Satın alma süreçlerinde pazarlık ve müzakereler önemli bir yer tutuyor. Müzakerecilerin çoğu zaman duruma farklı bakış açılarından yaklaştığını ve bazılarının başarısız olurken, bazılarının kolay ve sorunsuz ilerlediğine şahit oluyoruz. Bunun nedenlerini ortaya koymak için öncelikle farklı yöntemlere bakmak gerekir.
Farklı Pazarlık Yöntemleri
Müzakereciler, beş yöntemden birini kullanarak müzakere etme eğilimindedir: rekabet etme, uzlaşma, kaçınma, taviz verme veya işbirliği yapma.
Bunlar, Thomas ve Kilmann‘ın “Çatışma Modeli”nden uyarlanmıştır. Özellikle iki veya daha fazla taraf, farklı veya çatışan ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken bazen gerginlik yaşanabildiği için bu yöntemlerin hepsi müzakere sırasında iyi bir ilişki oluşturma eğilimindedir.
Rekabetçi yaklaşım: Bu tarzı sergileyen müzakereciler iddialı, kendine güvenen, anlaşmaya ve sonuçlara odaklanan kişilerdir. Bu satın alma uzmanları, bazen karşıt görüşlere kulak asmadan, kendi endişelerinin peşinden gidebilir. İşbirliği eğilimleri daha düşüktür.
Kaçınma yaklaşımı: Bu yaklaşıma sahip müzakereciler genellikle daha az iddialı ve biraz daha kaygılıdır. Gerginlik yaratmaktan kaçınmayı tercih ederler. Tarafsız, nesnel veya durumdan uzak dururlar veya sorumluluğu karşı tarafa bırakırlar. Bu aslında özverili bir tavırdır. Kaçınma yaklaşımına sahip satın alma profesyonelleri, girişkenlik ve işbirliği yapmada pek başarılı değildir. Hem anlaşmanın özüne hem de taraflar arasındaki ilişkiye odaklanmakta güçlük çekerler.
Uzlaşmacı yöntem: Bu yöntemi uygulayan müzakereciler, karşı tarafla ilişkileri sürdürmeye odaklanır. Gerginlikleri yumuşatmaya, farklılıkları en aza indirmeye meyillidirler ve en çok, iyi bir ilişki sürdürmek ve diğer tarafın ihtiyaçlarını karşılamakla ilgilenirler. Bu tarzda, girişkenlik daha düşük ve işbirlikçilik daha yüksektir.
Taviz verme yöntemi: Taviz veren müzakereciler genellikle farkı böler ve her iki tarafın ihtiyaçlarının orta düzeyde tatmin edilmesiyle sonuçlanma eğiliminde olan hızlı bir orta yol çözümü arar. Bu tarz, girişkenlik ve işbirliğinde orta düzeydedir ve daha çok, bir ilişkiyi sürdürürken nispeten verimli bir şekilde düzgün bir anlaşma oluşturmaya odaklanır.
Hangi Yöntem Daha Verimli?
Tüm pazarlık yöntemlerinin avantajları ve riskleri vardır. Belirli durumlarda biri diğerlerinden daha faydalı olabilir. Örneğin, uzlaşmacı bir müzakereci, anlaşma kendi çıkarlarına uygunsa, ilişki kurmak için harcayacağı çabayı, satın alma sürecinin daha işlemsel kısımlarına yönlendirebilir.
Sürdürülebilirlik, gitgide daha sık duymaya başladığımız bir kavram. Satın alma ve tedarik zincirleri açısından baktığımızda, sürdürülebilirliğin hem zorluklar hem de fırsatlar içerdiğini söyleyebiliriz.
Şirketler, sadece dışarıdan gelen baskının bir sonucu olarak veya sürdürülebilirliği yıllık raporuna koymak isteyen üst düzey yöneticilerin isteğiyle çevreci değerlere veya sürdürülebilirliğe bağlı kalamıyor. Sürdürülebilirliği kurum kültürlerine yerleştirmeleri gerekiyor.
Tedarik Zincirinde Sürdürülebilirlik Gerekli mi?
Bu soruya rahatlıkla “evet” yanıtını vermek mümkün. Tedarik zinciri sürdürülebilirliği şirketlere katma değer sağlar. Maliyetleri düşürür, üretkenliği artırır ve bazı durumlarda geri dönüşü sağlar. Tedarik zinciri sürdürülebilirliğine verilen önem bazen çeşitli regülasyonlar ve yönetmelikler gereği olarak da ortaya çıkabilir.
Ancak günümüzde tedarik zinciri liderlerinin %30’u, tedarik zinciri sürdürülebilirlik girişimlerinin hiç olmadığını veya çok erken aşamada olduğunu belirtiyor (Kaynak: Gartner). Tedarik zinciri sürdürülebilirliğinin önündeki yaygın engeller arasında sınırlı kaynaklar, birbiriyle çelişen öncelikler, sürdürülebilirlik kavramlarının tam anlaşılmaması ve erken kazanımlarda düşük görünürlük sayılabilir.
Adım Adım Sürdürülebilirlik Uygulamaları
Mark Nutburn tarafından kaleme alınan bir makalede yapılan şaşırtıcı bir tespit, sürdürülebilirlik eksikliğinin sadece çevreye zarar vermekle kalmayıp, şirketlerin karlılığı üzerinde de ciddi olumsuz etkilerinin olduğunu ortaya koymaktadır. Nutburn, iklim değişikliğiyle doğrudan ilişkili olduğu tahmin edilen doğal afetlerin, global şirketler açısından her yıl yüz milyonlarca avroluk bir kayba neden olduğunu yaşanan örnekler üzerinden açıklamaktadır.
Peki, sürdürülebilirlik yolculuğuna çıkmak için temel adımlar neler?
Tedarikçi firmaları çevresel performansa göre sınıflandırmak, teşvik edici bir başlangıç olabilir. Tedarikçileri değerlendirme aşamasında, kalite başta olmak üzere pek çok kritere başvuruluyor. Günümüzde bu kriterleri genişletmek mümkün. Örneğin, e-satınalma platformları üzerinden gerçekleştirilen alımlarda, platformların sunduğu FDU (Fiyat Dışı Unsurlar) altyapısı sayesinde, satın alma uzmanları ISO 14001 gibi uluslararası çevre yönetim sistemi belgelerini karşı taraftan talep edebilir.
Ayrıca, sektörel iş birliğine açık olmak, atılacak adımları kolaylaştırabilir. Birçok şirket, karmaşık tedarik zinciri sorunlarının bireysel çabalarla çözülemeyeceğini ve sektörel çapta iş birliğinin gerekli olduğunu kabul ediyor. Benzer tedarik zincirlerini paylaşan emsal şirketler, sürdürülebilirlik performansı için ortak standartlar ve en iyi uygulamaları belirleyebilir, tedarikçilerin aynı ölçütlere göre değerlendirilmesine olanak sağlayabilir.
Bu iş birlikleri, müşterilerinin benzer gereksinimlerini karşılamak için çalışan tedarikçi tarafında ise, denetim yoğunluğu, eğitim yükü ve fazlaca evrak işini önlemeye yardımcı olur.
Son olarak, bilindiği gibi atıkları azaltarak ve binaların, araçların ve makinelerin verimliliğini artırarak hızlı bir şekilde geri dönüş alınabilir.
Sürdürülebilir bir tedarik zinciri elde etmek için bir şirketin tüm tedarik zinciri boyunca çevresel, sosyal, ekonomik ve yasal kaygıları ele alması gerekir. Bütünsel bir yaklaşım benimseyerek, atık ve çevresel ayak izini azaltırken, aynı zamanda çalışma koşullarını, sağlık ve güvenliği iyileştirmek esastır.
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi
ŞİRKET EĞİTİMLERİ
FABRİKANIZDA BİRE BİR (1-1) YÖNETİCİ ve GRUP EĞİTİMLERİ
Şirket eğitimlerinistandart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz.
Satınalma Danışmanlığı
Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır.
Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.
Mottomuz:“Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”
Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.
Satın alma uzmanlığı, şirketler açısından sürdürülebilir maliyet tasarrufu ve uzun vadede katma değer yaratma potansiyelini taşıyan, oldukça önemli bir pozisyondur. Etkili satın alma, bir kuruluşun maliyetleri düşürmesine, kaliteyi korumasına ve tedarik zincirine yönelik risk düzeylerini yönetmesine yardımcı olabilir.
Peki, bu kritik görevde daha yüksek performans getirecek 4 kilit nokta nedir?
İnsan İlişkileri Yönetimi
Yapılan iş kurumlar arasında gerçekleşse bile, insan faktörünü dışlamamak gerekiyor. Daha etkili alıcı-satıcı ilişkileri, her iki tarafın da belirsizliği ve bağımlılığı yönetmesine, toplam maliyetleri düşürerek verimliliği artırmasına ve müşteri ihtiyaçları hakkında daha iyi bilgi sahibi olarak ürün ve pazar yönelimini geliştirmesine yardımcı olur.
Bu da, karşılıklı güven ortamı oluşturmakla mümkün.
Tedarikçilerle şeffaf ve adil ilişkiler kurmak açısından TEAMPROCURE gibi bir e-satınalma yazılımı kullanmak kolaylık sağlamaktadır.
2. Maliyet Tasarrufu
Kurumsal satın alma yapılırken kuruluşların önceliği en uygun fiyata erişmek olsa da, günümüzde satın alma uzmanları, maliyet tasarrufunun ölçülebilir ve sürdürülebilir olmasına da özen gösteriyor. Kullanılan dijital platformun teknik altyapısı desteklediği takdirde, e-satınalma yaparken verilere ve belgelere, başka bir deyişle raporlanabilir kriterlere dayalı kararlar almak firmanız açısından verimliliği üst düzeye çıkarır.
Başarı için uzun vadeli bir planınız olmalı. Bir eylem planı yürütmek, belirli bir hedefe yönelik ilerlemeyi değerlendirmenizi sağlar. Ticarette sadece başınıza geleceklere izin vermek yerine geleceği şekillendirmek mümkün olabilir.
Türkiye’de Telekomünikasyon Sektörü 2023 Yılında Büyüdü mü?
Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), Telekomünikasyon sektörünün 2023 yılı performansı ve sektör düzenlemeleri üzerine hazırladığı kapsamlı değerlendirme raporunu kamuoyuyla paylaştı. TELKODER, 2023 sonu itibariyle 466 şirketin faaliyet gösterdiği sektördeki gelişmelerin ve düzenlemelerin etkilerini ayrıntılı bir şekilde ele alarak, sektörün gelişmesine katkı sağlayacak değerlendirmelerde bulunuyor.
TELKODER’in hazırladığı rapor, 2023 yılında uygulamaya konan düzenlemelerin sektöre olan etkilerini geniş bir perspektiften değerlendiriyor. Rapor, telekomünikasyon sektöründe karşılaşılan zorluklar ve fırsatlar hakkında derinlemesine analizler sunarken, yeni düzenlemelerin piyasa dinamikleri üzerindeki etkilerini, tüketici hakları ve veri güvenliği konularında yapılan iyileştirmeleri ve sektördeki rekabet koşullarını da ele alıyor.
Sektör Büyüklüğü 224,5 Milyar TL
Elektronik haberleşme hizmetleri sektörünün 2023 yılı büyüklüğü 224,5 Milyar TL olarak belirlendi. Dolar bazında değerlendirildiğinde 2008 yılından itibaren sektörde dikkat çekecek seviyede bir büyüme olmadığı görülüyor. 2019 yılından bu yana Dolar kurunda yaşanan artış nedeni ile ülkemizde dolar bazında elektronik haberleşme gelirlerinde ciddi bir düşüş yaşandığı ve buna göre 2013 yılında 18,02 Milyar Dolar olan Sektör büyüklüğünün tam on yıl sonra 2023 yılı sonunda 9,33 Milyar Dolar’a gerilediği görülüyor.
Elektronik Haberleşme Sektörü Ciroları, Milyar Dolar (Yıllık Ortalama Kur)
Sektör gelirlerinden enflasyon etkisinin arındırılması ile zaman içerisinde sektördeki reel büyüme de gözler önüne seriliyor. Bu çerçevede, TÜİK enflasyon verileri kullanılarak yapılan hesaplamalara göre, 2003 yılından itibaren sektörde dikkat çekecek seviyede bir büyüme olmadığı görülüyor. 2003 yılında 14,98 Milyar TL olan enflasyondan arındırılmış elektronik haberleşme gelirleri, 2020 yılında 15,27 Milyar TL iken 2023 yılına gelindiğinde yaşanan ciddi enflasyon artışı sebebi ile 12,08 Milyar TL’ye düşüyor. Elektronik Haberleşme Sektörü, serbestleşmenin başladığı 2002 yılından itibaren reel olarak 2020 yılına kadar aynı noktalarda kalıyor ve 2020 yılından sonra ise küçülmeye başlıyor.
Mevcut büyük şirketler ile değer üretmeye çalışan alternatif telekkomünikasyon şirketlerinin Pazar payları da raporda yer alıyor. Buna göre, TTNET’in iştiraki olduğu Türk Telekom’un içinde değerlendirildiği, Turkcell ve Vodafone’a ait olan ve sabit ses ve genişbant tarafında hizmet veren Superonline ve Vodafone Net’in payları çıkarıldığında, alternatif işletmecilerin 2023 yılı sonundaki gelirlerinin 21,2 Milyar TL olduğu, Pazar paylarının ise hala %9,4 gibi düşük bir seviyede olduğu görülüyor. Bu noktada, alternatif işletmecilerin rekabet hususunda daha fazla desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor.
İşletmecilerin Toplam Gelirden Aldığı Pay, 2023, %
Altyapı Yatırımları Hızlanmalı
Rapora göre, 2023 yılında Türk Telekom’un 10,7 milyar TL, alternatif işletmecilerin ise 11,2 milyar TL yatırım yaptığı belirtiliyor. Alternatif işletmecilerin yüksek yatırım iştahına sahip olduğu ve engellerin kaldırılması durumunda daha büyük yatırımlar yapabilecekleri vurgulanıyor. Ayrıca, 2012 yılından sonra Türk Telekom’un fiber uzunluk artış oranının yavaşladığı, 2009-2023 yılları arasında Türk Telekom fiber şebekesinin %240,67 büyüdüğü alternatif işletmecilerin fiber şebekelerinin ise %631,17 büyüdüğü de raporda ifade ediliyor.
Sabit Ses Trafiği Hızlı Düşüyor
Öte yandan, 2010 yılından itibaren toplam ses trafiği içerisinde sabit ses trafiğinin çok ciddi oranda düşmeye başladığı görülüyor. Tüm dünyada genel olarak sabit ses trafiğinin düşme eğilimi içinde olduğu bilinmekle beraber ülkemizde düşüşün çok daha büyük olduğu görülüyor. Raporda, Türkiye’de sabit trafikteki çok hızlı düşüşün temel sebebinin pazardaki rekabet eksikliği olduğu belirtiliyor. Buna göre, rekabetin gelişmediği pazarlarda, pazara yeni giren işletmecilerin fiyat ve kalite üzerindeki rekabetçi baskılarının sınırlı olması yerleşik işletmecinin Ar-Ge, yatırım ve tarife gibi sektörü büyütecek kararlarını olumsuz yönde etkilediği ifade ediliyor. Öte yandan, 2022 ve 2023 yıllarına gelindiğinde mobil trafik artış oranlarında da yavaşlama olduğuna dikkat çekiliyor.
Mobil ve Sabit Trafik Artış/Azalış Oranları,%
Fiber İnternet Abone Sayısı Artmalı
2022 yılında 90,6 Milyon olan toplam geniş bant abone sayısının 2023 yılında 93,3 Milyona ulaştığının görüldüğü ifade edilen rapora göre, 2013 yılından sonra fiber abone sayısındaki artış hızının ciddi ölçüde yavaşladığı belirtiliyor. Fiber abone sayısının kayda değer oranda arttırılabilmesi için, fiber şebekenin hızla yaygınlaşması ve bu kapsamda, yerli ve yabancı yatırımcıların fiber altyapı kurma çalışmalarının önündeki engellerin kaldırılması gerektiği değerlendiriliyor.
Uydu Sektörü Büyük Potansiyel Barındırıyor
2023 yılsonu itibariyle sadece 15.859 uydu haberleşme hizmetleri abonesinin olduğu belirtilen raporda, Uydu sektörümüz ve onunla birlikte Türksat’ın iç ve dış piyasadaki fırsatları kaçırmaması gerektiğine de vurgu yapılıyor. Uydu Haberleşme Hizmetlerinde Dünya ile benzer bir büyüklüğü yakalayabilmek için, Türkiye Uydu Sektörünün en az 10 kat büyümesi gerektiği de belirtiliyor.
Yerli Veri Merkezleri Daha Fazla Desteklenmeli
Küresel veri merkezi ve bulut pazarının büyüklüğü 2023 yılı için 229,23 Milyar dolar olarak hesaplanıyor ve 2032 yılına kadar 640,77 Milyar dolara ulaşması bekleniyor. Pazarın yaklaşık %70’ini Aşırı Büyük Ölçekli (Hyperscale) Veri Merkezleri (HDC) oluşturuyor. Sadece birkaç işletmecinin içinde bulunduğu bu rekabet, gerek bölgesel gerekse küresel veri ve bulut hizmetleri pazarını şekillendiriyor, bilişim dünyasında köklü dönüşümlere neden oluyor. Her türlü verinin büyük bölümü bu büyük işletmecilere ait devasa veri merkezlerinde toplanıyor ve bu işletmeciler, kendileri dışında herhangi boyutta bir oyuncunun var olmasına veya bir ekosistemin oluşmasına pek imkân vermiyor.
TELKODER bu noktada, Aşırı Büyük Ölçekli (Hyperscale) Veri Merkezleri (HDC) işletmecilerinin Türkiye’de bulunan veri merkezi işletmecileri ile işbirliği yapmaları gerektiğini ve bu sayede, kendi ekosistemimizi oluşturabileceğimizi, yurttaşlarımıza, üniversitelerimize, kamu kurumlarımıza ve şirketlerimize kendi topraklarımızda istedikleri hizmeti verebileceğimizi, vergisini devletimize ödeyen veri merkezi işletmecilerimizi büyütebileceğimizi ve en önemlisi de verilerimizi güven altına alabileceğimizi ifade ediyor.
Güçlü Telekomünikasyon Sektörü Güçlü Türkiye
TELKODER Başkanı Halil Nadir Teberci rapor gündemi kapsamında şöyle konuştu: “TELKODER’in her yıl düzenli olarak ortaya koyduğu bu değerlendirme raporunun sektörümüzün gelişmesi, ülkemizin güçlenmesi için oldukça değerli olduğunu düşünüyoruz. Rapora bakıldığında rakamların sektörümüzün mevcut durumunu net biçimde ortaya koyduğunu herkes görecektir. Bizler de uzmanlığımız ve tecrübelerimiz kapsamında paylaştığımız görüşlerle ek katkılar sağlamaya odaklandık. Zira, Telekomünikasyon sektörümüz ne kadar güçlü olursa Türkiyemiz de o kadar güçlü olacaktır. TELKODER olarak, sektörümüzün gelişmesine ve bu doğrultuda ülkemizin güçlenmesine katkı sağlamak üzere çalışmaya devam edeceğiz”.
TELKODER’in hazırladığı raporun detaylarına https://telkoder.org.tr/ adresinden ulaşabilirsiniz.
Türk Mutfağına ve Turizmine gönül vermiş Şefler olarak Otel Menülerimizde gelen misafirlerimize Anadolu Mutfağını tanıtma ve uygulamaya başladık. Otellerin açık büfelerinde olmak ile beraber öncelikli olarak açık büfelerimizde köşe oluşturarak her gün bir yöreye özel olup, burada bölge mutfaklarından orijinal reçetelerine sadık kalınarak yemekler yapıyoruz. Böylece 7 gün tatil yapan bir turist, 7 değişik bölgenin mutfağını tadacak.
2024 Yılı sezonunda misafirlerimize Anadolu Mutfağını tanıtımında otellerin şefleri olarak açık büfelerimiz de her gün bir yöreye sahip yöresel yemekler yapıyoruz. Böylece her gün değişik yöreleri bir hafta boyunca misafirlerimiz yemeklerimizi tanıma ve tatma fırsatı olacak. Bu uygulamanın amacının Türk Mutfağını gelen misafirlerimize tanıtmak. Amacımız Türk mutfağına sahip çıkmak. Otellerimize gelen Misafirlerimize Turistlere bölge, bölge yemeklerimizi tattırmak.
Misafirlerimize o gün ki yemek programı ile ilgili bilgi verilecek sadece yemeği değil o bölge hakkında da ‘’ Örneğin Ege mutfağı varsa, Ege’de hangi ürünlerin yetiştiği, geçim kaynakları, tarihi bilgileri, hakkında bilgilendirilecek. Böylece, hem bölgelerin yemekleri tanıtılırken, hem de bölgeyi tanıtmış olacağız. Bir yerde de sürdürebilirlik Turizmine katkıda bulunacağız. Bu zamana kadar Almanya’dan gelen misafirlere Alman yemekleri Fransa’dan gelen misafirlere Fransız yemekleri sunmaya çalıştık artık bu yanlışlığa son vermeliyiz. Yıllardır hiçbir proje üretmeden her gün büfelerimizde farklı Ülke mutfaklarından büfeler hazırlamaya çalıştık. Türkiye’yi tanımak, görmek için gelen turiste, Ülke mutfağımızı sadece hafta da bir gün ile belirledik. Artık bu yanlışlığa son vermemiz gerekir. Bu mutfağımızı tanıtacak sunacak isek. Eğer her bir şef bu projeye sahip çıkar ise önümüzdeki yılar içerisinde bu uygulamayı genişletebiliriz. Bu projeyi orijinal isimleri ile de sunar isek (musakka, keşkek, mantı vb.) o zaman Türk Mutfağı kimliğini bulacak adından lezzetinden, sunumundan söz ettirecektir.
Sevindirici olan bu tanıtıma Yatırımcılarımız, Genel Müdürlerimizde olumlu karşılaması, bu çok önemli hatta özel restoranlar oluşturmuş tesislerimiz var. Türk Mutfağımızı Türk Aşçılarını tanıtmak istiyor isek bunun tanıtımı bu şekilde olmalıdır. Dışardan gelen misafir gelmiş olduğu Ülkenin mutfağını görmek tanımak, tatmak ister. Bizim yapacağımız da bu olmalı ve bunu da halkla ilişkiler departmanın dan, animasyon departmanına kadar Şefin hazırlamış olduğu Bölgesel geceyi ve yemeklerinin bilgisi verilerek Orijinal Türk Mutfağımızı çok iyi bir şekilde aktarabiliriz.
Bu şekilde radikal değişimler yapmadığımız takdir de Türk Mutfağın da yarınlarında da çok değişikler olmayacaktır. Şunu unutmamak lazım yenilikçi, yapıcı, özüne sadık kalarak bu ürünleri en iyi şekilde anlattığımız zaman yarınlarımız çok daha iyi olacaktır.
‘’ Sevdiğim Sözler’’
Aynı Şeyleri Düşünebilme
Göç eden yaban kazlarının havada süzülürken “V” şeklinde bir formasyonla uçtuklarını görürüz. Bilim adamları kazların neden bu şekilde uçtuklarını araştırmışlar;“V” Şeklinde uçulduğunda, uçan her kuş kanat çırptığında, arkasındaki kuş için, onu kaldıran bir hava akımı yaratıyormuş. Böylece “V” şeklinde bir formasyonda uçan kaz grubu, birbirlerinin kanat çırpışları sonucu ortaya çıkan hava akımını kullanarak uçuş menzillerini % 70 oranında uzatıyorlarmış. Yani tek başına gidebilecekleri maksimum yolu grup halinde neredeyse ikiye katlıyorlarmış.
’’Belli bir hedefi olan ve buna ulaşmak için bir araya gelen insanlar, hedeflerine daha kolay ve çabuk erişiler.’’
Bir kaz “V” grubundan çıktığı anda uçmakta güçlük çekiyor. Çünkü diğer kuşların yarattığı hava akımının dışında kalmış oluyor. Bunun sonucunda, genellikle gruba geri dönüyor ve yoluna bu şekilde devam ediyor.
’’Eğer kafamız bir kaz kadar çalıyorsa, bizimle aynı yöne gidenlerle bilgi alışverişini ve işbirliğini sürekli kılmalıyız, bu işi ben bilirim, biz en iyisiyiz dememeliyiz.’’
”V” grubunun başında giden kaz hiçbir hava akımından yararlanamıyor. Bu yüzden diğerlerine oranla daha çabuk yoruluyor. Bu durumda en arkaya geçiyor ve bu defa hemen arkasındaki kaz, lider konumuna geçiyor. Bu değişim sürekli yapılıyor; böylece her kaz, grubun her noktasında görev yapıyor. ‘’Yaptığınız her işi, yeri ve zamanı geldiğinde başkasına bırakmak gerekiyor. Uçuş hızı yavaşladığında gerideki kuşlar, daha hızlı gitmek üzere öndekileri bağırarak uyarıyorlar.
’’İlerlemek ve yol almak için bazen başkalarının uyarılarına gereksinim duyarız. Bundan alınmamalıyız; Tam aksine, böyle uyarıları sevinç ve takdirle karşılamalıyız.’’
Gruptaki bir kuş hastalanırsa ya da bir avcı tarafından vurulup uçamayacak duruma gelirse; düşen kuşa yardım etmek üzere gruptan iki kaz ayrılıyor ve korumak üzere hasta/yaralı kazın yanına gidiyor. Tekrar uçabilene ya da ölürse, ölümüne kadar onunla beraber kalarak yaralı kuşu asla terk etmiyorlar. Daha sonra kendilerine başka bir kaz grubu buluyorlar. Hiçbir kaz grubu, kendilerine bu şekilde katılmak isteyen kazları reddetmiyorlar.
‘’ Adam olmak sadece insanlara özgü bir davranış şekli değildir.’’
Evet, sevgili dostlar bu kaz sürüsündeki dayanışma ve işbirliğini yaptığımız işin içerisinde düşünelim, o zaman göreceğiz ki
“Altın Konteyner İhracat Ödülleri”, ülkemiz ekonomisine ihracat yaparak katkı sunan gençlerin sayısını artırmak ve gençlerin ihracata daha fazla teşvik edilmesi amacıyla genç ihracatçıların ödüllendirildiği bir programdır.
Bu ödül töreni, 30 yaş ve altı genç ihracatçıların çeşitli kategorilerde ödüllendirildiği Türkiye’nin ilk ve tek ödül töreni olma özelliğine sahiptir.
Genç MÜSİAD İhracatı Geliştirme Komisyonu tarafından organize edilen bu ödül töreninin 2021 yılında gerçekleştirilen ilk döneminde, Genç MÜSİAD Genel Merkez ve şubelerinden gelen başvurular sonucunda 2020 ihracat rakamları dikkate alınarak toplamda 6 kategoride 24 ödül sahipleriyle buluşmuştur. Projenin 2022 yılı dönemi itibarıyla ödül kategorisi 13’e çıkarılmıştır.
Birbirinden kıymetli ödüllerin verileceği, Türkiye’nin ilk ve tek genç ihracatçı ödül programı ALTIN KONTEYNER, bu yıl 19 Eylül 2024 PERŞEMBE akşamı MÜSİAD Genel Merkezi’ inde gerçekleşecek.
Simdata Dan. Y.K.B./Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi
İtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle; Teknik Şartname’de yer verilen belgeleri sunmadıkları gerekçesiyle tekliflerinin değerlendirme dışı bırakıldığı, ihale dokümanında söz konusu belgelerin yeterlik kriteri olarak belirtilmediği iddialarına yer verilmiştir.
14.08.2024 tarihli ve 2024/UM.I-1004 Sayılı Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;
Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; …………….Yukarıda yer verilen mevzuat hüküm ve düzenlemelerinden ihale dokümanında belirtilen katılım belgeleri ve yeterlik kriterlerine ilişkin değerlendirmenin, istekliler tarafından beyan edilen bilgi ve belgelerden; EKAP veya diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının internet sayfası üzerinden sorgulanarak temin veya teyit edilebilenler için, sorgulama sonucunda elde edilen bilgiler; belirtilen yöntemle temin veya teyit edilemeyenler için ise yeterlik bilgileri tablosunda beyan edilen bilgiler esas alınarak yapılacağı, söz konusu değerlendirme sonucunda ihalede öngörülen şartları taşımadığı anlaşılan tekliflerin ise değerlendirme dışı bırakılacağı,
Ayrıca ihale komisyonu tarafından yapılacak yeterlik değerlendirmesinin, ihale dokümanında nitelikleri belirtilmiş olan yeterlik belgeleri üzerinden yapılacağı, ihale dokümanı içerisinde yeterlik belgesi olarak belirlenmemiş bir belge esas alınarak teklif değerlendirilmesi işleminin gerçekleştirilemeyeceği, yeterlik değerlendirmesi için istenecek belgelerin ve yeterlik değerlendirmesinde aranılacak kriterlerin ihale ilanı ile idari şartnamede belirtilmesinin zorunlu olduğu, anılan Şartname’nin 7’nci maddesinde belirtilen belgeler dışındaki belgelerin tekliflerin değerlendirilmesinde yeterlik kriteri olarak dikkate alınamayacağı anlaşılmıştır.
İdari Şartname’nin 7.5.6’ıncı maddesinde yer alan düzenlemeden ihalenin başvuruya konu 8‘inci kısmı için “Teknik Şartnameye Cevaplar ve Açıklamalar” ile “Katalog” belgelerinin yeterlik kriteri olarak belirlendiği ve yeterlik bilgileri tablosunda beyan edilmesi gerektiği, anılan Şartname’nin 7’nci maddesinde Teknik Şartname’de yer verilen başvuruya konu olan belgelerin ise yeterlik kriteri olarak belirlenmediği tespit edilmiştir.
İdare tarafından 03.06.2024 tarihli ve “Beyan edilen bilgileri tevsik eden belgelerin sunulması…” başlıklı yazıda sunulması gereken belgeler arasında“… Teknik Şartnameye Cevaplar ve Açıklamalar Katalog Teknik ve İdari Şartnamede yer alan bilgi ve belgeler” belgelerine yer verildiği,
05.07.2024 onay tarihli ihale komisyonu kararı ile ihalenin başvuruya konu 8’inci kısmının Borusan Mak. ve Güç Sis. San. Tic. A.Ş. üzerinde bırakıldığı, başvuru sahibi …… Elekt. Enerj. Otom. Jen. Yapı İnş. Taah. İh. San. ve Tic. Ltd. Şti.nin teklifinin “… 1-) Teknik şartnamenin 5.1 maddesinde (Teklif veren firma, teklif etmiş olduğu motorun Türkiye’de overhaul’unu yapmaya yetkili olduğuna dair motor imalatçısından almış olduğu belgeyi ihale dosyası ile birlikte beyan edecektir.) belirtilen belgeyi sunmadığı,
2-) Teknik şartnamenin 12.3. maddesinde (Jeneratör setinin 2 yıl garanti süresi boyunca yılda bir adet parçalı bakım ihale kapsamına dahil edilecektir. Jeneratör üreticisinin orijinal bakım periyotları kataloğu (Yağ, filtreler değişim zamanı vs.) ihale dokümanları ile birlikte verilecektir.) belirtilen belgeyi sunmadığı,
3-) Teknik şartnamede belirtilen jeneratör setine ait değerleri tevsik edici belge ve dokümanları sunmadığı…” gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıldığı, başvuru sahibinin teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına gerekçe gösterilen kriterlerin İdari Şartname’nin 7’nci maddesinde düzenlenmediği tespit edilmiştir.
…………. Elekt. Enerj. Otom. Jen. Yapı İnş. Taah. İh. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından yeterlik bilgileri tablosunun “Tedarik Edilecek Malların Katalogları, Fotoğrafları ile Teknik Şartnameye Cevapları ve Açıklamaları” kısmında İdari Şartname’nin 7.5.6’ncı maddesinde yer alan “Teknik Şartnameye Cevaplar ve Açıklamalar” ve “Katalog” yeterlik kriterlerine ilişkin usulüne uygun beyanda bulunduğu tespit edilmiştir.
İhale komisyonu tarafından yapılacak yeterlik değerlendirmesinin, ihale dokümanında nitelikleri belirtilmiş olan yeterlik belgeleri üzerinden yapılacağı, ihale dokümanı içerisinde yeterlik belgesi olarak belirlenmemiş belgeler esas alınarak teklif değerlendirilmesi işleminin gerçekleştirilemeyeceği, yeterlik değerlendirmesi için istenecek belgelerin ve yeterlik değerlendirmesinde aranılacak kriterlerin ihale ilanı ile idari şartnamede belirtilmesinin zorunlu olduğu, İdari Şartname’nin 7.5.5’inci maddesine göre İdari Şartname’nin 7’nci maddesinde belirtilen belgeler dışındaki belgelerin tekliflerin değerlendirilmesinde yeterlik kriteri olarak dikkate alınamayacağı, başvuru sahibinin teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına gerekçe gösterilen belgelere yönelik değerlendirmenin sözleşme aşamasında yapılması gerektiği, ihale kapsamında yeterlik kriteri olarak belirlenmeyen belgeler/kriterler üzerinden değerlendirmede bulunulmasının yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri ve ihale dokümanı düzenlemelerine aykırılık oluşturduğu anlaşılmıştır.
Dolayısıyla, başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu, başvuru sahibinin teklifinin ihalenin başvuruya konu 8’inci kısmı için değerlendirmeye alınması ve bu aşamadan sonraki işlemlerin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Dünya’da ortaya konulan en kapsamlı sürdürülebilirlik programı olan Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatına uyum sağlamak isteyen Egeli tekstilciler Ticaret Bakanlığı’nın desteklediği UR-GE Projeleriyle yetkinliklerini artırıyor.
Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği üyesi 18 firma Tekstil Sektöründe Sürdürülebilir Rekabetin Geliştirilmesi UR-GE Projesi’nde kümelendi. 4 başlıkta danışmanlık alan Egeli tekstilciler, yurt dışı pazarlama faaliyeti kapsamında 15-19 Eylül 2024 tarihlerini kapsayacak şekilde Hollanda’ya Sektörel Ticaret Heyeti düzenliyor.
Avrupa Yeşil Mutabakatı, 2050’ye kadar karbon sıfır bir Avrupa hedefliyor. Türkiye, Avrupa Birliği üyesi olmamakla birlikte Yeşil Mutabakata uymak durumunda ve ihracatını bu doğrultuda uyumlu hale getirmek zorunda. En büyük pazarımız Avrupa Birliği. Rekabetin çok yoğun olduğu ve fiyatlarımızın rakiplerimize göre çok yüksek kaldığı bu dönemde, döngüsel tekstil, yeşil dönüşüm konuları ülkemizi avantajlı hale getirecek en önemli konular. Bizler de bu konuya ayrıca önem veriyoruz ve faaliyetlerimizi bu doğrultuda gerçekleştiriyoruz.
İyi Uygulama Örneklerini Yerinde Göreceğiz
ETHİB’in Hollanda Sektörel Ticaret Heyeti, döngüsel tekstilde iyi uygulama örneklerini hayata geçiren firma ziyaretlerini ve Circular Textile Days-Döngüsel Tekstil Günleri etkinliğini içerir bir yurtdışı inceleme heyeti olduğunu aktaran Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı ve Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanı Jak Eskinazi, “Sürdürülebilir Rekabetin Geliştirilmesi UR-GE Projesi”ne katılan firmaların iyi uygulama örneklerini yerinde görme olanağı bulacaklarını dile getirdi.
Tekstil ve hazırgiyim sektörlerinin Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatına uyum sağlaması gereken ilk 5 sektör arasında yer aldığının altını çizen Eskinazi, “Bu ticaret heyetiyle amacımız, dünyadaki çevreyi koruyan döngüsel ekonomi şartlarını firmalara adapte ederek rekabet gücümüzü bu yönde arttırabilmek. İklim değişikliğinin etkilerini dünya her geçen gün çok daha fazla hissediyor. Dünya’daki karbon salınımını 2050 yılına kadar sıfırlayacak adımları her birlikte atmamız gerekiyor. Bu nedenle tekstil sektöründe döngüselliği maksimum seviyede artırmak zorundayız. Bu amaçla “Tekstil Sektöründe Sürdürülebilir Rekabetin Geliştirilmesi UR-GE Projesi” kapsamında18 firmanın katılımı ile Enerji Verimliliği Danışmanlığı, İklim Değişikliği ile Mücadele/ ISO 14064 Kurumsal Karbon Ayak İzi Yönetimi Danışmanlığı, ISO 14001 Çevre Yönetimi Danışmanlığı ve Life Cycle Assesment (Yaşam Döngüsü Analizi) Danışmanlığı başlıklarında dört danışmanlık aldık. Yurt dışı pazarlama faaliyeti kapsamında da Hollanda’ya yapacağımız Sektörel Ticaret Heyeti’yle iyi uygulama örneklerini yerinde göreceğiz” diye konuştu.
2024 Yılında Dünyanın Bize Sunduklarını 1 Ağustos’ta Bitirdik
Dünya’nın sahip olduğu ve 1 yıl boyunca kullanabileceğimiz kaynakları o yıl içinde tükettiğimiz günü bize gösteren, Dünya Limit Aşımı Günü’nün 2024 yılında 1 Ağustos 2024’e tekabül ettiği bilgisini veren Eskinazi, bu hızda tükettiğimiz takdirde insanlığa 1,7 dünya gerektiğini, bu mümkün olmadığına göre döngüsel ekonominin dünyada güç kazanmasının kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Eskinazi şöyle devam etti: “Dünya kaynakları sınırlı. Bu hızla tüketemeyiz. Tekstil sektöründe Ege Bölgesi’nde Uşak’ta geri dönüşüm tesisleri yoğunlaşmış durumda. Bu başarılı örnekleri artırmak için çaba gösteriyoruz. URGE Projemiz ve Hollanda Sektörel Ticaret Heyetimiz bu amaca dönük faaliyetlerimizden.”
Türkiye’nin tekstil ve hazırgiyim sektörlerinde yıllık 30 milyar dolar seviyesinde ihracat yaptığını hatırlatan Eskinazi, tekstil ve hazırgiyim sektörlerinde Avrupa Birliği’nin ana pazar konumunda olduğunu hem AB pazarındaki konumumuzu koruyabilmek hem de sürdürülebilirlik adımlarını güçlü bir şekilde atmak için AB Yeşil Mutabakatının ortaya koyduğu şartları yerine getirmenin öncelikli ev ödevleri olduğunu sözlerine ekledi.
Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği’nin Hollanda Sektörel Ticaret Heyeti’ne 8 firmadan 10 temsilci katılım sağlayacak. Heyet ile sektördeki şirketlerin sürdürülebilir ürün veya hizmetlerini uluslararası bir kitleye sunmaları ve daha sürdürülebilir ve döngüsel üretim yöntemlerine geçişe aktif olarak katkıda bulunmaları hedefleniyor.
Türkiye’nin üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu geleneksel ihraç ürünlerinden çekirdeksiz kuru üzümde 2023/24 sezonu bir önceki sezona göre yüzde 11’lik artışla 490 milyon dolarlık ihracatla tamamlandı. Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatı 2022/23 sezonunda 439 milyon dolar olarak kayıtlara geçmişti.
Çekirdeksiz kuru üzümde döviz getirisindeki yüzde 11’lik artışa karşın, miktar bazında ihracat yüzde 20’lik düşüşle 259 bin tondan 207 bin tona geriledi. Bu azalışta çekirdeksiz kuru üzüm rekoltesindeki düşüş etkili oldu.
2023/24 sezonundaki 207 bin tonluk ihracat son 8 yıllık süreçte miktar bazında en düşük çekirdeksiz kuru üzüm ihracatı olarak kayıtlara geçti.
İklim Değişikliği Rekolteyi Düşürdü
Şekere alternatif olarak kabul edilen çekirdeksiz kuru üzümün ihracatındaki miktar düşüşünün altındaki nedenin iklim değişikliği olduğunu dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, 2023/24 sezonunda çekirdeksiz kuru üzüm rekoltesinin uzun yıllar ortalamasının 100 bin ton altında kaldığını, 2024/25 sezonunda da rekoltenin geçen sezonlardaki ortalamanın altında kalacağına dair ipuçları verdiğini kaydetti.
Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı gıdalar listesinde yer alan çekirdeksiz kuru üzümün kansızlığa iyi gelen, enerji seviyesini yükselten, kalp sağlığını destekleyen, sindirime yardımcı olan ve diş çürümelerine karşı etkili olan bir besin olduğunu vurgulayan Işık, “Türkiye’de Manisa-İzmir-Denizli üçgeninde dünyanın en kaliteli çekirdeksiz kuru üzümünü yetiştiriyoruz. Üzüm üreticilerimiz 1 yıl bağlarına çiçek gibi bakıyorlar. İhracatçılarımızda dünyanın dört bir tarafına ihracatımızı artırmak için çaba gösteriyorlar. Üretici ve ihracatçılarımızın uyumuyla önümüzdeki yıllarda da dünya liderliğimizi koruyacağız. İhracatımızda miktar bazında yüzde 20’lik düşüş olmasına karşın döviz gelirimizin yüzde 11 artması Türk ihracatçısının başarısını, dinamik çalışmasını ve Türk üzümünü doğru pazarladığını gösteriyor. 2024/25 sezonunda çekirdeksiz kuru üzüm ihracatında 500 milyon doların üzerini hedefliyoruz” şeklinde konuştu.
Çekirdeksiz Kuru Üzüm İhracatının Yüzde 78’İ Avrupa Ülkelerine Yapıldı
Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatında Avrupa ülkelerinin 384 milyon dolarlık Türk üzümü talebiyle liderliğini koruduğunun altını çizen Işık sözlerini şöyle sürdürdü; “Çekirdeksiz kuru üzüm ihracatında AB’nin payı yüzde 78’i aştı. AB ülkelerine 2022/23 sezonundaki 342 milyon dolarlık ihracatımız yüzde 12,2 artmış oldu. Çekirdeksiz kuru üzümde Avrupa ülkelerinden sonra en çok ihracatımız Uzakdoğu ve Güneydoğu Asya ülkelerine oldu. Uzakdoğu ve Güneydoğu Asya ülkelerine kuru üzüm ihracatı yüzde 27’lik artışla 49 milyon dolardan 63 milyon dolara yükseldi. Amerika kıtasına 21 milyon dolar olan çekirdeksiz kuru üzüm ihracatımız, Afrika ülkelerine 2,4 milyon dolar şeklinde kayıtlara geçti.”
Türkiye 2023/24 sezonunda 89 ülkeye kuru üzüm ihracatı yaparken İngiltere 123 milyon dolarlık taleple liderliğini korudu. Hollanda 64 milyon dolarlık Türk üzümü talep ederken, Almanya, 50 milyon dolarlık çekirdeksiz kuru üzüm alarak adını zirvenin üçüncü sırasına yazdırdı.
Avrupa ülkeleri dışında öne çıkan pazarlar, 26,5 milyon dolarlık taleple Avustralya, 25 milyon dolarlık alımla Japonya ve 18 milyon dolarlık çekirdeksiz kuru üzüm ithalatıyla Kanada öne çıkan ülkeler oldular.
SBVA’nın Yapay Zeka Fonu’na Katılan LG, Açık İnovasyon Faaliyetleri Yoluyla Geleceğin İşletmelerini Geliştirme Çabalarına Devam Ediyor
LG Electronics (LG), yapay zeka (AI) ve derin teknoloji konusunda uzmanlaşmış startuplara önemli yatırımlar yapıyor. LG, SBVA tarafından yeni kurulan 130 milyon ABD Doları tutarındaki “Alfa İstihbarat Fonu (AIF)”na kilit sınırlı ortak olarak 10 milyon ABD Doları taahhüt etti.
SBVA, yapay zeka, derin teknoloji ve robot biliminde yüksek büyüme potansiyeline sahip girişimleri seçerek AIF için bir portföy oluşturacak. Firma, bu girişimlerin büyümesini ve anlamlı başarılarını desteklemek için küresel ağlarından ve kaynaklarından yararlanmayı hedefliyor.
SBVA, 20 yılı aşkın süredir küresel girişimlere yatırım yapıyor, BİT teknolojisindeki uzmanlığını geliştiriyor ve uluslararası ağını güçlendiriyor. LG, SBVA fonuna katılarak hızla değişen yenilikçi teknoloji trendleri hakkında bilgi paylaşımında bulunmayı ve bu küresel pazar değişikliklerini yönetim stratejilerine yansıtmayı planlıyor.
Bu yatırım sayesinde LG, yenilikçi girişimlerle iş birliğini genişletmeyi ve gelecekteki teknolojileri güvence altına alma çabalarını sürdürmeyi ve sonuçta niteliksel büyüme sağlamayı hedefliyor. Şirket, önde gelen küresel şirketler ve startup’larla ağını güçlendirmeyi, stratejik yatırımlar için ek fırsatlar keşfetmeyi ve gelecekteki işletmeler için teknolojik yetenekleri güvence altına almayı planlıyor.
LG, platform tabanlı hizmet işletmeleri, B2B işletmeleri ve diğer yeni girişimler de dahil olmak üzere temel büyüme motorları için yenilikçi teknolojileri güvence altına alarak bir “Akıllı Yaşam Çözümleri” şirketine dönüşümünü hızlandırmayı amaçlıyor. Şirket, gelecekteki temel teknolojileri güvence altına alma ve iş alanlarını evin ötesinde iş alanlarına, mobiliteye ve daha fazlasına genişletme çabalarını sürdürmeyi planlıyor.
LG, Temmuz ayında merkezi Enschede, Hollanda’da bulunan akıllı ev platformu şirketi Athom’un yüzde 80 hissesini satın almış ve geri kalan yüzde 20’yi önümüzdeki üç yıl içinde satın almak için bir sözleşme imzalamıştı. Mart ayında ise, Bear Robotics’ten hisse satın almak için yeni bir hisse satın alma anlaşması aracılığıyla, merkezi Redwood City, Silikon Vadisi, ABD’de bulunan yapay zeka tabanlı otonom hizmet robotu girişimi Bear Robotics’e 60 milyon ABD doları yatırım yaptı.
Ayrıca LG, şirketin Silikon Vadisi merkezli inovasyon merkezi LG NOVA aracılığıyla, yenilikçi fikirlere sahip start-up’ları keşfetmek, beslemek ve ticarileşmelerini desteklemek için 2021’den bu yana yıllık yarışmalar düzenleyerek yeni iş fırsatları arıyor. LG NOVA özellikle dijital sağlık, temiz teknoloji ve yapay zeka gibi geleceğin yenilikçi sektörleri için sürdürülebilir büyüme ve yetiştirme sistemleri oluşturmaya odaklanıyor.
LG’nin Başkan Yardımcısı ve Açık İnovasyon Projesi Lideri Eugene Yoo “AIF’ye katılarak, aktif açık inovasyon faaliyetleri aracılığıyla yapay zeka yeteneklerini güvence altına almayı ve yapay zeka değer zinciri içindeki konumumuzu güçlendirmeyi hedefliyoruz. Gelecekteki iş fırsatlarını keşfetmek için yetenekli girişimleri keşfetmeyi ve onlarla işbirliği yapmayı planlıyoruz” şeklinde konuştu.
SBVA CEO’su JP Lee ise; “Farklılaşan teknik uzmanlığımız, küresel ağımız ve yatırım deneyimimizden yararlanarak teknolojik inovasyonu hızlandıran yatırımlar yapmaya devam edeceğiz. Startup’lar ve büyük yatırımcılarla ortak girişimler kurulmasını destekleyerek ve işbirlikçi iş projelerini teşvik ederek bu şirketlerin büyüme potansiyelini en üst düzeye çıkarmayı planlıyoruz” dedi.
SoftBank Grubu bünyesinde SoftBank Ventures Asia adıyla kurulan SBVA, geçtiğimiz yıl küresel yatırım şirketi Mistletoe’nun başkanı Taizo Son liderliğindeki yatırım şirketi The Edgeof tarafından satın alınarak bağımsız hale geldi. SBVA, yaklaşık 2 milyar AUM tutarındaki varlıkları yönetmektedir ve San Francisco, İsrail, Singapur ve Seul’de ofisleri bulunmaktadır. 100’ün üzerinde şirkete yatırım yapıyor. SBVA, AIF’nin büyüklüğünü artırmak amacıyla yıl içinde ikinci bir kapanış yapmayı planlıyor.