“Yatırımcılar Ülkemizi Küresel ve Bölgesel Üretim Üssü Olarak Konumlandırsınlar”

Satınalma Eğitimi Yatırımcılar Ülkemizi Küresel Ve Bölgesel Üretim Üssü Olarak Konumlandırsınlar

Türkiye’yi Nitelikli Uluslararası Yatırımlarla Buluşturmada YASED Aktif Rol Oynuyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin (YASED) 43. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, YASED’in Türkiye’yi nitelikli uluslararası yatırımlarla buluşturmada aktif rol üstlendiğini söyledi. Bakan Kacır, “Türkiye’de bulunan veya yeni yatırım yapmayı planlayan yatırımcılardan en temel beklentimiz, yatırım kararlarını alırken ülkemizi küresel ve bölgesel üretim üssü olarak konumlandırmaları ve yatırımlarını tamamlayacak güçlü bir Ar-Ge altyapısı inşa etmeleri” diye konuştu.

Satınalma Eğitimi Yatırımcılar Ülkemizi Küresel Ve Bölgesel Üretim Üssü Olarak KonumlandırsınlarYASED Başkanı Engin Aksoy da Türkiye yatırım ortamının tanıtımına ve daha fazla uluslararası doğrudan yatırım çekilmesine en fazla katkı sağlayan unsurun, uluslararası yatırımcıların yatırım ve büyüme haberleri olduğunu dile getirdi. Aksoy, “Ülkemizin bölgesel bir üretim ve hizmet merkezi olması hedefi çerçevesinde, üyelerimizin üçte biri çevre ülkelere Türkiye’den hizmet veriyor, her geçen gün daha fazla üyemiz de Türkiye’nin ‘üs olma’ fonksiyonunu güçlendirecek hizmetleri gündemlerine almayı planlıyor” diye konuştu.

 Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Uluslararası Yatırımcılar Derneği’nin (YASED) 43. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Türkiye imalat sanayini daha rekabetçi ve yenilikçi yapıya kavuşturacaklarını vurgulayarak, “Makine, mobilite, üretimde yapısal dönüşüm, sağlık ve kimya ile dijital dönüşüm alanlarında desteklediğimiz, orta yüksek ve yüksek teknoloji odaklı 103 milyar Türk lirası yatırım tutarında 182 proje ile cari açığımızın kapanmasına yılda 7 milyar ABD doları katkı sunacağız” dedi. Bakan Fatih Kacır, Türkiye’de bulunan veya yeni yatırım yapmayı planlayan yatırımcılardan en temel beklentilerinin de “Yatırım kararlarını alırken ülkemizi küresel ve bölgesel üretim üssü olarak konumlandırmaları, yatırımlarını tamamlayacak güçlü bir Ar-Ge altyapısını inşa etmeleri” şeklinde açıkladı.

YASED’in Türkiye’yi nitelikli uluslararası yatırımlarla buluşturmada aktif rol üstlendiğini söyleyen Bakan Kacır, Türkiye için stratejik öneme sahip sektörlerde ve ikiz dönüşüm kapsamında ihtiyaç duyulan alanlarda sanayi-eğitim iş birliğini artırarak nitelikli insan kaynağının güçlendirileceğini vurguladı. Bakan Kacır, “Hedef odaklı ve seçici yatırım finansmanı sağlanması, girişimcilik ekosisteminin desteklenmesi, 5G ve fiber iletişim altyapısının yaygınlaştırılması, lojistik bağlantıların genişletilmesi, emisyon ticaret sistemi ve karbon düzenlemesi başlıklarında atacağımız adımlarla ülkemizi dünyanın sayılı tedarik ve inovasyon merkezlerinden biri haline getireceğiz” diye konuştu.

YASED Başkanı Engin Aksoy da Türkiye’deki uluslararası doğrudan yatırımların %85’ini temsil eden YASED üyelerinin küresel düzeydeki tüm bilgi ve uzmanlıklarını tedarik zincirindeki şirketlere aktardıklarını, dünya standartlarında üretim yapmalarını sağlarken, çoğunun ilk ihracatına ön ayak olduğunu ve küresel tedarik zincirlerinde her geçen gün daha yüksek öneme sahip rolleri üstlenmelerini sağladıklarını vurguladı. Engin Aksoy, “Ülkemizin bölgesel bir üretim ve hizmet merkezi olması hedefi çerçevesinde, üyelerimizin üçte biri çevre ülkelere Türkiye’den hizmet veriyor, her geçen gün daha fazla üyemiz de Türkiye’nin ‘üs olma’ fonksiyonunu güçlendirecek hizmetleri gündemlerine almayı planlıyor” diye konuştu.

Önceliklerimiz Dikkate Alınıyor

Conrad İstanbul Bosphorus Otel’de düzenlenen YASED 43’üncü Olağan Genel Kurulu, kamu, uluslararası kuruluş, sivil toplum ve özel sektör temsilcilerini bir araya getirdi. YASED üyelerinin ve paydaşlarının geniş katılımıyla düzenlenen genel kurula, onur konuğu olarak başta Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, Bakan Yardımcısı Zekeriya Çoştu, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu ve Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Başkanı Doç. Dr. Salim Atay’ın yanı sıra, büyükelçiler ile uluslararası ve yerel örgütlerin başkanları da katıldı.

Genel Kurul’un açılış konuşmasını yapan YASED Başkanı Engin Aksoy, Türkiye’ye yatırım kararlarının, küresel, bölgesel, siyasi ve ekonomik gelişmelerin belirsizlikleri her geçen gün artırdığı, uluslararası doğrudan yatırım çekme konusundaki rekabetin de her geçen gün daha da çetin bir hal aldığı bir ortamda gerçekleştiğini vurguladı. Aksoy, “Böyle bir konjonktürde, ülkemizin iş ve yatırım ortamını uluslararası doğrudan yatırım çekme konusunda rekabet içinde olduğumuz ülkelerle mukayeseli bir şekilde analiz eden tüm çalışmalarımızda, iki konunun ülkemize yatırım yapma kararını en çok etkileyen faktörler olarak öne çıktığını görüyoruz: Makroekonomik istikrar ve düzenleyici çerçevenin öngörülebilirliği” dedi.

Engin Aksoy konuşmasına şöyle devam etti:

“Ülkemiz yatırım ortamının tanıtımına ve daha fazla uluslararası doğrudan yatırım çekilmesine en fazla katkı sağlayan unsurun, uluslararası yatırımcıların yatırım ve büyüme haberleri olduğunu biliyoruz. Ülkemizde inşa ettikleri güçlü bağlarla artık Türkiye’nin şirketleri haline gelmiş üyelerimizin Türkiye’nin gücünü yansıttıklarını görmekten, şirketlerimizin küresel yönetimlerinde Türkiye’de yetişmiş birçok profesyonelin görev almasından da büyük gurur duyuyoruz. Makroekonomik istikrarın sağlanmasına yönelik olarak, Orta Vadeli Program çerçevesinde belirlenmiş olan hedeflerin gerçekleşmesine destek vermeye çok önem veriyoruz. Enflasyonla mücadelenin, rasyonel politikalar çerçevesinde, öngörülen yol haritası ile sürdürülmesi, fiyatlama mekanizmalarında ortaya çıkan belirsizliklerin planlandığı şekilde giderilmesi ülkemize duyulan güvenin yeniden inşasında da büyük önem taşıyor. Başta dijital ve yeşil dönüşümün düzenleyici altyapısı olmak üzere, mevzuat ve uygulamalarımızın rekabet içinde olduğumuz ülkelere kıyasla bizi daha rekabetçi hale getirmesi, daha yenilikçi ve yatırımcı dostu olmayı hedeflemesi önümüzdeki dönemin en önde gelen gerekliliklerinden. Nitekim şubat ayında basın lansmanını yaptığımız YASED Pulse CEO Anketimiz; makroekonomik istikrar ve düzenleyici çerçevedeki öngörülebilirlik başta olmak üzere, yatırım kararını etkileyen temel alanlarda gerçekleştirilecek iyileştirmelerin, önümüzdeki dönemde Türkiye’ye gelebilecek 18,6 milyar ABD doları yatırımı harekete geçireceğini işaret ediyor. Ülkemizin, 2023 yılında 10,6 milyar ABD doları yatırım çektiği dikkate alındığında, halihazırda ülkemizde yatırımı olan şirketlerimizin geleceğe yönelik bu olumlu öngörüsünü destekleyecek iyileşmelerin 2024 yılında ülkemizin de öncelikli gündemi olması gerektiğini düşünüyoruz.”

Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) çalışmalarının, YASED Gündem önceliklerini de dikkate alan YOİKK 2024 Yılı Eylem Planı ile neticelendiğini görmekten memnuniyet duyduklarını da dile getiren Engin Aksoy, “Ankara’da gerçekleştireceğimiz etkinliklerde paydaşlarımızla diyaloglarımızı daha da artıracağımız, ülkemiz yatırım ortamının küresel düzeyde tanıtımını daha üst düzeyde gerçekleştirmek için Uluslararası Yatırım Zirvemizi düzenleyeceğimiz bu yeni yılda üyelerimizle iş birliğimizi daha da güçlendireceğiz” diye konuştu.

Yatırım Teşviklerinde Yeni Yaklaşım 

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da yatırım teşviklerinde yeni yaklaşımın ilk örneği olarak teknolojik ve stratejik yatırımlara odaklanan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) programını hayata geçirdiklerini kaydetti. Bakan Kacır, “Yatırımcılarımızın uzun vadeli ve uygun koşullarda yatırım kredisine erişimini kolaylaştıran bu programla Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırıyoruz, millî ekonomimizin yükselişini destekliyoruz” diye konuştu.

Firmaların dijital dönüşümüne yönelik desteklerini güçlendirmek amacıyla, 8,2 milyar avro bütçeli Dijital Avrupa Programı’na katıldıklarını hatırlatan Bakan Kacır konuşmasına şöyle devam etti: “KOBİ’lerimiz program kapsamında Avrupa çapında kurulacak altyapılara erişebilecekleri gibi, programın bir bileşeni olarak ülkemizde kurulumu tamamlanacak Avrupa Dijital İnovasyon Merkezlerinden, yatırım öncesi test, yatırımcı bulma desteği gibi hizmetlerden faydalanabilecek. Önümüzdeki dönemde hayata geçireceğimiz Dijital ve Yeşil Dönüşüm Destek Programları ile de yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarını öncelikli olarak destekleyeceğiz.”

 

Yatırım Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu:

Türkiye 2003 Yılından İtibaren 262 Milyar Dolar Yatırım Çekti

YASED Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu da “Türkiye, 2003 yılından bu yana 262 milyar ABD doları yatırım çeken bir ülke. 6 binin altında olan uluslararası sermayeli şirket sayısı artık 80 binin üzerine çıkmış durumda” dedi. Türkiye’nin 2003 yılında 3 bin ABD doları kişi başı milli geliriyle orta düşük gelirli ülkeler arasında yer aldığını belirten Dağlıoğlu, “Türkiye, artık 13 bin ABD doları kişi başı milli gelirle orta yüksek gelirli ülkeler arasında. Yine bakıldığında, Türkiye o zaman dünyadaki ticaretten %0,5’in az üzerinde pay alan bir ülkeyken artık %1,1’in üzerinde ihracat payıyla dünya ticaretindeki payını artırmış durumda” diye konuştu. A. Burak Dağlıoğlu, şunları söyledi:

“Sanayi Bakanlığımız ve Ticaret Bakanlığımızın verileriyle, 2006-2021 dönemini incelediğimiz bir çalışma gerçekleştirdik. Sonuçları yakın zamanda kamuoyuyla paylaşmaya başladık. 2021 yılı verilerine göre, uluslararası sermayeli şirketler Türkiye’deki özel sektör istihdamının %8,8’ini oluşturuyor. Bu çok kıymetli bir oran. Yine bakıldığında, 2021 yılı itibarıyla Türkiye’deki ihracatın %30’unu uluslararası sermaye şirketlerimiz sağlıyor. Uluslararası sermayeli şirketler Türkiye’deki özel sektör Ar-Ge harcamalarının da %30’unu gerçekleştiriyor. İhracatın %60’ı ise yüksek ve orta yüksek ürünlerden oluşuyor. Bu veriler ışığında, YASED üyelerinin Türkiye’deki yatırım ortamını pozitif yönde, katma değeri artırır şekilde iyileştirdiğini, uluslararası tedarik zincirlerine Türk şirketleri de çekerek o katma değer zincirini daha yukarı halkalara taşımalarını sağladığını görüyoruz.”

Türkiye’de Ar-Ge faaliyeti yürüten 700 kadar uluslararası şirket bulunduğunu belirten Dağlıoğlu, uluslararası şirketlerin tasarım merkezlerini, ürün ticarileştirme faaliyetlerini, üretimin öncesindeki ve sonrasındaki bütün aşamaları Türkiye’de yerelleştirmek istediklerini belirtti.

Türkiye’ye ve  Küresel Yatırım Ortamı Özel Panelde Tartışıldı

YASED 43’üncü Olağan Genel Kurulu’nun açılışında, YASED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Işıl Yalçın’ın moderatörlüğünde düzenlenen “Küresel ve Bölgesel Gelişmeler ve İş Dünyasına Yansımaları” Paneli’nde, küresel ve Türkiye ekonomisindeki son gelişmeler, uzun vadeli eko politik perspektiften değerlendirildi. Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez ve İktisat Profesörü, TOBB ETÜ, TEPAV ve Ekonomi Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Fatih Özatay soruları yanıtladı. Panelin açılışında bir konuşma yapan Işıl Yalçın, küresel ekonominin 2007-2008 döneminde yaşanan küresel krizin ardından önemli bir toparlanma sürecine girdiğini hatırlatarak, “Bu dönemin ana farklılığı çok uzun dönem çok düşük seyreden politika faizleri oldu ve küresel ekonomi önemli bir toparlanma yaşayarak, 2010-2014 döneminde yıllık ortalama %3,1 gibi yüksek bir büyüme performansı yakaladı” diye konuştu. Işıl Yalçın, serbest ticaret koşullarının hâkim olduğu bu dönemde gelişmekte olan ülkeler iyi bir performans sergilerken, özelikle Doğu Asya ekonomilerinin teknoloji odaklı performansının dikkat çekici olduğuna vurgu yaparak, şunları söyledi:

“Yine aynı dönemde farklı coğrafyalarda küreselleşmeyi artırıcı yeni nesil farklı serbest ticaret anlaşmalarının da gündeme geldiğini gördük. Kovid salgının ardından ise, küresel tedarik zincirlerindeki kırılma bütün dengeleri bozarak bölgeselleşme gibi yeni yaklaşımları ve mevcut küreselleşme yaklaşımının ekonomik düzeninin yeniden düşünülmesine neden olurken, dijitalleşmenin hızlanmasına da sebep oldu. Sonraki süreçte Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere artan jeopolitik gerginlikler re-shoring, slowbalization gibi yaklaşımları da gündeme getirdi. Diğer taraftan çevre sorunları, artan doğal afetler ve iklim krizine bir tepki olarak yeşil dönüşüm veya Enflasyon Kanunu gibi yeni araçları gündeme getirdi. Bütün bu gelişmeler uluslararası doğrudan yatırımları da etkiledi.”

Dünya Bankası’nın, Türkiye’nin uluslararası doğrudan yatırımlar konusunda daha rekabetçi olmasına yardımcı olmak amacıyla sanayi ve tarımın rekabetçiliğini ve çevresel sürdürülebilirliğini güçlendirmek için ülkeyle birlikte çalıştığını belirten Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez, panelde şu değerlendirmeleri yaptı:

“Türkiye’de yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla uluslararası yatırımlarla ilgili mevzuat ve idari süreçlerin düzenlenmesi için YOİKK tarafından geliştirilen ve 2024 yılı sonuna kadar tamamlanması hedeflenen yeni eylem planı, doğru yönde atılmış çok iyi bir adım olmakla kalmayıp aynı zamanda mükemmel bir hamledir. Plan, Türkiye’nin uzun vadeli vizyonu üzerine düşünmeye sevk etmekte ve 20 yıl sonra Türkiye’nin kendisini bir destinasyon, enerji dönüşümü, kapsayıcılık, üretkenlik ve beşerî sermaye gelişiminin yönlendirdiği bir güç merkezi olma açısından nerede gördüğünü sorgulamaktadır. İleriye giden yolda, ihtiyaç duyulan yapısal reformların hayata geçirilmesi ve hem yerli hem de uluslararası yatırımcılar için belirsizliğin azaltılması kilit önem taşımaktadır. Dünya Bankası daha hızlı büyüme, daha fazla refah ve istikrara katkıda bulunan özel sermayeye ve uzun vadeli finansmana erişimin geliştirilmesine öncelik vermektedir.”

Panelde soruları yanıtlayan Prof. Dr. Fatih Özatay da Türkiye’nin hem iklim değişikliği hem de yapay zekâ konusunda yapması gereken düzenlemeler olduğunu belirtti. Özatay, “Bu çerçevede sanayi politikası denen politikalara ihtiyaç var. Öte yandan Türkiye’de ihracatçıların da verimliliği artırıcı bir sanayi politikası talep edebiliyor olması gerek. Yeşil dönüşümü sağlayacak politikaları aynı zamanda büyüme dostu yapabilme konusunda neler yapabiliriz? Yapay zekanın yarattığı teknolojik gelişmeyi istihdam dostu olacak şekilde nasıl uygulayabiliriz? Bu konularda da çalışmalar var” diye konuştu.

Hububat İhracatı İlk 2 Ayda 2,1 Milyar Dolar Oldu

Satınalma Eğitimi Hububat İhracatı İlk 2 Ayda 2,1 Milyar Dolar Oldu

Bisküvi-pasta, buğday unu, bitkisel yağlar, şekerli ve kakaolu ürünler ile makarna başta olmak üzere temel gıda ürünlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün yılın ilk iki ayı sonunda toplam ihracatı 2,1 milyar dolar oldu. İhracatını miktar bazında geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 38,4 artıran sektör, ihracat gelirlerini yüzde 15,5 artırarak Türkiye’nin bitkisel ürün ihracatı içindeki payını yüzde 48,2’ye taşıdı. Aylık hububat ihracatının 1,05 milyar dolar olduğu Şubat’ta, iller bazında İstanbul ve Gaziantep’in payı yüzde 51’i geçti. İhracat artış oranlarının çift hanelere ulaştığı bisküvi-pasta, buğday unu ile şeker ve şeker mamulleri bu dönemde en fazla ihracatı gerçekleştirilen ürünler oldu.

Satınalma Eğitimi Hububat İhracatı İlk 2 Ayda 2,1 Milyar Dolar Oldu“Küresel durgunluk ortamında yüzde 15,5 artış yakaladık”

Dünyadaki ekonomik durgunluğun birçok sektörü olumsuz etkilediği bir ortamda yüzde 15,5 oranındaki ihracat artışının temel gıda ürünlerinin stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirten TİM Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu şunları söyledi:

“Hububat üretiminde dünya genelinde rekorlar yaşadığımız bir yılın sonunda, küresel fiyatlarda önemli bir gerileme yaşıyoruz. Ukrayna-Rusya çatışmasının başladığı dönemde yapılan yoğun stokların da fiyatlar üzerinde baskılayıcı olduğunu görüyoruz. Arz tarafında yoğun rekabetin olduğu bu tip dönemlerde bizim başardığımız gibi ihracat artışı sağlayabilmek ancak müşterilerimizdeki güven ve sadakatle sağlanabilir. Geçen ay Türkiye Gıda İhracatçıları çatısı altındaki ihracatçı birliklerimizle Dubai’de tanıtım çalışmaları yürütmüştük, bu ay Japonya’daki faaliyetlerimizle Uzak Doğu’ya açılım yapıyoruz.”

350 Bin Ton Girdi Ayçiçek Tohumu ve Yağında Bolluk Getirdi”

Üretimin artarken küresel fiyatların gerilediği bu tip dönemlerin hammadde ithalatı konusunda da fırsatlar sağladığına dikkat çeken Tiryakioğlu şunları söyledi:

“Ayçiçek tohumu önceki yıllara göre daha bol. Çiftçilerimizin hasat sezonunda kuraklık, hastalık ile rekolte kaybı pek çok sorun yaşadığı düşünülürse, bu bolluk şu an bizim lehimize. Ticaret Bakanlığımız bu fırsatı zamanında tespit ederek yerinde bir önlem alarak ayçiçek tohumu ve ham ayçiçek yağında belirli bir kotaya kadar vergi indirimleri sağladı. Toplamda 350 bin tona yaklaşan bu girdi, gıda ihracatçısı işletmelere bolluk getirdi.”

“TAKE Projesi geçen yıl 110 bin çiftçimize katkı sağladı”

Tiryakioğlu üretimde sürdürülebilirliği sağlamanın üreticiyi korumada ve ülkenin kendine yeterliliğini sağlamadaki önemine de değinerek şunları ifade etti:

“Tarım ve Orman Bakanlığımızın işlenmeyen, nadasa bırakılan veya işlemeli tarıma uygun olmayan arazilere yönelik yürüttüğü Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesinin Desteklenmesi (TAKE) Projesi, doğrudan hububat, bakliyat ve yağlı tohum sektörümüze katkı sağlamayı hedefliyor. Geçen yıl 110 bin çiftçimizin yararlandığı bu TAKE projesi sayesinde verimsiz durumdaki tarım arazileri, uygun münavebe planı ve ekim yöntemleriyle üretime uygun hale getiriliyor. Üretim ekosistemimizi güçlendiren bu tip kamu projeleri, ihracatçılar için kendimize cesur hedefler koyabilmemizi sağlıyor.”

AB’den Türkiye’nin Transpalet İhracatını Geliştirecek Karar

Satınalma Eğitimi Ab’den Türkiye’nin Transpalet İhracatını Geliştirecek Karar

Türkiye, Transpalet Pazarında Üretim Merkezi Haline Gelebilir

Satınalma Eğitimi Ab’den Türkiye’nin Transpalet İhracatını Geliştirecek KararAvrupa Birliği (AB), manuel transpalet pazarında Çin’in rolünü olumsuz etkileyecek önemli bir karara imza attı. Buna göre, Çin menşeli el transpaletleri ve bunların parçalarının AB ülkelerine ihracatında anti-damping vergisi uygulanacak. Daima İstif Makineleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Müslüm Boynukısa, AB’nin kararının Türkiye’nin transpalet ihracatını arttıracağını belirterek, “Türkiye, global transpalet sektörünün tedarik ve üretim merkezi haline gelebilir.” dedi.

Dünyada manuel transpalet pazarı 2023 yılında yaklaşık 2.7 milyar dolara ulaştı. Bu rakamın 2024 yılında 3.2 milyar dolara çıkması öngörülüyor. Avrupa Birliği, 2023 yılında Çin ve Vietnam gibi ülkelerden yaklaşık 400 bin adet transpalet ithalatı yaptı. Türkiye, transpalet üretiminde küresel pazarlarda önemli bir konumda bulunmuyor. Avrupa Birliği (AB) Resmi Gazetesinde yayınlanan bir karar, bu durumu tersine çevirebilir.

AB, dünyada transpalet üretiminde önemli yeri olan Çin’in transpalet ihracatını olumsuz etkileyecek önemli bir karar imza attı. 27 Şubat 2024 tarihli AB Resmi Gazetesinde yayınlanan karara göre, Çin menşeli el transpaletleri ve bunların şaşi ve hidrolik aksam gibi önemli parçalarının AB ülkelerine ithalatında anti-damping vergisi uygulanmaya başlandı. Bu karar, Türkiye’de el transpaletleri üretimini ve Avrupa’ya ihracatını arttıracak önemli bir gelişme olarak görülüyor. Daima İstif Makineleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Müslüm Boynukısa, AB’nin transpalet ihracatı ilişkin kararını değerlendirdi.

Avrupa Pazarında Rekabet Edebilir Konuma Yükseleceğiz

Müslüm Boynukısa, Türkiye’de transpalet üreticilerinin sayısının bir elin parmaklarını geçmediğini vurgulayarak, Daima İstif Makineleri A.Ş. olarak Türk Standartları Enstitüsü (TSE) belgesine sahip ilk transpaleti ürettiklerine dikkat çekti. Boynukısa, “AB Resmi Gazetesinde yayınlanarak yürürlüğe giren karar, Türkiye’nin pazardaki konumunu güçlendirecek. Türk transpalet üreticiler, özellikle Avrupa pazarında rekabet edebilir bir konuma yükselecektir. Bu çerçevede Daima İstif Makineleri olarak 2024 yılında pazar payımızı arttıracağımıza inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Türkiye, global transpalet sektörünün tedarik ve üretim merkezi haline gelebilir”

AB’nin kararının sektörde büyük yankı uyandırdığına işaret eden Boynukısa, şu bilgileri paylaştı; “Çin, küresel transpalet üretiminde önemli bir konumda bulunuyor. Avrupa’nın transpalet tedarikçisi ve üreticisi olarak ekosistemde yerini sağlamlaştıran Çin, yeni kararla pazardaki konumunu kaybedecektir. Avrupa’da da transpalet üreticileri var; ancak onlar da çeşitli gerekçelerle Çin’de üretim yaptırıyordu. Bu karar, Avrupalı üreticilerin rotasını Türkiye’ye çevirebilir. Avrupa’ya yakınlığı, üretim kalitesi, lojistik etkinliği ve stratejik konumu ile Türkiye; MENA, Körfez ve Asya ülkeleri ile Avrupa arasında köprü vazifesi görüyor. Son kararın etkisi ile sektörümüz olumlu etkilenecektir. Türkiye, global transpalet sektörünün tedarik ve üretim merkezi haline gelebilir. Daima İstif Makineleri olarak Avrupa ile birlikte bölgenin transpalet tedarikine cevap verebilecek potansiyele sahibiz. Yeni karar doğrultusunda üretim stratejimizi geliştirerek, yeni pazarlar hedefliyoruz.”

“Avrupa standartlarında transpalet üretiyoruz”

Daima İstif Makineleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Boynukısa, şunları kaydetti; “Daima olarak İsviçre merkezli kalite kontrol şirketi SGS tarafından onaylı bir şirketiz. Avrupa standartlarında ve kalitesinde transpalet üretimi yapıyoruz. Kalitesi, ergonomisi ve kullanım kolaylığı ile küresel pazarlarda dikkat çeken ürünlerimiz ile global vizyonumuza adım adım yaklaşıyoruz. Almanya, Avusturya, Belçika ve Polonya’da distribütörlük çalışmalarımız devam ediyor, bu konuda sona yaklaştık.”

Transpaletler Birçok Sektöre Entegre Oldu!

Transpaletler, kısa mesafelerde insan gücüyle taşınamayacak olan yükleri taşımakta kullanılıyor. Birçok sektöre entegre olmuş önemli iş makinelerinden biri olan manuel el trnaspaletleri, “el forklifti” olarak da biliniyor. Manuel (hidrolik) ve akülü olmak üzere iki modeli bulunan transpaletler; yükleme, boşaltma ya da istifleme gibi amaçlarla kullanılabiliyor. 500 kilogram ila 5 ton ağırlıkların kaldırabilecek yük kapasiteli transpaletler bulunuyor. Ağır yüklerin kolay bir şekilde taşınmasına yardımcı olan transpaletler, yük taşıma işlemi güvenli hale getiriyor ve insan gücünün yetersiz kaldığı taşıma işlemlerinde önemli avantajlar sağlıyor.

Enerjinin Devleri Rüzgar ve Güneşte Hedef Büyüttü

Satınalma Eğitimi Enerjinin Devleri Rüzgar Ve Güneşte Hedef Büyüttü

Turkuvaz Medya Grubu tarafından düzenlenen ‘6. Enerji ve İklim Forumu: Yeşil Yüzyıl – Bugünü ve Geleceği Tasarlamak’ Yeni Yatırım Alanları ve Yenilenebilir Enerjide Fırsatlar paneliyle devam etti. A Para Yayın Koordinatörü & A Haber Ekonomi Müdürü Özlem Doğaner’in moderatörlüğünde düzenlenen panelde, IC Enterra Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Taşkın Kızılok, Ağaoğlu Şirketler Grubu CEO’su ve Tatlıpınar Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Burak Kutluğ ve Karadeniz Holding Ticari Operasyonlar Direktörü Emre Durmuşoğlu, önemli değerlendirmelerde bulundu.

Satınalma Eğitimi Enerjinin Devleri Rüzgar Ve Güneşte Hedef BüyüttüIC Enterra Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Taşkın Kızılok, artık yenilenebilir enerji odaklı hareket ettiklerini ve bunu bir strateji olarak belirlediklerini vurgulayarak, “Büyümemizi güneş ve rüzgâr gibi alanlarda sürdüreceğiz. 9 farklı HES projemiz var. Yılda 1,2 milyar kilovatsaat üretim yapıyoruz. Amacımız bunu daha da yukarı çekmek” dedi. Gelecekte depolamalı rüzgâr ve güneş alanında büyümeyi hedeflediklerini anlatan Kızılok, şunları söyledi: “Mevzuatın bize izin verdiği sürece hibrit yatırımlara odaklanıyoruz. Hatay’da 136 megavatlık bir YEKA projemiz var. 2 ay içerisinde devreye almayı düşünüyoruz. Bu projenin orada yerel halka da önemli bir destek olacağını düşünüyoruz. İlave YEKA projeleriyle ilgilenmeye devam edeceğiz. Depolamalı güneş ve rüzgâr projelerimiz de sürecek. Önümüzdeki süreçte sürdürülebilir finansman daha fazla gündem olacak.”

Hidrojen Radarımızda

Ağaoğlu Şirketler Grubu CEO’su ve Tatlıpınar Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Burak Kutluğ da geçen yıl rekor bir taleple halka arz gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Toplam 350 megavatlık portföyleri olduğunu belirten Kutluğ, şöyle konuştu: “Depolamalı rüzgâr ve güneşle ilgili çalışmalarımız var. Artan enerji talebini karşılamak için adımlar atmak zorundayız. Büyümedeki finansman darboğazını aşmamız lazım. Önce 500 megavat hedefini yakalamak sonra da bin megavata çıkmak istiyoruz. Balkanlar ve Türki Cumhuriyetler’de adımlar atacağız. Dünya adım adım hidrojene gidiyor. Ülke olarak bizim ajandamızda doğalgaz biraz öncelikli olsa da hidrojen de radarımızda. Finansman gündem maddelerimizin başında geliyor. Bu ortamda dünyanın en öngörülebilir enerjisi güneş. Eskiden inanılmaz pahalıydı. Balkanlar hedeflerimiz için bize fırsatlar sunuyor.”

Afrika’ya Işık Oldu

Karadeniz Holding Ticari Operasyonlar Direktörü Emre Durmuşoğlu ise, “Şu anda dünya üzerinde 6 bin megavat kurulu gücümüzle, 4 bin megavatı inşa aşamasında olmak üzere toplam 10 bin powership’lik bir enerjiye sahibiz” dedi. Bunun yanında güneş enerjisi yatırımlarının da olduğuna işaret eden Durmuşoğlu, “Afrika, Latin Amerika, Okyanusya’da da elektrik veriyoruz. Yalova’daki tersanemizde 4 bin megavata yakın şu anda inşa halinde olan gemilerimiz var. Türk bayrağını gemilerimizde dalgalandırmaya devam edeceğiz. Afrika’da yüzer enerji santrali ve imalatı yapan firma olarak bizden başka bu ölçekte yatırım yapan yok. 40 tane powership’in 36 tanesi bizim tarafımızdan yapıldı. Afrika’da Gana ile başlayıp 13-14 ülkeye yayıldık ve bunu 22-23’lere çıkaracağız. Finansman arayışı olmadan kendi öz kaynaklarımızla bunu yapıyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Durmuşoğlu ayrıca, Afrika ve Latin Amerika’da büyük çapta bir gaz yatırımcısı olmayı hedeflediklerini de vurguladı.

Hidrojende En Temizi Seçmeliyiz

Panelin ardından düzenlenen ‘Döngüsel Ekonomiye Geçişte Fırsatlar ve Zorluklar: Hidrojenin Rolü’ başlıklı özel oturumda da TÜBİTAK MAM Başkan Danışmanı, ICARE-CNRS Fransa Kurucu Direktörü Prof. Dr. İskender Gökalp, Sabah Gazetesi Yazarı Feride Cem’in sorularını yanıtladı. Prof. Dr. İskender Gökalp, hidrojenin gündeme gelmesinin fosil yakıttan uzaklaşmada önemli bir adım olduğunun altını çizdi. Gökalp, şunları söyledi: “Dünyada bugün ortalama 80 milyon ton saf hidrojen üretiliyor. Bu rafinerilerde ve gübrede kullanılıyor. Hidrojeni kullanırken karbondioksit salgılıyoruz. Hidrojeni üretirken salınan karbondioksitin en az olduğu alana bakmak lazım. Tam anlamıyla temiz hidrojene geçebilmemiz için enerjinin kömür gibi santrallerden değil yenilenebilir enerjiden gelmesi gerekiyor. Eğer atık çamuru yakıp üretilen enerjiyle de hidrojen üretirsek çok temiz bir sonuca ulaşabiliriz.”

6. Türkiye Enerji ve İklim Forumu’na Güçlü Sponsor Desteği

Forumun ana sponsorluğunu Halkbank, Kalyon Enerji, Türk Telekom, Vakıf Leasing, Ziraat Bankası, cosponsorluğunu Enerji SA, RHG Enertürk Enerji, Smart Güneş Teknolojileri, Socar Türkiye, destek sponsorluğunu ise Akfen, BioTrend, Karakan Enerji, D&R, Epiaş, idefix, NaturelGaz, Orge Enerji Elektrik Taahhüt A.Ş, Papara, Shell, Zorlu Enerji üstlendi.

Laboratuvar İhalelerinde Miadı Dolmamış Striplerin Değişimi ?

7 Gündem Satınalma Dergisi Laboratuvar İhalelerinde Miadı Dolmamış Striplerin Değişimi

7 Gündem Satınalma Dergisi Laboratuvar İhalelerinde Miadı Dolmamış Striplerin Değişimiİtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, İhalenin başvuruya konu 3’üncü kısmına ait Teknik Şartname’nin B.3. ve B.6. maddelerinde henüz miadı dolmamış striplerin yüklenici tarafından değiştirilmesi zorunluluğuna ilişkin düzenlemeler bulunduğu ancak yüklenici tarafından idareye teslim edilen striplerin son kulanım tarihleri gelmeden kullanılmasına ilişkin yüklenicinin herhangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, bu düzenlemeler sebebiyle hangi miktarda stripin idare tarafından son kulanım tarihleri gözetilerek kullanılacağı veya kullanılmayacağı belli olmadığı için maliyet hesabı yapmanın ve ihaleye sağlıklı teklif sunmanın mümkün olmadığı, iddialarına yer verilmiştir.

14.02.2024 tarihli ve : 2024/UH.II-284 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; İhalenin itirazen şikayete konu 3’üncü kısmına ait 24 Aylık İdrar Laboratuvar Hizmet Alımı Teknik Şartnamesi’nin B.3. ve B.6. maddelerinde; “B.3. Striplerin miadı teslim tarihinden itibaren en az 6 (altı) ay olmalıdır. Yapılacak denetimlerde bozuk çıkan stripler firmalar tarafından en fazla 5 (beş) gün içerisinde yenisi ile değiştirilmeli ve ücret talep edilmemelidir.

B.6. Sözleşme süresince alınan stripler, son kullanma tarihinin 2 (iki) ay öncesinde firmaya haber vermek suretiyle ve miktarı ne olursa olsun, gerektiğinde uzun maitlılarla değiştirilebilmelidir.” düzenlemeleri yer almaktadır.

Yukarıda yer verilen Teknik Şartname maddelerinde, ihalenin 3’üncü kısmında talep edilen striplerin miadının teslim tarihinden itibaren en az 6 ay olması gerektiği ve sözleşme süresince alınan striplerin son kullanma tarihine 2 ay kalması halinde yükleniciye haber verilmesi üzerine, miktarı ne olursa olsun bu striplerin daha uzun miadlı olanlarla değiştirileceği düzenlenmiş ve henüz kullanım ömrü dolmayan striplerin idarece kullanılarak tüketilmek yerine, idarenin talebi üzerine son kullanım tarihinden belli bir süre önce değiştirilmesine ilişkin zorunluluk getirilmiştir.

Aktarılan Kanun hükümlerinden idarelerin, anılan Kanuna göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumlu olduğu, bu çerçevede ihale konusu mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin teknik kriterlerine ihale dokümanının bir parçası olan teknik şartnamelerde yer verileceği, belirlenecek teknik kriterlerin verimliliği ve fonksiyonelliği sağlamaya yönelik; rekabeti engelleyici hususlar içermeyecek ve bütün istekliler için fırsat eşitliği sağlayacak şekilde olması gerektiği anlaşılmaktadır.

Yapılan incelemede, Teknik Şartname’de yer alan şikayete konu düzenlemeler ile striplerin önceden haber verilerek yükleniciden yenileri ile değiştirtilmesinin istenmesine yönelik düzenlemenin istekliler açısından belirsizlik yaratacağı, bu düzenlemenin yükleniciden kaynaklanmayan yanlış stoklama yönetimleri gibi uygulamalar nedeniyle sözleşmenin ifasında yükleniciye ayrıca sorumluluklar yüklenmesine sebep olabileceği, diğer bir ifade ile istekliler tarafından teklif fiyata dahil edilen strip miktarından daha fazlasının kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle idareye teslim edilmesi sonucunu doğurabileceği, söz konusu düzenlemenin yüklenici aleyhine yorumlanabilecek nitelikte belirsiz ve sınırsız olduğu, ihalelerde isteklilerin sağlıklı teklif oluşturabilmelerini sağlayacak öngörülebilir düzenlemelere yer verilmesi gerektiği, kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde kullanılacak malzemelerin kullanım süreleri dikkate alınarak yükleniciden talep edilmesi, bunların stoklanması ve sevk edilmesi işlemlerinden idarenin sorumlu olduğu, söz konusu malzemelerin miatlarına henüz süre var iken bu süreçte kullanmak yerine yükleniciye iade edilmesinin hem kaynak israfına hem de yüklenicinin zarara uğratılmasına neden olacağı, bu çerçevede söz konusu düzenlemelerin isteklilerin sağlıklı teklif oluşturabilmelerini engelleyebilecek ve sözleşmenin ifasında isteklileri haksız zarara uğratabilecek nitelikte olduğu anlaşılmış olup, başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

7 Gündem Satınalma Dergisi Laboratuvar İhalelerinde Miadı Dolmamış Striplerin DeğişimiMehmet ATASEVER 

S.B. Strateji Geliştirme E. Bşk.

KİK E.  Üyesi

Kimya Sektörü Şubat Ayında İhracatını Yüzde 15 Artırdı

Satınalma Eğitimi Kimya Sektörü Şubat Ayında İhracatını Yüzde 15 Artırdı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin ihracatı Şubat ayında geçen yıl aynı döneme göre yüzde 13,6 artışla 21 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kimya sektörü ise 2,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek şubat ayında en çok ihracat yapan ikinci sektör oldu. Sektör şubat ayında ihracatını yüzde 15 artırdı.

Satınalma Eğitimi Kimya Sektörü Şubat Ayında İhracatını Yüzde 15 ArtırdıKimya sektörünün Şubat ayı ihracat rakamlarını değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, “Şubat ayında kimya sektörümüz geçen yıl aynı aya göre yüzde 15 artışla 2,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi ve ülkemiz ihracatından yüzde 12,4 pay alarak ikinci sektör oldu. Geçen yıl Şubat ayında yaşadığımız yıkıcı deprem felaketi ihracatımızı da olumsuz etkilemişti. Bununla birlikte küresel savaş ve gerilimler, enflasyon, lojistik ve tedarik zinciri sorunlarından etkilendik. Yılın son çeyreğinde toparlanma süreci başladı. Nitekim ülkemiz yaşanılan zorluklara rağmen yüzde 4,5 büyümeyi başardı. Biz de kimya sektörü olarak yılı 30,6 milyar dolar ihracatla tamamladık. Bu yıl Ocak ayından sonra Şubat ayında gerçekleştirdiğimiz ihracatımızdaki artış performansından memnunuz. Kimya sektöründe faaliyet gösteren ihracatçılarımızı milli katılım fuarları, ticaret heyetleri, alım heyetleri, fuar info ziyaretleri, eğitim ve seminerler ile desteklemeye devam ediyoruz. Şubat ayında BAE, Suudi Arabistan, Kazakistan, İspanya ve ABD olmak üzere 5 farklı ülkede aynı anda 6 etkinlik gerçekleştirdik. Mart ayında Panama- Expocomer 2024 Fuarı, ABD- IHS 2024 Fuarı ve İtalya- Cosmoprof Worldwide Bologna fuarı milli katılım organizasyonlarını gerçekleştireceğiz. 16 alt sektörümüzle birlikte ülkemize değer katan güçlü kimya sektörü olarak ihracata daha fazla katkı sağlamak üzere çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

 

Şubat Ayında En Çok “Plastikler ve Mamulleri” İhracatı Gerçekleştirildi

Şubat ayında kimyevi maddeler ve mamulleri ürün gruplarında plastikler ve mamulleri ihracatı, 767 milyon 638 bin dolarla kimya ihracatında ilk sırada yer aldı. İkinci sırada 756 milyon 438 bin dolarlık ihracatla mineral yakıtlar ve ürünler yer alırken, anorganik kimyasallar ihracatı 229 milyon 821 bin dolarla üçüncü sırada yer aldı. ‘Anorganik kimyasallar’ı takiben ilk onda yer alan diğer sektörler ise; ‘uçucu yağlar, kozmetikler ve sabun’, ‘kauçuk, kauçuk eşya’, ‘eczacılık ürünleri’, ‘boya, vernik, mürekkep ve müstahzarları’, ‘muhtelif kimyasal maddeler’, ‘yıkama müstahzarları’ ve ‘organik kimyasallar’ oldu.

 

Romanya, Şubat Ayında En Çok İhracat Yapılan Ülke Oldu

Şubat ayında en çok ihracat yapılan ilk on ülke Romanya, İtalya, Hollanda, ABD, Almanya, Rusya, Irak, Libya, Belçika ve Lübnan oldu. Şubat ayında ilk 10 ülke arasında en çok artış yüzde 192,19 ile Libya’da oldu.

 

2024 Aylık Bazda Kimya İhracatı

AY    2023 DEĞER ($)   2024 DEĞER ($)   FARK (%)
Ocak 2.299.131.456,01  

2.355.571.580,90

 

% 2,45
Şubat                2.262.050.612,13                2.605.366.870,01 % 15,18
TOPLAM 4.561.182.068 4.960.938.451 % 8,76

 

 

 

 

 

2024 Yılı Şubat Ayı En Fazla Kimya İhracatı Yapılan Ülkeler 

S. NO Ülke ŞUBAT 2023 DEĞER ($)  ŞUBAT 2024 DEĞER ($) DEĞİŞİM DEĞER (%)
1 ROMANYA          86.011.161,98         165.169.103,31 % 92,03
2 İTALYA         166.415.980,49         154.856.121,32 % -6,95
3 HOLLANDA          71.854.834,67         145.246.006,32 % 102,14
4 AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ          92.640.970,97         114.010.977,86 % 23,07
5 ALMANYA         104.644.463,56         106.307.108,66                       % 1,59
6 RUSYA         135.279.813,95         103.435.723,22 % – 23,54
7 IRAK          60.971.743,15          87.085.238,14 % 42,83
8 LİBYA          23.303.575,16          68.090.825,07 % 192,19
9 BELÇİKA          44.151.434,81          67.945.270,36 % 53,89
10 LÜBNAN          39.654.616,69          67.794.662,85 % 70,96

 

2024 Yılı Şubat Ayı Kimya Sektörü İhracatında Alt Sektörler

   
  ŞUBAT 2023 ŞUBAT 2024 %  FARK
ÜRÜN GRUBU DEĞER ($) DEĞER ($) DEĞER
PLASTİKLER VE MAMULLERİ 710.802.912 767.638.109 % 8,00
MİNERAL YAKITLAR,MİNERAL YAĞLAR VE ÜRÜNLER 524.357.656 756.438.420 % 44,26
ANORGANİK KİMYASALLAR 249.420.327 229.821.017 % -7,86
UÇUCU YAĞLAR,KOZMETİKLER VE SABUN 134.542.397 162.840.734 % 21,03
KAUÇUK,KAUÇUK EŞYA 126.966.300 140.354.513 % 10,54
ECZACILIK ÜRÜNLERİ 131.866.180 127.755.137 % -3,12
BOYA,VERNİK,MÜREKKEP VE MÜSTAHZARLARI 109.675.903 117.501.811 % 7,14
MUHTELİF KİMYASAL MADDELER 83.741.860 99.194.783 % 18,45
YIKAMA MÜSTAHZARLARI 58.621.361 72.978.216 % 24,49
ORGANİK KİMYASALLAR 76.011.312 61.418.140 % -19,20
YAPIŞTIRICILAR, TUTKALLAR, ENZİMLER 39.227.486 39.901.913 % 1,72
GÜBRELER 13.376.437 25.321.264 % 89,30
BARUT,PATLAYICI MADDELER VE TÜREVLERİ 1.975.755 2.299.069 % 16,36
FOTOĞRAFÇILIK VE SİNEMACILIKTA KULLANILAN ÜRÜNLER 1.106.389 1.657.928 % 49,85
GLİSERİN,BİTKİSEL MAMULLER,DEGRA,YAĞLI MADDELER 353.168 238.403 % -32,50
İŞLENMİŞ AMYANT VE KARIŞIMLARI,MAMULLERİ 5.171 7.412 % 43,34
TOPLAM 2.262.050.612 2.605.366.870 % 15,18

Alım Talebi: Derin Döngülü Akü ve Solar Kablo

Alım Talebi Derin Döngülü Akü Ve Solar Kablo

Bir GES projesinde kullanılmak üzere, derin döngülü akü ve solar kablo alımı yapılacaktır.

İlgili olan üretici ya da satıcıların, ürünlerin spekleri, adet/miktarı, teslimat yeri, ödeme şekli vb. detaylar için aşağıdaki adımların ardından, iletişime geçmesi rica olunur.

Alım Talebi Derin Döngülü Akü Ve Solar Kablo

Teklif Vermek İçin;

  1. SATINALMA DERGİSİ’ne abone ol.
  2. Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK işlemlerini tamamla.
  3. Ödeme sonrasında FİRMA BAŞVURU FORMU’nu doldur.

https://satinalmadergisi.com/satici/

TEKLİF VERME : İhtiyacın detaylarını öğrenmek ve teklif vermek için Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK (600 TL) SATIN ALMANIZ GEREKMEKTEDİR. Aboneliğiniz 1 yıl geçerli olup bir sene boyunca tüm alım taleplerine teklif verebileceksiniz.

Şişecam’ın 2023 Yılı Net Satışları 152 Milyar TL Seviyesinde Gerçekleşti

Satınalma Eğitimi Şişecam’ın 2023 Yılı Net Satışları 152 Milyar Tl Seviyesinde Gerçekleşti

Şişecam, 2023 yılına ait enflasyon muhasebesi uygulanmış finansal sonuçlarını açıkladı. 4 kıtada 14 ülkeye yayılan üretim faaliyetleri ile global bir dev olan şirketin konsolide net satışları 152 milyar TL’ye ulaştı. Şişecam’ın toplam satışları içerisinde uluslararası satışlarının payı yüzde 60 seviyesinde gerçekleşirken, yatırımları 21 milyar TL, ihracatı ise 31,7 milyar TL oldu.

Satınalma Eğitimi Şişecam’ın 2023 Yılı Net Satışları 152 Milyar Tl Seviyesinde GerçekleştiŞişecam Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kırman, “Tek Şişecam dönüşümünün getirdiği yetkinliklerimiz ve 88 yıllık deneyimimizle zorlu bir yılı başarıyla tamamladık. Global nüfusun neredeyse yarısının seçime gideceği, dünyanın farklı bölgelerinde konjonktüre bağlı olarak sürekli değişen regülasyonlara uyumun önem kazanacağı, yüksek enflasyon baskısının ve jeopolitik risklerin devam etmesinin öngörüldüğü 2024’te büyümeye ve gelişmeye devam edeceğiz. Yapay zekâ, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik yaklaşımımızı tüm iş yapış ve karar süreçlerimizin odağında tutarak; nitelikli insan kaynağımız, sağlam yatırımlarımız ve akıllı teknoloji kullanımımız ile fark yaratacağımıza inanıyoruz. 88 yıllık gelişim yolculuğumuzu tüm paydaşlarımıza değer katarak sürdüreceğiz” dedi.

Cam ve kimyasallar sektörlerinin global oyuncusu Şişecam sürdürülebilir değer yaratan gelişim yolculuğuna devam ediyor. 2023 yılı finansal sonuçlarını açıklayan Şişecam’ın konsolide net satışları 152 milyar TL seviyesine ulaşırken, Türkiye’den ihracatı ise 31,7 milyar TL olarak gerçekleşti. Türkiye’den yapılan ihracat ile Türkiye dışı üretimden satışlarının toplamını ifade eden uluslararası satışların konsolide satışlar içindeki payı ise yüzde 60 oldu. Şişecam 2023 yılı boyunca 5,2 milyon ton cam, 4,7 milyon ton soda külü ve 3,7 milyon ton endüstriyel hammadde üretimi gerçekleştirdi.

Şişecam’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Murahhas Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kırman, “2023, makroekonomik dalgalanmaların ve jeopolitik risklerin etkisinin sürdüğü, yüksek enflasyonun global ölçekte gündemden düşmediği bir yıl oldu. Tüm bu olumsuzluklara rağmen sağlam finansal yapımız, sıkı mali politikamız, ihtiyatlı ve akılcı kararlarımız, verimlilik odaklı üretim ve gelişim yolculuğumuz sayesinde hedeflediğimiz yatırımları büyük ölçüde gerçekleştirdik. 2023’te Lüleburgaz’da Şişecam’ın oto cama özel ilk float hattını devreye aldık. Gürcistan, Mısır ve Hindistan’daki fırınlarımıza yaptığımız soğuk tamir yatırımlarıyla teknolojilerini güncelleyip verimliliklerini ve kapasitelerini artırdık. Operasyonel ve stratejik karar optimizasyonu hizmeti sunan Türk teknoloji şirketi ICRON ile ortaklık anlaşmasına vardık. Yatırım kararlarımızla kendimize yeni güç ve yetenekler kazandırırken, Tek Şişecam dönüşümünün getirdiği yetkinliklerimiz ve 88 yıllık deneyimimizle zorlu bir yılı başarıyla tamamladık. Dünya nüfusunun yarısından fazlasının seçime gideceği, regülasyonlara uyumun önem kazanacağı, yüksek enflasyon baskısının ve jeopolitik risklerin sürmesinin beklendiği 2024’te de nitelikli insan kaynağımız ve akıllı teknoloji kullanımı sayesinde sürdürülebilir büyüme yolculuğumuza devam edeceğiz” diye konuştu.

Mevcut ve Potansiyel Pazarlardaki Fırsatları Yakından Takip Ediyoruz

Şişecam’ın 2024’te de faaliyetlerini ihtiyatlı ve sağlam büyüme yaklaşımıyla sürdüreceğinin altını çizen Prof. Dr. Kırman, yeni yıl beklenti ve hedefleriyle ilgili şunları aktardı: “Ana faaliyet alanlarımızda dünyanın ilk üç oyuncusundan biri olma hedefimize kararlılıkla ilerliyoruz. Sürdürülebilir değer yaratma vizyonumuz doğrultusunda girdi verdiğimiz sektörlerin büyümelerini destekleyecek yatırımlara da ara vermeden devam ediyoruz. Bir yandan risklerin ve dönemselliğin etkilerini yönetirken diğer yandan  mevcut ve potansiyel pazarlardaki fırsatları yakından takip ediyoruz. Macaristan’daki 2 fırınlı yeşil saha cam ambalaj üretim tesisi yatırımımız sürüyor. Eskişehir’de hayata geçireceğimiz yeni cam ambalaj hattı yatırımımız sonrasında Eskişehir tesisimiz dünyanın en büyük entegre cam ambalaj üretim noktası olacak. Mersin’de enerji camı üretecek ikinci buzlu cam fırını ve enerji işletme camı hattı kapasitesi artışı, yine Mersin soda külü tesisinde kapasite artışı, ABD doğal soda külü yatırımı ve lojistik altyapısını da destekleyecek olan Stockton Liman işletmesi yatırımı, Tarsus OSB’deki yeni düz cam tesisi ve stratejik maden yatırımlarımız sürüyor. Bu yıl da katma değerli ürünlerin toplam üretim hacmimizdeki oranını ve dünya pazarlarındaki rekabet gücümüzü artıracak 20 milyon metrekarelik kaplamalı cam hattı yatırımları konusundaki kararımızı duyurduk. Türkiye, İtalya ve Bulgaristan’da hayata geçireceğimiz bu yatırımlarla kaplamalı hat üretim kapasitemizi neredeyse 2 katına çıkartacağız. Önümüzdeki 5 yıl yoğun yatırım dönemi olacak. Bu yatırımlarımızı, bulunduğumuz pazarların dinamiklerini de göz önüne alarak devreye alacağız. 2024 yılında 24 bini aşan insan kaynağımızı yüzde 5 civarında artırma hedefimiz bulunuyor.”

Odağımız Yapay Zekâ, Enerji Yatırımları ve Sürdürülebilirlik 

Yapay zekâ, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilirlik konularının Şişecam’ın tüm iş yapış ve karar süreçlerinin odağında olduğunu ifade eden Prof. Dr. Kırman şunları söyledi: “Her alanda teknolojiden nasıl faydalanırız, bunu iş süreçlerimize ve sürdürülebilirlik hedeflerimize en etkin şekilde nasıl entegre ederiz, bu şekilde verimliliği, yaratıcılığı nasıl artırırız konularına ciddi anlamda kafa yoruyoruz. Yapay zekayı bütün süreçlerimizin parçası haline getirmeyi hedefliyoruz. Makine öğrenimi, dijital ikizler, kalite, optimizasyon ve akıllı üretim konusunda sürekli bir gelişim halindeyiz. Tek Şişecam dönüşümü sonucunda tüm bu gelişim alanlarına hazır bir altyapıya sahip olmanın avantajlarını yaşıyor ve kullanıyoruz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak ve iş süreçlerinin verimini artırmak hedeflerimiz doğrultusunda sürdürülebilirlik çalışmalarımızı da hızlandırdık. 2050 Karbon Nötr hedefimize ulaşmak için tüm süreçlerimizi dönüştürüyoruz. Yenilenebilir enerji yatırımlarımızı artırıyoruz. Rüzgâr santralleri kurmayı, güneş enerjisine yatırım yapmayı hedefliyoruz.  Bu alanlarda iştahımız yüksek.”

Sürdürülebilirliğin Sürdürülebilirliği

7 Gündem Satınalma Dergisi Sürdürülebilirliğin Sürdürülebilirliği

7 Gündem Satınalma Dergisi Sürdürülebilirliğin SürdürülebilirliğiSon yıllarda gündemi yoğun bir biçimde meşgul eden sürdürülebilirlik konusunda yakın dönemde ilginç ve düşündürücü bir gelişme yaşandı. Basında çıkan haberlere göre talebin istenen seviyede olmamasının da etkisiyle bazı şirketler başta elektrikli otomobil olmak üzere elektrikli araç üretimine yönelik planlarını erteleme, halihazırda elektrikli araç üretmekte olan bazı şirketler ise piyasa değerlerini korumak amacıyla içten yanmalı araçlar üretmeye ve bunların teknolojisini geliştirmeye devam etme kararı almış bulunmaktadır. Bu durum ister istemez elektrikli araçların sonuna mı gelindiği sorusunun sorulmasına neden olmaktadır. Elektrikli araçlara olan talebin yeterli seviyede olmamasının en önemli nedenleri olarak bu araçların fiyatlarının yüksekliği ve alıcıların şarj altyapısının yeterliliği konusunda endişe taşıyor olmaları gösterilmektedir (1, 2).

Elektrikli araç üretimine ilişkin alınan bu kararların 2030 sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin en azından bir kısmından açıkça bir sapma olacağına işaret ettiği söylenebilir. Dikkate alınması gereken önemli bir nokta ise, bu sapmanın yalnızca üretim süreçlerinden ve üreticilerden kaynaklanmamasıdır. Üreticiler sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik ürün geliştirip üretiyor olsalar bile üretim süreçlerinden ve ürünlerden kaynaklanmayan nedenlerle tüketiciler bu ürünlere ilgi göstermeyebilmektedir. Örneğin yukarıda da belirtildiği gibi elektrikli araç almayı düşünenlerin şarj altyapısını yeterli görmemeleri bu araçlara yönelik tercihlerini ve taleplerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Oysa sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin 9. Maddesinde altyapının sürdürülebilirliği sağlayacak biçimde geliştirilmesinin ve güçlendirilmesinin önemi vurgulanmaktadır (3). Bu hedefin henüz ihtiyaca uygun olarak gerçekleştirilememiş olması, elektrikli araçlara olan talebin azalmasına, bunun sonucunda da üreticilerin bu konudaki planlarını değiştirmelerine neden olmaktadır. Böylelikle 2030 hedeflerine ulaşabilmek şu anda bir soru işareti haline gelmiş bulunmaktadır. Buradaki sorunun hedeflerin ve ilgili maddelerin ayrı ayrı ele alınmasından kaynaklandığı söylenebilir.

Bu noktada şu soruları sormak gerekir: Sürdürülebilir kalkınma hedefine, bununla ilişkili hedeflerin ayrı ayrı gerçekleştirilmesiyle ulaşılabilir mi ? Ya da sürdürülebilir kalkınma hedefleri birbirlerinden tamamen ayrı ve yine birbirleriyle ilişkisiz hedefler midir ?

Görüldüğü gibi, bazı şirketlerin elektrikli araç üretmeye başlaması ya da bu amaca yönelik planlar yapması sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılmasını tek başına sağlayamamakta ve başka bir hedefin tatmin edici bir seviyede gerçekleştirilememesi nedeniyle de sekteye uğrayabilmektedir. Oysa konuyla ilgili literatürde sürdürülebilirliğin gerçekleştirilebilmesi için bütün paydaşların iş birliği yapması bir gereklilik olarak nitelendirilmektedir (4). Ne var ki, yukarıda verilen örnekte de görülebileceği gibi tek bir hedefteki sorun nedeniyle birden fazla hedefte sorun yaşanabilmektedir.

Böylelikle sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin birbirleriyle sıkı sıkıya ilişkili oldukları ve bu nedenle de bunların ayrı ayrı gerçekleştirilmelerinin mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla sürdürülebilirliğin ayrı ayrı ve birbirleriyle ilişkisiz maddelerden oluşan bir süreç ve hedefler topluluğu olmadığını, aksine sürdürülebilirliğin birbirleriyle sık sıka ilişkili birçok parçadan oluşan bir bütün olduğunu kabul etmek gerekir. Bu nedenle de sürdürülebilirlik bütüncül (holistik) bir yaklaşımla ele alınmalıdır.

Gerçekten de sürdürülebilirlik bütününü tek bir tarafın üstlenemeyeceği kadar karmaşık ve hacimli bir yapı sergilediğinden, sürdürülebilirliğin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması kaçınılmaz bir zorunluluktur.

7 Gündem Satınalma Dergisi Sürdürülebilirliğin SürdürülebilirliğiSon gelişmeler çerçevesinde gelinen noktanın sürdürülebilirlik konusunun yeterince anlaşılmadığına ve sürdürülebilirliğin kendisinin bile başlı başına bir sürdürülebilirlik sorununa dönüşmekte olduğuna, kısacası öncelikli konunun artık “sürdürülebilir sürdürülebilirlik” olması gerektiğine işaret ettiği söylenebilir. Bu sorunların üstesinden gelebilmek ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerini gerçekleştirebilmek için önce sürdürülebilirliğin tek bir bütün olarak kabul edilmesi ve eylem planlarının buna uygun olarak bütüncül bir bakış açısıyla hazırlanıp uygulanması gerekmektedir.

Prof. Dr. Umut OMAY

Kaynaklar

(1) Ekonomist (23 Şubat 2024), “Alman lüks otomobil devi elektriklide frene bastı”, Çevrim içi: https://www.ekonomist.com.tr/otomotiv/alman-luks-otomobil-devi-elektriklide-frene-basti-48028, (06.03.2024).

(2) Mark Duell (29 February 2024), “s this the end of the electric car? Apple pulls plug on e-car project as Aston Martin delays first fully-electric model after Ford, Mercedes, Audi and VW scaled back plans”, Çevrim içi: https://www.dailymail.co.uk/news/article-13139985/electric-car-end-apple-aston-martin-delay-ford-mercedes-audi.html, (06.03.2024).

(3) Çevrim içi: https://www.kureselamaclar.org/amaclar/sanayi-yenilikcilik-ve-altyapi/, (06.03.2024).

(4) Rakic, B. and Rakic, M. (2015), “Holistic management of marketing sustainability in the process of sustainable development”, Environmental Engineering and Management Journal, 14 (4), pp. 887-900.

PROF. DR. UMUT OMAY – MAKALE LİSTESİ

GİRİŞİMCİLİK VE YÖNETİCİ GÜÇLENDİRME

PAZARLAMA

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK

İNSAN KAYNAKLARI YÖNETİMİ

İŞ DÜNYASINDA TUTUM VE DAVRANIŞ

DİĞER KONULAR

ABD’nin En Büyük Ticaret Etkinliği Bu Yıl İstanbul’da

Satınalma Eğitimi Abd’nin En Büyük Ticaret Etkinliği Bu Yıl İstanbul’da

Türkiye’ye 2023’te Gelen Doğrudan Yatırım Projelerinde ABD Özel Sektörü İlk Sırada

Satınalma Eğitimi Abd’nin En Büyük Ticaret Etkinliği Bu Yıl İstanbul’daTürkiye’yi global pazarlara taşıma hedefiyle 135 üyesiyle faaliyet gösteren AmCham Türkiye’nin (Amerikan Şirketler Derneği), 20. Olağan Genel Kurul Toplantısı İstanbul’da gerçekleşti. Toplantıya ABD Ticaret Müsteşar Yardımcısı Neema Singh Guliani, ABD İstanbul Başkonsolosu Julie Eadeh ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat ve Türkiye’nin Washington önceki dönem Büyükelçisi Murat Mercan onur konuğu olarak katıldı. ABD Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Neema Singh Guliani, ABD hükümetinin en büyük ticaret etkinliği olan Trade Winds’in mayıs ayında İstanbul’da yapılacağını söyledi.

İSTANBUL6 Mart 2024 – Türkiye’de 60 milyar doların üzerinde yatırımı olan ve 100 bin kişiye istihdam sağlayan 135 ABD şirketini temsil eden AmCham Türkiye’nin (Amerikan Şirketler Derneği) 20. Olağan Genel Kurul Toplantısı, 5 Mart 2024 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirildi.

ABD Ticaret Müsteşar Yardımcısı Neema Singh Guliani, ABD İstanbul Başkonsolosu Julie Eadeh, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat ve Türkiye’nin Washington önceki dönem Büyükelçisi Murat Mercan’ın onur konuğu olarak yer aldığı toplantıda 2024 yılına ilişkin beklenti ve hedefler ele alındı.

ABD-Türkiye Ekonomik İlişkileri Olumlu Seyrini Sürdürüyor

Genel Kurul açılış konuşmasını gerçekleştiren AmCham Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu, 2023 yılının Türkiye ve ABD arasındaki ikili ekonomik ve ticari ilişkilerdeki potansiyelini ortaya koymaya devam ettiğinin altını çizdi. Turnaoğlu, “Türkiye’nin ABD ile ikili ticaret hacminin 2023’te 30,6 milyar dolara ulaşırken; ABD Türkiye’nin ihracatta en büyük ikinci ithalatta ise en büyük beşinci pazarı olarak konumlandı. Türkiye ve ABD ticari ilişkileri 200. yılına yaklaşırken AmCham Türkiye olarak kuruluşumuzun 20. Yılında Türkiye’de faaliyet gösteren, 60 milyar dolarlık yatırım ve 100 bin kişilik istihdam yaratan 135 ABD’li üye şirketi temsil ediyoruz.” dedi. İkili ekonomik ve ticari ilişkilerde, hayata geçirilebilecek çok daha güçlü bir potansiyel olduğunu vurgulayan Turnaoğlu, “AmCham olarak iki ülke arasındaki yatırım ve ticareti artırarak Türkiye’yi küresel pazarlara taşıyan güç olma hedefimiz doğrultusunda kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz. 2023 yılında Türkiye’ye gelen 126 doğrudan yatırım projesinin 16’sının Amerikan yatırım projeleri olması ABD’yi geçen yıl birinci yıla taşıdı. 2024 yılında ise ‘Balkanlardan Orta Asya’ya Bölgesel İş birliği, Dijital Yatırımlar ve Sürdürülebilirlik’ alanlarına odaklanmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.

Türkiye Uluslararası Yatırımcılara Önemli Fırsatlar Sunuyor

Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkan Yardımcısı Bekir Polat, AmCham Türkiye 20. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda görüşlerini şu sözlerle dile getirdi: “İstikrarlı ekonomisiyle bölgesinde öne çıkan Türkiye yetenekli iş gücü, stratejik konumu ve küresel tedarik zincirine güçlü entegrasyonu ile uluslararası yatırımcılara önemli fırsatlar sunuyor. 20 yılda bölgesinde en yüksek yoğunlukta uluslararası yatırım çeken ülke olması da bunları teyit ediyor. Son 20 yılda 262 milyar dolarlık yatırım çektik, küresel pastadaki payımız şu an yüzde 1, en kısa sürede bunu yüzde 1,5’a çıkartmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemde açıklayacağımız “Uluslararası Doğrudan Yatırımlar Stratejisi: 2024-2028” dokümanının çizeceği çerçevede ivmemizi artırarak hem özel hem de kamuda yer alan tüm paydaşlarımızla birlikte kararlılıkla ülkemizin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacak hedeflerimizi gerçekleştirmeye devam edeceğiz.”

ABD’nin En Büyük Ticaret Etkinliği ve İş Geliştirme Forumu İstanbul’da Düzenlenecek

ABD Ticaret Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Neema Singh Guliani: “ABD Ticaret Bakanlığı, Türkiye ve Avrupa ve Avrasya Bölgesi genelinde temaslarını sürdürmeyi planlamaktadır. 2024’ün mayıs ayında İstanbul’da Trade Winds Forumu’nu düzenlemeyi sabırsızlıkla bekliyor, başarılı geçmesini temenni ediyoruz. Trade Winds, ABD Hükümeti’nin en büyük ticaret etkinliği ve iş geliştirme forumudur. AmCham Türkiye’nin Trade Winds’e Platin Sponsor olarak destek vermesinden memnuniyet duyuyoruz.”

ABD İstanbul Başkonsolosu Julie Eadeh, “Ticari bağlarımız gelişmeye devam ediyor. İkili ticaret ilişkilerimizin gösterdiği etkileyici büyüme Amerikan şirketlerinin Türkiye’ye yaptığı önemli katkıları ortaya koymakta, yaratılan binlerce istihdam olanağını ve ortak refahı yansıtmaktadır ”şeklinde konuştu.