Avrupa’da Genç İşsizliğinde Son Durum
Doç. Dr. Duygu HIDIROĞLU
Genç işsizliği, Avrupa’da ve hatta dünyada son yılların en önemli sosyal ve ekonomik sorunlarından biri olarak kabul görmektedir. Uzun vadede genç işsizliği, ortalama hane halkı gelirinin azalmasına ve adaletsizliklerin artmasına sebebiyet vereceğinden; bu sorun bir an evvel ciddiye alınmalı ve hızla kalıcı çözümler geliştirilerek müdahale planları yürürlüğe alınmalıdır.
Genç işsizliği için toplumların ve ülkelerin sosyal dayanışmayla mücadele etmesi gerekmektedir. Çünkü genç işsizliği sosyal dışlanma gibi ciddi başka bir sorunu da tetiklemektedir. Genç işsizliği toplumda uzun vadeli olumsuz etkilere yol açmaktadır. Öyle ki gençlik döneminde 1 sene yaşadığı genç işsizliği yüzünden bir bireyin 40 yaşına geldiğinde yıllık gelirinin %21 oranında azalabileceği öngörülmektedir. Hatta 23 yaşından önce sadece 3 ay süreli yaşanan genç işsizliğinin ise bireyin sonraki yıllarda (28 ile 35 yaşları arasında) fazladan 2 ay işsizlik yaşamasına neden olacağı tahmin edilmektedir. Daha uzun süreli genç işsizliği ise gelecekte var olabilecek bu sorunların daha uzun vadeye yayılmasına neden olacaktır.
Gelecek nesillerin daha içinden çıkılamayan ve telafisi mümkün olmayan uzun süreli işsizlik problemlerine maruz kalması ile kişisel maliyetler artacak, ekonomide üretim ve ekonomik büyüme potansiyeli düşecek ve ekonomide önemli ölçüde bir atıl kapasite ortaya çıkacaktır. Kaynak israfı olarak kabul edilen genç işsizliği, insan kaynağının verimli kullanılmaması sonucu ekonominin güçlenememesine ve gelişmişlik seviyesinin istenilen düzeylere ulaşamamasına neden olarak; küresel ölçekte ekonomiler arasında rekabette üstünlük sağlanamamasına da sebebiyet vermektedir.
Genç işsizliği ekonomik olumsuzlukların yanı sıra düzensiz beyin göçüne de neden olmaktadır. Ülkesinde istihdam olanağı bulamayan genç nüfus istihdama daha rahat erişim sağlayabileceği yeni ülke arayışına girmektedir. Göç için ilk akla gelen ülkelerin başında ise Avrupa ülkeleri gibi gelişmiş ekonomilere sahip ülkeler gelmektedir. Halbuki son dönemde dünya genelinde yaşanan ekonomik kriz Avrupa ülkelerindeki istihdam imkanlarına da olumsuz etki etmektedir. Avrupa ülkelerinde yaşayan Avrupalı bir genç bile var olan ekonomik zorluklardan dolayı oldukça belirsiz ve kısıtlı koşullarda istihdam arayışını sürdürmektedir. Yani işgücü piyasasına girmeye çalışan Avrupalı bir genç için bu dönem oldukça zor bir dönemdir.
Avrupa’da gençlerin iş bulma çabaları sonuçsuz kalmakta ve gençlerin karşılaştığı sorunlar gençlerde hem fiziksel hem de psikolojik açıdan birçok sağlık probleminin baş göstermesine neden olmaktadır. Üstelik gençlerdeki bu sağlık sorunları genç işsizliğin süresinin uzaması ile beraber orantısız bir şekilde artmaktadır. Genç işsizliği hem işsiz olan hem de işsiz kalmaktan korkan gençlerde mutsuzluğa neden olmaktadır. Gelişmiş ülkeler kategorisinde yer alan Avrupa ülkelerinde dahi güvencesizliğinin yüksek olduğu böylesi bir dönemde ve gençlerde var olan yüksek düzeyde stres ve mutsuzluğun gençlerde hem zihinsel hem de fiziksel sağlık sorunlarına neden olması kaçınılmazdır.
Genç işsizliğinin beraberinde getirdiği mutsuzluk ve stres sadece toplum için değil, bireyler için de son derece maliyetlidir. Dahası, bu tür psikolojik etkilerin uzun vadeli daha trajik sonuçları olması da muhtemeldir. Gençler dışlanma ile suça daha yatkın olabilmektedir. Özetle, işsizlik gençler ve hatta toplumun tüm bireyleri için kötüdür. Ancak, işsizlik özelinde genç genç işsizliğinin olumsuz sonuçlarının büyük ölçüde işsizliğin kendisinden ziyade uzun vadeli işsizlikle ilişkili olması durumu başlı başına bir sorundur.
Son yıllarda, işsizlik özelinde genç işsizliğinin genel işsizlikten daha endişe verici bir sorun olduğu bilim insanları tarafından daha fazla kabul görmektedir. Dolayısıyla bu temel sorunun olabilecek en kısa sürede çözümüne yönelik adımların atılması ve eylem planlarının uygulamaya dökülmesi gelişmekte olan ya da gelişmiş hemen hemen her ülke için hayati önem arz etmektedir.
Doç. Dr. Duygu HIDIROĞLU









