Kocaer’in ABD Kararı ve Türk Çeliğinin Yeni Rekabet Cephesi
Kocaer Çelik, geçtiğimiz hafta aldığı yönetim kurulu kararıyla, Amerika Birleşik Devletleri’nde üretim, satış ve pazarlama fonksiyonlarının yürütüleceği yeni bir şirket kurma kararını Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) bildirdi. Kurulacak yapıda şirket hakim ortak olarak yer alacağı ve alınan kararın firmanın uluslararası büyüme stratejisinin bir parçası olarak duyuruldu.
İlk bakışta bu, büyüyen bir ihracatçının olağan bir yurt dışı yatırım adımı gibi okunabilir. Oysa bir Türk çelik profil üreticisinin, Dünya’nın en korunaklı çelik pazarının içinde üretim yapmaya karar vermesi, tek bir yatırımdan da öte, bir eşiğin aşılma biçimine işaret eder. Bu karar bir ihracat sevkiyatı değil, tarife duvarlarıyla çevrili bir pazarın içine yerleşme kararıdır ve asıl anlamı da burada saklıdır.
Bu yazının konusu da tam olarak bu eşiktir. Bir çelik üreticisinin ürününü üretebilmesi ile o ürünü belirli bir pazarda satabilmesi arasında çoğu zaman görünmeyen bir mesafe vardır ve bu mesafeyi kapatan şey üretim kabiliyeti kadar pazara erişim stratejisidir. Kocaer’in ABD hamlesi, bu iki yarının ikincisine, yani pazara erişime dair bir karardır. Aynı zamanda bu adım, korumacılığın yeniden yükseldiği bir dünyada, Türk sanayisinin verdiği tipik bir yanıtın örneğidir. Satınalma ve tedarik zinciri açısından sorulması gereken sorular da nettir, korumacı bir pazara girişte tarife duvarı neden fiyatın önüne geçer? Bir firma bu duvarı hangi stratejiyle aşar?
ABD’nin Çelik Duvarı ve %50 Eşiği
Kocaer’in kararını anlamlı kılan zemin, ABD’nin çelik ithalatına uyguladığı tarife rejimidir. Amerikan yönetimi, ulusal güvenlik gerekçesiyle uygulanan Section 232 tarifesini Haziran 2025’te çelik ve alüminyum için %25’ten %50’ye çıkardı ve bu oran ürünün gümrük değerinin tamamı üzerinden alınmaya başlandı. Nisan 2026 ve Haziran 2026’daki düzenlemelerle rejim yeniden şekillense de birincil çelikte %50 seviyesi korundu ve mevcut çerçeve 2027 sonuna kadar geçerli kılındı. Bu tablo, bir Türk çelik üreticisinin ABD’ye sevk edeceği çeliğin fiyatına doğrudan yüzde elli eklenmesi anlamına gelir. Yüzde elliye ulaşan bir tarife, bir maliyet kalemi olmanın ötesinde, o pazara girişin kurallarını baştan yazan bir eşiğe dönüşür.
Bu eşiğin kalıcılığını gösteren bir gelişme yakın tarihte yaşandı. ABD yönetimi, dün aralarında Türkiye’nin de bulunduğu altmış ticaret ortağını kapsayan yeni bir tarife düzenlemesini yürürlüğe koydu. Ancak petrol, doğalgaz ve savunma ürünlerinin yanı sıra Section 232 kapsamındaki çelik ve alüminyum ürünlerini bu düzenlemenin dışında bıraktı. Yani çelik, genel tarife rejiminden ayrı, kendine özgü ve daha ağır bir duvarın ardında tutulmaya devam ediyor. Böyle bir tabloda Türkiye’den ABD’ye çelik profil ihraç etmek, fiyat rekabeti ne kadar güçlü olursa olsun, yarısı vergiye giden bir denkleme dönüşür. Bu denklemde ihracatçının önünde iki yol kalır, ya pazardan çekilmek ya da o pazarın içinde üretici olmak. Kocaer’in tercihi ikincisidir ve bu tercih, kararın neden bir konumlanma niteliği taşıdığını açıklar.
Kocaer Çelik: Bir İhracat Şampiyonu
Bu kararı veren şirketin sicili, hamleyi bir hevesten çok bir stratejinin devamı olarak okumayı gerektiriyor. Denizli merkezli, üretimini İzmir Aliağa’da sürdüren Kocaer Çelik, çelik profil segmentinde altı kıtada yüz kırk ülkeye ihracat yapıyor ve üretiminin büyük bölümünü yurt dışına satıyor. Ege Bölgesi’nde 2018’den bu yana üst üste çelik profil ihracat şampiyonu olan şirketin 2025 konsolide hasılatı yaklaşık 24,1 milyar TL düzeyinde gerçekleşti. Sekiz yüz bin ton yıllık kapasiteye, üç çelik profil fabrikasına, yüz yirmi bin ton kapasiteli bir çelik servis merkezine ve profil üretimiyle entegre çalışan yüz bin ton kapasiteli bir galvaniz fabrikasına sahip. İhracat pazarlarındaki bu süreklilik, ABD kararını uzun süredir yürüyen bir uluslararasılaşma çizgisinin bir sonraki basamağı olarak görmeyi mümkün kılıyor.
Şirketin gücü yalnızca hacimden değil, ürün karmasının niteliğinden de geliyor. Kocaer’in ihracatında güneş enerjisi taşıyıcı sistemleri, enerji nakil hatları ve madencilik gibi yüksek mühendislik ve özel sertifikasyon gerektiren alanlar öne çıkıyor ve bu nişler firmayı emtia çeliğinin fiyat dalgalanmalarından bir ölçüde koruyor. 2023’teki halka arzından bu yana Borsa İstanbul’da KCAER koduyla işlem gören şirket, stratejik kararlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu üzerinden şeffaf biçimde paylaşıyor ve ABD hamlesi de bu şekilde kamuya duyuruldu. Uluslararası ağını genişletme yönünde attığı adımlar da yeni değil. Birleşik Krallık’ta kurduğu MYMETAL dağıtım ağı, KOCAER markasını dış pazarlarda temsil eden kanallardan biri haline gelmişti ve ABD’de üretim ile satış şirketi kurma kararı bu genişlemenin bir adım ötesini temsil ediyor.
Duvarı Aşmanın Yolu, İhracattan Yerel Üretime
Tarife duvarının yüksekliği düşünüldüğünde, bir ihracatçının o pazarın içinde üretici olmayı seçmesi rasyonel bir yanıttır. Yarısı vergiye giden bir ürünü dışarıdan satmaya çalışmak yerine, pazarın içinde üreterek tarifenin kapsamı dışına çıkmak firmayı yerel rakiplerle aynı maliyet ve teslim zeminine taşır. Bu mantık yeni de değildir ve Türk çelik sanayisinde denenmiş bir örneği vardır. Çelik boru üreticisi Borusan, yıllar önce ABD’de üretim tesisi kurarak bu yolu açan ilk Türk firması olmuş, ABD’deki iştiraki Borusan Berg Pipe ise 1 Haziran 2026’da yaklaşık 742 milyon dolarlık yeni hat borusu siparişi aldığını açıklamıştı. Farklı bir ürün ve sektör olsa da bu örnek, pazarın içinde üretici olmanın somut bir ticari karşılığı olduğunu gösteriyor.
Kocaer’in adımı, bu kanıtlanmış mantığın çelik profil tarafındaki taze bir örneğidir. Birleşik Krallık’taki dağıtım ağıyla başlayan uluslararasılaşma, ABD’de üretim ve satış yapan bir şirketle daha ileri bir aşamaya taşınıyor. Bu durum, ürünü müşteriye ulaştıran zincirin firmanın kendi kontrolüne alınması anlamına geliyor. Bir tedarik zinciri perspektifinden bakıldığında bu geçiş, yalnızca tarifeyi aşmakla kalmaz, aynı zamanda teslim sürelerini kısaltır, yerel pazar dinamiklerine uyumu artırır ve müşteriyle doğrudan bir operasyonel bağ kurar. Bir ihracatçının dağıtım ağından üretim tesisine geçmesi, tarife duvarını aşmanın ötesinde, tedarik zincirinin en kritik halkası olan pazara erişimi doğrudan yönetme kararıdır. Kararın henüz operasyonel olmadığını, yatırım tutarı ile lokasyonun açıklanmadığını da not etmek gerekir. Yine de yönün kendisi, firmanın hangi olgunluk aşamasına geldiğini açıkça gösteriyor.
İki Duvar Arasında, SKDM ve Section 232
Kocaer’in ABD kararı, yalnızca bir ABD hikayesi olarak okunduğunda eksik kalır. Çünkü firmanın iki büyük ihracat cephesi de birer korumacı düzenlemeyle tanımlanıyor ve bunlar aynı gerçeğin iki farklı yüzüdür. Avrupa Birliği tarafında 1 Ocak 2026’da kesin faza geçen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, yani SKDM, Türk çelik ihracatçılarının karbon yoğunluğuna göre sertifika almasını ve bu sertifikaların maliyetlenmesini gerektiriyor. ABD tarafında ise Section 232, aynı ihracatçıyı yüzde elli tarifeyle karşılıyor. Bir Türk çelik üreticisinin bugün karşılaştığı asıl mesele, en büyük iki pazarının farklı gerekçelerle yükselttiği iki ayrı duvarı aynı anda yönetebilmektir.
Bu iki duvarın firmadan istediği yanıtlar birbirinden farklıdır ve her biri ayrı bir yetkinlik gerektirir. Avrupa’da rekabette kalmanın yolu karbon ayak izini düşürmekten, yeşil çelik üretimine yatırım yapmaktan ve sürdürülebilirlik raporlamasını sağlam tutmaktan geçiyor ki Kocaer’in yenilenebilir enerji yatırımları ve karbon nötr hedefi de bu cepheye verilen bir yanıttır. ABD’de ise aynı rekabetin yolu tarifenin dışına, yani pazarın içindeki üretime çıkıyor. Aynı firma, aynı anda hem Avrupa için karbon uyumunu hem ABD için yerel üretimi yönetmek zorunda kalıyor ve bu çift yönlü uyum kabiliyeti artık ihracat başarısının önkoşulu haline geliyor. SKDM’nin tedarik zinciri üzerindeki etkilerini daha önce iklim değişikliği ve tedarik zinciri kesintileri yazımızda ayrıntılı biçimde ele almıştık ve Kocaer örneği, o tartışmanın somut bir firma üzerinden görünür hale gelmiş biçimidir.
Pazara Erişim Meselesi, Kardemir ile Ortak Ders
Kocaer’in hikayesindeki asıl ders, bu sayfalarda daha önce başka bir firma üzerinden de anlatılmıştı. Bir çelik ürününü üretebilmek, o ürünü küresel pazarlarda satabilmenin yalnızca ilk yarısıdır ve ikinci yarı her zaman pazara erişim ve dağıtım kanalıdır. Kardemir, Avrupa’nın demiryolu pazarına girerken bu ikinci yarıyı ABD merkezli Amsted Rail ile imzaladığı dağıtım ve yeniden satış sözleşmesiyle çözmüş, böylece sertifikasyonla aştığı üretim eşiğini pazara erişimle tamamlamıştı. Kocaer ise aynı ikinci yarıyı, bir dağıtım ortağıyla değil, ABD’de kendi üretim ve satış şirketini kurarak çözüyor. İki firmanın izlediği yollar farklı olsa da altta yatan ilke aynıdır, üretim kabiliyeti ancak pazara erişim stratejisiyle birleştiğinde kalıcı bir ihracat gücüne dönüşür.
Kardemir’in bu alandaki ivmesi de sürüyor ve yakın tarihli bir gelişme bunu doğruluyor. Şirket, 21 Temmuz 2026’da Cezayir Ulusal Demiryolu Taşımacılığı Şirketi ile son beş yılının en yüksek bedelli demiryolu tekeri tedarik sözleşmesini, yaklaşık 27 milyon dolar değerinde ve beş yıla yayılan bir program olarak imzaladı. Avrupa’nın sertifikasyon duvarını aşan bir firmanın kısa süre sonra Kuzey Afrika’da uzun vadeli bir tedarik anlaşması imzalaması, pazara erişim yetkinliğinin bir kez kurulduğunda nasıl yeni pazarlara taşındığını gösteriyor. Kardemir’in bu yolculuğunu ve demiryolu bileşeni ihracatındaki rekabeti daha önce Kardemir’in teker ihracatı yazımızda ele almıştık. Kocaer’in ABD kararı, aynı pazara erişim meselesinin bu kez tarife duvarı bağlamında ve farklı bir çözümle karşımıza çıkan halidir.
Türkiye Adına Ne Anlatıyor, Yetkinlik Coğrafyasının Genişlemesi
Bu tablonun tamamı bir araya geldiğinde, Kocaer’in ABD kararı tek bir firmanın büyüme adımından fazlasını anlatır. Türk çelik sanayisi, uzun yıllar rekabetini büyük ölçüde ihracat hacmi ve fiyat üzerinden kurdu ve bu alanda dünyanın önde gelen üreticileri arasına girdi. Ancak korumacılığın yükseldiği, tarife ve karbon duvarlarının aynı anda örüldüğü bir dünyada rekabetin ölçütü değişiyor. Belirleyici olan giderek yalnızca ne kadar ucuza ve ne kadar çok üretilip ihraç edildiği değil, üretim ve uyum ayak izinin korumacı pazarların içine ne ölçüde taşınabildiğidir. Türkiye adına asıl mesele, çeliği farklı pazarların kurallarına göre üretip konumlandırabilen bir sanayi yetkinliğinin ne ölçüde geliştirilebildiğidir.
Kocaer’in ABD hamlesi de bu evrimin bir göstergesi olarak okunabilir. Bir dağıtım ağıyla başlayan uluslararasılaşmanın üretim şirketine, oradan da korumacı bir pazarın içindeki kalıcı bir varlığa doğru ilerlemesi, tek bir firmanın değil, bir sanayinin olgunlaşma yönünü işaret ediyor. Bu yön, ihracatın yalnızca sınırdan mal geçirmek olmaktan çıkıp, farklı pazarların kurallarına göre üretim ve uyum kabiliyetini yönetmeye dönüştüğü bir aşamayı tarif ediyor.
Kararın operasyonel ayrıntıları önümüzdeki dönemde belli olacak olsa da attığı adımın yönü bugünden Türk çeliğinin rekabet cephesinin nereye kaydığını gösteriyor. Bir sonraki eşik, bu yetkinliğin tek bir firmanın başarısı olmaktan çıkıp sektörün geneline yayılan bir standart haline gelip gelemeyeceğinde belirginleşecek.
İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR
EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:
Kurumunuzun satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.
Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com
Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Turquality, Satın Alma, Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız.
Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.
Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”
Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.
Eğitim içeriklerini görmek için başlıklara tıklayınız.
- Turquality Danışmanlığı: “Küresel Markalaşma Yolculuğunda Şirketlere Rehberlik Ediyoruz”
- TURQUALITY Destek Başvuru ve Uygulama Danışmanlığı | Satınalma Dergisi
- Turquality Yönetim Süreç Danışmanlığı | Satınalma Dergisi
- Turquality Danışmanlığı | Satınalma Dergisi
- Turquality’nin Görünmeyen Eşiği: Ülke Analizi ve Kurumsallaşma | Satınalma Dergisi
- C-Level Yöneticiler için Müzakere Programları | Satınalma Dergisi
☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)
☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)
☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)
☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)
☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi
☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi
☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)
☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)
Kuruma özel program talepleri için: egitim@satinalmadergisi.com

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız.
Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi
Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ
- Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)
- Tedarikçilerden Sürdürülebilirlik Verisi Nasıl Toplanır? Satınalma Şartnamelerinde Sürdürülebilirlik – V
- Sürdürülebilir Tedarikçi Kimdir? Bir Şirketi Sürdürülebilir Kılan Özellikler Nelerdir? – IV
- Ecovadis Sürdürülebilir Satınalma Puanımızı Nasıl Yükseltiriz?
Sürdürülebilir Satınalma Gelişim Planı Nasıl Yürütülmeli?
- Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri 2025 Sürdürülebilir Kalkınma Raporu Yayınlandı. Türkiye 167 Ülke İçerisinde 73. Sırada
- Sürdürülebilir Tedarik Operasyonlarında Planlama ve Gereklilikler, ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Rehber Standardı – III
- Sürdürülebilir Tedarik Stratejisi Nedir? Nasıl Geliştirilir? ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Rehber Standardı – II
- ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Rehber Standardı Yol Haritası ve Adım Adım Sıfır Emisyon Hedefi
- Yeşil Satınalma ve Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi Nedir?
- Demir Çelik Sektörü ve Sürdürülebilirlik Performans Göstergeleri (KPI)
SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ

Pazarlık Anketini Yapın Müzakere Stilinizi Görün
PAZARLIK PROFİLİ ANKETİ
- 4 Müzakereci Profilinden Hangisisiniz?
- Pazarlık Stilinizi Keşfedin: Skorunuzu Görün
- Ekip Profilinizi Ölçün, Gelişim Planınızı Başlatın
- Sahada, Müzakerelerde Daha Net, Daha Hızlı, Daha Etkili Sonuç Alın

İş Bulmacaları Kelime Oyunları
Özel İş Bulmacaları. Meydan okumayı sevenleri 17 ayrı bulmaca bekliyor.
Online veya PDF üzerinde çözebilirsiniz. Kolaylıklar dileriz.









