Bir Girişimcinin Zorlu İhracat Hikayesi – II / Zeytinyağı!

Bir Girişimcinin Zorlu İhracat Hikayesi – Ii Zeytinyağı! Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem
Bir Girişimcinin Zorlu İhracat Hikayesi – II / Zeytinyağı!
Turan AKIN
ICC ACADEMY / CTFP Certificate
 
Bir Girişimcinin Zorlu İhracat Hikayesi – Ii Zeytinyağı! Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemHikayenin birinci bölümünü hatırlayacak olursak;
İhracat süreci İzmir-Manisa-İstanbul ve Almanya’da geçiyor.
Bir İzmir’li olarak lise, üniversite yıllarında hep toprakla, çiftçilikle haşır neşir olduk, devamında daha iyi yaşam ve kariyer koşulları için çoğu genç gibi İstanbul’un yolunu tuttum. Dersler arasında Uluslararası Pazarlama hep en çok ilgimi çeken konu olmuştu ki sonraki bankacılık hayatımda kariyerim ve meslek sevgim hep bu alanda gelişti.

Hikayemizin ikinci bölümüne dönecek olursak; Almanya’da yaşayan arkadaşım Karden Ersin Bey zeytinyağı markam olan Nalmes’i (Elmas anlamına gelir) dostlarına göstermek istediğini söyledi, fiyat ve şartlarda kolayca anlaştık. Sunumlarımda, kariyer günlerinde hep dile getiririm, network, güven, itibar, kaliteli üretim çok çok önemli, karşı taraf ile benzer köklerden geliyor olmak aynı gün anlaşmamıza sağladı.
5 yıllık bir girişimci ve 25 yıldır dış ticaret banka deneyimi olan biri olarak şartları konuştuk, daha sonra Münih ziyaretimde birkaç Türk bankamızı gördüğüm şehirden aynı gün ve maliyetsiz olarak peşinatımızı aldık.
Şimdi sıra üretim tarafındaydı, ülkemizde 82 kez tağşiş listesine girseniz ve ticarete devam edilse de, bu kadar riskin olduğu sektörde imdadıma Zeytindostu Derneği üyeliğim ve oradaki üretici dostlarımın güveni yetişti.
Şişeleme başladı! Siparişin Cumartesi saat 12 gibi İstanbul’a yetişmesi lazım ama ne mümkün. Üretici Hakan Bey ve ekibi en az benim kadar heyecanlıydı, yılların deneyimi ile her şeyi sıra ile gerçekleştirdi. Küçük bir girişimcinin ilk Zeytinyağı deneyimi 30 yıllık diğer sektör deneyimi ile aynı değildir, her işin, ürünün kendine özgü ayrı özelliği, detayı var.  Tüm operasyon sürerken Lojistik ihmal edilmemeli tabii, saat 15.00 gibi başlayan telefon trafiği bir girişimcinin özel geliştirdiği aplikasyon/API ile vaktinde İstanbul’a yetişti ama tabii ürünler gece 23:00 gibi yola çıkabildi. İhracat 7/24 çalışılması gereken bir alan, bir iş yaparken yanınızda gerçek dostlarınız varsa konfor alanındasınız demektir!

İhracat için gerekli tüm yasal süreçler tamamlandı, TIR’ımız yola çıktı demiştik birinci bölümde ancak 25 yıldır gıda sektöründe Almanya deneyimi olan arkadaşım Yavuz Bey ve değerli eşi Selda Hanım olmasa sınırdaki zorlukları çok zor aşardık. Daha öne Minivan usulü hızlı teslim süreli seçeneği kullandık, kolaydı ancak hız nedeniyle (3 günde teslim) maliyeti yüksek, biz bu defa paletle parsiyel TIR taşımasını tercih ettik. Avrupa içinde bize uygulanan yüksek gümrük vergileri, nakliye maliyetleri, Zeytinyağına devlet teşviksizliği, sınırlarda  yıldırma durumları olsa da yılmadık ve Nalmes şu aralar Münih’te özel tüketicisi ile buluştu.

Bir Girişimcinin Zorlu İhracat Hikayesi – Ii Zeytinyağı! Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemHayata her zaman karşına engeller çıkacaktır, o ara yılma ve İCAT çıkart!

Turan AKIN
ICC ACADEMY / CTFP Certificate

Anadolu Isuzu, CDP İklim Değişikliği ve Su Güvenliği Performansıyla Ulaştığı “A” Notu ile Ödüle Layık Görüldü

Anadolu Isuzu Cdp İklim Değişikliği

Anadolu Isuzu, CDP İklim Değişikliği ve Su Güvenliği Performansıyla Ulaştığı “A” Notu ile Ödüle Layık Görüldü

Anadolu Isuzu, dünyanın en itibarlı çevresel raporlama platformlarından biri olan CDP’nin İklim Değişikliği ve Su Güvenliği programlarında en yüksek seviye olan “A” notunu korudu ve “Global A Liderleri” arasında yer aldı. Anadolu Isuzu’nun çevresel sürdürülebilirlik alanındaki başarısı, CDP Türkiye 16. İklim Değişikliği & Doğa Konferansı kapsamında ödülle taçlandırıldı.

Anadolu Isuzu Cdp İklim DeğişikliğiTürkiye’nin ticari araç markası Anadolu Isuzu, çevresel sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarıyla dünyanın en saygın çevresel raporlama platformlarından biri olan CDP’nin İklim Değişikliği ve Su Güvenliği programlarında “A” notu alarak “Global A Liderleri” arasında yer alma başarısı gösterdi. Anadolu Isuzu bu performansla CDP Türkiye 16. İklim Değişikliği & Doğa Konferansı kapsamında ödüle layık görüldü. Anadolu Isuzu’nun ödülü “Global A Liderleri Ödül Töreni”nde Anadolu Isuzu Operasyonel Fonksiyonlar Grup Direktörü Hakan Özenç’e takdim edildi.

İklim ve kaynakların korunması alanlarındaki güçlü performansı bir kez daha kanıtlandı

CDP’nin İklim Değişikliği ve Su Güvenliği listelerinde “Double A” seviyesine ulaşan Anadolu Isuzu, çevresel şeffaflık, iklim yönetimi ve doğal kaynakların korunması alanlarında uluslararası ölçekte sergilediği güçlü performansını bir kez daha ortaya koydu. Anadolu Isuzu, CDP İklim Değişikliği Programı kapsamında iklimle bağlantılı risk ve fırsatları kurumsal yönetim yapısına entegre ederken, sera gazı emisyonlarını uluslararası standartlara uygun şekilde hesaplayıp bağımsız kuruluşlara doğrulatıyor ve azaltım performansını düzenli olarak takip ediyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarıyla enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü güneş enerjisinden karşılayan Anadolu Isuzu, CDP Su Güvenliği Programı kapsamında ise su risklerini kurumsal risk yönetimi süreçlerine dahil ederek su verimliliğini ve operasyonel dayanıklılığını artırmaya yönelik uygulamalar yürütüyor. Bu yaklaşım hem kaynak verimliliği ve iş sürekliliğini destekliyor hem de sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlıyor.

Çevresel raporlama ve şeffaflığın küresel rekabet gücü üzerindeki etkileri ele alındı

Bu yıl, “COP31’e Doğru: Raporlama İvmesini Küresel Rekabet Gücüne Dönüştürmek” temasıyla gerçekleştirilen CDP Türkiye 16. İklim Değişikliği & Doğa Konferansı’nda, çevresel raporlama ve şeffaflığın, şirketlerin finansal performansı ve küresel rekabet gücü üzerindeki etkileri ele alındı. COP31’e yaklaşılırken çevresel raporlama performansının şirketlerin uzun vadeli değer yaratma kapasitesindeki rolü daha da önem kazandı. CDP’nin güncel çalışmaları, iklim ve doğa performansını güçlendiren şirketlerin riskleri daha etkin yönettiğini ve yeni finansal fırsatları değerlendirmede avantaj sağladığını ortaya koydu.

….

Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitimi 

Kapsam 3 Emisyon Hesaplama
Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitim içeriği için tıklayınız.

Sürdürülebilirlik komite üyeleri ve tedarik zinciri ekipleri için Premium Eğitim Programı
Teklif almak için: egitim@satinalmadergisi.com 

Eğitim Amacı:

“Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitimi”, şirketlerin sürdürülebilirlik, karbon yönetimi ve raporlama gerekliliklerini değer zinciri perspektifiyle ele almasını amaçlamaktadır. Eğitimde; iklim ve emisyon yönetiminde öne çıkan kuruluşlar, standartlar, müşteri beklentileri, sürdürülebilir raporlama çerçeveleri, sözleşme kontrol noktaları ve Kapsam 3 emisyonlarının temel yapısı bütünleşik biçimde incelenmektedir.

Programın temel amacı, katılımcıların Kapsam 3 emisyonlarını yalnız teknik bir hesaplama konusu olarak değil; satınalma, kategori yönetimi, tedarikçi verisi, lojistik, ürün karbon ayak izi, CAPEX–OPEX kararları, karbon önceliklendirme ve sürdürülebilir tedarikçi geliştirme süreçleriyle bağlantılı bir değer zinciri yönetimi alanı olarak kavramasını sağlamaktır.

Eğitim sonunda katılımcıların; değer zinciri boyunca emisyon verisinin nasıl oluştuğunu, hangi kuruluş ve standartların hesaplama ve raporlama süreçlerine yön verdiğini, Kapsam 3 kategorilerinin şirket faaliyetleriyle nasıl ilişkilendirileceğini, tedarikçi veri setlerinin nasıl yapılandırılacağını ve şirketin karbon nötr / emisyon azaltım hedeflerine nasıl katkı sağlanabileceğini değerlendirebilmeleri hedeflenmektedir.

Opsiyonel danışmanlık programı ile eğitimde aktarılan çerçevenin şirkete özel Kapsam 3 yol haritası, sürdürülebilir tedarikçi programı, satınalma dönüşümü ve sürdürülebilirlik komitesiyle eşgüdüm içinde uygulamaya taşınması amaçlanmaktadır.

Hedef Katılımcılar

Bu eğitim; sürdürülebilirlik komite üyeleri ve tedarik zinciri ekipleri başta olmak üzere, Kapsam 3 emisyon verisinin toplanması, doğrulanması, raporlanması ve karar süreçlerine taşınmasında rol alan yöneticiler ve uzmanlar için tasarlanmıştır.

  1. Gün: Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Mimarisi
  • Değer Zinciri Boyunca ESG
  • İklim ve Emisyon Yönetiminde Ana Kuruluşlar ve Referanslar
  • Emisyon Hesaplama Standartları: ISO 14064, ISO 14067, LCA, EPD ve PCF
  • Müşteri Gereklilikleri ve Sürdürülebilir Raporlama Standartları
  • Karbon Saydamlık Projesi ve TSRS 1–2 Çerçevesi
  • Değer Zincirinde Paydaşlar, Şartnameler ve Sözleşme Kontrol Noktaları
  • Kapsam 3 Emisyonlarının Temel Çerçevesi
  1. Gün: Kapsam 3 Hesaplamaları ve Değer Zinciri Dönüşümü
  • Sürdürülebilir Tedarik Stratejisinin Belirlenmesi
  • Kapsam 3 Emisyon Kategorileri ve Değer Zinciri Haritalama
  • Kapsam 3 Hesaplama Yöntemleri
  • Kategori Satınalma ve Harcama Analizleri
  • CAPEX–OPEX ve Karbon Önceliklendirme
  • LCA, Sistem Sınırı ve Faaliyet Verisi Yönetimi
  • Ürün Karbon Ayak İzi, EPD ve Değer Zinciri Verisi
  • Upstream Emissions – Yukarı Yönlü Emisyon Hesaplamaları
  • Downstream Emissions – Aşağı Yönlü Emisyon Hesaplamaları
  • Tedarikçi Sürdürülebilirlik Veri Setleri ve Doğrulama
  • Sürdürülebilir Tedarikçi Geliştirme ve Puanlama
  • Şirket Karbon Nötr ve Emisyon Azaltım Hedeflerine Katkı

Eğitim Bilgileri

Eğitim süresi 2 gün
Saat aralığı 10:00 – 16:00
Eğitmen Prof. Dr. Murat ERDAL
İletişim muraterdal.com | merdal@istanbul.edu.tr


Opsiyonel Danışmanlık Programı

Şirkete Özel Kapsam 3 Yol Haritası ve Sürdürülebilir Tedarikçi Geliştirme Danışmanlığı

  • Süre: 6 Ay
  • Odak: Satınalma Dönüşümü ve Sürdürülebilirlik Komitesi ile Eşgüdüm

Opsiyonel danışmanlık programı, eğitim sonrasında şirketin kendi değer zinciri, satınalma kategorileri, tedarikçi yapısı ve veri altyapısı üzerinden uygulanabilir bir Kapsam 3 yol haritası oluşturmasını hedefler. Program kapsamında satınalma süreçleri, tedarikçi veri talepleri, kategori önceliklendirmesi, sözleşme kontrol noktaları ve sürdürülebilir tedarikçi geliştirme yaklaşımı şirket özelinde ele alınır.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATINALMA
MAKALELERİ
Makalelere erişim için tıklayınız.

Anahtar Sözcükler: Sürdürülebilir tedarikçi, Sürdürülebilirlik, satın alma, çevre, sustainability, supply, procurement, tedarik zinciri, tedarik, ISO 20400, ISO 45001, Standart, Sürdürülebilir Tedarik Standardı, Sustainable Procurement, Purchasing, satınalma, strateji, yeşil, kaynak, ISO 26000, ISO 14064, danışmanlık, proje, eğitim, etik, sürdürülebilir satınalma, sustainable procurement, Eğitim, sürdürülebilirlik verisi, Rehber, iklim, gelişim planı, Kapsam 3, Karbon Ayak İzi, Su Ayak İzi, derecelendirme, TSRS1, TSRS2, Karbon Saydamlık Projesi, Carbon Disclosure Project, CDP, Raporlama Standartları, Mevzuat, Emisyon Ticaret Sistemi, Denetim, Değer Zinciri, 

Turkey Sourcing and Supplier Discovery; RFI/RFQ-Led Sourcing Services

Turkey Sourcing Supplier Market Intelligence
Turkey Sourcing and Supplier Discovery

Turkey Sourcing & Supplier Discovery

RFI/RFQ-Led Sourcing Services

Turkey offers a strong production and sourcing alternative for international companies with its proximity to Europe, the Middle East, North Africa and Central Asia, its developed industrial infrastructure, flexible manufacturing capabilities and diverse supplier base across multiple sectors.

Turkey Sourcing Supplier Market Intelligence
Turkey Sourcing and Supplier Discovery

Turkey Sourcing & Supplier Discovery is a supplier research, RFI/RFQ-led sourcing process support, field research and sectoral reporting service designed for international companies looking for suppliers, manufacturers, contract manufacturers, technical solution partners and business opportunities in Turkey.

This service helps identify relevant manufacturer and supplier candidates in Turkey, filter out unsuitable companies at an early stage, structure RFI/RFQ processes, interpret supplier responses, make quotations more comparable and support a more controlled sourcing decision from Turkey.

Quick Overview

Service Level Suitable For Timeline
Potential Supplier List Companies that want to see a sector-based pool of potential manufacturers and suppliers in Turkey 15–30 days
RFI/RFQ Managed Sourcing Companies that need comparable quotations, sourcing risk assessment and, where necessary, field visits or on-site observations 30–60 days
Turkey Business Development Retainer Companies that need regular sectoral insight, reporting, local business development, opportunity tracking and, where relevant, sustainable supplier development support in Turkey 12–24 months


Our Team

This service is delivered through a professional team approach that combines academic depth, sector experience, local market knowledge and commercial decision support.

For international companies, our objective is to make manufacturers, suppliers, distributors, buyers and business opportunities in Turkey more visible, comparable and actionable.

Prof. Dr. Murat ERDAL
Turkey Business Development & Market Intelligence Desk
Contact: ticaret@satinalmadergisi.com

Our Motto

We help make potential manufacturers, suppliers and business opportunities in Turkey more visible, comparable and manageable.

With sector experience, local market knowledge and academic discipline, we provide international companies with reliable support for sourcing, business development and commercial decision-making in Turkey.

Is This Service Right for You?

If one of the following questions is on your agenda, this service can help make your sourcing and business development decisions in Turkey more visible, comparable and manageable:

  • Are you looking to source products, parts, materials or manufacturing services from Turkey?
  • Do you want to create alternatives to your existing suppliers?
  • Do you want to understand which manufacturers and suppliers operate in a specific sector in Turkey?
  • Do you need to build a manufacturer shortlist for your international procurement, supply chain, business development or technical team?
  • Do you want to obtain structured information and comparable quotations through an RFI – Request for Information / RFQ – Request for Quotation process?
  • Do you want to pre-assess candidate companies before conducting factory visits in Turkey?
  • Do you want to make your sourcing decision from Turkey more controlled, comparable and traceable?

Sourcing Services

1. Potential Supplier List

The Potential Supplier List is an entry-level research service for international companies that want to see a potential pool of manufacturers and suppliers in Turkey for a specific product, part, material or manufacturing capability.

This service is suitable for companies that want to understand which companies operate in the relevant sector in Turkey, view the potential manufacturer and supplier universe, and create an initial candidate pool for subsequent sourcing activities.

The Potential Supplier List is not simply an internet-based list. The service is prepared through open-source research, local market reading, professional and sectoral experience, company activity checks, basic contact information validation and preliminary suitability assessment.

This work does not constitute final technical, financial, legal, quality or performance approval. Its purpose is to make the potential manufacturer and supplier pool in Turkey more visible, organized and comparable.

Timeline: 15–30 business days

Timeline Note: Delivery time may vary depending on the clarity of the product category, the number of target companies, information availability, initial contact requirements and the level of technical clarity provided by the client.

2. RFI/RFQ Managed Sourcing

RFI/RFQ Managed Sourcing is designed for international companies that want to obtain structured information and comparable quotations from selected manufacturer and supplier candidates in Turkey.

This service is suitable for companies that need comparable quotations, sourcing risk assessment, visibility on non-price factors and, where necessary, support in determining the need for field visits or on-site observations.

Within the scope of the service, RFI – Request for Information and RFQ – Request for Quotation processes are structured, manufacturer and supplier responses are followed up, incoming information is interpreted and quotations are made comparable.

The objective is to evaluate manufacturer and supplier candidates more systematically, compare quotations on the same basis, make non-price risks more visible and create a healthier decision basis for the next step.

Additional Services: For projects requiring manufacturer visits, factory field observations, technical expert support, multi-city or multi-site work, or on-site assessments, an extended service scope, work plan and project service fee are prepared separately.

Timeline: 30–60 business days

Timeline Note: Delivery time may vary depending on the completion of technical documents requested from the client, the number of target suppliers, supplier response speed, the need for field visits or on-site assessments, and project complexity.

3. Turkey Business Development Retainer

The Turkey Business Development Retainer is a monthly support model for international companies that need regular local business development, original reporting, opportunity tracking, market monitoring, supplier / distributor / buyer research and, where relevant, supplier development support in Turkey.

The retainer model provides the client with local business development follow-up within a fixed monthly scope for a defined period. This structure goes beyond one-off supplier research and aims to establish a regular information flow, opportunity tracking, relationship development and supplier development monitoring mechanism in the Turkish market.

This service is suitable for companies that want to monitor local developments, track new business opportunities and develop potential manufacturer, supplier, distributor or buyer connections before opening an office in Turkey or appointing a full-time representative.

It may also include complementary activities such as monitoring the documentation and certification status of selected manufacturers and suppliers, assessing their readiness for sustainability expectations, following up supplier development actions where necessary, and providing training support.

Possible scope items may include:

  • Monthly economic and sectoral report
  • Monitoring opportunity and risk signals in the Turkish market
  • Third-eye assessment of economic and sectoral developments
  • Monthly market and business opportunity tracking
  • Meeting and discussion coordination
  • Field visit planning and meeting summaries
  • New supplier, distributor or buyer research
  • Monitoring documentation, certification and standards status
  • Sustainability readiness assessment
  • ESG – Environmental, Social and Governance readiness support
  • Monitoring supplier development actions
  • Supplier training and consulting support where necessary
  • Regular business development and supplier development reporting

Timeline: 12–24 months

Deliverables

Deliverables vary depending on the selected service type.

Under the Potential Supplier List, deliverables may include a potential manufacturer / supplier list, company website addresses, business activity information, basic contact details and short preliminary suitability notes.

Under RFI/RFQ Managed Sourcing, deliverables may include a potential company shortlist, RFI – Request for Information form, RFI response assessment, RFQ – Request for Quotation form, RFQ follow-up notes, comparable quotation matrix, preliminary risk and suitability notes, and recommended next steps.

Under the Turkey Business Development Retainer, deliverables may include monthly market and opportunity tracking, new supplier / distributor / buyer research, meeting coordination, meeting notes, sectoral third-eye assessment, documentation and certification status monitoring, sustainability readiness assessment, supplier development action follow-up and monthly progress reporting.

Project Service Fee

The project service fee is determined based on the scope of work, the nature of the product category, the number of target suppliers, the depth of the RFI – Request for Information / RFQ – Request for Quotation process, the need for field visits or on-site assessments, technical expertise requirements, the number of target cities or facilities, and overall project complexity.

Each engagement is structured specifically according to the client’s needs, objectives and decision-making process.

Boundaries

This service is carried out to make potential manufacturers, suppliers and business opportunities in Turkey more visible, comparable and manageable.

The work provides sector research, preliminary suitability assessment, RFI/RFQ process coordination, interpretation of responses and commercial decision support.

Final supplier selection, technical suitability, quality approval, contract decision, price acceptance, delivery performance and commercial commitments remain subject to the client’s own evaluation and approval processes.

This service does not replace the client’s own technical, legal, quality, finance, compliance, customs, logistics or operations teams.

Legal representation, contract signing, financial audit, technical quality audit, official document verification guarantee, supplier performance guarantee, price, quality or delivery guarantee, sample approval, production approval, payment or collection intermediation, customs operations, logistics operations management, tax advisory, investment advisory, company incorporation advisory, exclusive representation and any binding commercial commitment on behalf of the client are outside the scope of this service.

Customer Discovery and Sales Services

For your market entry, customer discovery, distributor / business partner research, representative pre-assessment or sales opportunity development needs in Turkey, please contact us.

Contact: ticaret@satinalmadergisi.com

Turkey Business Development & Market Intelligence Desk – From Market Insight to Commercial Opportunities.

Local Insight. Structured Sourcing. Commercial Clarity.

İhracatta Markayı Kaybetmenin En Hızlı Yolu

Turquality Danışmanlığı Haber İhracatta Markayı Kaybetmenin En Hızlı Yolu

Yurt Dışında Marka Kurulur, Tescille Korunur

Turquality Danışmanlığı Haber İhracatta Markayı Kaybetmenin En Hızlı YoluBir Türk markası yurt dışında yıllarca emek ve bütçeyle tanınırlık kazanır, rafta yer bulur, sadık bir müşteri kitlesi oluşturur. Sonra bir gün o pazarda kendi ismini başka birinin adına tescilli bulur ya da bir e-ticaret platformunu dolduran taklitlere müdahale edemediğini görür. Buradaki asıl mesele markayı kurmanın ötesinde, ona o ülkede hukuken sahip olabilmektir. Marka korumasında, ülkesellik ilkesi işler ve Türkiye’de alınan tescil markayı yalnızca ülke sınırları içinde korur. Devlet destekli markalaşma destek programı bu gerçeği baştan görmüş, yurt dışı tescil ve koruma harcamalarını kurumsal kapasite kurma aşamasına yerleştirerek hukuki danışmanlıktan tescil yenilemeye uzanan giderleri kapsamına almıştır. Markayı sahadaki teslim disiplini ile pazara taşıyan firma için sıradaki eşik, o markanın hedef pazarda hukuken savunulabilir olmasıdır.

Tescil Olmadan Marka Yurt Dışında Sahipsizdir

Marka hakkı her ülkede ayrı doğar ve bir ülkedeki koruma kendiliğinden bir başkasına taşınmaz. Türkiye’de Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde alınan tescil güçlü bir temel sağlar, fakat Almanya’da, Körfez’de ya da Uzak Doğu’da aynı ismi koruma altına almaz. Bu sınırı aşmanın birkaç yolu vardır. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü WIPO’nun yürüttüğü Madrid Sistemi, tek bir başvuruyla yüzü aşkın ülkede koruma talep etme imkanı verir. Avrupa pazarı için Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi EUIPO üzerinden yapılan tek tescil, Birliğe üye tüm ülkelerde geçerli bir hak doğurur. Bu araçların hepsi sahada hazır dururken, onları doğru sırayla ve doğru ülkede kullanacak stratejiyi kuran firma sayısı sınırlı kalır.

Tescilin zamanlaması da en az kapsamı kadar belirleyicidir. Paris Sözleşmesi, Türkiye’deki ilk başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde yurt dışında yapılan başvurulara rüçhan hakkı tanır ve bu süre içinde başvuran firma önceliğini korur. Altı aylık pencereyi kaçıran firma, kendi başvurusundan sonra o ülkede yapılmış bir başka başvuruyla karşılaşma riskini üstlenir. Hangi ülkeye, hangi mal ve hizmet sınıfında, hangi takvimde başvurulacağı bir evrak işi olmaktan çok bir pazar stratejisi sorusudur. Bu sorunun cevabı, firmanın ülke analizi ve kurumsallaşma eşiği kapsamında ürettiği hedef pazar haritasıyla birebir örtüşür. Yurt dışı tescil, bir tescil memurunun işi olmadan önce hedef pazar stratejisinin hukuki ayağıdır.

Tescilin kapsamı da ihmale gelmeyen bir karardır. Bir marka sadece isimden ibaret kalmaz, logosu, ürün tasarımı ve ambalajı ayrı koruma konularını oluşturur. Ürünün özgün biçimi ve ambalajı için endüstriyel tasarım tescili de marka tescilinden ayrı bir hak olarak gündeme gelir ve çoğu firma bu ikinci katmanı tümüyle gözden kaçırır. Hangi mal ve hizmet sınıflarında başvuru yapılacağı, markanın gelecekteki ürün yelpazesini öngörecek biçimde belirlenmelidir, çünkü dar tutulan bir sınıf listesi yıllar sonra rakibe boşluk bırakır. ABD gibi pazarlarda USPTO nezdinde kullanım esasına dayalı farklı şartların işlemesi, her ülkenin kendi tescil mantığını öğrenmeyi gerektirir. Bu ayrıntıların hepsi, başvuru öncesinde verilmesi gereken stratejik kararlar arasında yer alır.

İsmi Önce Tescil Ettiren Sahiplenir

Ülkesellik ilkesinin en sert sonucu, bir markayı ilk tescil ettirenin o ülkede hak sahibi sayılmasıdır. Türkiye’de tanınan bir markanın ismini, ihracat yapılan ülkedeki bir rakip ya da fırsatçı bir yerel oyuncu kendi adına tescil ettirebilir. Böyle bir durumda gerçek marka sahibi kendi ismini o pazarda kullanamaz hale gelir, hatta ürünlerini sokabilmek için tescili elinde tutan taraftan markayı geri satın almak ya da uzun bir hukuk mücadelesine girmek zorunda kalır. Kötü niyetli tescil riski, marka takip altyapısının zayıf olduğu Orta Doğu, Orta Asya ve Afrika pazarlarında belirgin biçimde yükselir. Çin tarafında CNIPA nezdinde yaşanan benzer vakalar, ismini erken güvenceye almayan ihracatçının nasıl bir tabloyla karşılaştığını yıllardır gösteriyor.

Riskin bir başka yüzü, markayı pazara taşıyan distribütörün ismi kendi adına tescil ettirmesidir. Yurt dışı pazarına bir aracı üzerinden giren firma, dikkat etmezse markasının o ülkedeki hukuki sahibini farkında olmadan iş ortağına bırakabilir. İlişki bozulduğunda distribütör, elindeki tescili bir pazarlık kozuna ya da doğrudan bir engele dönüştürür. Bu yüzden distribütör ve acente sözleşmelerinde marka mülkiyetinin firmada kaldığını açıkça yazan hükümler, ticari şartlar kadar kritik bir koruma katmanı oluşturur. Sözleşmedeki bu tek satırın eksikliği, yıllar sonra koca bir pazarın kaybı anlamına gelebilir.

Bu tablonun maliyeti çoğu zaman gecikmeyle büyür. Markasını yalnızca yurt içinde tescilli tutan firma, bir pazara fiilen girdiğinde ismin orada çoktan başkasının elinde olduğunu görebilir. Erken ve planlı başvuru, sonradan ödenecek tazminatın, lisans bedelinin ya da yeniden markalaşma maliyetinin yanında küçük bir gider olarak kalır. Burada belirleyici olan, firmanın hangi pazara ne zaman gireceğini önceden okuyup tescili o takvime göre kurgulayabilmesidir. Bir markayı yurt dışında kaybetmenin en sessiz yolu, onu zamanında tescil ettirmeyi ihmal etmektir.

Taklit ve Gümrük Markanın Sessiz Cephesi

Tescil, korumayı kağıt üstünde bırakmaz, sahada uygulanabilir bir araca dönüştürür. Taklit ürünlerle mücadelenin en etkili noktalarından biri gümrüktür, çünkü gümrük idareleri sahte malları sınırda durdurma yetkisini hak sahibinin başvurusuna ve tescil belgesine dayandırır. Türkiye’de ve Avrupa Birliği’nde gümrükte fikri mülkiyet koruması, hak sahibinin önceden yaptığı başvuru üzerine işler ve şüpheli sevkiyatlara el konulmasını mümkün kılar. Tescil belgesi bulunmayan bir marka bu mekanizmayı harekete geçiremez, dahası kendi ürünü bir başkasının tescili yüzünden gümrükte taklit muamelesi görebilir. Sınırda bir kez piyasaya sızan taklit, sonradan toplatılması neredeyse imkansız bir itibar kaybına yol açar.

Sahte ürünün fiziksel sınırı aşması, sorunun yalnızca bir yüzünü oluşturur. Dijital pazar yerlerinde markanın izinsiz kullanımı, sahte listelemeler ve taklit ürün ilanları çok daha hızlı yayılır. Bir markanın gri pazara sızması ya da yetkisiz satıcılarca farklı fiyatlarla listelenmesi, daha önce değindiğimiz kanal kontrolünün hukuki tarafını oluşturur. Buradaki ayrım şudur, kanal disiplinini sözleşmeyle kurmak bir yönetim işiyken, ihlale karşı yaptırım uygulamak doğrudan tescile dayalı bir hukuk işidir. Tescil belgesi olmayan firma, sahte ilanı kaldırtmak için başvurduğu platformda elinde geçerli bir dayanak bulamaz. Gümrükte ve dijital platformda markayı savunmanın tek geçerli anahtarı, o ülkedeki tescil belgesidir.

Bu cephenin maliyeti çoğu firmada görünmez kalır, ta ki bir kriz patlak verene kadar. Taklit bir ürünün kötü kalitesi son kullanıcının gözünde doğrudan asıl markaya mal olur, dijital değerlendirme platformlarındaki olumsuz yorumlar da bu algıyı kalıcı hale getirir. Sınırda durdurulabilecek bir sevkiyatın pazara girmesi, sonradan yürütülecek toplatma ve hukuk süreçlerinin toplam bedelinden çok daha ucuza engellenebilirdi. Önleyici tescil ve gümrük başvurusu baştan bir gider gibi durur, oysa bu hazırlık olmadan kaybedilen pazar payı ve itibar çok daha pahalıya patlar.

Korumanın Asıl İşi Tescilden Sonra Başlar

Tescil belgesini almak bir başlangıçtır, korumanın kendisi süreklilik isteyen bir operasyondur. Bir marka tescil edildikten sonra üçüncü tarafların benzer başvurularını izlemek, karıştırma ihtimali doğuran tescillere süresi içinde itiraz etmek ve hakka tecavüz eden kullanımları takip etmek gerekir. Marka izleme hizmetleri ve itiraz süreçleri, ihlalin büyümeden durdurulmasını sağlayan bir erken uyarı sistemi kurar. Bu takibi kurmayan firma, kendi markasına benzer bir tescilin yıllar sonra güçlü bir rakibe dönüştüğünü çoğu zaman çok geç fark eder. Yenilenmeyen bir tescilin süresi dolduğunda marka, üzerinde yıllarca emek harcanmış olsa bile yeniden başkasının başvurusuna açık hale gelir. Bir kez yapılıp bittiği varsayılan koruma, en pahalı haliyle geri döner.

Dijital tarafta da koruma artık tescille birlikte kurulan aktif bir süreç halini almıştır. Büyük e-ticaret platformları marka sahiplerine ihlal bildirimi ve sahte ilan kaldırma için Amazon Marka Sicili benzeri mekanizmalar sunar, fakat bu mekanizmaların tümü geçerli bir tescile dayanır. Devlet destekli destek programı bu süreklilik fikrini açıkça benimsemiştir, çünkü tescil giderlerinin yanı sıra tescil yenileme, marka izleme ve itiraz harcamalarını da kapsamına almıştır. Bu kalem dağılımı, programın korumayı tek seferlik bir tescil işlemi gibi görmediğini, yıllara yayılan bir kapasite olarak tasarladığını gösterir. Asıl soru tam burada beliriyor, içeride bu tescil stratejisini kuran, başvuruları takip eden, gümrük ve platform tarafında ihlale karşı harekete geçen birikim kimin elinde duruyor. Bir tescil belgesi, ancak onu sürekli işleten bir kurumsal kapasiteyle gerçek bir korumaya dönüşür.

Markanın Değeri Onu Savunabilen Kadardır

Markanın hukuki olarak korunması bir savunma kalemi gibi görünse de aslında bir varlık yönetimi meselesidir. Yurt dışında tescilli ve ihlallere karşı izlenen bir marka, bilançoda somut bir değer taşır, lisanslama ve franchise gelirinin önünü açar, yatırımcı ve potansiyel alıcı gözünde şirketin değerini yukarı çeker. Buna karşılık tescilsiz bir marka, ne kadar tanınırsa tanınsın bir devir ya da ortaklık masasında büyük ölçüde değersiz sayılır. Marka değerini büyüten firma, çoğu zaman onu yıllarca koruyan hukuki altyapıyı sessizce kurmuş olan firmadır. Koruma harcaması bu yüzden bir gider kaleminin ötesinde, marka değerinin korunmasına yapılan doğrudan bir yatırım anlamına gelir.

Bir markanın yurt dışındaki gerçek değeri, taşıdığı tanınırlık kadar onu savunabilme gücüyle ölçülür. Tescil stratejisini kurmak hukuk ve fikri mülkiyet tarafını, sahte malla mücadele gümrük ve lojistik tarafını, distribütör ve lisans sözleşmelerindeki marka kullanım hükümleri ise satınalma ve ticaret tarafını ilgilendirir. Bu koruma kapasitesi, firmanın kurumsal kapasite aşamasında sırtladığı diğer hazırlıklarla aynı mantığı paylaşır, tıpkı sürdürülebilirlik ve karbon disiplini tarafında olduğu gibi içeride okuryazar bir ekip olmadan dışarıdan alınan hizmet boşlukta kalır. Destek mekanizması bu giderleri karşılamak için hazır durur, fakat hangi ülkede ne zaman tescil yapılacağına ve hangi ihlale nasıl itiraz edileceğine karar verecek olan firmanın kendi birikimidir. Bu birikim raftan satın alınmaz, kurum içinde planlı biçimde geliştirilir.

Performans denetiminin giderek daha çok sorduğu şey de budur, markanın o pazara girip girmediği kadar orada hukuken ayakta kalıp kalamadığıdır. Güçlü bir giriş yapıp ismini koruyamayan firma, beş yıllık pencerenin sonunda kağıt üstündeki başarının sahada karşılığını bulamadığını görür. Markanın küresel yolculuğunda en sessiz ama en belirleyici eşiklerden biri, onu hukuken savunabilen bir iç kapasitenin varlığıdır.

Turquality Danışmanlığı Haber İhracatta Markayı Kaybetmenin En Hızlı YoluBu kapasiteyi kuran firma desteği gerçek bir korumaya çevirir, kuramayan firma ise en görünür markalaşma yatırımını bile riske atar. Marka yurt dışında kurulur, taşınır ve sahada teslim edilir, ama sonuna kadar ancak savunulabildiği ölçüde ayakta kalır.

 


 

İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun Turquality, satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Turquality, Satın Alma, Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız.

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Eğitim içeriklerini görmek için başlıklara tıklayınız.

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)

☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün) 

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

 Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Kuruma özel program talepleri için: egitim@satinalmadergisi.com

C Level Pazarlık Eğitimi
C Level Pazarlık Eğitim Broşürünü İndirmek için Tıklayınız. PDF – Broşür——————————————————————————————————————————————-

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

Emisyon Hesaplama Rehberi Scope 3
Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Rehberi için tıklayınız.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ


 

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Pazarlık Anketini Yapın Müzakere Stilinizi Görün

PAZARLIK PROFİLİ ANKETİ

  • 4 Müzakereci Profilinden Hangisisiniz?
  • Pazarlık Stilinizi Keşfedin: Skorunuzu Görün
  • Ekip Profilinizi Ölçün, Gelişim Planınızı Başlatın
  • Sahada, Müzakerelerde Daha Net, Daha Hızlı, Daha Etkili Sonuç Alın

 

İş Bulmacaları Kelime Oyunları
İş Bulmacaları Kelime Oyunları

İş Bulmacaları Kelime Oyunları

Özel İş Bulmacaları. Meydan okumayı sevenleri 17 ayrı bulmaca bekliyor.
Online veya PDF üzerinde çözebilirsiniz. Kolaylıklar dileriz.

Yapay Zekâ ve Geleceğin Stok Yönetimi

Yapay Zekâ Ve Geleceğin Stok Yönetimi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Yapay Zekâ ve Geleceğin Stok Yönetimi

Kadir HANÇER

Yapay Zekâ Ve Geleceğin Stok Yönetimi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemYapay zekâ teknolojileri günümüzde işletmelerin yalnızca bilişim altyapısını değil operasyonel reflekslerini, karar alma süreçlerini ve tedarik zinciri yönetim anlayışını da dönüştürmektedir. Özellikle stok yönetimi alanında yapay zekâ destekli sistemlerin kullanılması maliyet kontrolü, operasyonel hız, hata oranlarının azaltılması ve kriz yönetimi açısından işletmelere önemli avantajlar sağlamaktadır.

1. Giriş

İşletmeler artık yalnızca ürün veya hizmet kalitesi üzerinden değil hız, veri yönetimi, operasyonel esneklik ve sürdürülebilirlik üzerinden rekabet etmektedir. Özellikle stok yönetimi süreçleri işletmelerin operasyonel başarısını doğrudan etkileyen temel alanlardan biri haline gelmiştir. Geçmişte manuel sayımlar, excel tabloları ve insan odaklı tahmin yöntemleriyle yürütülen stok süreçleri günümüzde dijitalleşmiş ve veri odaklı yapılara dönüşmektedir. Bu dönüşümün merkezinde ise yapay zekâ teknolojileri yer almaktadır. Pandemi ve sonrası dönemde yaşanan tedarik zinciri krizleri, ilaç, medikal – non medikal malzeme eksiklikleri , küresel lojistik problemleri işletmelerin yapay zekâ destekli stok sistemlerine yönelmesini hızlandırmıştır.

Örneğin pandemi döneminde bazı hastanelerde yoğun bakım sarf ürünleri ve ventilatör ekipmanlarının eksikliği ciddi operasyonel riskler oluşturmuştur.

2.Yapay Zekâ Kavramı ve Operasyonel Dönüşüm

Yapay zekâ bilgisayar sistemlerinin öğrenme, analiz yapma ve karar verme süreçlerini insan benzeri şekilde gerçekleştirebilmesini sağlayan teknolojik yapılardır. Makine öğrenmesi, derin öğrenme ve büyük veri analitiği gibi sistemler yapay zekânın temel bileşenlerini oluşturmaktadır.

Lojistik sektöründe yapay zekâ kullanımı;

  • Talep tahmini,
    • Depo organizasyonu,
    • Sipariş planlaması,
    • Rota optimizasyonu,
    • Risk analizi,
    • İş gücü planlaması,
    • Operasyonel verimlilik alanlarında büyük dönüşümler oluşturmaktadır.

Örneğin büyük e-ticaret depolarında yapay zekâ algoritmaları hangi ürünlerin hangi saatlerde daha fazla sipariş edildiğini analiz ederek ürünlerin depo içindeki konumlarını otomatik olarak değiştirebilmektedir.

3.Geleneksel Depolardan Akıllı Depolara Geçiş

Geleneksel depo sistemleri büyük ölçüde insan gücüne dayalı operasyonlarla çalışmaktadır. Manuel ürün toplama, elle sayım süreçleri ve fiziksel takip mekanizmaları operasyonel hatalara neden olabilmektedir.

Akıllı depolar ise;

  • RFID sistemleri,
    • Barkod teknolojileri,
    • Robotik taşıma sistemleri,
    • lot sensörleri,
    • Yapay zekâ destekli raf yönetimi,
    • Otonom forklift çözümleri ile desteklenmektedir.

Örneğin bazı büyük teknoloji depolarında robotlar ürünleri çalışanlara taşımakta ve çalışanların kilometrelerce yürümek zorunda kalmasının önüne geçmektedir. Bu durum operasyonel süreyi ciddi ölçüde azaltmaktadır.

4.Yapay Zeka Destekli Talep Tahmini

Talep tahmini stok yönetiminin en kritik süreçlerinden biridir. Yanlış yapılan tahminler fazla stok maliyetine veya ürün eksikliğine neden olabilmektedir.

Yapay zekâ destekli sistemler;

  • Geçmiş satış verilerini,
    • Bölgesel yoğunlukları,
    • Hava koşullarını,
    • Sezon etkilerini,
    • Kriz dönemlerini,
    • Müşteri davranışlarını analiz ederek gelecekte oluşabilecek talepleri tahmin etmektedir.

Örnek:
Bir market zinciri yaz aylarında dondurma satışlarının artacağını geçmiş yılların verilerine göre önceden analiz ederek stok planlamasını buna göre yapabilmektedir.

Sağlık sektöründe ise grip sezonlarında ilaç ve medikal ürün tüketimindeki artış yapay zekâ tarafından önceden tahmin edilerek stok eksikliği riski azaltılmaktadır.

5.Sağlık Lojistiğinde Yapay Zeka Kullanımı

Sağlık işletmelerinde stok yönetimi diğer sektörlere göre çok daha hassas yapıdadır. Çünkü burada yaşanabilecek herhangi bir ürün eksikliği doğrudan hasta güvenliğini etkileyebilmektedir.

Özellikle;

  • Ameliyathane depoları,
    • Yoğun bakım sarf ürünleri,
    • İlaç depoları,
    • Acil servis stokları,
    • Sterilizasyon merkezleri kritik operasyon alanlarıdır.

Örneğin büyük bir şehir hastanesinde yapay zekâ destekli sistemler ameliyat yoğunluğunu analiz ederek hangi cerrahi ürünlerin ne zaman daha fazla kullanılacağını tahmin edebilmektedir.

Bu sayede ameliyat iptalleri, ürün eksiklikleri ve operasyonel gecikmeler önemli ölçüde azaltılmaktadır.

Ayrıca bazı hastanelerde RFID destekli takip sistemleri sayesinde hangi ürünün hangi ameliyatta kullanıldığı anlık olarak kayıt altına alınabilmektedir.

6.Robotik Depolar ve Otonom Operasyonlar

Robot teknolojileri depo yönetiminde yeni bir dönemin başlangıcını oluşturmaktadır.

Robotik depo sistemlerinin avantajları:

  • Daha hızlı ürün toplama,
    • Daha düşük hata oranı,
    • Daha az fiziksel iş yükü,
    • Daha güçlü operasyonel hız,
    • Gerçek zamanlı veri yönetimi.

Örneğin bazı global lojistik merkezlerinde otonom robotlar ürünleri otomatik olarak taşıyarak sevkiyat alanına ulaştırmaktadır.

Bu sistemler sayesinde bir ürünün bulunma süresi dakikalardan saniyelere düşebilmektedir.

Sağlık lojistiğinde benzer sistemlerin yaygınlaşması özellikle büyük hastanelerde ameliyathane süreçlerinin daha kontrollü yönetilmesine katkı sağlayacaktır.

7.İnsan Faktörü ve Dijital Dönüşüm

Teknolojik sistemlerin gelişmesi insan faktörünün önemini azaltmamaktadır. Aksine dijital sistemlerin etkin kullanılabilmesi için eğitimli çalışanlara ve güçlü liderlik anlayışına ihtiyaç duyulmaktadır.

Başarılı dijital dönüşüm süreçlerinde;

  • Eğitim kültürü,
    • Süreç standardizasyonu,
    • Organizasyonel adaptasyon,
    • Liderlik yaklaşımı,
    • Kriz yönetimi büyük önem taşımaktadır.

Özellikle büyük depolarda teknoloji kadar operasyonel disiplinin de kritik olduğu görülmektedir.

8.Yapay Zekanın Avantajları

Yapay zekâ destekli stok yönetimi işletmelere birçok avantaj sağlamaktadır.

  • Operasyonel hız artışı,
    • Daha düşük hata oranı,
    • Güçlü talep tahmini,
    • Gerçek zamanlı veri yönetimi,
    • Kriz dayanıklılığı,
    • Finansal sürdürülebilirlik,
    • İnsan kaynağı verimliliği.

Örneğin bazı lojistik merkezlerinde yapay zekâ destekli sistemler sayesinde stok sayım süreleri günlerden saatlere düşürülmüştür.

Benzer şekilde sağlık işletmelerinde kritik ürün alarm sistemleri sayesinde stok tükenme riskleri önceden tespit edilebilmektedir.

9.Riskler

Her teknolojik dönüşüm beraberinde bazı riskleri de getirmektedir.

Yapay zekâ destekli sistemlerde;

• Veri güvenliği,
• Siber saldırılar,
• Sistem bağımlılığı,
• İnsan kaynağı dönüşümü,
• Etik karar mekanizmaları önemli tartışma başlıkları arasında yer almaktadır.

Örneğin sistemsel bir hata nedeniyle kritik ürün siparişlerinin yanlış planlanması sağlık işletmeleri açısından ciddi sonuçlar doğurabilmektedir.

Bu nedenle yapay zekâ sistemlerinin insan denetimiyle birlikte çalışması büyük önem taşımaktadır.

10.Geleceğin Stok Yönetim Modeli

Gelecekte stok yönetimi tamamen veri odaklı hale gelecektir.

Önümüzdeki yıllarda;

• Tam otonom depolar,
• Robotik sağlık lojistiği merkezleri,
• Yapay zekâ destekli tedarik zincirleri,
• Dijital ikiz teknolojileri,
• Blockchain destekli stok sistemleri,
• Akıllı sağlık lojistiği ağları çok daha yaygın hale gelecektir.

Örneğin geleceğin hastanelerinde yapay zekâ sistemleri ameliyat planlarını analiz ederek hangi ürünlerin hangi günlerde kullanılacağını otomatik olarak planlayabilecektir.

Benzer şekilde üretim tesislerinde yapay zekâ destekli sistemler üretim hızını analiz ederek tedarik süreçlerini gerçek zamanlı optimize edebilecektir.

Sonuç

Yapay zekâ teknolojileri stok yönetimi anlayışını köklü şekilde değiştirmektedir. Geleneksel manuel sistemlerin yerini veri odaklı, hızlı, öngörülebilir ve otomasyon destekli yapılar almaktadır.

Özellikle sağlık lojistiği alanında yapay zekâ destekli sistemler yalnızca maliyet avantajı sağlamamakta aynı zamanda hasta güvenliği ve operasyonel sürdürülebilirlik açısından da kritik katkılar sunmaktadır.

Yapay Zekâ Ve Geleceğin Stok Yönetimi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemGelecekte yapay zekâ destekli depo sistemlerinin daha yaygın hale gelmesiyle birlikte işletmelerin operasyonel refleksleri güçlenecek, kriz dayanıklılığı artacak ve stok yönetim süreçleri çok daha entegre hale gelecektir.

Kadir HANÇER

Gerçekten Sorun Yeni Mezunların Tecrübesiz Olması mı?

Gerçekten Sorun Yeni Mezunların Tecrübesiz Olması Mı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Gerçekten Sorun Yeni Mezunların Tecrübesiz Olması mı?

Gül SALDIRANER

EG Partner – SMMM

Bağımsız Denetçi – Sürdürülebilirlik Denetçisi

Gerçekten Sorun Yeni Mezunların Tecrübesiz Olması Mı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemYeni mezunların iş hayatına girişi, tecrübe beklentisi nedeniyle giderek zorlaşıyor. İş arama platformlarında, belli istisnalar dışında, yeni mezunlara açık pozisyonların sınırlı olması da bu tabloyu görünür kılıyor. Elbette şirketlerin maliyet, verimlilik, iş yükü ve hızlı adaptasyon beklentileri var. Bu beklentiler anlaşılır olsa da kariyerin ilk yılları hâlâ öğrenme, yönlendirilme ve deneyim kazanma dönemidir. Asıl dikkat çekici olan, kariyerin ilk yıllarında beklenen öğrenme ve yetişme sürecinin bugün birçok aday için işe girişte aşılması gereken bir engele dönüşmesidir.

Bu nedenle soruyu yalnızca “gençler işe hazır mı?” şeklinde sormak yeterli değildir. Yeni mezunların bireysel hazırlığı, üniversitelerin öğrenme altyapısı, sanayinin deneyim kazandıran iş ortamları ve kamu politikalarının yönlendirici rolü birlikte ele alınmalıdır. Asıl mesele, üniversiteden işe geçişin bu aktörler arasında birbirini tamamlayan entegre bir geçiş mekanizması olarak tasarlanıp tasarlanmadığıdır.

Çünkü tecrübe kendiliğinden oluşmaz. Eğitim, staj, işbaşında öğrenme, rehberlik, hata yapma ve sorumluluk üstlenme süreçleriyle gelişir. Eğer bu zemini oluşturan mekanizmalar zayıflıyorsa, sorunu yalnızca “tecrübesizlik” kelimesiyle açıklamak eksik kalır.

Yetkinlikten Kurumsal Değer Yaratımına

Yetkinlik, şirketlerin yalnızca dışarıdan deneyimli çalışan alarak sürdürebileceği bir kaynak değildir; kurum içinde zamanla üretilmesi, aktarılması ve geliştirilmesi gereken bir birikimdir. Bugün birçok şirketin ortak şikâyeti tecrübeli çalışan bulmakta zorlanmasıdır. Ancak bu şikâyet, işgücü piyasasındaki daha temel bir çelişkiye işaret eder: Şirketler hazır yetkinliği piyasadan talep ederken, bu yetkinliğin oluşacağı ilk basamaklar giderek daralmaktadır.

Geçmişte yeni başlayan bir çalışan yalnızca bir pozisyona değil, aynı zamanda bir öğrenme çevresine ve şirket kültürüne girerdi. İşin yazılı kuralları kadar, çoğu zaman daha belirleyici olan yazılı olmayan kurallarını da deneyimleyerek öğrenirdi: Hangi müşteri nasıl yönetilir, hangi sürecin kâğıt üzerinde göründüğü gibi işlemediği, hangi hatanın pahalıya mal olduğu ve hangi kararın ne zaman alınması gerektiği bu ortamda öğrenilirdi. Kurumsal hayatta bu öğrenme çoğu zaman iyi bir yönetici, deneyimli bir ekip arkadaşı ve gerçek iş süreçlerinin içinde bulunma imkânı üzerinden gerçekleşir. Adı her zaman böyle konmasa da bu, modern iş hayatının görünmeyen usta-çırak ilişkisidir. Bugün ise bu öğrenme çevresi birçok kurumda daha sınırlı hale gelmiş; bilgi aktarımının sistemli biçimde yürütülmesi daha fazla önem kazanmıştır. Bu öğrenme biçimi kaybolduğunda şirket yalnızca yeni mezunu yetiştirme imkânını değil; kendi kültürünü, iş yapma hafızasını ve karar kalitesini aktarma kapasitesini de sınırlayabilir.

Son yıllarda kurumsallaşma, verimlilik ve ölçüm odaklı yönetim anlayışı, birçok şirkette işleri daha küçük parçalara ayırdı; faaliyetleri standartlaştırdı ve çalışan performansını ölçülebilir göstergeler üzerinden yönetmeyi öne çıkardı. Bu araçlar şirketlerin büyümesi, süreçleri kontrol edebilmesi ve performansı takip edebilmesi için gerekliydi. Ancak zamanla bu yapı, çalışanın yalnızca tanımlı görev ve hedefler üzerinden değerlendirildiği dar bir çerçeveye dönüşebildi. Yetki alanı daralan, karar süreçlerinden uzaklaşan ve katkısı yalnızca ölçülen çıktılarla sınırlanan çalışan, tanımlı sorumluluğunun ötesine geçme, kendini geliştirme ve kuruma ilave değer katma isteğini kaybedebilir. Pandemi sonrası dönemde görünür hale gelen “sessiz istifa” tartışması da bu kopuşun işaretlerinden biridir: çalışan işten ayrılmaz, ancak iş tanımının ötesine geçme ve gönüllü katkı sunma isteğini geri çeker. Sonuçta şirket, sadece çalışan bağlılığını değil, öğrenme kapasitesini ve kurumsal bilgisini de kaybetmeye başlar.

Mesele bu yüzden sadece yeni mezunların işe alınıp alınmaması değildir. Mevcut çalışanların gelişme, inisiyatif alma ve bilgi aktarma alanları sınırlı kaldığında, içeride biriken tecrübenin kurumsal değere dönüşmesi de zorlaşır. Tecrübe, kurum içinde aktarıldığında, geliştirildiğinde ve yeni çalışanlarla temas ettiğinde gerçek bir değere dönüşür.

Yeni mezun, kurumun sadece eğiteceği kişi değildir. Kurumun günlük işleyişini, çalışma disiplinini ve karar alma alışkanlıklarını daha ilk aşamada tanıma imkânı bulur. Bu açıdan doğru yönlendirme ile kurumun ihtiyaç duyduğu yetkinliklere göre şekillenebilecek önemli bir insan kaynağıdır. Ayrıca yeni mezunun taze bakışı, uzun süredir aynı şekilde yürütülen süreçlerde zamanla görünmez hale gelen aksaklıkları, eksikleri veya iyileştirme alanlarını daha kolay fark edebilir. Doğru yönlendirildiğinde, zaman içinde beceri, sorumluluk ve değer üretme kapasitesi kazanarak gelecekteki yetkinlik havuzunun parçası haline gelir. Bu yüzden yeni mezuna ayrılan zaman, yalnızca bir eğitim maliyeti değil; kurumsal kapasiteye ve rekabet avantajına dönüşebilecek bir yatırımdır.

Buradaki mesele gençleri tamamen haklı, şirketleri tamamen haksız görmek değildir. Elbette yeni mezunun azimli olması, öğrenmeye açık kalması, iş disiplinini kazanması, emek vermeye ve sorumluluk almaya istekli olması gerekir. Ancak iş dünyası gençlerden tecrübe bekliyorsa, bu deneyimi mümkün kılacak öğrenme ortamını da bilinçli olarak tasarlaması gerekir. İlk iş, ilk hata, ilk rapor, müşteriyle ilk temas, ilk saha ziyareti ve ilk sorumluluk, kariyerin rastlantıya bırakılmayacak kadar kritik basamaklarıdır.

“Tecrübeli eleman bulamıyoruz” cümlesi, yalnızca işgücü piyasasına yöneltilmiş bir şikâyet olarak kalmamalıdır. Aynı zamanda şirketlerin kendi içlerine dönerek sorması gereken daha temel soruları da gündeme getirmelidir: Biz hâlâ yetkinlik üretebiliyor muyuz? Kuruma yeni katılan bir çalışanın gelişimini takip eden, ona rehberlik eden ve zaman içinde daha fazla sorumluluk üstlenmesini sağlayan bir öğrenme düzenimiz var mı? Yoksa geçmişte biriktirdiğimiz insan bilgisini kaybederken, gelecekte ihtiyaç duyacağımız kurumsal değeri de farkında olmadan zayıflatıyor muyuz?

İşler Değişiyor, Öğrenme Yolları Yeniden Kurgulanmalı

World Economic Forum’un The Future of Jobs Report 2025 çalışmasına göre, 2025–2030 döneminde iş dünyasında ihtiyaç duyulan becerilerin önemli ölçüde değişmesi beklenmektedir. Teknolojik değişim, ekonomik belirsizlik, jeoekonomik parçalanma, demografik dönüşüm ve yeşil geçiş; işlerin niteliğini ve beceri ihtiyacını birlikte dönüştürüyor. Bu nedenle yeni mezun tartışmasını yalnızca bölüm tercihiyle değil, üniversite müfredatlarının güncelliğiyle birlikte ele almak gerekir.

İş dünyası ve sanayinin ihtiyaç duyduğu beceriler hızla değişirken, üniversitelerin de öğrenme içeriklerini bu dönüşüme daha hızlı uyarlaması gerekiyor. Dijital okuryazarlık, veriyle çalışma, yapay zeka araçlarını profesyonel kullanma, dijital içerik üretimi ve teknoloji destekli analiz becerileri artık yalnızca teknik bölümlerin değil, hemen her disiplinin tamamlayıcı unsuru haline geliyor.

Bu ihtiyaç, yapay zeka tarafında daha da belirginleşiyor. ZipRecruiter’ın son raporuna göre, yeni mezunların %47’si yapay zekanın kendi alanlarında işe alımı şimdiden etkilediğini düşünüyor; 2026’da mezun olacak öğrencilerin %50,6’sı ise yapay zekanın giriş seviyesi işlerin sayısını azaltacağına inanıyor. Buna rağmen okulda profesyonel kullanım için kapsamlı yapay zeka eğitimi aldığını söyleyenlerin oranı yeni mezunlarda yalnızca %23, 2026’da mezun olacak öğrencilerde ise %29 düzeyinde kalıyor. Bu fark, üniversitelerin diploma kazandırmanın yanında, öğrencilerin değişen işlere hazırlanmasını destekleyen öğrenme ortamları olarak da önemini artırdığını gösteriyor.

Cengage Group’un 2025 Graduate Employability Report bulguları da bu kopukluğu somutlaştırıyor. Raporda, 2025 mezunları arasında kendi alanında tam zamanlı işe yerleşebilenlerin oranının %30’da kaldığı; mezunların %48’inin ise kendi alanlarındaki giriş seviyesi pozisyonlara başvurmak için dahi yeterince hazır hissetmediği belirtilmektedir. Aynı çalışma, işverenlerin pratik ve işe özgü becerileri daha fazla önceliklendirdiğini; eğitimcilerin ise daha çok genel becerileri öne çıkardığını gösteriyor.

Mezunların işe geçişinde bir diğer belirleyici unsur ise üniversite sırasında edinilen iş deneyimidir. ZipRecruiter’ın 2026 Annual Grad Report bulguları bu farkı somut biçimde ortaya koyuyor. Rapora göre üniversite sırasında iş deneyimi edinmiş yeni mezunların istihdam oranı %81,6 iken, bu tür bir deneyimi olmayanlarda oran %40,7’ye düşmektedir. Önceki raporlarla birlikte değerlendirildiğinde, işgücü piyasasının sıkı olduğu dönemlerde işverenlerin deneyim şartını esnetebildiği; daha seçici dönemlerde ise iş deneyiminin yeniden güçlü bir eleme ölçütüne dönüştüğü görülmektedir. Bu da “tecrübe istiyoruz” beklentisinin sabit bir kriter olmadığını; piyasa koşullarına göre sertleşen veya esneyen bir eleme ölçütüne dönüşebildiğini gösteriyor.

Türkiye verileri de benzer biçimde, mezunların işe geçişinin alanlara göre farklılaştığını ortaya koyuyor. TÜİK’in 2024 Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri’ne göre sağlık ve refah, mühendislik/imalat/inşaat ile bilişim ve iletişim teknolojileri alanlarında kayıtlı istihdam oranları daha yüksek seyrederken; sanat ve beşeri bilimler ile sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon alanlarında oranlar daha düşük kalmaktadır. İlk işe yerleşme süresi de bu farkı desteklemektedir: sağlık ve refah mezunları ortalama 8,9 ayda işe yerleşirken, sosyal bilimler, gazetecilik ve enformasyon mezunlarında bu süre 18,1 aya, iş/yönetim/hukuk alanında ise 18,7 aya çıkmaktadır.

Bu tablo, sorumluluğu yalnızca üniversitelere veya gençlere yükleyen kolay açıklamaların yetersiz kaldığını gösteriyor. Evet, müfredatın güncellenmesi, öğrencilerin teknoloji ve iş disiplini açısından güçlenmesi gerekir. Ancak üniversiteden işe geçiş, yalnızca eğitim sürecinde kazanılan bilgiyle değil; bu bilginin iş ortamında deneyime dönüşebileceği yapılarla tamamlanır. Bu nedenle mesele, eğitim sistemi ile iş dünyası arasındaki uyum kadar, şirketlerin gençleri işe alıp geliştirecek öğrenme ortamlarını ne ölçüde kurabildiğiyle de ilgilidir.

Öte yandan Türkiye’de yükseköğretim tarafında atılan son adımlar da bu ihtiyacın artık daha görünür hale geldiğini gösteriyor. 6 Şubat 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan düzenleme ile işletmede mesleki eğitimin en az bir dönem süreyle, programın niteliği, sektörün ihtiyaçları ve öğrenme kazanımlarıyla uyumlu biçimde gerçek iş ortamında yürütülmesi öngörülmüştür. Bu düzenleme, gençlerin iş hayatına geçişinde yalnızca diplomanın yeterli olmadığını; yapılandırılmış iş deneyimi, mentorluk ve işbaşında öğrenme süreçlerinin de belirleyici hale geldiğini göstermektedir.

Bu çerçevede gençlerden beklenen beceri ve tecrübeyi yalnızca onların bireysel hazırlığına bağlamak doğru değildir. Tecrübe ve beceri; eğitim, staj, işbaşında öğrenme, mentorluk, gerçek sorunlarla karşılaşma ve sorumluluk alma süreçleriyle gelişir. Şirketler yeni mezundan hem diploma hem beceri hem de tecrübe bekliyorsa, bu unsurların oluşacağı geçiş mekanizmasına da katkı vermek zorundadır.

Yapay Zeka ve Giriş Seviyesi İşlerin Dönüşümü 

Yapay zekanın yeni mezunlar açısından en kritik etkisi, giriş seviyesi işlerin niteliğini değiştirmesidir. Bu roller basit başlangıç görevlerinden ibaret değildir; eğitimden iş hayatına geçişin, kurum kültürünü tanımanın, iş disiplinini geliştirmenin ve sorumluluk almayı öğrenmenin ilk basamaklarıdır. World Economic Forum ve PwC’nin Ocak 2026 tarihli How AI is Changing Early Careers: A View from Entry-Level Workers çalışması da giriş seviyesi işleri eğitim ile istihdam arasında kritik bir köprü olarak tanımlar. Rapora göre bu roller, çalışanlara gerçek iş ortamında öğrenme imkânı sunarken; işverenler için de idari işler, analiz, araştırma ve operasyonel destek gibi alanlarda günlük değer yaratır.

Ancak bu köprünün yapısı değişiyor. Veri toplama, ilk analizleri hazırlama, rapor düzenleme, müşteri taleplerini sınıflandırma veya standart süreçleri takip etme gibi işler geçmişte yeni mezunların iş öğrenme alanlarıydı. Bu görevlerin giderek daha fazla dijital araçlar ve yapay zeka tarafından üstlenilmesi, yeni başlayanlar için öğrenme merdiveninin ilk basamaklarını daraltıyor. Stanford Digital Economy Lab’in Canaries in the Coal Mine? çalışması da yapay zekaya yüksek maruz kalan mesleklerde, erken kariyer çalışanlarının istihdam baskısını deneyimli çalışanlara göre daha belirgin hissettiğini ortaya koyuyor.

Buradaki çelişki dikkat çekicidir: Şirketler yeni mezunları tecrübesiz bulurken, tecrübe kazandıran temel ve gözleme dayalı işleri de azaltıyor. Rutin işler ortadan kalkarken gençlerden daha ilk günden analiz, muhakeme, teknoloji kullanımı ve karmaşık iş akışlarına uyum bekleniyor. Bu nedenle mesele yapay zekaya karşı çıkmak değildir. Asıl mesele, yapay zekayı yalnızca maliyet azaltma aracı olarak görmek yerine, yeni bir öğrenme mimarisinin parçası olarak tasarlayabilmektir. Aksi halde teknoloji kısa vadede verimlilik sağlarken, şirketlerin gelecekte ihtiyaç duyacağı tecrübenin oluşacağı zemini zayıflatabilir.

Yapay Zeka Çağında Kurumsal Hafıza Riski

Yapay zeka tartışması çoğu zaman verimlilik, hız ve maliyet avantajı üzerinden ele alınıyor. Elbette yapay zeka, tekrar eden işleri azaltabilir, analiz kapasitesini artırabilir ve çalışanların daha karmaşık alanlara odaklanmasını sağlayabilir. Ancak mesele yalnızca daha az insanla daha çok iş yapmak olarak görülürse, maliyet avantajı arayışı şirketlerin öğrenme kapasitesini zayıflatabilir.

MIT’nin The GenAI Divide: State of AI in Business 2025 raporu da bu noktada dikkat çekici bir uyarı sunmaktadır. Rapora göre, kurumsal GenAI yatırımları 30–40 milyar dolar seviyesine ulaşmasına rağmen kurumların %95’i henüz ölçülebilir bir geri dönüş elde edememektedir. Bu bulgu, sorunun yalnızca teknolojiye erişim veya model kalitesiyle açıklanamayacağını; yapay zekanın iş süreçlerine, geri bildirim mekanizmalarına ve kurumsal öğrenme düzenine nasıl entegre edildiğiyle ilgili olduğunu göstermektedir.

The AI Layoff Trap çalışması bu noktada önemli bir uyarı yapıyor: Firmalar tek tek bakıldığında işgücü maliyetini azaltmayı rasyonel görebilir; ancak geniş ölçekte aynı yönde hareket edildiğinde, işini kaybeden çalışanların azalan satın alma gücü firmaların dayandığı toplam talebi zayıflatabilir. Makaleye göre bu durum yalnızca çalışanları değil, uzun vadede firmaların kendi gelir ve kâr zeminini de olumsuz etkileyebilecek bir aşırı otomasyon riski yaratır. Bu argümanı şirket içine taşıdığımızda benzer bir soru ortaya çıkar: Çalışan yalnızca maliyet kalemi midir, yoksa deneyim, müşteri bilgisi, süreç hafızası, problem çözme becerisi ve yeni çalışan yetiştirme kapasitesinin de taşıyıcısı mıdır?

Bu yüzden yapay zeka çağında asıl soru, hangi işlerin otomasyona devredileceğiyle sınırlı kalamaz. Daha önemli soru, şirketlerin teknoloji kullanırken kurum içinde biriken deneyimi, süreç hafızasını ve karar kalitesini nasıl koruyacağıdır. Deneyimli çalışanların bilgisi sisteme aktarılmadan, yeni mezunların öğrenme yolları yeniden tasarlanmadan ve kurumsal hafıza korunmadan otomasyona gidilirse, şirketler verimlilik kazanırken yetkinlik üretme kapasitesini aşındırabilir.

Sonuç ve Değerlendirme

Bugün birçok şirket, işe alımda mümkün olduğunca hazır, tecrübeli ve hızlı katkı verecek çalışanları tercih ediyor. Bu tercih kısa vadede anlaşılabilir görünebilir. Rekabet artmış, maliyet baskısı yükselmiş, iş süreçleri hızlanmış ve hata toleransı azalmıştır. Ancak yalnızca hazır yetkinliğe yönelen bir iş dünyası, farkında olmadan gelecekte ihtiyaç duyacağı yetkinlik havuzunu da daraltmaktadır.

Bu risk soyut değildir. İş dünyası benzer bir sonucu kalifiye mavi yaka işgücü açığında görmeye başlamıştır. Usta-çırak ilişkisinin zayıflaması, işbaşında öğrenme kanallarının daralması ve teknik becerilerin kuşaktan kuşağa aktarımında yaşanan kopukluklar, birçok sektörde yetişmiş eleman bulmayı zorlaştırmıştır. Yeni mezunların iş dünyasına girişinde yaşanan güçlükler de gelecekte benzer bir yetkinlik boşluğunun oluşabileceğini düşündürmektedir. Yeni mezunlara yeterli giriş ve gelişim alanı açılmadığında, yalnızca bugünün işe alım sorunu ertelenmiş olmaz; yarının uzmanlarını, yöneticilerini ve kurumsal hafıza taşıyıcılarını yetiştirme kapasitesi de zayıflayabilir.

Yapay zeka çağında yapılması gereken, gençleri sistemin dışında bırakmak değil; tecrübenin nasıl üretileceğini yeniden düşünmektir. Giriş seviyesi işler yalnızca düşük sorumluluklu başlangıç görevleri değildir; kurum kültürünün öğrenildiği, iş disiplininin kazanıldığı, karar süreçlerinin gözlemlendiği ve kurumsal hafızanın aktarıldığı ilk basamaklardır. Bu basamaklar ortadan kalktığında, şirketler kısa vadede verimlilik kazanırken uzun vadede kendi yetkinlik üretme kapasitesini zayıflatabilir.

Bu nedenle mesele, yalnızca gençlerin iş bulması değil; tecrübenin üretileceği mekanizmaların yeniden kurulmasıdır. Gençlerin öğrenmeye açıklığı, üniversitelerin uygulamalı öğrenme imkânları, sanayinin deneyim kazandıran iş ortamları ve regülasyonların destekleyici rolü birlikte düşünülmelidir. Ancak bu çerçeve yalnızca iyi niyetli bir temenni olarak kalmamalıdır. Şirketlerin içinde mentorluk, işbaşı öğrenme, deneyimli çalışanla eşleştirme, sorumluluğu kademeli artırma ve teknolojiyi öğrenme sürecinin parçası haline getirme gibi somut mekanizmalara dönüşmelidir.

Gerçekten sorun yeni mezunların tecrübesiz olması mı? Yoksa tecrübenin üretildiği zeminin giderek zayıflaması mı?

Bugün şirketler yalnızca yetkin insan arayarak günü kurtarabilir. Ancak tohumu ekmeden hasat beklemek nasıl mümkün değilse, geleceğin yetkin çalışanlarını da bugünün yeni mezunlarına zaman, rehberlik ve sorumluluk vermeden yetiştirmek mümkün değildir. Geleceğin uzmanı, yöneticisi ve kurumsal hafıza taşıyıcısı; bugünün doğru yönlendirilmiş, sorumluluk verilmiş ve gelişimine yatırım yapılmış yeni mezunundan yetişecektir.

Gerçekten Sorun Yeni Mezunların Tecrübesiz Olması Mı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemGül SALDIRANER

EG Partner – SMMM

Bağımsız Denetçi – Sürdürülebilirlik Denetçisi
www.eg-econsulting.com

 

 

Gül Hn Yazı Sonu Görseli

KAYNAKLAR/ REFERENCES

  1. Cengage Group – Cengage Group’s 2025 Employability Report Reveals Growing Gap Between Education and Employment – https://www.cengagegroup.com/news/press-releases/2025/cengage-group-2025-employability-report/?utm
  2. WEF World Economic Forum – How AI is Changing Early Careers: A View from EntryLevel Workers – https://reports.weforum.org/docs/WEF_Briefing_AI_and_Entry-Level_Jobs_January_2026.pdf?utm
  3. WEF World Economic Forum – The Future of Jobs Report 2025  – https://www.weforum.org/publications/the-future-of-jobs-report-2025/
  4. WEF World Economic Forum – The future of jobs: 6 decision-makers on AI and talent strategies – https://www.weforum.org/stories/2026/01/how-ai-will-affect-work-in-different-industries/
  5. Brynjolfsson, E., Chandar, B., & Chen, R. (2025) – Canaries in the Coal Mine? Six Facts about the Recent Employment Effects of Artificial Intelligence – https://digitaleconomy.stanford.edu/app/uploads/2025/11/CanariesintheCoalMine_Nov25.pdf?utm
  6. Annual Grad Report 2026: Building a New Path. Archive includes 2025 Report, The Class of 2023: A Story of Resilience, and 2022 Report.- https://www.ziprecruiter-research.org/annual-grad-report?utm
  7. Falk, B. H., & Tsoukalas, G. (2026). – The AI layoff trap. Working paper. – https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=6448898
  8. Geraghty, T. (2023, February 3). Edgar Schein’s three layers of organisational culture. Psych Safety. – https://psychsafety.com/psychological-safety-edgar-scheins-three-layers-of-organisational-culture/
  9. MIT – The GenAI Divide: State of AI in Business 2025 –https://mlq.ai/media/quarterly_decks/v0.1_State_of_AI_in_Business_2025_Report.pdf?utm
  10. C. Resmi Gazete 06.02.2026 – Yükseköğretimde Uygulamalı Eğitimler Çerçeve Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair  Yönetmelik – https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/02/20260206-4.htm
  11. TÜİK Veri Portalı – Yükseköğretim İstihdam Göstergeleri https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/54096

Kamu İhale Mevzuatı Açısından Hangi Borçlar Vergi Borcu Sayılır?

Kamu İhale Mevzuatı Açısından Hangi Borçlar Vergi Borcu Sayılır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Kamu İhale Mevzuatı Açısından Hangi Borçlar Vergi Borcu Sayılır?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Kamu İhale Mevzuatı Açısından Hangi Borçlar Vergi Borcu Sayılır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; Başvuruya konu ihalede taraflarınca sunulan teklifin EKAP üzerinden 28.01.2026 tarihli ve “…… İKN’lı HBYS Hizmeti Alımı hk.” konulu yazıda vergi borcu ile ilgili ödemenin ihale saatinden sonra yapılması sebebiyle değerlendirme dışı bırakıldığı, ancak söz konusu borcun “karar ilam harcı” olduğu, anılan borcun Kamu İhale Genel Tebliği’nin 17.4.1’inci maddesi gereğince vergi borcu kapsamında olmadığı, ilgili maddede geçen “harçlar ve” ibaresinin, Danıştay Onüçüncü Dairesinin kararına istinaden Kamu İhale Kurulu’nca alınan 09.01.2019 tarihli ve 2019/DK.D-9 sayılı kararı ile anılan Tebliğ’den kaldırıldığı, vergi borcu kapsamında olmadığı açıkça mevzuat ve yargı kararlarıyla ortaya konulan bir borcun, idarece vergi borcu olarak kabul edilmesinin mevzuata uygun olmadığı, ihale tarihi itibariyle tespit edilen 7.244,74 TL tutarındaki borcun yargı harcı borcu (karar ilam harcı) olduğu, dolayısıyla tekliflerinin değerlendirmeye alınması gerektiği iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde;  4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhaleye katılımda yeterlik kuralları” başlıklı 10’uncu maddesinde “… Aşağıda belirtilen durumlardaki istekliler ihale dışı bırakılır:

d) Türkiye’nin veya kendi ülkesinin mevzuat hükümleri uyarınca kesinleşmiş vergi borcu olan.

Bu madde kapsamında istenen belgelerden hangilerinin taahhütname olarak sunulabileceği Kurum tarafından belirlenir. Gerçeğe aykırı hususlar içeren taahhütname sunulması veya ihale üzerinde kalan istekli tarafından taahhüt altına alınan durumu tevsik eden belgelerin sözleşme imzalanmadan önce verilmemesi halinde bu durumda olanlar ihale dışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilir.” hükmü,

 

Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliği’nin “İlke ve kurallar” başlıklı 4’üncü maddesinde “…(3) EKAP’ta iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesi için yapılan yönlendirmelere uyulması zorunludur. Bu zorunluluklara uyulmaması halinde EKAP’ta iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesi ile ilgili kısıtlamalar getirilebilir. …” hükmü,

“Başvuru ve/veya tekliflerin hazırlanması ve gönderilmesi” başlıklı 10’uncu  maddesinde “(1) Başvuru veya tekliflerin gönderilmesinde e-teklif kullanılır. E-teklifler; başvuru/teklif mektubu ile idari şartname düzenlemeleri esas alınarak oluşturulan ihaleye katılım belgesi ve diğer ekler kullanılarak hazırlanır ve e-imza ile imzalanarak ihale tarih ve saatine kadar gönderilir.

(2) İhaleye katılım belgesinin hazırlanmasında;

a) Doğrudan EKAP’ta oluşturulan,

b) Entegrasyonlar aracılığıyla erişilen,

c) (a) veya (b) bendi kapsamı dışındakilere ilişkin EKAP’a yüklenen, bilgi ve belgeler kullanılır. Entegrasyonlardan kaynaklanan teknik sorunlar nedeniyle gerekli bilgi ve belgelere ulaşılamaması durumunda bunlara ilişkin belgeler de (c) bendi kapsamında EKAP’a yüklenir. (c) bendi kapsamında yüklenecek belgelerde, ilgili uygulama yönetmeliğinin belgelerin sunuluş şekline ilişkin hükümleri esas alınır.

(3) Aday ve istekliler, ikinci fıkra kapsamındaki bilgi ve belgelerin tam, doğru ve güncel olmasını sağlamakla yükümlüdür.

(6) Tekliflerin gönderilebilmesi için ihaleye katılım belgesindeki zorunlu alanların doldurulması ve geçici teminat tutarının yeterli olması gerekir…” hükmü,

“Başvuru ve/veya tekliflerin açılması” başlıklı 11’inci maddesinde “(1) Teklifler, ihale  komisyonu tarafından ihale tarih ve saatinde EKAP’ta açılır. Yaklaşık maliyet tutarı ile teklif

verenler ve teklif fiyatları isteklilerin erişimine açılır. Bu aşamada, isteklilerin geçici  teminatlarının uygun olup olmadığı, EKAP üzerinden yapılan sorgulamalara göre; ihaletarihi itibarıyla ihalelere katılmaktan yasaklı olup olmadığı ile kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığı kontrol edilir…

(2) Birinci fıkra kapsamında yapılan işlemlere ilişkin hususlar ile yaklaşık maliyet tutarı, teklif verenler ile teklif fiyatları ve varsa açılamayan teklifler tutanağa bağlanır ve bu tutanak isteklilere bildirilir…” hükmü,

“Başvuru ve/veya tekliflerin değerlendirilmesi ile ihalenin karara bağlanması” başlıklı 12’nci maddesinde “(1) Teklifler açıldıktan sonra 11 inci maddenin birinci fıkrasına göre uygun bulunmayan teklifler değerlendirme dışı bırakılır. Pazarlık usulüyle yapılan ihalelerde son fiyat tekliflerinin alınması işlemi, elektronik eksiltme yapılan ihalelerde ise eksiltme işlemleri; teklifi bu aşamada değerlendirme dışı bırakılmayan istekliler davet edilerek gerçekleştirilir.

(2) Birinci fıkraya göre uygun olduğu anlaşılan tekliflerden ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif olması öngörülenlerin değerlendirilmesine geçilir. Bu değerlendirme, idari şartname düzenlemeleri çerçevesinde ihaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgeler esas alınarak yapılır. Değerlendirme işlemi; aşırı düşük teklif açıklaması istenen ihalelerde, teklifi aşırı düşük olan isteklilerin tamamı için gerçekleştirilir. Belli istekliler arasında ihale usulüyle yapılan ihalelerde tüm başvurular ve/veya teklifler değerlendirilir…” hükmü,

Kamu İhale Genel Tebliği’nin “İsteklilerden 4734 sayılı Kanunun 10’uncu maddenin dördüncü fıkrasına göre istenecek belgeler” başlıklı 17’nci maddesinin 17.3 ve 17.4 numaralı alt maddelerinde “17.3. 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin son fıkrasının (c) bendi uygulamasında kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcunun belirlenmesinde aşağıda belirtilen

hususlar esas alınacaktır:

17.3.1. Türkiye genelindeki borç asıl ve fer’ileri toplamı dikkate alınmak kaydıyla, isteklilerin;

a) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı çalıştıran tüzel kişiliği haiz işveren olması halinde;

1) Gerek kendilerine ait işyerlerinin, gerek devir aldıkları işyerlerinin, gerekse kendi işyerleriyle birleşen veya kendi işyerlerine katılan işyerlerinin muaccel hale gelmiş sigorta

primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi borçları ile bunlara ilişkin gecikme

cezası, gecikme zamları ile diğer fer’ileri,

2) 1/5/2004 tarihinden sonra biten ihale konusu işler ve özel bina inşaatı işyerlerinden

dolayı gerek Sosyal Güvenlik Kurumunca yapılan araştırma, gerekse Serbest Muhasebeci

Mali Müşavirler ile Yeminli Mali Müşavirlerce İşyeri Kayıtlarının İncelenmesi Hakkında

Yönetmelik gereğince yapılan inceleme sonucunda, fark işçilik matrahı üzerinden bulunan ve

isteklilerce ödenmesi kabul edilen prim, gecikme cezası ve gecikme zammı tutarları,

3) İşin yürütümü için gerekli olan asgari işçilik miktarının tespiti hususunda Sosyal Güvenlik Kurumu denetim elemanlarınca düzenlenen raporlarda önerilen asgari işçilik  miktarı üzerinden hesaplanan prim, gecikme cezası ve gecikme zammı tutarlarının idari aşamada kesinleşmiş olan kısımları,

4) Sosyal Güvenlik Kurumunun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca, fiilen yapılan denetimler sonucunda veya işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden ya da kamu

idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma,

denetim ve incelemeler neticesinde veya kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından

düzenlenen belge veya alınan bilgilerden çalıştığı tespit edildiği halde bu çalışmaları veya

prime esas kazancı Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmeyen veya eksik bildirilen

sigortalılardan dolayı tahakkuk ettirilen sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik

sigortası primi borçları ile bunlara ilişkin gecikme cezası, gecikme zamları ve diğer

fer’ilerinin idari aşamada kesinleşmiş olan kısımları,

5) Kesinleşmiş mahkeme kararları uyarınca geriye doğru verilen prim belgelerine

istinaden oluşan ve muaccel hale gelmiş sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik

sigortası primi borçları ile bunlara ilişkin gecikme cezası, gecikme zamları ve diğer fer’ileri,

6) Ay içinde bazı iş günlerinde çalıştırılmadığına veya eksik ücret ödendiğine dair

belgeleri Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmeyen veya verilen belgeleri anılan Kurumca

geçerli sayılmaması nedeniyle tahakkuk ettirilen sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi,

işsizlik sigortası primi borçları ile bunlara ilişkin gecikme cezası, gecikme zamları ve diğer fer’ilerinin idari aşamada kesinleşmiş olan kısımları,

7) Bir işverenin işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin bir işte veya bir

işin bölüm veya eklentilerinde, iş alan ve bu iş için görevlendirdiği sigortalıları çalıştıran alt

işverenin, bu işyerlerinde çalıştırdıkları sigortalılardan dolayı tahakkuk eden ve ödenmeyen

sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi ile bunlara ilişkin gecikme

cezası, gecikme ve diğer fer’ileri,

8) Ortağı olduğu şirketin sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası

primi ile bunlara ait gecikme cezası, gecikme zamları ve diğer fer’ilerine ilişkin borçlarından

ötürü, (şirketin nevi dikkate alınarak) sorumlu olduğu tutarları,

b) 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi

kapsamında sigortalı sayılanları çalıştıran tüzel kişi olması halinde; 5510 sayılı Kanunun 4

üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanları

çalıştırmalarından dolayı yukarıda (a) bendinde sayılan borçların yanı sıra (c) bendi

kapsamında sigortalı sayılanları çalıştırmalarından dolayı yasal ödeme süresi geçmiş prim,

kesenek ve kurum karşılıkları ile bunların gecikme cezası, gecikme zammı ve diğer fer’ileri,

c) 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 4 üncü

maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanları çalıştırmasından

dolayı gerçek kişiliği haiz işveren, kendi sigortalılığından dolayı ise, 5510 sayılı Kanunun 4

üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılması halinde;

5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında

sigortalı sayılanlardan dolayı yukarıda (a) bendinde sayılan borçları ile gerek üst düzey

yöneticisi olduğu ve gerekse ortağı olduğu şirketin Kuruma olan sigorta primi, sosyal

güvenlik destek primi, issizlik sigortası primi ile bunlara ait gecikme cezası, gecikme zamları

ve diğer fer’ilerine ilişkin borçlarından ötürü, şirketin nevisi dikkate alınarak sorumlu olduğu

tutarlar ile 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki

çalışmasından dolayı yasal ödeme süresi geçmiş prim ve sosyal güvenlik destek primi borçları

(Ek ibare: 27/04/2016–29696 R.G. / 1. Md.)ve 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin

birinci fıkrasının (g) bendi kapsamındaki genel sağlık sigortası prim borçları ile bunların

gecikme cezası, gecikme zammı ve diğer fer’ileri,

ç) Sadece 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi

kapsamında sigortalı sayılması veya sosyal güvenlik destek primi ödeme yükümlüsü olması

halinde;5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında

sigortalı sayılmasından veya sosyal güvenlik destek primi ödeme yükümlülüğünden doğan

yasal ödeme süresi geçmiş prim, sosyal güvenlik destek primi borçları(Ek ibare: 27/04/2016–

29696 R.G. / 2. md.)ile 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi

kapsamındaki genel sağlık sigortası prim borçları ve bunların gecikme cezası, gecikme zammı

ve diğer fer’ileri, ile gerek üst düzey yöneticisi olduğu ve gerekse ortağı olduğu işveren

şirketin 5510 sayılı Kanun kapsamında Kuruma olan sigorta primi, sosyal güvenlik destek

primi, işsizlik sigortası primi ile bunlara ait gecikme cezası, gecikme zamları ve diğer

fer’ilerine ilişkin borçlarından ötürü, şirketin nevisi dikkate alınarak sorumlu olduğu

tutarları, kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcu olarak kabul edilecektir.

17.3.2. Öte yandan isteklinin Türkiye genelindeki;

1) İlgili kanunlara göre tecil ve taksitlendirilerek ya da özel kanunlara göre yeniden

yapılandırılarak ödeme planına bağlanan ve anılan kanunlar gereğince tecil ve taksitlendirmeye ya da yapılandırmaya ilişkin taksit ve/veya cari aya ilişkin ödeme

yükümlülükleri yerine getirilmiş olması kaydıyla, tecil ve taksitlendirmeye ya da yeniden

yapılandırmaya konu prim, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi, kesenek,

kurum karşılığı ile bunların fer’ileri,

2) (a) bendi kapsamına giren sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik

sigortası primi ile bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

3) (b) bendi kapsamına giren ve 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara ilişkin sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi ile bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

4) (b) bendi kapsamına giren ve 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci

fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara ilişkin prim, kesenek, kurum karşılığı ile

bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

5) (c) bendi kapsamına giren ve 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlara ilişkin sigorta primi, sosyal güvenlik destek primi, işsizlik sigortası primi ile bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

6) (c) bendi kapsamına giren ve 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci

fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılan sigortalılığından doğan prim borçları, sosyal

güvenlik destek primi borçları ve 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının

(g) bendi kapsamındaki genel sağlık sigortası prim borçları ile bunların fer’ileri toplamı

5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

7) (ç) bendi kapsamına giren ve 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sayılan sigortalılığından doğan prim borçları, sosyal güvenlik destek primi borçları ile 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamındaki genel sağlık sigortası prim borçları ile bunların fer’ileri toplamı 5.000 TL’yi aşmayan borçlar,

8) Tasarrufa teşvik kesintisi ve katkı tutarları, konut edindirme yardımı, idari para cezaları borçları,

9) İlgili kanunlar uyarınca takip ve tahsil görevi verilmiş olan özel işlem vergisi, eğitime katkı payı ve damga vergisi ile bunlara bağlı gecikme zamları, kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcu olarak değerlendirilmeyecektir.

İsteklinin;

a) İlgili mevzuatına göre tahakkuk eden prim borçlarının süresi içinde ödenmemesi

halinde kesinleşmiş prim borcu olduğu,

b) Prim borcuna karşı dava açılması halinde, bu dava sürecinde veya sonucunda takip

ve tahsili durduracak geçici veya nihai bir karar bulunmadığı durumlarda kesinleşmiş prim

borcu olduğu,

c) Prim borcunun 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun

hükümleri çerçevesinde cebren tahsili yolunda tesis edilen işlemlere karşı dava açılması

halinde, bu dava sürecinde veya sonucunda takip ve tahsili durduracak geçici veya nihai bir

karar bulunmadığı durumlarda kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcu olduğu,

d) Vadesi geçtiği halde ödenmemiş ancak ilgili kurum tarafından belli bir vadeye

bağlanarak tecil edilmiş prim borçlarının, vadesindeki ödemeler aksatılmadığı sürece,

kesinleşmiş prim borcu olmadığı, kabul edilecektir.

17.3.3. İsteklilerin sosyal güvenlik prim borcu olmadığına ilişkin belgeyi işyerinin kayıtlı bulunduğu Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünden/Sosyal Güvenlik Merkezinden alması,

bu belgenin; ilgili müdürlükçe aynı işverene ait Türkiye genelini kapsayacak şekilde

yapılacak araştırma neticesinde düzenlenmesi ve (Ek ibare: 13.09.2019-30887 R.G./1. md.,

yürürlük:23.09.2019) son başvuru ve/veya ihale tarihi itibarıyla olan durumu göstermesi

gerekmektedir. Aynı isteklinin başka yerlerdeki işyeri sicil kayıtlarına ilişkin sosyal güvenlik

prim borcu bulunduğunun idarelerce tespit edilmesi halinde 4734 sayılı Kanunun 10 uncu

maddesi uyarınca işlem yapılması gerekmektedir.

17.3.4. Sosyal güvenlik prim borcu olmadığına ilişkin olarak; gerçek kişi isteklilerin

5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bendi kapsamında Sosyal

Güvenlik Kurumuna prim borcu olmadığına dair belge, tüzel kişi isteklilerin ise 5510 sayılı

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bendi kapsamında Sosyal Güvenlik

Kurumuna sosyal güvenlik prim borcu olmadığına dair belge vermeleri yeterli olacak, tüzel

kişi isteklilerin ortağı olan gerçek kişilerin 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci

fıkrasının (b) bendi kapsamında prim borcu olmadığına ilişkin belge istenmeyecektir.

Yabancı istekliler için Kanunun 10 uncu maddesinin (a), (b) ve (g) bentleri için bu

Tebliğde belirtilen açıklamalar çerçevesinde uygulama yapılacaktır.

17.4. 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendine ilişkin

olarak,

17.4.1. Yıllık gelir, yıllık kurumlar, katma değer, özel tüketim, özel iletişim, motorlu taşıtlar, şans oyunları, damga, banka ve sigorta muameleleri vergileri, gelir ve kurumlar vergisine ilişkin tevkifatlar ve geçici vergiler ile bu alacaklara ilişkin vergi ziyaı cezaları, gecikme zammı ve faizleri bağlamında toplam 5.000 TL’yi aşan tutarlardaki borçlar vergi borcu olarak kabul edilecektir.

17.4.2. İsteklinin;

a) Beyan üzerine alınan veya maktu olarak belirlenip ödemesi belirli tarihlerde yapılan vergilerde ödeme vadesi geçmiş olup ödeme yapılmamış ise kesinleşmiş vergi borcu olduğu,

b) Vergi borcunun 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun

hükümleri çerçevesinde cebren tahsili yolunda tesis edilen işlemlere karşı dava açılması

halinde, bu dava sürecinde veya sonucunda takip ve tahsili durduracak geçici veya nihai bir

karar bulunmadığı durumlarda kesinleşmiş vergi borcu olduğu,

c) Resen, ikmalen veya idarece yapılan tarhiyatlara karşı vergi yargısında dava

açılmışsa bu dava üzerine tahsil edilebilir hale gelmiş ve süresinde ödenmemiş alacak

bulunmadığı sürece kesinleşmiş vergi borcu olmadığı,

ç) Resen, ikmalen veya idarece yapılan tarhiyatlara karşı dava açma süresi

geçirilmediği sürece, kesinleşmiş vergi borcu olmadığı,

d) Vadesi geçtiği halde ödenmemiş ancak vergi idaresi tarafından taksitlendirilmiş

veya tecil edilmiş vergi borçlarının, vadesindeki ödemeler aksatılmadığı sürece, kesinleşmiş

vergi borcu olmadığı, kabul edilecektir.

17.4.3. İsteklilerin vergi borcu olmadığına ilişkin belgeyi, başvuracakları herhangi

bir vergi dairesinden veya Gelir İdaresi Başkanlığının internet adresi (www.gib.gov.tr)

üzerinden almaları mümkündür. Bu belgenin; son başvuru ve/veya ihale tarihi itibarıyla olan

durumu göstermesi ve isteklinin 17.4.1. numaralı alt maddede belirtilen alacak türlerinden

olan borçları dikkate alınarak ilgili vergi dairelerinden temin edilen bilgiler kapsamında

düzenlenmesi gerekmektedir.

17.6.3. 4734 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a), (b), (c), (d),

(e) ve (g) bentleri gereğince, ihaleye katılan isteklinin teklifinin başka bir sebeple

değerlendirme dışı bırakılıp bırakılmadığı, bu isteklinin teklifinin ekonomik açıdan en

avantajlı teklif olup olmadığı veya ihalenin iptal edilip edilmediğine bakılmaksızın,

isteklilerin taahhüt edilen duruma aykırı hususlarının bulunduğunun anlaşılması (sosyal

güvenlik prim veya vergi borcu bulunması gibi) halinde, bu durumda olanların ihale dışı

bırakılarak geçici teminatlarının gelir kaydedilmesi, ancak haklarında ihalelere katılmaktan

yasaklama kararı verilmemesi gerekmektedir.” açıklamaları,

İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde

“2.1. İhale konusu işin/alımın;

a) Adı: Hastane Bilgi Yönetim Sistemi Hizmeti

b) Türü: Hizmet alımı

c) İlgili Uygulama Yönetmeliği: Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği

ç) Miktarı: 12 Ay Süreli Hastane Bilgi Yönetim Sistemi Hizmet alımı

Ayrıntılı bilgi idari şartnamenin ekinde yer almaktadır.

d) İşin yapılacağı/malın teslim edileceği yer: …… İl Sağlık Müdürlüğü, ……düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin “Tekliflerin açılması ve değerlendirilmesi” başlıklı 29’uncu maddesinde “29.1. Teklifler, ihale komisyonu tarafından ihale tarih ve saatinde EKAP ta açılır. Yaklaşık maliyet tutarı ile teklif verenler ve teklif fiyatları isteklilerin erişimine açılır.

29.2. Bu aşamada, isteklilerin geçici teminatlarının uygun olup olmadığı ve EKAP üzerinden yapılan sorgulamalara göre; ihale tarihi itibarıyla ihalelere katılmaktan yasaklı olup olmadığı ile kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığı kontrol edilir. Yabancı isteklilerin; ihale tarihi itibarıyla kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığına yönelik kontrol Türkiye deki borçları yönünden yapılır, kendi ülkelerinin mevzuat hükümleri uyarınca kesinleşmiş vergi ya da sosyal güvenlik prim borçlarının bulunup bulunmadığına ilişkin kontrol ise sözleşmenin imzalanması aşamasında gerçekleştirilir. İlgisine göre yaklaşık maliyet tutarı, teklif verenler, teklif fiyatları ve açılamayan teklifler ile yapılan diğer işlemlere ilişkin hususlar tutanağa bağlanır ve bu tutanak isteklilere bildirilir.

29.3. Teklifler açıldıktan sonra 29.2 nci madde kapsamında uygun bulunmayan

teklifler değerlendirme dışı bırakılır.

29.4. Bu madde boş bırakılmıştır.

29.5. 29.3 üncü ve 29.4 üncü maddelere göre uygun olduğu anlaşılan tekliflerden,

ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif olması öngörülenlerin

değerlendirilmesine geçilir. Aşırı düşük teklif açıklaması istenen ihalelerde, aşırı düşük

tekliflerin tamamı değerlendirilir.

29.6. Değerlendirme işlemi, bu Şartname düzenlemeleri çerçevesinde ihaleye katılım

belgesine aktarılan bilgi ve belgeler esas alınarak yapılır. İhaleye katılım belgesine aktarılan bilgi ve belgelerden; entegrasyonlar aracılığıyla veya EKAP ya da diğer kamu kurum ve

kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının internet sayfası üzerinden

erişilebilenlerin teyit işlemi gerçekleştirilir. İhaleye katılım belgesine aktarılan belgelerden

belirtilen yöntemlerle teyit edilemeyenler bu haliyle değerlendirmeye esas alınır ve ihtiyaç

duyulması hali hariç bu belgelerin fiziki olarak sunulması istenmez. …” düzenlemesi

bulunmaktadır.

Vergi borcunun sorgulanmasına ilişkin Kamu İhale Kurulunun 01.10.2025 tarihli ve

2025/DK.D-361 sayılı kararı ile “… Kurumumuza yapılan başvurularda istekiler tarafından

vergi borcu sorgulamalarına ilişkin olarak özetle;

Vergi borcu sorgulamalarında, kamu ihale mevzuatı gereğince kesinleşmiş vergi borcu

olarak kabul edilmemesi gereken hususların da (trafik cezası, mahkeme harçları gibi) vergi

borcu sorgulamalarına yansıyabildiği,

hususları aktarılmıştır.

1) İstekliler tarafından teklif verme aşamasında, İhaleye Katılım Belgesi e-formlarında

ilgili alana, teklif tarihinden geriye doğru üç iş günü içinde alınmış vergi borcu olmadığına

ilişkin doğrulanabilir bir belgenin yüklenmesine imkân sağlanmasına,

2) İhale komisyonu tarafından tekliflerin açılması aşamasında Elektronik Kamu

Alımları Platformu (EKAP) üzerinden Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) entegrasyonu

aracılığıyla yapılan vergi borcu sorgulaması neticesinde borcu çıkan isteklilerden ihaleye

katılım belgesinde vergi borcu bulunmadığını gösterir teklif tarihinden geriye doğru üç iş

günü içinde alınmış vergi borcu olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belge yüklememiş veya

bu belge dışında bir belge yüklemiş isteklilerin tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılması ve

geçici teminatlarının gelir kaydedilmesine,

3) İhale komisyonu tarafından yapılan sorgulama neticesinde borcu çıkan isteklilerden

İhaleye Katılım Belgesi’nde teklif tarihinden geriye doğru üç iş günü içinde alınmış vergi

borcu olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belge yüklemiş isteklilere, EKAP üzerinden

bildirim yapılarak iki iş gününden az olmamak üzere makul süre verilmesi, bu süre içinde

vergi borcu olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belgeyi idareye sunan isteklilerin

tekliflerinin geçerli kabul edilerek ihale işlemlerine devam edilmesi, verilen sürede bu bilgi

eksikliğini gidermeyen isteklilerin tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılması ve geçici

teminatlarının gelir kaydedilmesine,

4) İhaleye Katılım Belgesi’nde, “Katılım ve Yeterlik Kriterleri” bölümüne “Sosyal

Güvenlik Prim Borcu Yoktur Belgesi” satırından sonra gelmek ve tekliflerin gönderilebilmesi

için doldurulması zorunlu alan olarak belirlenmemek üzere “Vergi Borcu Olmadığına İlişkin

Belge” başlıklı yeni bir satır açılmasına,

5) Yukarıdaki maddelerin, ilanı veya duyurusu 8/10/2025 tarihi ve sonrasında yapılacak olan ihalelerde uygulanmasına…” karar verilmiştir.

Başvuruya konu ihalenin ….. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen “Hastane Bilgi Yönetim Sistemleri” hizmet ihalesi olduğu, bahse konu ihalede dört adet ihale dokümanı indirildiği, 19.01.2026 tarihinde yapılan ihaleye 2 isteklinin katıldığı, 11.02.2026 tarihli ihale komisyonu kararı ile ihalenin …… Bilgi Teknolojileri Anonim Şirketi üzerinde bırakıldığı ve ekonomik açıdan ikinci avantajlı teklif sahibi belirlenmediği görülmüştür.

Başvuruya konu ihalenin İlan tarihinin 19.12.2025 olduğu, ilanı veya duyurusu 08.10.2025 tarihi ve sonrasında yapılan ihalelerde istekliler tarafından teklif verme aşamasında, İhaleye Katılım Belgesi e-formlarında ilgili alana, teklif tarihinden geriye doğru üç iş günü içinde alınmış doğrulanabilir bir “vergi borcu yoktur” belgesinin yüklenmesine imkan sağlandığı,

İhale komisyonu tarafından tekliflerin açılması aşamasında EKAP üzerinden GİB entegrasyonu aracılığıyla yapılan vergi borcu sorgulaması neticesinde borcu çıkan isteklilerden ihaleye katılım belgesinde vergi borcu bulunmadığını gösterir teklif tarihinden geriye doğru üç iş günü içinde alınmış vergi borcu olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belge yüklememiş veya bu belge dışında bir belge yüklemiş isteklilerin tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılacağı ve geçici teminatlarının gelir kaydedileceği, diğer taraftan; teklif tarihinden geriye doğru üç iş günü içinde alınmış vergi borcu olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belge yüklemiş isteklilere, EKAP üzerinden bildirim yapılarak iki iş gününden az olmamak üzere makul süre verileceği, bu süre içinde vergi borcu olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belgeyi idareye sunan isteklilerin tekliflerinin geçerli kabul edilerek ihale işlemlerine devam edileceği, verilen sürede bu bilgi eksikliğini gidermeyen isteklilerin tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılarak geçici teminatlarının gelir kaydedileceği anlaşılmaktadır.

Başvuruya konu ihaleye teklif sunan isteklilere 19.01.2026 tarihinde EKAP üzerinden gönderilen tekliflerin açılmasına ilişkin tutanakta başvuru sahibi …..Bilgisayar Program ve Hizmetleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi için “Vergi Borcu” satırında “Kontrol Edilmektedir” ifadesinin yer aldığı, 10.02.2026 tarihli ikinci tutanakta ise söz konusu ifadenin “5.000 TRY tutarını aşan borç bulunmaktadır” şeklinde değiştiği,

İdare tarafından başvuru sahibine yönelik olarak 19.01.2026 tarihinde gerçekleştirilen  “Kesinleşmiş Vergi Borcu Sorgulaması” belgesinin sorgu sonucu kısmında 2026 yılına ilişkin

Etimesgut Vergi Dairesi Müdürlüğünden 7.244,74 TL tutarında bir “Karar ve İlam Harcı (9166)” türünde borcun bulunduğu görülmektedir. Bahse konu sorgulama sonrasında idarece başvuru sahibi istekliye 20.01.2026 tarihli ve “Vergi borcu” konulu EKAP üzerinden gönderilen yazıda “Müdürlüğümüzce yapılan …… ihale kayıt numaralı 12 Ay Süreli Hastane Bilgi Yönetim Sistemi Hizmet alımı ihalesinde yapılan sorgulama neticesinde 7.244,74 TL vergi borcunuz olduğu görülmüştür.

2025/DK.D-361 sayılı Kamu İhale Kurulu Kararında borcu çıkan isteklilerden İhaleye Katılım Belgesi’nde teklif tarihinden geriye doğru üç iş günü içinde alınmış vergi borcu  olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belge yüklemiş isteklilere, EKAP üzerinden bildirim yapılarak iki iş gününden az olmamak üzere makul süre verileceği belirtilmiştir. Kurul kararı gereği tarafınıza iki iş günü süre verilmiş olup; bu süre içinde vergi borcu olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belgeyi (İhale tarihi itibariyle Vergi Borcu Yoktur yazısını ve ödeme tarih ve saatinin bulunduğu dekontu) idaremizi göndermeniz hususunda…” ifadelerine yer verildiği,

Söz konusu talep üzerine anılan istekli tarafından sunulan belgelere ilişkin olarak idarece EKAP üzerinden 28.01.2026 tarihli ve “……. İKN’lı HBYS Hizmeti Alımı hk.” konulu yazıda “Müdürlüğümüzce yapılan ….. ihale kayıt numaralı 12 Ay Süreli Hastane Bilgi Yönetim Sistemi Hizmet alımı ihalesinde vergi borcunuzun bulunduğunun tespiti üzerine firmanızdan vergi borcunuzun olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belgeyi (İhale tarihi itibariyle Vergi Borcu Yoktur yazısını ve ödeme tarih ve saatinin bulunduğu dekontu) idaremize göndermeniz talep edilmiş ve sonrasında firmanız tarafından ödeme alındısı, vergi borcu yoktur yazısı ve cevap yazınız tarafımıza iletilmiştir. Firmanız tarafından sunulan vergi borcu ödeme alındısının saatinin ihale saatinden sonra olduğu, firmanız tarafından ödemenin ihale saatinden sonra yapıldığı görülmüştür.

Komisyonumuzca yapılan değerlendirme neticesinde firmanız tarafından vergi borcu ile ilgili ödemenin ihale saatinden sonra yapılması sebebiyle belgenin geçerli kabul edilmemesi ve ihaleye ekonomik açıdan ikinci en avantajlı fiyat veren istekliyle demo sürecinin devam ettirilmesi uygun görülmüştür. …” ifadelerine yer verildiği,

11.02.2026 tarihli ihale komisyonu kararında ise “… İhaleye teklif veren istekli …..Bilgisayar Program Ve Hiz. San. Tic. A.Ş.’nin EKAP tarafından yapılan sorgulama sonucunda vergi borcunun bulunduğu tespit edilmiştir.

Vergi borcu olduğu tespit edilen istekli ……….. Bilgisayar Program ve Hiz. San. Tic. A.Ş.’den vergi borcunun olmadığına ilişkin doğrulanabilir bir belge (İhale tarihi itibariyle Vergi Borcu Yoktur yazısını ve ödeme tarih ve saatinin bulunduğu dekont) talep edilmiştir. Yasal süre içerisinde ödeme alındısı ve vergi borcu yoktur yazısı tarafımıza ulaştırılmıştır. Gönderilen belgeler incelendiğinde vergi borcunun ödemesinin ihale saatinden sonra yapıldığı tespit edilmiştir. Komisyonumuzca yapılan değerlendirme neticesinde vergi borcu ile ilgili ödemenin ihale saatinden sonra yapılması sebebiyle belgenin geçerli kabul edilmemesi ve teklifin değerlendirme dışı bırakılmasına karar verilmiştir. …” ifadelerine yer verilerek başvuru sahibinin teklifinin vergi borcu bulunduğu ve bu borcun ihale tarih ve saatinden sonra ödendiği gerekçesine yer verilerek değerlendirme dışı bırakıldığı anlaşılmıştır.

Yapılan incelemede, başvuru sahibi …….Bilgisayar Program ve Hizmetleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi tarafından ihaleye katılım belgesinin “Vergi Borcu Olmadığına İlişkin Belge” satırına teklif tarihinden geriye doğru üç iş günü içinde alınmış vadesi geçmiş vergi borcunun bulunmadığına ilişkin belgenin yüklendiği tespit edilmiştir.

İdarece ihale tarihi olan 19.01.2026 tarihli başvuru sahibine yönelik olarak gerçekleştirilen “Kesinleşmiş Vergi Borcu Sorgulaması” belgesinin sorgu sonucu kısmında 2026 yılına ilişkin Etimesgut Vergi Dairesi Müdürlüğü kayıtlarında yer alan 7.244,74 TL tutarında “Karar ve İlam Harcı” türünde borç olduğu anlaşılmaktadır.

Kamu İhale Kurulu’nun 09.01.2019 tarihli ve 2019/DK.D-9 sayılı kararında “Danıştay 13. Dairesi’nin 24/09/2018 tarihli ve E: 2018/1200 sayılı kararı gereğince işlem tesis edilmesi gerektiğinden Kamu İhale Genel Tebliğinin 17.4.1 inci maddesindeki “harçlar ve” ibaresi yürürlükten kaldırılmaktadır.” ifadelerine yer verilerek Kamu İhale Genel Tebliği’nin 17.4.1’inci maddesindeki “harçlar ve” ibaresi yürürlükten kaldırıldığı, söz konusu kararın sonuç kısmında “… kararın ilgili kısmının, Kurumun resmi internet sitesinde yayımlanmasına” karar verilmiştir. Anılan kararın ardından Kamu İhale Kurumunun internet sitesinde 11.01.2019 tarihinde yayımlanan duyuruda “… anılan Tebliğ değişikliği ile ilgili olarak açılan davada Danıştay 13. Dairesi tarafından “harçlar” ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş olup, bu hususa ilişkin olarak Kamu İhale Kurulu tarafından 09.01.2019 tarihli ve 2019/DK.D-9 sayılı Kurul kararı alınmıştır. Anılan karar uyarınca Kamu İhale Genel Tebliğinin 17.4.1 inci maddesi kapsamında isteklinin vergi borcunun hesabında “harçlar” dikkate alınmayacak olup, idarelerce yapılacak işlemlerde söz konusu Kurul kararına göre işlem tesis edilmesi gerekmektedir.” hususlarına yer verilmiştir.

Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ve tespitler çerçevesinde, başvuru sahibi ………..

Bilgisayar Program ve Hizmetleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketine yönelik olarak idarece ihale tarihi olan 19.01.2026 tarihinde gerçekleştirilen vergi borcu sorgulamasında karar ilam harcı olduğu anlaşılan bir borcun olduğu görülmekle birlikte, yukarıda aktarılan Danıştay kararı ve Tebliğ değişikliği çerçevesinde harçların vergi borcu kapsamından çıkarıldığı dikkate alındığında, idarece başvuru sahibinin bu gerekçe ile teklifi değerlendirme dışı bırakılması işleminin yerinde olmadığı ve anılan isteklinin teklifinin değerlendirmeye alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Kamu İhale Mevzuatı Açısından Hangi Borçlar Vergi Borcu Sayılır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

https://www.simdata.org/

SEO Bitti mi? Google’ın Ajan Çağı, Dijital Pazarlamayı ve Satın Almayı Baştan Yazıyor

Satınalma Ve Tedarik Zincirinde Yapay Zeka Eğitimi Haber Seo Bitti Mi Google'ın Ajan çağı, Dijital Pazarlamayı Ve Satın Almayı Baştan Yazıyor

SEO Bitti mi? Google’ın Ajan Çağı, Dijital Pazarlamayı ve Satın Almayı Baştan Yazıyor

Satınalma Ve Tedarik Zincirinde Yapay Zeka Eğitimi Haber Seo Bitti Mi Google'ın Ajan çağı, Dijital Pazarlamayı Ve Satın Almayı Baştan YazıyorBir soruyla başlayalım. Geçtiğimiz bir senede Google’da bir arama sonucundaki maviye boyalı bir bağlantıya en son ne zaman tıkladınız? Çoğumuz için cevap belirsiz, çünkü aradığımız şeyin özetini zaten ekranın en üstünde hazır buluyoruz. Bu küçük alışkanlık değişikliği aslında dijital pazarlamanın son yirmi beş yıllık kurgusunun çatladığı yeri gösteriyor. Mayıs ayında düzenlenen Google I/O 2026 geliştirici etkinliğinde sahnede onlarca özellik duyuruldu ancak hepsinin altında tek bir mesaj öne çıktı, arama artık bir bağlantı listesi değil.

Google bu etkinlikte, yirmi beş yıldır değişmeyen mavi bağlantı modelini emekliye ayırdığını ilan etti. Yapay zeka destekli “AI Mode” arama deneyimi küresel varsayılan haline geldi ve duyuru anında bir milyar aylık aktif kullanıcıyı çoktan aşmıştı. Arama kutusu sohbet diline göre yeniden kuruldu, metni, görseli, dosyayı ve tarayıcı sekmelerini tek bir sorguda kabul ediyor. Buradan doğan soru sektörü ikiye böldü, SEO yani arama motoru optimizasyonu bitti mi? Cevap hem evet hem hayır ve asıl mesele bu ikisinin nerede ayrıştığını görmekte.

Bu değişimi geçici bir özellik sanmak en büyük hata olur. Google’ın bunu yapabilmesinin nedeni, yapay zeka dünyasında çipten son kullanıcıya kadar tüm katmanlara aynı anda sahip olan tek şirket olması. En altta kendi ürettiği işlemciler ve veri merkezleri var, üstünde güvenlik ve uzun yıllara yayılan veri deneyimi, onun üstünde araştırma gücü, sonra modeller ve geliştirici araçları, en tepede de milyarların her gün dokunduğu Search, YouTube ve Android gibi ürünler. Rakiplerin çoğunda bu katmanlardan en az biri eksik, kimisinde kendi modeli yok, kimisinde tüketiciye ulaşan dağıtım kanalı. Google çipten aramaya kadar tüm yığına sahip olduğu için bu dönüşüm bir eklenti değil, platformun kendisini uçtan uca yeniden kurması anlamına geliyor. O yüzden bu rüzgarı bekleyip geçiştirmek mümkün değil, yapısal ve kalıcı bir kayma ile karşı karşıyayız.

Aramadan Cevaba Geçiş

Google’ın arama motoru, uzun yıllardır bir niyet yakalama makinesiydi. Siz bir anahtar kelime yazardınız ve o size en uygun on bağlantıyı sıralardı. Şimdi devreye giren cevap motoru, daha siz tıklamadan sorunuzu bağlamınızla birlikte okuyup tek bir derli toplu yanıt üretiyor. Bunun dijital pazarlama açısından en sert sonucu, sıfır tıklama denilen olguda görülüyor. Yani kullanıcı yanıtı alıyor ve hiçbir siteye uğramadan oturumu kapatıyor. Bağımsız ölçümler, bu erozyonu artık tahminden çıkarıp veriye dönüştürdü. SISTRIX (Almanya merkezli arama analizi şirketi), birinci sıradaki bir sonucun tıklanma oranının, yapay zeka özeti varlığında yüzde yirmi yediden yüzde on bire düştüğünü, Ahrefs (Singapur merkezli SEO platformu), üç yüz bin anahtar kelimede yüzde elli sekiz tıklama kaybını, bir başka ölçüm de Google’dan yayıncılara giden trafiğin yıllık yüzde otuz üç gerilediğini ortaya koydu.

Bu tablo iki şeyi aynı anda söylüyor. SEO ölmedi, sıralama ile görünürlük arasındaki bağ koptu. Eskiden ilk sayfada üst sırada olmak otomatik olarak görünür olma anlamına gelirdi. Bugün ise yapay zeka, eğer cevap olarak kendi içinde bir kaynağı anmıyorsa, o sırada olmanızın bir hükmü kalmıyor. Birinci sırada olmak artık görünmek değil, cevabın içinde anılmak görünmek demek. Markaların önündeki yeni sınav, kullanıcının gözüne giren bir liste olmaktan çıkarak, makinenin güvendiği bir kaynak olma haline geldi. Bu da bizi optimizasyonun yön değiştirdiği yere götürüyor aslında.

Görünürlük Artık Cevabın İçinde

Yeni dönemde görünürlüğün adı kondu, “generative engine optimization” yani üretken motor için optimizasyon ve “answer engine optimization” yani cevap motoru için optimizasyon. Google’ın kendi Mayıs 2026 rehberi bile bunları SEO’dan kopuk ayrı disiplinler olarak görmüyor. Sağlam bir temel arama optimizasyonunun ve yalnızca sizin üretebileceğiniz içeriğin her yapay zeka yüzeyinde görünürlük kazandırdığını söylüyor. Artık mantık değişti, çünkü yapay zeka on sayfalık bir sonuç listesi yerine, birkaç cümlelik bir yanıt vermek zorunda. O yanıtın içine en doğru, en güvenilir kaynağı koymak istiyor. Bu yüzden belirli bir alanda otoriter ve net içerik üretmek, dağınık ve genel içeriğin önüne geçti. Bundan sonra mesele kimin daha çok yazdığı değil, kimin tekrar tekrar ve güvenle alıntılandığı.

Bu noktada otorite kavramı da yeniden tanımlanıyor. Beş milyon takipçili genel bir kanal yerine, dar bir konuda gerçekten doğruyu söyleyen küçük bir uzmanın içeriği yapay zeka tarafından öne çıkarılabiliyor, çünkü makine takipçi sayısına değil cevabın isabetine bakıyor. Bunun pratik bir uzantısı da tersine mühendislik diye anılan taktikte ortaya çıkıyor, kendi alanınızda yapay zekanın hangi kaynakları andığını analiz edip aynı mecralarda yer almak. Buna bir de makinenin içeriğinizi rahat okuması ekleniyor. Yani ağır kodla boğulmamış, temiz metin ve sitenize hangi bilgileri referans alabileceğini bildiren yeni makine okunur işaretler. Kısacası SEO ölmedi, altta duran zorunlu temel katman olmaya devam ediyor, çünkü yapay zekanın sizi alıntılayabilmesi için önce sizi bulabilmesi gerekiyor.

Ajan Çağı ve Atıf Modelinin Çöküşü

İşin görünürlük tarafı hikayenin yarısı, asıl kırılma ise ajan katmanında. Google bu etkinlikte aramanın artık bize bir bağlantı, hatta bir cevap bile değil, bizim adımıza iş yapan bir ajan verdiğini söyledi. Arka planda günün her saatinde çalışan ajanlar ev ilanı veya favori bir markanın yeni modeli için interneti tarayıp bize haber veriyor. Daha da önemlisi alışveriş tarafında Universal Cart adı verilen bir sepet geldi, Search, Gemini, YouTube ve hatta Gmail içinde gördüğünüz ürünleri tek bir kalıcı sepete atıyor, fiyatı takip ediyor, stok ve uyum kontrolü yapıyor. Bunun altında, ajanların mağazalarla konuşmasını sağlayan açık Universal Commerce Protocol ve ajanların sizin koyduğunuz sınırlar içinde tek başına ödeme yapmasını sağlayan Agent Payments Protocol duruyor. Bu özellik şu an için yalnızca ABD’de belirli lokasyonlarda aktif. Önümüzdeki yıl, tüm dünyada aktif edilmesi bekleniyor.

Bu yapı pazarlamanın temel direği olan ölçümü doğrudan vuruyor. Dijital pazarlamanın büyümesi her zaman yatırımın geri dönüşünü sayabilmeye, yani şu kadar harcamanın şu kadar tıklama ve şu kadar satış getirdiğini görmeye dayanıyordu. Ajan bir satın almayı oturum, izleme etiketi ve tıklanabilir bir yol olmadan tamamladığında bu zincir kopuyor, çünkü ortada izlenecek bir tıklama kalmıyor. Aynı kırılma optimizasyonun kendisinde de yaşanıyor, dünün dünyasında “en iyi” ve “premium” gibi duygusal kelimeler işe yarardı ama artık ajan için bunların hiçbir anlamı yok. Ajanın umursadığı şey doğru ürün barkodu, gerçek zamanlı stok bilgisi, temiz ürün verisi, hızlı kargo ve kolay iade, yani işin teknik altyapısı birden her şeyin önüne geçiyor.

Seo Bitti Mi Yapay Zeka Dijital Pazarlama (2)

Markanın kendine sorması gereken yeni soru da burada şekilleniyor. Ajanın önerdiği ilk üç üründen biri değilseniz, ilgili tüketici için yoksunuz. Çünkü kullanıcı artık on sayfa gezmiyor, ajan üç seçenek getiriyor ve çoğu zaman sınırlar içinde kalmışsa onayı bile beklemeden satın alıyor. Bu yarışın tek oyuncusu da Google değil. OpenAI, kendi ChatGPT içi anında ödeme denemesini düşük dönüşüm nedeniyle geri çekti ve ürün keşfine yöneldi. Amazon ise Rufus asistanı ve Buy for Me özelliğiyle kendi duvarlarının içinde otonom alışverişi büyütüyor. Morgan Stanley’nin öngörüsüne göre, 2030 yılına kadar Amerikalı tüketicilerin yaklaşık yarısı alışveriş için yapay zeka ajanları kullanacak ve bu e-ticaret harcamasını yüz milyarlarca dolar artıracak. Tablo net, otonom alışveriş bir ihtimal değil, ölçeklenmeyi bekleyen bir gerçek.

Dijital Pazarlama Yeniden Yazılırken

Peki bu yeni düzende ne yapmalı? İlk iş, hedefi tıklama avından çıkarıp, yapay zekanın güvenle alıntıladığı kaynak olmaya taşımak. Yani dar alanda otoriter ve doğrulanabilir içerik üretmek. İkincisi, birinci taraf veri ve marka talebinin değerini kavramak, çünkü yapay zeka yanıtlarını kişiselleştirdikçe daha önce ilişki kurduğunuz, e-postanıza abone olmuş, sizi tanıyan kitle öne çıkıyor. Soğuk anahtar kelime sıralaması bu ilişkiyi kuramıyor. Üçüncüsü, başarı karnesini değiştirmek, oturum ve tıklama oranı yerine yapay zeka yanıtlarındaki anılma, marka aramaları, destekli dönüşümler ve gerçek gelir gibi göstergelere bakmak. Dördüncüsü, içeriğin makinece okunur ve satılır olduğu bir altyapıyı, üründe doğru veriden – sitede temiz metne kadar kurmak.

Bütün bu kolaylığın bir de gölgesi var. İçerik üretmek hiç olmadığı kadar ucuzladığı için ortalık yapay zeka çöpü diye anılan değersiz içerikle doluyor. Bu yüzden üretimi hızlandırmak yetmiyor, son çıktının gerçekten faydalı olduğunu insan eliyle denetlemek, bir zorunluluk haline geldi. Aslında bütün bu dönüşümün özeti tek bir cümlede toplanıyor. Fikir artık ucuz, hayata geçirmek de kolaylaştı, asıl güç görünür olmakta ve dağıtımda. Eskiden zor olan üretimdi, bugün zor olan kalabalığın içinden sıyrılıp doğru kişiye doğru anda ulaşmak. Bu da pazarlamayı bir maliyet kalemi olmaktan çıkarıp şirketin can damarına dönüştürüyor.

B2B Tarafında ve Türkiye Cephesinde

Bu kayma, nihai tüketici tarafı ile birlikte işletmeden işletmeye yani B2B dünyasını da yeniden biçimlendiriyor. Aslında ajanın sizin koyduğunuz marka, model ve bütçe sınırları içinde kendi başına satın alma yapması, bir tedarik profesyonelinin onaylı sınırlar dahilinde alım kararı vermesinin neredeyse birebir karşılığı. Yani nihai tüketici tarafında bugün yaşananlar, kurumsal satınalmanın yarınki otomasyonunun provası gibi okunabilir. B2B alıcısı da artık bir tedarikçiyi keşfederken cevap motoruna soruyor, uzun ve çok kişili karar süreçlerinde ilk listeye girmek isteyen tedarikçinin makinenin güvendiği ve alıntıladığı kaynak olması gerekiyor. Burada da birinci taraf ilişki, sektörde otorite sayılan mecralarda görünmek ve temiz ürün verisi sunmak belirleyici hale geliyor.

Türkiye cephesinde ise tablo iki yönlü. Bu özelliklerin bir kısmı ülkemize diğer pazarlardan biraz gecikmeyle gelecek, ama yönün net olduğu ortada ve hazırlığa erken başlayan açık ara öne geçecek. Olumlu tarafı da var. Yapay zeka kişiselleştirmeyi onlarca dile yaydığı için Türkçe üretilen güçlü ve otoriter bir içerik, başka dillerde arama yapan kullanıcıların karşısına da çıkabiliyor. Yani iyi kurgulanmış bir Türkçe içerik stratejisi yalnızca yerel değil sınır ötesi bir görünürlük kapısı açabilir. Türk markaları ve Türk şirketleri için asıl soru, bu yeni katmanlarda bugünden yer tutup tutmadığı.

Geride Ne Bırakıyoruz

Bütün bu hız ve kolaylığın ortasında küçük bir kayıptan da söz etmek gerek. Ajanlar hayatımızı kolaylaştırırken hep tek bir ana odaklanıyor, tam ihtiyacımız olan cevaba, tam aradığımız ürüne. Oysa eskiden bir gazeteyi açtığımızda hiç aramadığımız bir habere takılır, bir mağazaya girdiğimizde almayı düşünmediğimiz bir şeyi keşfederdik. Kazandığımız şey çok net, zaman, hız ve isabet. Kaybedeceğimiz şey ise aramadığımız halde karşımıza çıkan o tesadüfler ve hayatın bir kısmı da oralardan geliyordu.

Satınalma Ve Tedarik Zincirinde Yapay Zeka Eğitimi Haber Seo Bitti Mi Google'ın Ajan çağı, Dijital Pazarlamayı Ve Satın Almayı Baştan YazıyorYine de dijital pazarlama açısından tablo açık bir şekilde nettir. Oyunun temel kuralı değişmedi, üstüne eklenen yapay zeka katmanı kazananı yeniden sıraladı. Markanın görünürlüğü artık cevabın içinde anılmaya, ürünün varlığı ajanın kısa listesine girmeye, başarının ölçüsü de tıklamadan güvene kaymış durumda. Bütün bunların ortasında her yöneticinin ve her işletmenin kendine dönüp sorması gereken sade bir soru kalıyor. Üretken motor için optimizasyonu, yapay zekanın alıntıladığı içeriği, birinci taraf veriyi, ajan farkında ölçümü ve makine okunur altyapıyı düşününce, bu yeni düzende kendimi gerçekten donanımlı hissediyor muyum? Cevabı dürüstçe verenler, dönüşümü izleyenler değil yönlendirenler olacak.


 

Satinalmada Yapay Zeka
Satınalma ve Tedarik Zinciri Uzmanları için Yapay Zeka Eğitimi

Eğitim içeriği için tıklayınız. 

Satınalma ve Tedarik Zinciri Uzmanları için YAPAY ZEKA UYGULAMALARI EĞİTİMİ


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun Turquality, satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Turquality, Satın Alma, Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız.

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Eğitim içeriklerini görmek için başlıklara tıklayınız.

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)

☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün) 

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

 Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Kuruma özel program talepleri için: egitim@satinalmadergisi.com

C Level Pazarlık Eğitimi
C Level Pazarlık Eğitim Broşürünü İndirmek için Tıklayınız. PDF – Broşür——————————————————————————————————————————————-

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

Emisyon Hesaplama Rehberi Scope 3
Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Rehberi için tıklayınız.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ


 

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Pazarlık Anketini Yapın Müzakere Stilinizi Görün

PAZARLIK PROFİLİ ANKETİ

  • 4 Müzakereci Profilinden Hangisisiniz?
  • Pazarlık Stilinizi Keşfedin: Skorunuzu Görün
  • Ekip Profilinizi Ölçün, Gelişim Planınızı Başlatın
  • Sahada, Müzakerelerde Daha Net, Daha Hızlı, Daha Etkili Sonuç Alın

 

İş Bulmacaları Kelime Oyunları
İş Bulmacaları Kelime Oyunları

İş Bulmacaları Kelime Oyunları

Özel İş Bulmacaları. Meydan okumayı sevenleri 17 ayrı bulmaca bekliyor.
Online veya PDF üzerinde çözebilirsiniz. Kolaylıklar dileriz.

Kayıt Dışı İstihdamla Mücadelede Yeni Yaklaşımlar: Güçlü Bir Sosyal Güvenlik Sistemi İçin Yapısal Dönüşüm Şart

Kayıt Dışı İstihdamla Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Güçlü Bir Sosyal Güvenlik Sistemi İçin Yapısal Dönüşüm şart Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Kayıt Dışı İstihdamla Mücadelede Yeni Yaklaşımlar: Güçlü Bir Sosyal Güvenlik Sistemi İçin Yapısal Dönüşüm Şart

Şerafettin YILDIZ / Instagram: @serafettinyildiz

Kayıt Dışı İstihdamla Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Güçlü Bir Sosyal Güvenlik Sistemi İçin Yapısal Dönüşüm şart Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemKayıt dışı istihdam, yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda sosyal adaletin, çalışma barışının ve sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğinin önündeki en önemli engellerden biridir. Uzun yıllardır ülkelerin mücadele ettiği bu sorun, çalışanların sosyal güvenceden yoksun kalmasına, kamu gelirlerinin azalmasına ve iş dünyasında haksız rekabet ortamının oluşmasına neden olmaktadır. Teknolojinin hızla geliştiği, çalışma hayatının dijitalleştiği ve yeni istihdam modellerinin ortaya çıktığı günümüzde ise kayıt dışı istihdamla mücadelede geleneksel yöntemlerin yanında yeni ve daha etkin yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır.

Kayıt dışı istihdam denildiğinde çoğu zaman sigortasız çalıştırılan kişiler akla gelmektedir. Oysa sorun bundan çok daha geniş bir alanı kapsamaktadır. Sigortalı gösterildiği halde ücretinin bir kısmı kayıt dışı ödenen çalışanlar, eksik gün bildirimi yapılan işçiler veya fiilen çalışmadığı halde sigortalı gösterilen kişiler de kayıt dışılığın farklı boyutlarını oluşturmaktadır. Bu durum yalnızca çalışanların emeklilik ve sosyal güvenlik haklarını zedelemekle kalmamakta, aynı zamanda sosyal güvenlik sisteminin mali dengesini de olumsuz etkilemektedir.

Kayıt dışı çalışmanın en ağır bedelini çalışanlar ödemektedir. Sigortasız çalışan bir kişi iş kazası geçirdiğinde, meslek hastalığına yakalandığında veya çalışma gücünü kaybettiğinde yeterli sosyal korumadan yararlanamamaktadır. Hastalık, işsizlik, yaşlılık ve malullük gibi hayatın doğal riskleri karşısında güvencesiz kalmak, bireyleri ve ailelerini ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kayıt dışılıkla mücadele yalnızca kamu gelirlerini artırmaya yönelik bir politika değil, aynı zamanda insan onuruna yakışır çalışma hakkının korunması anlamına gelmektedir.

Günümüzde dijital teknolojiler, kayıt dışı istihdamla mücadelede önemli fırsatlar sunmaktadır. Kamu kurumları arasında veri paylaşımının geliştirilmesi, yapay zekâ destekli risk analizlerinin kullanılması ve elektronik denetim yöntemlerinin yaygınlaştırılması sayesinde kayıt dışı faaliyetlerin tespiti daha hızlı ve etkin hale gelebilmektedir. Vergi kayıtları, banka hareketleri, işyeri bildirimleri ve sosyal güvenlik verilerinin entegre biçimde değerlendirilmesi, denetim süreçlerine önemli katkılar sağlamaktadır.

Ancak kayıt dışılıkla mücadelede yalnızca teknolojik imkânların artırılması veya yaptırımların ağırlaştırılması yeterli değildir. Sorunun yapısal boyutları da dikkate alınmalıdır. Bu noktada sosyal güvenlik denetim sisteminin mevcut yapısının da yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim.

Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde denetim faaliyetleri aynı yetkilere sahip ancak Kurumca belirlenen farklı görevleri üstlenen Sosyal Güvenlik Denetmenleri ve Müfettişler tarafından yürütülmektedir. Bu yapı, tek bir noktadan kontrol edilebilen, adil ve standart denetim sistemine imkân vermediği gibi, bir işçinin hakkına kavuşması veya bir işverenin hukuki durumunun netleşmesi bazen uzun ve değişik inceleme süreçleri nedeniyle gecikebilmektedir. Bu durum yalnızca tarafların mağduriyetine neden olmamakta, aynı zamanda sosyal güvenlik sistemine duyulan güveni de olumsuz etkileyebilmektedir. Oysa etkin bir denetim sistemi; hızlı, öngörülebilir, standart uygulamalara sahip ve sonuç odaklı olmalıdır.

Bu nedenle kayıt dışı istihdamla mücadelede denetim mekanizmasının sadeleştirilmesi ve kurumsal koordinasyonun güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Denetim süreçlerinde uygulama birliğinin sağlanması, görev ve yetki alanlarının daha net belirlenmesi ve mümkünse tek çatı altında bütünleşik bir sosyal güvenlik denetim modelinin oluşturulması hem vatandaşların hem de işverenlerin haklarının daha etkin korunmasına katkı sağlayacaktır.

Öte yandan kayıt dışılığın temel nedenleri arasında ekonomik faktörler de bulunmaktadır. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler üzerindeki mali yükler, ekonomik dalgalanmalar ve iş gücü piyasasındaki yapısal sorunlar bazı işverenleri kayıt dışı uygulamalara yöneltebilmektedir. Bu nedenle yalnızca cezalandırıcı politikalar değil, kayıtlı istihdamı teşvik eden destek mekanizmaları da geliştirilmelidir.

Çalışanların sosyal güvenlik bilincinin artırılması da mücadelenin önemli bir parçasıdır. Sigortasız çalışmanın kısa vadeli gelir avantajı sağladığı düşünülse bile uzun vadede emeklilik, sağlık hizmetleri ve diğer sosyal haklar açısından ciddi kayıplara neden olduğu gerçeği daha fazla anlatılmalıdır. Sosyal güvenlik kültürünün yaygınlaşması, kayıt dışılığın azaltılmasında en etkili araçlardan biri olacaktır.

Kayıt Dışı İstihdamla Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Güçlü Bir Sosyal Güvenlik Sistemi İçin Yapısal Dönüşüm şart Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSonuç olarak kayıt dışı istihdamla mücadele yalnızca denetim elemanlarının veya kamu kurumlarının görevi değildir. İşverenlerin, çalışanların, meslek kuruluşlarının, sendikaların ve kamu otoritelerinin ortak sorumluluğunu gerektiren çok boyutlu bir süreçtir. Teknolojinin sunduğu imkânlardan yararlanırken denetim sistemindeki yapısal sorunların giderilmesi, uygulama birliğinin sağlanması ve hak arama süreçlerinin hızlandırılması büyük önem taşımaktadır.

Şerafettin YILDIZ / Instagram: @serafettinyildiz

Alım Talebi: Çift Silindirli Gübre Granül Makinesi

Alım Talebi çift Silindirli Gübre Granül Makinesi

Alım Talebi: Çift Silindirli Gübre Granül Makinesi

Bir firmamız için, toz hammaddeleri (özellikle gübre) granül hale getirmede kullanılmak üzere, çift silindirli presleme granülatörü alımı yapılacaktır. Teslim yeri Gebze – Kocaeli’dir.

Makinenin kondisyonuna göre 2.el makine alımı da yapılabilir. Günlük minimum 3 ton işleme kapasitesi ve minimum 15KW/30KW gücünde olması beklenmektedir. Detaylar görüşülecektir.

İlgili olan üretici ya da satıcıların, ödeme şekli, ürün spekleri ve istenilen ürün hakkındaki diğer standartlar için, aşağıdaki adımların ardından, iletişime geçmesi rica olunur.

Alım Talebi çift Silindirli Gübre Granül Makinesi

Teklif Vermek İçin;

  1. SATINALMA DERGİSİ’ne abone ol.
  2. Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK işlemlerini tamamla.
  3. Ödeme sonrasında FİRMA BAŞVURU FORMU’nu doldur.

https://satinalmadergisi.com/satici/

TEKLİF VERME : İhtiyacın detaylarını öğrenmek ve teklif vermek için Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK (750 TL) SATIN ALMANIZ GEREKMEKTEDİR. Aboneliğiniz 1 yıl geçerli olup, bir sene boyunca tüm alım taleplerine teklif verebileceksiniz.