Finansal Tablolar Her Zaman Gerçeği mi Anlatır?

Finansal Tablolar Her Zaman Gerçeği Mi Anlatır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Finansal Tablolar Her Zaman Gerçeği mi Anlatır?

Dr. YMM. Arif AYLUÇTARHAN

Yaratıcı muhasebe uygulamaları, finansal tablolara duyulan güveni nasıl sarsar ve bu olgu nasıl anlaşılır?

Yazı Ek 1

Finansal Tablolar Her Zaman Gerçeği Mi Anlatır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemFinansal tablolar, modern işletmeciliğin ortak dilidir. Yatırımcılar, kredi verenler, analistler, düzenleyici kurumlar ve iş ortakları; bir şirketi tanımak için önce bu tablolara başvurur. Ancak söz konusu tabloların hazırlandığı muhasebe standartları ve vergi düzenlemeleri, uygulamacılara önemli ölçüde takdir yetkisi tanımaktadır. Bu esneklik, muhasebe ilkelerinin ruhunu oluşturan mesleki yargıya alan açmak amacıyla tasarlanmıştır. Ne var ki aynı alan, sistematik biçimde kötüye kullanıldığında ortaya çıkan sonuç “yaratıcı muhasebe” adıyla bilinen olgu olmaktadır.

Bu makale, yaratıcı muhasebenin ne olduğunu, hangi teknikler aracılığıyla uygulandığını ve tarihsel örneklerin bize bu konuda neler öğrettiğini ele almaktadır. Konu yalnızca muhasebe akademisyenlerini veya denetçileri değil; finansal tablolarla herhangi bir ilişkisi bulunan herkesi yakından ilgilendirmektedir.

Meşru Esneklik ile Yanıltıcı Uygulama Arasındaki Sınır

Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS), “kural temelli” değil “ilke temelli” bir muhasebe anlayışını benimsemektedir. Bu çerçevede amortisman yöntemi, karşılık miktarları, gelirin tanınma zamanlaması ve varlık değerlemesi gibi pek çok alanda yönetimin takdir hakkı meşru kabul edilmektedir. Bir şirketin bu konularda başka bir şirketten farklı bir politika izlemesi, tek başına muhasebe ihlali oluşturmaz.

Sorun, bu esnekliğin finansal tablo kullanıcılarını belirli bir yönde yönlendirmek amacıyla sistematik ve bilinçli biçimde kullanılmasıyla başlar. Akademik literatürde bu ayrımı belirleyen başlıca ölçütler şunlardır: uygulamanın ardındaki niyet, seçilen politikanın dönemler arası tutarlılığı, etki büyüklüğü (önemlilik) ve kamuoyuna yapılan açıklamanın yeterliliği. Düzenleme çerçevesi içinde kalmak ile kamuoyunu yanıltmamak birbirinden bağımsız sorulardır.

Naser (1993), yaratıcı muhasebeyi “muhasebe kurallarındaki boşlukların ve belirsizliklerin, şirketin gerçek performansını ve finansal durumunu dönüştürmek amacıyla kullanılması” olarak tanımlamıştır. Mulford ve Comiskey (2002) ise bu kavramı daha doğrudan bir biçimde ele alarak “finansal rakamların piyasa beklentilerini karşılamak üzere istenen yönde şekillendirilmesi” şeklinde ifade etmiştir. İki tanım da ortak bir noktada buluşmaktadır: amaç, gerçeği yansıtmak değil, belirli bir imajı inşa etmektir.

Yaratıcı Muhasebenin Temel Uygulama Biçimleri

Yaratıcı muhasebe uygulamaları, finansal tabloların dört temel bileşenini hedef alır: gelir tablosu (kar/zarar tablosu), bilanço (finansal durum tablosu), nakit akış tablosu ve dipnotlar. Her bir alan, farklı tekniklerle manipüle edilebilir. Manipüle edilme noktasından sonra artık muhasebe hilelerinden bahsetmek gerekmektedir.

Gelir Manipülasyonu

Gelir tanımanın zamanlaması, kazanç yönetiminde en sık başvurulan araçlardan biridir. Bir şirket, teslim koşulları henüz gerçekleşmeden veya hizmet tamamlanmadan geliri cari döneme kaydedebilir; bu durum gelir rakamını yapay biçimde yükseltirken sonraki dönemler için gerçek bir talep tabanı oluşturmaz. Bunun karşıtı da mümkündür: İyi geçen bir yılda kazançlar kasıtlı olarak ileriki döneme ertelenerek daha istikrarlı ve yatay bir kâr profili elde edilebilir.

Kanal doldurmacılığı (channel stuffing) ise dağıtım kanallarına gerçek talep olmaksızın mal sevk edilerek satış rakamlarının şişirilmesi biçiminde ortaya çıkar. Bu yöntemde iade hakkı veya ödeme esnekliği yoluyla teşvik edilen bayi stoku, gelir gibi görünmekte; ancak sonraki dönemde büyük iade dalgalarıyla tersine dönmektedir.

Gider ve Aktifleştirme Politikaları

Dönemsel giderlerin aktifleştirilmesi, kısa vadeli kâr rakamlarını yükseltmenin en doğrudan yollarından biridir. Bir harcama gider olarak yazıldığında dönem kârını doğrudan düşürür; ancak bir varlık olarak aktifleştirildiğinde bu etki ileriki yıllara yayılan amortisman gideri biçiminde geriye ertelenir. WorldCom davası, bu yöntemin sınır tanımayan boyutlarını gözler önüne sermiştir: Şirket, 3,8 milyar dolar tutarındaki hat kiralama giderlerini ağ altyapı yatırımı olarak aktifleştirmiştir.

Öte yandan “büyük temizlik” (big bath) olarak adlandırılan uygulama, tam tersine büyük bir gider dalgasını tek bir döneme yıkmak üzerine kurulur. Özellikle yönetim değişikliği dönemlerinde, bir sonraki dönemi kârlı gösterebilmek amacıyla tüm değer düşüklükleri ve karşılıklar mevcut döneme toplu biçimde yazılır. Bu yöntem kısa vadede kötü bir dönem tablosu yaratır; ancak gelecek dönem performansını yapay olarak güçlü gösterir.

Bilanço Dışı Finansman

Özel amaçlı yapılar (Special Purpose Vehicles — SPV) ve çeşitli bilanço dışı finansman araçları, şirketin gerçek borç yükünü konsolide tablolardan gizlemenin temel yöntemi olarak kullanılmaktadır. Enron’un çöküşü, bu aracın ne denli sistematik biçimde kötüye kullanılabileceğini somut olarak ortaya koymuştur: Şirketin bilanço dışına taşıdığı yaklaşık 30 milyar dolarlık borç ve kayıp, uzun süre kamuoyundan gizlenmiştir.

UFRS 10 ve ilgili konsolidasyon standartlarındaki sonraki reformlar bu boşluğu önemli ölçüde daraltmış olsa da kontrol kavramının yorumlanmasına bağlı muğlaklık alanları varlığını sürdürmektedir.

Dipnot Muğlaklığı

Finansal tablolarda açık rakamlarla manipülasyon yapılamayan durumlarda bile, önemli bilgilerin dipnotlarda kasıtlı olarak teknik, karmaşık ve uzun bir dil içinde gömülmesi sıklıkla görülen bir uygulamadır. Koşullu yükümlülükler, ilişkili taraf işlemleri, taahhütler ve kilit muhasebe politikası açıklamaları; anlaşılması güç bir ifade tarzıyla sunulduğunda tablonun ana gövdesindeki verilere duyulan güveni boş bırakır. Akademik literatürde bu olgu “stratejik belirsizlik” olarak adlandırılmaktadır.

Teşvik (Motivasyon) Yapıları: Neden Yapılır?

Yaratıcı muhasebe uygulamalarının arkasındaki kurumsal mantığı anlamak için yalnızca teknik muhasebe sorularına değil, davranışsal iktisat ve kurumsal finansın ortaya koyduğu teşvik yapılarına bakmak gerekmektedir.

Piyasa beklentisi baskısı, bu teşviklerin başında gelmektedir. Sermaye piyasaları, özellikle halka açık şirketler için çeyreklik kazanç raporlarını kritik bir veri noktası olarak değerlendirmektedir. Burgstahler ve Dichev’in (1997) ABD şirketleri üzerinde yürüttüğü kapsamlı çalışma, kâr rakamlarının sıfırın hemen altında ya da bir önceki dönemin hemen altında oluşması beklenirken istatistiksel olarak ayrıksı bir biçimde bu eşiklerin üzerinde seyrettiğini ortaya koymuştur. Bu bulgu, yönetimlerin beklenti eşiklerini aşmak üzere sistematik bir kazanç yönetimi uyguladığını güçlü biçimde desteklemektedir.

Yönetici tazminat yapıları ise ikinci temel teşvik kaynağını oluşturmaktadır. Hisse bazlı ücretlendirme ve kısa vadeli prim programları, üst yönetimi cari dönem finansal performansından doğrudan kişisel çıkar elde eden taraf konumuna getirmektedir. Jensen ve Meckling’in (1976) klasik vekalet teorisi çerçevesinde bu durum, pay sahipleri ile yöneticiler arasındaki çıkar uyumsuzluğunun muhasebe tabloları üzerindeki doğrudan yansımasıdır.

Borç sözleşmesi kısıtlamaları da göz ardı edilemeyecek üçüncü bir etkendir. Kredi anlaşmalarında yer alan kaldıraç oranı sınırları, faiz karşılama oranı gereksinimleri ve diğer finansal kısıtlayıcı maddeler, bu eşiklere yaklaşan yönetimleri muhasebe tercihlerini söz konusu sınırların içinde tutacak biçimde ayarlamaya itmektedir.

Tarihsel Dönüm Noktaları ve Düzenleyici Tepki

Yaratıcı muhasebe tarihi, düzenleyici çerçevenin hep bir adım gerisinde kalmak zorunda kalan bir süreci yansıtır. 1929 Büyük Buhranı’ndan önce ABD’deki holdinglerde yaygınlaşan karmaşık mülkiyet yapıları ve bilanço dışı araçlar, 1933-1934 tarihli menkul kıymetler mevzuatının çıkarılmasına doğrudan zemin hazırlamıştır.

2001-2002 yıllarındaki Enron ve WorldCom iflasları ise modern dönemin en dönüştürücü muhasebe krizleri olmuştur. Bu olaylar yalnızca iki dev şirketin ve Arthur Andersen’ın çöküşünü değil, kurumsal denetim mimarisinin köklü biçimde sorgulanmasını da beraberinde getirmiştir. Sarbanes-Oxley Yasası (2002), bu krizin doğrudan ürünüdür: Üst yöneticilerin finansal tablolardan kişisel olarak sorumlu tutulması, denetim komitesinin bağımsızlığının güvence altına alınması ve denetim firmalarının bağımsız gözetim altına alınması bu yasa çerçevesinde zorunlu hale getirilmiştir.

2020 yılındaki Wirecard skandalı ise bu tabloya bir boyut daha eklemiştir: Dijital ödeme sistemleri gibi karmaşık ve hızlı büyüyen sektörlerin geleneksel denetim metodolojilerine meydan okuduğunu açıkça ortaya koymuş; Almanya’nın düzenleyici çerçevesinde ciddi reform süreçlerini başlatmıştır.

Finansal Tabloları Okurken Dikkat Edilmesi Gereken Sinyaller

Akademik ve pratik literatür, yaratıcı muhasebe uygulamalarını tespit etmeye yönelik çeşitli analitik çerçeveler geliştirmiştir. Beneish M-Skoru, bu alanda en yaygın başvurulan modellerden biridir; çeşitli finansal oran değişimleri üzerine kurulu istatistiksel bir yapı sunar ve kazanç manipülasyonu olasılığını sayısal olarak ortaya koymaya çalışır. Ancak hiçbir model tek başına yeterli değildir; bu göstergeler niteliksel analizle birlikte ele alınmalıdır. Özellikle yapay zeka destekli analiz çalışmalarının önemli sonuçlar elde edebileceği söylenebilir.

Uygulamada öne çıkan başlıca uyarı işaretleri şunlardır:

—  Nakit akışı ile net kâr arasındaki kalıcı makas: Faaliyet nakit akışının net kârın gerisinde sürekli kalması, gelir rakamlarının nakit karşılığı olmayan kalemlerle desteklendiğine işaret eder.

—  Alacakların ve hasılata oranında artış: Satışlar artarken ticari alacakların daha hızlı büyümesi, tahsil edilemeyen ya da erken raporlanan satışların göstergesi olabilir.

—  Tutarsız muhasebe politikası değişiklikleri: Amortisman yöntemi, gelir raporlama politikası veya karşılık hesaplama yönteminin açık bir ekonomik gerekçe sunulmadan değiştirilmesi anlamlı bir soru işareti doğurur.

— Sektörle kıyaslandığında olağandışı kâr marjları: Bir şirketin sektör ortalamasından belirgin biçimde ve sürekli olarak ayrışan marjları, rekabet avantajına değil muhasebe tercihlerine bağlı olabilir.

—  Muğlak ve hacimli dipnotlar: Okunması güç bir dille yazılmış, ilişkili taraf işlemleri ve koşullu yükümlülüklere ilişkin belirsiz açıklamalar içeren dipnotlar, tablonun anahtarını gizliyor olabilir.

Sonuç

Yaratıcı muhasebe, finansal raporlamanın yapısal bir özelliğidir; standartlar ne kadar kapsamlı olursa olsun, ilke temelli bir çerçeve esneklik ve dolayısıyla kötüye kullanım riskini beraberinde getirecektir. Bu gerçeklik, finansal tablo kullanıcılarının rakamları pasif biçimde kabul etmesi yerine analitik bir şüphe ve çabayla değerlendirmesini zorunlu kılmaktadır.

Finansal Tablolar Her Zaman Gerçeği Mi Anlatır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemKurumsal yönetimin, bağımsız denetimin ve düzenleyici çerçevenin her biri bu alanda önemli fakat sınırlı roller üstlenmektedir. Nihayetinde finansal tabloların kalitesi; yalnızca standartların teknik içeriğine değil, o standartları uygulayan yöneticilerin ve denetçilerin etik niyetine de bağlıdır. Denetim, muhasebe bir dilse doğruluğuna makul bir oranda teyit eden süreçtir. Ancak tarih, bu sürecin de araç haline gelebildiğini defalarca göstermiştir.

Yazı Ek 2

Dr. YMM. Arif AYLUÇTARHAN


EĞİTİM PROGRAMI

Finansal Raporlama Perspektifiyle Kurumsal Suistimal Analizi ve Önlenmesi

1. EĞİTİMİN AMACI

Bu eğitimin amacı;

  • Suistimal kavramını muhasebe ve finansal raporlama bağlamında sistematik biçimde ele almak,
  • Finansal tablolar üzerinden suistimal sinyallerini analiz edebilme becerisi kazandırmak,
  • Muhasebe bilgi akışındaki kontrol zafiyetlerini tespit edebilme yetkinliği geliştirmek,
  • Kurumsal riskin hukuki, vergisel ve yönetsel sonuçlarını bütüncül bir çerçevede değerlendirebilmek,
  • Önleyici iç kontrol ve etik altyapının nasıl kurulacağını göstermek.

Bu eğitim teorik farkındalık değil; finansal veri üzerinden analitik düşünme pratiği kazandırmayı hedefler.

2. EĞİTİMİN İÇERİĞİ

2.1 Kavramsal Çerçeve

  • Fraud kavramı ve kapsamı
  • Fraud üçgeni (baskı – fırsat – rasyonelleştirme)
  • Suistimal türleri

2.2 Muhasebe ve Finansal Raporlama Altyapısı

  • Bilanço denklemi ve risk alanları
  • Gelir tablosu manipülasyon teknikleri
  • Muhasebe kayıt yapısı ve kontrol noktaları

2.3 Finansal Tablolarda Suistimal İzleri

  • Mizan tutarsızlıkları
  • Gider hesaplarında anormal artışlar
  • Kasa/banka hareketlerinde uyumsuzluk
  • Nakit akımı – kârlılık çelişkisi
  • Oran analizi ile risk tespiti

2.4 Vaka Analizleri

  • Mini uygulama vakaları
  • Uluslararası finansal skandalların analizi
  • RS Motor vaka çalışması üzerinden teknik değerlendirme

2.5 İç Kontrol ve Önleme Mekanizmaları

  • Görevler ayrılığı
  • Yetki ve onay sistemleri
  • İç denetim ve sürekli kontrol
  • COSO çerçevesi

2.6 Hukuki ve Vergisel Boyut

  • TCK, VUK ve TTK kapsamında sorumluluk
  • Yönetim kurulu ve üst yönetim yükümlülükleri
  • Suistimalin cezai ve mali sonuçları

3. EĞİTİM KAZANIMLARI

Eğitim sonunda katılımcılar:

Analitik Yetkinlik

  • Finansal tablolar üzerinden potansiyel suistimal sinyallerini ayırt edebilir.
  • Oran analizi ve karşılaştırmalı analiz yoluyla risk değerlendirmesi yapabilir.

Teknik Bilgi

  • Gelir ve gider manipülasyon tekniklerini tanımlar.
  • Kayıt düzeni üzerinden sistem zafiyetlerini tespit eder.
  • Nakit akımı ile kârlılık arasındaki tutarsızlıkları yorumlar.

Kontrol Perspektifi

  • İç kontrol mekanizmalarının hangi noktada kırıldığını analiz eder.
  • Görevler ayrılığı ve yetki dağılımının önemini kavrar.

Hukuki Farkındalık

  • Suistimalin cezai ve yönetsel sonuçlarını değerlendirir.
  • Yönetim sorumluluğu ile finansal raporlama arasındaki ilişkiyi açıklar.

Stratejik Bakış

  • Reaktif değil, önleyici risk yönetimi yaklaşımı geliştirir.
  • Kurumsal etik kültürünün finansal sürdürülebilirlik üzerindeki etkisini analiz eder.

TEKLİF ALMAK İÇİN:

arif.ayluctarhan@istanbul.edu.tr

Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları

Değer Zinciri Ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları
Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları

Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları

Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı
merdal@istanbul.edu.tr

PDF – Makaleyi bilgisayarınıza indirebilirsiniz. 

Değer Zinciri Ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları
Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları

Değer zinciri yönetimi ve emisyon azaltım hedefleri oldukça geniş ve çok katmanlı bir saha. Konunun temel yapıtaşlarını bu köşede düzenli olarak inceliyorum. Sürdürülebilir tedarik stratejisi, sürdürülebilir tedarikçi kimliği, ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Rehberi, tedarikçi sürdürülebilirlik verisi nasıl toplanır? ve emisyon hesaplama rehberi gibi başlıkları daha önce ele aldım. Yeni dönemde ise değer zinciri boyunca emisyon hesaplamalarını, Kapsam 3 çalışmalarını ve tedarik zinciri ekosistemiyle kurulan ilişkileri sektör bazında ele alacağım.

Bugün tüm sektörlerde pazar ve müşteri gereklilikleri daha sert biçimde hissediliyor. Küresel ticarette mevzuat ve uygulamalar değişiyor. Özellikle kurumsal pazarlarda alıcı-satıcı ilişkileri yeni bir boyut kazanıyor. Karbon düzenlemeleri, sürdürülebilirlik raporlaması, tedarikçi şeffaflığı ve değer zinciri sorumluluğu şirketlerin gündeminde daha fazla yer tutuyor. Bu yeni çizgiye ayak uydurmak ise hiç kolay değil.

Yaşanan gelişmeler, geleneksel satınalma ve tedarik zinciri bakış açısını da dönüştürüyor. Satınalma artık yalnızca fiyat, kalite ve teslim süresi üzerinden yönetilen bir fonksiyonun çok ötesinde. Mevzuata uyum, tedarikçi sürdürülebilirliği, sözleşme kriterleri, Kapsam 3 emisyon verileri ve müşteri beklentileriyle birlikte ele alınması gereken stratejik bir yönetim alanı haline geldi. Bununla birlikte Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) bakış açısı, satınalma kararlarının yalnızca tedarik anıyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Malzeme seçimi, teknik şartname, sözleşme hükümleri, ambalaj, bakım koşulları ve tedarikçi taahhütleri gibi kararlar; ürünün üretim, kullanım, geri dönüşüm ve bertaraf aşamalarında oluşacak çevresel etkiler üzerinde belirleyici rol oynuyor.

Karbon yoğun sektörlerde Kapsam 1 doğrudan emisyonlar ve Kapsam 2 satın alınan enerji kaynaklı dolaylı emisyonlar hemen herkesin gündeminde. Özellikle demir-çelik, çimento, kimya, cam ve seramik gibi proses emisyonu yüksek sektörlerde bu alanlarda ilerleme sağlamak yoğun emek ve sermaye gerektiriyor. İleri üretim teknolojileri, mühendislik kabiliyeti, yatırım gücü ve uzun vadeli finansman bu dönüşümün temel koşulları arasında yer alıyor. Bir çırpıda sürdürülebilirliği özümsemiş bir şirkete dönüşmek; “sürdürülebilir çelik” ya da “yeşil çimento” ürünlerini üretmek kolay değil.

Emisyon azaltım hedeflerini bir bütün olarak görmek gerekiyor. Konu yalnızca fabrika üretim süreçleri ve enerji tüketimi ile sınırlı değil. Kapsam 3, yani değer zinciri emisyonları, Kapsam 1 ve Kapsam 2 çalışmalarına alternatif değil; onlarla eş zamanlı yürütülmesi gereken tamamlayıcı ve stratejik bir yönetim alanıdır. Değer zinciri boyunca alınan satınalma, tedarik, taşıma, yatırım, bakım-onarım, hizmet alımı, ürün kullanımı ve bertaraf kararları şirketlerin karbon performansını doğrudan etkiliyor.

Bu nedenle Kapsam 3 emisyonlarını yalnızca “tedarik zinciri emisyonları” olarak görmek eksik bir değerlendirme olur. Tedarik zinciri emisyonları, değer zinciri emisyonlarının önemli ve yönetilebilir bir bölümünü oluşturur. Ancak değer zinciri perspektifi daha geniştir; şirketin yukarı akış faaliyetlerini, operasyonel bağlantılarını, aşağı akış etkilerini, müşteri gerekliliklerini ve ürün yaşam döngüsünü birlikte değerlendirmeyi gerektirir.

Emisyon Hesaplama Rehberi Scope 3
Emisyon Hesaplama Rehberini indirmek için tıklayınız.

Kapsam 3 çalışmaları, sürdürülebilirlik komiteleri için güçlü bir gündem alanı açıyor. Değer zinciri emisyonlarını yönetebilmek; paydaşlardan veri toplamayı, tedarikçi ve taşeron etkilerini izlemeyi, satınalma kararlarını karbon performansıyla ilişkilendirmeyi ve bu bilgileri sürdürülebilirlik raporlarına daha sağlam bir içerikle taşımayı gerektiriyor. Bu yönüyle Kapsam 3, yalnızca teknik bir hesaplama alanı değil; aynı zamanda kurumsal yönetişim, veri yönetimi, tedarikçi ilişkileri ve stratejik karar alma kapasitesiyle doğrudan bağlantılı bir dönüşüm başlığıdır.

Diğer taraftan CAPEX –Sermaye Harcamaları ve OPEX – Operasyonel Harcamalar analizleri, sürdürülebilir satınalma faaliyetlerinin emisyon azaltım hedefleri üzerindeki etkisini daha görünür hale getiriyor. Değer zinciri boyunca emisyon azaltım hedeflerinin somutlaştırılması, Karbon Saydamlık Projesi (CDP – Carbon Disclosure Project) ve sürdürülebilirlik raporları açısından da önem taşıyor.

Emisyon yoğun sektörlere bu açıdan bakmak, şirketlerin rekabet gücü ile değer zinciri yönetimi arasındaki bağlantıyı birlikte değerlendirmeyi gerekli kılıyor. Amacım, şirketlerin Kapsam 3 değer zinciri emisyonları konusunda doğru soruları sormasına ve eğitim-danışmanlık ihtiyaçlarını daha net tanımlamasına katkı sağlamaktır.

Bu yazı dizisinde sektör bazında yalnızca emisyon görünümünü değil; şirketlerin bu verileri nasıl yöneteceğini, hangi ekiplerin sürece dahil olacağını ve değer zinciri kararlarının rekabet gücüne nasıl katkı sağlayacağını da ele alacağım. Bu yaklaşımın, şirketlerimizin sürdürülebilir dönüşüm yolculuğuna ve rekabet gücüne katkı sunmasını hedefliyorum.

Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitimi 

Kapsam 3 Emisyon Hesaplama
Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitim içeriği için tıklayınız.

Sürdürülebilirlik komite üyeleri ve tedarik zinciri ekipleri için Premium Eğitim Programı
Teklif almak için: egitim@satinalmadergisi.com 

Eğitim Amacı:

“Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitimi”, şirketlerin sürdürülebilirlik, karbon yönetimi ve raporlama gerekliliklerini değer zinciri perspektifiyle ele almasını amaçlamaktadır. Eğitimde; iklim ve emisyon yönetiminde öne çıkan kuruluşlar, standartlar, müşteri beklentileri, sürdürülebilir raporlama çerçeveleri, sözleşme kontrol noktaları ve Kapsam 3 emisyonlarının temel yapısı bütünleşik biçimde incelenmektedir.

Programın temel amacı, katılımcıların Kapsam 3 emisyonlarını yalnız teknik bir hesaplama konusu olarak değil; satınalma, kategori yönetimi, tedarikçi verisi, lojistik, ürün karbon ayak izi, CAPEX–OPEX kararları, karbon önceliklendirme ve sürdürülebilir tedarikçi geliştirme süreçleriyle bağlantılı bir değer zinciri yönetimi alanı olarak kavramasını sağlamaktır.

Eğitim sonunda katılımcıların; değer zinciri boyunca emisyon verisinin nasıl oluştuğunu, hangi kuruluş ve standartların hesaplama ve raporlama süreçlerine yön verdiğini, Kapsam 3 kategorilerinin şirket faaliyetleriyle nasıl ilişkilendirileceğini, tedarikçi veri setlerinin nasıl yapılandırılacağını ve şirketin karbon nötr / emisyon azaltım hedeflerine nasıl katkı sağlanabileceğini değerlendirebilmeleri hedeflenmektedir.

Opsiyonel danışmanlık programı ile eğitimde aktarılan çerçevenin şirkete özel Kapsam 3 yol haritası, sürdürülebilir tedarikçi programı, satınalma dönüşümü ve sürdürülebilirlik komitesiyle eşgüdüm içinde uygulamaya taşınması amaçlanmaktadır.

Hedef Katılımcılar

Bu eğitim; sürdürülebilirlik komite üyeleri ve tedarik zinciri ekipleri başta olmak üzere, Kapsam 3 emisyon verisinin toplanması, doğrulanması, raporlanması ve karar süreçlerine taşınmasında rol alan yöneticiler ve uzmanlar için tasarlanmıştır.

  1. Gün: Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Mimarisi
  • Değer Zinciri Boyunca ESG
  • İklim ve Emisyon Yönetiminde Ana Kuruluşlar ve Referanslar
  • Emisyon Hesaplama Standartları: ISO 14064, ISO 14067, LCA, EPD ve PCF
  • Müşteri Gereklilikleri ve Sürdürülebilir Raporlama Standartları
  • Karbon Saydamlık Projesi ve TSRS 1–2 Çerçevesi
  • Değer Zincirinde Paydaşlar, Şartnameler ve Sözleşme Kontrol Noktaları
  • Kapsam 3 Emisyonlarının Temel Çerçevesi
  1. Gün: Kapsam 3 Hesaplamaları ve Değer Zinciri Dönüşümü
  • Sürdürülebilir Tedarik Stratejisinin Belirlenmesi
  • Kapsam 3 Emisyon Kategorileri ve Değer Zinciri Haritalama
  • Kapsam 3 Hesaplama Yöntemleri
  • Kategori Satınalma ve Harcama Analizleri
  • CAPEX–OPEX ve Karbon Önceliklendirme
  • LCA, Sistem Sınırı ve Faaliyet Verisi Yönetimi
  • Ürün Karbon Ayak İzi, EPD ve Değer Zinciri Verisi
  • Upstream Emissions – Yukarı Yönlü Emisyon Hesaplamaları
  • Downstream Emissions – Aşağı Yönlü Emisyon Hesaplamaları
  • Tedarikçi Sürdürülebilirlik Veri Setleri ve Doğrulama
  • Sürdürülebilir Tedarikçi Geliştirme ve Puanlama
  • Şirket Karbon Nötr ve Emisyon Azaltım Hedeflerine Katkı

Opsiyonel Danışmanlık Programı

Şirkete Özel Kapsam 3 Yol Haritası ve Sürdürülebilir Tedarikçi Programı

  • Süre: 3 Ay
  • Odak: Satınalma Dönüşümü ve Sürdürülebilirlik Komitesi ile Eşgüdüm

Opsiyonel danışmanlık programı, eğitim sonrasında şirketin kendi değer zinciri, satınalma kategorileri, tedarikçi yapısı ve veri altyapısı üzerinden uygulanabilir bir Kapsam 3 yol haritası oluşturmasını hedefler. Program kapsamında satınalma süreçleri, tedarikçi veri talepleri, kategori önceliklendirmesi, sözleşme kontrol noktaları ve sürdürülebilir tedarikçi geliştirme yaklaşımı şirket özelinde ele alınır.

Eğitim Bilgileri

Eğitim süresi 2 gün
Saat aralığı 10:00 – 16:00
Eğitmen Prof. Dr. Murat ERDAL
İletişim muraterdal.com | merdal@istanbul.edu.tr

 

Geniş Okuma Listesi

Bu yazının devamında sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi, yeşil satınalma, ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Rehberi, tedarikçi sürdürülebilirlik verisi, sürdürülebilir tedarikçi kimliği, şartnamelerde sürdürülebilirlik kriterleri ve sektör bazlı sürdürülebilirlik göstergeleri üzerine yayımlanmış önceki yazılarıma da göz atabilirsiniz.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATINALMA
MAKALELERİ
Makalelere erişim için tıklayınız.

 

Anahtar Sözcükler:

Sürdürülebilir tedarikçi, Sürdürülebilirlik, satın alma, çevre, sustainability, supply, procurement, tedarik zinciri, tedarik, ISO 20400, ISO 45001, Standart, Sürdürülebilir Tedarik Standardı, Sustainable Procurement, Purchasing, Murat Erdal, satınalma, strateji, yeşil, kaynak, ISO 26000, ISO 14064, danışmanlık, proje, eğitim, Ecovadis, etik, sürdürülebilir satınalma, sustainable procurement, Eğitim, sürdürülebilirlik verisi, Rehber, iklim, gelişim planı, Kapsam 3, Karbon Ayak İzi, Su Ayak İzi, derecelendirme, TSRS1, TSRS2, Karbon Saydamlık Projesi, Carbon Disclosure Project, CDP, Raporlama Standartları, Mevzuat, Emisyon Ticaret Sistemi, Denetim, Değer Zinciri, 

Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitimi 

Emisyon Hesaplama Kapsam 3
Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitimi

Sürdürülebilirlik komite üyeleri ve tedarik zinciri ekipleri için Premium Eğitim Programı
Teklif almak için : egitim@satinalmadergisi.com 

PDF – BELGE: EĞİTİM İÇERİĞİ BİLGİSAYARINIZA İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ. 

Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitimi 

Kapsam 3 Emisyon Hesaplama
Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitim içeriğini bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız.

Eğitim Amacı:

“Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitimi”, şirketlerin sürdürülebilirlik, karbon yönetimi ve raporlama gerekliliklerini değer zinciri perspektifiyle ele almasını amaçlamaktadır. Eğitimde; iklim ve emisyon yönetiminde öne çıkan kuruluşlar, standartlar, müşteri beklentileri, sürdürülebilir raporlama çerçeveleri, sözleşme kontrol noktaları ve Kapsam 3 emisyonlarının temel yapısı bütünleşik biçimde incelenmektedir.

Programın temel amacı, katılımcıların Kapsam 3 emisyonlarını yalnız teknik bir hesaplama konusu olarak değil; satınalma, kategori yönetimi, tedarikçi verisi, lojistik, ürün karbon ayak izi, CAPEX–OPEX kararları, karbon önceliklendirme ve sürdürülebilir tedarikçi geliştirme süreçleriyle bağlantılı bir değer zinciri yönetimi alanı olarak kavramasını sağlamaktır.

Eğitim sonunda katılımcıların; değer zinciri boyunca emisyon verisinin nasıl oluştuğunu, hangi kuruluş ve standartların hesaplama ve raporlama süreçlerine yön verdiğini, Kapsam 3 kategorilerinin şirket faaliyetleriyle nasıl ilişkilendirileceğini, tedarikçi veri setlerinin nasıl yapılandırılacağını ve şirketin karbon nötr / emisyon azaltım hedeflerine nasıl katkı sağlanabileceğini değerlendirebilmeleri hedeflenmektedir.

Opsiyonel danışmanlık programı ile eğitimde aktarılan çerçevenin şirkete özel Kapsam 3 yol haritası, sürdürülebilir tedarikçi programı, satınalma dönüşümü ve sürdürülebilirlik komitesiyle eşgüdüm içinde uygulamaya taşınması amaçlanmaktadır.

Hedef Katılımcılar

Bu eğitim; sürdürülebilirlik komite üyeleri ve tedarik zinciri ekipleri başta olmak üzere, Kapsam 3 emisyon verisinin toplanması, doğrulanması, raporlanması ve karar süreçlerine taşınmasında rol alan yöneticiler ve uzmanlar için tasarlanmıştır.

  1. Gün: Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Mimarisi
  • Değer Zinciri Boyunca ESG
  • İklim ve Emisyon Yönetiminde Ana Kuruluşlar ve Referanslar
  • Emisyon Hesaplama Standartları: ISO 14064, ISO 14067, LCA, EPD ve PCF
  • Müşteri Gereklilikleri ve Sürdürülebilir Raporlama Standartları
  • Karbon Saydamlık Projesi ve TSRS 1–2 Çerçevesi
  • Değer Zincirinde Paydaşlar, Şartnameler ve Sözleşme Kontrol Noktaları
  • Kapsam 3 Emisyonlarının Temel Çerçevesi
  1. Gün: Kapsam 3 Hesaplamaları ve Değer Zinciri Dönüşümü
  • Sürdürülebilir Tedarik Stratejisinin Belirlenmesi
  • Kapsam 3 Emisyon Kategorileri ve Değer Zinciri Haritalama
  • Kapsam 3 Hesaplama Yöntemleri
  • Kategori Satınalma ve Harcama Analizleri
  • CAPEX–OPEX ve Karbon Önceliklendirme
  • LCA, Sistem Sınırı ve Faaliyet Verisi Yönetimi
  • Ürün Karbon Ayak İzi, EPD ve Değer Zinciri Verisi
  • Upstream Emissions – Yukarı Yönlü Emisyon Hesaplamaları
  • Downstream Emissions – Aşağı Yönlü Emisyon Hesaplamaları
  • Tedarikçi Sürdürülebilirlik Veri Setleri ve Doğrulama
  • Sürdürülebilir Tedarikçi Geliştirme ve Puanlama
  • Şirket Karbon Nötr ve Emisyon Azaltım Hedeflerine Katkı

Opsiyonel Danışmanlık Programı

Şirkete Özel Kapsam 3 Yol Haritası ve Sürdürülebilir Tedarikçi Programı

  • Süre: 3 Ay
  • Odak: Satınalma Dönüşümü ve Sürdürülebilirlik Komitesi ile Eşgüdüm

Opsiyonel danışmanlık programı, eğitim sonrasında şirketin kendi değer zinciri, satınalma kategorileri, tedarikçi yapısı ve veri altyapısı üzerinden uygulanabilir bir Kapsam 3 yol haritası oluşturmasını hedefler. Program kapsamında satınalma süreçleri, tedarikçi veri talepleri, kategori önceliklendirmesi, sözleşme kontrol noktaları ve sürdürülebilir tedarikçi geliştirme yaklaşımı şirket özelinde ele alınır.

Emisyon Hesaplama Rehberi Scope 3
Emisyon Hesaplama Rehberini indirmek için tıklayınız.

Eğitim Bilgileri

Eğitim süresi 2 gün
Saat aralığı 10:00 – 16:00
Eğitmen Prof. Dr. Murat ERDAL
İletişim muraterdal.com | merdal@istanbul.edu.tr

PDF – BELGE: EĞİTİM İÇERİĞİ BİLGİSAYARINIZA İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ. 

Anahtar sözcükler:

Sürdürülebilir tedarikçi, Sürdürülebilirlik, satın alma, çevre, sustainability, supply, procurement, tedarik zinciri, tedarik, ISO 20400, ISO 45001, Standart,  Sustainable Procurement, Purchasing, Murat Erdal, satınalma, strateji, yeşil, kaynak, ISO 26000, ISO 14064, danışmanlık, proje, eğitim, etik, sürdürülebilir satınalma, Eğitim, sürdürülebilirlik verisi, Rehber, iklim, gelişim planı, Kapsam 3, Karbon Ayak İzi, Su Ayak İzi, derecelendirme, TSRS1, TSRS2, Karbon Saydamlık Projesi, Carbon Disclosure Project, CDP, Raporlama Standartları, Mevzuat, Emisyon Ticaret Sistemi, Denetim, Değer Zinciri, LCA, EPD, PCF

Modern Hicaz Demiryolu Sahnede: Tedarik Zincirinde Yeni Eksen, IMEC Karşısında Yeni Hesap

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Modern Hicaz Demiryolu Sahnede Tedarik Zincirinde Yeni Eksen, Imec Karşısında Yeni Hesap

Modern Hicaz Demiryolu Sahnede: Tedarik Zincirinde Yeni Eksen, IMEC Karşısında Yeni Hesap

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Modern Hicaz Demiryolu Sahnede Tedarik Zincirinde Yeni Eksen, Imec Karşısında Yeni HesapSuudi Arabistan Ulaştırma Bakanı Salih el-Casir’in, Al Arabiya’ya verdiği son mülakat, Orta Doğu lojistiğinde uzun süredir kulisi yapılan bir hamleyi resmi takvime bağladı. Riyad ile Ankara arasında masada duran demiryolu projesinin ortak fizibilite çalışmalarının, 2026 yılı bitmeden tamamlanması planlanıyor. Hat, sıradan bir altyapı yatırımı görüntüsü vermiyor. Üç ya da dört ülkeyi tek bir koridora oturtarak Kızıldeniz kıyısından Akdeniz’e ve Avrupa pazarlarına kesintisiz bir yük omurgası kurmayı hedefliyor.

Türkiye Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun nisan ayındaki Ürdün ziyaretinde, “modern Hicaz Demiryolu” olarak çerçevelediği proje, ileri aşamada Umman’a kadar uzatılarak Körfez’i tam anlamıyla Avrupa demiryolu şebekesine bağlayacak.

Casir’in Takvimi Ve Ankara’nın Beklentisi

Bakan Casir, ortak çalışmaların yıl sonundan önce sonuçlanmasının beklendiğini söyledi. Türk tarafından Bakan Uraloğlu, hattın ilk etapta Türkiye-Suriye-Ürdün üçgenini kapsayacağını, sonraki aşamada Suudi Arabistan ve Umman’a uzatılacağını Amman’da duyurmuştu. Bakanlığın paylaştığı senaryoya göre Ürdün’den çıkan yükler Suriye üzerinden Türkiye’ye, oradan da Avrupa ve Orta Asya pazarlarına aktarılacak. Mevcut sistemde büyük ölçüde deniz taşımacılığına bağımlı kalan bölge açısından bu, temel bir paradigma değişikliği vaadi taşıyor. Süveyş Kanalı’na alternatif bir kara koridoru söylemi, fizibilite raporu masaya gelmeden önce bile satın alma profesyonellerinin radarına girmiş durumda.

Güzergah: İstanbul’dan Cidde’ye Çelik Bir Eksen

Anadolu Ajansı’nın 22 Nisan 2026 tarihli haritasına göre hat, İstanbul-Eskişehir-Konya-Adana ekseninde Türkiye’yi geçtikten sonra Halep ve Şam üzerinden Suriye topraklarına giriyor. Buradan Amman’a inip Maan, Tebük ve Medâin Salih duraklarını aştıktan sonra Buvayır’da Medine kolu ile birleşiyor, ardından Mekke’ye ve Cidde Limanı’na ulaşıyor. Toplam güzergah, Sultan II. Abdülhamid’in 2 Mayıs 1900 tarihli iradesiyle başlattığı ve 1908’de Medine’ye ulaşan tarihi Hicaz Demiryolu’nun izini takip ediyor. Padişahın bizzat ilgilendiği proje, döneminin en zorlu çöl coğrafyasında yılda 288 kilometrelik ray döşeme hızıyla tamamen Müslüman mühendis ve teknisyenlerin emeğiyle hayata geçirilmiş, modern Türk demiryolculuğunun ilk büyük mühendislik okulu sayılmıştı. Bugün masada duran proje, o stratejik vizyonun çağdaş ekonomik koşullara taşınmış hâli.

Tedarik Zincirinde Yeni Bir Hesap Tablosu

Satın alma yöneticileri için bu hattın somut çıktıları net bir matematiğe bağlanıyor. Mevcut sistemde Türkiye-Körfez yük akışı, ya İskenderun-Cidde arasında çoklu modlu kara ve deniz güzergahlarından yürütülüyor ya da tamamen Süveyş Kanalı üzerinden ilerliyor. Her iki rota da Bab el-Mendeb’deki Husi saldırılarının ardından sigorta primlerinde ciddi artış gördü. Demiryolu eksenli kesintisiz bir koridor, transit sürelerini gün bazında öngörülebilir kılarak çok-modlu lojistikte sigorta ve depolama maliyetlerini aşağı çekecek. Türkiye’nin Irak Kalkınma Yolu projesi için açıkladığı 17 milyar dolarlık finansman çerçevesi ve 10 yıllık vadede 55 milyar dolarlık ekonomik değer tahmini, benzer büyüklükteki bir hesap tablosunun Modern Hicaz hattında da tartışılacağına işaret ediyor. B2B alıcısı için temel kazanım net. Alternatif rota seçeneği gerçek anlamda çoğalıyor ve tedarik zinciri direnci 2020 sonrası satın alma stratejilerinin omurgasına dönüşmüşken yeni hat bu omurgayı doğrudan besliyor.

IMEC Karşısında Yeni Bir Kart

Hattın asıl jeopolitik ağırlığı, 2023 G20 Yeni Delhi Zirvesi’nde duyurulan Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) ile birlikte okunduğunda görünür hale geliyor. Avrupa düşünce kuruluşu EGIC’in Kasım 2025 tarihli raporu, IMEC’in açık tasarım hedeflerinden birini “İran ve Türkiye gibi daha değişken aracıları by-pass etmek” olarak tanımlıyor. Yunan ve İsrail kaynaklı analizler Modern Hicaz hattını IMEC için “jeopolitik bir meydan okuma” diye nitelendiriyor. Times of Israel’da yer alan bir değerlendirme, hattın Hayfa Limanı’nı devre dışı bırakarak IMEC’in işlevselliğini eritebileceğine dikkat çekiyor. Bu tablonun en kritik köşesinde Suudi Arabistan’ın çift hamleli stratejisi duruyor. Riyad bir yandan IMEC’in resmi imzacısı, diğer yandan Türkiye ile Modern Hicaz’ı geliştiriyor. Tel Aviv merkezli INSS analizi bu tutumu “kuralları belirleme ve hub konumunu koruma” güdüsüyle açıklıyor, klasik bir riskten korunma (hedging) hamlesi.

Türkiye’nin cevabı ise sahaya çift koldan iniyor. Kalkınma Yolu Irak-Katar ekseninde, Modern Hicaz ise Suudi-Ürdün-Suriye ekseninde transit hub doktrinini somutlaştırıyor.

Saha ve İnsan Kaynağı: Çok Dilli Operasyonun Kurulması

Projenin yeterince konuşulmayan bir başka boyutu insan kaynağı tarafında. Hat boyunca açılacak inşaat şantiyeleri, depo ve transfer noktaları, vagon bakım merkezleri ve sınır operasyon birimleri, Türkçe-Arapça çift dilli teknik kadroların bölgesel dolaşımını zorunlu kılacak. Türk inşaat ve raylı sistem firmalarının Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan ayaklarında genişleyecek operasyonları, expat yönetimi, sosyal güvenlik mütekabiliyet anlaşmaları ve sınır ötesi bordro çözümleri gibi başlıklarda İK departmanlarına yepyeni bir gündem taşıyor. Talep edilecek yetkinlikler, yük takip yazılımlarından uluslararası gümrük operasyonlarına ve çok modlu işletme deneyimine kadar geleneksel OSB lojistik personelinden belirgin biçimde farklılaşacak.

Yetenek havuzunun darlığı düşünüldüğünde hat resmi olarak işletmeye alınmadan önce İK kadrolarının yetkinlik haritalama çalışmasına başlaması proaktif bir adım olur. Suriye ve Ürdün’de hâlihazırda faaliyet gösteren Türk müteahhitlerinin elindeki kadro envanteri, fizibilite raporu kamuoyuyla paylaşıldıktan sonra ciddi bir mobilizasyon dalgasıyla karşılaşacak.

Tedarik Zinciri Procurement Supply Chain Management
Satın alma ve Tedarik Zinciri Danışmanlığı için egitim@satinalmadergisi.com

Haritadaki İki Çizgi: Hayfa Sorusu Ve Tarihsel Hafıza

Anadolu Ajansı’nın paylaştığı harita, lojistik camiasında bir soru işareti uyandırdı. Amman’ın batısında ve Şam çevresinde görünen iki kırmızı çizgi, bazı uzman yorumlarında yeni hattın İsrail limanlarına bağlanma olasılığı şeklinde okundu. Tarihsel kayıtlar bu soruyu net biçimde yanıtlıyor. Söz konusu çizgiler, II. Abdülhamid’in 1905’te tamamlattığı ve orijinal Hicaz Demiryolu’nu Akdeniz’e bağlayan Der’a-Hayfa şube hattının izi. Padişahın bu kolu Hayfa’ya uzatmasındaki mantık, ana hattın yük trafiğini Akdeniz limanına aktararak hattın ekonomik geri dönüşünü maksimize etmekti ve gerçekten de Hayfa o dönemde küçük bir yerleşimden bölgenin en canlı ihracat üslerinden birine dönüştü. Birinci Dünya Savaşı sonrası ağ dörde parçalandı, Hayfa-Semah hattı Filistin sınırları içinde kaldı. 1948 sonrası Arap-İsrail çatışması Der’a-Hayfa bölümünün kapanmasına yol açtı, hat bir daha açılmadı. Haritadaki iki çizgi, modern projenin yeni güzergâhı değil tarihi Hicaz şebekesinin görsel referansı niteliğinde, açıklanan modern güzergah Halep-Şam-Amman ekseninde ilerliyor ve İsrail kontrolündeki topraklara temas etmiyor.

Demiryolu Türkiye Suud
Kaynak: Anadolu Ajansı

Gerçekçilik Testi: Proje Sahaya İnebilir Mi?

Projenin önündeki yapısal değişkenleri açıkça konuşmak gerekiyor. İlk eşik Suriye tarafında duruyor. Aralık 2024 sonrasında Şam’da yaşanan yönetim değişikliğinin ardından Türkiye-Suriye demiryolu restorasyonunda ilk teknik temaslar gerçekleşti. Bakan Uraloğlu, yeni dönemde Şam’a kadar uzanan tarihi hattın bütünlüğünün öncelik olduğunu açıkladı. Ancak Suriye topraklarındaki mevcut altyapının modernizasyonu — mayın temizleme, ray genişliği uyumlaştırması, elektrifikasyon — çok yıllı bir takvime yayılacak. İkinci kısıt finansman tarafında. Ortak fizibilite raporu maliyet kalemlerini netleştirene kadar üç ya da dört ülkeli bir borçlanma yapısının nasıl kurulacağı belirsiz, Körfez fonlarının payı projenin gerçekleşme hızını doğrudan etkileyecek.

Üçüncü değişken jeopolitik atmosfer. İsrail’in “Hexagon İttifakı” tasarımı, Türkiye’nin Mayıs 2024’te İsrail ile ticareti askıya alması ve Şubat 2026’da Avrupa üzerinden geçen mallar için ek kısıtlamalar getirmesi Doğu Akdeniz’de gerilimi yüksek tutuyor. Bu tablo, kara koridoru projelerinin sigortalanabilirlik ve yatırımcı güveni bileşenlerini doğrudan etkileyen ciddi bir değişken. Ne var ki Modern Hicaz güzergahının, israil topraklarına temas etmemesi, hattı IMEC’e kıyasla risk profili açısından daha korunaklı bir konuma taşıyor. Yine de yapısal bir gerçek projeyi ayakta tutuyor. Süveyş ve Bab el-Mendeb hattındaki kırılganlık, Körfez ülkelerinin Avrupa’ya alternatif kara çıkışı arayışını giderek somutlaştırıyor ve hattı diplomatik söylemden mühendislik sahasına taşıyan asıl basınç da burada şekilleniyor.

Sonuç: Sekiz Aylık Bir Eşik

Modern Hicaz Demiryolu, hayata geçtiği takdirde tedarik zincirleri, jeopolitik ittifaklar ve bölgesel istihdam haritaları üzerinde aynı anda iz bırakacak bir altyapı projesi. Fizibilite raporunun yıl sonu eşiği, satın alma stratejistleri ve İK liderleri için pasif beklemeden çıkıp tedarikçi ve yetenek envanterini şimdiden tarama vakti geldiğini gösteriyor. Suriye’nin altyapısal geri kazanımı, Suudi-Türk sermaye koordinasyonu ve IMEC denkleminin Avrupa ucundaki son şekli, hattın 2030’lara doğru ne hızda gerçeğe dönüşeceğini belirleyecek üç temel değişken.

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Modern Hicaz Demiryolu Sahnede Tedarik Zincirinde Yeni Eksen, Imec Karşısında Yeni HesapII. Abdülhamid’in bir yüzyıldan fazla önce dönemin koşullarına meydan okuyarak çizdiği güzergah, bugün küresel tedarik haritasının yeni çerçevesinde yeniden değer kazanıyor. Aradaki fark, niyetin askeri ve dini ağırlıktan ekonomik ve lojistik ağırlığa kaymış olması. Hat, mevcut hâliyle Süveyş’in tek başına dikte ettiği bir denkleme alternatif sunma vaadini taşıyor. Bu vaadin sahaya ne kadarının ineceğini ise önümüzdeki sekiz aydaki teknik raporlar gösterecek.


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

REHBERİ İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

Sürdürülebilirlik Verisi Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu

Sürdürülebilirlik Verisi -Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzda benzer risklerin suistimale dönüşmesini önlemek ve satınalma fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Eğitim içeriklerini görmek için başlıkları tıklayınız.

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)

☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün) 

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

 Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Pazarlık Anketini Yapın Müzakere Stilinizi Görün

PAZARLIK PROFİLİ ANKETİ

  • 4 Müzakereci Profilinden Hangisisiniz?
  • Pazarlık Stilinizi Keşfedin: Skorunuzu Görün
  • Ekip Profilinizi Ölçün, Gelişim Planınızı Başlatın
  • Sahada, Müzakerelerde Daha Net, Daha Hızlı, Daha Etkili Sonuç Alın
İş Bulmacaları Kelime Oyunları
İş Bulmacaları Kelime Oyunları

İş Bulmacaları Kelime Oyunları

Özel İş Bulmacaları. Meydan okumayı sevenleri 17 ayrı bulmaca bekliyor.
Online veya PDF üzerinde çözebilirsiniz. Kolaylıklar dileriz.

Gümrük Kanunu’na göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (5)

Gümrük Kanunu’na Göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (5) Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Gümrük Kanunu’na göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (5)

Kerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

Gümrük Kanunu’na Göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (5) Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemDeğerli okurlar, bu yazı dizisi serimizde yer alan 1.yazımıza , 2.yazımıza3.yazımıza ve 4. yazımıza linkler üzerinden ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar dileriz. Yazı dizimize, kaldığımız yerden devam ediyoruz:

31- İthalatta Gümrük Vergilerinden Muafiyet Hakkı: 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 167.maddesinde sayılan durumlarda, kişiler ve kurumlar tarafından serbest dolaşıma sokulan eşyalar gümrük vergilerinden muaftır. İlgili madde hükmüne göre tanınan muafiyetler; Kişi, kurum veya kuruluşlar ile eşya, nitelik veya kullanım amacı gibi kriterlere göre sıralanmıştır.

32- Geri Genel Eşyada Vergi Muafiyeti Hakkı: Beyan sahibinin talebi üzerine, serbest dolaşımda bulunan eşya, Türkiye Gümrük Bölgesinden veya Türkiye’nin anlaşmalarla dâhil olduğu gümrük birliği gümrük bölgelerinin diğer bir noktasından ihraç edildikten sonra üç yıl içinde yeniden serbest dolaşıma girmesi halinde ve beyan sahibinin talebi üzerine, ithalat vergilerinden muaf tutulur. Üç yıllık süre, beklenmeyen haller veya mücbir sebeplerle uzatılabilir.

Ancak, bu muafiyet;

a) Aynen ihraç edildiği durumda olması hali hariç, hariçte işleme rejimi çerçevesinde Türkiye Gümrük Bölgesinden ihraç edilen eşyaya,

b) İhracı, bir dış ticaret önlemine konu olan eşyaya,

Tanınmaz. (b) bendine istisna getirilmesine ilişkin hal ve şartlar Cumhurbaşkanınca belirlenir.

– Kanun’un 168.maddesinde belirtilen ithalat vergilerinden muafiyet, geri gelen eşyanın ihracı sırasındaki ayniyeti değişmeden yeniden ithali halinde tanınır.

–  Gümrük Kanunu’nun 168 ve 169.madde hükümleri, dahilde işleme rejiminin (DİR) uygulanmasından sonra ihraç edilen ve daha sonra geri gelen işlem görmüş ürünlere de uygulanır. Aynı hüküm yeniden ihraç edilen işlem görmüş ürünler için de geçerlidir.

33- Deniz Balıkçılığı Ürünleri Muafiyeti: 18.maddenin 2.fıkrasının (f) bendi saklı kalmak kaydıyla, serbest dolaşıma giren;

a) Türkiye’de kayıtlı veya tescilli ve Türk bandırasını taşıyan gemilerin başka ülkelerin kara sularından çıkarttığı deniz balıkçılığı ürünleri ve diğer deniz ürünleri,

b) (a) bendindeöngörülen koşulları taşıyan fabrika gemilerde, aynı fıkrada belirtilen ürünlerden elde edilen ürünler,

İthalat vergilerinden muaftır.

34- Akaryakıt ve Yağlayıcı Madde Muafiyeti: Gemilerin, botların, diğer deniz taşıtlarının ve hava gemilerinin dış seferlerde kullanacakları yakıt ve yağları ile karaya çıkarılmamak şartıyla yurtdışından getirdikleri kumanyaları ithalat vergilerinden muaftır. Serbest dolaşımda bulunan yakıt ve yağlar ile kumanyaların dış sefere çıkan gemi, bot ve diğer deniz taşıtları ile hava gemilerine verilmesi ihracat hükmündedir.

35- Tasfiyelik Eşyada Satın Alma Hakkı: Kanun’un 178.maddesinin (a) bendine göre ihaleye çıkarılacak, (c) bendine göre perakende satılacak eşyanın, ihale ilanının yayımlandığı veya perakende satış kararının alındığı tarihe kadar, gümrük idaresine başvurularak bir gümrük rejimine tabi tutulması veya gümrük bölgesi dışına yeniden ihracı istenebilir.

Ancak, yukarıdaki talebin kabulü, söz konusu eşyaya ait varsa cezalar ile ambarlama ve elleçleme giderleri ve diğer giderler ile eşyanın döviz cinsinden CIF değerinin % 1’inin ödenmesine, bu uygulamadan ikinci kez yararlanmak istenmesi hâlinde ise CIF değerinin % 3’ü oranında bir tutarın ödenmesine bağlıdır. Başvurunun, eşyanın ihale ilanı yayımlandıktan veya perakende satış kararı alındıktan sonra ve satışının gerçekleşmesinden önce yapılması hâlinde, bu taleplerin kabulü söz konusu eşyaya ait varsa cezalar ile ambarlama ve elleçleme giderleri ve diğer giderler ile eşyanın döviz cinsinden CIF değerinin % 10’u oranında bir tutarın ödenmesine bağlıdır. Bunun dışındaki başvurular kabul edilmez. 

– 177.maddenin 1.fıkrasının (b), (e), (f), (g) ve (k) bentlerinde ve ikinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen eşyanın satış bedelinden sırasıyla;

a) Hizmet karşılığı alacaklar ve yapılmış masraflar,

b) Gümrük vergileri,

c) Satış için yapılmış masraflar,

d) Para cezaları,

Ayrılarak hak sahiplerine dağıtılır. Bu bedellerin dağıtımından sonra artan para olursa, eşya sahipleri adına emanet hesabına alınır. Emanete alındığı tarihten itibaren bir yıl içinde alınmayan para ile 177.maddenin 1.fıkrasının diğer bentlerinde belirtilen eşyanın satış bedelinden bu fıkradaki usule göre yapılacak dağıtımdan sonra kalan para Ticaret Bakanlığı döner sermaye işletmesine irat kaydedilir.

36- Ödenmemesi Gereken veya Fazla Ödenen Vergi ve Cezaları Geri İsteme Hakkı: Kanunen ödenmemeleri gerektiği halde ödenmiş olduğu belirlenen gümrük vergileri geri verilir. Kanunen tahakkuk ettirilmemeleri gerektiği halde tahakkuk ettirilen gümrük vergileri kaldırılır.

Ancak, kanunen ödenmemesi veya tahakkuk ettirilmemesi gereken gümrük vergileri ilgili kişinin kasten yaptığı bir tahrifat veya ticaret politikası önlemlerine tabi eşyanın gümrük kıymetinin yükümlünün kendi beyanı ile artırılması sonucunda ödenmiş veya tahakkuk ettirilmişse, bu vergilerin geri verilmesine veya kaldırılmasına ilişkin talepler kabul edilmez.

Kanunen ödenmemeleri gereken gümrük vergileri, söz konusu vergilerin yükümlüye tebliğ edilmesi ve ilgilinin bu tebliğ tarihinden itibaren üç yıl içinde gümrük idaresine müracaatı üzerine geri verilir veya kaldırılır.

Bir gümrük beyannamesine dayanılarak ödenmiş olan gümrük vergileri bu beyannamenin iptal edilmesi üzerine ilgilinin talebiyle geri verilir. Bu istemin, gümrük beyannamesinin iptal edilmesi amacıyla müracaatta bulunulması için öngörülen süreler içerisinde yapılması gerekir.

– Beyannamenin tescili tarihi itibariyle, kusurlu veya ithallerine esas teşkil eden sözleşme hükümlerine aykırı olduklarından bahisle, ithalatçı tarafından kabul edilmeyen eşyaya ilişkin ithalat vergileri geri verilir veya kaldırılır. Kusurlu eşyaya, teslimden önce hasar gören eşya da dahil olup, bu kapsamda geri verilecek veya kaldırılacak gümrük vergileri için vergilerin yükümlüye tebliği tarihinden itibaren bir yıl içerisinde gümrük idaresine müracaat edilmesi gerekir.

Gümrük vergilerinin geri verilmesi veya kaldırılmasına ilişkin hükümler bu Kanun kapsamında tatbik edilen para cezaları için de uygulanır.

Not: Bu konu başta olmak üzere, YYS Yıllık Faaliyet Raporu Hazırlanması, YYS Yıllık Zorunlu Eğitimlerinin Verilmesi, YYS Revizyonları, Ön İzleme, Yeni YYS Belgesi Hazırlıkları ve YYS Belgesi Alım Süreci, YYS Başvuru Formlarının Doldurulması, YYS Danışmanlığı, vb. Tüm YYS Süreçleri hakkında daha fazla ayrıntılı bilgiyi, Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatı konularında gerekli Hukuki ve Mevzuat Desteğini, İdari ve Adli İtiraz Süreçleri, Dava Açılması, Dava Aşamalarının Takibi, İlgili Mevzuat Ve Hukuki Açılardan Gerekli İtiraz Ve Savunmaların Yapılarak Dava Sonucunun Olumlu  Sonuçlandırılması, Sonradan Kontrol/ Firma İncelemesi Yaptırılması, Antrepo Açma, Antrepo Genişletme, AN6, AN7, AN8 Raporlarının düzenlenmesi, … vb, işlemleri, Sürekli/ Düzenli, Aylık, Yıllık Gümrük ve Dış Ticaret Danışmanlığı, Olay (Konu) Başı Gümrük ve Dış Ticaret Danışmanlığı, Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatı Eğitimleri, … vb. konularında yardım, destek, danışmanlık ve benzeri hizmetleri -İsterseniz- Firmalarımız “Çoban Gümrük Dış Ticaret Denetim ve Danışmanlık A. Ş.”den veya “Çözüm Denetim Gümrük Dış Ticaret Ve Danışmanlık A. Ş.”den alabilirsiniz.

37- Mesai Saatleri Dışında ve Tatil Günlerinde Gümrük Hizmeti Alma Hakkı: Yolcuların ve taşıt araçlarının giriş ve çıkışlarına ait işlem dışında, yükleme ve boşaltma ile her türlü gümrük işlemlerinin normal çalışma saatleri içinde yapılması gerekir. Ancak, bu saatler dışında veya tatil zamanlarında hizmet talebinde bulunulduğunda, yazılı olarak yapılacak bu talep, işin yapılacağı gümrük idarelerince yerinde görülürse, gerekli önlemler alınmak ve çalışacak personelin fazla çalışma ücreti ve varsa hak sahibine ödenecek kanunî yollukları karşılığı tutarlar, talep sahipleri tarafından ilgili muhasebe birimi hesabına yatırılmak koşuluyla kabul edilir. Fazla çalışma ücretinden yararlanan personel, bu suretle kendilerine verilecek işleri yapmakla görevlidir.

– Normal çalışma saatleri içinde veya dışında olduğuna bakılmaksızın, çalışma ücretinin yatırılması halinde, özel kurye taşımacılığı gümrük hizmeti ile özel yolcu servisi taleplerinin yetkili gümrük idarelerince karşılanması mümkündür.

38- İdari Para Cezası ve Faiz Uygulanmaması İlkesi: Gümrük idaresi tarafından yükümlüye yazı ile yanlış izahat verilmiş olması hâlinde Kanunun Cezalar Kısmı hükümlerine göre idari para cezası ve faiz uygulanmaz.

39- İkramiye Hakkı: Gümrük Kanunu’na göre tahsil edilen idari para cezalarının yüzde onbeşi nispetinde bir tutar, varsa muayene ve tahlilden önce cezayı gerektiren durumun ortaya çıkarılmasını sağlayacak muhbirlere Bakanlık bütçesinin ilgili tertibinden ödenir.

Sevgi ve Muhabbetle, Sağlıcakla Kalınız.

Devam Edecek

Gümrük Kanunu’na Göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (5) Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemKerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

(Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri “YGM”)

Çoban Gümrük Dış Tic. Denet. ve Danış. A. Ş.

www.cobangumrukdenetim.com

E Mail: info@cobangumrukdenetim.com

kerim.coban@cobangumrukdenetim.com

k.coban0306@gmail.com

 

1 Mayıs 2026: Çalışanların İK’ya Değil Sosyal Medyaya Anlattığı 5 Konu

Tedarik Zinciri Dijital Dönüşüm Danışmanlığı Haber 1 Mayıs 2026 çalışanların İk'ya Değil Sosyal Medyaya Anlattığı 5 Konu

1 Mayıs 2026: Çalışanların İK’ya Değil Sosyal Medyaya Anlattığı 5 Konu

Tedarik Zinciri Dijital Dönüşüm Danışmanlığı Haber 1 Mayıs 2026 çalışanların İk'ya Değil Sosyal Medyaya Anlattığı 5 Konu1 Mayısta Türkiye’nin büyük şehirlerindeki meydan görüntüleri, eskiye göre çok daha sakin. Pankart sayısı azaldı, yürüyüş kortejleri küçüldü, sloganlar daha az duyulur oldu. Yüzeyde işçi memnuniyetsizliğinin gerilediği gibi bir izlenim doğuyor. Oysa gerçek tam tersi yönde işliyor.

Çalışan sesi yer değiştirdi. Sokakta düşen tansiyon LinkedIn paylaşımlarında, Ekşi Sözlük başlıklarında, Kariyer.net yorumlarında, anonim Telegram gruplarında ve TikTok’taki iş yerimden gördüklerim adıyla yayılan videolarda patlıyor. İşveren markası için bu yeni mücadele alanı sokaktaki pankarttan kat kat daha tehlikeli. Çünkü kalıcı, taranabilir ve yetenek havuzunun bir şirkete bakarken ilk başvurduğu yer haline geldi.

Mücadele Yer Değiştirdi

Türkiye’de sendikalı çalışan oranı yıllar içinde geriledi. Toplu pazarlık geleneği özel sektörün büyük kısmında zayıfladı. Ama çalışan tepkisi eridi mi? Aksine arttı, sadece dijital mecralara taşındı. Bugün bir potansiyel aday iş başvurusu yapmadan önce ortalama dört farklı kaynaktan şirket hakkında bilgi topluyor. LinkedIn’deki eski çalışan paylaşımları, Ekşi Sözlük’teki firma başlıkları, anonim platformlardaki maaş yorumları ve sosyal medyada şirket adının geçtiği gönderiler bu kaynakların başında geliyor.

Bu değişimin İK için anlamı net. Çalışan bağlılığı artık yıllık anketlerle ölçülmüyor, dijital izde okunuyor. Bir çalışanın LinkedIn’de paylaşmadığı veda mesajı bile sinyal sayılıyor. Sessiz istifa, sessiz kovulma ve sessiz dönüş kavramları işyeri sözlüğüne girdi. Çalışan sesi azalıyor değil, sadece şekil değiştiriyor. İK yöneticileri için yeni soru şu olmalı. Bu sesi nereden duyacağız ve nasıl okuyacağız.

Yeni Bir Sınıf: Şeffaf Yaka

Mavi yaka ve beyaz yaka ayrımı 2026’da çalışan dünyasını anlatmaya yetmiyor. Üçüncü bir kategori sahnede. Her tuş vuruşu, ekran süresi, e-posta tonu, toplantı katılım sıklığı, GPS konumu ve performans göstergesi takip edilen çalışan profili. Adı henüz oturmadı ama gerçeği var. Bu yazıda söz konusu kesime şeffaf yaka diyoruz. Çünkü çalışan, işverenin gözünde tamamen okunabilir hale geldi.

Şeffaf yaka tek bir sektöre özgü değil. Fabrikadaki sensörlü hat işçisini, çağrı merkezindeki konuşma analizi sistemiyle dinlenen temsilciyi, ofiste ekran izleme yazılımı kurulu beyaz yakayı ve evden çalışan yazılımcıyı aynı çatı altında topluyor. Ortak özellikleri görünürlüktür. Performansları sayılarla, davranışları algoritmalarla okunuyor. Bu yeni sınıf, 1 Mayıs 2026’nın asıl konusu olmalı. Çünkü çalışan haklarının önümüzdeki on yılda en çok tartışılacak alanı tam burası.

Randstad’ın 2026 İK Trendleri raporu Türkiye’de şirketlerin yapay zeka kullanımını genişletme planının her yıl belirgin biçimde arttığını ortaya koyuyor. BCG ve PERYÖN’ün ortaklaşa hazırladığı Creating People Advantage 2026 raporunda ise Türk üst düzey yöneticilerinin yüzde 70’i İK’yı şirketin stratejik dönüşüm ortağı olarak görüyor. Yani veri, izleme ve algoritma artan oranda İK’nın masasında. Şeffaf yakanın deneyimini tasarlama görevi İK’ya düşecek.

Çalışanın İK’ya Söyleyemediği 5 Şey

Anket formuna yazılmıyor. Bire bir görüşmede dile getirilmiyor. Ama LinkedIn paylaşımlarında, anonim yorumlarda ve istifa görüşmelerinin satır aralarında konuşuluyor. İşte 2026 Türkiyesi’nde çalışanın İK’ya söyleyemediği beş cümle:

1. Maaşım enflasyonu yakalamadı, ama şikâyet edersem nankör görünürüm.

2026’nın net asgari ücreti 28.075 TL olarak belirlendi ve yüzde 27 oranında artış aldı. Aynı dönemde orta kademe yöneticinin maaşı bu tempoda yükselmedi. Sonuç ücret sıkışması olarak adlandırılan bir tablo. Mağazada kasiyer ile şef arasında, fabrikada operatörle vardiya amiri arasında, ofiste asistanla uzman arasında maaş farkı eridi. Çalışan bu gerçeği biliyor ama dile getirmiyor. Çünkü asgari ücret zammı yetmedi cümlesini kuran bir orta kademe çalışan toplumda hoş karşılanmıyor. Sessizliğin altındaki gerilim büyüyor.

2. Yöneticim de tükenmiş, ona derdimi anlatamıyorum.

Korn Ferry’nin küresel liderlik araştırması üst kademe yöneticilerde tükenmişlik hissinin son iki yılda belirgin biçimde arttığını ortaya koyuyor. Türkiye’de küçülen ekipler, artan iş yükü ve belirsizlik atmosferi orta kademe yöneticiyi aynı anda hem hedefe ulaşmak hem ekibini ayakta tutmakla yükümlü kıldı. Çalışan bu yorgunluğu okuyor. Yöneticisi kendi enerjisini koruyamayan bir kişiye derdini açmak istemiyor. Sonuç çift yönlü bir izolasyon olarak çıkıyor. Yönetici ile çalışan arasındaki güven kanalı sessizce zayıflıyor.

3. Bu işi yapay zeka alır mı diye her gün düşünüyorum.

Çalışanların büyük bölümü yapay zekânın iş geleceğini etkileyeceğini biliyor. Yine de bu kaygı şirket içinde açıkça konuşulmuyor. Çünkü endişeyi dile getirmek bir çalışana değişime kapalı diye damgalanma riski yaratıyor. Oysa endişe yok değil, sadece bastırılmış durumda. Performans yönetimi, işe alıştırma ve yan haklar gibi alanlarda yapay zekâdan henüz yeterince yararlanılmıyor olsa da işe alımda yapay zekânın payı hızla artıyor. Çalışan bu dengesizliği görüyor ve ben sıradaki miyim sorusunu kendi kendine soruyor.

Tedarik Zinciri Procurement Supply Chain Management
Satın alma ve Tedarik Zinciri Danışmanlığı için egitim@satinalmadergisi.com

4. Burada gelişim yok, sadece gelişim planı var.

Performans görüşmelerinde gelişim planları paylaşılıyor, hedefler yazılıyor, eğitim modülleri öneriliyor. Ama çalışanın aklındaki soru farklı. Bu plan beni gerçekten bir yere taşıyor mu yoksa sadece kâğıt üstünde mi var. BCG verilerine göre yetkinlik mimarisini tamamen oturtmuş şirket oranı yalnızca yüzde 11 düzeyinde. Türkiye bulguları da benzer bir tabloya işaret ediyor. Çalışanın öğrenme isteği ile şirketin gelişim altyapısı arasındaki açık büyüyor. İstek gerçek, yapı eksik. Çalışan deneyimini kalıcı kılmak isteyen şirketler için ilk düğüm tam burada.

5. Yıllarca emek verdim, bayramda bir mesaj bile gelmedi.

Takdir krizi ücret krizinden önce geliyor. Çalışan kendisinin görüldüğünü, hatırlandığını, fark edildiğini hissetmek istiyor. Bayram kutlaması, doğum günü mesajı, başarı sonrası bir cümlelik kişisel teşekkür. Maliyeti olmayan bu sinyaller şirketlerin çoğunda ya çok geç hatırlanıyor ya da otomatik şablonlara emanet ediliyor. Çalışan bu farkı sezer. Otomatik mesajla samimi bir cümleyi ayırt etmek için makine öğrenmesi gerekmiyor. Sezgi yetiyor.

İK İçin Yol Haritası

Bu beş cümlenin ortak özelliği var. Hepsi anket formuna yazılmıyor. Hepsi bire bir toplantıda söylenmiyor. Ama hepsi dijital mecralarda dolaylı olarak ifade ediliyor. İK yöneticilerinin 2026 görevi yeni bir dinleme sanatı geliştirmek olacak. LinkedIn’deki eski çalışan paylaşımlarını okumak, Ekşi Sözlük’teki firma başlıklarını taramak, anonim yorum sitelerini izlemek artık opsiyonel değil. Bunların hepsi işveren markasının nabzını veriyor.

İkinci görev iç iletişim kanallarını yenilemek. Klasik anket yorgunluğu reel. Çalışan aynı soruyu yılda dört kez cevaplamaktan bıktı. Onun yerine kısa, anlık, sıcak ve isimsiz nabız ölçümleri çok daha gerçek veri sağlıyor. Üçüncü görev şeffaf yakanın gözetlenme ile takip arasındaki ince çizgisini düzgün kurmak. Çalışan gözetimi ile performans yönetimi farklı şeyler. Sınır net olmadığında çalışanın güveni eriyor ve geri kazanılması yıllar alıyor. Bunun bedelini ödeyen tek aktör İK olur.

1 Mayıs 2026’nın Gerçek Mesajı

Tedarik Zinciri Dijital Dönüşüm Danışmanlığı Haber 1 Mayıs 2026 çalışanların İk'ya Değil Sosyal Medyaya Anlattığı 5 KonuSokakta pankart yok, çünkü mücadele biçimi değişti. İşçi sınıfı küçülmedi, yeni katmanlar kazandı. Mavi yakanın yanına beyaz yaka, oraya da şeffaf yaka eklendi. Bu üçüncü grubun talebi tek bir cümlede özetlenebilir. Görülmek var, gözetlenmek yok. İK için 2026 ve sonrasının en kritik çalışma alanı tam burası. Çünkü işveren markasının değeri, yeteneğin sadakati ve şirketin geleceği aynı denklemde buluşuyor. 1 Mayıs sıradan bir tatil günü değil. Bu denklemi yıllık olarak yeniden hatırlatan bir uyarı zili.


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

REHBERİ İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ.

Sürdürülebilirlik Verisi Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu

Sürdürülebilirlik Verisi -Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzda benzer risklerin suistimale dönüşmesini önlemek ve satınalma fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Eğitim içeriklerini görmek için başlıkları tıklayınız.

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)

☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün) 

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

 Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Pazarlık Anketini Yapın Müzakere Stilinizi Görün

PAZARLIK PROFİLİ ANKETİ

  • 4 Müzakereci Profilinden Hangisisiniz?
  • Pazarlık Stilinizi Keşfedin: Skorunuzu Görün
  • Ekip Profilinizi Ölçün, Gelişim Planınızı Başlatın
  • Sahada, Müzakerelerde Daha Net, Daha Hızlı, Daha Etkili Sonuç Alın
İş Bulmacaları Kelime Oyunları
İş Bulmacaları Kelime Oyunları

İş Bulmacaları Kelime Oyunları

Özel İş Bulmacaları. Meydan okumayı sevenleri 17 ayrı bulmaca bekliyor.
Online veya PDF üzerinde çözebilirsiniz. Kolaylıklar dileriz.

Laboratuvar Hizmet Alım İhalesinde Demonstrasyon İşlemleri?

Laboratuvar Hizmet Alım İhalesinde Demonstrasyon İşlemleri Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Laboratuvar Hizmet Alım İhalesinde Demonstrasyon İşlemleri?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Laboratuvar Hizmet Alım İhalesinde Demonstrasyon İşlemleri Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle, Kamu İhale Kurumu’na yapmış oldukları itirazen şikayet neticesinde alınan …… tarih ve …. sayılı Kurul kararı ile …… Cihaz. Kim. Madd. Lab. Kit ve Cihaz. Ltd. Şti.ye demonstrasyon yapılmadan ihalenin sonuçlandırılmasının mevzuata aykırı olduğunun açıkça tespit edildiği, anılan Kurul kararı doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtilen demonstrasyona ilişkin olarak düzenlenen 2 No’lu ihale komisyonu kararının kendilerine tebliğ edildiği, ancak söz konusu kararda demonstrasyonun nerede yapıldığı, hangi cihazlarla gerçekleştirildiği ve kaç adet cihaz bağlantısının kullanıldığına dair herhangi bir bilgiye yer verilmediği, şeffaflık, denetlenebilirlik ve eşit muamele ilkeleri gereği; yapılan demonstrasyona ilişkin tüm teknik ve fiilî hususların açık ve net şekilde ortaya konulması gerektiği, bu kapsamda, demonstrasyonun yeri, kullanılan cihazların nitelikleri ve bağlantı sayıları dâhil olmak üzere tüm detaylara ilişkin bilgi ve varsa belgelerin kendilerine de kararda yazılı olarak bildirilmesi gerektiği, iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Temel ilkeler” başlıklı 5’inci maddesinde “İdareler, bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında  karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumludur…” hükmü,

“İhale ve ön yeterlik dokümanının içeriği ve idari şartnamede yer alması zorunlu hususlar” başlıklı 27’nci maddesinde “İhale dokümanında; isteklilere talimatları da içeren  idari şartnameler ile yaptırılacak işin projesini de kapsayan teknik şartnameler, sözleşme tasarısı ve gerekli diğer belge ve bilgiler bulunur. Ön yeterlik dokümanında ise adaylarda aranılan şartlara, ön yeterlik kriterlerine ve gerekli diğer belge ve bilgilere yer verilir. İdari şartnamede ihale konusuna göre asgari aşağıdaki hususların belirtilmesi zorunludur: … e) İsteklilerde aranılan şartlar, belgeler ve yeterlik kriterleri…” hükmü,

Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Yeterliğin belirlenmesinde uyulacak ilkeler” başlıklı 28’inci maddesinde “(1) Ekonomik ve mali yeterlik ile mesleki ve teknik yeterliğin saptanması amacıyla öngörülecek değerlendirme kriterleri ve istenecek belgeler, rekabeti engelleyecek şekilde belirlenemez.

(2) Yeterlik değerlendirmesi için istenecek belgelerin ve yeterlik değerlendirmesinde aranılacak kriterlerin, ihale veya ön yeterlik ilanı ile idari şartnamede veya ön yeterlik şartnamesinde ya da davet yazısında belirtilmesi zorunludur.” hükmü,

Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Tedarik edilecek malların numuneleri, katalogları, fotoğrafları ile teknik şartnameye cevapları ve açıklamaları içeren doküman ve demonstrasyon” başlıklı 43’üncü maddesinde “(1) Teklif edilen malın teknik şartnamede yer alan teknik kriterlere uygunluğunu belirlemek amacıyla numune, teknik bilgilerin yer aldığı katalog, teknik şartnameye cevapları ve açıklamaları içeren doküman ile fotoğraf istenebilir ve/veya demonstrasyon yaptırılabilir. Özel imalat süreci gerektiren mal alımları hariç, teknik şartnameye cevapları ve açıklamaları içeren doküman istenmesi durumunda katalog istenmesi  zorunludur. Katalog istenen ihalelerde, teknik şartnamede teknik kriter olarak düzenlenen ancak katalogda yer almayan hususlara yönelik kanıtlayıcı belge ve/veya açıklamalar aday veya istekliler tarafından başvuru veya teklifleri kapsamında sunulur.

(2) Numunelerin sunulması ve bunların değerlendirilmesine yönelik yapılan düzenlemelerde aşağıdaki hükümler esas alınır:

a) İdare tarafından hangi kalem/kalemler için ve kaç adet numune isteneceği, numunenin hangi aşamada ve kimler tarafından sunulacağı, numunelerin değerlendirilmesinde hangi yöntemin kullanılacağı ile diğer hususlara, ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamede yer verilir. Son başvuru tarihi/ihale tarihi ve saatinden önce numunelerin idareye sunulacağına ya da bu tarih ve saatten önce numune değerlendirmesi yapılarak sadece numunesi uygun görülenlerin başvuruda bulunabileceğine veya teklif sunabileceğine ilişkin düzenleme yapılamaz.

b) Numune sunulması istenen kalem/kalemler için uygun sayı ve nitelikte numune alınması idarenin sorumluluğundadır. Malın niteliğinin birden fazla numune değerlendirmesi yapmaya uygun olup olmadığı ile malın kullanım ömrü dikkate alınarak en az bir adet numunenin idarede muhafaza edilmesi gerekir. Kurul ya da yargı kararları üzerine yeniden değerlendirme, muhafaza edilen numune üzerinden yapılır.

c) Numune değerlendirmesi, ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamede düzenlenen aşağıdaki yöntemlerden biri vasıtasıyla yapılır:

1) İhale komisyonu, numuneyi doğrudan inceleyerek, üyelerinin tamamı tarafından düzenlenen numune inceleme raporu/tutanağı çerçevesinde değerlendirme yaparak karar verebilir.

2) İhale komisyonu, uzman üyelerinin tamamı tarafından düzenlenen numune inceleme raporu/tutanağı çerçevesinde değerlendirme yaparak karar verebilir.

3) İhale komisyonu, uzman üyelerinin tamamı ile alıma konu malı/malları kullanacak personel arasından görevlendirilen kişi veya kişilerin tamamı tarafından düzenlenen numune inceleme raporu/tutanağı çerçevesinde değerlendirme yaparak karar verebilir.

ç) Ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamede istenen sayıda ve nitelikte numune, şartnamede yapılan düzenlemeler çerçevesinde idareye teslim edilir. Teslim edilen numunenin üzerinde; ihale bilgileri, numune sunulan kalem bilgileri ve aday veya istekli bilgilerine yer verilir. İdare tarafından numune bir tutanak ile teslim alınır ve talep edilmesi halinde tutanağın bir sureti aday veya istekliye verilir.

d) İdare tarafından gerekli görülen hallerde, numune değerlendirmesinin yapılacağı yer, tarih ve saat bilgisi aday veya isteklilere bildirilir. Numune değerlendirmesinde numunenin fiziksel nitelikleri ile teknik şartnamede yer alan teknik kriterlere uygun olup olmadığı kontrol edilir. Yapılan inceleme sonucunda düzenlenen numune inceleme raporunda/tutanağında numunenin uygunluk durumu belirtilir ve uygun bulunmaması durumunda buna ilişkin gerekçelere yer verilir. Numune inceleme raporu/tutanağı çerçevesinde numunelere yönelik nihai değerlendirme ihale komisyonu tarafından yapılır ve bu değerlendirmelere ihale komisyonu kararında yer verilir.

(3) Demonstrasyon işlemine yönelik yapılan düzenleme ve değerlendirmelerde ikinci fıkradaki hükümler esas alınır.

(4) İş ortaklıklarında ortaklardan biri, birkaçı veya tamamı tarafından ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamede yapılan düzenlemeler çerçevesinde, teklif edilen mala ilişkin olarak numune, teknik bilgilerin yer aldığı katalog, teknik şartnameye cevaplar ve açıklamaları içeren doküman ile fotoğraf sunulabilir ve/veya demonstrasyon yapılabilir.

Konsorsiyumların katılabileceği ihalelerde, işin uzmanlık gerektiren kısımları göz  nünde bulundurularak numune, teknik bilgilerin yer aldığı katalog, teknik şartnameye cevaplar ve açıklamaları içeren doküman ile fotoğraf sunulması ve/veya demonstrasyon işlemine yönelik düzenleme her bir kısım için ayrı ayrı yapılır. Konsorsiyum ortaklarından her biri, başvuruda bulunduğu veya teklif verdiği kısım için istenen yeterlik kriterini sağlamak zorundadır.” hükmü,

Kamu İhale Genel Tebliği’nin 16.9’uncu maddesinde “Katalog, kılavuz, çizim, fotoğraf vb. belgeler ve/veya numune istenen ihalelerde, tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında bu belgelerden ve/veya numune üzerinden teknik şartnameye uygunluk değerlendirmesi yapılır. Tekliflerin değerlendirilmesi aşamasında anılan belgeler ve/veya numune üzerinden teknik değerlendirme yapılmasının öngörülmemesi halinde ise bu durumun ihale dokümanında belirtilmesi koşuluyla istenen belgelerin ve/veya numunenin sadece teklif ekinde sunulup sunulmadığına bakılır.” açıklaması,

Anılan Tebliğ’in “Tedarik edilecek malların numuneleri, katalogları, fotoğrafları ile teknik şartnameye cevapları ve açıklamaları içeren doküman” başlıklı 57’nci maddesinde “57.1. İdareler tarafından malların numuneleri, katalogları, fotoğrafları ile teknik şartnameye cevapları ve açıklamaları içeren dokümana yönelik düzenlemelerde, Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinin 43 üncü maddesi esas alınmalıdır.

57.2. Aday veya istekli tarafından numunenin idareye teslim şekli ile ihale komisyonunca numunenin değerlendirilmesine yönelik düzenleme, ön yeterlik şartnamesinde veya idari şartnamede ayrıntılı bir şekilde yapılacaktır. İdare tarafından numune bir tutanak ile teslim alınacak; bu tutanağın bir sureti de aday veya istekliye verilecektir.

57.3. İdare tarafından teknik şartnameye cevapları ve açıklamaları içeren dokümanın yeterlik belgesi olarak istenilmesi durumunda ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamenin ilgili maddesinde bu husus belirtilecek; aday veya istekli tarafından bu dokümanın nasıl hazırlanacağı ile bu dokümanda açıklanacak hususlar ise ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamenin “Diğer Hususlar” Bölümünde ya da teknik şartnamede düzenlenecektir.” açıklaması,

Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliği’nin “Başvuru ve/veya tekliflerin değerlendirilmesi ile ihalenin karara bağlanması” başlıklı 12’nci maddesinde “(1) Teklifler açıldıktan sonra 11’inci maddenin birinci fıkrasına göre uygun bulunmayan teklifler değerlendirme dışı bırakılır. Pazarlık usulüyle yapılan ihalelerde son fiyat tekliflerinin alınması işlemi, elektronik eksiltme yapılan ihalelerde ise eksiltme işlemleri; teklifi bu aşamada değerlendirme dışı bırakılmayan istekliler davet edilerek gerçekleştirilir.

(2) Birinci fıkraya göre uygun olduğu anlaşılan tekliflerden ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif olması öngörülenlerin değerlendirilmesine geçilir. Bu değerlendirme, idari şartname düzenlemeleri çerçevesinde ihaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgeler esas alınarak yapılır. Değerlendirme işlemi; aşırı düşük teklif açıklaması istenen ihalelerde, teklifi aşırı düşük olan isteklilerin tamamı için gerçekleştirilir. Belli istekliler arasında ihale usulüyle yapılan ihalelerde tüm başvurular ve/veya teklifler değerlendirilir.

(3) İkinci fıkraya göre yapılan değerlendirmede, ihaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgelerden; entegrasyonlar aracılığıyla veya EKAP ya da diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının internet sayfası üzerinden erişilebilenlerin teyit işlemi gerçekleştirilir. 10 uncu maddenin ikinci fıkrasının (c) bendi kapsamında ihaleye katılım belgesine aktarılan belgelerden teyit edilemeyenler bu haliyle değerlendirmeye esas alınır ve ihtiyaç duyulması hali hariç bu belgelerin fiziki olarak sunulması istenmez.

(4) Aşırı düşük teklif açıklamaları, ikinci fıkra kapsamında yapılan teklif değerlendirmesi sonucunda teklifi geçerli olduğu tespit edilen isteklilerden istenir. İstekliler tarafından aşırı düşük teklif açıklamaları EKAP üzerinden e-imza ile imzalanmak suretiyle gönderilir. Aşırı düşük teklif açıklamalarını EKAP üzerinden sunmayan veya sunduğu açıklamaları uygun bulunmayan isteklilerin teklifleri reddedilir. Açıklama kapsamında yüklenen belgeler bu haliyle değerlendirmeye esas alınır ve ihtiyaç duyulması hali hariç bu  belgelerin fiziki olarak sunulması istenmez. Fiziki olarak sunulması istenilen belgeleri verilen makul süre içinde sunmayan veya belgelerin sunuluş şekline aykırı sunan istekliler ile yüklenen belgelerden farklı bir belge sunan isteklilerin teklifleri reddedilerek geçici teminatları gelir kaydedilir.

(5) Numune/demonstrasyon istenen ihalelerde numune/demonstrasyon değerlendirmesi ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci olması öngörülen teklifler için yapılır. Numune/demonstrasyon işlemlerine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyen isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilir.

(6) Değerlendirme işlemlerine, ekonomik açıdan en avantajlı teklif ile belirlenecek ise ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif tespit edilinceye kadar devam edilir.

(7) Tekliflerin değerlendirilmesi sonucunda katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin  şartları sağlamadığı anlaşılan istekliler ile numune/demonstrasyon değerlendirmesi başarısız sonuçlanan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır ve bu tekliflerin değerlendirme dışı bırakılma gerekçeleri kaydedilerek EKAP üzerinden ihale komisyonu kararı oluşturulur. İhale komisyonu kararı, komisyon üyeleri tarafından e-imza ile imzalanır ve ihale yetkilisinin onayına sunulur. İhale yetkilisi, karar tarihini izleyen en geç beş iş günü içinde, e-imza ile imzalamak suretiyle ihale kararını onaylar veya gerekçesini belirtmek suretiyle iptal eder. İhale kararının ihale yetkilisince onaylanacağı tarihte EKAP üzerinden yasaklılık teyidi  yapılır.

(8) Kesinleşen ihale kararı, ihale yetkilisi tarafından onaylandığı veya iptal edildiği günü izleyen en geç üç gün içinde tüm isteklilere bildirilir.

(9) Üçüncü fıkra kapsamında fiziki olarak sunulması istenen belgeleri verilen makul süre içinde sunmayan veya belgelerin sunuluş şekline aykırı sunan istekliler ile yüklenen belgelerden farklı bir belge sunan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır ve geçici teminatları gelir kaydedilir.

(10) Beşinci fıkra kapsamında numune/demonstrasyon işlemlerine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ile dokuzuncu fıkrada sayılan fiiller, ihale kararını etkileyecek davranış olarak kabul edilir ve bu davranışlarda bulunan istekliler hakkında Kanunun 17 nci maddesi hükümleri uygulanır.

(11) Bu madde kapsamında yer alan hükümler, niteliğine uygun düştüğü ölçüde ön yeterlik/yeterlik başvurularının değerlendirilmesinde de uygulanır.” hükmü,

İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde “2.1. İhale konusu işin/alımın;

a) Adı: Müdürlüğümüze bağlı Halk Sağlığı Laboratuvarının ihtiyacı için 24 Aylık Puan Karşılığı Laboratuvar Hizmet Alımı

b) Türü: Hizmet alımı

c) İlgili Uygulama Yönetmeliği: Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği

ç) Miktarı: Müdürlüğümüze bağlı Halk Sağlığı Laboratuvarının ihtiyacı olan 24 Aylık Puan Karşılığı Laboratuvar Hizmet Alımı (Toplam 1.380.972.100,00 Puan) Ayrıntılı bilgi idari şartnamenin ekinde yer almaktadır.

d) İşin yapılacağı/malın teslim edileceği yer: Müdürlüğümüze bağlı Halk Sağlığı Laboratuvarı ve diğer sağlık birimleri” düzenlemesi, “Katılım ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinde “7.1. Katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin istekliler tarafından e-teklif kapsamında sunulması gereken bilgi ve belgeler aşağıda sayılmıştır:

7.3.9. Demonstrasyon işlemlerine ilişkin hususlar, İhale teknik komisyonu gerek görmesi halinde teklif edilen ilgili kısma ait cihazın/ürünlerin teknik özelliğini değerlendirip karar vermek üzere demonstrasyon talebinde bulunulabilecektir. Demonstrasyon talebi olması halinde, istekliye EKAP üzerinden tebligatla bildirim yapılacak olup, demonstrasyonun nerede yapılacağı bilgisi idare tarafından belirlenecektir. Nihai karar, demonstrasyon değerlendirme neticesinde verilecek ve demonstrasyondan kaynaklanan tüm giderler ise istekli firmaya ait olacaktır.

….

7.5. Bu Şartnamenin 7 nci maddesi dışında ihale dokümanında sayılan diğer belgeler ve/veya düzenlenen diğer yeterlik kriterleri tekliflerin değerlendirilmesinde dikkate alınmaz…” düzenlemesi, “Tekliflerin açılması ve değerlendirilmesi” başlıklı 29’uncu maddesinde “…29.9. Numune/demonstrasyon istenen ihalelerde numune/demonstrasyon değerlendirmesi ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci olması öngörülen teklifler için yapılır. Numune/demonstrasyon işlemlerine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmeyen isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilir.

29.10. Değerlendirme işlemlerine, ekonomik açıdan en avantajlı teklif ile belirlenecek ise ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif tespit edilinceye kadar devam edilir.

29.11. Tekliflerin değerlendirilmesi sonucunda katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin şartları sağlamadığı anlaşılan istekliler ile numune/demonstrasyon değerlendirmesi başarısız sonuçlanan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır ve bu tekliflerin değerlendirme dışı bırakılma gerekçeleri tutanağa bağlanır.

29.12. 29.6 ncı madde kapsamında fiziki olarak sunulması istenen belgeleri, verilen makul süre içinde sunmayan veya belgelerin sunuluş şekline aykırı sunan istekliler ile yüklenen belgelerden farklı bir belge sunan isteklilerin teklifleri değerlendirme dışı bırakılır ve geçici teminatları gelir kaydedilir.

29.13. 29.9 uncu madde kapsamında numune/demonstrasyon işlemlerine ilişkin yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ile 29.12 nci maddede sayılan fiiller, ihale kararını  etkileyecek davranış olarak kabul edilir ve bu davranışlarda bulunan istekliler hakkında Kanunun 17 nci madde hükümleri uygulanır.” düzenlemesi,

Teknik Şartname’nin “Tekliflerin hazırlanması” başlıklı 1.1’inci maddesinde “…4) Teklifleri değerlendirme komisyonu gerekli gördüğü hallerde demonstrasyon isteyebilir.

9) Yüklenici firma, teklif ettikleri cihazların envanter kaydını (laboratuvarda bulunan tüm tıbbi cihazların adı, markası, modeli, yaşı, seri numarası) ve yönetim dosyasını (kullanım kılavuzu ve CD’si, kalibrasyon belgeleri, cihaz bakım formları, arıza bildirim formları, firma iletişim bilgileri (e mail ve whatsapp ile iletişim kurulacak numaralar), Türkçe olarak kit prospektüsleri dosya halinde ve kağıda basılı olarak), teklif ettikleri cihazların ve reaktifler dahil her türlü sarf malzemelerin orijinal ve Türkçe dokümanlarını bir klasör içinde yazılı ve elektronik ortamda ayrı ayrı, distribütör firma onaylı olarak muayene kabul komisyonuna ve laboratuvar uzmanlarına sunacaktır. Cihazların teknik şartname hükümlerini karşılayıp karşılayamadığı gerekli görüldüğü takdirde demonstrasyon yapılacaktır…” düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin “Cihazların montajı” başlıklı 11.3’üncü maddesinde “…2)ihale komisyonu istediği takdirde ihaleye katılan firmalardan, analitik sistem ve testleri ile ilgili demonstrasyon (laboratuvar uzmanlarının belirleyeceği koşullarda) ve verifikasyonu (uluslararası kriterler baz alınarak) isteyebilecektir. Demonstrasyon çalışmasında cihazın hızı, tekrarlanabildiği, doğruluğu (laboratuvar uzmanı tarafından uygun görülen referans numune istenilerek çalışılacaktır) carry-over performansı değerlendirilecektir. Bu çalışma sırasında doğacak tüm giderler firma tarafından karşılanacaktır. Demonstrasyon sonucunda cihazların teknik şartnameye uygun olmadığı ve/veya uluslararası geçerliliği olan performans yeterlilik kriterlerini karşılamadığı sonucuna varılırsa yüklenici firmanın teklifi geçersiz sayılacaktır.” düzenlemesi yer almaktadır.

İdari Şartname’nin 2’nci maddesinde ihale konusu işin “Müdürlüğümüze bağlı Halk Sağlığı Laboratuvarının ihtiyacı için 24 Aylık Puan Karşılığı Laboratuvar Hizmet Alımı” olduğunun anlaşıldığı, 30.12.2025 tarihli düzeltici ihale komisyonu kararından, 09.10.2025 tarihinde yapılan ihalede 12 istekli tarafından ihale dokümanının indirildiği, 4 isteklinin ihaleye teklif verdiği, başvuru sahibinin teklifinin idarece yapılan demonstrasyon değerlendirmesi sonucunda, ihalede kullanılacak cihazların Teknik Şartname’ye aykırı olduğu gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıldığı, ihalenin demonstrasyon sonucunda teklifin uygun bulunan ……. Tıb. Cihaz. Kim. Madd. Lab. Kit ve Cihaz. Ltd. Şti. üzerinde bırakıldığı ve ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklifin ise belirlenmediği anlaşılmıştır. Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri ve ihale dokümanı düzenlemelerinden, yeterlik değerlendirmesi için istenecek belgelerin ve yeterlik değerlendirilmesinde aranılacak kriterlerin, idareler tarafından İhale İlanı’nda ve İdari Şartname’de açıkça belirtilmesi gerektiği, Teknik Şartname’de ise ihale konusu işin teknik kriterlerine yer verileceği, İdari Şartname’de yeterlik kriteri olarak belirlenmeyen ancak sözleşmenin yürütülmesi aşamasında işin yerine getirilmesi için gerekli olduğu öngörülen mesleki ve teknik yükümlülüklere yönelik düzenlemelerin de Teknik Şartname’de yapılacağı, İdari Şartname’nin 7’nci maddesi dışındaki maddeleri ile Teknik Şartname’de belirtilen belgelerin yeterlik kriteri olarak dikkate alınabilmesi için anılan belgelerin İdari Şartname’nin 7.5.4’üncü maddesinde açıkça düzenlenmesi gerektiği, ayrıca İdari Şartname’nin 7.5.5’inci maddesinde bu Şartname’nin 7’nci maddesinde sayılan belgeler dışındaki belgelerin tekliflerin değerlendirilmesinde yeterlik kriteri olarak dikkate alınamayacağı anlaşılmaktadır.

İdari Şartname’nin “Katılım ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinde anılan demonstrasyon işlemlerine yönelik olarak, ihale teknik komisyonunun gerek görmesi halinde teklif edilen ilgili kısma ait cihazın/ürünlerin teknik özelliğini değerlendirip karar vermek üzere demonstrasyon talebinde bulunulabileceği, demonstrasyon talebi olması halinde, istekliye EKAP üzerinden tebligatla bildirim yapılacağı, demonstrasyonun nerede yapılacağı bilgisinin idare tarafından belirleneceği, nihai kararın, demonstrasyon değerlendirmesi neticesinde verileceğinin düzenlendiği, diğer bir ifade ile demonstrasyon işleminin de yeterlik kriteri olarak belirlendiği görülmüştür.

Söz konusu ihaleye ilişkin ilk olarak, başvuru sahibi tarafından 21.11.2025 tarihinde kurum kayıtlarına alınan dilekçesine ilişkin olarak yapılan inceleme neticesinde alınan ………. tarihli ve …….. sayılı Kurul kararında “…Sonuç olarak, yukarıda mevzuata aykırılıkları belirtilen işlemlerin düzeltici işlemle giderilebilecek nitelikte işlemler olduğu tespit edildiğinden, ihale üzerinde bırakılan ……… Cihaz. Kim. Madd. Lab. Kit  ve Cihaz. Ltd. Şti. tarafından teklif edilen cihazlar için demonstrasyon yapılarak ihalenin sonuçlandırılması ve bu aşamadan sonraki işlemlerin mevzuata uygun olarak yeniden gerçekleştirilmesi gerekmektedir.” kararının verildiği görülmüştür.

Anılan Kurul kararına istinaden, idare tarafından ihale üzerinde bırakılan istekliye İdari Şartname’nin 7.3.9’uncu maddesi kapsamında, EKAP üzerinden 24.12.2025 tarihli “Demonstrasyon işlemlerinin yapılması” konulu yazının tebliğ edildiği, anılan yazıda “…Müdürlüğümüze bağlı Halk Sağlığı Laboratuvarı için 24 Aylık Puan Karşılığı Laboratuvar Hizmet Alımı ihalesi için teklif ettiğiniz ürüne/ürünlere/hizmete/hizmetlere ilişkin örnekleri 26/12/2025 tarihi Cuma günü saat 09:00’a kadar ……. Halk Sağlığı Laboratuvarı ………….. adresine  ulaştırmanız/demonstrasyon işlemlerinin yapılması için 26/12/2025 tarihinde 09:00’te

…….. Halk Sağlığı Laboratuvarı ………. adresinde hazır bulunmanız gerekmektedir. Demonstrasyon işlemlerine ilişkin  yükümlülüklerinizi yerine getirmemeniz halinde, teklifinizin değerlendirme dışı bırakılarak geçici teminatınızın gelir kaydedileceği, ayrıca hakkınızda 4734 sayılı Kanunun 17’nci madde hükümlerinin uygulanacağı hususunda,..” ifadelerine yer verildiği, İdare tarafından EKAP üzerinden ihale üzerinde bırakılan istekliye aynı tarihte gönderilen “Demonstrasyon (Demo)” konulu yazının gönderildiği, anılan yazıda “…Müdürlüğümüze bağlı Halk Sağlığı Laboratuvarının ihtiyacına için, ………… ihale kayıt numaralı 24 Aylık Puan Karşılığı Laboratuvar Hizmet Alımı ihalesi 09/10/2025 tarih ve saat 10:30’da yapılmıştır.

İdari Şartnamenin 7.3.9. Maddesine “İhalenin teknik komisyonu gerek görmesi halinde teklif edilen ilgili kısma ait cihazın/ürünlerin teknik özelliğini değerlendirip karar vermek üzere demonstrasyon talebinde bulunulabilecektir. Demonstrasyon talebi olması halinde, istekliye EKAP üzerinden tebligatla bildirim yapılacak olup, demonstrasyonun nerede yapılacağı bilgisi idare tarafından belirlenecektir. Nihai karar, demonstrasyon değerlendirme neticesinde verilecek ve demonstrasyondan kaynaklanan tüm giderler ise istekli firmaya ait olacaktır.” maddesine istinaden firmanızın teklif etmiş olduğu cihaz ve ürünler için teknik heyet huzurunda;

26/12/2025 Cuma günü ve 29/12/2025 Pazartesi günü saat 09:00-17:00 saatleri arasında …….. Eğitim ve Araştırma Hastanesinde demonstrasyon yapılacaktır.

30/12/2025 tarihinde ve saat 09:00-14:00 saatleri arasında ……….. Eğitim ve Araştırma Hastanesinde demonstrasyon yapılacaktır…” ifadelerine yer verildiği görülmüştür. Akabinde, idare tarafından demonstrasyon değerlendirmesi yapıldığı, idarece imza altına alınan 30.12.2025 tarihli demonstrasyon değerlendirme tutanağında, “… ihaleye kayılan ……Tıb. Cihaz. Kim. Madd. Lab. Kit ve Cihaz. Ltd. Şti. firması tarafından teklif edilen cihazlar için yapılan demonstrasyon çalışmaları sonucunda; ihale dokümanlarında istenilen teknik ve yeterlik kriterlerine uygun olduğu tespit edilmiştir…” ifadelerine yer verildiği görülmüştür.

Anılan tutanakta demonstrasyon değerlendirme işlemlerinin ihale komisyonunda yer alan uzman üyelerinin tamamı tarafından düzenlenen tutanak çerçevesinde değerlendirme yapılarak imza altına alındığı tespit edilmiştir. 30.12.2025 tarihli ihale komisyonu kararında ihale üzerinde bırakılan istekliye ilişkin olarak, “…Kamu İhale Kurulunun 17.12.2025 tarih ve …… nolu kararı ile ………..Tıbbı Cihazlar Kimyevi Maddeler Laboratuvar Kit ve Cihazları Ltd. Şti. firmasına demonstrasyon yapılmadığı için ihalenin sonuçlandırılmasının mevzuata aykırı olduğu ve firma için demonstrasyon yapılması hususunda 1 Nolu Komisyon kararında düzeltici işlem yapılması kararı verilmiştir. İdaremiz tarafından Kamu İhale Kurumu Kararına istinaden  ……. Tıbbı Cihazlar Kimyevi Maddeler Labaratuvar Kit ve Cihazları Ltd. Şti. firmasına ihalede teklif etmiş olduğu cihazları için demonstrasyon yapılmış olup, firmanın teklif etmiş  olduğu cihazlar ve ürünler ihale dokümanlarında istenilen teknik ve yeterlilik kriterlerini karşıladığı tespit edilmiştir.” ifadelerine yer verildiği görülmüştür.

Anılan komisyon kararının ardından başvuru sahibi tarafından 19.01.2026 tarihinde  Kurum kayıtlarına alınan dilekçe ile itirazen şikayet başvurusunda bulunulduğu, başvurusahibinin itirazen şikayet dilekçesinde “……. tarih ve …. sayılı Kararı ile ……. Tıb. Cihaz. Kim. Madd. Lab. Kit ve Cihaz. Ltd. Şti.ye demonstrasyon yapılmadan ihalenin sonuçlandırılmasının mevzuata aykırı olduğunun açıkça tespit edildiği, anılan Kurul kararı doğrultusunda gerçekleştirildiği belirtilen demonstrasyona ilişkin olarak düzenlenen 2 No’lu İhale Komisyon Kararı kendilerine tebliğ edildiği, ancak söz konusu kararda demonstrasyonun nerede yapıldığı, hangi cihazlarla gerçekleştirildiği ve kaç adet cihaz bağlantısının kullanıldığına dair herhangi bir bilgiye yer verilmediği, şeffaflık,  denetlenebilirlik ve eşit muamele ilkeleri gereği; yapılan demonstrasyona ilişkin tüm teknik ve fiilî hususların açık ve net şekilde ortaya konulması gerektiği, bu kapsamda, demonstrasyonun   yeri, kullanılan cihazların nitelikleri ve bağlantı sayıları dâhil olmak üzere tüm detaylara  ilişkin bilgi ve varsa belgelerin kendilerine de kararda yazılı olarak bildirilmesi gerektiği…”iddialarına yer verdiği görülmüştür.

Numune değerlendirmesine ya da demonstrasyona dayalı olarak alınan ihale kararlarına ilişkin itirazen şikâyet başvurularında Kurum tarafından; idarece, yukarıda yer verilen iş ve işlemlerin usulüne uygun biçimde yerine getirilip getirilmediği ve demonstrasyon tutanağında yer verilen tespitlerle, alınan ihale kararı arasında uyuşmazlık bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleme yapılmak suretiyle başvurunun sonuçlandırılması gerekmektedir. Zira değerlendirmeye ilişkin tutanak içeriğinin uygunluğuna ve dolayısıyla  alınan ihale komisyonu kararı sonucunda alımı yapılacak hizmetin istenen teknik kriterleri sağlayıp sağlamadığına ilişkin usulüne uygun olarak yapılmış demonstrasyon işlemlerinde yetki ve sorumluluk, ihale işlemlerini yürütmekle görevli ihale komisyonuna aittir.

Başvuru konusu ihalede idare tarafından alıma konu edilen hizmetin Teknik Şartname’ye uygunluğunun demonstrasyon işlemi neticesinde değerlendirildiği, demonstrasyon işlemine ilişkin düzenlenen tutanakta imzası yer alan kişilerin tamamının ihale komisyonunda yer alan 3 uzman üye oldukları, demonstrasyon neticesinde ulaşılan tespitlere tutanakta yer verildiği, yukarıda da ifade edildiği üzere, demonstrasyon değerlendirilmesi işleminin içeriğinin uygunluğuna ve alımı yapılacak hizmetin istenen teknik kriterleri  sağlayıp sağlamadığına ilişkin usulüne uygun olarak yapılmış demonstrasyon değerlendirmesi işlemlerine dair yetki ve sorumluluğun ihale işlemlerini yürütmekle görevli idareye ait olduğu, diğer taraftan, idarece EKAP üzerinden ihale üzerinde bırakılan istekliye gönde tebligatlarda demonstrasyona ilişkin bilgilerin yer aldığı, 30.12.2025 tarihli ihale komisyonu kararında ihale üzerinde bırakılan isteklinin cihazlarına ilişkin demonstrasyon sürecine ilişkin değerlendirmelerin 30.12.2025 tarihli demonstrasyon değerlendirme tutanağı ile paralel nitelikte olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, başvuru sahibinin yukarıda belirtilen iddialarında belirtmiş olduğu hususların yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

Laboratuvar Hizmet Alım İhalesinde Demonstrasyon İşlemleri Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

https://www.simdata.org/

Küresel Ticaretin Yeni Dengesi: Risk Yönetiminden Rekabet Avantajına

Küresel Ticaretin Yeni Dengesi Risk Yönetiminden Rekabet Avantajına Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Küresel Ticaretin Yeni Dengesi: Risk Yönetiminden Rekabet Avantajına

Gül SALDIRANER

EG Partner – SMMM

Bağımsız Denetçi – Sürdürülebilirlik Denetçisi

Küresel Ticaretin Yeni Dengesi Risk Yönetiminden Rekabet Avantajına Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemKüresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler, savaşlar, bölgesel bloklaşmalar, yaptırımlar, ticaret kısıtları, enerji güvenliği kaygıları ve teknoloji rekabeti, küresel ticaretin yönünü ve işleyiş mantığını yeniden şekillendirmektedir. Ticaret artık yalnızca maliyet avantajı, verimlilik ve pazar büyüklüğü üzerinden açıklanabilecek bir ekonomik faaliyet alanı değildir. Jeopolitik hizalanmalar, tedarik güvenliği, stratejik bağımlılıklar, regülasyon farklılaşmaları ve pazar erişimi riskleri ticari kararların ayrılmaz parçası haline gelmiştir. Bu durum, belirsizliği şirketler açısından geçici bir dalgalanma olmaktan çıkararak kalıcı bir yönetim meselesine dönüştürmektedir.

Jeopolitik ve jeoekonomik riskler artık şirketlerin dış çevresinde izlenen soyut gelişmeler olarak kalmamaktadır. Enerji ve hammadde fiyatlarındaki oynaklık, navlun ve sigorta maliyetlerindeki artış, teslimat sürelerindeki uzama, tarifeler, ihracat kontrolleri, yaptırımlar ve pazar erişimi riskleri; maliyet yapısını, nakit akışını, yatırım kararlarını, tedarik zincirini, fiyatlama politikasını ve rekabet gücünü doğrudan etkilemektedir. İklim değişikliği, enerji dönüşümü, karbon düzenlemeleri, tedarik zinciri şeffaflığı, ürün standartları ve sürdürülebilirlik yükümlülükleri de bu yeni ticaret düzeninin dışında değildir. Bu başlıklar artık yalnızca uyum veya raporlama konusu değil; pazar erişimi, finansmana erişim, yatırım ihtiyacı ve rekabet gücü üzerinde etkisi olan stratejik değişkenlerdir.

Bu çerçevede risk yönetimi, işletmeler için merkezi bir yönetim unsuru haline gelmektedir. Ancak geleneksel anlamda tehditleri izleyen, raporlayan ve kontrol eden statik bir anlayış artık yeterli değildir. Yeni dönemde risk yönetimi; strateji, finans, operasyon, tedarik zinciri, yatırım ve pazar kararlarıyla bütünleşen dinamik bir yönetişim kapasitesi olarak ele alınmalıdır. CEO ve yönetim kurulu düzeyinde sahiplenilmeyen, finansal etkileri ölçülmeyen ve senaryo bazlı karar süreçlerine bağlanmayan yaklaşımlar, hızla değişen ticaret ortamında şirketleri korumakta yetersiz kalacaktır.

Bu makalenin temel odağı, küresel ticaretin jeopolitik riskler ve artan belirsizlikler altında nasıl yeniden şekillendiğini değerlendirmektir. Makale, bu dönüşümün şirketlerin maliyet, tedarik, finansman, yatırım ve rekabet gücü üzerindeki etkilerini ele almakta; risk yönetiminin yalnızca bir koruma veya uyum faaliyeti değil, belirsizlik altında karar alma kapasitesini güçlendiren ve rekabet avantajı yaratabilen stratejik bir yönetim aracı olarak nasıl konumlandırılması gerektiğini tartışmaktadır.

Küresel Ticaretin Yeni Eğilimleri

McKinsey Global Institute’un 2026 tarihli Geopolitics and the Geometry of Global Trade raporu, küresel ticaretin daralmaktan çok yeniden yönlendiğini ortaya koymaktadır. Rapora göre ticaret küresel ölçekte devam etmektedir; ancak ticaret akışlarının yönü, bileşimi ve dayandığı stratejik gerekçeler değişmektedir. Bu değişim, şirketler açısından yalnızca hangi pazara satış yapılacağı veya hangi ülkeden tedarik sağlanacağı sorusuyla sınırlı değildir. Jeopolitik yakınlık, tedarik güvenliği, teknolojiye erişim, kritik girdiler, tarife riski ve politika belirsizliği artık ticari kararların merkezine yerleşmektedir.

Raporun dikkat çektiği önemli eğilimlerden biri, yapay zekâ bağlantılı ticaretin küresel ticaret büyümesi içinde daha belirleyici hale gelmesidir. Yarı iletkenler, sunucular, ağ ekipmanları ve veri merkezi altyapısına yönelik ürünler, yalnızca teknoloji sektörünün gelişimini değil, küresel ticaret akışlarının yönünü ve bileşimini de etkilemektedir. Bu nedenle teknoloji yatırımları artık yalnızca verimlilik veya dijital dönüşüm başlığı altında değerlendirilemez. Teknolojiye erişim, kritik ekipman tedariki ve üretim altyapısı; ülkelerin ve şirketlerin küresel değer zincirlerindeki konumunu belirleyen stratejik faktörlere dönüşmektedir.

ABD-Çin hattındaki gerilim de küresel ticaretin yeni eğilimlerini belirleyen temel gelişmelerden biridir. McKinsey raporu, bu hatta yaşanan ticaret düşüşünün alternatif tedarik arayışlarını hızlandırdığını ve bazı ülkelerin küresel tedarik zincirlerinde daha görünür hale geldiğini ortaya koymaktadır. Bu süreçte ASEAN ülkeleri ve Hindistan gibi ekonomiler belirli sektörlerde daha fazla önem kazanırken, Çin’in bazı alanlarda nihai ürün ihracatından çok ara malı ve sermaye ekipmanı tedarikinde öne çıktığı görülmektedir. Dolayısıyla küresel ticaret, tek merkezli ve maliyet odaklı bir yapıdan daha parçalı, stratejik ve bağlantılı bir düzene doğru ilerlemektedir.

Bu gelişmeler şirketler için net bir uyarı niteliğindedir: Küresel ticaret devam etmektedir; ancak tedarik yapıları, maliyet hesapları ve pazar varsayımları artık aynı yöntemlerle yönetilememektedir. Yalnızca bugünkü fiyatlara, tedarikçilere ve ihracat pazarlarına bakarak karar almak yeterli değildir. Tedarik zincirinin hangi jeopolitik hatta yer aldığı, hangi regülasyonlara maruz kalacağı, hangi enerji ve finansman risklerini taşıdığı, alternatif tedarik ve pazar seçeneklerinin ne kadar hızlı devreye alınabileceği rekabet gücünü belirleyen unsurlar arasına girmektedir.

Bu tablo, küresel ticaretin yeni eğilimlerinin şirketler için yalnızca dış pazarları izleme konusu olmadığını göstermektedir. Asıl mesele, bu eğilimleri strateji, risk yönetimi, tedarik, yatırım ve yönetim kurulu düzeyinde karar alma süreçlerine bağlayabilmektir. Bu etkiler, özellikle stratejik geçiş noktaları, enerji arz güvenliği ve tedarik zinciri kırılganlıkları üzerinden daha somut biçimde görülebilmektedir.

Jeopolitik Riskin Zincirleme Etkisi: Hürmüz Boğazı’ndan Operasyonel Sürekliliğe

Küresel ticaretin yeni dengesi, istikrarlı bir denge durumundan çok, kalıcı belirsizlik ve sürekli yeniden hizalanma ortamına işaret etmektedir. Jeopolitik gerilimler, savaşlar, yaptırımlar, ticaret koridorlarına ilişkin güvenlik tartışmaları, tarife kararları ve enerji arzı üzerindeki baskılar artık istisnai kriz başlıkları olarak değil, ticaretin işleyişini kalıcı biçimde etkileyen yapısal unsurlar olarak değerlendirilmelidir. Bu riskler şirketler üzerinde çoğu zaman tekil ve doğrusal etkiler yaratmaz; enerji fiyatları, lojistik maliyetleri, deniz taşımacılığı, sigorta, teslimat süreleri, tedarikçi güvenilirliği, stok ihtiyacı, finansman koşulları, fiyatlama politikası ve müşteri taahhütleri üzerinden birbirini besleyen sonuçlar doğurur. Bu nedenle şirketler açısından asıl mesele, bu riskleri bütüncül bir yaklaşımla ele alarak işletmenin maliyet yapısını, operasyonel sürekliliğini, nakit akışını, müşteri taahhütlerini ve rekabet pozisyonunu nasıl etkileyeceğini ortaya koyabilmektir.

Hürmüz Boğazı bu yeni normalin somut örneklerinden biridir. Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimler, küresel enerji ticareti açısından kritik öneme sahip bu geçiş noktasını yeniden stratejik risk alanı haline getirmektedir. Risk algısındaki artış, petrol ve doğal gaz piyasaları üzerinden enerji maliyetlerini etkileyebileceği gibi; deniz taşımacılığında sigorta ve navlun maliyetlerini yükseltebilir, rotaların değişmesine yol açabilir, teslimat sürelerini uzatabilir ve kritik girdilere erişimi zorlaştırabilir. Bu etki, özellikle enerji yoğun üretim yapan, ithal girdiye bağımlı olan, düşük marjla çalışan veya güçlü teslimat taahhütleri bulunan şirketlerde daha belirgin sonuçlar yaratabilir.

Pandemi sonrası tedarik zinciri kırılmaları, artan tarife gerilimleri, ticaret koridorlarına ilişkin güvenlik riskleri ve Hürmüz gibi stratejik geçiş noktaları etrafında yoğunlaşan enerji arzı endişeleri birlikte değerlendirildiğinde, küresel ticarette kırılganlığın tek bir bölgeye, ürüne veya geçiş noktasına bağlı olmadığı görülmektedir. Her yeni gerilim; üretim merkezlerine bağımlılık, politika ve tarife riski, enerji girdilerine erişim, lojistik koridorların güvenliği ve finansman maliyetleri gibi farklı kırılganlıkları görünür kılmaktadır. Bu nedenle şirketler açısından temel mesele, bir sonraki krizi tahmin etmek değil; farklı şokların birleşik etkisini yönetebilecek sürekli bir risk yönetişimi kapasitesi oluşturmaktır.

Hürmüz hattındaki gerilim, stratejik geçiş noktalarının yalnızca enerji arz güvenliği açısından değil, küresel ticaretin sürekliliği açısından da kritik hale geldiğini göstermektedir. Benzer şekilde Malakka Boğazı çevresinde gündeme gelen tartışmalar, ana ticaret koridorlarının da jeoekonomik risk alanına dönüşebileceğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle şirketlerin risk haritası geniş bir çerçevede oluşturulmalı; ana ticaret koridorları, coğrafi yoğunlaşma riski, alternatif rota kapasitesi, tedarik zincirinin kesintilere karşı esnekliği ve riskler arasındaki etkileşim birlikte değerlendirilmelidir.

Bu tür gelişmeler yalnızca maliyet artışı anlamına gelmez. Tedarik zinciri yeterince esnek değilse üretim planları aksayabilir, stok seviyeleri yetersiz kalabilir, müşterilere verilen teslimat taahhütleri zamanında yerine getirilemeyebilir. Özellikle otomotiv, kimya, plastik, ambalaj, makine, elektronik, havacılık ve enerji yoğun sanayilerde tek bir kritik girdinin gecikmesi, tüm üretim akışını etkileyebilir. Dolayısıyla jeopolitik risklerin gerçek etkisi yalnızca maliyet tablolarında değil; operasyonel süreklilik, müşteri güveni, sözleşme yükümlülükleri ve rekabet pozisyonu üzerinde de ortaya çıkar.

Enerji ve maliyet şoklarının operasyonel kararlara nasıl dönüştüğünü havayolu sektöründe de görmek mümkündür. Lufthansa’nın artan jet yakıtı maliyetleri nedeniyle Ekim ayına kadar 20 bin kısa mesafeli uçuşu iptal edeceğine ilişkin haberler, enerji maliyetlerindeki değişimin doğrudan kapasite kararlarına yansıyabileceğini göstermektedir. Benzer şekilde Ryanair’in Berlin’deki 7 uçaklık üssünü kapatma, Berlin merkezli uçaklarını daha düşük maliyetli Avrupa havalimanlarına kaydırma ve kış tarifesinde Berlin uçuşlarını yüzde 50 azaltma kararı, maliyet baskısının coğrafi konumlanma ve kapasite planlaması üzerindeki etkisini ortaya koymaktadır. Bu örnekler, enerji ve maliyet baskısının yalnızca kârlılık üzerinde değil; rota planlaması, kapasite kullanımı, müşteri hizmet seviyesi, operasyonel verimlilik ve rekabet pozisyonu üzerinde de belirleyici olabileceğini göstermektedir.

Bu örneklerin ortak mesajı açıktır: Yeni dönemde kesinti riski tek bir yerden gelmez ve etkisi tek bir alanda kalmaz. Enerji fiyatı, taşıma maliyeti, sigorta, rota, tedarikçi, finansman, regülasyon ve pazar koşulları birbirini tetikleyebilir. Bu nedenle şirket dayanıklılığı yalnızca daha fazla stok tutmakla veya alternatif tedarikçi listesi hazırlamakla sağlanamaz. Asıl ihtiyaç, tedarik zincirini, finansal planlamayı, operasyonel kapasiteyi, sözleşme yapısını ve müşteri taahhütlerini birlikte değerlendiren esnek bir karar alma yapısıdır.

Bu nedenle Hürmüz Boğazı gibi stratejik geçiş noktaları veya havayolu sektöründe görülen kapasite kararları, risk yönetiminin artık ayrı bir departman faaliyeti olarak ele alınamayacağını göstermektedir. Jeopolitik ve jeoekonomik riskler; satın alma, üretim, lojistik, finans, satış, fiyatlama, sözleşme yönetimi ve stratejiyi aynı anda etkiler. Bu risklerin yönetimi, CEO ve yönetim kurulu düzeyinde ele alınması gereken bütünleşik bir karar alma meselesidir. Yeni dönemde rekabet avantajı, riskleri tamamen ortadan kaldıran şirketlerde değil; erken uyarı sistemi kurabilen, senaryolarını güncelleyebilen ve tedarik, finansman ve operasyon kararlarını esnek biçimde uyarlayabilen şirketlerde oluşacaktır.

Risk Yönetiminde Yeni Dönem: Statik Raporlamadan Stratejik Yönetişime

Küresel ticaretin yeni eğilimleri ve jeopolitik risklerin zincirleme etkileri, şirketlerin risk yönetimi anlayışını yeniden değerlendirmesini zorunlu kılmaktadır. Pandemiyle görünür hale gelen tedarik zinciri kırılganlıkları, iklim krizinin yarattığı fiziksel ve geçiş riskleri, yeşil dönüşümün hızlandırdığı regülasyon ve yatırım baskıları ile artan jeopolitik gerilimler, işletmelerin karşı karşıya olduğu risk setini önemli ölçüde genişletmiştir. Bugün risklerin hızı, birbirleriyle olan bağlantısı ve finansal etkisi çok daha belirgin hale gelmiştir. Bu nedenle riskleri dönemsel olarak izleyen, birbirinden bağımsız başlıklar halinde ele alan veya karar alma süreçlerinden kopuk bırakan yaklaşımlar, mevcut belirsizlik ortamında yetersiz kalmaktadır.

Bu çerçevede mesele, riskleri yalnızca tanımlamak, sınıflandırmak ve raporlamak değildir. Yeni dönemde risk yönetimi; gelir, maliyet, nakit akışı, üretim sürekliliği, yatırım ihtiyacı ve rekabet pozisyonu üzerindeki etkileri ölçebilen bir yönetim kapasitesine dönüşmelidir. Bu kapasite, senaryo analizleriyle desteklenmeli ve bütçe, tedarik, fiyatlama, finansman, yatırım ve pazar kararlarına doğrudan girdi sağlamalıdır. Risklerin finansal ve operasyonel etkisinin ölçülmediği, karar süreçlerine bağlanmadığı ve üst yönetim düzeyinde sahiplenilmediği yapılarda risk yönetimi, stratejik bir yönetişim mekanizmasına dönüşemez. Bu mekanizmanın iyi yönetişim niteliği kazanabilmesi için kritik olan, risklerin yalnızca izlenmesi değil; risk iştahının tanımlanması, sorumlulukların netleştirilmesi, karar yetkilerinin açık biçimde belirlenmesi ve alınan kararların sonuçlarının izlenebilir hale getirilmesi gerekir.

Bu dönüşüm, risk yönetiminin organizasyon içindeki konumunu da değiştirmektedir. Risk yönetimi yalnızca ilgili departmanın hazırladığı raporlarla sınırlı kaldığında, şirketin gerçek karar süreçlerine entegre edilemez. Oysa günümüz koşullarında riskler; satın alma, üretim, lojistik, finans, satış, insan kaynağı, teknoloji, sürdürülebilirlik ve strateji kararlarını aynı anda etkileyebilmektedir. Bu nedenle risk yönetimi, CEO ve yönetim kurulu düzeyinde sahiplenilen; üst düzey yöneticilerle sürekli temas halinde çalışan ve karar alma süreçlerine düzenli veri sağlayan bütünleşik bir yönetişim mekanizması olarak yapılandırılmalıdır.

Bu noktada yönetim kurullarının rolü özellikle önem kazanmaktadır. Yönetim kurulları yalnızca geçmiş performansı değerlendiren veya uyum süreçlerini izleyen yapılar olarak kalmamalı; şirketin karşı karşıya olduğu jeopolitik, ekonomik, operasyonel ve finansal riskleri stratejik kararlarla ilişkilendirebilmelidir. Pazar büyümesi, tedarik zinciri yapılanması, yatırım zamanlaması, kapasite kullanımı ve finansman tercihi gibi kararlar artık risk yönetimi perspektifinden bağımsız ele alınamaz. Bu nedenle yönetim kurulunun rolü, operasyonel riskleri günlük düzeyde yönetmek değil; risk iştahını, stratejik öncelikleri, sermaye tahsisini ve kurumsal dayanıklılığı gözeten bir denetim ve yönlendirme çerçevesi oluşturmaktır. İyi yönetişim, bu kararların yalnızca sezgi veya geçmiş alışkanlıklarla değil; ölçülmüş risk etkileri, senaryo analizleri, açık sorumluluklar ve kurumsal öncelikler doğrultusunda alınmasını gerektirir.

Yeni dönemde etkili risk yönetimi, riskleri tamamen ortadan kaldırma iddiası taşımaz. Asıl amaç, belirsizlik altında daha kaliteli karar almayı mümkün kılmaktır. Şirketler tüm riskleri önceden tahmin edemeyebilir; ancak erken uyarı göstergeleri kurabilir, kritik riskleri finansal etkiye çevirebilir, farklı senaryolar altında nakit akışı ve maliyet yapısını test edebilir, tedarik ve pazar alternatiflerini önceden hazırlayabilir. Bu kapasite, risk yönetimini yalnızca koruyucu bir fonksiyon olmaktan çıkararak iyi yönetişimin parçası haline getirir ve şirketin rekabet gücünü destekleyen stratejik bir araca dönüştürür.

Sonuç: Risk Yönetimi Rekabet Avantajına Nasıl Dönüşür?

Küresel ticaretin yeni dengesi, şirketler için yalnızca daha fazla risk anlamına gelmemektedir. Aynı zamanda riskleri doğru okuyabilen, finansal etkilerini ölçebilen ve karar alma süreçlerine entegre edebilen işletmeler için yeni bir rekabet alanı yaratmaktadır. Belirsizlik artık istisnai bir dönem değil, iş yapma ortamının kalıcı bir unsurudur. Bu nedenle şirketlerin tekil krizlerin sona ermesini bekleyen pasif bir yaklaşım yerine, ardışık şoklara uyum sağlayabilecek esnek, ölçülebilir ve bütünleşik karar mekanizmaları geliştirmesi gerekmektedir.

Bu dönemde rekabet avantajını yalnızca üretim kapasitesi, maliyet avantajı, ihracat deneyimi veya pazar büyüklüğüyle açıklamak giderek zorlaşmaktadır. Jeopolitik risklerin, tedarik zinciri kırılganlıklarının, enerji ve finansman maliyetlerindeki oynaklığın, iklim ve regülasyon baskılarının aynı anda etkili olduğu bir ortamda asıl fark, yönetişim kalitesinde ortaya çıkacaktır. Bu kalite; riskleri erken tespit edebilme, farklı senaryolar altında finansal etkileri analiz edebilme, kaynakları doğru önceliklendirme ve gerektiğinde tedarik, üretim, finansman, fiyatlama ve pazar kararlarını hızla güncelleyebilme kapasitesiyle ölçülecektir.

Bu açıdan risk yönetimine yalnızca maliyet yaratan bir kontrol veya uyum faaliyeti olarak bakmak, yeni dönemde ciddi bir yönetim zafiyeti yaratabilir. Asıl maliyet, risk yönetimi sistemi kurmak değil; risklerin şirket üzerindeki etkisini zamanında görememek, yanlış yatırım kararı almak, tedarik kesintisine hazırlıksız yakalanmak, müşteri taahhütlerini yerine getirememek veya finansal dayanıklılığı kaybetmektir. Etkili risk yönetimi, şirketin yalnızca tehditlerden korunmasını değil; fırsatları daha erken görmesini, kaynaklarını daha doğru kullanmasını ve rekabet pozisyonunu güçlendirmesini sağlar.

Sonuç olarak, küresel ticaretin yeniden şekillendiği bu dönemde risk yönetimi, çevresel gelişmeleri izleyen pasif bir fonksiyon olarak kalamaz. Strateji, finans, operasyon, tedarik zinciri ve yönetim kurulu kararlarıyla bütünleşen dinamik bir yönetişim kapasitesine dönüşmek zorundadır. Belirsizlik altında ayakta kalacak şirketler, şokları dönemsel istisnalar olarak görenler değil; birbirini izleyen risklere karşı erken uyarı sistemi kurabilen, senaryolarını güncelleyebilen ve karar mekanizmalarını hızla uyarlayabilen şirketler olacaktır. Yeni dönemde risk yönetimi, doğru kurgulandığında bir maliyet kalemi değil; sürdürülebilirlik, dayanıklılık ve rekabet avantajı yaratan stratejik bir yönetim aracıdır.

Küresel Ticaretin Yeni Dengesi Risk Yönetiminden Rekabet Avantajına Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemGül SALDIRANER

EG Partner – SMMM

Bağımsız Denetçi – Sürdürülebilirlik Denetçisi
www.eg-econsulting.com

 

 

 

Gül Hn Yazı Sonu Görseli

KAYNAKLAR/ REFERENCES

  1. McKinsey & Company – Managing geopolitical value at stake to seize opportunities while mitigating risk- https://www.mckinsey.com/capabilities/geopolitics/our-insights/managing-geopolitical-value-at-stake-to-seize-opportunities-while-mitigating-risk?stcr=653CA97830944386A3CD6B521D0721A0&cid=mgp_opr-eml-alt-gep-mgp-glb–&hlkid=9c05e5ceb1da4b74b63fadc68da24ba2&hdpid=fbaf1442-4a35-4618-a071-7680e4adf72e
  2. McKinsey & Company – Geopolitics and the geometry of global trade: 2026 update https://www.mckinsey.com/mgi/our-research/geopolitics-and-the-geometry-of-global-trade-2026-update?stcr=EDA603B5572548F5A60C33293C6A5E48&cid=mgp_opr-eml-alt-gep-mgp-glb–&hlkid=debb13c42d284fbcb7cad6817b475088&hdpid=fbaf1442-4a35-4618-a071-7680e4adf72e
  3. McKinsey & Company – Leading amid geopolitical upheaval: Five imperatives for today’s CEOs https://www.mckinsey.com/capabilities/geopolitics/our-insights/leading-amid-geopolitical-upheaval-five-imperatives-for-todays-ceos?stcr=75D228E06DF64D8E9A2AB06F7504781E&cid=mgp_opr-eml-alt-gep-mgp-glb–&hlkid=ccfb299964444b63a6d06e87d1eac51a&hdpid=fbaf1442-4a35-4618-a071-7680e4adf72e
  4. McKinsey & Company – Global risk productivity survey: Four themes shaping risk management  https://www.mckinsey.com/capabilities/risk-and-resilience/our-insights/global-risk-productivity-survey-four-themes-shaping-risk-management?stcr=5B2EAD87F2AB4F20B4B43AF2D9A8AFC6&cid=mgp_opr-eml-alt-rar-mgp-glb–&hlkid=b60a96a49dce4fa7a83ec8b08d310baa&hctky=12190134&hdpid=01c19363-5844-41f9-a01f-d2198bf2003e
  5. International Monetary Fund – Global Economy in the Shadow of War https://www.imf.org/en/publications/weo/issues/2026/04/14/world-economic-outlook-april-2026?cid=ca-com-homepage-sm26-WEOEA2026001&cmid=d43c5829-bf92-44f5-a5cb-fc1ff8f9d9a7
  6. International Monetary Fund – How the War in the Middle East Is Affecting Energy, Trade, and Financehttps://www.imf.org/en/blogs/articles/2026/03/30/how-the-war-in-the-middle-east-is-affecting-energy-trade-and-finance
  7. UN Trade and Development – Reforming global trade rules key to supporting developing economieshttps://unctad.org/news/reforming-global-trade-rules-key-supporting-developing-economies
  8. Reuters – Ryanair to relocate Berlin-based jets, reduce flights by 50% https://www.reuters.com/business/ryanair-relocate-berlin-based-jets-reduce-flights-by-50-2026-04-24/
  9. Eurometal – Lufthansa jet fuel crisis forces cancellation of 20,000 flights – https://eurometal.net/lufthansa-jet-fuel-crisis-forces-cancellation-of-20000-flights/
  10. The Economic Times – Shadow of Hormuz: Why the crisis in the Gulf is turning all eyes to the Malacca Strait – https://economictimes.indiatimes.com/news/defence/the-rising-tensions-in-hormuz-and-their-impact-on-the-malacca-strait-a-crucial-maritime-crisis/articleshow/130462134.cms?from=mdr#google_vignette

İşçinin Kendi Kusuruyla İş Kazası Geçirmesi Duru­munda da İşverenin Sorumluluğu Var mıdır?

İşçinin Kendi Kusuruyla İş Kazası Geçirmesi Durumunda Da İşverenin Sorumluluğu var Mıdır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İşçinin Kendi Kusuruyla İş Kazası Geçirmesi Duru­munda da İşverenin Sorumluluğu Var mıdır?

Lütfi İNCİROĞLU

İşçinin Kendi Kusuruyla İş Kazası Geçirmesi Durumunda Da İşverenin Sorumluluğu var Mıdır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİş sağlığı ve güvenliği bakımından işverene sorumluluk doğabilmesi için her şeyden önce bireysel iş hukuku anlamında bir iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmiş olması gerekir. Aynı zamanda, meydana gelen iş kazasında işverenin kusurlu bulunması ve kazanın çalışanın ruh ve beden bütünlüğüne zarar vermesi ya da ölümüyle sonuçlanması ve kaza ile sonuç arasından uygun illiyet (nedensellik) bağının bulunması gerekir[1].

Nedensellik Bağının Kesilmesi

İş kazasında işveren sorumluluğundan söz edebilmek için işverenin yürüttüğü iş ile kaza arasında uygun nedensellik bağının oluşması gerekir. Şayet yürütülen iş ile kaza arasında uygun nedensellik bağı yoksa burada işveren sorumluluğundan bahsedilemez. Bu kapsamda iş kazasına uğrayan işçi sosyal güvenlik mevzuatında öngörülen sigorta yardımlardan yararlanabilir ise de işçi, işveren aleyhine tazminat davası açamaz[2]. Uygun nedensellik bağının kesen nedenlerden ilki zarar gören işçinin ağır kusurudur. İkincisi, üçüncü kişinin kusurlu davranışı, üçüncüsü de zorlayıcı (mücbir) nedendir. Burada sayılan bu üç nedenden birisinin varlığı uygun nedensellik bağını kesebilecektir[3].

  1. Zarar Görenin Kusuru

İş kazasında nedensellik bağını kesen ilk neden iş kazasına uğrayan işçinin kendi kusurunun ağırlığıdır. Buna göre işçi kendi kusurlu davranışı sonucunda bir iş kazasına neden olmuşsa ve bu davranışı kazanın işle olan nedensellik bağını ortadan kaldırıyorsa işverenin sorumluluğuna gidilemez[4]. Örneğin işçinin yüksek promil alkol almak suretiyle işyerine ait araç ile kaza yapması sonucunda ölmesi halinde, bu durum sosyal güvenlik hukuku anlamında iş kazası sayılsa bile, işle olan uygun nedensellik bağı işçinin kastı ile kesilmiş olduğundan bireysel iş hukuku anlamında iş kazası sayılmaz. Dolayısıyla böylesi bir iş kazasında işveren sorumluluğundan bahsedilemez[5]. Zarar görenin ağır kusurunun illiyet bağını kesmesi ve işverenin sorumluluktan kurtulması dürüstlük kurallarına dayanır. Zira genel hukuk kuralı olarak hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz[6].

Nitekim iş kazası, kazalı işçinin bazen sadece kendi ku­surlu eyleminin sonucu olarak veya işverenin sorumlu olduğu hallerde kendi kusurunun birleşmesi sonucu meydana gelebilir. İşçi, %100 kendi, kusurlu eylemi ile zarar görmüşse, “illiyet bağı” kesildiğinden işveren tazminat ile sorumlu değildir. İşçinin tamamen kusurlu olmadığı hallerde ise, tazminat belirlenirken işçinin müterafik (birlikte) kusuru oranında indirim yapmak gerekir[7].

  1. Üçüncü Kişinin Kusuru

İş kazası, üçüncü kişinin tam ve ağır kusuru sonucu meydana gelmişse uygun nedensellik bağı keseceğinden burada işveren sorumluğundan bahsedilemez[8]. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun aynı yönde verdiği bir kararında, “Kazanın işverenin işi görülürken gerçekleşmiş olması, sorumluluğu için yeterli değildir. Çünkü olay, üçüncü kişinin tamamen kusurlu davranışı sonucu gerçekleştiği için işyerine özgü tehlike ile meydana gelen sonuç arasında uygun illiyet bağının varlığından söz edilemez”[9] denilmek suretiyle, üçüncü kişinin tam ve ağır kusuruyla gerçekleşen iş kazalarında illiyet bağının kesileceğine ve işverenin sorumluluğuna gidilemeyeceğine hükmetmiştir.

Üçüncü kişinin kusurunun genel anlamada teknik bir kusur olması nedeniyle, bu davranışının kast niteliğinde olması şart değildir. Dolayısıyla üçüncü kişinin kusuru kast niteliğinde olabileceği gibi ihmal sonucu da meydana gelebilir[10]. Akın’a göre, “üçüncü kişi, işverenin bir başka işçisi ya da işverenle bağlantısı olmayan diğer bir şahıs olabilir”[13]. Nitekim Yargıtay’a göre de “iş kazası sonucunda felç olan işçi daha sonra hayatını kaybetmiştir. Ancak yapılan incelemede ölümün felçten kaynaklanmadığı, hastanedeki bakım ve özen eksikliği nedeniyle işçinin vücudunda ölüme neden olan yaraların oluştuğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla kaza ile ölüm arasında uygun değil, dolaylı bir nedensellik bağı vardır. Bu nedenle işveren sorumlu tutulamaz”[11].

  1. Zorlayıcı (Mücbir Neden)

Zorlayıcı (mücbir) neden, kanunlarımızda tanımlanmış değildir. Öğretide yapılan bir tanıma göre, “Dış kuvvetlerin sonucu olan, borçlunun işletmesi ile bağlantısı bulunmayan, önceden öngörülmeyen, kaçınılmaz ve mutlak surette borcun ifasını engelleyen, bunun doğal bir sonucu olarak onu sorumluluktan kurtaran olaydır”[12].

İş kazası, işverenin her türlü tedbiri almasına rağmen, karşı konulması mümkün olmayan, kaynağı işyeri dışında olan, öngörülemeyen bir olay biçiminde meydana gelmişse, burada zorlayıcı (mücbir) nedenin varlığından söz edilebilir[13]. Zorlayıcı neden, illiyet (nedensellik) bağını kesmesi nedeniyle işvereni sorumluluktan kurtarır. Uygulamada insan iradesi dışında gelişen ve dış etkenlerden kaynaklanan deprem, tusunami, sel, kasırga, yıldırım düşmesi gibi gerçekleşmesi öngörülemeyen olaylar zorlayıcı (mücbir) neden, olarak kabul edilmektedir[14].

Sonuç olarak, çalışma hayatında iş kazası veya meslek hastalığı bazen kazalı işçinin sadece kendi kusurlu eylemi sonucunda gerçekleşebilir. Nite­kim işçi meydana gelen iş kazasında, yüzde yüz kendi kusurlu eylemi ile za­rar görmüşse, “uygun illiyet bağı” kesileceğinden işveren tazminat ile so­rumlu değildir[15]. İşçinin ağır kusurunun belirlenmesinde, iş sağlığı ve güven­liği mevzuatına uymaması, tehlikeli olduğu veya hastalığa sebep olacağı bi­linen bir hareketi yapması, yetkili kimselerce verilen emirlere aykırı hareket etmesi, açıkça izne dayanmadığı gibi hiçbir gereği veya yararı bu­lunmayan bir işi bilerek yapması veya yapılması gerekli bir hareketi savsa­ması esas alınır [16].

İşçinin Kendi Kusuruyla İş Kazası Geçirmesi Durumunda Da İşverenin Sorumluluğu var Mıdır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemwww.incirogludanimanlik.com sayfasında yayımlanan blog yazıları, hakemli makale formatında olmayıp bilgi verme amaçlıdır. Kesinlikle hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliğinde değildir.

Lütfi İNCİROĞLU

 

 

[1] SÜZEK, Sarper, İş Hukuku, s.422; SÜMER, Haluk Hadi, İş Sağlığı ve Güvenliği, s.194; KARATAŞ, Huriye, İş Kazası ve Meslek Hastalığında İşverenin Hukuki Sorumluluğu, Ankara 2019, s.65; İNCİROĞLU, Lütfi, İş Sağlığı Ve Güvenliği’nde Çalışan Ve İşverenin Hukuki Ve Cezai Sorumlulukları, 3. Baskı, İstanbul 2021, s.160

[2] AKIN, Levent Çimento İş Sağlığı ve Güvenliği, s.58; SÜZEK, s.425.

[3] AKIN, s.58; SÜZEK, s.425, KARATAŞ, s.67.

[4] Y21HD.26/5/2015 T., E.2014/22546, K.2015/12014 Legalbank.

[5] Aynı yönde görüş için bkz: AKIN, s.58.

[6] KARATAŞ, s.70.

[7] BALCI, s. 450; KARATAŞ, s.71.

[8] SÜZEK, s.426

[9] YHGK 18/3/1987, 9-722/203 Akt: SÜZEK, s.426.

[10]  KARATAŞ, s.71.

[11] Y9HD.24/2/1994 T., E.1993/15628, K.1994/2860

[12] AKIN, s.63.

[13] BALCI, Mesut, İş Kazası veya Meslek Hastalığından Doğan Maddi ve Manevi Tazminat Davaları Uygulaması, Ankara 2011.

[14] BALCI, s. 461; KARATAŞ, s.69.

[15] İNCİROĞLU, Çalışan ve İşverenin Hukuki ve Cezai Sorumlulukları, s.135; AVCI, İşverenin İş Kazasından Doğan Cezai Sorumluluğu, s.46; BAYSAL, Ulaş, Çalı­şanların İş Sağlığı ve Güvenliği Yükümlülükleri, İstanbul 2019, s.121; EKİN, İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Yükümlülüklere Uymamanın Sonuçları s.61; DE­MİRCİOĞLU, Murat/KORKMAZ, Doğan/KAPLAN, Hasan Ali, Sorularla İş Sağlığı ve Güvenliği Hukuku, İstanbul 2020, s.272; SERATLI, İş Kazasından Do­ğan Destekten Yoksun Kalma Tazminatı, s.172-173; ÖZDEMİR,  İş Sağlığı ve Güvenliği Hukuku Dersleri, s.299.

[16] TUNCAY/EKMEKÇİ, Sosyal Güvenlik Hukuku Dersleri, s.446.

Liderler Neden Yönetsel Koçluk Alır? Güçlü Olanın Daha Güçlü Olma Stratejisi

Liderler Neden Yönetsel Koçluk Alır Güçlü Olanın Daha Güçlü Olma Stratejisi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Liderler Neden Yönetsel Koçluk Alır? Güçlü Olanın Daha Güçlü Olma Stratejisi

M. Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu

Liderler Neden Yönetsel Koçluk Alır Güçlü Olanın Daha Güçlü Olma Stratejisi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemKurumsal dünyada koçluk, uzun yıllar boyunca çoğunlukla gelişim ihtiyacı olan ya da performans sorunu yaşayan çalışanlar için kullanılan bir araç olarak algılanmıştır. Ancak son yıllarda bu algı köklü bir şekilde değişmiştir. Bugün yönetsel koçluk, yalnızca gelişim ihtiyacı olan bireyler için değil; zaten güçlü olan liderlerin performansını daha ileri taşımak için kullanılan stratejik bir araç haline gelmiştir. Bu dönüşüm, liderlik anlayışındaki değişimle doğrudan ilişkilidir.

Liderlikte Yeni Gerçeklik: Karmaşıklık ve Belirsizlik

Günümüz iş dünyasında liderler, geçmişe kıyasla çok daha karmaşık ve belirsiz bir ortamda karar almaktadır. Hızla değişen pazar koşulları, artan rekabet, çok katmanlı organizasyon yapıları ve sürekli dönüşen çalışan beklentileri liderlik rolünü daha zor ve çok boyutlu hale getirmiştir.

Bu bağlamda liderlik, yalnızca bilgiye sahip olmakla değil; doğru zamanda doğru kararları verebilmekle ölçülmektedir.

Araştırmalar, üst düzey yöneticilerin zamanlarının büyük bir kısmını belirsizlik altında karar vermeye ayırdığını göstermektedir. Bu durum, liderlikte “karar kalitesi” kavramını kritik hale getirmiştir.

Koçluk ve Performans: Veriler Ne Söylüyor?

Yönetsel koçluk üzerine yapılan çalışmalar, bu sürecin liderlik performansı üzerindeki etkisini net şekilde ortaya koymaktadır.

Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) verilerine göre:

  • Koçluk alan yöneticilerin %70’i performanslarında artış gözlemlemektedir.
  • %80’i öz farkındalık düzeyinin arttığını belirtmektedir.
  • %60’tan fazlası iletişim becerilerinde iyileşme yaşadığını ifade etmektedir.

Benzer şekilde Harvard Business Review’da yayımlanan çalışmalar, koçluğun özellikle üst düzey yöneticilerde karar alma süreçlerini iyileştirdiğini ve liderlik etkinliğini artırdığını göstermektedir. Bu veriler, yönetsel koçluğun bireysel gelişimin ötesinde organizasyonel etki yaratan bir araç olduğunu ortaya koymaktadır.

Güçlü Liderler Neden Koçluk Alır?

Yönetsel koçluğun en önemli özelliklerinden biri, genellikle zaten başarılı liderler tarafından tercih edilmesidir. Bu durum, koçluğun “problem çözme” aracı değil, “performans artırma ve potansiyel genişletme” aracı olduğunu göstermektedir. Bu noktada üç temel ihtiyaç öne çıkar:

  1. Kör Noktaları Görmek

Liderlik seviyesinde yükseldikçe geri bildirim azalır. Üst düzey yöneticiler çoğu zaman filtrelenmiş bilgi alır, doğrudan geri bildirim alamaz ve kendi kör noktalarını fark etmekte zorlanır.  Koçluk süreci, liderin kendisini daha objektif bir şekilde değerlendirmesini sağlar. Araştırmalar, öz farkındalığı yüksek liderlerin performanslarının ve ekip bağlılıklarının daha yüksek olduğunu göstermektedir.

  1. Karar Kalitesini Artırmak

Liderlerin verdiği kararlar yalnızca kendilerini değil, tüm organizasyonu etkiler. Bu nedenle karar süreçlerinde farklı bakış açıları geliştirmek, varsayımları sorgulamak ve düşünme kalıplarını genişletmek kritik öneme sahiptir. Koçluk, liderin düşünme sürecini derinleştirir ve karar kalitesini artırır.

  1. Yalnızlığı Yönetmek

Liderlik pozisyonu, beraberinde belirli bir yalnızlık getirir. Üst düzey yöneticiler kararlarını çoğu zaman tek başına alır, duygularını açıkça paylaşamayabilir ve organizasyon içinde sınırlı sayıda güvenli alan bulabilir. Koçluk süreci, lider için güvenli ve yargısız bir düşünme alanı yaratır. Bu alan, liderin daha net düşünmesini ve daha sağlıklı kararlar almasını sağlar.

Koçluk: Gelişim Değil, Strateji

Bugün yönetsel koçluk, yalnızca bireysel gelişim aracı olarak değil; liderlik stratejisinin bir parçası olarak konumlandırılmaktadır. Özellikle üst düzey organizasyonlarda koçluk liderlik gelişim programlarının ayrılmaz bir parçası, performans artırma aracı ve organizasyonel dönüşümün destekleyicisi olarak kullanılmaktadır. Bu yaklaşım, koçluğu “destekleyici bir süreç” olmaktan çıkarıp stratejik bir yatırım haline getirmektedir.

Günümüz iş dünyasında liderlik, yalnızca bilgi ve deneyimle sürdürülebilecek bir rol değildir. Liderlik sürekli gelişim, yüksek farkındalık ve güçlü karar mekanizmaları gerektirir. Bu nedenle yönetsel koçluk, güçlü liderlerin tercih ettiği bir araç haline gelmiştir. Çünkü güçlü liderler gelişimin, ihtiyaçtan değil vizyondan doğduğunu ve sürdürülebilir başarının, sürekli gelişimle mümkün olduğunu bilir.  Bu noktada asıl soru şudur:

“Koçluk gerekli mi?” değil, “Ne kadar ileri gitmek istiyoruz?”

Liderler Neden Yönetsel Koçluk Alır Güçlü Olanın Daha Güçlü Olma Stratejisi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemM. Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu

efsun@indus.com.tr

https://www.linkedin.com/in/efsunyukseltunc/

Instagram @indusefsun

www.efsunyuksel.com