Borusan Türk Çeliğinin Belgelendirme Sınavını Geçiyor
2027 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde bir altyapı projesinin büyük çaplı boruları Alabama’daki bir fabrikada üretilecek. O boruları üretecek şirketin kökeni, 1958’de İstanbul’da kurulan bir boru fabrikasına dayanıyor. Aradan geçen yıllarda şirket kıta değiştirdi, fabrika satın aldı, adını değiştirdi. Satınalma açısından asıl ilginç olan büyüme öyküsü değil, o siparişin nasıl alındığı. Bir üreticinin herhangi bir pazarda iş alabilmesi için birbirinden bağımsız iki koşulu aynı anda karşılaması gerekiyor ve bu koşullardan ikincisi çoğu zaman gözden kaçıyor. Üretim kabiliyeti tek başına sipariş getirmiyor, üreticinin ayrıca kabul edilmiş olması gerekiyor.
Şirketin Bugünkü Tablosu
Borusan Boru (BRSAN), 7 Ağustos 2026’da 2026 yılının ilk yarısına ilişkin sonuçlarını açıkladı. Satış geliri %26,1 artışla 976,9 milyon dolara, satış hacmi %3,1 artışla 602.800 tona yükseldi. Aynı dönemde şirketin AVFÖK değeri %68,9 artışla 90,3 milyon dolara ulaştı, AVFÖK marjı 2,3 puan artarak %9,2 oldu, net karı ise 39,8 milyon dolar olarak gerçekleşti. Şirket bu sonuçların ardından 2026 yılı konsolide satış geliri beklentisini 2,2-2,4 milyar dolar aralığına, AVFÖK marjı beklentisini de %9-11 aralığına yükseltti.
Gelirin nereden geldiği tablonun asıl anlamlı kısmı. Altyapı ve Proje segmenti %93 artışla 520 milyon dolara ulaşarak şirketin en büyük faaliyet alanı olmayı sürdürdü. Enerji segmenti %2 artışla 198 milyon dolar, Otomotiv segmenti yine %2 artışla 102 milyon dolar oldu. Endüstri ve İnşaat segmenti ise Avrupa ve Türkiye’deki zayıf talep koşulları nedeniyle %26 gerileyerek 157 milyon dolara indi. Altyapı ve Proje kaleminin bu ölçüde büyümesinin arkasında, önceki dönemlerde alınan büyük çaplı siparişlerin teslimat takvimine girmesi bulunuyor.
O siparişler üst üste geldi. Aralık 2025’te ABD’deki bağlı ortaklık Borusan Berg Pipe üzerinden 553 milyon dolarlık hat borusu (line pipe) siparişi alındı ve üretimin Alabama’daki Mobile tesisinde yapılacağı bildirildi. Nisan 2026’da yaklaşık 100 milyon dolarlık bir sipariş geldi. 1 Haziran 2026’da ise şirket, Borusan Berg Pipe’ın ABD’de yürütülen ticari görüşmeler sonucunda yaklaşık 742 milyon dolar tutarında yeni satış siparişleri aldığını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na bildirdi. Bu siparişlerdeki büyük çaplı hat borularının çoğunluğunun 2027 içinde üretilip sevk edilmesi, kalan bölümün ise 2028’in ilk çeyreğinde tamamlanması planlanıyor.
Buradaki ayrımın altını çizmek gerekiyor. Haziran siparişi, ABD’de faaliyet gösteren bağlı ortaklık tarafından, ABD’de yürütülen görüşmeler sonucunda alınmış bir satış. Şirketin ilk yarı sonuçlarına göre küresel faaliyetlerden elde edilen gelir toplam gelirin %89’unu oluşturuyor, ABD operasyonlarının payı ise yaklaşık %79 seviyesinde bulunuyor. Şirketin kendi dipnotu bu rakamın nasıl okunması gerektiğini de söylüyor, çünkü Türkiye’den ABD ve AB operasyonlarına yapılan ihracatlar ilgili operasyonlar altında konsolide ediliyor. Yani bu pay tümüyle Amerika’da üretilmiş ürünlerden oluşmuyor, içinde Türkiye çıkışlı sevkiyat da yer alıyor. Bu tablo bir tercihin değil, uzun bir yer değiştirmenin sonucu.
Birinci Koşul Yer Değiştirmek
ABD pazarında çelik ürünlerine yönelik düzenleme çerçevesi son yıllarda belirginleşti. Amerikan yönetiminin ulusal güvenlik gerekçesiyle uyguladığı Section 232 tarifesi Haziran 2025’ten bu yana çelikte %50 seviyesinde bulunuyor ve mevcut çerçeve 2027 sonuna kadar geçerli. Bunun yanında, Türkiye ve Güney Kore menşeli kaynaklı çelik boru ürünlerine yönelik anti-damping ve telafi edici vergi kararları 2021’de uzatıldı, bu kararların gözden geçirme süreci 2026 boyunca sürdü. ABD Ticaret Bakanlığı ayrıca Borusan Boru’yu Borusan Mannesmann Boru’nun hukuki halefi olarak kabul ettiğini bildirdi, dolayısıyla önceki unvana uygulanan önlemler yeni unvan için de geçerli sayıldı. Bunlar yorum gerektirmeyen, pazarın mevcut koşullarını tarif eden idari tespitler.
Bu koşulların ticaret akışına yansıması rakamlarda görülüyor. Türkiye’nin çelik boru ihracatı 2025’te %0,6 artışla 2,2 milyon ton olarak gerçekleşti ve öne çıkan pazarlar Romanya, Birleşik Krallık ve Fas oldu. Listede ABD’nin bulunmaması, üretimin pazara taşınması yönündeki eğilimin hangi zemine oturduğunu gösteriyor. Aynı tabloyu Türk çelik sektörünün diğer oyuncuları da okuyor ve benzer kararlar alıyor. Bu kararların nasıl şekillendiğini Kocaer Çelik’in ABD hamlesini ele aldığımız yazıda ayrıntılı biçimde incelemiştik.
Borusan Boru’nun bu yöndeki adımları bir anda atılmadı. Şirket 2001’de İtalya’daki Vobarno tesisini satın alarak ilk yurt dışı yatırımını yaptı. 2014’te Houston Baytown’da yıllık 300 bin ton kapasiteli fabrikasını devreye aldı. 2023’te ise ABD merkezli Berg Pipe’ı 162 milyon dolar karşılığında bünyesine kattı ve Florida’daki Panama City ile Alabama’daki Mobile tesisleri şirkete geçti. Bugün Teksas, Alabama ve Florida eyaletlerindeki dört tesisiyle ABD’de yerel üretici konumunda bulunuyor ve Panama City tesisinde 2027’de devreye girmesi planlanan 68 milyon dolarlık ileri form verme teknolojisi yatırımı sürüyor. Yer değiştirmek maliyet sorusunu çözüyor, ancak sipariş sorusunu çözmüyor.
İkinci Koşul Yeterlilik Kazanmak
Şirketin adındaki Mannesmann ibaresinin nereden geldiğini bilmek, ikinci koşulu anlamayı kolaylaştırıyor. Mannesmann, 1880’lerin ortasında dikişsiz çelik boru üretimini mümkün kılan eğik haddeleme yöntemini geliştiren Alman sanayici kardeşlerin soyadı. Kurdukları şirket 1908’de Mannesmannröhren-Werke adını aldı ve boru üretiminde uluslararası bir teknik referans haline geldi. Borusan 1998’de bu şirketle ortaklığa giderek Türkiye’deki dikişli çelik boru yatırımlarını tek çatı altında topladı. Ortaklık 2023’te sona erdi, Borusan payların tamamını devraldı ve şirket Türkiye’de Borusan Boru, uluslararası pazarlarda Borusan Pipe adıyla yoluna devam etti. Adın düşmesi, o teknik geleneğe eklemlenerek başlayan bir sürecin kendi kimliğini kurmasıyla tamamlandığı anlamına geliyor.
Bu birikimin somut karşılığı, enerji sektörünün ürüne değil üreticiye baktığı noktada ortaya çıkıyor. Petrol ve doğal gaz iletim hatlarında kullanılan hat boruları, Amerikan Petrol Enstitüsü’nün API 5L şartnamesine göre üretiliyor. Şartname iki ürün seviyesi tanımlıyor ve bunlardan PSL2 seviyesi belirgin biçimde daha ağır koşullar getiriyor. PSL2’de kimyasal bileşimin sınırları daralıyor, darbe testi ve tahribatsız muayene zorunlu hale geliyor, üretilen her boru tek tek izlenebilir oluyor ve mekanik özellikler için yalnızca alt sınır belirlenmiyor, üst sınır da tanımlanıyor. Üst sınırın konulmasının nedeni, borunun kaynak ve imalat süreçlerinde öngörülebilir davranmasını güvence altına almak.
Koşullar hattın taşıyacağı akışkana ve çalışacağı ortama göre ağırlaşıyor. İçinde hidrojen sülfür bulunan gaz ve petrolün taşındığı hatlar için gereken ekşi servis (sour service) koşulları, şartnamenin ayrı bir eki altında düzenleniyor ve malzemenin hidrojen kaynaklı çatlamaya karşı direncini gerektiriyor. Açık deniz hatları için ise başka bir ek geçerli oluyor. Bunların üzerine üreticinin API monogram lisansı, kalite yönetim sistemi belgeleri ve bağımsız muayene kuruluşlarının onayları biniyor. Bir proje sahibi ihaleye çıktığında, teklif veren üreticiden bütün bu belgeleri ön yeterlilik aşamasında istiyor ve belge zinciri eksik olan teklif fiyata bakılmadan elenir.
Şirketin kendi değerlendirmesi de bu noktaya işaret ediyor. Borusan Boru 2025 faaliyet raporunda, uluslararası standartlara uyum ve sertifikasyon altyapısının başta ABD olmak üzere regülasyon seviyesi yüksek pazarlarda faaliyet göstermeyi desteklediğini belirtiyor. Aynı raporda petrol ve doğal gaz borularında API, içme suyu tesisat borularında NSF ve DVGW, yangın tesisat borularında ise UL ve FM belgelerine sahip bir ürün portföyünden söz ediliyor. Farklı ürün grupları için farklı belgelendirme rejimlerinin sayılması, bu altyapının tek bir sertifikadan ibaret olmadığını gösteriyor. Her ürün grubu, kendi pazarının kabul ettiği ayrı bir onay zinciriyle geliyor.
Bu yükün ne anlama geldiğini akademik yazın da tarif ediyor. Şimşek Sürel’in uluslararası ticarette teknik engelleri ve uygunluk değerlendirme sistemini incelediği 2022 tarihli çalışmasında, uygunluk değerlendirme prosedürünün test, muayene ve denetleme aşamalarını kapsadığı için önemli bir maliyet unsuru oluşturduğu belirtiliyor. Çalışma aynı zamanda, ürünün güvenilirlik derecesini artırdığı ve teknik engelleri aşmasını sağladığı için bu maliyet unsurlarının göze alınabildiğini tespit ediyor. Yazar, gereğinden zor belgelendirme işlemlerinin zorunlu kılınmasının ihracatçı firmalar açısından ek külfet yarattığını ve rekabet edebilirliği güçleştirdiğini de ekliyor. Satınalma tarafından bakıldığında bu tespit, tedarikçinin belge dosyasının neden bir maliyet kalemi gibi göründüğünü ve neden öyle olmadığını aynı anda açıklıyor. Belgelendirme bir gider kalemi olarak değil, o pazara girişin bedeli olarak okunmalı.
Yeterlilik Firmayla Birlikte Taşınıyor
Alabama’daki tesisin büyük siparişleri almasının nedeni bulunduğu coğrafya ile sınırlı değil. Bir proje sahibi, hattının borusunu tedarik edecek üreticiyi seçerken tesisin adresine değil, o üreticinin daha önce hangi koşullarda hangi işleri teslim ettiğine bakıyor. Berg Pipe’ın 1979’dan bu yana ABD enerji altyapısında taşıdığı referans birikimi satın alma yoluyla Borusan Boru’nun bünyesine geçti. Aynı şekilde Borusan Boru’nun kendi birikimi de o tesislere taşındı. Yeterlilik, fabrikanın duvarları arasında kalan bir özellik olmaktan çok, şirketin yanında götürdüğü bir varlık.
Bu birikimin Türkiye ayağı halen üretim yapıyor. Şirketin belirttiğine göre Gemlik fabrikası ülkenin en büyük spiral kaynaklı boru entegre üretim tesisi konumunda bulunuyor, iki adımda kaynak teknolojisiyle üretim yapan dünyadaki ilk üç tesisten biri olma özelliğini taşıyor ve Avrupa’da tek parça 24,5 metre uzunluğunda boru üretebilen tek tesis olduğu ifade ediliyor. Gemlik’teki boyuna kaynaklı boru fabrikası ise gaz borularındaki uzmanlığıyla öne çıkıyor. Şirket bu dönemde, Halkalı ve Bursa’daki faaliyetlerini Gemlik kampüsünde birleştirme sürecini yürütüyor ve bu dönüşümün üretim ile müşteri teslimatlarında kesinti yaşanmadan ilerlediğini bildiriyor. Türkiye’deki üretim kabiliyeti tek bir kampüste toplanıyor.
Türkiye çıkışlı sicil de bu yeterliliğin nasıl kazanıldığını gösteriyor. Şirket ABD pazarına 2007’de Elba Express projesiyle girdi. 2015’te Amerikan ve Alman rakiplerinin karşısında 152 milyon dolarlık bir doğalgaz boru hattı ihalesini kazandı, borular Gemlik’te üretildi ve Gemlik Limanı’ndan gemiyle Philadelphia’ya sevk edildi. Aynı dönemde Teksas sınırları içindeki 449 kilometrelik doğalgaz sıvısı iletim hattı için de sipariş alındı. TANAP başta olmak üzere bölgedeki büyük enerji hatlarında da üretici olarak yer aldı. Bu işlerin her biri, sonraki ihalelerde referans olarak gösterilebilen bir kayıt bıraktı. Bir üreticinin en taşınabilir varlığı makinesi değil, kazandığı kabul.
Aynı Soru Sektörün Tamamı İçin
Bu tabloyu Türk çelik sektörünün geneliyle karşılaştırmak, sorunun tek bir şirketle sınırlı olmadığını gösteriyor. Oral’ın 2026 tarihli çalışmasında Türkiye’nin bir dönem çelik ürünleri ihracat birim fiyatının 0,84 dolar/kg seviyesinde gerçekleştiği, buna karşılık vasıflı ve katma değerli üretime odaklanan Almanya’nın 1,54 dolar/kg, Çin’in ise 1,08 dolar/kg seviyelerinde bulunduğu aktarılıyor. Çalışmada bu farkın kaynağı üretim yapısıyla açıklanıyor. Türkiye’nin üretim kapasitesi açısından dünya sıralamasında güçlü bir konumda bulunmasına rağmen, üretim yapısının büyük ölçüde inşaat sektörüne yönelik uzun ürünlere dayanması vasıflı çelik üretimini sınırlı bırakıyor ve bu durum ihracatın kilogram başına değerine doğrudan yansıyor.
Birim fiyat farkı bu haliyle bir fiyatlama tercihinin sonucu olmaktan çıkıyor. Bir üreticinin kilogram başına ne kadar kazandığı, hangi ürün gruplarında iş alabildiğine bağlı. Yüksek katma değerli ürün gruplarına giriş ise ileri metalurjik süreçlerin yanı sıra o ürünün pazarında geçerli olan onay zincirinden geçmeyi gerektiriyor. Bu iki gereklilik birbirini besliyor, çünkü üretim kabiliyeti olmadan belge alınamıyor, belge olmadan da o kabiliyet siparişe dönüşemiyor. Sektörün önündeki soru bu noktada kapasiteden uzaklaşıyor.
Aynı örüntü, çeliğin başka ürün gruplarında da görülüyor. Kardemir’in Cezayir Ulusal Demiryolu Taşımacılığı Şirketi’nin uluslararası ihalesini kazanarak 21 Temmuz 2026’da imzaladığı ve beş yıla yayılacak bir tedarik programının ilk sözleşmesi olan yaklaşık 27 milyon dolarlık anlaşma, ürün kalitesinden önce uzun vadeli bir tedarik programına kabul edilmeyi gerektirdi. Demiryolu tekerinde de, hat borusunda da belirleyici olan aynı mekanizma işliyor. Bu örüntüyü daha önce Kardemir’in Avrupa’ya teker ihracatını ele aldığımız yazıda incelemiştik. Türk çeliğinin önündeki asıl soru ne kadar üretebildiği değil, hangi masalarda kabul gördüğü.

Satınalma Tarafına Düşen
Bu tablonun satınalma profesyoneli için pratik bir karşılığı var. Bir tedarikçi değerlendirmesinde belge listesi çoğu zaman dosyanın en hızlı geçilen bölümü olarak görülüyor. Oysa o liste, tedarikçinin hangi pazarlarda iş alabildiğini ve hangi teknik koşulları taşıyabildiğini gösteren en açık harita. Bir üreticinin API monogramına, ekşi servis kabiliyetine ya da belirli bir ürün grubunda geçerli ulusal onaylara sahip olup olmaması, o üreticinin sunabileceği çözümün sınırlarını baştan çiziyor.
Aynı okuma tedarikçi geliştirme tarafında da işe yarıyor. Bir tedarikçinin bugün taşımadığı bir belgeyi edinmesi, o tedarikçiyle birlikte yeni pazarlara açılma imkanının önünü açıyor. Belgelendirme sürecinin maliyeti ve süresi bu nedenle tedarikçiyle ortak planlanması gereken bir kalem. Borusan Boru’nun kırk yılı aşkın bir sürede biriktirdiği kayıt, bu tür bir birikimin kısa yoldan elde edilemeyeceğini de gösteriyor. Kazanılması uzun süren bu yeterlilik, bir kez kazanıldığında şirketin gittiği her yere birlikte gidiyor.
İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR
EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:
Kurumunuzun satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, risklere karşı dayanıklı, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.
Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com
Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.
Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”
Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.








