Su Kıtlığı Sanayide Büyümeyi Tehdit Ediyor, Risk Tedarikçinin Havzasına da Uzanıyor
Tedarik zincirleri on yıllar boyunca düşük maliyetli üretim, tam zamanında stok yönetimi ve açık ticaret yolları üzerine kuruldu. Karbon Saydamlık Projesi’nin (CDP) eylülde yayımladığı rapor, bu düzende fabrikaların taşınabildiğini, beslendikleri nehir havzalarının ise yerinde kaldığını belirtiyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre dünyada nehir, göl ve yeraltından alınan tatlı suyun yaklaşık beşte biri sanayide kullanılıyor.
Rapor, 2025’te CDP’ye su başlığında bildirim yapan 6.500’ü aşkın şirketi kapsıyor. Su kıtlığı gibi aksamalardan halihazırda doğan mali etkiyi de 1,4 milyar dolar olarak gösteriyor. Gelecek yıllar için öngörülen tutar 397 milyar dolar. Bu tutarın 45 milyar dolarının doğrudan faaliyetlerin dışında, tedarik zincirinin yukarı halkalarında ortaya çıkması bekleniyor.
Ölçülmeyen Risk Yukarı Halkalarda Kalıyor
Açıklama yapan şirketlerin üçte birinden fazlasında (%36) su riskini belirleyen, değerlendiren ve yöneten bir süreç bulunmuyor. Oran imalatta %34, hazır giyimde %35, gıda, içecek ve tarımda %30 seviyesinde. 2025’te tedarik zincirini haritalayan ya da bunu planlayanların payı bir yılda %70’ten %78’e yükseldi, ancak bunların dörtte üçü yalnızca doğrudan alım yaptıkları firmalara kadar iniyor. Görünürlük ilk halkada bittiğinde, hammaddenin çıktığı havzadaki kuraklık alıcının gündemine ancak sipariş geciktiğinde girebiliyor. Su stresinin ağır olduğu bölgelerden çekildiğini bildirenlerin oranı da bir yılda %27’den %39’a ulaştı.
Tedarikçiyi Değiştirmek Her Zaman Mümkün Olmuyor
İtalya’nın Biella ve Como yörelerindeki tekstil sanayisi, yüzyıllar boyunca bol ve kaliteli su kaynaklarının çevresinde gelişti. Buradaki firmalardan biri CDP’ye yaptığı açıklamada artan su kıtlığını önemli bir iş riski olarak tanımlıyor, üretim yetkinliği başka yerde kolayca kurulamadığı için tedarikçi çeşitlendirmenin uygulanabilir olmadığını da kabul ediyor. İmalat belirli bir yörenin suyuna bağlıysa, oradaki kaynak azaldığında alıcının başvurabileceği ikinci bir adres kalmıyor. CDP’ye bilgi veren bir gıda üreticisine göre İspanya’daki Guadalquivir havzasında yüksek su stresi, girdi maliyetlerinin artması ve kaliteli pirinç bulmanın zorlaşması riskini yaratıyor. CDP, suyla ilgili sorunların ticaret yolları ve tedarikçi ilişkileri üzerinden uzak pazarlara taşındığını vurguluyor.
Türkiye’nin Su Stresi ve Sanayiye Gelen Yükümlülük
Kızıldeniz’deki aksama nedeniyle sevkiyat süresi 45 gün civarından 60 güne uzayan bir şirket, CDP’ye verdiği bilgilerde aynı ürünü iki ayrı firmadan almaya başladığını, satınalma kararlarını öne çektiğini ve Doğu Avrupa ile Türkiye’de yakın kaynak seçeneklerini araştırdığını aktarıyor.
Rapor, üretimi pazara yaklaştırma arayışının suyun kısıtlı olduğu yerlerde yeni kırılganlıklar yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Türkiye’nin 112 milyar metreküplük kullanılabilir su potansiyeli 2025 sonu nüfusuna bölündüğünde kişi başına 1.301 metreküp düşüyor. Ülke bu düzeyle su stresi yaşayanlar arasında yer alıyor. Aralık 2024’te yürürlüğe giren Su Verimliliği Yönetmeliği, organize sanayi bölgelerinin ve ekinde sayılan faaliyetlerin su tüketimini planlayan, ölçen ve raporlayan bir sistem kurmasını şart koşuyor. Tarım ve Orman Bakanlığı da yükümlülüğü yerine getirenleri belgelendiriyor. Böylece tedarikçinin suyu nasıl kullandığı, satınalma ekiplerinin dışarıdan izleyebileceği bir göstergeye bağlanıyor. Gönüllü raporlamada ise CDP’nin 2025 değerlendirmesinde Türkiye’den 29 kuruluş Su Güvenliği A Listesi’ne girdi.
AB’nin 2030 Verimlilik Hedefi
Avrupa Birliği (AB), haziran 2025’te ortaya koyduğu Su Dayanıklılığı Stratejisi ile 2030’a kadar su verimliliğini en az %10 artırmayı hedefliyor. Belgede yeni kaynak arayışı son seçenek olarak görülüyor, öncelik eldeki suyun boşa harcanmadan kullanılmasına tanınıyor. Üye ülkeler kendi koşullarına uygun oranlar koymaya teşvik ediliyor, bazıları bunu ulusal, bölgesel ya da havza ölçeğinde yapmış durumda. Bu hedef açısından sanayinin payı büyük, FAO verilerine göre Batı Avrupa’da kaynaklardan alınan tatlı suyun yaklaşık dörtte üçü santrallerin soğutma ihtiyacı da dahil olmak üzere bu kesime gidiyor.
Avrupa’daki Sanayi Liderlerinin Yarısından Fazlasına Göre Su Kıtlığı Beş Yıl İçinde Büyümeyi Tehdit Edecek
- Su stresi, Avrupa sanayisinde işletme maliyetlerini, tedarik zincirlerini ve altyapıyı şimdiden etkiliyor.
- Su kıtlığı, sanayide iş sürekliliği açısından siber saldırılar ve tedarik zinciri kesintileriyle aynı düzeyde risk oluşturuyor.
- Sanayi liderlerinin yaklaşık %60’ı, su kaynaklı riskleri azaltabileceğini bildikleri teknolojileri henüz devreye almadıklarını belirtiyor.
Schneider Electric, suyun Birleşik Krallık ve Avrupa’da sanayi kuruluşlarının iş sürekliliği açısından en büyük risklerden biri haline geldiğini ortaya koyan “The Water Crunch Report” (Su Darboğazı Raporu) adlı yeni araştırmasını yayımladı. Araştırmaya göre su kaynaklı riskler, siber saldırılar ve tedarik zinciri kesintileriyle aynı düzeyde önem taşıyor. Bulgular, Schneider Electric’in geçen yıl ABD’de gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarıyla da örtüşüyor. O araştırmada iş dünyası liderlerinin %56’sı, önümüzdeki yıllarda su kaynaklı risklerin diğer altyapı risklerinden daha hızlı artacağını belirtmişti.
Su Darboğazı Raporu kapsamında Avrupa’daki sanayi şirketlerinin üst düzey yöneticileri ile su hizmeti sağlayan kuruluşların ve belediyelerin karar vericileriyle anket yapıldı. Sanayi liderlerinin %44’ü, son iki yılda su stresinin işletme maliyetlerini artırdığını belirtiyor. %38’i altyapı ve bakım bütçelerinin baskı altında kaldığını, %30’u ise tedarik zincirlerinde aksama yaşandığını ifade ediyor. İşletmelerin %44’ü, su tedarikinde ciddi bir kesinti yaşanması halinde faaliyetlerinin ilk 24 saat içinde etkilenmeye başlayacağını öngörüyor. Sanayi liderlerinin yarısından fazlası (%52), su kalitesinin veya suya erişimin önümüzdeki beş yıl içinde, yani 2031’e kadar, şirketlerinin büyümesinin önünde ciddi bir engel oluşturmasını bekliyor. Her yedi yöneticiden biri (%14) ise bu sorunların faaliyetlerini veya büyümelerini şimdiden engellediğini söylüyor.
Araştırma, Avrupa’da son on yılların en ağır kuraklık koşullarının yaşandığı bir dönemde yayımlandı. Kuraklığın yük taşımacılığı, enerji ve tarım sektörlerine yansıyan etkileri, bu baskıların artık olası bir gelecek senaryosu olmaktan çıktığını gösteriyor.
Schneider Electric Endüstriyel Otomasyondan Sorumlu Başkan Yardımcısı Gwenaelle Huet, şunları söyledi: “Avrupa’nın suyu yalnızca bir çevre meselesi olarak ele alma lüksü yok. Su artık rekabet gücünü doğrudan etkileyen bir konu. Enerji dönüşümü son on yılda sanayi stratejilerini nasıl yeniden şekillendirdiyse, su verimliliği de önümüzdeki on yıla yön verecek. Yapay zekâ destekli endüstriyel zekâ çözümleri, şirketlerin suyun nasıl kullanıldığını, nerelerde israf edildiğini ve nasıl geri kazanıldığını daha önce mümkün olmayan bir ayrıntıyla görmesini sağlıyor. Artık asıl mesele sorunu anlamak değil, Avrupa sanayisinin geleceğini güvence altına almak için gereken hızda harekete geçmek.”
Schneider Electric Su ve Çevre Segmenti Başkanı Sophie Borgne ise şöyle konuştu: “Bu yaz yaşanan kuraklıkları ve sanayi üzerindeki etkilerini bir defaya özgü bir durum olarak görmek kolay. Ancak bunlar artık Avrupa’da faaliyet göstermenin kalıcı koşulları arasında yer alıyor. AB’nin Avrupa Kuraklık Gözlemevi’ne göre, şu anda Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık’ın yaklaşık yarısı farklı düzeylerde kuraklık yaşıyor. Suyun yeniden kullanılması, zaten baskı altında olan nehirlere ve barajlara bağımlılığımızı azaltabilir. Buna rağmen bugün AB genelinde arıtılmış kentsel atık suyun yalnızca %2,4’ü yeniden kullanılıyor. Akıllı su teknolojilerine yatırım yapan kuruluşlar, su verimliliğini rekabet avantajına dönüştürüyor.”
Teknolojiye Güven Yüksek, Uygulama Geriden Geliyor
Akıllı su teknolojilerinin su yönetiminde etkili bir çözüm sunduğu yaygın biçimde kabul ediliyor. Ancak bu farkındalık, uygulamaya aynı hızda yansımıyor. Aradaki farkın nedeni teknolojiye duyulan kuşku değil. Aksine, bu teknolojilerin faydasına duyulan güven oldukça yüksek. Sanayi liderlerinin %86’sı ve su hizmeti sağlayan kuruluşların %98’i, akıllı su teknolojilerinin işletme maliyetlerini azaltabileceğini belirtiyor. Her iki grubun da %80’den fazlası, bu teknolojilerin iş sürekliliğini koruduğunu ve sürdürülebilirlik performansını güçlendirdiğini düşünüyor.
Buna rağmen sanayi liderlerinin %58’i, dijital ikiz veya şebeke modelleme araçlarını bildikleri halde henüz devreye almadıklarını ifade ediyor. Su hizmeti sağlayan kuruluşların %57’si de tahmine dayalı analitik veya yapay zekâ destekli su yönetimi için aynı yanıtı veriyor.
Olumlu gelişme ise kuruluşların harekete geçmek için sorunun daha da ağırlaşmasını beklememesi. Ankete katılan su hizmeti sağlayan kuruluşların tamamı ve sanayi liderlerinin %98’i, suya erişimin veya su kalitesinin önemli kararlarını şimdiden etkilediğini belirtiyor. Bu kararlar arasında su verimliliğine yönelik yatırımların artırılması (%47) ve su kaynaklı risklerin yönetim kurulu düzeyinde resmi olarak değerlendirilmesi (%43) yer alıyor. Ankete katılan sanayi liderlerinin yarısından fazlası otomatik kontrol sistemlerini (%56) ve akıllı sayaçları (%55) devreye almış durumda. Su hizmeti sağlayan kuruluşlarda akıllı sayaç kullanım oranı %76’ya ulaşıyor.
Su sistemleri daha bağlantılı ve dijital hale geldikçe siber güvenlik de gündemde daha fazla yer tutuyor. Hem sanayi liderlerinin hem de su hizmeti sağlayan kuruluşların yarısından fazlası, siber güvenliği yönetilmesi gereken başlıca riskler arasında sayıyor.
Bununla birlikte, akıllı su teknolojilerinin daha yaygın kullanılmasıyla elde edilebilecek önemli kazanımlar bulunuyor. Birçok yönetici, operasyonları daha verimli hale getirmek üzere geliştirilen teknolojileri bildiği halde henüz kullanmaya başlamamış durumda. Bu da en büyük kazanımların henüz elde edilmemiş olabileceğine işaret ediyor. Avrupa’daki iş dünyası liderleri için araştırmanın mesajı açık: Su kaynaklı riskler, enerji ve siber güvenlik kadar etkin biçimde yönetilmeli. Teknolojiyi bilmekle uygulamak arasındaki farkın kapatılması, özellikle su stresinin maliyetini şimdiden hisseden sektörler açısından belirleyici olacak.
Bağımsız su ve çevre uzmanı Tom Freyberg, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yaklaşık yirmi yıldır su, iklim tartışmalarında geri planda kaldı ve enerjiye veya karbona yönelik yatırımların çok küçük bir bölümünü alabildi. Avrupa, dünyanın geri kalanına göre iki kattan daha hızlı ısınırken su tedariki üzerindeki baskı da artıyor. Su Darboğazı Raporu, yaklaşımın değiştiğini doğruluyor. Sanayi liderlerinin %47’si su verimliliğine yönelik yatırımlarını artırmış, %43’ü ise su kaynaklı riskleri yönetim kurulu gündemine taşımış durumda. Su güvenliği sonunda ikinci plana atılan bir detay olmaktan çıkıp iş dünyasının öncelikleri arasına giriyor.”

Geleceğe yönelik adımlar atan su hizmeti sağlayıcıları, müşterilerinin bu risklerden mümkün olduğunca az etkilenmesi için mevcut teknolojilerden yararlanıyor. Danimarka’daki su hizmeti sağlayıcısı Aarhus Vand, su şebekesinin tedarik güvenliğini sağlamak için dijital ikizin öngörü yeteneklerini kullanıyor. Kuruluş, su tedarik şebekesini uzaktan izlemek, olası kaçakları ve tedarikteki dalgalanmaları kolayca ve hassas biçimde belirlemek amacıyla Schneider Electric’in EcoStruxure™ Water Advisor – Water Simulation çözümünü devreye aldı.
Water Simulation, şebekenin farklı noktalarından alınan verilerle planlı ve beklenmedik olayların etkilerini önceden öngörüyor. Böylece Aarhus Vand, sorunlara hızla ve en uygun yöntemle müdahale edebiliyor, su kayıplarını en aza indiriyor ve müşterilerine güvenilir biçimde yüksek kaliteli su sağlıyor. Artan verimlilik sayesinde kuruluşun enerji tüketimi ve maliyetleri de azalıyor.
Satınalma ve Tedarik Zinciri Ekipleri İçin Sürdürülebilirlik Eğitimleri
İş problemlerine odaklı eğitimler. Uygulanabilir çözümler, ölçülebilir sonuçlar.

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Sorumlu Satınalma Eğitimi için tıklayınız.
Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi
Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
ve ISO 20400 YEŞİL SATIN ALMA MAKALELERİ
- Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)
- Tedarikçilerden Sürdürülebilirlik Verisi Nasıl Toplanır? Satınalma Şartnamelerinde Sürdürülebilirlik – V
- Sürdürülebilir Tedarikçi Kimdir? Bir Şirketi Sürdürülebilir Kılan Özellikler Nelerdir? – IV
- Ecovadis Sürdürülebilir Satınalma Puanımızı Nasıl Yükseltiriz?
Sürdürülebilir Satınalma Gelişim Planı Nasıl Yürütülmeli?
- Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri 2025 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu Yayınlandı. Türkiye 167 Ülke İçerisinde 73. Sırada
- Sürdürülebilir Tedarik Operasyonlarında Planlama ve Gereklilikler, ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Rehber Standardı – III
- Sürdürülebilir Tedarik Stratejisi Nedir? Nasıl Geliştirilir? ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Rehber Standardı – II
- ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Rehber Standardı Yol Haritası ve Adım Adım Sıfır Emisyon Hedefi
- Yeşil Satınalma ve Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi Nedir?
- Demir Çelik Sektörü ve Sürdürülebilirlik Performans Göstergeleri (KPI)
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ
EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:
Kurumunuzun satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.
Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com
Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.
Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”
Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.







