Rusya ve Türkiye, Serbest Ticaret Anlaşması İmzalamalı…

Bu yıl ‘Deride Yüksek Ritm’ mottosu ile düzenlenen Türkiye’nin en büyük deri fuarı Alleather-IDF İstanbul kapsamında gerçekleştirilen ‘Deri Sektörü’nün Dünü, Bugünü ve Yarını’ konulu panelde, Rusya pazarındaki gelişmeler değerlendirilirken, iki ülke arasındaki ihracatın yol haritası da konuşuldu. Panelde Moskova Çevre Bölgesi Sanayi ve Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Vadim Vinokurov, önemli açıklamalarda bulundu. İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Dinç’in Rusya ve Türkiye arasında serbest ticaret anlaşması imzalanması sözleri öne çıktı.

Alleather – IDF İstanbul Deri Fuarı’nı düzenleyen UBM EMEA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Tığlıoğlu, “Son dönemdeki Rusya özelindeki yakınlaşma sektörün önünü açtı ve gerçekten sektör bu dinamizmle tekrar atağa kalktı. Son dönemde ciddi bir Rus alıcının Türkiye’ye geldiğini sektörün tekrar hareketlendiğini görüyorum” dedi. UBM’in uluslararası bir şirket olduğunu ve dünya genelinde 450’nin üzerinde fuar düzenlediğini ifade eden Tığlıoğlu, İstanbul’un stratejik konumu, lokasyonu, üretim kapasitesi ve kalitesi ile fuarcılık üssü olacağına inandıklarını ve Türkiye’ye yatırım yapmaya devam edeceklerini belirtti.

İstanbul Fuar Merkezi’nde Türkiye’nin en büyük deri fuarı Alleather-IDF İstanbul kapsamında düzenlenen ‘Deri Sektörü’nün Dünü, Bugünü ve Yarını’ konulu panel, hem Türkiye’den hem de Rusya’dan önemli konuklara ev sahipliği yaptı. Ekonomi Programı Yapımcısı Hande Berktan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele, Moskova Çevre Bölgesi Sanayi ve Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Vadim Vinokurov, İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Şenocak, Deri Tanıtım Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Ruken Mızraklı, İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Dinç, Türkiye Deri Vakfı (TÜRDEV) Yönetim Kurulu Başkanı Kıyasettin Temuçin, Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği (TDKD) Genel Sekreteri Remzi Özbay katıldı.

“Rusya Gümrük Vergisini Yüzde 5’e Çekmeli”

Türk işadamları için Rusya’da çok fazla yatırım olanağı olduğunu belirten aynı şekilde Rus yatırımcılar içinde Türkiye’de önemli olanakların var olduğunu ifade eden İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Dinç, “Bu nedenledir ki bu iki ülke arasındaki ticari ilişkileri Serbest Ticaret Anlaşması ile taçlandırılmalıdır.” dedi. İthalat ve ihracat açısından önemli rakamların kaydedildiği her iki ülke arasında Serbest Ticaret Anlaşması’nın gerekliliğini savunan Dinç, ayrıca diğer bir önemli konu olan gümrük vergilerinin yüksek olmasına da değinerek, “Bugün Rusya tarafından yüzde 10 gümrük vergisi alınmakta. Bizim kendilerinden bu konuda da önemli bir talebimiz bulunuyor Yüzde 10 olan gümrük vergisinin yüzde 5 çekilmesini istiyoruz” dedi.

“Deri Sektörü Açısından 2017, 2016’dan Daha İyi Olacak”

Rusya’nın dünyadaki süper güçlerden biri olduğunu ve gelişmeler ışığında Rus ekonomisinin olumlu yönde ilerleyeceğini ifade eden İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Şenocak, “Dünyada ekonomik anlamda bir daralma olduğu gibi bu daralma Rusya’da da var. Rusya’ya 2013 yılında 545 milyon dolar olan deri ve deri mamulleri ihracatımız şu an 1,107 milyon dolara gerilemiş durumda. Ancak deri sektörü açısından 2017’nin 2016’dan daha iyi olacağını düşünmekteyiz.” diyerek ihracat açısından Türkiye’nin katma değeri yüksek ürünler yapması gerektiğinin bilincinde olduklarını dile getirdi. Şenocak ayrıca Rusya’nın deri ürünlerine yönelik başlattığı ‘Chip’ uygulamasının ise 30-40 dolar olan nakliye bedellerini 100-120 dolarlara kadar çıkardığını ve buna bir çözüm bulunması gerektiğini sözlerine ekledi.

Alleather-IDF İstanbul Fuarı’nda Başta Rusya olmak üzere 18 ülkeden 100 profesyonel alıcıyı ağırladıklarını belirten Türkiye Deri Vakfı (TÜRDEV) Yönetim Kurulu Başkanı Kıyasettin Temuçin, fuar ile birlikte son dönemde azalan ihracat rakamlarının yükselmesini hedeflediklerini kaydetti. 25 yıldır deri sektörü olarak Rusya’ya ihracat yaptıklarını söyleyen Temuçin, “En büyük alıcımız olan Rusya ile eski günlere geri dönmek istiyoruz. Sektör olarak özgün tasarımlarımız ile Rusya’ya ihracat yapmaya devam edeceğiz. Ancak Rusya’nın başlattığı ‘Chip’ uygulaması bugün birçok işletmemizi mağdur etmekte. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerimiz bu durumdan fazlasıyla etkilenmekte” şeklinde konuştu.

“Rusya Deri İşini Türkiye’ye Bırakmalı”

Deri Tanıtım Grubu Yönetim Kurulu Üyesi Ruken Mızraklı ise doğalgaz ve deri ürünleri konusunda Türkiye ile Rusya’nın karşılıklı ihtiyaçlarını değerlendirdi. İş dünyası olarak ikili ilişkilere çok ihtiyaç olduğunu dile getiren Mızraklı, Deri üretiminin 1920’ler ve 1930’lardan sonra doğuya doğru kaymaya başladığını vurgulayan Mızraklı, alt yapı ve teknik konular ile Türkiye’nin tabakhane açısından önemli bir merkez olduğunun altını çizdi. Çorlu’da 36 milyon metreküp, Tuzla’da 30 milyon küp ve daha birçok bölgede büyük sanayi bölgeleri olduğunu hatırlatan Ruken Mızraklı, “Rusya deri işini Türkiye’ye bırakmalı ve alım konusunda stratejiler geliştirilmelidir. Sanayileşmede Rusya, deri sektörünü ayrı bir şekilde değerlendirmelidir. Bu konuda Rusların sıfırdan yatırım yapmasına gerek yok çünkü Türkiye var” dedi.

İyi bir ürün yapıldığı takdirde kimin yaptığının önemli olmadığını ve o ürünün satıcısını bulacağını ifade eden Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği (TDKD) Genel Sekreteri Remzi Özbay, zor dönemlerin kendini geliştirme ve fırsat yaratma olanakları yarattığını belirtti. Türk sanayicileri olarak gerçek yeteneklerinin ve becerilerinin işletmecilik olduğunu vurgulayan Özbay, “Biz deri işini çok iyi biliyoruz. Bunu satmasını bilmeliyiz. Mesela Rusya’da milli gelir artarken bizim ihracatımızda gerileme yaşanmakta. O nedenle hem üretim hem de satış aşamasında beceri ve yeteneklerimizi ortaya koymalıyız.” diye konuştu.

“Türk – Rus ticari ilişkileri iyiye gidiyor”

Panelin Rusya’dan konuğu Moskova Çevre Bölgesi Sanayi ve Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Vadim Vinokurov, hem gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu hem de panelistler ile izleyicilerin sorularını yanıtladı. Öncelikle kriz konusuna değinen Vinokurov, Moskova Bölgesi’nin büyük bir sanayi potansiyeline sahip olduğunu söyleyerek, Rusya’da her bölgenin farklı değerlendirildiğini ve Moskova Bölgesi’nin 2016’yı artı yüzde 16 ile kapattığını vurguladı. Rusya ekonomisinden bahseden Vinokurov, Ruble’nin değerinde şu an için ciddi bir değişiklik beklemediklerini belirtti. Türk – Rus ticari ilişkilerinin ise uçak krizinden sonra şu an için normalleştiğini ifade eden Vadim Vinokurov, “Aslında kriz döneminde de ilişkilerimizi kesmedik. İnsani ve ticari ilişkilerin politikanın üzerinde olduğunu düşünüyorum. dedi.

Ofis ve mağaza kiralarında baskı artıyor

Türkiye’de inşaatı tamamlanan birçok yeni projeyle birlikte ofis arzı her geçen yıl artmaya devam ediyor. Yeni ofis alanlarının pazara katılımıyla artan boşluk oranları ve döviz artışlarının ofis ve mağaza kiralarına baskısının devam etmesi bekleniyor.

Dünyanın önde gelen gayrimenkul danışmanlık şirketlerinden Cushman & Wakefield tarafından hazırlanan Türkiye Pazar Analizleri 2016 yılı dördüncü çeyrek raporuna göre; İstanbul’daki toplam ofis arzı yaklaşık yüzde 9’luk artışla beraber 5 milyon metrekareyi geçti. Devam eden projeler de düşünüldüğünde 2020 yılına kadar toplam ofis arzının kademeli artışlarla 7,5 milyon metrekareyi bulması bekleniyor.

Arz her geçen yıl artmaya devam ederken 2016 yılında ofis kiralama işlem hacmi ise yaklaşık 200 bin metrekare ile son 4 yılın en düşük seviyede gerçekleşti.

ARZLA BİRLİKTE ARTAN BOŞLUK ORANI KİRALARI DÜŞÜREBİLİR

Rapora göre, ofis arzında yaşanan artışlar ve döviz kurlarındaki aşırı dalgalanmalar, özellikle ikincil bölge ve binalarda düşüş yaşanmasına neden olacak. Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde 300 bin metrekarelik yeni ofis arzıyla birlikte yüzde 23,6’ya ulaşan boşluk oranı ise kiralarda yaşanması muhtemel düşüşleri destekleyici bir nitelik taşıyor.

Ofis satış rakamlarına da değinilen raporda, 2016 yılının son çeyreğinde inşa süreci devam eden projelerdeki kat satışları dışında bir işlem gerçekleşmediği hatırlatıldı. Ancak artan ofis arzıyla beraber orta ve uzun vadede ofis yatırımlarının artması bekleniyor.

2016 YILININ SON ÇEYREĞİNDE TOPLAMDA 560 BİN METREKARELİK AVM ALANI AÇILDI

2016 yılının son çeyreğinde perakende sektörüne yeni marka girişlerinin ve mağaza açılışlarının diğer çeyreklere göre daha sınırlı kaldığı belirtilen raporda, 2016 yılı genelinde yeni açılış hacminin 2015 yılına göre yüzde 33 gerilediği ifade edildi. Toplamda 560 bin metrekarelik yeni AVM alanı açılışının yapıldığı perakende sektöründe, 193 bin metrekarelik alan 4.çeyrekte gerçekleşti.

50 bin metrekareyle AHL Park Çorum, 49 bin metrekare ile İstanbul Watergarden ve 35 bin metrekarelik Sivaspark geçtiğimiz yılın son çeyreğinde dikkat çeken AVM açılışları oldu.

LOJİSTİK VE DEPO ALANI KİRALAMALARINDA YILIN EN İYİ PERFORMANSI

Toplam lojistik ve depo alanı kiralama işlemleri 90 bin metrekareye ulaştı ve 2016 yılının en parlak performansını son çeyrekte sergiledi. Artan yeni kiralama hacminde lojistik ve dağıtım sektörleri başı çekerken, sanayi ürün ve hizmet şirketler ile e-ticaret şirketleri bu kiralamalarda en aktif sektörler oldu.

Yıl boyunca yaşanan ekonomik belirsizlikler nedeniyle ertelenen işlemlerin yılın son aylarında gerçekleştiği hatırlatılan raporda, arsa ve fabrika satışları bakımından son çeyreğin hareketli geçtiği vurgulandı.

Moto Mod’larla uyumlu Lenovo Moto Z Play 3510 mAh’lik güçlü bataryası ile geldi

Akıllı telefon segmentinde yeni bir kategoriye öncülük eden Moto Z’den sonra şimdi de Moto Z Play Türkiye’de satışa sunuldu. Tıpkı Moto Z gibi tüm Moto Modlar ile uyumlu olan Moto Z Play, Lenovo’nun bu ürün segmentindeki iddiasını da kanıtlar nitelikte! Moto Z Play 1.999 TL’lik fiyatı ve 3510 mAh’lik güçlü bataryasının yanı sıra birçok artıyı bir araya getiren üst düzey bir akıllı telefon.

İSTANBUL, 26 Ocak 2017 – Lenovo adından çok söz ettiren Moto Z ürününün ardından şimdi de Moto Z Play’i Türkiye’de satışa sundu. Moto Z Play de tıpkı dünyanın en ince premium akıllı telefonu Moto Z gibi Moto Modlar ile uyumlu. Bu sayede Moto Z Play’i de tek “tık” ile bir fotoğraf stüdyosuna, sinema salonuna, müzik festvaline ya da enerji deposuna dönüştürmeniz çok kolay!

Moto Z Play: Mükemmel pil ömrü ve sınırsız yetenek

Moto Z Play, 5.5 inç Full HD ekranı, 3510 mAh güçlü bataryası, 6.99 mm inceliği ve 165 gr. hafifliği ile benzersiz bir akıllı telefon. 2. 0 GHz Qualcomm® SnapdragonTM 625 işlemcisi, 3 GB RAM’i ve 32 GB dahili hafızasıyla aynı zamanda son derece güçlü bir ürün. Alüminyum çerçevesi, ince ve hafif tasarımı ile Moto Z Play oldukça şık. Moto Z Play TurboPower™ hızlı şarj özelliği sayesinde de 15 dakikalık şarj ile 9 saat pil ömrü sunuyor. Moto Z Play, 16 MP arka kamerası ve lazer fokusu ile de dikkatleri üzerine çekiyor. 5MP flaşlı ön kamerasında yer alan geniş açılı lens, tüm arkadaşlarınızın fotoğrafınızda yer alabilmesi için ideal bir özellik.

Su sıçramalarına dayanıklı kaplamasıyla yağmur ve dökülen sıvılar telefonunuza zarar vermeyecek. Parmak izi okuyucusu sayesinde telefonunuzu tek dokunuşla açabileceksiniz. 2 TB’ye kadar microSD kart desteği sunan Moto Z Play’e fotoğraflarınızı, videolarınız ve uygulamalarınızı dilediğinizce saklayabileceksiniz. Yol tarifi alırken veya sorularınıza sesli yanıt ararken, Moto ile geliştirilen Moto Ses yazılımı sayesinde telefonunuzu sesinizle kontrol edebilirsiniz.

Sizin Moto Modunuz Hangisi? Hepsi de Olabilir Tabi…

Yeni Moto Mod’ları sayesinde şimdi Moto Z Play ile cihazınızı ihtiyaçlarınıza göre yeniden tasarlayabileceksiniz. 80 desibele kadar ses verebilen 2 adet 3W’luk hoparlörden oluşan JBL SoundBoost Hoparlör modu ile yüksek ses ve kalitede stereo müzik dinleyebilirsiniz. Kendi bataryası sayesinde 10 saate kadar kesintisiz müzik sağlayan bu mod ile bulunduğunuz her yer bir parti atmosferine kavuşurken siz de dilediğinizce dans edebilirsiniz.

Ailenize en yeni seyahat fotoğraflarınızı göstermek veya arkadaşlarınızla film mi izlemek istiyorsunuz? Insta-Share Projektör modu ile telefonunuzu 70 inç’lik sinema ekranına çevirin. Çektiğiniz görüntüleri ve ilk yönetmenlik denemelerinizi dostlarınızla paylaşmak hiç bu kadar keyifli olmamıştı. Üstelik modun kendine ait bataryası sayesinde keyfinizi 1 saat uzatabilirsiniz.

Hasselblad True Zoom ise tüm dünyada fotoğraf meraklılarının akıllarını başından alan Moto Mod olarak karşımıza çıkıyor.10x optik zoom ve Xenon flaşı ile mükemmel fotoğraflara imza atacak, bunları tek tık’la istediğiniz mecrada paylaşabileceksiniz. Üstelik ücretsiz olarak size sunulacak Hasselblad Phocus yazılımıyla fotoğraflarınızı yeniden düzenleyip yüksek kaliteli sonuçlar elde edebileceksiniz.

Daha çok enerjiye mi ihtiyacınız var? 2200 mAh’lik bataryasıyla Incipio offGRID™ Ek Batarya sayesinde akıllı telefonunuza 22 saate kadar pil ömrü ekleyin.

Moto Z Play sadece zincir mağazalarda 1.999 TL*’den satışa sunuluyor. Ayrıca Moto Mod’lar bundan sonra çıkacak tüm Moto ürünlerinde kullanılabilecek. Moto Mod’lar perakende mağazalarında şu fiyatlarla satılacak: Insta-Share Projektör 899 TL*, Hasselblad True Zoom 799 TL*, JBL SoundBoost Hoparlör 399 TL*, Incipio offGRID™ Ek Batarya 199 TL*, Aksesuar Kapaklar 49 TL*.

*Tavsiye edilen son kullanıcı fiyatıdır.

Wilson’un Türkiye Distribütörü , FİNSPOR Oldu

Wilson, Salomon, Atomic, Arc’teryx, Mavic, Suunto ve Precor gibi dünyaca ünlü markalara sahip spor malzemeleri firması Amer Sports, dünyada ve Türkiye’de tenis dünyasının lider markası Wilson’un Türkiye distribütörlüğü için FinSpor’la anlaştı.

Türkiye’de FinSpor distribütörlüğü ile perakende, toptan ve e-ticaret kanallarında satış noktalarını arttırarak Türkiye tenis pazarında daha da büyüyecek.

FinSpor’un, spor perakendeciliğinde 40 yılı aşkın deneyimi, 240 perakende noktası, takım ve bireysel sporları geliştirmek için çeşitli liglerde ve sporcularla sponsorluk anlaşmaları bulunuyor.

Amer Sports;

“Türkiye’ye inanıyoruz, tenis pazarını büyütmeyi hedefliyoruz”

Amer Sports, yeni başlayanlardan profesyonel sporculara kadar spor yapan herkese en iyi spor malzemelerini sağlamak misyonu ile Wilson markasının Türkiye’deki konumunu daha da güçlendirerek, sektörün ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamayı ve Türkiye’de tenis sporunun gelişmesine destek olmayı hedefliyor.

Tenis kategorisinin lideri konumunda bulunan Wilson, özellikle tenis akademileri ve antrenörleriyle elele vererek Türkiye’de alt yapı çalışmalarına hız verecek.

Wilson markasıyla Türkiye’den tenis sporuna dünya çapında oyuncular kazandırmayı hedefleyen Amer Sports Türkiye, İran ve Körfez Ülkeleri İş Geliştirme Müdürü Ceylan Mergen, distribütörlük anlaşması kapsamında yaptığı açıklamada; “Amer Sports ve Wilson markamızın vizyonu ile paralel bakış açısına sahip olması, FinSpor’u partner olarak seçmemiz için en önemli unsur oldu. Türkiye’ye inanıyoruz, Türkiye’deki operasyonlarımıza yeni distribütörümüz Finspor’la devam ederek, tenis kategorisine olan talebi ve pazarı büyütmeyi hedefliyoruz.”dedi.

Başkent, Uzay ve Havacılık OSB ile çekim merkezi olacak

MAG Business’a önemli açıklamalarda bulunan Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, Başkent’in savunma sanayinin merkezi olduğunu söyledi. Özdebir sözlerine şunları ekledi: “Ankara, Uzay ve Havacılık Organize Sanayi Bölgesi’nin de buraya gelmesiyle ciddi bir çekim merkezi olacak.”

Ülkenin en iyi üniversiteleri Ankara’da”

Yürütülen başarılı projeler ile Başkent, ihtisas organize sanayi bölgesi olacak. Bu da hem Ankara hem Türkiye ekonomisine katkı demek.”

Nükleer teknolojide; Türk firmaları söz sahibi olmalı”

Rusya ile yaşanan uçak krizinden sonra; iki ülke birbirine ne kadar ihtiyacı olduğunu anladı”

Ürdün, Suudi Arabistan, Ukrayna Hava Yollarının sefere başlaması, Ankara için olumlu gelişmeler”

Dünya ekonomisi ile entegre olmuş bir ekonomiyiz. Dünya ticareti uzun zamandır büyüyemiyor. Bunun sıkıntılarını biz sanayicilerde yaşıyoruz”

Tek eksiğimiz maalesef malzeme teknolojisinde. Türk Sanayisi’nin bana göre en zayıf halkalarından bir tanesi”

ASO Başkanı Nurettin Özdebir, Başkent sanayi ve ekonomisine dair her şeyi MAG Business okuyucuları ile paylaştı. Başkent sanayisine değer katacak olan projeler sayesinde Ankara’nın her geçen gün cazibe merkezi haline geldiğini kaydeden Özdebir “Şu an uzaya gönderilmek üzere Türkiye’den sevk edilen Göktürk Uydusu’nun nihai testleri yapılıyor. Onun bir çok parçası Ankara’da ki sanayi kuruluşları tarafından tasarlandı ve imar edildi. Bu anlamda Ankara’da ciddi bir potansiyel var” dedi. Bunun yanı sıra ASO olarak odaklandıkları 2 önemli konu olduğunu da aktaran Özdebir “Bu başlıklardan ilki, nükleer teknolojide Türk firmalarının; yani öncelikli olarak Ankara firmalarının söz sahibi olması. Diğer önemli başlık ise Sanayi Bakanlığı ile yürüttüğümüz proje. O proje kapsamında; Türkiye’deki firmaların kabiliyetlerini tespit edip onları nükleer teknoloji tedarik zinciri içerisine almak önceliklerimiz içerisinde” diye konuştu.

Şişecam Topluluğu son yatırımı için Balıkesir’i seçti

Düzcam, cam ev eşyası, cam ambalaj ve cam elyafı gibi camın tüm temel alanlarında küresel bir oyuncu olan Şişecam Topluluğu bu yıl gerçekleştireceği 400 milyon TL’lik cam elyaf üretim tesisi yatırımı için Balıkesir’i seçti. Yıllık 70 bin tonluk üretim kapasitesine sahip olacak tesis için arsa tahsis sözleşmesinin imzaları atıldı. Balıkesir OSB’de gerçekleşen imza törenine Şişecam Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Kırman, Balıkesir OSB Yönetim Kurulu Başkanı ve Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur, Balıkesir Sanayi Odası Başkanı İsmail Uğur, Balıkesir Ticaret Odası Başkanı Fahri Ermişler ve Şişecam Kimyasallar Grup Başkanı Burhan Ergene katıldı

02.02.2017- Düzcam, cam ev eşyası, cam ambalaj ve cam elyafı gibi camın tüm temel alanları ile soda ve krom bileşiklerini kapsayan iş kollarında küresel bir oyuncu olan Şişecam Topluluğu, son tesis yatırımı için Balıkesir’i seçti. 400 milyon TL’lik yatırımla kurulacak olan Cam Elyaf üretim tesisinin arsa tahsis sözleşmesi, Balıkesir OSB’de imzalandı. İmza törenine Şişecam Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Prof. Dr. Ahmet Kırman, Balıkesir OSB Yönetim Kurulu Başkanı ve Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur, Balıkesir Sanayi Odası Başkanı İsmail Uğur, Balıkesir Ticaret Odası Başkanı Fahri Ermişler ve Şişecam Kimyasallar Grup Başkanı Burhan Ergene katıldı.

‘Kazanımlarımızı ülkemize yatırıyoruz’

Şişecam Topluluğu Yönetim Kurulu Başkan vekili ve Genel Müdürü Prof Dr. Ahmet Kırman, Şişecam Topluluğu’nun gerek yeni yatırımlar gerekse ortaklık ve satın alma hamleleriyle büyümeye devam ederek, Türkiye için değer yaratmayı sürdürdüğünün altını çizerek,“1935’te ülkemizin cam sanayini kurmak ve geliştirmek misyonuyla kurulan Topluluğumuz, aradan geçen 80 yılı aşkın sürede kazanımlarını yine ülkemize yatırmış ve dünyada kendi alanında söz sahibi konuma gelmiştir. Bugün ülkemizin içinden geçtiği zorlu süreçte köklü kurumlara düşen temel görevin yatırıma ve üretime kararlılıkla devam etmek olduğu bilinciyle yeni bir yatırımın daha kararını almış bulunuyoruz. Türkiye’ye güveniyor, birlik ve beraberlik içinde her zamankinden daha fazla çalışmamız gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Ülkemizin lokomotif sektörlerinin temel girdisi olan cam elyafı alanında stratejik bir yatırım kararı aldıklarını belirten Kırman, yatırımı Balıkesir OSB’de yapma gerekçelerini de şöyle açıkladı: “Topluluk olarak yatırım yapacağımız ili belirlerken 3 temel kriteri göz önüne aldık. Hammadeye yakınlık, müşterimize yakınlık, lojistik avantajlar gibi bizim için önemli kriterlere göre değerlendirme yaparak karar verdik. Değerlendirmelerimizin sonucunda, gerek hammadde ve müşterilerimize yakınlığı, gerekse sunduğu lojistik imkanlar nedeniyle yatırımımızı Balıkesir’de Organize Sanayi Bölgesi’nde yapmayı tercih ettik. Üretimde kullanacağımız ana hammaddeler olan kaolen ve bor Balıkesir’de bulunmaktadır. Balıkesir, İstanbul-İzmir otoyolu, hızlı tren hattına olan yakınlık avantajı ile hem Bandırma limanı hem de Aliağa limanına demiryolu bağlantısı olması nedeniyle, lojistik avantajlarıyla da öne çıkmaktadır.”

Balıkesir OSB Yönetim Kurulu Başkanı ve Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı da yaptığı konuşmada “Türkiye’nin 2023 yılı hedefleri arasında yer alan dünyada en iyi 10 ekonomiden biri olabilmek için her şeyden önce üretim yapması gerekmektedir. Organize Sanayi Bölgesi Yönetimi olarak sanayicimizin bir düzen içerisinde üretim yapması ve faaliyetlerini sürdürmesi altyapı ihtiyaçlarını karşılayarak uygun koşullarda üretim ortamı hazırlamaktayız. Şişecam Topluluğu’nun Balıkesir’de yatırım yapmasından mutluluk duymaktayız. Bu yatırım hem Balıkesir hem de ülke ekonomisine katkı sağlaması açısından önem arz etmektedir” dedi.

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur “Balıkesir’in İstanbul gibi metropol kentlere ulaşım süresi azaldı. Artık İstanbul’dan 2 saatte Balıkesir’e ulaşabileceğiz. Artık Balıkesir cazibe merkezi haline gelmeye başladı. Çünkü Balıkesir üretim ve tüketimin olduğu bölgelerin merkezinde. Ege ve Marmara Bölgelerinde tüketim oluyor, Balıkesir buraların merkezinde. Antalya’ya giden de Ege sahiline giden de Balıkesir’den geçiyor. Yatırımcı Balıkesir’e geliyor. Şişecam’ın Balıkesir’e gelmesini çok önemsiyoruz. Bu çerçevede Şişecam Balıkesir’e sanayi anlamında eşik atlatacaktır. Bize düşen de gelen yatırımcıya Balıkesir’i hazırlamaktır. Sosyal hayatı ile yeşil alanları ile ticari alanlarıyla. Biz Balıkesir’i geleceğe, yani sosyal hayatıyla, ticari alanlarıyla hazırlıyoruz. ” diye konuştu.

Balıkesir Sanayi Odası Başkanı İsmail Uğur “Hükümetimizin uygulamış olduğu ulaşım politikalarından olumlu etkilenen Balıkesir; Osmangazi Köprüsü’nün faaliyete geçmesi, yapımı süren İstanbul-İzmir otobanının Balıkesir’den geçmesi ve son olarak ihalesi yapılan 1915 Çanakkale Köprüsü’nün bu otobana Balıkesir üzerinden bağlanacak olması Balıkesir’i yatırımcının gözbebeği haline getirmiştir. Bu bağlamda Şişecam Topluluğu Balıkesir’de yatırım yaparak hem kendisi kazanacak hem de Balıkesir’e kazandıracaktır. Marmara ticari ringinin üzerinde olan çok önemli bir merkezi haline gelen Balıkesir’de sanayi yatırımları kentin can damarı haline gelmeye başlamıştır. Biz de hem yerli hem de yabancı yatırım dinamiklerini harekete geçirmek için var gücümüz ile çalışıyoruz. Biz şehrimizi, ülkemizi çok seviyoruz. Yarınların daha güçlü Balıkesir’i, daha güçlü Türkiye’si için yatırımlarımızı aralıksız sürdürmeye, birlikte büyümeye devam edeceğiz.”diye konuştu.

Şişecam Topluluğu Hakkında

Türkiye’nin en köklü kuruluşları arasında yer alan Şişecam Topluluğu düzcam, cam ev eşyası, cam ambalajvecam elyafıgibi camın tüm temel alanları ile soda ve krom bileşiklerini kapsayan iş kollarında global bir oyuncudur.“Düzcam”, “Cam Ev Eşyası”, “Cam Ambalaj” ve “Kimyasallar” olmak üzere dört ana iş grubunda faaliyet gösteren Topluluk, Türkiye’nin yanı sıra Almanya, İtalya, Bulgaristan, Romanya, Slovakya, Macaristan, Bosna Hersek, Rusya Federasyonu, Gürcistan, Ukrayna, Mısır ve Hindistan’da üretim yapmaktadır.

Bugün dünyanın cam ev eşyasında 3’üncü, cam ambalajda ve düzcamda 5’inci büyük üreticisi konumundaki Şişecam Topluluğu, Avrupa’nın 4’üncü, dünyanın 10’uncu büyük soda üreticisi olmasının yanı sıra krom kimyasallarında dünya lideridir. Şişecam, 80 yılı aşkın deneyimi, 21 binden fazla çalışanı,13 ülkeye yayılan üretim faaliyetleri ve 150 ülkeye ulaşan satışlarıyla uluslararası ölçekte bir Topluluk olarak ana faaliyet alanlarında dünyanın en büyük üç üreticisinden biri olma hedefiyle yoluna devam etmektedir.

Uluslararası Değerleme Standartları Yayımlandı

Sermaye piyasası mevzuatına tabi ortaklıkların, sermaye piyasası kurumlarının ve ihraççıların, sermaye piyasası mevzuatı uyarınca yaptıracakları değerleme faaliyetlerinde kullanılacak uluslararası değerleme standartları yayımlandı.

 

01.02.2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Sermaye Piyasası Kurulu’nun “Sermaye Piyasasında Değerleme Standartları Hakkında Tebliği” ile sermaye piyasası mevzuatına tabi ortaklıkların, sermaye piyasası kurumlarının ve ihraççıların, sermaye piyasası mevzuatı uyarınca yaptıracakları değerleme faaliyetlerinde kullanılacak değerleme standartlarının Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) ile Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği (TDUB) tarafından yayımlanmasını düzenledi.

Uluslararası Değerleme Standartları Konseyi’nin uluslararası değerleme standartları esas alınarak hazırlanan “Uluslararası Değerleme Standartları”, “Teknik Bilgi Notları” ve “Uluslararası Değerleme Standartları Terimler Sözlüğü” TSPB ve TDUB tarafından yayımlandı.

 

Karaca iF Design Award 2017’nin Sahibi Oldu

iF Tasarım Ödülleri’nde Ürün kategorisinde ödülün sahibi olan Everest, şıklık ve zarafet sembolü sofralar için tasarlandı. Ürün tasarımcısı Ahmet Toplu tarafından hayata geçirilen, modern çizgileri ve iddialı tasarımı ile farklılık yaratan Everest çatal bıçak seti, dünyanın dört bir yanından gelen bağımsız uzmanlardan oluşan 58 kişilik jürinin oylarıyla ödüle layık görüldü.

59 ülkeden 5 bin 500’den fazla ürünün değerlendirildiği iF Tasarım Ödülleri, 60 yıldan bu yana özel tasarımların kalitesini belgeleyen bir etkinlik olarak biliniyor. Almanya’nın en köklü bağımsız tasarım organizasyonu Hannover merkezli iF International Forum Design GmbH tarafından organize edilen ve dünyadaki en önemli tasarım ödüllerinden biri olarak gösterilen iF Tasarım Ödülleri, uluslararası şirketler için mükemmel formun, estetik kalitenin ve ergonomik tasarımın sembolü haline geldi.

Sürprizlerle dolu, gizemli ve şık sofralara ithafen tasarlanan Everest, ismini dünyanın en yüksek noktası olan Everest dağından alıyor. Everest’in tasarımında dikkat çeken üçgen form, giderek incelerek bir zirve oluşturuyor. Everest gibi yüksek bir zirveden ilham alınarak tasarlanan çatal, kaşık ve bıçakların incelen bel kısımları; gizem ve karanlıkta kalan sırları temsil ediyor.

Hayallerin ötesinde tasarımlara imza atan Karaca, paylaşmaktan keyif aldığınız anlara eşlik etmeye devam ediyor.

Petrol Piyasasında OPEC Endişesi

OPEC anlaşmasında çatlak sinyalleri

KPMG’nin düzenli olarak yayımladığı petrol ve gaz piyasaları analizinde üretim kısıtıyla moral bulan petrol piyasalarında yeniden endişenin hakim olmaya başladığına dikkat çekildi. KPMG Türkiye Enerji Sektörü Lideri Onur Okutur, “Suudi Arabistan’ın kısıntı anlaşmasını 2017 ikinci yarısına taşımaya gerek olmadığını açıklaması akıllara, üyelerin anlaşmaya uyup uymadığı sorusunu getirdi. Ancak geciken veriler bu soruya hemen cevap veremiyor. Bu da endişenin dozunu katlıyor” dedi.

KPMG’nin, her ay düzenli olarak hazırladığı petrol ve gaz piyasaları analizinde son gelişmelerin dünya petrol piyasalarını yeniden endişeye sevkedebileceğine dikkat çekildi. KPMG Enerji Sektörü Lideri Onur Okutur, “Suudi Arabistan Petrol Bakanı Khaled al Falih’in OPEC üretim kısıntısının ve OPEC dışı ülkelerle imzalanan anlaşmanın geçerliliğini 2017 yılının ilk yarısından sonraya taşımanın gereksiz olduğunu açıklaması petrol piyasalarında tedirginliğe neden oldu. Suudi Arabistan, petrolün varil fiyatını 50 doların altına düşürmeme ancak 60 doların üzerine de aniden yükseltmeme yönünde bir politika izliyor. Pek çok analist petrol üretiminde kısıntının 2017 yılı boyunca süreceğini düşünürken, yılın ikinci yarısında artacak rafineri talebinin de katkısıyla, yılın ikinci yarısında fiyatlarda artış bekleyen bir piyasa ve yine bunun sonucunda 2017 yılı sonu ile 2018 yılında ABD’de arama ve çıkarma faaliyetlerinde ciddi bir toparlanma görebileceğimize işaret ediyor. Suudi Arabistan ise mevcut stokları hızla eritmek yerine bu konuda kademeli bir yaklaşım izlemeyi tercih ediyor.”

Anlaşmaya uyuluyor mu henüz bilinmiyor

OPEC ülkelerinin bir başka endişesinin de kısıt anlaşmasına uyulup uyulmadığı olduğunu belirten Okutur, “Verilerin alınmasında bazı gecikmeler yaşandığından üretim kısıntısına uyulup uyulmadığı hâlâ tam olarak bilinemiyor. Suudi Arabistan ile Körfez ülkelerinin kısıntı kararlarına tamamen uyacağı, ancak diğer ülkelerin karara kısmen uyumluluk göstereceği bekleniyor. OPEC harici ülkeler içinde sadece Umman’ın verdiği sözü eksiksiz tuttuğu görülüyor. Bu durum, WTI tipi petrolün varil fiyatının 2017 yılı başlarında 50, 2018 yılında ise kademeli olarak 60 dolara doğru yöneleceğine dair öngörümüzü korumamızı sağlıyor.” dedi.

Petrol piyasaları Çin’i yakından takip ediyor

Çin’in artan ham petrol ithalatının Ocak ayında 36,4 milyon tona (8,57 milyon varil) ulaştığına dikkat çekildiği analizde Okutur, “Çin’in ham petrol ithalat hacmi de 2016 yılı toplamında rekor kırarak 381 milyon tona ulaştı. Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu’nun (NDRC) ülkenin ‘eskimiş’ kömür üretim kapasitesini 2020 yılına kadar her yıl 800 milyon ton azaltmayı planladığını açıklaması ise Çin’in yabancı enerji kaynaklarına olan bağımlılığının daha da artacağına işaret ediyor. Çin’in son dört yıldır azalan kömür ithalatında tekrar artış yaşanması da bu tahmini destekleyen unsurlardan” yorumunu yaptı.

Çin’den gelecek talep düşüşü şoklara neden olur

Çin ekonomisi, petrol fiyatlarında yakın zaman önce görülen artış ve ülke mallarına olan talebin azalmasına ek olarak, değişen politik ortamdan da oldukça etkileniyor. Çin Devlet Başkanı Xi’nin ülkenin yüzde 6,5’lik büyüme hedefinden uzaklaşabileceğine dair verdiği sinyaller ve Çinli üreticilerin rekabet güçlerinin azaldığına yönelik işaretler, kısa ve orta vadede Çin ile ticaret ortakları arasındaki dinamiklerin yakından izlenmesine yol açacak. Olası bir talep düşüşü enerji ve emtia değer zincirlerinde önemli şoklara yol açabileceğinden ham madde ihracatçısı ülkeler ve şirketler de Çin ekonomisini yakından takip edecekler.

TSKB’nin kredi büyüklüğü 2016 yılında 17,3 milyar TL’ye ulaştı

TSKB, 2016 yılsonu faaliyet sonuçlarını açıkladı. 2016 yılında aktif büyüklüğü 24 milyar TL’ye ulaşan TSKB’nin kredi portföyü 17,3 milyar TL olarak gerçekleşti. TSKB Genel Müdürü Suat İnce, “Geride bıraktığımız yılı yenilikler ve başarılarla tamamlarken, 2017 yılında TSKB’nin geleceğine yeni bir bakışla yön vermeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın (TSKB) 2016 yılı finansal sonuçlarına göre Bankanın toplam aktif büyüklüğü bir önceki yıla göre yüzde 15,8 artarak, 24 milyar TL’ye, nakdi kredileri ise yüzde 26,7 artışla 17,3 milyar TL’ye ulaştı.

Özkaynaklarını bir önceki yıla göre yüzde 17,7 artışla 2,9 milyar TL’ye yükselten TSKB’nin, yıllık bazdaki ortalama özkaynak getiri oranı yüzde 17,6 oldu. Bankanın aktif kârlılık oranı ise yüzde 2,1 olarak gerçekleşti. TSKB’nin bir önceki yıla göre net kârı yüzde 17,1 artışla 476,4 milyon TL düzeyine yükselirken, uluslararası piyasalardan sağladığı yabancı para cinsinden kaynaklar 19,3 milyar TL’ye ulaştı. Sağlıklı büyümesini sürdüren ve güçlü aktif kalitesini koruyan TSKB’nin yılsonu itibarıyla takipteki alacaklar oranı yüzde 0,3 oldu.

Suat İnce: “2016’da ülkemizin sürdürülebilir ve nitelikli kalkınmasına yönelik yenilikçi adımlar attık”

2016’da TSKB’nin ülke ekonomisine verilen destek açısından son derece dinamik bir yıl geçirdiğini belirten TSKB Genel Müdürü Suat İnce şöyle konuştu; “Geride bıraktığımız yıl sürdürülebilir kalkınmanın finansmanına yönelik yenilikçi adımlar attık. Yılın ilk yarısında ihraç ettiğimiz Türkiye’nin ilk yeşil tahviliyle uluslararası yatırımcılardan çok yüksek bir talep aldıktan sonra art arda iki önemli ödüle layık görülmekten dolayı büyük gurur duyduk. Diğer yandan 2016 ülkemizin nitelikli kalkınma hedeflerine hizmet edecek yeni kredi temaları geliştirdiğimiz verimli bir yıl oldu. Önümüzdeki dönemde işyerlerinde sağlık ve güvenlik koşullarının iyileştirilmesine yönelik yatırımlara ilave kaynak aktarırken kadınların ekonomiye katılmasına ve daha çok üretmesine fırsat tanıyan firmaları teşvik eden özel kredi olanakları da sunacağız.”

“Yıl içinde Türk özel sektörüne nakdi ve gayrinakdi krediler aracılığı ile 2,1 milyar ABD Doları finansman sağladık”

TSKB’nin 66 yıldır uluslararası finans kurumlarıyla sürdürdüğü verimli işbirlikleriyle Türkiye’nin geleceğini şekillendiren kalkınma yatırımlarına kaynak sağladığını belirten Suat İnce sözlerini şöyle sürdürdü: “2016 yılında uluslararası fon sağlayıcılardan toplam 733 milyon ABD Doları yeni kaynak temin ettik. Yurt dışından sağladığımız ve kredi finansmanında kullandığımız yabancı para cinsinden kaynaklar 5,5 milyar ABD Doları’nı aştı. Verdiğimiz kredilerle ülkemizin yenilenebilir enerji kapasitesini artıran rüzgar, güneş ve jeotermal yatırımlarının yanı sıra elektrik dağıtımı projelerine de destek olduk. Üretimde enerji ve hammadde maliyetlerini düşüren kaynak verimliliği yatırımları finanse etmeye devam ettik. Kamu-özel sektör ortaklığı kapsamında ise sağlık ve eğitim alanlarındaki yatırım projelerine kaynak aktardık. Tüm bu yatırımlarla yıl içinde nakdi ve gayrinakdi krediler aracılığı ile Türk özel sektörüne sağladığımız toplam finansman 2,1 milyar ABD Doları’na ulaştı.”

“Geleceğe güvenle bakıyoruz”

Ülkenin geleceğine inandıklarının ve geleceğe güvenle baktıklarının altını çizen Suat İnce, Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılına, 2023 hedefleri doğrultusunda ilerlemeye devam ettiklerini ekleyerek; “Ülkemizin ekonomik kalkınması için tüm kişi ve kurumların daha önce emsali görülmemiş bir dayanışma içerisinde sorumluluk alması gereken bir dönemden geçiyoruz. Ana misyonu kalkınma olan bir banka olarak, bugüne kadar olduğu gibi bu dönemde de üzerimize düşeni yapmaya, üretenlerin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

2017 ekonomik beklentilerinin 2016 ile uyumlu olduğunu belirten Suat İnce, alınan tedbirler sayesinde risk ve belirsizliklerin azaldığını belirterek şunları söyledi: “Zor dönemleri arkada bıraktığımıza inanıyoruz. Son dönemde gerek devlet tarafından açıklanan reformlar gerekse otoriteler tarafından alınan tedbirler sayesinde yatırım ortamında iyileşme bekliyoruz.”

2017’de kurdan arındırılmış bazda %10-13 arasında kredi büyümesi hedeflediklerini ifade eden Suat İnce, TSKB’nin 2017 öncelikleri arasında, enerji ve kaynak verimliliğinin yanı sıra başta güneş ve jeotermal olmak üzere yenilenebilir enerji, kadın istihdamı, iş sağlığı ve güvenliği, çevresel temalı projeler ve KOBİ finansmanı olacağını sözlerine ekledi.

“Bugünün başarısı bize yarınlar için daha büyük bir sorumluluk yüklüyor”

TSKB’nin finansal performansıyla kurulduğu günden bu yana kalkınmaya destek anlamında en başarılı dönemlerinden birini yaşadığına işaret eden Suat İnce, “Bugünün başarısı bize yarınlar için daha büyük bir sorumluluk yüklüyor. Ülke kalkınmasına yönelik katkımızı artırarak sürdürmek için rekabetçi ve bilgi üreten kimliğimizi daha da geliştirerek geleceğe taşımak durumundayız. Bu hedefle, 2016 yılında tüm çalışanlarımızı ve iştiraklerimizi içine alan ‘Geleceğe Bakış’ isimli bir program başlattık. ‘Geleceğe Bakış’ kapsamında, ürün ve hizmetlerimizden iş yapış şekillerimize kadar her alanda yarattığımız katma değeri, ortak akılla daha da artırmak için çalışıyoruz” diye konuştu.

Sürdürülebilirlik yatırımlarının kredi portföyü içerisindeki oranı %57’ye ulaştı

Kredi portföyünün yarısından fazlası iklim değişikliğine uyumu gözeten sürdürülebilirlik temalı yatırımlardan oluşan TSKB, 2002 yılından bugüne finanse ettiği ve toplam yatırım tutarı 9 milyar ABD Doları’na ulaşan 211 yenilenebilir enerji projesi için toplam 3,4 milyar ABD Doları taahhütte bulundu. Enerji verimliliği başta olmak üzere kaynak verimliliği alanında ise bugüne kadar 122 projeye 750 milyon ABD Doları seviyesinde finansman sağladı.

Türkiye’nin ilk Yeşil/Sürdürülebilir Tahvil İhracı ile bir ilke imza attı

İklim değişikliğine çözüm üreten yatırımlara sağladığı finansman olanaklarıyla, düşük karbonlu ekonomiye destek veren TSKB, 2016 yılında Türkiye’nin ilk ‘Yeşil/Sürdürülebilir Tahvil’ (Green/Sustainable Bond) ihracını hayata geçirdi. Geleceği koruyarak üretenlerin yanında olan TSKB’nin Yeşil/Sürdürülebilir Tahvil ihracına, 317 uluslararası kurumsal yatırımcıdan planlanan tutarın 13 katından fazla talep gelirken, ihraç Global Capital ve International Financing Review (IFR) tarafından “Yılın Yeşil/Sürdürülebilir Tahvili” ödüllerine layık görüldü.

TSKB, 2016’da sürdürülebilirlik alanındaki başarılarına bir yenisini daha ekleyerek, London Stock Exchange ve Financial Times’in ortak sahipliğindeki bağımsız organizasyon FTSE’nin Aralık 2016’da kurduğu FTSE4Good Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi’ne dahil edildi. FTSE4Good Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi; çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim kriterlerini karşılayan şirketlerin performansını ölçerek bu şirketlere yatırım yapmayı kolaylaştırmayı amaçlıyor.