“Airpreneurs” Programı’nın İkincisinin Kazananları Belli Oldu

Havacılık ve uzay sektörünün lideri Boeing ve Türkiye Girişimcilik Vakfı’nın iş birliğiyle düzenlenen, Airpreneurs Programı’nın ikinci dönemi tamamlandı. Programın Büyük Finali 25-26 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirildi.

Gençleri havacılık alanında daha girişimci kılmak ve bu alanda yeni fikirlerin ortaya çıkmasını sağlamak amacıyla yola çıkan “Airpreneurs” Programı’nın ikinci uygulama dönemi, İstanbul’da başladı, ardından Gaziantep, Ankara, Trabzon, Elazığ, Antalya olmak üzere 6 ilde gerçekleştirildi. İki yılın sonunda program, 1200 üniversite öğrencisine ulaştı.

Program, “hackathon” olarak adlandırılan yuvarlak masa workshoplarıyla yeni girişimlere ilham olacak şekilde, öğrencilerin fikirlerini yarıştırabilecekleri sosyal bilimlerden fen bilimlerine kadar her branştan öğrenciler için hazırlandı. Her workshop sonunda, fikirlerini yarıştıran gruplardan bir grup birinci seçildi. İstanbul’da gerçekleştirilen finalde ise Airpreneurs Programı’nın kazanan grubu Boeing’den Aslıhan Karlıdağ, Core Strateji’den Jason Lau, Kworks’dan Burak Yaman, Girişimcilik Vakfı’ndan Mehru Aygül’den oluşan final jürisi belirledi. Airpreneurs Programı’nın ikincisinin kazanan fikri “Seyahat Ederken Para Kazan” oldu. Yurtdışı kargo gönderim süresinin ve ücretinin fazla olması ve ülkede bulunmayan ürünlerin temininde yaşanılan problemin çözümüne ilişkin geliştirilen Mayday Packs aplikasyonu ile sistemde kayıtlı yolcuların yurtdışından istediği ürünü veya kargosunu hızlı bir şekilde temin edebilmesi mümkün hale geliyor. Kazanan ekibin üyeleri, Fırat Üniversitesi’nden Kübay Telçeken, Emrah Koyuncu, Enes Bağkesen, Ajiyba Nesij Korkmaz, Rabia Atılmış ve Melike Aksu oluşurken, 3 aylık inkubasyon sürecine dahil olarak Girişimcilik Vakfı mentorlarıyla fikirlerini hayata geçirecek. Kazanan takım üyeleri fikirleri için ihtiyaç duydukları alanlardaki mentorlar ile süreç boyunca bir araya gelmeye devam edecek. Fikrin geliştirilmesi sürecinde mentorlar ile yapılacak birebir görüşmelerden, mentorların takımın ihtiyaç duyduğu bağlantıları sağlamasına kadar takım üyeleri her konuda destek alabilecek. Süreç boyunca ayrıca kazanan takım girişimcilik ekosistemindeki önemli etkinliklere de davet edilerek iş bağlantılarını geliştirme şansı yakalayacak.


Satınalma Cep Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Tüm sektörlerden en yeni gelişmeler, mesleki yayınlar, kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler uygulama içerisinde sunulmaktadır.

Türkiye Girişimcilik Vakfı Genel Müdürü Mehru Aygül “Cesur fikirleri olan gençleri profesyonellerle buluşturmayı misyon edinen Girişimcilik Vakfı olarak, toplumsal dönüşümün farklı sektörlerin yenilikçi fikirlerle geliştirilmesi sonuncunda mümkün olabileceğine inanıyoruz. Türkiye’de girişimcilik kültürünü güçlendirmek hedefiyle çıktığımız yolun uzun bir yolculuk olduğunu biliyoruz. Bu yolda sürdürülebilir projelere ve güçlü işbirliklerine ihtiyacımız var. Bu yıl ikincisini gerçekleştirdiğimiz Airpreneurs Programı çok daha fazla kişiye ulaştı ve altı farklı ilde gerçekleştirildi. Hem gençlerin hem de sektörün öncü isimlerinin gösterdiği büyük ilgi ve aldığımız olumlu geri dönüşler doğru bir iş yaptığımızın en önemli işareti. Havacılık sektörüne katma değer sağladığına gönülden inandığımız bu ilham verici buluşmada Boeing ile işbirliği yapmış olmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.

Boeing Türkiye Genel Müdürü Ayşem Sargın, “Boeing olarak, gençlerin havacılığa ilgisini canlı tutan, onlara ilham veren programları çok önemsiyoruz. Bu yüzden Boeing olarak, Airpreneurs Programı’nı, girişimciliğin bugünün hızla gelişen ve değişen iş dünyasındaki önemini vurgulamak, gençlerimizi yaratıcı düşünmeye ve havacılıkla daha yakından ilgilenmeye teşvik etmek hedefiyle hayata geçirdik. Bu program aracılığıyla, gençleri, bilgi ve donanımlarını cesaretleri ile birleştirmeleri için teşvik etme şansı yakaladık. Girişimcilik Vakfı’nın işbirliğinde sürdürdüğümüz programın, öncelikle bu program aracılığıyla ulaştığımız gençlere, sonrasında ise havacılık sektörüne uzun vadede yaratacağı katkılara inancım tam” ifadelerini kullandı.

EY Türkiye Girişimci Kadın Liderler Programı 2018 başvuruları başladı

EY Türkiye, Girişimci Kadın Liderler Programı’nın üçüncü yılı için başvuru sürecini başlattı.Vizyon sahibi girişimci kadınların iş dünyasında yükselmeleri ve küresel pazarda rekabet edebilmelerini desteklemek amacıyla yürütülen programa seçilen girişimciler; EY Türkiye’nin desteğiyle hiçbir ücret ödemeden 1 yıl boyunca eğitim, mentorluk, iş geliştirme ve networking (ağ oluşturma) desteği alıyor. 2018 dönem kayıtları 17 Mayıs’ta başlayan EY Türkiye Girişimci Kadın Liderler Programı’na başvurular 31 Temmuz 2018’e kadar www.ey.com/tr/eww adresinden yapılabilecek

EY‘nin küresel çapta düzenlediği ve bu yıl 10. yılını kutlayan Girişimci Kadın Liderler Programı (EY Entrepreneurial Winning Women Programı™) Türkiye’de bu yıl üçüncü kez düzenleniyor. Programın ilk iki yılında toplam 20 kadın girişimciye destek veren EY Türkiye; bu yıl da işini büyütme hedefi, tutkusu ve potansiyeli olan kadın girişimcileri destekleyerek, uluslararası pazarlarda etkin faaliyet göstermeye ve rekabet etmeye hazırlamayı amaçlıyor.


Satınalma Cep Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Tüm sektörlerden en yeni gelişmeler, mesleki yayınlar, kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler uygulama içerisinde sunulmaktadır.

17 Mayıs 2018’de başlayan EY Girişimci Kadın Liderler Programı’nın 2018 dönem başvuruları 31 Temmuz 2018 tarihinde sona erecek. EY Türkiye, başvurular arasından bağımsız bir jürinin seçeceği ve kriterlere uygun olan kadın girişimcilere, bir yıl boyunca ücretsiz eğitim verecek; kadın girişimcilere şirketlerini büyütmek için ihtiyaç duydukları alanlarda destek ve koçluk sunacak. Aynı zamanda sosyal sorumluluk niteliği de taşıyan program, kadın girişimcilerin; iş dünyasının başarılı yöneticilerinin bilgi ve deneyimlerinden yaralanabilecekleri bir ağa katılmalarına şirketlerini ciro ve istihdam anlamında büyütmelerine imkân sağlayacak.

Kaynaklarımızı kadın girişimcilerin potansiyellerine ulaşabilmeleri için kullanıyoruz

Programın Türkiye’de girişimcilik ruhunun desteklemesi ve girişimcilik ekosistemin güçlendirilmesine büyük katkılar sağladığını ifade eden EY Türkiye Kurumsal Finansman Şirket Ortağı ve programın EMEIA Lideri Demet Özdemir,program ile ilgili şöyle konuştu:

“Kadın girişimcilerin, liderlik becerilerini geliştireceği koçluk ve mentorluk programlarına,yönetsel yetkinliklerini artıracağı eğitimlere, finansal ve hukuksal konularda danışmanlığa ve iletişim ağlarını genişletebileceği programlara ihtiyacı var. Globalde 10. yılını kutladığımız programa farklı ülkelerden katılan kadın girişimleri EY’nin düzenlediği çeşitli uluslararası platformlarda bir araya getiriyoruz. Kadın girişimcilere hedefledikleri uluslararası pazarların kapılarını açan bu özel programla, onların işletmelerini büyütmelerine yardımcı olmak ve Türkiye ekonomisine sağladığımız katkıyı artırmak en büyük amacımız.”

Bu yıl programın Türkiye Liderliğini üstelenen, EY Türkiye Vergi Hizmetleri Şirket Ortağı Müge Tan Belviso ise “Türkiye’de 2016 yılında uygulamaya başladığımız EY Türkiye Girişimci Kadın Liderler Programı’yla, kadınların yeni girişimci olmalarına odaklanmış programlardan farklı olarak, belli bir noktaya ulaştırdıkları şirketlerini büyütmelerine, pazarda öncü ve sektöründe lider konuma ulaşmalarına yardımcı olmayı amaçlıyoruz. Bu tamamen ücretsiz programda yer almak üzere bağımsız bir jüri tarafından seçilen kadın girişimciler, EY Türkiye yöneticilerinden bire bir mentorluk desteği almalarının, sınıf içi eğitimlerle liderlik yönlerini artırma fırsatı bulmalarının yanı sıra küresel bir kadın girişimci ağının parçası olacaklar”dedi.

Program katılımcılarının şirketleri hızla büyüyor

50 ülkede 400’ün üzerinde başarılı kadın girişimci ile yürütülen ilk global araştırma sonucu, şirket kurucularının programdan neler öğrendiğini ve bu kazanımların ne kadarını hayata geçirdikleri ölçülüyor. Araştırmanın sonuçları Girişimci Kadın Liderler Programı’nın girişimciler için hızlı bir büyüme sağladığını gösteriyor. Girişimci Kadın Liderler Programı’na katılanların %77’si yıl gösterici ve rol model edinme konusunda programdan yaralandıklarını belirtiyor. Bununla birlikte girişimci kadın liderlerin şirketleri programa katılmalarının ardından ortalama bileşik yıllık olarak %35 büyüme kaydetti. Şirketlerin ortalama bordrolu çalışan sayılarındaki artış ise %166’ya ulaştı.

Program kadın girişimcilere ne sağlıyor?

  • Türkiye’nin en iyi girişimcileri ve yüksek büyüme göstermiş şirketlerinin liderlerinin de dahil olduğu seçkin bir ağa katılma imkanı,
  • Güncel sektör haberleri, araştırmalar, işletme stratejileri ve uygulamaları hakkında bilgi alışverişi ile bilgi birikimini artırma fırsatı,
  • Potansiyel ortaklıkları, stratejik işbirliklerini, yeni müşteri ve tedarikçiler ile muhtemel sermaye kaynaklarını keşfetme olanağı,
  • Üst düzey danışmanlar ve tanınmış girişimcilerle diyaloglar kurarak liderlik, yöneticilik ve işletme becerilerini geliştirme imkânı,
  • Kendilerinin ve şirketlerinin kurumsal yöneticiler, yatırımcılar ve medya karşısındaki görünürlüğünü artırma şansı.

Katılımcıların programa ilişkin düşünceleri

Deren Kimya Yönetim Kurulu Üyesi Deren Öztürk / 2016 Dönemi

EY Türkiye Girişimci Kadın Liderler Programı, hayalinin peşinden giden, bir şeyleri yoktan var eden kadınlar için tasarlanmış; dopdolu içeriği, alanlarının en iyisi eğitmenleri, değerli danışmanları ve sunduğu fırsatlarla girişimcilik dünyasının başarılı kadınları olmamıza yardımcı bir okul. Bugünün hayalini yarının sürdürülebilir, başarılı, karlı şirketi haline getirmemiz için elimize verilmiş sihirli bir değnek! Bu program sayesinde günlük hayatın yoğunluğu sebebiyle göremediğim büyük resmi görmeye başladım.

C Bebek Sezin Yönetici Ortağı Sezin Başkan / 2016 Dönemi

Bu program sayesinde iş bağlantılarımı artırıp sosyal çevremi genişlettim ve kurumsal bir yapısı olan yeni bir ortaklık oluşturdum. Yeni kurduğum bu ortaklık sayesinde, program öncesinde önümüzdeki 5 yıl için belirlemiş olduğum hedeflere 2 yıl içinde başarılı bir şekilde ulaşabileceğime inanıyorum. Kuruluşumuz şimdiden büyümeye başladı ve ben de artık daha güçlü olduğumu hissediyorum.

MENE Health Group CEO’su Şule Mene / 2017 Dönemi

EY’nin yardımıyla iş stratejilerim sağlam bir zemin üzerine inşa edildi. EY, şirketimin büyümesi için gereken altyapıyı hızlandırdı ve geliştirdi. Bu program sayesinde operasyonlardan ve günlük işlerden çıkıp stratejilerimize zaman ayırıp daha çok odaklanabiliyoruz. Bu programın en önemli faydaları, olası yatırım ve işbirliklerine yönelik gerçekleştirdiğim görüşmeler oldu. Monako’da düzenlenen EY Dünya Yılın Girişimcisi Programı’na (World Entrepreneur Of The Year) katılmam, networking açısından çok verimli olmasının yanı sıra aynı zamanda bakış açımı genişletti.

Tarımsal Bilişim ve İletişim Teknolojileri (TABİT) Genel Müdürü Tülin Akın / 2017 Dönemi

Bu programın bana sağladığı en önemli fayda, şirket yönetiminin iyileştirilmesi ve daha öncesinde kurmuş olduğum yönetim sisteminin geliştirilmesi oldu. Mentorumla yaptığımız düzenli toplantılar sonucunda, yönetimle ilgili program hazırlamak ve dolayısıyla gerçekleşen yönetimde iyileşmeler en büyük kazanımlarım. Ayrıca, bu programın yardımıyla kurduğum yeni bağlantılarla da görüşmeler yapıyorum ve bunların gelecekte iş fırsatlarına dönüşeceğine inanıyorum.

Kimler katılabilir?

EY Girişimci Kadın Liderler Programı’na katılmak isteyen girişimci kadınların şirketlerinin Türkiye merkezli ve en az 3 yıldır faaliyette olması, son 2 yılda en az yıllık 3 milyon TL ciroya sahip olması gerekiyor. Kadın girişimcinin şirkette en az yüzde 25 hisse sahibi olması ve ana karar vericiler arasında yer alması da koşullar arasında yer alıyor. EY Türkiye Girişimci Kadın Liderler Programı’na başvurmak isteyen kadın girişimciler, 31 Temmuz 2018 tarihine kadar www.ey.com/tr/eww web sitesi üzerinden form doldurarak başvuru yapabilecek.

EY Hakkında

EY, denetim, vergi, kurumsal finansman ve danışmanlık hizmetlerinde bir dünya lideridir. Dünya genelinde toplam 231.000 çalışanımız, ortak değerlerimizi ve kaliteyi ön planda tutan kararlı tutumumuzu hep birlikte paylaşmaktadır. Daha fazla bilgi için, lütfen www.ey.com adresini ziyaret ediniz. EY her biri ayrı bir tüzel kişiliğe sahip Ernst & Young Global Limited’e üye firmalardan oluşan global bir organizasyon olup tüm hizmetlerini bu üye firmalar tarafından sunmaktadır.

EY Türkiye Girişimci Kadın Liderler Programı hakkında

EY Türkiye Girişimci Kadın Liderler Programı, işlerini büyütme hedefi, tutkusu ve potansiyeli olan kadın girişimcilere ulaşarak hedeflerini gerçekleştirmelerine yardım edecek etkili bir liderlik programıdır. Programa seçilen girişimciler, yatırımcıların, danışmanların ve diğer başarılı girişimcilerin bilgi ve birikimlerinden yaralanabilecekleri bir ağa katılırlar ve şirketlerini büyütmek için ihtiyaç duydukları beş ana alanda destek ve koçluk alırlar. Bu alanlar arasında büyük düşünmek ve cesur davranmak, güçlü bir kişisel profil oluşturmak, işi yapan değil yöneten olmak, kilit danışman ağlarını kurmak ve şirketin büyümesi için finansman opsiyonlarını değerlendirmek yer alıyor. Program hakkında detaylı bilgiye www.ey.com/tr/eww adresinden ulaşabilirsiniz.

Nat Yazılım

Yazılım sektöründe uzmanlaşmış genç ve dinamik bir kadro ile kurulan NAT Yazılım , 2000 yılında POS-LINE Danışmanlık ve Bilişim Sistemleri olarak sektöre adım atmıştır. Kurulduğu ilk günden bu yana müşteri memnuniyetini ön planda tutarak, profesyonel yaklaşımı ile çalışmalarına yön vermektedir. 2007 yılından itibaren Kurumsal Kaynak Planlaması üzerine geliştirdiği çözümler ile birlikte RETAIL ve ERP İş süreçleri alanında ticari faaliyetine devam etmektedir.

Etiketler: E-Ticaret Uygulamaları, Mobil Uygulamalar

Nakabayashi Co. Ltd.

We started business on 1923 for book-binding for library and repair of ancient documents. Since then, we have expanded our business with paper products such as diary, notebook, photo album, storage products like letter-case and office products including shredder. Our products are mainly focused on essential goods in your daily life.

Etiketler: Fotoğraf Albümü, Photo Album, Kitap, Kırtasiye

Gartner Tedarik Zinciri Yöneticileri Konferansı 2018’de Öne Çıkan Trendler

Arş. Gör. Adil ÜNAL
İstanbul Üniversitesi, Tinova Bilişim Teknolojileri A.Ş. aunal@istanbul.edu.tr

Gartner Tedarik Zinciri Yöneticileri Konferansı 2018 bu yıl 14-17 Mayıs tarihlerinde Phoenix, Arizona’da gerçekleştirildi. Tedarik zincirlerinde giderek artan iş zekası, iş analitiği, yapay zeka/makine öğrenmesi ve bilişsel tedarik zinciri becerilerine olan ihtiyaç konferansın öne çıkan başlıkları arasındaydı. Bununla birlikte aşağıdaki konular da tedarik zinciri yöneticilerinin gündeminde olan diğer başlıklar olarak konferansta tartışıldı.

1- Nitelikli Tedarik Zinciri Yöneticilerine Olan Talep Yükselişte

Gartner’ın araştırmalardan sorumlu başkan yardımcısı Dana Stiffler, konuşmasında faaliyette bulundukları bölgede tedarik zinciri alanında yetkin ve AI / ML (Yapay Zeka ve Makine Öğrenmesi) konularında ileri seviyede bilgi sahibi profesyonellerin bulmanın zor olduğunu kanıtlayan istatistikleri paylaştı.

Chicago nüfusu ~ 3,600,000
– Bunlardan üretim planlama ve tahminleme bilenler ~ 5,600
– Bunlardan, gelişmiş dijital becerilere sahip olanlar (Tableau, SQL, Python) ~ 270
– Bunlardan, AI / ML becerilerine sahip olanlar ~ 35

Stiffler verdiği çarpıcı istatistikle dijital tedarik zinciri yetenekleri hunisinin ne kadar dar olduğunu göstermiş oldu. Dana, Amazon gibi önde gelen tedarik zinciri organizasyonlarının temel tedarik zinciri becerilerine ek olarak Yalın / altı sigma, SQL, proje yönetimi, R, Perl ve Python gibi yıkıcı becerileri ararken bu alanda geriden gelen şirketlerin halen öncelikli olarak ERP-Excel becerilerini ön planda tuttuğunu belirtti.


Satınalma Cep Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Tüm satınalma ve tedarik zinciri trendleri, Kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler uygulama içerisinde sunulmaktadır.

2 yılda 2 kat artacak

Bu çalışmayı bir kariyer sitesi üzerinden Türkiye veya dar anlamda İstanbul için gerçekleştirsek sonucun bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olacağını düşünmekteyim. Kasım 2017’de gerçekleştirdiğimiz “Tedarik Zinciri Operasyonlarında İş Zekası uygulamalarının kullanımının Tedarik Zinciri Performansına Etkisi” başlıklı akademik çalışmanın sonuçlarından hareketle, tedarik zinciri operasyonlarında geleneksel olarak ERP ve Excel kullanımı halen tüm sektörlerde baskın.

28 Mayıs’ta başvuruları başlayacak olan İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Programı dijital dönüşümün gerektirdiği tüm tedarik zinciri becerilerini kazanabileceğiniz bir program. Modellemeden veri analizine, tedarik zinciri yönetiminden, kanal yönetimine tüm gereken beceriler alanında uzman akademisyenler tarafından sunuluyor. Detaylı Bilgi: www.tedarikzinciri.org)

2- Çalışan Katılımı ile Yeniliğin Teşvik Edilmesi

Unilever’den Ana Dzura, şirketinin taban seviyesinde inovasyonu teşvik etmek için “Digifund” adlı yapıyı nasıl kurduklarını anlattı. Digifund sisteminde Kuruluştaki herkes fikirlerini belirten dört dakikalık bir video gönderebilir. Sunumdan itibaren yönetim kurulunun fikri gözden geçirmesi 48 saat sürmektedir. Onaylanırsa, fikir on bin Avro’luk veya daha fazla tahsis edilen fonları almaya hak kazanmaktadır.

“Digifund” girişimlerinden bazı örnek uygulamalar aşağıda sunulmaktadır:

  • Bir perakendeci için bir kategoride rafta bulunma oranının önemli ölçüde iyileştirilmesi gerçekleştirildi.
  • Doğrudan Müşteriye (DTC=Direct to Consumer) modeliyle çalışan bir e-mağaza ürün testlerinin gerçekleştirilmesi için yayına alındı.
  • Belirli bir ürün için ambalajdaki plastik içeriğini azaltmak için bir plastik ambalaj şirketi ve bir teknoloji şirketi ile ortaklık kuruldu.
  • Çay plantasyonlarında çalışan çiftçilerin insan haklarına saygı duyulmasını sağlamak ve geçim kaynaklarını önemli ölçüde iyileştirmek ve yerel işler oluşturmak için bazı Afrika hükümetleriyle işbirliği yapıldı.

3- Dijital Süreç Prototipleri

“Digital twin”, bu yılki Gartner Tedarik Zinciri Yöneticileri konferansında konuşulan bir diğer konuydu. Herhangi bir sürecin dijital kopyası olarak tanımlanan ve aslında temelleri 2002’ye dayanan Digital Twin konsepti, IoT teknolojisinin gelişimi ile yeniden gündeme gelmiş oldu.

Bilgisayarların işlem gücü ve depolama kapasitesindeki artış, kuruluşların buluttaki tüm uçtan uca tedarik zincirlerinin dijital bir kopyasını işin tüm verileri ve bilgisi ile oluşturmasını pratik hale getirmektedir.

Bu dijital ikiz, tedarik zinciri profesyonellerinin çeşitli koşulları simüle etmelerini ve az ya da hiç gecikme olmaksızın fiziksel tedarik zincirlerinde uygulamalarını sağlamaktadır. Çevik uygulama yöntemleri, kuruluşların yeni fikirleri hızlı bir şekilde test etmesine izin veriyor.

Konferansta bu konuda söz alan çalışan teknoloji tedarikçilerinden biri, teknolojiyi kullanmadan önce altı aylık bir süreç değerlendirmesi yapmanın geçmişte kaldığını öne sürdü ve teknolojinin fikirleri prototipleyerek süreç değerlendirmesinin yapılabileceği, hızla öğrenilip gelişebileceği bir yapıya ulaştığını belirtti.

4- Doğrudan Tüketiciye (DTC=Direct to Consumer) İş Modelleri için Hazırlık

Gartner’den Simon Bailey, geleneksel şirketlerin doğrudan tüketiciye (DTC) yönelik modellere nasıl dönmesi gerektiğini katılımcılara aktardı. Geleneksel sevkiyat-nakliye sistemlerinin daha ekonomik çalışması gerektiğine vurgu yapan Bailey UBER uygulamasının iş modelinden hareketle “uberization of transport” konseptinin yakından incelenmesi gerektiğini belirtti. Detaylı Bilgi için bkz: uberization of transport, uberization of logistics, uberization of freight.

Simon, rafta bulunabilirlik (OSA=On-Shelf Availability) gibi geleneksel metriklerin çevrimiçi bulunabilirlik (OLA=Online Availability) ile güçlendirilmesi gerektiğini savundu. Büyük şirketlerin dijital girişimleri nasıl elde ettiğine dair örnekler verdi. L’Oreal’ın NYX kozmetik ürününü satın alması, Walmart’ın Jet.com’u satın alması ve Unilever’in Dollar Shave Club’ı satın alması örneklerini sıralayan Bailey, şirketlerin satın aldıkları şirketlerin DTC yeteneklerini ana şirkette nasıl uyguladıkları konusunda bilgi verdi.

5- Yeniden İşleme Olanakları ve Dairesel Ekonomi

P&G’den James McCall, şirketlerinin “dairesel ekonomiye” yatırım yaparak on yıl içinde 2 milyar dolar tasarruf edildiğini paylaştı. P&G üretim faaliyetlerinden elde edilen atığın, atık depolama tesislerine bırakılmak yerine diğer ürünlerin üretimi için hammadde olarak kullanıldığını belirterek aşağıdaki örnekleri paylaştı:

  • Şampuanlardan elde edilen yüzey aktif maddeler geri kazanılmış ve oto yıkama solüsyonuna dönüştürülmüştür.
  • Hindistan’da plastik şampuan ambalajları şu anda bina panellerine dönüştürülüyor.
  • Çin’de, Pantene’den ve Head & Shoulders’dan gelen atık su çamurundan elde edilen karışım, yerel bir şirket tarafından tuğla yapmak için hammadde olarak kullanılıyor.
  • Kadın bakım ürünlerinden elde edilen materyaller endüstriyel dökülme önleyici kumaşa dönüştürülüyor.

6- Blockchain, Bulut, Mobil ve Diğerleri

Konferansın bir diğer önemli başlığı, tedarik zinciri iş ekosistemlerinin yeniden düzenlenmesi idi. Ekosistemlerin, fiziksel malların ve teknoloji sağlayıcılarının üreticileri, nakliyecilerin ve tüccarları arasında oluşturulması ön koşul olarak öne çıktı. Bulut ve mobil teknolojiler, bu tür ekosistemleri güçlendirmek için çok önemli olduğu konferansta vurgulanan bir diğer konu idi.

Haber Kaynağı: blog.kinaxis.com, Dr. Madhav Durbha

 

Mobil ağ baz istasyonunda aktif paylaşım modeli

Türk Telekom Üst Yöneticisi Doany, fiber altyapının ortak kullanımı için “Türk usulü” yeni bir model geliştirdiklerini belirterek “Herkesin kazançlı çıktığı bu modelin sektörümüze büyük fayda getireceğine inanıyorum” dedi

Türk Telekom CEO’su Paul Doany, yaptığı açıklamada, Başbakan Binali Yıldırım ile Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın katıldığı törenle Sabit Elektronik Haberleşme Altyapısının Kiralanması Protokolü imzalandığını hatırlatarak, protokolle fiber altyapının ortak kullanım yolunun açıldığını söyledi.

Altyapının ortak kullanımı için “Türk usulü” yeni bir model geliştirdiklerini belirten Doany, her bir operatörün ayrı ayrı kendi ağlarını kurmalarının çok yüksek maliyet getireceğini ifade etti.

Türk Telekom’un 262 bin kilometre uzunluk ile Türkiye’nin en yaygın fiber altyapısına ve 16,8 milyonluk fiber hane kapsamasına sahip şirketi olduğunu anımsatan Doany, şöyle konuştu:

“Türk Telekom olarak bugüne kadar her konuda olduğu gibi sabit erişim altyapısının paylaşımı konusunda da sektörün ve ülkemizin menfaatleri doğrultusunda hareket ettik, ediyoruz. Sadece sabit altyapı konusunda değil, mobil altyapının paylaşımı konusunda da yalnızca kulelere odaklanan pasif paylaşım modeli yerine aktif paylaşım modellerini geliştiriyoruz. Geliştirdiğimiz bu Türk usulü paylaşım modeli ile tüm operatörler olarak hem mevcut sabit erişim altyapısını en verimli şekilde kullanacağız hem de son derece verimli bir yolla yeni altyapı yatırımlarının yapılmasını ve ülkeye kazandırılmasını sağlayacağız.”

Türkiye kazanacak

“Aslında sunduğumuz çözüm sayesinde günün sonunda Türkiye kazanmış olacak.” diyen Doany, şöyle devam etti:

“Böylece hem tüm operatörler Türk Telekom’un altyapısını kiralayabilecek, ekstra istedikleri sabit hat altyapısı için yatırım harcamasına katkıda bulunacak, mükerrer yatırımın önü kesilecek ve altyapısı eksik olan bölgelere de fiber götürülmüş olacak. Yine çok önemli bir husus da mevcut İmtiyaz ve Mobil Lisans Anlaşmaları çerçevesinde bu altyapının günün sonunda devlete ait oluyor olması. Müşterilere daha fazla genişbant seçeneğinin sunulmasına ön ayak olan bu modelle bir yandan da geleceğin altyapısı fiberin tüm ülkede yaygınlığı artacak. Herkesin kazançlı çıktığı ama en kazançlı olanın vatandaş ve devlet olduğu bu modelin sektörümüze büyük fayda getireceğine inanıyorum.”

Mobil ağ baz istasyonunda aktif paylaşım modeli

Doany, mobil altyapının paylaşımı konusuna da değinerek, bugüne kadar Vodafone Türkiye ile baz istasyonlarında aktif paylaşım modelini uyguladıklarını söyledi. Doany, “Model aslında oldukça basit. Avea ve Vodafone’un toplam 4000 paylaşımlı kulesi var. Bizden kullandıkları her kuleye karşılık bizim de onların kulesinden istifade etme hakkımız var. Artık bunu aktif paylaşım modeline evireceğiz, diğer bir ifade ile pasif kısmı yani salt kuleyi değil de bir baz istasyonunun iki operatör tarafından kullanıldığı – frekans spektrumunun, baz istasyonunun ve fiziksel alanın (kule ya da çatı) paylaşıldığı – bir modele geçeceğiz.” diye konuştu.

Baz istasyonlarının bulunduğu kulelerin paylaşımı modelinin, Türkiye’deki Mobil Lisanslama Anlaşmalarına uygun olduğuna işaret eden Doany, “Bu model ilk defa Türkiye’de kullanılacak. Zaten Türkiye’de, imtiyaz çerçevesi gereği altyapının devlete iade edilmesi sebebiyle sabit hat altyapısı konusunda bahsettiğim gibi Türk usulü bir çözüme ihtiyaç var. Dünyada kullanılan modellere baktığımızda, onlarda da bazı zorlukların ve mükerrer yatırım sıkıntılarının yaşandığını görüyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

“Görüntü kirliliği ortadan kalkacak”

Bilişim sektörüne ilişkin yatırımların, kamu için çok değerli olmasının yanı sıra ortak kullanım çözümleri ile görüntü kirliliğinin de ortadan kaldırılacağının altını çizen Doany, şunları kaydetti:

“Bu modelle artık binalarda daha fazla baz istasyonu görmeyeceğiz, daha az kule göreceğiz. Bu sadece Türkiye’de uygulanacak. Mevcut altyapıya rağmen yeniden bir altyapı kurmaktansa, mevcuda ek yaparak çözüm üretiyoruz. Bu da daha az kazı yapılmasını sağlıyor. Bu bayındırlık ve konfor açısından da değerli. Altyapı devletin olacak ve Türkiye kazanacak. Operatörler, daha az yatırım yaparak daha düşük maliyetlerle daha verimli sonuçlar alacaklar, daha büyük hizmetler verebilecekler. Daha kısa sürede şirketler hedeflerine ulaşmış olacak. Türkiye’nin telekomünikasyon sektöründeki dönüşümü hızlanacak, daha hızlı gelişecek.”

Blockchain Teknolojisi Küresel Ekonomide Oyunun Kurallarını Değiştirecek

Işık Üniversitesi İktisat Bölümü düzenlediği seminerle, son yıllarda hayatımıza giren kripto paralar ve bu paraların işlem gördüğü Blockchain teknolojisinin geleceğini masaya yatırdı. Işık Üniversitesi Maslak Kampüsü’nde gerçekleştirilen seminerde; herhangi bir merkezi otoriteye bağlı olmayan Blockchain teknolojisinin, yakın gelecekte küresel ekonomik sistemi yeniden şekillendirme potansiyeline sahip olduğu vurgulandı.

Varlıkları dijital dünya üzerinde başlayan ve bilgisayar ağları üzerinde işlem gören, değeri genellikle küresel kullanıcılar tarafından arz ve talep dengesi ile belirlenen ortak para birimi olan kripto paralar, gün geçtikçe hayatımızda daha çok yer almaya, hatta alternatif bir yatırım enstrümanı haline gelmeye başladı. Kripto paraların kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, bu paraların herhangi bir merkezi sisteme bağlı olmadan işlem görmesine olanak sağlayan ağ sistemi olan Blockchain teknolojisinin ismi de yine daha fazla anılır oldu.


Satınalma Cep Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler…

2 yılda 2 kat artacak

Kripto paralar ve Blockchain teknolojisinin ortaya çıkışı, günümüzdeki etkileri ve geleceği; Işık Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi (İİBF) İktisat Bölümü’nün, Işık Üniversitesi Maslak Kampüsü’nde düzenlediği seminerde ele alındı. Işık Üniversitesi İİBF Dekan Vekili Prof. Dr. Mehmet Kaytaz ve İİBF İktisat Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serhat Koloğlugil’in açılış konuşmalarıyla başlayan seminere; Işık Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Özlem İnanç, Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asım Karaömerlioğlu ve DijitalPara Teknoloji A.Ş. Kurucu Başkanı Ali Sermet Taşdöğen konuşmacı olarak katıldı.

‘İstesek de istemesek de kabul etmek zorundayız’

Seminerde ‘para’ kavramının tarihsel gelişimini ve dijital paraların ortaya çıkışını aktaran Işık Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Özlem İnanç, Bitcoin başta olmak üzere dijital paraların işlem görmesine olanak sağlayan Blockchain teknolojisinin işleyişi hakkında bilgi verdi. Blockchain teknolojisinin iki kişi arasındaki para transferlerinin merkezi bir otoriteye ihtiyaç duyulmadan gerçekleştirilmesine olanak sağladığına dikkat çeken İnanç, “Blockchain sistemi, küresel veya lokal ekonomik çalkantılardan etkilenmiyor. Bu transferlere devletler herhangi bir müdahalede bulunamıyor. Bu sebeple örneğin vergi alamıyor, transferi engelleyemiyor. Bu da devletlerin bu teknolojiyi ‘öcü’ gibi görmesine yol açıyor” dedi.

Blockchain teknolojisinin kullanıldığı alanların hızla arttığına dikkat çeken İnanç, “Yakın gelecekte tapu, sigorta, noter, evlilik ve boşanma işlemleri hatta seçim işlemleri bile bu teknolojisi üzerinden yapılabilir hale geleceği öngörülüyor. Bu sebeple dünyanın önde gelen üniversiteleri Blockchain teknolojisi ile ilgili bölümler açıyor. Yani istesek de istemesek de bu teknolojiyi kabul etmek zorundayız” diye konuştu.

‘Eski bir çağın sonuna geldik’

Blockcahin teknolojisinin bütün ekonomik sistemleri yeniden yapılandıracak bir ‘oyun değiştirici’ olduğunu vurgulayan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Asım Karaömerlioğlu ise, kripto paralar ve bunların işlem görmesine olanak sağlayan Blockchain teknolojisinin ahbap – çavuş kapitalizmine bir tepki olarak ortaya çıktığını kaydetti. Karaömerlioğlu, “Bu teknolojinin en önemli ürünü kripto para. Bugün dünyanın üzerinde Bitcoin hayaleti dolaşıyor. Bu teknoloji, bir ‘değer’i aracıyı ortadan kaldırarak bir yerden bir yere transfer edebiliyor. Dağıtık sistemle çalışan, merkezi olmayan, sahibi olmayan devasa bir networkten söz ediyoruz ve bu sistem tıkır tıkır işliyor. Üstelik oldukça güvenli” diye konuştu.

Kapitalizmi kapitalizm yapan unsurun kayıt sistemi olduğuna dikkat çeken Karaömerlioğlu, “Blockchain kayıt tutmada devrimci bir yenilik getirdi. Çünkü kayıt tutma, çok pahalı bir iş. Bu teknolojideki kayıt sistemi ise, en açık ve en şeffaf sistem. Artık devletler bile kendi kripto paralarını çıkarmaya, böylelikle ekonomilerini kur farkından ve enflasyondan korumaya çalışıyorlar. Blockchain ve kripto para iddia edildiği gibi bir ‘ponzi’ değil. Dünya tarihinde ilk defa bir para biriminin arkasında bir otorite yok ve yine dünya tarihinde ilk defa uluslar üstü bir para birimi var. Dolayısıyla eski bir çağın sonuna geldik ve yeni bir dünya geliyor” dedi.

‘Bitcoin doların balonunu patlatan bir iğne’

Blockcahin teknolojisinin işleyişi ve kripto para işlemleri hakkında bilgi veren DijitalPara Teknoloji A.Ş. Kurucu Başkanı Ali Sermet Taşdöğen ise; karşıtlarının Bitcoin’i ‘balon’ olarak nitelediğini ancak gerçekte Bitcoin’in küresel rezerv para biri olan doların balonunu patlatan bir iğne olduğunu söyledi. Ortaya çıkışından bu yana geçen 9 yılda Bitcoin ve Blockchain sistemi bir saniye bile hata vermeden çalıştığını kaydeden Taşdöğen, “Merkezi sistemler ele geçirildiğinde bütün sistemi çökertebilirsiniz. Ancak Blockchain sisteminde bu mümkün değil. Üstelik bu sisteme girilen bilgiler silinemiyor ve değiştirilemiyor. Saldırılması çok zor, savunulması en kolay sistemdir” diye konuştu. Taşdöğen seminerde, kripto para türleri ve sanal cüzdanların kullanımı hakkında da bilgi verdi.

Şekerin alternatifi kuru meyveler

Dünya nüfusunda yüzde 8’e ulaşan şeker hastalığının hızla yaygınlaşması şekere alternatif ürünlere ilgiyi arttırıyor. Şeker yerine tüketilebilecek ürünler olan çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı bu süreçte öne çıkıyor.

Dünya genelinde 1990’yı yılların başında 732 bin ton olan çekirdeksiz kuru üzüm üretiminin günümüzde 1 milyon 277 bin ton seviyesine ulaştığını belirten Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep, bu artışta Türkiye’nin lokomotif görevi üstlendiğini kaydetti.


Satınalma Cep Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler…

2 yılda 2 kat artacak

İspanya’nın Sevilla şehrinde düzenlenen Dünya Kuru ve Kabuklu Meyveler Kongresine katıldıklarını dile getiren Celep, kongre sırasında dünya genelinde yıllık ticaret hacmi 50 milyar dolara ulaşan kuru meyve sektöründe dünya genelinde yaşanan yenilikleri gözlemleme fırsatı bulduklarını anlattı.

Dünya genelinde sağlıklı gıda tüketme talebinin zirve yaptığına işaret eden Celep, “Sağlıklı gıda tüketme arzusu, kuru meyvelere ilgiyi arttırıyor. Dünyadaki talep artışını Türk kuru meyve sektörü olarak karşılamaya talibiz. Türkiye 120 ülkeye kuru meyve ihraç ediyor. Sultaniye üzüm mineral, potasyum, kalsiyum, fosfor içeriyor. Ayrıca vitamin açısından da çok zengin bir kaynak. En önemli nokta ise çekirdeksiz kuru üzümün şekerin yerine geçecek bir alternatif olması. Kek fabrikaları bisküvilerde şekeri çıkarıp kuru üzüm kullanabilirler” diye konuştu.

Okul üzümü projesi ile iç tüketim arttı

Türkiye’de okul çağındaki çocuklara yıllık 6 bin ton kuru üzüm dağıtıldığını hatırlatan Celep, şöyle devam etti; “Türkiye’de iç tüketim çok az. Kuru üzüm tüketimini bir sosyal sorumluluk projesi ile arttırmaya çalışıyoruz. Okullarda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kuru üzüm dağıtılıyor. Bu proje öncesinde Türkiye’de ortalama tüketim 250 gr iken şimdi 400 gr oldu. Şu an 35.000 okulda yaklaşık 6000 ton üzüm dağıtılıyor, bunu 9000 tona çıkarmayı hedefliyoruz.”

Kuru Meyve Sektörünün TMO ile işbirliği artarak devam edecek

Kongre sırasında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş ve Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu ile bir araya geldikleri bilgisini veren Celep, sözlerini şöyle tamamladı; “Geçtiğimiz yıl TMO’nun sınırlı miktarda da olsa piyasadan kuru üzüm alımı sektöre pozitif yönde etki yaptı. Aynı rolü önümüzdeki yıl da bekliyoruz, bunun için sektör olarak temas ve görüşmelerimiz devam ediyor. TMO’nun Piyasa regülasyonu ve lisanslı depoculuk sistemine katkılarını önümüzdeki dönemde başta kayısı olmak üzere diğer ürünlerimizde de bekliyoruz.”

Hazine arazilerine incir, ceviz ve badem dikilsin

Türkiye Kuru Meyve Sektör Kurulu Başkanı Osman Öz ise; Türkiye’nin üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu kuru incire dünya genelinde talep artışı olduğunu, Türkiye’de üretimin müsait olduğu bölgelerde yatırımcı ve üreticilere hazine arazisi, 2b ve bozuk orman arazileri ve daha fazla fidan tahsisi yapılmasını istedi. Öz, aynı şekilde ceviz ve badem üretilebilecek bölgelerde ceviz ve badem üretimini arttırmak için yatırımcı ve üreticilere hazine arazisi, 2b ve bozuk orman arazileri ve daha fazla fidan tahsisi yapılmasını istedi.

Türkiye’de yıllık üretilen 70 bin ton civarındaki kuru incirin dünyada alıcısının olduğuna işaret eden Öz, “Türkiye 100 bin ton kuru incir üretse de dünya genelinde pazarlayabilecek potansiyele sahip. Bu fırsatı değerlendirmeliyiz” dedi.

Cevizin anavatanının Türkiye olmasına rağmen, üretimde Çin’in birinci sırada olduğunu, Amerika Birleşik Devletleri’nin son 10-15 yılda badem üretimini ve ihracatını 2 kata yakın artırdığını dile getiren Öz, “Badem ve cevizde dünya genelinde talep artıyor. Badem ve cevizin dünya ticaretindeki payları giderek yükseliyor. Hem iç talebe, hem de ihracat taleplerine cevap verebilmemiz için Türkiye’de üretimi arttırmamız şart. Biz son 10-15 yıldaki yeni dikimlere rağmen bu ürünlerde maalesef hala net ithalatçı durumundayız. Son 6 yılda ceviz ithalatına 600 milyon dolar dövizimizi verdik. Ülkemizde üretimin müsait olduğu bölgelerde yatırımcı ve üreticilere hazine arazisi, 2b ve bozuk orman arazileri ve daha fazla fidan tahsisi yapılmalı. İçinde bulunduğumuz döviz darboğazından kurtuluş yollarından birisi de bu tür ürünlerin dikim ve üretimini artırmaktan geçiyor” diyerek sözlerini tamamladı.

İspanya’nın Sevilla şehrinde düzenlenen Dünya Kuru ve Kabuklu Meyveler Kongresine; Türkiye’den Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep, Türkiye Kuru Meyve Sektör Kurulu Başkanı Osman Öz, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Bilge Göksan ve Eli Alharal’ın aralarında bulunduğu 90 kişi katıldı.