Enflasyon Muhasebesinde Reel Olmayan Finansman Maliyeti Uygulaması

7 Gündem Satınalma Dergisi Enflasyon Muhasebesinde Reel Olmayan Finansman Maliyeti Uygulaması
  1. Giriş

7 Gündem Satınalma Dergisi Enflasyon Muhasebesinde Reel Olmayan Finansman Maliyeti UygulamasıEnflasyon bir ekonomide fiyatlar genel düzeyinin sürekli ve devamlı olarak yükselmesi ve bunun sonucunda paranın satın alma gücünün düşmesidir. Bir ekonomide yüksek enflasyonun yaşandığı dönemlerde işletmelerin bilançoları bundan olumsuz olarak etkilenmektedir. Bu olumsuzluklar enflasyon muhasebesi uygulanmak suretiyle giderilmeye çalışılmaktadır.

Muhasebe literatüründe “enflasyon muhasebesi”, Türkiye’deki mevzuatta “enflasyon düzeltmesi” olarak isimlendirilen uygulama genel olarak, paranın satın alma gücündeki değişmeler nedeniyle gerçek durumu yansıtmaktan uzaklaşan finansal tabloların, gerçek durumu yansıtır hale gelmelerini sağlamak amacıyla düzeltme işlemine tabi tutulmasıdır.

Yüksek enflasyonun finansal tablolar üzerindeki olumsuz etkilerinin ortadan kaldırılması amacıyla, 17.12.2003 tarihli 5024 sayılı Kanun ile; Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesinin değiştirilerek yeniden düzenlenmesi ile enflasyon düzeltmesi uygulaması 30.12.2003 tarihinden itibaren hayata geçirilmiştir.

Enflasyon düzeltmesi, en son 2004 takvim yılı için uygulanmış olup, 2020 takvim yılına kadar gerekli koşulların oluşmaması nedeniyle, 2021 ve 2022 takvim yıllarında da Vergi Usul Kanunu’na eklenen geçici 33. madde ile enflasyon düzeltmesi 2023 takvim yılı sonuna kadar ertelendiği için, 2005 ile 2022 takvim yıllarında (18 yıl) enflasyon düzeltmesi yapılmamıştır. Vergi Usul Kanunu’na eklenen geçici 33. madde gereğince 2023 takvim yılı (kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerde 2024 yılında biten özel hesap dönemi) sonu itibariyle, 2023 hesap dönemine ilişkin bilançoların VUK’un mükerrer 298. maddesinin (A) fıkrası hükümleri çerçevesinde enflasyon düzeltmesine tabi tutulması gerekmektedir.

Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298/A maddesinde enflasyon düzeltmesi; “mali tablonun ait olduğu tarihteki satın alma gücü cinsinden hesaplanması” şeklinde tanımlanmıştır. 555 Sıra No.lu VUK Genel Tebliğinde ise; “enflasyon düzeltmesi, mali tablolarda yer alan parasal olmayan kıymetlerin Türk Lirası değerlerinin, tablonun ait olduğu tarihteki değerine yükseltilmesinden ibaret bir işlemdir. Düzeltme, parasal olmayan kıymetlerin enflasyon düzeltmesinde dikkate alınacak tutarlarının düzeltme katsayıları ile çarpılması suretiyle gerçekleştirilecektir.” şeklinde tanımlama yapılmıştır.

  1. Enflasyon Düzeltmesi Koşulları

Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesinin (A) fıkrasına göre; mükellefler Yİ-ÜFE endeksindeki artışın, içinde bulunulan dönem dâhil son üç hesap döneminde %100’den ve içinde bulunulan hesap döneminde %10’dan fazla olması halinde finansal tablolarını enflasyon düzeltmesine tabi tutacaklardır.

Enflasyon düzeltmesi, her iki şartın aynı anda birlikte gerçekleşmemesi halinde sona erecektir. Buna göre; enflasyon düzeltmesi yapılan bir hesap döneminden sonra, Yİ-ÜFE’deki artışın; içinde bulunulan dönem dâhil son üç hesap döneminde %100’den ve içinde bulunulan hesap döneminde %10’dan az olması durumunda enflasyon düzeltmesi sona erecektir. Bir başka deyişle, enflasyon düzeltmesine başlanılan bir hesap döneminden sonra, söz konusu şartlardan sadece birinin gerçekleşmemesi halinde de enflasyon düzeltmesi yapma yükümlülüğü devam edecektir.

Mükellefler, geçici vergi dönemlerinin sonu itibariyle de mali tabloları düzenlemek ve enflasyon düzeltmesi yapmak zorundadırlar. Geçici vergi dönemlerinde yukarıda belirtilen oranların tespitinde, son üç hesap dönemi yerine üçer aylık dönemlerin son ayı dâhil önceki otuz altı ay ve içinde bulunulan hesap dönemi yerine son on iki ay dikkate alınacaktır.

Bir hesap dönemi içindeki geçici vergi dönemlerinin herhangi birinde enflasyon düzeltmesi yapılması halinde takip eden geçici vergi dönemlerinde ve içinde bulunulan hesap dönemi sonunda da enflasyon düzeltmesi yapılması gerekmektedir.

  1. Enflasyon Düzeltmesi Yapacak Olanlar

Enflasyon düzeltmesi, kollektif, adî komandit, adî şirketler ve kurumlar vergisi mükellefi olan iş ortaklıkları dâhil kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri tarafından yapılacaktır.

Enflasyon düzeltmesi, kollektif, adî komandit, adî şirketler ve kurumlar vergisi mükellefi olan iş ortaklıkları dâhil kazançlarını bilanço esasına göre tespit eden gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri tarafından finansal tablolardan sadece bilançolarını enflasyon düzeltmesine tabi tutacaklardır. Buna göre hesap dönemi takvim yılı olan işletmeler 31.12.2023 tarihli bilançoları ile 2024 ve sonrası hesap dönemlerinde düzeltme şartlarının devam etmesi halinde geçici vergi ve hesap dönemleri sonu itibariyle bilançolarını enflasyon düzeltmesi işlemine tabi tutacaklardır.

Kazançlarını işletme hesabı esasına (zirai işletme hesabı dâhil) göre tespit eden mükellefler ile serbest meslek kazanç defteri tutan serbest meslek erbabı mükellefler enflasyon düzeltmesi yapamazlar. Ancak, bu mükellefler sadece, amortismana tâbi iktisadi kıymetleri için enflasyon düzeltmesine tabi tutulmuş tutarları üzerinden amortisman ayırabilirler.

  1. Enflasyon Düzeltmesinin Uygulanması

Enflasyon düzeltme işlemi, bilançoda gösterilen parasal olmayan varlık veya yükümlülük kalemlerinin Vergi Usul Kanunu’nun değerleme hükümlerine göre belirlenen tarihi maliyetlerinin (düzeltmeye esas tutar) düzeltme katsayısı ile çarpılması suretiyle gerçekleştirilir.

Parasal olmayan kıymetler, parasal kıymetler dışındaki kıymetlerdir. Parasal kıymetler ise Türk Lirasının değerindeki değişmeler karşısında nominal değerleri aynı kaldığı halde satın alma güçleri fiyat hareketlerine göre ters yönde değişen kıymetlerdir.

Düzeltme katsayısı, finansal tabloların ait olduğu aya ilişkin Yİ-ÜFE endeksinin, enflasyon düzeltmesine tabi tutulacak hesap kaleminin düzeltmeye esas alınacak tarihini içeren aya ait Yİ-ÜFE endeksine bölünmesiyle elde edilen katsayıdır.

Enflasyon düzeltmesine tabi tutulan hesap kaleminin, enflasyon düzeltmesi sonrasındaki değeri ile düzeltme öncesi değeri enflasyon farkı “Enflasyon Fark Hesabı” olarak ilgili hesap kaleminin alt hesabına kaydedilecektir. İşlemin karşı ayağı ise “Enflasyon Düzeltme Hesabı”na kaydedilecektir.

2023 yılına ilişkin yapılan enflasyon düzeltmesine ait kayıtlar 2023 yılı yasal defterlerine, 2024 ve sonraki dönemlerde yapılacak enflasyon düzeltmesine ait kayıtlar da ilgili dönem defterlerine kaydedilecektir.

  1. Reel Olmayan Finansman Maliyeti (ROFM) Kavramı

Enflasyon düzeltmesi işlemi, esas olarak iktisadi kıymetlerin Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenen değerleme hükümlerine göre tespit edilen tutarları dikkate alınarak gerçekleştirilmektedir. Ancak, stokların, satılan malın, maddi duran varlıkların, maddi olmayan duran varlıkların maliyet bedeline ve mali duran varlıkların alış bedeline ilave edilen reel olmayan finansman maliyetleri (ROFM) düşüldükten sonra bulunan tutarların enflasyon düzeltmesine tabi tutulması gerekmektedir.

Reel olmayan finansman maliyeti (ROFM), enflasyon düzeltmesine tabi tutulacak iktisadi kıymetin iktisap edilmesi aşamasında katlanılan finansman maliyeti içerisindeki enflasyon tutarıdır. Enflasyon düzeltmesi sırasında bu tutarın hesaplanarak ilgili iktisadi kıymetin maliyet bedelinden düşülmesi ve enflasyon düzeltmesinin kalan tutar üzerinden yapılması gerekmektedir.

Toplam finansman maliyeti içerisinde krediyi kullanmanın bedeli olan faiz ile alınan borcun geri ödenmesinde krediyi kullandıran kurumun enflasyon nedeniyle uğrayacağı kayıp tutarı da bulunmaktadır. Toplam finansman maliyeti içerisinde faiz tutarı reel finansman maliyeti, krediyi kullandıran kurumun enflasyon nedeniyle uğrayacağı kayıp tutarı ise reel olmayan finansman maliyeti olarak nitelendirilmektedir. Söz konusu reel olmayan finansman maliyeti (ROFM) tutarının iktisadi kıymetin bilançoda gösterilen değerinden düşülerek, düzeltmeye esas tutarının bulunması ve enflasyon düzeltmesinin bu tutar üzerinden yapılması gerekmektedir.

Özet olarak reel olmayan finansman maliyeti, bir iktisadi kıymetin maliyetine ilave edilmiş olan finansman giderinin içindeki enflasyon farkıdır. Bünyesinde reel olmayan finansman maliyeti içerebilecek parasal olmayan varlık kalemleri şunlardır: Stoklar, maddi duran varlıklar, mali duran varlıklar, özel tükenmeye tabi varlıklar. Bünyesinde reel olmayan finansman maliyeti ihtiva edebilen iktisadi kıymetlerin listesi 555 Sıra No.lu VUK genel Tebliği’nde Ek-3’de belirtilmiştir.

  1. Reel Olmayan Finansman Maliyeti Hesaplama Yöntemleri

Enflasyon düzeltmesi işleminde, reel olmayan finansman maliyetleri, “Borç Tutarının Esas Alınması” ve “Toplam Finansman Maliyetinin Esas Alınması” yöntemlerinden biri seçilerek hesaplanabilir. Yöntemlerin seçiminde herhangi bir şart aranmamaktadır, kullanılacak yöntemin seçimi işletmelere bırakılmıştır.

6.1. Borç Tutarının Esas Alınması Yöntemi

Borç tutarının esas alınması yönteminde, ROFM; her türlü borçlanmada, borç tutarlarına borcun kullanıldığı döneme ait Yİ-ÜFE artış oranının uygulanması suretiyle hesaplanır. İktisadi kıymetin maliyetine dahil edilen reel olmayan finansman maliyeti hesaplanır ve bu tutar iktisadi kıymetin değerinden düşülerek düzeltmeye esas değere ulaşılır. Bu yön-temde ROFM aşağıdaki formül yardımıyla hesaplanır.

Rofm Hesaplama Yöntemi

 

6.1.1. ROFM Tutarının Aktifleştirilen Finansman Maliyetinden Küçük Olması Durumu

Hesaplanan oranın borç tutarına uygulanması suretiyle bulunan tutarın (ROFM), formülde dikkate alınan borç tutarı nedeniyle ilgili dönemde maliyetle/alış bedeliyle ilişkilendirilen finansman giderleri toplamından küçük olması halinde bahse konu finansman giderlerini aşan kısmın reel finansman maliyeti olduğu kabul edilecektir. Hesaplanan ROFM tutarı ise, düzeltmeye esas tutarı belirlemek üzere iktisadi kıymetin maliyetinden düşülecektir.

Örnek: MVT Sanayi ve Ticaret AŞ, 20.06.2023 tarihinde 4.000.000.- TL banka kredisi kullanmak suretiyle üretim faaliyetlerinde kullanmak amacıyla bir makine satın almıştır. 30.10.2023 tarihinde kredi kapatılmış ve 1.100.000.- TL faiz ödenmiştir. Ödenen faiz makinenin maliyet bedeline eklenmiştir.

Buna göre, 31.12.2023 tarihli bilançoda makinenin maliyet bedeli 5.100.000.- TL olarak görünecektir. Makinenin maliyet bedeli içerisinde bulunan reel olmayan finansman maliyeti düşüldükten sonra kalan tutar üzerinden enflasyon düzeltmesi yapılması gerekmektedir. Borç tutarının esas alınması yönteminde makinenin maliyet bedeli içerisinde yer alan ROFM aşağıdaki şekilde hesaplanır.

Rofm Hesaplama Yöntemi Iki

ROFM = 4.000.000 x (2.803,29 – 2.320,72) ÷ 2.320,72

ROFM = 4.000.000 x 0,20794 = 831.760.- TL

Hesaplanan ROFM tutarı makinenin maliyetine eklenen finans maliyetinden küçük olduğu için düzeltmeye esas tutar belirlenirken bu tutar dikkate alınacaktır. 831.760.- TL makinenin 31.12.2023 tarihli bilançoda görünen değerinden düşülecek ve bulunan tutar makinenin enflasyon düzeltmesine tabi tutulacak tutarı olacaktır. Buna göre, makinenin enflasyon düzeltmesine esas tutulacak tutarı: 5.100.000 – 831.760 = 4.268.240.- TL olacaktır. Faiz tutarının 268.240.- TL’lik (1.100.000 – 831.760) kısmı reel finansman maliyeti olarak kabul edilecektir.

Bu makinenin enflasyon düzeltmesinde kullanılacak düzeltme katsayısı aşağıdaki şekilde hesaplanır.

Düzeltme Katsayısı

Bu makinenin enflasyon düzeltmesi ise aşağıdaki şekilde yapılacaktır.

Enflasyon Düzeltmesi

6.1.2. ROFM Tutarının Aktifleştirilen Finansman Maliyetinden Büyük Olması Durumu

Hesaplanan oranın borç tutarına uygulanması suretiyle bulunan tutarın (ROFM), formülde dikkate alınan borç tutarı nedeniyle ilgili dönemde maliyetle/alış bedeliyle ilişkilendirilen finansman giderleri toplamından büyük olması halinde, bahse konu finansman giderlerinin tamamının reel olmayan finansman maliyeti olduğu kabul edilecektir.

Örnek: MVT Sanayi ve Ticaret AŞ, 10.03.2023 tarihinde 2.000.000.- TL banka kredisi kullanmak suretiyle üretim faaliyetlerinde kullanmak amacıyla bir makine satın almıştır. 30.09.2023 tarihinde kredi kapatılmış ve 400.000.- TL faiz ödenmiştir. Ödenen faiz makinenin maliyet bedeline eklenmiştir.

Buna göre, 31.12.2023 tarihli bilançoda makinenin maliyet bedeli 2.400.000.- TL olarak görünecektir. Makinenin maliyet bedeli içerisinde bulunan reel olmayan finansman maliyeti düşüldükten sonra kalan tutar üzerinden enflasyon düzeltmesi yapılması gerekmektedir. Borç tutarının esas alınması yönteminde makinenin maliyet bedeli içerisinde yer alan ROFM aşağıdaki şekilde hesaplanır.

 

Rofm Hesaplama Yöntemi üç

ROFM = 2.000.000 x (2.749,98 – 2.147,44) ÷ 2.147,44

ROFM = 2.000.000 x 0,28059 = 561.180.- TL

Hesaplanan ROFM tutarı makinenin maliyetine eklenen finansman maliyetinden büyük olduğu için aktifleştirilen 400.000.- TL’lik finansman giderinin tamamı ROFM olarak kabul edilecektir. Buna göre, makinenin enflasyon düzeltmesine esas tutulacak tutarı 2.000.000.- TL olacaktır.

6.2. Toplam Finansman Maliyetinin Esas Alınması Yöntemi

Farklı faiz oranları ile birden fazla kredi kullanılmış ve bu kredilerin finansman maliyetleri birden fazla hesap kalem üzerinde aktifleştirilmiş ise, reel olmayan finansman maliyetlerinin hesaplanması için faiz oranı belirlemek güçleşmektedir. Bu durumda ROFM, toplam finansman maliyetinin esas alınması yönteminin kullanılarak tespit edilir.

Toplam finansman maliyetinin esas alınması yönteminde, maliyet veya alış bedeline dâhil edilen finansman giderlerinin reel olmayan kısımları (ROFM); toplam finansman maliyetlerine, ilgili döneme ait Yİ-ÜFE artış oranının hesap dönemine ait ortalama ticari kredi faiz oranına bölünmesi sonucunda belirlenen oranlar uygulanmak suretiyle bulunan tutarın, maliyet veya alış bedelinden düşülmesi suretiyle hesaplanır.

Rofm Hesaplama Yöntemi Dört

İlgili hesap dönemine ait Yİ-ÜFE artış oranı aşağıda gösterilen formül yardımıyla hesaplanır:

Yi̇ üfe Artış Oranı

Ortalama ticari kredi faiz oranları T.C. Merkez Bankası tarafından haftalık olarak yayımlanmaktadır.

Normal şartlar altında, söz konusu formüldeki oranın, (0) ile (1) arasında gerçekleşmesi gerekir. Oranın (1)’den büyük çıkması, kredi faiz oranlarının, gerçekleşen Yİ-ÜFE artış oranlarının gerisinde kaldığını ifade etmektedir. Bu durumda, formüldeki oran (1) olarak alınacak ve toplam finansman maliyetinin tamamının reel olmadığı kabul edilecektir.

Aylar itibarıyla Yİ-ÜFE’de oluşan farklılıklar nedeniyle formüldeki oranın negatif çıkması halinde ise toplam finansman maliyetinin tamamının reel olduğu kabul edilecektir.

Örnek: MVT Sanayi ve Ticaret AŞ, 15.04.2023 tarihinde 1.000.000.- TL banka kredisi kullanmak suretiyle üretim faaliyetlerinde kullanmak amacıyla bir makine satın almıştır. Kredi, 15.10.2023 tarihinde kapatılmış ve 200.000.- TL faiz ödenmiştir. Ödenen faiz makinenin maliyet bedeline eklenmiştir.

Buna göre, 31.12.2023 tarihli bilançoda makinenin maliyet bedeli 1.200.000.- TL olarak görünecektir. Makinenin maliyet bedeli içerisinde bulunan reel olmayan finansman maliyeti düşüldükten sonra kalan tutar üzerinden enflasyon düzeltmesi yapılması gerekmektedir. Toplam finansman maliyetinin esas alınması yönteminde makinenin maliyet bedeli içerisinde yer alan ROFM aşağıdaki şekilde hesaplanır.

Aralık 2023 Yİ-ÜFE                          : 2.915,02

Aralık 2022 Yİ-ÜFE                          : 2.021,19

Ortalama Ticari Kredi Faiz Oranı      : %48,02

Yi üfe Artış Oranı Iki

Yi üfe Artış Oranı üç

Yi üfe Artış Oranı Dört

 

 

Hesaplanan ROFM tutarı makinenin maliyetine eklenen finansman maliyetinden küçük olduğu için düzeltmeye esas tutar belirlenirken bu tutarın tamamı dikkate alınacaktır. Hesaplanan ROFM tutarı olan 184.186.- TL makinenin 31.12.2023 tarihli bilançoda görünen değerinden düşülecek ve bulunan tutar makinenin enflasyon düzeltmesine tabi tutulacak tutarı olacaktır. Buna göre, makinenin enflasyon düzeltmesine esas tutulacak tutarı: 1.200.000 – 184.186 = 1.015.814.- TL olacaktır. Faiz tutarının 15.814.- TL’lik (200.000 – 184.186) kısmı reel finansman maliyeti olarak kabul edilecektir.

  1. Diğer Hususlar

Enflasyon düzeltmesi işlemlerinde reel olmayan finansman maliyeti (ROFM) hesaplanırken dikkat edilmesi gereken diğer huşular aşağıda belirtilmiştir.

a) Enflasyon düzeltmesine tabi tutulacak parasal olmayan kıymetin düzeltmeye esas tutarına ulaşılırken; ROFM ilgili kıymetin bilançoda gösterilen tutarından düşülür. Düzeltme işlemi kalan tutar üzerinden yapılır. Vergi Usul Kanunu’nun geçici 31. maddesi, geçici 32. maddesi ve mükerrer 298/Ç maddesi uyarınca yeniden değerlemeye tabi tutulmuş iktisadi kıymetler enflasyon düzeltmesine tabi tutulurken, düzeltmeye esas değer olan yeniden değerleme sonrası değerler için ROFM hesabı yapılmayacaktır.

b) Yabancı para üzerinden borçlanmalarda borcun kullanıldığı döneme ait Yİ-ÜFE artış oranı, borcun alındığı tarihteki Türk Lirası karşılıklarına uygulanır. Dolayısıyla yabancı para üzerinden yapılan borçlanmalarda ROFM hesaplanırken Yİ-ÜFE artış oranının uygulanacağı borç tutarı, yabancı para üzerinden alınan borcun alındığı tarihteki Türk Lirası karşılığıdır.

c) Birden fazla hesap dönemine yayılan ve finansman gideri her hesap döneminde maliyete atılan borçlanmalarda, ROFM hesaplanması, her hesap dönemi itibariyle ayrı ayrı borç tutarının borcun kullanıldığı döneme ait Yİ-ÜFE artış oranının uygulanması suretiyle hesaplanır. Aynı hesap dönemi içinde, borç geri ödemesinin (kapamanın) birden fazla ayda yapılması durumunda, her geçici vergi döneminin sonunda geçerli olan Yİ-ÜFE oranı kullanılabilir.

d) Birden fazla hesap dönemine yayılan ve finansman gideri her hesap döneminde maliyete atılan yabancı para üzerinden borçlanmalarda, reel olmayan finansman maliyetinin hesaplanması, her hesap dönemi itibariyle ayrı ayrı borç tutarının borcun alındığı tarihteki Türk Lirası karşılıklarına borcun kullanıldığı döneme ait Yİ-ÜFE artış oranının uygulanması suretiyle hesaplanacaktır.

e) Krediler ile ilgili olarak ödenen vergi ve harçlar gibi bazı finansman giderleri, kullanılan yabancı kaynağın kullanım süresine bağlı olarak oluşmadığından enflasyon unsuru içermezler. Bu nedenle enflasyon düzeltmesi uygulamasında bu giderler reel olarak kabul edilir ve bunlar için ayrıca ROFM ayrıştırması yapılmaz.

7 Gündem Satınalma Dergisi Enflasyon Muhasebesinde Reel Olmayan Finansman Maliyeti UygulamasıM. Vefa TOROSLU

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

Bağımsız Denetçi

vefa.toroslu@gmail.com

Ödeme Süresinde Çelişki Olması ?

7 Gündem Satınalma Dergisi ödeme Süresinde çelişki Olması

7 Gündem Satınalma Dergisi ödeme Süresinde çelişki Olmasıİtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, Sözleşme Tasarısı’nın 12.1’inci maddesinde tahakkuk evrakının ………….. İl Sağlık Müdürlüğü Muhasebe Müdürlüğüne/Defterdarlık Muhasebe Müdürlüğüne teslim edildikten sonra 180 gün içinde ödemenin yapılacağının düzenlendiği, Sözleşme Tasarısı’nın 12.1.1’inci maddesinde ise hakediş raporunun yüklenici veya vekili tarafından imzalandığı tarihten başlamak üzere 30 gün içinde tahakkuka bağlanacağı ve bu tarihten başlamak üzere otuz gün içinde de ödemenin yapılacağı düzenlemesine yer verildiği, Sözleşme Tasarısı’nın anılan maddesinde hakediş ödemelerinin süresine ilişkin iki farklı (30 gün/180 gün) düzenlemenin yer aldığı, bu durumun Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’ne uygun olmadığı, çelişki barındırdığı ve sözleşmenin uygulanması aşamasında hukuki sorunlara neden olacağı, ayrıca Hizmet İşleri Genel Şartnamesi uyarınca ödemenin tahakkuk işleminin gerçekleştirildiği tarihten başlamak üzere 30 gün içinde yapılması gerektiği öngörülmüş olup ödeme süresinin belirlenmesi hususunda idareye herhangi bir takdir yetkisi verilmemesine rağmen idare tarafından 180 günlük sürenin belirlendiği, bahsedilen aykırılıklar sebebiyle ihaleye katılımın engellendiği ve ihalenin iptal edilmesi gerektiği iddialarına yer verilmiştir.

27.12.2023 tarihli ve 2023/UH.II-1603  sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; Hizmet İşleri Genel Şartnamesi’nin “Hakediş ödemeleri” başlıklı 42’nci maddesi uyarınca yükleniciye yapılacak ödemenin tahakkuk tarihinden itibaren 30 gün içinde yapılması gerektiği, belirtilen süreye ilişkin idarelere farklı bir düzenleme yapma hakkı tanınmadığı, başvuruya konu ihaleye ait Sözleşme Tasarısı’nın 12.1.1’inci maddesinin bu kurala uygun olduğu anlaşılmakta ise de anılan Tasarı’nın 12.1’inci maddesindeki düzenlemede 30 gün olarak belirtilmesi gereken hakediş ödeme süresinin 180 gün olarak belirlendiği, yine 12.1’inci maddede ödemelerin aylık dönemler halinde, takip eden ayın sonuna kadar yapılacağı düzenlemesinin de bulunduğu,

netice itibariyle hakediş ödemelerine ilişkin üç farklı düzenlemenin mevzuata aykırılık ve çelişkiler barındırdığı ve ödemenin tahakkuk tarihinden başlamak üzere otuz gün yapılması gerekliliğinin karşılanıp karşılanmayacağı hususunda belirsizliğe yol açtığı anlaşıldığından başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Mehmet ATASEVER

S.B. Strateji Geliştirme E. Bşk.

KİK E.  Üyesi

Her Yeni Güne Borçla Başladığınızı Biliyor musunuz ?

7 Gündem Satınalma Dergisi Her Yeni Güne Borçla Başladığınızı Biliyor Musunuz

7 Gündem Satınalma Dergisi Her Yeni Güne Borçla Başladığınızı Biliyor MusunuzSon yıllarda kendi işini kurmak ve girişimci olmak isteyen gençlerin sayısında dikkat çekici bir artış olduğu görülmektedir. Elbette iş kurma ve girişimci olma isteğinin yaygınlığı gençlerle sınırlı değildir. Ancak yakın dönemde yapılan bazı araştırmalar özellikle Z Kuşağının önemli bir kısmının geleneksel işlerde çalışmak yerine kendi işlerini kurmak istediklerini göstermektedir (1).

İş kurmanın ve girişimci olmanın, diğer birçok alanda olduğu gibi kendine has bazı zorlukları bulunmaktadır. Parlak bir iş fikri başarılı olmanın ön koşullarından biri olmakla birlikte iş hayatının bazı püf noktalarını, diğer bir deyişle iş hayatındaki bazı incelikleri bilmek de gerekir.

İş hayatının önemli bir püf noktası borçların sürekli olduğunun farkında olmakla ilişkilidir. Eminim ki bazıları işyeri kirasının aslında her gün ödenmesi gereken bir borç kaynağı olduğunun farkında değildir. Bunun farkında olmadıkları için kiranın ödeme günü gelene kadar herhangi bir endişe duymazlar ve ödeme günü geldiğinde de ne yapacağını bilemez bir halde kaynak arayışı içerisine girerler. Bu kaynak arayışı ya tedarikçiye yapılacak ödemenin ertelenmesi ya da kredi kartından nakit çekilmesi gibi çok çeşitli ve genellikle girişimcinin ileride daha büyük sorunlar yaşamasına neden olacak yöntemlerin kullanılmasına neden olur.

Tedarikçiye ödemenin ertelenmesi tedarikçi ile olan ilişkinin bozulması ve hatta sona ermesi sonucunu doğurabilir. Öyle ya, kim ödemelerini aksatan birisine uygun koşullarda ürün temin etmek ister ? Kredi kartından nakit çekilmesi ise kirayı geciktirmemek için kira bedelinin yanı sıra nakit avans çekim masrafı ve faiz gibi ilave maliyetlere neden olacaktır. Sonuçta her iki örnek çözüm de borcun daha büyük bir borçla kapatılmasından başka bir şey değildir.

Kiranın vadesinde ödenen bir borç olduğuna ilişkin algının, bu sorunun temel nedenini oluşturduğu ileri sürülebilir. Oysa bu algının değiştirilmesi ve kiranın aslında günlük bir borç olduğu düşüncesinin kabul edilmesi, girişimciler açısından bir motivasyon kaynağı olarak kullanılıp, başarılı olmanın bir aracılı haline pekâlâ getirilebilir. Girişimcinin borcunun yalnızca kira ile sınırlı olmadığı ve çok farklı borç kaynakları olduğu düşünüldüğünde, bu zihinsel kurgulamanın önemi ve etkisi daha açık bir biçimde anlaşılacaktır.

Bir girişimcinin aylık kira maliyeti 30.000 TL, personel maliyeti 90.000 TL ve bunları ödeme günü her ayın birinci günü olsun. Kısacası o girişimci açısından her ayın birinci günü “hele o gün gelsin düşünürüz” denilen gündür. Ne yazık ki her ay o gün kaçınılmaz olarak gelmekte ve toplamda 120.000 TL tutarındaki borcun nasıl ödeneceği paniği yaşanmakta ve değerli zamanın önemli bir kısmı kaynak arayışı ile çarçur edilmektedir.

Peki ya, bu girişimci şöyle düşünseydi nasıl olurdu? “Ben bu işyerini bugün kullanıyorum. Çalışanlarım da bana bugün hizmet sunuyor. Aslında ben hem mülk sahibine hem de çalışanlarıma bugün borçlandım”. Bu düşüncenin sonunda girişimci şunu da fark edecektir: “Benim aylık ödemem gereken tutar 120.000 TL. Yani aslında benim her gün 4.000 TL ödemem gerekiyor. Kısacası her gün bu işyerinin kapısını açtığımda 4.000 TL ekside başlıyorum. O zaman benim en azından borçlarımı ödeyebilmek için bugün en az 4.000 TL kazanmam gerekiyor. Aksi halde bu borç yarına devredecek ve yarın daha fazla çabalamam gerekecek!”.

7 Gündem Satınalma Dergisi Her Yeni Güne Borçla Başladığınızı Biliyor MusunuzHer güne ekside başlanıldığı, borcun da aslında her gün ödenmesi gerektiği düşüncesinin yararlı bir bakış açısı olduğuna inanıyorum. Kuşkusuz bu bakış açısı girişimcinin motivasyonunu da yükseltecek, boşa geçirdiği her günün yalnızca gelir kaybı olmadığını, boşa geçirilen ya da yeterince verimli kullanılmayan bir günün aynı zamanda borç toplamını arttıran bir kayıp olduğunu fark etmesini sağlayıp işine dört elle sarılmasına neden olacaktır. Kuşkusuz iş hayatında ve girişimcilikte belirli bir deneyimi olanların önemli bir kısmı bilinçli olsun veya olmasın bu durumun farkındadır. Bu yazıyı bu durumu bilmeyen ya da farkında olmayanlar için yazdım. Umarım bu yazının konusu olan bakış açısının ne kadar önemli ve yararlı olduğuna dikkat çekebilmişimdir.

Prof. Dr. Umut OMAY

Kaynaklar

(1) Lindzon, J. (11.05.2021), “Why Gen Z is so Keen on Entrepreneurship and what that Means for Employers”, Çevrim içi: https://www.fastcompany.com/90631769/why-gen-z-is-so-keen-on-entrepreneurship-and-what-that-means-for-employers, (14.02.2024).

PROF. DR. UMUT OMAY – MAKALE LİSTESİ

GİRİŞİMCİLİK VE YÖNETİCİ GÜÇLENDİRME

PAZARLAMA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İŞ DÜNYASINDA TUTUM VE DAVRANIŞ

DİĞER KONULAR

Satınalma Dergisi Şubat 2024, Yıl:12, Sayı:134 Yayınlandı

şubat 2024 Kapak

Değerli yöneticiler,

Öncelikle Şubat 2024 sayımıza katkı veren yazarlarımıza teşekkür ederim. Dopdolu bir sayı oldu. Meslek çevremizdeki gelişme ve trendleri incelemekten mutluluk duyuyoruz.

Bu sayıda dış ticaretin sıcak gündemine pencere açtık. Avrupa – Uzakdoğu konteyner trafiği Kızıldeniz’de meydana gelen saldırılarından önemli ölçüde etkilendi. Hatların risklerden kaçınma adına Ümit Burnu rotasını tercih etmeye başlaması bir zorunluluk oldu. Maliyetler ve nakliyat süreleri roket hızıyla artınca tedarik zincirlerinin yapısı fazlasıyla sorgulanmaya başladı.

Büyük şirketler bu tip saldırıların ne kadar süre devam edebileceğini kestiremiyor. Emniyet ve güvenlik riskleri sigorta maliyetlerini de yükseltiyor. Birçok sektörde yeni tedarikçi araştırmaları hız kazansa da kısa sürede köklü bir değişikliğe gitmek kolay değil. Yürürlükte olan sözleşmeler var. Diğer taraftan her kategoride ürün kalitesi ve hedef fiyatı tutturmak da mümkün değil.

Ülkemiz açısından Avrupa bölgesine ihracatımızda yeni fırsatlar meydana getirebileceğini düşünüyorum. Fakat Uzakdoğu ithalat tarafında ortaya çıkan yeni maliyetlerin olumsuz etkileri de olacaktır. Problemin uzun süre devam etmesi halinde fiyatlara yansıma ihtimali yüksek görünüyor. Kalıcı olması halinde ise ekonomide enflasyon rakamlarının tetiklenmesine neden olacaktır.

Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) Verilerinde Canlanma İşareti

İmalat PMI

Ocak 2024 ayı Avrupa bölgesi İmalat PMI 46,6 Hizmetler PMI 48,4 olarak gerçekleşti. Almanya İmalat PMI 45,5 Fransa 43,1 ve İngiltere 44,8 seviyesinde oldu. Yükseliş trendi ile üretimde bir canlanma olduğu söylenebilir. Ocak 2024 ABD İmalat PMI 50,7 ve Hizmetler PMI 52,5 seviyesinde olurken Çin İmalat PMI 50,8 ve Hizmetler PMI 52,7 seviyesinde kaldı.

Konteyner Endeksleri

Kızıldeniz geçiş problemi endekslerin hızlı yükselmesinde hayli etkili oldu. Sert yükselişlerin ardından haftalık bazda aşağı yönlü hafif kırılma gözlemlenmektedir.  Drewry’nin Dünya Konteyner Endeksi Şubat 2024’te % 1 düşüşle 3.786 dolara geriledi. Fakat bu rakamlar geçen yılın ayını dönemi ile karşılaştırıldığında % 90 yüksek. Pandemi öncesi seviyelere göre ise % 167 yukarıda.

Şirket Eğitimleriniz İçin Doğru Teklifi Alın

Tedarikçi performans değerlendirme eğitiminden satınalma yönetimine kadar uygun fiyatla mesleki ve kişisel gelişim odaklı eğitim hizmetleri sunuyoruz. Referanslarımıza güveniyoruz.

Eğitim kataloğumuzu satinalmadergisi.com/egitim.pdf indirerek şirket ihtiyacınız için en doğru eğitimi alabilirsiniz.

Ekibinizi Geliştirin

E-Dergi Aboneliği ile Ekibinizin Yetkinliklerini Yükseltin


Ekibinizin mesleki ve yönetsel becerilerinin gelişimi için bir adım atın.
Departman olarak dergi arşivine (134 sayı), mesleki raporlarına ve gelecek bir yıl boyunca 12 sayıya erişim sağlayın. Dijital dergi aboneliği için https://satinalmadergisi.com/dijital-islem-merkezi/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Satınalma dergisi mesleki alanda büyük bir boşluğu dolduruyor. Satinalmadergisi.com web sitemiz, e-dergi ve tedarik zinciri gündem klasörlerini uzun süre takip ettiğinizde mesleki gelişim ve yönetsel becerilerinizde değişimi göreceksiniz.

Keyifli okumalar,
Prof. Dr. Murat ERDAL

www.muraterdal.com

şubat 2024 Kapak

12 Saat Çalışıp 24 Saat Dinlenen İşçi Hafta Tatiline Hak Kazanabilir mi ?

7 Gündem Satınalma Dergisi 12 Saat çalışıp 24 Saat Dinlenen İşçi Hafta Tatiline Hak Kazanabilir Mi

7 Gündem Satınalma Dergisi 12 Saat çalışıp 24 Saat Dinlenen İşçi Hafta Tatiline Hak Kazanabilir MiUygulamada işin niteliğinden kaynaklanan bazı işlerde 12 saat çalışma 24 saat dinlenme; 24 saat çalışma 24 saat dinlenme ve 24 saat çalışma 48 saat dinlenme gibi çalışma biçimlerinin uygulandığı bilinmektedir. İşin niteliğinden kaynaklanan bu tür çalışma biçimleri özellikle benzin istasyonları, radyolink istasyonları, yangın kuleleri ve free shop gibi 7/24 saat işletilen işyerlerinde yaygın olarak görülmektedir.

4857 sayılı İş Kanunu’na göre, “Genel bakımdan çalışma süresi haftada en çok 45 saattir. Aksi kararlaştırılmamışsa bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır (m.63/1). Tarafların anlaşması ile haftalık normal çalışma süresi, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine, günde 11 saati aşmamak koşulu ile farklı şekilde dağıtılabilir. Bu halde, iki aylık süre içinde işçinin haftalık ortalama çalışma süresi, normal haftalık çalışma süresini aşamaz (m.63/2).

4857 sayılı Kanun’da, “Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde, işçilere tatil gününden önce 63 üncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde çalışmış olmaları koşulu ile yedi günlük bir zaman dilimi içinde kesintisiz en az 24 saat dinlenme (hafta tatili) verilir” denilmektedir (m.46/1). Bu kapsamda, 12 saat çalışma 24 saat dinlenme; 24 saat çalışma 24 saat dinlenme ve 24 saat çalışma 48 saat dinlenme gibi çalışma biçimlerinde 24 saat kesintisiz dinlenmeden bahsedildiği için işçinin hafta tatili ücreti istemesi mümkün değildir. Bu tür çalışma biçimlerinde işçinin hafta tatiline hak kazanıp kazanmayacağı hususu yargı konusu yapılmıştır.

Nitekim Yargıtay konuyla ilgili bir kararında, “Somut uyuşmazlıkta, hafta tatili ücreti bakımından, 24 saat çalışma 24 saat dinlenme esasında yürütülen çalışma sistemine göre, davacının bir hafta 4 gün, diğer hafta ise 3 gün çalışması söz konusu olup, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 46. maddesine göre dinlenme için haftada en az bir gün ayrıldığından davacının hafta tatili ücreti talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir[1].

Yargıtay’ın başka bir kararında da, “Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece davacının 15 günde bir değişen vardiya sistemi ile 07.00-19.00 ve 19.00-07.00 saatleri arasında çalıştığı ve her hafta tatilinde çalıştığı kabul edilerek hesaplanan alacaklar hüküm altına alınmıştır. Ancak 07.00-19.00 ve 19.00-07.00 saatleri arasında 15 günde bir değişen vardiya sistemine göre çalışma halinde, davacının vardiya değişim günlerinde kesintisiz 24 saat dinlenme imkanına sahip olacağı açıktır. Mahkemece bu yön gözetilmeden, davacının her hafta tatilinde çalıştığı kabul edilerek hesaplanan hafta tatili alacağının hüküm altına alınması hatalıdır[2].

Yargıtay, 24 saat çalışma ve en az 24 saat dinlenme sisteminde, “… çalışma düzeninin 24 saat çalışma 24 saat dinlenme esası üzerine olduğu, 24 saat çalışma 24 saat dinleneme şeklinde geçen çalışmalarda, davacının bir hafta 4 gün diğer hafta 3 gün çalışacağı, bu nedenle hafta tatili çalışması olamayacağı dikkate alınmadan hafta tatili alacağına hükmedilmesini hatalı bulmaktadır[3].

7 Gündem Satınalma Dergisi 12 Saat çalışıp 24 Saat Dinlenen İşçi Hafta Tatiline Hak Kazanabilir MiSonuç olarak, 12 saat çalışma 24 saat dinlenme; 24 saat çalışma 24 saat dinlenme ve 24 saat çalışma 48 saat dinlenme gibi çalışma biçimlerinde 24 saat kesintisiz dinlenmeden bahsedildiği için işçinin hafta tatili ücretine hak kazanması söz konusu değildir[4].

Lütfi İNCİROĞLU

 

 

[1] Y.9HD.05.10.2021 T., E.2021/9973, K.2021/13695 Legalbank

[2] Y.22HD.17.12.2019 T., E.2017/26369, K.2019/23539 Legalbank.

[3] Y.22.HD.26.2.2018 T., E.2017/11172, K.2018/4764; Y.22.HD.20.11.2017 T., E.2015/21944, K.2017/25163 Legalbank.

[4] SÜMER, Haluk Hadi/KAYIRGAN, Hasan, İşçilik Alacakları ve Hesaplamaları, 3. Baskı, Ankara 2022, s.828-829.

Piyasanın Dengesi – Basın Dünyasında Emekli – Bölüm 3

7 Gündem Satınalma Dergisi Piyasanın Dengesi Basın Dünyasında Emekli Bölüm 3

7 Gündem Satınalma Dergisi Piyasanın Dengesi Basın Dünyasında Emekli Bölüm 3Emeklinin Gülmeyen Yüzü 

Ülkemizdeki emekli algısı öyle bir yere geldi ki, mutsuz, yüzü gülmez, muhtaç, çocuklarına el açan, aç yatan, boş gezen kişi şeklindedir.

Emekliler tamamen yukarıda sayılan özelliklerde olmasa da mutsuz bir kesim olduğunu söylemek mümkündür.

Emekli Kıt Kanaat Geçinir

Başka bir geliri yok ise emeklinin dikkatli para harcaması gerektiğini söyleyebiliriz. Çünkü gerçek anlamda emeklinin maddi durumu yaşam standartlarını yakalayamamıştır. Yakalamak bir yana kazanılmış haklarını günden güne kaybetmektedir.

Emekliler 2015 yılı ve öncesinde bugünkü yaşam standartlarına istinaden daha fazla kazanıyordu. Ancak bu hakları 2016 yılından itibaren asgari ücretle kıyaslandığında günden güne fakirleşme patikasına girdiler ve bu patikada yol almaya başladılar.

Emekli Maaşının Asgari ü Oranı

Otoriteler emeklinin yaşam standartlarını ve refah düzeyini arttırdık diye dursunlar, emekli piyasanın gerçeğini gayet iyi biliyor.

Yukarıdaki tablo her şeyi güzel açıklamış doğrusu. 2016 yılında emekli maaşı, asgari ücretten % 66 daha fazla iken, bugün ise emekli maaşı asgari ücretten % 28 daha az.

Nereden, nereye değil mi ?

Daha da vahim ve acıklı olan durum da emekliye verilen maaş zammının sürekli olarak bir memura verilen maaş zammından oldukça düşük. Sanki memur çok yiyor, doymuyor, emekli ise az yiyor veya para harcamasını bilmiyor gibi gerçek enflasyonun oldukça altında maaş zammı alıyor.

Gerçek enflasyon diyorum çünkü enflasyonu yanlış ölçersek, yanlış sonuçlar elde eder, bilhassa emekliler yanlış ölçülen enflasyonun bedelini fazlasıyla öder. Sadaka gibi maaş zammı alır.

Basın ve Emekli

Emekli için düşük gelir konusunda ne söylesek az. Hayatını idame ettirecek bir gelirden yoksun. Emeklinin bu durumunu bilmeyen yok gibi. Ancak emeklinin bu zayıf durumunun abartılarak ele alınması halinde emekli kendini daha da kötü hissedecektir.

çay GörselKuşkusuz ki bizim basın dünyasından bahsediyorum. Emeklinin son derece kısıtlı geliri olduğu, emekli günde bir çay içse, ikinci çayı düşünerek içer zira çay da lüks oldu emekli için.

Ülkemizdeki basına bakıldığında, bir kısım basın kuruluşu emeklinin saltanat sürdüğünü, refah düzeyinin ve gelirlerinin arttığını dile getirse de, bir kısım basın da tam abartarak emeklinin gelirinin taksitli de olsa bir ev, bir otomobil almaya veya yazın uzun bir seyahate çıkmaya yetmediğini dile getiren oldukça abartılı yazılar emeklinin canını daha da sıkar.

Kıyaslamaların uç noktalardan yapılmaya başlanması, sonu gelmeyen tartışmaları başlatır. Emeklinin anadan, babadan veya eşi tarafından bir mirası yok ise, çalışma hayatında birikim yapmamışsa, emekli maaşı ile bir ev, bir araba, bir yurt dışı seyahati alması tek kelime hayaldir.

Emekli BisikletBasınımız maalesef emeklinin durumunu abartılı bir şekilde mal, mülk almak gibi olanaklarla kıyaslaması bence çok hoş değil. Ülkemiz emeklisinin bir Avrupa Birliği Ülkelerine mensup emeklilerle kıyaslanması ve ülkemizdeki emeklilerin de aynı refah düzeyinde olmasını beklemek ne kadar gerçekçi olur ? Ülkemizin standartları belli ve emekliye verecekleri de.

Emeklimiz hiç kimseye muhtaç olamıyorsa, kendi emekli parası ile bırakın bir otomobil veya ev almayı, bir bisiklet alabiliyorsa kendini şanslı görsün derim.

Hayatın gerçeği denen şeyi görmek gerek.

7 Gündem Satınalma Dergisi Piyasanın Dengesi Basın Dünyasında Emekli Bölüm 3Reşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi

Pazarlamada Yeni Bir Yaklaşım: 3B Modeli Pazarlamanın Yeni Odağı Olabilir mi ?

7 Gündem Satınalma Dergisi Pazarlamada Yeni Bir Yaklaşım 3b Modeli Pazarlamanın Yeni Odağı Olabilir Mi

7 Gündem Satınalma Dergisi Pazarlamada Yeni Bir Yaklaşım 3b Modeli Pazarlamanın Yeni Odağı Olabilir MiPortföyü oldukça varlıklı kişilerden oluşan Amerikalı bir finans şirketi, başlangıçta müşterilerini elde tutmak ve yeni müşteriler çekebilmek amacıyla pazarlama kampanyalarını stresten uzak ve maddi açıdan rahat bir emeklilik hayali üzerine kurar. Kullanılan bu strateji istenilen amaca ulaşmaz ve şirket gerçekten müşterilerinin ne istediğini anlamaya çalışır.

Yaptıkları araştırma sonrasında portföylerindeki müşterilerinin emekli olduktan sonra yeni bir iş kurmak ya da bir üniversiteye başlamak gibi istekleri olduğunu keşfeder ve yeni bir finansal ürün geliştirerek onlara emekli oldukları anda toplu bir ödeme alacakları bir emeklilik planı sunarak oldukça başarılı olur. Verimliliğin işleri doğru yapmak, etkinliğin ise doğru işi yapmak olduğunu belirten ünlü yönetim bilimci Peter Drucker, “Hiç yapılmaması gerekenin verimli bir şekilde yapılması kadar işe yaramaz bir şey yoktur ve müşteri nadiren işletmenin kendisine sattığını düşündüğü şeyi satın alır.” demiştir. Bu söz, yukarıda bahsedilen vakada da açıkça görülmektedir. Dolayısıyla işletmelerin sürekli gelişmesi için değer yaratmanın 3E’si olarak adlandırılan verimlilik, etkinlik ve deneyimi (Efficiency, Effectiveness, Experience) her zaman hesaba katması gerekir.

PwC’nin yıllık olarak gerçekleştirdiği 27. global CEO anketine katılanların %45’i, şirketlerinin mevcut şekilde devam etmesi halinde on yıl içinde hayatta kalamayacağını düşünmektedir. PwC’nin daha önce yapmış olduğu diğer bir global CEO anketinde ise katılımcıların yaklaşık 3’te 2’si, hala maliyetleri düşürmenin ana amaç olduğunu belirtmiştir. Fakat sektörel olarak yaşanmış birçok vaka maliyetleri azaltmanın gerçekten ne anlama geldiğini düşündürmektedir. Örneğin, London Business School’dan Nader Tavassoli’nin anlattığı bir askılık vakası, gerçekten etkili stratejilerin aslında oldukça göz önünde olduğunu göstermektedir. Ünlü işletme profesörünün anlattığı vakada, oteller müşterilerin askılıkları çalmamaları için dolaplara bütünleşik bir halka ve bu halkaya yerleştirilen bir askılık modeli geliştirmiştir. Bu strateji ile oteller maliyetlerde belirli bir düşüş yakalasa da, otelciliğin yeni terminolojisinde “misafir” olarak adlandırılan müşterilere bu şekilde davranmanın ne kadar doğru olduğu ve maliyetleri ne kadar düşürdüğü oldukça tartışmalı bir durumdur. Ayrıca oteller, bu yeni askılık modeli yerine eski modellerin üzerlerine kendi isimlerini yazdıklarında ve müşteriler bu askılıkları odadan ayrılırken yanlarında götürdüklerinde, aslında ilgili otelle yaşadıkları olumlu deneyimlerini hatırlayacaklarını keşfetmişlerdir. İlgili vaka, pazarlamanın merkezinde yer alan pazarlamanın 4P’si olarak adlandırılan karmanın yerini 3B (Business, Brand, Behaviour) olarak adlandırılan işletme, marka ve davranış bileşenlerinin aldığını göstermektedir. Bu bileşenlerden işletme, organizasyonun özünü temsil eden çıplak bir insana benzer şekilde işletmenin neyi başarmayı istediğini, amacını ve izlediği stratejik yönelimi tanımlamaktadır. İkinci bileşen olan marka ise, bir insanın giydiği kıyafete benzer şekilde işletmenin dünyaya kendisini sunma şeklini ifade etmektedir. Dolayısıyla marka, kimlik, logo, tasarım unsurları ve genel marka stratejisini içermekte ayrıca görsel yönlerin ötesine geçerek markanın kişiliği, iletişimi, müşterilerde uyandırdığı duyguları bünyesinde barındırmakta, işletmeyi rakiplerinden ayıran benzersiz ve tanınabilir bir kimlik oluşturmaktadır. Son bileşen olan davranış ise, işletmenin nasıl hareket ettiğini, nasıl etkileşimde bulunduğunu ve kendisini nasıl yönlendirdiğini ifade etmektedir. Bu bileşen, çalışanların eylemlerini, müşteri etkileşimlerini, iletişim stratejilerini ve genel kurumsal kültürü içermektedir. Olumlu davranış, marka vaatlerini yerine getirmeyi, mükemmel müşteri hizmeti sunmayı ve etik iş uygulamalarını sürdürmeyi amaçlamakta, işletmenin; müşteriler, çalışanlar ve genel kamu tarafından nasıl algılandığını etkilemektedir.

Meşhur bir kahve zincirinin beraberlik üzerine kurduğu iletişim kampanyası, belki de bu yeni modelin yaşanmış tam bir örneği olarak görülebilir. Irksal gerilimlerin hala yüksek olduğu Amerika’da bahsi geçen kahve markası zinciri, baristalardan kahve bardaklarına kampanyanın ismini yazmalarını ister. Kampanya oldukça iyi tasarlanmış gibi görünse de markanın 3B’si ile uyumlu değildir. İlk olarak, bahsi geçen kahve markası zinciri, insanların ev ve iş ekseninden uzaklaşmak ve rahatlamak istediği bir üçüncü bölge olarak konumlanmıştır. Dolayısıyla böyle bir bölgede insanlar oldukça ciddi konular hakkında konuşmak istemez. Ayrıca ilgili kahve markası zincirinin yönetim kadrosu dünyanın farklı yerlerinden insanlar barındırsa da, farklılık üzerine bir kampanya düzenlemek için gerekli fiziksel kanıtları sağlayamamaktadır. Sonuç olarak 3B ile uyumlu olmayan bu kampanya halktan ciddi eleştiriler alır hatta üst yöneticilerden birisi Twitter hesabını kapatır.

7 Gündem Satınalma Dergisi Pazarlamada Yeni Bir Yaklaşım 3b Modeli Pazarlamanın Yeni Odağı Olabilir MiÖzetle 3B modelinin, işletmeler için stratejik bir temel, etkileyici dış temsil ve olumlu davranışları bir araya getirme yeteneği, organizasyonların günümüz iş dünyasındaki zorlukların üzerinden başarıyla gelmelerine katkı sağlamaktadır.

Oğuzhan ÖZYİĞİT

Üretimde ve İmalatta Sıfır Hata Mümkün mü ?

7 Gündem Satınalma Dergisi üretimde Ve İmalatta Sıfır Hata Mümkün Mü

7 Gündem Satınalma Dergisi üretimde Ve İmalatta Sıfır Hata Mümkün MüSıfır Hata deyince aklımıza sadece hataları bulmak ve düzeltmek gelmemeli. Onun yerine hataları önlemeyi amaçlayan kalite kontrol süreçleri gelmeli. Üründeki, üretimdeki ve imalattaki hataların önlenmesine önem verilmeli. Bu amacı başarmak için kalite kontrol tekniklerine yatırım yapılmalı. En önemli hedeflerimizden biri, ürün veya hizmetin ilk aşamadan müşteriye teslim edilene kadar geçen süreçte yapılacak tüm işlemlerin hatasız olmasını sağlamak olmalı.

Müşteri ihtiyaçlarını veya isteklerini karşılayacak kaliteli, verimli ve ekonomik ürünü sıfır hata ile üretmek, zamanında sevk etmek ve devreye almak, müşteri memnuniyeti arttırmak, “Sıfır hata” stratejisi geliştirmek, ürünleri, prosesleri ve kalite yönetim sistemini sürekli iyileştirilmek ve kalitede öncü olmak hedeflenmeli.

Peki bunun için ne yapmalıyız ?

Teknik Çalışma Metodu

Eğer gerçekten sıfır hatada samimi isek TEKNİK ve KALİTE kelimesini ön plana çıkarmamız gerekiyor. Yani her şeyi baştan sona kadar tekniğine uygun yapmayı kastediyorum.

Teknik satış, teknik satınalma, teknik yönetim, teknik çizim, teknik imalat, teknik üretim, teknik montaj, teknik sevkiyat, teknik teslimat, teknik tanıtım, teknik görüşme… İşimiz gücümüz teknik olmalı.

Tik Ve çarpı Görsel

Sıfır Hataya Giden Yolun Kaldırım Taşları

  • Fizibilite çalışması, piyasa ve pazar araştırması,
  • Kendine uygun üretim sistemi oluşturulması,
  • Kaliteli ve teknik insan kaynağı toparlanması ve başlarına dirayetli yöneticiler atanması,
  • İşin gidişatına ve elindeki insan kaynağına uygun organizasyon şeması oluşturulması,
  • Çalışanlara değer verme, motive etme, yeterli izin ve dinlenme imkanlarını sağlama,
  • Güvenli ve hatasız üretim için teknolojik imkanlardan azami şekilde yararlanma,
  • Fabrikanın yerleşimi ve düzeni, çalışma ortamı (Prosese ve mamüle uygun yerleşim)
  • İşini hızlı ve verimli şekilde yürütecek makine ve teçhizat alımı,
  • İyi ve gerçekten doğru bir şekilde uygulanan iş sağlığı ve güvenliği,
  • Katılımcı bir yönetim ve karar alma mekanizması geliştirilmesi,
  • Üretime başlamadan önceki planlama, çizim ve ürün geliştirme süreçlerini yeterince süre verilmesi ve iyice olgunlaşmadan üretime başlanmaması,
  • Üretimin her aşamasında kalitenin kontrol edilmesi,
  • Çalışanların sürekli bir eğitim döngüsü içine sokulması,

*** Teknik ofisten çıkan bir fikir, bir toplantıda iyice tartışılmadan yürürlüğe girmemeli. Yine aynı şekilde teknik ofisten çıkan bir resim ve çizim direkt olarak kesime, büküme, kaynağa, montaja, satınalmaya gitmemeli. Arada en az iki kişinin daha kontrolünden geçtikten sonra gerekli birimlere ulaştırılmalı.

*** Teknik ofisten gelen çizimi son kez de makinanın başındaki usta kontrol etmeli. Tabi eğer bu usta proje başlangıç toplantısına çağrılmış ve üretilecek makinanın bütünü ve detayları kendisine gösterilmiş ise faydalı olur. Eğer usta üreteceği parçanın makinanın neresinde, ne amaçla kullanıldığını bilirse o da fikir yürütebilir ve hatayı fark edebilir.

**** En önemli husus ta hata ve kusurun müşteriye yansımasıdır. Kesinlikle test ve deneme yapılmadan üretilen makine sahaya sevk edilmemelidir.

Bir Arpa Boyu Yol Almak Lazım

Yıllar içinde çalışmak, gayret etmek, tecrübe kazanmak, bilgiyi artırmak, kurumsallaşmak, geliştirmek, araştırmak, denemek, yatırım yapmak, ufku genişletmek, geçmişten dersler çıkarmak, teknik ekiple çalışmak, bilmiyorsa bilene sormak, kontrol etmek; kısacası bir arpa boyu yol alabiliyor olmak gerekir.

Bunu sağlayacak olan şey ise; gösterişli ofis binaları, son model otomobiller, sosyal medyada sürekli bir ajansa yayınlatılan reklamlar, fuar ve toplantılarda boy göstermeler, göstermelik çeşitli birimler oluşturmalar, birçok kişiye usulen müdürlükler tahsis etmeler değildir. Evet bunların eğer gerçekten içi dolu olursa faydası vardır ama benim vurgulamak istediğim bu yazıda tamamen işin özü ve felsefesiydi.

7 Gündem Satınalma Dergisi üretimde Ve İmalatta Sıfır Hata Mümkün MüSon Söz: Eğer sıfır hataya kısa sürede ulaşılmaz ve daha fazla geç kalınır ise dibe doğru hızla ilerleyiş başlar. Hatalar daha büyük hataları getirir, daha büyük hatalar geri dönülmez durumlara yol açar… Sektörde büyük görünen ama gerçekte giderek küçülen ve müşterilerin terk ettiği bir firma konumuna düşersiniz.

Cavit SOY

Gümrük Müşavirliği & Gümrük Müşavir Yardımcılığı Online Ön Hazırlık Kursu Başlıyor

ünsped Kurs Kapak

Ünsped Gelişim Akademimiz (UGA), Smart Inspector Eğitim ve Danışmanlık A.Ş. & PC Gümrük Danışmanlığı Dış Ticaret Ltd. Şti. iş birliğinde Gümrük Müşavirliği & Gümrük Müşavir Yardımcılığı Online Ön Hazırlık Kursu başlıyor.
 
Program Tarihi: 02.03.2024 – 09.06.2024
Son Başvuru Tarihi: 28.02.2024
 
Program Süresi: 14 hafta sonu / 75 Saat
 
Bilgi ve Başvuru için;
https://egitim.smartinspector.com.tr/Kurs-Detay
 
T: 444 99 81 (Dahili: 3770 / 9792)
T: 0530 954 84 16
 
Eğitim Programına İlave Olarak:

  • Gümrük Mevzuatı Kitabı
  • 4 Ay PC Gümrük Külliyatı Kullanımı
  • Online Soru Bankası
  • Gümrük Müşavirliği ve Görevde Yükselme Sınavlarına Hazırlık Soru Bankası Kitabı ücretsiz sunulacaktır.


Kurs Ücreti: 6.000 TL (5.000 TL + KDV) olup peşin tahsil edilecektir.

ünsped Kurs Kapak

Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi: Konsey ve Parlamento Geçici Anlaşma İmzaladı

7 Gündem Satınalma Dergisi Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi Konsey Ve Parlamento Geçici Anlaşma İmzaladı

Avrupa Parlamentosu ve Konsey, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi’nde Önemli Bir Adım Attı

7 Gündem Satınalma Dergisi Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi Konsey Ve Parlamento Geçici Anlaşma İmzaladıAvrupa Parlamentosu ve Konsey, 13 Aralık 2023 tarihinde, Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifinde (Corporate Sustainability Due Diligence Directive- CSDDD) yaşanan tartışmalı konular üzerinde anlaşarak geçici bir anlaşma imzaladı. Bu gelişme, direktifin yürürlüğe girmesi açısından kritik bir adım olarak değerlendirilmektedir.

23 Şubat 2022’de Avrupa Komisyonu tarafından kabul edilen Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi (CSDDD), şirketlerin değer zincirlerinden kaynaklanan olumsuz etkileri ele almayı, insan hakları ve çevresel riskleri ile etkilerini kurumsal stratejilere daha etkin bir şekilde entegre etmeyi amaçlamaktadır. Dergimizin Ocak 2023 sayısında detaylı bir şekilde ele aldığımız CS3D Direktifini geçici anlaşma çerçevesinde güncellemekteyiz.

Direktif, şirketlerin sürdürülebilirlik ilkelerini benimsemeleri ve bu doğrultuda değer zincirlerinden sorumlu tutulmaları açısından önemli bir adım olarak öne çıkıyor. Anlaşma kapsamına giren şirketler, değer zincirlerinden kaynaklanan olumsuz etkileri önlemek ve sorumluluk almak adına çevre ve insan hakları konularında durum tespiti yapmalarını zorunlu hale getiriyor. Yeni anlaşma ile birlikte, iş dünyasının çevre ve insan hakları konularında daha fazla şeffaflık ve sorumluluk beklenen bir döneme girildiğini işaret ediyor.

Yeşil Dönüşüm Arka Plan

Arka Plan ve Diğer AB Mevzuatları İle Etkileşim

AB, Paris İklim Anlaşması doğrultusunda sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen etkili AB standartları oluşturmak amacıyla hızla uyumlu yasaları hayata geçirerek ekonomileri bu dönüşüme yönlendirmektedir. Yatırımcılar, tüketiciler ve diğer paydaşlardan gelen artan şeffaflık baskıları ile uluslararası standartlara uyum konusundaki gönüllülük esasıyla ilerleme eksikliği ve şirketlerin sürdürülebilirlik çabalarının, özellikle insan hakları ve çevresel durum tespiti alanında kurumsal yönetim süreçlerine entegre edilmesinde beklenen ilerlemeyi göstermekte yetersiz kalması, bu konunun yasalaşma sürecine önemli bir katkı sağlamıştır.

AB Konseyi ve Parlamentosu, sırasıyla 2020 ve 2021 yıllarında AB Komisyonu’nu değer zinciri durum tespitini zorunlu kılmaya yönelik yasa önerisi yapmaya çağırdı. Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi (Corporate Sustainability Due Diligence Directive- CSDDD) 23 Şubat 2022 tarihinde kabul edildi, bazı kaynaklara göre 2027 tarihinde yürürlüğe girmesi planlanıyor. İnsan hakları konusuna değer veren AB içi ve dışı devletlerden bazıları, benzer tedarik zinciri yasalarını halihazırda uygulamaktadırlar. CSDDD’nin tamamen uygulanması durumunda, üye devletler 2 yıl içerisinde kendi yasalarıyla uyumlu hale getireceklerdir.

Direktif, aynı zamanda Yeşil Mutabakat ve 55’e Uyum Girişimlerinin önemli bir parçasıdır. Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi (CSRD), Sürdürülebilir Finans Açıklama Yönetmeliği ve Taksonomi Yönetmeliği gibi benzer düzenleyici girişimleri de tamamlar. Bunun yanında direktif, temel uluslararası durum tespiti çerçeveleri olarak; Birleşmiş Milletler İş Dünyası ve İnsan Haklarına Dair Rehber İlkeleri (UNGP’ler) ile Çok Uluslu Şirketler için OECD Kılavuz İlkeleri ve ILO’nun Çok Uluslu Şirketler ve Sosyal Politikaya İlişkin Üçlü İlkeler Bildirgesine atıfta bulunmanın yanı sıra, geçici anlaşma ile aynı zamanda Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme ve Çocuk Haklarına İlişkin Sözleşme’ye de referansları eklemektedir. Bunun yanında kapsama giren etkiler arasında rehber ilkelerdekilerin yanı sıra, kölelik, emek sömürüsü, çocuk işçiliği, kirlilik, ormansızlaşma, aşırı su tüketimi ve ekosistemlere zarar verme gibi faktörler bulunmaktadır. Geçici anlaşma, direktifin kapsamında yer alan çevresel etkilerin doğasını şeffaf bir şekilde belirtir. Bu etkiler arasında zararlı toprak değişiklikleri, su veya hava kirliliği, zararlı emisyonlar, aşırı su tüketimi veya doğal kaynaklara yönelik diğer olumsuz etkiler gibi ölçülebilir çevresel bozulmalar bulunmaktadır.

Kapsam

Direktif, önemli büyüklükteki şirketleri kapsayarak, ciroya dayalı olarak iki ana gruba ayrılmıştır ve ciro hesabında AB dışı da dikkate alınır. Grup 1 ve 2 ile uyumlu ciroda olan AB dışı şirketler yani AB’de faaliyet gösteren ancak AB’ye üye olmayan üçüncü ülke şirketleri için de geçerli olmaktadır. Grup 2 belirlenen riskli sektörleri kapsar. KOBİ’ler doğrudan kapsama dahil değildir ancak kapsama giren şirketlerin değer zincirlerinde yer almaları halinde etkilenebilirler. Grup 2’nin yürürlük tarihi ise Grup1’den iki yıl sonra olacaktır.

AB Şirketleri & AB Dışı Şirketler:

  • Grup 1: Dünya çapında 150 milyon Euro’nun üzerinde net ciroya ve 500’den fazla çalışana sahip tüm AB limited şirketleri.
  • Grup 2: Dünya çapında 40 milyon Euro’nun üzerinde net ciroya ve 250’den fazla çalışana sahip; tekstil, tarım, maden çıkarma gibi belirlenmiş yüksek etkili sektörlerde faaliyet gösteren diğer AB limited şirketleri.

Finans sektörü

Anlaşmaya göre, finansal hizmetler sektörü, geçici olarak kapsam dışındadır. Ancak, gelecekte sektörün dahil edilme olasılığı göz önünde bulundurularak, yeterli bir etki değerlendirmesine dayanan bir gözden geçirme maddesi planlanmıştır.

CSDDD’nin Faydaları

CSDDD Vatandaşlar için; işçi hakları dahil olmak üzere insan haklarının daha iyi korunmasını, şimdiki ve gelecek nesiller için daha sağlıklı bir çevreyi, işletmelere olan güvenin artmasını, bilinçli seçimlere olanak tanıyan daha fazla şeffaflığı ve mağdurlar için adalete daha iyi erişimi sağlar.

CSDDD gelişmekte olan ülkeler için bir dizi avantaj sunar; insan haklarını ve çevreyi korur, temel sürdürülebilirlik konularında farkındalığı artırır, sürdürülebilir yatırımları teşvik eder, uygulamaların iyileştirilmesini sağlar ve uluslararası standartların benimsenmesini artırarak insanlar için yaşam koşullarını iyileştirir.

Direktifin kapsama giren şirketlere sağladığı faydalar ise şu şekildedir.

  1. Hukuki Kesinlik ve Eşit Koşullar:

– CSDDD, AB’de uyumlaştırılmış bir yasal çerçeve sağlayarak şirketlere hukuki kesinlik ve eşit rekabet koşulları sunar.

  1. Müşteri Güveni ve Çalışan Bağlılığı:

– Şirketler, CSDDD’ye uyum sağlayarak müşteri güvenini artırabilir ve çalışanların bağlılığını sağlamlaştırabilir.

  1. Çevresel ve İnsan Hakları Farkındalığı:

– CSDDD, şirketlere faaliyetlerinin çevresel ve insan hakları üzerindeki etkileri konusunda daha derin bir farkındalık kazandırır.

  1. Risk Yönetimi ve Uyarlanabilirlik:

– CSDDD, şirketlere daha iyi risk yönetimi ve değişen koşullara hızlı adaptasyon yeteneği kazandırarak iş sürekliliği sağlar.

  1. Çekicilikte Artış:

   – Sürdürülebilirlik odaklı yatırımcılar ve kamu ihale şirketleri için artan çekicilik, şirketlere geniş bir yatırım tabanına ulaşma fırsatı sunar.

  1. Yenilik Odaklı İş Modeli:

– CSDDD, şirketleri yeniliklere odaklanmaya teşvik eder, bu da rekabet avantajı elde etmelerine yardımcı olabilir.

  1. Finansal Erişim İmkanları:

– CSDDD’ye uyum, şirketlere finansmana daha iyi erişim imkanı tanıyarak sürdürülebilir projelerin finansmanını güçlendirir.

Durum Tespiti ve Yükümlülükler   

CSDDD, şirketlere insan hakları ve çevresel etkiler konularında durum tespiti yapma yükümlülüğü getirerek sürdürülebilirlikle ilgili sorumluluklarını güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede, CSDDD, temel insan hakları ve çevre mevzuatlarına uyumlu bir yaklaşım benimsemektedir. İşletmeler, operasyonları, iştirakleri ve tedarik zincirlerindeki olumsuz etkileri belirleyip ortaya koymak, bu etkileri azaltma ve önleme stratejileri oluşturmak, sürekli izleme ve düzenli raporlama yapmak zorundadır. Çevre ve insan haklarına yönelik olumsuz etkileri tüm çabalara rağmen ortadan kaldıramayan bir şirketle olan iş ilişkisinin sonlandırılması ise, son çare olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca, durum tespiti süreçlerini başlatma, uygulama ve denetleme sorumluluğu yöneticilere aittir ve büyük işletmelerin iş modelinin Paris Anlaşması’na (1.5 derece sınırlandırmasına) uygun olmasını sağlamak için bir iklim değişikliği geçiş planı benimsemeleri ve uygulamaları istenmektedir.

CSDDD, şirketlerin ve yöneticilerin sürdürülebilirlikle ilgili sorumluluklarını artırmayı amaçlamakta olup, aşağıdaki temel unsurları içermektedir

  1. Kurumsal Durum Tespiti:

– Şirketler, kendi faaliyetleri, iştirakleri ve tedarik zincirleri üzerinde mevcut ve potansiyel olumsuz insan hakları ve çevresel etkileri belirlemekle yükümlüdür.

– Bu belirlenen etkileri sona erdirmek, önlemek, hafifletmek ve muhasebeleştirmek için şirketlerin süreçler kurması gerekmektedir.

  1. İklim Değişikliği Hedefleri:

– Belirli büyük şirketler, iş stratejilerini küresel ısınmayı 1.5 °C ile sınırlamaya yönelik bir plana uygun hale getirmelidir.

  1. Yöneticilerin Görevleri:

– Yöneticiler, kurumsal durum tespiti süreçlerini başlatma, uygulama ve denetleme sorumluluğuna sahiptir.

– Durum tespitini şirketin genel kurumsal stratejisine etkili bir şekilde entegre etmek yöneticilerin görevleri arasında yer almaktadır.

  1. Sürdürülebilirlik ve İklim Hedeflerine Katkı:

– Yöneticiler, sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği azaltma hedeflerine aktif bir şekilde katkıda bulunmaya teşvik edilmektedir.

  1. Karar Alma Süreçlerinde Dikkate Alınması Gereken Unsurlar:

– Yöneticiler, şirketin çıkarları doğrultusunda kararlar alırken, insan hakları, iklim değişikliği ve çevresel etkileri dikkate almak zorundadır.

Durum tespiti süreçleri arasında şu adımlar yer alabilir:

Durum Tespit Süreç

Uygulama  

Yeni kuralların kurumsal sürdürülebilirlik durum tespiti üzerindeki etkisini güvence altına almak için şu mekanizmalar devreye girecektir:

İdari Denetim

– Üye Devletler, kuralların denetlenmesi ve uygulanması için bir denetim makamı belirleyecektir. Bu makam, etkili, orantılı ve caydırıcı yaptırımları içerecek şekilde para cezaları ve uyum emirleri uygulama yetkisine sahip olacaktır.

– Avrupa düzeyinde, Komisyon tarafından bir Avrupa Denetleyici Otoriteler Ağı kurulacaktır. Bu ağ, ulusal kurumlar arasında uyumlu ve tutarlı bir yaklaşım sağlamak için koordinasyonu artıracaktır.

Hukuki SorumlulukHukuk Terazi Görsel

– Üye Devletler, yeni önerilen yükümlülüklere uyulmamasından kaynaklanan zararlara karşı mağdurların tazminat talep etme hakkını güvence altına almalıdır.

Yöneticilerin Görevleri

– Yöneticilerin görevleriyle ilgili kurallar, Üye Devletlerin mevcut yasal çerçevelerine dayanacaktır. Direktif, yöneticilerin bu kapsamda yerine getirmeleri gereken yükümlülükler için ayrı bir uygulama rejimi getirmemektedir.

Bu uygulama mekanizmaları, kurumsal sürdürülebilirlik durum tespiti uygulamalarını etkili bir şekilde yönetmek için idari denetimi ve hukuki sonuçları birleştiren sağlam bir çerçeve oluşturmayı hedeflemektedir. Hem ulusal hem de Avrupa denetleyici organlarının katılımı, Avrupa Birliği genelinde uygulamanın tutarlılığını ve etkililiğini artıracağı düşünülmektedir.

Yaptırımlar

Geçici anlaşma, cezaların ödenmemesi durumunda çeşitli ihtiyati tedbirleri içermekte ve mali cezaların belirlenmesinde şirketin ciro büyüklüğü dikkate alınmıştır. Bu tutarın net cironun en az %5’i olması yönünde görüş birliği oluşmuştur.  Anlaşma aynı zamanda, durum tespiti sürecinin bir parçası olarak, şirketlere etkilenen paydaşlarla diyalog ve istişareleri içeren önemli bir işbirliği geliştirme yükümlülüğünü de içermektedir.

Kamu Alımları

Direktif kapsamındaki kurumsal sürdürülebilirlik yükümlülüklerinin, kamu ihaleleri ve devirlerinde dikkate alınabilecek bir değerlendirme kriteri olarak kabul edilebileceğini belirtmektedir. Yani, şirketlerin sürdürülebilirlikle ilgili yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği, kamu alımları ve ihale süreçlerinde önemli bir faktör olabilir. Bu durum, şirketlere sürdürülebilir uygulamalara odaklanarak kamu alımlarında rekabet avantajı elde etme ve sürdürülebilirlik ilkelerini benimseme konusunda teşvik edici bir etki yaratabilir.

Sonuç

AB, 2050’de net sıfır emisyon hedefine odaklanarak küresel sürdürülebilirlik düzenlemelerinde öncü bir rol üstlenmektedir. CSDDD Direktifi, şirketlerin faaliyetlerini insan hakları ve çevre boyutlarıyla ele almalarını zorunlu kılan ve hem mevcut hem de potansiyel olumsuz etkileri azaltmayı, sosyal performansları ise daha tutarlı temellere oturtmayı amaçlayan bir dizi düzenleme ile sürdürülebilirliği küresel çapta benimsemekte ve ekonomilerin dönüşümünü teşvik etmektedir.

Bu bağlamda CSDDD Direktifi, diğer benzer tedarik zinciri düzenlemelerinden ayrılan bir özellik taşımaktadır: Sadece insan haklarına değil, aynı zamanda büyük şirketleri 1.5 °C ile uyumlu ciddi çevresel hedeflere de odaklanmaya zorlamaktadır. Direktif, şirketlerden değer zinciri boyunca insan hakları ve çevresel durum tespiti yapmalarını, Paris Anlaşması ile uyumlu politikalar geliştirmelerini, bunları kurumsal yönetim süreçlerine entegre etmelerini, etkilerini azaltmak üzere aksiyonlar almalarını, bunları izlemelerini, açıklamalarını ve raporlamalarını istemektedir.

CSDDD, hukuki sorumluluk getirerek, şirketlerin gerekli özeni göstermemesi durumunda yaptırım yükümlülüğüne sahiptir. Ayrıca, değer zincirinde etkileri ortadan kaldırılamayan önemli seviyedeki risklerle ilgili olarak iş ilişkisinin sonlandırılması gibi ciddi sonuçları da içermektedir. Aynı zamanda değer zinciri vasıtasıyla AB dışı şirketleri de etkilemektedir. Dolayısıyla, AB ile işbirliğinde olan işletmelerin, bu yasanın gerekliliklerini iyi anlamaları ve getirdiği standartları benimseyerek sürdürülebilir bir iş modeli oluşturmaya odaklanmaları önemlidir. Bu süreçte, durum tespiti uygulamalarına hazırlıklı olmaları, şirket içi süreçleri etkin bir şekilde entegre etmeleri ve sürdürülebilirlik ilkelerine uyumlu bir şekilde hareket etmeleri, başarıya ulaşmaları açısından kritik öneme sahiptir.

7 Gündem Satınalma Dergisi Kurumsal Sürdürülebilirlik Durum Tespiti Direktifi Konsey Ve Parlamento Geçici Anlaşma İmzaladıBu düzenlemelerle AB, yeni ekonomik düzenin standartlarını belirleyerek, sürdürülebilir kalkınmanın temelini insan haklarına saygı ve çevrenin korunması ilkesi üzerine inşa etmektedir. İşletmeleri, faaliyetlerini bu unsurları içererek yeniden yapılandırmaya çağırmakta ve tedarik zinciri boyunca sorumluluk almalarını talep etmektedir. Yasanın yürürlüğe girmesi, küresel düzeyde önemli bir dönemeç oluşturacaktır. İşletmeler, iş sürdürülebilirliklerinin devamı ve sürdürülebilir büyüme için sürdürülebilirlik standartlarıyla uyumlu bir şekilde çalışma zorunluluğundadırlar. Bu gelişmeleri daha iyi anlayabilmek adına kabul görmüş uluslararası rehber ilkeleri içselleştirmeleri önemlidir. Bu sayede küresel farkındalık artacak ve sürdürülebilir ekonomik kalkınma ile refahın gelişimine katkı sağlanacaktır.

Gül SALDIRANER

Referanslar:

[1] European Commission  – Corporate sustainability due diligence 

 https://commission.europa.eu/business-economy-euro/doing-business-eu/corporate-sustainability-due-diligence_en#what-are-the-benefits-of-these-new-rules

[2]  European Parliament  – Corporate Sustainability Due Diligence 

https://www.europarl.europa.eu/doceo/document/TA-9-2023-0209_EN.html

[3]  European Council – Directive on business due diligence on sustainability: Council and Parliament reach agreement to protect the environment and human rights

 https://www.consilium.europa.eu/es/press/press-releases/2023/12/14/corporate-sustainability-due-diligence-council-and-parliament-strike-deal-to-protect-environment-and-human-rights/

[4]    Neosfer  – 17-11-2022- A new approach to sustainable supply chains – driving forces and technological innovations  https://neosfer.de/en/a-new-approach-to-sustainable-supply-chains/

[5]    Ropes&Gray  – 15-12-2023- Provisional agreement reached on EU Corporate Sustainability Due Diligence Directive – Christmas gift or lump of coal for U.S.-based multinationals?

https://www.ropesgray.com/en/insights/viewpoints/102ivcx/provisional-agreement-reached-on-eu-corporate-sustainability-due-diligence-direct