Ne Camiye, Ne Kiliseye Yaranamamak

Bu söz hepimizin bilgisi dahilindedir; yaptığımız bir iş sonrası hiç kimseyi memnun edememe durumunda söylenen bir sözdür; “ne camiye, ne de kiliseye yaranamama” diye. Umarım bu örnekleme satırımı eğip, büküp farklı farklı anlam çıkartılmaz. En azından kendimi biliyorum ve bu satırı hangi amaçla yazdığımı.
Dövizin Seviyesi
Fazla uzağa gitmeyeyim; ben dahi geçmiş tarihli yazılarımda çok defa dövizin seviyesini, hareketliliğini eleştirdim. Hem de acımasızca. Gerçi piyasanın gerçeğini yazarken taraflı veya acıma duyguları içerisinde makaleyi yazarsam tam da gerçeği yansıtmamış olurum.
Dövizin yükselmesini eleştirdim. Dedim ki dövizin yükselmesi ihracatçıyı korur ancak ithal girdilere ödenen dövizin maliyeti yükseleceğinden dolayı aynı zamanda pahalılığı getirir demiştim.

Döviz kurunun (Dolar) 17 Aralık 2021 tarihinde C/16.5125 seviyelerinden bir gecede C/10.9900 seviyelerine kadar gerilemesi asla normal olmayıp, manüplatif bir harekettir. Manüplatif hareket derken önceden kurgulanmış ve planlanmış bir döviz hareketi olduğu ortadadır. Bunca yıllık bankacılık hayatımda böylesi anormal sayılabilecek bir döviz hareketine pek rastlamadım. Yani bir gecede (hafta sonunda) uçurumdan düşercesine tepe takla giden bir döviz.
Böylesi döviz hareketi kimine kazandırır, kiminin canını yakar. Kazanan kesim önceden dövizin düşeceği bilgisini alan veya dövizin düşeceğini tahmin eden kişiler ile ithalatçılar. Kaybeden ise ihracatçılarla yurt ekonomisidir.

Dövizin ani düşmesi için ya ciddi miktarda dövizin ülkemize gelmesi, ya ekonominin bir haber ile düzlüğe çıkması, TCMB döviz rezervlerinin aşırı şişmesi şeklinde açıklanabilir. Bunlar da olmadı ise yine manipülatif hareketlerin varlığı söz konusu olur.

Grafikteki dövizin yükselmesi ve ani düşüşü 17 Aralık 2021 ila 24 Aralık 2021 tarihlerini kapsar. Döviz iki tarih arasında yaklaşık % 40 civarı aşağı yönlü düşüş kaydetti.
Dövizin Hareketleri Kimlere Fayda veya Zarar Sağlar ?
Döviz kurunun yükselmesi: ihracatçıyı memnun eder, zira ihracatçı kârlarını adeta kumpasla ölçüyor ve muhtemelen bir satıştan elde edeceği kârın kur farkı olabileceğini düşünüyordur. Döviz kurunun yükselmesi her ne kadar ihracatçıya destek ve teşvik gibi görünse de, ithalat konusunda girdiler pahalanır ancak ithalatın önünün kesileceğini pek düşünmemekteyim.
Dövizin kurunun düşmesi : İthalatçıyı memnun eder, zira maliyetleri azalacak ve ithal edeceği ürünü ülkemiz içerisinde daha da ucuza satabilecek ve yüksek ciro sağlayacak. Döviz kurunun düşmesi ihracatı olumsuz etkiler ancak ithalatı teşvik eder.
Dövizin sabit kalması : Piyasanın hareketsiz kalması, hem ithalatçı, hem de ithalatçı ile birlikte yatırımcıların da hesaplarını gözden geçirmelerine, temkinli hareket etmelerine neden olur. Döviz kurlarının sabit kalmasının yanında aylık enflasyon rakamlarının yükselmesi durumunda ihracatçı bu durumdan olumsuz etkilenir ve yurt dışı fiyatlaması olumsuz hale dönüşür.
Dövizin çok hareketli oluşu : İşte bu bir kaostur. Ne ithalatçı, ne de ihracatçı bu işten memnun olmaz. Hangi kura göre işlem yapacağını bilemez, türev ürünlerini kullansa da yeterince kendilerini koruyamazlar. İthalatçı her türlü kurda işlem yapar. Ancak hareketli kurlar ihracatçıyı biraz salamaya başlayabilir.
Düşük Kur mu Yoksa Yüksek Kur mu ?
Ekonomimiz öyle bir yere geldi ki;
- Faizi arttırsanız,
- Faizi düşürseniz,
- Döviz kurunu düşürseniz,
- Döviz kurunu yükseltseniz,
- Ürünlere zam yapsanız,
- Ürünlerin fiyatını düşürseniz
piyasanın ilacı olmaktan uzak kalacağının yanında, ağzı olan, bu işten anlayan da, bu işten anlamayan da konuşmaya başlayacak.
Hiç kimse memnun kalmayacak yapılanlardan. Çünkü ekonomimizin hangi yöne gittiği belirsiz. Gerçek anlamda bürokratların para piyasaları ve ekonomimiz konusunda attıkları adımların hangisinin doğru, hangisinin yanlış olduğunu bilemez olduk.
Ama piyasa yapıcıların söylemleri hep aynı; ekonomimiz iyi durumda, enflasyon düşmeye başladı.
Neye İnanacağıma Ben de Bilemez Oldum
O kadar çok söylemler oluyor ki, sormayın… Basın kaç parçaya bölünmüş ve hepsi de ekonomi için ayrı telden çalıyor. Birinin ekonomi verileri çok iyi dediğine diğerleri berbat diyor. Finans yöneticileri ve bürokratlar her zaman ekonomimiz iyi yönde, enflasyon yönünü aşağıya çevirdi, 2023 yılında enflasyon tek haneye düşecek denildi.
Denildi, denildi ama bir de iyi ekonominin bugününe bakın ne haldeyiz. Şükür ki geçen sene 5 liraya aldığım kıvırcık marul bugün 40-45 lira olmuş.
Reşat BAĞCIOĞLU
ICC Uluslararası Ticaret Odaları
Türkiye Milli Komitesi
Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi










Türkiye’de son dönemde yaşanan ekonomik belirsizlikler sonrası özellikle gayrimenkul sektörünün yüksek seyreden fiyatları, yatırımcıları ‘arsa’ opsiyonuna yönlendirdi. Finansal dalgalanmaların yaşandığı son yıllarda yatırımcılar, arsa yatırımlarını bir çıkış yolu olarak görürken, konut alımından uzaklaşarak bütçelerine göre arsa yatırımlarına yöneldi. Türkiye’de özellikle Ocak 2023’ten itibaren arsa satış hacminde en yüksek seviyelere ulaşılırken, 2023 yılında ‘konut dışı satışlarda’ yüzde 58.44’lük oranla rekor kırıldı.
Türkiye’nin en teknolojik markalarının belirlendiği ve ülkemizde NielsenIQ Türkiye ile Pazarlamasyon iş birliğinde beşinci kez düzenlenen Tech Brands Türkiye’de yılın kazananları belli oldu. Markaların teknoloji alanındaki tüketici-marka algısı her yıl olduğu gibi NielsenIQ Türkiye tarafından ölçüldü ve ülkemizin en teknolojik markaları buna göre belirlendi. Ödül töreninde 30 farklı kategori ve 1 genel kategori olmak üzere toplamda 31 farklı kategoride ödül verildi. Organizasyon; teknoloji, pazarlama, dijital ve inovasyon alanlarında marka ve ajansların yarattığı ekosistemi bir araya getirdi. NielsenIQ Türkiye Genel Müdürü Didem Şekerel Erdoğan, NielsenIQ Türkiye Tüketici Araştırmaları Direktörü Nur Serenli ve Pazarlamasyon CEO’su Necip Murat gecede açıklamalarda bulundu.
“Toprağın kaderi, insanlığın kaderidir. İnsanlığın beslenmesi, toprağın verimliliğiyle başlar.” Wendell Berry
Türkiye, 2023/24 sezonunun ilk 4 aylık döneminde sofralık zeytin ihracatını yüzde 21’lik artışla 61 milyon dolardan 73,7 milyon dolara taşırken, Türkiye’nin sofralık zeytin ihracatı döviz bazında yüzde 52 değerlendi. Sektör, 2023/24 sezonu sonunda ihracatta 200 milyon doları aşmayı hedefliyor.

Dünya’nın en büyük doğal taş tedarikçisi konumunda olan Türkiye, yıllık 1,5 milyar dolarlık doğal taş ithalatıyla üst sıralarda yer alan, dünyanın her tarafında büyük müteahhitlik projelerine imza atan Güney Kore pazarında konumunu güçlendirmek için başarılı bir pazarlama faaliyetine imza attı.
Schafer Yönetim Kurulu Üyesi Murat Aslan, “2023’te ilk kez perakende ciromuz toptan ciromuzu geçti. Yönümüzü artık iyice perakendeye çevirdiğimiz bir yıldayız. Şu anda bizim 54 mağazamız var. 11 tane de franchise mağazamız eklendiğinde toplam mağaza sayımız 65’e ulaşıyor. Bu yıl yeni mağazalar açmak istiyoruz. 10 adet kendimiz mağaza açmayı planlıyoruz. Ayrıca 25 tane de franchise mağaza açmayı hedefliyoruz. Böylece 2024 sonunda toplam 100 mağazaya ulaşmış olacağız” dedi. Bu yıl e-ticarette çok büyük bir büyüme beklediklerini vurgulayan Murat Aslan, “Geçen yıl ciromuzun yüzde 27-28’ini e-ticaretten elde ettik. Trendyol, Hepsiburada, Amazon gibi pazar yerleri ile çok güzel iş birliklerimiz mevcut. Bu yıl da hedefimiz, iş birlikteliklerini artırarak ciromuzda e-ticaretin payını yüzde 40’a çıkarmak. Yeni mağaza yatırımları ve e-ticarette güçlü iş birliklerimizle hedefimiz 2023’e göre ciromuzu yüzde 100 artırmak. Türkiye’nin dışında 6 ülkede Schafer mağazamız var ama toplamda da şu anda 18 ülkeye ihracat yapıyoruz.
2023’te ilk kez perakende cirosunun toptan cirosunu geride bıraktığını ifade eden Murat Aslan, “Mağazalarımızın ve e-ticaretimizin artık daha yüksek ciro yaptığı bir yıl geçirdik. Yönümüzü artık iyice perakendeye çevirdiğimiz bir yıldayız. Bu yıl perakende ciromuzu da hiçbir yıl olmadığı kadar yüzdesel olarak büyütmeyi hedefliyoruz. Schafer’ın Türkiye haklarını 2004’te almıştık. Ne güzel bir tesadüf ki bu yıl hem markanın bizimle yolculuğunun 20’nci yılı hem de bizim Aslan Ticaret olarak 40’ıncı yılımız. Şu anda bizim 54 mağazamız var. 11 tane de franchise mağazamız eklendiğinde toplam mağaza sayımız 65’e ulaşıyor. Bu yıl yeni mağazalar açmak istiyoruz. 10 adet kendimiz mağaza açmayı planlıyoruz. Ayrıca 25 tane de franchise mağaza açmayı hedefliyoruz. Böylece 2024 sonunda toplam 100 mağazaya ulaşmış olacağız” dedi.
İş sağlığı ve güvenliği disiplininde fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal risk etmenleri bulunmamaktadır. Bugün sizlerle psikososyal risk etmenlerinden 3 önemli başlığı olan rol belirsizliği, rol yetersizliği ve rol çatışmasını konu edineceğiz.
Bir yanda Satınalma, diğer yanda Muhasebe… Bir şirketin en gözde, en önemli, en stratejik iki birimi… Bu iki birimin başına ehil, deneyimli, gizliliğe önem veren ve güvenilir kişileri ve ekipleri göreve getiren firmanın önünde kimse duramaz, söz konusu firmanın gelecek planları gerçekleşir, hedefleri tutar ve rekabet gücü artar.