Yöneticinin Elinde Kalan Tek Değişken

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Yöneticinin Masasındaki Yeni Denklem: Aynı Hedefler, Daralan Bütçeler

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemBrent petrol 100 doların üzerine çıktı, Asya-Avrupa hattında konteyner navlunu üç haneli oranda yükseldi, personel maliyetleri yıllık bazda yine yukarı gitti. Üst yönetim ise aynı hedefi daha sıkı bir bütçeyle istiyor. Yılın ilk dört ayında masaya yığılan tablo bu.

Nisan ayı itibariyle yöneticinin masasında üç ayrı dosya açık duruyor. Birincisi, ocak başında yürürlüğe giren yeni bordro parametreleri. İkincisi, mart sonundan beri sertleşen jeopolitik tablonun lojistik ve hammadde tarafına yansıyan rakamları. Üçüncüsü, üst yönetimden gelen ve her toplantıda biraz daha sertleşen bütçe disiplini notları. Bu üç dosya birbiriyle konuşmuyor ama hepsi aynı denklemde buluşuyor. Aynı tonajda hammadde almak, aynı üretim hattını çalıştırmak, aynı müşteri portföyünü ayakta tutmak. Hedef değişmedi ancak kaynak küçüldü.

Bordro Tarafı Sakinleşmedi

2026, asgari ücretin yüzde 27 zamla net 28.075 TL olarak açıklandığı bir yıl oldu. Bu artış, son birkaç yıla kıyasla daha ölçülü bir oran olsa da işveren tarafında tablo aynı sakinlikte değil. EY Türkiye ve PwC Türkiye hesaplamalarına göre, asgari ücretli bir çalışanın işverene aylık maliyeti, imalat dışı sektörlerde 40.214 TL, teşvikten yararlanılamayan durumlarda 40.874 TL seviyesine ulaştı. Bu rakam 2025’te 30.621 TL idi. Yani işveren toplam yükümlülüğü bir önceki yıla göre yaklaşık üçte bir oranında arttı.

Asgari ücretin altında çalışan yok hatta bazı sektörlerde mevcut asgari ücretin üçte birinden fazlasının maaşa eklenmiş hali, asgari ücret olarak kabul ediliyor. Ancak her şirketin bordrosu bu eşiğe sıkı şekilde bağlı. Yan kademelerin maaşları, primler, kıdem hesapları, SGK tavanı, hepsi bu eşik üzerinden hareket ediyor. Çıktı tarafında ise aynı hızda bir genişleme yok. OECD’nin 2025 Türkiye İnceleme Raporu, çalışan başına düşen potansiyel büyümenin yavaşladığını ve özellikle hizmet sektöründe verimliliğin görece düşük seyrettiğini ortaya koydu. Forbes Türkiye’nin OECD verilerine dayanan analizine göre Türkiye, OECD iş gücünün yaklaşık yüzde 4,7’sini barındırırken, örgütün toplam ekonomik büyüklüğünün yalnızca yüzde 1,4’ünü üretiyor. Yöneticilerin gündelik yaşadığı sıkışma da bu eşitsizlikten doğuyor. Çalışan sayısını koruyup aynı çıktıyı almak her geçen ay daha pahalı bir denkleme dönüşüyor.

Hammadde ve Lojistik Cephesinde Sert Bahar

İçeride bordro matematiği bu şekilde ilerlerken dışarıda tablo nisan ayında bambaşka bir noktaya geldi. ABD ile İran arasındaki gerilimin Hürmüz Boğazı’na sıçraması, küresel petrol piyasasını birkaç hafta içinde yeni bir banda taşıdı. Brent ham petrol nisan ayının ilk haftasında 87 dolar bandındayken, ay ortasında 114 doları gördü ve nisan sonu itibarıyla 100-106 dolar bandına oturdu. Bu dalgalanma, enerjiden petrokimyaya, plastikten ambalaja kadar uzanan bir maliyet zincirini doğrudan vuruyor.

Lojistik cephesi belki de daha çarpıcı. Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapalı kalması ve Kızıldeniz’deki istikrarsızlığın aynı anda devam etmesi, dünya ticaretinin iki kritik geçiş noktasını eş zamanlı olarak devre dışı bıraktı. Asya-Avrupa hattındaki konteyner navlun ücretleri %70 ile 160 arasında arttı, transit süreleri 10-18 gün uzadı, sefer güvenilirliği yüzde 60’ın altına geriledi. Avrupalı alıcıların Türk üreticisine yönelmesi bu tabloda Türkiye için bazı sektörlerde fırsat penceresi açıyor olsa da ithalata bağımlı üretim yapan firmalar için tablo sert. Ham petrol fiyatının 80 dolar varsayımının üzerine çıkıp 100 dolar bandında kalıcı hale gelmesi cari açığı, döviz talebini ve girdi maliyetlerini doğrudan etkiliyor.

Tedarikçi Masasında Pazarlık Alanı Küçülüyor

Yöneticinin tedarikçi ile masaya oturduğunda elindeki manevra alanı işte bu yüzden daralıyor. Sözleşme yenilemelerinde fiyat sabitleme istemek artık çoğu kategoride mümkün değil. Karşı tarafta satıcı da kendi hammadde, enerji ve işçilik maliyetiyle boğuşuyor. Pazarlık masasındaki konuşmanın tonu da değişti. Fiyatı düşürmekten çok, artışın hangi oranda paylaşılacağı, ödeme vadesinin nasıl yeniden kurgulanacağı, alternatif tedarikçinin hangi koşullarda devreye gireceği konuşuluyor. Tek tek kalemler üzerinde yapılan yıllık pazarlıkların yerini, kategori bazlı senaryo planlamaları aldı. Sözleşme klozları daha önce hiç olmadığı kadar dikkatli okunuyor. Çünkü bir sonraki dalganın ne zaman geleceği belli değil.

Üst Yönetimin Yeni Soru Cümlesi

Bu çift yönlü baskı üst yönetimin sorduğu soruların tonunu da değiştirdi. Eskiden “bu yıl hangi pazarda büyüyeceğiz, hangi yatırımı yapacağız” sorularının cevabı aranırken, 2026’da “aynı işi nasıl daha az kaynakla yaparız” sorusu masaya geldi. CFO toplantılarında her gider kalemi tek tek sorgulanıyor, yatırım kararlarında geri dönüş süresi öne çekiliyor, departmanlardan gelen her talep daha ayrıntılı bir gerekçe dosyasıyla destekleniyor. TÜİK verilerine göre Mart 2026 itibarıyla yıllık TÜFE %30,87, Yİ-ÜFE ise %28,08 seviyesinde. Üreticinin yaşadığı maliyet artışının raflara yansıması, çoğu sektörde altı ila dokuz ayı buluyor. Yani bugünkü dalga henüz bitmeden, bir sonrakini düşünmek zorunda kalıyor yöneticiler.

Tedarik Zinciri Procurement Supply Chain Management
Satın alma ve Tedarik Zinciri Danışmanlığı için egitim@satinalmadergisi.com

Aynı Sıkışma Dünyada da Var Ancak Çıkış Aynı Değil

Bu sıkışma yalnızca Türkiye’ye özgü bir hikaye değil. IMF’nin Ocak 2026 güncellemesi küresel büyümeyi yüzde 3,3 bandına çekti. IIF verilerine göre küresel borç stoku, 348 trilyon dolar ile rekor seviyeye ulaştı. ABD ve Avrupa’da da yöneticiler benzer bir maliyet dalgasını yaşıyor. Ama aradaki fark çıkış kapısında beliriyor. Avrupalı bir firma, üretim sürecindeki bir kişiden saatte ortalama daha yüksek bir katma değer çıkardığı için aynı maliyet baskısını daha geniş bir marjla karşılayabiliyor. OECD’nin altını çizdiği nokta tam olarak bu. Türkiye için verimlilik artık bir politika tercihi olmaktan çıkıp, şirketlerin marj denkleminin merkezine yerleşti.

Yöneticinin Elinde Kalan Tek Değişken

Hammadde fiyatına yönetici müdahale edemiyor. Brent petrolün seyrini, Hürmüz hattındaki gerilimi, navlun endekslerini de elinde tutamıyor. Kur seviyesi makro dinamiklere bağlı. Vergi düzenlemeleri ve prim oranları kararının dışında. Tedarikçinin maliyet artışı da büyük ölçüde dış değişkenlere bağlı. Geriye kalan tek alan, ekibin ortaya çıkardığı işin niteliği. Aynı tonajı daha az fireyle alabilen bir uzman, doğru sözleşme klozunu zamanında devreye sokan bir mühendis, kategori bazlı veri okumayı bilen bir ekip lideri, şirketin marjına yöneticinin fiyat pazarlığında alabileceğinden çok daha fazlasını katabiliyor. Sektör meslek örgütlerinin son toplantılarında öne çıkan tema, akıllı kontrol ve veri odaklı karar mekanizması başlıklarında yoğunlaşıyor. Bunun arkasındaki tek somut kaynak, insan kaynağının kendisi.

Önümüzdeki aylarda enflasyonuda düşüş beklentisi olsa da tek haneye inmesi beklenmiyor. Hürmüz hattındaki gerilimin yumuşayıp yumuşamayacağı ise belirsiz. ABD – İran ateşkesi her gün yeni bir habere dönüşüyor. Asgari ücretin yıl ortasında ek bir düzenlemeye tabi tutulup tutulmayacağı tartışması da arka planda sürüyor. Büyük ihtimalle yıl ortasında ek bir zam olmayacak gibi dursa da henüz net değil.

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemBu tabloda yöneticilerin hangi alanlarda manevra alanı bulacağı ve şirket marjlarını ne kadar koruyabileceği, yılın geri kalanında masada duran en kritik sorulardan biri olarak yerini koruyor.

 


iŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

REHBERİ İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

Sürdürülebilirlik Verisi Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu

Sürdürülebilirlik Verisi -Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzda benzer risklerin suistimale dönüşmesini önlemek ve satınalma fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Eğitim içeriklerini görmek için başlıkları tıklayınız.

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)

☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün) 

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

 Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Pazarlık Anketini Yapın Müzakere Stilinizi Görün

PAZARLIK PROFİLİ ANKETİ

  • 4 Müzakereci Profilinden Hangisisiniz?
  • Pazarlık Stilinizi Keşfedin: Skorunuzu Görün
  • Ekip Profilinizi Ölçün, Gelişim Planınızı Başlatın
  • Sahada, Müzakerelerde Daha Net, Daha Hızlı, Daha Etkili Sonuç Alın
İş Bulmacaları Kelime Oyunları
İş Bulmacaları Kelime Oyunları

İş Bulmacaları Kelime Oyunları

Özel İş Bulmacaları. Meydan okumayı sevenleri 17 ayrı bulmaca bekliyor.
Online veya PDF üzerinde çözebilirsiniz. Kolaylıklar dileriz.

Balina Hayvan mı? Değilse Bu İş Kimin?

Balina Hayvan Mı Değilse Bu İş Kimin Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Balina Hayvan mı? Değilse Bu İş Kimin?

Zafer URFALIOĞLU

Balina Hayvan Mı Değilse Bu İş Kimin Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemBir zamanlar bir masa etrafında oturur İsim-Şehir diye bir oyun oynardık. Bir harfin peşinden dünyayı kurardık. “K” geldi mi kimi “Kedi” yazardı, kimi son saniye zekâsıyla “Kaplumbağa”yı sıkıştırırdı. Ama asıl eğlence yazmakta değil, yazdıktan sonra başlardı:

– “Bu sayılır mı?” tartışmaları.

İşte o anlarda, farkında olmadan çok kritik bir beceri kazanırdık:

  • Tanım koymak,
  • Sınır çizmek,
  • Gri alanı daraltmak. Bugün ofislerde eksik olan şey tam olarak bu refleks.

Çünkü artık iş hayatına giren yeni bir nesil var;

  • Hızlı düşünüyor,
  • Hızlı yazıyor,
  • Hızlı karar alıyor ama çoğu zaman

– “Bu tam olarak ne demek?” sorusunu sormuyor. Belki de hiç sormak zorunda kalmadı. Çünkü kimse ona çocukken;

– “Balina balık mı, hayvan mı?” diye yüklenmedi. Kimse yazdığı cevabı savunmasını istemedi. Kimse;

– “Olmaz, bu çok genel” demedi. Sonuç mu?

Görevsiz Görev Tanımları.

Açıyorsun bir dokümanı, karşında pırıl pırıl cümleler:

  • Süreçleri yönetir.
  • Gerektiğinde destek olur.
  • Operasyonel faaliyetleri yürütür.
  • Amirinin verdiği işleri yapar.

Okuyunca insanın içi ferahlıyor. Her şey çok profesyonel, çok düzgün. Bir tek küçük bir problem var: Kimse ne yapacağını tam olarak bilmiyor.

Çünkü bu cümleler modern iş dünyasının “Bursa”sıdır.

Hatırlayanlar bilir, İsim-Şehir oyununda “B” harfinde kimse kendini yormaz şehir sütununa “Bursa” yazar geçerdi. Herkes yazar, kimse de itiraz etmezdi. Ama yazan çok olduğu için kimse de gerçekten puan kazanamazdı.

Eskiden o masada biri çıkıp derdi ki:

– Bu olmaz!

Tartışma büyürdü, gerekirse kitap açılırdı, hatta bazen saçma sapan ama net bir kural konurdu. Bir daha o konu kapanırdı. Şimdi ise ofiste kimse; “Bu olmaz!” demiyor. En fazla “Üzerinden geçeriz” deniyor. O da genelde hiç gelmeyen bir toplantıya kalıyor.

Oysa görev tanımı dediğin şey, edebi bir metin değil. Şiir hiç değil. Hatta mümkünse biraz kaba, biraz net, biraz da tartışmaya kapalı olmalı. Çünkü onun işi güzel görünmek değil, işi netleştirmek.

Raporlama yapar demekle Aylık satış raporunu her ayın 3’ünde Finans Departmanına iletir demek arasında dünya kadar fark var. İlki herkesin anladığını sandığı ama kimsenin aynı şeyi anlamadığı bir cümle. İkincisi ise tartışmaya kapalı. Ya yapılır ya yapılmaz.

Asıl mesele şu:

İyi görev tanımı yazan kişi sadece Bu iş nedir? sorusunu cevaplamaz, Bu iş ne değildir sorusunu da masaya koyar. Çünkü gerçek kaos, kimsenin sorumlu olmadığı işlerde çıkar.

Sahipsiz iş, yapılmayan iştir.

İsim-Şehir oynayan biri bunu içgüdüsel olarak bilir. Çünkü o oyunda sınır yoksa oyun yoktur.

– “Ejderha hayvan sayılır mı?” sorusu cevapsız kalırsa herkes istediğini yazar ve oyun çöker. Şirketlerde de durum farklı değil.

– “Bu iş kimin?” sorusu net değilse, iş ya ortada kalır ya da üç kişi birden yapar ki ikisi boşuna yapmış olur.

Belki de mesele nesil değil, deneyim. Kimse doğuştan iyi görev tanımı yazamaz. Ama bazı küçük alışkanlıklar büyük fark yaratır. Çocukken bir kelimenin geçerli olup olmadığını tartışmak, büyüyünce bir cümlenin yeterince net olup olmadığını sorgulamaya dönüşür.

Bugün şirketlerin ihtiyacı olan şey yeni sistemler, yeni yazılımlar ya da daha uzun dokümanlar değil. Daha basit bir şey: Yazılan her cümleden sonra birinin çıkıp şunu sorabilmesi:

Balina Hayvan Mı Değilse Bu İş Kimin Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem– “Bu sayılır mı?”

Eğer o soru sorulmuyorsa, ortada görev tanımı yoktur. Sadece iyi yazılmış bir temenni vardır.

Zafer URFALIOĞLU

Gümrük Kanunu’na göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (4)

Gümrük Kanunu’na Göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (4)

Gümrük Kanunu’na göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (4)

Kerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

Gümrük Kanunu’na Göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (4)Değerli okurlar, bu yazı dizisi serimizde yer alan 1.yazımıza2.yazımıza ve 3.yazımıza bu linkler üzerinden ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar dileriz. Yazı dizimize, kaldığımız yerden devam ediyoruz:

23- Eşya Sahibinin Antrepo Rejiminden Kaynaklanan Hakları: Fuar ve sergilere konulan veya ithalat vergilerinden muaf olan yahut ihraç edilmek üzere antrepolara konulan eşya için teminat aranmaz.  – Antrepoda bulunan ithal eşyası, iyi korunmaları, görünüşlerinin veya pazarlama kalitelerinin geliştirilmesi ya da dağıtım veya yeniden satışa hazırlanmaları yönünden yönetmelikle belirlenen mutat elleçleme işlemlerine tabi tutulabilir.

– Antrepo rejimine tabi tutulan eşya, gümrük idarelerinden izin alınmak şartıyla geçici olarak gümrük antreposundan çıkarılabilir.

Eşya gümrük antreposu dışında bulunduğu süre içinde 102.maddede belirtilen şartlar altında elleçleme işlemlerine tabi tutulabilir. İzin alınması şartıyla antrepo rejimine tabi tutulmuş eşyanın bir gümrük antreposundan diğerine nakli serbesttir.

İthal eşyası için bir gümrük yükümlülüğü doğduğunda, eşyanın antrepo masrafları ile antrepoda kaldığı sürece muhafazası için yapılan masraflar, fiilen ödenen veya ödenecek fiyattan ayrı olarak gösterilmeleri şartıyla gümrük kıymetine dahil edilmez.

– Eşyanın niteliğinden kaynaklanan kayıplar ve fireler ile gümrüğün kontrolü altında yapılan işleme faaliyeti sonucunda ortaya çıkan noksanlıklar ve antrepo işleticileri ile kullanıcılarının kusur ve hatalarından ileri gelmediği gümrük idaresine kanıtlanan telef, kayıp ve çalınmalar için gümrük vergileri aranmaz.  

24- Eşya Sahibinin Dahilde İşleme (DİR) Rejiminden Kaynaklanan Hakları:

Serbest dolaşımda olmayan eşya, işlem görmüş ürünlerin üretiminde kullanılmasından sonra Türkiye Gümrük Bölgesinden yeniden ihraç edilmesi amacıyla, gümrük vergileri ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın ve vergileri teminata bağlanmak suretiyle, dahilde işleme rejimi kapsamında geçici olarak ithal edilebilir. Eşyanın işlem görmüş ürünler şeklinde ihracı halinde, teminat iade olunur.

 Serbest dolaşımda bulunan eşyanın işlem görmüş ürünlerin üretiminde kullanılmasından sonra Türkiye Gümrük Bölgesinden ihraç edilmesi halinde, bu eşyanın serbest dolaşıma girişi esnasında tahsil edilmiş olan ithalat vergileri, dahilde işleme rejimi kapsamında geri verilir.

– İşlem görmüş ürünlerin ihracı veya yeniden ihracı ya da gümrükçe onaylanmış başka bir işleme tabi tutulması için gerekli süreler, işleme faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ve işlem görmüş ürünlerin elden çıkartılması için yeterli olacak şekilde belirlenir. Süre, serbest dolaşımda bulunmayan eşya için dahilde işleme rejimine ilişkin iznin alındığı tarihten itibaren işlemeye başlar ve bitimin rastladığı ayın son günü sona erer. İzin sahibi tarafından ileri sürülen haklı gerekçelere bağlı olarak ek süre verilebilir.,

– İkincil işlem görmüş ürünlerin serbest dolaşıma sokulması halinde ithalat vergileri; asıl işlem görmüş ürünün ihraç edilen kısmı oranında ikincil işlem görmüş ürünlerin serbest dolaşıma girişine ilişkin beyannamenin tescil tarihindeki vergi oranı ve diğer vergilendirme unsurları esas alınarak hesaplanır. Ancak, izin hak sahibi, bu ürünlere ilişkin vergilerin 114.maddede belirtilen usule göre (Dahilde işleme rejimi kapsamında bir gümrük yükümlülüğünün doğması halinde, 115.madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla, gümrük vergileri, ithal eşyasının dahilde işleme rejimine ilişkin beyannamenin tescil tarihindeki vergi oranı ve diğer vergilendirme unsurları göz önünde bulundurularak hesaplanır.) tahakkukunu talep edebilir.

– Söz konusu ithal eşyası için amaca yönelik özel kullanım nedeniyle indirimli veya sıfır ithalat vergi oranının uygulanmasının öngörüldüğü hallerde, bu uygulamadan işlem görmüş ürünler de yararlandırılır. İthal eşyasının Kanun’un 167.maddesi uyarınca ithalat vergilerinden muaf olduğu hallerde, işlem görmüş ürünler de bu muafiyetten yararlandırılır.

Gerekli iznin alınması şartıyla, işlem görmüş ürünlerin veya değişmemiş eşyanın tamamı veya bir kısmı, hariçte işleme rejimi hükümleri çerçevesinde daha ileri düzeyde işlenmek üzere veya ayniyetinin tespit edilebilir olması şartıyla sergilenmek ya da tamir amacıyla Türkiye Gümrük Bölgesi dışına geçici olarak ihraç edilebilir.

–  Şartlı muafiyet sisteminin uygulandığı dahilde işleme rejiminde (DİR), ihraç olunan işlem görmüş ürünlerin ihracat vergilerine tabi eşdeğer eşyadan elde edilmesi durumunda, söz konusu eşdeğer eşya ihracat vergilerinden muaf tutulur.

25- Gümrük Kontrolü Altında İşleme Rejimi’nden Yararlanma Hakkı: Yükümlüler (Firma ve şahıslar) serbest dolaşıma girmemiş eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesinde, ithalat vergilerine veya ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, niteliğini veya durumunu değiştiren işlemlere tabi tutulmaları ve bu işlemlerden elde edilen ürünlerin gümrük vergileri üzerinden serbest dolaşıma girmelerine ilişkin hükümlerin uygulandığı Gümrük Kontrolü Altında İşleme Rejimi’nden yararlanabilirler. Elde edilen bu tür ürünler, işlenmiş ürün olarak adlandırılır.

26- Geçici İthalat Rejimi’nden Yararlanma Hakkı: Yükümlüler, serbest dolaşıma girmemiş eşyanın ithalat vergilerinden tamamen ya da kısmen muaf olarak ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, Türkiye Gümrük Bölgesi içinde kullanılması ve bu kullanım sırasındaki olağan yıpranma dışında, herhangi bir değişikliğe uğramaksızın yeniden ihracına olanak sağlayan hükümlerin uygulandığı geçici ithalat rejiminden yararlanabilirler. Eşyanın geçici ithalat rejimi altında kalma süresi azami yirmidört (24) aydır.

27- Hariçte İşleme Rejimi’nden Faydalanma Hakkı: Yükümlüler/(Firma ve şahıslar), Gümrük Kanunu’nun 144 ilâ 148.maddelerde öngörülen standart değişim sistemine ilişkin hükümler ile 116.madde hükmü saklı kalmak üzere, serbest dolaşımdaki eşyanın hariçte işleme faaliyetlerine tabi tutulmak üzere Türkiye Gümrük Bölgesinden geçici olarak ihracı ve bu faaliyetler sonucunda elde edilen ürünlerin ithal vergilerinden tam veya kısmi muafiyet suretiyle yeniden serbest dolaşıma girişine ilişkin hükümlerin uygulandığı Hariçte İşleme Rejiminden yararlanabilirler.

Ancak,  Hariçte işleme rejimi; a) İhracı, ödenmiş ithalat vergilerinin geri verilmesine veya teminata bağlanmış ithalat vergilerinin kaldırılmasına yol açan,

b) İhracından önce, nihai kullanımları nedeniyle tam muafiyet suretiyle serbest dolaşıma giren ve bu muafiyetin tanınması için gerekli koşulları taşımaya devam eden,

c) İhracı, ihracat vergi iadesini gerektiren veya ihracı nedeniyle tarım politikası çerçevesinde vergi iadesi dışında bir mali avantaj sağlanan,

Serbest dolaşımdaki eşyaya uygulanmaz. (b) bendinin istisnaları yönetmelikle belirlenir.

28- Serbest Bölge İşlemlerinden Yararlanma Hakkı: Serbest bölgeler; Türkiye Gümrük Bölgesinin parçaları olmakla beraber; a) Serbest dolaşımda olmayan eşyanın herhangi bir gümrük rejimine tabi tutulmaksızın ve serbest dolaşıma sokulmaksızın, gümrük mevzuatında öngörülen haller dışında kullanılmamak ya da tüketilmemek kaydıyla konulduğu, ithalat vergileri ile ticaret politikası önlemlerinin uygulanması bakımından, Türkiye Gümrük Bölgesi dışında olduğu kabul edilen,

b) Serbest dolaşımdaki eşyanın, bir serbest bölgeye konulması nedeniyle normal olarak eşyanın ihracına bağlı olanaklardan yararlandığı,

Yerlerdir.

– Serbest dolaşımda olan veya olmayan her türlü eşya serbest bölgelere konulabilir. Ancak, parlayıcı ve patlayıcı veya bir arada bulundukları eşya için tehlikeli olan veya korunmaları özel düzenek veya yapılara gerek gösteren eşya serbest bölgelerdeki bu niteliklere uygun yerlere konulur.  Eşyanın serbest bölgelerde kalabileceği süre sınırsızdır.

Not: Bu konu başta olmak üzere, YYS Yıllık Faaliyet Raporu Hazırlanması, YYS Yıllık Zorunlu Eğitimlerinin Verilmesi, YYS Revizyonları, Ön İzleme, Yeni YYS Belgesi Hazırlıkları ve YYS Belgesi Alım Süreci, YYS Başvuru Formlarının Doldurulması, YYS Danışmanlığı, vb. Tüm YYS Süreçleri hakkında daha fazla ayrıntılı bilgiyi, Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatı konularında gerekli Hukuki ve Mevzuat Desteğini, İdari ve Adli İtiraz Süreçleri, Dava Açılması, Dava Aşamalarının Takibi, İlgili Mevzuat Ve Hukuki Açılardan Gerekli İtiraz Ve Savunmaların Yapılarak Dava Sonucunun Olumlu  Sonuçlandırılması, Sonradan Kontrol/ Firma İncelemesi Yaptırılması, Antrepo Açma, Antrepo Genişletme, AN6, AN7, AN8 Raporlarının düzenlenmesi, … vb, işlemleri, Sürekli/ Düzenli, Aylık, Yıllık Gümrük ve Dış Ticaret Danışmanlığı, Olay (Konu) Başı Gümrük ve Dış Ticaret Danışmanlığı, Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatı Eğitimleri, … vb. konularında yardım, destek, danışmanlık ve benzeri hizmetleri -İsterseniz- Firmalarımız “Çoban Gümrük Dış Ticaret Denetim ve Danışmanlık A. Ş.”den veya “Çözüm Denetim Gümrük Dış Ticaret Ve Danışmanlık A. Ş.”den alabilirsiniz.

29- Yeniden İhracat, İmha veya Gümrük İdaresine Terk Etme Hakkı: Yükümlüler,

serbest dolaşımda olmayan eşyayı, Türkiye Gümrük Bölgesinden yeniden ihraç edebilirler (Ticaret politikası önlemleri dahil olmak üzere, eşyanın ihracı için öngörülen işlemler, gerektiğinde yeniden ihraç edilecek eşyaya da uygulanır).

– Yükümlülere ait serbest dolaşımda olmayan eşyanın hazineye hiçbir masraf getirmeyecek şekilde, gümrük idaresinin gözetiminde imhası veya gümrüğe terk edilmesi mümkündür.

30- Özet Beyan Düzeltme/Değiştirme Hakkı: Özet beyan vermekle sorumlu/yükümlü kişilerin talep etmeleri halinde, özet beyanın verilmesinden sonra, özet beyana ilişkin bir veya daha fazla bilginin değiştirilmesine gümrük idarelerince izin verilir.

Ancak; a) Özet beyanı veren kişiye eşyanın muayene edileceğinin bildirilmesinden,

b) Söz konusu bilgilerin yanlış olduğunun tespit edilmesinden,

c) Eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesi dışına çıkarılmak üzere ilgilisine teslim edilmesinden,

Sonra özet beyanda değişiklik yapılmasına izin verilmez.

Devam Edecek.

Sevgi ve Muhabbetle, Sağlıcakla Kalınız.

Gümrük Kanunu’na Göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (4)Kerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

(Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri “YGM”)

Çoban Gümrük Dış Tic. Denet. ve Danış. A. Ş.

www.cobangumrukdenetim.com

E Mail: info@cobangumrukdenetim.com

kerim.coban@cobangumrukdenetim.com

k.coban0306@gmail.com

İlaç Sektöründe Tedarik Zinciri Krizi: Fason Üretim, Tedarikçi Sorumluluğu ve Sözleşme Yönetimi

İlaç Sektöründe Tedarik Zinciri Krizi Fason üretim Tedarikçi Sorumluluğu Ve Sözleşme Yönetimi
İlaç Sektöründe Tedarik Zinciri Krizi Fason Üretim Tedarikçi Sorumluluğu ve Sözleşme Yönetimi

İlaç Sektöründe Tedarik Zinciri Krizi:
Fason Üretim, Tedarikçi Sorumluluğu ve Sözleşme Yönetimi

SÖZLEŞME YÖNETİMİ ve SEKTÖREL KONTRAT İNCELEMELERİ YAZI DİZİSİ-10
Eğitim teklifi için egitim@satinalmadergisi.com 

Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı
merdal@istanbul.edu.tr

PDF – Makaleyi bilgisayarınıza indirebilirsiniz.

Tedarik Zinciri Yönetimi dersimizde ele aldığımız bu vaka, ilaç sektöründe fason üretim, ambalaj tedariki, kalite kontrol, geri çağırma ve sözleşme sorumluluğu ekseninde ortaya çıkabilecek risk alanlarını görünür kılmayı amaçlamaktadır. Vaka çalışmalarının, geleceğin

İlaç Sektöründe Tedarik Zinciri Krizi Fason üretim Tedarikçi Sorumluluğu Ve Sözleşme Yönetimi
İlaç Sektöründe Tedarik Zinciri Krizi Fason Üretim Tedarikçi Sorumluluğu ve Sözleşme Yönetimi

yöneticilerinin karar verme becerilerinin gelişmesine ve çok boyutlu düşünme yetkinliklerinin güçlenmesine önemli katkı sunduğuna inanıyoruz.

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans

Programı’mızda benzer vaka analizlerine düzenli olarak yer vermekte ve son derece verimli çıktılar elde etmekteyiz. Sizleri de programımızı incelemeye ve bu akademik gelişim yolculuğuna katılmaya davet ediyoruz: sosyalbilimler.istanbul.edu.tr

Yönetici Yetiştirme Vakası

İlaç sektöründe fason üretim ilişkileri, yalnızca üretim kapasitesi ve maliyet avantajı üzerinden değerlendirilemez. Ambalaj malzemesi tedarikinden kalite kontrol prosedürlerine, teknik şartnameden geri çağırma sorumluluğuna kadar her aşama; taraflar arasında açık, izlenebilir ve denetlenebilir bir yönetim yapısı gerektirir. Aksi halde küçük görünen bir ambalaj hatası, kısa sürede tedarik zinciri krizine, ticari itibar kaybına ve hukuki sorumluluk tartışmasına dönüşebilir.

Aşağıda, ilaç sektöründe yargı sürecine taşınmış bir tedarik zinciri vakasını analiz edeceksiniz.

Tartışma Soruları

a) Taraflar arasındaki fason üretim ilişkisini sözleşme ve teknik şartname açısından değerlendiriniz.

b) İlaç sektöründe fason üretici ve ambalaj tedarikçisi seçerken nelere dikkat edilmelidir?

c) Örnek olayda üretim ve kalite kontrol açısından temel problem nedir?

d) Yanlış blister/folyo kullanımına yol açan başlıca süreç hataları neler olabilir?

e) Marka sahibi firma, fason üretici ve ambalaj tedarikçisi arasındaki sorumluluk paylaşımını değerlendiriniz.

f) Geri çağırma, imha, satış kaybı ve tazminat talepleri açısından tarafların pozisyonlarını tartışınız.

g) Bu tür bir hatanın tekrar yaşanmaması için hangi önleyici tedbirler alınmalıdır?

h) Vaka kapsamında ileri yönlü ve ters yönlü lojistik akışları şekil çizerek açıklayınız.

Not: Vakada yer alan firma isimleri, ürün adları ve tarihler değiştirilmiştir.

İlaç Tedarik Zinciri Operasyon Yönetimi
İlaç Tedarik Zinciri Operasyon Yönetimi

KLM Şirket Hakkında: Dünya üzerinde birçok ülkede uzun süredir faaliyet göstermekte olan KLM Grubu’na bağlı olarak Türkiye’de 2000 yılından beri tıbbi bakım ve ilaç tedavisi yoluyla beslenme ürünlerinden teşhis yöntemlerine uzanan geniş ürün portföyü ile insan sağlığına hizmet etmektedir. İlaç, beslenme, tıbbi cihazlar ve sağlık-spor ürünleri olmak üzere dört ana ürün grubunda faaliyet göstermekte olan KLM Grubu, gelişiminin ve rekabet edebilme gücünün temeli olan buluşların faaliyetlerinde rol oynamasına önem verme ve bu doğrultuda araştırma faaliyetlerine yüksek bütçeler ayırmaktır. Bunun yanı sıra, KLM şirketinin ilaç satış faaliyetine ilişkin vizyonu sadece ticari kar elde etmek değil, aynı zamanda istihdam ve üretim kaynağı sağlamaktır.

KLM şirketi ve ABC Sağlık Ürünleri San. ve Ticaret A.Ş. arasında, bazı ilaçların fason üretimi için ticari ve teknik fason olmak üzere 03.04.20.. tarihinde iki adet sözleşme imzalanmıştır ve bu sözleşmeler halihazırda yürürlüktedir. Sözleşme bedeli, süresi, uygulanacak hukuk gibi konular Ticari Fason Üretim Sözleşmesi’nde (Ticari Sözleşme), fason üretime ilişkin tüm teknik detaylar ve kalite kontrolüne ilişkin hükümler ise Teknik Fason Üretim Sözleşmesi’nde (Teknik Sözleşme) düzenlenmiştir.

Bu kapsamda ABC firması tarafından üretilen beşeri tıbbi ürünlerden (ilaç) biri “Medical 10 mg 20 tablet” adlı ürün olup, ABC firması tarafından Medical isimli ürünün kendi kutularına ve blisterlerine konulduğunu halde bir kısmında diğer bir ürün olan Medimax 100 mg Draje’ye  (Medimax) ait alüminyum  folyo rulosu kullanıldığı tespit edilmiştir.

Bunun üzerine KLM şirketi Medical isimli ürünün ABC firmasının tesislerinde yapılan 201.0.. nolu serisine ait üretiminde blistere yapıştırılan alüminyum folyoda hata olduğunu ve Medical isimli ürünün kendi kutularına ve blisterlerine konulduğu halde bir kısmında Medimax’e ait alüminyum folyo rulosu kullanıldığını tespit ettiğini bildirmek ve Medical’in 201.0.. seri nosu ile üretilen 29.456 adedinin tamamını geri çekmek üzere görüş ve onay almak üzere 05.11.20.. tarihli bir yazıyla Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü’ne (İEGM) başvurmuştur.

ABC firması ise KLM şirketine 28.12.20.. tarihinde yazı göndererek piyasadan toplanan ve dört ayrı defada kendi depolarına teslim edilen 26.797 adet kutu ilacın kontrol edildiği ve Medimax baskılı alüminyum folyo ile blisterlenmiş ürünlerin ayrıldığı ve bu ayırma işlemi sonucunda 9.568 kutunun Medimax baskılı alüminyum folyo ile blisterlenmiş ürün olduğunun tespit edildiği bildirilmiştir. Bir başka deyişle ABC firması 17.229 kutu üründe bir hata olmadığını, 9.568 kutu ürünün ise hatalı olarak blisterlenmiş olduğunu belirtmiştir. Ayrıca, hatalı blisterlenmiş ürünlerin düzeltilerek, hatalı olmayanların ise oldukları gibi piyasaya sürülmesinde bir sakınca olmadığı görüşünde oldukları ifade edilmiştir.

İEGM’nin yazısını takiben, geri çekme işlemine ilişkin olarak, ecza depolarına ve eczanelere yazılı ve sözlü bilgi verilmiştir. Bu çerçevede hatanın tespit edildiği ilk gün, ecza depolarına Medical isimli ürünün kendi kutularına ve blisterlerine konulduğu halde bir kısmında

İlaç Ve Kozmetik Sektöründe Danışmanlık
İlaç ve Kozmetik Sektöründe Danışmanlık Hizmetleri

Medimax’e ait alüminyum folyo rulosu kullanıldığının tespit edildiği belirtilerek, 20120.. nolu seriye ait Medical isimli ürünün satışının durdurulması ve iadesi ve ayrıca eczanelerde bulunan stokun da satışının durdurulması ve geri iadesi hakkında yardım talepli ön bilgilendirme yazıları gönderilmiştir. Ecza depolarına ürünün geri toplatılması konusunda gönderilmek üzere bir yazı daha hazırlanarak, KLM şirketinin bölge müdürlükleri aracılığıyla bu yazının elden tebliğ tebellüğ işlemine 10.11.20.. tarihi itibariyle başlanmıştır. Yine, konuya ilişkin duyurular, tüm ecza depoları ve eczaneler tarafından kullanılmakta olan XY MediaPharma İnteraktif İlaç Bilgi Kaynağı’nda da 10.11.20.. tarihinden itibaren bir hafta süreyle yayınlanmıştır. KLM şirketi tarafından, kendisine ait internet sitesinde de konuya ilişkin duyuru yayınlanmış ve hatalı serinin satılmış olabileceği  tüm eczanelere ulaşılarak, ellerinde hatalı seriye ait bir ürün bulunup bulunmadığı konusunda tutanak alınmıştır.

Bu bildirimlerin ardından 12.11.20.. tarihinde, KLM şirket tarafından İEGM’ ye geri toplama işlemi konusunda ayrıntılı bir rapor sunulmuştur. Söz konusu raporda ABC firması tarafından bir ön rapor hazırlanmış olduğu; bu hatanın bulunduğu seriden toplam 29.456 kutu üretildiği ve bunların 19.503 adedinin satılmadığı, 9.953 adedinin ise muhtelif depolara satılmak suretiyle piyasaya verildiği; hatanın tespit edildiği ilk günden depolara ve eczanelere yazılı bilgilendirme yapıldığı ve bu çerçevede depolarca hatalı serinin KLM şirketine iadesine başlandığı; ecza depoları ve eczanelerden yapılan iadenin bir tutanakla yapıldığı; hastaların eline ulaşmış olabilecek ürünlerin geri toplanmasına ilişkin girişimlerin İEGM tarafından yapıldığı; sorunlu seriye ait ürünlerin öncelikli olarak eczaneler tarafından depolara, sonrasında da ecza depoları tarafından iade faturası kesilmek suretiyle KLM şirketine iade edileceği belirtilmiştir. Yapılan ilk bilgilendirmenin ardından İEGM’ye konuya ilişkin günlük bilgilendirme yazıları sunulmuştur.

13.11.20.. tarihinde de, KLM şirketi Türk Eczacıları Birliği’ne bir yazı göndermek suretiyle, üyelerin bilgilendirilmesi konusunda yardımlarını talep etmiştir.

Fakat bunun ardından, ABC firmasının hatalı ürünlerin piyasaya sürülebileceğine ilişkin yazısından sonra, İEGM tarafından gönderilen yazı ile de bahsi geçen seri numaralı ürünlerin Yönetmelik hükümleri uyarınca imha edilmesi gerektiği bildirilmiş ve bu ürünlerin piyasaya sunulabilme ihtimalinin bulunmadığı açıkça teyit edilmiştir. KLM şirketi tarafından da İEGM’ye gönderilen yazı ile, hatalı üretilmiş olan 20120.. seri numaralı Medical isimli ürünlerin İzmit Atık ve Artıkları Arıtma Yakma ve Değerlendirme A.Ş.’ye (İzaydaş) teslim edildiği bildirilmiştir. Bununla birlikte KLM şirketi tarafından, KLM şirketinin elinde hatalı olarak üretilen seri dışında 095 seri numarası ile Eylül 20..’da üretilmiş olan 29.595 adet Medical’in satışa sunulabilmesi için İEGM’ye sunulan 18.01.202. tarihli yazısı ile onay talep edilmiştir. İEGM tarafından söz konusu bilginin kendisine ulaştığı teyit eden 18.01.202. tarih ve 0083 sayılı yazı KLM şirketine gönderilmiştir.

KLM şirketi tarafından, İEGM’ye sunulan bir diğer yazı ile sonuç olarak 29.456 adet yapılmış olan hatalı seri üretiminin 26.797 adedinin geri toplandığı, geri toplanamayan 2.659 kutu ilacın 600 tanesinin Seyfettin Ecza Deposu tarafından Ortadoğu ülkelerine ihraç edilmiş olduğu anlaşılmıştır.

Söz konusu geri çekme ve imha işlemleri sebebiyle, KLM şirketi aleyhine maddi ve manevi zararlar doğmuştur. Zira ecza depoları, eczaneler ve hekimlerden oluşan ilgili çevrelere yansıyan bu haber sebebiyle KLM şirketinin ticari itibarı zedelenmiştir. Ayrıca, aşağıda detaylarıyla belirtildiği üzere birçok masraf yapılmak zorunda kalınmış ve KLM şirketinin kar kaybı söz konusu olmuştur.

Ayrıca, bunun ardından, ABC firması tarafından MRT BLISTER Ambalaj Hattı Çalışma Yöntemi, MRT 300 Blisterleme Makinesi Çalışma Yöntemi, Yerli Blister Makinesi Çalışma ve Çalıştırma Yöntemi ve 5600 Blisterleme Makineleri Çalışma Yöntemi’ne (..) şarj dosyasına konulmak üzere ayrılan folyo örneğinin Operatör ve üretim uzm/yard, formen tarafından kontrol edilip onaylandıktan sonrasında şarj kayıtlarına ekleneceği hususu eklenmiştir.

Tedarik Zinciri Procurement Supply Chain Management
Satın alma ve Tedarik Zinciri Danışmanlığı için egitim@satinalmadergisi.com

Hukuki Sebepler

1.Teknik Sözleşme uyarınca paketleme ve kontrolden Davalı Firma sorumlu olup, Müvekkil Şirketin ürünlerinin piyasadan geri çekilmesinden doğan zararlarını karşılaması gerekmektedir.

Teknik Sözleşme uyarınca; KLM şirketi sözleşmelere konu ürünlerin üretimi için gerekli malzemeyi sağlamaktan, ABC firması ise ürünlerin fason üretimini gerçekleştirmekten sorumlu bulunmaktadır. Yine Teknik Sözleşme’nin tanımlarına ilişkin 1.maddesinde, ABC firmasının gerçekleştireceği üretimin, hammaddeden başlayarak, farmasötik formülasyon, paketleme, etiketleme, üretim ve kalite kontrolü, ürünlerin, hammaddelerin, yardımcı maddelerin, paketleme materyallerinin depolanması da dahil olmak üzere sözleşme konusu ürünlerin üretimine ilişkin tüm adımları ve işlemleri kapsadığı belirtilmiştir.

Sözleşmenin; 2.maddesinde, ABC firması tarafından ambalaj talimatları ve kalite standartlarına göre üretilmeyen ürünlerle ilgili yeniden üretimin ABC firması tarafından masraflar üstlenilmek suretiyle yapılabileceği; 3.maddesinde kalite kontrol ve güvencesinin ABC firması tarafından temin edilmesi gerektiği; 4.maddesinde ABC firmasından kaynaklanan bir sebeple geri çekme söz konusu olur ise, masrafların ABC firması tarafından karşılanacağı; ve 5. Maddesinde de, ABC firmasının sözleşmeye konu ürünlerin üretiminde kullanılan madde, yardımcı madde, ambalajlama materyalleri ve diğer tüm içerik ve materyallerin ürünlerin spesifikasyonlarına uygun olduğunu garanti edeceği belirtilmiştir.

Tüm bu düzenlemeler dikkate alındığında, ürünleri doğru bir şekilde blisterlemek ve bunların kontrolünü yapmak hususlarının ABC firmasının sorumluluğunda olduğu açıktır. Buna karşılık ABC firması bu yükümlülüğe aykırı davranmış ve KLM şirketinin zarara uğramasına neden olmuştur.

Kontrol sorumluluğu çerçevesinde ABC firmasının Standart Operasyonel Prosedürleri arasında da folyo örneği ile ilacın uygun olup olmadığını kontrol yükümlülüğü de bulunmakta olup, bu konuda çalışanlarına müteaddit defalar eğitim de verilmiştir. Bu husus da kontrol yükümlülüğünün ABC firmasında olduğunu ve ABC firmasının da bu yükümlülüğün bilgisinde olduğunu göstermektedir.

  1. ABC firması, sözleşmeden doğan özen borcunu ihlal etmiştir.

            Teknik Sözleşme’de ABC firması tarafından belirli sayıda ve belirli ürünlerin üretimi taahhüt edilmekte olup, eser sözleşmesi niteliği de taşımaktadır. Zira gerçekte de bu sözleşmedeki yükümlülük vekalet sözleşmesinin konusunu oluşturan bir iş görme niteliğinde değildir. Çünkü burada vekalet akdindeki unsurların aksine çalışma sonucunda; istenilen belli bir sonucun mutlaka elde edilmesi amacı güdülmektedir.

            Eser sözleşmelerinde yüklenici Borçlar Kanunu’nun 356/I. maddesi uyarınca, kural olarak, işin görüşülmesi ve tesliminde işçiye göre “daha yüksek özen” göstermelidir. Zira yüklenicinin iş sahibine oranla işten daha iyi anlaması, iş sahibinden talimat alma konusunda daha bağımsız durumda bulunması söz konusudur ev bu da onun sorumluluğunun işçiye göre daha ağır olarak takdir edilmesini sonuçlandırmaktadır. Müteahhidin özen borcu dürüstlük kuralından kaynaklanmakta olup, yüklenici bir işi üstlenirken, kendi bilgisinin, uzmanlığının ve parasal gücünün o iş için yeterli olduğunu iyice tartmak ve bunlar yetersizse sözleşmeyi yapmaktan kaçınmak zorundadır. Nitekim Borçlar Kanunu Tasarısı’nın 471. maddesinin 2. fıkrasına göre; “ yüklenicinin özen borcundan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanlardaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.”  Aksi halde özen borcuna aykırı davranış olur ve borçlu bundan sorumlu tutulur. Özen borcu, işin teslimine kadar devam eder. Niteliği itibariyle özen borcu çok kez önceden belirlenemez, ortaya çıktıkça, ihlal edildikçe somutluk kazanır. Üstelik öğreti ve uygulamada da yüklenicinin özen borcunun işin ehli ve tacir olmakla işçinin işverene karşı olan özen borcundan daha ağır takdirinin uygun olacağı görüşü egemendir.

Huzurdaki olayda ABC firması tacir olup, özen borcu diğer kişilere nazaran daha ağır olmasına karşılık, elindeki ürünler ile blisterlerin birbirine uygun olup olmadığını incelemeden, blisterleme yapmış bir başka deyişle yeterli özeni göstermeyerek kusurlu davranmıştır. Üstelik ABC firması sadece KLM şirketi için değil, diğer birçok ilaç firması için de fason üretim faaliyeti gerçekleştiren bir firmadır, dolayısıyla bu konuda uzmanlık ve deneyime sahip olması beklenir ve işbu dava konusu zararın ortaya çıkmaması için gerekli organizasyonu yapma ve tedbirleri alma sorumluluğundadır.

  1. Basiretli bir tacir gibi hareket etmek.

            Paketleme sorumluluğu Teknik Sözleşme uyarınca ABC firmasının yükümlülüğünde olup, bu yükümlülüğü kapsamında firmanın basiretli bir tacir gibi hareket ederek ilaçların doğru şekilde blisterlenmesinden sorumluluğu bulunmaktadır. Zira Türk Ticaret Kanunu’nun 20.maddesi uyarınca her tacirin ticari faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiretli iş adamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil aynı ticaret alanında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğunu vurgulamaktadır. Tacir özellikle ticari işletmesiyle ilgili sözleşmeleri yaparken ve bu sözleşmelerden doğan borçlarını yerine getirirken basiretli bir iş adamı gibi davranmak zorundadır.

            Dava konusu olayda ABC firmasının tacir olduğu dikkate alındığında, yanlış folyolar ile blisterlemiş olması kabul edilemez. ABC firmasının basiretli bir tacir gibi hareket edip, blisterleyeceği ilaçlar ile folyoların birbirleriyle uyumlu olup olmadığını kontrol etmesi gerekirdi.

Maddi ve Manevi Zararlar

            Öncelikle ürünün piyasadan geri çekilmesi ve imhası için önemli tutarda masraf yapılması gerekmiştir. Ayrıca KLM şirketine ait ürünün ABC firmasından kaynaklanan hata nedeniyle piyasadan toplatılması ve bu nedenle piyasada bulunamaması nedeniyle Medical ilacı yerine başka ilaçlar reçete edilmiş ve doktorların reçeteleme alışkanlıkları değişmiştir. Zira yukarıda da belirtmiş olduğumuz üzere, bu tür ilaçlar tedavisinde kullanılmakta oldukları hastalıkların doğası gereği aylarca kullanılması gerekebilmekte ve hasta bir ilaca başlandıktan sonra aynı ilaçla tedavisini sürdürmektedir. Bu nedenle de Medical’in piyasada bulunmaması nedeniyle, farklı ilaçlara yönelmek zorunda kalan hastaların, ürünün tekrardan piyasaya sunulması halinde KLM şirketine ait ürün ile tedaviye devam etmesi gibi bir durum söz konusu olamamaktadır. Bu çerçevede, KLM şirketi kendi ürününü kullanmakta olan mevcut hastaları kaybetmiş olduğu gibi, yeni tedaviye başlayacak hastaların da diğer ilaçlara yönelmesi söz konusu olmuştur.

            Bunun yanı sıra, Medical’in tekrardan piyasaya sunulması sonrasında da, eski satışlarına kavuşamamasının bir diğer nedeni de hekimler nezdindeki imajının zedelenmiş olmasıdır. Zira ürünün piyasadan toplatılmış olması yıllar içerisinde KLM şirketi tarafından büyük harcamalar yapılmak suretiyle oluşturulmuş imajını ve KLM şirketine ve ürüne ilişkin olarak oluşmuş olan güveni zedelemiştir.

Masraflar ve 3 Aylık Gelir Kaybı

            Yukarıda belirtilen olaylar sebebiyle KLM şirketi tarafından yapılan masraflar ve ürünün piyasada 3 ay boyunca bulunmaması sebebiyle gerçekleşen gelir kaybına ilişkin detaylar aşağıdaki gibidir:

Konunun araştırılması ve çözüm bulunması için gerçekleştirilen ulaşım, konaklama, kargo, iletişim, duyuru, bilgilendirme vs. etkinlikler için ödenen masraflar: 13.500,- TL; şöyle ki:

  • XY Medya Farma internet sitesinde (Eczanelere ilacın geri çekildiğine dair yapılan) 2 duyuru: 4.130,- TL
  • Cengiz Organizasyon aracılığıyla eczanelere bilgilendirme için e-posta gönderilmesi ücreti: 2.723,- TL
  • 22 Aralık 20.. – 03 Şubat 202. tarihleri arasında konunun çözümü için şirket çalışanlarının Ankara seyahat ücreti: Konaklama: 1.370- TL; Uçuş: 300 TL; Benzin: 800 TL
  • 250 tıbbi satış mümessilin eczane tutanaklarını KLM şirketinin merkez ofisine göndermek için harcadığı kargo ücreti 250 adet Mümessil X ortalama 3 gönderi X TL = 2.250- TL
  • Kasım-Aralık 20.. aylarında merkez ve tüm bölgelerde yapılan cep telefonu, ofis telefonu ve faks masrafı 1.930,- TL.
  • Ecza depoları ve eczanelerin ziyaretleri için saha teşkilatı ekibinin harcadığı zaman ve ücret karşılığı: 35.000 TL (Ek Faturalar) Şöyle ki:
  • Toplam depo sayısına bakıldığında her bölge müdürü için (214/16) 13,4 depo ziyareti düşmekte; deponun konumu ve depoda harcanan zaman dikkate alındığında her bölge müdürünün ziyaret etmesi gereken 13 depo için 3 iş günü harcamak durumunda ki, bu da tüm bölge müdürleri için toplam 48 (16X3) işgünü etmektedir. Başlangıç seviyesi
    bölge müdürü aylık maaşı da 5.112,- TL olup, 48 iş günü için ortalama 10.224,00- TL.
  • 4.000 eczane ziyareti yapılmış olup, bu eczaneler 250 adet tıbbi satış mümessilinin ziyaret etmiş olduğu dikkate alındığında mümessil başına 16 eczane düşmektedir. En iyi koşullarda 1 mümessil 16 eczaneyi 1,5 günde ziyaret edebilmektedir. Zira raflardaki ürün kontrolü mümessil tarafından gerçekleştirilmektedir. Bu da 250 mümessil X 1,5 gün = 375 gün/30 gün= 12,5 aylık maaş etmektedir. Ortalama 2.000,- TL olan mümessil maaşı dikkate alındığında 25.000,- TL gibi bir zaman kaybı değeri söz konusu bulunmaktadır.
  • Ürünün 3 ay (Kasım-Aralık 20..-Ocak 20..) boyunca piyasada bulunmaması nedeniyle oluşan 3 aylık net gelir kaybı toplamı olan: 329.250,- TL

d.İade ve imha edilen ürünlerin tutarı: 73.790,- TL

olmak üzere TOPLAM: 451.500,- TL 

Geri Çekmeyi Takip Eden Aylarda Oluşan Maddi Zarar

            Yukarıda belirtilen masrafların yanı sıra, Medical’in 3 aydır piyasada satılamaması sebebiyle, hekimlerin reçeteleme alışkanlıkları değiştiğinden, sonraki aylarda da ürün satışlarında belirgin bir düşüş meydana gelmiş ve halen de bu düşüşler devam etmektedir.

            Merkezi ABD’de bulunan ve tam adı “IMS Health Corporation” olan ve kısaca IMS olarak adlandırılan ve ilaç ve sağlık sektöründeki firmalara yönetim danışmanlığı, bilgi danışmanlığı, müşteri hizmetleri ve satış analizlerinde kullanılmak üzere veri sahasında uzman olan IMS firmasından elde edilen satış verilerine göre, dava konusu ürünün geri çekme işlemi Kasım 2012 tarihinde meydana gelmiş olup, bu tarihten önceki ürünün 12 aylık dönemde ortalama satışı 33.256 kutu, son 5 yıl içindeki ortalama satışı ise 30.919 kutuydu. Halbuki söz konusu ürünün geri çekme işlemi sonrasındaki satış rakamlarına baktığımızda geri çekme işleminden sonra Eylül 20.. sonuna kadar ki fiili ciro kaybı 795.729 TL’dir. Kaldı ki IMS verileri, geri çekme işlemi öncesi depolara satılan ürünlerin, depolarca eczanelere yapılan satışlarını da içermekte olduğundan, gerçekte meydana gelen zarar tutarından daha az bir tutarı gösterdiğinin de dikkate alınması gerekmektedir. Bu husus ticari defter kayıtlarından da anlaşılmaktadır. Yıllar itibariyle 11 aylık satış grafikleri karşılaştırıldığında da geri çekme işleminden Eylül 20.. dönemine kadar geçen 11 aylık süre zarfından söz konusu ürün açısından % 43,6 oranında satış kaybı meydana gelmiştir. Ürünün aylık satış trendi grafiği incelendiğinde de, ürünün satışları Ekim 2012’ ye kadar yükselmekte iken, geri çekme işlemi sonrasında düşüşe geçtiği görülmektedir. Ürünün geri çekilmesi ile birlikte %10-%11 civarında olan pazar payı, %5,8 ‘e düşmüştür.

            Yukarıda açıklamış olduğumuz pazar kaybının ortadan kaldırılması ve ürünün satışının, reçetelenmesinin ve kullanımının arttırılması için söz konusu ürüne ilişkin olarak tanıtım faaliyetleri yapılması gereği ortaya çıkmıştır. Zira halihazırda ortalama olarak 15.000 kutu olan aylık çıkışı tekrardan eski çıkış miktarı olan 300.000 ve civarı sayılara çıkarılması için ürünün tanıtımının yapılması zaruridir. Bu halde 13 kişilik bir tanıtım ekibinin kurulması ve makul bir pazarlama bütçesiyle yıllık maliyet 1,3 milyon TL’ye ulaşmakta olup, ürünün eski satış rakamlarına ulaşabilmesi için de bu tür bir tanıtımın en az 6 ay süreyle yapılması gerekmektedir. Buna göre, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, toplam 1.247.230,- TL tutarında maddi tazminat talep etmekteyiz. Bu çerçevede, huzurdaki olayda da KLM şirketinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yukarıda belirtilen zararlarının ABC firması tarafından karşılanması gerekmektedir.

Manevi Zarar

ABC firmanın sözleşmeye aykırı davranışları sebebiyle, ecza depoları, eczaneler ve hekimlerden oluşan ilgili çevrelere yansıyan bu haber sebebiyle KLM şirketinin ticari itibarı ciddi biçimde zedelenmiş ve ürüne ilişkin olarak da telafisi mümkün olmayan imaj/prestij ve güven kaybı ortaya çıkmıştır. Hatta, sadece bu çevrelerde değil, Sağlık Bakanlığı ve tüketiciler nezdinde de KLM şirketine karşı imaj/prestij ve güven kaybı ortaya çıkmıştır. Zira bir çok gazete ve internet sitesinde ürünün geri çekildiğine ilişkin haberler yayımlanmış ve bu durum geniş bir  çevre tarafından bilinir hale gelmiştir. KLM şirketinin çok daha fazla manevi zararı söz konusu olmakla birlikte, ülkemizde hükmedilen manevi tazminat tutarlarını dikkate alarak 50.000,- TL tutarında manevi tazminat talep etmekteyiz.

Hukuki Sebepler: Türk Medeni Kanunu, Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve sair mevzuat hükümleri.

Deliller: Ekli belgeler, celbini talep edeceğimiz belgeler, bilirkişi incelemesi, tanık ve diğer yasal delil.

NETİCE VE TALEP: Yukarıda belirttiğimiz sebepler çerçevesinde, ABC firması tarafından KLM şirketine 50.000,- TL tutarında manevi tazminat ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 1.247.230,- TL tutarındaki maddi tazminatın zararın ortaya çıktığı tarihten itibaren avans faiziyle birlikte ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin ABC firmasına yüklenmesine karar verilmesini talep ederiz.

 USULE İLİŞKİN TALEP VE İTİRAZLARIMIZ

  • ZAMANAŞIMI YÖNÜNDEN:

            Davalı müvekkilimize tebliğ olunan, dava dilekçesinde yer alan taleplere istinaden, ZAMANAŞIMI defimiz olduğunu bildiririz. Kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının talepleri ayıplı mallara ilişkin olduğundan, Türk Ticaret Kanunu’nun 25.maddesi kapsamında, 6 aylık zamanaşımı süresine tabidir. Bu kapsamda, Sayın Mahkemenizce, davanın zamanaşımı süresi içinde açılıp açılmadığının tespiti gerekmektedir.

2-        DAVANIN, DAVACI ŞİRKETİN TEDARİKÇİSİNE İHBAR EDİLMESİ TALEBİMİZ BULUNMAKTADIR.

            Sayın Mahkemenizde açılmış bulunan dava neticesinde verilebilecek karara istinaden, müvekkilimizin davacı şirketin tedarikçisi olan Kartal Alüminyum Sanayi İç ve Dış Tic Ltd Şti (Kartal olarak ifade edilecektir.)’ne rücu etmesi söz konusudur. Bu nedenle, işbu davanın neticesinde rücu hakkımızı kullanabilmek adına, davanın unvanı belirtilen tedarikçi şirkete ihbar edilmesini talep etmekteyiz. Tedarikçi şirketin, davadaki önemi aşağıda detaylı olarak açıklanmaktadır.

ESASA İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ

  • DAVA DİLEKÇESİNDEKİ TALEPLER:

            Davacı tarafından tanzim olunan dava dilekçesinde özet olarak;

a) Taraflar arasında ticari sözleşme olduğunu,

b) Davacı şirketin, Medical isimli ilacın ambalajlamasında meydana gelen sorundan ötürü, maddi ve manevi zarara uğradığını,

c) Üründe meydana gelen hatadan ötürü, masraflar yaptığını ve gelir kaybına uğradığını, iddia edilmektedir.

  • DAVACI VE DAVALI MÜVEKKİLİMİZ ARASINDAKİ HUKUKİ İLİŞKİ:

            Davacı şirket ile davalı müvekkilimiz arasındaki hukuki ve fiili ilişkiyi Sayın Mahkemenize tarihsel olarak açıklamak isteriz:

1-        Davacı şirketin, KLM unvanı adı altında faaliyet gösterdiği dönemde, müvekkilimizin de unvanı ABC A.Ş. dir.

2-        Taraflar arasında, 05.02.20.. tarihinde, Fason Üretim Sözleşmesi akdedilmiştir. Sözleşme delillerimiz arasında ibraz edilecektir.

3-        Davalı müvekkilimiz, taraflar arasında akdolunan sözleşme uyarınca, sözleşmede öngörülen ilaçların üretimini sözleşme tarihinden bu yana sorunsuz olarak gerçekleştirmektedir.

4-        Müvekkilimiz, davacı şirketin talimatları ve sağlamış olduğu ambalaj malzemeleri uyarınca üretimi gerçekleştirip, ürünleri davacıya teslim etmektedir.

  • DAVA KONUSU İHTİLAFIN TEKNİK DETAYLARI:

            Davacı, taraflar arasındaki Fason Üretim sözleşmesine istinaden üretilen Medical adlı ürünün, doğru olarak üretildiğini, doğru kutuya konduğunu, ancak blisterlarında (yani ilacın arka bölümündeki alüminyum folyo), bir diğer ürün olan Medimax100 mg drajeye ait folyo rulosunun kullanıldığını ve bu nedenle de hatalı üretimden meydana geldiğini, ilaçların blisterlarındaki hatadan ötürü toplatıldığını beyan etmiş ve konuyla ilgili olarak yapılan tespitler ve toplatma işlemine ilişkin belgeleri ibraz etmiştir.

            Müvekkilimizce üretilen, 010.. seri numaralı yaklaşık 29.500 adet Medical Tabletlerin, yaklaşık olarak 9.000 Adetlik bölümünde, hatalı ambalaj tedarikinden ötürü, Medimax adlı ilaca ait blisterların bulunduğu, tespit edilmiş ve blister hatalarından ötürü ürünler müvekkilimizce iade alınarak imha edilmiştir.

*****    KONUYU TEKNİK DETAYLAR YÖNÜNDEN İRDELERSEK;

1-        Davalı müvekkilimiz ile davacı arasında imzalanan Fason Üretim Sözleşmesinin 5.3 maddesinde, üretilen ürünlerde kullanılacak ambalajların, davacı şirket tarafından tedarik edileceği kararlaştırılmıştır.

2-        Taraflar arasındaki sözleşme gereği, davacı şirket, ambalajlamada kullanılacak alüminyum folyoları, Kartal Alüminyum Sanayi İç ve Dış Tic Ltd Şti (Kartal olarak ifade edilecektir.)’ndan temin edilmesine karar vermiş ve bu kapsamda müvekkilimizin Kartal’ten davacı şirketin temin ettiği alüminyum folyoları kullanmasını istemiştir. Müvekkilimiz ile Kartal arasında ticari bir sözleşme yapılmamış olup; davacı şirket ile aralarında tedarikçilikten ötürü anlaşma yapıldığı tahmin edilmektedir. Bu kapsamda, delil listemizde de bildirdiğimiz üzere, Kartal unvanlı ambalaj tedarikçisi ile Davacı şirket arasındaki ticari sözleşmelerin, ilgili şirketlerden celbini talep etmekteyiz.

3-        Müvekkilimiz, davacı şirketin talimatları doğrultusunda, Kartal tarafından kendisine teslim olunan Alüminyum folyolar ile üretimini gerçekleştirmektedir. Bu kapsamda, dava konusu hatalı blisterlar da, davacı şirketin tedarikçisi Kartal tarafından müvekkilimize teslim edilmiştir. Yani, müvekkilimiz, kendi kendine blister tercihi yapmamış, kendisine davacı şirketin talimatları doğrultusunda Kartal tarafından teslim olunan alüminyum folyoları kullanmıştır.

****      Davacı şirket, dava dilekçesinde, ambalaj tedariğinin kendileri tarafından sağlandığını ve bu kapsamda tedarikçi şirketleri tarafından müvekkil üreticiye teslim edildiğine hiç değinmemiştir. Bu konuya değinilmemesinin, müvekkilimizin kusursuz olduğunun bilinmesinden kaynaklandığına hiç şüphemiz bulunmamaktadır.

4-        Davacı ile müvekkilimiz, fason üretim sözleşmesi kapsamında, üretimden kaynaklanabilecek hatalarla ilgili olarak, pek çok kez görüşmüş ve üretim hatalarına dair alınabilecek teknik tedbirler müvekkilimizce davacıya izah edilmiştir.

            Bu tedbirlerden, ilaçların blisterlarında meydana gelebilecek hatalara istinaden risklerin önüne geçebilmek adına, müvekkilimiz alt yapı olarak ambalaj makinelerinde teknik olarak gereken barkod okutma sistemini kurmuş olup çalıştırmaktadır. Ancak davacı, kendi sorumluluğunda olan ambalaj malzemesinde karışıklıkları önlemeye yönelik olarak çalıştırılan bu barkod okutma sistemini kullanmayı tercih etmemiştir.

5-        Davacı şirket, üretim sırasında kullanılacak blisterların Kartal tarafından tedarik edilmesini ve blister (alüminyum folyo) kontrol sisteminin uluslararası alanda kabul gören ve Military Standards MIL-STD-105E, ve Türk Standartları Enstitüsü tarafından yayınlanan TS 2756 No’lu Standartlar ile yapılmasını kabul etmiştir.

****      Numune Alma ve Kontrol Uygulamasının teknik açıklaması basitçe ifade edilirse şu şekildedir:

            Tedarikçiden, üzerinde ilaç adının yazılı olduğu baskılı alüminyum folyolar

koli içinde gelir. Her bir kolinin içerisinde 2 adet alüminyum folyo bulunmaktadır.

Bu folyolar, üretimde kullanılmak üzere kontrol edilirken, gelen ambalaj adedine ve yukarıda adı geçen Standartlara göre belirlenen sayıda koli açılarak içindeki alüminyum folyo kontrol edilir. Eğer bu folyolar, üretilen ürün için kullanılması gereken folyolar ise, üretime geçilir.

DAVACI ŞİRKET İLE SÖZLEŞME TARİHİNDEN İTİBAREN BU UYGULAMA İLE ÇALIŞILMIŞ VE KENDİLERİ BU UYGULAMAYA RIZA GÖSTERMİŞLERDİR. Yukarıda bahsedilen Barkod sistemi ile, teknolojik olarak göz ile kontrolü gerektirmeyen, tamamen alüminyum folyo üzerindeki kodları okuyarak makinelerin hataları tespit edebilmesi mümkün iken; davacı şirket tarafından bu sistem tercih edilmemiştir. Davacı şirket, bu sistem müvekkilimizin üretim hatlarında mevcut iken, sadece yukarıda açıklanan kontrol uygulamasını yeterli görmüştür. Bu durumda davacı, kolide bulunan diğer folyonun uygun olmaması gibi bir risk taşımasını, ayrıca alüminyum folyolar üzerindeki baskıların ilk bakışta ayırt edilemeyecek nitelikte çok benzer olmasından kaynaklanan farkın tespit edilememesi riskini kabul etmiştir.

6-        Davacı şirket, ilaç sektöründeki tecrübesi itibariyle, müvekkilimizden kullanmasını talep ettiği sistemin, risk oluşturabileceğini, bu sistemle beraber Barkod sistemi tercih ettiği takdirde riski en aza indirebileceğini bilebilecek basiretli bir işverendir. Ancak davacı, müvekkilimizin üretim makinelerinde var olan ve olası karışma riskini yüzde yüz bertaraf eden bu barkod okutma sistemini kullanmayı talep etmemiştir.

7-        Dava konusu olayda, müvekkilimize, yine davacı şirketin tedarikçisi Kartal tarafından Medical isimli ilacın blisterlarında kullanılmak üzere, alüminyum folyolar teslim edilmiştir.

            Müvekkilimiz, davacı şirketin kabul etmiş olduğu yukarıda açıklanan numune alma ve kontrol yöntemleriyle, alüminyum folyoların kontrolünü gerçekleştirmiş ve üretime geçmiştir. Üretilen Medical isimli ilaçlar, davacı şirkete teslim edilmiş ve şirket tarafından kabul edilmiştir.

            Ancak daha sonra, Medical isimli ilaçların bir kısmında, ilaçların blisterlarının, Medimaxisimli ilaca ait olduğu fark edilerek, piyasadan toplatılmış ve müvekkilimize iade edilmiştir.

8-        Karışıklığın olduğu blisterlar arasındaki benzerlik yönünden:

            Medical isimli ilacın blister’ı üzerindeki baskının yazı tipi, rengi, boyutu birebir Medimax isimli ilaç ile aynıdır. Delillerimiz arasında blister örnekleri ibraz edilecektir. Davacı şirket, bu blisterlar arasında, karışıklığa meydan verilebileceğini bildiği halde, ayırt edici hiçbir özellik sağlamamıştır.

            Nitekim, dava konusu karışıklığın meydana gelmesinden sonra; müvekkilimiz şirketin talep ve baskıları sonucu, davacı şirket Medical ve Medimax isimli ilaçların blisterlarında ayırt edici olarak renk değişikliği yapmıştır.

            Bu durum, davacı şirketin, basiretli bir işveren olarak, blisterlarda hata olma riskini bildiği halde gereken tedbirleri almadığını ve bu sebeple riskin oluşumuna sebebiyet verdiğini göstermektedir.

9-        Olayın tespit edilmesini müteakiben, davalı müvekkilimiz, davacı şirket ve tedarikçisi Kartal nezdinde, sorunun nereden kaynaklandığına dair incelemeler yapmıştır.

            Yapılan incelemelerde, müvekkilimizin çabaları sayesinde, sorunun Kartal’ten kaynaklandığı tespit edilmiştir. Zira; Kartal, alüminyum folyo üretimi sırasında, Medical ve Medimaxfolyolarını aynı anda üretip depoya sevkettiği için, kolileme sırasında folyoların karşımasına sebep olmuş; Medimaxfolyolarından 1 adet rulo, hatalı olarak, Medical kolisine konulmuştur. Müvekkilimizin yapmış olduğu kontroller sırasında da, gelen ambalaj adedine göre belirlenen sayıda koliden folyolar kontrol edildiğinden (kolilerin dışında Medical yazılıdır), doğru olan Medical folyosu seçilmiş ve bu nedenle diğer açılmayan kolilerdeki diğer folyoların bir tanesinin Medimax folyosu olduğu belirlenememiştir.

Kartal nezdinde yapılan incelemeleri ve blister karışıklığının tamamen Kartal’in hatalı kolilemesi sonucu oluştuğunu gösterir tespit raporları delillerimiz arasında ibraz edilecektir.

10-      Tüm bu tespitler, davacı şirkete bildirilmiş ise de; davacı şirket kendi tedarikçisinin kusuru ile hatanın meydana geldiğini bilmesine rağmen, tedarikçisine rücu etmek yerine, müvekkilimizden taleplerde bulunmuştur.

11-      Blister hatalarının tespit edilmesi ile birlikte, piyasadan ilaçların toplatılması, nakliye, imha ve sair tüm aşamalarda, davalı müvekkilimiz, üzerine düşen her türlü yükümlülüğü yerine getirmiş ve yapılan masrafları karşılamıştır. Masrafların karşılandığını gösterir belge ve faturalar, delillerimiz arasında ibraz edilecektir.

D- DAVACI ŞİRKETİN ÜZERİNE DÜŞEN YÜKÜMLÜLÜKLER YÖNÜNDEN:

            Davacı şirket, gerek İş Sahibi ve gerekse ambalaj tedariğini sağlamakla yükümlü olan taraf olarak, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemiştir. Şöyle ki;

1-        Davacı şirket, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca, ambalaj malzemelerinin tedarikinden sorumludur. BU KAPSAMDA, AMBALAJ MALZEMELERİNDE MEYDANA GELEBİLECEK KUSUR, HATA VESAİR İŞLEMLERDE, ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜ DAVACI ŞİRKET ÜZERİNDEDİR. Davacı şirket ise, ambalaj malzemeleri ile ilgili olarak, hiçbir suretle denetim ve kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemiştir.

2-        Davacı şirket, ambalaj malzemesi tedariğini Kartal unvanlı şirkete devrettiğinden, bu şirketin kusuru ile meydana gelen hatadan ötürü, müvekkilimiz ile meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağı kesilmiştir. Bu kapsamda, davacı şirketin, bir an için, zarara uğradığı kabul edilse dahi, bu zararı tazmin etmekle yükümlü olan taraf, müvekkilimiz değil; kusuru ile hatalı ambalaj malzemesi tedarik eden Kartal’tedir. Bu nedenle, dava dilekçesinde yer alan, müvekkilimizin zarardan sorumlu olduğuna dair talep ve iddiaların kabulü mümkün değildir.

3-        Davacı şirket, müvekkilimizce üretilen malların, kendisine teslimi ile birlikte, malları KONTROL ETME YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ YERİNE GETİRMESİ GEREKİRKEN; BU YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜ YERİNE GETİRMEMİŞ VE DİREKT OLARAK İLAÇLARIN PİYASAYA SÜRÜLMESİNE SEBEP OLMUŞTUR. Bu nedenle, davacı şirket, olayın meydana gelmesinde, tedarikçi Kartal ile müştereken kusurlu ve sorumludur. Bu nedenle, herhangi bir zarara uğradığı kabul edilse dahi; oluşan zarara kendi kusuru ile sebebiyet verdiğinden; kimse kendi kusurunda yararlanamaz ilkesi gereğince, tazminat talebinde bulunması hukuken mümkün değildir. Gerek Türk Ticaret Kanunu gerekse Borçlar Kanunu 359. Maddesi kapsamında, davacı şirket kontrol yükümlülüğünü yerine getirmediğinden, meydana gelen olayda asli olarak kusurludur.

4- Davacı şirket, teknik detaylarda izah ettiğimiz üzere, blister kontrollerinde riskleri bilmesine rağmen, basiretli bir tacir gibi davranmamış ve risklerin minimuma indirgenmesi için, TEKNİK İMKANLARDAN FAYDALANMAK YERİNE, MALİYETLERİN ALT SEVİYEDE TUTULABİLMESİ İÇİN, ESKİ TİP KONTROL AMBALAJ MALZEMELERİ VE KONTROL YÖNTEMLERİ KULLANMAYI TERCİH ETMİŞTİR. Bu durum, davacı şirketin hata riskini bildiği halde, bu riski tacir olarak göze aldığı ve kabullendiği sonucunu doğurmaktadır.

5-Davacı şirket, KULLANILAN AMBALAJ MALZEMELERİNDE, AYIRT EDİCİ ÖZELLİKLER KULLANMAYARAK, TEDARİKÇİYE BU ŞEKİLDE SİPARİŞ VEREREK, BLİSTERLARIN, İLK BAKIŞTA AYIRT EDİLMEYECEK RENK VE YAZI TİPİNDE OLMASINA SEBEP OLMUŞTUR. Hatta; olayın meydana gelmesinden sonra, müvekkilimizin yoğun baskısı ve uyarıları neticesinde Medical ve Medimax blisterlarında renk farklılığı yapmak suretiyle, karışıklığın engellenmesi için tedbir alınmıştır. Bu durum, davacı şirketin, yaşanan olay ile ilgili olarak riski öngördüğü halde; ilaç sektöründeki üretimin her türlü detayını bilmesine rağmen, gereken tedbirleri almadığını ispatlamaktadır.

6- Davacı şirket, teslim tarihinde kontrol yükümlülüğünü yerine getirmemekle birlikte, müvekkilimize TÜRK TİCARET KANUNU 25. MADDESİ KAPSAMINDA, YASAL SÜRESİ İÇİNDE AYIP İHBARINDA BULUNMAMIŞTIR. Bu nedenle, ayıp ihbarında bulunma mükellefiyetini yerine getirmeyen davacının, kendisine teslim olunan ürünlerden ötürü herhangi bir zararı oluşsa dahi, bu zarara katlanmakla yükümlü olacaktır. Aynı şekilde, Borçlar Kanunu 362. Maddesi kapsamında da, davacı şirket muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden, kendi kusurundan doğan zararı müvekkilimizden talep edemez.

            Tüm bu hususlar, meydana gelen karışıklığın, davalı müvekkilimizin kusuru ile değil; davacı şirket ve tedarikçisi Kartal unvanlı şirketin müşterek kusuru ile meydana geldiğini ispatlamakta olup; müvekkilimize atfı kabil bir kusur söz konusu değildir.

E- DAVA DİLEKÇESİNDE DAVALI MÜVEKKİLİMİZ ÜZERİNDE OLDUĞU İDDİA EDİLEN YÜKÜMLÜLÜKLER YÖNÜNDEN:

1- Davacı taraf, dava dilekçesinde, müvekkilimizin sözleşmeden ötürü, kalite kontrol yükümlülüğünün bulunduğunu ve bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini iddia etmiş ise de; bu iddiaları kesinlikle kabul etmediğimizi bildiririz. Zira; müvekkilimizin, kontrol yükümlülüğü, ilacın kendisine verilen talimatlar ve malzemeler doğrultusunda üretimini ve teslimatını sağlamaktır. MÜVEKKİLİMİZ, DAVACI ŞİRKETİN KABUL ETMİŞ OLDUĞU KONTROL YÖNTEMLERİNİ EKSİKSİZ OLARAK UYGULAMIŞ VE HİÇBİR SURETLE İHMALİ DAVRANIŞTA BULUNMAMIŞTIR. BU HUSUS, HER TÜRLÜ TEKNİK İNCELEME İLE ORTAYA ÇIKACAKTIR.

            Öte yandan, müvekkilimizin sorumluluğu, ürünlerin doğru ve sağlığa uygun olarak üretimine ilişkindir. Dava konusu olayda, piyasadan toplatılan ürünler laboratuvar incelemelerinden geçmiş ve ilaçların kullanıma uygun olduğu, hiçbir suretle ilaç üretiminde sorun olmadığı kesin olarak tespit edilmiştir. Hata tamamen, müvekkile teslim edilen ambalaj için kullanılan alüminyum folyoların hatalı olmasından kaynaklanmaktadır. Müvekkilimiz, 2002 yılından bu yana her zaman olduğu gibi, davacı şirketin tüm talimatlarını uygulamak suretiyle, sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmiştir. Bu nedenle kontrol yükümlülüğünün kapsamı ve yükümlülüğün yerine getirilmediği yönündeki iddiaları kabul etmediğimizi bildiririz.

2- Özen borcunun yerine getirilmediğini yönelik beyanlar haksız ve mesnetsizdir. Zira;  DAVACI ŞİRKET, MÜVEKKİLİMİZİN ÜRETİM VE KONTROL SİSTEMİNİ TÜM DETAYLARI İLE BİLMEKTE VE DÖNEMSEL OLARAK DA DENETLEMEKTEKİR. MÜVEKKİLİMİZ, ULUSLARARASI STANDARTLARA UYGUN OLARAK ÜRETİM YAPAN BİR ŞİRKETTİR. BU KAPSAMDA, TÜM ÜRÜNLER ZATEN İLERİ TEKNOLOJİ İLE ÜRETİLMEKTE VE BUNA BAĞLI OLARAK KONTROL SİSTEMLERİ GELİŞTİRİLMEKTEDİR. Ancak; davalı müvekkilimizin, davacı şirketin kabul ve talep etmediği sistemleri uygulama yükümlülüğü veya imkanı yoktur. Zira; davacı şirket ne talep ederse o şekilde imalatını yapmak durumundadır.

*****    Nitekim, taraflar arasındaki sözleşmenin 6.maddesinde de, davacı şirketin uygun gördüğü imalat ve kalite kontrol sistemlerinin uygulanacağı öngörülmüş; davacının öngördüğü analiz ve kontrol sistemlerinin hatanın anlaşılmasında yeterli olmaması halinde, müvekkil şirketin meydana gelen hata veya zarardan sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir.

*****    Örneğin, müvekkilimizin başkaca üretim yaptığı ilaç şirketleri, ambalaj kontrollerinde yukarıda değinildiği gibi, maliyetleri göze alıp, minimum risk ile üretim yapılmasını talep ederken; davacının bunu talep etmemesi halinde, kusur müvekkilimize değil davacıya ait olacaktır. Zira; burada öngörülebilir bir risk mevcuttur. Davacı bu riski bildiği halde kabul etmektedir. İlaç üretim piyasasındaki tüm uygulamaları bilmesine rağmen, görünüş açısından benzer oldukları için risk oluşturabilecek folyolarla üretimi seçen davacı, oluşan hata veya ayıptan ötürü, müvekkilimizin sorumluluğuna gidemez.

            BORÇLAR KANUNU 361.MADDESİ KAPSAMINDA, DAVACI KENDİ EMİR VE TALİMATLARINDAN ÖTÜRÜ, MEYDANA GELEN AYIPTAN DOLAYI, MÜVEKKİLİMİZDEN HAK VE TAZMİNAT TALEBİNDE BULUNAMAZ.

F- DAVACI TARAFIN UĞRADIĞINI İDDİA ETTİĞİ ZARARLAR YÖNÜNDEN:

            Davacı taraf, dava dilekçesinde, meydana gelen hatadan ötürü, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak toplam 1.247.230-TL maddi zararının oluştuğunu iddia etmiş ise de; belirtilen zarar kalemleri ve miktarı tamamen afaki ve fahiştir. Şöyle ki;

1- Davalı müvekkilimiz, ilaçların geri çekilme sürecinde, iyiniyetli ilişkiler ve halen ticari ilişkinin devam etmesinden ötürü; davacı şirkete gerekli her türlü teknik ve mali desteği vermiştir. MÜVEKKİLİMİZCE, İLAÇLARIN İMHA ve İMHAYA BAĞLI NAKLİYE GİDERLERİ KARSILANMIŞTIR. Bu nedenle, davacının, ilaçların toplatılması ve imhası sırasında masrafları karşılamak zorunda kaldığına dair beyan ve taleplerini kabul etmediğimizi bildiririz.

2- Davacı şirketin, ilacın piyasadan çekilmesi sonucu, tekrar tanıtım faaliyetleri yapmak zorunda kaldığı, bu nedenle işçilik maliyetleri, bölge müdürü ve mümessil ücretleri gibi işçilik maliyetlerine maruz kaldığı, eczane ziyaretleri için seyahat, kargo, telefon vesair masraflarının olduğu ve bunların müvekkilimizce karşılanması gerektiği yönündeki iddiaları da tamamen mesnetsizdir. Zira; davacı şirket, ilaç sektöründe faaliyet gösteren bir şirket olarak, zaten sürekli olarak gerek dava konusu ilacın gerekse başka ilaçların tanıtımını yapmaktadır. Bu nedenle, yapılan tanıtımlar, meydana gelen blisterlama hatasından değil; sektörün olağan sürecinden kaynaklanmaktadır. Davalı müvekkilimizin, davacı şirketin zaten sürekli olarak istihdam ettiği personeline yaptığı ödemelerden sorumlu tutulabilmesi hukuken mümkün değildir.

3-Davacının ciro kaybına yönelik iddiaları da mesnetsizdir. Şöyle ki;

a) Öncelikle, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, bir an için davacının satış kaybı yaşadığı kabul edilse dahi; bu kayıpların tespitinde, iddia edildiği gibi Ciro rakamları esas alınamaz. Davacı şirketin, dava konusu Medical isimli ilaç ile ilgili olarak her türlü tanıtım, işçilik ve sair maliyetleri düşüldükten sonra şirkete kalan net kar miktarı tespit edilmelidir. Direkt olarak, ciro rakamlarına bağlı olarak zarar hesaplaması yapılamaz.

b) Davacı şirketin, Medical isimli ilaç ile ilgili olarak satış kaybı yaşayıp yaşamadığının tespiti için, sadece IMS raporları esas alınamaz. Zira; IMS RAPORLARI, İLAÇLARIN SADECE ECZANELERE SATIŞLARINI GÖSTERMEKTE OLUP; SATIŞ RAKAMLARININ TAM OLARAK TESPİTİNE ELVERİŞLİ DEĞİLDİR. BU NEDENLE, DAVACININ ZARARININ OLUŞTUĞUNU İDDİA ETTİĞİ DÖNEME AİT OLARAK, TÜM TİCARİ DEFTER VE KAYITLARININ, FATURALARININ İNCELENMESİ, BU SAYEDE NE MİKTARDA MEDICAL SATIŞI YAPTIĞININ TESPİT EDİLMESİ GEREKMEKTEDİR.

c) Davacı şirketin, kar kaybı olup olmadığının tespitinde, geçmiş senelerdeki satış rakamları ile bir sonraki yıl satış rakamları, yıl bazında değerlendirilmelidir. Zira; davacı şirket, ilaç satışları ile ilgili olarak, yıl bazında satış hedefleri belirlemekte ve buna bağlı olarak, davalı müvekkilimize ortalama olarak ürettireceği ilaç sayısını bildirmektedir.Bu nedenle, ilaç satışının düşüp düşmediği, ancak ve ANCAK SENELİK BAZDA YAPILACAK DEĞERLENDİRMELER VE DAVACI ŞİRKETİN HEDEFLERİ İLE TESPİT EDİLEBİLR.

d) Davacı şirketin, 20..-20..-20..-20.. (son dört yıl) yılları için, ortalama olarak satmayı hedeflediği ve bu kapsamda, müvekkilimize sipariş ön bilgisi olarak göndermiş olduğu bilgiler ve yazışmalar delillerimiz arasında ibraz edilecektir. Bu yazışmalardan tespit edileceği üzere, DAVACI ŞİRKET, HER YIL HEDEFLEDİĞİ VE TAHMİN ETTİĞİ SATIŞ RAKAMLARINI TUTTURDUĞU GİBİ, DAVA KONUSU BLİSTER KARIŞIKLIĞI DAHİ DİKKATE ALINDIĞINDA SENELİK HEDEFLERİ AYNI KALMIŞTIR. Tüm bu hususların, konusunda uzman bilirkişiler tarafından tespit edileceği kuşkusuzdur. Bu nedenle, dava dilekçesinde yer alan satış hedefleri ve kayıp bildirimleri, tamamen hayali rakamları içermektedir.

e) Davacı şirket, imha olunan ürünlerin maliyeti olan, 73.790-TL yi talep etmiş ise de; bu talepleri mesnetsizdir. Zira; Davalı müvekkilimiz, yaklaşık olarak 29.500 kutu üründen, sadece 9.568 adet ürün hatalı çıkmış; kalan kısım ise doğru ürün ve doğru blisterli olarak tespit edilmiştir. Davalı müvekkilimiz piyasadan toplatılan ürünlerle ilgili olarak gerekli laboratuar testlerini yaptıktan sonra, bunların yeniden piyasaya sürülmesinin uygun olacağını tespit etmiş olmasına rağmen; davacı şirket bu hususta olumsuz görüş bildirmiş ve MÜVEKKİL ŞİRKET YETKİLİLERİNE E-MAİL YOLUYLA 18.01.20.. TARİHİNDE, 17.229 ADET ÜRÜNÜN İMHA EDİLMESİNİ VE BU ÜRÜNLERİN TÜM MALİYETİNİ ÜSTLENDİKLERİNİ BİLDİRMİŞLERDİR.

            Davacı şirketin, açık iradesi ile imha olunan ürünlerin maliyetini kabul ettiği sabittir. Buna rağmen, imha edilen ürünlerin tutarının dava dilekçesinde yeniden istenmesi, iyi niyetten uzaktır.

****      Davacı şirketin, imha edilen ürünlerin maliyetini üstlenmesi, meydana gelen hata ile ilgili olarak kusurlu olduklarının da, zımnen kabulü anlamına gelmektedir.

4-        Kabul anlamına gelmemek kaydıyla; zararın varlığı araştırılırken yapılacak hesaplamalarda; Borçlar Kanunu 325.maddesi uyarınca, davacı şirketin dava konusu ilaçların satışları ile ilgili olarak yapmakla yükümlü olacağı harcamaların, tespit edilecek zarardan mahsup edilmesi gerekmektedir.

5-        Öte yandan, davacı şirket müvekkilimize tebliğ etmiş olduğu 28.02.20.. TARİHLİ FATURADA, MEYDANA GELEN OLAYDAN ÖTÜRÜ MADDİ ZARARLARINI TALEP ETMİŞ VE FATURA BEDELİ OLARAK 306.800-TL BELİRLEMİŞTİR. Davacı şirketin, maddi zarar olarak öncelikle 306.800,00-TL talep etmesi, sonra ise işbu dava da 1.247.230-TL talepte bulunması, haksız çıkar amacı güdüldüğünü göstermektedir.

6-        Davacı şirket, fahiş miktarda maddi tazminat talebinde bulunmaktadır. Talep olunan maddi tazminat, müvekkilimizin, dava konusu üretim işinden elden edeceği karı dahi geçecek miktarda hakkaniyetsizdir. Bu nedenle de, maddi tazminat miktarının kabul edilebilmesi mümkün değildir.

G-        DAVACI ŞİRKETİN MÜSBET ZARAR TALEP EDİP EDEMEYECEĞİ YÖNÜNDEN:            Davacı şirketin, müvekkilimizden kar mahrumiyetini de içerir şekilde müsbet zarar talep etmesi hukuken mümkün değildir. Zira; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun emsal içtihatlarına göre, müsbet zarar, ancak ifadan vazgeçildiğinde talep edilebilir. Oysa, davacı şirket, dava konusu ilaçların yeniden imal edilmesinden vazgeçmediği gibi, sözleşmeyi de feshetmemiştir. Bu kapsamda, aynen ifa seçimlik hakkını kullandığından, aynı anda tazminat talep etmesi imkansızdır. Bu açıdan da, maddi tazminat taleplerinin reddi gerekir.

H- DAVACI ŞİRKETİN MANEVİ ZARAR TALEPLERİ YÖNÜNDEN:

     Davacı şirketin, manevi tazminat talebinin de, diğer talepleri gibi yasal şartlar oluşmadığından reddi gerekmektedir. Zira; manevi tazminat talep edilebilmesi için;

  1. Davacı şirketi, manevi açıdan zararlandırıcı bir olay olması,
  2. Bu olay ile müvekkilimiz arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekmektedir.

            Oysa; davacı şirketin, meydana gelen olay neticesi herhangi bir suretle ticari itibarı zedelenmediği gibi, Medical isimli ilacı ile ilgili olarak piyasada herhangi bir önyargı vs de oluşmamıştır. Bu nedenle, zararlandırıcı olay yönünden manevi tazminat talep edilemez.

            Öte yandan, meydana gelen olay ile müvekkilimiz arasında uygun illiyet bağı yoktur. Zira; aradaki illiyet bağı, davacı şirketin ve ambalaj tedarikçisi Kartal´ın müşterek kusuru ile kesilmiştir. Bu nedenle, davalı müvekkilimizden, manevi tazminat talep edilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırıdır.

            TÜM AÇIKLANAN SEBEPLERİN TEKNİK VE HUKUKİ OLARAK DEĞERLENDİRİLEBİLMESİ İÇİN, TÜM DELİLLER TOPLANDIKTAN VE DAVANIN MAHİYETİ İTİBARİYLE TANIKLARIMIZ DİNLENDİKTEN SONRA; DOSYANIN KONUSUNDA UZMAN, İLAÇ ÜRETİMİ VE ECZA KONUSUNDA DENEYİMLİ, ÜRETİM TECRÜBESİ OLAN ECZACI, KİMYA MÜHENDİSİ, MALİ MÜŞAVİR VE HUKUKÇUDAN OLUŞAN BİLİRKİŞİ HEYETİ ARACILIĞIYLA ÜRETİM SAHASINDA KEŞİF YAPILMAK SURETİYLE, GEREK TEKNİK HUSUSLAR VE ÜRETİM YÖNÜNDEN GEREKSE MALİ KAYITLAR YÖNÜNDEN BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ YAPTIRILMASINI TALEP ETMEKTEYİZ.

            Yukarıda kısaca izah olunan nedenlerle, davalı müvekkilimizin, dava konusu olayda kusurunun bulunmaması, basiretli bir tacir olarak sözleşmeden ve yasalardan doğan her türlü yükümlülüğün eksiksiz yerine getirilmesi nedeniyle; davacı şirketin dava dilekçesinde yer alan taleplerinin reddini talep zorunluluğumuz doğmuştur.

HUKUKİ NEDENLER  : TTK, B.K.,ilaç üretiminde Uluslararası alanda kabul edilen kontrol standartları, yönetmelikler ve ilgili tüm yasal mevzuat.

Sözleşme Yönetimi Ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi
Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Anahtar Sözcükler: İlaç, ilaç Sektörü, Tedarik Zinciri Krizi, Fason Üretim, Tedarikçi Sorumluluğu, Sözleşme Yönetimi, Tedarik, Kriz, Fason, Üretim, Tedarikçi, Sözleşme, Hukuk, Davacı, davalı, mevzuat, yargı, teknik, şartname, tazminat, bilirkişi, ambalaj, zaman aşımı, yükümlülük

Eğitim teklifi için egitim@satinalmadergisi.com 

Elektrikli mi, Hidrojenli mi? Otomotivin Geleceğini Şekillendirecek Rekabet ve Türkiye’nin Durumu

Filo Yönetimi Eğitimi Operasyon Ve Planlama İlkeleri Haber Elektrikli Mi, Hidrojenli Mi Otomotivin Geleceğini şekillendirecek Rekabet Ve Türkiye'nin Durumu

Elektrikli mi, Hidrojenli mi? Otomotivin Geleceğini Şekillendirecek Rekabet ve Türkiye’nin Durumu

Filo Yönetimi Eğitimi Operasyon Ve Planlama İlkeleri Haber Elektrikli Mi, Hidrojenli Mi Otomotivin Geleceğini şekillendirecek Rekabet Ve Türkiye'nin DurumuDünya otomotiv sektörü uzun yıllardır iki seçenek arasında gidip geliyor. Elektrikli araçlar bugün için öne geçmiş görünse de hidrojen teknolojisi hızla olgunlaşıyor ve özellikle ağır taşımacılık ile uzun mesafeli ulaşımda elektriğin gerçek alternatifi olarak masaya oturuyor. Toyota’nın üçüncü nesil yakıt hücresi sistemini seri üretime taşıması, BMW ile kurduğu ortaklık ve Hyundai’nin bu alandaki kararlı duruşu, hidrojenin henüz bitmediğini gösteriyor. Türkiye ise bu dönüşümde seyirci kalmama kararını resmi belgelerle tescil ettirmiş durumda.

Toyota Üçüncü Nesille Yeniden Sahneye Çıkıyor

Toyota, Şubat 2025’te tanıttığı üçüncü nesil yakıt hücresi sistemini yalnızca bir konsept olarak bırakmadı. Şirketin resmi açıklamasına göre bu sistem, önceki nesle kıyasla yüzde 20 daha yüksek yakıt verimliliği ve iki katına çıkan dayanıklılık ömrüyle dikkat çekiyor. Dizel motorlarla kıyaslanabilir bir servis ömrüne ulaşan bu yapı, yük taşımacılığı, otobüs hatları ve uzun mesafeli ticari araçlar için gerçek bir seçenek haline geliyor. Toyota, sistemi Japonya, Avrupa, Kuzey Amerika ve Çin pazarlarına taşımayı en erken 2026 sonunda planladığını açıkladı. Bu hamlenin belki de en çarpıcı boyutu BMW ile yapılan ortaklık. İki dev, ortak geliştirdikleri yeni nesil yakıt hücresi sistemini müşterilere sunmak üzere üretime hazırlanıyor. BMW, bu ortaklık çerçevesinde ilk seri üretim hidrojenli modelini 2028’de çıkarmayı hedefliyor.

Toyota’nın yolcu araçlarındaki yüzü Mirai, 402 mil menzil ve 182 beygir güçle 2026 model yılını minimal bir güncellemeyle geride bıraktı. Asıl dönüşüm yolcu arabalarında değil, ağır araç ve ticari taşımacılık segmentinde yaşanıyor. Toyota, Kuzey Amerika’daki kendi parça dağıtım merkezine hizmet etmek üzere hidrojenli Sınıf 8 ağır kamyonları devreye almayı planlıyor. Bain and Company’nin değerlendirmesine göre hidrojenin gerçek rekabet alanı uzun mesafeli karayolu taşımacılığıdır. Bu segmentte batarya ağırlığı ve şarj süresi gibi elektrikli araçların yapısal sınırlamaları en belirgin biçimde kendini göstermektedir.

Pazar Büyüyor ama Elektriğin Gölgesinde

Küresel hidrojen yakıtlı araç pazarı bugün için hala küçük. Fortune Business Insights verilerine göre bu pazar 2025 itibarıyla 17 milyar dolar civarındaydı ve 2034’e kadar yüzde 34,5 yıllık büyüme oranıyla 245 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Asya Pasifik bölgesi 2025’te pazarın yüzde 74’ünü oluşturuyordu. Japonya, Güney Kore ve Çin bu tablonun baş aktörleri. ABD’de ise tablo farklı. Dünyada 2024’te yaklaşık 13 bin hidrojen araç satılırken, elektrikli araç satışı 1,3 milyona yaklaştı. S&P Global Mobility’nin analizine göre bu oran 2037’ye kadar köklü biçimde değişmeyecek ve hidrojen araçların hafif araç segmentindeki küresel pay binde 2,2 ile sınırlı kalacak.

Öte yandan bazı büyük oyuncular hidrojenden çekilme kararı aldı. General Motors, yüksek maliyeti gerekçe göstererek HYDROTEC markalı yakıt hücresi programını 2024 sonunda kapattı. Mercedes, Volkswagen ve Stellantis da yolcu araçlarındaki hidrojen planlarını rafa kaldırdı ya da askıya aldı. Bu tablo, hidrojenin yolcu otomobilinde elektriğe karşı verdiği rekabetin bugün için kazanılamaz göründüğünü, buna karşın ağır taşımacılık, demiryolları, denizcilik ve sanayi uygulamalarında gerçek bir konuma oturduğunu ortaya koyuyor.

Maliyet Gerçeği: Hala Pahalı ama Fark Kapanıyor

Hidrojenli araç satın almanın önündeki en büyük engel maliyet. Toyota Mirai 51 bin 795 dolardan başlarken Hyundai Nexo 60 bin doların üzerinde fiyatlanıyor. MIT araştırmacılarının hesaplamalarına göre bir hidrojen aracının toplam sahip olma maliyeti, benzer benzinli araçtan yüzde 40, benzer elektrikli araçtan ise yaklaşık yüzde 10 daha yüksek seyrediyor. Bunun temel nedeni yakıt maliyeti. Californiya’da hidrojen kilogram başına 32 doları aşmış durumda ve dolum başı maliyet 200 dolara yaklaşıyor. Bu rakamla kilometre başı yakıt maliyeti elektrikli araçların çok üzerinde kalıyor. Uzmanlar bununla birlikte, ölçek büyüdükçe yakıt fiyatlarının gerileyebileceğini ve özellikle yeşil hidrojen üretim kapasitesi arttığında rekabet koşullarının değişeceğini vurguluyor.

Dolum altyapısı ise bugün için hidrojenin en zayıf halkası. ABD’de tüm hidrojen istasyonlarının yalnızca Californiya’da yoğunlaştığı ve bu sayının son yıllarda artmak bir yana azaldığı görülüyor. Shell gibi büyük şirketler düşük kullanım gerekçesiyle istasyonlarını kapattı. Buna karşın hidrojenin beş dakikadan kısa dolum süresi ve 400 mil üzeri menzil avantajı, özellikle uzun yol sürücüleri ve ticari filo operatörleri için elektrikli araçların önüne geçtiği somut avantajlar olmayı sürdürüyor.

Eğitim Filo Yönetimi Binek Araç Kiralama Satın Alma İdari İşler
Filo Yönetimi Eğitimi, Binek Araç Kiralama, Satın Alma ve İdari İşler

Tedarik Zinciri Açısından Hidrojen: Farklı Bir Baskı

Hidrojenli araçlar tedarik zinciri açısından bakıldığında elektrikli araçlara göre anlamlı bir avantaj taşıyor. Elektrikli araçların bataryaları lityum, kobalt ve nikel gibi jeopolitik açıdan hassas hammaddelere bağımlıyken, yakıt hücreli araçlar bu bağımlılığı önemli ölçüde azaltıyor. Toyota’nın yeni nesil sisteminde de bu doğrultuda platin gibi değerli metal kullanımını minimize etmeye yönelik tasarım değişiklikleri öne çıkıyor. Nadir metal tedariğindeki aksaklıkların elektrikli araç üretimini etkilediği kriz dönemlerinde, hidrojenin üretim güvencesi açısından daha istikrarlı bir seçenek sunabileceği savunucuları tarafından sıkça dile getirilen bir argüman haline geliyor.

Lojistik operatörler ve filo yöneticileri açısından ise hidrojenin asıl cazip olduğu nokta çalışma sürekliliği. Ağır kamyon ve otobüs filosunda birkaç dakikalık dolum süresi, saatlerce bekleyen hızlı şarj istasyonlarına kıyasla operasyonel verimliliği doğrudan etkiliyor. Bu nedenle büyük lojistik şirketlerinin pilot uygulamaları, Amazon, INEOS ve Holcim gibi devlerin hidrojenli kamyon denemelerine dahil olması dikkat çekici. Avrupa Birliği’nin 2030 yılına kadar yeni şehir otobüslerini batarya ya da hidrojen güçlü olarak zorunlu kılması, tedarik zincirinin en önden etkilerini hissedeceği taşımacılık segmentinde hidrojenin önünü açıyor.

Türkiye’nin Tutumu: Strateji Belgede, Uygulama Yolda

Türkiye bu dönüşüme yabancı değil. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yayımladığı Hidrojen Teknolojileri Stratejisi ve Yol Haritası, 2053 karbon nötrlük hedefi kapsamında hidrojeni öncelikli alanlardan biri olarak tanımlıyor. Otomotiv tarafında Karsan, hidrojen yakıtlı araç çalışmalarını sürdüren başlıca yerli oyuncu olarak öne çıkıyor. Demiryolu alanında ise TÜRASAŞ ile İngiltere ihracat kredi kuruluşu UKEF arasında imzalanan protokol, yerli hidrojenli tren üretiminin temelini atıyor; çalışmalar Eskişehir’deki tesislerde yürütülüyor. Eskişehir Teknik Üniversitesi öğrencilerinin Shell Eco-marathon Europe’ta prototip hidrojen kategorisinde Avrupa dokuzuncusu olması ise akademik potansiyelin somut bir göstergesi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın hazırlamayı planladığı Türkiye Hidrojen Eylem Planı, mevzuat altyapısını, piyasa oluşturma mekanizmalarını ve güvenlik standartlarını kapsayacak. Uzmanlar Türkiye’nin güneş ve rüzgar kaynakları açısından yeşil hidrojen üretiminde ciddi bir potansiyel taşıdığına dikkat çekiyor. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden Doç. Dr. Tuğçe Demirdelen, Türkiye’nin elektrikli araçların sınırlamalarını göz önünde bulundurarak hidrojen yakıtlı taşımacılığı devreye alma planlarının farkında olduğunu ve bu alanda hızlanması gerektiğini vurguluyor.

Elektriğin mi, Hidrojenin mi Çağı Geliyor?

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Uzmanların büyük çoğunluğu geleceğin birden fazla teknolojiye birden ev sahipliği yapacağını savunuyor. Binek araçlarda elektrik üstünlüğü sürerken, uzun mesafeli karayolu taşımacılığında, denizcilikte, havacılıkta ve ağır sanayide hidrojenin ağırlığı giderek artıyor. S&P Global Mobility, 2037 itibarıyla hafif araç segmentinde elektrikli araçların yüzde 50’nin üzerinde paya sahip olacağını, hidrojenin bu dilimi yüzde 0,22 ile sınırlı kalacağını öngörüyor. Ancak taşımacılık ve lojistik için tablo farklı okunuyor. AB’nin ağır vasıta emisyon hedefleri, hidrojenli kamyon ve otobüs talebini önümüzdeki on yılda ciddi biçimde artıracak.

Türkiye’nin İki Teknolojideki Konumu: Yerli Markayla Elektrikte, Stratejiyle Hidrojende

Türkiye bu rekabette hem elektrikli hem hidrojen cephesinde eş zamanlı ilerleyen ender ülkelerden biri konumuna geldi. Elektrikli araç tarafında tablo oldukça net. ODMD verilerine göre Togg, yılın ilk çeyreğinde 9.419 adetlik satışla Türkiye elektrikli araç pazarının tartışmasız lideri oldu; Tesla ve BYD bu rakamın çok gerisinde kaldı. Türkiye yollarındaki elektrikli araç sayısı 320 bini aştı ve toplam araç satışlarındaki pay yüzde 18’e dayandı. Togg’un T10F sedanla ürün gamını genişletmesi, markayı hem bireysel hem filo pazarında daha güçlü bir konuma taşıdı.

Toyota’nın Sakarya fabrikasında üretilen hibrit modeller ise Türkiye’nin Avrupa ihracatındaki payını artırırken yerli sektörün teknik kapasitesine de katkı sağlıyor. Hidrojen tarafında ise Türkiye strateji belgesinden sahaya iniş aşamasına geçiyor. Karsan ticari araçlarda hidrojen üzerinde çalışmayı sürdürüyor, TÜRASAŞ yerli hidrojen treni için İngiltere ile protokol imzaladı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ise Hidrojen Eylem Planı hazırlığındaki son adımlara yaklaşıyor. Uzmanlar Türkiye’nin güneş ve rüzgar potansiyelini göz önüne alarak ülkenin yeşil hidrojen üretiminde bölgesel bir merkez olabileceğini vurguluyor. Bu iki teknolojide eş zamanlı ilerleme Türkiye’ye önemli bir esneklik sağlıyor ve hem binek araçlarda elektrikle iç pazarını yönetmek, hem de ağır taşımacılık ve demiryollarında hidrojenle ihracat değeri yaratmak mümkün.

Filo Yönetimi Eğitimi Operasyon Ve Planlama İlkeleri Haber Elektrikli Mi, Hidrojenli Mi Otomotivin Geleceğini şekillendirecek Rekabet Ve Türkiye'nin DurumuSonuç olarak hidrojen, yolcu otomobilinde elektriğin yerini almak için değil, elektriğin yetersiz kaldığı alanlarda boşluğu doldurmak için yarışıyor. Bu iki teknolojinin birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısı olduğu kabul gördükçe hem sektör yatırımları hem de politika çerçeveleri daha net bir zemine kavuşuyor. Toyota’nın 30 yılı aşkın süredir hidrojen teknolojisine yatırım yapmaktan vazgeçmemesi, bu alanın uzun soluklu bir yarış olduğunu ve sonucun henüz belli olmadığını hatırlatıyor.


Eğitim Kataloğu
Eğitim Kataloğunu indirebilirsiniz.

ŞİRKET EĞİTİM KATALOĞU

Şirket eğitimlerine büyük özen gösteriyoruz. Memnuniyetiniz ve referansınız bizim için çok değerli.
Eğitime sizlerle birlikte hazırlanıyoruz. Sizlerden gelen önerileri dikkate alıp özgünleştirmelerle ilerliyoruz.

Güvenilir eğitim hizmetleri ile yanınızdayız.  Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.
 Prof. Dr. Murat Erdal

Eğitim Filo Yönetimi Binek Araç Kiralama Satın Alma İdari İşler
Filo Yönetimi Eğitimi, Binek Araç Kiralama, Satın Alma ve İdari İşler

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri:
İçerikleri incelemek için tıklayınız. 

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400  Standardı Eğitimi (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)
☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün) 

-> İçerikler için Eğitim Kataloğunu İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

REHBERİ İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

Sürdürülebilirlik Verisi Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu
Sürdürülebilirlik Verisi -Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ

Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Pazarlık Anketini Yapın Müzakere Stilinizi Görün

PAZARLIK PROFİLİ ANKETİ

  • 4 Müzakereci Profilinden Hangisisiniz?
  • Pazarlık Stilinizi Keşfedin: Skorunuzu Görün
  • Ekip Profilinizi Ölçün, Gelişim Planınızı Başlatın
  • Sahada, Müzakerelerde Daha Net, Daha Hızlı, Daha Etkili Sonuç Alın
İş Bulmacaları Kelime Oyunları
İş Bulmacaları Kelime Oyunları

İş Bulmacaları Kelime Oyunları

Özel İş Bulmacaları. Meydan okumayı sevenleri 17 ayrı bulmaca bekliyor.
Online veya PDF üzerinde çözebilirsiniz. Kolaylıklar dileriz.

Tıbbi Sarf Malzeme Numune Değerlendirmesinin İhale Komisyonunca Yapılmaması?

Tıbbi Sarf Malzeme Numune Değerlendirmesinin İhale Komisyonunca Yapılmaması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Tıbbi Sarf Malzeme Numune Değerlendirmesinin İhale Komisyonunca Yapılmaması?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Tıbbi Sarf Malzeme Numune Değerlendirmesinin İhale Komisyonunca Yapılmaması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; ihalenin birinci kısmında teklif etmiş oldukları  ürünün Teknik Şartname’yi karşıladığı, numune değerlendirme işleminin yerinde olmadığı dolayısıyla bu kısımda ekonomik açıdan en avantajlı birinci teklif olarak belirlenmeleri gerektiği, şöyle ki;

İlk ihale komisyonu kararı ile ihalenin 1’inci kısmında ekonomik açıdan en avantajlı birinci teklif sahibi istekli olarak belirlendikleri, ancak ihale kararının kesinleşmesinden sonra yapılan itiraz üzerine aynı numune ve aynı teknik şartname hükümleri kapsamında yapılan ikinci değerlendirmede ürünün uygunsuz bulunduğunun belirtildiği, bu aşamadan sonra yapılan farklı nitelikteki teknik değerlendirmenin hukuki güvenlik, belirlilik, eşit muamele ve rekabet ilkelerine açıkça aykırılık teşkil ettiği, Teknik Şartname’nin (F) maddesi gerekçe gösterilerek ürünün “yoğun bakımda bağlantı hatasına sebep olabileceği” yönünde verilen uygunsuzluk kararının somut, ölçülebilir ve belgelendirilebilir bir teknik veriye dayanmadığı,  teklif edilen ……. marka aspirasyon torba kapağı üzerinde vakum, hasta ve tandem  fonksiyonlarını yerine getirmek üzere tasarlanmış üç adet giriş (port) bulunduğu, her bir portun farklı çap ve ebatlarda tasarlandığı, bu nedenle kullanıcılar bakımından herhangi bir karışıklığa veya yanlış bağlantı riskine sebebiyet vermesinin mümkün olmadığı, diğer taraftan, aynı idare ile aynı malzeme için daha önceki bir tarihte sözleşme imzalandığı, söz konusu sözleşme kapsamında 2023 yılında toplam 36.000 adet torbanın idareye teslim edildiği ve kullanıldığı, bu kullanım süresi boyunca idareye veya kendilerine iletilmiş herhangi bir teknik arıza, bağlantı hatası, hasta güvenliğini tehlikeye düşüren durum veya şikâyetin bulunmadığı, tekliflerinin Teknik Şartnameye uygun bulunmadığı yönünde işlem tesis edilmesine rağmen, değerlendirme dışı bırakılmayarak ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif olarak belirlendikleri, bu durumun esasen teklif edilen ürünün Teknik Şartnameye uygun olduğunun bir kanıtı niteliğinde olduğu iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Temel ilkeler” başlıklı 5’inci maddesinde “İdareler, bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında  karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumludur. …” hükmü,

Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Tedarik edilecek malların numuneleri, katalogları, fotoğrafları ile teknik şartnameye cevapları ve açıklamaları içeren  doküman ve demonstrasyon” başlıklı 43’üncü maddesinde “(1) Teklif edilen malın teknik şartnamede yer alan teknik kriterlere uygunluğunu belirlemek amacıyla numune, teknik bilgilerin yer aldığı katalog, teknik şartnameye cevapları ve açıklamaları içeren doküman ile fotoğraf istenebilir ve/veya demonstrasyon yaptırılabilir. Özel imalat süreci gerektiren mal alımları hariç, teknik şartnameye cevapları ve açıklamaları içeren doküman istenmesi durumunda katalog istenmesi zorunludur. Katalog istenen ihalelerde, teknik şartnamede teknik kriter olarak düzenlenen ancak katalogda yer almayan hususlara yönelik kanıtlayıcı belge ve/veya açıklamalar aday veya istekliler tarafından başvuru veya teklifleri kapsamında  sunulur.

(2) Numunelerin sunulması ve bunların değerlendirilmesine yönelik yapılan düzenlemelerde aşağıdaki hükümler esas alınır:

a) İdare tarafından hangi kalem/kalemler için ve kaç adet numune isteneceği, numunenin hangi aşamada ve kimler tarafından sunulacağı, numunelerin değerlendirilmesinde hangi yöntemin kullanılacağı ile diğer hususlara, ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamede yer verilir. Son başvuru tarihi/ihale tarihi ve saatinden önce numunelerin idareye sunulacağına ya da bu tarih ve saatten önce numune değerlendirmesi yapılarak sadece numunesi uygun görülenlerin başvuruda bulunabileceğine veya teklif sunabileceğine ilişkin düzenleme yapılamaz.

b) Numune sunulması istenen kalem/kalemler için uygun sayı ve nitelikte numune alınması idarenin sorumluluğundadır. Malın niteliğinin birden fazla numune değerlendirmesi yapmaya uygun olup olmadığı ile malın kullanım ömrü dikkate alınarak en az bir adet numunenin idarede muhafaza edilmesi gerekir. Kurul ya da yargı kararları üzerine yeniden değerlendirme, muhafaza edilen numune üzerinden yapılır.

c) Numune değerlendirmesi, ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamede düzenlenen aşağıdaki yöntemlerden biri vasıtasıyla yapılır:

1) İhale komisyonu, numuneyi doğrudan inceleyerek, üyelerinin tamamı tarafından düzenlenen numune inceleme raporu/tutanağı çerçevesinde değerlendirme yaparak karar verebilir.

2) İhale komisyonu, uzman üyelerinin tamamı tarafından düzenlenen numune inceleme raporu/tutanağı çerçevesinde değerlendirme yaparak karar verebilir.

3) İhale komisyonu, uzman üyelerinin tamamı ile alıma konu malı/malları kullanacak personel arasından görevlendirilen kişi veya kişilerin tamamı tarafından düzenlenen numune inceleme raporu/tutanağı çerçevesinde değerlendirme yaparak karar verebilir.

ç) Ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamede istenen sayıda ve nitelikte numune, şartnamede yapılan düzenlemeler çerçevesinde idareye teslim edilir. Teslim edilen numunenin üzerinde; ihale bilgileri, numune sunulan kalem bilgileri ve aday veya istekli bilgilerine yer verilir. İdare tarafından numune bir tutanak ile teslim alınır ve talep edilmesi halinde tutanağın bir sureti aday veya istekliye verilir.

d) İdare tarafından gerekli görülen hallerde, numune değerlendirmesinin yapılacağı yer, tarih ve saat bilgisi aday veya isteklilere bildirilir. Numune değerlendirmesinde numunenin fiziksel nitelikleri ile teknik şartnamede yer alan teknik kriterlere uygun olup olmadığı kontrol edilir. Yapılan inceleme sonucunda düzenlenen numune inceleme raporunda/tutanağında numunenin uygunluk durumu belirtilir ve uygun bulunmaması durumunda buna ilişkin gerekçelere yer verilir. Numune inceleme raporu/tutanağı çerçevesinde numunelere yönelik nihai değerlendirme ihale komisyonu tarafından yapılır ve bu değerlendirmelere ihale komisyonu kararında yer verilir.

(3) Demonstrasyon işlemine yönelik yapılan düzenleme ve değerlendirmelerde ikinci fıkradaki hükümler esas alınır.

(4) İş ortaklıklarında ortaklardan biri, birkaçı veya tamamı tarafından ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamede yapılan düzenlemeler çerçevesinde, teklif edilen mala ilişkin olarak numune, teknik bilgilerin yer aldığı katalog, teknik şartnameye cevaplar ve açıklamaları içeren doküman ile fotoğraf sunulabilir ve/veya demonstrasyon yapılabilir. Konsorsiyumların katılabileceği ihalelerde, işin uzmanlık gerektiren kısımları göz  önünde bulundurularak numune, teknik bilgilerin yer aldığı katalog, teknik şartnameye cevaplar ve açıklamaları içeren doküman ile fotoğraf sunulması ve/veya demonstrasyon işlemine yönelik düzenleme her bir kısım için ayrı ayrı yapılır. Konsorsiyum ortaklarından her biri, başvuruda bulunduğu veya teklif verdiği kısım için istenen yeterlik kriterini sağlamak zorundadır.” hükmü,

Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliği’nin “Başvuru ve/veya tekliflerin değerlendirilmesi ile ihalenin karara bağlanması” başlıklı 12’nci maddesinde “(1) Teklifler açıldıktan sonra 11 inci maddenin birinci fıkrasına göre uygun bulunmayan teklifler değerlendirme dışı bırakılır. Pazarlık usulüyle yapılan ihalelerde son fiyat tekliflerinin alınması işlemi, elektronik eksiltme yapılan ihalelerde ise eksiltme işlemleri; teklifi bu aşamada değerlendirme dışı bırakılmayan istekliler davet edilerek gerçekleştirilir.

(2) Birinci fıkraya göre uygun olduğu anlaşılan tekliflerden ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif olması öngörülenlerin değerlendirilmesine geçilir. Bu değerlendirme, idari şartname düzenlemeleri çerçevesinde ihaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgeler esas alınarak yapılır. Değerlendirme işlemi; aşırı düşük teklif açıklaması istenen ihalelerde, teklifi aşırı düşük olan isteklilerin tamamı için gerçekleştirilir. Belli istekliler arasında ihale usulüyle yapılan ihalelerde tüm başvurular ve/veya teklifler değerlendirilir.

(3) İkinci fıkraya göre yapılan değerlendirmede, ihaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgelerden; entegrasyonlar aracılığıyla veya EKAP ya da diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının internet sayfası üzerinden erişilebilenlerin teyit işlemi gerçekleştirilir. 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi kapsamında ihaleye katılım belgesine aktarılan belgelerden teyit edilemeyenler bu haliyle değerlendirmeye esas alınır ve ihtiyaç duyulması hali hariç bu belgelerin fiziki olarak sunulması istenmez.

(4) Aşırı düşük teklif açıklamaları, ikinci fıkra kapsamında yapılan teklif değerlendirmesi sonucunda teklifi geçerli olduğu tespit edilen isteklilerden istenir. İstekliler tarafından aşırı düşük teklif açıklamaları EKAP üzerinden e-imza ile imzalanmak suretiyle gönderilir. Aşırı düşük teklif açıklamalarını EKAP üzerinden sunmayan veya sunduğu açıklamaları uygun bulunmayan isteklilerin teklifleri reddedilir. Açıklama kapsamında yüklenen belgeler bu haliyle değerlendirmeye esas alınır ve ihtiyaç duyulması hali hariç bu belgelerin fiziki olarak sunulması istenmez. Fiziki olarak sunulması istenilen belgeleri verilen makul süre içinde sunmayan veya belgelerin sunuluş şekline aykırı sunan istekliler ile yüklenen belgelerden farklı bir belge sunan isteklilerin teklifleri reddedilerek geçici teminatları gelir kaydedilir.

(5) Numune/demonstrasyon istenen ihalelerde numune/demonstrasyon değerlendirmesi ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci olması öngörülen teklifler için yapılır. Numune/demonstrasyon işlemlerine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyen isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilir.

(6) Değerlendirme işlemlerine, ekonomik açıdan en avantajlı teklif ile belirlenecek ise ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif tespit edilinceye kadar devam edilir.

(7) Tekliflerin değerlendirilmesi sonucunda katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin şartları sağlamadığı anlaşılan istekliler ile numune/demonstrasyon değerlendirmesi başarısız  sonuçlanan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır ve bu tekliflerin değerlendirme dışı bırakılma gerekçeleri kaydedilerek EKAP üzerinden ihale komisyonu kararı oluşturulur.

İhale komisyonu kararı, komisyon üyeleri tarafından e-imza ile imzalanır ve ihale  etkilisinin onayına sunulur. İhale yetkilisi, karar tarihini izleyen en geç beş iş günü içinde, e-imza ile imzalamak suretiyle ihale kararını onaylar veya gerekçesini belirtmek suretiyle iptal eder. İhale kararının ihale yetkilisince onaylanacağı tarihte EKAP üzerinden yasaklılık teyidi yapılır.

(8) Kesinleşen ihale kararı, ihale yetkilisi tarafından onaylandığı veya iptal edildiği günü izleyen en geç üç gün içinde tüm isteklilere bildirilir.

(9) Üçüncü fıkra kapsamında fiziki olarak sunulması istenen belgeleri verilen makul süre içinde sunmayan veya belgelerin sunuluş şekline aykırı sunan istekliler ile yüklenen belgelerden farklı bir belge sunan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır ve geçici teminatları gelir kaydedilir.

(10) Beşinci fıkra kapsamında numune/demonstrasyon işlemlerine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ile dokuzuncu fıkrada sayılan fiiller, ihale kararını etkileyecek davranış olarak kabul edilir ve bu davranışlarda bulunan istekliler hakkında Kanunun 17 nci maddesi hükümleri uygulanır.

(11) Bu madde kapsamında yer alan hükümler, niteliğine uygun düştüğü ölçüde ön yeterlik/yeterlik başvurularının değerlendirilmesinde de uygulanır.” hükmü,

Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Tekliflerin alınması ve değerlendirilmesi” başlıklı  16’ncı maddesinde “… 16.9. Katalog, kılavuz, çizim, fotoğraf vb. belgeler ve/veya numune istenen ihalelerde, tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında bu belgelerden ve/veya numune üzerinden teknik şartnameye uygunluk değerlendirmesi yapılır. Tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında anılan belgeler ve/veya numune üzerinden teknik değerlendirme yapılmasının öngörülmemesi halinde ise bu durumun ihale dokümanında belirtilmesi koşuluyla istenen belgelerin ve/veya numunenin sadece teklif ekinde sunulup sunulmadığına bakılır.” açıklaması yer almaktadır.

İdari Şartname’nin “Tekliflerin açılması ve değerlendirilmesi” başlıklı 29’uncu maddesinde “29.1.

Teklifler, ihale komisyonu tarafından ihale tarih ve saatinde EKAP’ta açılır. Yaklaşık maliyet tutarı ile teklif verenler ve teklif fiyatları isteklilerin erişimine açılır.

29.2. Bu aşamada, isteklilerin geçici teminatlarının uygun olup olmadığı ve EKAP üzerinden yapılan sorgulamalara göre; ihale tarihi itibarıyla ihalelere katılmaktan yasaklı olup olmadığı ile kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığı kontrol edilir. Yabancı isteklilerin; ihale tarihi itibarıyla kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığına yönelik kontrol Türkiye’deki borçları yönünden yapılır, kendi ülkelerinin mevzuat hükümleri uyarınca kesinleşmiş vergi ya  da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığına ilişkin kontrol ise sözleşmenin imzalanması aşamasında gerçekleştirilir. İlgisine göre yaklaşık maliyet tutarı, teklif verenler, teklif fiyatları ve açılamayan teklifler ile yapılan diğer işlemlere ilişkin hususlar tutanağa bağlanır ve bu tutanak isteklilere bildirilir.

29.3. Teklifler açıldıktan sonra 29.2 nci madde kapsamında uygun bulunmayan teklifler değerlendirme dışı bırakılır.

29.4. Bu madde boş bırakılmıştır.

29.5. 29.3 üncü ve 29.4 üncü maddelere göre uygun olduğu anlaşılan tekliflerden, ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif olması öngörülenlerin değerlendirilmesine geçilir. Aşırı düşük teklif açıklaması istenen ihalelerde, aşırı düşük tekliflerin tamamı değerlendirilir.

29.6. Değerlendirme işlemi, bu Şartname düzenlemeleri çerçevesinde ihaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgeler esas alınarak yapılır. İhaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgelerden; entegrasyonlar aracılığıyla veya EKAP ya da diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının internet sayfası üzerinden erişilebilenlerin teyit işlemi gerçekleştirilir. İhaleye katılım belgesine aktarılan belgelerden belirtilen yöntemlerle teyit edilemeyenler bu haliyle değerlendirmeye esas alınır ve ihtiyaç duyulması hali hariç bu belgelerin fiziki olarak sunulması istenmez.

29.7. İhale komisyonu aşırı düşük teklifleri 31 inci maddeye göre değerlendirir.

29.8. Aşırı düşük teklif açıklamaları, 29.5 inci ve 29.6 ncı maddelere göre yapılan teklif değerlendirmesi sonucunda teklifi geçerli olduğu tespit edilen isteklilerden istenir. İstekliler tarafından aşırı düşük teklif açıklamaları EKAP üzerinden e-imza ile imzalanmak suretiyle gönderilir. Aşırı düşük teklif açıklamalarını EKAP üzerinden sunmayan veya sunduğu açıklamaları uygun bulunmayan isteklilerin teklifleri reddedilir. Açıklama  kapsamında yüklenen belgeler bu haliyle değerlendirmeye esas alınır ve ihtiyaç duyulması hali hariç bu belgelerin fiziki olarak sunulması istenmez. Fiziki olarak sunulması istenilen belgeleri verilen makul süre içinde sunmayan veya belgelerin sunuluş şekline aykırı sunan istekliler ile yüklenen belgelerden farklı bir belge sunan isteklilerin teklifleri reddedilerek geçici teminatları gelir kaydedilir.

29.9. Numune/demonstrasyon istenen ihalelerde numune/demonstrasyon değerlendirmesi ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci olması öngörülen teklifler için yapılır. Numune/demonstrasyon işlemlerine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyen isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilir.

29.10. Değerlendirme işlemlerine, ekonomik açıdan en avantajlı teklif ile belirlenecek ise ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif tespit edilinceye kadar devam edilir.

29.11. Tekliflerin değerlendirilmesi sonucunda katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin şartları sağlamadığı anlaşılan istekliler ile numune/demonstrasyon değerlendirmesi başarısız sonuçlanan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır ve bu tekliflerin değerlendirme dışı bırakılma gerekçeleri tutanağa bağlanır.

29.12. 29.6 ncı madde kapsamında fiziki olarak sunulması istenen belgeleri, verilen makul süre içinde sunmayan veya belgelerin sunuluş şekline aykırı sunan istekliler ile yüklenen belgelerden farklı bir belge sunan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır ve geçici teminatları gelir kaydedilir.

29.13. 29.9 uncu madde kapsamında numune/demonstrasyon işlemlerine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ile 29.12 nci maddede sayılan fiiller, ihale kararını etkileyecek davranış olarak kabul edilir ve bu davranışlarda bulunan istekliler hakkında Kanunun 17 nci madde hükümleri uygulanır.” düzenlemesi,

“Ekonomik açıdan en avantajlı teklifin belirlenmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde “33.1. Bu ihalede ekonomik açıdan en avantajlı teklif, teklif edilen fiyatların en düşük olanıdır.…Madde 33.3 – Fiyat avantajı uygulanması:

33.3.1. Bu madde boş bırakılmıştır.

33.4. Bu madde boş bırakılacaktır.” düzenlemesi, İhalenin 1’inci kısına yönelik düzenlenen Teknik Şartname’nin “Konu ve Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde “Bu teknik şartname …….. Eğitim ve Araştırma Hastanesi Merkezi Ameliyathane ihtiyacı için satın alınacak RECEPTAL TORBA VE LINE ‘in teknik özelliklerini, denetim ve muayene metotlarını ve ilgili diğer hususları konu alır.” düzenlemesi, “Genel İstek ve Özellikler” başlıklı 3’üncü maddesinde “Torbaların vakum bağlantıları basit ve yanlış bağlantıyı engelleyecek şekilde tasarlanmış olmalıdır.” düzenlemesi yer almaktadır.

İhale dokümanında yer verilen düzenlemelerden, ihalenin 1’inci kısmının 40.000 adet  “Receptal Torba ve Line” alımı olduğu, ihalede fiyat dışı unsur puanlaması yapılmasının öngörülmediği, teklif edilen ürünlerin Teknik Şartname’de yer alan teknik kriterlere uygunluğunu belirlemek amacıyla esasen teklifi geçerli olduğu belirlenen en düşük teklif bedeli sıralamasında birinci ve ikinci isteklilerden idarece numune, katalog, broşür veya buna benzer belgelerin ayrıca istenileceği ve değerlendirmenin sunulan numune ve/veya katalog broşür veya benzer belgeler üzerinden yapılacağı anlaşılmaktadır.

İdare tarafından 16.01.2026 tarihinde EKAP üzerinden gönderilen ihale işlem dosyasında yer alan belgeler ile Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) veri tabanında kayıtlı bilgiler incelendiğinde;

İhalenin 1’inci kısmına teklif veren üç istekliden ikisinin (İhale üzerinde bırakılan istekli ile başvuru sahibi istekli olmak üzere) teklif verme aşamasında katalog ve teknik şartnameye cevapları ihaleye katılım belgesi kapsamında sundukları anlaşılmıştır. 21.11.2025 tarihli ve “Numune istemi” konulu yazının ihalenin 1’inci kısmına teklif sunan bütün isteklilere tebliğ edildiği, söz konusu yazıda “Kalemlere ait bir adet numune verilecektir. Numunelerin üzerine firma adı hangi ihale ve hangi kaleme ait olduğuna ait etiket yapıştırılacaktır.

26.11.2025 Saat:11:00 ‘a kadar satın alma birimine iletilmesi gerekmektedir.” ifadesine yer verildiği,

İhale komisyonunun 2 uzman üyesi tarafından imza altına alınan 20.11.2025 tarihli (Numune istemi konulu yazının isteklilere tebliğ edildiği tarihten 1 gün önce) numune  değerlendirme sonucuna ilişkin formda başvuru sahibi ……..Medikal ve Sağ. Tic. Ltd.Şti.nin ihalenin 1’inci kısmına ilişkin sunduğu numunenin “uygun” bulunduğunun belirtildiği, 10.12.2025 onay tarihli ilk ihale komisyonu kararı ile ihalenin 1’inci kısmının başvuru sahibi ……. Medikal ve Sağ. Tic. Ltd. Şti. üzerinde bırakıldığı, bu aşamada ……. Medikal ve İlaç San. A.Ş.nin ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi olarak belirlendiği, söz konusu kesinleşen ihale kararının isteklilere aynı tarihte tebliğ edildiği,  Söz konusu karar üzerine …….Medikal ve İlaç San. A.Ş.nin idareye 17.12.2025 tarihli dilekçe ile şikâyet başvurusunda bulunduğu, başvuruda ………Medikal ve Sağ. Tic.  Ltd. Şti.nin Receptal Torba ve Line kalemi için teklif etmiş olduğu ürünün, Teknik Şartname’nin (f) ile (m) maddelerini karşılamadığı yönünde iddialara yer verildiği, Akabinde 25.12.2025 tarihinde isteklilere EKAP üzerinden tebliğ edilen “Düzeltici İşlem Kararı” konulu yazıda “-1.Kalem Receptal Torba ve Lıne malzemesinin 1.avantajlı olan ……. Medikal ve Sağlık Ticaret Limited Şirketi firmasında kaldığı yazılmıştı, Yapılan itiraz neticesinde; -1.Kalem Receptal Torba ve Lıne malzemesine teklif veren …….Medikal ve Sağlık  Ticaret Limited Şirketi firmasının numunesi tekrar incelenerek teknik şartnamenin F Maddesi: Torbaların vakum bağlantıları basit ve yanlış bağlantıyı engelleyecek şekilde tasarlanmış olmadır maddesine istinaden ……. marka Receptal Torba tekrar değerlendirmeye alınmıştır. Bu değerlendirme anestezi yoğun bakım, cerrahi yoğun bakım, kalp damar yoğun bakım ve koroner yoğun bakımdan görüş alınmıştır. Buna göre  değerlendirmeyi yapan yoğun bakımlar ……. marka receptal torbaların her torba  değişiminde her iki bağlantının da tekrar yapılmasının bağlantı hatalarına sebep olabileceği anlaşılmış olup ……… marka receptal torba uygunsuz bulunmuştur.

23.12.2025 tarihinde ihale yetkilisi tarafından onaylanan ihale komisyon kararına  aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır.” ifadelerine yer verildiği, söz konusu yazı ekinde “Düzeltici İşlem Kararı”na yer verildiği, bu kararda ihale komisyonu üyelerinin imzalarının bulunmadığı, doğrudan ihale yetkilisinin imzasının bulunduğu,

İdari Şartname’de, teklif edilen geçerli fiyatların en düşük olanının ekonomik açıdan  en avantajlı teklif olduğu belirtilen ihalede, yeni durumda daha yüksek tutarda teklif veren …… Medikal ve İlaç San. A.Ş.nin ihalenin 1’inci kısmında ekonomik açıdan en avantajlı  birinci teklif olarak belirlendiği, teklif bedeli sıralamasında en düşük teklifi veren başvuru sahibi …… Medikal ve İlaç San. A.Ş.nin ise ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi olarak belirlendiği anlaşılmıştır. İhale işlem dosyasında 23.12.2025 onay tarihli olduğu ifade edilen ve isteklilere  25.12.2025 tarihinde tebliğ edilen ihale komisyonu kararına (tebliğ edilen yazıda ifade edildiği şekliyle) dayanak teşkil eden herhangi bir bilgi/belge (Numune değerlendirme tutanağı vb.) bulunmaması üzerine, söz konusu bilgi/belgeler eğer mevcut ise Kuruma iletilmesi hususunda talep yazısı 20.01.2026 tarihinde idareye tebliğ edilmiş olup, 26.01.2025 tarihinde Kuruma tebliğ edilen 302713851 sayılı cevabi yazı ekinde yer alan “Numune/Demonstrasyon Değerlendirme…” adlı belgenin açılamaması üzerine 27.01.2025 tarihinde idareden tekrar talepte bulunulmuştur. Aynı tarihte Kuruma tebliğ edilen ihale komisyonunun iki uzman üyesi tarafından imza altına alınmış bulunan numune değerlendirilmesine ilişkin formda; başvuru sahibi ….. Medikal ve Sağ. Tic. Ltd. Şti. ilgili bölümde “Şartnamemizin f maddesinde “Vakum bağlantıları basit ve yanlış bağlantıyı engelleyecek şekilde tasarlanmış olmalıdır.” İbaresine  uygun bulunmamıştır.

Değerlendirme hastanemizde malzemeyi en çok kullanan yoğun bakımlarındaki kullanıcıların değerlendirmeleri doğrultusunda yapılmıştır. Amaç malzemeden kullanıcıların  ve hastanenin en yüksek verimi almasıdır.” şeklinde ifadeye yer verildiği görülmekle birlikte söz konusu değerlendirme formunun düzenlenme tarihinin, anılan değerlendirme formunun dayanak olduğu 23.12.2025 onay tarihli ihale komisyonu kararından 8 gün sonra 31.12.2025 (Belgenin aslında 31.12.2026 tarihinin verildiği görülmektedir) tarihinde düzenlenmiş bulunduğu anlaşılmıştır. İhale dokümanının incelenmesinden, İdari Şartname’nin 7.3.8’inci maddesinde yer  verilen tablo gereğince, ihaledeki tüm kısımlar için “katalog” istenileceği, söz konusu maddede yer alan tablonun “Açıklama” kısmında teklif edilen ürüne ait numune, katalog, broşür veya buna benzer belgelerin, ekonomik açıdan en avantajlı 1’inci ve 2’nci teklifi sahibi olması öngörülen isteklilerden “Beyan edilen bilgileri tevsik eden belgelerin sunulması ve/veya numune/demonstrasyon değerlendirmesi” başlığı altında ayrıca isteneceğinin  belirtildiği, dolayısıyla teklif verme aşamasında burada zikredilen numune, katalog, broşür vb.lerin teklif kapsamında sunulmasına gerek bulunmadığı, idarece işin uzmanlarınca yapılacak teklif değerlendirme sonrasında değerlendirme dışı bırakılan isteklilerin yerine varsa sırasıyla diğer isteklilerden numune, katalog, broşür veya buna benzer belgelerin isteneceğinin belirtildiği anlaşılmıştır.

Teklifler alındıktan sonra ihalenin 1’inci kısmına teklif veren bütün isteklilerden İdari Şartname’nin yukarıda yer verilen 7.3.8’inci maddesi uyarınca numune istenildiği, bu çerçevede, Teknik Şartname’de yer alan teknik kriterlere uygunluk değerlendirmesinin istekliler tarafından sunulan numuneler esas alınarak yapıldığı anlaşılmıştır.

Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin yukarıda aktarılan hükümlerinden,  mal alımı ihalelerinde teklif edilen malın Teknik Şartnamede yer alan teknik kriterlere uygunluğunu belirlemek amacıyla numune istenebileceği, numune değerlendirmesinin söz konusu Yönetmelik’te belirtilen yöntemlerden biri vasıtasıyla yapılabileceği, değerlendirme yapılırken numunenin fiziksel nitelikleri ile Teknik Şartname’de yer alan teknik kriterlere uygun olup olmadığının kontrol edileceği, yapılan incelemenin sonucunda  numune inceleme raporu/tutanağı düzenleneceği, bu raporda/tutanakta numunenin uygunluk durumunun, uygun bulunmayanlara ilişkin gerekçelerin belirtileceği, söz konusu rapor/tutanak çerçevesinde numunelere yönelik nihai değerlendirmenin ihale komisyonu tarafından yapılacağı ve yapılan değerlendirmeye ihale komisyonu kararında yer verileceği anlaşılmaktadır.

Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliği’nde, numune değerlendirmesinin ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci olması öngörülen teklif sahipleri için yapılacağı hüküm altına alınmıştır.  Numune değerlendirmesine dayalı olarak alınan ihale kararlarına ilişkin itirazen şikâyet başvurularında Kurum tarafından; idarece, yukarıda yer verilen iş ve işlemlerin usulüne uygun biçimde yerine getirilip getirilmediği ve numune değerlendirme tutanağında yer verilen tespitlerle, alınan ihale kararı arasında uyuşmazlık bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleme yapılmak suretiyle başvurunun sonuçlandırılması gerekmektedir. Zira değerlendirmeye ilişkin tutanak içeriğinin uygunluğuna ve dolayısıyla alınan ihale komisyonu kararı sonucunda alımı yapılacak ürünlerin istenen teknik kriterleri sağlayıp sağlamadığına ilişkin usulüne uygun olarak yapılmış numune değerlendirmesi işlemlerinde yetki ve  sorumluluk, ihale işlemlerini yürütmekle görevli ihale komisyonuna aittir.

Şikâyet başvurusu üzerine, numune değerlendirmesinin yenilenmesi gerekiyorsa, bu aşamada yapılacak numune değerlendirmesinin de ilk değerlendirmenin tabi olduğu usul ve esaslar çerçevesinde yapılması gerekmektedir. Kurum tarafından yapılan itirazen şikâyet incelemesinin ihale işlem dosyası üzerinden  yapılması nedeniyle, iddialara ilişkin değerlendirmeler dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile sınırlı olarak yapılmakta ve yapılan incelemelerde numune değerlendirmesi ile ilgili olarak idarece gerçekleştirilen iş ve işlemlerin usulüne uygun biçimde yerine getirilip getirilmediği  ve numune değerlendirme raporunda/tutanağında yer verilen tespitlerle, alınan ihale kararı arasında uyumsuzluk bulunup bulunmadığı hususları denetlenmektedir. Bu doğrultuda tespit edilen aykırılıklara aşağıda yer verilmektedir.  10.12.2025 onay tarihli ilk ihale komisyonu kararında, teslim edilen numunelere ilişkin değerlendirmelerin kararda belirtilmesi suretiyle kayıt altına alınmadığı, söz konusu karara dayanak teşkil eden numune değerlendirilmesine ilişkin formun düzenlenme tarihinin, numunelerin istenildiği tarihten önceki bir tarihe ait olduğu, idareye yapılan itiraz üzerine düzenlenen 2’nci numune değerlendirilmesine ilişkin formun da dayanak olduğu düzeltici  işlem kararının onay tarihinden 8 gün sonrasına ait olduğu görülmüştür.

EKAP sistemi üzerinde yapılan incelemede ihale sonucuna dair 2 ayrı nitelikte kararın  bulunduğu anlaşılmıştır. Bunlardan ilkinin 09.12.2025 karar tarihli (onay tarihi 10.12.2025olan ihale komisyonu kararı) olduğu görülmüştür. İkincisinin ise, karar tarihinin 24.12.2025 olarak kayda geçtiği (onay tarihine sistem üzerinden ulaşılamamakla birlikte idarece 25.12.2025 tarihinde isteklilere tebliğ edilen “Düzeltici İşlem Kararı” konulu yazıda onay tarihinin 23.12.2025 tarihinde olduğu belirtilmektedir.) ancak bu kararın, ihale komisyonu üyelerince imzalanmış bulunan ihale yetkilisince onaylı bir ihale komisyonu kararı niteliğinde olmadığı ve bunların haricinde ihale sonucuna yönelik başka bir kararın da bulunmadığı anlaşılmıştır.

Netice itibarıyla, numune değerlendirmesinde numunenin fiziksel nitelikleri ile teknik   şartnamede yer alan teknik kriterlere uygun olup olmadığının yeniden kontrol edilmesi  gerektiği, yapılan inceleme sonucunda düzenlenen numune inceleme raporunda/tutanağında numunenin uygunluk durumunun belirtilmesi veya aksine uygun bulunmaması durumunda buna ilişkin gerekçelere yer verilmek suretiyle kayda alınması ve Numune inceleme raporu/tutanağı çerçevesinde numunelere yönelik nihai değerlendirmenin ihale komisyonu tarafından yapılması ve bu değerlendirmelere ihale komisyonu kararında yer verilerek ihale  yetkilisince onaylandıktan sonra söz konusu kararın isteklilere bildirilmesi gerektiğinden başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Tıbbi Sarf Malzeme Numune Değerlendirmesinin İhale Komisyonunca Yapılmaması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

https://www.simdata.org/

 

Cep Telefonu ve Laptop Fiyatları Hürmüz’de Belirleniyor: Ortadoğu’daki Krizin Çip Tedarik Zincirine Faturası

Tedarik Zinciri Dijital Dönüşüm Danışmanlığı Haber Cep Telefonu Ve Laptop Fiyatları Hürmüz'de Belirleniyor Ortadoğu'daki Krizin çip Tedarik Zincirine Faturası

Cep Telefonu ve Laptop Fiyatları Hürmüz’de Belirleniyor: Ortadoğu’daki Krizin Çip Tedarik Zincirine Faturası

Tedarik Zinciri Dijital Dönüşüm Danışmanlığı Haber Cep Telefonu Ve Laptop Fiyatları Hürmüz'de Belirleniyor Ortadoğu'daki Krizin çip Tedarik Zincirine Faturası28 Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı ortak askeri operasyon, enerji piyasalarının çok ötesinde, günlük kullandığımız her akıllı telefon, dizüstü bilgisayar ve tabletin içindeki çiplerin hammadde tedarikini vurdu. Görünürde sıradan bir sanayi gazı olan helyumun bu krizde kilit bir rol üstlenmesi, küresel çip tedarik zincirinin ne kadar kırılgan bir zeminde durduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Satın alma ve tedarik zinciri yöneticileri için bu gelişme artık uzak bir senaryo değil, bütçe kalemlerini yeniden yazan operasyonel bir gerçektir.

Helyum: Çip Fabrikalarının Sessiz Yakıtı

ABD ve İsrail’in operasyonunun hemen ardından İran’ın Katar’daki Ras Laffan Sanayi Kenti’ne yönelik gerçekleştirdiği füze saldırıları, küresel yarı iletken kaliteli helyum arzının yüzde 30’unu günler içinde piyasadan çekti. Spot fiyatlar aynı sürede yüzde 40 ile 100 arasında sıçradı. Pek çok kişiye sıradan bir sanayi gazı gibi görünen helyum, aslında çip fabrikalarının vazgeçemeyeceği temel bir süreç girdisidir. Yonga aşındırma işleminde silikon waferlerin sabit sıcaklıkta tutulması, litografi ışık kaynaklarının soğutulması ve kaçak tespiti gibi kritik üretim adımlarının tamamında helyum kullanılmaktadır. Bu uygulamaların hiçbirinde endüstriyel ölçekte geçerli bir alternatif bulunmamaktadır. Moody’s analistleri, Fortune dergisine yaptığı açıklamada, helyumun tedarik zincirinde hak ettiği ilgiyi görmediğini belirterek, helyumun ölçeklenebilir bir ikamesi olmadığını ifade ettiler.

Katar, Dünya’nın helyum arzının %33’ünü tek başına karşılamaktadır. Güney Kore’nin helyum ithalatının %65’i ise doğrudan bu ülkeden gelmektedir. Küresel HBM ve DRAM piyasasının sırasıyla %80 ve %70’ini elinde bulunduran Samsung ve SK Hynix’in Haziran 2026’ya kadar yetecek helyum stoku bulunduğu tahmin edilmektedir. Ancak sıvı helyum, özelleştirilmiş taşıma kaplarında en fazla 35 ila 48 gün saklanabilmekte ve sonrasında bozunmaya başlamaktadır. Çatışmanın uzadığı her gün bu tampon erimeye devam etmektedir.

Tüketici Elektroniğine Fatura: Telefon, Tablet, Bilgisayar, Laptop

Çip krizinin tüketici elektroniğine yansıması hem doğrudan hem yapısal bir biçimde gerçekleşmektedir. Nvidia GPU’ları için yüksek bant genişlikli bellek üretimine odaklanan Samsung, SK Hynix ve Micron, veri merkezi taleplerini önceliklendirdiğinden akıllı telefon ve dizüstü bilgisayarlara yönelik LPDDR ve NAND flash arzı çatışma öncesinde bile daralma sürecine girmişti. Çatışmayla birlikte bu darlık daha da derinleşti. IDC verilerine göre 2025’te küresel DRAM tüketiminin yüzde 50’sini veri merkezleri tüketiyordu ve 2026 sonunda bu oranın yüzde 70’e ulaşması beklenmektedir.

Bu tablo, akıllı telefon ile dizüstü bilgisayarların adeta artakalan için yarıştığı bir pazar anlamına gelmektedir. HP, Dell, Lenovo, Acer ve ASUS halihazırda kurumsal müşterilerine 2026’nın ikinci yarısı için yüzde 15 ile 20 arasında fiyat artışı öngördüklerini bildirmiştir. IDC’nin olumsuz senaryo değerlendirmesine göre kişisel bilgisayar ortalama satış fiyatlarındaki yüzde 6 ile 8’lik artış bir tavan değil, taban olmaya aday görünmektedir.

Küresel Tedarik Zinciri Ve Kriz

Helyumun Ötesi: Brom, Alüminyum, Tungsten ve İlaç Hammaddeleri

Çip tedarik zinciri yalnızca helyum baskısıyla karşı karşıya değildir. Küresel brom üretiminin yaklaşık üçte ikisi İsrail ve Ürdün’den gelmekte olup bu element, Asya ve Avrupa’daki fotodirençli kimya zincirlerinde kritik bir yere sahiptir. Bölge aynı zamanda yarı iletken yüzey işlemlerinde kullanılan sülfürik asit üretiminin de temel noktasıdır. Körfez bölgesinin küresel alüminyum üretimindeki payı yüzde 8 ile 9 arasında seyretmekte olup 28 Mart’ta İran’ın, Emirates Global Aluminium tesisini vurmasıyla birlikte bu sektörde ciddi aksaklıklar baş göstermiştir. Tungsten ise Çin’in ihracat kısıtlamalarıyla birleşince Mart 2026’da yüzde 50’nin üzerinde fiyat artışına sahne olmuştur. İlaç sektörü de bu tablodan nasibini almaktadır. Hindistan kaynaklı ilaç hammaddeleri hava yoluyla taşınan yüksek değerli kargonun önemli bir bölümünü oluştururken Körfez hava sahasındaki kapanmalar bu rotayı büyük ölçüde işlevsiz kılmaktadır.

Satın Alma ve Tedarik Zinciri Yöneticileri İçin Tablo

Tedarik zinciri uzmanları bu krizin iki ayrı kanaldan etki ettiğini vurgulamaktadır. Birinci kanal doğrudandır. Bu kapsamda helyum, brom ve alüminyum gibi kritik hammadde arzının fiziksel olarak kısıtlanması gelir. İkinci kanal ise dolaylıdır. Enerji maliyetlerindeki sert artışın tüm üretim süreçlerine yayılan baskısı da ikincil etkidir. Tek bir silikon yonga fabrikası küçük bir şehrin elektrik tüketimine eş düşen bir enerji ihtiyacı duymaktadır.

Ham petrol fiyatlarının 70 dolardan 110 doların üzerine çıkması, bu operasyonel maliyetleri Tayvan, Güney Kore, Japonya ve Çin’deki tüm fabrikalara yansıtmaktadır. Kurumsal BT alıcıları için mesaj açıktır. Cihaz kategorilerinde zaten yükselen fiyatlar bellek kıtlığıyla daha da baskı altına girerken tüketiciler mevcut cihazlarını yenilemeyi ertelemeye başlayacaktır. Satın alma yöneticileri açısından ise Tier-2 ve Tier-3 bağımlılıklarının haritalanması, enerji maliyet geçiş mekanizmalarının sözleşmelere dahil edilmesi ve helyum ile brom başta olmak üzere kritik girdiler için ikmal alternatiflerinin belirlenmesi artık ertelenebilir bir gündem maddesi olmaktan çıkmıştır.

Toparlanma Ne Kadar Sürer?

17 Nisan’da Hürmüz’ün geçici olarak yeniden açılması piyasalara anlık bir rahatlama sunmuş olsa da uzmanlar tedarik zincirinin toparlanmasının çok daha uzun bir süreç gerektirdiği konusunda hemfikirdir. Ras Laffan tesisinin onarımı beş yıla kadar uzayabilir ve bu, küresel helyum arzının yapısal olarak kısıtlı kalacağı uzun bir döneme işaret etmektedir. Morningstar analistlerine göre ateşkes bugün ilan edilse bile tedarik zincirinin tam anlamıyla normalleşmesi altı ila dokuz ay daha alacaktır. 2022’deki Ukrayna kaynaklı neon gazı kriziyle karşılaştırıldığında bu kriz çok daha geniş bir hammadde yelpazesini vurmuş ve yapısal hasarı çok daha derin bırakmıştır. Satın alma yöneticileri için mesaj nettir. Bu tablo geçici bir fiyat dalgalanması değil, tedarik tabanını kökten yeniden şekillendirmeyi gerektiren yapısal bir kırılmanın habercisidir.

Tedarik Zinciri Dijital Dönüşüm Danışmanlığı Haber Cep Telefonu Ve Laptop Fiyatları Hürmüz'de Belirleniyor Ortadoğu'daki Krizin çip Tedarik Zincirine FaturasıSonuç olarak şunu söylemek mümkündür. Bir sonraki telefonunuzun fiyatı, kısmen Katar’daki bir sanayi tesisinin aldığı hasarla, kısmen Hürmüz Boğazı’ndaki tanker sigortasıyla ve kısmen de veri merkezlerinin bellek çiplerini tüketme hızıyla şekillenecektir. Bu zincirin her halkasını anlamak artık yalnızca analistlerin değil, satın alma masasındaki her yöneticinin sorumluluk alanına girmiştir.


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

REHBERİ İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

Sürdürülebilirlik Verisi Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu

Sürdürülebilirlik Verisi -Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzda benzer risklerin suistimale dönüşmesini önlemek ve satınalma fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Eğitim içeriklerini görmek için başlıkları tıklayınız.

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)

☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün) 

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

 Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Pazarlık Anketini Yapın Müzakere Stilinizi Görün

PAZARLIK PROFİLİ ANKETİ

  • 4 Müzakereci Profilinden Hangisisiniz?
  • Pazarlık Stilinizi Keşfedin: Skorunuzu Görün
  • Ekip Profilinizi Ölçün, Gelişim Planınızı Başlatın
  • Sahada, Müzakerelerde Daha Net, Daha Hızlı, Daha Etkili Sonuç Alın
İş Bulmacaları Kelime Oyunları
İş Bulmacaları Kelime Oyunları

İş Bulmacaları Kelime Oyunları

Özel İş Bulmacaları. Meydan okumayı sevenleri 17 ayrı bulmaca bekliyor.
Online veya PDF üzerinde çözebilirsiniz. Kolaylıklar dileriz.

Hedef Maliyetleme Yöntemi

Hedef Maliyetleme Yöntemi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Hedef Maliyetleme Yöntemi

Vefa TOROSLU

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir – Bağımsız Denetçi

vefa.toroslu@gmail.com

Satınalma Dergisi’nin kıymetli okurları, yazıma geçmeden önce hepinizin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutlarım.

1. Giriş

Hedef Maliyetleme Yöntemi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİşletmeler faaliyetlerini sürdürürken oluşan maliyetlerin tespit edilmesi ve raporlanmasında çeşitli maliyetlendirme yaklaşımlarını kullanırlar. Bu maliyetlendirme yaklaşımları, işletmelerin üretim ve hizmet sunum süreçlerinde ortaya çıkan maliyetlerin belirlenmesi, sınıflandırılması, izlenmesi ve karar alma süreçlerinde kullanılmasına yönelik sistematik yöntemler bütününü ifade etmektedir. Bu yaklaşımlar, yalnızca üretilen mamul veya hizmetin maliyetini hesaplamakla kalmaz; aynı zamanda fiyatlandırma, bütçeleme, performans değerlendirme, maliyet kontrolü ve stratejik planlama gibi yönetsel işlevlere de temel oluştururlar. Geleneksel maliyetleme yaklaşımları genellikle üretim hacmi ve gider dağıtımı esasına dayanırken, çağdaş maliyetleme yaklaşımları faaliyet, süreç, müşteri ve değer odaklı bir anlayışa sahiptirler. Çağdaş maliyetleme yaklaşımlarından biride hedef maliyetleme yöntemidir.

Hedef maliyetleme yöntemi, maliyet muhasebesinde ürünün maliyetinin üretim sonrasında değil, daha tasarım aşamasında planlanmasını esas alan stratejik bir maliyet yönetimi yaklaşımıdır. Bu yöntemde önce piyasanın kabul edebileceği satış fiyatı belirlenmekte, ardından bu fiyattan hedeflenen kâr düşülerek ürün için ulaşılması gereken maliyet düzeyi tespit edilmektedir. Böylece maliyetler, işletme içi koşullardan ziyade piyasa beklentileri ve rekabet koşulları çerçevesinde yönetilmektedir.

Bu yaklaşım, özellikle rekabetin yoğun olduğu sektörlerde işletmelere önemli avantajlar sağlamaktadır. Hedef maliyetleme, yalnızca maliyetleri azaltmaya yönelik bir teknik değildir. Bu yöntem aynı zamanda müşteri beklentileri, kalite, işlevsellik ve kârlılık arasında denge kurmayı amaçlayan bütüncül bir yönetim anlayışıdır.

 2. Hedef Maliyetleme Yönteminin Tanımı

Hedef maliyetleme, sağlayacağı kârlılığı üretim maliyetini karşılayacak yeterlilikte mamuller geliştirmek için oluşturulmuş bir maliyet yönetim yaklaşımıdır. Bu maliyetleme yöntemi, belirli bir mamulde müşterilerin görmek istedikleri nitelik, kalite ve bu özellikler için ödemeyi kabul edecekleri fiyat üzerine araştırma ile başlar. Bir sonraki adım ise hedef ya da kabul edilebilir maliyeti belirleyebilmek için mamulün üretiminde işletmenin gerekli gördüğü kârlılığı pazar fiyatından çıkarma işlemini içerir ve bundan sonra gelen tüm çabalar mamulün kabul edilebilir maliyetini belirlemeye yöneliktir. Eğer mamul maliyeti yakalanırsa üretim yapılır. Yoksa finansal anlamda uygun olmamasından dolayı üretim reddedilir.

Hedef maliyetleme yöntemi, üretilecek ürünlerin tasarımı aşamasında maliyet planlaması yapılması gerektiği temeline dayanan bir yöntemdir. Bu yöntem bir stratejik kâr ve maliyet yönetim süreci olarak ortaya çıkmıştır. İşletmeler lojistik maliyetlerini düşürme amacıyla hedef maliyetleme yöntemini kullanabilmektedirler. Lojistik faaliyetlerinde hedef maliyetleme yönteminin amacı istenen kârı sağlayacak lojistik süreçlerinin tasarlanmasıdır.

Hedef maliyetleme yaklaşımının gelişmesinde, piyasa ve maliyetlerle ilgili kabul edilen iki önemli özellik etkili olmuştur. Bu özellikler aşağıda belirtilmiştir.

a. Pek çok işletmenin fiyatlar üzerinde tahmin ettiklerinden daha sınırlı bir kontrole sahip olmasının temel nedeni, nihai fiyat belirleyici mekanizmanın piyasa koşulları tarafından yönlendirilmesidir. Piyasa dinamiklerini dikkate almayan işletmelerin ise ciddi operasyonel ve finansal sorunlarla karşılaşması kaçınılmazdır. Bu gerçeklik nedeniyle, hedef maliyetleme sürecine başlangıç aşamasında, pazarda oluşması beklenen fiyat temel alınmaktadır.

b. Ürün maliyetlerinin büyük ölçüde planlama ve tasarım evresinde şekillendiği gözlemlenmektedir. Bir ürünün tasarımı sonuçlandırılıp üretim aşamasına geçildikten sonra, maliyet yapısı üzerinde kayda değer bir etki yaratacak değişikliklerin gerçekleştirilmesi oldukça güçleşmektedir. Buna karşılık, tasarım aşamasında maliyet düşürücü alternatif çözümlerin (daha ekonomik bileşenlerin kullanımı veya üretim süreçlerinin sadeleştirilmesi gibi) geliştirilmesi mümkündür. Dolayısıyla, işletmelerin piyasa fiyatlarını belirlemede ve üretim maliyet unsurlarını minimize etmede tasarım evresine stratejik bir önem atfetmesi gerekmektedir. Bu süreçte, ürün değerini ve dolayısıyla müşterinin ödeme istekliliğini artıran özellikler entegre edilirken, maliyeti artıran ve katma değer sağlamayan unsurlar elimine edilebilmektedir.

Hedef maliyetleme yaklaşımında, mamulün tasarlanıp daha sonra kaça mal olduğunu hesaplamak yerine, bir hedef maliyet belirlenerek mamulün bu maliyete göre tasarlanmasını ve böylece hedeflenen maliyete ulaşılması amaçlanmaktadır. Bir başka deyişle hedef maliyetleme yaklaşımı, bir mamulün maliyetini, gerçekleştirdikten sonra azaltmaya çalışmak yerine; maliyetler gerçekleşmeden onları önlemeyi amaçlayan bir yaklaşımdır.

3. Hedef Maliyet Yönteminin Unsurları

Hedef maliyetleme yöntemi ile ilgili dört temel unsur aşağıda tanımlanmıştır.

a. Hedef Satış Fiyatı: Hedef maliyetleme yönteminde hedef satış fiyatı, ürüne alıcıların algılamalarına göre verdikleri değere dayalı olarak belirlenen satış fiyatıdır. Alıcıların kabulüne göre değer fiyatlandırması stratejisi, alıcının fiyat-kalite ikilemine biçtiği değerin tahminini gerektirir. Hedef satış fiyatı belirlenirken rakip ürünlerin fiyatları ile müşteri grubunun ödeme arzusu ve ödeme gücü dikkate alınmalıdır.

b. Hedef Kâr Marjı: İşletmenin uzun vadeli kâr amaçlarını gerçekleştirmek için, kâr analizleri yapılarak hedef kâr marjları belirlenmektedir. Kâr marjlarının belirlenmesinde satışların kârlılık oranı (Net Kâr ÷ Satışlar) yaygın olarak kullanılmaktadır.

c. Hedef Maliyet: Kavram olarak hedef maliyet, bir mamule ait beklenen kâr oranını kazandıracak kabul edilebilir maliyet düzeyidir. Bir başka deyişle hedef maliyet, hedef satış fiyatı ile hedef kâr marjı arasındaki farktır.

d. Hedef Satış Hacmi: Hedef maliyetleme yönteminde hedef satış hacmi, ürüne alıcıların algılamalarına göre verdikleri değere dayalı olarak belirlenen satış hacmidir. Ancak, hedef maliyetleme yönteminde sadece pazar fiyatı tahmin edilerek hedef maliyetler belirlenmez. Aynı zamanda, pazar payı ve olası satış hacminin de belirlenmesi gerekir. Aksi takdirde, mamulün kendisi için yapılacak genel üretim, araştırma-geliştirme, satış, finansman ve yönetim giderlerini karşılayıp karşılayamadığı anlaşılamaz. Dolayısıyla, pazarın olası büyüklüğünün ve pazardaki rekabet durumu, satılması hedeflenen fiyat konusunda pazarın duyarlılığı ve diğer genel şartlar da dikkate alınmalıdır.

Hedef maliyet, geleneksel “maliyet artı[1]” yaklaşımından farklı olarak, maliyetlerin bir fonksiyonu olmaktan ziyade, satış fiyatı ile işletme tarafından arzu edilen kârın bir fonksiyonudur. Dolayısıyla, hedef maliyetler hesaplanırken, öncelikle pazar payı için gerekli olan hedef satış fiyatı ve arzu edilen hedef kâr marjı belirlenir.

4. Hedef Maliyetleme Yönteminin İşleyiş Süreci

İşletmelerde hedef maliyetleme yöntemi uygulanırken aşağıda belirtilen üç temel süreç takip edilir.

i. Mal veya hizmetin özelliklerini belirlemek ve bunlara göre satış fiyatını tahmin etmek,

ii. İstenen kâr hedefini oluşturmak ve daha sonra hedef maliyeti hesaplamak,

iii. Önceki aşamada belirlenmiş olan hedef maliyete ulaşmak.

Belirlenen hedef maliyet toplamı, işletmenin mal veya hizmet üretimi veya satın alma harcamalarının tamamını içermelidir. Bu maliyetler tedarik maliyetleri, üretim maliyetleri, pazarlama ve satış, araştırma harcamaları gibi diğer operasyonel maliyetlerdir. Hedef maliyetleme sisteminin tedarik zincirinin içinde kullanılması, maliyet yönetimi çalışmalarının çok sayıda işletme arasında koordine edilmesini gerektirir.

Hedef maliyetleme yöntemindeki hedef satış fiyatı; ürüne tüketicilerin algıları doğrultusunda verdikleri değere dayalı olarak belirlenen satış fiyatıdır. Hedef satış fiyatı tespit edilirken rakip ürünlerin fiyatları ile potansiyel alıcıların ödeme arzusu ve ödeme gücü dikkate alınır. Bu yöntemde hedef kâr marjı; uzun dönemli kâr analizleri sonucu belirlenen kâr marjıdır. Burada satış fiyatı ile kâr marjı arasındaki fark hedef maliyeti vermektedir.

Hedef Maliyet = Hedef Satış Fiyatı – Hedef Kâr

Hedef maliyetlemede sadece hedef satış fiyatı tahmin edilerek hedef maliyetler belirlenmeyip, aynı zamanda, pazar payı ve olası satış hacmi de belirlenmektedir. Aksi takdirde, ürünün kendisi için yapılacak genel üretim, araştırma-geliştirme, pazarlama-satış, finansman ve genel yönetim giderlerini karşılayıp karşılamayacağı anlaşılamamaktadır.

Hedef maliyetleme, rekabet ortamından kaynaklanan fırsatlar bağlamında işletmeye maliyet ve kâr seviyesini kontrol etme yeteneği sağlar. Hedef maliyetleme tekniği, hedef maliyete ulaşmak için ürünlerin nasıl tasarlanması gerektiğine yönelik olarak geriye dönüp göz atmaya olanak sağlayan (tasarım aşamasına dönülüp gerekli iyileştirmelerin yapılmasına olanak sağlayan) bir maliyet yönetimi tekniğidir. Hedef maliyetleme tekniğinin sağladığı bu olanak, işletmenin söz konusu hedef maliyet için, ne kadarlık bir maliyet tasarrufu yapması gerektiğini belirler ve tedarik zincirinde gerekli olan iyileştirmelerin uygulanmasına olanak sağlar. Tedarik zinciri ortamında uygulanan hedef maliyetleme tekniği, maliyet yönetimi sürecinde üstlenilen faaliyetlerin kurumlar arası koordinasyonu şeklinde genişletilebilir.

5. Örnek Uygulama

Bir işletme, piyasaya yeni bir akıllı küçük ev aleti sunmayı planlamaktadır. İşletme bu ürün için hedef maliyetleme yöntemini kullanacaktır.

Yapılan pazar araştırmasına göre ürünün piyasada satılabileceği satış fiyatının 2.500.- TL/adet olduğu tespit edilmiştir. İşletmenin hedeflediği kâr tutarı ise 500.- TL/adettir. Bu durumda bu ürüne ilişkin hedef maliyet şu şekilde hesaplanır:

Hedef Maliyet = 2.500 − 500 = 2.000.- TL

Yani, işletmenin bu ürünü en fazla 2.000.- TL/adet maliyetle üretmesi gerekmektedir.

İşletme tarafından yapılan mühendislik ve maliyet muhasebesi çalışmaları sonucunda ürünün tahmini maliyeti şu şekilde hesaplanmıştır:

Maliyet Tablo

Ürünle ilgili maliyet farkı şu şekilde hesaplanır:

Maliyet Farkı = Tahmini Maliyet − Hedef Maliyet

Maliyet Farkı = 2.250 – 2.000 = 250.- TL/adet

Bu durumda işletmenin ürünü piyasaya istediği kârlılıkla sunabilmek için adet başına 250.- TL maliyet azaltımı yapması gerekmektedir. Yapılan maliyet çalışmaları sonucunda aşağıda belirtilen önlemler alınmıştır.

Malzeme tedarikçileriyle yeniden pazarlık yapılmış: 80.- TL tasarruf sağlanmış,

Ürün tasarımında sadeleştirmeye gidilmiş: 60.- TL tasarruf sağlanmış,

Üretim sürecinde işçilik verimliliği artırılmış: 40.- TL tasarruf sağlanmış,

Enerji ve üretim destek giderlerinde iyileştirme yapılmış: 70.- TL tasarruf sağlanmış.

Buna göre sağlanan toplam tasarruf ürün başına 250.- TL (80 + 60 + 40 + 70) olmuştur. Yapılan bu tasarruflar sonucunda yeni maliyet yapısı aşağıdaki gibi oluşmuştur.

Yapılan maliyet iyileştirme çalışmalarıyla işletme hedef maliyete ulaşmıştır. Yeni durumda işletmenin hedef kârı aşağıdaki gibi olacaktır.

Hedef Kâr = Satış Fiyatı – Gerçekleşen Maliyet

Hedef Kâr = 2.500 – 2.000 = 500.- TL/adet

İşletme, hedef maliyetleme yaklaşımı sayesinde pazarda kabul edilebilir fiyatı korumuş ve planladığı kâra ulaşmıştır.

Bu örnekten görüldüğü üzere hedef maliyetleme yöntemi; maliyetin üretimden sonra değil, ürün daha tasarım aşamasındayken kontrol edilmesini sağlar, pazar fiyatını esas alır, işletmeyi maliyet düşürmeye ve verimliliğe yöneltir, ürün geliştirme, mühendislik, satın alma ve muhasebe birimlerinin birlikte çalışmasını gerektirir.

Sonuç

Hedef maliyetleme yöntemi, işletmelerin maliyetlerini yalnızca üretim gerçekleştikten sonra ölçen geleneksel anlayışın ötesine geçerek, maliyetlerin ürünün tasarım ve planlama aşamasında stratejik biçimde yönetilmesini mümkün kılan çağdaş bir maliyet yönetimi yaklaşımıdır. Bu yöntem, piyasa tarafından kabul edilebilir satış fiyatını, işletmenin hedeflediği kâr düzeyini ve müşteri beklentilerini birlikte dikkate alarak maliyet oluşumunu dış çevre koşullarıyla uyumlu hâle getirmektedir. Böylece rekabetçi pazarlarda fiyat, kalite, işlevsellik ve kârlılık arasında dengeli bir yapı kurulmasına katkı sağlamaktadır. Ayrıca hedef maliyetleme, yalnızca maliyet azaltmaya yönelik teknik bir araç değil; aynı zamanda ürün geliştirme, mühendislik, satın alma, üretim ve muhasebe birimleri arasında eşgüdüm gerektiren bütünleşik bir yönetim anlayışı olarak öne çıkmaktadır. Bu çerçevede hedef maliyet yöntemi, işletmelere kaynaklarını daha etkin kullanma, gereksiz maliyet unsurlarını ortadan kaldırma, müşteri odaklı ürünler geliştirme ve sürdürülebilir kârlılık sağlama bakımından önemli üstünlükler sunmaktadır. Dolayısıyla, özellikle yoğun rekabet baskısının yaşandığı sektörlerde hedef maliyetleme yaklaşımının benimsenmesi, işletmelerin hem maliyet kontrolünü güçlendirmesi hem de uzun vadeli rekabet avantajı elde etmesi açısından stratejik bir gereklilik olarak değerlendirilebilir.

Hedef Maliyetleme Yöntemi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemVefa TOROSLU

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

Bağımsız Denetçi

vefa.toroslu@gmail.com

 

 

Kaynakça

Ayşe N. YERELİ-Semra DOĞAN-Damla ŞAHİN, “Mamul Geliştirme Sürecinde Hedef Maliyetleme”, Yönetim ve Ekonomi, Cilt: 19 Sayı: 2, 2012

Gökhan BAHŞİ-A. Vecdi CAN, “Hedef Maliyetleme”, Muhasebe ve Denetime Bakış, Sayı: 4, Mayıs 2001

Gamze Ayça KAYA, “Hedef Maliyetleme”, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 20, Sayı: 1, 2010

İncilay ERDURU, Yönetim Muhasebesinin Tedarik Zinciri Yönetimi Üzerindeki Rolü ve Bu Süreçte Kullanılan Yönetim Muhasebesi Teknikleri, Nezihe TÜFEKÇİ (Editör), Sosyal Bilim Temelli Pragmatik Yaklaşımlar, Hiper Yayın, İstanbul, 2018

Semra AKSOYLU-Yunus DURSUN, “Pazarda Rekabetçi Üstünlük Aracı Olarak Hedef Maliyetleme”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 11, 2001

Sinan ASLAN-Sevinç Nalan KARAVAİZOĞLU, “Maliyet Tabanlı Lojistik Yönetimi”, Öneri Dergisi, Cilt: 8, Sayı: 32, Temmuz 2009

Süleyman YÜKÇÜ-Seçkin GÖNEN, “Tedarik Zinciri Yönetimi ile Hedef Maliyetlemenin Birlikte Uygulanabilirliği”, Muhasebe ve Finansman Dergisi, Sayı: 40, 2008

[1]     Maliyet artı yaklaşımı, bir ürünün veya hizmetin toplam maliyetine önceden belirlenen bir kâr payı ekleyerek satış fiyatını belirleme yöntemidir. Amaç, maliyetleri güvence altına alıp hedeflenen kârlılığı fiyata yansıtmaktır. Bu yöntemde kullanılan temel formül şu şekildedir: Satış Fiyatı = Birim Maliyet + Birim Maliyet x Kar Marjı Oranı).

İşçinin İhbar ve Kıdem Tazminatının Ödenmesi Şartıyla İşten Ayrılma Talebi İstifa mı Yoksa İkale Olarak mı Değerlendirilmelidir?

İşçinin İhbar Ve Kıdem Tazminatının ödenmesi şartıyla İşten Ayrılma Talebi İstifa Mı Yoksa İkale Olarak Mı Değerlendirilmelidir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İşçinin İhbar ve Kıdem Tazminatının Ödenmesi Şartıyla İşten Ayrılma Talebi İstifa mı Yoksa İkale Olarak mı Değerlendirilmelidir?

Lütfi İNCİROĞLU

İşçinin İhbar Ve Kıdem Tazminatının ödenmesi şartıyla İşten Ayrılma Talebi İstifa Mı Yoksa İkale Olarak Mı Değerlendirilmelidir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemYargıtay’a göre, “Fesih bildirimi tek taraflı bir irade beyanı olup bu beyan, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde süre verilerek sözleşmenin sona erdirilmesinde kullanılabileceği gibi belirli ya da belirsiz süreli sözleşmelerin haklı nedene dayanarak, işçi veya işveren tarafından süre verilmeksizin sona erdirilmesinde de kullanılmaktadır. Bu nedenle iş sözleşmelerinde fesih bildirimi sözleşmeyi belirli bir sürenin geçmesiyle ya da derhâl sona erdiren, karşı tarafa yöneltilmesi gerekli tek taraflı bir irade beyanı olup muhataba ulaşması ile sonuç doğurur. İş sözleşmelerinde fesih bildiriminde bulunma hakkı, kural olarak her iki tarafa da tanınmıştır. Hukuki niteliği itibarıyla fesih bildirimi, yenilik doğuran bir hak olup beyanın karşı tarafa ulaşması ile sonuç doğurur; bu nedenle karşı tarafın kabulüne gerek yoktur. Hukuk sistemimizde feshin işçi veya işveren tarafından yapılmasına bağlanan hukuki sonuçlar farklı olduğundan fesih bildiriminin kimin tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenmesi önem taşımaktadır. Yine iş sözleşmesinin her iki tarafça feshedilmiş olması hâlinde de ilk önce kimin tarafından feshedildiğinin ortaya konulması gerekmektedir. İş sözleşmesinin kimin tarafından feshedildiği belirlendikten sonra sözleşmeyi sona erdiren bozucu yenilik doğuran hak bu kişi tarafından kullanılmış sayılacağından, feshe bağlanan hukuki sonuçlar kullanan kişiye göre belirlenecektir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 19.09.2018 tarihli ve 2015/22-3097 Esas, 2018/1339 Karar sayılı kararı).

İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. İstifa iradesinin karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte iş ilişkisi sona erer.

Bozma sözleşmesi (ikale) yasalarımızda düzenlenmiş değildir. Sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak daha önce kabul edilen bir hukuki ilişkinin, sözleşmenin taraflarınca sona erdirilmesi mümkündür. Sözleşmenin, doğal yollar dışında tarafların ortak iradesiyle sona erdirilmesi yönündeki işlem ikale olarak adlandırılır.

4857 sayılı İş Kanunu’nda (4857 sayılı Kanun) yer almasa da taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı son bulmasına dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklama (icap), ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile ikale kurulmuş olur.

İkalenin şekli, yapılması, kapsam ve geçerliliği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) hükümlerine göre saptanacaktır. Buna karşılık iş sözleşmesinin ikale yoluyla sona erdirilmesi, iş hukukunu yakından ilgilendirdiği için ikalenin yorumunda iş sözleşmesinin yorumunda olduğu gibi, genel hükümlerin yanı sıra iş hukukundaki “işçi yararına yorum” ilkesi de göz önünde bulundurulacaktır.

6098 sayılı Kanun’un 23… . maddeleri arasında düzenlenmiş olan irade fesadı hâllerinin, ikale yönünden titizlikle ele alınması gerekir. Bir işçinin ikale yapma konusundaki icap veya kabulde bulunmasının ardından işveren feshi hâline özgü iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak istemesi ve yasa gereği en çok bir ay içinde işe iade davası açmış olması hayatın olağan akışına uygun düşmez.

İş ilişkisi taraflardan her birinin bozucu yenilik doğuran bir beyanla sona erdirmeleri mümkün olduğu hâlde, bu yola gitmeyerek karşılıklı anlaşma yoluyla sona erdirmelerinin nedenleri üzerinde de durmak gerekir. İş ilişkisinin ikale yoluyla sona erdirildiğine dair örnekler mülga 1475 sayılı İş Kanunu ve öncesinde hemen hemen uygulamaya hiç yansımadığı hâlde, iş güvencesi hükümlerinin yürürlüğe girmesinin ardından özellikle 4857 sayılı Kanun sonrasında giderek yaygın bir hâl almıştır. Bu noktada, işveren feshinin karşılıklı anlaşma yoluyla fesih gibi gösterilmesi suretiyle iş güvencesi hükümlerinin bertaraf edilmesi şüphesi ortaya çıkmaktadır.

İkale yoluyla iş sözleşmesi sona eren işçi; iş güvencesinden yoksun kaldığı gibi, kural olarak feshe bağlı haklar olan ihbar ve kıdem tazminatlarına da hak kazanamayacaktır. Bu itibarla irade fesadı denetimi dışında, tarafların ikale yapması konusunda makul yararının olup olmadığının da irdelenmesi gerekir. Makul yarar ölçütü, ikale yapma konusundaki icabın işçiden gelmesi ile işverenden gelmesi ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak ele alınmaktadır. Buna göre ikale icabı işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatin sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi hâlde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez. Buna karşılık ikale icabı işçiden gelmişse işçiye ihbar ve kıdem tazminatının ödenip ödenmemesi tarafların anlaşmasına bağlıdır.

Yukarıda yapılan açıklamalara göre somut uyuşmazlık incelendiğinde; davacı tarafça feshin işveren tarafından yapıldığı ve haklı nedene dayanmadığı, davalı tarafça ise davacının 17.02.2020 tarihinde atölyeye turbo arızası nedeniyle gelen, garantisi olmayan araca garanti kapsamında aynı marka başka bir araç üzerinden garanti işlemi yaparak turbonun bu araca takıldığı, bu nedenle Şirketi 13.730,00 TL+ KDV maddi zarara uğrattığı iddiası ile 21.02.2020 tarihinde davacıdan yazılı savunma istendiği, davacının aynı tarihli yazılı savunmasında özetle; bahsi geçen olayın doğru olduğunu, ancak şahsına ve çevresine maddi ve manevi kazanç sağlamadığını, Şirketi maddi zarara uğratmak niyetinde olmadığını, müşteri memnuniyeti için yaptığını belirttiği, savunması alındıktan sonra ise 25.02.2020 tarihinde istifa ettiği savunulmuştur. Davacı, 25.02.2020 tarihli el yazısı ile hazırladığı istifa dilekçesinde 25.02.2020 tarihi itibarıyla yasal haklarını alarak istifa etmek istediğini belirterek işten ayrılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin 24.11.2024 tarihli kaldırma kararında da belirtildiği üzere, bu dilekçenin baskı ile alındığı ispatlanmış değildir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davacı tarafça yasal haklarını saklı tutarak ayrılma talebinin işverene ikale için yapılmış bir icap olduğu gerekçesiyle kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınması gerektiği kabul edilmiş ise de davacının eylemi ve savunması ile tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; istifa dilekçesindeki ifadenin sonuca etkisinin bulunmadığı, davacının işyerinden haklı nedeni olmaksızın istifa ederek ayrıldığı anlaşılmakla kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin reddi gerekli iken yazılı gerekçe ile hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir”[1].

Sonuç olarak, sözleşmenin, doğal yollar dışında tarafların ortak iradesiyle sona erdirilmesi yönündeki işlem ikale olarak adlandırılır. 4857 sayılı İş Kanunu’nda yer almasa da taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı son bulmasına dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklama (icap), ardından diğer tarafın da bunu kabulü ile ikale kurulmuş olur. İşçinin ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesi şartıyla işten ayrılma talebi işverence kabul görmediği sürece bu durum ikale değil, istifa olarak değerlendirilmelidir. Çünkü iş sözleşmesi karşılıklı anlaşma ile sona erdirilmediği durumda işçiden gelen tek taraflı icap ikale değil, istifa sayılır.

İşçinin İhbar Ve Kıdem Tazminatının ödenmesi şartıyla İşten Ayrılma Talebi İstifa Mı Yoksa İkale Olarak Mı Değerlendirilmelidir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemwww.incirogludanimanlik.com sayfasında yayımlanan blog yazıları, hakemli makale formatında olmayıp bilgi verme amaçlıdır. Kesinlikle hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliğinde değildir.

Lütfi İNCİROĞLU

[1] Y9.HD.20.01.2026 tarihli 2025/6890 E, 2026/406 K. Legalbank

 

Lojistiğin Yeni Rotaları ve Dış Ticaretteki Maliyeti – 2

Lojistiğin Yeni Rotaları Ve Dış Ticaretteki Maliyeti – 2 Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Lojistiğin Yeni Rotaları ve Dış Ticaretteki Maliyeti – 2

Reşat BAĞCIOĞLU

https://www.denizbulten.com/kizildenizdeki-saldirilar-eski-ticaret-rotasini-gundeme-getiriyor-53128h.htm

Lojistiğin Yeni Rotaları Ve Dış Ticaretteki Maliyeti – 2 Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemLojistiğin Yeni Rotaları

Global taşımacılıkta,

  • Koşullar daraldıkça,
  • Riskler arttıkça,
  • Taşıma süreleri haddinden fazla artmış olmasına rağmen,
  • Emniyetli taşımacılıktan ödün vermemek adına,

Lojistikte kullanılan tüm taşıma araçları rotalarını değiştirmek zorunda kalmışlar.

Kızıldeniz ve Süveyş Kanalı’nda oluşan risklerden dolayı gemiler rotalarını zorunlu olarak değişmek zorunda kaldılar ve hem maliyet, hem de süre açısından ciddi fark yaratan Cebeli Tarık Boğazı izlenerek, koca Afrika Kıtası bir boydan bir boya aşılarak Ümit Burnu üzerinden yakın doğu ülkelerine taşımacılık gerçekleştirildi.

Gemiler Rota Değiştiriyor

Kaynak: https://www.denizhaber.com/gemiler-rota-degistirmeye-basladi/14354

Gemiler Rora

Gemiler Rota 2

LONDRA – Somalili korsanların yakın tarihte görülmedik saldırıları yüzünden büyük gemi şirketleri artık 139 yıllık Mısır-Süveyş Kanalı’nı değil, Güney Afrika’nın Ümit Burnu’ndan geçmeyi bile göze alıyorlar.

İngiliz Reuters ajansına göre, İntercargo gemicilik şirketi genel sekreteri Rob Lomas ile Norveç’in Odjell gemi işletmeciliği teşkilatı, Ümit Burnu’nu dolanma tavsiyesi ve şirketlerin buna uyan tercihini aktardılar. Bilhassa kuru yük şilepleri ile konteyner gemilerinin Ümit Burnu’nu tercih edecekleri aktarıldı. Ancak Suudi Arabistan, Kuveyt ve İran gibi dev petrol ihracatçısı ülkeler, Somalili korsanların yatağı Aden Körfezi’nden vazgeçmeyeceklerini belirti.

Süveyş Kanalı-Kızıldeniz-Babülmendep Boğazı-Aden Körfezi ve onun açığında Hint Okyanusu deniz yolunda bu yıl 2 Türk yük gemisi dahil 39 gemi kaçırıldığından çok tehlikeli hale geldi.

Rusya, NATO ve Hint savaş gemileri korsanlara karşı mücadele ediyor.

Gemicilik şirketleri yetkilileri, 1967 Arap İsrail-Savaşı’nda Süveyş Kanalı felç olduğunda dahi hiçbir korsan hadisesi olmadığını aktardılar.

Hürmüz Boğazı’nın Kapanması

Hürmüz 1

Hürmüz 2

Hürmüz 3

Körfez’de Kesin Abluka ve Sıcak Çatışma

Kaynak: https://www.denizhaber.com/hurmuz-bogazi-kapandi-kuresel-kriz-ve-turkiyeye-etkileri/126282

ABD ve İsrail’in İran’ın kritik askeri tesislerini hedef alan ağır hava operasyonlarının ardından Tahran yönetimi en büyük asimetrik kozunu masaya sürdü. İran Devrim Muhafızları Ordusu, dünya petrol ticaretinin beşte birinin ve küresel sıvılaştırılmış doğal gaz arzının belkemiği olan Hürmüz Boğazı’nı ticari gemi geçişlerine tamamen kapattığını duyurdu. Dar boğazın fiili askeri abluka altına alınması, deniz mayınları ve kıyıya konuşlu füzelerle desteklenen bu hamle, dünya enerji lojistiğinin merkezini bir anda sıcak savaş alanına çevirdi.

Lojistik Sektörünün Hakkı Navlun Ücretleri İle Ödenemez

İhracatın perde arkasındaki gizli kahramanının lojistik sektörü olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Lojistik sektörü kocaman alkış ve takdiri hak etmektedir.

Makalemde çeşitli yönlerden ele almaya çalıştığım lojistik sektörünün, riskler karşısından kendisine yeni rotalar bulmak zorunda kalıyor. Amaç İhracatçının mallarını hasar olmadan nihai varış yerine kadar emniyetli bir şekilde taşımayı hedeflemektedir.

Kuşkusuz ki hedeflenen yeni rotalarda, beklenmedik maliyetler de ortaya çıkmaktadır. Gerek lojistik sektörü, gerekse ihracatçılar malların nihai alıcına teslim edilmesi için oluşabilecek ekstra maliyetlere katlanmak zorunda kalmaktadırlar.

 

Lojistiğin Yeni Rotaları Ve Dış Ticaretteki Maliyeti – 2 Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemReşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi