Facebook Instagram Linkedin Twitter
  • GÜNCEL
    • 7 Gün 7 Gündem
    • Duyurular
    • Etkinlikler
    • İnsan Kaynakları
    • Mevzuat
    • Sektörel Gelişmeler
    • Şirket Haberleri
    • Yapay Zeka
  • YÖNETİM
    • Lojistik
    • Pazarlama
    • Sanayi Üretimi
    • Satınalma
    • E-Satınalma
    • Satınalma Danışmanlığı (Check-Up)
    • Satınalma Eğitimleri
    • Tedarik Zinciri Yönetimi
    • Temel İşletme
    • İş Sağlığı ve Güvenliği
    • Liderlik
    • Perakende
    • Sigorta
    • Teknoloji
    • Uluslararası Ticaret
    • Yönetim ve İş Bulmacaları
  • EĞİTİM
  • Sürdürülebilirlik
  • MAĞAZA
    • REKLAM
    • E-Mağaza
    • Satış Ortaklığı
    • Business
    • İŞİNİ BÜYÜT
  • TALEP HAVUZU
    • Talep Havuzu
    • Teklif Al
    • Satıcı Bilgi Formu
    • Satış İlan Ödemesi
    • Dış Ticaret Hizmetleri
    • Satış ve Pazarlama Çözümleri
  • ABONELİK
    • ÜRÜN VE ÇÖZÜMLER
    • ABONELİK
      • Abonelik Satın Al
      • Son Sayılar
      • Şirket Üyeliği Avantajları
      • Profesyonel Üyelik Avantajları
      • Yardım Dokümanı
      • Şirket Üyeliğinizi Sorgulayın
      • Üye Kaydı Oluştur
      • Üye Giriş Ekranı
      • Ücretsiz Bülten Üyeliği
    • Sepetim
    • Siparişlerim
    • Adres Bilgilerim
    • Hesap Detaylarım
    • Şifremi Unuttum
Ara
  • Üye Girişi
  • Üye Kaydı
  • Üyelik Paketleri
  • Satıcı Ol
  • Yazar Başvuru
  • Reklam
  • Gizlilik Politikası ve KVKK
  • Bize Ulaşın
  • Global
Facebook Instagram Linkedin Twitter
Giriş Yap
Hoşgeldiniz! Hesabınızda oturum açın.
Parolanızı mı unuttunuz? yardım almak
Hesap oluştur
Hesap oluştur
Hoşgeldiniz! hesap açmak
Email adresine yeni bir şifre gönderilecek.
Şifre kurtarma
Şifrenizi Kurtarın
Email adresine yeni bir şifre gönderilecek.

Satınalma Dergisi

  • GÜNCEL
    • Tümü7 Gün 7 GündemDuyurularEtkinliklerİnsan KaynaklarıMevzuatSektörel GelişmelerŞirket HaberleriYapay Zeka
      Gümrük Kanunu’na Göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (2) Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

      Gümrük Kanunu’na göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları Bazıları (2)

      Gastronomide Baş Aktörler Biz Aşçılar Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

      Gastronomide Baş Aktörler Biz Aşçılar

      Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Haber Skdm’de Yeni Dönem Türk İhracatçısı İçin Uyum Süreci Hızlanıyor

      SKDM’de Yeni Dönem: Türk İhracatçısı İçin Uyum Süreci Hızlanıyor

      Obezite Tedavisinde Değişen Paradigma Dönüm Noktası Mı, Geçici çözüm Mü Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

      Obezite Tedavisinde Değişen Paradigma: Dönüm Noktası mı, Geçici Çözüm mü?

  • YÖNETİM
    • TümüLojistikPazarlamaSanayi ÜretimiSatınalmaE-SatınalmaSatınalma Danışmanlığı (Check-Up)Satınalma EğitimleriTedarik Zinciri YönetimiTemel İşletmeİş Sağlığı ve GüvenliğiLiderlikPerakendeSigortaTeknolojiUluslararası TicaretYönetim ve İş Bulmacaları
      Ahlaki Lisanslama Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

      Ahlaki Lisanslama

      Lojistik Ve Depo Operasyonlarında ölçtüğümüz şey Performans Mı, Yoksa Yarattığımız Değer Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

      Lojistik ve Depo Operasyonlarında Ölçtüğümüz Şey Performans mı, Yoksa Yarattığımız Değer…

      Dijital şeffaflık Liderlerin Saklanabileceği Yer Kalmadı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

      Dijital Şeffaflık: Liderlerin Saklanabileceği Yer Kalmadı

      Agentic Ai Ile Pazarlama Operasyonu Kampanya Değil, İş Akışı Tasarla Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

      Agentic AI ile Pazarlama Operasyonu: Kampanya Değil, İş Akışı Tasarla

  • EĞİTİM
  • Sürdürülebilirlik
  • MAĞAZA
    • REKLAM
    • E-Mağaza
    • Satış Ortaklığı
    • Business
    • İŞİNİ BÜYÜT
  • TALEP HAVUZU
    • Talep Havuzu
    • Teklif Al
    • Satıcı Bilgi Formu
    • Satış İlan Ödemesi
    • Dış Ticaret Hizmetleri
    • Satış ve Pazarlama Çözümleri
  • ABONELİK
    • ÜRÜN VE ÇÖZÜMLER
    • ABONELİK
      • Abonelik Satın Al
      • Son Sayılar
      • Şirket Üyeliği Avantajları
      • Profesyonel Üyelik Avantajları
      • Yardım Dokümanı
      • Şirket Üyeliğinizi Sorgulayın
      • Üye Kaydı Oluştur
      • Üye Giriş Ekranı
      • Ücretsiz Bülten Üyeliği
    • Sepetim
    • Siparişlerim
    • Adres Bilgilerim
    • Hesap Detaylarım
    • Şifremi Unuttum

Yeni yıl alışverişinde siber korsanların kurbanı olmayın!

Yazar:
Satınalma Dergisi
-
18 Aralık 2019

Günümüzde birçok kişi mağaza dolaşmak yerine internet üzerinden alışveriş yapmayı tercih ediyor. Kullanıcılar aradıkları ürünü çoğu zaman online alışveriş sitelerinde çok daha uygun fiyatlara bulabiliyor. Ayrıca yılbaşının yaklaştığı yılın son aylarında birçok indirim kampanyası düzenleniyor, bu da kullanıcıların online alışveriş sitelerini daha fazla tercih etmelerine neden oluyor. Yapılan araştırmalar yılın son iki ayında internet üzerinden yapılan alışverişlerin büyük oranda arttığını gösteriyor. Ancak yaşanan bu yoğunluk siber saldırganların da iştahını kabartıyor ve yeni yöntemlerle kurbanlarını ağlarına düşürmeye çalışıyorlar. Sevdiklerine hediye alma telaşına düşen birçok kişi indirimleri kaçırmamak için aceleyle hareket ediyor ve dikkatsiz davranarak siber dolandırıcılık kurbanı oluyor. Yapılan araştırmalar yılın son iki ayında gerçekleştirilen siber dolandırıcılık girişimlerinin neredeyse yüzde 15 arttığını gösteriyor. Online alışveriş yapan kullanıcıların bu tür siber tehlikelere karşı dikkatli olmaları gerekiyor.

Innovera 2020’yi karşılamamıza sayılı günler kala online alışveriş yapmayı düşünen kullanıcılar için güvende kalmalarını sağlayacak çeşitli önerilerde bulunuyor.

  • Abartılı kampanya, indirim ve hediye tekliflerine itibar etmeyin – Black Friday, Bekarlar Günü, Cyber Monday ve özellikle yılbaşı gibi dönemlerde online alışveriş siteleri gerçekten çok cazip indirimler yapsalar da kampanya gerçek olamayacak kadar cazip ise büyük ihtimalle gerçek değildir. Benzer bir şekilde çok yüksek miktarlarda ürün hediye etmezler, hediye çeki dağıtmazlar. Size bu tarz bir indirim ya da hediye kampanyası içeren bir e-posta geldiyse ya da sosyal medyadan kanalları ile bir mesaj aldıysanız çok dikkatli olun. Bu mesajlarda yer alan bağlantılar küçük bir harf değişikliği ile sizi gerçek bir alışveriş sitesini taklit eden bir yere yönlendirebilir. Alışveriş yapıyorum zannederken kredi kartı bilgileriniz dahil olmak üzere birçok verinizin siber korsanların eline geçmesine neden olabilirsiniz. Size gelen mesajlardaki bağlantılara dikkat edin ve gerçek siteye yönlendirdiğinden emin olun. Özellikle SSL sertifikalarına dikkat edin. Online alışveriş yaparken bildiğiniz ve güvendiğiniz yerlerden alışveriş yapın.
  • Online alışveriş yaparken halka açık kablosuz ağları kullanmayın – Alışveriş merkezleri, havaalanları, restoranlar ve diğer yerlerde ücretsiz olarak sunulan kablosuz bağlantıları kullanarak online alışveriş yapmamaya özen gösterin. Bu tür ağlarda olabilecek güvenlik açıklarından dolayı bilgileriniz siber saldırganların eline geçebilir. Online alışverişlerinizde mümkün olduğunca mobil internetinizi kullanın ya da VPN üzerinden bağlantı kurun. Bilgisayarınızdan alışveriş yapıyorsanız telefonunuzun internetini paylaşıma açarak internete bağlanın ya da yine VPN kullanın.
  • Çok faktörlü kimlik doğrulama kullanın – Alışveriş yaptığınız e-ticaret siteleri çok faktörlü kimlik doğrulamasını destekliyorsa doğrulama yöntemlerini mutlaka kullanın. Çok faktörlü kimlik doğrulaması ekstra güvenlik katmanı sağlayarak güvende kalmanızı sağlar.
  • Sahte uygulamalara ve web sitelerine dikkat edin – Siber saldırganların en çok kullandıkları yöntemlerden biri gerçek online alışveriş sitelerini ve uygulamalarını taklit ederek kullanıcıları kandırmak. İlk bakışta gerçeğinden ayrılmayacak kadar iyi kopyalar olan bu siteler ve uygulamalar şimdiye kadar birçok kullanıcının kanmasına neden oldu. Bu sebeple web sitelerine URL adresini doğrudan adres satırına yazarak girmeye özen gösterin. Girdiğiniz web sitesinin URL adresini dikkatli bir şekilde kontrol edin. Google Play ve Apple App Store harici yerlerden uygulama yüklememeye çalışın.
  • Kredi kartı ekstrelerinizi ve banka hesaplarınızı kontrol edin – Online alışverişlerinizi mümkün olduğunca sanal kredi kartı kullanarak yapmaya çalışın. Kredi kartınızı alışverişlerinizde kullanıyorsanız bir başkasının eline geçme ihtimaline karşı dönem içi alışverişlerinizi ve kredi kartı ekstrelerinizi kontrol edin. Size ait olmayan bir harcama varsa hemen bankanızla iletişime geçin.
  • Verdiğiniz bilgilere çok dikkat edin – Hiçbir online alışveriş sitesi ya da banka sizden şifreniz ya da annenizin evlenmeden önceki soyadı gibi özel bilgileri ne telefonda ne de alışveriş yaparken sormaz. Gereğinden fazla bilgi soruluyorsa bir sorun olabileceğini düşünerek bu özel soruları cevaplamayın ve alışverişinizi sonlandırın.
  • Güvenlik çözümlerini eksik etmeyin – Akıllı telefonunuz, tabletiniz ve bilgisayarınızda güvenilir bir güvenlik yazılımı olduğundan ve güncellemelerinin yapıldığından emin olun. İşletim sistemi ile ilgili güncellemelerin kapalı olmadığını ve sisteminizin güncel olduğunu kontrol edin. Bu tür güvenlik açıkları siber korsanların en çok sevdiği şeylerden biridir. Yeni güvenlik çözümleri sadece virüslere karşı değil aynı zamanda fidye yazılımları ve keylogger gibi kötü niyetli yazılımlara karşı da koruma sağlıyor. Bu yüzden kullandığınız güvenlik yazılımının bu tür bir koruma sağladığından emin olun.

Bu önerileri göz önünde bulundurarak sevdikleriniz ve kendiniz için yılbaşında alışveriş yaparken siber dolandırıcıların kurbanı olmayın.

Tehlikeli Madde Lojistiği

Yazar:
Recep Koca
-
18 Aralık 2019

Tüm dünyada olduğu gibi, Ülkemizde de tehlikeli madde diye sınıflandırılan ürünlerimiz mevcut.

Gelin görün ki kâğıt üzerinden sınıflandırdığımız bu ürünlerin reelde sevkiyatlarını yapmayı beceremiyoruz. Lojistik diye atılan ana başlığın altına birden fazla alt başlık ekleyerek taşıma konusunda ihtisaslaşmış sektörün alt dallarını oluşturmak mümkünken biz sınıfta kalmaya devam ediyoruz.

Gerçi ülkemizde lojistik başlı başına bir sorun, ürün sevkiyatlarının takibi yapılamıyor, devlet bu sektör üzerinden yeterli vergi alamıyor, aynı yerde depolanmaması gereken ürünler aynı araç içerisinde alt alta, üst üste taşınıyor, tonaj ve gabari için yeterli kontrol yapılamadığı için ölümcül kazalar meydana geliyor, yollar zarar görüyor ve ülke ekonomisini olumsuz yönde etkiliyor.

En önemlisi ise kayıt dışı ve fazla mesai ile çalıştırılan sektör işçilerinin yaşadıklarından kimsenin haberdar olmaması.

Peki; bu çokta umurumuzda mı? Elbette hayır, en ucuz teklifi veren ürünleri taşır düşüncesi ile geldiğimiz nokta maalesef Lojistik sektörünü iflasın eşiğine getirmiş durumda. Ürünlerin yolcu otobüslerinin bagajlarında taşınmasından tutunda, firmaların pazarlamacılarının yaptığı teslimata kadar onlarca kontrolü imkânsız süreçler ile her gün hayatlarımız tehlikeye atılıyor.

Gelelim Dünya üzerindeki Lojistik pastasından bize düşen dilimin büyüklüğüne;

Ülkemizin coğrafi konumuna bakıldığında, Lojistik denildiğinde ilk akla gelen ülkenin Türkiye olması gerekmez miydi?

Bu topraklar için, yıllarca neden kan dökülüp, insanlar ayrıştırılmış?

Milyonlarca gencimize istihdam sağlamamız ve ülke ekonomisine büyük katkılar sağlayacak bir sektör neden üvey evlat muamelesi görüyor?

*Türkiye’de her gün kaç Ton/Ds ürün taşınıyor?

*Taşınan ürünlerin sınıflandırılması yapılıyor mu?

*En çok hangi Lokasyonlar kullanılıyor?

*Kullanılan yakıt yapılan km ile eleştiriliyor mu?

*Araçlar trafikte kaç saat yol alıyor, Şoförler hangi sıklık ile kontrol ediliyor?

*Şoförler için yollarda yeterince dinlenme, barınma sahaları mevcut mu?

*İrsaliye/Fatura kontrolleri yeterli düzeyde değilken, e irsaliye ile nasıl kontrol yapılacak?

*Sektör içinde Kalifiye personel yetiştirilmesi için neler yapılıyor?

*Olası Doğal afetler için, senaryolara Lojistik içindeki uzmanlar dahil ediliyor mu?

*Kara yollarımızı kullanarak transit geçiş sağlayan araçlar hangi ölçüde kontrol ediliyor?

*Lojistik deyince aklınıza ne geliyor?

Sorular uzayıp gidiyor, Sektör içinde kanayan bir yara var ve Şoförden, Forklift operatörüne, Yöneticiden, Ellecleme yapan personele kadar binlerce insan bu sektörden öyle ya da böyle nemalanıyor, Var olabilmemiz için üretim yapmamız şart bunu hepimiz biliyoruz, Pe ki; coğrafi konumumuzu kullanarak dünya üzerinde ilk akla gelen ülke olamaz mıyız?

Acilen Devletimizin konuya el atması gerekiyor, kim bilir belki de kangrene dönmüş bir sektör, Ülkenin geleceğine yön verebilir.

Aslında Lojistiğin diğer ismi Yaşama Yön vermek değil midir?

Bir sonraki konumuz tehlikeli maddelerin ambalajlarının imha şekli, inanın bu konu sevkiyattan daha önemli ve hayati tehlike arz ediyor.

Dış Ticarette Navlun Sigortaları ve Ödeme Yapamayacağı Hususlar

Yazar:
Reşat BAĞCIOĞLU
-
17 Aralık 2019

Dış ticaret konulu eğitimlerimde sıklıkla karşılaştığım sorulardan bir tanesi; bir dış ticaret işleminde malların uluslar arası mesafelerde taşınması sırasında navlun (taşıma) sigortası yaptırılmasa sakınca yaratır mı diye? Bu soru karşıma geldiğinde aklıma Incoterms 2020 ve Dış ticaret hükümleri gelir. Incoterms 2020 kurallarında ithalatçı ve ihracatçının malların teslimi sırasındaki sorumlulukları açıklanmıştır. Malların fiili ithali sırasında tahsil edilecek gümrük vergileri CIF (Cost, Insurance, Freight) değer üzerinden, yani en yüksek değer üzerinden hesaplanır ve sigortasız malların fiili ithal yolu ile çekilmesine izin verilmez.
Şöyle bir örnek vermek isterim; KKTC’den Mersin Limanı’na gelen mallarla ilgili zaman zaman KKTC ile Mersin arasındaki mesafe 3-4 saat gibi çok kısa diye, ithalatçı veya ihracatçı navlun sigortası yapmaktan kaçınırlar, malları KKTC’den gemiye yüklerler ancak sigorta yapmazlar. Gemi Mersin Limanı’na kazasız varsa da malların fiili ithali sırasında gümrük yetkilileri sigorta yaptırılmadıktan sonra malların ithalatına izin vermeyip, öncelikle sigorta yaptırılması için ithalatçıya bilgi veriyorlar.
Gümrük vergilerinin malların CIF değeri üzerinden alındığı hususlarının yanı sıra, navlun sigortasının amacı malların taşınması sırasında oluşabilecek rizikoları güvence altına almak amacıyla yaptırılır. Malların deniz yolu ile taşındığını varsaydığımızda, malların taşınması sırasında oluşabilecek hasarları içine alan bir sigorta yapılır ve buna göre taşıma işlemi gerçekleştirilir. Taşıma sırasında mallar karşılaşabileceği rizikolar teminat altına alınmış olur. Ancak ihracatçı veya ithalatçılar navlun sigortalarını amaçları dışında kullanıp, sigorta yaptırdıkları mallara ait bilerek, kasten hasar, zarar, ziyan verme yoluna giderek sigortadan malların bedeli tazmin etme yoluna giderler. Kuşkusuz ki malların sigortalı oluşu, sigorta kuruluşunun her zarar ziyan talebini tazmin edeceği anlamına gelmez. Sigorta kuruluşları zarar ziyan iddiaları karşısında kendi eksperlerini devreye koyarak hasar, zarar incelemesi yapacağı gibi aşağıda belirtilen hususlarda zarar, ziyan, ödemesi yapmayacaktır.

AŞAĞIDAKİ DURUMLARDA SİGORTA ŞİRKETLERİ HASAR ÖDEMESİ YAPMAMAKTADIR.

• Sigortalının bilerek yaptığı harekete yüklenebilen zıya, hasar veya masraflar,
• Sigorta edilen emtianın kendi doğal özelliğinden kaynaklanan akması, olağan ağırlık veya hacim kaybı ya da aşınma ve yıpranması,
• Sigorta edilen Emtianın ambalajlanma veya hazırlanmasındaki yetersizlik ya da uygunsuzluğun neden olduğu zıya, hasar veya masraflar,
• Emtianın standartlara Uygun olmayan ambalajlama veya istiflenmesi,
• Sigorta edilen şeyin gizli kusuru [ayıbı] veya niteliğinin neden olduğu zıya, hasar veya masraflar,
• Sigorta kapsamındaki bir tehlikeden olsa bile yakın nedeni gecikme olan zıya, hasar veya masraflar,
• Gemi sahibi, gemi idarecileri, kiracıları veya işleticilerinin mali kusuru veya ödeme gücünü yitirmesinden doğan zıya, hasar veya masraflar

Bankacılık yaptığım yıllarda sigorta şirketlerini yanıltarak, bilerek, kasten mallarına zarar ziyan veren ithalatçı veya ihracatçıların sigorta yaptırdıkları mallara ait tazmin talebinde bulunmaları çoğu zaman amacına ulaşmamaktadır. Sigorta kapsamında ihraç mallarına ait tazmin taleplerinin kayıtsız şartsız ödenebileceği düşüncesi gerçeği yansıtmamaktadır. Sigorta eksperleri oluşan hasarda mutlaka inceleme yapacak ve ortada kasıt unsuru olup olmadığını arayacaktır. Sigorta kuruluşlarının yukarıda sayılan hususlarda hasar ödemesi yapmamaları şeklindeki yaklaşımlarını yerinde buluyorum. Zira hangi ithalatçı ve ihracatçının kafasında tilkilerin hangi süratle koşuşturduğunu kestirmek zordur.

Buyer Network’te Bugün: “Tedarikçi İlişkileri Yönetimi – 1”

Yazar:
Buyer Network İş ve Ticaret Platformu
-
16 Aralık 2019

Buyer Network’te bugün “Tedarikçi İlişkileri Yönetimi – 1” başlıklı eğitim notuna hesabınıza giriş yaparak ulaşabilirsiniz. İlgili eğitim notu 24 saat süre ile yayında kaldıktan sonra yayından kalkarak Öğrenme Merkezinde yer almaktadır. Dosyaya erişmek için hesabınıza giriş yapmalısınız.

Tedarikçi İlişkileri Yönetimi – 1 Sunumunu İndirmek için Tıklayınız

• Tedarikçi İlişkileri Yönetimi (SRM), mevcut tedarikçilerle ilişkilerin kurulması, geliştirilmesi, sürdürülmesi ve sonlandırılması, bununla birlikte potansiyel tedarikçilerin araştırılması ve ilişkilerde değer oluşturma, arttırma aktivitelerini içeren sürecin yönetilmesi olarak tanımlanmaktadır.

Tedarikçi İlişkileri Yönetimi, 3 aşamada ele alınmaktadır:

• Potansiyel Tedarikçilerin Yönetimi
• Mevcut Tedarikçilerin Yönetimi
• Mevcut Tedarikçilerle İlişki Sonlandırma Yönetimi

Buyer Network Profesyonel Üyelik Paketleri ile erişebileceğiniz Öğrenme Merkezinde mesleki gelişiminiz için araçlar sunulmaktadır. Satınalma Dergisi’nin yayınlanmış tüm sayıları da öğrenme merkezinde yer almaktadır.

Tüm profesyonel üyeler aynı zamanda Buyer Network Card sahibi olmaktadır.

Profesyonel Üyelik Paketleri:

www.buyernewtwork.net/bireysel-uyelik adresinden seçenekleri görüntüleyebilirsiniz.

Şirketinizden 10 çalışana kadar çalışanın kullanabileceği üyelik paketleri ile satınalma ve tedarik departmanınızın profesyonelliğine katkı sunabilirsiniz.

Geleceği Yönetmek

Yazar:
Özgür Karabulut
-
16 Aralık 2019

Evet, çok ütopik geliyor değil mi geleceği yönetmek? Holywood eseri bilim kurgu filmlerinde gibi, tüm dünyayı hipnotize edecek bir buluşa sahip olmak ne güzel olurdu değil mi?

Peki, bir öğrenci ya da bir şirket, rakiplerini geride bırakıp, çağa damgasını vuranlar; etrafındakiler günü kurtarmaya çalışırken, geleceği planlayanlar nasıl oluyor da bunu yapabiliyorlar?

Bunu açıklarken Martin Luther King’in bir sözü ile başlamak istiyorum: “Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Micheangelo’nun resim yaptığı Beethoven’ın beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürülsün ki gökteki ve yerdeki herkes durup; burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desin.” Yani, ferdi ya da şirket olarak fark etmeksizin, yaptığımız işi en iyi şekilde yapmalıyız.

Peki, bir şey en iyi şekilde nasıl yapılabilir? Ünlü orkestra şefi Artura Toscanini’nin 80. doğum gününde, oğlu Walter’e babasının en önemli işinin, en büyük başarısının ne olduğu sorulmuştu. Walter şu cevabı verdi: “Babam açısından böyle bir şey düşünülemez. Çünkü herhangi bir anda, ne iş yapıyorsa, o iş babamın hayatının en büyük işidir, ister bir orkestra yönetsin, isterse bir portakal soymuş olsun, yaptığı her şeye o, son derece önem verir ve özenle yapardı.”

Çok önemli bir kısıt ve hatta ön koşul olsa da, kişiler ya da şirketler için geleceği yönetebilmek adına işlerini en iyi şekilde yapmaları da tam olarak yeterli olmuyor. En iyi sonucu alırken, ne kadar emek, sermaye, vakit kullanıyoruz? Peki, rakiplerimiz bu iş için ne kadar kaynak ayırmış durumda? Burada da verimlilik kavramı devreye giriyor -ki çok da derinliklerine girmeden basit bir örnekle geçmek gerekirse: Küçük zannedilen şeyler yan yana geldiği zaman büyük rakamlar ortaya çıkıyor. Dakikada 10 damla su kaçıran musluğun ayda 170 litre su akıtmış olması bunu göstermektedir. Minimum kaynak, minimum israf ve fire ile maksimum netice almak olmalıdır hedef.

Peki, işini en iyi ve en verimli bir şekilde yapmak, geleceğe damga vurmak için yeterli olacak mıdır dersiniz? Yale Üniversitesi mezunları üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, cevap ne yazık ki “Hayır”.

Bahsi geçen araştırmaya göre, mezunlarla görüşülmüş ve onlardan açık ve belirli hedeflere sahiplerse bunlara nasıl ulaşacaklarına ilişkin planlarını yazmaları istenmiştir. Mezunlardan sadece %3’ünün böyle yazılı amaçlara sahip olduğu görülmüştür. Yirmi yıl sonra, yani 1973’te araştırmacılar 1953’te görüşme yaptıkları kişilere tekrar gitmişler, diğer konular bir tarafa, daha önce yazılı amaçlara sahip olan %3’lük kesimin finansal açıdan; geri kalan %97’nin toplamından daha iyi durumda olduklarını görmüşlerdir. Bu sadece kişilerin finansal gelişmelerini göstermektedir. Araştırmacılar, ölçümü zor olan; mutluluk, neşeli, huzurlu olma gibi sübjektif durumlarda da %3’lük kesimin diğerlerinden çok daha iyi olduklarını belirlemişlerdir.

Eminim ki, bizler kadar, yarış halinde olduğumuz tüm kişi ve şirketler de tüm bu bahsettiğim şeylerin farkında ve hatta bu ve benzeri konularda sürekli kişisel gelişim eğitimleri de alarak çalışmalarına devam ediyorlar. Ve ne yazık ki, geleceği yönetebilmek adına sadece birkaç adım atabildiler; hatta bir kaçı, tempoya ayak uyduramadığı için geride kaldı bile…

Kendimizi nehrin akışına bırakarak sonuçları izlemek yerine, geleceği yönetmenin sihirli formülünü açıklıyorum: “Müşterinin kendisinin bile farkında olmadığı ihtiyaçlarını tespit edilip; etkisinde kalacağı ürünleri sunmak.” Bu da, yaratıcılığı kullanarak, fırsatları değerlendirerek, açıkları doldurarak yapılabiliyor.

Fırsatları değerlendirme konusunda en ilginç örneklerden biri de George De Mestral’dir. Adından çok fazla insan haberdar değildir ama hepimiz onun bulduğu ürünü biliriz. Mestral, bir gün köpeğiyle birlikte dışarıda yürüyorken, hayvanın kürküne bazı otların yapışmış olduğunu gördü. Aslında o hepimizin hayatımız boyunca karşılaştığı ve yanımızdan geçip gitmesine izin verdiği fırsatlardan biriyle karşılaşmıştı. İki seçeneği vardı. Tüylerin o kısmını kesip atarak köpeğe söylenmek ve aynı şeyi bir daha yapmamasını ummak. Ya da tüyleri inceleyip kürke yapışma konusunda nasıl etkili olduğunu görmek! George ikinci yolu seçti. Otları mikroskop altında inceledi ve Velcro’yu (ayakkabılarda kullanılan cırtlı bantları) icat etti.

Son yıllarda yaşadığımız değişimleri gözümüzün önüne bir getirelim. İki ya da üç yıl öncesinde nerede ne yaptığımızı, hangi işlerle ve müşterilerle nasıl ilgilendiğimizi hatırlayalım. O günlerden bugüne hangi değişim deneyimlerini yaşadığımızı düşünelim. Çok büyük bir olasılıkla şirketimiz küçülme, büyüme, birleşme, satınalma, tasfiye, yeniden yapılanma gibi önemli bir değişim geçirdi. Yönetim kadrolarında değişiklikler oldu. Kurum kültürünü etkileyecek yeni politikalar, değerler ve beklentiler oluştu. Şirketimizde yeni birimler kuruldu, yeni elemanlar işe alındı veya yeni müşteriler bulundu. Ürünlerde, hizmetlerde ve kullanılan tekniklerde köklü değişiklikler yapıldı.

Bugün, çoğumuz, yeni iş arkadaşlarıyla, farklı teknolojiler kullanarak, yeni müşterilerimiz için farklı ürün ve hizmetler üretiyoruz ve iki yıl öncesinde sahip olmadığımız bilgi ve beceriler kullanıyoruz.

Bu listedeki değişikliklerden en azından bir kaçını yaşamamış bir kişiyi çevremizde görmemiz sözkonusu değil. Ayrıca, bu değişimlerin bittiğini ve en azından bir süre için bu tür değişimleri yaşamayacağımızı söylememiz de olası değil.

Geleceği yönetmek adına yapmamız gereken, ürünümüzü, hizmetimizi nasıl farklılaştırabileceğimizi, nasıl değiştireceğimizi, yenileyebileceğimizi düşünmek olacaktır.

Evet, aklından hala tüm dünyayı hipnotize edecek bir buluşa sahip olmayı geçirenler de vardır eminim ama değişimi yönetmek, yenilikçi, farklı ve hatta radikal ürün ve hizmetler sunmak geleceği yönetmek için bence en önemli parametrelerdir.

Bunun için de; insanları, gecikmeden harekete geçmeleri, yeni yönde ve yeni beceriye doğru adım atmaları için cesaretlendirmek gerekiyor. Sadece çok çalışmak, uzun saatlerce mesailere kalmak yerine “Meraklı olmak ve yeni, özel, farklı işlerin geliştirilmesi” de övgüye layık olmalı, özendirilmeli; teşvik edilmeli. Yani, “Yine neyin peşindesin? / Başımıza icat çıkartma!” tavrından, Mor inekleri destekleme modeline geçmeli hem aileler, hem okullar, hem de yönetici profesyoneller… Burada liderlerimize de önemli görevler düşüyor. Lider, ilk adımı atan kişi olmalı, rol modeli olarak cesaretini sergilemelidir.

Değişim ile kazanılacaklar ve kaybedilecekler, lider yöneticinin değişim mesajını nasıl verdiğine ve fırsatları göstererek çalışanlarını değişime nasıl özendirdiğine bağlı olarak değişecektir. Sürekli değişimlerin çağı olan 21. Yüzyılda, Eğitim, Sağlık, Spor, Ticaret, Kamu vb. alanlarda yöneticilerin bu konuda üstün yetkinlikler geliştirmesi de kaçınılmaz olmuştur.

Liderlik ve Yöneticilik

Yazar:
Halil Özbaran
-
15 Aralık 2019

Liderlik ve Yöneticilik, günümüz dünyasında çok konuşulan, tartışılan, üzerine onlarca, yüzlerce kitaplar ve makaleler yazılan bir konudur…

Çok genç yaşta başladığım ve çalışma hayatımı yakından ilgilendirdiğine inandığım için, okuyarak, düşünerek ve pek çok kaynağa başvurarak, Lider/lik kavramının tam olarak ne olduğu, ne olması gerektiği hakkında uzun ve etraflı bilgilere ulaştığım için şanslı sayılırım.

İyi bir lider nasıl olunur? Ya da İyi bir yönetici kimdir? Sorularının pek çok yanıtı vardır…

Onca araştırmalar sonucunda, “Kendini bilmenin Allah’ı bilmek olduğu, adalet ile liderlik yaptığında başkalarına objektif, iyi niyetli ve sempati yüklü bir yaklaşım sergilenebileceğini” söylemek elbette mümkündür.

Lider kimdir? Sorusunu kendime çok sorup bulduğum ilk cevap ise, “Önce kendini tanı, Sonra kendini tanıt” olmuştur…

Bir insan kendini doğru tanır, kendi doğasını doğru bilirse, yeteneklerinin, zaaflarının, güçlü yanının ve gücünün sınırlarının nerede, ne zaman son bulduğunu mantık düzeyinde tespit edebilmişse Lider/lik yapması da o denli kolaydır.

Hatta böyle kişiler için Doğuştan lider, Liderlik için doğmuş gibi cümleler sarf edebiliriz…

Gerçek bir lider kısmen psikologdur diyebiliriz… Çünkü insanları iyi tanır, onlara baktığında iç dünyalarını görebilir.

Yeniliğe açıktır ve kültürlüdür. En yakınında akıllı, dürüst, okuyan ve çalışkan insanlar olmasına dikkat eder ve seçimini bu yönde kullanır.

Seçkin yazarların önemli kitaplarını okur, öğrendiklerini de hayatına yansıtabilir…

Kısa, net ve doğru notlar alır… Her gece o günün muhasebesini, ertesi gününde planını yapar…

Aklı ve vicdanı, onun en güvendiği yön pusulasıdır…

Lider cesurdur ve cesur olmalıdır… Onları bekleyen en büyük tehlike, başarısız durum ve sonuçlarda inkâr yoluna sapmaktır ve mümkün olduğunca başkalarını suçlamaktır ki bu içgüdüseldir…

İşte burada cesaret çok önemlidir ve böyle durumlarda lider, tam bir tarafsızlık sergileyebilmelidir.

Her şey, her düşünce, her eylem, her karar insanla başlar, insanla biter… Lider bu gerçeği bilerek, baskı altında olsa da kontrolünü kaybetmeden tutarlı davranabilmelidir.

Gerçek bir lider her şeyden önce kibirden uzak durmalıdır…  Alçak gönüllü olmalı, insanlara “En olmaz” gibi görünen şeyleri bile kolayca yapmaya sevk etmelidir… Ne kadar bilgi sahibi olursa olsun, çevresinden de yeni bilgiler edinmeye daima açık olmalıdır…

Onlarla ilgilenmek ve onları dinlemek, üzerlerinde yaratacağı etkiyi artıracağı gibi alçak gönüllüğünün de en iyi ifadesi olacaktır… Özetle, Kendimizi yönetirken aklımızı, Başkalarını yönetirken ise kalbimizi kullanmalıyız…

Başka bir deyişle;

Kötümser; Rüzgârdan Şikâyet eder, İyimser; değişmesini ister, Lider ise yelken açar…

Müşterilerde Zihin Okumak

Yazar:
Erdem Karagöz
-
14 Aralık 2019

Müşterileriniz alış veriş yaparken, satın alma kararları alırken zihinlerini okuyabilseydiniz ne olurdu? Paranormal yeteneklerin üst sınırlarını zorlamıyorsanız elbette zihin okuyamazsınız! Telepati, psikokinezi gibi psişik fenomenlere sahip olmadığınız için üzülmeyin.

Çünkü sizden normal dışı ve normal ötesi olmanız beklenmiyor siz satıcısınız ya da satın almacısınız ve sadece bilmeniz gerekenler var.

Öncelikle doğru zannettiğiniz alışkanlıklardan kurtulmanız gerekir. Müşterileri kataloglara koyup davranışlarınızı yanlış kodlamayın. Bu müşteri satın almaz dediğinizde satın almadığında ne kadar deneyimli satıcı olduğunuza kaç kez sevindiniz?  Zihninizin müşteriye 1500 satın almama mesajı verdiğini biliyor muydunuz? Mikro ifadelerinizi yönetebileceğinizi mi düşünüyorsunuz?

Her müşteri ayrıdır üstelik her insan her an farklı kararlar verebilir. 30 saniye sonra bir güçlü soru ile satın alma kararı verebilir! Yanlış bir soru ya da tavır ile satın almaktan vazgeçebilir.

Peki; neyi bilmelisin! Öncelikle görsel temsil sistemler hakkında eğitim alabilir ve mikro beden dili eğitimleri ve work shoplarına katılabilirsiniz. Daha önemlisi satış anında kendi tavırlarını video destekli izleyebilir ve uzmanlardan fikir alabilirsiniz.

Müşteriler satın alma konusunda düşünmeye başladığında yüksek enerji harcamaktadır.Karar vermek glikoz tüketmektir. Enerji harcamak yerine geçmişte nasıl karar aldığına bakar. Öyleyse geçmişteki kararlarını önceden bilmeli ya da o an öğrenmeliyiz.

Görsel temsil sistemleri ne zaman analitik kararlar aldığını, ne zaman onaylanmaya ihtiyacı olduğunu ve ne zaman gerçek bilgileri hatırladıklarını ya da tasarladıklarını size öğretecektir.

Ne hissettiklerini ve ne düşündüklerini okumak yerine müşterilerinize sorun. Yani ne olursa satın alacak? Sizinle çalışmak için tam olarak beklentilerinin ne olduğunu öğrenmenin en kolay yolu müşteriden geri bildirim almaktır. Unutmayın her müşteri ayrıdır ve bilgi girişine göre kararları da hızla değişebilir.

Detaylara takılmayın sadece ve sadece müşteriye odaklanın! Tüm projeksiyonu müşteriye çevirin. Her müşterinin cebinde ürün ve hizmetinizi satın alacak para olduğunu ve sizden satın almaya çok istekli olduğunu düşünün. Zihin okumak yerine sizin pozitif enerjinizi müşterinize transfer etmeye odaklanın.

Aynalama nöronları sayesinde müşteri mutlu satıcının yanında kendini güvende hissedecek ve satın alma kararını sizden yana kullanacaktır. İnsanlar güvenilir pozitif insanlarla iş yapmaya isteklidir.

Doğru yerde doğru sorular sorun, müşteriyi sorulara boğun kaçırmayın. Cevap verdiğinde ilk 5 saniyeye odaklanın. Çünkü bu ilk yanıtlar düşünmeden bilinçaltından verilmiştir ve sizin değişim alanınız burasıdır. Soruların ilgi çekmesi için metafor ve mizahı yerinde kullanın!

Basit cümleler kullanın, hipnotik dil kalıpları konusunda uzmanlaşın ve beden diline, ses tonuna sonra da söylediği kelimelere odaklanın. Müşteri ne ister sorusunu mutlaka müşterinin kendisine sorun. Satış önsezilerinize güvenseniz de kehanette bulunmayın!

Müşteriyi tanımak için psikometri yeteneklerinizi kullanmayın! Yani müşterilere ait maddelerden bilgi almak uzmanlık işidir. Siz giyimine, arabasına, saatine göre satın alma tarzı hakkında karar vermeyin. Çünkü müşteri kendi imaj ve algısını yönetecek bilgi ve donanıma sahip.

Deneyimlerinize, zekanıza, geçmişteki başarılarınıza değil satış anında içinde bulunduğunuz kişi ve mekana odaklanın. Başarının tek yeri şimdi ve burasıdır.

Buyer Network B2B Konferanslar Serisi #14, Lojistik ve Depo Yönetimi Zirvesi 11 Aralık’ta Gerçekleşti

Yazar:
Satınalma Dergisi
-
13 Aralık 2019

Buyer Network B2B Konferanslar Serisi’nin 14. etkinliği, 11 Aralık 2019’da Beşiktaş Vodafone Park ev sahipliğinde Lojistik ve Depo Yönetimi Zirvesi ile gerçekleşti.

300’e yakın katılımcının yer aldığı zirvede çok sayıda lojistik firması ve yöneticileri bir araya geldi. Sektörün tüm kesimlerinin buluştuğu toplantıda Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND), lojistik firmaları, taşımacılar, forwarderlar, gümrük müşavirleri, depo ve antrepo işletmecileri, depo raf üreticileri ve teknoloji firmaları yer aldı. Toplam üç oturumda gerçekleşen zirvede 11 sektör yöneticisi bilgi ve deneyimlerini paylaştı.

Zirve açılış konuşmasında BuyerNetwork.net B2B Ticaret Platformu kurucusu Prof. Dr. Murat Erdal, İş ve Ticaret platformunun bugün geldiği noktayı ve gelecek projeksiyonunu şu şekilde anlattı:

Prof. Dr. Murat ERDAL, Buyer Network İş ve B2B Ticaret Platformu

“Buyer Network 8.000’den fazla firma ve yöneticisi ile bugün Türkiye’nin en hızlı büyüyen sektörel buluşma noktası oldu. Buyer Network Pro özellikleri ile üyelerine indirimli ürün ve hizmet sunar hale geldi. Firmaların tüm ihtiyaçlarına yönelik çözümler üretiyoruz. “Alırken Kazanın” mantığı ile yola çıktık. Üyelerimizin satınalma ve satış departmanlarını bu platformda buluşturuyoruz. Alıcı-satıcı eşleştirmesi temel gündemimiz.

Ayrıca; Dış Ticaret, İthalat-İhracat proses danışmanlığı sağlıyoruz. Firmalara değer üretiyoruz. Amacımız bu ivmeyi daha da artırarak ekonomiye katkı sağlamaktır. Bunun için bu hedefe yönelik olarak büyük bir motivasyonla çalışıyoruz.”

Dr. Mehmet Ali Emekli (Planet Lojistik Yönetim Kurulu Başkanı)

Prof Dr. Murat Erdal’ın moderatörlüğü ile başlayan 1. oturumda Planet Lojistik Y.K. Başkanı Dr. Mehmet Ali Emekli, “Freight Forwarder İş Çevresi ve Lojistik Operasyonlar” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Özellikle proje lojistiği kapsamında gerçekleşen işleri pratik tabanlı katılımcılarla paylaştı.

 

Alpdoğan Kahraman (UND İcra Kurulu Üyesi)

Uluslararası karayolu eşya taşımacılığında ve gümrük geçişlerinde yaşanan sorunları ve çözüm önerilerini anlatan UND İcra Kurulu Üyesi Alpdoğan Kahraman, ekonomide sektör dinamiklerini istatistiklerle inceledi.

 

 

Murat Kadir Gül (Temesist Şirketler Grubu Y.K. Üyesi)

Depo Raf Sistemleri konusunda sektör lideri Temesist Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Murat Kadir Gül, Temesist’in global vizyonu ve çalışma azmini açıkladı. Firma olarak teknoloji ve arge yatırımlarını değerlendirdi. Temesist Proje Müdürü İnşaat Mühendisi İbrahim Yıldız ise dış cephe giydirme depo projesinin süreç adımlarını ayrıntılı olarak A’dan Z’ye dinleyicilere aktardı.

 

Baha Kaygısız (Mars Lojistik Tedarik Zinciri Yönetimi GMY)

 

Mars Lojistik Tedarik Zinciri yönetiminden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Baha Kaygısız “Lojistik Depo Operasyon Yönetimi” başlıklı sunumunda özellikle firmanın son dönemde hayata geçirdiği yatırımları ve uluslararası operasyonları üzerinde durdu. Teknolojiye yapılan yatırım ve perakende lojistiği konularında örnekler verdi.

 

 

 

 

Öğle arasında B2B firma görüşmeleri ile alıcı-satıcı iş birlikleri için fırsatlar yaratıldı ve networking sağlandı. Buyer Network Pazaryeri hakkında katılımcılara bilgilendirme yapıldı.

 

Öğleden sonra ilk oturumda Atilla Yıldıztekin’in moderatörlüğünde başlayan Teknoloji oturumunda ise, lojistik ve depo sektörü teknolojik açıdan ele alındı.

Emre Yenal (Kardex Direktörü)

 

Kardex Remstar Direktörü Emre Yenal, Intralojistikte yenilikçi otomasyon çözümlerini katılımcılara anlattı.

 

 

Özhan Fındık (Buton İş Geliştirme Direktörü)

Buton İş Geliştirme Direktörü Özhan Fındık, depolar ile teknolojinin bir araya geldiği “Akıllı Depo Yönetimi Sistemleri” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi.

 

 

 

Deniz Özgören (Arvato)

 

Arvato’dan Deniz Özgören, “Zahmetsiz E-ticaret Lojistiği” sunumu ile dinleyicilerin ilgisini çekti.

Dr. Salim Çam (Progroup Yönetim Kurulu Başkanı)
Rıza Mehmet Korkmaz (Ünsped Gümrük Müşavirliği Genel Müdürü)

Progroup Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Salim Çam’ın moderatörlüğünde başlayan 3. oturum, Ünsped Genel Müdürü Rıza Mehmet Korkmaz’ın “Dijital Dönüşüm ve Küresel Ticaretin Geleceği” sunumu ile başladı. Rıza Mehmet Korkmaz, dünya ticareti ve rekabet ile trendler üzerinde durdu.

 

Recep Koca (A Yangın Güvenlik – Depo ve Lojistik Yöneticisi)

A Yangın Güvenlik Sistemleri Depo ve Lojistik Yöneticisi Sn. Recep Koca, soruyu tersten sorarak “Depo Ne Değildir?” başlıklı sunumu ile deponun özünde büyük bir özen gerektirdiğini açıkladı. Depoların profesyonel bir alan olduğunu, katma değer yaratıldığını, işini seven ve saygı duyan yöneticiler ve ekiplerin işbirliği ile çalıştığı bir ortamdan meydana geldiğini vurguladı.

 

Halit Kaya (Mila Lojistik – İş Geliştirme Müdürü)

Mila Lojistik İş Geliştirme Müdürü Sn. Halit Kaya, katılımcılara lojistik sektörü satış pazarlama faaliyetlerinden bahsetti. Halit Kaya, sürekli sahada müşteri ile kurulan iletişimin öneminden bahsederek sektör dengelerinin sürekli değiştiğini, yenilikçi ve rekabetçi olanların varlığını sürdüreceğini söyledi.

 

 

Selçuk Yeşiltan (We World Express Ülke Müdürü)

We World Express Ülke Müdürü Sn. Selçuk Yeşiltan ise, “Havayolu ile E-ticaret Lojistiği Çözümleri”ni anlatarak verimli bir sunum yaptı. Selçuk Yeşiltan Türk Hava Yolları liderliğinde kurulan yeni oluşumundan bahsetti. Dünya e-ticaret istatistiklerinin verildiği sunumda özellikle We World Express’in yeni dönem havayolu ile e-ticaret lojistik hizmetlerinde sektöre yapacağı katkıyı açıkladı.

 

Katılım sonunda Buyer Network B2B Etkinlikler Serisi’nin Ocak ayında Yuvarlak Masa Toplantıları ile devam edeceği bilgisi verildi.

 

Tedarik Zinciri Süreçlerinde “Uyum Politikaları”

Yazar:
Selen GÖRSEV
-
13 Aralık 2019

Kurumsal ve uluslararası firmalar tarafından daha yaygın uygulanan “Compliance Rules” yani Uyum Politikaları veya “Business Conduct” yani İşi Yapma Kuralları, iş yapış şekillerimizde ve yöntemlerimizde çok önemli yer tutmaktadır.

Normal bir vatandaş olarak, farkında olsak da olmasak da her gün uyum gösterdiğimiz bazı kurallar vardır. Trafik ışığı kırmızıya döndüğünde aracımızı durdurarak trafik yasalarına, metro beklerken raylardan uzak durduğumuzda ise, güvenlik yönetmeliklerine uymuş oluruz.

Peki, bir işletme için uyum politikaları ne içerir ve korunması nasıl sağlanabilir?

Çalıştığınız şirketin milliyeti ne olursa olsun, en önce bulunduğu ülkenin kanun ve yasal uygulamalarına, sonrasında da şirketin kendi vizyon, misyon, bağlı bulundukları resmi kurumlar ve iç tüzüklerine uygun olarak düzenlenen kurallara bağlı olarak iş yapıyor olması gerekir. Yabancı menşeili bir şirket, bir dış pazara girerken yerel yasalara ve düzenlemelere uyma gereğini anlar ve bu kuralları kasıtlı olarak ihlal etmez. Bu konuda sürekli olarak yerel danışman firmalardan destek alırlar. Ancak, kendi ülke politikalarını da göz ardı etmeyerek, dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, bunlara da uyum göstermekle yükümlüdürler.

Zamanla, yasa ve tüzük ile belirlenmiş kuralların yelpazesi, dünyanın ve önceliklerin değişmesi ile genişlemektedir. Bu değişimlerin son yıllarda, global bir devrim niteliğinde olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Çevre bilinci ve küresel ısınmadan tutun, politik dengelerin değişmesi ile iş yapılan ülkelerin farklılaşmasına kadar bir çok konuda değişim, her sektörde ve her fonksiyonun iş yapma şeklinde zorunlu değişikliklere sebep olmuştur. Artık hiç bir şeyin gizli kalamadığı, internet ve sosyal medyanın son derece yaygın iletişim araçları olduğu günümüzde, özellikle etik kurallar, insan ve çalışan-işçi hakları, hayvan hakları, firmanın verdiği hizmet ne olursa olsun, özellikle ve hassaslıkla gözetilmeli ve şeffaf olmalıdır. Öyle ki, çalışılan dış kaynakların dahi bu değişim sürecine ve kurallara uyumu mecburidir. Özellikle sosyal sorumluluk konusunda dünya lideri firmaların, bu tip şirket politika uygulamalarında, iş ortakları dahil, ne kadar başarılı olabildiği, müşterilerin hangi markayı satın alacağına karar vermesini sağlamaktadır.

Dolayısı ile, işletmelerin, değişen bu “değerler” için almaları gereken karar: ya değişime uyum gösterecekler, ya da zaman içinde yok olmaya mecbur kalacaklar. Çoğu firma, tecrübelerinden ders çıkarır ve bu değişimleri hızla “kurumsal sorumluluk” olarak içselleştirerek hızlıca uygulamaya geçer.

Taşıma ve lojistik firmalarının karbon emisyonu ve yeşil lojistik insiyatifleri, üretim yapan firmaların çalıştırdıkları işçilerin hakları, ürünlerin doğaya, çevreye, hayvanlara zarar vermeden üretiliyor olması, atık malzemelerin imha süreçleri, organizasyonların Tedarik Zinciri’ni birebir etkilemektedir.

Bu tip uygulamaların ve kuralların takibi, özellikle global ağı olan ve binlerde tedarikçisi, işçisi olan yapılarda elbette ki kolay değildir. Böyle bir sorun oluştuğunda ve medya sayesinde kitlelere ulaştığında çok hızlı aksiyon alınması gereklidir. Yatırımcılar, paydaşlar, yönetim, müşteriler ve hatta konu ile ilgili devlet organizasyonları hızlı cevap, aksiyon ve sorunun çözümünü bekleyecektir. Sorunun çözümü ve cevaplar için harcanan zaman, Tedarik Zinciri’ni birebir etkiler : ihlal edilen süreç sebebi ile, satış düşecek, stok fazlası oluşacak ve maliyetler artacaktır. Bu, bir önceki yazımda bahsettiğim Tedarik Zinciri süreçlerinin hepsini etkileyecektir.

Bu tip bir krizde, organizasyonun hızlıca cevap vermesi gereken sorular şunlardır :

  • Bu problemi kim tespit etmeliydi?
  • Hangi faktörler bu soruna sebep oldu?
  • Mevcut sosyal sorumluluk uygulamaları ve denetimler bunu nasıl gözden kaçırdı?
  • Süreç ihlali tek bir yerde mi olmuştur, yoksa genel midir?
  • Kasıtlı mıdır yoksa kazara mı olmuştur?
  • Kim hatalıdır?
  • Başka kim(ler) etkilenmiştir?
  • Tekrarlanmaması için alınacak tedbirler ve ön uyarı sistemleri nelerdir?

Önemli olan, bu tip bir krizi hızlıca yöneterek düzeltici faaliyetlerin hemen uygulanmaya konulmasıdır. Organizasyon, bundan sonrası için ilgili risk senaryolarını çok iyi değerlendirmeli ve alınan ders ile tekrarlanmasını önlemelidir. Buradaki en önemli tetikleyici unsur, değişimdir. Sorunun oluşmasını bekleyip aksiyon almaktansa, olası problemler için hazırlıklı olmak, risk alanlarını tespit ederek iyi yönetmek, sağlam, yaygın ve güvenilir bir risk yönetimi sürecinin kurgulanması çok önemlidir. Operasyonel seviyede, Tedarik Zinciri’ni destekleyen kaynaklar – depolar, süreçler, envanter, çalışanlar, tedarikçiler vs. sıklıkla kontrol edilmeli ve gerektiğinde yeniden yapılandırılmalıdır.

Tedarik Zinciri risk yönetimi, zayıf noktaları azaltmak ve sürekliliği sağlamak amacı ile sürekli risk değerlendirilmesi yapılarak sürecin tamamı boyunca günlük ve olağan dışı riskleri yönetmek için hazırlanan stratejilerin uygulanmasıdır.

Tedarik Zinciri’nin stratejik bir iş ortağı olduğundan bahsetmiştim. Risk yönetimi, organizasyonun bütününü, konulan kurallar çerçevesinde iş yapmaya yönlendirir ve ortak akılla, hedef odaklı çalışmanın da temelini oluşturur.

Lojistik ve Doğal Afetler

Yazar:
Recep Koca
-
11 Aralık 2019

Genel olarak hakkında çok bilgi sahibi olmadığımız bizde merak uyandıran kelimeleri öğrenmek için bir çoğumuzun aklına ilk sırada GOOGLE gelir, Teknolojik alt yapının insan oğluna bilgiyi her yerde ulaşılabilir seviyelere getirmiş olması avantaj olarak değerlendirilse de bazen bu dezavantaj olabilmektedir, Konuyu biraz açacak olursak her şeye kolayca ulaşabilmek bizi biraz tembelleştirdi öz eleştirisini örnek gösterebiliriz.

Gelelim konumuzun başlığı olan LOJİSTİK deyince ne anlıyoruz kısmına, Eskiden genelde askeri terim olarak kullanılan Lojistik, ismindeki egzotik büyü ile halihazırda var olan birkaç mesleğin toplum tarafından kabul görmesi, benimsenmesi hatta bu uğurda okullarda Lojistik bölümünün açılmasına kadar hayatımıza girmesine neden oldu.

Peki ülkemizde yeterince Kalifiye Lojistik personeli var mı?

Bahsi geçen okullardan mezun olan öğrenciler bu mesleği yapmak için yeterli donanıma sahipler mi?

Teknoloji Lojistik için alt yapıyı tamamladı mı?

Lojistik hayatımızın neresinde?

Aslında Lojistik kelimesinin tam açıklaması ‘Ceninin Anne karnına ilk düşmesi ile başlayıp mezarlıkta son bulan bir sürecin tamamına verilen isim olması gerektiğini savunanlardanım, Savunan dediysem konuyu ilk ortaya atanım desek daha uygun olacaktır.

Süreçleri gözünüzde canlandırırsanız eminim sizlerde bu fikri onaylayacaksınız.

Günlük hayatımızda, şirketlerde, askeri alanlarda süreç bir şekilde işliyor, Pe ki ‘DOĞAL AFET’ ile karşılaşılması durumunda Lojistik konusunda ne kadar başarılı olduk/olabiliriz?

Olası afetlerde Sağlıklı bilgi paylaşımı için tek merkezden yönetimin şart olduğunu acı deneyimler ile test etmemize rağmen yaşananlardan ders çıkartmadan hayatımıza devam ediyor olmamızda cevabını bulamadığımız sorulardan bir tanesi olarak raflardaki yerini alıyor, Tedarik zincirini takip edebilecek alt yapıya yani teknolojiye sahip olmalıyız, bölgeyi çok iyi bilen eğitimli sivil savunma ekiplerine sahip olmalıyız, olay yerine en kısa sürede ulaşacak ekip ve ekipmana sahip olmalıyız ve süreçleri tek merkezden yönetecek Lojistik profesyonellerine sahip olmalıyız aksi durumda hazırlıksız yakalandığımız doğa üstü olaylarla başa çıkmamız imkansız olur.

Yardım kuruluşları bahsi geçen problemler ile ilk kez karşılaşmıyor, yaşanan deprem, savaş, Tsunami vb. Beşerî ve doğa üstü olaylar ile başa çıkmak için mutlaka insani yardım lojistiği birimi kurulmalı.

Türkiye’nin aktif rol alabilmesi için Lojistik profesyonelleri federasyonu kurması gerektiğini düşünüyorum, bunun için sektörün önde gelen çok kıymetli akademisyenlerine mesleğe gönül vermiş biz profesyonellere ve sivil toplum kuruluşlarına çok iş düşüyor.

‘’SON OLARAK AFAT DEYİP GEÇMEMENİZ İÇİN BİR KAÇ SEBEP’’

Sarı Nehir Seli (Yıl 1931 – Çin) – 1 ila 4 milyon ölü

Sarı Nehir Tufanı (Yıl 1887 – Çin) – 900 bin ila 2 milyon ölü

Bhola Kasırgası (Yıl 1970 – Bangladeş) – 500 bin ila 1 milyon ölü

Shaanxi Depremi (Yıl 1556 – Çin) – 830 bin ölü

Hindistan Hortumu (Yıl 1839 – Hindistan) – 300 bin ölü

Antakya Depremi (Yıl 526 – Suriye ve Türkiye) – 250 bin ölü

Tangshan Depremi (Yıl 1976 – Çin) – 242 bin ölü

Haiyun Depremi (Yıl 1920 – Çin) – 240 bin ölü

Hint Okyanusu Depremi / Tsunami (Yıl 2004 – Hint Okyanusu) – 230 bin ölü

Halep Depremi (Yıl 1138 – Suriye) – 230 bin ölü

1...453454455...798798 Sayfanın 454. Sayfası

Kurumsal

Son Sayılar
Hakkımızda

Dijital İşlem Merkezi

Mesafeli Satış Sözleşmesi

Teslimat ve İade

İletişim

[elfsight_popup id="2"]

Dijital İşlem Merkezi

[CF7A list='092f15e92d' template='temp6']
+90 546 740 10 10
Sanayi ve Ticarete Yön Verenlerin Dergisi
Bizi Takip Edin
Facebook Instagram Linkedin Twitter
© Satınalma Dergisi (c) Tinova Bilişim Teknolojileri A.Ş. 2013-2025

6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) Usul ve Esasları Uyarınca Kişisel Verilerinizin Korunması Hakkında Müşteri Aydınlatma Metni