İTO fuar katılımında döviz kurunu sabitledi

İstanbul Ticaret Odası (İTO), iş dünyasına yeni pazar ve işbirliği fırsatları sunan küresel fuarlara katılımda doları 4 TL, Euro’yu da 4.8 TL’den sabitledi.

İTO, yıl sonuna kadar girişimcileri ABD’den Çin’e, Hindistan’dan Arjantin’e kadar dünyanın dört bir yanında 14 ayrı fuarla tanıştırmayı planlıyor. Firmalar, İTO’nun milli katılımını düzenlediği ya da sektörel ticaret heyetleri organize ettiği fuarlarda stant açıp, ürünlerini tanıtabiliyorlar.

İTO’nun hazırlıklarını sürdürdüğü bu fuarlar arasında ASD Market Week 2018, MWC Mobile World Congress Americas, SIAL Food India, Frankfurt Kitap Fuarı, MIPCOM 2018, 124. Canton Fuarı 1.Faz, SIAL Gıda ve İçecek Fuarı, 124. Canton Fuarı 3.Faz, Canton Fuarı, AUTOMECHANIKA Buenos Aires, DISCOP 2018, SIAL Interfood 2018, BAUMA China 2018, ATF Asia TV Forum & Market, SIAL Middle East 2018 bulunuyor.


Satınalma Cep Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler…

2 yılda 2 kat artacak

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, fuar katılımlarında döviz kurunu sabitleme kararı için, “İhracatçımız bir ay sonra katılacağı fuarda ne kadar ödeyeceğini bilerek, üretime daha fazla ağırlık verecektir” dedi.

Avdagiç, şunları söyledi: “Daha önce Merkez’in faiz artışı adımının kesinlikle yalnız bırakılmaması gerektiğini söyleyip, TL’yi korumanın milli bir görev olduğuna işaret etmiştik. Özellikle Merkez Bankası’nın ihracat reeskont kredi ödemelerinde döviz kurunu sabitlemesini de destekleyecek yeni bir karar aldık. İTO Yönetim Kurulu olarak, ekonomimize duyduğumuz güveni reel sektörümüze yansıtarak, firmalarımızın küresel fuarlara İTO ile katılımlarında döviz kurunu sabitledik. İnanıyoruz ki uluslararası platformlarda ürünlerini tanıtmak isteyen firmalarımız, bu sayede yeni bir imkan elde etmiş olacaklar.”

İTO’nun 2018 yılı fuarları

Fuar Yer Tarih Konu
ASD MARKET WEEK 2018 Las Vegas, ABD 29 Temmuz-1 Ağustos 2018 Perakende Ürünler
MWC Mobile World Congress Americas Los Angeles, ABD 12-14 Eylül 2018 Mobil Teknolojiler
SIAL Food India Yeni Delhi, Hindistan 16-18 Eylül 2018 Gıda, İçecek, Gıda Ekipmanları
Frankfurt Kitap Fuarı Frankfurt, Almanya 10-14 Ekim 2018 Kitap
MIPCOM 2018 Cannes, Fransa 15-18 Ekim 2018 Dizi Film, İçerik, TV, Yapım
124. Canton Fuarı 1.Faz Guanco, Çin Halk Cumhuriyeti 15-19 Ekim 2018 Genel Ticaret
SIAL Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı Paris, Fransa 21-25 Ekim 2018 Gıda
124. Canton Fuarı 3.Faz Guanco, Çin Halk Cumhuriyeti 31 Ekim-4 Kasım 2018 Genel Ticaret
AUTOMECHANIKA Buenos Aires Buenos Aires, Arjantin 7-10 Kasım 2018 Otomotiv Sanayi ve Yedek Parça
DISCOP 2018 Johannesburg, Güney Afrika 14-16 Kasım 2018 Dizi Film, İçerik, TV, Yapım
SIAL Interfood 2018 Jakarta, Endonezya 21-24 Kasım 2018 Gıda, İçecek, Gıda Ekipmanları
BAUMA China 2018 Şanhay, Çin Halk Cumhuriyeti 27-30 Kasım 2018 İnşaat Makina Aksamları, Maden ve Yapı Malzemeleri Makinaları
ATF Asia TV Forum & Market Singapur 4-7 Aralık 2018 Dizi Film, İçerik, TV, Yapım
SIAL Middle East 2018 Abu Dabi, BAE 10-12 Aralık 2018 Gıda, İçecek ve Ekipmanları

Teknolojinin Kirlettiğini Teknoloji Temizleyecek

Hızla artan nüfus artışı, sanayileşme ve şehirleşme gerek yer altı gerekse yer üstü kaynaklarının kirliliğini hızla arttırıyor. Çevre kirliliğinin en büyük sebepleri arasında her geçen gün gelişen teknolojik gelişmeler de gösteriliyor. Teknolojinin kirlettiğini yine teknolojinin temizleyeceğini belirten IFAT Eurasia Proje Müdürü Namık Sarıgöl, “ Çevre sorunları dünya genelinde öncelik kazanmış durumda. Artık çok sayıda şirket atık yönetimi çözümleri arayışında ve çevre teknolojileri kullanımına çok daha fazla ihtiyaç duyuyor. Bu yüzden çevre teknolojileri hızla büyüyen bir sektör” dedi.

Günümüzün en büyük sorunlarından biri olan çevre kirliliği ile ilgili yapılan araştırmalara göre dünyadaki mevcut çevre kirliliğinin yüzde 50’si son 35 yılda meydana geldi. Birçok nedene bağlı gelişen kirliliğe karşı en önemli çözüm çevre teknolojilerinden geçiyor ve çevre teknolojileri büyüme ivmesi en yüksek sektörler arasındagösteriliyor. Sektörün önemine değinen IFAT Eurasia Proje Müdürü Namık Sarıgöl, “Geçmişte sadece devlet politikalarının sürüklediği sektör, özellikle gelişmiş ülkelerde gün geçtikçe gerek vatandaş gerekse kullanıcı olarak bireylerin tercihleri ve yönlendirmeleri ile güç kazanmakta. Kullanılan ham maddeden başlayarak üretim yöntemleri ile devam eden ve atık yönetimi aşamalarını da kapsayan tüm süreç içinde sistemi en az zorlayan ürün ve firmaların kamuoyunda tercih edilme oranı artış göstermekte. Çevre teknolojileri sektörü tüm alt branşları ile geleceğin en önemli sektörleri arasında“ ifadelerinde bulundu.


Satınalma Cep Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler…

2 yılda 2 kat artacak

Avrasya’nın En Büyük Çevre Teknolojileri Fuarı İstanbul’da

MMI Eurasia’nın 2 yılda bir Türkiye’de düzenlediği IFAT Eurasia fuarının, çevre teknolojileri sektörüne öncülük ettiğini söyleyen Sarıgöl, 28-30 Mart 2019 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde(IFM) düzenlenecek fuarın, artan sanayileşme ve şehirleşme sonucunda ortaya çıkan sorunları çözüme kavuşturmayı amaçladığını belirtti. Yerli ve yabancı tüm sektör paydaşlarının buluştuğu organizasyonda 2017 yılında 18 ülkeden 412 katılımcı yer aldı. Fuar, 1021’i uluslararası olmak üzere toplam 63 ülkeden 11 bin 326 ziyaretçi ağırladı.

Her Yol “IoT”ye Çıkıyor

Teknoser, Nesnelerin İnterneti’nin (IoT) kullanım alanlarına ve kurumlar için önemine dikkat çekiyor. Nesnelerin İnterneti (IoT), perakendeden lojistiğe, inşaattan tekstile tüm sektörler için geleceğin trendlerini belirliyor.

Teknolojide yaşanan baş döndürücü değişimlerin şirketler üzerindeki etkileri her geçen gün artıyor. Nesnelerin İnterneti yani IoT çözümlerin kullanım alanındaki artış ve büyük veri analizleri şirketlerin rekabet gücünü etkiliyor. Teknolojide ilklerin yaratıcısı Hitay Holding bünyesinde sistem entegrasyon alanında faaliyet gösteren Teknoser, bu yeni rekabet alanında geride kalmak istemeyen firmalara özel çözümler sunuyor.


Satınalma Cep Akıllı Satınalma Asistanını aşağıdaki butonlar yardımıyla ücretsiz indirebilirsiniz. Kolay teklif toplama, fırsat ve kampanyalar, tedarikçi arama, e-öğrenme, dergi ve haber içerikleri, satınalma check-up ve hediyeler…

2 yılda 2 kat artacak

Nesnelerin İnterneti’nin kullanımındaki artışa dikkat çeken Teknoser Network ve Güvenlik Çözümleri Müdürü Aytaç Karameşeoğlu, Gartner tarafından yapılan araştırmaya göre; 2018 sonunda birbirlerine bağlı cihazların sayısının 11,1 milyar olmasının öngörüldüğünü, 2020 yılında ise bu rakamın 20,4 milyara çıkmasının beklendiğini ifade etti. 2 yıl gibi kısa sürede yaşanan yaklaşık 2 katı oranındaki bu büyük artışı öngörerek, pozisyon alan firmaların kazanacağını kaydeden Aytaç Karameşeoğlu, bu teknolojilerin bireylerin hayatını kolaylaştırırken; firmaların da iş süreçlerini hızlandırdığını ve kontrol mekanizmasını arttıran bir çözüm olduğunu söyledi.

Günümüzün vazgeçilmezleri: Nesnelerin İnterneti, Big Data, Blockchain

Geleceğin teknolojilerini yakalama imkanı tanıyan Teknoser, Nesnelerin İnterneti uygulamalarıyla, kurumlara özel çözümler sunuyor. Nesnelerin İnterneti’nin günlük hayatımızın önemli bir parçası olduğunu ve Big Data ve Blockchain teknolojilerinin de hızla yükselişe geçtiğini belirten Aytaç Karameşeoğlu “Teknoser olarak, müşterilerimizi dijitalleşen dünyanın standartlarıyla buluşturuyor, bilgi birikimimizi ve tecrübelerimizi paylaşıyoruz. Müşterilerimizin projelerinin her anında yanlarında yer alıyor, tüm süreçlerine destek oluyoruz. Müşterilerimize özel çözümler sunmak için Nesnelerin İnterneti’nden ve gerek duyulduğunda da Big Data çözümlerinden yararlanıyoruz” dedi ve farklı sektörlerdeki IoT kullanımları hakkında bilgi verdi:

  •  
  • Taşıtlar: Araçların içerisine konumlandırılan takip cihazları IoT kullanımına güzel bir örnek olarak dikkat çekiyor. Bu takip cihazları sayesinde araçların mekanik aksam verilerini inceleyerek gerek araç sahiplerine gerekse sigorta şirketlerine kıymetli datalar sunuluyor. Örneğin; lastik havasının düzeyi veya fren balatasının güncel durumu gibi. Nesnelerin İnterneti, araç sahibinin aracını kullanma şekli hakkında verilere ulaşıp, sigorta şirketinin sigorta yenilemesi esnasında fiyat arttırılması veya azaltılması gibi önemli verilere ulaşmasını kolaylaştırıyor.
  •  
  • Marketler: Marketler, tekstil firmaları, benzin istasyonları gibi çoklu lokasyonda hizmet veren kurumlar, merkezi yönetim stratejisini yine Nesnelerin İnterneti ile geliştiriyor. Bir market içerisindeki ısıtma ve soğutma gibi enerji tüketimi yapan ekipmanların çalışma esnasındaki verileri kolayca incelenebiliyor.
  •  
  • Tekstil: Tekstil firmalarının mağazalarında müşteri memnuniyetini arttırabilmek için kullanılan teknoloji yine Nesnelerin İnterneti. Mağaza tasarım ve ürün yerleştirmelerinin müşterilerin gezmesini kolaylaştırıcı veya sirkülasyonu hızlandırıcı şekilde baştan düzenlenmesine imkan tanıyor.
  •  
  • Akıllı binalar: IoT teknolojisi ile ev içerisindeki su, elektrik, ısıtma veya soğutma gibi elektrik ihtiyacı duyan tüm mekanik aksamın, uzaktan veya yerinde programlanabilmesini ve yönetilebilmesini sağlıyor.
  •  
  • İnşaat: İnşaat sektöründe ise en önemli maliyet kalemini, kullanılan ekipmanlar oluşturuyor. Nesnelerin İnterneti, tüm ekipmanın izlenmesi ve arızaların önceden anlaşılmasına imkan tanıyor. Nesnelerin İnterneti’ne bunların dışında finans, sağlık, eğitim, lojistik gibi birçok sektörde faaliyet gösteren kuruma çözüm sunuyor.

KPMG 2018 CEO Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı

İş dünyasında büyüme sancıları

KPMG’nin aralarında Türkiye’nin de olduğu 51 ülkede 1300 iş lideriyle yaptığı 2018 CEO Araştırması, geçen yıl ‘Yık ve büyü’ diyen CEO’ların büyümedeki ısrarını ortaya koyuyor. Araştırma sonuçlarına göre, CEO’lar küresel ekonomide giderek yaygınlaşan korumacı ve popülist anlayışı büyümenin bir numaralı tehdidi olarak görüyor. Önümüzdeki üç yıl boyunca stratejik ortaklıkların büyümeyi yöneteceğine inanıyor.

KPMG’nin CEO Araştırması, iş liderlerinin 2018 ajandasına ışık tuttu. Jeopolitik dalgalanmalara, demografik değişimlere ve siber sorunlara rağmen CEO’lar büyümenin devam edeceğine inanıyor. CEO’ların büyüme konusunda mücadele ettiği engeller şöyle sıralanıyor:

  • Siber suç: CEO’ların yüzde 49’u siber saldırıya uğramanın kaçınılmaz olduğu görüşünde. Bunun bir ‘olasılık’ değil ‘zamanlama’ problemi olduğunu belirtiyorlar. Geçen yıl büyümeyi engelleyen riskler sıralamasında 5’inci olan siber güvenlik bu yıl 2’nci sırada.
  • Jeopolitik riskler: Hızla değişen jeopolitik ortam yönetim kurullarını zorluyor. Küresel ekonomide giderek yayılan ülkesellik, büyümenin bir numaralı tehdidi olarak görülüyor.
  • Nesil değişimi: CEO’ların yüzde 38’i Y kuşağının beklentilerini karşılamak için şirketlerini yeniden konumlandırmaları gerektiğini düşünüyor.
  • Değişen müşteri beklentileri: Bu çağın sihirli sözcüğü olan ‘kişiselleştirilmiş müşteri deneyimi’ konusunda müşteri beklentilerinin üzerine çıktıklarını söyleyen CEO’ların oranı yalnızca yüzde 23.

Yapay zeka yeni iş alanları yaratacak

Araştırma, CEO’ların dijital dönüşümü daha önce olmadığı kadar sahiplendiğini gösteriyor.  Araştırmadan çıkan dijital dönüşümle ilgili bazı başlıklar şöyle:

  • Radikal bir dönüşüme öncülük etmeye hazır olan CEO oranı yüzde 71…
  • Yüzde 59’u müşteri verilerini korumayı kişisel sorumluluğu olarak görüyor.
  • CEO’ların yüzde 62’si yapay zekanın, yok ettiğinden daha fazla iş yaratmasını bekliyor. Yüzde 38’i ise tam aksini savunuyor.
  • CEO’ların yüzde 51’ine göre şirketlerin yönetim kurulları, dijital dönüşümle ilgili yatırımın geri dönüşü konusunda makul olmayan bir beklentiye sahip.
  • CEO’ların yüzde 59’u iş dünyasının en değerli yetkinliğini ‘çeviklik’ olarak tanımlıyor.
  • CEO’ların yüzde 67’si geçtiğimiz 3 yıl içinde aldıkları stratejik kararlarda verilere dayalı içgörülerden çok kendi sezgilerine güvendiğini söylüyor.

CEO’nun gündemi inorganik büyüme

2018 CEO Araştırması büyüme stratejileri hakkında da ipuçları veriyor. Stratejik ortaklıklar CEO’lar için kritik bir gündem maddesi:

  • CEO’ların yüzde 33’ü, önümüzdeki üç yıl boyunca büyümeyi stratejik ortaklıkların yöneteceğini söylüyor.
  • Büyümenin organik yollarla sağlanacağına inananların oranı yüzde 28. Birleşme ve satın alma diyenler ise yüzde 16’da kalıyor.
  • Bununla birlikte CEO’ların yüzde 27’si gelecekteki üç yılda yüksek birleşme ve satın alma iştahına sahip olduğunu, yüzde 51’i ise ılımlı baktığını ifade ediyor.
  • CEO’ların yüzde 70’ine göre coğrafi genişleme için öncelikli hedef gelişmekte olan pazarlar. Çoğunluğun hedefindeki bölge ise Orta ve Güney Amerika. CEO’ların yüzde 28’i ise gelişmiş bölgelere öncelik verme kararında.

 

Galatasaray hem seyirci hem Passolig Kart sayısında lider

2017-2018 futbol sezonunu Spor Toto Süper Lig şampiyonu olarak tamamlayan Galatasaray, sadece sahada değil tribünlerdeki desteği ve seyirci sayısı ile de ligin zirvesine oturdu. 2017-2018 futbol sezonu sonunda 3,8 milyonu geride bırakan Passolig Kart Ligi’nde ilk sırada yer alan takım 744 bin 831 kart adediyle Galatasaray oldu. Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Stadyumu’ndaki iç saha maçlarını 40 bin 778 seyirci ortalaması ile oynayan Galatasaray, seyirci sayısı ile de rakiplerini geride bıraktı.

Rakamlarla şampiyon Galatasaray’ın 2017-2018 futbol sezonu:

  • Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena, şampiyonluk kutlaması ve bütün resmi maçlar dahil bu sezon 829 bin 521 sporsevere kapılarını açarak ‘Ligin en fazla seyirciye ev sahipliği yapan stadyumu’ oldu.
  • Sadece lig maçlarını stadyumda 693 bin 221 kişi seyretti.
  • Sarı kırmızılı ekip, 40 bin 778 seyirci ortalaması ile ‘Ligin en fazla seyirci ortalamalı kulübü’ oldu. Galatasaray’ı 29 bin 562 seyirci ortalaması ile Beşiktaş, 29 bin 035 ortalama ile Fenerbahçe takip etti.
  • Geçtiğimiz sezon 18 bin 865 olan seyirci ortalamasını yüzde 116 oranında artırarak 40 bin 778’e ulaştıran Galatasaray, dört büyükler içerisinde ‘Seyirci ortalamasını en fazla artıran takım’ oldu.
  • Galatasaray, 28 bin 896 kombineli taraftarıyla ‘Ligin en fazla kombine satan kulübü’ unvanını elde etti.
  • Sadece Süper Lig maçları için 220 binin üzerinde bilet satışı gerçekleştiren Galatasaray’ın biletlerinin yüzde 81’i www.passo.com.tr web sitesinden ve Passo Mobil Uygulaması üzerinden satın alındı.
  • Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena Stadyumu’ndaki en az ve en fazla seyircili maçlar;
  • En fazla seyircili maç: 49 bin 568 seyirci sayısı ile ligin 9. haftasındaki Fenerbahçe derbisi
  • En az seyircili maç: 30 bin 471 seyirci sayısı ile ligin 15.haftadaki Teleset Mobilya Akhisarspor maçı
  • Galatasaray’ın bu sezon bilet başına ortalama geliri en fazla olan maçı, 414 TL ile Beşiktaş derbisi oldu.
  • Bugüne kadar 1,9 milyon kişinin download ettiği Passo Mobil Uygulaması’nı en fazla kullanan taraftarlar Galatasaray taraftarları oldu. Sezon boyunca sarı kırmızılı taraftarların yüzde 15’i maçlara cep telefonlarıyla giriş yaptı.
  • Kombinesi veya maç bileti olan taraftarlar sezon boyunca 197 bin 567 kez bilet transferi gerçekleştirdiler.
  • Sezon boyunca 76 taraftar Galatasaray’ın iç sahada oynadığı toplam 22 maçın hepsine giriş yaptı.

Bu zararlı yazılım DNS ele geçirme saldırılarıyla tüm dünyayı hedef alıyor

Kaspersky Lab araştırmacıları, 16 Nisan tarihinde, DNS ele geçirme yöntemiyle Asya’daki akıllı telefonları hedef alan yeni bir Android zararlı yazılımını keşfetmişti. Dört hafta içinde hızla gelişmeye devam eden tehdit şimdi hedefine Avrupa ve Orta Doğu bölgelerini de aldı. Saldırılara iOS cihazlarına yönelik kimlik avı ve PC kripto madenciliği de eklendi. Roaming Mantis adı verilen bu saldırı grubu aslen kullanıcı bilgilerini ele geçirmek için tasarlandı. Saldırganlar ele geçirdikleri kimlik bilgileriyle cihazların tüm kontrolünü ele alıyor. Araştırmacılar, saldırıların arkasında maddi gelir elde etmeyi amaçlayan ve Korece veya Çince konuşan bir siber suçlu grubunun olduğuna inanıyor.

Saldırı yöntemi

Kaspersky Lab’in elde ettiği bilgiler, Roaming Mantis’in arkasındaki saldırganların zayıf router’ları ele geçirmeyi hedeflediğini ve zararlı yazılımı bu router’ların DNS ayarlarını ele geçirerek yaydıklarını gösteriyor. Oldukça basit olan bu yöntem aynı zamanda bir o kadar da etkili. Router’ların nasıl ele geçirildiği ise henüz tam olarak bilinmiyor. DNS ele geçirildikten sonra, kullanıcılar herhangi bir websitesine girmeye çalıştığında saldırganların sunucularındaki sahte içerikleri gösteren, gerçek görünümlü URL’lere yönlendiriliyor. Bu sitelerde, “İnternette gezinme deneyiminizi iyileştirmek için Chrome’un en son sürümünü indirin.” şeklinde bir talep yer alıyor. Bağlantıya tıklandığında ‘facebook.apk’ veya ‘chrome.apk’ adlı bir Truva Atı kurulmaya başlıyor. Bu zararlı yazılımda saldırganların Android için açtığı arka kapı bulunuyor.

Roaming Mantis zararlı yazılımı cihazın “root” erişiminin açık olup olmadığını kontrol ederek kullanıcının yaptığı tüm iletişim ve gezinti faaliyetleri hakkında bildirim almayı talep ediyor.Yazılım ayrıca iki faktörlü kimlik doğrulama için kimlik bilgileri gibi birçok veriyi toplayabiliyor. Bu konuya gösterilen ilgi ve zararlı kodun Güney Kore’de popüler olan mobil bankacılık ve oyun uygulamalarına yönelik referanslar içermesi, saldırıların maddi gelir amacıyla düzenlenmiş olabileceğini gösteriyor.

Hedef bölge ve özellikler genişledi

Kaspersky Lab’in yaptığı ilk araştırmalarda yaklaşık 150 hedef ortaya çıkarıldı. Bunların büyük bir kısmı Güney Kore, Bangladeş ve Japonya’daydı. Araştırmalarda ayrıca saldırganların komut ve kontrol (C2) sunucularına her gün binlerce bağlantı geldiği de belirlendi. Bu da çok daha geniş kapsamlı bir saldırıya işaret ediyor. Zararlı yazılım Korece, basitleştirilmiş Çince, Japonca ve İngilizce dillerine destek veriyordu.

Saldırı hedefinin genişlemesiyle aralarında Lehçe, Almanca, Arapça, Bulgarca ve Rusça’nın da yer aldığı toplam 27 dile destek verilmeye başlandı.Saldırganlar ayrıca, zararlı yazılım bir iOS cihazı ile karşılaştığında kullanıcıyı Apple temalı kimlik avı sayfalarına yönlendiren bir özellik de ekledi. Saldırılara eklenen en son özellik ise bilgisayarlarda kripto madencilik yapabilen bir zararlı site oldu. Kaspersky Lab’in gözlemlerine göre daha geniş kapsama sahip olan en az bir adet saldırı dalgası düzenlendi. Birkaç gün içinde 100’den fazla Kaspersky Lab müşterisinin hedef alındığı belirlendi.

Kaspersky Lab Japonya Güvenlik Araştırmacısı Suguru Ishimaru, “Roaming Mantis’i Nisan ayında ilk kez raporladığımızda, saldırının etkin ve hızla değişen bir yapıda olduğunu belirtmiştik. Yeni kanıtlar hedef bölgeler arasına Avrupa, Orta Doğu ve daha fazlasının girdiğini gösteriyor. Saldırganların maddi gelir elde etmeyi amaçlayan siber suçlular olduğuna inanıyoruz. Bunların Çince veya Korece konuşan kişiler olduğuna dair bazı ipuçları da bulduk. Ardındaki motivasyon büyük olduğundan, saldırıların yakın zaman içinde azalacağını düşünmüyoruz. Router’lara zararlı yazılım bulaştırılması ve DNS’lerin ele geçirilmesi, sağlam cihaz koruma çözümlerine ve güvenli bağlantılara duyulan ihtiyacı gösteriyor.” dedi.

Kaspersky Lab ürünleri Roaming Mantis tehdidini ‘Trojan-Banker.AndroidOS.Wroba’ adıyla tespit ediyor.

İnternet bağlantınıza bu zararlı yazılımın bulaşmasını engellemeniz için Kaspersky Lab şunları tavsiye ediyor:

  • Router’ınızın kullanıcı kılavuzuna bakarak ve destek için internet servis sağlayıcınızla iletişime geçerek DNS ayarlarınızın değiştirilmediğini kontrol edin.
  • Router’ın web yönetici arayüzünün varsayılan kullanıcı adı ve parolasını değiştirin. Router’ınızın yazılımını resmi kaynağından düzenli bir şekilde güncelleyin.
  • Üçüncü taraf kaynaklardan router yazılımı asla kurmayın. Android cihazlarınız için üçüncü taraf kaynaklar kullanmaktan kaçının.
  • Websitelerinin gerçek olup olmadığını anlamak için tarayıcınızı ve adresi her zaman kontrol edin. Veri girilmesi istendiğinde https gibi işaretler arayın.
  • Cihazlarınızı bu ve bunun gibi tehditlere karşı korumak için Kaspersky Internet Security for Android gibi bir mobil güvenlik çözümü kullanın.

Roaming Mantis hakkında daha fazla teknik bilgi için lütfen Securelist adresindeki blog yazısını okuyabilirsiniz.

Analitik kültür her türlü stratejiyi kahvaltı niyetine yer

Müşteri deneyimlerinde kullanılan yapay zeka destekli analitik yazılımlar, müşterinin doğru analiz edilmesini ve müşteri ihtiyaçlarına uygun çözümler üretilmesini mümkün kılıyor. Bu analitik yöntemler, çağrı merkezlerine (iletişim merkezlerine) gelen aramalarda elde edilen ham verilerin bilgiye dönüştürülmesine imkân veriyor. Analitiğin sürekli geliştiğini söyleyen ve giderek daha uç uygulamaları şirketlere sunacaklarını belirten SAS Orta Doğu, Türkiye ve Doğu Avrupa İş Çözümleri Direktörü Yiğit Karabağ, analitiğin ve analitik kültürün önemini şu sözlerle ifade ediyor: “Analitik kültür her türlü stratejiyi kahvaltı niyetine yer. Analitik zekanın ortaya koyduğu öngörü ve analizler bütün stratejileri değiştirebilir hatta yok edebilir. Analitiğin önemini anlamanın yolu onu bir yan ürün, yan hizmet, yan fonksiyon olarak görmektense bir adım geri çekip tüm dünyayı baştan uca saran bir yapılanma, bir kültür olarak kabul etmekten geçiyor.”

Şirketlerin iş geliştirme yaparken dayandıkları en sağlam temelin müşteri ihtiyaçları olduğu düşünüldüğünde, gelişmiş bir analitiğe sahip olmak kaçınılmaz bir hale geliyor. Dünya analitik lideri SAS, analitik yetkinlikte henüz uç noktalara ulaşılamadığını vurguluyor. SAS Orta Doğu, Türkiye ve Doğu Avrupa İş Çözümleri Direktörü Yiğit Karabağ, SAS’ın bu değerlendirmesini şöyle aktarıyor: “Analitik, şirketlere iletişim merkezlerinde hangi aralıklarda kaç kişi çalıştırması gerektiğinden tutun da müşterinin bir iletişim merkezini neden arayacağına, hangi operatörle konuşmasının satışı destekleyeceğine kadar pek çok bilgi aktarıyor. Bu bilgilerin elde edilmesi müşteri yönetim süreçlerinde başarıyı da beraberinde getiriyor. Ancak, müşteri bizi arayacak mı, neden arayacak, ararsa ona cevap verecek vaktim var mı ya da ne kadar sürede ona cevap verebilirim? gibi soruları yanıtlamak istediğimizde; ileriye yönelik tahmin yürütebilen analitik zeka noktasında almamız gereken uzun bir yolun olduğunu görüyoruz.”

Analitik yetkinlikte iki önemli noktanın dikkat çektiğini vurgulayan Karabağ, “Bu iki noktadan birincisi; ne olacağını önceden tahmin eden sistemlerin kurulmasını ve verinin birden fazla noktadan toparlanarak analiz edilmesini sağlamak. Müşteri verileri tek bir kanaldan gelmiyor dolayısıyla müşterinin kullandığı tüm kanallardaki veriler toplu olarak değerlendirilmeli. İkincisi ise; bu tahminler ve değerlendirmeler yapıldıktan sonra en uygun aksiyonun ne olması gerektiği ile ilgili olarak yapay zekanın devreye girmesi. Bu aşamada devreye giren yapay zeka, hangi operatörün müşterinin sorununu çözerek sonrasında satış gerçekleştireceğini belirleyebiliyor.

Çağrı merkezleri kayıtlarıyla gerçek arama nedenleri arasında %25 fark bulunuyor

Geliştirilen her ürün, her çözüm kullanıcıları anlayarak ve analiz ederek geliştiriliyor fakat çoğu zaman müşterilerin dile getirdikleri, aslında gerçekte ne istedikleri ile örtüşmeyebiliyor. Dünya analitik lideri SAS’ın yaptığı araştırmalar neticesinde, çağrı merkezi operatörlerinin tuttuğu kayıtlarla yapısal olmayan konuşmaların kaydını tutabilen makine öğrenimi sonuçları arasında %25 oranında bir fark bulunduğu raporlanıyor. Bu nedenle öngörü yetenekleri ve yapısal okuması gelişmiş analitik yazılımların müşteri deneyim süreçlerinde kullanılması tüm şirketler için zorunlu oluyor. İyi geliştirilmiş ve yapay zeka destekli bir analitik yazılım, çağrı merkezlerine gelen aramaları yatay olarak keserek alt metin okuması yapabiliyor. Bu sayede gerçekleştirilen bir aramada neyin önemli neyin önemsiz olduğu kolayca ve en doğru şekilde belirlenebiliyor.

ASELSAN Ücret Toplama Sistemi Makedonya’da

Savunma sanayiinde geliştirdiği güçlü teknolojileri, sivil alanlara da başarıyla entegre eden ASELSAN, bu alanda da teknoloji ihracına devam ediyor. Makedonya’da kurulan ASELSAN Ücret Toplama Sistemi kullanılmaya başlandı.

Makedonya’nın Sırbistan ile Yunanistan sınırlarını bağlayan Koridor-10 Otoyolu üzerindeki yedi ücret toplama istasyonuna ASELSAN Ücret Toplama Sistemi kurulum çalışmaları devam ediyor. Çalışmalar kapsamında teslimatı tamamlanan Romanovce istasyonunda ASELSAN Ücret Toplama Sistemi kullanıma girdi.

Kalan altı istasyondaki kurulum ve altyapı hazırlık çalışmaları ise farklı aşamalarda devam ediyor. Bu yıl içinde tüm istasyonların teslimi planlanıyor.

Yapay Zeka ile ‘50 milyon kişiye’ yeni iş imkanı

Dijital dönüşümden kısa vadede en çok etkilenecek sektörlerin başında; perakende, medya, bankacılık, sigorta, eğitim ve eğlence sektörlerinin geldiğine işaret eden Ergene Consulting & HGA Group Türkiye Başkanı Murat Ergene, üretim, sağlık, ulaşım, tarım sektörleri ile devlet ve kamu kurumlarını uzun vadede etkilenecek sektörler arasında sıraladı.

Dünyada bugüne kadar dijital dönüşüm için 1,2 trilyon dolar harcandığını, yapay zeka sayesinde 2030’a kadar 50 milyon kişiye yeni iş sağlanacağını, 370 milyon işin de dönüşeceğini belirten San Diego Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Yardımcı Profesörü ve Ergene Consulting Stratejik Çözüm Ortağı Zeki Pağda, ABD’de çalışanların yüzde 30’undan fazlasının yapay zekanın sağlayacağı iş fırsatları doğrultusunda kendi şirketinin sahibi olacağını söyledi.

İstatistikler dijital dönüşüm alanındaki çalışmaların dünyada olduğu gibi Türkiye’de de henüz beklenen başarı düzeyini yakalayamadığını gösteriyor. Bu nedenle “dijital dönüşüm” iş dünyası ve şirket liderlerinin gündem konuları arasında en üst sırada yer alıyor. Başarılı bir dijital dönüşüm için şirketlerin bu alandaki çalışmalarına ışık tutmayı hedefleyen Microsoft, düzenlenen “Dijital Dönüşüm Liderleri” toplantısında dijital dönüşümün kritik başarı faktörlerini gündeme taşıdı.

Ergene Consulting & HGA Group Türkiye Başkanı Murat Ergene ile San Diego Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Yardımcı Profesörü ve Ergene Consulting Stratejik Çözüm Ortağı Zeki Pağda’nın konuşmacı olarak yer aldığı “Dijital Dönüşüm Liderleri” paneli, Microsoft 365 Pazarlama Müdürü Çiğdem Kayalı’nın moderatörlüğünde gerçekleşti. 30’un üzerinde şirketin dijital dönüşüm liderleri ve İK direktörlerinin katıldığı panelde, dünya ve Türkiye örnekleri üzerinden deneyimler paylaşıldı.

“Kültür, stratejiyi kahvaltıda yer…”

Panelde yaptığı konuşmaya, dünyaca ünlü yönetim bilimci Peter Drucker’ın “Kültür, stratejiyi kahvaltıda yer” sözünü hatırlatarak başlayan Ergene Consulting & HGA Group Türkiye Başkanı Murat Ergene, dijital dönüşümde kritik başarı faktörlerinden ikisinin; doğru liderlik ve kurum kültürünün nasıl değişeceğini gösteren yol haritası olduğunu belirtti. Zihin yapısını değiştiremeyenlerin dijital dönüşümü gerçekleştiremeyeceklerini dile getiren Ergene, sözlerine şöyle devam etti:

“Stratejilerin net ve anlaşılır olması dijital dönüşümde başarının bir numaralı faktörüdür” diyen Ergene, şirketlerin dijital dönüşümü gerçekleştirme hedeflerini 5 adımda şöyle açıkladı:“Müşteri etkileşiminde artış sağlamak, operasyonlarında verimliliği artırmak, ürünlerde yenilikçi yaklaşımları hayata geçirmek, çalışanları eğiterek güçlendirmenin yanısıra şirket kültürünü dönüşüm doğrultusunda yönetebilmektir.”

Şirketlerin sadece yüzde 17’si dijital dönüşüme hazır

Murat Ergene, Deloitte’un 2018 Küresel İK araştırmasına dayanarak, şirketlerin yüzde 41’inin bilişsel ve yapay zeka araçlarını bünyelerine adapte etmek üzere önemli adımlar attıklarını, yüzde 10 kadarının bu teknolojileri ileri seviyede adapte ettiklerini, yüzde 34’ünün adaptasyon için pilot uygulamalar yürüttüklerini ve sadece yüzde 17’sinin “insan, yapay zeka ve robot kombinasyonu’ndan oluşan bir iş gücüne hazır olduklarını ifade ettiklerini belirtti.

Dijital dönüşüm liderlerinin Türkiye’de daha çok IT kökenli, yurt dışında ise pazarlama kökenli olduğunu ifade eden Ergene, “Tüsiad’ın ‘Türkiye’de Dijital Dönüşüm’ raporuna göre, ülkemizde dijital stratejist olma oranı yüzde 66, dijital stratejiden sorumlu C level düzeyinde yönetici oranı ise yüzde 38’dir. Dijital dönüşüm çalışmalarına baktığımızda, şirketlerin yüzde 7’si başlangıç aşamasında, yüzde 60’ı gelişme seviyesindedir. Yüzde 80’i ise önümüzdeki 3 yılda şirketlerine Dijital Dönüşüm Direktörü (Chief Digital Officer – CDO) atamayı düşünüyor” dedi.

Yeni bir rol: Veri Bilimleri Başkanı

İdeal özelliklere sahip bir CEO’nun, doğru yeteneği çekmek için piyasayı yakından takip etmesi gerektiğini kaydeden Murat Ergene, yeni bir rol olan Veri Bilimleri Başkanlığının (Head of Data Science) istihdamda yerini aldığını dile getirdi.Ergene, ideal bir CDO’da aranan özellikleri şöyle sıraladı: “Öncelikle bilinç seviyesi uzmanlıktan, üst seviyeye çıkmış olmalıdır. İletişim, üst ve ast çalışanları ikna yeteneği güçlü olmalı, aynı zamanda kendini ve stratejisini net bir şekilde ifade edebilmelidir. Takım oyuncusu olmak ve çalışanları da işin içine katabilmek, dijital dönüşüm liderinin temel yaklaşımları olmalıdır.”

Dijital dönüşümden en fazla hangi sektörler etkilenecek?

Murat Ergene, yapılan araştırmalara göre, dijital dönüşümden kısa vadede en çok etkilenecek sektörlerin başında perakende, medya, bankacılık, sigorta, eğitim ve eğlence sektörlerinin geldiğini söyledi. Uzun vadede üretim, sağlık, ulaşım ve tarım sektörleri ile devlet ve kamu kurumlarını sayan Ergene, dijital dönüşümden uzun vadede madencilik, doğal gaz ve kimya sektörlerinin nispeten daha az etkilenecek sektörler arasında yer aldığını belirtti.

Zeki Pağda: “Yapay zeka 50 milyon yeni iş sağlayacak

Dünyada bugüne kadar dijital dönüşüm için 1,2 trilyon dolar harcandığına dikkati çeken Zeki Pağda’nın, McKinsey raporuna dayanarak verdiği bilgiye göre, yapay zeka 2030 yılına kadar 50 milyon kişiye yeni iş sağlayacak ve 370 milyon işi dönüştürecek. Bu doğrultuda yapay zekanın ciddi iş fırsatları yaratacağını, örneğin ABD’de çalışanların yüzde 30’undan fazlasının yapay zeka sayesinde kendi şirketinin sahibi olmasının beklendiğini dile getiren Pağda, çalışanların yüzde 60’ının da gelecekte istikrarlı, uzun vadeli bir işe sahip olacağının öngörüldüğünü belirtti.

“ABD’de ameliyat ön kararını yapay zeka veriyor.”

Sağlık alanı başta olmak üzere çeşitli sektörlerde yapay zeka uygulamalarının giderek arttığını belirten San Diego Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi Yardımcı Profesörü ve Ergene Consulting Stratejik Çözüm Ortağı Zeki Pağda da konuşmasında yapay zeka uygulamalarına ilişkin çarpıcı örnekler verdi. Pağda, sözlerine şöyle devam etti: “ABD’de bir kaza olduktan sonra hasta henüz ambulanstayken tüm tetkikleri yapılıyor ve bu tetkikler direkt olarak yapay zeka ile hastanın diğer bilgileriyle birleştirilerek hastanedeki doktora tavsiyelerde bulunuluyor. Hastaneye geldiği anda doktor hastanın tedavisine ilişkin kararını çoktan vermiş oluyor.Bu uygulamalar yapay zekanın insan hayatını pozitif yönde etkileyen inanılmaz bir gelişmedir. Zamanı kısaltmak sadece sağlık sektöründe değil tüm sektörlerde uygulanan önemli bir gelişmedir.”

Başarıyla uygulanan yapay zeka örnekleri…

Yapay zeka uygulamalarına perakende sektöründen Wall Mart, içecek sektörüne ilişkin olarak da Coca-Cola örneğini veren Zeki Pağda, “Wall Mart, yeni aldığı tüm elemanlarını future reality dediğimiz gelecek gerçeği kavramı bünyesinde eğiterek, kısalttığı bu süre ile zaman ve maliyet avantajı sağlıyor. Şirket; hava durumu, özel günler, bayram veya tatil günleri gibi birçok algoritmayı dahil ederek yapay zeka sayesinde tüketicilerinin ne satın alacaklarını tahmin ediyor ve ürün raflarını bu sonuçlara göre düzenliyor” dedi.

Coca-Cola’nın da açık alan noktalarında incelediği tüketici davranışlarını, yapay zeka sonuçları ile birleştirerek ürün geliştirdiğini kaydeden Pağda, “Müşteriden aldığınız bilgilerle ürün geliştirmiyorsanız, o üretim başarısız olmuş demektir. Yapay zeka karar mekanizmalarına büyük hız kazandırıyor. Bugün ABD’de otomasyona, şirketleri kurtaracak önemli bir gelişme olarak bakılıyor” diye konuştu.

Yeni jenerasyonun satın alacağı ürünlerin artık kendisine özel kişiselleştirilmesini istediğini ve dijital transformasyon sayesinde üretimin kişiye özel hale geleceğini vurgulayan Zeki Pağda, şirketlerin üretim birimlerini bu doğrultuda dizayn etmeye başladıklarını kaydetti.

Boeing ve Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TAI), 737 MAX uçakları irtifa dümeni üretimi için anlaşma imzaladı

Ankara, 22 Mayıs, 2018—Boeing ve Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TAI), 737 MAX uçakları irtifa dümeni üretimi için anlaşma imzaladı.

Boeing ve TAI arasındaki anlaşma, bir yandan TAI tarafından üretilen Boeing Ticari Uçak ürünlerini artırırken, diğer yandan Boeing’in dünyada en çok rağbet gören uçağı olan 737 MAX’in hızlı üretim artışını da destekliyor. 737 programının performansını ve maliyet rekabetçiliğini destekleyen bu anlaşma, iki şirketin yakın endüstriyel iş birliğini daha da güçlendirmekte ve Boeing’in Türk havacılık sanayii ile uzun yıllara dayalı ilişkisine de katkıda bulunmaktadır. Söz konusu anlaşma, Boeing Türkiye Milli Havacılık Planı’nın Türkiye’yi kontrol yüzeyleri alanında bir mükemmeliyet merkezi olarak konumlandırma hedefine yönelik önemli bir adımdır.

TAI Genel Müdürü Temel Kotil anlaşmaya ilişkin, “Uluslararası havacılık projelerinde küresel olarak rekabetçi ve önemli bir ortağız. Bu anlaşmayla Boeing ile olan yakın iş birliğimizin yeni bir ivme kazanacağını ve daha da güçleneceğini ümit ediyorum. Havacılık alanında, dünyanın önde gelen uçak üreticileri için kritik sorumlulukları üstlenerek, ülke ekonomisine katkılarını devam ettiren TAI, son anlaşmayla birlikte başarılarına bir yenisini daha eklemiştir. Son 20 yıl içerisinde BOEING platformlarına yüzbinlerce parça ve komponent sağlayan Şirketimizin devam ettiği projeler arasında “Boeing 787 Elevator”, “Boeing 787 Cargo Barrier” ve “Boeing 787 Horizontal Leading Edge” üretimiyer almaktadır.” dedi.

Uçağın yatay stabilizatörü üzerinde bulunan irtifa dümeni, uçağın alçalış ve yükselişini kontrol etmektedir. TAI, aynı zamanda 787 programı için de programın başlangıcından bu yana irtifa dümeni üretmekte olup, 2013 yılında bu komponentin üretiminde Boeing’in doğrudan tedarikçisi oldu. Boeing ve TAI ayrıca, kısa bir süre önce TAI’nin 787 için ürettiği ilk yatay hücum kenarı teslimatını da kutlayarak önemli bir kilometre taşına imza attı.

Boeing International Başkanı Marc Allen anlaşmaya ilişkin, “Boeing olarak, TAI ile olan sanayi ortaklığımızı hem müşterilerimizi destekleyecek hem de Türkiye’deki havacılık sanayiinin kapasitesini ve kalitesini artıracak şekilde güçlendirmekten gurur duyuyoruz. Kaliteli ve zamanında teslimat ile maliyet rekabetçiliği hedeflerini karşılayan TAI, Boeing ile birlikte çalışan yüksek performanslı bir 787 tedarikçisi konumundadır. TAI’nin dünyanın en yenilikçi uçağını üretmek üzere Boeing’e verdiği desteğe müteşekkiriz.” dedi.

İki şirketin temsilcileri geçtiğimiz günlerde ABD’nin Portland şehrinde düzenlenen Global Tedarikçi Konferansı sırasında yeni 737 anlaşmasını imzaladılar. Konferans sırasında TAI, Boeing’in stratejik hedeflerini destekleyen ve başarısında riskleri paylaşarak katkıda bulunan tedarikçilerine verilen “İttifak” kategorisinde Yılın Tedarikçisi Ödülü’nün de sahibi oldu.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş. (TAI), sabit ve döner kanatlı hava platformlarından insansız hava araçları ve uzay sistemlerine kadar entegre havacılık ve uzay sanayi sistemlerinin tasarım, geliştirme, modernizasyon, üretim, entegrasyon ve yaşam döngüsü destek süreçlerinde Türkiye’nin teknoloji merkezi konumunda olup havacılık, uzay ve savunma sanayiinde küresel oyuncular arasında yer almaktadır. “ANKA” Orta İrtifa Uzun Havada Kalışlı (MALE) İnsansız Hava Aracı Sistemi, “HÜRKUŞ” Yeni Nesil Temel Eğitim Uçağı, “T129 ATAK” Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri, E/O Keşif Gözetleme Uyduları ve Askeri ve Ticari hava platformları komponentleri, sistem entegrasyonları, tasarım ve üretimleri TAI’nin ürün ve faaliyet yelpazesi içerisinde yer almaktadır. JSF/F-35, A400M, A320, A330, A350 XWB, B737, B787 ve B777 gibi uluslararası havacılık projelerinde küresel anlamda rekabetçi ve önemli bir ortak olmasının yolunu açan dünya çapındaki başarısını; ürün ve çözümlerinin teknolojik mükemmeliyeti temellerine oturtmuştur.