SİBER SALDIRILAR ARTACAK

2017’DE İNTERNETE BAĞLI CİHAZLAR SALDIRACAK

Global antivirüs yazılım şirketi Bitdefender, 2017 yılında öne çıkacak siber saldırı türlerine yönelik öngörülerini açıkladı. Siber saldırıların 2017’de daha da artacağını ve karmaşık hale geleceğini söyleyen Bitdefender uzmanları, kişi ve şirketlere yönelik loT bağlantılı DDoS saldırılarının da yaygınlaşacağını vurguladı. 

2016’da siber saldırılar kişileri ve kurumları büyük oranda tehdit etti. Bitdefender uzmanları, 2017’de saldırıların daha da yaygınlaşacağını, kişi, kurum ve hükümetleri kurban seçeceğini öngörüyor.

Otomatikleştirilmiş Hedefli Fidye Yazılımlar

Dünyada 500 milyondan fazla kişiyi koruyan antivirüs yazılım şirketi Bitdefender’ın Güvenlik Stratejileri Başkanı Catalin Cosoi, “Bu sene başlarında gözlemlediğimiz bir fidye yazılım botneti sadece bir haftalık operasyonla 1.5 milyon kazanç elde etti.” açıklamasında bulundu. 2016’da ciddi oranda artan fidye yazılım saldırıları, 2017’de muhtemelen kendini otomatikleştirilmiş hedeflemeyi geliştirmeye adayacak. Bu özellik saldırganların ev kullanıcıları ve şirketler arasındaki ayrımı yapmalarına ve önceye göre daha yüksek bedelleri tehditle almalarına yardımcı olacak.

Fidye yazılım programlarının karlılığı, kültürel farklılıklar görülse de insanların özel verilerine verdikleri değerden kaynaklanıyor. Global antivirüs yazılım kuruluşu Bitdefender’ın gerçekleştirdiği ankette Almanya’daki tüketicilerin sadece %33’ü fidye yazılım sebebiyle kaybettiği verilerini geri kazanmak için ödeme yapabileceğini söylerken, Amerika’daki tüketiciler için ise bu oran %50. İnsanların kişisel verilerine verdikleri maddi değere gelince, kültürel faktörlere ek olarak muhtemelen ekonomik statü de değişkenlikler yaratıyor. Romanyalılar verilerini geri alabilmek için ortalama 132 doları gözden çıkarırken, İngilizler ise verileri için 568 dolar ödemeye razılar.

Çok Akıllı Olmayan Cihazlar ve DDoS Saldırıları

Son zamanlarda Dyn DNS sağlayıcısına yapılan saldırılarda görüldüğü gibi, muhtemelen IoT (nesnelerin interneti) botnetleri kullanılarak güçlendirilmiş DDoS saldırıları 2017’de de gerçekleşmeye devam edecek. 2016’da tek bir IoT botneti (Mirai) büyük DNS sunucularından birini hedef alarak interneti saatlerce kesintiye uğrattı. Bu durum neredeyse herhangi bir kişinin elinde en güçlü devlet aktörleri için hazırlanmış dünya çapında bir komünikasyon ağına sahip olması gibi. IoT botnet fenomenlerinin büyümesinin tek yolu, güvenlik konusu pek fazla düşünülmeden üretilen cihazlar. Yaması mevcut olan milyonlarca hassas IoT cihazı bulunmakta, ancak yama işlemi o kadar komplike ki, kullanıcılar yama işlemini atlamayı tercih ediyorlar. Bitdefender Güvenlik Stratejileri Başkanı Catalin Cosoi’ye göre 2017 için en büyük tehdit, “çok akıllı olmayan” cihazlar için geliştirilmiş botnetler olacak.

Tehditlerin İnterneti

Endüstride IoT cihazlarının kullanımıyla güvenlik tehditleri kontrol dışı yayılarak artacak. Bununla birlikte kişisel IoT cihazları da çalışanlar aracılığıyla fiziksel ve mantıksal güvenlik sınırları boyunca taşınarak sorunları artıracak. Akıllı cihaz pazarının hızlı büyümesiyle eskiyen cihazlar “sonsuza kadar” yamasız ve savunmasız kalıyor. Bu durum, kullanıcıların özel dosyalarını bilgisayar ve dizüstü bilgisayarlarında saklayıp ev ağları üzerinden akıllı cihazları ile paylaşan kişilerin %60’ının çapraz tehditlere maruz kalmalarını neden oluyor. Termostatlarına olan bağlılıkları gibi hala tarihi geçmiş Windows XP yazılımına bağlı olan kullanıcıları buna örnek gösterebiliriz.

Global antivirüs yazılım şirketi Bitdefender’ın gerçekleştirdiği araştırmalara göre, akıllı ev cihazları sahipleri cihazlarının güvenliğini pek önemsemiyor. Kullanıcıların %42’si akıllı televizyonlarının güncellemesini yetersiz zamandan yapamadıklarını dile getirirken, bir çoğu da nasıl yapıldığını bilmediklerini söylüyor. Bitdefender Güvenlik Stratejileri Başkanı Catalin Cosoi’ye göre 2017 yılı nesnelerin interneti yerine tehditlerin interneti olacak.Araştırmalar, insanların neredeyse yarısının veri hırsızlığı ihtimalinden endişe ettiğini gösteriyor. Tehditlere karşı farkındalık yüksek olsa da veri kaybı veya veri hırsızlığı tehdidini azaltmak için gereken bilgi ve beceri düşük kalıyor ve sanayi kapsamlı donanıma ve özelleştirilmiş akıllı veri güvenliği çözümlerine hala geçiş yapmamış olarak gözlemleniyor.

Sanayi En Büyük Hedef

Araştırmalara göre 2017’de IoT cihazlarının sanayiye nüfuz etmesi artacak. Üretim endüstrisini kurban olarak seçen siber suçlular, vasıflı siber güvenlik uzmanlarının yetersizliğini fırsat bilerek üretim endüstrisine saldırıları arttıracak. Endüstri sektöründe vasıflı siber güvenlik uzmanlarının yetersizliği yöneticilerin %50’sinde ortak bir zorluk oluşturuyor. Bu durum yöneticilerin kuruluşlarını kolay hedefler haline getiriyor.

Siber Saldırılara Karşı İşbirliği Olumlu Etki Edecek

2017’de SCADA sistemlerine yönelik tehditler daha da yaygınlaşacak. Ulus devletlerden endüstriyel casusluk kıyafetlerine, aktivist STK’lara kadar değişen tehditler aktörlerin örgütlerdeki güvenlik zayıflıklarını istismar etmeye çalışacağı için muhtemelen şirketlerin genel bulut varlığını hedef alan saldırılar 2017’de de artacak. Global antivirüs yazılım kuruluşu Bitdefender’ın araştırmalarına göre, hükümetler, güvenlik endüstrisi ve etkilenen kuruluşlar (şirketler ve bireyler) arasında siber suçları ortadan kaldırmak için artan işbirliği siber saldırıların seviyesini düşürecek.

Avrasya’nın en büyük mobilya fuarı   İSMOB 10 Ocak’ta TÜYAP’ta açılacak 

Türkiye’de kendi fuar merkezine sahip tek özel sektör fuarcılık kuruluşu olan TÜYAP Fuarcılık ile Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği’nin (MOSDER) işbirliğiyle düzenlenen İstanbul Mobilya Fuarı’nın (İSMOB) 13’üncüsü TÜYAP Beylikdüzü’nde kapılarını açacak. Sektörün büyük heyecanla beklediği fuar 10-15 Ocak 2017 tarihlerinde gerçekleşecek. 100 bin metrekarelik alanda 500’den fazla firmanın yer alacağı İSMOB’da çocuk odasından ofis mobilyasına 2017’ye damgasını vuracak binlerce yeni ürün ilk kez sergilenecek

Avrasya’nın en büyük, dünyanın en önemli üçüncü mobilya fuarı olan İstanbul Mobilya Fuarı (İSMOB) için geri sayım başladı. Türkiye’de kendi fuar merkezine sahip tek özel sektör fuarcılık kuruluşu TÜYAP’ın Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği (MOSDER) işbirliğiyle gerçekleştireceği fuar, 10-15 Ocak 2017 tarihleri arasında TÜYAP’ta 13’üncü kez kapılarını açacak. Mobilya sektörüne çağ atlatma konusunda iddialı olan ve bu yıl 12 salon ile 100 bin metrekarelik alanda yapılacak fuara 500’den fazla marka katılacak.

Sektörün her yıl heyecanla beklediği İSMOB’da, oturma odasından ofis mobilyasına kadar 2017’ye damgasını vuracak binlerce yeni ürün ilk kez sergilenecek. Türkiye ve dünya mobilya sektörünün buluşma noktası olmayı hedefleyen İSMOB’un Çırağan Sarayı’ndaki tanıtım toplantısı, TÜYAP Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal, TÜYAP Fuar ve Fuarcılık Genel Müdürü İlhan Ersözlü, MOSDER Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Doğan ve MOSDER Genel Sekreteri Abdullah Tuğlu’nun katılımıyla gerçekleşti.

“TÜYAP OLARAK ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYUYORUZ”

TÜYAP Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ünal, İSMOB’un TÜYAP ile birlikte sadece Türkiye değil dünya mobilya sektörü için çok önemli bir buluşma noktası olduğuna dikkat çekerek, günümüzde sadece kaliteli mal üretip pazara sürmenin başarı elde etmek ve satış yapabilmek için yeterli olmadığını vurguladı. Ünal, “Üretilen ürünlerin dünya çapında tanıtılması çok değerli. İşte biz bu noktada üzerimize düşen görevleri en etkili bir şekilde yerine getirmek için elimizi taşın altına koyuyoruz. Aslında biz sadece fuarcılık hizmeti yermiyoruz. Bir anlamda da gönüllü turizm elçiliği de yapıyoruz” dedi.

“CARİ AÇIK VERMEYEN NADİR SEKTÖRLERDEN BİRİYİZ”

MOSDER Başkanı İsmail Doğan ise Türkiye’de mobilya sektörünün cari açık vermeyen nadir sektörler arasında yer aldığını belirterek, sektörün 2023’te 10 milyar dolarlık ihracat hedefi bulunduğuna dikkat çekti. Sektörün ülke ekonomisine ciddi katkılarının olduğunu belirten Doğan, şunları söyledi: “Mobilya sektörü, ülke ekonomisine ciddi katma değer sağlıyor. Özellikle markalı mobilyalarda bu katma değer çok daha net olarak ortaya çıkıyor. Üyelerimizle birlikte pazarın %75’ine hakimiz. 50 üyemiz ihracatın yüzde 65’ini yapan öncü ve marka olmuş kuruluşlar. İç pazarda üyelerimizin toplam yaklaşık 12.000 mağazası var. Dünya markası olup Türkiye mobilya sektörüne hem fuarcılık kültürünü hem de markalaşma, katma değeri yüksek ürünler yapmak için öncü olmaya çalışıyoruz”.

“TÜYAP’IN ULUSLARARASI TANITIM AĞINI ARKAMIZA ALDIK”

Toplantıda konuşan MOSDER Genel Sekreteri Abdullah Tuğlu da 11 yılda 7 kat büyüyen mobilya sektörünün önemine dikkat çekerek, şöyle konuştu: “Sektörde 60 bine yakın kayıtlı firma bulunuyor. İç pazarımız 6.75 milyar dolarlık üretim hacmine sahip. Türkiye mobilya sektörü, kendi iç dinamikleriyle üretim gerçekleştiren bir sektör olmanın da gururunu taşıyor. Tasarımdan hammaddesine kadar bir yerli üretimin söz konusu olduğu Türkiye mobilya sektörü ülkemiz için önemli bir değere sahip. Bu değerlerimizi yurtdışına da taşımayı başarıyoruz. Son 7 yılda en çok mobilya ihraç eden ülkeler arasında 24’üncü sıradan 12’nci sıraya geldik. Bugün sektörümüz yaklaşık 90 ülkeye ihracat yapıyor. Biz bu yıl da TÜYAP’ın uluslararası tanıtım ağının da gücünü arkamıza alarak İSMOB’un yüzde 25 olan ihracat payını daha yukarılara taşımayı hedefliyoruz. Türk markalarının yaptığı ürünlerin dünyaya tanıtımında İSMOB’un sektöre kattığı değer çok büyük.”

“İSMOB’UN BAŞARISINI 2017’DE DE PERÇİNLEMEK İSTİYORUZ”

TÜYAP Genel Müdürü İlhan Ersözlü ise bu yıl fuar alanının yanındaki oteldeki 600 odayı 60 ülkeden gelecek ziyaretçiler için ayırdıklarının altını çizdi. İSMOB ile pazardaki Çin ve İtalyan ağırlığını kırarak, Türkiye’nin konumunu ikinciliğe yükseltmeyi hedeflediklerini belirten Ersözlü, sözlerine şöyle devam etti:

“100 bin metrekare ve 12 salonda 100’ü aşkın ülkeden binlerce iş adamını ağırlamaya hazırlanıyoruz. Bu kapsamda, sadece Avrupa’da değil, diğer kıtalarda da tanıtım çalışmaları yürütüyoruz. TÜYAP Fuarcılık olarak 2015-2016 rakamlarında katılımcı firma sayısında %12, ziyaretçi rakamlarında %6.5 büyüme ile yılı kapattık. Mobilya sektörünün ve İSMOB’un başarısını 2017’de de perçinlemek için bu yılki tanıtım çalışmalarımıza erken başladık. İlk rotamız yurtdışı oldu. Ülkemizin mobilya alanındaki yetkinliğini gözler önüne sermek için dünya genelinde 1.5 milyar tüketiciyi kapsayacak bir tanıtım çalışması yaptık. İSMOB için İtalya’nın moda şehri Milano ile başladığımız tanıtım çalışmalarına Moskova, Dubai ve Almanya’da düzenlenen M.O.W. Fuarı ile devam ettik. Yılsonu itibarıyla toplamda 45 ülkede sektörün kalbi olan etkinliklerde önemli bir görünürlük sağladık. Ayrıca bu yıl özellikle Ortadoğu ve Afrika Bölgesi’nden gelen ziyaretçi sayısında belirgin bir artış görüyoruz”.

İSMOB 2017’DE İNOVASYON VE AR-GE DİKKAT ÇEKECEK

  • İSMOB; 12 salon ve 100 bin metrekarelik alanda 500’den fazla markanın ürünleri tüketicilerin beğenisine sunulacak.
  • İSMOB’un en dikkat çekici özelliği ise inovatif ve Ar-Ge’ye dayalı bir organizasyon olması.
  • 2017 yılında ilk kez fuarda 300 metrekarelik bir ‘Trend Alanı’nı hayata geçiriliyor. İSMOB Trend Alanı’nda, ziyaretçiler ve katılımcı firmalar için eğlenceli ve bilgilendirici aktiviteler gerçekleştirecek.
  • İSMOB, sadece ürünlerin sergilendiği bir fuar olmanın dışında, sektörün yeniliklerinin konuşulduğu, geleceğinin masaya yatırıldığı bir organizasyon. İSMOB’ta mobilya ile ilgili her şeyin görülmesi, konuşulması ve dinlenmesi amaçlanıyor.

Akfen Holding TURKrating’in ilk kez reel sektörde bir firmaya verdiği en yüksek not olan TR AAA notunun sahibi oldu

akfenAkfen Holding, TURKrating tarafından ilk kez reel sektörde bir firmaya verilen uzun vadeli ulusal kredi derecelendirme notu TR AAA almayı başaran ilk şirket oldu. 

İstanbul Uluslararası Derecelendirme Hizmetleri A.Ş. (TURKrating), Türkiye’nin önde gelen altyapı holdinglerinden Akfen Holding’in uzun vadeli ulusal kredi derecelendirme notunu TR AAA, kısa vadeli ulusal kredi derecelendirme notunu TR A1, görünümü ise durağan olarak belirledi.

Yapılan derecelendirmede güçlü finansallara sahip bir portföyün varlığı, güçlü özkaynak yapısı, güçlü ortaklıklar, güçlü kurumsal yönetim standartları, uzun yıllardır grup bünyesinde çalışan yönetici kadronun sürekliliği sağlamış olması ve şirketin faaliyet gösterdiği sektörlerin büyüme potansiyeli Akfen Holding’in sahip olduğu güçlü yönler olarak vurgulandı. Ayrıca yüksek FAVÖK (faiz, amortisman, vergi öncesi kar) yaratma kabiliyeti, önemli miktarlarda temettü sağlayan şirketlerden oluşan portföyü ve istikrarlı büyümesi kredi notunun belirleyici unsurları olduğu belirtildi.

“Şirketimize duyulan güveni bir kez daha pekiştirdi”

Akfen Holding CFO’su Kadri Samsunlu konuyla ilgili olarak yaptığı değerlendirmede, “TURKrating kriterlerine göre Akfen Holding’in reel sektördeki ulusal kredi derecelendirme notunun TR AAA olarak belirlenmesi şirketimize duyulan güveni bir kez daha pekiştirdi. Böylece organik ve inorganik olarak sürekli büyümekte olan şirketimizin sağlam finansal yapısı, güçlü özkaynak ve nakit akımları yaratma potansiyeli Turkrating tarafından da teyit edilmiş oldu” dedi.

Samsunlu, sözlerine şöyle devam etti: “Akfen Holding bünyesindeki çoğu şirketimizi yabancı ortaklarımızla birlikte işletiyoruz. Böylece Groupe Aeroports de Paris (ADP), PSA International, Souter Investment LLP, Kardan N.V., Accor SA, Tepe İnşaat Sanayi A.Ş., EBRD ve IFC gibi her biri kendi sektöründe başarılı ve kredibilitesi yüksek ulusal ve uluslararası yatırımcılarla kurmuş olduğumuz başarılı ortaklıklar ve faaliyet gösterdiğimiz sektörlerin büyüme potansiyeli de güçlü yönlerimiz olarak teyit edildi” dedi.

“Portföyümüzü aktif olarak yönetiyoruz”

“Akfen Holding’in bağlı ortaklıkları ve iştirakleri vasıtasıyla havalimanları yönetimi ve operasyonları, inşaat, deniz limanı işletmeciliği, deniz ulaşımı, su dağıtım ve atık su hizmetleri, enerji ve gayrimenkul gibi sektörlerde faaliyetlerini sürdürdüğünü hatırlatan Samsunlu, “Sahip olduğumuz bir iş modeli var. Gelecek vadeden sektörlere yatırım yapıyoruz. Portföyümüzde bulunan Mersin Uluslararası Limanı (MIP), TAV Havalimanları temettü verimliliği oldukça yüksek şirketler olarak öne çıkıyor. Ayrıca bağlı ortaklığımız Akfen Yenilenebilir Enerji optimal sermaye yapısına ulaşmış, güçlü nakit akımı yaratabilen ve yaratma potansiyeli olan bir varlığımız olarak faaliyetlerine devam ediyor. Orta ve uzun vadede gelirlerimizin artması, beraberinde yeni istihdam olanaklarının oluşturulması ve ülkemiz ekonomisi için yeni değerler yaratılması Grup şirketlerimiz için öncelik olmaya devam edecektir” diye konuştu.

Elektrik kesintileri jeneratör satışlarını artırdı

Bir ayda satılan jeneratör sayısı bir günde satıldı

Türkiye’nin dört bir tarafında yaşanan elektrik kesintisi jeneratör satışlarını ciddi oranda artırdı, çağrı merkezine gelen aramalarda büyük bir yoğunluk yaşandı. Elektrik kesintisinde jeneratör isteği ve talepler için çağrı merkezine normalden 10 kat daha fazla arama aldıklarını söyleyen Aksa Jeneratör CEO’su Alper Peker, normalde bir ayda yapılan portatif jeneratör satışı rakamına kesintiler sonrası bir günde ulaştıklarını belirtti.
Tüm Türkiye’yi saran şiddetli hava koşullar ve yeni yıla enerjisiz girme endişesi jeneratör satışlarında büyük bir artış yarattı. Artan elektrik kesintilerinden etkilenmek istemeyen vatandaşlar jeneratörlere yöneldi, bir ayda yapılan satış bir günde gerçekleşti.

Sık sık yaşanan elektrik kesintileri nedeniyle mağdur olan vatandaşların çağrı merkezlerini aradıklarını söyleyen Aksa Jeneratör CEO’su Alper Peker; “Hava sıcaklığının 0’ın altında olduğu, 2016’nın son günleri jeneratörün önemini bir kez daha gündeme getirdi. Kesintilerin başlaması ile jeneratör satın almak ve talepler için çağrı merkezimizi arayanların sayısı normal döneme kıyasla 10 kat arttı ve web sitemiz kesintinin yaşanmaya başladığı gün normalin 4 katı kullanıcı girişi sayısına ulaştı. Günlük satış rakamımıza baktığımızda ise ev ve küçük işletmelerde kolaylıkla kullanılabilen portatif jeneratörlerimizin satışı, bir aylık satışımıza denk geliyor” dedi.

Taşınabilir jeneratörler tercih edildi

Türkiye’nin genelinde yaşanan elektrik kesintileri soğuk hava ile birleşince vatandaşlara zorlu anlar yaşattı. Bunun yanı sıra tekrarlanan elektrik kesintisi ev ve iş yerlerinde kullanılan elektronik cihazların arızalanmasına yol açtı.
Hem hava şartlarının hem de yeni yıl planlarının satışları etkilediğine değinen Peker; “Çağrı merkezimize de ulaşan çağrılardan anlıyoruz ki insanlar evlerinde sevdikleriyle vakit geçirmeyi planladıkları yılbaşı için önlemini önceden almak istiyor. Vatandaşlar özellikle evdeki kombilerini çalıştırabilmek için jeneratör almaya yöneldiler. Taşıması kolay ve düşük güç ihtiyacını karşılamada ideal portatif jeneratörler, birçok ortamda kesintisiz enerji sağlıyor” dedi.

Maddi kayıpların önüne jeneratör ile geçilebilir

Zamansız enerji kesintilerinden etkilenmemek için önlemi önceden almanın önemine dikkat
çeken Aksa Jeneratör CEO’su Alper Peker; “Elektrik kesintilerinin kış aylarında arttığı ülkemizde anlık kesintiler bile ciddi kayıplara yol açıyor. Özellikle iş yeri ve hastane gibi kesintinin telafisinin mümkün olmadığı yerlerde anından devreye girebilen jeneratörler önemli. Tedbir olarak kesinti sonrasında jeneratörün bir süre daha aktif olması gerekiyor. Satış sonrası hizmet veren, periyodik bakımın yapılabildiği firmaları tercih ederek kesinti anında oluşacak kayıpların önüne geçmek mümkün. Bu şekilde jeneratöre yaptığınız yatırımın karşılığını alırsınız’’ dedi.

İstanbul Teknokent Fatih Belediyesi İle İşbirliği Protokolü İmzaladı

İstanbul Teknokent ve Fatih Belediyesi arasında 29 Aralık 2016 tarihinde ortak çalışmaların yürütülmesi amacıyla işbirliği sözleşmesi imzalandı.

er1b8478

İşbirliği sözleşmesi, İstanbul Teknokent Genel Müdürü Yasin Erol ve Fatih Belediyesi Başkan Yardımcısı O. Erhan Oflaz arasında imzalandı. İşbirliği, İstanbul ilinde yer alan İstanbul Üniversitesi Öğretim Görevlileri, üniversite lisans programları son sınıf öğrencileri, lisans ve lisansüstü programları mezunları, tekno-girişimci adayları, kobiler ve diğer teknoloji tabanlı fikirleri olan kişilerin, yaratıcılık ve yeniliği geliştirmek üzere katma değeri, teknoloji ve bilgi yoğunluğu yüksek Ar-Ge / Yenilik projelerini ülke ekonomisine ve ihracatına katkı vermesi, küresel ekonomide söz sahibi olabilmesi ve küresel değer zincirinde üst sıralarda yer alabilmesi için akılcı, sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınma ekosistemine destek verebilmesi amacıyla hazırlandı.

BİLİŞİMDE FARK YARATAN PROJELER ÖDÜLLENDİRİLDİ

TBD “BİLİŞİM 2016 HİZMET ÖDÜLLERİ” SAHİPLERİNİ BULDU

 

Türkiye, bilişim alanında dünyaya yön veren projelere imza atıyor. Türkiye Bilişim Derneği (TBD) de 2016 yılında bilişim sektöründe Türkiye’yi geleceğe taşıyan projeleri ödüllendirdi. TBD Başkanı İlker Tabak, “Bilişimde milli ve yerli projelerin önemini vurgulamak ve başarılı projeleri taçlandırmak amacıyla her yıl verdiğimiz hizmet ödüllerinde bu yıl önceliğimiz FETÖ darbe girişiminde devletin bilişim sorunlarını hızlıca çözen milli projeler oldu” dedi.

TBD Bilişim 2016 Hizmet Ödülleri kapsamında Teknolojik Dönüşüm ödülünü “GİB Linux Göçü”, e-Devlet ödülünü “TÜRKSAT “e-Devlet’te Engel Yok!”, Adli Bilişim Hizmet ödülünü “EMT Elektronik Mühendislik”, Bulut Bilişim ödülünü “Sağlık Bakanlığı SBA”, Sosyal Sorumluluk Ödülünü “Samsung Dijital Kütüphane”, Bilişim Toplumu ödülünü “Herkes için Kütüphane” projeleri aldı. Bilişim Medyası ödülü ise TGRT Haber’de yayınlanan Türkiye’nin Sayısal Gündemi Programı’na verildi. Bilişim sektöründe fark yaratan projelere “Bilişim 2016 Hizmet Ödülü” verdiklerini belirten TBD Başkanı İlker Tabak, “TBD olarak her yıl bilişim sektöründe başarılı projeleri “Bilişim Hizmet Ödülleri” kapsamında değerlendiriyoruz. Bu yıl da TBD 33. Ulusal Bilişim Kurultayı’nda teknoloji, sağlık, adli, bulut, eğitim bilişiminde dünya standartlarının üzerinde projeler gerçekleştiren kurum ve firmalarımızı ödüllendirdik. Bu ödüllerin bu tür çalışmaları ve projeleri teşvik edeceğine inanıyoruz. Türkiye’nin bilişim alanında dünyaya yön veren projelere imza attığına memnuniyetle tanıklık ediyoruz” diye konuştu.

15 TEMMUZ’DA KAMUYA TEKNOLOJİK DESTEK VEREN PROJEYE ÖDÜL

TBD’nin Hizmet Ödülü verdiği projeler hakkında da bilgi veren İlker Tabak şunları söyledi:
“Türkiye 15 Temmuz’da FETÖ terör örgütünün hain darbe girişimi ile farklı bir döneme girdi. Bilişimin ülke güvenliği ve demokrasi için hayati bin öneme sahip olduğu yaşanarak bir kez daha anlaşıldı. TÜRKSAT gibi ülkemizin can damarı bilişim ve iletişim merkezi hedef alınarak saldırıya uğradı. Darbeciler emniyet ve istihbarat birimindeki toplanan verileri de hedef aldı. Verilerin korunması, kurtarılması ve güvenli ortamlarda saklanması için EMT Elektronik Mühendislik üstün bir çaba gösterdi. Kamuya verdikleri teknolojik destek ve katkılarından dolayı TBD olarak EMT Elektronik Mühendisliğe ‘Adli Bilişim Hizmet Ödülü verdik.

Sağlık Bakanlığı’na bağlı tüm hastaneleri kapalı bir ağda ‘Bulut’ yapısıyla bir araya getiren ‘Sağlık Bakanlığı SBA Projesi’, Doküman Yönetim Sistemi, Çekirdek Sağlık Bilgi Sistemi ve Kimlik Paylaşım Sistemi’ni güvenli bir şekilde çalıştırdı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Sağlık Bakanlığına devredilen özel hastaneler güvenlik açısından kendi otomasyon sistemlerini devre dışı bırakılarak, bulut tabanlı sistem üzerinden çalıştırıldı. Ayrıca Kuzey Irak ve Suriye’de konuşlu sahra hastaneleri de Bulut Bilişim Ödülü’nü kazanan Sağlık Bakanlığı SBA Projesi kapsamında faaliyet gösterdi.
Gelirler İdaresi Başkanlığı’nın kullanımı için geliştirilen ve 30 binden fazla bilgisayarı özgür yazılım ile birbirine bağlayan GİB Linux Göçü Projesi yeni ödeme sistemleri geliştirdi. Kamusal alanda öne çıkan bu proje de ‘Teknolojik Dönüşüm Ödülü’ne layık bulundu. TÜRKSAT’ın işitme engelliler için geliştirdiği ‘e-Devlet’te Engel Yok!’ öne çıkan projeler arasında yer aldı. Proje ile cep telefonundan çağrı merkezine bağlanan işitme engelliler görüntülü olarak karşılıklı işaret diliyle sorunları çözebiliyor.

KÜLTÜR MİRASIMIZI DİJİTAL ORTAMA AKTARDIK

Bilişim sektörü olarak kültür mirasımızı gelecek nesillerle taşımak için Samsung, Milli Kütüphane’ye 500 bin dolarlık özel bir proje geliştirdi. Sosyal Sorumluluk Ödülü’nü alan ‘Samsung Dijital Kütüphane’ projesi ile Milli Kütüphane’nin sahip olduğu, içerisinde Osmanlıca, Farsça, Arapça 27 bini aşkın cilt el yazması eser dijital ortama aktarıldı. Pul, afiş, harita ve nota koleksiyonları ile taş plakların da yer aldığı arşive ücretsiz olarak dijital ortamda erişilebilecek. Proje ile araştırmacılar uluslararası akademik yayınlara ücretsiz erişebilecek. Yerel yönetimlere bağlı kütüphanelerde temel bilgisayar ve Internet erişimi sağlayan Herkes için Kütüphane (H.Ü. Teknokent Teknoloji Transfer Merkezi) Projesi ‘Bilişim Toplumu Ödülü’nü kazandı.
TGRT Haber’de Prof. Dr. Mustafa Alkan’ın yönetiminde yayınlanan ve 30’dan fazla canlı yayında Türkiye’deki bilişim alanındaki gelişmeleri işleyen Türkiye’nin Sayısal Gündemi programı da Bilişim Medyası ödülüne layık görüldü.”

Doğtaş Kelebek’e dünyanın en büyük yatırım fonlarından Franklin Templeton Investments ortak oldu

“Türkiye’nin En Değerli Markaları – Turkey 100” listesine mobilya sektöründen giren tek şirket olan Doğtaş Kelebek Mobilya’ya, ünlü yatırım gurusu Mark Mobius’un yönettiği Franklin Templeton Investments ortak oldu.

Franklin Templeton, Türk mobilya sektörünün parlayan yıldızı Doğtaş Kelebek’in 3.524.082 TL nominal değerli paylarını satın aldı.

Doğtaş Kelebek hisse senedi satışı 30 Aralık 2016 tarihinde gerçekleşti. Şirketten KAP’a yapılan açıklamada, satışa konu olan paylar üzerinde devir veya satış engelleyici bir kayıt bulunmadığı da belirtildi.

Konuyla ilgili açıklama yapan Doğtaş Kelebek Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan; “15 Temmuz darbe girişiminden sonra da ülkemize olan güvende bir azalma olmamış, yabancı yatırımcıların ilgisi devam etmiştir. Biz de bu dönemde özellikle şirketimiz ve markalarımızla yatırımlarımızı sürdürdük. Düzce’deki Kelebek tesislerimizde ek yatırımlarımız devam ediyor. 2017 yılında şirketimizde yüzde 40 büyüme gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Yaklaşık 70 yıllık deneyimi olan, 150’yi aşkın ülkede yatırımları bulunan, Türkiye’de de önemli markalara yatırımlar yapan Franklin Templeton dünyanın en büyük fonlarından biri. Hem ülkemize hem şirketimize yatırım yapması bizi motive etti” dedi.

Uluslararası piyasalarda yatırım gurusu olarak bilinen Franklin Templeton Yönetim Kurulu Başkanı Mark Mobius, temmuz ayında verdiği demeçlerde Türkiye piyasalarında yatırım fırsatları arayışında olduklarını açıklamıştı. Kişisel olarak Türkiye’ye daha yakından baktıklarını da ifade eden Mobius, yatırım fırsatlarını değerlendirdiklerini söylemişti.

ISS TÜRKİYE’NİN 2017 HEDEFİ YÜZDE 15 BÜYÜME

Yaklaşık 30 bin çalışanıyla Türkiye’nin en büyük özel sektör işverenleri arasında yer alan ISS Türkiye, 2017 yılı büyüme hedefini yüzde 15, ciro beklentisini ise 1,5 milyar TL olarak açıkladı. 2016 yılını 1,3 milyar TL ciroyla tamamlayan ISS Türkiye, 2017 yılında istihdamı yüzde 10-12 artırmayı planlıyor.

ISS Türkiye CEO’su Cavit Habib, 2005 yılından bu yana ülkemizde faaliyet gösteren şirketin, küresel ve ulusal düzeyde etkisini sürdüren ekonomik yavaşlamaya karşın 2016 yılı cirosunu bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 15 artışla 1,3 milyar TL olarak tamamladığını açıkladı. Cavit Habib, “Türkiye’nin en büyük işverenlerinden ISS Türkiye, halen 30 bine yakın çalışanın bulunduğu ve tesis yönetim, güvenlik, hazır yemek, haşere kontrol-bahçe bakım başlıkları altında konumlandırdığımız dört ayrı şirketimizdeki istihdamı ise 2017 yılı itibariyle yüzde 10-12 düzeyinde artırmayı planlıyoruz” dedi.

5 BİN YENİ İSTİHDAM

ISS Türkiye CEO’su Cavit Habib, 2016 yılı sonu itibariyle ISS Türkiye Genel Merkezi’nin de bulunduğu İstanbul başta olmak üzere Ankara, Antalya, Bursa, İzmir şubeleri ile Adana, Gaziantep, Eskişehir, Denizli, İzmit bölge ofislerinde 4 binden fazla müşteriye, 5 bin noktada 30 bine yakın çalışanla Temizlik, Güvenlik, Catering ve Haşere Kontrol ve Bitki Bakım şirketleriyle Tesis Yönetim hizmetinin en güzel örneklerinisunduklarını vurguladı.

ISS Türkiye bünyesinde 28 bin civarında saha çalışanı, 2 bin civarında da yönetici personel bulunduğunu ifade eden Cavit Habib, kadın çalışan oranının yüzde 41 gibi yüksek bir düzeyde bulunmasından duydukları memnuniyeti de ifade etti.

Şirketin Türkiye genelinde faaliyet göstermesi dolayısıyla eleman alımlarının yurt sathına yayıldığını vurgulayan Habib, özellikle yeni yapılanan projelere göre işe alım yoğunluğunun değiştiğini, son dönemlerde ardı ardına gerçekleşen projeler nedeniyle istihdamdaki ağırlığın İstanbul ilk sırada olmak üzere İç, Ege, Güney ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine kaydığını belirtti.

ISS Türkiye CEO’su Cavit Habib, ISS Türkiye olarak en fazla temizlik görevlisi, güvenlik görevlisi, aşçı yardımcısı, bulaşık görevlisi, garson, resepsiyonist ve teknisyen pozisyonlarında işe alım gerçekleştirdiklerini anlattı. Habib, halen 30 bin kişinin çalıştığı ISS Türkiye’nin toplam istihdamının 2017 yılında yüzde 10-12 dolayında artarak 35 bine yakın civarda gerçekleşmesini öngördüklerinin altını çizdi.

“KRİZLERDEN YÖNETİMİNİ BİLİYORUZ”

Küresel ya da ulusal birçok kuruluşun ekonomik krizler dolayısıyla zor dönemler yaşadığından da söz eden Cavit Habib “Bizim için en önemli iki unsur müşteri memnuniyeti ile çalışan memnuniyetidir. Doğru müşterilerle, doğru sistem ve çalışma arkadaşlarıyla çalışırsanız, hem müşterinizi hem de çalışanınızı memnun ederseniz, nasıl bir ekonomik kriz olursa olsun büyümeye devam edersiniz” dedi.

ISS World Genel Merkezi’nin yatırım yapmaktan en memnun olduğu ilk beş ülke arasında yer aldıklarını belirten Cavit Habib, merkez yönetimin ülkemizdeki potansiyeli ve dinamizmi heyecanla izlediğini ifade etti.

“HİZMET KALİTESİ VE DOĞAYA SAYGI ESASTIR”

ISS Türkiye CEO’su Cavit Habib, dünyanın en büyük tesis yönetimi şirketlerinden birinin Türkiye ayağı olarak hizmet anlayışlarının aynı sektördeki firmalardan farkına da dikkat çekti. ISSEntegre Tesis Yönetimi sayesinde müşterinin hizmet beklentisi ile gerçekten ihtiyaç duyduğu hizmeti uyumlu hale getirdiklerini anlatan Habib, böylece hem kaynakları daha verimli kullanabildiklerini hem de masrafların azalmasını sağladıklarını vurguladı.

Teknolojik gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Habib şöyle devam etti: “2011 yılından itibaren ISS Tesis/Temizlik Hizmetlerinde kullanılmaya başlanan, hijyen artırıcı ve çalışan ergonomisini gözeten ileri teknoloji CleaningExcellence (CE) uygulamaları temizlik sistemine yeni bir boyut kazandırdı diyebilirim.Daha az kimyasal, daha az su ve daha az iş gücü kullanarak operasyon anlamında müşterilerimize katma değer sağlayan projemiz, firmamızın doğaya ve bireye saygılı çalışma politikasının en belirgin kanıtı.”

2016’nın en büyük siber saldırıları

İnternet ve veri güvenliğinde 27 yıllık tecrübesiyle küresel çözüm sağlayıcı Trend Micro, 2016 yılında gerçekleşen en büyük ve dikkat çekici siber saldırıları açıkladı. Buna göre siber saldırganların en çok para ve kimlik hırsızlığına yoğunlaştıkları görülüyor.

Siber suçluların gerçekleştirdiği saldırılar, yeni teknolojiler ve cihazlarla giderek dijitalleşen dünyada kişileri ve kurumları çok daha derinden etkilemeye başladı. Üç aylık ve yıllık güvenlik değerlendirmeleriyle tüm dünyadaki siber güvenlik atmosferinin nabzını tutan veri güvenlinin lider markası Trend Micro, 2016’da gerçekleşen en büyük siber saldırıları açıklıyor.

İşte 2016’nın en büyük siber saldırıları:

Mirai ile yapılan DDOS saldırıları interneti felç etti
Ekim ayında gerçekleşen saldırıda Mirai isimli bir zararlı yazılımı kullanan siber saldırganlar DDOS adı verilen saldırı yöntemini kullanarak Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere tüm dünyada interneti felç ettiler. Bu saldırıda bilgisayarların yanında internet bağlantılı akıllı beyaz eşyalar gibi Nesnelerin İnterneti platformları da kullanıldı. Bu cihazlar kullanılarak yaratılan aşırı yoğun veri trafiğiyle birçok internet sitesi ve web hizmetinin altyapısı kilitlendi. Bu saldırıyla Twitter, Etsy,Netflix, Spotify, PayPal, Amazon gibi pek çok büyük web sitesi ve internet hizmetinin yanı sıra çok daha küçük web siteleri saatlerce erişilemez hale geldi. Bu olay DDOS saldırılarını farklı bir boyuta taşıyarak siber saldırıların hangi noktalara kadar uzanacağını gösteren önemli bir örnek oldu.

Yahoo! iki kere saldırıya uğradı
Eylül 2016’da Yahoo! tarafından yapılan duyuru sonucunda 2014’ün sonlarında en az 500 milyon Yahoo! kullanıcısının hesap bilgilerinin bir bilgisayar korsanı tarafından çaldığı ortaya çıktı. Ele geçirilen hesaplar e-posta adresi, şifre, kullanıcı adı, doğum tarihi ve telefon numaraları gibi bilgiler içeriyor. Buna ek olarak 2016’nın Aralık ayında ortaya çıkan bir başka veri sızıntısında ise 2013 yılındaki bir güvenlik ihlaliyle bir milyar kadar Yahoo! hesap bilgisinin korsanlar tarafından çalındığı belirlendi.

LinkedIn’den 117 milyon hesap bilgisi sızdırıldı
2016’nın Mayıs ayında ise popüler sosyal iş ağı LinkedIn’den 2012 yılında çalınan 117 milyon e-posta ve şifre bilgisi internete sızdırıldı. LinkedIn bu sızıntı nedeniyle 2012’den önce açılan tüm kullanıcı hesaplarının şifrelerini sıfırladı.

SWIFT sistemini hedef alan saldırıyla 81 milyon dolar çalındı
Finans sektörü tarafından yoğunlukla kullanılan SWIFT sistemine yapılan saldırı da 2016 yılının en önemli siber saldırıları arasında yer alıyor. 2016’nın Şubat ayında Bangladeş’teki bir bankanın zayıf güvenlik sisteminden dolayı SWIFT sistemine sızan siber suçlular, 81 milyon doları kendi hesaplarına transfer ettiler.

Tumblr da hacklendi
Sosyal blog sitesi Tumblr da 2016 yılında siber korsanların hedefindeydi. Mayıs ayında gerçekleşen saldırıda 65 milyona yakın kullanıcı hesabına ait bilgiler siber korsanlar tarafından sızdırıldı.

68 milyonu aşkın Dropbox hesabının bilgisi çalındı
2016’nın Ağustos ayında popüler dosya paylaşım platformu Dropbox’u hedef alan saldırıda 68 milyondan fazla Dropbox kullanıcısının kullanıcı adı ve şifresi tehlikeye girdi. Dropbox yaptığı duyuruyla 2012’den beri şifresini yenilemeyen kullanıcıların şifre güncellemesi yapmalarını istedi.

AdultFriendFinder.com saldırısı
AdultFriendFinder adındaki yetişkinlere yönelik arkadaşlık sitesi ise son iki yıl içinde iki kez büyük saldırılara maruz kaldı. 2016 yılı Kasım ayında gerçekleşen saldırıda ise hackerların yaklaşık 412 milyon kullanıcın bilgisini çaldığı belirlendi. Fakat bu saldırı AdultFriendFinder tarafından doğrulanmadı.

Oracle MICROS sistemi saldırısı
Ağustos ayında ise 180’i aşkın ülkede 330 binden fazla yazarkasada kullanılan MICROS POS sistemine de sahip olan Oracle’da önemli bir güvenlik açığı ortaya çıktı. Rus siber saldırganlar, MICROS sisteminin müşteri destek portalındaki sistemlere yerleştirdikleri zararlı yazılımla, kullanıcı bilgilerini ele geçirmeye çalıştılar.

270 milyondan fazla e-posta bilgisi siber saldırganların eline geçti
Mayıs ayında ortaya çıkan bulgulara göre 57 milyon Mail.ru, 40 milyon Yahoo!, 33 milyon Hotmail ve 24 milyon Gmail hesabı başta olmak üzere toplamda 270 milyonu aşkın kullanıcının e-posta bilgileri Rus siber suçluların eline geçti. Bu hesapların nasıl çalındığı ise hala ortaya çıkarılamadı.

Kendinizi nasıl koruyabilirsiniz?

Kapsamlı ve sürekli güncellenen bir veri güvenliği yazılımı kullanın.
E-postaların ekinde bulunan e-faturalar, fotoğraflar, metin belgeleri, videolar ve diğer dosyaları bilgisayarınıza indirmeden önce güvenlik taramasından geçirin. Kaynağından emin olmadığınız e-postalardaki dosyaları açmayın.
Aldığınız e-postaların kim tarafından gönderildiğini her zaman kontrol edin ve e-postalarla gelen bağlantı adreslerine doğrudan tıklamayın. Bunun yerine bu adresi web tarayıcısına yazarak siteye giriş yapın.
Mobil uygulamaların güvenli olduğundan ve herhangi bir zararlı yazılım içermediğinden emin olduktan sonra cihazınıza indirip kullanmaya başlayın.
Facebook, Twitter, Linked-in gibi sosyal medya hesaplarınızı herkese açık tutmayın. Tanımadığınız kişilerin erişimini kısıtlayın.
E-devlet gibi uygulamaları kullanırken bağlantı adreslerinde bulunan güvenlik simgelerini kontrol edin. Doğru siteye bağlandığınızdan emin olun.
Önemli verilerinizi her zaman yedekleyin.

TÜBİTAK 1000 Projeleri Ar-Ge Strateji Çalıştayı Gerçekleştirildi

TÜBİTAK 1000 Projeleri Ar-Ge Strateji Çalıştayı, 27 Aralık 2016 tarihinde İÜ Rektörlük Binası Doktora Salonları ve Mavi Salon’da düzenlendi.

İstanbul Üniversitesi TÜBİTAK’ın 1000 kodlu “Üniversitelerin Araştırma ve Geliştirme Potansiyelinin Artırılmasına Yönelik Destek Programı” kapsamında, Klinik İlaç Araştırmaları, Deneysel Tıp Araştırmaları, Biyoteknoloji olmak üzere 3 alanda destekleniyor. Bu projeler İstanbul Üniversitesi’ne, TÜBİTAK’ın “1003 – Öncelikli Alanlar Ar-Ge Projeleri Destekleme Programı” ve “1004 – Mükemmeliyet Merkezi Destek Programı” kapsamında büyük ölçekli proje başvurusu yapma imkânı sağlayacak.

Projeler 2017 yılının Ocak ayında tamamlanacak. Söz konusu projeleri tanıtmak ve değerli akademisyenlerin, genç araştırmacıların ve dış paydaşların görüş ve önerilerini almak üzere düzenlenen çalıştay yoğun ilgi gördü. Çalıştay, 3 paralel seksiyonda kümelenme çalışmaları ile başladı. Çalıştay, projelerin tanıtımının ardından araştırma alanları, altyapı gereksinimleri, işbirliği olanakları ve çözüm önerilerinin tartışıldığı soru-cevap oturumu ile devam etti.

Çalıştayın son oturumu İÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak ve İÜ Rektör Yardımcısı ve Proje Koordinatörü Prof. Dr. Halis Yunus Ersöz’ün katılımları ile gerçekleştirildi. Son oturumda, YÖK’ün genç araştırmacıları destekleme programları, İstanbul Üniversitesi AR-GE ve bilimsel yayın destekleri, araştırma ve eğitim hedefleri gibi konulara değinildi. Çalıştay, İstanbul Üniversitesi’nin klinik ilaç, deneysel tıp ve biyoteknoloji alanlarındaki gücünü bir kez daha ortaya koydu.

Farklı alanlarda uzmanlaşmış yetkin araştırmacı sayısının yüksekliği, gelişmiş laboratuvarlar, ulusal/uluslararası proje ve patent potansiyeli dikkate alındığında, 1000 projeleri İstanbul Üniversitesi’nin bu alanlarda araştırma, eğitim ve hizmet faaliyetlerinde öncü konuma gelmesine aracılık edecek.