Bayram Sonrası Stok Fazlası Ürün İadeleri

11 ayın sultanı Ramazan Ayı bitti ve perakende sektörü 1 aylık hareketli dönemi geride bırakarak, rutin dönemine dönüş yaptı. Nasıl ki ramazan ayı öncesinde hiçbir müşteriyi geri çevirmemek adına stoklar yapıldı, normal satışların üzerinde ürün depolandı şimdi de geride kalan ramazan ayı bitti… peki ramazana özel alınan stoklu ürünlerden  kalanlar ne olacak?

Zincir marketler ile tedarikçiler arasındaki ürünlerin tedarikçiye iadesi süreci başladı. Ürün satın almak en zevkli iştir, alınan iskonto ile mutlu olmak, ürünü zamanında raflarda bulundurmak, stok out yaşamamak bir satın alma yöneticisinin en güzel mutluluğudur diyebiliriz. Özel günler için ön hazırlıklardaki telaş, yoğunluk belki fazlasıyla yorucudur fakat doğru tahminlerle stok yapmak, o dönem boyunca yoka düşememek gibisi de yoktur…  Ramazan ayı için aylar öncesinden başlayan hazırlıklar Ramazan öncesindeki hafta marketlerdeki teşhir alanları, ürün çeşit ve sayısının artışı ile kendini göstermiştir. Şimdi  sorunlar hiç bitmez. Ürünlerini daha geniş kitlelere ulaştırmak isteyen üreticiler raf bedelleri, insert ve reklam bedellerinden yakınırken bir de iade süreci işin içine eklenir. Satın alma sözleşmesinin olmazsa olmaz maddelerindendir iade koşullarını netleştiren madde. Tedarikçi ve satın alma yöneticisi tarafından onaylanmış olan iade koşulları bu sözleşmede netleştirilir. Kısmi iade, koşullu iade, kesin iade ya da iadesiz olarak belirtilen durumlara göre hareket edilir.

Mağazalar Ramazan ayından önceki 15 gün boyunca ürünlerle dolup taştı, mağaza raflarında ve depolarında yığma halde ürün stoklandı. Özellikle bu ayın özel ürünleri teşhir amaçlı paletlerle indirildi mağazalara. Satılan satıldı, güzel cirolar yapıldı. Bu arada kampanya ve insert ürünlerinin stoklanması da ayrı bir stok yükü olarak çıktı ortaya. Ramazan kampanyaları, ramazan insertleri bitti, insanların hurma, badem , çikolata gibi ürün alımları bitti ya da çok çok azaldı. Sonuç olarak mağazalarda ve merkez depolarda stoklar belki de beklenenin üzerinde kaldı.

Perakende yöneticilerini yine yoğun bir dönem bekliyor. Ramazan öncesi raflara yetiştirmek adına çabalayan satın alma yöneticileri aynı ürünlerin raflardan çekilmesi ya da azaltılması , tedarikçiye iadesi için çabalayacak. Satış raporları yanı sıra ürün stokları incelenecek. Like for like analizleri ürün bazlı yapılacak. Yani  X bir ürüne yapılan analiz ile bu ürünün bir önceki sene aynı günlere denk gelen satış analizleri incelenecek, bu ürün kısa süre içerisinde herhangi bir insert ya da kampanya ürünü olmayacaksa ürün stok fazlalığı tedarikçiye iade edilmek üzere mağazalardan geri çekilecek.

….

Yazar: Eda Ekincioğlu

 

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Ağustos 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız…

Gıda Lojistiği ve Soğuk Hava (Frigofrik Araçlar) Depoculuğu

Gelişen şartlarlar birlikte Soğuk Zincir Taşımacılığı ve depolanması süreci hız kazanmıştır. Bu bağlamda özellikle ülkemizde bu konuda profesyonelleşmiş firmalara ihtiyaç vardır. Bu tür firmaların soğuk zincir ürünlerin depolanmasından, son noktaya dağıtımı noktasında ki tüm süreçleri çok iyi organize etmesi gerekmektedir. Soğuk Zincirin depolama alanlarının gerekli tüm prosedürlere uygun olması kadar, bu ürünlerin dağıtımlarını yapacak olan frigofirik araçlarından tüm donanımlarının tam ve eksiksiz olması gerekmektedir. Soğuk zincir lojistiği; hangi gıdanın hangi derecelerde depolanacağı, dağıtılacağı, dağıtım yapacak aracın özelliklerinin uygunluğu, aracın modeline kadar her türlü unsurun göz önünde tutulması gerekli bir sektördür.

 

Olayı daha da belirgin hale getirmek ve yaşanılabilecek sorunları anlatmak amacıyla, yabancı bir firmanın soğuk zincir lojistiğini yürüten Necati Boztaş’ın konu hakkında ki görüşmelerini yazmak istiyorum.

 

Soğuk  zincir operasyonun yapılacağı alanın izolasyonunun uygun nitelikte olmalıdır. Uygun izolasyonu sağlayamazsanız işin başında kaybetmişsiniz denilebilir. Çünkü soğuk zincir operasyonunu yöneten tüm birimlerce dikkat edilen en önemli konu kalite standartlarına uygun ısı derecelerinin yakalanması ve bu derecenin muhafaza edilmesidir. Bu sağlanamazsa yaptığınız sözleşmeye göre değişkenlik arz etmekle birlikte müşterinizden gelen yüklü bir fatura ile karışılabilirsiniz.

Yazar: Halit Kaya

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Ağustos 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız…

İşiniz Rüyalarınıza Giriyor Mu?

Rüyalarınıza giren iş; yapmakta olduğunuz bir görev/meslek olabileceği gibi o anda yapmanız gereken bir vazife olabilir. Örneğin; yemek yapmak o anda yapmanız gereken bir iş olabileceği gibi sizin mesleğiniz (aşçılık) de olabilir. Ancak dilimizde iş kavramının; “bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik ve çalışma”, “ bir değer yaratan emek, birinden istenen hizmet veya birine verilen görev”, “ ekonomik etkinliklerin bütünü, herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma, geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek, herhangi bir maksatla kurulan düzen,  yapılan şey, davranış, emek, işçilik, ustalık (Tdk, http://www.tdk.gov.tr/index.php)” gibi anlamlar taşıdığını da hatırlatmakta fayda var. Bununla birlikte biz başlangıçta yer alan kavramsal çerçevede konuyu değerlendireceğiz.

Geçen sayıda kişisel başarının artık başkalarının bakıp ta göremediğini görmekten geçtiğini ifadeyle yenilikçiliğin ve girişimciliğin, diğer tüm yeteneklerin açığa çıkması için önemli olduğundan bahsettik. Bu bağlamda iş başaran bir girişimci için en iyi tanımlardan birisinin; “ yenilikçi bir yaklaşımla başkalarının bakıp ta göremediğini (fırsatları/işleri/ürünleri) iş fikrine dönüştürerek uygulayan kişi” olduğu söylenebilir.  Başkalarının bakıp ta göremediği görebilmek, geniş bir vizyonla hayâlleri rüyâlarına giren bir paradigmaya sahip olarak yenilikçi bir bakış açısıyla, işine/mesleğine kendisini adayarak mutlu bir şekilde keyifle yapmaktan geçer. Bunun için işin rüyalara girmesi gerekiyor…

İşiniz rüyalarınıza giriyor mu?

İşiniz rüyalarınıza girmiyorsa, o işi yapmayın!.. Zaten isteseniz de yapamazsınız. İşinizin rüyalarınıza girebilmesi için de önce o işin hayalini kurmanız gerekir. Yani ; vizyoner olmak.. Tabii, bunun içinde misyon sahibi olmak gerekir.    Hayâl kurabilmek ve hayâllerin rüyalara girebilmesi,  başarılı olan kişiyi diğerlerinden ayıran en belirgin özellik.. Günümüzün en başarılı tekno-girişimcilerinden Bill Gates başarısını sırrını; “benim en büyük sermayem bitip tükenmeyen hayâllerimdir. Ben bu hayâllerimi gerçekleştirmek gereken her şeyi yaparım” diyerek açıklamıştır.  En önemli kişisel sermaye olarak hayâl kurabilmek ve hayâllerin rüyalarınıza girebilmesi, kişinin bir bakıma bitmek bilmeyen bir girişimcilik tutkusuyla ve başarma arzusuyla yenilikçi ve atak olarak çalışmasının sırrıdır. Bu sır, bir bakıma başarının da ta kendisidir…

Yazar: Prof. Dr. Mahmut Tekin

 

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Ağustos 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız…

 

İş Güvencesi Kavramı ve Uygulamaları

Globalleşmenin en derinden hissedildiği alanlardan biri olan işgücü piyasalarında iş gücü dolaşımının serbestisi ile birlikte işletmeler istihdam edeceği insan kaynağına daha hızlı ve kolay ulaşabilir hale gelmiştir. İşgücü teminindeki kolaylık ve hız bedeni ve fikri sermayesi dışında başka bir unsuru bulunmayan işçileri işletmeler karşısında daha da güçsüz konuma itelemiştir. İşlemelerin karlılık ilkelerini sosyal ve ahlaki ilkelerin önünde tuttuğu günümüz iş dünyasında sermayenin satın alma gücünün sürekli arttığı; buna karşılık işçilerin beşeri sermayelerinin değerinin zaman içerisinde sürekli azaldığı bir sistemi yaşamaktayız. Bu sistemde çalışma yaşamındaki ilişkileri düzenleyen iş hukuku doğası gereği işletmeler karşısında güçsüz konumda bulunan işçileri koruma ilkesini benimseyerek beşeri sermayeyi finansal sermayeye ezdirmemeyi amaçlamaktadır. İş hukuku işletmelere bazı caydırıcı yükümlülükler getirerek iş yaşamında karlılık ve verimliliğin, ahlaki ve insani değerlerin önüne geçmeye çalışmaktadır. Ülkemiz özelinde normlar hiyerarşisi içerisinde 1982 Anayasasının ikinci maddesinde belirtilen sosyal devlet ilkesinin gerekliliği olarak; yasal düzenlemeler yoluyla işçilere iş ve çalışma güvencesi tanımıştır. Hukuksal anlamda  iş güvencesinden kasıt; çalışanların işlerinde kendilerini güvende hissetmesi ve işten çıkarılma (atılma) korkusundan arınmış olarak çalışmalarının sağlanmasıdır.

 

İŞ GÜVENCESİNİN ULUSLARARASI DAYANAĞI: 158 NOLU İLO SÖZLEŞMESİ

 

Çalışma hayatının güç dengesi sosyal devlet ilkesi gereği devletler tarafından sağlanmaktadır. Devletler uluslararası düzenlemeleri ulusal mevzuatlarına entegre ederek iş güvencesini hukuksal zemine oturtmaktadır. Uluslararası düzenlemeler kapsamda dünya genelinde kabul görmüş Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 158 sayılı sözleşmesinde işçi ve işveren ilişkisinin işveren tarafından sonlandırılmasına ilişkin bazı güvencelere yer verilmiştir. Sözleşmenin 4. maddesinde, işçinin kapasitesine veya işin yürütümüne veya işyeri gereklerine dayalı geçerli bir sebep olmadıkça hizmet ilişkisine son verilemeyeceği ifade edilmektedir.

Yazar:

Sertaç Sedat KÖKSAL

Denetmen, Sosyal Güvenlik Kurumu

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Ağustos 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız…

Zaman Yönetimi – II

Zaman yönetimini engelleyen ve etkin zaman yönetiminden önce dikkate almamız gereken durumları belirledikten sonra zaman yönetimi tekniklerini ele alabiliriz.

Öncelikle bir hedef belirlemeniz gerekir. Unutmayın ki zaman yönetimi aslında davranışlarınızı değiştirmektir zamanı değil. Dolayısıyla, zamanı etkin kullanmaya yönelik davranışlar kazanabilmek ve ne derece başardığınızı ölçebilmek açısından hedef belirlemeniz gerekir. Hedeflerinizin net, ölçülebilir, ulaşılabilir, sonucu olan ve zaman sınırı olması önemlidir.

Sizi belirleridğiniz hedeflere ulaştıracak bir plan yapmanız, ne kadar ilerleme kaydettiğinizi belirlemenizi sağlayacaktır. Kısa veya uzun vadeli planlar için “yapılacaklar listesi” hazrılamanız, yapılması gerekenleri hatırlamanız konusunda yardımcı olacaktır. Plan yaparken zamanınızın %20’sini beklenmedik işlere ve geri kalan %80’ini yapılması gereken işlere ayrımanız beklenmedik durumlar karşısında da mevcut işlerinizin aksamamasını sağlayacaktır.

Planlarınızı uygularken bunları hangi öncelik sırasına göre ele alacağınızı analiz etmeniz zamanınızı daha etkin kullanmanıza yardımcı olacaktır. İster günlük, ister haftalık, aylık veya yıllık olsun yapılacak tüm işlerin öncelik sıralarını belirlemek zaman yönetimi konusunda önemli bir rol oynayacaktır. Yapılacak işler dört kategoride toplanabilir:

Acil ve önemli: Bu gruba giren işler önceliğiniz olmalı ve hemen        yapılmalıdır. Örneğin; gerçek kriz yarabilecek durumlar, çok yakın         tarihli projeler, müşteri toplantıları, ciddi bilgi talepleri.

Acil olmayan fakat önemli: İşlerin büyük bir bölümü genellikle bu     grupta yer almaktadır. Bu işleri ne zaman yapacağınıza karar         vermek için bu grubu da kendi içinde alt sınıflara ayırabilirsiniz.        Örneğin; planlama ve hazırlık, araştırma, networking, süreç    geliştirme, değişiklik gerektiren durumları belirleme, test etme,      tasarlama.

….

Yazar: Simge Erdağ

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Ağustos 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız…

Satınalmada Bir Alternatif: BARTER

  1. Giriş

Yaşanan finansal krizlerle birlikte, paranın maliyetinin yükselmesi, ekonomilerde pek çok finansal tekniğin gelişmesini de zorunlu hale getirmiştir. Söz konusu finansal teknikler, ekonomi dünyasının gerek yüksek enflasyon, gerekse yükselen faizlerden korunma tedbirlerinin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Ancak bu tekniklerin hemen hepsi para temeline dayandığından, çoğu zaman paranın maliyetinin düşürülmesinde yetersiz kalmaktadırlar. Bu nedenle paranın maliyetini minimum düzeye indirmek, hatta ortadan kaldırmak için tek yol, ulusal ve uluslararası ticarette en önemli maliyet unsuru olan parayı kullanmamaktır. Zaten paranın icadından önce de insanlık, ihtiyacı olan ürünleri elde edebilmek için, ihtiyaç fazlası ürünlerini kullanmakta, mal ve hizmetler birbirleriyle takas edilmek suretiyle ihtiyaç sahipleri arasında el değiştirmekteydi. İşte bu noktadan hareketle 1929 büyük ekonomik krizinin yol açtığı ekonomik çöküntüden kurtulmanın bir yolu olarak takas, yeniden dünya ekonomisinin gündemine girmiştir.

 

İlk örnekleri iki istasyonlu olan takas işlemleri, mal ve hizmetlerin çeşitlenmesiyle, günümüzde çok istasyonlu olarak uygulanmakta ve barter adıyla anılmaktadır. Barter sisteminde, satın alman mal veya hizmetin bedeli, üretilen mal veya hizmetle ödenmekte, sistem, barter şirketi tarafından üye işletmelerin barter işlemlerinin organize edilmesi suretiyle işlemektedir. Sistem üyesi işletmelerin mal ve hizmetlere olan arz ve talepleri, barter şirketi tarafından, sistemin ana unsuru olan bilgi bankası aracılığı ile diğer üye işletmelere duyurulmakta, böylelikle de söz konusu arz ve talepler üyeler arasında el değiştirmektedir. Barter sisteminde arz ve talebin para kullanılmadan el değiştirmesi, sistemi diğer finansman tekniklerinden üstün kılmaktadır.

Günümüzde en başarılı örneklerinin ABD’de uygulandığı barter sistemi, pek çok Avrupa ülkesinde de yaygın olarak kullanılmaktadır. Türkiye’de ise sistem 1990’lı yılların başlarında kullanılmaya başlanmıştır. Barter sistemi ülkemizde hala yeteri kadar tanınmamakla birlikte kullanım oranı giderek artmaktadır. Barter sisteminin Türkiye’de kullanımını artırmak için gerekli düzenlemelerin yapılması öncelikli KOBİ’ler olmak üzere, Türkiye ekonomisine önemli katkı sağlayacaktır.

  1. Barter Sisteminin Tanımı

Barter kelimesi İngilizce kökenli olup, mal veya hizmetin takası (trampa edilmesi) anlamına gelmektedir. Bilindiği üzere takas, ticaret yapmanın bilinen en eski yoludur ve insanlığın ortaya çıktığı tarihlerden günümüze kadar ulaşan tek ticaret ve finansman metodudur.

…..

Yazar:

Vefa TOROSLU

Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

Bağımsız Denetçi

 

 

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Ağustos 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız…

“Tedarik Zinciri Yönetimi” son nokta mı?

Tedarik zinciri yönetimi; müşteriye, doğru ürünün, doğru zamanda, doğru yerde, doğru fiyata, doğru satışla, en düşük maliyetle ulaşmasını sağlayan malzeme, bilgi ve para akışının bütünleşmiş yönetimidir. Bir başka deyişle zincir içinde yer alan temel iş süreçlerinin tüm koordinasyonunu sağlayarak müşteri memnuniyetini artıracak stratejilerin ve iş modellerinin geliştirilmesidir. Bir tedarik zinciri, ürünlerin, tedarikçiler, üreticiler, toptancılar, dağıtımcılar, perakendeciler ve nihai olarak da tüketiciler arasındaki hareketini sağlayan ilişkiler ve bağlantılar bütünüdür. Mal ve hizmetlerin tedarik aşamasından, üretimine ve nihai tüketiciye ulaşmasına kadar birbirini izleyen tüm aşamaları kapsar. İş süreçleri açısından bakıldığında, tedarik zinciri; satış süreci, üretim, stok yönetimi, malzeme tedariki, dağıtım, tedarik, satış planı ve müşteri hizmetleri, iade süreçleri gibi pek çok alanı içine almaktadır.

Peki, bu son nokta mı? 

Tedarik Zinciri Yönetimi’nin bir üst modelini merak eden yok mudur? Tedarik zinciri öyle bir hal aldık ki gelişmesi önünde hiçbir engel yok gibi. Geliştikçe geliyor. Durmuyor. Her yönüyle ele aldığımızda insan düşünüyor? Tedarik Zinciri Yönetimi’nin bir üst versiyonu ne olacak? Nasıl olacak? Uzayda mı olacak, yerde mi olacak. Tam robotlumu olacak, yoksa insan, yine ana unsur mu olacak. Ürünler ışınlanacak mı? Gönderi süreleri saniyelik mi olacak? Bir ürünü talep ettikten dakikalar sonra rafa girecek mi? Ürünü yapma süreleri dakika hatta saniyelere inecek mi? Koordinasyon süresi günlerden, dakikalar düşecek mi? Satış teknikleri, stok yönetimi, malzeme temini ve teslimi, müşteri odaklık noktalarında nasıl daha mükemmel bir hal alacak? Depolar nasıl olacak?

Yazar: Halit KAYA

 

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Ekim 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

 

Lojistik Hizmet Kalitesinin Elektronik Perakendeciler İçin Önemi

Türkiye’de elektronik ticaret hacmi internet kullanıcı sayısındaki artışla beraber hızlı bir büyüme göstermektedir. Buna göre, Türkiye’deki internet kullanıcı sayısına baktığımızda 2012 yılı sonu itibariyle 37 milyon kişi olduğunu görmekteyiz. TÜİK verilerine göre internet kullanıcılarının yaklaşık %20’si, kişisel kullanım amaçlı elektronik mal ve hizmet alışverişi yapmaktadır. İnternet üzerinden alışveriş yapıldığının en büyük kanıtı ise kredi kartı kullanımıdır. Bankalar arası Kart Merkezi’nin verilerine göre Türkiye’de kartlı ödemelerin artış hızı 2012 yılı itibariyle % 50 olarak gerçekleşmiştir.

Elektronik alışverişin tüketiciler için evden daha rahat ve hızlı alışveriş anlamına gelmesinin yanı sıra ürün ve hizmetler ile ilgili detaylı bilgi edinebilme, fiyat karşılaştırması yapabilme, daha hızlı ve kolay satın alma gerçekleştirme gibi birçok avantajı bulunmaktadır. Firmalar için ise yeni pazarlama ve ticaret imkânları anlamına gelmektedir. Son 10 yılda internetten alışveriş yapanların sayısında artış olduğu kadar satış yapan firma sayısında da artış olduğu gözlemlenmiştir. Türkiye İş Bankası’nın yaptığı araştırmaya göre Türkiye’de faaliyet gösteren elektronik ticaret sitelerinin sayısı 12 bine yakındır. Bunun en önemli sebeplerinin arasında işletmelere daha düşük girişim ve işletme sermayesi ile daha geniş bir kitleye ulaşabilme avantajı sağlamasıdır. Ayrıca, depolama, sipariş yönetimi, stok yönetimi gibi birçok lojistik faaliyeti web tabanlı yürütmelerinden ötürü maliyet tasarrufu sağlamalarına ve bunlara ek olarak müşteri bilgilerinin veri analizini daha verimli yapabilmeleri açısından avantaj elde etmektedirler.

 

Ancak elektronik alışveriş her geçen gün daha çok kullanılmasına ve ilgi çekiyor olmasına rağmen, müşterilerin halen elektronik alışverişe karşı tereddütlerinin olduğunu da söyleyebiliriz. Şöyle ki, internet üzerinden alışveriş yapan tüketicilerin beklentileri daha yüksek olup daha yüksek seviyede hizmet bekleyebilirler. Bu anlamda lojistik hizmet kalitesi bireylerin elektronik alışveriş yapma kararlarını etkileyen önemli unsurlardan biridir. Özellikle, hasarlı ve/veya yanlış ürün teslimatından duyulan kaygı elektronik ortamda alışveriş yapma kararını etkilemektedir. Ürünü görmeden almaları, zamanında ulaşıp ulaşmayacağına dair şüphelerinin olması, doğru ürünün gelip gelmeyeceğinden emin olamama gibi birçok lojistik hizmeti de kapsayacak müşteri tatmini unsurları göz önünde bulundurulmalıdır. Aksi takdirde, lojistik alanında yaşanan olumsuzlukların elektronik ortamda faaliyet gösteren işletmelerin karlılık ve müşteri hizmetlerine olumsuz etkileri olmaktadır.

 

Son yıllarda, işletmelerin temel faaliyetlerinin yanı sıra tüketicilere zaman ve yer faydası sağlayan lojistik hizmetlerin de önemi artmıştır. Sunulan ürün ve hizmetlerin kalitesinin yanı sıra, fiziksel dağıtım ve bu alanda sunulan müşteri hizmetlerinin kalitesinin de müşteri tatminini etkilediği yapılan çalışmalarla saptanmıştır. Özellikle elektronik alışveriş yapan tüketicilerin mağazadan alışveriş yapanlara göre daha hassas olduğu ve hizmet kalitesine daha fazla önem verip beklentilerinin yüksek olduğu bilinmektedir.

Yazar:

Yard. Doç. Dr. Ezgi UZEL

Lojistik Program Başkanı

Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu

 

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Ekim 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız…

Kişisel Markalaşma

Şirketler ürün ve hizmetleriyle marka yaratarak kendilerini diğer şirketlerin ürün ve hizmetlerinden ayırt etmeye çabalamaktadır. Buna benzer şekilde günümüzde bireyler de kendilerini markalaştırarak diğer bireylerden ayırt edilme ve öne çıkma çalışmaları yürütmektedir.

Kişisel marka, insanın kendini ve kariyerini marka olarak pazarlama sanatıdır. Kişinin fiziksel görünüşü, giyimi, düşüncesi, davranışları, dijital varlığı, bilgi, deneyim ve değerleriyle ayırt edilebilir ve akılda kalabilir bir paket sunması kişisel marka için gereklidir. Kişisel marka bir anlamda kişinin itibarıyla eş anlamlıdır.

Kişisel markaya sahip olduğunuzda insanlar sizi tanır ve önemser; yaptığınız ve yapacağınız işlerle ilgilenirler. İnternetin yükselişiyle, markalaşma süreci hem daha kolay hem daha dikkat gerektiren bir hal almıştır. Gerçek dünyada oluşturulan kişisel markayla sanal dünyadaki kişisel markanın birbiriyle tutarlı olması itibarın korunabilmesi açısından gerekli koşullardan biri olmuştur.

Markalaşma, mevcut ürünün ve pazar koşullarının analiz edilip bir değer yaratmayı içerir. Kişisel marka yaratırken de benzer bir analiz ve hazırlık süreci gerekir.

Öncelikle sizi diğerlerinden ayıran özelliğinizi bulmaya odaklanın. Markalaşma sürecindeki ilk adım kişisel değerlerdir. Güçlü yönlerinizi, tutkularınızı, hedeflerinizi belirleyin. Sahip olduğunuz ve ödün vermeyeceğiniz değerleri ön planda tutmak sizi hem diğerlerinden ayırt edecek hem de kalıcı olmanızı sağlayacaktır. Sizi diğerlerinden farklı kılan konuda çok bilgili, güçlü yada yetenekli olmalısınız.

Yazar: Simge ERDAĞ

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Ekim 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız…

İşletmelerde Kullanılan Ücret Sistemleri

Geçmişten günümüze yönetim anlayışlarının değişmesiyle paralel olarak işletmelerde personel yönetiminden insan kaynakları yönetimine geçiş sürecinde iş görenler maliyet unsuru olmaktan çıkıp işletmeler için değer unsuruna dönüştü. Bu dönüşüm ile beraber kavramsal olarak açıklanan çoğu revizyon uygulayıcıların ve akademisyenlerin katkısı ile pratikte hayat buldu. Nitelikli çalışanı işletmeye çekme, bunları işletmede tutabilme, motivasyonlarını artırma ve sonuçta işletmenin performansını yükseltme bakımından ücret, hem çalışan hem de işletme açısından önem verilen konuların başında yer almaya başladı.

ÜCRETİN EKONOMİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Ücret,  bir ülkenin ekonomik kalkınmasından, sosyal dengesine, politik istikrarının sağlanmasından, bireylerin aile yaşantılarına kadar çok önemli bir role sahiptir. Dolayısıyla, hem mikro hem de makro ölçekte çok önemli etkileri olan ücret titizlikle ele alınması gereken bir konudur.  Bu nedenle işletmelerde ücret yönetiminin yetkin kişiler tarafından gerçekleştirilmesi gerekmektedir.  Ücret yönetimi, farklı çıkar gruplarının beklentilerini ortak bir noktada kesiştiren faaliyetlerin bir sentezi olarak; işletmenin ekonomik çıkarını gözeterek, işçinin tatmin ve motivasyonunu sağlayacak ve de sonuçta verimliliği saplayarak kaliteli üretimi gerçekleştirecek bir ortak noktayı yakalayacak şekilde planlanmalıdır.

ÜCRET YÖNETİMİNDE YER ALMASI GEREKEN AMAÇLAR

  • Potansiyel işe başvuran aday kalitesini yükseltmek
  • İyi çalışanların bağlılığını kazanmak
  • İş verimliliğini ve çalışan performansını arttırmak
  • Maliyet açısından rekabet avantajı kazanmak
  • Ödeme konusunda yasal yükümlülükleri yerine getirmek
  • Organizasyonun stratejik hedeflerine ulaşmasına yardımcı olmak
  • Organizasyonun yapısını pekiştirmek
  • İşletmenin Hizmeti gerek kısa gerek uzun vadede en ucuza alabilmek
  • İşletmedeki ücretleri iş değerlemesine göre saptamak ve özellikle işgücü pazarındaki değişikliklere göre ücreti ayarlamak
  • Hizmeti sunan kişiyi motive etmek
  • İşletmedeki ücret ahengini bozmamak ama işletmenin de maliyetlerini yükseltmeme

Yazar: Sertaç Köksal

Yukarıda özeti yayınlanan bu yazının tümünü Satınalma Dergisi Ekim 2014 sayısında bulabilirsiniz.!

Satınalma dergisinin tüm sayılarını Apple Gazetelik (Iphone, Ipad) uygulaması içerisinde bulabilirsiniz!

Uygulamaya erişmek için tıklayınız…