Lojistik Mezunlarına İş Bulma Noktasında Bazı Tavsiyeler

“İyi bir lojistikçi olmanın ilk kuralı, iyi bir lojistikçi olmaya karar vermektir.”

Lojistik mezunu olan birçok gencimiz, gerek sosyal medyadan gerekse yazılan yazılardan takip ettiğim kadarıyla bir karamsarlık psikolojisi içindeler. Birçoğunun okuduğu bölüm hakkında kafasında birçok soru oluşmuş.

  • Mezun olunca iş bulabilecek miyiz?
  • Bulduğumuz işte kendimizi geliştirebilecek miyiz?
  • Acaba lojistiğe seçerek doğru mu, yanlış mı karar verdik?

Gibi birçok soru lojistik mezunlarının ve hâlihazırda lojistik okuyan birçok insanın kendi kendine sorduğu ana sorular. Peki, bu soruların üstesinden nasıl gelebilirler ve gelecek için duydukları kaygı gerçek mi, değil mi? İşte bu yazıda naçizane tecrübelerimi, yapılması gerekenleri sıralamak istiyorum.

Lojistik Dünya’da ki tüm sektörlerin kullandığı ve kullanmak zorunda oldukları bir iştir. Lojistik hayatın tam içindedir. İnsan olarak hayatımız aslında bir lojistiktir. Bir yerden bir yere giderken, bir eşyamızı giysi dolabımıza taşırken, evimize marketten erzak alırken ve verebileceğimiz onlarca örnekle aslında özüne baktığımızda her gün milyonlarca lojistik iş yapıyoruz.

Bir kere, bir lojistik mezununun mezun olduktan sonra illa ki gidip bir lojistik şirketinde çalışması gerekmez. Birçok firmanın lojistik birimleri zaten var. Onların birinde de çok kolay şekilde çalışılabilir. Tabi ki iş başvurusu yaptığınızda size ilk önce tecrübenizin olup olmadığını soracaklardır. Sizde haklı olarak herhangi bir tecrübenizin olmadığını söyleyeceksiniz. İlk kural, başvuru yaptığınız yerin aradığı personel kriterleri iyi anlayın. Firma eğer istihdam edeceği yerde tecrübe istiyorsa, zaten gidip iş başvurusu yapmayın. Ama birçok firma özellikle lojistik firmaları, ilk iş başvurusunda tecrübesiz eleman alıp, yetiştirmek ister. Yönetim kadrosunda bir yere müracaat ederseniz tabi ki sizden tecrübe isteyecektir. Sakın işten kaçmayın. En alt kademe neyse ondan başlayarak işe talip olduğunuzu, iş görüşmesi yaptığınız kişiye söyleyin. Staj yaptığınız yerler ile diyaloglarınızı sıcak tutun ve mümkünse staj süreniz boyunca bizzat işe gidin ve çalışın. Bu sizin okul bitiminde hemen bir iş sahibi olmanıza katkı sağlayacaktır.”Ben üniversite mezunu bir lojistikçiyim, öyle küçük işler ile uğraşamam, evrak dosya işi yapmak, sahada çalışmak için üniversite okumadık” gibi egolara kapılmayın. Unutmayın, sahada öğrendiğiniz her bir bilgi ve tecrübe ileride kariyeriniz için çok önemli bir yere sahiptir. Şahsen ben; Üniversite mezunu olmama rağmen, sırasıyla;

  • Kurye
  • Araç Kuryesi
  • Şube Bilgisayar Operatörü
  • Nokta Şube Sorumlusu
  • Şube Müdürü
  • Satış Sorumlusu
  • Satış Müdürü

Olarak kariyer yaptım. Kuryelik yaptığım esnada öğrendiklerimi, kesinlikle hiçbir kitaptan öğrenmedim. Öğrenemezdim de! Bu sebeple eğer gerçekten lojistikçi olmak istiyorsanız, mutlaka en alt kademeden başlayın. Bayan mezunlar tabi ki kuryelik yapmasın ama iş süreçleri içinde onlara da uygun iş öğretileri mevcuttur. Lojistik sektörü her zaman aktiftir. Kendinizi iyi yetiştirirseniz her zaman çok kolay iş bulabilirsiniz. Lojistik sektöründe her zaman personel aranır. Tecrübeniz yok diye korkmayın. Tecrübe kazanmak için çaba sarf edin. Kendinizi işe iyi adapte eder, gerçekten öğrenmek için çalışırsanız başarı merdivenlerini teker teker çıkarsınız.

Yazar: Halit KAYA

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Şubat 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız… 

Üretimde Kimin, Ne Kadar Katma Değeri Var?

Üretim ile ilgili çıktılar ve veriler günümüzde kolayca takip edilebilir bir haldedir. Dünya üzerindeki çeşitli istatistik kurumları bu bilgileri takip ederler ve analizler ortaya koyarlar. Dünya Bankası işte tam da bu amaçla ülkelerin üretimdeki katma değerlerini takip etmektedir. Sizler için dünyanın önde gelen ülkelerini bu analize dahil ederek karşılaştırma sunmak istedik. Dünya ortalamasının yanı sıra Türkiye, Hindistan, Çin, ABD, Rusya ve Avrupa Birliği ortalamalarını analize dahil ettik.

8

Şekil 1: Dünya haritası üzerinde ülkelere göre üretimde katma değer yoğunlukları.

9

 

Şekil 2: Ülkelere göre üretimde katma değer oranları

….

Yazar: Burak ÖÇLÜ

Sözleşmenizdeki Yetkili Mahkeme Kayıtları Geçerli Mi?

Hukukta “yetki sözleşmesi” olarak andığımız ve sözleşmelerde genellikle “Bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda İstanbul mahkemeleri yetkilidir.” ya da benzeri ifadelerle karşımıza çıkan hükümler konusuna değineceğim.

Öncelikle, belirtmek gerekir ki, sözleşme serbestîsi ilkesi çerçevesinde, kural olarak tarafların o sözleşmeden doğacak davaların hangi yer mahkemesinde görüleceğini belirleme yetkileri vardır. Ancak, hemen belirteyim burada sadece yer bakımından bir belirleme yapılabilir. Yani İstanbul mahkemeleri, İzmir mahkemeleri gibi…

Ama şunu yapamayız “Bu sözleşmeden doğan davalar İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri’nde görülecektir.” diyemeyiz. Desek bile, açacağımız davanın türü ticaret mahkemelerinde görülmeye müsait değilse, örneğin, tüketici mahkemesinde görülmesi gerekiyorsa, biz sözleşmeyle bunu değiştiremeyiz. Çünkü bu konu mahkemelerin “görev” konusudur. Yani uyuşmazlığın hangi mahkemenin görevine girdiği konusudur ki, burası, sözleşmeyle müdahale edilemeyecek, emredici kurallarla düzenlenmiş, kamu düzenini ilgilendiren bir alandır. Biz sözleşmeyle sadece davanın hangi yer mahkemesinde görülebileceği (yetki) üzerinde anlaşabiliriz.

2011’de getirilen yeni kural

Ancak, yapacağımız bu anlaşmanın geçerliliği bakımından 2011 yılında bu konuda önemli bir gelişme oldu. Mahkemelerin işleyişiyle ilgili kuralları belirleyen kanun yenilendi. Kanun’un yeni adı “Hukuk Muhakemeleri Kanunu”. Bu Kanun, yetki sözleşmeleri hakkında önemli bir yenilik getirdi.

Buna göre, artık herkes sözleşmeyle yetkili mahkemeyi tayin edemeyecek. Bu imkân sadece her iki tarafı da tacir ya da kamu tüzel kişisi olan sözleşmelerde mevcuttur. Bunun haricindeki sözleşmelerde, taraflar sözleşmeye böyle bir hüküm koysalar da bu hüküm geçersiz olacaktır.

Peki, yetki anlaşması geçersizse ne olur?

Yetki anlaşması geçersizse, onun yerine kanun o konudaki uyuşmazlığın hangi yer mahkemesinde görülmesi gerektiğini düzenlemişse dava orada görülecektir.

….

Yazar: Yrd. Doç. Dr. Umut Yeniocak

 

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Nisan 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız… 

Taşıma Sürecinde Emtia Sigortasında Sigortacının Ödemesinde Rücu Hakkı

Uygulamada malın satıcısı veya alıcısı taşıma risklerine karşı Nakliyat Emtia Sigorta Sözleşmesi çerçevesinde malı taşımacılık risklerine karşı sigorta ettirmektedir.

Bu sigorta sözleşmesi yapılırken taşımacılık risklerinin gerçekleşmesi ihtimalinde sigortacının tazminat ödeme yükümlülüğü sigortacının edimini oluştururken, sigorta ettiren ise prim ödeme borcu altına girer.

Burada 6102 sayılı TTK m.1401 açıkça “…zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi halinde bunu tazmin etmeyi…” ifadeleri ile sigorta sözleşmesi akdedilirken gerçekleşen zararın değil, gerçekleşmesi muhtemel zararın sigorta kapsamında olduğunu vurgulamıştır.

Öyleyse zarar meydana geldikten sonra, sigorta sözleşmesi ile söz konusu zararın tazmininin kararlaştırılması sigorta sözleşmesi olarak değerlendirilemez. Bu durumda sigortacı sigorta sözleşmesinden önce gerçekleşen zarar için ödeme yaparken; gerçekte sigortalanabilir bir risk için değil; gerçekleşen zarar için ödemede bulunabilir.

Zarar gören, zararını zarar gerçekleştikten sonra Sigortacıya tazmin ettirmekte, sonra da bu aldığı tazminat nispetinde ya ödemede bulunan Sigortacıya temlik vermekte ya da her hangi bir temlik de vermeyebilmektedir. İşte Sigortacı ödemesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 183 ve devamına göre asıl zarar verenden alacaklı olan sigortalının alacağını devir-temlik alma karşılığında ödeme olabilir. Ya da ex-graita – hatır için yapılmış bir ödeme olabilir.

Böyle bir durumda zararını sigortacıya tazmin ettiren sigortalının artık zarar verene başvurarak tazmin talep etmesi sebepsiz zenginleşmeye neden olacak iken; sigortacının zarar verene başvurması ise ancak alacağın temliki hükümlerine göre kabul edilebilecektir. Ancak sigortacı zarar gerçekleştikten sonra yaptığı sigorta sözleşmesi gereği tazminat ödemesinde bulunursa temlik söz konusu olmadığı sürece 6102 sayılı TTK m.1472 hükmünden yararlanarak rücuen tazminat talebinde bulunamayacağı kanaatindeyiz.

Yazar: Av.  Dr. Turkay Özdemir

 

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Nisan 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız… 

Gemi İnşa Sektöründe Rekabet için Tedarik Zinciri Yönetimi

Tersanecilik sektöründe yaklaşık 700 yıllık bir geçmişe sahip olan ülkemiz gemi ve yat inşasında dünyada belli başlı aktörlerden biri olmak yolunda hızla ilerlemektedir. Denizcilik sektöründeki gelişmelerin ekonomik anlamdaki ülkemize katkıları bu sektörün daha fazla gelişmesinin sağlanmasının önemini ortaya koymaktadır. Ülkemizdeki tersanelerde askeri gemiler, yük gemileri, tankerler, kargo gemileri, mega yatlar başta olmak üzere çok çeşitli ölçekte gemi, tekne ve yat türleri inşa edilmektedir.

Gemi ve yat sektörü, ulaştırma lojistik taşımacılık ve turizm sektörüne, katkıda  bulunurken, ülkemizin istihdam oranının ve döviz miktarlarının artmasına destek sağlamakta, aynı zamanda gemi ve yat  inşasında kullanılan binlerce malzeme ile sektöre ait yan sanayiye de katma değer sağlamaktadır. Sektörde, küresel anlamda rekabet edebilecek seviyede tesislere, teknolojiye ve işgücüne sahip olmak önem arz etmektedir.

Günümüzde gemi inşa sektöründe özellikle sektörün önemli oyuncularından Çin’in pazar payını gittikçe artmakta, Güney Kore’nin pazar payı aynı şekilde devam etmekte ve Japonya’nın pazar payı ise gittikçe azalmaktadır. Bölgesel açıdan incelendiğinde Türkiye’nin, Avrupa Birliği ülkelerinde mevcut gemi inşa sektörüyle  rekabet ederek büyüme hedeflerine ulaşılabilmesi için, devletin bu sektöre olan desteğinin artarak devam ettirmesi oldukça önem kazanmaktadır.

….

Yazar: Suat SARAÇOĞLU

 

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Nisan 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız… 

Kültürel Farklılıklar

Global pazarlarla çalışmaya başlarken saat farkı, dil ve para birimi gibi öngörülebilen zorluklar yanında daha az beklenilen fakat aşması daha zor olan bir diğer konu kültürel farklılıklardır.

Her ne kadar eğlence konusu olabilecek durumlar yaratsa da, iş hayatında maddi zararlara ve sözleşme fesihlerine neden olabilecek yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırmak için kültürel farklılıkları göz önünde bulundurmak ve kabul etmek gerekir.

Lojistik veya tedarik zinciri yönetiminde çalışanlar, global çevreden dolayı mutlaka kültürel farklılıklarla karşılaşacaklardır. Özellikle iş ilişkilerinin başlangıç aşamasında bu farklılıklar karşısında açık fikirli olmak, her iki taraf için de karlı sonuçlar doğurabilecektir.

Kültür’ün çocukluktan başlayarak öğrenilen bir deneyim olduğunu ve dolayısıyla farklı kültürlerdeki insanları oldukları şekilde kabul ederek daha yaratıcı ve doğru kararlar verilebilir.

Global çevrede iş yaparken sabır önemli bir yer alır. Örneğin, batı kültürleri herhangi bir talebi veya problemi ele alırken hıza değer verirken, doğu kültürleri farklı alternatifleri de değerlendirebilmek için biraz yavaş hareket edebilirler. Bu nedenle sabırlı olmayı öğrenmek iş ortaklarınızın doğru kararları verebilmesi açısından büyük önem taşır.

Yazar: Simge Erdağ

 

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Nisan 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız… 

Sosyal Güvenlik Kurumunun İdari Para Cezası Uyguladığı İşlemler Ve Cezaları Önleyici Tedbirler

Türkiye’de işveren olmak zor. Özellikle emek yoğun bir sektörde faaliyet gösteren işletmelerin sorumlulukları ve yükümlülükleri oldukça fazla olmasına karşın; kanunlarımız işverenler ve profesyonel yöneticiler tarafından yeterince bilinmiyor. Çalışma hayatı ile birebir etkileşim halinde olan devlet kanunlar yoluyla yaptığı düzenlemeler ile özel sektörün kamu kurumları ile ilişki süreçlerini düzenleyerek sürecin aksaması halinde oluşacak risk unsurlarını da kanunlar yoluyla belirliyor. Devletin belirlediği süreçlerde oluşacak bir aksaklık neticesinde genellikle işverenler idari para cezaları ile karşı karşıya kalıyor.

Ülkemizde işverenlere en fazla idari para cezası uygulayan kurumlardan biri de sosyal Güvenlik Kurumu olarak karşımıza çıkıyor. Sosyal güvenlik reformu sonrası konsolide hale getirilerek sadeleştirilen mevzuat halen bir çok işveren ve profesyonel için yeterince karmaşık. Bu ayki yazımın konusunu sosyal güvenlik mevzuatı alanındaki karmaşıklığı bir nebze giderebilecek önemli konulardan biri olan Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uyguladığı idari para cezalarına ayırdım.

SOSYAL GÜVENLİK KURUMU’NUN İDARİ PARA CEZASI UYGULADIĞI İŞLEMLER

Kamu kurumları ilgi alanlarında belirledikleri oranlarda idari para cezalarına hükmedebilmektedirler. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun idari para cezalarının oranları ise asgari ücret üzerinden belirlenmiştir. Bu nedenle her sene için altı aylık periyotlarda belirlenen asgari ücret tutarlarına göre SGK’nın uygulayacağı idari para cezalarının meblağları değişiklik göstermektedir. Asgari ücreti katları şeklinde belirlenen cezalar Kurumun taraf olduğu işlemleri öngörüldüğü şekilde yapılmadığı durumlarda ortaya çıkmaktadır.

….

Yazar: Sertaç Sedat KÖKSAL

 

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Nisan 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız… 

KOBİ’ler ve Finansal Raporlama

Yeni Türk Ticaret Kanunu (TTK) 2011’de yayınlandığında, Uluslararası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartlarına uyumlu Kobi Standartlarının uygulanması zorunluluğu getirildi. Bu düzenlemeyi sağlamak üzere o zamanki TMSK (bugün Kamu Gözetim Kurumu bünyesinde) Kobi’ler için Finansal Raporlama Standartlarını yayınladı. Ancak 2012 yılında TTK’da yapılan değişiklikle KOBİ’lerde ve küçük işletmelerde Finansal Raporlama Standartlarının kullanılması zorunluluğu kaldırıldı. Kamu gözetimi kapsamında denetime tabi olmayan küçük ve orta ölçekli işletmelerin vergi hukukuna göre muhasebe işlemlerini yürütebileceğini ve finansal raporlamasını vergi hukukuna göre yürütebileceği şeklinde düzenleme yapıldı.

Bu düzenleme özetle şöyledir: TTK’nın 64. Maddesine eklenen 5. Fıkrası ile vergi kanunlarına uygun olarak matrahın tespit edilmesine ve buna yönelik finansal tabloların hazırlanmasına olanak tanınmıştır. Buna göre, gerçek ve tüzel kişiler Vergi Usul Kanunu(VUK)’un 175. ve  mükerer 257. Maddeleri gereği maliye bakanlığı tarafından yapılacak düzenlemeleri uygulayabilirler. Dolayısıyla KOBİ’ler ve küçük işletmeler, TTK 88. Maddesi gereği Kamu Gözetim Kurumu tarafından yayınlanacak Türkiye Muhasebe ve Raporlama  Standartlarını kullanma zorunluluğunda değiller.

Yazar: Yrd.Doç.Dr.İpek Türker

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Nisan 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız… 

Müşterilerin Kargo Şikâyetleri

Hepimiz karşılaşmış veya sitem etmişizdir. Adımıza gelen bir kargo neden bulunduğumuz kata kadar teslim edilmez diye? Daha sonra geçmişizdir PC başına, girmişizdir bize kargo getiren firmanın internet sitesine yazmışızdır şikâyetimizi…

Peki; bir kargo şirketinin, bir alıcının kargosunu, kata kadar teslim etme mecburiyeti var mıdır? Bu yazımda bu konu hakkında detaylı bilgi vermek istiyorum.

Kargo şirketlerinin amacı kendisine verilen ürünü, alıcısına hızlı, zamanında ve sağlam bir şekilde teslim etmektir. Kargo sektöründe alım iki şekilde olur; Adresten Alım (AA) Şubeden Alım (ŞA).Teslimde iki şekilde olur; Adrese Teslim (AT),Şubede Teslim (ŞT).Bu şekli ile ürün sevk eden kargo şirketlerinde fiyat; AA veya ŞA olursa farklı, AT veya ŞT olursa farklıdır. Fiyatı belirleyen ana unsur; zaman, emek ve maliyet unsurudur. Hiç bir kargo şirketi ek ücret almadan kata teslimat yapmaz. Yani kargoyu gönderen kişi, kargonun,”alıcısına kata kadar teslim edilmesini istiyorum” demediği müddetçe kargo adrese teslim edilir, kata teslimi yapılmaz. Alıcı, aşağıya iner kargosunu bulunduğu evin giriş kapısının önünden teslim alır. Tüm kargo şirketlerinin dağıtım yaptığı alanda yaya kuryesi ve araç kuryesi vardır. Aracında bir çok farklı adresin (bu rakam 100 ile 500 farklı nokta olabilir)teslimatı bulunan kurye, her gittiği yerde kata teslimat yaparsa, aracında teslimat için bekleyen kargoların büyük bir çoğunluğunun teslimatını sağlayamayacaktır. Bu durumda kargoların devir kalmasına yani geç teslim edilmesine sebebiyet verecektir. Bazı alıcılar internet üzerinden birden fazla kişinin ancak kaldırabileceği; Çamaşır makinesi, fırın, mobilya vb. ürünler satın almakta ve bu ürünlerin kapılarına kadar teslim edilmesini istemektedirler.

Yazar: Halit KAYA

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Nisan 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız… 

 

Tedarik Zinciri Yönetiminde Lojistik Ağı Tasarımı

Yıllar boyu birçok firma, her bir işletme fonksiyonunun etkililiğini ve verimliliğini artırmak için fonksiyonları bireysel olarak ele almış ve çalışmalarını ayrı ayrı yürütmüştür. (MIN & ZHOU, 2002) Fakat küreselleşmenin sonucu olarak artan rekabet koşullarında artık firmaları başarıya götüren kavram, bütünleşik bir yaklaşımdan geçmektedir. (GUNASEKARAN, HONG, & FUJİMOTO, 2014)

Tek bir işletme bünyesinde bütünleşik yapıyı hedefleyen lojistik anlayış, 1990’lı yıllardan itibaren, hem tedarik kaynaklarına hem de müşterilere giden kanal boyunca genişlemeye başlamıştır. (ÖZTÜRK & DOĞAN, 2012) Planlama, tasarım ve kontrol aşamaları boyunca tedarik zincirinin bir bütün olarak ele alınmasının stratejik önemi zaman içinde kavranmıştır. (MIN & ZHOU, 2002)

 

İlk tedarikçiden son müşteriye kadar uzanan ürün ve bilgi akışını içeren bir yaklaşım olan Tedarik Zinciri Yönetimi, son yıllarda doğrusal bir yönetim kavramı olarak değil bir ağ yönetimi kavramı olarak ele alınmaktadır. (LU, CHEN, CHANG, & TRAPPEY, 2013)  Bu nedenle tedarik zinciri yönetimi kapsamında büyük bir öneme sahip olan lojistik ağı tasarımı, firmalara maliyet avantajı kazandırarak rekabetçi güçlerini artırmalarını sağlamaktadır. Lojistik ağı tasarımının maliyet ve müşteri memnuniyeti üzerindeki etkileri nedeniyle çoğu firma bu konuya odaklanmış durumdadır. (MIN & ZHOU, 2002)

Bununla birlikte gelişen teknoloji ile internetin her geçen gün artan kullanım alanı ve sağladığı faydalar, her alanda olduğu gibi Tedarik Zinciri Yönetimi alanında da etkilerini göstermektedir. İnternet sayesinde Lojistik Ağı geleneksel yapıdan uzaklaşmış (ÖZTÜRK & DOĞAN, 2012) ve yeni imkânlar doğmuştur. E-ticaret sayesinde tedarik zinciri kısalmış, üreticiler aracılar olmaksızın tüketicilerine ulaşabilir hale gelmişlerdir. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de giderek artan bireysel internet kullanıcı sayısı, yeni bir tüketici kesimini doğurmuş ve bu durum yeni iş kollarının gelişmesini tetiklemiştir.

….

Yazar: Gülay EROL

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Nisan 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız…