İnşaat sektörü gerek teknolojinin getirdiği yenilikler gerek sürdürülebilirlik gibi konular nedeniyle değişim geçiriyor. Özellikle çelik yapılar hem güvenilir hem sürdürülebilir ve ekonomik olmaları nedeniyle revaçta. Ancak Türkiye dünyanın yedinci, Avrupa’nın ise birinci büyük çelik üreticisi olduğu halde yapısal çelik binalar eksik bilgiler ve alışkanlıklar nedeniyle henüz istenilen düzeyde yaygınlaşamadı. Oysa Türkiye, çelik hammaddesindeki üstünlüğü ve dünyanın en büyük barınma ihtiyaçlarının doğacağı coğrafyada yer alması nedeniyle bu alanda dünya lideri olabilir.
Barınma, insanın var olduğu andan beri en temel gereksinimlerinden biri. İnsanlık tarihi kadar eski olsa da geldiğimiz yüzyılda teknolojinin hızlı gelişmesi, sürdürülebilirliğin hayati bir mesele olmaya başlaması; inşaat ve yapı sektöründe önemli değişimlere neden oluyor. İnşaat sektöründe öne çıkan trendlerin başında ise, yapısal çelik binalar geliyor. Artık sadece bir eylem olmaktan çıkıp, endüstriyel bir ürüne dönüşen inşaatta, yapısal çelik yapılar, depreme karşı dayanıklı olmaları, hızlı inşa edilmeleri, sürdürülebilir olmaları gibi avantajları nedeniyle revaçta.
7-10 Kat Hafif, 2-3 Kat Hızlı İnşa İmkânı
Araştırmalar gösteriyor ki, yapısal çelik yapılar, geleneksel yapılara göre, 7 ile 10 kat daha hafif ve bu oranda deprem kuvvetine daha az maruz kalıyorlar. Çelik taşıyıcılı yapılar, endüstriyel ortamda yüzde 100 denetimle üretildiklerinden insan hatalarına karşı çok daha fazla güvenilirler. Fabrikalarda, iklim koşullarından bağımsız üretildiklerinden 2-3 kat daha hızlı inşa edilebiliyorlar. Böylece yapının tamamlanma süresi geleneksel yapılara göre en az yüzde 50 daha az zaman alıyor. Enerji tasarruflu yapılar inşa etmek çok daha mümkün ve ekonomik. Ayrıca çelik ve geleneksel yapıların maliyetleri kâğıt üstünde aynı olsa da yapısal çelik yapılar, zaman ve kazanılan alanlardan dolayı her zaman daha ekonomik oluyor. Özellikle tekrarlı projelerde bu ekonomiklik çok daha artıyor.
Yapısal çelik binalar, hızlı inşa edilebilmeleri nedeniyle kentsel dönüşüm için de önemli bir alternatif. Sadece konutlarda değil hastane, yurt gibi acil ihtiyaç projelerinin hızlı ve güvenli şekilde hayata geçmesini sağlıyorlar.
En Büyük Engel, Eksik Bilgi ve Alışkanlıklar…
Bütün bu avantajlarına rağmen ne yazık ki çelik yapılar Türkiye’de olması gereken düzeyde değil. Oysa Dünya Çelik Birliği (WSA) verilerine göre, Türkiye 2020 yılında dünyanın yedinci, Avrupa’nın ise birinci büyük çelik üreticisi. Endüstriyel yapılarda çelik kullanımının 20 yılda yüzde 1’den 5’lere geldiği görülüyor. Ancak ne yazık ki konutlar için yeterli bir artış yaşanmadı. Çelik yapıların toplam binalara göre oranı konutlarda yaklaşık yüzde 0,5 artış ile yüzde 1,5’a ulaştı.
Gerek eksik bilgi gerek alışkanlık gerekse geleneksel yapıları inşa etmek için fazla yeterliliğin aranmaması nedeniyle yapısal çelik binalar, olması gereken potansiyeli yakalayabilmiş değil. “Çelik yapılar pahalıdır”, “Çelik yapıları inşa edecek yeterli insan kaynağımız ve tesisimiz yok” gibi bilimden ve gerçeklerden uzak birçok önyargı hâlâ varlığını sürdürüyor. Oysa hem kaynaklarının genişliği hem de yakın gelecekte dünyanın en büyük barınma ihtiyaçlarının doğacağı coğrafyada konumlanması nedeniyle Türkiye’nin yapısal çelik yapı üretiminde dünya liderleri arasına girmesi mümkün. Bunun için mevcut algının değişmesi gerekiyor.
Türkiye’nin ilk hafif çelik fabrikası Akkon Çelik’i bünyesinde barındıran Consera, yarım asırlık ve 2,5 milyon metrekarelik inşaat deneyimiyle çelik yapıları tüm ülkeye yaymayı hedefliyor. Consera Kurucusu ve Türk Yapısal Çelik Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Melih Şimşek, 2000’li yıllarda “Tenekeden inşaat mı olur?” diyenlere kulak asmadan, sektöre hafif çelik yapı sistemini kazandırdıklarını belirtiyor. Türkiye’de ilk hafif çelik lisansüstü programlarının üniversitelerde açılmasına, kamuda ilk projelerin yapılmasına öncülük ettiklerinin altını çizen Şimşek, hafif çelik ve yapısal çelik yapıların gerek hızlı inşası gerek güvenilirliğiyle günümüzün önemli sorunlarından barınmayla ilgili en iyi çözüm üreten sistemler olduğunu vurguluyor. Şimşek, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Consera, çelik yapılar odağında bir yapıya ait mühendislik projesinden son kullanıcı deneyimine kadar tüm süreçleri multidisipliner anlayışla icra edebilen ender şirketlerden. Özellikle anahtar teslim yapı projelerindeki deneyimlerimiz, binlerce kullanıcıdan alınan geri bildirimler, çelik yapılara ait ideal üretim ve yapım yöntemlerini bize öğretti. Son zamanlarda çelik yapılara yönelik ilginin artmasından memnunuz. Consera’nın son üç yıldır yüzde 30 büyümesi de bunun kanıtı. Ancak Türkiye gerek hammaddesi gerek iş gücü potansiyeliyle yapısal çelik yapı ihracatında dünya devleri arasına girebilir. Bizler de inşaatı sadece kâr aracı değil, bir vatandaşlık görevi olarak gördüğümüz için hem ülkemizde güvenli çelik yapıların yaygınlaşması hem de ekonomimize yüksek katma değerin katılabilmesi için bu alandaki savunuculuğumuzu yılmadan sürdüreceğiz.”
Hollanda’dan Dominik’e kadar 32 ülkeye çelik yapılar ihraç eden Consera, piyasada güvenli konut anlayışına örnek teşkil edecek yapılarıyla da dikkat çekiyor. Ankara’da 2013’te hayata geçirilen, 63 bin metrekarelik inşaat alanına sahip, 208 evin yer aldığı Anka Natura ve 2014’te İzmir’de inşa edilen, “Türkiye’nin en iyi az katlı projesi” ödülü alan, 555 konutluk 35. Sokak bunlardan birkaçı. Ayrıca İstanbul Zekeriyaköy’de başlanan “Kuzeybükü” projesi de örnek projeler arasında yer almaya hazırlanıyor. Yaklaşık 9500 metrekare arsa alanı, 12 bin metrekareden fazla inşaat alanı olan, 7 blok 42 müstakil evden oluşan ve Teğet Mimarlık tarafından tasarlanan proje, deprem açısından en güvenli bölgelerden birinde olmasının yanı sıra önemli lokasyonlara yakınlığıyla da ilgi çekiyor. Kuzeybükü, çelik yapıların güvenilirliği ile tasarımın şıklığını bir araya getiriyor. Yeşil alanın büyük bölümünü oluşturduğu proje, şehir koşturmacasında nefes aldıracak.










Perakende sektörünün dijitalleşmesine, e-ticarete ve e-ihracata odaklanan Perakende Günleri, bu yıl 29-30 Mayıs tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Soysal tarafından düzenlenen Türkiye’deki en büyük iş dünyası organizasyonu, perakende sektörünün ve dijital ticaretin geleceğine yön veren çok sayıda yerli ve yabancı konuşmacıyı 10 bini aşkın üst düzey yönetici ile bir araya getirecek.
Akinon ve Atış Yapı ana sponsorluğunda düzenlenen Perakende Günleri 2024, Siri’nin Yaratıcısı, Siri ve Viv Labs Kurucu Ortağı Adam Cheyer’i oditoryumda ağırlayacak. İlham verici oturumlarla perakende sektörünün yeni dönemine ışık tutacak olan PG24, Türkiye’nin ilk resmi hacker’ı, Siber Güvenlik Uzmanı Tamer Şahin’in etik hacker’lık deneyimlerini, bilgi güvenliğine dair bireysel ve kurumsal tehditleri ve korunma yöntemlerini anlattığı oturum ile global rekabet ortamında nasıl öne çıkılacağının ipuçlarını aktaracak olan ECCO Amerika Başkanı Deniz Erda’nın da konuşmasına ev sahipliği yapacak.
Karbon piyasaları alanında Avrupa’nın önde gelen ve en kapsamlı etkinliği olan Carbon Forward Konferansı, Türkiye’de ilk kez 9-10 Mayıs tarihlerinde İzmir’de gerçekleştirildi. Kalyon Enerji’nin de sponsor olduğu Konferans’ta, Paris İklim Anlaşması’nın gereklerini sağlayabilmek için zorunlu ve gönüllü karbon ticaret mekanizmaları, devletlerin bu konuda uyguladığı iklim politikaları ile gelecekteki stratejileri ve bu stratejilerin şirketleri nasıl etkileyeceği masaya yatırıldı.
Tedarik Zinciri Konseyi (SCC) tarafından 1996 yılında yayımlanan SCOR modeli tedarik zinciri süreçlerinin performansını ölçmekte kullanılan yöntemleri ve metotları tanımlamaktadır. Supply Chain Operation Reference olarak adlandırılan bu model iş uygulamalarındaki değişikliklere uyum sağlamak için düzenli olarak güncellenmektedir.




Türk sanayicisi ve üretici ihracatçısının enerji verimliliği performansını ilk kez ölçecek olan araştırma, firmaların enerji verimliliğine ne kadar yatırım yaptığını ve gündemlerindeki ihtiyaçlarını belirleyecek araştırmaya son başvuru tarihi 20 Mayıs
Akdeniz bandında ve Türkiye genelinde, yıldızlı tesisler peş peşe açıldı ve açılıyor; peki bu yıldızlı tesislerde çalışacak yıldızlı şefler var mı?
Bir insan neden ve nasıl tükenir? Tükenmişlik sendromu nedir? Sürdürülebilir bir enerjik yaşam mümkün müdür?
BSH Ev Aletleri Yönetim Kurulu Başkanı ve Gelişen Pazarlar Bölgesi CEO’su Gökhan Sığın, Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde yaptığı konuşmada “Asıl hedefimiz insanların yaşam kalitesini artırmak, bunu bazen ürünlerimizle, hizmetlerimizle bazen de koyduğumuz hedeflerle hayata geçiriyoruz” dedi.
Zirvenin “Liderlerin Gelecek Vizyonu: Yarının Şirketi İçin Yenilikçi Yaklaşımlar, Yatırımlar ve Hedefler” konulu panelinde yerini alan BSH Ev Aletleri Yönetim Kurulu Başkanı ve Gelişen Pazarlar Bölgesi CEO’su Gökhan Sığın, bugün olduğu gibi geleceğin şirketlerinin odağında da “insan” olduğuna dikkat çekti. BSH olarak insanların yaşam kalitesini artırmak üzere çalışırken her alanda sürdürülebilirlik prensiplerine sadık kaldıklarını aktaran Sığın, “2020’den beri karbon nötr olarak faaliyet gösteriyoruz. 2030’a kadar bunu daha da iyileştirmeyi hedefliyoruz. Asli amacımız ise insanların yaşam kalitesini artırmak. Bunu bazen ürünlerimizle, hizmetlerimizle bazen de koyduğumuz hedeflerle hayata geçiriyoruz” dedi.
1. gün- Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi
İtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, ………………….. Tıbbi Ürün İth. İhr. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından teklif edilen Maglumi marka kitlerin Teknik Şartname’nin 7 ve 27’nci madde düzenlemelerine uygun olmadığı, teknik şartnameye uygunluğun yeterlik kriteri olduğu gözetildiğinde anılan firmanın değerlendirme dışı bırakılması gerektiği iddialarına yer verilmiştir.
