“ Emeğiyle, Sermayesiyle, Riskiyle, Tüm Gücüyle, Tekrar Büyümenin ve Ülke Ekonomisini Genişletmenin Mücadelesini Vermeliyiz ”

Prof. Dr. Murat Erdal – Satınalma Dergisi Editörü

Sektör sohbetlerinde konuğumuz,

Dünya Gazetesi CFO’su Sn. Burcu KÖSEM

  • Burcu Hanım, Merhaba, Röportajımıza geçmeden önce sizi tanıyabilir miyiz ?

İstanbul doğumluyum ama köken olarak Kastamonuluyuz. Hem alaylı, hem okullu olan azınlıkta yer aldığım için kendini şanslı hissedenlerdenim. 20 yıldır Dünya ailesinin bir ferdiyim. İşletme eğitimi aldım. Marmara Üniversitesi MBA, Kadir Has Üniversitesi’nden Eğitmenlik Sertifikası aldıktan sonra yine Marmara Üniversitesi işbirliğinde yürütülen Business Management Institute Lider CFO’lar programını bitirdim.

Sn. Burcu Kösem, Dünya Gazetesi, CFO

Evliyim, 7 yaşında bir kızım 13 yaşında bir oğlum var. Manevi değerlerini, inancını ve ailesini her şeyin üstünde tutan, kendine ait fikri değerleri, sabitleri olan, çizdiği sınırların dışına çıkmaktan hoşlanmayan ve aynı zamanda çizdiği bu sınırların içine girilmesi konusunda da hassas olan, gelenek ve göreneklerine bağlı bir kişilik olduğum söylenebilir. Gezmeyi, eğlenmeyi, spor yapmayı seven, çalışmaya aşık, çalışırken kendini inanılmaz mutlu hisseden yükseleni Yengeç tipik bir Oğlak burcu profiliyimdir. Sabahları erken kalkıp, çocuklarımla kahvaltı yapmayı ve onları okula uğurlamayı severim. İş yerine adım attıktan sonra hipnoz olmuşçasına yoğunluklu bir şekilde işime odaklanırım yani iş dışında her şeyi dışarıda bırakırım. Bazen öyle ki toplantılar, raporlar derken yemek yemeyi atladığım çok zamanlarım olur. Bu denli işime aşık olduğumu söyleyebilirim. Diğer taraftan fırsat bulabildiğim ölçüde bazen yeni bir yer keşfi, bazen sadece dinlenmek için kısa (long weekend) seyahatler yapmaktan çok keyif aldığımı da ekleyebilirim. Peygamber efendimiz zamanında çok güzel ifade etmiş “İki günü eşit olan ziyandadır” diyerek. Ben de naçizane biraz bu felsefe ile gündelik hayatımı planlamaya ve uygulamaya gayret ediyorum. Kısaca özetleyecek olursam hiçbir şeyi aksatmamaya gayret eden ve her şeye vakit ayırmaya özen gösteren bir yaşam biçimim var.

Dünya Gazetesi ekonomi çevresinde güçlü bir marka. Basın yayın grubunda finans yöneticiliği yapıyorsunuz ? İş çevrenizin zorluklarından bahsedebilir miyiz?

Sn. Burcu Kösem, Dünya Gazetesi, CFO

İkinci jenerasyon olarak Sn. Didem Demirkent’in sahipliğinde bulunan Dünya Şirketler Grubu’nun Yönetim Kurulu Üyesi ve CFO’su olarak görev yapıyorum. İşin ve iş çevresinin zorluklarına değinmeden önce Yönetim Kurulu Başkanımızın bir kadın olmasından ve Sn. Didem Demirkent önderliğinde bu grup için çalışıyor olmaktan her zaman büyük gurur duyduğumu söylemek isterim.

Grubumuz bünyesinde Gazete faaliyetinin yanı sıra Education faaliyetleri bulunmaktadır. Başta kitap olmak üzere yurtdışından temini gereken eğitim materyallerinin Türkiye çapında yaklaşık 1.100 okula, Yabancı Dil Okullarına ve ihtiyaç duyan çeşitli kurum ve kuruluşlara ulaştırılmasını sağlıyoruz. Aynı zamanda Cambridge Sınav Merkezi olarak İngilizce yeterlilik sınavları da yapan bir kurumuz.

Ayrıca süreli Yayınlar Faaliyetleri; F.Times, Wall Street Journal, New York Times, Economist başta olmak üzere, alanında öncü çeşitli yabancı gazete ve dergilerin Türkiye Distrübütörü olarak ithalatını, baskısını ve satışını gerçekleştirmekteyiz.

Ajans Hizmetleri Faaliyetleri kapsamında TOBB, İSO, ASO, KAYSO, İMSAD, TGSD gibi yine hepsi birbirinden değerli kurum, dernek ve vakıfların dergi / bültenlerini hazırlayarak baskısını yapmakta ve dağıtımını yapmaktayız.

Bunların yanı sıra yayınladığımız her biri alanında öncü ve lider olan Sektörel Dergilerimiz var ve uzun yıllardır aynı dönemlerde sektörlerine göre değerlendirmelerin yapıldığı ödül törenleri gerçekleştiriyoruz.

Şahsım olarak ekibim ile birlikte faaliyetlerin tümü için Finans, Muhasebe ve Bütçeleme işlerini yürütürken, Education Faaliyetlerinin bütünü ile (yeni ürün bulma, pazar payı genişletme, pazarlama, satış ve dağıtım) yakından ilgileniyor ve bu faaliyetin büyümesi ile ilgili stratejiler üretiyorum.

Sizin sorunuzun başında da ifade ettiğiniz üzere Dünya Gazetesi alanında tek olan çok güçlü bir marka. 39 yıldır, kurulduğu günden bugüne, tarafsızlığını kaybetmeden ekonomi ve politikalar üzerine haber yapıyor olmak gerçekten zor ve meşakkatli bir iş. Ama gazetemizin mutfak cephesi gerçekten çok zengin. Mutfakta değerli aşçılarla çalıştığınızda günün sonunda çıkan yemek de gerçekten lezzetli oluyor. Yazı işlerinden grafik departmanına, köşe yazarlarımızdan sayfa editörlerimize kadar hemen herkes aşkla yaptığı bir işte nitelikli ve dolu bir içerik oluşmasına katkı sağlıyor. Dünya Gazetesini hazırlayan ekip ile ülkenin içinde bulunduğu ekonomik konjektürden de sıklıkla bahsediyoruz. Fakat içinde bulunduğumuz bu koşullarda ülke ekonomisi ile ilgili bir şeyler söylemek gerçekten çok zor. Çünkü bu konu ile ilgili etkileyenler-etkilenenler-etkilenecekleri çok uzun konuşmak gerekecektir. Belki bunu ayrıca ve uzun uzun konuşuruz.

  • 2019 yılını ülkemiz ve dünya açısından nasıl değerlendirmeliyiz? 2020 ve sonrası için öngörülerinizi alabilir miyiz?

2019 ve 2020 yılları ile ilgili bir değerlendirme yapmadan önce adım adım gitmek isterim. 2018’de neler oldu çok kısa bahsetmek gerekirse;

2018 yılının ikinci çeyreğinden itibaren gelişmekte olan ülkelere yönelik risk algısı bozuldu. Buna ilave olarak ABD Merkez Bankası Fed’in faiz artışları ile uluslararası sermaye akımları da yavaşladı.

Diğer taraftan 2018 yılında ABD’nin ekonomimizi doğrudan hedef alan politikaları ile Türkiye büyük bir spekülatif kur krizi ile karşı karşıya bırakıldı. Spekülatif kur krizinin fiyatlar üzerindeki olumsuz etkisi enflasyonu tetikledi ve Türkiye 2002’den bu yana ilk defa çift haneli bir oranla %20’nin üzerinde bir enflasyonla yılı kapattı. Merkez bankası kuru baskılamak üzere uzun zaman kendisinden beklenen hamleyi doğru bir oranda gerçekleştirdi. Faiz de yapılan doğru artış ve ABD ile ilişkilerin makul bir seviyeye tekrar çekilmesi ile kurdaki yüksek dalgalanma sorunu en azından bir seviyeye getirilebildi.

Türkiye ise bu süreçte yaşadığı en büyük sıkıntıyı dış finansmana erişim konusunda yaşadı. Dış finansmana erişim konusunda yaşanan sıkıntı ile kredi şartları sıkılaştırıldı, sıkılaştırılmış para politikası nedeniyle finansmana erişim kapasitesi ciddi anlamda daraldı. Hatta bir çok sektörün finansmana erişimi neredeyse imkansız hale geldi.

Bunların genel bir sonucu olarak büyümede yavaşlama yaşandı. Şimdi 2019’u değerlendirdiğimizde ise önümüzdeki 3 ile 6 ay içinde de yine büyümede yavaşlamanın devam edebileceği sinyalleri görülebilmektedir. Sonuç olarak reel sektörün yaşanan daralma dönemine ciddi anlamda borçlu olarak yakalanması da ekonomik daralmaya neden olmuştur. Zaten borçlu olan şirketler, daralma ile birlikte yeni borçlanma imkanları bulamadıkları için küçülme yolunu tercih etmek zorunda kalmaktadırlar. Fakat rakamları ve oranları doğru okur ve soruna değil, çözüme yönelik, tampona değil, doğrudan iyileştirmeye yönelik adımlar atabilirsek Türkiye’nin özellikle 2019’un son çeyreğinden sonra toparlanma sürecine gireceği ve bu toparlanma ile birlikte enflasyonda 2020 itibariyle tekrar tek haneli rakamlarda görebileceğimizi söyleyebilirim. Buna ek olarak alınan önlem paketlerine daha realist, daha sonuç odaklı çözüm önerileri eklenebilir ve eyleme geçirebilirse ekonomimizin tekrar toparlayabileceğini söylemem sanırım yanlış olmaz.

  • Bu dönemde genel çerçevede finansal riskleri yönetmede nelere dikkat edilmeli ? Özellikle KOBİ’lere ne tavsiye edersiniz ?
  • 2018 tırmanan krizi yönetmek üzere çeşitli önlem paketleri ve reformlar yapılmıştır. Fakat görünen o ki yapılan reformların olumlu sonuçları halen üretime yansıyamamıştır. Bu anlamda hükümeti ve ekonomi yönetiminden hala önemli beklentiler bulunmaktadır. Kamunun girdi maliyetlerini azaltmaya ve uluslararası pazarlar ile rekabet imkanını yaratmaya yönelik adımlar atmasına, vergi yükünü hafifletmesine, bürokrasiyi azaltmasına ve yapısal reformları hızlıca harekete geçirmesine her zaman olduğundan daha fazla ihtiyacımız var. Ama tabii ki herşeyi devletten beklememeliyiz, bu söylediklerimden böyle bir anlam çıkmamalı. Hükümetin sadece öncü olması, bizlerin de bir bütün olarak yani hükümetin, yerel yönetimlerin, sanayicilerin, hizmet sektöründe faaliyet gösterenlerin, üniversitelerin, araştırma kurumlarının birlik ve beraberlik ve işbirliği içinde çalışması gerekmektedir. Türkiye’de yaşayan her fert, iş yapan her işveren bu gerçeğin farkındadır veya farkına varmalıdır. Emeğiyle, sermayesiyle, riskiyle, tüm gücüyle, tekrar büyümenin ve ülke ekonomisini genişletmenin mücadelesini vermelidir. İşverenler rekabet gücünü ve karlılığını artırmak için kendi yapması gerekenler konusunda da farkındalıklarını arttırmalıdır.
  • Genel çerçevede finansal riskleri yönetirken kriz kahinlerinin ateşli söylemleri karşısında hemen paniğe kapılmamalıyız. Eğer döviz açığı veya kur riski yoksa kredileri kapatmaktan kaçınmalıyız. Çünkü bu hareket ileriki dönemlerde ekstra bir nakit daralmasına sebep verecektir. Riskleri yönetirken sakin, tutarlı ve sabırlı olunmalıdır, krizde size büyüme fikri ile gelen işverenlerinize karşı doğru cevaplar vermek gerekmektedir. Krizde büyümemin büyük riskleri de barındırdığını ve büyümek yerine mevcudu korumanın tercih edilmesi gerektiğini hatırlatmalıyız. Bu tür süreçlerde kaçınılmaz olarak her daim üretilen karamsar tablolara hemen itibar etmememiz gerekmektedir. Tahminlerin her hafta değiştiği bu ortamda sizin kendi uzun vadeli objektif değerlendirme tablonuz ve yol haritanız olmalıdır ve en önemlisi zarar ettiğiniz halde kriz öncesinde devam ettiğiniz bütün işlerden derhal çıkmak konusunda tereddüt etmemelisiniz ve yapılabiliniyorsa ve imkanınız varsa borçlanma maliyetlerinin çok yüksek olduğu bu dönemde olabildiğince öz sermaye ile hareket edilmelidir.
  • Kobilerimiz için naçizane tavsiyem ise, yukarıdakilere ek olarak personellerinize ve işiniz gelişimine yönelik –özellikle eğitim gibi- yaptığınız yatırımlara eğer imkanınız varsa ara vermeyin, AR-GE’yi tamamen rafa kaldırmayın, hızınızı kesmeyin ama biraz azaltın, her zamankinden daha dikkatli ve daha titiz yaklaşın ve işinizle ilgili tüm işaretleri iyi okuyun.

Bu sıraladıklarımı sadece bir öneri olarak nitelendirmekte fayda var. Çünkü her şirketin yapısı birbirinden farklıdır ve bu sebeple her şirketin veya iş kolunun krizden etkilenme şekilleri de farklı olur ve bazı durumlarda farklı kalkanlar hazırlanması gerekebilir.

  • Sosyal sorumluluk projelerinde de aktif yer alıyorsunuz. Benjamin Button Kadınları çalışmalarınızdan bahsedebilir miyiz? Neler yapıyorsunuz?

2016 yılında verdiğim bir röportajda kendimde gördüğüm eksik yanlarımı ifade etmiştim. Sosyal Sorumluluk Projelerinde yer almaya çalıştığımı ama bu konuda yaptıklarımı yeterli görmediğimi belirtmiştim. İhtiyacı olan binlerce çocuk olduğunu ve çocukların hayatlarına daha fazla dokunmamız gerektiğini ifade etmiştim. İşte o gün bunları ifade ederken sadece bir temenni olarak kalmaması gerektiğini de bir kez daha aklıma kazımıştım. Düşünmüştüm ama düşünmek kendi başına yeterli olmayacaktı. Bu sebeple sadece düşünmedim, inandım ve harekete geçtim. O günden sonra ilk büyük projemizi Kastamonu İş Dünyası ile işbirliği içinde gerçekleştirdik, Kastamonu’dan çıkmış, alanında öncü İş Kadınlarını ödüllendirdiğimiz gecede 500 kişinin katılımı ile Kız Çocuklarına Burs imkanı sağladık. Sonrasında C Majör İşten Sesler Korosu ile tanıştım. C Majör İşten Sesler Korusu profesyonel iş dünyasında başarılı olan isimlerin amatörce şarkı söyledikleri ve yılda 2 defa verdikleri konserlerle binlerce çocuğa ışık oldukları bir platform. Bu platformda hem korist hem de Mali İşler İcra Kurulu üyesi olarak görev alıyorum. Bu platform sayesinde kalbi iyilik için çarpan, hayatımda olduğu için şanslı olduğumu düşündüğüm sevgili Fatma Aydoğdu ile tanıştım. Fatma hanım ile tanıştıktan sonra birbirimiz ile çok ortak noktamız olduğunu keşfettik.

Şimdinin çocuklarının gelecekte hak ettikleri kalite ve başarıdaki pozisyonlarına erişebilmeleri yolundaki en önemli adımlardan biri onların eğitim hayatlarına katkı sağlamaktı. Hem C Majör olarak verdiğimiz konserlerle hem de yine üyesi olmaktan büyük mutluluk duyduğum ve sevgili Fatma Aydoğdu hanım vesilesiyle tanıştığım Benjamin Button Kadınları grubumuz ile daha fazla çocuğa dokunabiliyor ve onların eğitim hayatına katkı sağlayabiliyoruz artık.

Yine sevgili Fatma Aydoğdu vesilesiyle tanıdığım Benjamin Button Platformunun da kurucusu olan Fazilet Patır hanım ve özveri ile büyütülmüş olan Benjamin Button ailesi bana dünyada hala iyi insanların çoğunlukta olduğunu ve yüzlerce iyi insanının bir araya gelerek neleri başarabileceğini gösterdi ve göstermeye devam ediyor.

Benjamin Button ile ilgili biraz detay verecek olursam; Biz Kadınız, önceliğimiz çocuklar. Hiçbir politik ve ideolojik bir gruba bağlı değiliz. Bizi bir araya getiren iyilik ve birliktelik için çarpan yüreğimiz. Kadın kimliğimiz ile Türkiye’de ihtiyacı olan her çocuğa umut olmak istiyoruz. Tek derdimiz fayda sağlamak, misyonumuz da sağlamayı düşündüğümüz faydayı yaygınlaştırmak.

Biz Benjamin Button olarak hayıflanmayı bilmeyenleriz. Her şey kötü gidiyor diye söylenmek yerine, hayatta iyi insanlar da, yapılacak iyi şeyler de var, diyenleriz. İyi şeyler için insanları bir araya getirmeyi kendine amaç edinenleriz. Biliyoruz ki bizlerden yüzbinlerce var. Bir kıvılcım yakıp koca bir aleve dönüşmesini görecek olanlarız biz.

Ve başarılı koca bir aile Benjamin Button grubu. Çünkü grubumuz bünyesinde üretilen projeleri artık yüzlerce insan destekliyor. Benjamin Button grubunun düzenlediği etkinliklere destek vermek için yüzlerce hayırsever bir araya geliyor. Ama özellikle belirtmeliyim ki bu grubu bir arada tutan sevgili Fazilet Patır hanımdır. Sabrı, disiplini, güzel kalbi ile grubu her daim bir arada tutuyor ve bizi birbirimize kenetliyor. Sevgili arkadaşım Fatma Aydoğdu ise bu grubun birlikte yürüteceği güzel projeler üretmeye devam ediyor.

  • Finans bölümlerinin strateji ve yatırım kararlarındaki rolünü nasıl değerlendirirsiniz?

Finans bölümleri özellikle kriz dönemlerinde şirketlerde en sevilmeyen departman halini alırlar. İşler iyi giderken kimsenin aklına gelmeyen Finans departmanı, işlerin kötü gittiği dönemlerde bütün gözlerin üstünde olduğu bir hedef haline gelir. Benim şahsi kanaatim her şirketin Yönetim Kurulu’nda mutlaka Finans yöneticisinin olması gerektiği yönündedir. Yönetim Kurulu Üyesi olarak atanmasa dahi, şirketlerin Finans yöneticilerinin Stratejilerin ve Yatırım Kararlarının tartışıldığı Yönetim Kurulu toplantılarında yer almaları oldukça önemlidir. Çünkü bir Finans Yöneticisi Yatırımın sadece olumlu yanlarına odaklanmaz, karşılaşılabilecek riskleri de düşünür ve bu yatırımı bir bütün olarak ele alır. Şirketler aslında yaşayan organizmalardır ve yaşam kaynağı kâr ve büyüme üzerine kurulmuş olmalıdır. Bir yatırım kararı verilirken şirketlerin bu yönü iyi düşünülmeli ve şirketin bu yolculukta karşılaşacağı sıkıntılar da önceden saptanmalıdır.

  • Basın yayın sektörü dijital devrimden en çok etkilenen sektörlerden biri olarak değerlendiriliyor. Siz bu değerlendirmeye katılıyor musunuz ? Ne gibi alternatif hamleler geliştirdiniz?

Dijital devrimden en çok etkilenen sektörlerden biri sizin de ifade ettiğiniz gibi yazılı basın oldu. Haber her zaman son kullanma tarihi en kısa olan şeylerden olmakla birlikte dijitalleşmenin yaygınlaştığı ve sosyal medyanın atakta olduğu bu dönemlerde haberin son kullanma tarihi çıktığı anda tükeniyor. Bu sebeple artık yaptığınız iş dün çıkan bir haberi yayınlamak olmaktan çıkmalı. Çünkü o haber dün yayınlandı, tartışıldı ve tüketildi. Biz çıkan bu haberin ülke ekonomisini nasıl etkilediğini ve bu durumda yapılması gerekenleri, analizleri vererek bir fark yaratıyoruz. Diğer türlüsü pazar payımızın kaybolması demek olacaktır. Aynı zamanda Digital’e yatırım yapıyor ve Dünya’nın digital ayağının sağlam, güvenilir ve en hızlı olmasını sağlamaya çalışıyoruz. Ayrıca dijital cephe üzerinden genç kuşağı kapsayıcı yatırımlarımız da devam etmektedir.

  • Son dönemde kağıt hammadde maliyetleri hayli değişkenlik gösterdi ?
    Siz bu dalgalanmalara karşı ne tür alım politikaları belirlediniz ?
  • Bu konu ile ilgili satınalma müdürlüğümüzün çok doğru adımlar attığını söyleyebiliriz. Özellikle kurun çok dalgalı olduğu dönemlerde biz çok fazla sıkıntı yaşamadık. Çünkü her zaman stokla çalışan bir gazeteyiz. Bu sebeple kurun en yukarı tırmandığı dönemlerde bir alımımız olmadı. Sonrası için de Satınalma Departmanımız ile ortak stratejiler üreterek kağıda gelen zamdan en az şekli ile etkilenmiş olduk. Ayrıca basılı sayfa sayılarımızı azaltarak, analizleri ve haberlerin geniş kapsamlı şeklini digital tarafımıza yönlendirdik. Bu şekilde hem maliyet tasarrufu yaptık hem de digital tarafımızı daha da bilinir hale getirdik.
  • Döviz kur risklerini nasıl yönetiyorsunuz ? Yıl sonu Dolar ve Euro tahmininizi de alabilir miyiz?

Biz yoğunluk olarak ithalatçı bir firmayız. Ürettiğimiz ürünün hammaddesi olan kağıdı yurtdışından temin ediyoruz. Ayrıca Yabancı Dil Materyalleri ile baskısını ve satışını yaptığımız diğer Yabancı Yayınlarını da yine çeşitli ülkelerden ithal ediyoruz. Bu nedenle kur bizim için her zaman oldukça önemli. Biz riskimizi yurtdışı firmaları ile yaptığımız Kur Sabitleme politikamız ile yönetiyoruz. Ayrıca en büyük alımı gerçekleştirdiğimiz bir iki firma ile de TL üzerinden çalışmaya başladık. Dolar ve Euro ile ilgili tahminlerimiz var ve bu tahminler üzerinden bütçeler yapıyoruz. Fakat ekonominin bu denli hareketli olduğu bir dönemde tahminleri paylaşmanın çok doğru olmayacağını düşünüyorum.

  • Satınalma ve finans ilişkilerini yönetirken nasıl bir yaklaşım ortaya koyuyorsunuz ?

Satınalma Müdürlüğümüz ile her hafta rutin yaptığımız toplantılarımız var. Satınalma departmanımız satın alınacak ürün ile ilgili talep formunda ürünün ana özelliklerinin yazılmasını rica ediyor. Sonra bu özelliklere sahip en az 5 farklı kurumdan fiyat alınıyor. Sonrasında yapılan pazarlıklar sonucunda bu kurumların sayısı 3’e düşürülüyor. Ödeme şekli konusunda Finans ile bir mutabakat sağlandıktan sonra hangi kurum ile çalışılacağına karar verilebilmesi için haftalık İcra Kurulu toplantılarına sunuluyor.

  • Finans yöneticileri ile satınalma yöneticileri arasında temel anlaşmazlık alanları nelerdir? Bölümler arasında güçbirliği geliştirmek için neler yapılabilir?

Açıkçası bizim şirketimizde böyle bir anlaşmazlık yok. O yüzden bu konuda bir yorum yapamayacağım. Ama güçbirliğini nasıl sağladığımızı söyleyecek olursam, yaptığımız işlere karşılıklı saygı duyarak, birbirimizi dinleyerek ve her hafta bir gün mutlaka bir araya gelip, piyasaları ve gündemi konuşarak diyebilirim.

  • Finans yöneticiliğinin düşünen genç arkadaşlarımıza tavsiyeleriniz nelerdir ?
  • Finans yöneticiliği düşünen genç arkadaşlara naçizane tavsiyem bir kez daha düşünmeleri konusunda olacaktır. Şakayı bir yana bırakacak olursam; Türkiye’de ve global açıdan bakacak olursak Dünya’da piyasaların rahat durmayacağı aşikar. Bu sebeple genç finans yöneticisi adaylarına; kriz anında sakin kalıp etkili karar verebilme yeteneği geliştirmelerini, Finans sektörüyle ilgili yasal düzenlemeleri düzenli olarak takip etmelerini ve alanları ile ilgili yetkin bilgi sahibi olmalarını, probleme değil de yaratıcı çözümlere odaklanmalarını, hem sözlü hem yazılı iletişim becerileri geliştirmelerini, en önemlisi işlem hacmi değil, değer odaklı bakış açısı geliştirmelerini tavsiye edebilirim.

Satınalmada Değişim

Atilla YILDIZTEKİN

Dünya tarihi yüz yıllar süren ham taş devrinden başlayıp, yontma taşa, cilalı taşa, maden devirlerine ve son dönemlerde daha kısa süreli motor devrine, atom devrine, bilgi devrine ulaşan dönemlerden geçmiştir. 20. yüzyıl biterken 21. yüzyılın hangi isimle anılacağına dair düşünce kuruluşlarının çalışmaları sonucunda, yeni yüzyılın değişim devri olarak anılması gündeme gelmiştir.

Doğrudur, durdurulamaz bir değişim içinde yaşıyoruz. Her şey çok hızlı değişmekte, iş yapma şekillerimiz, üretim tarzımız, tükettiğimiz ürünler, iletişim şeklimiz, ilişkilerimiz, çevremiz, kullandığımız araçlar düşüncelerimiz hızla değişmektedir. Değişimin bize öğrettiği şey şudur; değişime ayak uyduramazsanız varlığınızı sürdüremezsiniz. Geride kalırsınız, sistem dışına itilirsiniz, gelişmenizi sürdüremezsiniz, yok olursunuz. Üretim teknolojinizi rakiplerinizin seviyesine çıkartamazsanız rekabette geri kalmak, uzun dönem performanslarınızı kaybetmeniz kaçınılmazdır. Bu tavır bir nehir içinde akıntıya kapılmak gibidir yapacak bir şey yoktur ve boğulursunuz.

Değişime ayak uydurmak ikinci alternatiftir. Günümüzde bilgiye ulaşmak o kadar kolay hale gelmiştir ki; konusu ne olursa olsun çevrenizdeki değişiklikleri izlemek, model almak ve uygulamak mümkündür. Çevrenizdeki farklı iş yapma şekillerini inceleyip gerek temin, üretim gerekse de satış sistemlerinizi günün koşullarına hızla eşitlemek kolaydır. Böylece rekabet ortamında rakipleriniz ile aynı kulvarda koşmak şansını yakalarsınız. Hızla akan bir nehirde suyun akışına kapılarak giden ve küreklerle yönlenen bir kano gibi düşünebiliriz. Herkes aynı hızla, aynı koşullarda gitmektedir.

Gelişimi yaratan 3. Alternatiftir. Bu da değişimi izlemek değil, değişimi yaratmak olarak tanımlanmaktadır. Değişimi yaratmak için ARGE, inovasyon, modelleme, simülasyon, ürün geliştirme, danışmanlık alma gibi teknikler kullanılır. Değişimi yaratmak diğer yandan farklılığı yaratmak demektir. Ürünlerde, üretimde, pazarlamada, lojistikte farklılık yaratmak pazarda oluşan rekabette öne çıkmak demektir. Tüketiciler benzer ürünlere yöneliyorsa en ucuzunu, farklı ürünlere bakıyorlarsa en farklısını fiyatına bakmadan seçmektedirler. Pazara ilk giren, farklılık yaratan ürün rakipleri ortaya çıkmadan önce daha yüksek kar marjları ile satılabilmektedir. Bu da aynı nehirde motorlu bir tekne ile hareket etmek demektir. Gideceğiniz noktaya sizi rekabet dediğimiz nehir değil kendi gücünüz götürecektir.

Tedarik zincirinin her halkası da bu değişimden payını almaktadır. Değişim devam edecektir. Üretim değişmekte, depolama değişmekte, katma değerli hizmetler değişmekte, dağıtım değişmekte, satış sistemleri değişmekte ve bunların yanında da satın alma şekillerimiz de değişime uğramaktadır. Gelecekte bu değişimde nereye gittiğimizi bilmek için geçmişte neler olduğunu yani nereden geldiğimizi de bilmemiz gerekmektedir.

Satın almada başlangıçtan günümüze ve geleceğe dönük değişimleri şu şekilde değerlendirebiliriz.
Geniş ölçekli üretimin başlamasına kadar geçen zaman ihtiyaçların karşılanması amacıyla yapılan limitli, küçük ölçekli, en yakın noktadan yapılan satın alma şeklinde gerçekleşmiştir. Satın alınan adetler düşük ve malzemeler sınırlıydı. Lokal tüketim için üretim yapılmaktaydı.

Üretimin işletmenin ana fonksiyonunun olması dönemi, gerçek anlamda satın almanın devreye girdiği 1. Faz olarak değerlendirilmektedir. Burada amaç üretim biriminin ihtiyacının karşılanması için satın almanın yapılmasıdır. Artık ihtiyaçlar listeler haline gelmekte ve onaylanma beklemektedir. Satın alma ihtiyacının kısa dönemli, hızlı bir şekilde karşılanmasını hedeflemektedir. Üretime bağlı bir fonksiyon olarak çalışmaktadır ve talebin yaratılması ile başlar. Satışlar yerel veya yakın bölgelere yapılmakta olup, üretim adetleri düşük olduğu için adetler de düşüktür. Doğrudan satın alma yapılmakta her malzemenin nereden alınacağı bilinmekte, malzemelerin taşınması kendi imkanları ile yapılmakta ve dış kaynak kullanılmamaktadır.

Satın almada 2. Faz üretim adetlerinin maliyet avantajı yaratmak amacıyla artması ile devreye girmiştir. Genellikle aile şirketlerinin kurulduğu ve aile fertlerinin yönetimde olduğu bir dönemdir. Satın almanın başında aile fertlerinden biri bulunmaktadır. Üretim için hemen yap hemen sat modeli yerine, yap, stokla ve sat modeli geçerlidir. Proaktif planlama başlamaktadır. İşletmeler orta büyüklüğe ulaşmıştır. Üretim işletmenin temel fonksiyonu haline gelmiş ve satın alma doğrudan üretime bağlanmıştır. Bu noktada hedeflenen üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve satın alma fiyatlarının minimize edilmesidir. Ucuz malzeme alımı için toplu alımlar yapılmakta ve pazarlıkta yetkili ve uzman olan elemanlar çalıştırılmaktadır. Satın alma ekibinin hem pazarı hem de malzemeleri bilen kişiler olması aranmaktadır.

  1. fazda artık şirketler büyümüş, üst yönetimde aile dışındaki yöneticiler devreye girmiştir. Toplam kalite yönetimine geçilmiş ve firmaların satın alma süreçleri yazılı hale getirilmiştir. Satın almalarda kontratlar ile çalışılması başlamış, satın alma üretim dışında yer almış, üretim için gereken malzemelerin dışında her türlü satın alma bu departman tarafından yapılmaya başlamıştır. Satın alma satış, üretim ve finansın da devreye girmesi ile koordineli bir şekilde yapılmaktadır. Satın almada onay mekanizmaları devreye girmekte ve satın almanın sadece en ucuz fiyatla değil, en ucuz toplam maliyetle ve kabul edilen kalitenin araştırılması ile yapılması planlanmaktadır. Tedarikçiler için portföy oluşturulmasına başlanmış ve yeni tedarikçiler alternatif olarak araştırılmaktadır.

Satın almada 4. fazda üretim ve satış küreselleşmeye başlamıştır. Büyük ölçekli kuruluşlar ortaya çıkmıştır. Satın alma alıcı ve satıcının entegre çalışması, dijital ilişki kurması, uzun dönemli satın alma planlarının hazırlanması, firmalar arasında stratejik iş birliği sözleşmeleri yapılması ile devam etmiştir. Satın alma bütçelerle ve revizyonlarla tüm bölümlerle entegre haline gelmiştir. Lojistik satın alma bölümünün içinde yürütülmektedir. Satıcı ile belli periyotlarla yapılan toplantılarda sorun çözümü yanında iş geliştirilmesi, fırsat yaratılması, süreç iyileştirmeleri de görüşülmektedir. Satın alma bölümünün uzun dönemli stratejileri belirlenmiştir. Özel eğitilmiş ekipler artık satın almayı da küresel olarak takip etmeye başlamışladır.

Satın almada 5. faz bugün içinde olduğumuz dönemdir. Tedarik zincirinin tüm adımlarında satın alma takip edilmektedir. Tedarikçilerle entegrasyon sağlanmış, üreticinin uzun dönemli talepleri ile ilgili bütçeleri tedarikçiler ile paylaşılmakta, ortak bütçe çalışması yapılmakta, taleplerde olacak herhangi bir değişiklik bütçe revizyonları ile anında paylaşılmaktadır. Artık yazılımlar konuşmaktadır. Lojistik hizmetlerde dış kaynak kullanımı yaygınlaşmış ve lojistik şirketler de bu iş birliğinin bir parçası olacak entegrasyona girmiştir. Ölçekler büyüdükçe tedarikçilerle ortaklık çalışması, şirket satın almaları, birleşmeler de görüşülmektedir. Hedef birim maliyeti değil, toplam mal olma maliyetinin minimize edilmesidir. Satın alma bölümü şirket yönetiminde de etkili bir hale gelmiştir. Stokların takibi satın almanın sorumluğuna verilmiş ve minimum stok, daha sık sipariş sistemleri ortaya çıkmıştır.

Gelecek dönemde artık 6. Fazı takip edeceğiz. Değer yaratma kavramı gündeme gelecektir. Sadece finansal değer yaratma değil, tüm tedarik zinciri paydaşları arasında tedarik zincirine artı değer kazandırılması ve bunun paylaşımı konuşulmaya başlayacaktır. Tüm oyuncuların ortak hedefi son kullanıcıdır. Son kullanıcının taleplerinin planlanması, satıcılara daha fazla yakınlaşma ve buna bağlı satın alma yönetimi sağlanacaktır. Satın alma yönetimde en etkili operasyonlardan biri haline gelecektir. Küresel markaların rekabeti müşteriye değer yaratmak ve bu değeri bir rekabet unsuru olarak kullanmak olacaktır. Bu dönemde satın alma şirketleri ortaya çıkacak ve farklı kuruluşların ortak satın almaları devreye alınacaktır.

Değişen bir dünyada değişimden uzak kalmamalıyız. Değişimi taklit etmek de yeterli olmayacaktır. Değişimi, yaratabilen şirketler geleceğin yaşayan şirketleri olacaktır.

 

Çevre Dostu Yeşil Liman Sertifikaları Sahiplerini Buldu

Türkiye’de faaliyet gösteren limanlarda hava kalitesinin artırılması, atıkların kabulü, enerji tüketimi ve gürültü kirliliğinin azaltılması amacıyla imzalanan “Yeşil Liman Protokolü” kapsamında çevre dostu limanlar “Yeşil Liman” sertifikası almaya hak kazandı.

T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Türkiye Liman İşletmecileri Derneği’nin (TÜRKLİM) düzenlediği “Yeşil Liman (Green Port)” sertifika töreni 18 Temmuz perşembe günü Ankara’da gerçekleşti. Törene T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan da katılarak bir konuşma yaptı.

Deniz Ticareti Genel Müdürü Halil Yıldız’ın açılış konuşması ile başlayan “Yeşil Liman Sertifika Töreni” TÜRKLİM Yönetim Kurulu Üyesi Uygun Değirmenci’nin konuşmasıyla devam etti. Törene T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan’ın yanı sıra Bakan Yardımcısı Selim Dursun ile üst düzey bürokrat ve liman yöneticileri katıldı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Konferans Salonu’nda gerçekleşen Yeşil Liman (Green Port) Sertifika Töreni ile Yeşil-Eko Liman şartları ve kriterlerini yerine getiren; Altıntel Limanı, Hopaport, Limaş Limanı, Limak İskenderun Limanı ve Mardaş Limanı bu yıl sertifika almaya hak kazanırken; Aksa Limanı, Bodrum Kruvaziyer Limanı, Borusan Limanı, Ege Port, Evyapport, Kumport, Limakport, Marport, Petkim Limanı ve Solventaş Limanı’nına yenilenen sertifikaları takdim edildi.

“Yeşil Liman” sertifikası almaya hak kazanan limanlara sertifikalarının verildiği törende konuşan TÜRKLİM Yönetim Kurulu Üyesi Uygun Değirmenci limanların gelişimi ve operasyonlarında sürdürülebilir uygulamalar entegre edilmesi için “Yeşil Liman Protokolü”nün önemine vurgu yaptı. Değirmenci, konuşmasına şöyle devam etti: “Limancılık son yıllarda Denizcilik sektöründeki gelişmelere paralel olarak büyük değişikliğe uğramış, sadece verilen hizmet değil, verilen hizmet kalitesi de ön plana çıkmıştır. Bu kaliteyi belirleyen en önemli faktörlerden biri de limanın gelişimi ve operasyonlarında çevresel duyarlılığın artmasına yönelik sürdürülebilir uygulamalarıdır.

Çevresel kirliliğin azaltılmasına yönelik en önemli uygulamalardan biri olan yeşil liman politikası tüm üyelerimiz tarafından benimsenmiş ve bu yönde bakanlığımız tarafından yapılan çalışma ve uygulamalara zorlama olmadan gönüllü olarak iştirak edilmektedir. Zira yeşil liman uygulamalarının “doğal kaynakların korunması, kirliliğin azaltılması, yenilenebilir enerji ve geri dönüşümlü malzemelerin kullanımının artması ve limanların çevre üzerindeki zararlı etkilerinin azaltılması gibi faydaları” olduğunun bilincindeyiz. ‘Yeşil Liman’ sertifikası ile ödüllendirilen limanlarımızı, gelecek nesiller için attıkları bu büyük özveri için tebrik ediyoruz.”

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATINALMA MAKALELERİ

Ecovadis Sürdürülebilir Satınalma Puanımızı Nasıl Yükseltiriz? Sürdürülebilir Satınalma Gelişim Planı Nasıl Yürütülmeli?

Sunum Klasörünü indirebilirsiniz:

Sürdürülebilir Kalkınma Raporu ve Türkiye Analizi 

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİMİ ve TESTLER

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satın Alma Eğitimi

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi Ve Yeşil Satın Alma Eğitimi Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma Eğitimi

Türk Startup’ları Estonya Tallinn’de Yabancı Yatırımcıların Karşısına Çıkacak

Stage-Co tarafından düzenlenen yarışma ile seçilen 3 Türk Startup uluslararası pazarlara açılma yolunda destek bulacak.

Stage-Co tarafından Türk startup’larını yurtdışına taşımak amacıyla düzenlenen yarışma Startup Pitch Competition için İzmir, Ankara ve İstanbul’da etkinlikler gerçekleşecek. 3 şehirde gerçekleşecek yarışmada, startup’lar 3 dakikalık sunumları (pitch) ile yatırımcılardan oluşan jüri karşısına çıkacaklar. Her şehirden birincilik alan startup Kasım ayında Estonya’nın başkenti Tallinn’de gerçekleşecek Startup Week’e katılma şansı elde edecek. Startup’lar 5 günlük etkinlikte hem global startup ağları, uluslararası yatırımcılar ile tanışma hem de vizyon açıcı etkinliklere katılma şansı elde edecekler.

İzmir, Ankara ve İstanbul’da yarışmak için başvuru kabul etmeye başlayan Stage-Co Startup Pitch Competition’da her şehirde finale kalan 10 startup sahnede yarışırken girişimlerini yatırımcılara sunma ve networking imkanı da elde edecekler. Estonya delegasyonu ve yatırımcılardan oluşan jürinin değerlendirmesi için başvuru formu ve sunumun İngilizce yapılması gerekiyor. Sunumlar 3 dakika, jüriye soru cevap için ayrılan süre ise 2 dakika olacak.

Etkinlik tarihleri ve detaylar şöyle:

İzmir: 25 Temmuz 18:00’de Originn Coworking’de gerçekleşecek. Kayıt ve başvuru detayları için linke tıklayınız. 

Ankara: 06 Ağustos 18:00’de CoZone’da gerçekleşecek. Kayıt ve başvuru detayları için linke tıklayınız.  

İstanbul: 07 Ağustos 18:00’de Kanyon JointIdea’da gerçekleşecek. Kayıt ve başvuru detayları için linke tıklayınız.

Estonya E-oturum Programı sponsorluğunda gerçekleşen yarışma ve Tallinn seyahat organizasyonu Türk startupların uluslararası pazarlara açılımı için önem taşıyor ve her etkinlikte bu program ile ilgili bilgilendirme de yapılıyor.

İşverenler İçin İşkur İstihdam Teşvikleri

Teşvikler

İstihdam teşvikleri ile, belirli şartları taşıyan işsizleri istihdam eden işverenlere değişen sürelerle ve tutarlarla prim, vergi veya ücret destekleri sağlanmaktadır.
Bu teşviklerden bir bölümü İŞKUR tarafından finanse edilmekle birlikte, işlem uygulayıcısı Sosyal Güvenlik Kurumu’dur.
İstihdamın korunması ve artırılması maksadıyla İşsizlik Sigortası Fonu’ndan finanse edilen teşvikler aşağıdaki tabloda özet olarak yer almaktadır.

Teşvikin Adı Kanuni Dayanağı
Kadın, Genç ve Mesleki Yeterlilik Belgesi Olanların İstihdamı Teşviki 4447 sayılı Kanunun geçici 10 uncu maddesi
İlave İstihdam Teşviki 4447 sayılı Kanunun geçici 19 uncu maddesi
İlave İstihdam Ücret Desteği 4447 sayılı Kanunun geçici 19 uncu maddesi
İşsizlik Ödeneği Alanların İstihdamına Yönelik Teşvik 4447 sayılı Kanunun 50’nci maddesinin beşinci fıkrası
Asgari Ücret Desteği 5510 sayılı Kanunun geçici 78 inci maddesi

 

İşbaşı Eğitim Programları
“İş Tecrübesi Kazanmanızı Sağlıyoruz”

Kuruma kayıtlı işsizlerin mesleki deneyim edinmeleri ve teorik eğitimini aldıkları mesleklerde uygulamayı görmesi, çalışma ortamına uyumunun sağlanması amacıyla düzenlenen programlardır.

İşsizlerin mesleki yeterliklerini geliştirebilecekleri ve tecrübe edinecekleri bir programdır.
Programa katılmak isteyenler işbaşı eğitimi yapacağı işyerini kendileri bulabileceği gibi Kurumumuzdan da kendilerine işyeri bulunmasını talep edebilirler. Ayrıca işverenler de istedikleri vasıftaki katılımcı adayını kendileri bulabilecekleri gibi kendilerine katılımcı adayı bulunmasını İŞKUR’dan da talep edebilirler.

İşbaşı Eğitim Programlarının Süresi

İşbaşı Eğitim Programı; bilişim ve imalat sektörlerindeki işyeri ve mesleklerde en fazla 6 ay, diğer sektörlerde ise en fazla 3 ay, muhabirlik ile ilgili mesleklerde en fazla 9 ay, tehlikeli ve çok tehlikeli mesleklerde ise MEB Hayat Boyu Öğrenme Modüllerinin asgari süresinden az olmayacak şekilde uygulanmaktadır.

Siber güvenlik, bulut bilişim, oyun geliştirme uzmanı ve kodlama gibi çağımızın ve geleceğin meslekleri olarak görülen alanlarda düzenlenecek olan işbaşı eğitim programlarına katılan 18-29 yaş arası gençler için işbaşı eğitim programlarının süresi en fazla 9 ay uygulanmaktadır.

Programlar günde en az 5 en fazla 8 saat olmak üzere ve haftada 6 günü aşmamak kaydıyla haftalık 45 saati geçmeyecek şekilde planlanabilir.

İşbaşı Eğitim Programlarından Yararlanma Şartları

Kuruma kayıtlı işsiz olmak,
15 yaşını tamamlamış olmak,
İşverenin birinci veya ikinci dereceden kan hısmı veya eşi olmamak,
Emekli olmamak,
Programın başlama tarihinden önceki üç aylık dönemde programa başvuru yapan işverenin çalışanı olmamak,
Program başlangıcından önceki son 1 ayda uzun vadeli sigorta kollarına ait primi yatırılmamış olmak,
İş ve meslek danışmanlığı hizmetlerinden faydalanmış olmak,

Yukarıdaki şartları sağlayan ve programa devam etmelerine engel durumları bulunmayan öğrenciler de programlara katılabilirler.

Ayrıca tarımsal faaliyette bulunanlar ile isteğe bağlı sigortalı sayılanlar, sosyal yardım, engelli maaşı ile dul ve yetim aylığı alanlar da işbaşı eğitim programından yararlanabilirler.

İşbaşı Eğitim Programlarında Karşılanabilecek Giderler

• Katılımcı zaruri gideri (Günlük 77,70 TL, öğrenciler için 58,27, işsizlik ödeneği alanlar için 38,85 TL)
• İş Kazası ve Meslek Hastalığı Sigortası Primi
• Genel Sağlık Sigortası Prim Giderleri

Geleceğin meslekleri olarak belirlenecek mesleklerde düzenlenen programlarda katılımcılara 85 TL zaruri gider ödenmektedir.

Sanayi sektöründeki mesleklerde düzenlenecek işbaşı eğitim programlarına katılan kadınların bakmakla yükümlü oldukları 2-5 yaş arası çocukları için aylık 400 TL bakım desteği program süresince karşılanmaktadır.

Başvuru Yeri Ve Zamanı

81 ilde bulunan Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlükleri ile hizmet merkezlerine istenildiği zaman başvuru yapılarak iş ve meslek danışmanlığı hizmetlerinden faydalanarak programa katılabilirsiniz.

Avrupa Birliği Ufuk 2020 Programı

Ufuk 2020 Programı yedi yıl sürecek olup (2014-2020), 80 milyar Avro bütçeye sahip dünyanın en büyük sivil Ar-Ge ve Yenilik programıdır. Bu programın bir parçası olan ve Avrupa İnovasyon Konseyi (EIC) tarafından yürütülen KOBİ Aracı (Accelerator) programı, konu güdümü olmaksızın, Avrupa ölçeğinde inovatif ve asgari olarak prototip aşamasında proje sahibi olan ve global ölçekte ticarileşme amacı taşıyan KOBİ’lerin tek başına başvuru yaparak 2 milyon Euro’ya kadar hibe ve 15 milyon Euro’ya kadar yatırım alabilecekleri bir fonlama programıdır.

Bu kapsamda, 2022 yılına kadar sürmesi planlanan Ufuk2020 Programı’nda Türkiye-II. Aşama Projesi, Türkiye Araştırma Alanı’nın Ufuk2020 Programı’ndaki başarısını artırmaya yönelik faaliyetleri içermektedir.

Bu bağlamda, “Accelerator-Hızlandırıcı (KOBİ Aracı)” desteği hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olmak isteyen küçük işletmeler için bir dizi web semineri yayınlanması planlanmıştır.

İlk web semineri “KOBİ Aracı Nedir ve İşim için Uygun mudur?” 28 Mart 2019 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Bu webinarın kayıtlarına linkten ulaşabilirsiniz.

İkinci webinar “EIC Accelerator: KOBİ Aracı’ndaki Önemli Değişiklikler” 23 Temmuz 2019, saat 10:00’da, canlı yayında gerçekleştirilecektir. Webinar İngilizce dilinde olacaktır.

Gelecek dönemde gerçekleşecek olan webinar ve etkinlik haberleri için lütfen www.ufuk2020.org.tr ve proje web sayfasını takip ediniz.

Taşımacılık Yükleme Bilgisi (Temel) Eğitimi – Şirketler İçin Uzaktan Eğitim Platformu

Buyer Network Öğrenme Merkezi, şirketlerin eğitim gereksinimleri doğrultusunda hizmet vermektedir. Platform içerisinde çalışanların eğitimi ve mesleki gelişimleri için uzaktan öğrenme imkanı sunulmaktadır.

Taşımacılık Yükleme Bilgisi (Temel) Eğitimi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tedarik Zinciri Yönetimi, Perakendecilik ve Marka Yönetimi Yüksek Lisans Programları İçin 5’er Kontenjan Açıklandı.

Özel Öğrenci Statüsünde Öğrenci Alımına İlişkin Duyuru!

Başvuru Tarihleri 16 – 26 Temmuz 2019

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ İKİNCİ ÖĞRETİM TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI ÖZEL ÖĞRENCİ KONTENJANI
PERAKENDECİLİK VE MARKA YÖNETİMİ 5
TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ 5
ÜCRETSİZ TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ MOBİL UYGULAMASINI TELEFONUNUZA İNDİREBİLİRSİNİZ
Tedarik Zinciri Yönetimi
Mobil Uygulama

 

Enstitü Yönetim Kurulu’nun 11.07.2019 tarih ve 25 sayılı toplantısında alınan karar uyarınca hazırlanan Özel Öğrenci Kabulü’ne ilişkin bilgiler aşağıda belirtilmiştir.

TÜM AÇIKLAMALARI OKUMANIZ ÖNEMLE RİCA OLUNUR.

İ.Ü.Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü
Web site: sosyalbilimler.istanbul.edu.tr 

 1 -Özel Öğrenci Statüsüne ilişkin ilgili yönetmelik maddesi aşağıdadır.

MADDE 15 – (1) Bir yükseköğretim kurumu mezunu veya öğrencisi olup, belirli bir konuda bilgisini artırmak isteyenler, enstitü anabilim/anasanat dalı başkanlığının onayı ile lisansüstü derslere özel öğrenci olarak kabul edilebilir. Özel öğrencilik, ilgili programda doğrudan derece elde etmeye yönelik bir eğitim olmayıp süresi iki yarıyılı geçemez. Özel öğrenciler için ayrıca ders açılmaz. Özel öğrenci statüsünde ders alanlar; derse devam, eğitim ve öğretim etkinliklerine katılma dışında öğrencilik haklarından yararlanamaz. Bu öğrencilerin öğretimin yabancı dille yapıldığı lisansüstü dersleri alabilmeleri için, Senatoca belirlenen yabancı dil puanını almış olmaları gerekir.       

(2) Özel öğrenci kabul koşulları ilgili enstitü yönetim kurulu kararı ile belirlenir.

(3) Lisansüstü programa kabul edilen öğrencilerin özel öğrenci olarak aldığı ve başarılı olduğu derslerin muafiyet işlemlerinde muafiyet verilen dersler, lisansüstü eğitiminde verilen derslerin %50’sini geçmemek koşuluyla ilgili enstitü yönetim kurulu kararıyla belirlenir. 

2-Özel Öğrenci Kabul Edilecek Programların Listesi ve Kontenjanları için Tıklayınız.

  • (Listede ismi olmayan programlarımız, 2019 – 2020 Öğretim Yılı Güz Dönemi İçin Özel Öğrenci Kabul Etmemektedir.)
  1. Başvuru tarihleri, kesin kayıt tarihleri ve özel öğrencilik ücretlerine ilişkin bilgiler aşağıdaki tabloda yer almaktadır.
Özel Öğrenci Başvuru Tarihleri 16 Temmuz 2019 – 26 Temmuz 2019
Özel Öğrenci Başvuru Evrakı 1- Başvuru Formu (Form İçin Tıklayınız.)
2- Kimlik Fotokopisi
3- Mezun veya Öğrenci Olduğunu Gösterir Belge
4- Not Döküm Belgesi
(Tezli ve Tezsiz Yüksek Lisans Programlarına Başvuran Adaylar İçin Lisans Not Döküm Belgesi)
(Doktora Programlarına Başvuran Adaylar İçin Lisans + Yüksek Lisans Not Döküm Belgesi)
5- 1 adet fotoğraf.
6- Başvurulan programın kontenjan tablosunda belirtilen özel bir şartı var ise belgelenmesi
Kabul Edilenler İçin Kesin Kayıt Tarihleri 9 Eylül 2019 – 13 Eylül 2019
Kabul Edilenler İçin Ücretler Tezli Yüksek Lisans Programları için:
Dönemlik Ücret:  T.C. Uyruklular: 774 TL Yabancı Uyruklular:1290 TL
Doktora Programları için;
Dönemlik Ücret:  T.C. Uyruklular: 774 TL Yabancı Uyruklular:1290 TL
Tezsiz Yüksek Lisans Programları için;
1 Ders: 1260 TL
2 Ders: 2520 TL
3 Ders: 3780 TL
4 Ders: 5040 TL
5 Ders: 6300 TL
Tüm ödemeler kesin kayıt işleminden sonra yapılmaktadır.

3 – Başvuru Sürecine İlişkin;

  1. Linki paylaşılan Başvuru Formunu dijital ortamda doldurunuz.
  2. Formun ekinde yukarıda belirtilen başvuru evrakı ile birlikte, kontenjan tablosunda belirtilen Anabilim Dalı Başkanlığı’na giderek Anabilim Dalı Başkanı’ndan onay alınız.
  3. Onaylanmış form ve ekli evrakınızı Enstitü Müdürlüğü’ne başvuru süresi içinde teslim ediniz.

4 – Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan başvuru sırasında onay alınması kesin kayıt hakkı elde edildiğini göstermez. Başvuru sayısının kontenjandan fazla olması durumunda kabul edilecek adaylar,  Anabilim Dalı Başkanlığı’nın yeniden görüşü alınarak ve Enstitü Yönetim Kurulu’nda görüşülerek tespit edilir.

5 – Özel Öğrenci Statüsünde Kabul Edilenlere ilişkin sonuçlar Eylül ayının ilk haftasında Enstitümüz web sitesinde açıklanacaktır.

Şok Marketler Yeni Bir İş Birliğine İmza Attı.

3 milyonu aşkın kullanıcısıyla sektöründe lider konumda olan yeni nesil ödeme platformu ininal, Şok Marketler’le yeni bir iş birliğine imza attı. İş birliğini değerlendiren ininal CEO’su Ömer Suner, “ininal Kart’ları tüketiciler ile buluşturduğumuz 15 binden fazla satış noktası arasına Şok Marketler’i de ekledik. Bu noktalarda kullanıcılarımız aynı zamanda kartlarına bakiye de yükleyebilecek. Perakende ağımızı güçlendirerek ininal Kart’ı tüketicilerimiz için daha ulaşılabilir kılmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.

Yenilenen ininal Kart’a nakit çekim özelliği geldi
Türkiye’nin en rahat erişilebilir ve kullanımı kolay finansal aracı olarak kullanıcılara sundukları hizmetleri geliştirmeye devam ettiklerinin altını çizen Suner, “İddialı bir tasarımla yenilediğimiz ininal Kart, kullanıcılarımızın büyük beğenisini kazandı. Yenilenen ininal Kart’a yoğun talep aldığımız nakit çekim özelliğini de ekledik. Kullanıcılarımız ininal Kart’la şimdi ATM’lerden 7/24 nakit çekebiliyor” diye konuştu.

Danone Bitkisel Bazlı Ürünler Global Kıdemli Başkan Yardımcılığı’na Gamze Çuhadaroğlu Atandı.

Danone Türkiye Entegrasyonu Genel Müdürü görevine ek olarak, 2017 yılından bu yana Danone Su Türkiye Genel Müdürü görevini de yürüten Gamze Çuhadaroğlu, “Danone Bitkisel Bazlı Ürünler Global Kıdemli Başkan Yardımcısı” olarak atandı. Yeni görevinde Paris genel merkezde görev yapacak olan Çuhadaroğlu, dünyanın bir numaralı bitkisel bazlı gıda markaları Alpro, Silk ve Vega başta olmak üzere, bitkisel bazlı yoğurt, süt, peynir, kahve, dondurma ve tatlıları kapsayan ürün gamının global liderliğini üstlenecek.

Üniversite eğitimini Boğaziçi Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde tamamlayan Çuhadaroğlu, iş hayatına 1994 yılında başladı ve Genel Müdürlüğe uzanan kariyerine uluslararası şirketlerde devam etti. Danone ailesine 2004 yılında Nutricia Anne Bebek Beslenmesi Pazarlama Direktörü olarak katılan Çuhadaroğlu, 2008 yılında Nutricia Anne Bebek Beslenmesi Türkiye Genel Müdürü görevini üstlendi. Bu süreçte, 2013-2017 yılları arasında Türkiye ve Ortadoğu’dan Sorumlu Bölge Başkanı olarak çalıştı. 2015 yılında mevcut görevinin yanı sıra Danone Türkiye Entegrasyonu Genel Müdürü olarak atandı. Bunun yanı sıra, 2017 yılından bu yana Hayat Su ve Sırma şirketlerini bünyesinde barındıran Danone Su Türkiye’nin de Genel Müdürü olarak görev yaptı.

Çuhadaroğlu, uzun yıllardır kadın istihdamının artırılması konusunda liderlik ettiği ve sözcülüğünü üstlendiği çalışmalar aracılığıyla, toplumsal farkındalığın güçlenmesi konusunda da aktif olarak rol alıyor.