre edilmiş bulunuyor.

İş birliği ile Android, Ford ve üçüncü taraf geliştiricilerin sürekli gelişen ve daha kişiselleştirilmiş bir kullanıcı deneyimi sağlayan uygulamalar geliştirmesine de olanak tanınıyor. Herkesin sahip olması gereken, Ford’a özel ürün ve hizmetler yaratmaya verdikleri önemi vurgulayan Farley “Bu entegrasyon, ekiplerimiz Ford ve Lincoln müşterileri için yenilikler geliştirirken, Google’ın birinci sınıf uygulama ve hizmetlerine de erişimini sağlayacak” dedi.

Geminin Açık Denizlerde Kaçırılması Navlun Sigortası Kapsamında mıdır?

NAVLUN SİGORTASI NEDİR?

Taşıma sırasında meydana gelebilecek muhtemel riskleri azaltmak için alıcı veya satıcı sigorta yapmak sureti ile taşımadan kaynaklı rizikoların bir nebze önüne geçmiş olabilecektir. Taşıma sigortası yaptırmak bu alandaki riskleri tamamen sıfırlayacak mı dersiniz? Taşıma sigortasına ne kadar hakim olunursa, kurallar ne kadar iyi bilinirse, taşıma sigortası kapsamındaki riskler de tamamen yok edilemese de ciddi anlamda azaltılabilir.  Dış ticaret risklerinden bir tanesi olan taşıma riskini azaltan navlun sigortaları, malların taşınması sırasında, taşımadan kaynaklı hasar, zarar ve ziya oluşması halinde navlun sigortaları hasar ödemesi yapar. Ancak malın bozulması, çürümesi veya kokması halinde oluşan rizikolar taşımadan kaynaklı bir riziko sayılmadığından sigorta şirketleri hasar ödemesi yapmamaktadır.

NAVLUN SİGORTASINDA, SİGORTA ŞİRKETLERİNİN ÖDEME YAPMAYACAĞI DURUMLAR

Ayrıca aşağıdaki durumlarda sigorta şirketleri kesinlikle hasar ödemesi yapmamaktadırlar;

  • Sigortalının bilerek yaptığı harekete yüklenebilen zıya, hasar veya masraflar,
  • Sigorta edilen emtianın kendi doğal özelliğinden kaynaklanan akması, olağan ağırlık veya hacim kaybı ya da aşınma ve  yıpranması,
  • Sigorta edilen Emtianın ambalajlanma veya hazırlanmasındaki yetersizlik ya da uygunsuzluğun neden olduğu zıya, hasar veya masraflar,
  • Emtianın standartlara Uygun olmayan ambalajlama veya istiflenmesi,
  • Sigorta edilen şeyin gizli kusuru [ayıbı] veya niteliğinin neden olduğu ziya, hasar veya   masraflar,
  • Sigorta kapsamındaki bir tehlikeden olsa bile  yakın nedeni gecikme olan zıya, hasar  veya masraflar,
  • Gemi sahibi, gemi idarecileri, kiracıları veya işleticilerinin mali kusuru veya ödeme gücünü  yitirmesinden doğan ziya, hasar veya masraflar

GEMİNİN KORSANLARCA AÇIK DENİZLERDE KAÇIRILMASI HALİNDE SİGORTA ŞİRKETLERİNİN TAVRI NE OLUR?

All Risks sigortaları genelde sigortalılarca, akla gelebilecek tüm zararların karşılandığı bir sigorta türü olarak algılanır. Bu poliçeler risklere karşı bir çok teminatı yapısında bulundurmasına rağmen akla gelebilecek her türlü hasarı karşılamaz. Poliçe üzerinde belirtilen teminatlar, hasar durumunda poliçe genel şartları ve özel şartlarına göre sigortalının zararını karşılar. Bu nedenle poliçenizi yaptırırken, ödediğiniz prim karşısında hangi risklere karşı güvence satın aldığınızı bilmek, sonradan hayal kırıklığına uğramamanız için en sağlıklı yoldur. Bu sistem aslında satın aldığımız her ürün ve hizmet için geçerlidir.

Poliçelerimiz “ALL RISKS” olmalı. Nakliyat  “All Risks” sigortaları herhangi bir emtianın bir yerden, bir yere nakil vasıtasıyla taşınması sırasında meydana gelebilecek zararlara karşı oluşturulmuş bir sigorta türüdür. Emtiayı taşıyan nakil vasıtası, onu taşımaya uygun özelliklere sahip herhangi bir kara, hava, demiryolu veya deniz nakil vasıtası olabilir ve sigorta, malın sahibi, satıcısı veya o malda menfaati olan herhangi bir kimse tarafından sefer / taşıma esasıyla yaptırılır.

GEMİNİN KAÇIRILMASI

Sigorta şirketleri malları taşıyan geminin açık denizlerde korsanlar tarafından kaçırılma risklerine karşı teminat vermemeye çalışmaktadır.

Malların taşınması sırasında, geminin açık denizlerde korsanlar tarafından kaçırılması, malların ganimet gibi gasp edilmesi olası riskler arasında görülebilir. Sigorta şirketleri malları taşıyan geminin açık denizlerde korsanlar tarafından kaçırılma risklerine karşı teminat vermemeye çalışmaktadır. Kaldı ki poliçeler All Risks olarak düzenlense de geminin kaçırılması ve mallara el konulması risklerini teminat dışında tutmayı tercih etmektedir.

Türkler Veri Kaybında Çabuk Panik Oluyor

Dikkat, Alışverişinize Corona Virüsü Bulaşmasın

2020 yılı veri kayıplarında ciddi artışların görüldüğü bir yıl oldu. Özellikle uzaktan çalışmanın birçok alanda yerleşmesi ile birlikte kişisel cihazlardan veri kurtarma taleplerinin arttığını belirten Veri Kurtarma Hizmetleri Genel Müdürü Serap Günal, Türkiye’de en çok hard disk, laptop ve telefonlardan veri kurtarma talebinin görüldüğünü aktarıyor.

Global ölçekte yaşanan pandemi süreci, iş akışlarını ve organizasyonel yapıları değiştirirken veri kurtarmaya yönelik taleplerin de artmasına neden oldu. Eski normalde daha çok kişisel verilere yönelik kurtarma taleplerinin gerçekleştiğini ancak yeni normal ile birlikte bu taleplerin arasına şirket verilerinin de yoğun şekilde dahil olduğuna dikkat çeken Veri Kurtarma Hizmetleri Genel Müdürü Serap Günal, çoğunluğunun kullanıcı hatalarından kaynaklandığı veri kayıplarının Türkiye özelindeki genel görünümünü özetliyor.

Verilere Ulaşılamadığında Çabuk Panik Olunuyor

Teknolojik gelişmelerin getirdiği en büyük avantaj veriyi oluşturma ve ona ulaşmada büyük kolaylıklar sağlaması oluyor. Bu gelişmelere de hızlıca adapte olabilen Türk insanın ise tek dezavantajı kullandığı dijital cihazlarda verileri korumadaki bilinçsizliği olarak görülüyor. Birçok hard disk, laptop ve telefonlardaki kişisel veriler için gerekli koruma önlemlerine kullanıcıların dikkat etmediğini aktaran Serap Günal, panik olma ve umutsuzluğa kapılma konusunda Türk kullanıcıların ciddi endişeler taşıdıklarına tanık olduklarını belirtiyor.

Fotoğraf ve Videoların Yanı Sıra Şirket Verileri de Büyük Önem Taşıyor

Yeni normaldeki uzaktan çalışma sistemine geçiş ile birlikte birçok çalışanın şirket verilerine kişisel cihazları üzerinden erişim sağladığı görülüyor. Eski normalde, daha çok fotoğraf ve videolar için veri kurtarma talebini ileten kullanıcıların daha yoğun olduğunu aktaran Serap Günal, pandemi ile birlikte bu taleplerin arasına şirket verilerinin de girdiğini ifade ediyor. Kullanıcılardan önce verilerine ulaşamadıklarına dair şaşkınlık içeren mesajlar aldıklarını, daha sonrasında kullanıcı hatası nedeniyle sorunların gerçekleştiğini anladıklarında ise bu duygu durumunun endişe ve yardım talepleriyle şekillendiğini belirten Günal, profesyonel veri kurtarma hizmetlerinin bu süreçte verileri kurtarabildiğini ancak bireysel olarak kullanıcıların başvurdukları profesyonel olmayan müdahalelerin ise veri kayıplarının ciddi oranda artmasına neden olduğuna dikkat çekiyor.

Müdahalede Bulunmaktan Kaçının

Cihazlarla ilgili sorunlar yaşandığında tüm uzmanların genel görüşü kullanıcıların yanlış müdahalelerde bulunduğuna yönelik. Verilerin çoğu cihazlara gerçekleştirilen yanlış müdahalelerden dolayı kurtarılamıyor. Bir eylemin sonucunda başarı elde edildiği düşünülen herhangi bir profesyonel olmayan tekniğin verileri yok edeceğini aktaran Veri Kurtarma Hizmetleri Genel Müdürü Serap Günal, verilerin kurtarılması için uzmanlardan ve standartları yüksek laboratuvarlara sahip veri kurtarma merkezlerinden destek almanın gerekli olduğunu belirtiyor.