Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) tarafından yapılan açıklamaya göre, yılın ilk 8 ayında Türkiye’nin serbest bölgeler dâhil toplam makine ihracatı 15 milyar dolar oldu. Ağustos ayında ihracatın 2 milyar dolara ulaştığını ve geçen yılın aynı ayına göre yüzde 43 artış sağlandığını belirten Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “Rakip ülke sektörlerinden hızla ayrışmaya ve dünya makine ticaretindeki payımızı artırmaya devam ediyoruz. İlk 8 aylık ihracatımız 2019’un yüzde 18,4 üzerinde. Dünyada kalkınma stratejisi içinde makineye en büyük önceliği veren ülke Çin. Biz kişi başı ortalama olarak, Çin’e yakın seviyede makine ihraç ediyoruz. AB için tedarik güvenliği ve yakın coğrafya yatırımları özellikle İkiz Dönüşüm kulvarında en hassas konu haline geldi. Türkiye ve Rusya’nın dış ticaret ve yatırım analizlerine yakından bakıldığında da bilhassa makine sektörünün, ikili ilişkilerin büyümesi perspektifinde özel bir konuma sahip olduğu görülecektir” dedi.
2021 yılı Ağustos sonu itibarıyla ihracatını, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 32,5, Ağustos ayına göre yüzde 43 artıran makine sektörünün serbest bölgeler dâhil toplam ihracatı 15 milyar dolar oldu. Ağustos ayında Almanya, ABD ve Birleşik Krallık’a yapılan makine ihracatı 500 milyon dolara yaklaştı. Makinecilerin geçtiğimiz yılın aynı ayına göre ihracat artışı Fransa’da yüzde 96’yı, Rusya’da yüzde 63’ü geçti. Makine ihracatındaki yükselişin sadece pandeminin baz etkisiyle açıklanamayacağına dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu şunları söyledi:
“Gelişmiş ülkeler makine ihracat rakamlarında 2019 yılını yakalamakta güçlük çekiyorlar. Üstelik bu sıkıntıyı, emtia ve lojistik maliyetleri nedeniyle fiyatlarda meydana gelen ciddi artışa rağmen yaşıyorlar çünkü dünyada ihraç edilen makine miktarı 2019’un hâlâ çok gerisinde. Fakat biz rakip ülke sektörlerinden hızla ayrışmaya ve dünya makine ticaretindeki payımızı artırmaya devam ediyoruz. İlk 8 aylık ihracatımız 2019’un yüzde 18,4 üzerinde. Dünyada kalkınma stratejisi içinde makineye en büyük önceliği veren ülke Çin ve biz kişi başı ortalama olarak, Çin’e yakın seviyede makine ihracatı yapıyoruz.”
AB ile İstikrarlı, Rusya ile Yakın İlişki
ABD, Çin ve AB’nin yeni dönem stratejilerinin Türkiye’ye etkisini değerlendiren Karavelioğlu, bu süreçte Rusya’nın konumunun özellikle teknolojik ve ticari iş birlikleri bakımından önemini artırdığını belirterek şunları söyledi:
“Çin yerlileşme konusunda tedbirlerini sıkılaştırarak yabancı sermayeli şirketleri giderek daha fazla dışlayan bir kalkınma stratejisine yöneliyor. Vergi artırımı ile ticaret ve sermaye savaşlarına devam eden ABD kanadı ise üretimde hız kesmemeye çalışıyor. Giderek derinleşen kamplaşmada Rusya, yapacağı tercihlerle, kendisine ticari ayrıcalıklar tanıyacak karşılıklar dahi bulabilecektir. Bizim için bu ayrışmada stratejik merkez Avrupa Birliği. Çünkü dış ticaretinin yüzde 65’ini kendi içinde yapsa da, AB için tedarik güvenliği ve yakın coğrafya yatırımları özellikle İkiz Dönüşüm kulvarında en hassas konu haline geldi. Makinelerimize giderek artan rağbetin gerisinde, bizim de arzu ettiğimiz şekilde istikrarlı ve sürdürülebilir ilişkiler kurmak tercihi yatıyor.”
Küresel güçler arasındaki çıkar çatışmaları ekseninde, makine sektörünün yüksek performans sergilediği Rusya pazarının öneminin yadsınamaz hale geldiğini belirten Karavelioğlu şunları ifade etti:
“Türkiye ve Rusya’nın dış ticaret ve yatırım analizlerine yakından bakıldığında bilhassa makine sektörünün, ikili ilişkilerin büyümesi perspektifinde özel bir konuma sahip olduğu görülecektir. İhracatının tamamına yakınını fosil yakıtlar ve ağır sanayi ürünlerinden sağlayan Rusya’da sermayenin oluşması ve tabana yayılması yönünde bir gayret var. Bu dönüşümün yansımaları ülkede on binlerce küçük işletmenin kurulacağını ve bunların makine talebinin hızlı artacağını gösteriyor. Rusya’nın uzay, silah ve nükleer gibi teknolojinin ileri alanlarında büyük birikimi olmasına rağmen sınai üretim gereçlerinde yani makine imalatında bizim gerimizde kalışının nedeni sektörel ekosistemin bütün dünyada KOBİ’ler üzerinde yükselmekte oluşudur. Hemen her makine dalında mevcut üretim kabiliyetimiz ve her keseye uygun teknoloji çeşitliliğimiz Rusya’nın dönüşüm çabalarına kapsamlı yanıt verebileceğimiz anlamı taşıyor. İki ülke arasında makine yatırımı ve ticareti üzerinden bir koridor açılabilirse ilişkilerin istikrarına da katkı sağlanmış olacaktır. Türkiye’de makine üretimi genel imalat sanayi üretiminin 1,5 katı hızla artıyor. Yani, makinecilerimiz bir yandan ülkemizdeki sanayicilerin artmakta olan ihtiyacını karşılarken bir yandan da makine üretimi zaafa düşen diğer ülkelerin eksiklerini tamamlıyor.”
“OVP’nin Başarı Kriteri, Talebin Yerli Makineyle Karşılanması”
Teknoloji ve katma değer odaklı hedefler doğrultusunda, makine ve teçhizat yatırımlarının artmasını hedefleyen Orta Vadeli Plan’ın yurtiçinde önemli bir makine talebi oluşturmasını beklediklerini ifade eden Karavelioğlu, “Planda yerlileşme ve teknoloji transferi içeren kamu alımları yoluyla birçok girdide yerlilik payının artırılması hedefleniyor. Son 12 ayda 33,4 milyar dolar kaynağımızın makine ithalatına harcandığı düşünülürse, planın başarı kriterinin yurtiçinde oluşacak yeni talebin yerli makinelerle karşılanması olduğu çok açıktır” dedi.
Programın bir başka önemli hedefinin başta AB yeşil mutabakatına uyum olmak üzere yeşil, sürdürülebilir ve döngüsel bir ekonomik yapıya kavuşmak oluşundan memnuniyet duyduklarını belirten Karavelioğlu sözlerini şöyle tamamladı:
“Dünyada ana gündem pandemi olmasaydı, bugün iklim değişikliği daha yüksek sesle tartışılıyor olurdu. Çünkü bu konu hem dünyanın geleceğini ilgilendiriyor hem de AB için yeni bir büyüme stratejisi anlamına geliyor. Tüm dünya gibi, yerli sanayicimiz de mevcut makine parklarının büyük bölümünü endüstriyel dönüşüme uyum sağlayabilmek için yenilemek zorunda. Bu mecburiyet makinelerimize olan talebi güçlü biçimde artıracaktır. Türkiye’nin Makinecileri yatırım ve faaliyetlerini bu öngörüyle planlamakta, makinelerimizin geçirmekte olduğu teknolojik evrime destek olacak işbirliklerine giderek artan bir önem atfetmektedir.”
AKREDİTİFTE REZERVİN HAİNİ OLUR MU?
Reşat BAĞCIOĞLU
Güzel bir soru değil mi? Akreditifte rezervin dostanesi olur mu? Elbette olmaz. Her rezerv ihracatçının canına okuyan hain bir hatadır. Dolayısıyla rezerv bir akreditifte elbette ki “haindir”. Öyle bir hain ki, akreditife ilişkin tüm işlemleriniz o hain rezerv yüzünden kilitleniveriyor, işler yürümüyor, bir rezerv olduğunda ise bankaların verdikleri ödeme garantileri ile akreditif teyidi tamamen rafa kalkıyor. Rezerv için ben hain demeyeyim de kim için hain demeliyim sizce?
İşte akreditifteki hain, sinsi, işimizi durduran hain rezerv. Sevimli göründüğüne aldanmamanızı tavsiye ederim.
AKREDİTİFTEKİ REZERV
Size gerçek rezervin ne olduğunu anlatayım. Sonrasında rezervin çeşitlerine geçeyim;
Rezerv;
Akreditif koşullarına uymayan farklı bir evrağın bankaya ibraz edilmesi rezerv olarak kabul edilir.
Kısaca;
Rezerv: farklılıktır, risktir, İhracatçı için gerçek sıkıntıdır, İhracatçının bileğinin büküldüğünün resmidir, İthalatçının elini güçlendirir.
Bir akreditif evrağının, akreditifte talep edilen koşullara aykırılık teşkil eder bir şekilde düzenlenmesi halinde, bu uyumsuzluk, farklığın adı rezervdir. Rezerv oluştuğunda, rezervi bulan / tespit eden banka, evrağı ibraz eden tarafa hatalı / rezervli evrağın düzeltilip ibraz süresi içinde kalması kaydı ile tekrar düzeltilmiş evrağın bankaya ibrazına olanak tanımaktadır. Kendisine düzeltilmesi için iade edilen rezervli evrağı düzelten ihracatçı rezerv yemekten kurtulur. Evraklarda oluşan rezervlerin bazıları düzeltilebilen hatalardan oluşabildiği gibi, bazıları da düzeltilemeyen hatalardan oluşur.
Düzeltilemeyen rezervlere örnek;
Deniz konşimentosunun tarihi,
Evrak ibraz süresinin geçmesi,
Malların geç yüklenmesi,
Sigorta poliçesinin tanzim tarihi
Art niyet bulunan rezervler
Düzeltilebilen rezervlerin ortadan kaldırılması kolaydır, asıl düzeltilemeyen ve temelinde “zaman” olan rezervler ihracatçı için sıkıntı yaratır.
Örnek;
Geç yüklemeye konu olan deniz konşimentosunun tarihinin düzeltilememesi
Akreditif açılış tarihinden önceki bir tarihte tanzim edilmiş vesaik
AKREDİTİF EVRAĞI VE REZERV
İhracatçı, bankasına sunmuş olduğu akreditif evraklarının doğru olduğuna emin olmasına rağmen, banka, evrakların akreditif koşullarına uygun olmadığını ileri sürerek, ihracatçıya rezerv bildiriminde bulunur ve evrakları kabul etmeyi red ederse, ihracatçı akreditif bedelini almak için yargı yolunu kullanarak akreditiften doğan alacağını dava açmak sureti ile alma hakkına sahiptir.
Akreditif evrağına banka rezerv koymuyor, ihracatçı bankaya rezerve konu olacak hatalı evrak ibraz ediyor ve banka da bu rezervli evrağı tespit ediyor. Bankanızın rezerv bulması, bankanın sizin karşınızda yer aldığı anlamına gelmesin. Hiç kimse benim yoğurdum ekşi der mi?
Demem odur ki;
Sunulan evrağa banka rezerv koymuyor, akreditif koşullarına uygun olmayan hatalı evrağı ihracatçı bankaya ibraz etmekte ve ihracatçının gözünden kaçan hatalı evraktan dolayı rezervi ihracatçı kendi eliyle yaratmaktadır.
Hiç bu soruyu sordunuz mu?
BANKA İHRACATÇISININ BİLEĞİNİ BÜKMEZ
Banka daima müşterisinin yanındadır. Sunulan akreditif evrağında bir rezerv var ise, bankalar ihracatçısına yol gösterir, düzeltilmesi gereken hususların ne olduğunu açıklar. Banka neden ihracatçısı ile bilek güreşi yapıp, onun gücünü zayıflatsın ki?
KAHRAMAN BANKA
Bankalar, ihracatçısına ve müşterine güç verir, ihracatçı bankasına güvenmesini bilmeli, bankanın gücünü yanında hissedip, bilgi ve tecrübelerinden ihracatçılar yararlanmasını bilmelidir. Küresel piyasada, ihracatçılara en yakın olan birkaç kuruluştan bir tanesi bankalar olup, akreditif evraklarında hatanın var olmasını tespit etmesini ihracatçı bardağın dolu tarafına bakar şekilde değerlendirmeli. Bankalar ihracatçıya evraklarında rezerv var dediklerinde, ihracatçının bu rezervi düzeltme şansı vardır. Ya bu rezervi, ihracatçının bankası ile birlikte, ithalatçının bankası da gözden kaçırır, ithalatçının kendisi bizzat akreditif evrağında rezerv bulursa ne olacak? O zaman ihracatçının bittiğinin resmidir desem abartı olmaz.
Kahraman banka ihracatçının yanındadır. Öyle biline…
Prof. Dr. Murat ERDAL – merdal@istanbul.edu.tr İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Program Başkanı www.muraterdal.com
Her alanda geniş kullanıma sahip “gündem” sözcüğü ile başlayalım. İş, aile, sosyal hayat, siyaset ve uluslararası ilişkilerde gündem sözcüğü yoğun bir biçimde kullanılmaktadır. Birçok başlık arasından sıyrılarak önem taşıyan, zihinleri meşgul eden ve belirli bir süre odaklanılan konu şeklinde açıklanabilir. Farklı alanlardan gündem örnekleri vermek istersek; çevre konusunda orman yangınları, musilaj sorunu, spor konusunda voleybolda başarı “filenin sultanları”, siyasette ise göçmenler ve mülteci sorunu hemen aklımıza gelmektedir. Bazı konular dönemsellik içerse de bazıları stratejik olarak uzun yıllar gündemde kalmaya devam edebilir.
Yöneticiler için Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri Eğitimi. İleri Seviye Eğitim Teklif Almak için: egitim@satinalmadergisi.com
İş Hayatında Gündemi Belirleme ve Müzakere Yönetimi
İşlerin büyümesi yönünde yeni yatırımların devreye alınması, birleşme ve satın almalar, gerçekleştirilmesi planlanan projeler bir gündem olabildiği gibi yaşanan olumsuz pazar deneyimleri, firma adının karıştığı skandallar da gündem olabilmektedir. Olumlu ya da olumsuz yapıdaki iş gündemleri bütünsel olarak şirketi etkileyecektir. Bu tür dönemlerde gerçekleştirilen toplantılar, alınan kararlar ve izlenecek yol haritası önemlidir.
Her işletmenin kısa, orta ve uzun dönemli hedefli doğrultusunda öncelikleri bulunmaktadır. Her bir departman bu önceliklere bağlı kalarak faaliyetlerini sürdürür. En tepeden en alt kademeye kadar tüm iletişim kanalları kullanılarak işler organize edilir. Toplantılar stratejik öneme sahip karar alma ve bilgi paylaşımı etkinlikleridir.
Farklı niteliklerde çok sayıda toplantı türü bulunmaktadır:
Şirket içi toplantılar
Yönetim toplantıları
Birimler arası proje toplantıları
Birim içi toplantılar
Günlük, haftalık, aylık, yıllık toplantılar vd.
Şirket dışı (paydaşlarla) toplantılar
Tedarikçi toplantıları
Müşteri toplantıları
Kamu otoriteleriyle toplantılar vd.
Her Toplantının Bir Gündemi Vardır. Olmak zorundadır.
Toplantılar işletme içerisinde önemli etkinliklerdir. Yayın kanaat toplantıların uzun, sıkıcı, vakit kaybı ve verimsiz geçtiği yönündedir. Üretken sonuçların elde edilmesi için titiz davranılmalıdır.
Toplantı gündemi şirket çevresi ile ilgili bir konuda;
Katılımcıları bilgilendirmek
Açıklamalarda bulunmak
Gelişmeleri paylaşmak
Problemleri ele almak
Sorunlarla yüzleşmek
Çözüm önerilerini dinlemek
Yol haritası hazırlamak
Proje takvimini ve işin sorumluları belirlemek
Görev paylaşımında bulunmak
Katılımcılığı teşvik etmek
Etkileşimi artırmak
Kaynaşmayı sağlamak
Kişilerin performanslarını gözlemlemek
Aidiyeti yükseltmek olabilir.
Müzakere Sürecinde Doğru Gündem Belirleme ve Yönetim
İşletme müzakerelerinde doğru gündemi belirleme ve yönetimi belirli düzeyde birikim ve profesyonellik gerektirir. Gündem, müzakere sürecinde pazarlık gücü ve karşı tarafı etkileme açısından önemlidir. Etkin bir toplantı tasarımı ve yönetimi için etraflıca düşünmek şarttır. Ana gündemi varsa alt gündem maddelerini belirlemek hazırlık süreci içerisinde yürütülmelidir. Aceleye getirilmemelidir.
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz
İş Hayatında Başarılı İnsanlar Nasıl Müzakere Eder?
Başarıyla yürütülen müzakere toplantılarının temel özelliklerini ana hatlarıyla ele alalım:
Gündem (odak) nedir? Toplantının amaç ve hedefleri nelerdir?
Konuyla ilgili anahtar soru şudur: “Bu toplantıya gerçekten ihtiyaç var mı?” Cevap evet ise ilgili planlama ve hazırlıklara geçilmelidir. Hedefler dikkatin toplanmasına yardımcı olur. Hedeflerle ilgili soru listesi hazırlanmalıdır. Cevaplayıcılar muhakkak katılımcı listesinde olmalıdır.
Müzakere sürecinde gündem çok çeşitli açılardan değerlendirilmektedir.
Görünen, açık maddeleri ile resmi ve yazılı biçimde paylaşılan açık gündem.
Görünmeyen, resmi olmayan ve gizlilik içeren gizli gündem.
Açık gündem maddeleri ile neyi içeride tuttuğunuzu neyi dışarıda tuttuğunuzu netleştirirsiniz. “Bugün sizinle proje revizyonunu konusunda anlaşmayı planlıyoruz.”
Toplantı içerisinde iş ile ilgili muhtemel risk ve belirsizliklere karşı önlem alma amaçlı ilave gündem taşınması olumlu olarak kabul edilir. Böylelikle düşünülmeyen riskler tartışmaya açılır. Katkı sağlanmış olur. Diğer taraftan endirekt ve alakasız konuların toplantıya taşınması sürecin kontrolünü zayıflatabilir, yeni müzakereler açılabilir ya da çatışmalara neden olabilir.
“Gündemde olmayan bir konuyu neden bu kadar konuşuyoruz?” fısıldaşmalarına izin verilmemelidir.
Konu konuyu açarsa ne olur?
Yeni gündemler oluşur. Hazırlıksız yakalanabilirsiniz.
Toplantı uzar.
Masada yer alan konunun dolaylı tarafları sıkılır. “Bu konu bizim birimi doğrudan ilgilendirmiyor. Benimle ilgili bir şey yoksa izninizle ayrılabilir miyim?” cümlesi yakındır.
Toplantı günü, saati ve yeri?
Toplantıda yer alması düşünülen katılımcılar için yeterli planlama ve hazırlık süresi tanınmalıdır. İş hayatında yer alan herkesin rutin bir iş takvimi vardır. Onun dışında katılımcıların önceden kesinleşen saha ziyaretleri veya alınmış izinleri vs. olabilir.
Yakın toplantı tarihinin belirlenmesi veya geç duyurulmasının sakıncaları şu şekildedir :
Olumsuz düşünceler
-Neden acil toplanıyoruz? Problem nedir?
-Çok sık toplanmıyor muyuz? Vaktimize yazık.
Düşük katılım problemi
-Bu toplantıya katılamayacağım. Üzgünüm. Başka bir toplantı ile çakışıyor.
İyi yönetilememe düşüncesi
(lideri sorgulama)
-Bize kimse bilgi vermedi.
Atlanan veya haber verilmeyen personel.
-Gözden kaçan gündem maddeleri
Bu tür düşünceler şirket içerisinde hızla yayılır. İşletme kültürünün bir parçası olduğuna inanılır.
Toplantı başlangıç ve bitiş saati net olmalıdır. Ucu açık toplantı saati düşünülüyor ise önceden katılımcılara bildirilmelidir.
Lokasyon
Lojistik açıdan yer seçimine dikkat edilmelidir. Haftanın günleri ve günün ilgili saatlerinde misafirlerin karşı karşıya kalacakları trafik ve ulaşım süresi gözönünde bulundurulmalıdır.
Görüşmenin niteliği, katılımcıların profilleri ve sayısı ve kültürel özelliklere uygun olarak toplantı yeri belirlenmelidir. Yüz yüze toplantılarda ofis katındaki resmi toplantı salonu formal bir mesaj taşırken plaza altındaki kahve dükkanı daha rahat enformal bir mesaj niteliğindedir.
Dışarıdan gelen misafirlerin şirket hakkındaki ilk izlenimleri bu toplantılarda şekillenmektedir. Olumlu etki bırakma ve algılama için toplantı yeri seçimi son dakikaya bırakılmamalıdır. Park yeri imkanları, misafirlerin kabul şekli, oda seçimi, masa büyüklüğü ve yeterli koltuk sayısı, havalandırma, pencere ve aydınlatma, projeksiyon, bilgisayar imkanları gibi detaylar kontrol edilmelidir.
Toplantıya kimler katılıyor?
Toplantının ana gündemi ile ilgili tüm taraflar gerçek karar alıcılar masada olmalıdır. Soru listesi onlar için hazırlanmıştır. Onların hazırlıklı gelmeleri istenmiştir. İşlerin etkin bir biçimde yönetilmesi toplantıya tam katılımla mümkündür. Az katılımlı ve verimsiz geçen toplantılar ardışık toplantılara neden olur. Toplantıda ele alınan problemle ilgili birim ve temsilcisi yok ise ek tartışmalara sebebiyet verebilir. Etik sorunlara yol açabilir:
“Konunun muhatabı bu toplantıda yok. Cevap hakkı olduğunu düşünüyorum. Gelecek toplantıda kendisini de davet edelim. Gelecek toplantıda detaylı bilgi alalım.”
Kimlerle bir araya geliyoruz?
Tedarikçi, satıcı ya da müşterilerle yürütülen müzakerelerde birincil görev onları iyi tanımaktır. İşletme paydaşları ile yürütülen pazarlık öncesinde geçmiş toplantı kayıtları incelenmelidir. Toplantı öncesinde taraflar arasında gerçekleşen iş hacimleri, işin miktarı ve kalitesi, sıklığı, yöneticileri tutum ve davranışları, sözleşmeler, kayıtlar, mevcut ve alternatif teklifler iyice araştırılmalıdır.
Toplantı gündeminin belirlenmesinden başlayarak taraflar arasında etkin bir iletişim kurulmalıdır. İlk aşamada gündem paydaşlarla paylaşılmalı ve mutabakata varılmalıdır. Sonrasında süreç ilerletilmelidir.
Patronlarla Bir Araya Gelme.
Toplantıları katılan patronlar sadece gündem üzerinde konuşulması ile yetinmezler. Yönetici ve personeli yakından tanımak amacıyla sohbet etmek te isterler. Bu durum somut hedeflerin kişisel performansların sorgulanmayacağı anlamına gelmemektedir. Patronlar kişilere delege ettikleri işleri yakından takip ederler ve çok iyi hatırlarlar. Bu nedenle üst kademeye yakın çalışan kişilerin ödevlerinin farkında olması sürdürülebilirlik açısından önemlidir. “Patronlarla sohbet etmek tatlıdır fakat gün gelir somut performansınız, verimli çalışıp çalışmadığınız zaman çizelgesi ve kanıtları ile önünüze konur”.
Toplantı moderatörünün görevleri nelerdir? Hangi sıra ile konuşulacak? Eşit söz alma hakkı sağlanacak mı?
Toplantı moderatörü başlangıçtan itibaren atmosferi kontrol altında tutmalı ve inisiyatifi ele almalıdır. Koşullara göre gündemi güncelleme yeteneğinde olmalıdır. Katılımcıların her bir toplantıya hazırlıklı gelmelerini gerektiğini hissettiren moderatörler başarılıdır.
Müzakerelerde gündem maddeleri ile ilgili olarak olabildiğince metriklerle konuşulmasını (yileşme yüzdesi, miktar, para birimi (TL, $) gibi) isteyen moderatörler kafalardaki soru işaretlerini azaltır. Maddeler muğlak bırakılmamalıdır.
“Bu iş kaç günde biter? Ne tür riskler var? Önlemlerinizi aldınız mı?”
Anahtar konuların ve önceliklerin görüşülmesi bir zaman çizelgesi dahilinde yürütülmelidir. Örnek bir saatlik toplantı ve onun zaman planlaması şu şekilde gerçekleşir:
Açılış konuşması (2-3 dakika)
Gündemin açıklanması (2-3 dakika)
Geçmiş bir toplantı varsa, o toplantıda alınan karar sonuçlarının takibi. Eylem planı ve süreç sahiplerine söz verilmesi (yürütmenin izlenmesi 5-10 dakika)
Toplantı gündemi (10 dakika)
Fikir ve önerilerin alınması (10 dakika)
Aksiyon planının belirlenmesi (5 dakika)
Süreç sahiplerinin ve performans hedeflerinin belirlenmesi (5 dakika)
Özetleme (2-3 dakika)
Kapanış (2-3 dakika)
Moderatörün yönetim tecrübesi ve iletişim dili verimi artırır.
Müzakere sürecinde toplantı nezaket kurallarına uygun hareket edilmesi (karşılama, hitap, ağırlama ve toplantıyı sonlandırma) güven zeminini hazırlar. Şirketin karşı tarafa ve söz konusu işe (projeye) ne ölçüde değer verdiğinin işaretidir. Mesafe alınmasını hızlandırır.
Moderatörün otoktarik, katılımcı, demokratik, uzman vb. bir rol içerisinde olması verimi artırdığı gibi azalta da bilir.
Yürütmede liderlik net bir şekilde ortaya çıkar:
Toplantı gündemine ve şirket hedeflerine yönelik ifadeler
Dikkat çekici konuşmalar
Yeterli seviyede teknik açıklamalar
Problemleri ele alış tarzı ve katılımcılığı sağlama (“arkadaşlar A projesinde bir problemle karşı karşıyayız. Neden bu şekilde bir problem oluştu? Sizleri dinlemek isterim”)
Duygusal cümleler (karşı tarafı onore edici konuşmalar)
Kırıcı cümleler (“açıkçası işle ilgili olarak ne yaptığınızı anlamıyorum!”)
Toplantının yürütülmesinde taraflar arasında etkileşim için fırsat tanınmalıdır.
Katılımcılık desteklendiğinde;
Ortak bakış açılarının dinlenmesi “bütünleştirme”
Farklı bakış açılarının dinlenmesi “zenginleştirme”
Karşı bakış açılarının dinlenmesi “risklerin görülmesi ve analiz edilmesi”ni sağlamaktadır.
Aksiyon planı ve süreç sahiplerinin belirlenmesi
Toplantının sonunda alınan kararlar özetlenir. Ana gündem ve hedeflerle ilgili işler paylaştırılır, süreç sahiplerinin sözlü mutabakatı alınır. İlerleyen dönemde karmaşanın önlenmesi için sözlü teyit alınır. Ana gündemle ilgili olarak yeni bir toplantının gerekli olup olmadığı kısaca tartışılır. Gerekli ise kararı alınır. Zamanlaması ve gündeminin ne şekilde duyurulacağı açıklanır.
Toplantı notları nasıl kayıt altına alınıyor?
Toplantıyı kayıt altına almak yararlıdır. Sekreterya görevlendirilmelidir. Gündemin ne şekilde kimlerle konuşulduğu bilinmelidir. Toplantı tutanakları vakit kaybedilmeden katılımcılarla paylaşılmaldır. Katılımcıların rolleri, alınan kararlar ve aksiyon planı takibi kurumsal hafızayı canlı tutmaktadır.
Her gün mesleki gelişiminize 15 dakika zaman ayırın.
MÜZAKERE TEKNİKLERİ VE PAZARLIK BECERİLERİ – EĞİTİM YAZI DİZİSİ
MÜZAKERE TEKNİKLERİ ve PAZARLIK BECERİLERİ (E-Kitap 2. Baskı), Prof. Dr. Murat ERDAL, Erişim için profesyonel üyelik işlemlerinizi tamamlamanız gerekmektedir.
SATINALMA ve TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ, Prof. Dr. Murat ERDAL, (Beta Yayıncılık), 4. Baskı.
Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Ocak-Ağustos verilerini açıkladı. İlk sekiz ayda otomotiv üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14 artarak 814 bin 520 adet, otomobil üretimi yüzde 6 artarak 511 bin 766 adet olarak gerçekleşti. Traktör üretimiyle birlikte toplam üretim ise 850 bin 811 adede ulaştı. Aynı dönemde, otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 14 artarak 595 bin 425 adet olurken, otomobil ihracatı ise yüzde 2 artarak 365 bin 704 adet oldu. Bu dönemde, toplam pazar geçen yıla göre yüzde 26 artarak 522 bin 244 adet düzeyinde gerçekleşirken, otomobil pazarı yüzde 23 oranında arttı ve 391 bin 392 adet oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Ocak-Ağustos döneminde toplam ihracattan yüzde 13,4 pay alan otomotiv sanayisi yılın ilk sekiz ayını lider tamamladı.
Türkiye otomotiv sanayiine yön veren 14 büyük üyesiyle sektörün çatı kuruluşu olan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Ocak-Ağustos dönemine ait üretim ve ihracat adetleri ile pazar verilerini açıkladı. Buna göre, yılın ilk sekiz ayında toplam otomotiv üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 14 artarak 814 bin 520 adet, otomobil üretimi de yüzde 6 artarak 511 bin 766 adet olarak gerçekleşti. Traktör üretimiyle birlikte toplam üretim ise 850 bin 811 adet oldu. Bu dönemde, otomotiv sanayisinin kapasite kullanım oranı yüzde 62 olarak gerçekleşti. Araç grubu bazında kapasite kullanım oranları ise hafif araçlarda (otomobil + hafif ticari araç) yüzde 62, ağır ticari araçlarda yüzde 57, traktörde yüzde 73 seviyesinde gerçekleşti.
Ticari araç üretimi yüzde 34 arttı
Ocak-Ağustos döneminde ticari araç üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 34 artış gösterdi. Bu dönemde, ağır ticari araç grubunda üretim yüzde 50 artarken, hafif ticari araç grubunda üretim yüzde 32 arttı. Yılın ilk sekiz ayında, toplam ticari araç üretimi 302 bin 754 adet olarak gerçekleşti. Pazara bakıldığında ise, Ocak-Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla ticari araç pazarı yüzde 34, hafif ticari araç pazarı yüzde 28 ve ağır ticari araç pazarı yüzde 79 arttı. Baz etkisi dikkate alındığında 2015 yılına göre kamyon pazarı yüzde 30, otobüs pazarı 58 ve midibüs pazarı yüzde 74 oranında daraldı.
Pazar 10 yıllık ortalamaların yüzde 5,4 üzerinde
Yılın ilk sekiz ayını kapsayan dönemde toplam pazar geçen yıla göre yüzde 26 artarak 522 bin 244 adet düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde, otomobil pazarı da yüzde 23 oranında arttı ve 391 bin 392 adet oldu. Son 10 yıllık ortalamalar dikkate alındığında Ocak-Ağustos döneminde toplam pazar yüzde 5,4 ve otomobil pazarı yüzde 9 oranında artarken, ağır ticari araç pazarı yüzde 2,3 ve hafif ticari araç pazarı yüzde 4,4 daraldı. Bu dönemde, otomobil satışlarındaki yerli araç payı yüzde 40 olurken, hafif ticari araç pazarında yerli araç payı yüzde 53 olarak gerçekleşti.
Otomotiv yüzde 13,4 ile ihracatın zirvesinde
Ocak-Ağustos döneminde toplam otomotiv ihracatı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre adet bazında yüzde 14 artarak 595 bin 425 adet olarak gerçekleşti. Otomobil ihracatı ise yüzde 2 oranında artarak 365 bin 704 adet oldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, otomotiv sanayi ihracatı Ocak-Ağustos döneminde toplam ihracattan aldığı yüzde 13,4 pay ile ilk sıradaki yerini korudu.
19,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleşti
Ocak-Ağustos döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre toplam otomotiv ihracatı dolar bazında yüzde 30, Euro bazında ise yüzde 21 arttı. Bu dönemde, toplam otomotiv ihracatı 19,2 milyar dolar olarak gerçekleşirken, otomobil ihracatı yüzde 11 artarak 6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Euro bazında otomobil ihracatı ise yüzde 3 artarak 5 milyar Euro oldu. Yılın ilk sekiz ayında dolar bazında ana sanayi ihracatı yüzde 23 oranında artarken, tedarik sanayi ihracatı yüzde 40 oranında arttı.
Huobi Global Araştırma Müdürü Beste Naz Süllü’nün günlük değerlendirme bülteni
Finansal piyasalar yeni haftada makro tarafta etkili olan ABD’nin kurumlar vergisi artırım planı ve Fed’in bir an evvel taperinge başlaması gerektiği söylemleri ile fiyatlanıyor. Yeni haftaya Asya seansında gelen satıcılı seyirle başlayan kripto paraların ortak hareket ettiğine son günlerde rastlanmıyor. Bu yönden bakılacak olursa Bitcoin ve Ethereum getiri bazında piyasanın oldukça gerisinde kaldı. ABD’nin vergi artıracak olması ve Hindistan’ın da regülasyonlar konusunda yeşil ışık yakmayacağı beklentileri ile Bitcoin 45.000 $ seviyesinin altına geldi. Pazar günü gece saatlerinde Alonzo yükseltmesi ile piyasanın üçüncü büyük kripto parası Cardano akıllı kontrat altyapısına geçti. Artık proje bazlı olarak en çok artan SOL ve AVAX gibi coinlerin ligine çıkan ADA için uzun vadeli kilitleme işlemleri de söz konusu olabilir. Vadeyi uzatan yatırımcılar tuttukları gün kadar ödül kazandıran Huobi Earn özelliği sayesinde düşük fiyattan aldıkları coinlerin büyük bir kısmını HODL ederek yani uzun süre satmadan elde tutarak koruduklarında hem vade içindeki değer artışlarından hem de ödüllerinden gelir elde etmiş olacak. Bitcoin için 36.000 $ seviyesinin test edilmesine ilişkin riskler halen daha devam etmekte. Balina hesapları son bir haftada 50 bin adet BTC alımı gerçekleştirseler de bu riskin devam ettiğini söyleyebiliriz. Borsalardaki BTC rezervleri de 3 yılın en düşük seviyesine gerilemesiyle olası geri çekilmelerde Bitcoin’in düşüşünün uzun süreli olabileceğini mevcut verilerle desteklemiyor. Bu nedenle düşüşler her daim yeni fırsatlara açık diyebiliriz.
Türkiye’deki en yüksek yumuşak şeker üretim kapasitesine sahip Kervan Gıda, halka arzla yakaladığı ivmeyi Türkiye ekonomisine büyük değer katacak önemli bir ihracat hamlesi ile sürdürüyor. Kervan Gıda, dünyanın en büyük perakende zinciri Walmart raflarında yer alan Bebeto marka ürünlerin ardından, Walmart’a özel markalı (Private Label) ürün üretimine başladı.
85 ülkeye ihracat yapan ve Türkiye’nin en yüksek yumuşak şeker üretim kapasitesine sahip Kervan Gıda, Dünyanın en büyük perakende zinciri Walmart raflarında yer alan Bebeto marka ürünlerin ardından, Walmart’a özel markalı (Private Label) üretimi anlaşmasını yaptı. 2021 yılı Ağustos ayı itibariyle de Walmart’ın Amerika Birleşik Devletleri’ndeki mağazalarına özel markalı (Private Label) ürün sevkiyatı başlatıldı.
Bebeto markasıyla oluşan güven başarı getirdi
Modern kanalda büyüme stratejisine paralel olarak ihracat ağını ve satış kanallarını büyütmeyi sürdüren Kervan Gıda, 2021 Mart ayında dünyanın önde gelen perakende firmalarından Walmart’ın ABD’deki mağazalarına Bebeto marka ürün satışına başlamıştı. Ürün kalitesi, tedarik zinciri yönetimi süreçlerindeki titizlik ve oluşan güven, dünya devi Walmart’ın özel markalı (private label) ürünlerinde Kervan Gıda’yı tercih etmesini sağladı.
“Bulunduğumuz rafa değer katacağız”
Şirketin 2021 yılı ilk 6 ayında yaptığı ihracatın dolar bazında 55,7 milyon USD seviyelerinde gerçekleştiğini belirten Kervan Gıda Satış ve Pazarlama Grup Başkanı Oğuz Ay, Walmart’ın tedarikçileri arasında yer almanın Türk ekonomisi için büyük bir katma değer olduğunu söyledi. Ay, “Küresel pazarda kendi kategorimizde ciro açısından sekizinci sıradayız ve orta vadeli hedefimiz dünyanın ilk 5 yumuşak şeker üreticisi arasında yerimizi almak. Walmart’ın operasyonu bu hedefe ulaşmak için attığımız büyük bir adım. Walmart ile Bebeto markasının raflara girmesiyle başlayan iş ortaklığımız, Walmart’a özel markalı ürün (Private Label) üretimi anlaşmasıyla sürdü. Dünyanın en değerli raflarına adayız ve satış hacminin ötesinde bulunduğumuz raflara değer katmayı da sürdüreceğiz” dedi.
Dr. Mehmet KAPLAN Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi
Resonant köken kavram olarak sesin titreşimde yoğunlaşması ve uzaması anlamına gelmekte; resonant lider/lik kavramı da duygularının bulaşıcı olduğundan hareketle etkileşimde bulundukları çalışanları ile ahenk yaratmak üzere belirlenen amaçlara yoğunlaştıkları ve olağanüstü çaba gösterdikleri lider/lik olarak ifade edilmektedir. Resonant liderler duyguların bulaşıcı olduğunun farkında olduklarından; kendi duygularının başkalarının duygularını ve dolayısıyla onların performanslarını etkilediklerinin bilincinde hareket etmektedirler. Dolayısıyla empati yetenekleri yüksek olmakta, sorunlara ve çözümlerine farklı bakış açılarıyla bakabilmekte; başkaları ile işbirliğine giderek kendilerini ve çalışanlarını geliştirmeye ve davranışlarını değiştirmeye hazır olmaktadırlar. Resonant liderlerin kendilerini duygusal zekalarıyla ifade ettikleri ve geliştirdikleri üç önemli özellikleri bulunmaktadır. Bu özellikler farkındalık, umut ve merhamettir.
Özellik 1-Farkındalık: Farkındalık, bireylerin ya da liderlerin kendisi, çevresi ve işi için eksiksiz ve bilinçli bir düzey geliştirerek hayatlarını sürdürmesidir. Bu bağlamda bireyin kendisini ve dünyayı açıkça algılayarak anlaması örgütsel başarıya katkı sağlayan unsurlardan birisi olacaktır. Dolayısıyla resonant liderler öncelikle kendilerinin farkında olmalı (öz-farkındalık) sonra da başkalarının farkında olmalıdırlar (sosyal farkındalık/empati).
Özellik 2-Umut: Umut işletmelerin ve/veya bireylerin belirledikleri amaçlara ulaşılabileceğine yönelik inançtır. Amaçlara ulaşmaya çalışırlarken liderlerin umutlarının yüksek olması takipçilerini yani çalışanları da etkilemekte ve onların da umut düzeylerini artırmaktadır. Umut düzeylerinin yükselmesi ile liderler daha fazla ilham verebilmekte ve daha fazla motive edici olabilmektedirler.
Özellik 3-Merhamet: Merhamet, bireylerin duygularını başkalarının isteklerini ve gereksinimlerini anlayarak ya da anlamaya çalışarak düşünme, karar verme ve hareket etme sürecine yönelik bir duygudur. Resonant liderler bu süreçte daha çok kendilerini başkalarının yerine koyarak onların duygu ve düşüncelerini doğru bir şekilde anlamaya gayret ederler. Bu özellik, aslında yaşadığımız zaman diliminin maddeci ve bireyselleştirilmiş dünyasında herkes için gerekli olan bir duygudur.
Sonuç olarak;resonant lider/lik yaklaşımında, liderler herhangi bir sorun ve/veya krizi çözüme/fırsata çevirerek korku ve umutsuzluk karşısında umut yaratmakta, güçlü ve tutkulu tavırları ile insanları harekete geçirmeyi başarabilmektedirler. Bu liderler, insanların imkânsız olarak nitelendirdikleri hayalleri gerçekleştirmek için hem çalışanlara hem işletmelere hem de topluma ilham verebilmektedirler.
Kaynak ve ayrıntılı okuma önerisi: Aşağıdaki eserl(er) konu ile ilgili kaynak ve bilgilendirmeyi artırmaya yöneliktir.
McKee, A. ve Massimilian, D. (2006). Resonant leadership: A new kind of leadership for the digital Age. Journal of Business Strategy. 27(5): 45-49.
Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi
İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu
“Her organizma, etrafındaki organizmalarla birlikte gelişir.” Kevin Kelly
Geçtiğimiz kırk yılda evrimsel biyologlar, bazı evrimsel olayların, saatin işleyişine benzer bir mantıkla gerçekleşip-gerçekleşmediği üzerine, çeşitli çalışmalar yürüttüler. Mutasyonlar bir DNA parçasında, belirli bir hızla birikebilirler. Bu birikme, milyonlarca yıl gibi uzun bir süre devam edebilir. Örneğin bir hemoglobin bileşeni olan alfa-globin proteinini kodlayan gende, milyar yıl başına ortalama 0.56 baz çifti değişim olduğunu biliyoruz. Bu sayı, proteinin yapısını etkileyen değişimlerin sayısıdır. Eğer bu oran güvenilir ise, ondan moleküler bir saat olarak faydalanabiliriz.
Moleküler bir saat gibi davrandığı böyle durumlarda DNA’nın bir parçası, soyların birbirinden ayrıldıkları zamanı tahmin etmek için çok güçlü bir araç haline gelir. Örneğin, iki türün DNA’sına baktığımızda, bu DNA iplerinin sadece bir bölgede birbirlerinden farklı olduğunu ve bu farkın 4 baz olduğunu varsayalım. Yine bu varsayıma göre; bu DNA’nın tamamı, yaklaşık olarak her 25 milyon yılda 1 baz değişme hızına sahip olsun. Buradan, bu iki DNA diziliminin birbirlerinden 100 milyon senelik evrimle ayrılmış olduğunu ve ortak atanın, bundan 50 milyon yıl önce yaşamış olduğunu hesaplayabiliriz. Her iki tür, kendi evrimlerini geçirdikleri için, bu iki türün 50 milyon yıl önce yaşamış olan ortak bir atadan türemiş olmaları gerekmektedir. Bu yöntem, modern insanın ortaya çıkışı, insanlarla şempanzelerin birbirinden ayrılması ve “Kambriyan Patlaması” olayları da dahil olmak üzere, birçok önemli evrimsel olayın tarihini araştırmakta kullanılmıştır.
Bilim adamları, doğadaki canlıların evrim saatini belirleyen, telomer adlı DNA zincirlerinin kısalmasıyla, evrim saatinin duracağını ve sonrasında kanser, Alzheimer gibi yaşlılığa bağlı hastalıkların oluşma riskinin artacağını ifade etmektedir. Bu insanlığın sonu anlamına gelmektedir. Gerçekleme olasılığının düşük olduğu varsayılsa da bu durum gerçekleştiğinde insanlığın %80’inin yok olacağı tahmin edilmektedir.
Evrimi destekleyen kanıtlar; kayalardan kemiklere, kemiklerden moleküllere kadar çeşitlilik göstermektedir. DNA dizileme analizleriyle, canlıların genom dizilimi ve canlılardaki ortak mekanizmalarda etkili proteinler belirlendikçe, canlılığın biyolojik kökeninin nereden geldiği, hangi canlının birbiri ile akraba olduğu, hangi organizmaların ortak atayı paylaştığı sorularına, moleküler boyutta yanıt oluşturulabilmektedir. Yaşamın kökeni ve evrimin tarihsel olaylarıyla ilgili hipotezlerin bir kısmı, hipotezi test edecek uygulamaların laboratuvarlarda henüz yapılamaması nedeniyle, tam olarak açıklanamamaktadır.
Hemoglobin, korunmuş bir gen ürünü olması ve kırmızı kan hücrelerinde oksijen taşınımı gibi hayati fonksiyonu nedeniyle; moleküler uyumun evrimsel incelemesi için avantajlıdır. Birkaç memeli hayvanın, hemoglobin ve sitokrom c proteinlerinin aminoasit dizisi kıyaslandığında, iki proteinde farklılık gösteren aminoasit sayısı ve fosil kaynaklarda belirtilen bu hayvanların, birbirlerinden ayrılma zamanlarının, birbirleriyle orantılı olduğu bulunmuştur. Buna göre; belirlenen herhangi bir proteinin evrimsel değişim hızının, zaman içinde ve farklı soylar üzerinde, yaklaşık olarak sabit olabileceği düşüncesi ile mutasyon oranlarının, her protein için sabit olduğu varsayılmıştır. Moleküler saat; gen saati, genetik saat ya da evrimsel saat olarak da tanımlanmaktadır.
Dünyada camın tüm temel alanlarında faaliyet gösteren tek global şirket olan Şişecam, Mersin’de cam ambalaj, cam ev eşyası ve düzcam faaliyet alanlarına dair tüm lojistik operasyonlarını tek merkeze topladı. Şişecam’ın Mersin’de cam alanındaki lojistik faaliyetlerinin entegre yönetimini sağlayacak olan Şişecam Mersin Lojistik Merkezi’nden 5 kıtada toplam 70’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirilecek. Şişecam Mersin Lojistik merkezinde lojistik süreçleri Arkas Lojistik tarafından yönetilecek.
Şişecam Mersin Lojistik Merkezi’nin açılışı 9 Eylül tarihinde, Şişecam Genel Müdürü Görkem Elverici, Şişecam Tedarik Zinciri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Selma Öner, Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı& Arkas Lojistik Hizmetler Grup Başkanı Diane Arcas Göçmez, Arkas Lojistik İcra Kurulu Başkanı Onur Göçmez ve Arkas Lojistik Genel Müdürü Serhat Kurtuluş’un katılımıyla gerçekleşti. Şişecam Genel Müdürü Görkem Elverici, “Şişecam’ın cama dair farklı faaliyet alanlarında gerçekleştirdiği lojistik operasyonlarını tek merkezde toplama adımı, stratejik odaklarımızla uyumlu, entegre bir süreç yönetimine imkan sağlayacak. Ana faaliyet alanlarımıza odaklanırken, bir yandan da bu faaliyetlerimizi destekleyen stratejik adımlar atmayı sürdürüyor, bu adımlarımızda alanında gücünü kanıtlamış iş ortaklarımızın uzmanlıklarından da yararlanıyoruz” dedi.
Türkiye’nin en köklü kuruluşları arasında yer alan Şişecam, Mersin’de cama dair tüm lojistik operasyonlarının tek merkezden ve entegre yönetimini sağlayacak stratejik bir adım attı. Mersin’de konumlandırılan ve yönetiminin Arkas Lojistik tarafından üstlenileceği Şişecam Mersin Lojistik Merkezi, 9 Eylül tarihinde Şişecam Genel Müdürü Görkem Elverici, Şişecam Tedarik Zinciri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Selma Öner, Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı& Arkas Lojistik Hizmetler Grup BaşkanıDiane Arcas Göçmez, Arkas Lojistik İcra Kurulu Başkanı Onur Göçmez ve Arkas Lojistik Genel Müdürü Serhat Kurtuluş’un katılımıyla açıldı.
Şişecam Mersin Lojistik Merkezi aracılığıya toplam 105 Bin metrekare kapalı alanda, yönetilecek operasyonlar ile 5 kıtada 70’den fazla ülkeye düzcam, cam ambalaj, cam ev eşyası ürün ihracatı gerçekleştirilecek. Merkezde inşaatı devam eden ve başlayacak olan yeni ambar yatırımlarıyla birlikte hizmet verilecek toplam kapalı depo alanının 155 Bin metrekareye çıkartılması hedefleniyor.
Şişecam Mersin Lojistik Merkezi’nden cam ambalaj faaliyet alanında 1000 farklı ürünle 40 ülkeye, düzcam alanında 700’e yakın ürünle 50 ülkeye sevkiyat yapılması planlanıyor. Cam ev eşyası faaliyet kolunda ise 250 farklı ürünü 30’a yakın ülkeye ulaştırma hedefi bulunuyor. Aylık 2000’e yakın aracın işlem göreceği Şişecam Mersin Lojistik Merkezi’nin tedarik, lojistik, güvenlik gibi süreçlerinin yönetimi ise 120 kişilik bir ekiple Arkas Lojistik tarafından gerçekleştirilecek.
“Tek Şişecam Stratejisi İle Uyumlu, Entegre Yönetim Sağlayacak”
Şişecam Genel Müdürü Görkem Elverici, Şişecam Mersin Lojistik Merkezi’nin, farklı üretim tesislerinin tüm lojistik faaliyetlerinin tek merkezden yürütülmesi anlamında Şişecam’ın stratejik hedefleri ile uyumlu ve önemli bir adım olduğunu vurguladı. Elverici: “Şişecam, dört kıtada 14 ülkeye yayılan üretim faaliyetleri ve 150 ülkeyi aşan satışlarıyla küresel bir oyuncu konumundadır. Üretim kapasitelerimiz açısından dünyada cam ev eşyası alanında en büyük iki, cam ambalaj ve düzcam alanlarında ise en büyük beş oyuncu arasında bulunuyoruz. Geçtiğimiz yıl tamamladığımız birleşme sürecinin ardından ortaya çıkan “Tek Şişecam” yapılanması, bize daha yalın, sade, yönetim süreçlerini merkezileştiren ve bu doğrultuda kolaylaştıran güçlü bir yapı sundu. Mersin’de, camın farklı alanlarındaki tüm lojistik operasyonlarımızı tek bir merkezde toplama hamlemiz de bu yaklaşımın bir başka ürünüdür. Ana faaliyet alanlarımıza odaklanırken, bir yandan da bu faaliyetlerimizi destekleyen alanlarda gelişime yönelik hamleler yapıyor, bu adımlarımızda alanında güçlü iş ortaklarımızın uzmanlıklarından yararlanıyoruz” dedi.
“5 Kıtada 70’den Fazla Ülkeye İhracat Yapacağız”
Görkem Elverici, Şişecam Mersin Lojistik Merkezi’nin düzcam, cam ev eşyası ve cam ambalaj faaliyet alanlarında hizmet vereceğini söyleyerek “Küresel salgının yarattığı sıra dışı koşullar dünyada gerek üretim, gerekse tedarik zinciri süreçlerini etkiledi. Bu koşullara rağmen Şişecam, öngörülü kararları ve stratejik adımları ile bu süreçte tüm ekosistemi için sürdürülebilir değer yaratmaya devam etti. Optimizasyon ve operasyonel mükemmelliğe yönelik çalışmalarımız sayesinde üretim faaliyetlerinin devamlılığı etkin bir şekilde sağlandı. Ayrıca, dört kıtaya yayılan üretim faaliyetlerimizdeki konumlandırmamız tedarik zincirinde yaşanan olumsuzlukların daha etkin şekilde yönetilmesine de imkân tanıdı. Şişecam Mersin Lojistik merkezimiz ile üç faaliyet alanımızda, 5 kıtada 70’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştireceğiz. Küresel salgının etkisinin hangi boyuta ulaşacağının belirsizliğini koruduğu önümüzdeki dönemde de faaliyetlerimizi güçlü yetkinlik ve reflekslerimizi kullanarak yönetmeye, iş süreçlerimiz ve planlarımızda gerekli güncellemeleri yaparak tüm paydaşlarımız için değer yaratmaya devam edeceğiz” diye konuştu.
“30 Bin Tedarikçimiz İle Büyük Bir Zinciri Yönetiyoruz”
Şişecam Tedarik Zinciri Genel Müdür Yardımcısı Dr. Selma Öner de Şişecam’ın 30 Bin tedarikçisi ile bugün Türkiye’de en fazla tedarikçi sayısına sahip şirket olduğunu ifade ederek, “Bugün ürünleriyle 150’yi aşkın ülkeye ulaşan küresel bir oyuncu olarak, oldukça büyük bir tedarik zincirini yönetiyoruz. Bu kapsamda lojistik faaliyetlerimizin bir araya toplanması ve tek elden merkezi bir bakış açısıyla yönetilmesinin büyük bir öneme sahip olduğuna inanıyoruz. Şişecam Mersin Lojistik Merkezi’nde lojistik operasyonlarımızın yönetimini Arkas lojistik uzmanlığında tek merkezden sürdüreceğiz. Tedarik zincirine yönelik hızlı ve güçlü adımlarımız ile hem Şişecam’ın güçlü hedeflerine hem de geniş ekosistemimize yönelik önemli katkılar sunmaya devam edeceğiz” dedi.
Şişecam Hakkında
Türkiye’nin en köklü kuruluşları arasında yer alan Şişecam düzcam, cam ev eşyası, cam ambalaj ve cam elyafı gibi camın tüm temel alanları ile soda ve krom bileşiklerini kapsayan iş kollarında küresel bir oyuncudur. Bugün dünyada cam ev eşyasında en büyük iki, cam ambalaj ve düzcamda ise en büyük beş üretici arasından yer alan Şişecam, dünyanın en büyük sekizinci soda üreticisi olmasının yanı sıra krom kimyasallarında dünya lideridir.
Düzcam, cam ev eşyası, cam ambalaj, kimyasallar, otomotiv, cam elyaf, maden, enerji ve geri dönüşüm iş kollarında öncü bir rol üstlenen Şişecam, Türkiye’nin yanı sıra Almanya, İtalya, Bulgaristan, Romanya, Slovakya, Macaristan, Bosna Hersek, Rusya Federasyonu, Gürcistan, Ukrayna, Mısır, Hindistan ve ABD’de üretim faaliyetlerini yürütmektedir.
Şişecam, 85 yıllık deneyimi, 22 Bin çalışanı,dört kıtada14 ülkeye yayılan üretim faaliyetleri ve 150 ülkeyi aşan satışlarıyla uluslararası ölçekte bir şirket olarak, ana faaliyet alanlarında dünyanın en büyük üç üreticisinden biri olma hedefiyle yoluna devam etmektedir.
Ağaç bazlı panel sektörünün global markası Kastamonu Entegre,Capital Dergisi’nin “Yurt Dışında Kurulu En Büyük Türk Şirketleri” araştırmasında tüm tesisleriyle ilk 50’de yer alarak yeni bir başarıya imza attı. Türkiye’de altı lokasyonda üretim tesisleri bulunan şirket, yurt dışında Romanya, Bulgaristan, Bosna Hersek, İtalya ve Rusya’daki fabrikaları ile sektöründe dünyanın 6’ncı büyük üreticisi olarak faaliyet gösteriyor.
Türkiye ağaç bazlı panel sektöründe yurt dışına yatırım yapan ilk şirket olarak yirmi yılı aşkın süredir global ölçekte üretim yapan Kastamonu Entegre, bugün Avrupa’nın 4., dünyanın 6. büyük üreticisi olmanın gururunu yaşıyor. Capital Dergisi’nin hazırladığı “Yurt Dışında Kurulu En Büyük Türk Şirketleri / Global 50 Türk Şirketi” araştırmasında her yıl başarılı sonuçlara imza atan şirket, 2020 listesinde tüm yurt dışı tesisleriyle ilk 50’de yer almayı başardı.
Rusya pazarının en büyük MDF üreticisi ve ihracatçısı konumundaki Kastamonu Rusya, bu yılki araştırmada 15. sıraya yükselirken, grubun ilk yurt dışı yatırımı ve dünyanın üçüncü büyük kapı paneli üreticisi olan Kastamonu Romanya da yükselişini sürdürerek 25. sıraya yerleşti.
Grubun Balkanlar ve Orta Avrupa pazarındaki hakimiyetinde önemli paya sahip olan Kastamonu Bulgaristan ve Natron Hayat (Bosna Hersek) şirketleri ise “Yurt dışında kurulu Türk şirketlerinde 2. Lig”listesinden “Yurt dışında kurulu Türk şirketlerinde 1. Lig” listesine yükseldi. Bulgaristan tesisi 50 şirket arasına 43. sıradan girerken, Natron Hayat da 44. sırada yer aldı.
2017 yılında kurulan ve %100 geri dönüşümlü üretim yapan Kastamonu İtalya ise hızlı büyümesine devam ederek “Yurt Dışında Kurulu En Büyük Türk Şirketleri” listesine 50. sıradan giriş yaptı. İtalya tesisi ayrıca, “Yurt Dışında En Hızlı Büyüyen 10 Şirket” listesinde 3. sırada yer aldı.
Yıldız: “Hijyen+ özellikli ürünler geliştiriyoruz”
Globaldeki konumlarını her geçen yıl güçlendirdiklerini belirten Kastamonu Entegre CEO’su Haluk Yıldız, “Yeni tesis ve makine yatırımlarıyla kapasitemizi, teknoloji altyapımızı ve katma değerli ürün çeşitliliğimizi sürekli geliştiriyoruz. Pandemi döneminde, artan iç talebi de göz önünde bulundurarak, yurt dışı yatırımlarına ek olarak yurt içi yatırımlarına da ağırlık verdik.” dedi.
Pandemi nedeniyle kırılan tedarik zincirinin ve Çin menşeli ürünlerde yaşanan kalite problemlerinin etkisiyle çevre ülkelerin yeni tedarikçisi konumuna geldiklerini belirtenYıldız, bu dönemde oluşanyeni ihtiyaçlar doğrultusunda Ar-Ge çalışmalarına hız verdiklerini söyledi. Hijyen+ özellikli parke ürünlerine ek olarak bu dönemde geliştirdikleri Hijyen+ panel ürünlerinin de ilgi gördüğünü vurguladı.