Çelik Sektörünün Dönüşümü İçin Yıllık Yatırım İhtiyacı Yaklaşık 2 Milyar Dolar

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Haber çelik Sektörünün Dönüşümü İçin Yıllık Yatırım İhtiyacı Yaklaşık 2 Milyar Dolar

İstanbul Politikalar Merkezi:  Çelik Sektörünün Dönüşüm İçin Yıllık Yatırım İhtiyacı Yaklaşık 2 Milyar Dolar

  • Türkiye’de çelik sektörünün karbonsuzlaşması için yıllık 1 ila 2 milyar dolar arasında yatırım ihtiyacı bulunuyor
  • Türkiye’deki tüm sektörlerin net sıfır hedefine ulaşması için 20 yıl içinde 165 milyar dolar yatırım gerekiyor
  • 2030 sonrasında yatırımların şebeke altyapısı, yeşil hidrojen ve karbon yakalama teknolojilerine yönelmesi bekleniyor
  • Sektör yılda yaklaşık 40 milyon ton sera gazı emisyonu üretiyor, bunun yüzde 60-65’i cevherden üretim yapan entegre tesislerden
  • Sanayi Karbonsuzlaşma Politikası ve Yol Haritası oluşturulmalı ve sanayi sektörünün karbon bütçesi tanımlanmalı

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Haber çelik Sektörünün Dönüşümü İçin Yıllık Yatırım İhtiyacı Yaklaşık 2 Milyar DolarTürkiye, 40’ın üzerinde tesiste gerçekleştirdiği yaklaşık 40 milyon tonluk yıllık ham çelik üretimiyle dünyanın önde gelen çelik üreticileri arasında yer alıyor. Bu üretimin yaklaşık 10-12 milyon tonu kok kömürü kullanarak demir cevherinden üretim yapan entegre tesislerde, 25-30 milyon tonu ise hurdadan üretim yapan elektrik ark ocaklı tesislerde gerçekleştiriliyor.

Ancak sektör fosil yakıtların ve girdilerin yoğun kullanımı nedeniyle büyük miktarlarda sera gazı emisyonuna da neden oluyor. Halihazırda, Türkiye’de çelik sektörü yılda yaklaşık 40 milyon ton sera gazı emisyonu üretiyor ve bunun yüzde 60-65’i cevherden üretim yapan entegre tesislerden kaynaklanıyor.

İstanbul Politikalar Merkezi (İPM)’nin dört yıldır yürüttüğü ‘Türkiye Çelik Sektörünün Karbonsuzlaşması’ projesi, Türkiye’de çelik sektörünün karbonsuzlaşmasının özellikle son üç yılda üretici girişimleri ve destekleyici kamu politikaları sayesinde önemli bir ivme kazandığını ortaya koyuyor. Devam eden çalışmanın bulguları, mevcut teknolojilerle önemli ölçüde emisyon azaltımının mümkün olduğunu gösteriyor.

Dursun Başİstanbul Politikalar Merkezi Araştırmacısı Dursun Baş, 2025 itibarıyla Türkiye’nin önde gelen 10 çelik üreticisinin 2030 ve/veya 2053 yıllarına yönelik sera gazı emisyonu azaltım hedeflerini ve yol haritalarını açıkladığını, bu sürecin kamu politikalarıyla da desteklendiğini söyledi. Baş, “Ancak çelik tedarik zincirinin tamamını kapsayan bir dönüşüm henüz istenilen düzeye ulaşmadı. Kamu alımları, yeşil ürün standartları, gömülü karbon emisyon içeriği ve ‘öncü pazarlar’ gibi talep yönlü politika araçları sektörün gündemine giremedi. Bu konularda çözüm üretilmeden ilerleme sağlanması mümkün değil” diye konuştu.

Baş ayrıca, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2023 yılında yayınladığı ‘Türkiye Çelik Sektörü için Düşük Karbonlu Yol Haritası’ raporu ile sektörün karbonsuzlaşma maliyetinin ortaya konmaya çalışıldığını, ancak bu çalışmanın güncellenmesi gerektiğini ifade etti.

Sektörün Emisyon Azaltım Potansiyeli Yüksek

Türkiye’nin yaklaşık 50 milyon ton ham çelik üretim kapasitesine sahip olduğunu ifade eden Baş, 2030’a kadar enerji, malzeme verimliliği ve yenilenebilir enerji yatırımlarının, 2030 sonrasında ise yeşil hidrojen teknolojilerinin sektördeki dönüşümün temelini oluşturacağını söyledi. Baş, “Türkiye’nin 2030 yılına kadar mevcut teknolojilerle yüzde 30’lara varan mutlak azaltım yapması mümkün. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının çelik sektörü yol haritasına göre 2053 net sıfır hedefi için sektörün yıllık yatırım maliyeti 1 ila 2 milyar dolar arasında. Raporda, yeşil hidrojene ek olarak 2040 sonrasında karbon yakalama ve depolama teknolojilerinin kullanılacağı öngörülüyor” dedi.

Rakamlarla çelik Sektörü
Rakamlarla Çelik Sektörü

Çelik sektörü için öngörülen dönüşüm maliyeti, Türkiye genelindeki yeşil dönüşüm ihtiyacının da bir parçasını oluşturuyor. Dünya Bankası’nın ‘Türkiye – Ülke İklim ve Kalkınma Raporu’na göre Türkiye’nin tüm sektörlerde net sıfır hedefine erişmesi için 20 yıl içinde 165 milyar dolar yatırım yapılması gerekiyor. Bu maliyetin yarısının da özel sektör tarafından üstlenilmesi bekleniyor. Yatırımlarda sanayi sektöründeki dönüşüm için proseslerin değişmesi, elektrik üretiminde ve şebekede yapılacak dönüşümler ilk sırada yer alıyor.

Karbonsuzlaşma Üreticilerle Sınırlı Değil

Baş, çelik sektörünün karbonsuzlaşmasının, yalnızca ham çelik üreticilerinin gerçekleştirebileceği bir süreç olmadığını, çok paydaşlı bir yaklaşımla ilerleme sağlanabileceğini ifade etti ve şunları söyledi: “Hammadde tedarikçileri, enerji üreticileri, elektrik sağlayıcıları, kamu kurumları ve çeliği kullanan otomotiv, beyaz eşya ve inşaat gibi sektörler de dönüşümün aktif paydaşı olmalı. Üretici odaklı dar bakış açısı, sektörün dönüşüm kapasitesini sınırlandırıyor. Örneğin elektrik üretimi hedefleri sanayi ve ticaret politikalarıyla eşgüdümlü planlanmalı. Çünkü ark ocaklı tesislerde elektrik tüketiminden kaynaklanan dolaylı emisyonlar, elektrik üretimindeki kömür ve doğal gaz santrallerinin payıyla doğrudan bağlantılı. Elektrik şebekesinin karbon yoğunluğu yüksek kaldıkça, ihraç edilen çeliğin gömülü emisyonu da yüksek kalıyor. Bu da AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) gibi uygulamalar karşısında üreticilerin rekabet gücünü zayıflatan, yeterince konuşulmayan bir risk oluşturuyor.”

Kirli Sanayi Algısı Değişebilir

Çalışma kapsamında yayınlanan “Türkiye Çelik Sektörünün Karbonsuzlaşması Politika ve Aktör Analizi” raporunda ise çelik sektörünün uzun yıllardır ‘kirli’ sanayi ve zor çalışma koşullarıyla özdeşleşen imajının hem kamuoyundaki algıyı olumsuz etkilediği hem de sektöre işgücü çekilmesini zorlaştırdığı vurgulanıyor. Düşük karbonlu üretim uygulamaları, bu algının değişmesine katkı sağlayabilir. Baş, çalışanların dönüşüm sürecinin merkezinde yer alması gerektiğini belirterek, yetkinlikleri geliştirecek ve çalışma koşullarını iyileştirecek destek programlarının hayata geçirilmesi gerektiğini söylüyor.

İPM’nin ‘Türkiye Çelik Sektörünün Karbonsuzlaşması’ projesi kapsamındaki 10 politika önerisi ise şöyle:

  1. Çelik sektöründe ulusal yeniden yapılandırma ve modernizasyon planı hazırlanmalı.
  2. Çelik sektöründe dönüşüm için çok aktörlü ve tedarik zinciri odaklı bir sorumluluk yapısı geliştirilmeli.
  3. Kamu kesiminde iklim politikası mimarisi ve kurumsal görev tanımları gözden geçirilmeli.
  4. Sanayi Karbonsuzlaşma Politikası ve Yol Haritası oluşturulmalı, sanayi sektörünün karbon bütçesi tanımlanmalı.
  5. Kirletici endüstriyel emisyonların yönetimi için entegre çevre izin ve bilgi sistemi kurulmalı.
  6. Sanayide karbonsuzlaşmayı yönlendirecek çok paydaşlı bir platform kurulmalı.
  7. Düşük karbonlu çeliğe yönelik ulusal tanım, ölçütler ve standardizasyon sistemi oluşturulmalı.
  8. Elektrik üretimi sera gazı emisyon faktörü değeri (kgCO2e/kWh) için azaltım hedefi tanımlanmalı ve enerji dönüşümü ile sanayi iklim hedefleri uyumlu hale getirilmeli.
  9. Hurda yönetiminde çalışan sağlığı, çevre yönetimi, kalite, izlenebilirlik ve arz güvenliğini güçlendirmek üzere kapsamlı bir dönüşüm programı geliştirilmeli.
  10. Ham çelik üreticileri için sera gazı emisyonu azaltım hedefi zorunluluğu getirilmeli, ortak hesaplama metodolojisi tanımlanmalı ve kamunun erişimine açık sera gazı emisyonu bilgi sistemi kurulmalı.

Proje yayınlarına aşağıdaki bağlantılardan ulaşabilirsiniz:

Türkiye Çelik Sektörünün Karbonsuzlaşması: Mevcut Durum

Çelik Sektöründe Karbonsuzlaşma Seçenekleri

Türkiye Çelik Sektörünün Karbonsuzlaşması: Politika ve Aktör Analizi İPM


 

İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 


Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

Emisyon Hesaplama Rehberi Scope 3
Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Rehberi için tıklayınız.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ

sahibinden.com Haziran Ayı Otomobil Piyasası Görünümü Raporu

şekil1 Sahibinden

sahibinden.com ‘’Otomobil Piyasası Görünümü’’ raporuna göre:

Haziran Ayında Arz ve Talep Artarken Hem Nominal Hem de Reel Fiyatlar Geriledi

Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi (BETAM) tarafından sahibinden.com’da yayınlanan ilanlardan hareketle hazırlanan ve ikinci el otomobil piyasasının genel durumunu analiz eden “Otomobil Piyasası Görünümü” raporunun yenisi yayımlandı.

Rapora göre, Haziran 2026’da enflasyondan arındırılmış ortalama reel otomobil fiyat endeksi 129,3 olarak gerçekleşti. Reel fiyatlardaki düşüş eğilimi devam ederken, bir önceki aya kıyasla yüzde 1,5, geçen yılın aynı ayına kıyasla ise yüzde 8,6 oranında düşüş görüldü.

şekil1 Sahibinden
Kaynak: sahibinden.com, Betam

Cari Fiyatlar Gerilerken Reel Düşüş Devam Ediyor

Haziran 2026’da ortalama satılık otomobil cari fiyatı bir önceki aya kıyasla yüzde 0,5 azalırken, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 20,7 arttı. Aylık bazda ortalama otomobil fiyatı 1 milyon 169 bin TL oldu.

şekil1 Sahibinden2
Kaynak: sahibinden.com, Betam

Fiyat Değişiminde D Sınıfı Öne Çıktı

Ortalama fiyat B sınıfında 770 bin 421 TL, C sınıfında 1 milyon 39 bin TL, D sınıfında 1 milyon 497 bin TL ve E sınıfında 2 milyon 457 bin TL olarak gerçekleşti. Yıllık fiyat değişiminde en yüksek artış yüzde 23,3 ile D sınıfında, en düşük artış ise yüzde 21,9 ile B sınıfında görüldü. C sınıfında artış oranı yüzde 22,7, E sınıfında ise yüzde 22,5 oldu.

şekil1 Sahibinden 3
Kaynak: sahibinden.com, Betam

Haziran Ayının Öne Çıkanı Elektrikli Araçlar Oldu

Ortalama fiyat benzin türünde 1 milyon 430 bin TL, benzin ve LPG’li türünde 611 bin 352 TL, dizel türünde 1 milyon 118 bin TL, hybrid türünde 2 milyon 597 bin TL ve elektrik türünde 4 milyon 89 bin TL olarak gerçekleşti.

Yıllık fiyat değişiminde en yüksek artış yüzde 25 ile elektrikli araçlarda görüldü. Benzin türünde artış oranı yüzde 17,8, benzin ve LPG türünde yüzde 18,6, dizel türünde yüzde 15,7, hybrid türünde ise yüzde 15,2 olarak gerçekleşti.

şekil1 Sahibinden 4
Kaynak: sahibinden.com, Betam

Otomobil Piyasasında Arz ve Talep Birlikte Arttı

Otomobil talep endeksi bir önceki aya kıyasla yüzde 2,8 artarken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3 geriledi. Aynı dönemde satılık ilan sayısı yüzde 6,1 artışla 960 bin 201’e, satılan otomobil sayısı ise yüzde 6,7 artışla 187 bin 287’ye yükseldi. Buna bağlı olarak satılan otomobil sayısının satılık ilan sayısına oranı 0,1 puan artışla yüzde 19,5 oldu. Satılık otomobillerin ilanda kalma süresi ise bir önceki aya göre 1,4 gün uzayarak 25,2 güne çıktı.

şekil1 Sahibinden 5
Kaynak: sahibinden.com, Betam

Eğitim Filo Yönetimi Binek Araç Kiralama Satın Alma İdari İşlerFilo Yönetimi Eğitimi, Binek Araç Kiralama, Satın Alma ve İdari İşlerAraç Filo Yönetimi Eğitimi – PDF – Eğitim içeriğini indirebilirsiniz. 

İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Turquality, Satın Alma, Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız.

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Araç Filo Yönetimi Eğitimi – PDF – Eğitim içeriğini indirebilirsiniz. 

Prof. Dr. Murat Erdal 

Yoğun Bakım Bilgi Yönetim Sistemi Hizmet Alımının Benzer İş Olarak Tanımlanması?

Yoğun Bakım Bilgi Yönetim Sistemi Hizmet Alımının Benzer İş Olarak Tanımlanması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Yoğun Bakım Bilgi Yönetim Sistemi Hizmet Alımının Benzer İş Olarak Tanımlanması?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Yoğun Bakım Bilgi Yönetim Sistemi Hizmet Alımının Benzer İş Olarak Tanımlanması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle;  ihale konusu işin yoğun bakım yazılımı hizmet alımı olduğu, İhale İlanı ve İdari Şartname’de benzer iş olarak kabul edilecek işlerin “Kamu veya Özel Sektöre gerçekleştirilen Yoğun Bakım Bilgi Yönetim Sistemi Hizmeti alımı benzer iş olarak kabul edilecektir.” olarak belirlendiği ancak sağlık bilişim sistemlerinin yapısı incelendiğinde yoğun bakım yazılımının bağımsız bir yazılım olarak değil çoğunlukla Hastane Bilgi Yönetim Sistemi (HBYS) veya Sağlık Bilgi Yönetim Sistemi (SBYS)

kapsamında yer alan bir modül olduğunun bilindiği, HBYS ve SBYS projelerinde yoğun bakım modülü, ameliyathane modülü, laboratuvar modülü, eczane modülü gibi birçok modül sistemin doğal bileşeni olarak bulunmakta olduğu bu modüllerin çoğu zaman ayrı bir ihale kalemi olarak düzenlenmediği, dolayısıyla HBYS veya SBYS hizmet alımlarında yükleniciler  tarafından yoğun bakım modülü geliştirilmiş veya işletilmiş olsa dahi düzenlenen iş deneyim belgelerinin genellikle HBYS hizmet alımı, SBYS hizmet alımı veya benzeri genel başlıklar altında düzenlendiği, başka bir ifadeyle yoğun bakım modülü gerçekleştirilmiş olsa bile iş deneyim belgesinde bu durumun ayrı bir kalem olarak yer almadığı, Sağlık Bilgi Yönetim Sistemleri ihalelerinin Teknik Şartname’lerinde de Yoğun Bakım Bilgi Yönetim Sistemi  yazılımlarının yer almakta olduğu ve ayrı kalem olarak ihalenin yapılmadığı dolayısıyla iş  bitirme belgelerinin SBYS-HBYS şeklinde düzenlendiği, söz konusu ihale dokümanında tek tip iş bitirme tanımının yapıldığı, bu durumun 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 5’inci maddesine ve benzer iş tanımına aykırılık teşkil ettiği, kamu veya özel sektörde bedel içeren tek bir sözleşme kapsamında gerçekleştirilmiş Yoğun Bakım Bilgi Yönetim Sistemi Hizmeti veya Hastane Bilgi Yönetim Sistemi Hizmeti veya Sağlık Bilgi Yönetim Sistemi Hizmet alımının benzer iş olarak kabul edilmesi ve düzeltme ilanı ile zeyilname yapılması gerektiği aksi takdirde rekabetin önemli ölçüde daraldığı iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde;  4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Temel ilkeler” başlıklı 5’inci maddesinde “İdareler, bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumludur…” hükmü,

“Şartnameler” başlıklı 12’nci maddesinde “İhale konusu mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin her türlü özelliğini belirten idari ve teknik şartnamelerin idarelerce hazırlanması esastır. Ancak, mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin özelliği nedeniyle idarelerce hazırlanmasının mümkün olmadığının ihale yetkilisi tarafından onaylanması kaydıyla, teknik şartnameler bu Kanun hükümlerine göre hazırlattırılabilir.

İhale konusu mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin teknik kriterlerine ihale dokümanının bir parçası olan teknik şartnamelerde yer verilir. Belirlenecek teknik kriterler, verimliliği ve fonksiyonelliği sağlamaya yönelik olacak, rekabeti engelleyici hususlar içermeyecek ve bütün istekliler için fırsat eşitliği sağlayacaktır.…” hükmü,

“İhale ilan süreleri ve kuralları ile ön ilan” başlıklı 13’üncü maddesinde “… b)Yaklaşık maliyeti 8 inci maddede belirtilen eşik değerlerin altında kalan ihalelerden;

1) Yaklaşık maliyeti otuzmilyar Türk Lirasına (İkimilyonkırküçbinsekizyüzkırkdört

Türk Lirasına)* kadar olan mal veya hizmet alımları ile altmışmilyar Türk Lirasına (Dörtmilyonseksenyedibinsekizyüzdoksansekiz Türk Lirasına)* kadar olan yapım işlerinin ihalesi, ihale tarihinden en az yedi gün önce ihalenin ve işin yapılacağı yerde çıkan bir gazete ve bir internet haber sitesinde,

2) Yaklaşık maliyeti otuzmilyar (İkimilyonkırküçbinsekizyüzkırkdört Türk Lirası)* ile altmışmilyar Türk Lirası (Dörtmilyonseksenyedibinsekizyüzdoksansekiz Türk Lirası)* arasında olan mal veya hizmet alımları ile altmışmilyar (Dörtmilyonseksenyedibinsekizyüzdoksansekiz Türk Lirası)* ile beşyüzmilyar Türk Lirası (Otuzdörtmilyonaltmışyedibinyediyüzotuziki Türk Lirası)* arasında olan yapım işlerinin ihalesi, ihale tarihinden en az ondört gün önce Kamu İhale Bülteninde ve işin yapılacağı yerde çıkan bir gazete ve bir internet haber sitesinde,

3) Yaklaşık maliyeti altmışmilyar Türk Lirasının (Dörtmilyonseksenyedibinsekizyüzdoksansekiz Türk Lirasının) üzerinde ve eşik değerin altında olan mal veya hizmet alımları ile beşyüzmilyar Türk Lirasının (Otuzdörtmilyonaltmışyedibinyediyüzotuziki Türk Lirasının) üzerinde ve eşik değerin altında olan yapım işlerinin ihalesi, ihale tarihinden en az yirmibir gün önce Kamu İhale Bülteninde ve işin yapılacağı yerde çıkan bir gazete ve bir internet haber sitesinde, En az birer defa yayımlanmak suretiyle ilân edilerek duyurulur. …” hükmü,

“İhale ilânlarında bulunması zorunlu hususlar” başlıklı 24’üncü maddesinde “Madde

24- İhale dokümanında belirtilmeyen hususlara ilânlarda yer verilemez. İhale ilânlarında

aşağıdaki hususların belirtilmesi zorunludur:

a) İdarenin adı, adresi, telefon ve faks numarası.

b) İhalenin adı, niteliği, türü, miktarı.

c) Mal alımı ihalelerinde teslim yeri, hizmet alımı ve yapım ihalelerinde ise işin yapılacağı yer.

d) İhale konusu işe başlama ve işi bitirme tarihi.

e) Uygulanacak ihale usulü, ihaleye katılabilme şartları ve istenilen belgelerin neler olduğu.

f) Yeterlik değerlendirmesinde uygulanacak kriterler. …” hükmü,

“İlânın uygun olmaması” başlıklı 26’ncı maddesinde “13, 24 ve 25 inci maddelerdeki hükümlere uygun olmayan ilânlar geçersizdir. Bu durumda, ilân bu maddelere uygun bir şekilde yenilenmedikçe ihale veya ön yeterlik yapılamaz.

Ancak, 13 üncü maddede belirtilen ilânın yapılmaması veya ilân sürelerine uyulmaması halleri hariç, yapılan ilânlarda 24 ve 25 inci madde hükümlerine uygun olmayan hatalar bulunması durumunda, 13 üncü maddeye göre yirmibeş ve kırk günlük ilan süresi bulunan ihalelerde ilânların yayımlanmasını takip eden onbeş gün diğer ihalelerde ise on gün içinde hatalı hususlar için düzeltme ilânı yapılmak suretiyle ihale veya ön yeterlik gerçekleştirilebilir.” hükmü,

“İhale dokümanında değişiklik veya açıklama yapılması” başlıklı 29’uncu maddesinde “İlân yapıldıktan sonra ihale dokümanında değişiklik yapılmaması esastır. Değişiklik yapılması zorunlu olursa, bunu gerektiren sebep ve zorunluluklar bir tutanakla tespit edilerek önceki ilânlar geçersiz sayılır ve iş yeniden aynı şekilde ilân olunur. Ancak, ilân yapıldıktan sonra, tekliflerin hazırlanmasını veya işin gerçekleştirilmesini etkileyebilecek maddi veya teknik hatalar veya eksikliklerin idarece tespit edilmesi veya isteklilerce yazılı olarak bildirilmesi halinde, ihale dokümanında değişiklikler yapılabilir.

Yapılan bu değişikliklere ilişkin ihale dokümanının bağlayıcı bir parçası olan zeyilname, son teklif verme gününden en az on gün öncesinde bilgi sahibi olmalarını temin edecek şekilde ihale dokümanı alanların tamamına gönderilir. Zeyilname ile yapılan değişiklikler nedeniyle tekliflerin hazırlanabilmesi için ek süreye ihtiyaç duyulması halinde, ihale tarihi bir defaya mahsus olmak üzere en fazla yirmi gün zeyilname ile ertelenebilir. Zeyilname düzenlenmesi halinde, teklifini bu düzenlemeden önce vermiş olan isteklilere tekliflerini geri çekerek, yeniden teklif verme imkanı sağlanır.

Ayrıca, istekliler tekliflerini hazırlarken ihale dokümanında açıklanmasına ihtiyaç duyulan hususlarla ilgili olarak son teklif verme gününden yirmi gün öncesine kadar yazılı olarak açıklama talep edebilir. Bu talebin idarece uygun görülmesi halinde yapılacak açıklama, bu tarihe kadar ihale dokümanı alan bütün isteklilere son teklif verme gününden on gün öncesinde bilgi sahibi olmalarını temin edecek şekilde ve açıklama talebinde bulunan istekli belirtilmeksizin yazılı olarak gönderilir.” hükmü,

Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 3’üncü maddesinde “(1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında 4734 sayılı Kanunun 4 üncü maddesindeki tanımlar ile Kamu Alımlarının Elektronik Ortamda Yapılmasına İlişkin Uygulama Yönetmeliğinin 3 üncü maddesindeki tanım ve kısaltmaların yanında;

a) Benzer iş: İhale konusu iş veya işin bölümleriyle nitelik ve büyüklük bakımından benzerlik gösteren, aynı veya benzer usullerle gerçekleştirilen, teçhizat, ekipman, mali güç ve uzmanlık ile personel ve organizasyon gerekleri bakımından benzer özellik taşıyan işleri, … ifade eder.” hükmü,

Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “İhale ve ön yeterlik dokümanında değişiklik veya açıklama yapılması” başlıklı 26’ncı maddesinde “ (1) İlan yapıldıktan sonra ihale ve ön yeterlik dokümanında değişiklik yapılmaması esastır. Değişiklik yapılması zorunlu olursa, bunu gerektiren sebep ve zorunluluklar bir tutanakla tespit edilerek önceki ilanlar geçersiz sayılır ve ihale yeniden aynı şekilde ilan olunur. Ancak, teklif ve başvuruların hazırlanmasını etkileyebilecek maddi veya teknik hatalar veya eksikliklerin idarece tespit edilmesi ya da idareye yazılı olarak bildirilmesi halinde, zeyilname düzenlenmek suretiyle dokümanda değişiklik yapılabilir. Yapılan bu değişikliklere ilişkin zeyilname, ihale  dokümanının bir parçası olarak EKAP’a yüklenir ve ihale veya son başvuru tarihinden en az on gün öncesinde bilgi sahibi olmalarını temin edecek şekilde, EKAP hesabına giriş yaparak doküman indirenlerin tamamına tebligat esasları çerçevesinde gönderilir. Ancak, belirlenen maddi veya teknik hataların veya eksikliklerin ilanda da bulunması halinde ise ihale sürecine devam edilebilmesi, Kanunun 26 ncı maddesine göre düzeltme ilanı yapılması ile mümkündür. (2) Yapılan değişiklik nedeniyle tekliflerin veya başvuruların hazırlanabilmesi için ek  süreye ihtiyaç duyulması halinde, ihale veya son başvuru tarihi bir defaya mahsus olmak üzere en fazla yirmi gün zeyilname ile ertelenebilir. Zeyilname düzenlenmesi halinde; tekliflerini vermiş veya başvurularını yapmış olan istekli veya adaylara teklif veya başvurularını geri çekerek, yeniden teklif verme veya başvuru yapma imkanı tanınır. …(5) Kanunun 55 inci maddesi uyarınca şikayet üzerine yapılan incelemede; başvuruların ya da tekliflerin hazırlanmasını veya işin gerçekleştirilmesini etkileyebilecek maddi veya teknik hataların veya eksikliklerin bulunması ve idarece ihale veya ön yeterlik dokümanında düzeltme yapılmasına karar verilmesi halinde, ihale veya son başvuru tarihine on günden az süre kalmış olsa dahi gerekli düzeltme yapılarak yukarıda belirtilen usule göre son başvuru veya ihale tarihi bir defa daha ertelenebilir. Belirlenen maddi veya teknik hataların veya eksikliklerin ilanda da bulunması halinde ise ihale sürecine devam edilebilmesi, ancak Kanunun 26 ncı maddesine göre düzeltme ilanı yapılması ile mümkündür.” hükmü,

İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde

“2.1. İhale konusu işin/alımın;

a) Adı: YOĞUN BAKIM BİLGİ YÖNETİM SİSTEMİ HİZMETİ ALIMI ( 27 AY)

b) Türü: Hizmet alımı

c) İlgili Uygulama Yönetmeliği: Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği

ç) Miktarı:

YOĞUN BAKIM BİLGİ YÖNETİM SİSTEMİ HİZMETİ ALIMI ( 27 AY)

Ayrıntılı bilgi idari şartnamenin ekinde yer almaktadır.

d) İşin yapılacağı/malın teslim edileceği yer: ……. Eğitim ve Araştırma Hastanesi” düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin “Katılım ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinde “7.1. Katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin istekliler tarafından e-teklif kapsamında sunulması

gereken bilgi ve belgeler aşağıda sayılmıştır: …

7.3.1.1. Benzer iş olarak kabul edilecek işler aşağıda belirtilmiştir: Kamu veya Özel Sektöre gerçekleştirilen Yoğun Bakım Bilgi Yönetim Sistemi Hizmeti alımı benzer iş olarak kabul edilecektir. …” düzenlemesi,

12.03.2026 tarihli İhale İlanı’nın “Katılım ve yeterlik kriterleri” başlıklı 4.4’üncü maddesinde “4.4. Bu ihalede benzer iş olarak kabul edilecek işler:

4.4.1. Kamu veya Özel Sektöre gerçekleştirilen Yoğun Bakım Bilgi Yönetim Sistemi Hizmeti alımı benzer iş olarak kabul edilecektir.” düzenlemesi,

23.03.2026 tarihinde yapılan zeyilname sonrasında İdari Şartname’de “7.3.1.1. Benzer iş olarak kabul edilecek işler aşağıda belirtilmiştir:

Kamu veya Özel Sektörde Yapılmış Her Türlü Bilgi Yönetim Sistemi Hizmeti benzer  iş olarak kabul edilecektir.” düzenlemesinin yer aldığı görülmüştür. Başvuruya konu ihalenin …………. Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği tarafından gerçekleştirilen “2026/381995 – Yoğun Bakım Bilgi Yönetim Sistemi Hizmeti Alımı (27 Ay)” işi olduğu, bahse konu ihalenin 03.04.2026 tarihinde açık ihale usulü ve e-teklif alınmak suretiyle gerçekleştirileceği, inceleme tarihi itibariyle henüz ihale komisyonu kararının alınmadığı tespit edilmiştir.

Yapılan incelemede, başvuruya konu ihaleye ait İhale İlanı’nın 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 13’üncü maddesinin (b) bendinin üçüncü alt fıkrası gereğince Kamu İhale Bülteni’nde 12.03.2026 tarihinde yayımlandığı, başvuru sahibi tarafından İhale İlanın’da ve İdari Şartname’de yer alan “Kamu veya Özel Sektöre gerçekleştirilen Yoğun Bakım Bilgi Yönetim Sistemi Hizmeti alımı benzer iş olarak kabul edilecektir.” ibaresinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 5’inci maddesine, benzer iş tanımına aykırılık teşkil ettiği ve rekabeti daralttığı, dolayısıyla söz konusu düzenlemenin düzeltme ilanı ve zeyilname yapılarak değiştirilmesi gerektiğine yönelik olarak 12.03.2026 tarihinde idareye şikâyet başvurusunda bulunulduğu, idare tarafından 17.03.2026 tarihinde şikâyet başvurusunun uygun bulunmayarak reddedildiği, sonrasında 18.03.2026 tarihinde başvuru sahibinin Kuruma itirazen şikâyet başvurusunda bulunduğu görülmüştür.

İdari Şartname’nin “Katılım ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinin 7.3.1.1’inci alt maddesinde “Benzer iş olarak kabul edilecek işler aşağıda belirtilmiştir: Kamu veya Özel Sektöre gerçekleştirilen Yoğun Bakım Bilgi Yönetim Sistemi Hizmeti alımı benzer iş olarak kabul edilecektir.” düzenlemesi yer almaktayken söz konusu düzenlemenin 23.03.2026 tarihli zeyilname ile “7.3.1.1. Benzer iş olarak kabul edilecek işler aşağıda belirtilmiştir: Kamu veya Özel Sektörde Yapılmış Her Türlü Bilgi Yönetim Sistemi Hizmeti benzer iş olarak kabul edilecektir.” şeklinde değiştirildiği, değiştirilen düzenlemenin zeyilnameden önce ilk haliyle İhale İlanı’nın 4.4.1’inci maddesinde de yer aldığı anlaşılmakla birlikte, yapılan değişiklikler için ilanın yayımlanmasını takip eden on gün içinde hatalı hususlar için düzeltme ilanı yapılmadığı görülmüştür.

Yukarıda aktarılan Kanun ve Yönetmelik hükümleri dikkate alındığında, idareler tarafından zeyilname düzenlenmek suretiyle dokümanda değişiklik yapılabileceği, zeyilnamenin ihale tarihinden en az on gün öncesinde istekli olabileceklerin bilgi sahibi olmalarını temin edecek şekilde doküman indirenlerin tamamına gönderileceği, yapılan değişiklik nedeniyle ek süreye ihtiyaç duyulursa ihalenin bir defaya mahsus olmak üzere en  fazla yirmi gün zeyilname ile ertelenebileceği; bununla birlikte, şikâyet üzerine yapılan incelemede idarece dokümanda düzeltme yapılmasına karar verilmesi halinde, zeyilnamenin doküman indirenlerin tamamına ihale tarihinden en az on gün önce bildirilmesini öngören düzenlemedeki on günlük süre ile bağlı kalınmadan ihale tarihine kadar zeyilname ile  dokümanda düzeltme yapılabileceği, zeyilnamenin son bildirim tarihi ile ihale tarihi arasında on günden az süre kalmış ise ihale tarihinin ertelenmesinin zorunlu olduğu, yeni ihale tarihinin zeyilnamenin son bildirim tarihinden itibaren on günden az olmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği, ihale dokümanında belirlenen maddi veya teknik hataların veya eksikliklerin ilanda da bulunması halinde, ihale sürecine devam edilebilmesi için düzeltme ilanının yapılması gerektiği anlaşılmaktadır.

Yapılan incelemeler neticesinde söz konusu benzer iş düzenlemesinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 5’inci maddesine, benzer iş tanımına aykırılık teşkil ettiği ve rekabeti daralttığı iddiasına ilişkin olarak; idare tarafından zeyilname ile değiştirilen bahse konu düzenlemenin katılımı genişletici nitelikte olduğunun anlaşıldığı ve başvuru sahibinin iddialarının bu yönüyle idare tarafından karşılandığı, öte yandan söz konusu düzenlemenin düzeltme ilanı ve zeyilname yapılarak değiştirilmesi gerektiği iddiasına ilişkin olarak; anılan düzenlemenin ihale ilanına yansıyan bir husus olduğu göz önüne alındığında, zeyilname ile yapılan söz konusu değişikliğin düzeltme ilanı yapılmak suretiyle ihale ilanına işlenmemesinin esasa etkili bir aykırılık niteliğinde olduğu, en geç 22.03.2026 tarihinde düzeltme ilanının yayımlanması gerektiği ancak süresi içinde düzeltme ilanının yapılmadığı anlaşıldığından başvuru sahibinin iddiasının bu yönüyle yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Yoğun Bakım Bilgi Yönetim Sistemi Hizmet Alımının Benzer İş Olarak Tanımlanması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

https://www.simdata.org/

0 312 963 13 63

 

Mersin Limanı’nda Hürmüz Fırsatı Kuyruğa Takıldı, Faturayı Yük Sahibi Ödüyor

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Mersin Limanı'nda Hürmüz Fırsatı Kuyruğa Takıldı, Faturayı Yük Sahibi ödüyor

Mersin Limanı’nda Hürmüz Fırsatı Kuyruğa Takıldı, Faturayı Yük Sahibi Ödüyor

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Mersin Limanı'nda Hürmüz Fırsatı Kuyruğa Takıldı, Faturayı Yük Sahibi ödüyorMersin Limanı 2026’nın ilk çeyreğinde konteyner hareketinde yüzde 11 büyüyerek yaklaşık 500 bin TEU’ya ulaştı. Aynı dönemde Türkiye genelinde konteyner artışı yüzde 0,47’de kaldı ve toplam yük elleçlemesi yüzde 0,69 daraldı. Mersin Deniz Ticaret Odası Genel Sekreteri Fuat Gedik bu ayrışmayı doğrudan Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik krizine bağladı ve limanın bölgede “güvenli liman” rolünün görünür hale geldiğini söyledi. Rakam ortada, gerekçe ortada, tablo bir başarı hikayesinin bütün unsurlarını taşıyor.

On hafta sonra aynı limanda başka bir metin dolaşıma girdi. Mersin merkezli forwarder ve nakliye şirketi Elçik Group’un Yönetim Kurulu Üyesi Fırat Elçik, 14 Temmuz 2026’da yayımladığı açık mektupta yüzlerce konteynerin günlerce işlem beklediğini, ithalatçı ve lojistik firmalarının yüksek ardiye ve demuraj maliyetleriyle karşılaştığını, bazı yük sahiplerinin alternatif liman seçeneklerini değerlendirmeye başladığını öne sürdü. İki metnin arası on hafta. Aradaki soruyu sormak satınalma masasının işi, çünkü faturayı ödeyen orada oturuyor.

Prim Gerçek ve Ölçülebilir

Mersin’e gelen talebin kaynağı tartışmalı değil. 28 Şubat 2026’da başlayan ABD-İran çatışmasının ardından Hürmüz Boğazı’ndaki trafik fiilen durdu ve 15 Temmuz 2026 itibarıyla boğaz İran tarafından yeniden kapatılmış durumda. Körfez’e ve Körfez’den yapılan sevkiyat sıkıştıkça, bölgeye yönelik yük Türkiye üzerinden akmaya başladı. DP World’ün Parklar ve Ekonomik Bölgeler Küresel Operasyon Direktörü Abdulla Al Hashmi, 7 Temmuz’da İstanbul’daki denizcilik zirvesinde şirketin entegre Avrupa-Türkiye-Körfez koridorunun transit süreyi yaklaşık 55 günden, 22-29 güne indirdiğini ve Türkiye üzerinden taşınan yük hacminde önemli bir artış gözlemlediklerini söyledi. Aynı yönelimin çift yönlü ilerlediğini, Avrupa’dan Körfez’e taşımaların yanında, Uzak Doğu’dan Türkiye üzerinden Körfez’e uzanan akışın da hızlandığını ekledi.

Mersin’deki artışın bileşimi ise bu tablonun içinde ayrı bir bilgi taşıyor. MDTO kayıtlarına göre 2026’nın ilk çeyreğinde ithalatta en fazla artış gösteren ürün grupları baklagil ve hububat oldu, ihracatta ise kimyasallar, sanayi hammaddeleri ve maden ürünleri yükseldi. Tekstil hammaddesi ve tekstil ürünleri ihracatta gerileyen kalemler arasında yer aldı ve MDTO Genel Sekreteri Gedik, bunu üretim merkezlerinin Mısır gibi ülkelere kayması ile Avrupa pazarındaki talep daralmasıyla açıkladı. Mart ayında limanda 3,1 milyon ton yük elleçlendi ve konteyner hareketi 161 bini aştı. 2025 verilerine göre Türkiye’de elleçlenen toplam yükün yaklaşık yüzde 7,5’i, toplam konteyner hareketinin yüzde 14’ünden fazlası tek başına Mersin (MIP) üzerinden gerçekleşiyor.

Bu bileşim, Mersin’e gelen yükün gemiden gemiye aktarılmak üzere uğramadığını, kara yoluyla hinterlanda ve komşu ülkelere dağılmak üzere geldiğini söylüyor ve kara yolu tam olarak sıkışan yer. Baklagil, hububat, kimyasal ve maden bir aktarma merkezinin röle konteyneri değil, kapıdan çıkıp tıra binen yük. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sn. Abdulkadir Uraloğlu’nun temmuz başında açıkladığı ilk yarı istatistikleri de bu okumayı destekliyor. Türkiye limanlarında ocak-haziran döneminde elleçlenen yük yüzde 1,5 artışla 279,1 milyon tona, konteyner elleçlemesi yüzde 1,3 artışla 7 milyon 24 bin 951 TEU’ya ulaştı. Ülke genelinde yüzde 1,3 büyüyen bir sistem içinde tek bir limanın yüzde 11 büyümesi, o limana özel bir yükün geldiğini gösteriyor.

Hürmüz’ün Coğrafyası Yanlış Okunuyor

Kriz büyüdükçe kamuoyunda dolaşıma giren koridor anlatısının bir kısmı haritayla uyuşmuyor. Kalkınma Yolu Projesi’nin başlangıç noktası Irak’ın Basra bölgesindeki Fav Limanı ve Fav, Şattülarap ağzında, yani Basra Körfezi’nin içinde. Abu Dabi Limanları Grubu’nun haziranda devreye aldığı, Körfez yüklerini Irak kara ağı üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya taşımayı hedefleyen yeni haftalık hattının iki ucu da aynı durumda, Halife Limanı Abu Dabi’de, Ummu Kasr Basra’da. Hürmüz kapandığında bu noktaların hepsine deniz erişimi kesiliyor. Drewry’nin krizin başında yaptığı değerlendirme de bunu ima ediyordu. Nakliyecilerin Körfez dışındaki alternatif limanlardan kara taşımacılığı içeren çözümlere yönelmesi bekleniyordu.

Kalkınma Yolu bir Süveyş alternatifidir ve Hürmüz kapandığında kaynağı kesilir. Projenin ekonomik gerekçesi Asya’dan gelen yükün Fav’a inip Türkiye üzerinden Avrupa’ya çıkması ve Süveyş’in atlanması üzerine kurulu. Bakan Uraloğlu 3 Mayıs’ta Tarsus’ta yaptığı açıklamada projeyi tam olarak bu çerçeveye oturttu ve Fav Limanı’na gelen yüklerin Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınacağını, Mersin Limanı’nın bu sürecin Akdeniz’e açılan en önemli lojistik kapılarından biri olacağını belirtti. Kriz döneminde fiilen çalışan akış ise ters yönde işliyor, Avrupa ve Uzak Doğu’dan gelen yük Mersin’e iniyor ve Irak üzerinden Körfez’e gidiyor. DP World’ün 22-29 günlük koridoru bu ters akışın ticari karşılığı.

Ters akışın kendi kırılganlığı var ve bu kırılganlık Mersin’in kapısına kadar geliyor. Uzak Doğu’dan Mersin’e ulaşmanın yolu Süveyş’ten, Süveyş’e ulaşmanın yolu Babülmendep‘ten geçiyor. İran, Hürmüz’ün ardından Babülmendep’i de kapatabileceğini açıkladı ve bu ifade 15 Temmuz itibarıyla masada duruyor. Gedik de boğazdaki istikrarsızlığın nakliye rotalarını uzattığını, yakıt maliyetlerini ve sigorta primlerini artırdığını, bunun yalnızca bölgesel değil küresel bir risk oluşturduğunu söylemişti. Bugün Mersin üzerinden satın alınan dayanıklılık, Süveyş’in açık kalmasına bağlı tek bir iplikle asılı duruyor.

Darboğaz Kapının Arkasında Duruyor

Mersin’in fiziksel karnesi tartışmaya açık değil. PSA International‘ın nisan 2026 tarihli künyesine göre MIP’te 8 konteyner rıhtımı, 13 çok amaçlı rıhtım, toplam 4.013 metre rıhtım uzunluğu, 17,6 metre azami derinlik, 15 rıhtım vinci, 5 mobil liman vinci ve 134,8 hektar saha bulunuyor. Tasarım kapasitesi 3,6 milyon TEU. Bu değerlerin çoğu son iki yılda yükseldi ve yükselişin dergimizde de duyurusunu yaptığımız 455 milyon dolarlık EMH2 yatırımıyla geldiği biliniyor. Rıhtım 500 metreden 880 metreye uzatıldı, derinlik 17,5 metreye çıkarıldı ve 24 bin TEU sınıfı MSC IRINA’nın kasım 2025’te yanaşması bu yatırımın somut çıktısı oldu.

Fiziksel karnenin ne ölçtüğü ise ayrı bir mesele. Kocaeli Üniversitesi’nden Yeliz Çelik ve Murat Yorulmaz’ın 2023’te Journal of Turkish Operations Management’ta yayımlanan çalışmasında, Türkiye’deki 13 konteyner terminali beş kriterle sıralanıyor ve Mersin birinci çıkıyor. O beş kriter şunlar:

  • Teorik elleçleme kapasitesi,
  • Liman sahası,
  • Rıhtım uzunluğu,
  • Rıhtım azami derinliği ve
  • Vinç sayısı

Beşi de fiziksel varlık, hiçbiri operasyonel çıktı değil. Yazarlar kısıt bölümünde bunu kendileri işaret ediyor ve vinç sayısı kriterine operatörün ne kadar verimli çalıştığını dahil etmediklerini, liman sahasının tamamının konteyner operasyonuna ayrıldığını varsaydıklarını yazıyorlar. Çalışmanın Mersin’e önerisi de aynı mantıkta ilerliyor, rıhtımı uzat, sahayı genişlet, derinliği artır, yeni vinç ekle.

Bugünün sorunu tam olarak o kısıt itirafının içinde duruyor. Elçik’in açık mektubuna göre limanda artan yük hacmine rağmen konteyner tahliye, yükleme, boşaltma ve sevkiyat süreçlerinde gecikmeler yaşanıyor, ekipman ve saha planlaması kaynaklı darboğazlar oluşuyor ve sonuçta yüzlerce konteyner günlerce işlem bekliyor. Elçik’in bir forwarder ve nakliyeci olarak bu beklemenin faturasını doğrudan ödeyen taraf olduğunu not etmek gerekiyor, iddiası bağımsız olarak doğrulanmış değil. Ancak aynı sorun kurumsal ağızlardan da dile geliyor. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, limanlardaki bekleme sürelerinin artmasının üretici ve ihracatçı üzerinde ilave maliyet oluşturduğunu, işlem süreçlerinin hızlandırılmasının operasyonel değil stratejik bir gereklilik olduğunu söylüyor.

Beklemeyi üreten süreç ile bekleme faturasını ödeyen taraf arasında sözleşmesel bir bağ yok ve bu boşluk yük sahibinin kar zararında birikiyor. Elçik’in mektubundaki en keskin cümle de bunu tarif ediyor, maliyetlerin önemli bir bölümü yük sahiplerinin kontrolü dışında gelişen liman kaynaklı gecikmelerden kaynaklanmasına rağmen, doğrudan sektör paydaşlarına yansıtılıyor. Sahayı sıkıştıran kalemler de yalnızca konteynerden ibaret değil. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, temmuz başında ayrı bir açıklamayla liman üzerinden gerçekleşen atık girişlerinin operasyonel yoğunluğu artırdığını ve ihracatçıya ek maliyet yüklediğini belirterek, atık ithalat politikalarının yeniden değerlendirilmesini istedi. Kontrol süreçlerinden geçen atık yükü muayene kapasitesini ve sahayı tutuyor, arkasındaki hammadde konteyneri bekliyor.

Şikayet Hürmüz’den Eski

Mersin’deki bekleme tartışmasının 2026’da doğduğunu düşünmek yanıltıcı olur. Mart 2023’te, dönemin MIP Genel Müdürü Ajay Kumar Singh göreve başlayalı yaklaşık yedi ay olmuşken MTSO’yu ziyaret etti ve o toplantıda masaya gelen konular arasında uzun araç beklemeleri ile MIP sisteminin gümrük sistemiyle entegre edilmesi talebi vardı. Singh o gün sektöre açık bir çağrı yaptı ve daha iyi bir çalışma için desteğe ihtiyacı olduğunu, limanla, operasyonla ya da süreçlerle ilgili herhangi bir sıkıntı olduğunda kendileriyle irtibata geçilmesini istedi. Dönemin MTSO Başkanı Ayhan Kızıltan ise sorunların çözümü için bir çalışma ekibi oluşturulmasını ve aylık toplantılar düzenlenmesini önerdi. Bu iki başlık, uzun araç beklemeleri ve gümrük entegrasyonu, aradan geçen üç yılda kapanmadı.

Aynı yıl eylül ayında MIP, liman trafiğini şehir trafiğinden ayırmak için başlattığı 27 milyon dolar bütçeli Kapılar Projesi‘nin üç etabından ikisini törenle hizmete açtı. Proje kapsamında D-400 karayolunda iki bağlantı, 132. Cadde’den üç şeritli yeni bir giriş, demiryolu üst geçidi ve toplam 11 giriş kapısı devreye girdi. MIP Proje Direktörü Necdet Aksoy törende projenin yüzde 90 oranında tamamlanarak hizmete açılabilir hale geldiğini söyledi. Geriye kalan parça, yani 10 otomatik giriş ve çıkış kapısı ile otomasyon işleri, MIP tarafından 2024’ün ilk çeyreği için taahhüt edilmişti. O günün haberlerine düşen başlık ise şuydu, “Mersin’de liman önündeki TIR kuyrukları tarihe karışıyor.”

Hürmüz krizi bu darboğazı yaratmadı, üzerine hacim bindirip görünür ve pahalı hale getirdi. Zincirin devamı da bunu doğruluyor. Haziran ayı sonlarında, MTSO yeniden bir çözüm toplantısı düzenledi. Gündem yine maliyetler, operasyonel süreçlerde yaşanan aksaklıklar ve hizmetlerin daha hızlı yürütülmesine yönelik beklentiler oldu. Toplantıya MIP’in göreve yeni başlayan Mali İşler Direktörü Erdal Tonguç katıldı ve konulara yeni hakim olduğunu, dile getirilen taleplerin ilgili birimlerce değerlendirileceğini söyledi. Çakır ise yükün başka bir limana yönelmesinin nakliyeciden gümrük müşavirine, lojistik firmalarından üreticiye kadar herkesin kaybı anlamına geleceğini vurguladı.

Betonun Takvimi ile Talebin Takvimi

MIP’in kendi hedefi kayıtlarda duruyor. Singh, kasım 2025’te MSC IRINA’nın yanaşması vesilesiyle yaptığı açıklamada limanın hedefini net biçimde tarif etti ve MIP’in Mersin’i bölgede hayati bir aktarma merkezi haline getirme hedefiyle uyumlu olarak müşterilere en güvenli ve en verimli hizmeti sunmayı sürdüreceklerini söyledi. Aynı açıklamada ekipman filosunun yeni otomatik raylı portal vinçlerle genişletildiğini ve Türkiye’nin ilk Saha Otomasyon Sistemi‘nin başlatıldığını, bunun operasyonel verimliliği önemli ölçüde artıracak bir kilometre taşı olduğunu belirtti. Singh 30 Nisan 2026’da görevi devretti ve yerine PSA International bünyesinden, PSA Hindistan ve Singapur tecrübesiyle operasyonel mükemmeliyete odaklandığı belirtilen Gobu Selliaya geldi. Selliaya’nın liman işletmeciliği ve lojistik alanında 25 yılı aşkın deneyimi bulunuyor ve göreve başladıktan sonra Mersin Valisi, MTSO ve Büyükşehir Belediyesi ile temaslarını yürüttü. Yeni yönetimin saha yoğunluğuna dair kamuya açık ayrıntılı bir programı henüz paylaşılmış değil.

Mersin Limanı 2

Taahhütlerin takvimi de kayıtlarda. Dergimizin haziran 2025’te yayımladığı EMH2 duyurusunda projenin 2026’nın ilk yarısında tüm fazlarıyla hizmete açılması planlanıyordu. Aralık 2025’te yayımladığımız akıllı liman dönüşümü haberinde ise aynı proje için 2026 yılının sonuna kadar tam kapasiteyle devreye alınma hedefi yer aldı. Aynı haberde aRMG vinçlerin devreye alınmasıyla haziran 2026’ya kadar saha verimliliğinin iki katına çıkmasının beklendiği aktarılmıştı. Temmuz 2026 ortasında sahanın durumu, sektörün ifadesiyle, yüzlerce konteynerin işlem beklediği yer.

Kara tarafının takvimi daha da uzak. Bakan Uraloğlu, 3 Mayıs’ta Tarsus’ta Mersin’den Gaziantep’e uzanan 312 kilometrelik hızlı demiryolu hattından söz etti ve Mersin ile Adana arasını bu yılın sonunda bitirerek gelecek yılın ilk aylarında testlerini yapıp hizmete açmayı planladıklarını belirtti. Aksaray-Ulukışla-Yenice hattının ihalesinin yapıldığını, hattın ilerleyen zamanda Ovaköy’den Fav Limanı’na ve Basra Körfezi’ne kadar uzanacağını ekledi. Proje tamamlandığında Mersin-Gaziantep seyahat süresinin 6,5 saatten 2 saat 15 dakikaya ineceği ve yılda yaklaşık 37 milyon ton yük taşınmasının hedeflendiği bildirildi. Yani hinterlandı rahatlatacak demiryolunun ilk parçası 2027 başında, tamamı daha sonra devreye giriyor.

 

Talep bugün geliyor, kapasitenin tamamı ise kısıtın bulunmadığı tarafa ekleniyor. Sıradaki adım da aynı yönde ilerliyor. Çukurova Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Rıfat Duran mayıs ayında, mevcut limanın yanı sıra planlanan yaklaşık 5 milyon TEU kapasiteli lojistik liman projesi için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın bu yıl projelendirme ihalesine çıkacağını, Adana Yumurtalık’taki ana konteyner limanı için de ÇED sürecinin başladığını açıkladı. MDTO Genel Sekreteri Gedik de kalıcı ve vizyoner çözümün Mersin Lojistik Limanı Projesi olduğunu, projeye öncelik verilmesinin ve yatırım sürecinin hızla başlatılmasının odanın temel beklentileri arasında yer aldığını söyledi. Bu yatırım gerçekleştiğinde, Çukurova havzasındaki tasarım kapasitesi 10 milyon TEU bandına yaklaşacak, oysa Türkiye’nin tüm konteyner elleçlemesi 2025’te yaklaşık 14 milyon TEU’ydu ve 2026’nın ilk yarısında yüzde 1,3 büyüdü.

Yük Kayarsa Nereye Kayar

Elçik’in mektubundaki uyarının somut adresi var ve çok uzakta değil. LimakPort İskenderun, yıllık 1 milyon TEU konteyner elleçleme kapasitesi, 15,50 metre su derinliği ve demiryolu bağlantısıyla Doğu Akdeniz’in büyük terminallerinden biri konumunda ve 50’den fazla limana doğrudan bağlanıyor. Limanın hinterlandı İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Suriye, Irak ve İran’ı kapsıyor. İskenderun’un Irak transitindeki en somut avantajı ise mesafe. Liman Habur Sınır Kapısı’na Mersin’den yaklaşık 129 kilometre daha yakın. Irak’a yönelen bir konteyner için bu fark, kuyruğun uzadığı bir dönemde tek başına yön değiştirtebilecek bir büyüklük.

Havzadaki kapasite de hareketli. Kibar Holding’in liman şirketi Assan Port, İskenderun Limanı’nda iskele genişletme, dolgu ve dip taramasını kapsayan kapasite artışı projesi için 23 Haziran 2026’da halkın katılımı toplantısını düzenledi ve proje kapsamında 24 bin TEU sınıfı konteyner gemilerinin limanın her iki yanına yanaşabilmesi hedefleniyor. Tosyalı İskenderun Limanı temmuz başında yük elleçlemesini en fazla artıran liman ödülünü aldı. Bakan Uraloğlu’nun haziran verilerine göre İskenderun Bölge Liman Başkanlığı, 5 milyon 442 bin ton yükle Türkiye’de üçüncü sırada yer aldı. Yani Mersin’in doğusundaki körfez, kuyruktan çıkan yükü karşılamaya hazırlanan bir havza.

Marmara ve Ege tarafı Mersin’in Irak transitinde doğrudan rakibi olmasa da bir kıyas noktası sunuyor. DP World, Türkiye’de terminalini kendi yatırımıyla ulusal demiryolu ağına bağlayan ilk özel liman işletmecisi oldu ve 2024’te Yarımca ile Körfez terminallerini DP World Evyap çatısı altında birleştirerek Türkiye’nin ikinci büyük liman operasyonunu kurdu. Şirket Türkiye’ye bugüne kadar 600 milyon doların üzerinde yatırım yaptığını açıkladı. Asyaport ve Aliağa’daki terminaller ise aktarma ve batı hinterlandı odaklı çalıştıkları için Mersin’in bugünkü yük profiliyle doğrudan örtüşmüyor. Kayma riski Mersin’in doğusunda yoğunlaşıyor ve orası zaten hazır durumda.

Satınalma Masasına Kalan Ders

Bu tablonun içinde satınalma masasının elinde beton yok. Rıhtımın uzunluğuna, sahanın hektarına, demiryolunun açılış tarihine ya da yeni bir limanın projelendirme ihalesine dair alınacak bir karar masada değil. Masada olan şey, o beton gelene kadar geçecek olan on iki ile yirmi dört ay ve o sürede ödenecek fatura. Faturayı da limanın planlaması üretiyor, ödemeyi ise yük sahibi yapıyor.

Bu boşlukta işleyen kaldıraçlar sözleşmede ve rejimde duruyor. Serbest sürenin kaç gün olduğu ve kiminle pazarlık edildiği, ardiye ile demuraj ile detention arasındaki farkın kimin cebine yazıldığı, yoğunluk dönemine girerken hangi teslim şeklinin seçildiği ve o seçimin rota kontrolünü kimin eline verdiği, gümrük beyanının gemi gelmeden önce mi sonra mı hazır olduğu, saha randevusunun kaç saat önceden alındığı. Bunların hepsi limanın vinç sayısından bağımsız çalışıyor ve hiçbiri liman yatırımıyla düzelmiyor. Harp rizikosu priminin kime ait olduğu, mücbir sebep maddesinin hangi olay kataloğunu kapsadığı ve güvenli liman yükümlülüğünün yaklaşma rotasını da içerip içermediği ise Hürmüz’ün on beş aydır masaya taşıdığı, alışık olunmayan başlıklar.

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Mersin Limanı'nda Hürmüz Fırsatı Kuyruğa Takıldı, Faturayı Yük Sahibi ödüyorÇelik ve Yorulmaz’ın çalışması, liman performansını fiziksel varlıkla ölçtüğünde Mersin’i birinci sıraya koyuyor. O yöntemin karnesinde Mersin’in bugünkü puanı 2022’dekinden yüksek, çünkü rıhtım uzadı, saha büyüdü, derinlik arttı, vinç sayısı çoğaldı. Kuyruk ise ortada. Aradaki farkın adı, bir limanın neye sahip olduğu ile o sahip olduğu şeyi hangi hızda kullandığı arasındaki mesafe. Aynı mesafe, bir satınalma masasının hangi Incoterm’i seçtiği ile o seçimin sonuçlarını yönetebiliyor olması arasında da var. Hürmüz krizi Mersin’e bir fırsat verdi ve o fırsatın kime kalacağını rıhtım değil, o mesafeyi kimin kapattığı belirleyecek.


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

İyi Karar ile İyi Sonuç Aynı Şey Değildir…

İyi Karar Ile İyi Sonuç Aynı şey Değildir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İyi Karar ile İyi Sonuç Aynı Şey Değildir…

M. Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu

İyi Karar Ile İyi Sonuç Aynı şey Değildir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem“Bir kararın kalitesini, sonucuna bakarak değerlendirmek en büyük yönetim hatalarından biridir.”

İş dünyasında başarı çoğu zaman sonuçlarla ölçülür. Satın alma maliyetleri düştü mü? Tedarik sürekliliği sağlandı mı? Stok maliyetleri azaldı mı? Tasarruf hedefi gerçekleşti mi? Bütçe korundu mu?

Bu soruların her biri son derece önemlidir. Çünkü iş dünyası doğal olarak sonuç odaklıdır. Ancak tam da burada, çoğu yöneticinin farkında olmadan düştüğü önemli bir düşünme hatası vardır. Sonuç iyi olduysa kararın doğru, sonuç kötü olduysa kararın yanlış olduğu varsayımı. Oysa karar bilimi üzerine çalışan araştırmacılar yıllardır bunun doğru olmadığını söylüyor. Karar kalitesi ile sonuç kalitesi aynı şey değildir. Bu ayrımı yapamayan organizasyonlar ise zamanla öğrenme becerilerini kaybetmeye başlıyor.

Sonuç Her Zaman Kararın Aynası Değildir

İngiliz istatistikçi David Spiegelhalter, The Art of Uncertainty adlı kitabında çok önemli bir noktaya dikkat çekiyor. Hayatın birçok alanında olduğu gibi iş dünyasında da belirsizlik kaçınılmazdır. Karar verildiği anda elimizde bulunan bilgiler sınırlıdır. Piyasa koşulları değişebilir. Jeopolitik gelişmeler yaşanabilir. Doğal afetler ortaya çıkabilir. Tedarik zinciri kırılabilir. Döviz kuru beklenmedik şekilde hareket edebilir. Dolayısıyla doğru analizlerle alınmış bir karar, aylar sonra olumsuz bir sonuç doğurabilir. Bu durum kararın yanlış olduğu anlamına gelmez. Sadece belirsizliğin iş hayatının doğal bir parçası olduğunu gösterir.

Satın Almanın Gerçekliği

Belki de hiçbir fonksiyon belirsizliği satın alma kadar yoğun yaşamıyor. Son birkaç yılı düşünelim. Pandemi. Konteyner krizi. Çip krizi. Enerji maliyetleri. Rusya-Ukrayna savaşı. Kızıldeniz’deki lojistik riskleri. Küresel enflasyon. Kur dalgalanmaları. Bu gelişmelerin kaç tanesi satın alma ekiplerinin kontrolündeydi? Hiçbiri. Ancak bütün bu gelişmeler alınan kararların sonuçlarını doğrudan etkiledi. Bugün geriye dönüp bakarak “O tedarikçi seçimi yanlıştı.” demek kolaydır. Asıl soru şudur: Karar alındığı gün elimizdeki bilgilerle daha iyi bir seçim yapmak gerçekten mümkün müydü?

Psikologlar Jonathan Baron ve John Hershey’in klasik çalışmalarından bu yana biliyoruz ki insanlar, bir kararın kalitesini değerlendirirken kararın nasıl alındığına değil, ortaya çıkan sonuca odaklanma eğilimindedir. Bu eğilim iş dünyasında ciddi riskler doğurur.  Çünkü kötü sonuçlanan doğru kararlar cezalandırılır. İyi sonuçlanan kötü kararlar ise ödüllendirilebilir. Uzun vadede bu durum organizasyonun öğrenme kültürünü zayıflatır. İnsanlar analiz yapmak yerine şanslı olmayı tercih etmeye başlar.

Satın Almada Görünmeyen Tehlike

Satın alma ekipleri çoğu zaman sonuç üzerinden değerlendirilir. Ancak iyi satın alma yalnızca fiyat avantajı sağlamak değildir. İyi satın alma; alternatif senaryolar oluşturabilmek, tedarikçi riskini değerlendirebilmek, veriyi doğru yorumlayabilmek, belirsizlikleri öngörebilmek ve değişen koşullara hızla uyum sağlayabilmektir.

Bunların tamamı doğru yapılmış olsa bile sonuç her zaman beklendiği gibi olmayabilir. İşte burada kurum kültürü devreye girer. “Bu karar neden kötü sonuçlandı.” yerine, yönetim ekibi şu soruyu sormalıdır: “Bu karar alınırken süreç doğru yönetildi mi?” Çünkü sürdürülebilir başarıyı oluşturan şey sonuçlardan önce süreçlerdir.

Liderlik Burada Başlıyor…

Harvard Business School’da uzun yıllardır karar verme üzerine çalışan araştırmacılar, yüksek performanslı ekiplerin ortak özelliklerinden birinin karar süreçlerini düzenli olarak değerlendirmeleri olduğunu ortaya koyuyor. Başarılı liderler yalnızca sonuca bakmıyor. Kararın hangi bilgilerle alındığını, hangi varsayımların kullanıldığını, hangi risklerin değerlendirildiğini, hangi alternatiflerin masaya yatırıldığını da inceliyor. Çünkü biliyorlar ki aynı süreç tekrarlandığında uzun vadede başarı olasılığı artacaktır. Tek bir sonuca bakarak karar kalitesini ölçmek ise çoğu zaman yanıltıcıdır.

Belirsizlik Çağında Yeni Başarı Tanımı

Bugün satın alma profesyonellerinden beklenen yalnızca tasarruf sağlamak değildir. Risk okumak. Senaryo geliştirmek. Belirsizlik altında karar verebilmek. Ve gerektiğinde hızla yön değiştirebilmektir. Başarı artık yalnızca doğru kararı vermek değildir. Yeterince bilgi olmadığında da sağlıklı karar verebilmektir. Çünkü belirsizliği tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Ancak belirsizlik içinde daha iyi düşünebilmek mümkündür.

Ve belki de geleceğin başarılı satın alma liderlerini diğerlerinden ayıracak en önemli özellik tam da bu olacaktır. Kararlarını yalnızca sonuçlara göre değil, karar alma süreçlerinin kalitesine göre değerlendirebilmeleri. Çünkü iş dünyasında en değerli kazanım, her zaman doğru sonucu elde etmek değildir. Her koşulda daha iyi karar verebilen organizasyonlar oluşturabilmektir.

İyi Karar Ile İyi Sonuç Aynı şey Değildir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemM. Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu

efsun@indus.com.tr

https://www.linkedin.com/in/efsunyukseltunc/

Instagram @indusefsun

www.efsunyuksel.com

Kimya Sektöründen Tarihi Rekor! Cumhuriyet Tarihinin En Yüksek İhracatı Gerçekleşti

Kimya Sektöründe Sürdürülebilir Satınalma Ve Yeşil Tedarik Zinciri Eğitimi Haber Kimya Sektöründen Tarihi Rekor! Cumhuriyet Tarihinin En Yüksek İhracatı Gerçekleşti

Kimya Sektöründen Tarihi Rekor! Cumhuriyet Tarihinin En Yüksek İhracatı Gerçekleşti

Kimya Sektöründe Sürdürülebilir Satınalma Ve Yeşil Tedarik Zinciri Eğitimi Haber Kimya Sektöründen Tarihi Rekor! Cumhuriyet Tarihinin En Yüksek İhracatı Gerçekleşti2026 yılının ilk yarısında Türkiye’nin toplam ihracatı 136 milyar dolar olarak gerçekleşirken, Kimyevi Maddeler ve Mamulleri sektörü ilk yarıyılda 17,1 milyar dolarlık ihracatla Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracatını gerçekleştirdi. Toplam ihracattan yüzde 12,6 pay alan sektör, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,6 artış kaydederken, Haziran ayında 3,29 milyar dolarlık ihracatla yılın en güçlü aylık performansını ortaya koydu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan Haziran ayı ihracat verileriyle birlikte Kimyevi Maddeler ve Mamulleri sektörünün 2026 yılı ilk yarı performansı netleşti. Sektör, yılın ilk 6 ayında 17,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek Cumhuriyet tarihinin en yüksek ilk yarı ihracat seviyesine ulaştı.

2024 yılının ilk 6 ayında 15,78 milyar dolar, 2025 yılının aynı döneminde ise 15,75 milyar dolar ihracat gerçekleştiren Kimyevi Maddeler ve Mamulleri sektörü, 2026 yılının ilk yarısında güçlü bir toparlanma grafiği ortaya koydu. Sektör ihracatı, 2025 yılının ilk yarısına göre yüzde 8,6, 2024 yılının aynı dönemine göre ise yüzde 8,4 artış gösterdi.

Yılın ilk aylarında daha sınırlı bir seyir izleyen sektör ihracatı, Nisan ayı itibarıyla toparlanma sürecine girdi. Nisan ayında 3,10 milyar dolar, Haziran ayında ise 3,29 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren sektör, yılın ikinci çeyreğinde ihracat performansını belirgin şekilde yukarı taşıdı.

Haziran Ayı Yılın En Güçlü Performansı Oldu

Kimya sektörü açısından yılın en dikkat çekici verisi haziran ayında kaydedildi. Haziran 2026’da 3,29 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren sektör, 2026 yılının en yüksek aylık ihracat rakamına ulaştı. Bu rakam, aynı zamanda ilk yarı ihracat rekoruna giden süreçte yılın en güçlü aylık performansı olarak öne çıktı.

Haziran ayındaki ihracat performansı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 26,9, 2024 yılının haziran ayına göre ise yüzde 48,5 artışa işaret etti. Böylece sektör, yılın ikinci yarısına daha güçlü bir ihracat zeminiyle girdi.

Türkiye’nin 2026 yılı ilk 6 ay toplam ihracatı 136 milyar dolar olarak gerçekleşirken, Kimyevi Maddeler ve Mamulleri sektörü 17,1 milyar dolarlık ihracatıyla toplam ihracattan yüzde 12,6 pay aldı. Sektör, bu performansıyla Türkiye ihracatının ana taşıyıcı sektörlerinden biri olma konumunu sürdürürken, en çok ihracat gerçekleştiren ikinci sektör konumunu da korudu.

Aracı: “Kimya sektörümüz ilk yarıda tarihi bir ihracat seviyesine ulaştı”

2026 yılı ilk yarı ihracat performansını değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, kimya sektörünün Türkiye ihracatındaki stratejik ağırlığını koruduğunu belirterek şunları söyledi:

“Kimya sektörümüz, 2026 yılının ilk yarısında 17,1 milyar dolarlık ihracata ulaşarak bugüne kadarki en yüksek ilk 6 ay ihracat performansını ortaya koydu. Özellikle Nisan ayı itibarıyla başlayan toparlanmanın Nisan ve Haziran aylarında yüksek ihracat rakamlarıyla desteklenmesi, sektörümüz açısından önemli bir gösterge. Haziran ayında ulaştığımız 3,29 milyar dolarlık ihracat, yılın ikinci yarısına daha güçlü bir moralle başlamamızı sağladı.”

Aracı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Göreve geldiğimiz Nisan ayından bu yana kimya sektörünün alt gruplarını ilgilendiren 7 komite toplantısı gerçekleştirdik. Bu toplantılarla sektörümüzün sahadaki ihtiyaçlarını doğrudan dinleyen, sorunları ilgili Bakanlıklarımızla güçlü bir diyalog içinde ele alan bir çalışma anlayışıyla ilerliyoruz. Ticaret Bakanlığımız, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız başta olmak üzere kamu kurumlarımızla kurduğumuz yakın temas, sektörümüzün çözüm bekleyen başlıklarının daha hızlı gündeme taşınması açısından büyük önem taşıyor.”

Kimya sektörünün üretim gücü, pazar çeşitliliği ve sanayinin farklı alanlarına sağladığı girdiyle Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir rol üstlendiğini ifade eden Aracı, ihracatçıların rekabet gücünü artıracak başlıklara odaklandıklarını belirtti.

Kimya Teknoloji Merkezi Yeniden Ele Alınıyor

İKMİB’in sektöre yönelik teknik kapasiteyi güçlendirme hedefiyle hayata geçirilen Kimya Teknoloji Merkezi’ne ilişkin çalışmaların da gündemlerinde önemli bir yer tuttuğunu belirten Aracı, merkezin mevcut yapısını kapsamlı şekilde değerlendirdiklerini söyledi.

Aracı, “Göreve geldiğimizde Kimya Teknoloji Merkezi’nin mevcut fizibilitesi, kullanım kapasitesi ve sürdürülebilirlik yapısı açısından yeniden ele alınması gereken bir tabloyla karşılaştık. Bu nedenle merkezi, sektörümüze gerçek anlamda fayda sağlayacak, görünürlüğü artmış ve finansal sürdürülebilirliği güçlendirilmiş bir yapıya kavuşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu süreçte Bakanlıklarımız, kamu kurumlarımız ve üniversitelerimizle istişare halinde ilerliyoruz” dedi.

“İlk yarıdaki rekor tablo yılın kalanı için güçlü bir motivasyon sağlıyor”

Küresel ticarette belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde kimya sektörünün rekor ilk yarı performansı sergilediğine dikkat çeken Aracı, yılın ikinci yarısında mevcut ivmeyi korumak için ihracatçı firmalarla yakın temas içinde çalışmaya devam edeceklerini söyledi.

Aracı, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

Kimya Sektöründe Sürdürülebilir Satınalma Ve Yeşil Tedarik Zinciri Eğitimi Haber Kimya Sektöründen Tarihi Rekor! Cumhuriyet Tarihinin En Yüksek İhracatı Gerçekleşti“Bugün ulaştığımız rakamlar, sektörümüzün üretim gücünü, ihracat refleksini ve küresel pazarlardaki konumunu bir kez daha ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, bu ivmeyi kalıcı hale getirmek, ihracatçılarımızın önündeki engelleri azaltmak, ihracata dönük yabancı yatırımların ülkemize kazandırılmasına yönelik çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürmek ve kimya sektörünün Türkiye ihracatındaki stratejik payını daha da güçlendirmek olacak. Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan ve ihracatçılarımızın finansmana erişimini destekleyen yeni adımların da sektörümüz için önemli bir moral oluşturacağına inanıyoruz. İlk yarıdaki rekor tablo, yılın kalanı için bize güçlü bir motivasyon sağlıyor.”


-> Kimya Sektöründe Sürdürülebilir Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitimi
-> İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

Kimya Sektöründe Sürdürülebilir Satınalma Ve Tedarik Zinciri Eğitimi
Kimya Sektöründe Sürdürülebilir Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitimi

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz.
Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır.
Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız.
Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.
Prof. Dr. Murat Erdal 

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri:
İçerikleri incelemek için tıklayınız.

-> Kimya Sektöründe Sürdürülebilir Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitimi
Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400 Standardı Eğitimi (2 gün)
☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)
☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)
☐ İdari İşler ve Tesis Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)
☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Dış Ticaret Eğitimi Dis Ticaret Lojistik Sozlesme Egitimi
Dış Ticarette Lojistik Operasyon ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi için tıklayınız. 

-> EĞİTİM KATALOĞUNU İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

-> Kimya Sektöründe Sürdürülebilir Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitimi
-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

Genel Tatil Olan 15 Temmuz Günü Tam Gün Çalışmayan İşçiye Ücreti Nasıl Ödenir?

Genel Tatil Olan 15 Temmuz Günü Tam Gün çalışmayan İşçiye ücreti Nasıl ödenir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Genel Tatil Olan 15 Temmuz Günü Tam Gün Çalışmayan İşçiye Ücreti Nasıl Ödenir?

Lütfi İNCİROĞLU

Genel Tatil Olan 15 Temmuz Günü Tam Gün çalışmayan İşçiye ücreti Nasıl ödenir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem2429 sayılı Ulusal Bay­ram ve Genel Tatiller Hakkında Kanuna göre, yılbaşı günü “genel tatil günü” olarak kabul edilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63’üncü maddesinde ise, “Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir”. Aynı Kanunun 47 nci maddesine göre de “Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir”.

Ayrıca, gün dönümü gece saat: 24.00 veya 00.00 dan itibaren başladığından, bu saatten sonra çalışan normal mesaili veya vardiyalı işçilerden kimler çalışmış ise, çalışılan her gün için ücretleri bir kat fazlası ile ödenir. Bu konuda Yargıtay’ın verdiği bir kararda, “…Davacının gece vardiyasında çalıştığı, 28 Ekimi 29 Ekime bağlayan gece 24.00-08.00 arası çalışması bulunan davacının ulusal bayram ve genel tatil günü çalışması olduğundan ilave yevmiyeye hak kazandığı açıktır.” şeklinde hüküm kurmuştur[1].

Burada ifade edilen “bir kat” deyiminden, “bir iş karşılığı olmaksızın anılan günlerde çalışanlara ilave bir yevmiye verilmesi” anlaşılmalıdır. Örneğin, işçinin günlük ücreti 1.500 TL ise, genel tatil günü sayılan 15 Temmuz günü çalışan işçiye 1.500 TL+1.500 TL=3.000 TL ödenir. Bununla birlikte, 15 Temmuz günü işyerinde 2 saatlik bir arızanın giderilmesi için çalıştırılan işçiye ücreti yine 1.500 TL ola­rak ödenir. Yargıtay’a göre, “genel tatil ve hafta tatili ücret alacaklarının hak edi­len tarihteki çıplak ücret üzerinden hesaplanması gerekir”[2]. Ancak uygulamada bu günler için bazı işverenlerce ücret yerine dinlenme verildiği de görülmektedir. Bu durum usul ve Kanuna ay­kı­rıdır.

Diğer yandan bazı işverenler, “…1 Mayıs İşçi Bayramı, 1 Ocak Yılbaşı,15 Temmuz Demokrasi Günü gibi ge­nel tatil günlerinde” işçileri çalıştırdıkları ve onların iş sözleşmelerine genel tatil ücretlerinin aylık brüt ücret içerisinde olduğuna dair hükümler koymak­tadırlar. Ancak Yargıtay, ulusal bayram ve genel tatil günü ücretlerinin aylık ücret içine giydirilemeyeceğini kabul etmekte ve iş sözleşmelerine konulan bu tür hükümleri geçersiz saymaktadır[3].

Taraflar arasında imzalanan iş sözleşmeleri ile yılda 90 gün ve 270 saate kadar yapılan fazla çalışmalar aylık brüt ücrete dahil edile­bilir ancak, ulusal bayram ve genel tatil günü ücretleri aylık brüt ücret içine giydirilemez. Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışma karşılığı ol­maksızın bir gündelik ücret ödenir. Bu günlerde işçi çalışmışsa ayrıca ilave bir gündelik ücret ödenir[4]..

Peki, genel tatil günü olan bay­ram günü çalıştırılan işçiye sonradan bunun karşılığında idari izin verilmesi mümkün müdür? Yargıtay uygulamasına göre, “Genel tatil günü olan bay­ram günü çalıştırılan işçiye sonradan bunun karşılığında idari izin verilmesi mümkün değildir. İşçiye bayram çalışması karşılığı ilave ücret ödenmelidir.

Dosyadaki belgelerden davacının bir kısım genel tatillerde çalışıp son­rasında idari izin kullandığı görülmektedir. İşçiye genel tatil çalışması karşı­lığında idari izin kullandırılması genel tatil ücreti hakkını ortadan kaldırma­yacağından ücretin ödenmesi gerekliliği karşısında davacının ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklısı olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacı ta­rafça yapılan fesih işlemi 4857 sayılı Kanun’un 24. maddesi gereği haklı ne­dene dayanmakla davacının kıdem tazminatına ve bir kısım ulusal bayram ve genel tatil ücretine hak kazandığının kabulü gerekirken mahkemece hatalı de­ğerlendirme ile söz konusu taleplerin reddi isabetsizdir”[5].

Sonuç olarak, çalışılmayan genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde işçiler çalışmazlarsa, işveren tarafından bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücreti tam olarak ödenir (İşK m.46,47). Ayrıca genel tatil günü tatil yapmayarak çalışan işçiye çalıştığı her gün için ilave bir günlük ücreti ödenir. Bu günlerde tam gün çalışmayan işçinin ücreti de çalıştığı saat kadar değil tam olarak ödenmelidir. Örneğin günlük ücreti 1.500 TL olan ve genel tatil günü sayılan yılbaşı günü 2 saatlik bir arızanın giderilmesi için işyerine getirilen işçiye çalıştığı saat kadar değil, 1.500 TL+1.500 TL=3.000 TL olarak ücreti tam ödenmelidir.

[1] Y22.HD.18.02.2019, E.2017/19993, K.2019/3612 Legalbank.

[2] Y9HD.12.4.2018, E.2015/14919, K.2018/8470 Legalbank

[3] Y9HD.07/10/2020 T.,E.2016/25513, K.2020/10829 Legalbank.

[4] Y9HD.26/11/2020 T.,E.2016/32976, K.2020/16980 Legalbank.

[5] Y9HD.14.11.2016 T.,E.2015/5620, K.2016/19925 Legalbank.

Genel Tatil Olan 15 Temmuz Günü Tam Gün çalışmayan İşçiye ücreti Nasıl ödenir Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemwww.incirogludanimanlik.com sayfasında yayımlanan blog yazıları, hakemli makale formatında olmayıp bilgi verme amaçlıdır. Kesinlikle hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliğinde değildir.

Lütfi İNCİROĞLU

 

Kurumsal Müşteri Şikayet Ettiğinde Şirketiniz Gerçekte Ne Yapıyor?

Kurumsal Müşteri Dünyası
Kurumsal Müşteri Dünyası

Kurumsal Müşteri Dünyası | Yönetim Vakası No: 1

Her hafta yönetim katına taşınan gerçek satış, müşteri ve müzakere vakaları.

“Müşterilerle Temasta Olan Herkes Satıştadır.”
Prof. Dr. Murat Erdal merdal@istanbul.edu.tr

Otomotiv Kurumsal Satış Eğitimi

Kurumsal müşteri dünyasında hiçbir şikayet yalnızca bir ürün ya da hizmet hatasından ibaret değildir. Problem yaşandığında müşteri, sizinle olan ilişkisinin geleceğini tartmaktadır.

Şikayeti ele alış biçiminiz, müşteriyi markanıza görünmez bağlarla bağlayan bir sadakat hikayesine dönüştürebilir. Yanlış yaklaşım ise güven kaybına, ilişkinin zayıflamasına ve sonunda müşteri kaybına yol açabilir.

Kurumsal Müşteri Şikayet Ettiğinde Şirketiniz Gerçekte Ne Yapıyor?

Gökkuşağı Boyaları satış sorumlusu Erdal, iki önemli kurumsal müşteriden iki saat içinde iki şikayet aldı. Bu müşteri şikayetlerini nasıl ele alacağını, hızlı ve etkili müşteri hizmetini nasıl sağlayacağını dikkatle düşünüyordu.

Erdal ilk telefonu Jaguar Makine satın alma yetkilisinden aldı, kaba ve alçak perdeden bir sesle, “Ürününüz hakkında çok üzgünüz. Neden boyanız makinelerimize uygulandıktan sonra üç hafta içinde soyuluyor? Bu sorunla ne kadar sürede ilgileneceğinizi bilmek istiyorum.”

Erdal samimi üzüntülerini dile getirdi, müşterinin tesisinin adres bilgilerini aldı ve derhal birini göndereceğine söz verdi. Müşteri destek elemanını Jaguar Makine’ye göndermek için gerekli düzenlemeleri yaptığı sırada, ikinci müşteri Antilop Endüstriyel aradı. “Erdal bey, boyanız yüzünden işçilerimiz alerji, öksürme ve hapşırma gibi sağlık sorunları yaşıyor. Sağlıkla ilgili şikayetleri çözmek için hemen uzman birini gönderebilir misiniz?” dedi.

Erdal, “Evet efendim, en kısa zamanda gerekeni yapacağım” dedi ve müşteriden ayrıntıları aldı.

Erdal, bu iki müşteri şikayetinin olası nedenlerinin neler olabileceğini düşünüyordu. Boyanın soyulması sorunu, müşterinin talepleriyle uyuşmayan yanlış boya spesifikasyonundan kaynaklanıyor olabilirdi.

  • Eğer müşteri vasıfsız ve düşük maliyetli boya işçileri istihdam ediyorsa bu şirketin Gökkuşağı Boya’nın sorumluluğu olur mu? Personel devir hızının o şirkette hayli yüksek olduğunu biliyordu. Firmanın saha ekiplerine talimatlarda belirtilen boya uygulama eğitimini yeterli düzeyde vermediğinden şüpheleniyordu.
  • İkinci müşteri Antilop Endüstriyel ise belki de koruyucu ekipmanlar ve iş güvenliği konularında ihmalkâr davranmış olabilirdi.

Erdal, müşterilerinin neden şirketin tavsiye ettiği; işçi eğitimi, uygulama yöntemleri, kişisel koruyucu ekipmanlar ve iş güvenliği konusunda özenli hareket etmediklerini ve yatırım yapmadıklarını merak ediyordu.

Sorular:

  • Satış sorumlusu Erdal’ın yerinde siz olsaydınız nasıl bir aksiyon alırdınız ?
  • Bu tür şikayetlerin en aza indirilmesi ve ortadan kaldırılması için hangi adımlar atılmalıdır? Aksi takdirde, ağızdan ağıza yayılan iletişim şirketin itibarını, gelecekteki satışlarını ve karlılığını etkileyecektir.

Yönetim Perspektifi

Kurumsal müşteri, kusursuz ürünleri değil; sorun anında güven veren,
çözüm üreten ve iş sürekliliğini destekleyen iş ortaklarını hatırlar.

İlgili Eğitim:

Kurumsal Satış Eğitimi (2 gün)

Kurumsal Satış Eğitimi Mühendisi
Teklif alma: egitim@satinalmadergisi.com

Anahtar Sözcükler:

Kurumsal Müşteri, müşteri Şikayeti, şikayet, şikayet yönetimi, Sadakat, Müşteri Kaybı, eğitim, kurumsal pazar, kurumsal satış, satış eğitimi, müşteri, endüstriyel, iş güvenliği,

Türkiye’nin DOA Sistemi ABD ve Batılı Ülkelere Örnek Gösterildi

1784023489 Doa Sistemi Rnek Oldu Bb G Rsel

Forbes’un yayınladığı analizde 1 Temmuz’dan itibaren Türkiye genelinde uygulamaya geçen DOA (Depozitosu Olan Ambalajlar) Sistemi, finansman modeli, dijital altyapısı, yerli teknoloji üretimi ve ekonomiye sağlayacağı katkıyla ABD ve diğer Batılı ülkelerin uyarlayabileceği örnek model olarak gösterildi.

14 Temmuz 2026; Dünyanın önde gelen ekonomi ve iş dünyası yayınlarından Forbes, Türkiye’nin Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi’nin kritik hammadde tedariğinin güçlendirilmesi ve geri dönüşümün ekonomik altyapıya dönüştürülmesi gibi avantajlarını öne çıkararak dünyaya örnek gösterdi.

Wesley Alexander Hill imzasıyla 13 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan “American Defense Should Champion Recycling To Compete With China” başlıklı analizde geri dönüşümün yalnızca çevresel bir mesele olmadığı, sanayi üretimi, ulusal güvenlik ve kritik hammaddelere erişim açısından stratejik öneminin arttığı ele alındı. Analizde özellikle alüminyum, lityum, bakır ve kalay gibi üretim, enerji, teknoloji ve savunma sanayi açısından kritik öneme sahip malzemelerin ekonomiye yeniden kazandırılmasının, ülkelerin hammaddede dışa bağımlılığını ve küresel tedarik zincirlerindeki kırılganlığı azaltabileceği vurgulandı.

Türkiye Modeli “En Uygulanabilir Ulusal Sistem” Olarak Gösterildi

Forbes’un analizinde birçok ABD eyaletinde ve Avrupa ülkesinde depozito iade sistemlerinin uygulandığı hatırlatılırken, Türkiye’nin geliştirdiği DOA Sistemi ulusal ölçekte uygulanabilecek en güçlü örneklerden biri olarak değerlendirildi. Haberde Türkiye’de uygulanan modelin en önemli avantajlarından birinin kamu finansmanı yerine özel sermayeye ve genişletilmiş üretici sorumluluğuna dayanması olduğuna yer verilirken, bu yaklaşımın DOA Sistemi’ni vergi mükelleflerine ilave yük getirmeden hayata geçirilmesini mümkün kıldığı belirtildi.

Analizde, DOA’nın güçlü dijital altyapısını oluşturan barkodlar, uçtan uca takip sistemi, Depozito İade Makineleri ve vatandaşların iadelerini mobil cüzdanlarına alabilmesini sağlayan teknoloji de sistemin öne çıkan unsurları olarak yer aldı. Kurgulanan altyapının vatandaşların sisteme katılımını kolaylaştırdığı, toplama verimliliğini artırdığı ve kullanılmış içecek ambalajlarının çöp veya atık olarak değil, ülke ekonomisinde tutulması gereken değerli endüstriyel girdiler olarak değerlendirilmesini sağladığı ifade edildi.

ABD’ye “Türkiye Modeli Depozito Sistemi” Önerisi

Analizde Türkiye’de uygulanan sistemin yalnızca çevresel bir proje değil, yerli tedarik zincirlerini güçlendiren modern bir sanayi altyapısı olarak değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. ABD’nin geri dönüşüm ve kritik hammadde politikalarını güçlendirmesi için “Türkiye modeli bir depozito iade sistemi” kurabileceği belirtilirken, mevcut perakende noktaları, belediye tesisleri ve farklı kurumların modern dijital takip teknolojileriyle entegre edilebileceği aktarıldı.

Analizin sonuç bölümünde Türkiye’nin DOA modeli, Batılı ülkelerin kendi ihtiyaçlarına göre uyarlayabileceği bir yol haritası olarak tanımlandı. Ayrıca Türkiye’nin yaptığına benzer modern bir depozito iade sisteminin kısa sürede kurulabileceği, özel kaynaklarla finanse edilebileceği ve yalnızca çevresel bir uygulama olarak görülmenin ötesine geçerek sanayi altyapısının bir parçasına dönüştürülebileceği ifade edildi.

Türkiye’deki Yerli Teknoloji Üreticileri İçin Önemli Bir Fırsat

1784023484 Tuca Baskani Nurullah Ozturk
Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk

Forbes’un haberinde görüşlerine yer verilen Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk, DOA Sistemi’nin Türkiye’nin yerli teknoloji sektörü açısından da önemli bir araç olduğunu belirtti. Türkiye’nin tek bir ekipman tedarikçisine bağımlı bir yapı yerine rekabete açık bir model benimsediğini ifade eden Öztürk, son iki yılda farklı Türk üreticilerin gerekli sertifikasyon süreçlerini tamamlayarak yerli Depozito İade Makineleri üretmeye başladığını aktardı.

Yerli üreticilerin ihracat pazarlarını da hedeflediğini belirten Öztürk, bu gelişmenin geri dönüşüm teknolojileri alanında tamamen yeni bir sanayi ekosisteminin oluşmasına yol açacağını ifade etti. Öztürk, değerli hammaddelerin Türkiye ekonomisi içerisinde tutulması sayesinde DOA Sistemi’nin cari açığın düşürülmesine katkıda bulunacağını, sistemin tam kapasiteyle faaliyete geçmesiyle yılda yaklaşık 1 milyar dolar katkı sağlamasının beklendiğini belirtti.

Hyundai, Red Dot Design Concept 2026’da Üç Prestijli Ödül Kazandı

1784031910 Hyundai X Red Dot Awards
  • Hyundai, Red Dot Award: Design Concept 2026’da üç farklı konseptiyle ödüle layık görülerek tasarım ve inovasyondaki küresel liderliğini bir kez daha kanıtladı.
  • Concept THREE ve CRATER Concept, “Winner” ödülünün sahibi oldu.
  • Elektrikli mobilite vizyonu ve yenilikçi tasarım anlayışıyla öne çıkan Hyundai, geleceğin mobilitesine yön veren konseptleriyle uluslararası arenada önemli bir başarıya imza attı.

Hyundai, dünyanın en prestijli tasarım organizasyonlarından biri olan Red Dot Award: Design Concept 2026 kapsamında üç önemli ödül kazandı. Markanın robotik mobilite platformu MobED Urban Hopper & Golf, “Best of the Best” ödülüne layık görülürken, yarışmanın en yüksek ödülü olan “Luminary” için de aday gösterildi. Concept THREE ve CRATER Concept ise “Winner” ödülünün sahibi oldu.

1784031910 Hyundai X Red Dot Awards

Red Dot Design Concept yarışmasında yalnızca beş “Best of the Best” projesi Luminary ödülüne aday gösteriliyor. Yılın en ilham verici tasarımı olarak seçilecek Luminary ödülünün kazananı ise Ekim ayında düzenlenecek törende açıklanacak. Elde edilen başarı, Hyundai’nin tasarım yaklaşımını ileri teknolojilerle buluşturan vizyonunu ve geleceğin mobilitesine yönelik yenilikçi bakış açısını bir kez daha ortaya koyuyor.

Hyundai & Genesis Global Tasarım Başkanı ve Başkan Yardımcısı SangYup Lee, ödüllerle ilgili değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bu ödüller, tasarım felsefemiz ile geleceğe yönelik vizyonumuzun güçlü bir şekilde birleşmesinin sonucu. Müşterilerimize farklılaşan değer sunmak ve yeni deneyimler geliştirmek için tasarım anlayışımızla sınırları zorlamaya devam edeceğiz”. 

Robotik Mobilitede Yeni Dönem: MobED Urban Hopper ve MobED Golf

Hyundai Robotics LAB tarafından geliştirilen MobED (Mobile Eccentric Droid), gelişmiş uyarlanabilirlik ve ölçeklenebilirlik sunan yeni nesil modüler robotik mobilite platformu olarak dikkat çekiyor. Platform üzerine geliştirilen Urban Hopper ve Golf konseptleri, kazandıkları Best of the Best ödülü ve Luminary adaylığıyla MobED platformunun çok yönlü kullanım potansiyelini gözler önüne seriyor.
Yenilikçi Drive-and-Lift (DnL) sistemi ve eksantrik duruş kontrol mekanizması sayesinde MobED, engebeli zeminlerde, eğimli yüzeylerde ve 20 santimetreye kadar olan kaldırımlarda dahi dengesini koruyabiliyor. Modüler ray sistemi sayesinde farklı üst modüllerin kolayca entegre edilebildiği MobED platformu, farklı kullanım senaryolarına tek bir robotik çözümle uyum sağlayarak günlük yaşam ve rekreasyon alanlarında geniş kişiselleştirme imkânı sunuyor.

Concept THREE ile Kompakt Elektrikli Mobiliteye Yeni Yaklaşım

Winner ödülüne layık görülen Concept THREE, Hyundai’nin yeni nesil kompakt elektrikli mobilite vizyonunu aerodinamik verimlilik, duygusal tasarım ve kullanım kolaylığıyla buluşturuyor.

IONIQ ailesinin en kompakt modeli olarak geliştirilen konsept, yeni “Aero Hatch” gövde tipini tanıtarak kompakt boyutlarla geniş iç hacim ve sportif oranları bir araya getiriyor. Dış tasarımda Hyundai’nin “Art of Steel” tasarım dili daha yumuşak ve kullanıcı odaklı bir yorumla yeniden ele alınırken iç mekânda ise sürücü odaklı kokpit düzeni, direksiyon çevresinde konumlandırılan temel kontroller ve geri dönüştürülmüş tekstil ile alüminyum köpük gibi sürdürülebilir malzemeler dikkat çekiyor.

1784031912 Hyundai X Red Dot Awards 2

CRATER Concept ile Elektrikli Off-Road Deneyimi

Red Dot Design Concept 2026 kapsamında Winner ödülü kazanan CRATER Concept, zorlu arazi koşullarında güven, kontrol ve dayanıklılık sunmak amacıyla geliştirilen elektrikli SUV konsepti olarak öne çıkıyor. Keskin geometrik hatları, sağlam gövde yapısı ve işlevsel tasarım detaylarıyla arazi kullanımına hazır olduğunu ilk bakışta hissettiren konseptte; Parametrik Piksel aydınlatmalar ve tavan üstü off-road lambaları, altıgen jant tasarımı, geniş çamurluklar, koruyucu alt gövde plakaları gibi detaylar hem dayanıklılığı hem de görsel gücü destekliyor.

1784031913 Hyundai X Red Dot Awards 3