Marka ve Yeni Bir Stil Yaratmak: Coco Chanel
Selin ERDAL
Tek bir kıyafete yönelik herhangi bir sezon ya da başka bir kıyafetin moda olması söz konusu değildi. Moda denilen şey kontes ya da prenses için tasarlanan kıyafetlere göre yaratılırdı. Bireyselcilik hüküm sürüyordu. Chanel; halkı daha geniş bir algıya teşvik eden ve her zevke hitap eden bir standart geliştiren, zayıf ekonomik nedenlerden ötürü terzilik sanatını demokratikleştiren ilk kişiydi. – Maria Pavlona*

Gabrielle “Coco” Chanel, stil anlayışı ve moda dünyasına yaptığı katkılarıyla yalnızca moda trendleri yaratmakla kalmayıp kadınların vazgeçemeyeceği bir stil oluşturmuş ve “moda geçer, stil kalır” anlayışıyla kalıcılığını korumuştur. Yetimhanede büyüyen ve aile kavramından uzak bir çocukluk geçiren Chanel, hayatın onu karşı karşıya bıraktığı zorlukları aşarak kendi yolunu çizmişti. Güçlü ve bağımsız bir figür olarak, kadın modasında devrim niteliğinde radikal değişimler yapmış ve özgürlükçü bir anlayışı benimsemişti.
Chanel’in moda anlayışı, dönemin klasik kadın giyimine karşı çıkmış ve kadın bedenine hareket özgürlüğü sağlayan tasarımlar geliştirmeye yönelikti. Korselerin terk edilmesi, erkek kıyafetlerinden ilham alınan pantolonların kadın modasına kazandırılması ve siyah kıyafetlerin yas simgesi olmaktan çıkarması Chanel’in modaya dair yaptığı önemli katkılardır.
Yeni bir formül: Chanel No.5
Coco Chanel, 1921’de, sosyeteye hüküm süren tek ve ağır çiçek kokusuna karşın Chanel No.5’i piyasaya sürdü. 5 rakamı onun için özeldi; her koleksiyonunu ayın 5’inde sergilerdi, parfümünün ismine de bu yüzden bu şanslı rakamını verdi. Chanel No.5 in yeni formülü ylangylang, sandal ağacı, yasemin, portakal çiçeği, mayıs gülü ve çiçek suyundan oluşturulmuştu.
Yükseldikçe daha avangard bir çevreye sahip olan Chanel, artık eskisinden de meşhurdu, sadece şapka tasarımı yapan bir terzi değildi o; bir dönemin modasına karşı gelen tasarımları ve ona bir servet kazandıracak bir parfümü vardı artık. Ayrıca bu parfüme de gösterişten uzak, kendi tarzını yansıtacak şekilde zarif, sade ve zamansız bir tasarım seçti. Chanel No.5 hala kadınların favori kokularından biri olmaya devam ediyor.
İlk başta yalnızca seçkin kişilere tanıtılacak olan bu parfümden 100 adet üretildi fakat Chanel çok yoğun bir taleple karşı karşıyaydı. Bu yüksek ilgi üzerine, parfümünü sadece kendi butiklerinde satmakla kalmayıp daha geniş kitlelere ulaştırmak istedi – Fransız mağaza zinciri Galeries Lafayette’in kurucusu Theophile Bader ile anlaştı. Daha sonra üretimi, pazarlaması ve dağıtımı için Wertheimer kardeşlerle de bir anlaşma yaptı. En başta Parfums Chanel ismini lisanslayarak satışlardan sadece karın %10’unu alabiliyordu ve bu durumdan hiç memnun değildi. 20 yıla aşkın süre uğraşarak aşama aşama Parfums Chanel’in bütün kontrolünü eline aldı. Parfüm satan ilk moda tasarımcısı değildi ama böyle hatırlanan ilk moda tasarımcısı oldu.
Chanel imzalı bir Ford
Chanel’e göre siyah, asil ve zarif bir renkti – siyah giyen bir kadının bütün dikkatleri üzerine çekebileceğini iddia ediyordu. 1926’da ikonik “küçük siyah elbise”yi tasarladı. Kadınlar ilk kez yasta olmamalarına rağmen siyah giymeye cesaret ettiler; hem sade bir şekilde günlük hayatta hem şık mücevher ve aksesuarlarla davetlerde giyebileceklerdi. Amerikan Vogue dergisi, bu tasarımı duyurdu: “İşte Chanel imzalı bir Ford.” Hollywood’un da küçük siyah elbisenin popülerleşmesinde etkisi oldu; film yapımcılarının renklendirme sürecinde sorun yaşaması nedeniyle bu siyah elbiseyi sıklıkla tercih etmeye başladılar. Chanel’in moda dünyasına kazandırdığı bu ürün, farklı markalar ve tasarımcılar ile gelişerek bugüne kadar ulaştı. Günümüzde her kadının “kurtarıcı” olarak gördüğü siyah elbiseler sıklıkla tercih edilerek zamansız modada yer almaya devam ediyor.
Aksesuarın Ötesinde Siyah Çanta: Flap Bag
Chanel özgün tasarımıyla çanta kullanımını sıra dışı hale getirdi. Geçmişteki boyutundan ve kullanım tercihlerinden farklı olarak kuzu derisi malzemesi ve altın detayları ile omuza takılan bir çanta üretti. Bu çanta kadınların vazgeçilmezi haline geldi. Zaman içerisinde tüm renkler ve malzemelerle her yaştan kadının olmazsa olmazı oldu.
Türk ordusunun Chanel imzalı üniformaları
Her zaman şıklığı, kıyafete verdiği önem ve modernliğiyle Türk toplumuna rol model olan cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün de dikkatini çekmişti Chanel. 1930’lu yıllarda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin general üniformalarını Coco Chanel’e tasarlattı. Türk ordusu, 1980’lere dek Chanel imzalı üniformalar giydi. Chanel, subay üniformalarının ardından tüm üst düzey merasim giysilerini de tasarladı. Atatürk’ün 1930 yılında Coco Chanel’e verdiği sipariş belgeleri, bugün Fransız Ulusal Kütüphanesi’nde muhafaza ediliyor.
Coco Chanel, İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla son defilesini yaptı ve sonra tüm modaevi ile butiklerini kapattı. 15 sene sonra, 70 yaşını geride bırakırken, moda dünyasına dönmeye karar verdi – maddi açıdan çok rahat bir hayat sürse de ona enerji veren parası değil, çalışma tutkusuydu. Bu esnada pazarın hakimi Christian Dior’du, “Yeni Görünüm” adını verdiği koleksiyonuyla eski modayı yeniden gözler önüne sererek başarı kazandı. Moda, eskiye dönüyordu; kadınları hapseden korseler geri gelmişti ve Chanel’e göre bu hiç modern dünyaya uyacak bir akım değildi. Bir karar alarak Dior’u durdurmak istedi, 71 yaşında tekrar hırsla çalışmaya başladı. Chanel’in geri dönüşü hakkında Life dergisi ondan “Şimdiden her şeye ilham vermeye başladı bile. Onunkisi bir devrim.” şeklinde söz etti.
Bu süreçte ikonik Chanel ceketi doğdu ve grogren kurdeleler, Chanel amblemli düğmeler göz alıcı hale geldi, aslan motifine yer vermeye başladı. Astrolojiye büyük ilgi duyması ve Aslan burcu olması sebebiyle bu motifi kendisiyle özdeşleştirdi; ayrıca en sevdiği çiçek olan kamelya ile favori mücevheri olan inciye tasarımlarında çokça yer verdi.
“Zarafetin son dokunuşu” olarak tanımladığı ayakkabılarını 1957 yılında üretmeye başladı. Tasarladığı bu ayakkabıların burnu siyah, deri, bej renkli ve arkası açıktı. Meşhur ayakkabılarının tasarımında golf oynayan erkek arkadaşlarının giydiği çift renkli ayakkabılardan ve İngiliz geleneğinden ilham almıştı.
Savaş sonrası dönemde birçok şey gibi moda da elbette değişime direnemedi. Genç nüfus arttı, istekler değişmeye başladı fakat Coco buna da ayak uydurmayı başardı ve sokak modasını ilk uyarlayan stilistlerden biri oldu. Tasarımlarını oluştururken iş kıyafetleri, spor giysiler ve geleneksel erkek stilinden ilham almaya da devam etti: erkek kıyafetlerinin rahatlığını kadın bedeninde şıklığa dönüştürdü. Onun belirli bir stili vardı ve çağdaş döneme de yine kendi tarzıyla damga vuracaktı. Kıyafetlerinin her yaştan kişiye hitap etmesine ve zamansız olmasına özen gösterdi. Doğal olarak, döneminin en çok taklit edilen modacılarından biri haline geldi ama o, buna hiç aldırış etmedi.
Coco Chanel, kadınları özgürleştirmeye modadan başladı. Azmi ve çalışmaya olan tutkusuyla birçok kadının hayatına dokunabildi. Her zaman modernitenin savunucusu oldu, rahatlığı ve şıklığı modada birleştirmeyi başardı: Eski kalıpları yıktı. Öngörüsü ile zamansız modanın sahibi oldu. Chanel, moda dünyasında etkisini sürdüren bir miras bıraktı. Daima dünyanın “En Değerli 100 Marka” listelerinde yer alan Chanel, günümüz lüks modasının en önemli temsilcilerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir.
Chanel’in moda anlayışı ve sektördeki duruşu yalnızca estetik bir değişim değil, aynı zamanda kadınların toplumdaki yerini dönüştüren bir hareket olarak değerlendirilmelidir.
Koşullar ne olursa olsun hedefinden vazgeçmeden emek veren herkese,
kadınlara…
*Güngör, Z.T (2022), Coco Chanel Moda Geçer Stil Kalır, Destek Yayınları, İstanbul.








Tüm Oto Kiralama ve Mobilite Kuruluşları Derneği (TOKKDER), 2024 yılına ilişkin sektör verilerini açıkladı. Bu kapsamda; operasyonel araç kiralama sektörü 2024’te 95,8 milyar TL’lik yeni araç yatırımı yaparak 69 bin 700 aracı filosuna kattı. Operasyonel araç kiralama sektöründe sedan gövde tipi yüzde 46,6 ile hala tercihlerde ilk sıradaki yerini korurken SUV karoser tipi yüzde 19,9 ile üçüncü sırada yer aldı. Rapora göre, sektörün araç parkının yüzde 31,8’lik bölümünü dizel yakıtlı araçlar oluştururken, benzinli araçların payı yüzde 58,5’e, hibrit ve elektrikli araçların payı ise yüzde 9,6’ya yükseldi. 
2024 yılı sonuçlarını değerlendiren TOKKDER Yönetim Kurulu Başkanı Kağan Yaşa, “Operasyonel araç kiralamaya talep olmasına rağmen, enflasyondaki artışla beraber kira fiyatlarının artması ve finansman kaynaklarına erişimdeki engeller sebebiyle büyüme beklentinin altında kaldı. Etkileri sürmekte olan ülke ekonomimizdeki bozulma, ticari hayatı maalesef olumsuz yönde etkiledi. Elbette operasyonel kiralama sektörü de tüm sektörlerde olduğu üzere bu olumsuzluktan nasibini aldı. Özellikle, artan kredi faizleri, düşen büyüme hızı ancak buna rağmen yükselen enflasyon, şirketleri zorunlu olarak tasarruf etmeye yönlendirdi. Bu gelişmeler karşısında operasyonel kiralama sektörü bir miktar küçüldü. 2018 yılı sonunda 328 bin adetlik filo büyüklüğüne sahip olan sektörümüz, 2024 yılı sonunda 252 bine düştü. Sektörümüz ne kadar az operasyonel riske maruz kalırsa büyümesi de o kadar sürdürülebilir olacaktır. 30 Kasım 2024 tarihli ve 32738 Sayılı Resmî Gazetede yayınlanan “Dahiliye Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile, araç kiralama işletmelerine, kiralanan araçlarda GPS cihazı (küresel uydu navigasyon sistemi) bulundurarak, araçlara ait konum bilgisine ilişkin kayıtları üç yıl saklama zorunluluğu getirilmiştir. Kanunda ayrıca “genel kolluk kuvvetleri tarafından tutulan verilerden şahısların devam eden aktif araç kiralamasının olup olmadığı bilgisi araç kiralama faaliyeti yürüten gerçek ve tüzel kişilere ait işletmelerle paylaşılır.” hükmü de yer almaktadır. Kanundaki “Kiralanan araçlarda GPS cihazı (küresel uydu navigasyon sistemi) bulundurma zorunluluğu” hükmünün, kanun Resmi Gazete’de yayınlanmadan önce, kanundan çıkarılması konusunda TOKKDER olarak girişimde bulunmuştuk. Ancak bu talebimizin karşılık bulmadığı görülmektedir. Diğer taraftan aralık ayında kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dahil olan ve işte kullanılan taşıtlar için Ulusal Taşıt Tanıma Sistemi Uygulama Genel Tebliği kapsamında 31 Ocak 2025 tarihine kadar Taşıt Tanıma Birimi (“TTB”) başvurularının yapılması, 30 Nisan 2025 tarihine kadar ise montaj işlemlerinin tamamlanması zorunluluğu getirilmiştir. Sektörümüzü etkileyen dinamikler için uzun vadeli planlamaya ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Ani ve sık yapılan bu tür değişiklikler, filosunda yüksek sayıda aracı olan şirketlerin ve araç kiralama firmalarının mali yapılarını ve işleyişlerini olumsuz etkileyebiliyor. TOKKDER görüş ve önerileri çerçevesinde yapılacak düzenlemelerin sektörümüzün hizmet standartlarını yukarı çekerek müşteri memnuniyetini daha da artıracağını düşünüyoruz” açıklamasında bulundu.




Tedarik zinciri ve lojistik sektörü, dijital dönüşümün etkisiyle köklü bir değişim yaşıyor. 
“Bu ara Çin’e gerek ihracat gerek ithalat ile ilgili eş zamanlı 3/4 farklı proje danışmanlığı yürütüyorum. Bilindiği gibi dış satın alma, tedarik yönetimi dış ticarette çok önemli bir yere sahiptir, uluslararası ödeme yöntemlerine hakim olmak satıcılarla müzakerede sizi güçlü kılar.
Geçtiğimiz hafta Ekrem İmamoğlu’nun diploması iptal edildikten hemen sonra gözaltına alınması ve ardından tutuklanması kamuoyunun büyük tepkisine neden oldu. Bu tepki dünya basınında ve Türk basınının bir kısmında gündemi tuttu. Finansal piyasalarda, yerli ve yabancı yatırımcıların bu yeni siyasi ortama cevapları gecikmedi.

Satın almacılar olarak her gün birçok görüşme, teklif, toplantı ve pazarlık içinde oluyoruz. Karşımızda genellikle kendinden emin, hazırlıklı, etkili iletişim kuran satışçılar var. Onlar işlerini iyi yapıyorlar çünkü ikna etmeye odaklı çalışıyorlar. Bizim işimiz ise sadece satın almak değil; doğru kararı vermek, organizasyonumuza en uygun çözümü seçmek ve şirketimizin kaynaklarını en verimli şekilde kullanmak.
Türk mevzuatında iş sözleşmesinin tarafları olan işçi ve işverene ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık nedeniyle fesih yetkisi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II ve 25/II nci maddelerinde verilmiştir.


