İhracat Hesabının Kapatılmaması Nedeniyle Uygulanan Cezalar

İhracat Hesabının Kapatılmaması Nedeniyle Uygulanan Cezalar Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İhracat Hesabının Kapatılmaması Nedeniyle Uygulanan Cezalar

Kerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

İhracat Bedelinin Tahsilinde Ve İhracat Hesabının Kapatılmasında Sorumluluk

İhracat Hesabının Kapatılmaması Nedeniyle Uygulanan Cezalar Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİhraç edilen malların bedelinin süresinde yurda  getirilmesinden  ve ihracat hesabının süresinde kapatılmasından ihracatçılar, ihracat bedelinin faktoring şirketinin yurt içi kaynaklarından ödendiği faktoring işlemlerinde ise faktoring şirketi sorumludur. Ancak, 2004/12 sayılı Dış Ticaret Sermaye Şirketi Statüsüne İlişkin Tebliğ kapsamında aracılı ihracat sözleşmesine dayanılarak gerçekleştirilen ihracat işlemlerinde, aracılık sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadığı takdirde imalatçı ve tedarikçi şirketler sorumludur. Bu kapsamdaki aracılık sözleşmelerinin, GB tescil tarihini takip eden 10 iş günü içerisinde aracı bankaya ibrazından sözleşmenin tarafı olan dış ticaret sermaye şirketi statüsüne haiz şirket sorumludur.

Hesap Kapatma, İhbar ve Ek Süreler

1) Ticari amaçla mal ihracında, bedelleri yurda getirilme süresi içinde gelen ihracat ile ilgili hesaplar aracı bankalarca fiili ihraç tarihinden itibaren 180 gün içinde yurda getirilmesi ve İhracat Bedeli Kabul Belgesi (İBKB) düzenlenmesi halinde ihracat hesabı aracı banka nezdinde kapatılır.

2) Peşin ödeme ve başka bir ödeme şeklinin peşin ödeme ile birlikte beyan edildiği durumlarda, peşin bedel dâhil ihracat bedelinin fiili ihraç tarihinden itibaren 180 gün içinde yurda getirilmesi halinde ihracat hesabı kapatılır.

3) Süresi içinde kapatılmayan ihracat hesapları aracı bankalarca 5 iş günü içinde olayın içeriğini belirtecek şekilde yazılı olarak ilgili Vergi Dairesi Başkanlığına veya Vergi Dairesi Müdürlüğüne ihbar edilir.

4) İhracat bedeli kabulünün, yurda getirme süresi dışında ancak 5 iş günlük ihbar süresi içinde yapılması halinde ihracat hesabı, ilgili Vergi Dairesi Başkanlığına veya Vergi Dairesi Müdürlüğüne ihbar edilmeksizin kapatılır. İhracat bedeli kabulünün ihbardan sonra yapıldığı işlemlerde ihracat hesabının kapatılmasına ilişkin talepler doğrudan ilgili Vergi Dairesi Başkanlığına veya Vergi Dairesi Müdürlüğüne yapılır.

5) İlgili Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce, ihbarı müteakip 10 iş günü içinde ilgililere hesapların kapatılmasını teminen 90 gün süreli ihtarname gönderilir. Bu süre içinde hesapların kapatılması veya mücbir sebep hallerinin ya da haklı durumun belgelenmesi gerekir.

6) Mücbir sebeplerin varlığı halinde, mücbir sebebin devamı müddetince altışar aylık dönemler halinde ilgili Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce ek süre verilir.

7) Mücbir sebep halleri dışında kalan haklı durumların varlığı halinde, hesapların kapatılmasına ilişkin altı aya kadar olan ek süre talepleri, firmaların haklı durumu belirten yazılı beyanına istinaden üçer aylık devreler halinde ilgili Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce, altı aylık süreden  sonraki ek süre talepleri Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından incelenip sonuçlandırılır.

8) Mücbir sebeplerin varlığı nedeniyle Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce verilen 24 aylık ek sürenin sonunda mücbir sebebin devamının belgelenmesi halinde açık ihracat hesabının kapatılmasına ilişkin talepler Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından incelenip sonuçlandırılır.

9) Uluslararası yaptırımlar çerçevesinde bankaların kabul etmediği ihracat bedellerine ilişkin İBKB düzenlememesi sebebiyle açık kalan ihracat hesapları ihtarname süresi içinde söz konusu hususun yer aldığı banka yazısının ibrazı üzerine ilgili Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce kapatılır.

10) Türk Eximbank ve Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumundan ihracat kredi sigortası konusunda faaliyet göstermek üzere lisans almış sigorta şirketlerince ihracat kredi sigortası kapsamına alınan ihracat bedelinin süresi içinde tahsil edilememesi sebebiyle kapatılamayan ihracat hesapları, anılan banka veya söz konusu sigorta şirketlerince ihraç bedelinin ilgiliye ödendiğinin tevsiki kaydıyla bankalar tarafından terkin edilerek veya ihtarname süresi ile ek süreler içinde kalınması koşuluyla  Vergi Daireleri tarafından kapatılır.

11) Yürürlükteki İhracat Rejimi ve Finansal Kiralama (Leasing) Mevzuatı çerçevesinde kiralama yoluyla yapılan ihracatta; sözleşme sürelerinin 180 günden fazla olması ve 180 gün sonunda sözleşmenin vadesi gelmemiş borçları da içermesi, aylık kira ücreti toplamının 15.000- ABD Doları veya karşılığı döviz ya da  Türk Lirasını geçmemesi halinde, kiralananın toplam değeri göz önüne alınmaksızın ihracat hesabı doğrudan bankalarca veya ihtarname süresi ile ek süreler içinde kalınması koşuluyla Vergi Daireleri tarafından terkin edilerek kapatılır.

İhracat Hesabının Kapatılmasında İbrazı Zorunlu Belgeler

İhracat hesabının kapatılabilmesi için Gümrük beyannamesi (GB) örneği/GB bilgileri, ilgili İhracat Bedeli Kabul Belgesi (İBKB)’ler, satış faturası ile indirim ve mahsup konusu belgelerin aracı bankaya ibrazı zorunludur.

Mücbir Sebep Ve Haklı Durum Halleri

(1) Mücbir sebep kabul edilebilecek haller;

a) İthalatçı veya ihracatçı firmanın infisahı/fesih, iflası, konkordato ilan etmesi veya faaliyetlerini daimi olarak tatil etmesi, firma hakkında iflasın ertelenmesi kararı verilmesi, şahıs firmalarında firma sahibinin ölümü,

b) Grev, lokavt ve avarya hali,

c) İhracatçı veya ithalatçı memleket resmi makamlarının karar ve işlemleri ya da muhabir bankaların muameleleri dolayısıyla hesapların kapatılmasının imkânsız hale gelmesi,

ç) Tabii afet, harp ve abluka hali,

d) Malların kaybı, hasara uğraması veya imha edilmesi,

e) İhtilaf nedeniyle dava açılması veya tahkime başvurulması,

Mücbir sebep hallerinin ispatı/ tevsiki;

(a) ve (e) halinin yetkili mercilerden, (b) ve (ç) halinin, ithalatçının bulunduğu memleketin resmi makamlarından veya mahalli odaca tasdik edilmiş olmak kaydıyla alıcı veya ithalatçı firmadan (harp ve abluka hali hariç), (c) halinin resmi makamlarımızdan, ithalatçının bulunduğu memleketin resmi makamlarından veya muhabir bankalardan, (d) halinin ise sigorta şirketlerinden, uluslararası gözetim  şirketlerinden veya ilgili ülke resmi makamlarından alınmış belgelerle tevsik edilmesi şarttır.

(2) Mücbir sebep halleri ile ilgili olarak yurtdışından temin edilecek belgelerin dış temsilciliklerimizce veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan Yabancı Resmi Belgelerin Tasdik Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi hükümlerine göre onaylanmış olması gerekir.

(3) Mücbir sebep halleri dışında kalan, ancak bedel getirme süreleri içerisinde ihracat bedelinin yurda getirilmesine engel olan ve resmi kayıtlarla tevsik edilebilen durumlar Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerince haklı durum olarak değerlendirilebilir. 

Terkin (Silme/Yok Sayma)

(1) Her bir gümrük beyannamesi itibarıyla;

a) 15.000-ABD doları veya eşitine kadar noksanlığı olan ihracat hesapları ödeme şekline ve toplam beyanname tutarına olan oranına bakılmaksızın doğrudan bankalarca, 90 günlük ihtarname süresi ile ek süreler içinde ise ilgili Vergi Dairesi Başkanlığı/Müdürlüğünce,

b) 15.000-ABD doları veya eşitinden yüksek olmakla birlikte 100.000 ABD doları veya eşitini aşmamak üzere, beyanname veya formda yer alan bedelin % 10’una kadar noksanlığı olan (sigorta bedellerinden kaynaklanan noksanlıklar dahil) ihracat hesapları doğrudan bankalarca veya 90 günlük ihtarname süresi içinde ek süreler içinde ise ilgili Vergi Dairesi Başkanlıkları/Müdürlüklerince ödeme şekline bakılmaksızın,

c) 200.000 ABD doları veya eşitini aşmamak üzere, 2018-32/48 sayılı Tebliğ’in 9 uncu maddesinde belirtilen mücbir sebep ve haklı durum halleri göz önünde bulundurulmak suretiyle beyanname veya formda yer alan bedelin % 10’una kadar açık hesaplar ilgili Vergi Dairesi Başkanlığınca veya Vergi Dairesi Müdürlüğünce,

terkin edilmek suretiyle kapatılır.

(2) Her bir gümrük beyannamesi itibarıyla, 200.000 ABD doları veya eşitini aşan noksanlığı olan açık hesaplara ilişkin terkin talepleri mücbir sebepler ile haklı durumlar göz önünde bulundurulmak suretiyle Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından incelenip sonuçlandırılır.

(3) Her bir gümrük beyannamesi itibarıyla, terkin hesaplamasında kullanmak üzere birinci fıkrada belirtilen yetkilerden ihracatçı lehine olan yalnızca bir tanesi uygulanabilir. Aynı anda, iki farklı bentte yer alan terkin limitlerinin uygulanması mümkün bulunmamaktadır.

(4) Terkin limitlerinin belirlenmesinde Gümrük Beyannamesinin 46.hanesindeki değer esas alınır.

(5) Terkin yapılabilecek tutar ile kabulü yapılan tutar arasındaki farkın yurda getirildiğinin tespiti ile ilgili olarak ihracatçının yazılı beyanı doğrultusunda gerekli kontroller yapılarak hesap kapatılır.

(6) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde bankalar tarafından terkin edilmek suretiyle kapatılacağı belirtilen ihracat hesapları ilgili Vergi Dairesi Başkanlığına veya Vergi Dairesi Müdürlüğüne bildirilmeksizin doğrudan bankalarca terkin edilir.

(7) Birinci fıkra kapsamında bankalarca yapılabilecek terkin işlemleri 90 günlük ihtarname süresi içerisinde ilgili Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerince gerçekleştirilir. 

Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerine Bildirim

1) İhracat hesabının, ek süreler de dâhil olmak üzere, süresi içerisinde kapatılamaması halinde açık hesap tutarı aracı bankaca 5 iş günü içinde Ek:1’deki forma uygun olarak ilgili Vergi Dairesi Başkanlığı veya Vergi Dairesi Müdürlüğüne ihbar edilir. Söz konusu formun açıklama kısmına ilgili ihracat bedelinin ne kadarının İBKB’ye bağlandığı ayrıntılı olarak yazılır.

2) İhracat bedelinin faktoring şirketlerince yurt içi kaynaklardan ödendiği faktoring işlemlerinde ise kapatılmayan ihracat hesaplarıyla ilgili olarak sadece faktoring şirketleri ilgili Vergi Dairesi Başkanlığı veya Vergi Dairesi Müdürlüğüne ihbar edilir.

3) Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerince ihracat hesabının kapatılması için ilgililere ihbardan itibaren 10 iş günü içinde 90 gün süreli ihtarname gönderilir. İhracatçılarca bu ihtar süresi içinde ihracat hesabının kapatılması veya mücbir sebep halinin ya da haklı durumun ilgili Vergi Dairesi Başkanlığı veya Vergi Dairesi Müdürlüğüne belgelendirilmesi gerekir.

4) Merkez Bankası İhracat Genelgesinin 28.maddesinin 1.fıkrası kapsamındaki işlemlerden 90 günlük  ihtarname süresi ve ek süreler sonunda kapatılmayanlar için Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerince Cumhuriyet Savcılıklarına 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma  Hakkında Kanun uyarınca yasal işlem başlatılmasını teminen bildirimde bulunulur ve Bakanlığa ihbara ilişkin bilgi verilir.

5) Açık ihracat hesabı ihbarını birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde ihbar etmeyen bankalar hakkında ilgili Vergi Dairesi Başkanlıklarınca veya Vergi Dairesi Müdürlüklerince Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 1567 Sayılı Kanun uyarınca yasal işlem başlatılmasını teminen ilgili Cumhuriyet Savcılıklarına bildirimde bulunulur.

Uygulanacak Müeyyideler/Cezalar   

1- Merkez Bankası İhracat Genelgesinin 28.maddesinin 1.fıkrası kapsamındaki işlemlerden 90 günlük ihtar süresi sonunda kapatılmayanlar için Vergi Dairesi Başkanlıkları veya Vergi Dairesi Müdürlüklerince Cumhuriyet Savcılıklarına 1567 sayılı Kanun uyarınca yasal işlem başlatılmasını teminen bildirimde bulunulur ve Hazine ve Maliye Bakanlığınada ihbara ilişkin bilgi verilir.

2- Bu çerçevede; Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin 2018-32/48 sayılı Tebliğin 8.maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında söz konusu mükellefe bahse konu ihracat hesaplarının kapatılmasını teminen 90 gün süreli ihtarname gönderildiği halde, ihracat bedelinin tamamının yurda getirildiğine dair herhangi bir belge ibraz edilmez ve  hesap kapatılmaz ise, ilgili Cumhuriyet Savcılığınca  1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un 3.maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca; her bir Gümrük Beyannamesi kapsamında gerçekleştirilen ihracata ilişkin bedelin eylem  tarihi  itibarıyla % 5’i tutarında İdari Para Cezası verilir. Ancak, “verilecek idarî para cezası yurda getirilmesi gereken paranın yüzde iki buçuğundan fazla olamaz”.

3- Cumhurbaşkanının 1567 sayılı “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kanun” hükümlerine göre yapmış bulunduğu genel ve düzenleyici işlemlerdeki yükümlülüklere aykırı hareket eden kişi, üçbin Türk Lirasından yirmibeşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası ile cezalandırılır.

İşlenen fiil, 1567 sayılı Kanun’un 1.maddesinde yazılı kıymetlerin izinsiz olarak yurttan çıkarılması veya yurda sokulması mahiyetinde ise  5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerine göre suç veya kabahat oluşturmadığı takdirde kişi; eşya ve kıymetlerin rayiç bedelinin yarısından iki katına kadar idari para cezası ile cezalandırılır. Bu fiilin teşebbüs aşamasında kalması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir. 

4- Her türlü mal, kıymet, hizmet ve sermaye ithal ve ihraç edenler veya bu işlere aracılık edenlerden bu işlemlerinden doğan alacaklarını 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un  1.maddesine göre alınan kararlardaki hükümlere göre ve bu kararlarda tayin edilen süreler içinde yurda getirmeyenler, yurda getirmekle yükümlü oldukları kıymetlerin rayiç bedelinin yüzde beşi (% 5) kadar idarî para cezasıyla cezalandırılırlar. İdarî para cezasına ilişkin karar kesinleşinceye kadar alacaklarını yurda getirenlere, birinci fıkra hükmüne göre idarî para cezası verilir. Ancak, verilecek idarî para cezası yurda getirilmesi gereken paranın yüzde ikibuçuğundan fazla olamaz.

5- İthalat, ihracat ve diğer kambiyo işlemlerinde döviz veya Türk Parası kaçırmak kastıyla muvazaalı işlemlerde bulunanlar, yurda getirmekle yükümlü oldukları veya kaçırdıkları kıymetlerin rayiç bedeli kadar idarî para cezasıyla cezalandırılırlar. Bu fiilin teşebbüs aşamasında kalması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.

6- Bu kabahatlerin bir tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde, ilgili tüzel kişiye de aynı miktarda idarî para cezası verilir.

– Kabahatin konusunu yabancı para oluşturması halinde, idarî para cezasının hesaplanmasında fiilin işlendiği tarih itibarıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası “döviz satış kuru” esas alınır.

7- Hükmolunacak idarî para cezasına, kabahat tarihi ile tahsil tarihi arasındaki süreler için 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında, para cezası ile birlikte tahsil olunmak üzere, gecikme faizi uygulanır. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri nazara alınmaz.

8- Yukarıdaki fıkralarda yazılı kabahatlerin, aynı kabahate ilişkin idari yaptırım kararının kesinleştiği tarihi izleyen beş yıl içinde tekerrürü/ tekrarı halinde verilecek cezalar iki kat olarak uygulanır.

– 1567 sayılı Kanunun 3.maddesi hükmüne göre idarî para cezasına karar vermeye Cumhuriyet savcısı yetkilidir.

– Cumhuriyet savcılığında verilecek cezanın tebliğinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde, Sulh Ceza Hakimliği’ne itiraz hakkı bulunmaktadır.

Ayrıca, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 1 inci maddesine göre: “Bu Karar’a ve bu Karar’ın uygulanması amacıyla Bakanlıkça yayımlanacak Tebliğlere muhalefet 1567 sayılı Kanun’la ek ve tadillerine muhalefet sayılır”.

İhracat Hesabının Kapatılmaması Nedeniyle Uygulanan Cezalar Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem Kerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

(Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri “YGM”)

Çoban Gümrük Dış Tic. Den. Dan. ve YGM A. Ş.

www.cobangumrukdenetim.com

www.cozumdenetim.net

E Mail: info@cobangumrukdenetim.com

kerim.coban@cobangumrukdenetim.com

k.coban0306@gmail.com

Laboratuvar İhalesinde Ekonomik Açıdan İkinci Avantajlı Firmanın Belirlenmemesi?

Laboratuvar İhalesinde Ekonomik Açıdan İkinci Avantajlı Firmanın Belirlenmemesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Laboratuvar İhalesinde Ekonomik Açıdan İkinci Avantajlı Firmanın Belirlenmemesi?

Laboratuvar İhalesinde Ekonomik Açıdan İkinci Avantajlı Firmanın Belirlenmemesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle; idarece rekabetin sağlanamadığı ve ikinci avantajlı teklifin belirlenmemesi gerekçeleri ile bütün tekliflerin reddedilerek ihalenin iptal edildiği, ancak tekliflerinin geçerli olduğu, ikinci avantajlı teklif belirlenmemesinin ihalenin iptalini zorunlu kılan bir sebep olmadığı, ayrıca idarenin hatalı işlemlerinden kaynaklı rekabetin oluşmadığı dikkate alındığında ihalenin iptali kararının mevzuata aykırı olduğu, kaldı ki ihalenin iptalinin sürecin tekrar edilmesine, zaman kaybına, kamu hizmetinin gecikmesine ve kaynakların verimsiz kullanılmasına yol açacağı iddialarına yer verilmiştir.

22.10.2025  tarihli ve 2025/UH.I-2291 Sayılı Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Temel ilkeler” başlıklı 5’inci maddesinde “İdareler, bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumludur….” hükmü,

Aynı Kanun’un “Bütün tekliflerin reddedilmesi ve ihalenin iptali” başlıklı 39’uncu maddesinde “İhale komisyonu kararı üzerine idare, verilmiş olan bütün teklifleri reddederek ihaleyi iptal etmekte serbesttir. İhalenin iptal edilmesi halinde bu durum bütün isteklilere derhal bildirilir. İdare bütün tekliflerin reddedilmesi nedeniyle herhangi bir yükümlülük altına girmez. Ancak, idare isteklilerin talepte bulunması halinde, ihalenin iptal edilme gerekçelerini talep eden isteklilere bildirir.” hükmü,

Anılan Kanun’un 39’uncu maddesinin gerekçesinde “Tekliflerin yaklaşık maliyete kıyasla çok yüksek olması veya yaklaşık maliyete göre çok yüksek olmamakla birlikte mevcut ödeneğin verilen teklifleri karşılayamaması, Kanunun temel ilkelerine uygun olmayan durumların tespiti gibi nedenlerle, ihale yetkilisinin onayından önceki herhangi bir aşamada ihale komisyonunun kararı üzerine idareye uluslararası mevzuata paralel bir şekilde ihaleyi iptal etme yetkisi verilerek, buna ilişkin hükümler düzenlenmiştir.…” açıklaması,

Aynı Kanun’un “İhalenin karara bağlanması ve onaylanması” başlıklı 40’ıncı maddesinde “…İhale komisyonu gerekçeli kararını belirleyerek, ihale yetkilisinin onayına sunar. Kararlarda isteklilerin adları veya ticaret unvanları, teklif edilen bedeller, ihalenin tarihi ve hangi istekli üzerine hangi gerekçelerle yapıldığı, ihale yapılmamış ise nedenleri belirtilir.

İhale yetkilisi, karar tarihini izleyen en geç beş iş günü içinde ihale kararını onaylar veya gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle iptal eder.

İhale; kararın onaylanması halinde geçerli, iptal edilmesi halinde ise hükümsüz sayılır.…” hükmü,

İhale komisyonunun 27.02.2025 onay tarihli kararından, başvuruya konu …… Üniversitesi Hastanesi Başhekimliği tarafından kısmi teklife kapalı olarak birim fiyat teklif alınmak suretiyle gerçekleştirilen tam otomatik idrar analiz testlerinin sonuç karşılığı hizmet alımı ihalesine, 3 isteklinin teklif verdiği, …….. Ecza Deposu Med. Tic. Ltd. Şti.nin teklifinin Teknik Şartname’nin 2.1.7’nci maddesini karşılamadığı gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıldığı, başvuru sahibi ………Med. Sos. Hikırt. Taşm. Pet. Sa. Taah. Tic. Ltd. Şti.nin teklifine ilişkin ise “vermiş olduğu teklif en avantajlı teklifin üzerinde olması nedeniyle uygun değildir.” değerlendirmesinin yapıldığı ve ihalenin aşırı düşük teklif açıklaması uygun bulunan ………Tıbbi Malz. San. Tic. Ltd. Şti. üzerinde bırakıldığı anlaşılmaktadır.

Başvuru sahibince hem anılan komisyon kararında kendi tekliflerine ilişkin yapılan değerlendirmelere hem de ihale üzerinde bırakılan isteklinin aşırı düşük teklif açıklamalarının ihale mevzuata uygun olmadığına ilişkin itirazen şikayet başvurusunda bulunulmuştur.

Başvuru üzerine ……….. sayılı Kamu İhale Kurulu kararı alınmış ve “İdarece bir isteklinin teklifini en avantajlı teklif bedeli ile kıyaslayıp ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif yapıp yapmama noktasında iradesini ortaya koyabileceği, ancak aktarılan mevzuat hükümlerinde sayılan durumlardan olmaması nedeniyle teklifin, en avantajlı teklifin üzerinde olduğu gerekçesi ile değerlendirme dışı bırakılamayacağı düşünülmektedir.

Şikayete konu ihalede her ne kadar idarece başvuru sahibi isteklinin teklifi için uygun değil ibaresini kullanılmış olsa da burada ifade edilmek istenen durumun isteklinin teklifini değerlendirme dışı bırakmak olmadığı değerlendirildiğinden, başvuru sahibinin teklifinin mevcut durumda geçerli teklif olduğu, iddianın yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

… …

sınır değerin altında teklif sunan isteklilerden ihale dokümanında yer alan teklif  bileşenleri içerisinden önemli teklif bileşenleri açık ve net bir şekilde belirlenmek suretiyle aşırı düşük teklif sorgulamasının yeniden yapılması gerektiği…”ne karar verilmiştir.

Söz konusu Kurul kararı üzerine idarece 06.05.2025 tarihinde ikinci ihale komisyonu kararı alınmış ve ihale yeniden aşırı düşük teklif açıklaması yapan …… Tıbbi Malz. San. Tic. Ltd. Şti.nin üzerinde bırakılmıştır.

Başvuru sahibi istekli tarafından yine ihale üzerinde bırakılan isteklinin aşırı düşük teklif açıklamalarının ihale mevzuatına uygun olmadığına ilişkin itirazen şikayet başvurusunda bulunulmuştur.

Bu kez ………………… sayılı Kamu İhale Kurulu kararı alınmış ve “…teklifte önemli olduğu tespit edilen bileşenler açık ve net bir şekilde belirtilmek suretiyle sınır değerin altında teklif sunan istekliden yeniden aşırı düşük teklif açıklaması istenilmesi,”ne karar verilmiştir.

Bunun üzerine idarece 22.07.2025 tarihinde üçüncü ihale komisyonu kararı alınmış ve ihale yeniden aşırı düşük teklif açıklaması yapan …………..Tıbbi Malz. San. Tic. Ltd. Şti.nin üzerinde bırakılmıştır.

Başvuru sahibi istekli tarafından yine ihale üzerinde bırakılan isteklinin aşırı düşük teklif açıklamalarının ihale mevzuata uygun olmadığına ilişkin itirazen şikayet başvurusunda bulunulmuştur. ……………….. sayılı Kamu İhale Kurulu kararı alınmış ve   …ihale üzerinde bırakılan ……….. Tıbbi Malz. San. Tic. Ltd. Şti.nin aşırı düşük teklif açıklamalarının reddedilmesi,”ne karar verilmiştir.

İdarece 22.09.2025 tarihinde dördüncü ihale komisyonu kararı alınarak …….. Tıbbi  Malz. San. Tic. Ltd. Şti.nin teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına, …… EczaDeposu Med. Tic. Ltd. Şti.nin teklifinin Teknik Şartname’nin 2.1.7. maddesini karşılamadığı, ihale rekabet ortamı sağlanamadığı, 27.02.2025 onay tarihli ihale komisyonu kararında ikinci avantajlı teklifin belirlenmediği nedenleri ile İdari Şartname’nin 34. maddesine istinaden tüm teklifler reddedilerek ihalenin iptal edilmesine karar verilmiştir.

Bu kapsamda idarenin iptal gerekçelerinin, rekabet ortamının sağlanmaması ve ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklifin belirlenmemesi olduğu anlaşılmaktadır. Üç isteklinin teklif verdiği şikâyete konu ihalede, isteklilerden birinin teklifinin Teknik Şartnameyi karşılamadığı, diğerinin ise aşırı düşük teklif açıklamasının uygun olmadığı gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıldığı, başvuru sahibi isteklinin teklifinin ise geçerli teklif durumda olduğu anlaşılmaktadır.

İdarenin, 27.02.2025 onay tarihli ilk ihale komisyonu kararında ikinci en düşük teklifi  veren başvuru sahibi hakkında “vermiş olduğu teklif en avantajlı teklifin üzerinde olması  nedeniyle uygun değildir.” değerlendirmesini yaptığı, ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif olarak bu firmayı belirlememe tercihinde bulunduğu, daha sonra alınan üç ihale komisyonu kararında da, başvuru sahibinin ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi istekli olarak belirlenmediği anlaşılmıştır.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılan ihalelerde, ihale komisyonu tarafından, ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif belirlenmesinin zorunlu olmadığı ve bu hususun idarenin takdirinde olduğu değerlendirilmektedir. Aksi durumun, idarenin “ihtiyaçların uygun şartlarla karşılanması ve kaynakların verimli kullanılması” ilkeleri kapsamında değerlendirme yapma yetkisini ortadan kaldıracağı düşünülmektedir. Somut olayda, idarece ihalenin ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi belirlenmeden sonuçlandırılmasının takdir yetkisi kapsamında olduğu, rekabet ortamının ise sadece ihaleye teklif veren istekli sayısına değil fiyata da bağlı olduğu gözetildiğinde, gerek teklif veren istekli sayısı gerekse de fiyat rekabeti açısından idarenin takdir hakkını hukuka aykırı kullanmadığı değerlendirilmiştir.

Laboratuvar İhalesinde Ekonomik Açıdan İkinci Avantajlı Firmanın Belirlenmemesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

Araştırma: Küresel Çapta Çalışanların %88’i Günlük Rutin İşlerinde Yapay Zekâ Kullanıyor

Yapay Zeka Araştırması

Yapay zekânın yetenek stratejisinde etkin biçimde uygulanması, şirketler için %40’a varan verimlilik potansiyeli taşıyor

EY Work Reimagined 2025 Araştırması’na göre, küresel çapta çalışanların %88’i iş dünyasında henüz temel alanlarla sınırlı olmak üzere yapay zekâ kullanıyor. Anket katılımcılarının %37’si, yapay zekâya aşırı bağımlılığın kendi yetenek ve uzmanlıklarını zayıflatabileceğinden endişe ederken; %64’ü, artan performans baskısı sebebiyle son bir yılda iş yüklerinin arttığını belirtiyor. Bununla birlikte katılımcıların yalnızca %5’i, iş yapış biçimlerini dönüştürmek için yapay zekâdan ileri seviyede yararlandığını ifade ediyor.

EY, 29 ülkeden 15.000 çalışanın ve 1.500 işverenin katılımıyla gerçekleştirdiği EY Work Reimagined 2025 Araştırması’nın sonuçlarını açıkladı. İş dünyasında yetenek dinamiklerinin nabzını takip eden ve bu sene yapay zekânın iş dünyası üzerindeki etkilerini odağa alan araştırma; yapay zekâ (AI) uygulamalarıyla insan kaynağının bu dönüşüme hazırlık düzeyi kapsamında bazı gelişime açık alanlar olduğunu gözler önüne seriyor. Ayrıca araştırma, yapay zekânın güçlü bir yetenek stratejisi temelinde uygulanarak etkin biçimde kullanılmasıyla, bunun şirketlerin verimliliğini %40’a kadar yükseltme potansiyeli taşıdığını ortaya koyuyor.

Yapay Zeka Araştırması

Yetenek stratejilerinin yapay zekâ odağında geliştirilmesi önem kazanıyor

Araştırmaya katılan çalışanların %88’i günlük rutin işlerinde yapay zekâyı kullandığını belirtiyor; ancak bu kullanım çoğunlukla bilgi araştırması yapmak (%54) ve belge özetlemek (%38) gibi temel uygulamalarla sınırlı kalırken, çalışanların yalnızca %5’i yapay zekâyı iş yapış biçimlerini dönüştürecek şekilde, ileri düzeyde kullanıyor. Bununla birlikte araştırma, yapay zekânın iş dünyasında yaygın şekilde benimsenmesine rağmen, çalışanların yapay zekâyla ilgili bazı endişeleri olduğunu da ortaya koyuyor. Çalışanların %37’si, yapay zekâya aşırı bağımlılığın kendi yetenek ve uzmanlıklarını zayıflatabileceğinden endişe ederken; %64’ü artan performans baskısı nedeniyle iş yüklerinin arttığını düşünüyor. Aynı zamanda çalışanların yalnızca %12’si, yapay zekânın sunduğu verimlilik potansiyelinden tam anlamıyla yararlanabilecek düzeyde eğitim aldığını belirtiyor. Ayrıca işverenlerin kurum içi yapay zekâ uygulaması sunma çabalarına rağmen, çalışanların kurum tarafından resmi olarak onaylanmayan yapay zekâ araçlarına yönelmesiyle “gölge yapay zekâ” (“shadow AI”) kullanımı yaygınlığını koruyor. Araştırmaya göre, dünya genelinde farklı sektörlerde çalışanların %23 ila %58’i bu gibi uygulamalara yöneliyor.

Araştırma, önemli bir konuya daha dikkat çekiyor: Yetersiz öğrenme fırsatları ve yanlış ödüllendirme sistemleri gibi kırılgan yetenek temelleri üzerine kurulan yapay zekânın ve yeni teknolojilerin potansiyel faydaları, büyük ölçüde azalıyor. Araştırmaya göre, yetenek ve teknolojiyi etkin biçimde entegre ederek “yetenek avantajı” (“talent advantage”) elde eden kurumlar daha yüksek değer kazanımı elde ediyor. Ancak bu seviyeye ulaşma yolunda ilerleyen kurumların oranının yalnızca %28 olduğu görülüyor.

Çalışan memnuniyeti artarken, yapay zekâ yetkinlikleriyle dış fırsatlar daha cazip hale gelebiliyor

Çalışan deneyiminin ölçülmesinde temel bir gösterge olan “küresel yetenek sağlığı” (“global talent health”) endeksi geçen yıla göre 0–100 ölçeğinde 10 puan artarak 55’ten 65’e yükseldi. Yaklaşık %18 oranındaki bu yükseliş; şirketlerde ödüllendirme, gelişim ve kurum kültürüne yönelik memnuniyetin arttığını yansıtıyor. Aynı zamanda küresel çapta çalışanların işten ayrılma isteği %29 oranına gerileyerek, 2021’de görülen %43’lük zirveye kıyasla son dört yılın en düşük seviyesine geldi.

Bununla birlikte, istihdamın yavaşladığı dönemlerde çalışanların mevcut pozisyonlarına daha sıkı tutunduğu gözlemleniyor. Ancak yapay zekâ söz konusu olduğunda tablo değişiyor. Liderlik yaklaşımı, yapay zekânın benimsenmesini ve sürekli öğrenmeyi destekleyen kurum kültürü oluşturmada kritik bir rol oynarken, ekibine güvenen, onları geliştiren ve önemseyen liderler kurum kültürünün tonunu belirliyor ve yetenek sağlığının %44’ünü şekillendiriyor.

Araştırma ayrıca çalışanların yetkinliklerini geliştirmeye yönelik yatırımların, dönüşümü hızlandırdığını, ancak aynı zamanda çalışan bağlılığı konusunda bazı zorluklar oluşturduğunu ortaya koyuyor. Araştırmaya göre; yılda 81 saatten fazla yapay zekâ eğitimi alan çalışanlar, ortalamanın üzerinde haftalık 14 saatlik bir verimlilik artışı bildiriyor. Ancak, yapay zekâ yeteneklerine olan talebin fazlalığı ve dış fırsatların şirket içi terfi döngülerinden daha cazip hale gelmesinden dolayı bu çalışanların mevcut işlerinden ayrılma olasılığı %55 daha fazla olabiliyor. İşverenler, çalışanların teknolojiye erişim, esneklik ve yapay zekâ becerilerini kullanmalarına imkân tanıyan kariyer fırsatlarını da içeren kapsamlı bir paket sunarak çalışanları elde tutma konusunda zorlukları azaltabilir.

Yetenek avantajı şirketlere değer katıyor

Araştırma, insan faktörleri ile yapay zekâ entegrasyonu arasındaki etkileşimi; yapay zekâ benimseme başarısı, öğrenme, yetenek sağlığı, kurum kültürü ve ödüllendirme mekanizmaları olmak üzere beş temel alanda ortaya koyarken, bu alanlarda öne çıkan kurumlar “yetenek avantajı” elde ederek yapay zekâdan dönüşümsel bir değer elde edebiliyor.

EY Türkiye Danışmanlık Hizmetleri Bölüm Başkanı ve Şirket Ortağı Gökhan Gümüşlüaraştırma ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:

“EY olarak, küresel yetenek dinamiklerini, yapay zekânın benimsenmesini ve çalışma kültüründeki değişimleri daha iyi anlamak adına gerçekleştirdiğimiz EY Work Reimagined 2025 Araştırması; yapay zekânın iş dünyasındaki mevcudiyetini her geçen gün artırdığını gözler önüne seriyor. Çalışanların ve işverenlerin yapay zekâyı benimseme oranlarının da giderek yükseldiğini gösteren araştırmada, etkili kurgulanmayan modellere entegre edilen teknoloji ve yapay zekâ yatırımlarının gerçek potansiyelini ortaya çıkaramadığını gözlemliyoruz. Araştırmaya göre, şirketlerin yetenek stratejisindeki bazı eksiklikler nedeniyle kaçırdıkları verimlilik artış potansiyeli yaklaşık %40 oranına ulaşabiliyor. Bu noktada, çalışanların yapay zekâyla ilgili endişelerinin giderilmesi, işveren tarafında yatırım modellerinin doğru dizayn edilmesi önem taşıyor. Kısacası insanı merkeze alan yöntemlerle yapay zekâ uygulamaları ve iş gücünün daha uyumlu hale getirilmesi gerekiyor. Yapay zekânın, gelecekte yetenek gücüyle çok daha ileri bir seviyeye ulaşacağı aşikâr. İş dünyasının her geçen gün yeniden şekilleneceği bu yakın gelecekte rekabet avantajı elde etmek isteyen şirketlerin, insan faktörünün merkezde olduğu yapay zekâ dönüşümüne ivme kazandırmaları gerekiyor.”

İlgili araştırmanın tamamına buraya tıklayarak ulaşılabilirsiniz.

Sütaş, döngüsel iş modeli ile SB COP 30’da örnek gösterildi

Sütaş Döngüsel Iş Modeli

Sütaş döngüsel iş modeli ile 43 farklı ülkeden iyi uygulama örneklerinin yer aldığı “SB COP 30 Awards” kapsamında biyoekonomi alanında Türkiye’den gösterilen tek örnek oldu ve dünyadaki iyi uygulama örnekleri arasında yer aldı. 

Sütaş, kuruluşunun 50. yılında, sürdürülebilirlik alanındaki başarılarıyla da öne çıkıyor.  Brezilya’da gerçekleşen COP30’da başlatılan “Sustainable Business COP Awards (SB COP Awards) kapsamında organik atıklardan biyogaz, enerji ve gübre üretimini içeren “Sütaş Döngüsel Biyoekonomi Projesi” ile 43 farklı ülkeden iyi uygulama örneklerinin yer aldığı “biyoekonomi” kategorisinde yenilikçi özel sektör projeleri arasında örnek gösterildi.

Sütaş Döngüsel Bioekonomi Projesi

Såtas, Dîngåsel Is Modeli Ile Sb Cop 30'da ôrnek Gîsterildi 2 144950320


YENİLİKÇİ, ÖLÇÜLEBİLİR VE ETKİSİ KANITLANABİLİR PROJELER TANITILIYOR

Özel sektörün küresel iklim politikalarına katkısını güçlendirmek amacıyla Brezilya Ulusal Sanayi Konfederasyonu (CNI) liderliğinde kurulan ve paydaşları arasında TÜSİAD’ın da yer aldığı SB COP”, yenilikçi, ölçülebilir ve etkisi kanıtlanabilir projeleri uluslararası kamuoyuna tanıtmayı hedefliyor.

 

Sütaş’ın bitkisel üretimden başlayıp gübre ve enerji üretimine uzanan, doğal kaynakların geri dönüşümünü esas alan iş modeli kapsamında yürüttüğü döngüsel biyoekonomi çalışmaları, SB COP kapsamında yayımlanan “Bioeconomy Case Booklet”te Türkiye’den gösterilen tek örnek uygulama olurken, değerlendirme kriterleri ise şöyle sıralandı:

  • Paris İklim Anlaşması hedeflerinin uygulanmasına ve doğal kaynakların etkin yönetimine ölçeklenebilir biçimde katkı sağlaması,
  • Kısa ve orta vadede somut etki potansiyeli sunması,
  • Finansal getiri sağlaması ve uygulanabilir bir maliyet yapısına sahip olması,
  • Mevcut uygulama boşluklarını dolduran yenilikçi bir yaklaşım sunması.

“İŞ MODELİMİZİN KÜRESEL ÖLÇEKTE YENİLİKÇİ BİR ÖRNEK OLARAK KABUL EDİLMESİ GURUR VERİCİ”

Sütaş Yönetim Kurulu Üyesi ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Duygu Yılmaz

 Sütaş’ın “Döngüsel Biyoekonomi Projesi”nin uluslararası arenada örnek gösterilmesi ile ilgili değerlendirmede bulunan Sütaş Yönetim Kurulu Üyesi ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Duygu Yılmaz, “Çiftlikten Sofralara iş modelimiz ile ineklerimizin yediği yemlerden, sofralara ulaşan ürünlere kadar tüm süreci entegre bir anlayışla yönetiyoruz. Döngüselliği ve sürdürülebilirliği esas alan bu model ile tüketicilerimizin güvenilir ve sağlıklı gıda beklentisini karşılamanın yanı sıra çevrenin sürdürülebilirliği alanında da güçlü sonuçlar elde ediyoruz. Kuruluşumuzun 50. yılını kutladığımız bu yıl, bu yaklaşımımızın küresel ölçekte yenilikçi bir örnek olarak kabul edilmesi bizim için çok gurur verici” ifadesini kullandı.

SB “Bioeconomy Case Booklet hakkında bilgi için link

Documents – SBCOP – Sistema Indústria

2024 Sütaş Sürdürülebilirlik İlerleme Raporu için link

https://www.sutas.com.tr/assets/uploads/hakkimizda/sutas-surdurulebilirlik-raporu-tr-2024.pdf

 

Türkiye Ekonomisine Bakış 2026: Şirketler İçin Öncelikli Riskler

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Türkiye Ekonomisine Bakış 2026

Türkiye Ekonomisine Bakış 2026: Şirketler İçin Öncelikli Riskler

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Türkiye Ekonomisine Bakış 2026Enflasyonun kademeli olarak yavaşladığı, talep koşullarının dengelendiği ve küresel piyasalarda dalgalanmanın arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisi 2026’ya temkinli fakat umut veren bir görünümle giriyor. Ancak bu tablo, şirketler için gerçekten daha istikrarlı bir dönemin kapıda olduğunu mu gösteriyor? Yoksa krediye erişimden dış talebe uzanan riskler, özel sektörün hareket alanını yeniden daraltabilecek daha zorlayıcı bir yılın işaretlerini mi veriyor? Konuyla ilgili değerlendirmeler, COFACE tarafından paylaşıldı.

Ekim Enflasyonu Beklentilerle Uyumlu, Dezenflasyon Süreci Kademeli Olarak Devam Ediyor

Küresel piyasalardaki oynaklık son dönemde artarken, Türkiye’de enflasyon, Eylül ayında beklentilerin üzerinde bir artış kaydettikten sonra Ekim ayında %2,55 artarak genel olarak tahminlerle uyumlu seyretti.

Ancak para politikası etki alanı dışındaki gıda fiyatlarındaki artış ve enflasyon beklentilerindeki kısmi bozulma, Merkez Bankası’nı temkinli bir duruşa itiyor. Gıda fiyatlarındaki yükseliş, hizmetler grubundaki lokanta ve oteller alt grubunda fiyatların gerilemesini yavaşlatırken, kira grubunda da aylık enflasyon %3–3,5 bandında seyrediyor.

Bu tablo, Merkez Bankası’nın son sunumlarında yer verdiği “dezenflasyon sürecinin yavaşladığı” yönündeki değerlendirmeleri destekler nitelikte. Ancak olumlu gelişmeler de mevcut.

Aylık Artışlar Yavaşlıyor

2024 yılı boyunca aylık kira artışlarının ortalama %6 civarında seyrettiği dikkate alındığında, Ekim ayında kademeli bir düşüş eğilimi gözleniyor. Ayrıca mevsimsellik etkisi de bu dönemde önemli rol oynadı. Giyim ve ayakkabı grubundaki %12,7’lik aylık artış, genel enflasyon oranını yukarı taşıdı.

Mevsimsellikten arındırıldığında ise aylık enflasyon %1,81’e geriledi (Eylül 2025: %3,13). Kurun istikrarlı seyri ve küresel enerji fiyatlarının düşük düzeyde kalması, önümüzdeki dönemde trend enflasyondaki düşüşü destekleyen unsurlar olarak öne çıkıyor.

Talep Koşulları Dezenflasyonu Destekliyor

Merkez Bankası, mevcut dönemde talep koşullarının dezenflasyonu destekleyici yönde olduğunu ifade ediyor. Yani talep tarafında enflasyonu artıracak yeni bir baskı unsuru şu anda bulunmuyor. Bu koşullar altında, 2025 sonu enflasyon beklentimizi %31,6’ya yükselttik. 2026 sonunda ise piyasa beklentisi enflasyonun %20–22 bandına gerçekleşeceğini öngörüyor. Enflasyondaki bu kademeli yavaşlama, politika faizindeki düşüşün daha kademeli olmasını beraberinde getirebilir. Piyasa katılımcıları Merkez Bankası politika faizinin 2025 sonunda %38, 2026 sonunda %26 civarında gerçeklemesini bekliyorlar.

2026’da Özel Sektör İçin Temel Riskler

Mevcut aylık kredi büyüme sınırları (TL cinsi ticari kredilerde KOBİ’ler için %2,5, diğer ticari kredilerde %1,5, yabancı para kredilerde %0,5) dikkate alındığında, özel sektör için 2026 yılında da en önemli riskin krediye erişim, finansman maliyetleri ve zayıf talep olacağı değerlendiriliyor. Yüksek faiz ortamı, özellikle iç pazara dönük firmalar için krediye erişimi ve yatırım iştahını sınırlamaya devam edebilir. Buna ek olarak, Avrupa ekonomisindeki yavaşlama, ihracat odaklı sanayi şirketleri açısından dış talep riskini gündeme getiriyor.

Bu etkenler, ekonominin üretim dinamiklerini olumsuz etkilemeye devam ediyor.

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Türkiye Ekonomisine Bakış 2026Sanayi üretimi için öncü gösterge niteliğindeki PMI verisi, Ekim ayında da eşik değer olan 50’nin altında kalarak, üretimde yavaşlama eğiliminin 19. ayda da sürdüğünü ortaya koydu. Küresel koşulların ve yerel dinamikler çerçevesinde, Türkiye ekonomisinde dezenflasyon süreci kademeli bir şekilde devam ediyor.

Krediye erişim, yüksek faizler ve dış talep zayıflığı ise 2026’ya girerken özel sektörün dikkatle izlemesi gereken risk başlıkları olarak öne çıkıyor.


Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Standardı Yazı Dizisi

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATINALMA SUNUMLARI VE DİĞER MAKALELER

Power Point Sunum Klasörünü indirebilirsiniz:

Sürdürülebilir Kalkınma Raporu ve Türkiye Analizi



İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz.

Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır.
Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız.
Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim. Prof. Dr. Murat Erdal 

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri:
İçerikleri incelemek için tıklayınız.

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400 Standardı Eğitimi (2 gün)
☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)
☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)
☐ İdari İşler ve Tesis Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)
☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Dış Ticaret Eğitimi Dis Ticaret Lojistik Sozlesme Egitimi
Dış Ticarette Lojistik Operasyon ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi için tıklayınız. 

-> EĞİTİM KATALOĞUNU İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

Aç İnsan Neler Yapmaz?

Aç İnsan Neler Yapmaz Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Aç İnsan Neler Yapmaz?

Oğuzhan ÖZYİĞİT

Aç İnsan Neler Yapmaz Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemGünlük yaşamda aldığımız kararlar, çoğu zaman kendimizi son derece mantıklı ve tarafsız hissettiğimiz anlarda bile çeşitli dışsal faktörlerin etkisi altındadır. Açlık, susuzluk ya da uykusuzluk gibi ilk bakışta basit görünen fizyolojik eksiklikler dahi, farkında olmadan karar alma süreçlerimizi yönlendirebilmektedir. Üstelik bu etki yalnızca sıradan bireylerle sınırlı kalmamakta, en yetkin ve otorite sahibi kişilerin dahi davranışlarında kendisini gösterebilmektedir.

Bu bağlamda, Dr. Danziger ve meslektaşlarının 2011 yılında gerçekleştirdiği çalışma, kararların içinde bulundukları bağlama ne denli duyarlı olabileceğini çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır. Araştırmacılar, görev yapan sekiz hâkimin on aylık bir dönemde, 50 güne yayılan toplam 1.112 şartlı tahliye kararını incelemiştir. Bulgulara göre, oturumların başında hâkimlerin mahkûmların lehine verdiği karar oranı yaklaşık %65 düzeyindeyken, oturum ilerledikçe bu oran kademeli olarak azalmış ve oturumların sonunda neredeyse %0’a kadar gerilemiştir. Yemek molasının ardından ise bu oranın yeniden yaklaşık %65 seviyesine yükseldiği görülmüştür. Bu dikkat çekici bulgular, literatürde “aç hâkim etkisi” olarak anılmaya başlanmıştır.

Söz konusu çalışma, yalnızca fizyolojik faktörlerin değil, aynı zamanda yapısal ve sosyal etmenlerin de kararlar üzerindeki etkisini göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Örneğin, avukatı bulunmayan tutukluların başvurularının çoğunlukla oturumların sonuna bırakılması, hâkimlerin bu kişiler lehine karar verme olasılığını daha da azaltmaktadır. Ayrıca, avukatların çoğu zaman birden fazla tutukluyu temsil etmesi ve davaların sırasını belirleyebilmesi, en güçlü davalardan başlamaya yönelik bir eğilimi beraberinde getirerek sonuçlardaki dengesizliği daha da pekiştirmektedir.

Biyolojik açıdan değerlendirildiğinde, açlık durumunda mide kaynaklı ghrelin hormonunun yükseldiği, bunun da ACTH salgısını uyararak kortizol düzeylerini artırdığı ve kaygı benzeri tepkileri tetiklediği bilinmektedir. Dolayısıyla açlık, yalnızca besin arama davranışını motive etmekle kalmamakta; tepki engelleme yetisini zayıflatmakta, dikkatin sürdürülebilirliğini azaltmakta ve yaklaşma yanlılığını güçlendirmektedir. Bu çerçevede, ilk bakışta son derece basit görünen açlık hali, adalet gibi kritik alanlarda dahi verilen kararların yönünü ve niteliğini anlamlı ölçüde değiştirebilmektedir.

Örnekleri çeşitlendirecek olursak, bu fenomenin etki alanı yalnızca hukuk sistemiyle sınırlı değildir. Pazarlamadan siyasete, eğitimden sağlık hizmetlerine kadar pek çok alanda, karar vericilerin içinde bulundukları koşullar, verdikleri kararların sonucunu doğrudan etkilemektedir. Örneğin, Johns Hopkins Üniversitesinden Dr. Hsiang ve arkadaşları tarafından gerçekleştirilen bir çalışma, doktorlar tarafından istenen tarama testlerinin sabah saatlerinde en yüksek düzeye (%63,7) ulaştığını, gün ilerledikçe bu oranın kademeli olarak azaldığını ve öğle molasının ardından kısmen toparlandığını göstermiştir. Benzer şekilde, Harvard Medical School’dan Dr. Linder ve ekibinin yürüttüğü çalışma, günün ilerleyen saatlerinde antibiyotik reçetelerinin daha sık yazıldığını ortaya koymuştur. Bu tür bulgular, uzun süren karar süreçlerinin zihinsel kaynakları tüketmesi ve bireyleri en kolay, en az çaba gerektiren ve görece en az riskli seçeneğe yönlendirmesiyle tanımlanan “karar yorgunluğunu” açık biçimde gözler önüne sermektedir.

Diğer yandan, genellikle yüksek risk alma eğilimini tetiklediği düşünülen açlığın ortaya çıkardığı davranış biçimleri, yukarıda bahsedilen örneklerden belirgin biçimde ayrışmaktadır. Açlık, bireyin fizyolojik ihtiyaçlarını karşılama yönünde güçlü bir motivasyon kaynağı oluştururken, çoğu zaman daha dürtüsel karar verme eğilimini de artırabilmektedir. Bununla birlikte, risk alma davranışı her koşulda aynı şekilde ortaya çıkmaz; açlığın etkisi, içinde bulunulan bağlama ve algılanan risk düzeyine göre değişkenlik gösterebilir. Başka bir deyişle, kaybetme olasılığının yüksek olduğu durumlarda bireyler genellikle daha temkinli davranma eğilimindedir. Bu tür durumlarda risk alma olasılığı belirgin biçimde azalır; zira olası kayıplar, bireyin mevcut kaynaklarını ya da güvenlik hissini tehdit etmektedir. Dolayısıyla açlığın riskli karar verme üzerindeki etkisi, hem bireyin içinde bulunduğu psikolojik durum hem de kararın olası sonuçlarına ilişkin algısı birlikte ele alınarak değerlendirilmelidir.

Aç İnsan Neler Yapmaz Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSonuç olarak, Dr. Danziger ve arkadaşlarının ortaya koyduğu açlığın kararlar üzerindeki güçlü etkisi, yalnızca mahkeme salonlarıyla sınırlı değildir. Günlük tüketim alışkanlıklarından sağlık hizmetlerine, eğitim süreçlerinden siyasal tercihlere kadar pek çok alanda benzer örüntüler, farklı araştırmacıların çalışmalarıyla da desteklenmektedir. Bu doğrultuda, daha adil, dengeli ve sağlıklı karar süreçleri oluşturabilmek için karar vericilerin içinde bulundukları fizyolojik ve psikolojik koşulların sistematik biçimde dikkate alınması büyük önem taşımaktadır.

Oğuzhan ÖZYİĞİT

Satınalma Süreçlerinde Doğru Teknik Tanımlamanın Önemi

Satınalma Süreçlerinde Doğru Teknik Tanımlamanın önemi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Satınalma Süreçlerinde Doğru Teknik Tanımlamanın Önemi  

İlknur BOZKURT

Satınalma Şefi

Satınalma Süreçlerinde Doğru Teknik Tanımlamanın önemi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSatın alma süreçlerinde karşılaşılan en büyük zorluklardan biri, talep edilen malzeme, hizmet veya projenin yeterince detaylandırılmamasıdır. Teknik özelliklerin net belirtilmemesi, kapsamın açık şekilde tanımlanmaması veya doğru hazırlanmış bir teknik şartnamenin bulunmaması, sürecin daha ilk aşamada belirsizliklerle dolmasına yol açar.

Bu durumda teklif verecek firmaların aklında soru işaretleri oluşması son derece doğaldır. Ancak talebi yapan birim işi tam olarak anlatamadığında, satınalmacı da çoğu zaman yetersiz bilgiyle hareket etmek zorunda kalır. Bu durum ise dışarıya, özellikle üretici ve satıcı firmalar karşısında, satınalmacının alacağı malzemeyi tam tanımadığı yönünde olumsuz bir izlenim doğurabilir. Profesyonel olmayan bir satın alma süreci işte böyle başlar;  yanlış malzeme teklif edilmesi, yanlış değerlendirme yapılması veya tedarikçinin işi eksik anlaması gibi zincirleme sorunlar ortaya çıkabilir.

Sipariş sonrası yaşanabilecek muhtemel sorunların önemli bir kısmı da yine başlangıçtaki bu bilgi eksikliğinden kaynaklanır. Sipariş mektubunda idari ve teknik şartların açıkça yer almaması, ilerleyen aşamalarda yaşanan problemleri daha da büyütür. Eksik tanımlanmış bir iş, genellikle eksik teslimatlar, yanlış yorumlanan sorumluluklar ve gereksiz zaman kayıpları olarak geri döner.

Buna karşılık, eğer bir şirketin teknik ekibi, talep açan birimleri deneyimli ve güçlü ise, satın alma prosedürleri net şekilde tanımlanmışsa, hangi bilginin nasıl alınacağı ve değerlendirileceği açık biçimde yazılmışsa, o zaman en yeni satınalmacı bile en karmaşık siparişleri rahatlıkla yönetebilir hale gelir. Teknik netlik, süreç disiplininin en kritik parçasıdır.

Böyle bir ortamda satın alma gerçekten keyifli ve geliştirici bir işe dönüşür. Çünkü satınalmacı hem teknik bilgiyi doğru şekilde kullanır, hem tedarikçiyle iletişimi güçlü olur, hem de sürecin her aşamasında emin adımlar atar. Doğru tanımlanmış ihtiyaçlar, doğru teklifler ve hatasız sipariş akışı ile birleştiğinde, satın alma hem şirket için stratejik bir güç haline gelir hem de mesleğini seven satınalmacılar için dünyanın en zevkli işlerinden biri olur.

Talebi yapan ekiplerden beklenen sorumluluklar:

  Satın alınacak malzeme/hizmet/projenin teknik detaylarını eksiksiz tanımlamak

  Teknik şartname veya kapsam dokümanını hazırlamak

  Malzemenin kullanım yeri, teknik gereklilikler, test/kalibrasyon ihtiyaçları, standartlar ve sertifikaları belirtmek

  Gerektiğinde tedarikçi sorularını satınalma ile birlikte firmalara teknik açıdan yanıtlamak

  Alınan teklifleri teknik açıdan değerlendirmek

  Eksik ya da yanlış teklifleri düzelttirerek teknik yönden uygun hale gelecek olan uygun teklif verilmesini sağlamak

  Alternatif ürün/hizmet uygunluklarına karar vermek

Satınalma Süreçlerinde Doğru Teknik Tanımlamanın önemi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemBu sorumlulukların eksiksiz yerine getirilmesi, satın alma sürecindeki tüm belirsizlikleri ortadan kaldırır; doğru tanımlanan ihtiyaçlar sayesinde hem tedarikçi hataları önlenir hem de şirketin satın alma kalitesi doğrudan yükselerek rekabet gücü güçlenir.

İlknur BOZKURT

Satınalma Şefi

İşveren, İşçiye Tahsis Edilen Ofis, Masa, Dolap Gibi Alanları Arayabilir mi?

İşveren, İşçiye Tahsis Edilen Ofis, Masa, Dolap Gibi Alanları Arayabilir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İşveren, İşçiye Tahsis Edilen Ofis, Masa, Dolap Gibi Alanları Arayabilir mi?

Lütfi İNCİROĞLU

İşveren, İşçiye Tahsis Edilen Ofis, Masa, Dolap Gibi Alanları Arayabilir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemÖzel hayatın gizliliği ilkesi Anayasanın 20 nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Adlî soruşturma ve kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar saklıdır.

Kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz.”

İşyerlerinde işçilerin kullanımına özgülenen ofis, masa, dolap gibi alanların işverenin yönetim yetkisi kapsamında aranıp aranamayacağı ya da özellikle, bu tür mekan eşya ve araçların mülkiyetinin işverende olmasının işçinin özel yaşamına saygı bakımından bir fark yaratıp yaratmayacağı konuları tartışmalıdır. Genel olarak öğretide, işyerine giriş çıkışta üst ve çanta araması ile ilgili hususlar üzerinde durulurken, işyerinde işçinin çalıştığı ofis, kullandığı çekmece ve dolapların hangi durumlarda aranabileceğinden pek söz edilmemiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.01.2018 tarihli ve 2017/3017 E., 2018/99 K. sayılı kararı ile işçinin onayı olmadan işyerinde işçinin kullanımına özgülenen ofis, masa, dolap gibi alanların işveren tarafından aranmasını işçinin özel yaşamına yönelik müdahale saymıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna göre, “Davacının istirahatli olduğu bir dönemde masasındaki çekmecelerinin aranması üzerinde de durulmalıdır. Genel olarak işçinin işyerinde kullanımına özgülenen ofis, masa, dolap gibi alanların işveren tarafından aranması, işçinin özel yaşamına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır. Söz konusu alanların aranması bir hukuka uygunluk sebebine dayanmalıdır.

Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Peev-Bulgaristan kararında; başvurucunun ofisi bakımından genel olarak olmasa dahi, masa çekmeceleri ve dosya dolapları bakımından “gizliliğe ilişkin makul bir beklenti”si olduğunun kabulü gerekeceğini ifade ettikten sonra başvurucunun gizliliğe ilişkin beklentisinin haksız veya mantıksız olduğunu gösteren bir durum da –örneğin, işverenlik tarafından, çalışanların masa ve dosya dolaplarında kişisel belge saklamalarını caydırıcı nitelikte düzenleme veya işyeri uygulaması- bulunmadığını, başvurucunun işverenin bir kamu otoritesi olmasının bu tespitleri değiştirmeyeceğini dolayısıyla başvurucunun ofisindeki masa çekmecelerini ve dosya dolaplarını da kapsayan bir aramanın özel yaşama bir müdahale olarak kabulü gerektiği sonucuna varmıştır (Ayrıntılı bilgi için Çetin, E.: İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 8-11. Maddeleri Bağlamında Çalışanların Hakları, XII Levha Yayınları, İstanbul Temmuz 2015, s.229 vd.).

Somut olayda davalı işveren tarafından ibraz edilen Personel Yönetmeliğinin “Çalışanların Sorumluluk ve Yükümlülükleri” başlıklı 5.2. maddesinin “Görev ve Sorumluluklar” alt başlıklı 5.2.1. bölümünde aynen, “Çalışanlara, DFHG tarafından tahsis edilen masa, dolap, etajer ve benzeri demirbaş üstünde/içinde sadece çalışma konuları ile ilgili dokümantasyon, kitap, dergi vb. muhafaza etmeleri; kendilerine ait şahsi eşyalarını hiç şekilde bu ortamda bulundurmamaları esastır. DFHG yönetimi söz konusu dolap, masa ve etajerleri gerekli görmesi hâlinde açtırma ve inceleme hakkına sahiptir” şeklinde düzenleme olduğu görülmüştür. Söz konusu Yönetmeliğin bu hükmü işyeri düzenine ilişkin olup davalı işveren tarafından davacı işçinin masa çekmecelerinin aranmayacağı yönünde “gizliliğe ilişkin makul bir beklenti” oluşturmayacağı açıktır” denilmektedir.

Neticede, genel olarak işçinin işyerinde kullanımına özgülenen ofis, masa, dolap gibi alanların işveren tarafından aranması, işçinin özel yaşamına yönelik bir müdahale oluşturacaktır. Söz konusu alanların aranması ancak bir hukuka uygunluk sebebine dayanması halinde mümkün olabilecektir.

İşveren, İşçiye Tahsis Edilen Ofis, Masa, Dolap Gibi Alanları Arayabilir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemAyrıca, iş sözleşmesinde ya da işyeri iç yönetmeliğinde işçinin kullanımına sunulan ofis, masa, dolap gibi alanlarda işçinin kişisel özel eşyalarının bulundurulmaması gerektiği düzenlenmiş ve işçilerin bu konuda bilgilendirilmiş olması ve hatta kişisel belge ve eşya saklama hususunun caydırıcı nitelikte bir düzenleme ile kayıt altına alınması veya işyeri uygulaması haline getirilmesine rağmen işçi aksi davranışta bulunuyor ve sözleşme hükümlerine aykırı hareket ediyorsa, o zaman bu durum işçinin özel yaşamına yönelik bir müdahale oluşturmayacaktır”.

Lütfi İNCİROĞLU

Faiz, Döviz ve Enflasyon Triosu   

Faiz, Döviz Ve Enflasyon Triosu Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Faiz, Döviz ve Enflasyon Triosu   

Enflasyon

Faiz, Döviz Ve Enflasyon Triosu Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemYazıma enflasyon ile başlamak yerinde olur sanırım. Bunca aileyi sefalete sürükleyen, yoksullaştıran, ürün ve hizmetlerin fiyatı gereksiz yere yükselen ve adı pahalılıkla sürekli flörte karışan bu enflasyonun nesinden bahsetmemi istiyorsunuz Allah aşkına?

Hiç değer vermeyip, adını dahi anmak istemiyorum. Kimin adı diye sormayın; enflasyondan elbet. Enflasyon konusunda tüm söyleyeceklerim bu kadar.

Enflasyon Toplumun Ahlakını Bozar

Kesinlikle doğrudur.

Enflasyon İçin Sadece Bir Cümle

Enflasyon CanavarıGerçek hayatta, çarşı pazarda, kiralarda, sağlık giderlerinde ücret ve fiyatlar bir önceki seneye rağmen %100 civarı artmasına rağmen, üzülerek söylemek gerekirse otoritelerin enflasyonun düşüş sürecinde olduğunu ve dezenflasyon içinde olduğumuzu bahisle, geçen seneye rağmen kıyaslanmayacak derecede artan fiyatların istatistiki olarak düşün göstermeleri ve bunda ısrarcı olmaları sizleri enflasyondan daha fazla üzer.

Faiz

Ne çok tanımı var bu faizin. Paranın belli bir sürede getirdiği gelir en basit anlamda tarif edilecek olunursa. Daha farklı söylemlere bakıldığında faiz için;

  • Borç verilen veya alınan paranın fiyatıdır,
  • Paranın kirasıdır. Paranın ne kadar süre ile kiralandı ise ödenen kira bedelidir,
  • Bir borç anlaşmasının satışı sonucu elde edilen gelir oranıdır,

söylendiğini görebiliriz.

Tablo 1
Kaynak: Ege Bölgesi Sanayii Odası

Faiz dedim de aklıma geldi;

  • Faiz haramdır,
  • Faiz caiz değildir,

söylemlerini de duyuyoruz sıklıkla.

Tablo 2

Hiç düşündünüz mü; Ülkemiz neden yüksek faiz veriyor? Yüksek faiz refah sağlamaz, bilakis refahımızı alıp götürür ve yüksek faiz riskin, ülkemize tereddütlü yaklaşım gösterenler için uzatılmış bir eldir.

Tablo 3

Tablo 4

Tablo 5

Tablo 6
Kaynak: Ege Bölgesi Sanayii Odası

Toplum yaşamını idame ettirmek için kredi kartlarına fazlasıyla yüklenmiştir.

Neyi düşündüm biliyor musunuz? Faiz haramsa, tüm bankacılar ve faizle uğraşan kurumlar yandı demektir. Sürekli haram işler yapmaktalar. Öbür dünyada acaba cehennemin kapısında sıraya mı girecekler bu faiz yüzünden?

Piyasalar ve Faiz

Adına ne derseniz deyin, dünya piyasalarında bir faiz gerçeği vardır. Ülkede ve piyasalarda belirlenen faiz oranları, piyasalarda oluşan enflasyon oranları ile yakından ilgilidir. Sadece enflasyon demek yeterli olmayabilir, enflasyonla birlikte piyasadaki risk algısının bertaraf edilmesi için ülkeler faiz enstrümanını kullanmak durumundadırlar.

Ülkede enflasyon yüksek ise, risk de yüksektir. Finansal piyasalarda verilen faiz oranı enflasyon oranının üzerinde olur. Yüksek faiz aynı zamanda o piyasaların “Risk primi” fiyatlamasının da dahil edildiği bir oran şeklinde karşımıza çıkar. Bir ülke gerçek enflasyonun altında faiz verme eğilimine girdiğinde, ülke riskinin göz ardı edildiği anlamına gelir ki bu bir anlamda hem negatif faiz, hem tasarruf sahibini farklı alternatif araçlara yönlendirir, hem de yabancı yatırımcı o ülkeye gelmediği gibi mevcut yabancı yatırımcılar ise pozisyonlarını kapatıp, o piyasaları terk eder.

Riskli piyasada oluşan faiz, piyasa dinamikleri ve gerçekleri göz önünde bulundurularak tespit edilmeli. Aksi halde finans kurumları kaynak sıkıntısına düşebilir. Bir ülke, enflasyon oranının altında faiz vermesine rağmen ülke halkının tasarruflarında azalma olmuyorsa, piyasalarda yeteri kadar güven sağlamış ve güvenli ülke kategorisindedir.

Faiz Ve Döviz Uzun Tablo

Döviz

Dövizin tanımını yapmayacağım bu satırlarımda. Bir ülke için dövizin varlığının neden gerekli olduğunu ve fiyatını etkileyen etkenlerden bahsedelim.

Dövizin Fiyatlaması

Dövizin fiyatlaması piyasa dinamiklerine ve beklentilerine göre göre şekillenir. Bu dinamikler arasında;

  • Ülkemiz riskinin ne olduğu,
  • TCMB’nin net kullanılabilir döviz rezervleri
  • Ödemeler dengesi, dış borç stoklarımız
  • İthalat ve ihracat rakamları, dış ticaret açığımız
  • TCMB’nin uyguladığı para politikası ve faizler. Dövizin ve Türk Lirası’nın fiyatını etkileyen faktörler
  • Ülkemizdeki enflasyon rakamları
  • Faiz oranının yüksekliği veya düşük kalması

faktörlerini saymamız mümkündür.

Ülkemizdeki dövizin fiyatları yukarıdaki etkenler çerçevesinde kendisine yön bulmaktadır. En azından dövizin fiyatlarındaki artış seyri enflasyon oranından aşağı olmayacak şeklinde artış göstermesi piyasanın dengelenmesi açısından önemlidir.

Döviz fiyatının yukarı tırmanması halinde TCMB dövizin fiyatının tırmanmasını birkaç yolla müdahale ederek frenleme yoluna gidebilir.

Müdahale şekilleri;

  • Piyasaya daha ucuz fiyattan döviz sürerek dövizle müdahale eder. Ancak bu şekilde müdahale olması döviz rezervlerini olumsuz etkiler,
  • Türk Lirası Faiz oranlarını yükseltip, cazip hale getirir, Türk Lirası mevduatlarında stopaj oranlarını düşürerek tasarrufçuların ve bankaların döviz yerine Türk Lirası’na yönelmelerini sağlanması,
  • TCMB’ne zorunlu devirlerde dövizin zorunlu devir rakamlarını yükseltip, Türk Lirası zorunlu döviz devirlerinin miktarını azaltır,
  • Döviz tasarruflarında kademeli sıkılaştırma getirip, döviz mevduat faiz oranlarını ciddi anlamda aşağı çeker

Neden Döviz Gereklidir?

Ülkemizin döviz gereksinimi şu nedenlere dayanmaktadır;

  • TCMB net kullanılır döviz rezervleri,
  • Dış borç ödemeleri,
  • Döviz ödemesini gerektiren transferler,
  • Döviz fiyatının kontrol altında tutulması,
  • Cari açığın oluşmaması,
  • Ülkemizden çıkan sermaye çıkışları,
  • Piyasalarda anormal fiyatlamalar olması halinde, müdahale gerekliliği

içindir.

Yurt dışından yabancı yatırımcıların ülkemize gelip, burada yatırım yapması, istihdam yaratması, transferler ve işçi havaleleri yoluyla gelen dövizler, sıcak para girişleri döviz gelirlerinin arttırılması ve döviz rezervlerimizin yüksek seviyede seyretmesi açısından önemlidir.

Yabancı yatırımcıların ülkemize yatırım amaçlı döviz getirmesinin en temel nedenleri;

  • Ülkemizdeki istikrarın var olması
  • Türk Lirası faizlerin yüksekliği, stopajın düşük olması,
  • Ülke riskinin az ve tolere edilebilir seviyede olması,
  • Bürokrasinin az olması
  • Teşviklerin rekabetçi olması

şeklinde sayılabilir.

Faiz ve dövizin ayrılmaz bir bütün olduğunu her zaman hatırlamakta yarar vardır.

Faiz, Döviz Ve Enflasyon Triosu Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemReşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi

Operasyonel Araç Kiralama Sektörü Yılın Üçüncü Çeyreğinde 77 Milyar TL Değerinde Otomobil Satın Aldı!

şirket Operasyonlarında Filo Yönetimi Eğitmi Haber Operasyonel Araç Kiralama Sektörü Yılın üçüncü çeyreğinde 77 Milyar Tl Değerinde Otomobil Satın Aldı!

Operasyonel Araç Kiralama Sektörü Yılın Üçüncü Çeyreğinde 77 Milyar TL Değerinde Otomobil Satın Aldı!

şirket Operasyonlarında Filo Yönetimi Eğitmi Haber Operasyonel Araç Kiralama Sektörü Yılın üçüncü çeyreğinde 77 Milyar Tl Değerinde Otomobil Satın Aldı!TOKKDER, 2025 yılının üçüncü çeyreğine ait sektör verilerini açıkladı. Rapora göre, yılın ilk 9 aylık döneminde operasyonel araç kiralama sektörünün aktif büyüklüğü 314.7 milyar TL olarak gerçekleşti. 2024 yılının aynı döneminde bu rakam 217,8 milyar TL seviyesindeydi. Sektörün filosunda bulunan araç adedi ise 235 bin adedi buldu. Sektörün filo büyüklüğü 2024 sonu itibarıyla 252 bin adetti. Sektörün yılın üçüncü çeyrek sonu itibarıyla ödediği vergi tutarı 39,3 milyar TL’yi buldu. Operasyonel araç kiralama sektörü, yılın 3’üncü çeyreğinde 77,8 milyar TL tutarında araç alımı gerçekleştirdi.

Raporu değerlendiren TOKKDER Yönetim Kurulu Başkanı Özarslan A. Tangün, “Enflasyondaki artışla beraber kira fiyatlarının artması ve finansman kaynaklarına erişimdeki engeller sebebiyle, sektörümüz 2025 yılının 3. çeyreğini 1. yarıyıl sonundaki filo adetlerini koruyarak tamamladı. Yılın son çeyreğinde bu trendin bir miktar azalarak 2025’i kapatacağımızı öngörüyorum. 2024 yılı sonuna göre kıyasladığımızda küçülmenin devam ettiği gerçeğini göz ardı edemeyiz. Enflasyonun kontrol altına alınması ve finansmana erişimin olması durumunda sektörümüz tekrar büyüme sürecine girecektir. 2026 yılında ise sektörün gelişimini ekonomik aktivitenin seyri, finansmana erişim ve maliyetler belirleyecek” dedi.

şirket Operasyonlarında Filo Yönetimi
Şirket Operasyonlarında Ulaştırma ve Filo Yönetimi Eğitimi

Araç kiralama sektörünün çatı kuruluşu Tüm Oto Kiralama ve Mobilite Kuruluşları Derneği (TOKKDER), bağımsız araştırma şirketi NielsenIQ iş birliği ile hazırladığı, 2025 yılı üçüncü çeyrek sonuçlarını içeren “TOKKDER Operasyonel Kiralama Sektör Raporu”nu açıkladı. Rapora göre, 2025 yılının ilk 3 çeyreğinde operasyonel araç kiralama sektörünün aktif büyüklüğü 314.7 milyar TL olarak gerçekleşti. 2024 yılının aynı döneminde bu rakam 217,8 milyar TL seviyesindeydi. Sektörün filosunda bulunan araç adedi ise 235 bin adedi buldu. Sektörün filo büyüklüğü 2024 sonu itibarıyla 252 bin adetti.

Renault En Çok Tercih Edilen Marka Olmayı Sürdürüyor!

Rapora göre, Renault yüzde 18,6 pay ile Türkiye operasyonel araç kiralama sektörünün en çok tercih edilen markası olmayı sürdürdü. Renault’yu yüzde 15,2 ile Fiat, yüzde 8,9 ile Toyota, yüzde 8,5 ile Volkswagen ve yüzde 7,9 ile Skoda takip etti. Sektörün araç parkının yüzde 45,5’i kompakt sınıf araçlardan oluşurken, küçük sınıf araçlar yüzde 33,0 ve üst-orta sınıf araçlar yüzde 10,2 pay aldı. 2025’in üçüncü çeyreğinde operasyonel araç kiralama sektörünün filosundaki hafif ticari araçların payı yüzde 6,7 olarak gerçekleşti.

Raporda sektörün araç parkında yer alan dizel araçların payında artış görüldü. Buna göre, sektörün araç parkının yüzde 58,2’lik bölümünü benzinli araçlar oluştururken, dizel araçların payı yüzde 30,3’e yükseldi. Hibrit ve elektrikli araçların payı ise yüzde 11,5 seviyesinde gerçekleşti.

Karoser Tipinde Sedan Açık Ara Lider!

TOKKDER raporunda yer alan bir başka veri ise operasyonel araç kiralama sektöründeki gövde tipine göre araç tercih sıralamasında sedan birinciliğinin devam etmesi oldu. Bu kapsamda, sedan gövde tipine sahip araçlar yüzde 41,4 ile birinci sırada, hatchback gövde tipine sahip araçlar ise yüzde 26,6 ile ikinci sırada yer aldı. SUV araçlar ise yüzde 24 ile üçüncü sırada yer aldı. Bu araçları yüzde 0,8 ile station wagon gövde tipine sahip araçlar takip etti. Sektörün toplam araç parkının yüzde 85,9’unu otomatik vitese sahip araçlar oluştururken, manuel vitesli araçların payı ise yüzde 14,1 olarak gerçekleşti.

Sektör Ekonomiye Katkı Sağlamaya Devam Ediyor!

Operasyonel kiralama sektörü 2025 yılında da ekonomiye önemli oranda vergi girdisi sağlamaya devam etti. Sektörün yılın üçüncü çeyrek sonu itibarıyla ödediği vergi tutarı toplamda 39,35 milyar TL’yi buldu. Sektör, yılın üçüncü çeyrek sonu itibarıyla 77,8 milyar TL tutarında araç alımı gerçekleştirdi. Bu tutar, 2024 yılı genelinde 95,8 milyar TL seviyesindeydi. Yılın ilk 3 çeyreğinde operasyonel kiralama ve filo yönetiminde toplam müşteri sayısı 21 bin 800’e geriledi. 2024 yılı sonunda bu rakam 27 bin 800 seviyesindeydi. Müşteri başına düşen araç sayısı yılın üçüncü çeyrek sonu itibarıyla 10,0 adet olarak gerçekleşerek 2024 toplamındaki 8,3 adedi geride bıraktı.

özarslan TangünRaporu değerlendiren TOKKDER Yönetim Kurulu Başkanı Özarslan A. Tangün, “Enflasyondaki artışla beraber kira fiyatlarının artması ve finansman kaynaklarına erişimdeki engeller sebebiyle, sektörümüz 2025 yılının 3. çeyreğini 1. yarıyıl sonundaki filo adetlerini koruyarak tamamladı. Yılın son çeyreğinde bu trendin bir miktar azalarak 2025’i kapatacağımızı öngörüyorum. 2024 yılı sonuna göre kıyasladığımızda küçülmenin devam ettiği gerçeğini göz ardı edemeyiz. Enflasyonun kontrol altına alınması ve finansmana erişimin olması durumunda sektörümüz tekrar büyüme sürecine girecektir. 2026 yılında ise sektörün gelişimini ekonomik aktivitenin seyri, finansmana erişim ve maliyetler belirleyecek. Verimlilik, tasarruf ve risk yönetimi açısından sunduğu birçok avantaja rağmen, ülkemizde iş amaçlı kullanılan araçların ancak yüzde 10 kadarı operasyonel kiralama yöntemiyle finanse edilmiş durumda. Avrupa Birliği ülkelerinde şirket araçlarının finansmanında operasyonel kiralamanın payı son 7 yıl içinde yüzde 48’den yüzde 57’ye çıktı. Tüm bu verilere dayanarak, ülkemiz operasyonel araç kiralama sektörünün büyüklüğünü olması gereken noktaya taşımak için, etkin bir iletişim çalışması ile operasyonel kiralamanın faydalarını anlatmaya, uluslararası ve büyük ölçekli yerel şirketlerin yanı sıra KOBİ’lerin de şirket araçlarının finansmanında artan oranda operasyonel kiralama yöntemini tercih etmesini sağlamaya yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.

 


 

Eğitim Kataloğu
Eğitim Kataloğunu indirebilirsiniz.

 

ŞİRKET EĞİTİM KATALOĞU

Şirket eğitimlerine büyük özen gösteriyoruz. Memnuniyetiniz ve referansınız bizim için çok değerli.
Eğitime sizlerle birlikte hazırlanıyoruz. Sizlerden gelen önerileri dikkate alıp özgünleştirmelerle ilerliyoruz.

Güvenilir eğitim hizmetleri ile yanınızdayız.  Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.
 Prof. Dr. Murat Erdal

 

Filo Yönetimi Eğitimi Operasyon ve Planlama İlkeleri | Satınalma Dergisi

Eğitim Filo Yönetimi Binek Araç Kiralama Satın Alma İdari İşler
Filo Yönetimi Eğitimi, Binek Araç Kiralama, Satın Alma ve İdari İşler

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri:
İçerikleri incelemek için tıklayınız. 

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400  Standardı Eğitimi (2 gün)
☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)
☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)
☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün) 

-> İçerikler için Eğitim Kataloğunu İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

Anahtar Sözcükler: Filo eğitimi, filo yöneticisi, araç takip birimi, kiralama şirketi, filo kiralama, sözleşme, trafik, hukuk, kaza, risk, hasar, hasar kaydı, ehliyet, araç yenileme, yol, güvenlik, mevzuat, servis, servis aracı, personel, minibüs, van, kamyon, TIR, binek, otomobil, K belgesi, taşıt kartı, fenni muayene, muayene, egzoz muayene, Filo yönetimi, eğitim, ulaştırma, lojistik, araç, dağıtım, operasyon, kasko, sigorta, lastik, bakım, sürücü, şöför, bakım, idari satın alma, idari işler, satın alma, SRC