Bilişimin Yıldızları: Rüzgar Uygun, Peki Firma Hazır mı?

Turquality Danışmanlığı Haber Bilişimin Yıldızları Rüzgar Uygun, Peki Firma Hazır Mı

E-Turquality Bilişimin Yıldızları: Rüzgar Uygun, Peki Firma Hazır mı?

Turquality Danışmanlığı Haber Bilişimin Yıldızları Rüzgar Uygun, Peki Firma Hazır Mı2026’nın ilk yarısı, Türk teknoloji ihracatı için arka arkaya gelen üç güçlü sinyalle açıldı. Nisan sonunda yayımlanan bir Cumhurbaşkanı Kararı, yazılım ve mühendislik gibi nitelikli hizmetlerin ihracatından elde edilen kazançtaki vergi indirimini yüzde 100’e çıkardı ve bu kalemleri fiilen vergi dışına taşıdı. Şubat ayında atılan bir başka imzayla dijital oyun, görsel efekt ve dijital sanat gibi kreatif alanlar hizmet ihracatı destek sistemine dahil edildi ve ülke “Created in Türkiye” vizyonunu telaffuz etmeye başladı.

Aynı haftalarda İstanbul merkezli bir oyun stüdyosu, kuruluşundan yalnızca bir yıl sonra 1 milyar dolar değerlemeye ulaşarak ülkenin yedinci unicornu oldu. Tablo, rüzgarın uzun süredir ilk kez bu kadar net biçimde Türk teknolojisinden yana estiğini gösteriyor. Yine de bütün bu ivmenin altında sorulması gereken sade bir soru var. Açılan bu geniş kapı, bir yazılım firmasını kendiliğinden küresel bir markaya dönüştürüyor mu. E-Turquality, yani Bilişimin Yıldızları programı, tam da bu sorunun yanıtının arandığı resmi çerçeve olarak önümüzde duruyor.

Rüzgarın Yönü Türkiye’den Yana

Önce manzaranın parlak tarafını net görmekte fayda var. Hizmet ihracatı tarafındaki vergi avantajı 2023’te yüzde 80’e çıkarılmış, 30 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararıyla yüzde 100’e tamamlanmıştı. Buna göre yazılım, mühendislik ve tasarım gibi alanlarda yurt dışına verilen hizmetin kazancı, gelirin Türkiye’ye getirilmesi koşuluyla beyanname üzerinde tümüyle indirilebiliyor. Kreatif endüstriler kararı ise oyun ve görsel efekt başta olmak üzere yaratıcı üretimi yüksek katma değerli hizmet ihracatının bir parçası olarak yeniden tanımladı. Tablonun büyüklüğü de iddiayı destekliyor, çünkü sektör temsilcileri bugün 5 milyar dolar bandındaki bilişim ihracatını birkaç yıl içinde 10 milyar dolara, yani küresel pazardan yüzde 1 paya taşımayı hedefliyor. Yapay zeka ise tek başına bir dikey olmaktan çıkıp bankacılıktan perakendeye kadar her sektörün iş yapma biçimini yeniden kuran bir altyapıya dönüşmüş durumda. Devletin ve pazarın sunduğu fırsat penceresi bu kadar genişken, belirleyici olan firmanın bu pencereden içeri girecek donanıma sahip olup olmadığıdır.

Bilişimin Yıldızları Programının Asıl Ölçtüğü

E-Turquality programı, ismini taşıdığı klasik Turquality’nin teknoloji tarafındaki kardeşi gibi düşünülebilir. Bir firmanın programa kabul edilebilmesi için önce ayrıntılı bir ön incelemeden geçmesi gerekiyor ve bu incelemenin kapsamı, programın felsefesini açık ediyor. Değerlendirme yalnızca ürünün teknik kalitesine bakmıyor. Firmanın misyon ve vizyonu, ürün ve hizmet portföyü, strateji ve kurumsal performansı, finansal performansı, operasyon yönetimi, pazarlama, satış ve marka yönetimi becerileri, yönetişimi ve insan kaynakları masaya yatırılıyor. Listenin sonunda ise programın iddiasını özetleyen iki başlık duruyor, uluslararasılaşma ve unicorn olma potansiyeli. Tartılan şey, firmanın bir ürünü küresel pazarda konumlandıracak, fiyatlayacak, finanse edecek ve yönetecek olgunluğa erişip erişmediği. Program bir şirketi, yazdığı kodun parlaklığından çok onu ayakta tutan kurumsal mimarinin sağlamlığıyla tartıyor. Ön inceleme için ödenen ciddi bedelin ve reddedilen firmanın altı ay boyunca yeniden başvuramamasının altında da bu mantık yatıyor.

Mühendislik Gücü ile Kurumsal Olgunluk Arasındaki Mesafe

Programın bu kadar geniş bir olgunluk haritası çıkarması rastlantı değil, çünkü sektörün kendi içinden yükselen sesler de aynı boşluğu işaret ediyor. Hizmet İhracatçıları Birliği’nin yöneticileri, Türkiye’nin teknoloji altyapısının güçlü olduğunu, asıl eksiğin kurumsallaşma ve sürdürülebilir ihracat kültürü olduğunu söylüyor. Bilişim sanayisinin temsilcileri ise daha somut konuşuyor, çünkü onlara göre iyi teknoloji üretmek tek başına yetmiyor, o teknolojiyi ürünleştirmek, doğru pazarda konumlandırmak, alıcıda güven oluşturmak ve sürdürülebilir bir satış yapısı kurmak gerekiyor. Bunların tamamı, mühendislik biriminin omuzlarından taşıp yönetim masasına oturan sorular. Bilişim 500 araştırmasının ortaya koyduğu eğilim de tabloyu tamamlıyor, çünkü sektör hızla büyürken uzman insan kaynağına erişim giderek zorlaşıyor ve nitelikli ekip kurmak başlı başına bir rekabet alanına dönüşüyor. Büyük teknoloji kuruluşlarının yöneticileri bile, ülkede yetkin mühendis bulunduğunu ama esas meselenin zihniyet ve kültür dönüşümü olduğunu vurguluyor. Türkiye’nin elinde güçlü bir mühendislik gücü var, mesafe ise bu gücü küresel bir markaya çeviren ticari ve yönetsel katmanda açılıyor. Bir firma kusursuz bir oyun ya da kurumsal yazılım geliştirebilir, ancak onu yirmi farklı ülkede fiyatlandıracak, lisanslayacak, destekleyecek ve marka olarak büyütecek yapı çoğu zaman aynı hızla olgunlaşmıyor.

Stratejik İş Planı Bir Sınav Niteliğinde

Programın firmadan beklediği olgunluk, en somut halini stratejik iş planı zorunluluğunda buluyor. Kapsama alınan her şirket belirli bir süre içinde bu planı hazırlayıp Genel Müdürlüğe sunmak zorunda ve plan onaylanmadan tek kuruş destek ödemesi yapılmıyor. Planın içeriği de hafife alınacak gibi değil, çünkü firmanın mevcut konumu, vizyonu, kurumsal stratejileri, operasyon ve destek süreçleri, organizasyon yapısı ve teknolojik yetkinlikleri ayrıntısıyla inceleniyor, uluslararası en iyi uygulamalarla karşılaştırılıyor ve buradan ölçülebilir hedeflerle performans göstergeleri çıkarılıyor. Stratejik iş planı, firmadan önce kendini dürüstçe tanımasını isteyen bir aynaya dönüşüyor. Kendi finansal tablosunu okuyamayan, hedef pazarını tanımlayamayan ya da operasyonunu sayısallaştıramayan bir şirket, bu planı doldurmakta zorlanıyor. Kapsama alındıktan sonra planı zamanında sunamayan firmanın destek dışında kalabilmesi de işin ciddiyetini gösteriyor. Süreç hazırlıklı firmayı ödüllendirirken, yalnızca teşvike ulaşmak için kapıya gelen firmayı daha eşikte eliyor.

Unicorn Potansiyeli Bir Slogan Olmaktan Çıkınca

Programın değerlendirme listesindeki o çarpıcı başlığa, unicorn olma potansiyeline geri dönelim. Bu ifade ilk bakışta iddialı bir slogan gibi okunabilir, oysa arkasında somut bir gerçeklik var. Türkiye’nin bugüne kadar çıkardığı yedi unicornun üçü doğrudan oyun sektöründen geldi ve en yenisi, kuruluşundan bir yıl sonra milyar dolarlık değerlemeye ulaştı. Bu hikayeler küresel ölçeğin Türk firmaları için artık ulaşılmaz olmadığını gösterirken, o ölçeğe çıkmanın bedelini de anlatıyor. Sektörün deneyimli isimleri, büyümenin yolunun ölçeklenmeden ve gerektiğinde sınır ötesi birleşme ve satın almalardan geçtiğini söylüyor. Programın kapsamı da bu vizyona uygun biçimde genişliyor, çünkü yurt dışındaki bir markanın, oyunun ya da yazılımın satın alınmasına yönelik danışmanlık desteği bile bu çatının altında yer alıyor. Böyle bir hamlenin altından kalkmak, sağlam bir finansal yapı, kurumsal yönetişim ve fikri mülkiyet yönetimi gerektiriyor. Unicorn potansiyeli sözü, aslında finansal okuryazarlıktan marka yönetimine uzanan bir kurumsal olgunluğun kısaltmasıdır.

Turquality Danışmanlığı Haber Bilişimin Yıldızları Rüzgar Uygun, Peki Firma Hazır MıGeriye sade bir tablo kalıyor. Rüzgar gerçekten Türk teknolojisinden yana esiyor, teşvikler tarihin en cömert noktalarından birinde, teknolojik altyapı ve mühendislik gücü ise fazlasıyla mevcut. Bütün bu hazır zeminin üzerinde farkı yaratacak tek değişken, firmanın kendi iç olgunluğu. Bilişimin Yıldızları programı bir şirkete yıldız olma fırsatını sunarken, o yıldızı parlatacak donanımı firmanın kendisinden bekliyor. Bu fırsat penceresinden geçecek olanlar, yetkinliğini bugünden inşa etmeye başlayan firmalar olacak. Pencere açık ve rüzgar uygun, geri kalanı içeride verilen kararların meselesi.


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun Turquality, satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Turquality, Satın Alma, Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız.

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Eğitim içeriklerini görmek için başlıklara tıklayınız.

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)

☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün) 

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

 Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Kuruma özel program talepleri için: egitim@satinalmadergisi.com

C Level Pazarlık Eğitimi
C Level Pazarlık Eğitim Broşürünü İndirmek için Tıklayınız. PDF – Broşür——————————————————————————————————————————————-

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

Emisyon Hesaplama Rehberi Scope 3
Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Rehberi için tıklayınız.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ


 

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Pazarlık Anketini Yapın Müzakere Stilinizi Görün

PAZARLIK PROFİLİ ANKETİ

  • 4 Müzakereci Profilinden Hangisisiniz?
  • Pazarlık Stilinizi Keşfedin: Skorunuzu Görün
  • Ekip Profilinizi Ölçün, Gelişim Planınızı Başlatın
  • Sahada, Müzakerelerde Daha Net, Daha Hızlı, Daha Etkili Sonuç Alın

 

İş Bulmacaları Kelime Oyunları
İş Bulmacaları Kelime Oyunları

İş Bulmacaları Kelime Oyunları

Özel İş Bulmacaları. Meydan okumayı sevenleri 17 ayrı bulmaca bekliyor.
Online veya PDF üzerinde çözebilirsiniz. Kolaylıklar dileriz.

Tezmaksan’dan fabrikaların görünmeyen kayıplarına dijital röntgen

Kapasitematik 6

Tezmaksan, yerli dijital üretim takip platformu Kapasitematik V2 ile sanayide veri odaklı dönüşümü yeni bir aşamaya taşıyor. Üretim sahalarındaki görünmeyen kayıpları gerçek zamanlı verilerle görünür hale getiren platform; marka bağımsız makine izleme altyapısı, yapay zekâ destekli analiz sistemleri ve yeni nesil entegrasyon modülleriyle fabrikaların üretim reflekslerini anlık olarak takip edebilmesini sağlıyor. Kapasitematik V2’nin üretim sahasında yarattığı etkiyi ‘karanlıkta ilerleyen fabrikalara ışığı tutmak’ olarak tanımlayan şirket, platformu kullanan işletmelerde plansız duruş sürelerini yüzde 20 ila 30 oranında azaltıyor. Tezmaksan, 2026 yılında 1.000 makine ağına ulaşmayı, üretim süreçlerini daha öngörülebilir, daha verimli ve daha sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlıyor. 

Sanayide uzun yıllar boyunca üretim performansı, operatör deneyimi, manuel takip yöntemleri ve gün sonu raporlarıyla yönetiliyordu. Ancak artan rekabet, enerji maliyetleri ve verimlilik baskısı, fabrikaları artık daha görünür, daha öngörülebilir ve daha veri odaklı bir üretim modeline yönlendiriyor. Türkiye sanayisinin dijital dönüşüm yolculuğunda kritik bir rol üstlenen Tezmaksan, yerli üretim yönetim platformu Kapasitematik V2 ile 2026 yılına güçlü hedeflerle giriyor. Tezmaksan, üretim sahalarındaki görünmeyen kayıpları görünür hale getiren Kapasitematik V2 ile yıl sonunda 1.000 makine ağına ulaşmayı hedefliyor. Makinelerden gelen veriyi anlamlı içgörülere dönüştüren Kapasitematik V2, üretimde görünmeyen kayıpları ortaya çıkararak, fabrikalara kendi operasyonlarının canlı bir röntgenini sunuyor.

“2026, üretim kültürünün yeniden tanımlandığı bir dönüşüm yıl olacak”

Tezmaksan Grup Ceosu Hakan Aydoğdu
Tezmaksan Grup Ceosu Hakan Aydoğdu

Tezmaksan Grup CEO’su Hakan Aydoğdu, üretim dünyasında artık makine parkurunun değil, veriyi anlamlandırma kapasitesinin de rekabet avantajı oluşturduğuna dikkat çekti. 2026 yılının kendileri için sadece bir büyüme dönemi değil, üretim kültürünün yeniden tanımlandığı bir dönüşüm yılı olacağına dikkat çeken Aydoğdu, “Kapasitematik V2 ile fabrikaların sadece makinelerini değil, üretim reflekslerini de görünür hale getiriyoruz. Daha önce karanlıkta ilerleyen birçok üretici, bugün fabrikasının röntgenini gerçek zamanlı olarak görebiliyor. Bu dönüşümün sonunda, 1.000 makinenin bağlı olduğu dev bir üretim takip platformu oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.

“Klasik üretim takip anlayışının artık yeterli olmadığının farkındayız”

Kapasitematik V2’nin geliştirme yol haritasında bu yılın en önemli başlıklarının arasında ‘kesintisiz veri’, ‘erişilebilirlik’ ve ‘yapay zekâ destekli üretim yönetimi’nin yer aldığına dikkat çeken Aydoğdu, “Sistem, MTConnect altyapısı sayesinde marka bağımsız şekilde CNC makinelerinden veri toplayabiliyor. Böylece hem üreticilerin donanımsal ve yazılımsal bariyerlerini ortadan kaldırıyor hem de farklı marka ve yaş gruplarındaki makinelerin aynı dijital ekosistem içerisinde izlenebilir hale gelmesini sağlıyor. Tezmaksan olarak, klasik üretim takip anlayışının artık yeterli olmadığının farkındayız. Sanayide yeni dönem, elde edilen verinin ne söylediğini anlayabilmek üzerine kurulu. Biz üretimde insan deneyimi ile yapay zekayı aynı masada buluşturan yeni bir dönemin hazırlığını yapıyoruz” diye konuştu.

Alarm, kalite kontrol ve SAP entegrasyonları devreye alınıyor

Kapasitematik V2’nin uçtan uca dijitalleşme vizyonu doğrultusunda üç yeni stratejik modülü de devreye almaya hazırlandıklarına dikkat çeken Aydoğdu, “Yeni Alarm Modülü ile olası arıza ve plansız duruşların önceden tespit edilmesini hedefliyoruz. Kalite Kontrol Modülü sayesinde hem üretim miktarı hem de ürün kalitesi anlık olarak takip edilebiliyor. SAP entegrasyonları ise sahadan toplanan üretim verisini ERP süreçleriyle birleştirerek yönetim katındaki karar alma süreçlerini hızlandırıyor. Üretimde görünmeyen kayıplar, şirketler açısından ciddi maliyet oluşturuyor. Fabrikalardaki en büyük maliyet kalemlerinden biri, çoğu zaman görünmeyen kayıplardan oluşuyor. Dakikalar içinde yaşanan mikro duruşlar, plansız beklemeler ve verimsizlikler zamanla devasa maliyetlere dönüşüyor. Kapasitematik V2 tam da bu noktada üretimin görünmeyen tarafını görünür hale getiriyor” diye konuştu.

Kapasitematik 6

“Kapasitematik V2, plansız duruş sürelerinde yüzde 20 ila 30 arasında azalma sağlıyor”

Kapasitematik V2’nin tamamen yerli mühendislik gücüyle geliştirildiğine dikkat çeken Tezmaksan Grup CEO’su Hakan Aydoğdu, şu açıklamalarda bulundu: “Teknoloji, gelecek vizyonumuzda önemli bir konumda. Yerli yazılımla hayata geçirdiğimiz Kapasitematik V2, müşterilerimiz için hız, güvenlik ve adaptasyon kabiliyeti anlamına geliyor. Türk sanayisinin üretim alışkanlıklarını, saha reflekslerini ve ihtiyaçlarını en iyi yine bu coğrafyanın mühendisleri anlıyor. Yerli yazılım altyapımız sayesinde fabrikaların taleplerine çok daha hızlı adapte oluyor, entegrasyon süreçlerini minimum sürede tamamlıyoruz. Ayrıca verinin yerli sunucularda güvence altında tutulması, üreticilere siber güvenlik ve KVKK süreçlerinde ciddi bir güven alanı sağlıyor. Kapasitematik V2 kullanan işletmelerin geri bildirimlerden, dijital dönüşüm yatırımlarının sahadaki karşılığını aldığını görüyoruz. Platform sayesinde görünmeyen duruşlar tespit edilebiliyor, operatör verimlilikleri şeffaflaşıyor ve plansız duruş sürelerinde yüzde 20 ila 30 arasında azalma sağlanabiliyor. Müşterilerimize sadece veri takip eden bir sistem değil, üretimi optimize eden, maliyetleri düşüren ve karar süreçlerini hızlandıran bir iş ortağı sunuyor. Bu kapsamda sadece dijitalleşme değil, üretimin hafızasını oluşturan bir teknoloji altyapısı kurmayı hedefliyoruz.”

Kırtasiye sektörü 2025-2026 eğitim öğretim yılında ciro bazlı büyümesini devam ettirdi

Kalem Defter (1)

Okullarda son ders zilinin çalmasıyla birlikte 2025-2026 eğitim öğretim yılı sona ererken yaklaşık 18 milyon öğrenci için yaz tatili başladı. Kırtasiye sektörü açısından hareketli fakat temkinli geçen eğitim öğretim yılına dair değerlendirmede bulunan TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, sektörün ciro bazında büyümesini sürdürdüğünü ve tüketici tarafında en belirgin eğilimlerin “fiyat”, “performans dengesi” ve “güvenli ürün hassasiyeti” olduğunu vurguladı.

Kırtasiye sektörünün çatı kuruluşu Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD), sona eren 2025-2026 eğitim öğretim yılının ardından sektörel durum raporunu ve gelecek dönem öngörülerine dair bilgiler paylaştı. Özellikle okul açılış döneminde defter, kalem, boya grupları, okul çantası ve matara gibi temel ihtiyaçlarda güçlü bir talep yaşanırken makroekonomik dengeler alışveriş alışkanlıklarını da yıl içinde dönüştürdü. Tüketiciler bunun yanında yıl içinde alışveriş alışkanlığında planlı hareket etti.

Tüketicinin satın alma davranışı fiyat-performans odaklı şekilleniyor

2025-2026 eğitim öğretim yılının kırtasiye sektörü için hareketli olduğu kadar temkinli geçtiğini de belirten TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, “Geçtiğimiz yılla kıyaslama yaparsak sektörümüzde ciro bazlı büyüme devam etti. Ancak ilgili büyümenin önemli bir kısmı maliyet artışlarından ve raf fiyatlarına yansıyan güncellemelerden kaynaklandı. Adet bazında bakıldığında ise daha dengeli, hatta bazı ürün gruplarında daha seçici bir alışveriş davranışı gördük. Tüketiciler artık daha planlı alışveriş yapıyor, ihtiyaç dışı ürünlerde daha temkinli davranıyor. 2025-2026 döneminde ithalat, üretim, ham madde, enerji, işçilik, kur ve lojistik maliyetleri de raf fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam etti. Sektörümüz mümkün olduğunca bu artışların tamamını tüketiciye yansıtmamaya çalıştı. Ancak özellikle ithal girdi oranı yüksek ürünlerde fiyat güncellemeleri kaçınılmaz hale geldi.” dedi.

Yaz döneminde rotayı hobi ve sanat ürünleri belirliyor

Yaz tatilinin başlamasıyla birlikte sektördeki talepte de bir değişim yaşandığını ifade eden Keresteci, şu açıklamaları yaptı: “Okulların açık olduğu dönem boyunca en güçlü talebin temel kırtasiye ürünlerinde, güvenli ve markalı ürünlerde, lisanslı ürünlerde ve okul destek materyallerinde yaşandığını gördük. Tüketici tarafında en belirgin eğilim fiyat, performans dengesi ve güvenli ürün hassasiyeti oldu. Okulların kapanmasıyla birlikte sektör elbette tamamen durmuyor, sadece talebin yönü değişiyor. Yaz döneminde okul alışverişi yerini yaz okulları, kurslar, sanat atölyeleri, hobi ürünleri, boyama setleri, oyun ve etkinlik materyalleri ile ofis kırtasiyesi ürünlerine bırakıyor. Özellikle çocukların tatil dönemini üretken geçirmesine katkı sağlayan boyama, el işi, yaratıcı etkinlik ve sanatsal ürün gruplarında hareketlilik devam ediyor.”

2026-2027 eğitim öğretim döneminde sınırlı fiyat düzenlemeleri gündemde

Değerlendirmesinde gelecek eğitim öğretim yılına dair öngörüleri de paylaşan Keresteci, “2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde maliyet baskısının tamamen ortadan kalktığını söylemek pek de mümkün değil. Bu sebeple ürün gruplarına göre değişmekle birlikte sınırlı fiyat düzenlemeleri gündeme gelebilir. Bir okul çantasının dolum maliyeti öğrencinin sınıf düzeyine, ihtiyaç listesine, tercih edilen marka ve ürün kalitesine göre değişiyor. Geçtiğimiz yıla kıyasla daha yüksek bir sepet maliyeti oluşması beklenebilir elbette ancak burada geniş bir fiyat aralığı olduğunu da özellikle belirtmekte fayda var. Kırtasiye sektörünün tek sivil toplum örgütü TÜKİD olarak her dönemde velilerimize tavsiyemiz güvenilir satış noktalarından, markası ve üreticisi belli, üzerinde gerekli uyarı ve etiket bilgileri bulunan ürünleri tercih etmeleridir. Kırtasiye yalnızca ticari bir alan değil çocuklarımızın eğitim hayatına, gelişimine doğrudan temas eden bir sektördür. Bu nedenle güvenli ürün, kayıtlı ticaret ve sağlıklı rekabet başlıklarını sektörümüzün öncelikli gündemleri arasında tutmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Sağlık Müdürlüğü Araç Kiralama Hizmeti ihalesinde Araç Yaşının Hesaplanması?

Sağlık Müdürlüğü Araç Kiralama Hizmeti Ihalesinde Araç Yaşının Hesaplanması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Sağlık Müdürlüğü Araç Kiralama Hizmeti ihalesinde Araç Yaşının Hesaplanması?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Müdürlüğü Araç Kiralama Hizmeti Ihalesinde Araç Yaşının Hesaplanması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; Başvuruya konu ihalenin 1’inci kısmı için sundukları kasko değer listesinde yer alan 2016 model araçların, Teknik Şartname’nin “Araçlar 11 Yaşından Gün Almamış Olacaktır” düzenlemesine uygun olmadığı gerekçesiyle ihalenin anılan kısımda tekliflerinin değerlendirme dışı bırakıldığı, idarece araç yaşı hesaplamasının mevzuata aykırı yapıldığı, Karayolu Taşıma Yönetmeliği ve emsal kurul kararları ışığında “Teklif Edilen Araç Marka Model Kasko Değer Cetveli”nde yer verilen 2016 model araçların yaş hesabı yapıldığında; model yılından sonra gelen ilk takvim yılı olan 2017 yılının aracın 1’inci yaşı olarak kabul edilmesi gerektiği, bu doğrultuda teklif ettikleri araçların 2026 yılı içerisinde henüz 10’uncu yaşını doldurmadığı, dolayısıyla 11’inci yaşından gün almadığı, idarece tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılması işleminin yerinde olmadığı, iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Şartnameler” başlıklı 12’nci maddesinde “İhale konusu mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin her türlü özelliğini belirten idari ve teknik şartnamelerin idarelerce hazırlanması esastır. Ancak, mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin özelliği nedeniyle idarelerce hazırlanmasının mümkün olmadığının ihale yetkilisi tarafından onaylanması kaydıyla, teknik şartnameler bu Kanun hükümlerine göre hazırlattırılabilir.

İhale konusu mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin teknik kriterlerine ihale dokümanının bir parçası olan teknik şartnamelerde yer verilir. Belirlenecek teknik kriterler, verimliliği ve fonksiyonelliği sağlamaya yönelik olacak, rekabeti engelleyici hususlar içermeyecek ve bütün istekliler için fırsat eşitliği sağlayacaktır…” hükmü,

“İhale ve ön yeterlik dokümanının içeriği ve idari şartnamede yer alması zorunlu hususlar” başlıklı 27’nci maddesinde “…İdari şartnamede ihale konusuna göre asgari aşağıdaki hususların belirtilmesi zorunludur:

… e) İsteklilerde aranılan şartlar, belgeler ve yeterlik kriterleri. …” hükmü,

Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Yeterliğin belirlenmesinde uyulacak ilkeler” başlıklı 28’inci maddesinin ikinci fıkrasında “Yeterlik değerlendirmesi için istenecek belgelerin ve yeterlik değerlendirmesinde aranılacak kriterlerin, ihale veya ön yeterlik ilanı ile idari şartnamede veya ön yeterlik şartnamesinde ya da davet yazısında belirtilmesi zorunludur.” hükmü,

Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliği’nin “Başvuru ve/veya tekliflerin hazırlanması ve gönderilmesi” başlıklı 10’uncu maddesinde “(1) Başvuru veya tekliflerin gönderilmesinde e-teklif kullanılır. E-teklifler; başvuru/teklif mektubu ile idari şartname düzenlemeleri esas alınarak oluşturulan ihaleye katılım belgesi ve diğer ekler kullanılarak hazırlanır ve e-imza ile imzalanarak ihale tarih ve saatine kadar gönderilir.

(2) İhaleye katılım belgesinin hazırlanmasında;

a) Doğrudan EKAP’ta oluşturulan,

b) Entegrasyonlar aracılığıyla erişilen,

c) (a) veya (b) bendi kapsamı dışındakilere ilişkin EKAP’a yüklenen, bilgi ve belgeler kullanılır. Entegrasyonlardan kaynaklanan teknik sorunlar nedeniyle gerekli bilgi ve belgelere ulaşılamaması durumunda bunlara ilişkin belgeler de (c) bendi kapsamında EKAP’a yüklenir. (c) bendi kapsamında yüklenecek belgelerde, ilgili uygulama yönetmeliğinin belgelerin sunuluş şekline ilişkin hükümleri esas alınır…” hükmü,

“Başvuru ve/veya tekliflerin değerlendirilmesi ile ihalenin karara bağlanması” başlıklı 12’nci maddesinde “(1) Teklifler açıldıktan sonra 11 inci maddenin birinci fıkrasına  göre uygun bulunmayan teklifler değerlendirme dışı bırakılır. Pazarlık usulüyle yapılan ihalelerde  son fiyat tekliflerinin alınması işlemi, elektronik eksiltme yapılan ihalelerde ise eksiltmeişlemleri; teklifi bu aşamada değerlendirme dışı bırakılmayan istekliler davet edilerek gerçekleştirilir.

(2) Birinci fıkraya göre uygun olduğu anlaşılan tekliflerden ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif olması öngörülenlerin değerlendirilmesine geçilir. Bu değerlendirme, idari şartname düzenlemeleri çerçevesinde ihaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgeler esas alınarak yapılır. Değerlendirme işlemi; aşırı düşük teklif açıklaması istenen ihalelerde, teklifi aşırı düşük olan isteklilerin tamamı için gerçekleştirilir. Belli istekliler arasında ihale usulüyle yapılan ihalelerde tüm başvurular ve/veya teklifler değerlendirilir.

(3) İkinci fıkraya göre yapılan değerlendirmede, ihaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgelerden; entegrasyonlar aracılığıyla veya EKAP ya da diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının internet sayfası üzerinden erişilebilenlerin teyit işlemi gerçekleştirilir. 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi kapsamında ihaleye katılım belgesine aktarılan belgelerden teyit edilemeyenler bu haliyle değerlendirmeye esas alınır ve ihtiyaç duyulması hali hariç bu belgelerin fiziki olarak sunulması istenmez.

(6) Değerlendirme işlemlerine, ekonomik açıdan en avantajlı teklif ile belirlenecek ise ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif tespit edilinceye kadar devam edilir.

(7) Tekliflerin değerlendirilmesi sonucunda katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin şartları sağlamadığı anlaşılan istekliler ile numune/demonstrasyon değerlendirmesi başarısız sonuçlanan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır ve bu tekliflerin değerlendirme dışı bırakılma gerekçeleri kaydedilerek EKAP üzerinden ihale komisyonu kararı oluşturulur.

İhale komisyonu kararı, komisyon üyeleri tarafından e-imza ile imzalanır ve ihale yetkilisinin onayına sunulur. İhale yetkilisi, karar tarihini izleyen en geç beş iş günü içinde, e-imza ile imzalamak suretiyle ihale kararını onaylar veya gerekçesini belirtmek suretiyle iptal eder. İhale kararının ihale yetkilisince onaylanacağı tarihte EKAP üzerinden yasaklılık teyidi yapılır.

(8) Kesinleşen ihale kararı, ihale yetkilisi tarafından onaylandığı veya iptal edildiği günü izleyen en geç üç gün içinde tüm isteklilere bildirilir.

(9) Üçüncü fıkra kapsamında fiziki olarak sunulması istenen belgeleri verilen makul süre içinde sunmayan veya belgelerin sunuluş şekline aykırı sunan istekliler ile yüklenen belgelerden farklı bir belge sunan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır ve geçici teminatları gelir kaydedilir…” hükmü,

Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin “Taşıtların yaşı, cinsi ve diğer şartlar” başlıklı 24’üncü maddesinde “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki taşımalarda kullanılacak ve yetki belgesi eki taşıt belgesine kaydedilecek veya asgari kapasite hesabında değerlendirilecek taşıtların aşağıdaki şartlara uygun olması gerekir. Buna göre;

(2) Taşıtlarla ilgili diğer hususlar:

c) Taşıtın yaşı, araç tescil belgesi kayıtlarındaki model yılından sonra gelen ilk takvim

yılı esas alınarak hesaplanır…” hükmü,

Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Hizmet alım ihalelerinde yeterliğe ilişkin diğer hususlar” başlıklı 75’inci maddesinin son fıkrasında “Kamu hizmetlerinin gerektirdiği taşıt ihtiyacının, 1/4/2006 tarihli ve 26126 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hizmet Alımı Suretiyle Taşıt Edinilmesine İlişkin Esas ve Usuller çerçevesinde araç kiralama hizmet alımı ile karşılandığı ihalelerde, isteklilerden teklifleri kapsamında ihale konusu işin yürütülmesinde kullanılacak araçlara ilişkin sayı, marka, model ve/veya ilgili diğer bilgileri gösteren listenin istenmesi gerekmektedir.” açıklaması

İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde

“2.1. İhale konusu işin/alımın;

a) Adı: ………… İl Sağlık Müdürlüğü ve Bağlı Sağlık Tesislerinin 36 Aylık Araç Kiralama Hizmeti Alım İşi

b) Türü: Hizmet alımı

c) İlgili Uygulama Yönetmeliği: Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği

ç) Miktarı:

4 Kısım Şoförlü Araç Kiralama Hizmeti Alım İşi Ayrıntılı bilgi idari şartnamenin ekinde yer almaktadır.

d) İşin yapılacağı/malın teslim edileceği yer: ………..İl Sağlık Müdürlüğü ve Teknik Şartnamede Belirtilen Sağlık Tesisleri” düzenlemesi,

“Katılım ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinde “7.1. Katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin istekliler tarafından e-teklif kapsamında sunulması gereken bilgi ve belgeler aşağıda sayılmıştır:

7.4. İsteklinin teklifi kapsamında ihaleye katılım belgesine aktarılarak sunması ve/veya sağlanması gerektiği bu şartnamenin 7 nci maddesi dışındaki maddeleri ile teknik şartnamede belirtilen belgeler ve/veya yeterlik kriterleri:

7.5. Bu Şartnamenin 7 nci maddesi dışında ihale dokümanında sayılan diğer belgeler ve/veya düzenlenen diğer yeterlik kriterleri tekliflerin değerlendirilmesinde dikkate alınmaz…” düzenlemesi,

“Kısmi teklif verilmesi” başlıklı 20’nci maddesinde “20.1. Bu ihalede kısmi teklif  verilebilir.

20.2. Bu ihaledeki kısım sayısı 4 dir. İhale kısımlarına ilişkin koşullar altta düzenlenmiştir;

İhale 4 (dört) kısımdan ibaret olup, kısımlar birbirinden tamamen bağımsızdır. Her bir kısma ayrı ayrı teklif verilebileceği gibi işin tamamına da teklif verilebilir. Her bir kısım için ayrı ayrı sözleşme imzalanabileceği gibi tamamı veya bir kaç kısmı için de sözleşme imzalanabilecektir.” düzenlemesi,

Teknik Şartname’nin “ARAÇ ÖZELLİKLERİ” bölümünde “1.Araçlar On Bir yaşından gün almamış araç olacaktır. Model tespitinde araca ait Motorlu Araç Trafik ve  Tescil belgelerindeki model esas alınacaktır.(Sözleşme süresi içerisinde Onbir yaşından günalan araç değiştirilerek yaş şartını karşılayan araç getirilecektir.)…” düzenlemesi yer almaktadır.

Başvuruya konu ihalenin ……….. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından açık ihale usulüyle elektronik ortamda gerçekleştirilen “…………. İl Sağlık Müdürlüğü ve Bağlı Sağlık Tesislerinin 36 Aylık Araç Kiralama Hizmeti Alım” ihalesi olduğu, söz konusu ihalenin 4 kısımdan oluştuğu, ihale komisyonu tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda, başvuru sahibinin teklifinin “… sunmuş olduğu kasko değer listesinde bazı araçların 2016 model olarak  sunulduğu tespit edilmiş ve teknik şartnamenin 1. Kısmının 1. Maddesine (Araçlar 11 Yaşından Gün Almamış Olacaktır) istinaden teklifi değerlendirme dışı bırakılmıştır.” gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıldığı, ………… Tem. Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin teklifinin “Yeterlilik tablosunda sunulan Kasko Değer Listesi adlı belgede firmanın listenin 2. satırında en az 3+1 Camlıvan Panelvan Tipi Camlı Koltuklu Dizel Araç isimli sunmuş olduğu araç kasko kodu ve kasko bedeli uyuşmadığı için teklifi değerlendirme dışı bırakılmıştır.” gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıldığı, ihalenin 4 kısmının da iptal edildiği anlaşılmıştır.

06.03.2026 tarihli ihale komisyonu kararında ve idarece EKAP üzerinden gönderilen  06.03.2026 tarihli ve “Bütün tekliflerin reddedilmesi sebebiyle ihalenin iptali kararı” konulu yazıda “…Komisyonumuz, ………… İKN ile …….. İl Sağlık Müdürlüğü ve Bağlı Sağlık Tesislerinin 36 Aylık Araç Kiralama Hizmeti Alım İşinde en avantajlı teklif veren  isteklilerin belgeleri uygun olmaması ve diğer isteklilerin teklifleri yaklaşık maliyet üstü olması ayrıca yukarıda belirtilen isteklilerin belge kaynaklı değerlendirme dışı kaldığından kalan kısımlarda rekabetin sağlanamayacağı tespit edildiğinden ihalenin iptal edilmesine yönelik düzenlenen işbu ihale komisyon kararı, ihale yetkilisinin onayına sunulmak üzere e-imza ile imza altına alınmıştır.” ifadelerine yer verildiği görülmüştür.

İhale komisyonu tarafından yapılan değerlendirmeler incelendiğinde, başvuru sahibi tarafından sunulan “Teklif Edilen Araç Marka Model Kasko Değer Cetveli”nde sadece ihalenin 1’inci kısmı için sunulan araçlar içerisinde 2016 model araçların bulunduğunun görüldüğü, ayrıca yine komisyon kararında ……….. Tem. Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin teklifinin sunduğu kasko değer listesinin 2’nci satırında “en az 3+1 Camlıvan Panelvan Tipi Camlı Koltuklu Dizel Araç isimli sunmuş olduğu araç kasko kodu ve kasko bedeli uyuşmadığı” gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıldığının belirtildiği, kasko değer listesinin  2’nci satırının ihalenin 1’inci kısmına ilişkin olduğu anlaşıldığından bahse konu isteklilerin tekliflerinin ihalenin 1’inci kısmında değerlendirme dışı bırakıldığı sonucuna varılmıştır.

İdari Şartname’nin 7.4’üncü maddesinde “Teklif Edilen Araç Marka Model Kasko Değer Cetveli”nin isteklilerin teklifleri kapsamında ihaleye katılım belgesine aktararak sunması ve/veya sağlanması gerektiğinin düzenlendiği, Teknik Şartname’de ise araçların  onbir yaşından gün almamış olmaları gerektiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. Başvuru sahibi ………. tarafından ihalenin 1’inci kısmına ilişkin sunulan “Teklif Edilen Araç Marka Model Kasko Değer Cetveli”nde 3 adet Tofaş-Fiat marka Doblo Combi 1.6 M.Jet 105 E5 Safeline araç ile 2 adet Renault marka Fluence Touch 1.5 DCI 90 araçların model yılının 2016 olarak belirtildiği görülmüştür.

Yapılan incelemede, başvuru sahibinin teklifinin “Teklif Edilen Araç Marka Model Kasko Değer Cetveli”nde yer verilen 2016 model araçların 11 yaşından gün aldığı  gerekçesiyle ihalenin 1’inci kısmında değerlendirme dışı bırakıldığının anlaşıldığı, idarece şikâyete verilen cevapta da belirtildiği üzere Karayolu Taşıma Yönetmeliği’nin “Taşıtların yaşı, cinsi ve diğer şartlar” başlıklı 24’üncü maddesinde, taşıtın yaşının araç tescil belgesi kayıtlarındaki model yılından sonra gelen ilk takvim yılı esas alınarak hesaplanacağının anlaşıldığı, bu çerçevede model yılı 2016 olan araçlarda sonra gelen ilk takvim yılı esas alınarak yaş hesaplaması yapılacağı (2017), bu çerçevede 2016 model araçların ihale tarihi itibarıyla 10 yaşını doldurmadığı, diğer bir ifadeyle 11 yaşından gün almadığı, model yılı 2016 olan araçlarda sonra gelen ilk takvim yılı esas alınarak yaş hesaplaması yapıldığında 2026 yılının son günü araçların 10 yaşını doldurmuş olacağı anlaşıldığından başvuru sahibinin bahse konu gerekçe ile teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

Sağlık Müdürlüğü Araç Kiralama Hizmeti Ihalesinde Araç Yaşının Hesaplanması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

https://www.simdata.org/

0 312 963 13 63

Vertiv, Yapay Zeka Veri Merkezlerine Yönelik Isı Atım Portföyünü Genişletmek İçin ThermoKey Satın Alımını Tamamladı

Vertiv Thermokey Press Release Image (1) 112751364.png

Satın alma, yüksek yoğunluklu bilgi işlem altyapılarına yönelik artan ihtiyacı karşılamak üzere Vertiv’in EMEA bölgesindeki termal yönetim yetkinliklerini ve üretim kapasitesini güçlendirecek

Istanbul, Türkiye [22 Haziran 2026] – Kritik dijital altyapı çözümlerinde dünyanın önde gelen şirketlerinden Vertiv (NYSE: VRT), ısı atımı ve ısı değişimi teknolojilerinde öne çıkan, OEM’ler ve sistem entegratörleriyle köklü iş birliklerine sahip ThermoKey S.p.A.’nın satın alma sürecinin tamamlandığını açıkladı.

Bu satın alma, Vertiv’in özellikle EMEA bölgesindeki termal yönetim portföyünü ve üretim kapasitesini güçlendirirken, şirketin yapay zekâ fabrikaları ve yüksek yoğunluklu veri merkezleri için uçtan uca soğutma çözümleri sunma kabiliyetini de artırıyor. ThermoKey, Vertiv’in küresel ölçeğiyle büyümesini hızlandırma ve yeni pazarlara erişimini genişletme fırsatı yakalarken, Vertiv de müşterilerine bugünün ve gelecek nesil bilgi işlem altyapılarının ihtiyaçlarına yanıt verecek daha kapsamlı termal mimariler sunabilecek.

Vertiv, ThermoKey teknolojilerini hâlihazırda belirli termal çözümlerinde kullanıyor. ThermoKey’in teknoloji portföyü; Vertiv’in çözümlerini tamamlayan ısı değişimi çözümleri, kuru soğutucular ve düşük GWP’li ya da doğal soğutucu akışkanlarla uyumlu sistemlerden oluşuyor. Bu sayede müşteriler performans, saha koşulları ve büyüme hedeflerine göre daha esnek optimizasyon yapabiliyor. 1991 yılında kurulan ThermoKey, 30 yılı aşkın mühendislik deneyimi, şirket içi tasarım ve üretim yetkinlikleriyle müşterilerine ve faaliyet gösterdiği pazarlara güçlü destek sağlıyor.

Vertiv Thermokey Press Release Image (1) 112751364.png

Vertiv CEO’su Giordano Albertazzi, “Müşteriler yapay zekâ altyapılarını benzeri görülmemiş bir hızla ölçeklendiriyor. Termal performans ise artık kapasite ve verimliliğin en kritik unsurları arasında yer alıyor. ThermoKey ile müşterilerimizin sistemleri daha hızlı devreye almasına, daha verimli çalışmasına ve güvenle ölçeklenmesine yardımcı olacak farklılaştırılmış, entegre ve yüksek performanslı termal yönetim çözümleri sunma yetkinliğimizi daha da güçlendiriyoruz” dedi.

ThermoKey’in Rivarotta, İtalya’daki operasyonları; üretim, mühendislik ve destek alanlarında önemli bir merkez olmaya devam edecek. ThermoKey CEO’su Giuseppe Visentini ise çalışanlar, iş ortakları ve müşteriler açısından sürekliliği sağlamak üzere şirketi yönetme görevini sürdürecek.

Visentini, “Vertiv’e katılmak, termal yönetim alanındaki uzmanlığımızı yüksek yoğunluklu veri merkezlerine hizmet veren eksiksiz ve entegre bir termal zincirin parçası haline getirmek anlamına geliyor. Vertiv ile aynı mühendislik disiplinini ve müşteri odağını paylaşıyoruz. ThermoKey, Vertiv çatısı altında sürdürülebilir büyüme yolculuğuna katılıyor. Biz de İtalya’dan bu ivmeyi güçlendirmeye, EMEA genelinde ve dünya çapında grubun gücüne katkı sunmaya devam edeceğiz” dedi.

Yüksek teknoloji ve katma değerli üretim, Maysan Mando’yu İSO 500’e taşıdı

Maysan Mando Fabrika Görseli
Maysan Mando Fabrika Görseli
  • Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasında yer alarak, sanayi sektöründeki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu.

Bursa, 25.06.2026 – Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi Maysan Mando, sektör arenasındaki başarılarına bir yenisini daha ekledi.

Maysan Mando, İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” listesine adını yazdırarak, Türkiye’nin sanayi devleri arasında yerini aldı.

Türkiye ekonomisinin en önemli referans çalışmalarından biri olarak kabul edilen İSO 500 araştırması, şirketleri net satışlar, üretimden satışlar, ihracat, brüt katma değer ve faaliyet performansları gibi birçok kriter doğrultusunda değerlendiriyor.

Maysan Mando’nun bu prestijli listede yer alması, yalnızca üretim gücünün değil, aynı zamanda uzun vadeli büyüme vizyonunun da bir yansıması niteliği taşıyor.

Yüksek Katma Değerli Üretim Stratejisi Sonuç Veriyor

Son yıllarda odağını yüksek katma değerli ürünlere yönlendiren Maysan Mando, otomotiv sektöründeki dönüşüme paralel olarak teknoloji yatırımlarını ve ürün geliştirme çalışmalarını hızlandırıyor. Özellikle modül sistemleri ve ileri valf teknolojileri alanında yürütülen çalışmalar, şirketin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artıran önemli unsurlar arasında yer alıyor.

Katma değeri yüksek ürünlere yönelik stratejik dönüşüm, şirketin sadece üretim hacmini değil, ürün kalitesini ve teknolojik yetkinliklerini de ileri taşıyor.

Maysan Mando Hakkında

1969 yılında Maysan adı ile kurulmuş olan Maysan Mando, Türkiye’nin ilk ve en büyük amortisör üreticisi konumundadır.Maysan Mando, faaliyetlerini %60 HL Mando ve %40 Çukurova Holding ortaklığıyla sürdürmektedir.

Maysan Mando’nun ürün gamında; binek ve hafif ticari araçlar, otobüsler ve kamyonların yanı sıra tarım ve askeri uygulamalar için geniş bir amortisör yelpazesi yer almaktadır.

Hem doğrudan OEM hatlarına hem de yurt içi ve yurt dışı olmak üzere bayi ağı için aftermarkete yönelik üretim yapan Maysan Mando, dünyanın en büyük ana sanayii üreticilerinin hemen hepsiyle çalışmaktadır.

Global markaların stratejik ortağı olarak; üretiminin %68’ini OEM devlerine, %32’sini ise yenileme pazarına sunan Maysan Mando, bugün itibariyle yenilikçi ve katma değerli ürünlerini 50’ye yakın ülkeye ihraç etmektedir.

Maysan Mando, yenilikçi çalışmalarıyla sektörün gelişimine öncülük ederken, global ayak izini güçlendirmeye ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamaya devam etmektedir.

Şirket bünyesinde, karbon ayak izini azaltmak ve 2045 Karbon Nötr hedefine ulaşmak amacıyla, amortisör bileşenlerinde kullanılan malzemelerde çevre dostu, dönüştürülebilir ve bio bazlı alternatif malzeme teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri de aralıksız sürdürülmektedir.

Aktif Bank ve Figopara iş birliği ile işletmelerin finansmana erişimi hızlanıyor

1782295864 Aktifbank Hakanpurdeloglu Gorseli
Aktif Bank Kurumsal Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Hakan Pürdeloğlu

Türkiye’nin en kapsamlı finansal teknolojiler ekosistemi Aktif Bank, işletmelerin finansman ve nakit akış süreçlerini kolaylaştıran iş birliklerine devam ediyor. Ticari İşletmelerin ve KOBİ’lerin finansmana hızlı, kolay ve güvenli şekilde erişmesini sağlayan, Türkiye’nin önde gelen fintek şirketlerinden Figopara ile kurulan stratejik ortaklık ile işletmeler, alıcı firmalara kestikleri faturalardan doğan alacaklarını tamamen dijital, hızlı ve güvenli bir şekilde finansmana dönüştürebiliyor.

1782295864 Aktifbank Hakanpurdeloglu Gorseli
Aktif Bank Kurumsal Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Hakan Pürdeloğlu

Dijital süreçler sayesinde daha geniş kitlelere ulaşmaya odaklandıklarını belirten Aktif Bank Kurumsal Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Hakan Pürdeloğlu, “Aktif Bank olarak 26 yıllık kurumsal bankacılık deneyimimizle alıcı ya da satıcı tarafta yer alan ticari işletmelere tahsilat ve alacak finansmanı tarafında destek sağlayacak alternatifler üretmeye devam ediyoruz. Figopara ile kurulan iş birliği sayesinde, tedarikçi işletmelerin finansmana kolaylıkla eriştikleri, nakit akış planlarını yapabildikleri hizmeti sunmaya başladık. Alıcı firmaların sürdürülebilir büyümesinin ve tedarikçileriyle kurdukları ticari ilişkilerin güçlenmesinin her zamankinden daha kıymetli olduğu bu dönemde, ticaretin her iki tarafına da destek olmaktan memnuniyet duyuyoruz” dedi.

1782295865 Figopara Koraybahar Gorseli
Figopara Kurucu Ortağı ve CEO’su Koray Gültekin Bahar

Firmaların ihtiyaç duydukları finansmana aracılık ederek nakit ihtiyacı ve vade sorununu önemli ölçüde çözdüklerini ifade eden Figopara Kurucu Ortağı ve CEO’su Koray Gültekin Bahar ise konuya dair şunları söyledi: “İşletmelerin finansmana erişimini uçtan uca dijitalleştirirken, nakit akışı yönetimlerini destekleyerek ticaretlerine katkıda bulunuyoruz. Temel hedefimiz firmaların ihtiyaç duyduğu an vadeli alacaklarını çek, senet teminat gerektirmeden finansmana çevirmek. Aktif Bank ile yaptığımız değerli iş birliği sayesinde nakit ihtiyaçlarına hızlı ve kolay çözümler arayan KOBİ ve Kurumsal Firmaların hayatını kolaylaştıracağız. Nakit ve vade sorununu çözmenin yanı sıra tüm finansal ihtiyaçların tek bir yerden çözülebildiği bir platform olmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

 

Kaspi.kz Rabobank A.Ş. Satın Alımı İçin Düzenleyici Onayını Aldı

Kaspi.kz Rabobank

2025 yılında Hepsiburada‘yı satın alarak Türkiye pazarına giriş yapan Kaspi.kz, Rabobank A.Ş.‘yi satın almak üzere Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumundan gerekli onayı aldığını duyurdu. Satın alma işleminin, mutat koşulların yerine getirilmesinin ardından Temmuz 2026’da tamamlanması bekleniyor.

Kaspi.kz CEO’su, Kurucu Ortağı ve Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Mikheil Lomtadze konuyla ilgili olarak şunları ifade etti:

1782300172 Mikheil Lomtadze
Kaspi.kz CEO’su, Kurucu Ortağı ve Hepsiburada Yönetim Kurulu Başkanı Mikheil Lomtadze

“Türkiye’deki Rabobank A.Ş. satın alımı için BDDK’dan onay almaktan büyük mutluluk duyuyoruz.

Bu, Kaspi.kz için önemli bir kilometre taşı olmasının yanı sıra Türkiye’deki gelişme yolculuğumuzda atılmış değerli bir adım. Bu süreçte gösterdikleri yapıcı tutum için BDDK’ya ve ilgili tüm otoritelere teşekkür ediyoruz.

Türkiye, büyük ve dijitalleşen nüfusu, girişimci iş dünyası ve hızla büyüyen dijital ekonomisiyle dünyanın en dinamik ülkelerinden biri. Türkiye’deki ticaretin geleceğini şekillendiren yerel girişimcilere, finansal kuruluşlara ve iş ortaklarına büyük saygı duyuyoruz.

Satın alma işleminin tamamlanmasının ardından ödemeler, e-ticaret ve fintek alanlarındaki deneyimimizi Türkiye’deki müşteri ve satıcıların hizmetine sunmak için sabırsızlanıyoruz.

Bu yolculuğun henüz başındayız ve önümüzdeki fırsatlar için son derece heyecanlıyız.”

Gayrimenkulün değerini belirleyen unsurlarda dengeler değişiyor

1782287410 G Rsel 2

Gayrimenkulde değeri belirleyen kriterler çeşitlenirken, ulaşım bağlantıları, teknolojik altyapı, sürdürülebilirlik performansı ve yaşam kalitesini destekleyen unsurlar bugünün yatırım kararlarında daha fazla etkili oluyor. Büyük ulaşım projelerinin bulunduğu bölgelerde değer artışları yüzde 50’ye ulaşırken, sürdürülebilir sertifikalı projeler benzerlerine göre yüzde 15’e varan oranda daha yüksek değerle işlem görüyor. ESG uyumlu projelerde kira gelirleri yüzde 18’e kadar artarken, altyapı odaklı bölgelerde toplam değer artışı 4 katın üzerine çıkabiliyor. Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, önümüzdeki 5 yıllık dönemde ulaşım odaklı gelişim, akıllı bina teknolojileri ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillenen projelerin sektörde daha da öne çıkacağına dikkat çekiyor. 

Gayrimenkulde değeri belirleyen kriterler son yıllarda önemli ölçüde çeşitlendi. Bir dönemin en güçlü yatırım göstergesi olarak kabul edilen lokasyon önemini korurken; ulaşım bağlantıları, teknolojik altyapı, sürdürülebilirlik performansı ve yaşam kalitesini destekleyen unsurlar yatırım kararlarında giderek daha fazla ağırlık kazanmaya başladı. Yatırımcılar artık bir projenin mevcut konumunun yanı sıra bölgenin gelişim potansiyelini, enerji verimliliğini, akıllı bina teknolojilerini ve uzun vadeli değer üretme kapasitesini de değerlendiriyor. Bu dönüşüm, yatırım kararlarının yanı sıra proje geliştirme süreçlerini ve yatırımcı profilini de yeniden şekillendiriyor. Özellikle küresel ölçekte hız kazanan altyapı yatırımları, gayrimenkul değerlemesinde belirleyici unsurlar arasında giderek daha fazla öne çıkıyor. Global Infrastructure Outlook verilerine göre, dünya genelinde altyapı ihtiyacının 2040 yılına kadar yaklaşık 94 trilyon dolar seviyesine ulaşması bekleniyor.

Ana ulaşım hatları çevresindeki gayrimenkullerin değeri, yüzde 50’ye varan oranda artışı gösterdi

Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz
Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz

Gayrimenkulde değer algısının dönüşümüne dikkat çeken Hise Global Kurucu Ortağı Ebru Öz, konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulunuyor: “Geçmişte proje değeri büyük ölçüde lokasyon ve kısa vadeli satış potansiyeline göre şekilleniyordu. Bugün yatırımcılar ‘nerede’ sorusunun ötesine geçerek ‘gelecekte nasıl bir değer yaratacak’ sorusunu soruyor. Bu değişimle birlikte altyapı yatırımları, ulaşım bağlantıları, çevresel kalite ve bölgesel gelişim planları çok daha belirleyici hale geldi. Örneğin bir bölgede metro hattı, yeni ulaşım aksı ya da büyük ölçekli kamu yatırımı devreye girdiğinde bu gelişmeler yalnızca ulaşımı kolaylaştırmakla kalmıyor, bölgenin tamamını dönüştüren bir etki yaratıyor. OECD verilerine göre ana ulaşım hatları çevresindeki gayrimenkullerde yüzde 50’ye varan değer artışı görülüyor. İstanbul’da yeni metro hatlarının geçtiği bölgelerde konut fiyatlarının yüzde 40’a varan oranlarda yükselmesi bu etkinin en somut örneklerinden biri” ifadelerini kullandı.

“Yatırımcı odağı kısa vadeli kazançtan sürdürülebilir ve dengeli getiriye kayıyor”

Yatırımcı davranışlarındaki değişime de dikkat çeken Öz, “Bugün yatırım kararları, değer artışı beklentisinin yanı sıra kısa vadede likidite, orta vadede düzenli kira geliri ve uzun vadede değer korunumu olmak üzere üç temel eksen üzerinden şekilleniyor. Bu yaklaşım, yatırımcıların tekil fırsatlar yerine portföy yönetimi perspektifiyle hareket ettiğini gösteriyor. Eskiden yatırımcılar hızlı değer artışı beklentisiyle hareket ederken, bugün daha dengeli bir yaklaşım öne çıkıyor. Yatırımcılar ‘maksimum getiri’ yerine ‘optimum getiri’ arayışına yöneliyor. Güçlü projelerde yıllık yüzde 15’lere varan reel değer artışı sağlanırken, sürdürülebilir sertifikalara sahip projeler yüzde 15 daha yüksek değerle işlem görüyor. ESG kriterlerine uyumlu projelerin ise kira gelirlerinin yüzde 18, varlık değerlerinin ise yüzde 12’ye kadar arttığı görülüyor. Bazı altyapı odaklı bölgelerde ise toplam değer artışı 4 katının üzerine çıkabiliyor.” dedi. 

Enerji verimliliği, akıllı bina teknolojileri ve sürdürülebilirlik kriterlerinin yatırım kararlarının merkezine yerleştiğini vurgulayan Ebru Öz, Avrupa’da sürdürülebilir sertifikalara sahip projelerin yüzde 15’e kadar daha yüksek değerle işlem gördüğünü söyledi. Öz açıklamasında “Talep artık adet bazlı değil, kalite bazlı büyüyor. Önümüzdeki birkaç yıl içinde ulaşım odaklı gelişim (TOD), sürdürülebilirlik, akıllı bina teknolojileri, karma kullanım projeleri ve sağlık ile yaşam kalitesi odaklı konseptler çok daha belirleyici olacak. IoT tabanlı sistemler ve dijitalleşme, projelerin operasyonel verimliliğini artırırken yatırımcı açısından da önemli bir tercih nedeni haline gelecek” değerlendirmesinde bulundu.

Degrowth: Sürdürülebilirliğin Yeni Paradigması mı?

Degrowth Sürdürülebilirliğin Yeni Paradigması Mı
Degrowth:Sürdürülebilirliğin Yeni Paradigması mı

Degrowth: Sürdürülebilirliğin Yeni Paradigması mı?

Atakan YILDIZ

Sürdürülebilirlik Tartışmaları Neden Değişiyor?

Sürdürülebilirlik kavramı son yıllarda yalnızca çevresel politikaların değil; ekonomi, finans,

Degrowth Sürdürülebilirliğin Yeni Paradigması Mı
Degrowth:Sürdürülebilirliğin Yeni Paradigması mı

enerji ve toplumsal kalkınma stratejilerinin de merkezinde yer almaya başlamıştır. Ancak mevcut sürdürülebilirlik yaklaşımının önemli bir bölümü hâlâ büyüme odaklı ilerlemektedir. Daha fazla üretim, daha fazla teknoloji yatırımı ve daha yüksek verimlilik hedefleri; yeşil dönüşüm politikalarının temel dinamikleri arasında gösterilmektedir.

Buna karşın son yıllarda akademik literatürde dikkat çeken yaklaşımlardan biri olan “Degrowth”, sürdürülebilirlik kavramını farklı bir perspektiften ele almaktadır. Degrowth yaklaşımı, ekonomik faaliyetlerin tamamen durdurulmasını savunmamakta; ancak sınırsız büyüme anlayışının çevresel ve toplumsal etkilerini sorgulamaktadır.

Sınırsız Büyüme Modeli Tartışılıyor

“Doğa hiçbir zaman sonsuz büyüme üzerine kurulmadı.”

Modern ekonomik sistemler uzun yıllardır büyüme odaklı ilerlemektedir. Gayrisafi yurt içi hasıla artışı, üretim kapasitesinin genişlemesi, tüketimin yükselmesi ve sanayileşmenin hızlanması çoğu zaman kalkınmanın temel göstergeleri olarak kabul edilmektedir. Ancak iklim değişikliği, doğal kaynak tüketimi, enerji arz güvenliği ve artan karbon emisyonları; mevcut büyüme modelinin uzun vadeli sürdürülebilirliği konusunda ciddi tartışmalar ortaya çıkarmıştır.

Bugün küresel ölçekte enerji verimliliği artmasına rağmen toplam enerji tüketimi de aynı şekilde yükselmeye devam etmektedir. Benzer şekilde birçok sektörde karbon yoğunluğu azalırken toplam emisyon miktarlarının istenilen seviyelerde düşmemesi, mevcut dönüşüm modellerinin yeterliliğini yeniden gündeme taşımaktadır.

Degrowth yaklaşımına göre sürdürülebilirlik yalnızca üretim süreçlerini daha verimli hâle getirmekle değil; aynı zamanda toplam tüketim alışkanlıklarını yeniden değerlendirmekle mümkündür.

“Rebound Effect” ve Tüketim Paradoksu

“Verimlilik arttıkça tüketimin de artması, modern çağın en büyük çelişkilerinden biridir.”

Degrowth yaklaşımının temel argümanlarından biri, verimlilik artışının her zaman toplam kaynak kullanımını azaltmadığıdır. Bu durum literatürde “rebound effect” olarak tanımlanmaktadır.

Örneğin enerji verimli sistemlerin yaygınlaşması teorik olarak daha düşük enerji tüketimi anlamına gelmektedir. Ancak maliyetlerin düşmesi ve erişimin kolaylaşması; çoğu zaman daha fazla tüketimi beraberinde getirebilmektedir. Benzer durum ulaşım, dijitalleşme ve endüstriyel üretim süreçlerinde de görülmektedir.

Dolayısıyla yalnızca teknolojik dönüşümün sürdürülebilirlik için yeterli olmayabileceği, son yıllarda daha fazla tartışılmaya başlanmıştır.

Sürdürülebilirliğin Psikolojik Boyutu

“Modern insan artık yalnızca çevresel krizlerle değil, zihinsel tükenmişlikle de mücadele ediyor.”

Degrowth yaklaşımı sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir mesele olarak değerlendirmemektedir. Modern ekonomik sistemlerin oluşturduğu yüksek üretim ve tüketim baskısının; insan psikolojisi, yaşam kalitesi ve toplumsal dayanıklılık üzerinde de etkili olduğu ifade edilmektedir.

Özellikle gelişmiş ekonomilerde artan tükenmişlik sendromları, yoğun tüketim kültürü ve hızlı yaşam döngüsü; sürdürülebilirlik tartışmalarının sosyal boyutunu daha görünür hâle getirmiştir. Bu nedenle son yıllarda bazı akademik çalışmalar sürdürülebilirliği yalnızca karbon emisyonları üzerinden değil; yaşam kalitesi, zaman yönetimi ve toplumsal denge açısından da ele almaktadır.

Avrupa’da Yükselen Akademik Yaklaşım

Avrupa’da çevre ekonomisi ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında Degrowth yaklaşımına yönelik akademik tartışmalar son yıllarda daha görünür hâle gelmiştir. Döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği, yerel üretim modelleri ve kontrollü tüketim politikaları; bu yaklaşım kapsamında sıkça ele alınan başlıklar arasında yer almaktadır.

Özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı sonrası süreçte sürdürülebilirlik tartışmaları yalnızca “daha temiz üretim” yaklaşımıyla sınırlı kalmamış; üretim, tüketim ve kaynak kullanımı arasındaki dengenin nasıl kurulacağı da daha görünür hâle gelmiştir.

Geleceğin Sürdürülebilirlik Yaklaşımı

“Belki de geleceğin en büyük meselesi, daha fazlasını üretmek değil; neyin gerçekten gerekli olduğunu anlayabilmek olacak.”

Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirlik politikalarının yalnızca “nasıl daha fazla üretilebilir?” sorusuna değil; aynı zamanda “ne kadar üretim gerçekten gereklidir?” sorusuna da odaklanması beklenmektedir.

Bu nedenle Degrowth yaklaşımı, sürdürülebilirlik literatüründe yalnızca çevresel değil; ekonomik, sosyal ve psikolojik boyutlarıyla da yeni bir paradigma olarak değerlendirilmektedir. Günümüzde sürdürülebilirlik kavramı giderek daha fazla şekilde yalnızca teknolojik dönüşümle değil, tüketim kültürünün yeniden düşünülmesiyle birlikte ele alınmaktadır.

Sürdürülebilir olmayan her büyümenin bir sonu vardır, doğa buna izin vermez.”