Teslim Süreleri Belirsizleşince Emniyet Stoğu Nasıl Planlanmalı?

Satınalma Dergisi
Satınalma Dergisihttps://satinalmadergisi.com
KURUMSAL PAZARDA 13. YIL HABER & LANSMAN: dergi@satinalmadergisi.com REKLAM: reklam@satinalmadergisi.com ABONELİK: abone@satinalmadergisi.com Tel : (546) 740 10 10
spot_imgspot_img

Teslim Süresi Belirsizken Emniyet Stoğu Nasıl Planlanır?

Temmuz 2026’da konteyner gemilerinin yalnızca %56,4’ü limana planlanan zamanda ulaştı. Danimarka merkezli denizcilik analiz şirketi, Sea-Intelligence’ın verisine göre bu oran yılın en düşük seviyesi. Şirketin 34 ticaret hattında 60’tan fazla taşıyıcıyı kapsayan aylık raporunda, tarifede ilan edilen tarihten en fazla bir gün önce ya da sonra limana gelen gemiler zamanında sayılıyor. Geç kalan gemilerin ortalama gecikmesi de 6,06 güne çıkarak Ocak 2024’ten bu yana en yüksek düzeye ulaştı. Denizyolundan girdi alan bir üretici için bu durum, siparişini taşıyan gemilerin yarıya yakınının takvimden sapması ve planlamada gecikme anlamına geliyor.

Planlamacı için gecikmenin kendisinden daha zor olan, süresinin önceden kestirilememesi. Süresi bilinen bir gecikme, takvime ekleniyor ve sipariş planı buna göre kuruluyor. Bir sonraki sevkiyatın zamanında mı, birkaç gün geç mi yoksa haftalar sonra mı geleceği bilinmediğinde ise takvimi güvenle kurmak mümkün olmuyor. Dizinin önceki yazısında, sipariş görünürlüğü daraldığında talebin öngörülebilir kısmının küçüldüğü ve planlama ufkunun kısaldığı anlatılmıştı. Aynı sorun tedarik tarafında teslim süresinin değişkenliği olarak ortaya çıkıyor. Bu yazı, teslim süresini tek bir ortalama gün sayısıyla izleyen planın, beklenmedik gecikmelere karşı tutulan emniyet stoğunu yanlış kurduğunu savunuyor.

Ortalama Teslim Süresi Neyi Gizliyor?

Malzeme ihtiyaç planlaması mantığıyla çalışan kurumsal yazılımlar, her stok kalemi için tek bir teslim süresi tanımlıyor. Yazılım, siparişin ne zaman verileceğini bu gün sayısını ihtiyaç tarihinden geriye doğru sayarak hesaplıyor. Tedarik planlaması üzerine çalışan araştırmacılar, teslim süresini bilinen ve sabit bir değer sayan bu varsayımın gerçek üretim ortamı için fazla dar kaldığını uzun süredir vurguluyor. Gerçekte teslim süresi, bir aralık içinde her seferinde farklı gerçekleşen bir değer. Aynı tedarikçiden gelen siparişlerin bir kısmı erken, bir kısmı tam zamanında, bir kısmı da günler ya da haftalar sonra ulaşıyor.

Ortalama teslim süresi aynı olan iki tedarikçi, planlamacı için bambaşka iki risk anlamına gelebiliyor. Birinin sevkiyatları her seferinde birkaç günlük sapmayla geliyor. Diğerinin sevkiyatları ise kimi zaman erken, kimi zaman ortalamanın çok ötesinde ulaşıyor. Planlama yazılımında iki tedarikçi de aynı gün sayısıyla görünüyor, onlardan gelen kalemler de aynı emniyet stoğuyla korunuyor. İlk tedarikçi için yeterli olan emniyet stoğu, ikincisinin ilk ciddi gecikmesinde tükenebiliyor.

Sevkiyatlar ortalamanın iki yanına eşit dağılmıyor. Bir sevkiyat, yükleme ve yol için gereken süreden daha erken gelemez. Gecikme tarafında ise liman yoğunluğu, rota değişikliği ya da kötü hava süreyi haftalara uzatabiliyor. Emniyet stoğu da en çok bu seyrek ama uzun gecikmelerde tükeniyor. Ortalama gün sayısı, bu gecikmelerin ne sıklıkla yaşandığını ve kaç gün sürdüğünü göstermiyor.

Sea-Intelligence’ın verisi sapmayı iki ayrı ölçüyle izliyor. Zamanında varış oranı, gemilerin ne sıklıkla takvimden saptığını gösteriyor. Geç kalan gemilerin ortalama gecikmesi de sapmanın kaç gün sürdüğünü ölçüyor. Yazının girişinde de belirtildiği üzere, temmuzda iki ölçü birlikte kötüleşti, takvimden sapan gemilerin payı da geç kalanların gecikme süresi de arttı. Rapora göre aynı ay en büyük 13 konteyner taşıyıcısından hiçbiri zamanında varış oranını bir önceki aya göre iyileştiremedi. Planlamacı yalnızca ortalama sefer süresine baktığında bu iki değişikliği de göremiyor.

Emniyet Stoğunu Büyüten İki Etken

Emniyet stoğu, geciken sevkiyatın yanında beklenenden yüksek gelen talebe karşı da güvence sağlıyor. Stok yönetiminde yaygın kullanılan standart hesap, bu stoğun ne kadar olacağını iki ayrı belirsizliğe bakarak buluyor.

  • Birincisi, sipariş verildiği andan mal gelene kadar geçen sürede talebin ne kadar sapabileceği. Teslim süresi uzadıkça talebin sapabileceği süre de uzuyor ve emniyet stoğu büyüyor. İthal girdilerde teslim süresi çoğunlukla uzun olduğu için birinci etken yurt içi tedarike göre daha ağır basıyor.
  • İkincisi, teslim süresinin kendisinin ne kadar değişken olduğu.

Bu ikinci etkenin ağırlığı, stok kaleminin tüketim hızıyla birlikte artıyor.

Az tüketilen bir girdide birkaç günlük gecikme küçük bir stok açığı yaratıyor. Hızlı tüketilen bir girdide ise aynı gecikme, o süre boyunca üretimin ihtiyaç duyacağı miktar kadar büyük bir stok açığına dönüşüyor ve daha fazla emniyet stoğu gerektiriyor. Teslim süresindeki değişkenlik, en hızlı tüketilen girdilerde en yüksek maliyeti yaratıyor. Buna karşın planlama literatüründeki derlemeler, araştırmaların büyük bölümünün talepteki belirsizliğe yöneldiğine, teslim süresindeki değişkenliğin görece az incelendiğine dikkat çekiyor.

Teslim Süresini Kısaltmak mı, Değişkenliği Azaltmak mı?

Stok yatırımını azaltmak isteyen bir firmanın teslim süresi tarafında iki seçeneği bulunuyor. Firma ya süreyi kısaltmaya ya da süreyi daha öngörülebilir hale getirerek değişkenliği azaltmaya çalışabiliyor. Standart hesap, özellikle değişkenlik büyükken ikinci yolun daha etkili olduğu sonucunu veriyor. Sunil Chopra, Gilles Reinhardt ve Maqbool Dada, 2004 yılında Decision Sciences dergisinde yayımlanan çalışmalarında bu sonucu sınadı.

Çalışmanın bulgusu, bu sonucun her durumda geçerli olmadığını ortaya koyuyor. Hizmet düzeyi, bir yenileme döngüsünün stok tükenmeden tamamlanma olasılığını ifade ediyor. Yazarlara göre standart hesabın vardığı sonuçlar, firmaların çoğunun çalıştığı hizmet düzeylerinde hatalı. Çalışma, belli bir hizmet düzeyi eşiğinin altında teslim süresindeki değişkenliği azaltmanın, yeni siparişin verileceği stok seviyesini düşürmek bir yana yükseltebildiğini gösteriyor. Bu eşiğin hemen altında çalışan firmalar için stoğu azaltmanın doğru yolu teslim süresini kısaltmak.

Hangi seçeneğin stoğu düşüreceği, firmanın hedeflediği hizmet düzeyine bağlı. Aynı iyileştirme bir firmada stoğu düşürürken, farklı bir hizmet düzeyinde çalışan başka bir firmada stoğu artırabiliyor. Teslim süresini iyileştirmeye girişmeden önce firmanın kendi hizmet düzeyi hedefini ve teslim süresinin gerçekleşen aralığını bilmesi bu yüzden şart. Teslim süresini tek bir ortalama olarak izleyen bir firma bu iki bilgiye sahip olmadığı için yanlış seçeneğe yönelebiliyor. Böyle bir durumda yürütülen iyileştirme, harcanan emeğe rağmen stoğu beklenen ölçüde düşürmeyebiliyor.

Çalışmanın bir başka tespiti, standart hesabın hata payının kalemden kaleme değişmesi. Yazarlara göre hata, talebi dalgalı kalemlerde belirginleşiyor, talebi istikrarlı kalemlerde sınırlı kalıyor. Dizinin önceki yazısında ele alınan talep dalgalanması ile teslim süresindeki değişkenlik aynı kalemde buluştuğunda, standart hesabın sonucuna daha temkinli yaklaşmak gerekiyor. Emniyet stoğunun en dikkatli hesaplanması gereken kalemler, bu iki özelliği birlikte taşıyanlar. Talebi istikrarlı, teslim süresi öngörülebilir kalemlerde ise standart hesap büyük ölçüde yeterli sonuç veriyor.

Stok Azaltılırken Teslim Süresi Hesaba Giriyor mu?

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat PMI (Purchasing Managers’ Index – Satın Alma Yöneticileri Endeksi), Türkiye’de imalat sanayisinin gidişatını imalatçılarla her ay yapılan bir ankete dayanarak ölçüyor. Endekste 50’nin üzerindeki değerler iyileşmeye, altındaki değerler bozulmaya işaret ediyor. Ağustosta 48,1 olarak ölçülen endeks eşiğin altında kalmayı sürdürdü. Orta Doğu’daki savaşın yarattığı belirsizlik talebi baskı altında tuttu, iş yüklerindeki zayıflık da imalatçıları satın alma faaliyetlerini azaltmaya yöneltti. Firmalar siparişlerini mümkün olduğunca mevcut stoklarından karşıladıklarını bildirdi, girdi ve nihai ürün stokları düşüş eğilimini korudu. Aynı raporda tedarikçilerin teslim sürelerinin savaşın yol açtığı aksamalar nedeniyle uzadığı da yer alıyor.

Teslim süresini uzatan ve değişkenleştiren nedenler tek bir bölgeyle sınırlı kalmıyor. Orta Doğu’da Hürmüz Boğazı‘ndaki ticari gemi geçişleri halen savaş öncesi seviyelerin çok altında seyrediyor. Çin’in doğu kıyısında art arda gelen tayfunlar ise Şanghay ve Ningbo limanlarında bekleme sürelerini uzattı. Asya’dan girdi alan bir Türk imalatçısı için bu durum, Orta Doğu’daki aksamadan bağımsız ikinci bir gecikme kaynağı anlamına geliyor. Jeopolitik gerilimden hava koşullarına uzanan bu nedenler, aynı güzergahtaki iki sevkiyat arasındaki farkı büyütüyor.

Firmaların stok eritmesinin anlaşılır bir gerekçesi var. Talebin zayıf olduğu bir dönemde depoda bekleyen mal, işletme sermayesini bağlıyor ve depolama maliyeti yaratıyor. PMI verisinden, bu kararın ağırlıkla talep tarafına bakılarak verildiği anlaşılıyor. Oysa aynı dönemde teslim süreleri hem uzuyor hem de değişkenleşiyor. Teslim süresinin aralığı genişlerken bir girdinin stoğunu eriten firma, bir sonraki gecikmede ilk açığı o girdide yaşıyor. Bu durumda düşük talep döneminde stoktan sağlanan nakit rahatlaması, ilk aksamada kaçırılan siparişlerin maliyetini karşılamaya yetmeyebiliyor.

Elle Verilen Stok Kararının Bedeli

Emniyet stoğunu sistematik bir kurala bağlamak ile planlamacının deneyimine bırakmak arasındaki fark, Türkiye’de yapılmış güncel bir çalışmada somut olarak ölçülüyor. Mert Güneş, Mehmet Ali Ekmiş, Emre Rençberoğlu ve Mustafa Buğra Yılmaz, Türkiye’de faaliyet gösteren büyük bir e-ticaret şirketinin veri bilimi ekibinde çalışıyor. Ekip, 2025 yılında Sinyal İşleme ve İletişim Uygulamaları Kurultayı’nda sunduğu bildiride elle yönetilen stoğun Mayıs-Ağustos 2023 dönemindeki gerçek performansını iki sistematik yöntemin simülasyon sonuçlarıyla karşılaştırıyor. Paylaşılan veriler gizlilik gereği, sonuçlara sadık kalacak biçimde yapay olarak yeniden üretilmiş. Çalışma; kitap, temel tüketim ile sağlık ve güzellik kategorilerini kapsıyor. Sistematik yöntemlerden biri literatürde yaygın kullanılan geleneksel yöntem, diğeri ekibin önerdiği model.

Ölçüt olarak bulunurluk oranı, yani toplam talebin stoktan karşılanabilen kısmı kullanılıyor. Elle yönetilen stokta bu oran kategorilere göre %51 ile %56 arasında kalırken, iki sistematik yöntemde %57 ile %81 arasında gerçekleşiyor. Fark, temel tüketim ile sağlık ve güzellik kategorilerinde belirgin, kitapta daha sınırlı. Yazarlar aradaki farkı stok kararlarının geç alınmasına ve sistematik bir stok yönetiminin eksikliğine bağlıyor. Stok kararı elle ve geç verildiğinde planlamacı, sapmaya ancak gerçekleştikten sonra karşılık verebiliyor. Önerilen model ise geleneksel yöntemle benzer bulunurluğu çoğu durumda daha az stokla sağlıyor.

Ekip, modelde teslim süresini ele alırken ortalama ile aralık arasında bilinçli bir seçim yapıyor. Model, yeni sipariş verilecek stok seviyesini satışların geçmiş dağılımı, hedeflenen hizmet düzeyi ve tedarikçilerin son bir yıldaki ortalama teslim süresiyle hesaplıyor, teslim süresini de en az 1, en fazla 21 günle sınırlıyor. Yazarların belirttiği amaç, uç teslim sürelerinin aşırı stoğa yol açmasını önlemek. Bu sınır, aralığın uç kısmını emniyet stoğunun kapsamı dışında tutuyor. Bulguların kısa teslim sürelerinin geçerli olduğu, perakende e-ticaretten geldiğini de akılda tutmak gerekiyor. İthal girdiye bağlı bir üreticide teslim süresi aralığı çoğu zaman çok daha geniş olduğu için aynı sınırı kopyalamak, aralığın riskli ucunu korumasız bırakıyor.

Ortalamadan Aralığa Geçen Plan

İlk adım, teslim süresini ölçmeye başlamak. Her tedarikçi ve stok kalemi için siparişin verildiği gün ile malın depoya girdiği gün arasındaki süre düzenli olarak kaydedilebilir. Bu kayıtlar biriktikçe, ortalamanın yanında en erken ve en geç geliş de görünür hale gelir. Planlamacı böylece aynı ortalamanın arkasında iki tedarikçinin ne kadar farklı davrandığını görebilir. Bunun için büyük bir yazılım yatırımı beklemek gerekmez. Sipariş ve depo giriş tarihleri çoğu kurumsal yazılımda zaten bulunur. Bu veriyi okuyup emniyet stoğuna çevirebilen bir planlama ekibi, tedarik zincirindeki sapmayı rakamlarla tartışabilir.

Aralık belirginleştiğinde sıradaki soru, emniyet stoğunun bu aralığın hangi noktasına kadar koruma sağlayacağıdır. En geç gelişi bile karşılayacak bir stok çoğu zaman gereğinden pahalıya mal olur. Uç gecikmeleri tamamen dışarıda bırakan bir stok ise tam da en uzun gecikmede yetersiz kalır. Bu dengeyi kurmak için kalem bazında bir hizmet düzeyi hedefi belirlemek gerekir. Hedef netleştiğinde aralığın o hedefi karşılayan kısmı, emniyet stoğunun sınırını çizer.

İkinci adım, stok kalemlerini teslim süresi davranışına göre ayırmak. Uzak bir limandan tek bir deniz güzergahı üzerinden gelen ithal bir girdi ile birkaç saatlik mesafedeki yerli bir tedarikçiden gelen girdi aynı gün sayısıyla korunduğunda, biri gereğinden az, öteki gereğinden fazla stoklanıyor. Örneğin, Asya’dan tek bir liman üzerinden gelen bir kimyasal hammadde ilk gruba, üreticiyle aynı bölgedeki bir fabrikadan gelen ambalaj malzemesi ikinci gruba örnek oluşturuyor. Bütün kalemlere aynı gün sayısıyla verilen emniyet stoğu, teslim süresi en değişken olan kalemi en zayıf korumayla bırakıyor. Chopra ve arkadaşlarının çalışmasındaki iki seçenek arasındaki tercih de böylece kalem bazında yapılabiliyor. Her kalem için hedeflenen hizmet düzeyi belli olduğunda, hangi kalemde teslim süresini kısaltmanın, hangisinde değişkenliği azaltmanın stoğu düşüreceği ayrı ayrı değerlendirilebiliyor.

Tedarik Zincirinde Planlama Eğitimi Haber Teslim Süreleri Belirsizleşince Emniyet Stoğu Nasıl Planlanmalı

Son adım, stok azaltma kararını tedarik tarafındaki değişimle birlikte vermek. Talep zayıfladığında hangi kalemin stoğunun eritileceği belirlenirken, o kalemin teslim süresi aralığının son aylarda nasıl değiştiği de sorulmalı. Aralığı genişleyen bir kalemde stok eritmek, aralığı dar kalan bir kalemde aynı kararı vermekten çok daha yüksek bir risk içeriyor. Stok eritmeye bu yüzden teslim süresi aralığı dar kalan kalemlerden başlamak daha güvenli. Bu kararın dayandığı bilgi, tek bir birimin elinde toplanmıyor. Hizmet düzeyi hedefini satış, stok maliyetini finans, teslim süresi bilgisini satınalma taşıyor. Bu bilgilerin ortak bir planlama sürecinde bir araya gelip gelmediği, dizinin bir sonraki yazısında ele alınacak satış ve operasyon planlamasının konusu.


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun planlama, satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Tedarik Zincirinde Planlama, Satın Alma, Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız.

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Satınalma Dergisi
Satınalma Dergisihttps://satinalmadergisi.com
KURUMSAL PAZARDA 13. YIL HABER & LANSMAN: dergi@satinalmadergisi.com REKLAM: reklam@satinalmadergisi.com ABONELİK: abone@satinalmadergisi.com Tel : (546) 740 10 10
Önceki İçerik

PAYLAŞIMLAR

Lütfen yorumunuzu girin !
Lütfen adınızı giriniz.

Şirketler için Eğitim Kataloğu

📚 Eğitim Kataloğu
Sürdürülebilirlik ve Tedarikçi Ekosistemi
Sektörün Tercihi Yüksek Lisans Programı
Pazarlık Tarzınızı Keşfedin