İklim Değişikliği Gerçekten “Tüm Tedarik Zinciri Kesintilerinin Anası” mı?

Satınalma Dergisi
Satınalma Dergisihttps://satinalmadergisi.com
KURUMSAL PAZARDA 13. YIL HABER & LANSMAN: dergi@satinalmadergisi.com REKLAM: reklam@satinalmadergisi.com ABONELİK: abone@satinalmadergisi.com Tel : (546) 740 10 10
spot_imgspot_img

Risk Kütüğünde Yanlış Satır: İklim Faturası Nereden Geliyor?
İklim Değişikliği Gerçekten “Tüm Tedarik Zinciri Kesintilerinin Anası” mı?

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Haber İklim Değişikliği Gerçekten Tüm Tedarik Zinciri Kesintilerinin Anası MıGeçtiğimiz günlerde, Singapur’da toplanan Bloomberg Sürdürülebilir İş Zirvesi‘nde dikkat çeken bir cümle kuruldu. Ravi Menon, iklim değişikliğini “tüm tedarik zinciri kesintilerinin anası” olarak tanımladı. Aşırı hava olaylarının, yükselen deniz seviyelerinin ve çevresel eşik noktalarının önce ekonomik faaliyeti ve işgücünü etkilediğini, oradan tedarik zincirlerinde ağır aksamalara yol açtığını anlattı. Menon, şirketlerin bugünkü gündeminde iklimin önüne geçmiş başka öncelikler bulunduğunu kabul etti ancak iklim kaynaklı tedarik zinciri risklerinin önümüzdeki yıllarda merkeze oturacağını savunarak, iklim kaynaklı tedarik zinciri risklerinin önümüzdeki yıllarda merkezi mesele haline geleceğini belirtti.

Cümle güçlü. Güçlü cümleler de tartılmadan kullanılmaz. Bu yazı Menon’un tespitini bir haber olarak aktarmak yerine bir iddia olarak sınıyor. Bu iddia için sigorta sektörünün risk anketlerine, tedarik zinciri izleme platformlarının olay verisi ve akademik çalışmalarına bakmak gerekir. Sorumuz şu. İklim gerçekten tüm tedarik zinciri kesintilerinin müsebbibi mi yoksa ölçüm sonucu olmayan güçlü bir vurgu mu?

İddianın Ağırlığı Nereden Geliyor

Menon’un kim olduğu iddianın ağırlığını belirliyor. 2011 ile 2023 arasında Singapur Para Otoritesi’nin (MAS – ülkenin merkez bankası ve finansal düzenleyicisi) genel müdürlüğünü yürüttü ve şehir devletinin yeşil finans merkezine dönüşmesini yönetti. Ocak 2022’de Finansal Sistemin Yeşillendirilmesi Ağı’nın (NGFS – merkez bankaları ve denetim otoritelerinin iklim riski platformu) başkanlığını devraldı ve görevi iki yıl sürdürdü. NGFS üyeleri beş kıtaya yayılıyor, küresel sera gazı emisyonlarının %85’inden fazlasını temsil ediyor ve sistemik öneme sahip küresel bankaların denetiminden sorumlu. Nisan 2024’ten bu yana Singapur’un ilk İklim Eylemi Büyükelçisi olarak görev yapıyor.

Bu özgeçmiş, cümleyi bir çevre söyleminin de ötesine taşıyor. İklimi, tedarik zinciri riski olarak tanımlayan kişi, dünya merkez bankalarının iklim riski ağını yönetmiş biri. Menon’un kurduğu nedensellik zinciri de finansal denetim diliyle konuşuyor. Fiziksel olay üretim kapasitesini ve işgücünü vuruyor. Oradan çıktı kaybına, oradan da zincirin geri kalanına yayılıyor. Böyle bir iddia ciddiye alınmayı hak ediyor ve ciddiye almak bu iddiayı tüm yönleriyle ele alarak sınamayı gerektiriyor.

Terazinin İlk Kefesi

Menon’u destekleyen veri hafif değil. Allianz’ın 639 katılımcıyla yaptığı 2026 Risk Barometresi‘nde iklim başlığı altındaki en yüksek endişe %63 ile iş kesintisi etkisi olarak işaretlendi, yani aşırı hava olaylarının yarattığı tedarik zinciri darboğazları ve lojistik aksaması. Üretim tesislerinin zarar görmesi gibi fiziksel etkiler %57 ile ikinci, kronik çevresel riskler %40 ile üçüncü sırada geldi. Şirketler, iklimi düşündüklerinde akıllarına gelen ilk şey tedarik zinciri oluyor. Aynı rapor, katastrofik olaylardan doğan sigortalı kayıpların üst üste altıncı yıl 100 milyar dolar seviyesine ulaştığını aktarıyor.

Olay sayısı tarafında da eğilim aynı yönde ilerliyor. Tedarik zinciri izleme platformu Resilinc‘in verisine göre 2024’te toplam kesinti bildirimleri %38 artarken aşırı hava kaynaklı bildirimler %119 sıçradı. Sel uyarıları %214, kasırga ve tayfun uyarıları %101 arttı. 2025’in üçüncü çeyreğinde aşırı hava kaynaklı kesintiler yıllık bazda %41 yükseldi. Somut bir örnek de var. Allianz Tayland’da kasım ayında yaşanan selin kauçuk üretimini 90 bin tona varan ölçüde düşürmesinin beklendiğini ve bunun yaklaşık 140 milyon dolarlık kayıpla küresel arzda fiyat oynaklığı endişesi doğurduğunu belirtiyor. Aşırı hava olaylarının tedarik zincirlerini vurduğu artık kanıtlanmış durumda. Asıl tartışma bu vuruşun ne derece ağır olduğu üzerine.

Terazinin İkinci Kefesi

Aynı raporların sıralama tarafı Menon’u zorluyor. Allianz 2026’da siber olaylar %42 ile beşinci yıl üst üste birinci sırada kaldı. Yapay zeka onuncu sıradan ikinciye fırlayarak yılın en büyük yükselişini yaptı. İş kesintisi ve tedarik zinciri aksaması, on yıldır birinci ya da ikinci sıradayken üçüncülüğe geriledi. Doğal afetler beşinci, iklim değişikliği altıncı sıraya indi, siyasi risk ve şiddet ise tarihinin en yüksek konumuna çıkarak yedinci oldu.

Resilinc verisi benzer bir tablo çiziyor. Fabrika yangınları üst üste altıncı yıl bir numaralı kesinti nedeni olarak kaldı. 2025’te bildirimler %38 artarken en hızlı büyüyen kategoriler %143 ile insan sağlığı, %92 ile düzenleme değişikliği, %64 ile siber olaylar ve %54 ile jeopolitik istikrarsızlık oldu. İklim bu listenin başında yer almıyor. Allianz katılımcılarına önümüzdeki beş yılın en olası kara kuğu senaryosu sorulduğunda verdikleri yanıt da birden fazla büyük ekonomiyi içine alan jeopolitik bir çatışmadan kaynaklanacak küresel tedarik zinciri felci oldu.

Ölçülebilir Ama Kısa Ömürlü

En güçlü itiraz akademik taraftan geliyor ve kaynağı iklim risklerini ciddiye alan bir kurum. Brüksel merkezli düşünce kuruluşu Bruegel’in Eylül 2025 tarihli çalışması, aşırı hava olaylarının küresel tedarik zincirlerini üç ayrı kanaldan bozduğunu ortaya koyuyor. Doğal afetlerin imalat üretimini düşürmesi, sel ve kuraklığın tarımsal verimi azaltması, iklim koşullarının altyapıya zarar verip ticaret rotalarını kesintiye uğratması. Buraya kadarı Menon’u destekliyor. Çalışmanın bulgusu ise başka bir yere çıkıyor.

Bruegel, yakın geçmişteki bu olayların ölçülebilir etkiler yarattığını, ancak küresel tedarik zincirlerinin çeşitlenmiş yapısı nedeniyle bu etkilerin sınırlı kaldığını yazıyor. 2011 Tayland selleri ve Panama Kanalı’nı etkileyen 2022 kuraklığı gibi uç olaylar ölçülebilir makroekonomik sonuçlar doğurdu fakat kısa ömürlü oldu. Çalışma bunu kalıcı bir teselli olarak sunmuyor. Olaylar sıklaştıkça ve şiddetlendikçe etkinin belirgin biçimde büyüyeceğini vurguluyor. Elimizdeki kanıt iklimin bugünkü en büyük kesinti kaynağı olduğunu göstermiyor, yarın olabileceğini gösteriyor.

Kurumsal zemin de aynı yöne işaret ediyor. Yaklaşık 120 üyeli, Net Sıfır Bankacılık İttifakı, Ekim 2025’te faaliyetlerini durdurma kararı aldı. Üst kuruluş konumundaki Glasgow Net Sıfır Finans İttifakı (GFANZ, finans kuruluşlarının iklim geçişi platformu) yeniden yapılanarak üyelerin sektörel bir net sıfır ittifakına dahil olma şartını kaldırdı. Avrupa Birliği tarafında Şubat 2026’da kabul edilip Mart 2026’da yürürlüğe giren Omnibus düzenlemesi, kurumsal sürdürülebilirlik raporlaması ve tedarik zinciri özen yükümlülüğünün kapsamını ilk Komisyon önerisinin çok ötesinde daralttı. Menon’un GFANZ Asya-Pasifik Danışma Kurulu başkanlığını yürüttüğünü hatırlamakta yarar var.

Hüküm

Menon geleceğe ait bir öngörüyü bugüne ait bir üstünlük sıfatıyla kuruyor. Kendi cümlesindeki “önümüzdeki yıllarda” ifadesi bunu zaten ele veriyor. Sıralamalara, olay sayılarına ve akademik bulguya bakıldığında iklim bugün en büyük tekil kesinti nedeni konumunda görünmüyor. Tüm kesintilerin anası ifadesi bir ölçüm sonucu olarak değil, dikkat toplamak için seçilmiş bir vurgu olarak duruyor.

İddiayı tümden reddetmek de veriye uymuyor ve yazının asıl bulgusu burada. İklim, diğer risklerle aynı listede ayrı bir satır olarak sayıldığında küçük görünüyor. Bunun sebebi ölçüm biriminde saklı. Çünkü iklim etkisini büyük ölçüde başka kategorilerin adı altında üretiyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) bir düzenleme kesintisi olarak kayda geçiyor ve kaynağı iklimdir. Emtia fiyatlarındaki oynaklık bir maliyet kesintisi olarak görünüyor ve tetikleyicisi rekoltedir. Sıcak stresi ise bir işgücü kesintisi olarak raporlanıyor. İklimin risk kütüğünde kendi satırında görünmemesi, orada olmadığı anlamına gelmiyor.

Zararı Büyüten Tepkidir

Bruegel’in çalışması bir noktada daha uyarıyor ve bu uyarı satınalma açısından belki de en değerlisi. 2007-2008 küresel pirinç krizi, koordinasyonsuz politika tepkilerinin başka türlü yönetilebilir düzeydeki iklim kaynaklı üretim açıklarını nasıl şiddetlendirebildiğini gösterdi. Rekoltedeki düşüş kendi başına yönetilebilir ölçüdeydi. Krizi büyüten şey ihracat kısıtlamaları ve panik alımları oldu. Zincir tarlada değil, tarlaya verilen tepkide kırıldı.

Bu mantık bugünün Türk ihracatçısı için doğrudan geçerli. SKDM’nin geçiş dönemi, 31 Aralık 2025’te sona erdi ve 1 Ocak 2026 itibarıyla kesin uygulama dönemi başladı. Demir-çelik, çimento, alüminyum, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinde Avrupa’ya ihracat yapan üretici, ürününe gömülü karbon için artık mali bir yükümlülük taşıyor. Bu yükümlülüğün faturasını kesen şey bir sıcaklık ölçümü değil, o ölçüme karşı Brüksel’de kurulmuş bir mekanizma. Türk üreticisinin bilançosuna iklim, mevzuat kapısından giriyor.

Burada bir ayrıntı Türkiye lehine çalışıyor. Türk çelik üretiminin yaklaşık %70’i elektrikli ark ocağı teknolojisine dayanıyor ve bu yapı, kömür bazlı yüksek fırınlarla üretim yapan ülkelere kıyasla yapısal olarak daha düşük karbonlu bir konum sağlıyor. Avantajın işe yaraması, tesis bazlı emisyon verisinin doğrulanabilir biçimde üretilmesine bağlı. Ölçemeyen üretici, elindeki avantajı fiyat masasına taşıyamıyor.

Türkiye’nin Su Tablosunda Asıl Mesele Genlik

Türkiye’de bu yaz bir su krizi yaşanmıyor ve bunu olduğu gibi söylemek gerekiyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre kente su sağlayan barajların ortalama doluluk oranı 21 Temmuz 2026 itibarıyla %58 seviyesinde bulunuyor. Kış ve ilkbahar yağışlarıyla %70 bandına yaklaşan rezervler, temmuz ayında buharlaşma ve yoğun tüketimle mevsim normallerine uygun biçimde geriliyor. 2023-2024 sezonunda yaşanan şiddetli kuraklığın ardından gelen bu tablo rahatlatıcı sayılır.

Rahatlatıcı olması planlamayı kolaylaştırmıyor. İki yıl arayla bu genlikte savrulan bir değişkenin üzerine tedarik planı kurmak, iyi bir yılda gevşeyip kötü bir yılda telaşa kapılmak anlamına geliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de kullanılan suyun yaklaşık %79’u tarımsal sulamada harcanıyor. Bu oran, su rejimindeki her dalgalanmanın gıda, tekstil ve tarıma bağlı girdilerin fiyatına ve teminine yansıyacağı anlamına geliyor. Satınalma açısından yönetilmesi gereken şey kuraklığın şiddeti kadar, geliş aralığının öngörülemezliği.

Satınalma Masasına Düşen Pay

Bütün bu tablonun satınalma masasında somut bir karşılığı var. İklim, kurumsal risk kütüğünde çoğu zaman hava durumu ya da sürdürülebilirlik satırında bekliyor. Fiilen çalıştığı yerler ise mevzuat uyumu, girdi maliyeti, sigorta primi ve tedarikçi sürekliliği satırları oluyor. Riski yanlış satırda arayan firma, doğru satırdaki artışı başka bir nedene bağlıyor ve müdahale imkanını kaybediyor.

Pratik karşılık birkaç başlıkta toplanıyor. Alt kademe tedarikçi görünürlüğü olmadan iklime maruz coğrafyalardaki yoğunlaşma fark edilemiyor, çünkü risk çoğu zaman doğrudan tedarikçide değil onun tedarikçisinde yani tedarikçinin tedarikçisinde birikiyor. Sözleşmelerdeki mücbir sebep tanımları ve maliyet aktarım maddeleri, hava olayı kaynaklı gecikmeleri kimin üstleneceğini önceden belirliyor. Karbon maliyetini tek bir fiyat senaryosu üzerinden planlayan firma, fiyat bandı yukarı oynadığında nakit akışında ve marjda sürprizle karşılaşıyor. Bu başlıkların ortak paydası senaryo kurma disiplini.

Allianz’ın bir bulgusu bu noktada ayrıca düşündürücü. Ankete katılan şirketlerin yalnızca %3’ü kendi tedarik zincirini “çok dayanıklı” olarak değerlendiriyor. Riskin farkında olmak ile onu yönetebilecek donanıma sahip olmak arasındaki mesafeyi bu oran kadar açık gösteren bir veri az bulunur.

Menon’a Dönerken

İklim gerçekten tüm tedarik zinciri kesintilerinin anası mı sorusu, sorulduğu haliyle verimli bir soru olmuyor. Sıralamalara bakıp iklimi altıncı sıraya yerleştirmek onu küçümsemek anlamına geliyor. Her kesintinin arkasındaki tek neden ilan etmek de gerçeği yansıtmıyor. İşe yarayan soru, iklimin hangi kapıdan (aşamadan) girdiğini ve hangi maliyet kaleminde göründüğünü ayırt edebilmek.

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Haber İklim Değişikliği Gerçekten Tüm Tedarik Zinciri Kesintilerinin Anası MıO ayrımı yapabilmek, hava tahmini takip etmekten farklı bir yetkinlik gerektiriyor. Mevzuatın iklim politikasından nasıl doğduğunu, fiyat oynaklığının hangi rekolteye bağlandığını ve sigorta priminin hangi coğrafi yoğunlaşmayı fiyatladığını okuyabilmek gerekiyor. Menon’un cümlesi bir uyarı olarak değerini koruyor. Geriye şu soru kalıyor, bu uyarıyı alan masa onu maliyet tablosuna çevirebilecek donanıma sahip mi?


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 


Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

Emisyon Hesaplama Rehberi Scope 3
Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Rehberi için tıklayınız.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ

Satınalma Dergisi
Satınalma Dergisihttps://satinalmadergisi.com
KURUMSAL PAZARDA 13. YIL HABER & LANSMAN: dergi@satinalmadergisi.com REKLAM: reklam@satinalmadergisi.com ABONELİK: abone@satinalmadergisi.com Tel : (546) 740 10 10

PAYLAŞIMLAR

Lütfen yorumunuzu girin !
Lütfen adınızı giriniz.

Şirketler için Eğitim Kataloğu

📚 Eğitim Kataloğu
Sürdürülebilirlik ve Tedarikçi Ekosistemi