Eleman.net İstihdam Verilerini Açıkladı Oranlarında Cinsiyet Eşitsizliği Göze Çarpıyor

Satınalma Eğitimi Eleman.net İstihdam Verilerini Açıkladı Oranlarında Cinsiyet Eşitsizliği Göze Çarpıyor

Türkiye’nin önde gelen istihdam platformu Eleman.net’in verilerine göre, kadınların iş başvurularının yoğunlaştığı sektörler arasında perakende öne çıkıyor. Kadınların iş hayatına katılımını son derece önemsediklerini belirten Eleman.net CEO’su Levent Dicle, ‘’2023 yılında 420 bin kişinin istihdam edilmesine katkı sunduk ve bu sayının yüze 20’si kadınlardan oluşuyor. Toplam iş başvurusunda ise kadın oranımız yüzde 46, aradaki bu farkı azaltmaya çalışıyoruz. 2024 yılında kadın istihdam oranımızı yüzde 25 seviyesine çıkartmayı hedefliyoruz’’ dedi.

Satınalma Eğitimi Eleman.net İstihdam Verilerini Açıkladı Oranlarında Cinsiyet Eşitsizliği Göze ÇarpıyorEn fazla istihdama aracılık eden platformlardan biri olan Eleman.net, kadın istihdamına yönelik verilerini açıkladı. 2023 yılındaki 420 bin kişilik istihdamının yüzde 20’sini kadınlar oluşturuyor. Kadınların en çok istihdam edildiği sektörlerin başında perakende, gıda, çağrı merkezi, güvenlik, lojistik, tekstil, üretim ve sağlık sektörü geliyor. Kadınların iş başvuru tercihleri de istihdam edildikleri sektörlerle paralellik gösteriyor.

Eleman.net verilerine göre toplam iş arayışının yüzde 46’sını kadınlar oluşturuyor, en fazla iş arayanlarda ise lise mezunu kadınlar öne çıkıyor. İş başvurusu yapan kadınların yüzde 64’ü lise, yüzde 24,82 lisans, yüzde 24,21 ise ön lisans mezunlarından oluşuyor. İlköğretim mezunlarının yüzde 8,25 gibi bir orana sahip olduğu iş arama listesinin en altında da doktora ve yüksek lisans mezunları yer alıyor.

Kadınlar en çok satış danışmanı, ön muhasebe elemanı, müşteri temsilcisi, güvenlik görevlisi, sekreter, depo görevlisi, çağrı merkezi personeli, üretim elemanı, kasiyer pozisyonlarına başvuruda bulunuyor. Satış danışmanı pozisyonu zirvede yer alırken, kasiyerlik liste sıralamasının en altında yer alıyor.

‘’Kadın istihdamını artırmak öncelikli hedefimiz’’

Toplam iş başvurularının yarıya yakınını kadınlar oluştururken, toplam istihdamda kadınların oranı beşte bir seviyesinde kalıyor. Konuya ilişkin Eleman.net CEO’su Levent Dicle, ‘’Kadın istihdamını artırmak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. 2024 yılında kadın istihdam oranımızı yüzde 25 seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz’’ dedi.

Kadınlara En Yüksek Zam Elektrik ve Elektronik Sektöründen

15 milyonluk Eleman.net özgeçmiş havuzunun yüzde 50,58’i kadınlardan oluşuyor, İstanbul Avrupa Yakası’nda yaşayan kadınlar ise iş arayışında yoğunluğu oluşturuyor. İş başvurusunda bulunan kadınların yüzde 24.78’i İstanbul Avrupa Yakası’nda, yüzde 18.69’u İstanbul Anadolu Yakası’nda, yüzde 10.94’ü Ankara’da, yüzde 9.54’ü İzmir’de ve yüzde 6.82’si Kocaeli’nde ikamet ediyor.

Eleman.net bünyesinde gerçekleşen ankete göre kadın çalışanların en çok zam aldığı sektörler sırasıyla elektrik ve elektronik, gıda ve tekstil olarak öne çıkıyor. Ankete verilen cevaplarda ise zam oranının yüzde 50’nin üzerinde gerçekleştiği görülüyor.

Erkekler Kadınlardan Daha Fazla Zam Alıyor

Eleman.net’in dört bin kişiyle gerçekleştirdiği bir başka ankette ise kadın ve erkek arasındaki maaş farkları göze çarpıyor. Ankete göre yüzde 50’den fazla zam aldım diyen erkeklerin oranı yüzde 25 iken, kadınların oranı ise 15’te kalıyor. Yüzde 40 ila 50 arasında zam aldım diyen erkeklerin oranı yüzde 30 iken, kadınların oranı bu soruda da yüzde 21 olarak cevaplanıyor.
Yine aynı ankete göre yüzde 10’dan az artış oldu diyen erkeklerin oranı yüzde 14 iken, bu oran kadınlarda yüzde 23 seviyesinde seyrediyor. Anketin toplam sonuçlarına göre yüzde 10, yüzde 20 ve yüzde 20, yüzde 30 arası zam oranında kadınlar çoğunluğu oluşturuyor. Yüzde 40 ve 50 oranında zam artışında ise erkeklerin kadınların önünde olduğu gözlemleniyor.

“Toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sunmak çalışma ilkelerimizin başında geliyor.” 

19 yılda milyonlarca kadının istihdam edilmesine katkı sağladıklarını belirten Eleman.net CEO’su Levent Dicle, “Toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sunmayı önemsiyoruz. Kadınların iş yaşamına katılımını artırmak için çalışmalar yürütüyor, işveren markalarıyla kadın istihdamını artırmaya yönelik projeler geliştiriyoruz. Öne çıkan projelerimiz arasında Opet Kadın Gücü, Shell’de Kadın Enerjisi ve Gratis Beauty Akademi yer alıyor.” dedi.

Ege Bölgesi İhracatı 2 Milyar 312 Milyon Dolara Ulaştı

Satınalma Eğitimi Ege Bölgesi İhracatı 2 Milyar 312 Milyon Dolara Ulaştı

EİB’den Madencilik İhracatı Yüzde 20 Yükseldi

Satınalma Eğitimi Ege Bölgesi İhracatı 2 Milyar 312 Milyon Dolara UlaştıEge İhracatçı Birlikleri şubat ayında ihracatını yüzde 5’lik artışla 1 milyar 505 milyon dolardan, 1 milyar 580 milyon dolara yükseltti. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre Ege Bölgesi’nin ihracatı yüzde 4’lük artışla 2 milyar 510 milyon dolardan 2 milyar 610 milyon dolara ilerledi.Şubat ayında Türkiye’nin ihracatı ise; yüzde 13’lük artışla 21 milyar 86 milyon dolara çıktı.

2024 yılının ilk iki aylık döneminde Ege İhracatçı Birlikleri’nin ihracatı yüzde 4,1’lik artışla 2 milyar 935 milyon dolardan 3 milyar 56 milyon dolara çıkarken, son 1 yıllık ihracat 18 milyar 371 milyon dolar şeklinde gerçekleşti.

Sanayi Sektörlerinin İhracat Düşüşü Durdu

Ege İhracatçı Birlikleri’nin şubat ihracatının kırılımına bakıldığında sanayi sektörleri 837 milyon dolarlık ihracatla 2023 yılı şubat ayındaki 835 milyon dolarlık ihracat performansını 2 milyon dolar geçmeyi başardı.

EİB’de tarım sektörlerinin ihracatı yüzde 10, maden sektörünün yüzde 20 arttı

Ege İhracatçı Birlikleri’nin güçlü fazlarından olan tarım sektörleri şubat ayında ihracatlarını yüzde 10’luk artışla 591 milyon dolardan 648 milyon dolara taşıdılar. 2024 yılına yoğun bir pazarlama faaliyetleri atağıyla başlayan madencilik sektörü çabalarının meyvesini yüzde 20’lik ihracat artışıyla aldı ve ihracatını 79 milyon dolardan 94,7 milyon dolara ilerletti.

Şubat ayında EİB bünyesindeki 12 ihracatçı birliğinin 9 tanesi 2023 yılı şubat ayına göre ihracatlarını artırmayı başarırken, 3 birlik 2023 yılı şubat ayı performanslarının gerisinde kaldı.

Çelik İhracatı Zirvedeki Yerini Korudu

Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği, şubat ayında ihracatını yüzde 3’lük artışla 212,9 milyon dolardan 218,6 milyon dolara taşıdı ve zirvedeki yerini korudu. EDDMİB’in yıllık ihracatı ise 2 milyar 496 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Kuru meyve ihracatı artış rekortmenliğine abone oldu

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, şubat ayında yüzde 47’lik ihracat artış hızıyla ihracatını 64,8 milyon dolardan 95,4 milyon dolara yükseltirken ocak ayından sonra şubat ayında da EİB bünyesinde ihracat artış rekortmeni oldu. EKMİB’in yıllık ihracatı da yüzde 18’lik artışla 859 milyon dolardan 1 milyar 15 milyon dolara ilerledi.

Su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatı zirve ortağı

Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altında gıda sektörlerinin ihracat şampiyonu olan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği şubat ayında ihracatını yüzde 20’lik artışla 113,6 milyon dolardan 136 milyon dolara sürükledi. ESÜHMİB’in 2024 yılı ocak-şubat dönemindeki ihracatı ise; yüzde 26’lık gelişimle 225 milyon dolardan 283,7 milyon dolara çıktı.

Konfeksiyon ihracatı 10 ay sonra artışa geçti

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği şubat ayında ihracatını yüzde 10’luk artışla 104 milyon dolardan 114,7 milyon dolara taşırken, Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği 10 ay sonra ihracatta düşüşünü durdurdu ve ihracatını yüzde 9 büyüterek 105 milyon dolardan 114,5 milyon dolara çıkardı.

Ege Maden İhracatçıları Birliği 5. Sıradaki Yerini Geri Aldı

2024 yılına yoğun bir pazarlama atağıyla başlayan Suudi Arabistan, İngiltere, Güney Kore’de Türkiye’nin maden ihracatını artırmak için fuar ve sektörel ticaret heyeti organizasyonları yapan Ege Maden İhracatçıları Birliği şubat ayında ihracatını yüzde 20’lik artışla 79 milyon dolardan 94,7 milyon dolara taşıdı. 2024 yılı ocak-şubat döneminde ihracatını yüzde 14,5’luk gelişimle 161 milyon dolardan 184,5 milyon dolara yükselten EMİB, yıllık ihracat rakamını da 1 milyar 89 milyon dolara çıkardı.

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’ne şubat ayında nazar değdi.EHBYMİB’in ihracatı şubat ayında yüzde 11,5’luk kan kaybıyla 106 milyon dolardan 94 milyon dolara indi.

Türkiye’nin geleneksel ihraç ürünlerinden tütün sektörü şubat ayında ihracatını yüzde 18’lik artışla 62,2 milyon dolardan 73,4 milyon dolara yükseldi.

EZZİB İhracatta Toparlanıyor

2023 yılında her ay ihracat rekorları kıran Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, 2024 yılında rekoltedeki düşüş ve dökme zeytinyağı ihracatına getirilen yasaklar sonrasında 2024 yılında ihracat rakamlarında büyük düşüşler olacağı beklentilerini boşa çıkardı. Şubat ayında 62,3 milyon dolarlık ihracata imza atan EZZİB, 2023 yılı şubat ayına göre ihracattaki düşüşünü yüzde 11,5 seviyesinde tutmayı başardı.

Tekstil İhracatı Yüzde 29 Arttı

Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altında 2023 yılını başarıyla geride bırakan birliklerden olan Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği, şubat ayında ihracatını yüzde 29 artırarak 45 milyon dolarlık ihracatı hanesine yazdırdı.

2024 yılına mevcudu koruma hedefiyle giren Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, şubat ayında ihracatta yüzde 6’lık kan kaybıyla 16,6 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırmayı başardı. Ocak ayına göre daha başarılı bir ihracat performansı ortaya koyan EDMİB önümüzdeki aylarda mevcudu koruma hedefi için umut verdi.

Kimya sektörü 125 milyon dolar, otomotiv endüstrisi 95,8 milyon dolar ihracat yaptı

Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altında temsil edilmeyen sektörlerde kimya sektörü 125 milyon dolarlık ihracat performansıyla liderliğini korudu. Otomotiv endüstrisinin ihracatı yüzde 11’lik artışla 86,6 milyon dolardan 95,8 milyon dolara ilerledi. Elektrik-Elektronik sektörü 63,8 milyon dolarlık, İklimlendirme sektörü 60 milyon dolarlık ihracata imza attılar. Makine sektörü 41 milyon dolar, savunma sanayi sektörü 13 milyon dolarlık ihracatı kayda aldı. Bu sektörler şubat ayında 437 milyon dolarlık ihracata imza attı.

Ege Bölgesi’nin ihracatı 2 milyar 610 milyon dolara yükseldi

Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, şubat ayında Ege Bölgesi’nin ihracatı, 2023 yılı şubat ayına göre yüzde 4’lük artışla 2 milyar 510 milyon dolardan 2 milyar 610 milyon dolara ilerledi. Ege Bölgesi’nin iki aylık ihracatı da 4 milyar 380 milyon dolardan 4 milyar 435 milyon dolara yükseldi.

İzmir, Ege Bölgesi İhracatının Yüzde 56’sını Yaptı

İzmir, 1 milyar 169 milyon dolarlık ihracatla Ege Bölge ihracatının yüzde 56’sını tek başına yaptı. İzmir’in ihracatı iki serbest bölgenin 297,15 milyon dolar katkısıyla 1 milyar 466 milyon dolara çıktı.

İzmir’in ihracatında kimya sektörü 155,3 milyon dolarlık tutarla zirvedeki yerini korurken, demir ve demirdışı metaller sektörü 123 milyon dolar, hazırgiyim ve konfeksiyon sektörü 111,5 milyon dolarlık ihracatta ilk üç sıranın sahibi oldular.

Manisa’nın ihracatından elektrik-elektronik sektörü yüzde 37 pay aldı

Ege Bölgesi ihracatında ikinci sırada yer alan Manisa, şubat ayında 441 milyon dolarlık ihracata imza attı. Manisa’nın şubat ayı ihracatında elektrik-elektronik sektörü 161 milyon dolarla açık ara liderliğini sürdürdü. Manisa ihracatına iklimlendirme sektörü 70 milyon dolarlık, otomotiv endüstrisi 62 milyon dolarlık katkı sağladı.

Denizli’nin ihracatını konfeksiyon sektörü sürükledi

Denizli, 2023 yılı şubat ayında 339 milyon dolar olan ihracatını 2024 yılı şubat ayında 360 milyon dolara çıkardı. Şubat ayında ihracatını yüzde 6 geliştiren Denizli’den en çok ihracatı 87,2 milyon dolarla hazırgiyim ve konfeksiyon sektörü yaptı. Elektrik-elektronik sektörü 68 milyon dolar ihracat yaparken, demir ve demirdışı metaller sektörü 55,5 milyon dolar ihracat başarısı gösterdi.

Muğla’nın ihracatının yüzde 73’ünü su ürünleri sektörü yaptı

Muğla, 2024 yılı şubat ayında 90 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırırken Ege Bölgesi illeri arasında da dördüncü sıraya yükseldi.

Muğla’nın ihracatını domine eden su ürünleri sektörü ihracatını yüzde 55’lik artışla 42 milyon dolardan 65,8 milyon dolara çıkardı ve Muğla ihracatındaki payını yüzde 61’den yüzde 73’e çıkardı. Muğla’da ihracatında madencilik sektörü 9,5 milyon dolar, yaş meyve sebze sektörü 3,6 milyon dolar ihracat yaptı.

Balıkesir’in ihracatı hız kesti

Balıkesir 75 milyon dolarlık ihracat yaparken, 2023 yılı şubat ayına göre ihracatı yüzde 17 geriledi. Su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü 17 milyon dolarlık ihracat performansıyla, elektrik-elektronik sektörünü geçerek en çok ihracat yapan sektör olurken, elektrik-elektronik sektörü 12,5 milyon dolarlık, otomotiv endüstrisi sektörü 7,6 milyon dolarlık ihracatla Balıkesir ihracatına katkı sağladılar.

Aydın’ın ihracatında kuru meyve sektörü zirveye çıktı

Kuru meyve sektörünün 16 milyon dolarlık performansla zirve yaptığı Aydın, ocak ayında 73,1 milyon dolar olan ihracatını şubat ayında 88,1 milyon dolara taşıdı.  Aydın’da madencilik sektörü 15 milyon dolar, otomotiv endüstrisi ise 12 milyon dolar ihracata imza attı.

Kütahya 15,6 Milyon Dolarlık Porselen İhraç Etti

Şubat ayında ihracatı artan Ege Bölgesi illerinden bir diğeri Kütahya oldu. Kütahya’nın ihracatı yüzde 6’lık artışla 32,5 milyon dolardan 34,5 milyon dolara çıktı. Porselen ihracatının başkenti olan Kütahya’nın ihracatında porselen ürünleri 15,6 milyon dolarla temsil edildi. Demir ve demirdışı metaller sektörü 7,8 milyon dolar, kimya sektörü 2,7 milyon dolar ihracat ortaya koydu.

Uşak’ta Tekstil ve Halı Sektörü Önde Gidiyor

Uşak’ın ihracatı yatay bir seyirle 27,2 milyon dolar olurken, tekstil sektörü 7,3 milyon dolar, halı sektörü 7 milyon dolar ve su ürünleri ve hayvansal mamuller sektörü 4 milyon dolarlık ihracatla ilk üç sektör olmayı başardılar.

Maden Sektörünün İhracattaki Toparlanması Afyonkarahisar’ın İhracat Rakamlarına Olumlu Yansıdı. 2023 Yılı Şubat Ayında 24 Milyon Dolarlık İhracat Yapan Afyonkarahisar 2024 Yılı Şubat Ayında Yüzde 11’lik İhracat Artışıyla 26,7 Milyon Dolar İhracat Yaptı.

Afyonlu doğal taş ihracatçıları şubat ayında ihracatta, Afyon’un toplam ihracat artış hızının da üstüne çıkarak yüzde 17’lik gelişimle ihracatlarını 14,8 milyon dolardan 17,4 milyon dolara taşıdılar. Doğal taş sektörünün Afyon’un ihracatından aldığı pay yüzde 61’den yüzde 65’e çıktı. Afyon’da; Kimya sektörü 1,8 milyon dolar ve Meyve sebze mamulleri sektörü 1,1 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi.

Çalışma Koşullarında Esaslı Değişikliğin İşçiye Mail Olarak Bildirilmesi Yeterli midir ?

7 Gündem Satınalma Dergisi çalışma Koşullarında Esaslı Değişikliğin İşçiye Mail Olarak Bildirilmesi Yeterli Midir

7 Gündem Satınalma Dergisi çalışma Koşullarında Esaslı Değişikliğin İşçiye Mail Olarak Bildirilmesi Yeterli Midirİş hukukunun en tartışmalı alanlarından biri çalışma koşullarının tespiti ile bu koşulların uygulanması, değişiklik yapılması, en nihayet işçinin kabulüne bağlı olmayan değişiklik ile işverenin yönetim hakkı arasındaki ince çizginin ortaya konulmasıdır.

İş hukuku, işçi hakları yönünden sürekli ileriye yönelik gelişimci bir karaktere sahiptir. Bu anlayıştan hareket edildiğinde, işçinin haklarının iş ilişkisinin devamı sırasında daha ileriye götürülmesi, iş hukukunun temel amaçları arasındadır. Çalışma koşulları bakımından geriye gidişin işçinin rızası hilafına yapılamaması gerekir.

İş ilişkisinden kaynaklanan ve işin yerine getirilmesinde tabi olunan hak ve borçların tümü, “çalışma koşulları” olarak değerlendirilmelidir.

Yargıtay’a göre, “4857 sayılı İş Kanununun 22 nci maddesindeki, “işveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir. İşçi bu durumda 17 ila 21 inci madde hükümlerine göre dava açabilir” şeklindeki düzenleme, çalışma koşullarındaki değişikliğin normatif dayanağını oluşturur.

Çalışma koşullarının değişikliğinden söz edebilmek için öncelikle bu koşulların neler olduğunun ortaya konulması gerekir.

Sözü edilen 22 nci maddenin yanı sıra Anayasa, yasalar, toplu ya da bireysel iş sözleşmesi, personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ile işyeri uygulamasından doğan işçi ve işveren ilişkilerinin bütünü, çalışma koşulları olarak değerlendirilmelidir.

İş sözleşmesinin esaslı unsurları olan işçinin iş görme borcu ile bunun karşılığında işverenin ücret ödeme borcu, çalışma koşullarının en önemlileridir. Bundan başka, işin nerede ve ne zaman görüleceği, işyerindeki çalışma süreleri, yıllık izin süreleri, ödenecek ücretin ekleri, ara dinlenmesi, evlenme, doğum, öğrenim, gıda, maluliyet ve ölüm yardımı gibi sosyal yardımlar da çalışma koşulları arasında yerini alır. İşçiye özel sağlık sigortası yapılması ya da işverence primleri ödenmek kaydıyla bireysel emeklilik sistemine dahil edilmesi de çalışma koşulları kavramına dahildir” (Y9.HD. 27.10.2008 gün 2008/29715 E, 2008/28944 K.).

Yargıtay’ın başka bir kararında da, “İş sözleşmesinde, gerektiğinde çalışma koşullarında değişiklik yapabileceğine dair düzenlemeler bulunması halinde, işverenin genişletilmiş yönetim hakkından söz edilir. Bu halde işveren, yönetim hakkını kötüye kullanmamak ve sözleşmedeki sınırlara uymak kaydıyla işçinin çalışma koşullarında değişiklik yapma hakkını sürekli olarak kazanmış olmaktadır. Örneğin, işçinin gerektiğinde işverene ait diğer işyerlerinde de görevlendirilebileceği şeklindeki sözleşme hükümleri, işverenin bu konuda değişiklik yapma hakkını saklı tutar. Anılan hak objektif olarak kullanılmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshini sağlamak için sözleşme hükmünün uygulamaya konulması, işverenin yönetim hakkının kötüye kullanılması niteliğindedir” (Y.9.HD. 7.7.2008 gün, 2007/24548 E, 2008/19209a K.).

Çalışma koşullarını belirleyen kaynaklar arasında, iş sözleşmesinin eki sayılan personel yönetmeliği veya işyeri iç yönetmeliği gibi belgeler de yerini alır. Bu nedenle işçinin açık veya örtülü onayını almış personel yönetmeliği, iş sözleşmesi hükmü niteliğindedir. İşyerinde öteden beri uygulanmakta olan personel yönetmeliğinin kural olarak işçi ile iş ilişkisinin kurulduğu anda işçiye bildirilmesi gerekir. Daha sonra yapılacak olan değişikliklerin de işçiye duyurulması bağlayıcılık açısından gereklidir. Yasal veya sözleşme gereği bir zorunluluk olmadığı halde, işyerinde uygulana gelen “işyeri uygulamaları” da çalışma koşullarının belirlenmesinde etkindir.

İşyerindeki uygulamaların tüm işçiler yönünden ortak bir nitelik taşıması mümkün olduğu gibi, eşit konumda olan bir ya da birkaç işçi açısından süregelen uygulamalar da çalışma koşullarını oluşturabilir.

Çalışma koşullarındaki değişiklik, işverenin yönetim hakkı ile doğrudan ilgilidir. İşveren işyerinin karlılığı, verimliliği noktasında işin yürütümü için gerekli tedbirleri alır. İş görme ediminin yerine getirilmesinin şeklini, zamanını ve hizmetin niteliğini işveren belirler. İşverenin yönetim hakkı, taraflar arasındaki iş sözleşmesi ya da işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinde açıkça düzenlenmeyen boşluklarda uygulama alanı bulur.

Peki, işverenin çalışma koşullarında esaslı değişiklik yapması durumunda, bunu işçiye elektronik ortamda bildirmesi bu yükümlüğünü yerine getirmiş olduğu anlamına gelir mi? Başka bir deyişle, çalışma koşullarında esaslı değişikliğin işçiye mail olarak bildirilmesi yeterli midir? Yargıtay uygulamasına göre, yapılan bu değişikliğin işçiye e-posta yoluyla duyurulmuş olması yeterli değildir.

Nitekim Yargıtay, “Somut olayda; işyerinde uygulanmakta olan personel yönetmeliğin 15 inci maddesinde iş sözleşmesinin yaşlılık aylığı bağlanması nedeniyle sona ermesi halinde ihbar tazminatı ödeneceğine ilişkin bir düzenleme bulunmaktadır. Davalı işveren bu düzenlemeyi 01.01.2011 tarihinden geçerli olmak üzere kaldırmıştır. Bunu da çalışanlara e-posta yoluyla bildirmiştir. Davalı işverence yapılan bu değişiklik çalışma koşullarında işçi aleyhine esaslı değişiklik niteliğindedir. Ancak bunun geçerli olabilmesi için İş Kanunu 22 nci maddesi uyarınca işçinin açıkça yazılı muvafakati gerekmektedir. Davalı tarafça yapılan bu değişikliğin işçiye e-posta yoluyla duyurulmuş olması yeterli değildir. Davacı bu değişikliği kabul ettiğini yazılı olarak işverene bildirmemiştir. Davalı işverence yapılan bu değişiklik işçiyi bağlamaz. Benzer şekilde dava açan başka bir işçi tarafından …..İş Mahkemesinde açılan davada ihbar tazminatı talebi hüküm altına alınmış olup bu karar Dairemizin 12.05.2015 gün ve 2014/10591 E. 2015/17421 K. sayılı ilamı ile onanmıştır. Mahkemece davacının ihbar tazminatı alacağının kabulü gerekirken reddi hatalıdır[1].

7 Gündem Satınalma Dergisi çalışma Koşullarında Esaslı Değişikliğin İşçiye Mail Olarak Bildirilmesi Yeterli MidirSonuç olarak, Yargıtay uygulamasına göre, çalışma koşullarında esaslı değişikliğin işçiye elektronik posta ile bildirilmesi yeterli değildir. Çünkü çalışma koşullarında işverence yapılan esaslı değişikliğin geçerli olabilmesi için 4857 sayılı İş Kanunu’nun 22 nci maddesi uyarınca, işçinin açıkça yazılı onayının alınması gerekir. Örneğin, işveren tarafından prim ya da ikramiye uygulamasının tek taraflı olarak kaldırılarak bu değişikliği işçiye e-mail yoluyla bildirmesi işçiyi bağlamaz.

Lütfi İNCİROĞLU

[1] Y9HD.24/6/2015 T., E.2014/16832, K.2015/22947 Legalbank.

 

Şirketlerin Yarısından Fazlası İş Süreçlerinde Yapay Zeka ve IOT Kullanıyor

Satınalma Eğitimi Şirketlerin Yarısından Fazlası İş Süreçlerinde Yapay Zeka Ve Iot Kullanıyor

Yakın zaman önce yapılan araştırmada, şirketlerin %50’sinden fazlasının altyapılarında Yapay Zeka (AI) ve Nesnelerin İnternetini (IoT) kullandıklarını ortaya koydu. Ayrıca şirketlerin %33’ü bu birbirine bağlı teknolojileri önümüzdeki iki yıl içinde benimsemeyi planlıyor. Orta Doğu, Türkiye ve Afrika (META) bölgesinde katılımcıların %55’i yapay zekâyı uygulamaya koymuş durumda ve %34’ü önümüzdeki dönemde bunu yapmayı planlıyor. Nesnelerin İnterneti ise kuruluşların %44’ünde kullanılıyor ve %45’i bunu ilerde kullanmayı planlıyor. Uzmanlar, işletme sahiplerinin kendilerini güvence altına almak için doğru niteliklere sahip siber güvenlik çözümlerine sahip olmalarını tavsiye ediyor.

Satınalma Eğitimi Şirketlerin Yarısından Fazlası İş Süreçlerinde Yapay Zeka Ve Iot KullanıyorBirbirine bağlı teknolojiler, internete ve birbirine bağlı cihazların, sistemlerin ve uygulamaların büyüyen ağını simgeliyor. Bunlar işletmeleri dönüştürerek daha fazla veri toplamalarını ve süreçleri otomatize etmelerini sağlıyor. Ancak bu teknolojiler işletmenin varlıklarını güvence altına alırken ve müşterileri korurken, yeni riskleri ve zorlukları da beraberinde getiriyor.

Şirketlerin birbirine bağlı teknolojilerin getirdiği zorlukların önüne geçmesine yardımcı olmayı amaçlayan ve siber güvenliğin bu yeni döneme nasıl uyum sağlaması gerektiğine ilişkin kritik soruları yanıtlayan “İş dünyasının geleceğini birbirine bağlamak” adlı bir çalışma gerçekleştirdi. Şirket bu amaçla Kuzey Amerika, Latin Amerika, Avrupa, Orta Doğu, Türkiye ve Afrika, Rusya ve Asya-Pasifik’ten 560 üst düzey BT güvenlik lideriyle anket yaptı.

Bu ankette, katılımcıların aşağıdaki teknolojiler hakkında ne düşündüğünü incelemeye çalıştı:

  • Yapay Zeka (AI),
  • Nesnelerin İnterneti (IoT),
  • Artırılmış gerçeklik (AR), Sanal gerçeklik (VR) ve dijital ikizler,
  • 6G ve birleşik bulut ağları,
  • Merkezi olmayan uygulamaları, blok zinciri akıllı sözleşmelerini ve kullanıcı tarafından yönetilen verileri mümkün kılan Web 3.0,
  • İşbirliğine dayalı ortamlarda sorunsuz veri paylaşımına olanak tanıyan veri alanları.

Yükselen Teknolojilerin İşletmelere Etkisi

Araştırma, yapay zeka ve IoT’nin şirketlerin sırasıyla %54 ve %51’i tarafından halihazırda kullanıldığını ortaya koydu (META’da bu oranlar %55 ve %44). Her üç şirketten biri iki yıl içinde bu teknolojileri benimsemeyi planlıyor (META’daki şirketlerin %34’ü yapay zeka ve %45’i IoT kullanmayı planlıyor). Veri alanları işletmelerin %32’si tarafından kullanılıyor ve neredeyse yarısı (%49) yakın gelecekte bunları benimsemeyi planlıyor (META için oranlar %34 ve %45).

Birbirine bağlı diğer teknolojiler (dijital ikizler, AR, VR, web 3.0, 6G ve birleşik bulut ağları), ankete katılan her beş şirketten yalnızca biri (%20-21) tarafından kullanılıyor. Ancak katılımcıların %70’inden fazlası bunları yakında iş süreçlerine entegre etmeyi düşünüyor. META bölgesindeki rakamlar da benzer, sadece 6G ve birleşik bulut ağları biraz farklı. Katılımcıların %18’i bunları halihazırda kullanıyor, %80’i ise kullanmayı planlıyor.

Yapay Zeka, IoT ve Diğer Yenilikçi Teknolojilerin Güvenliği

Yapay zeka ve IoT çok yaygınlaştığı için yeni siber saldırı vektörlerine karşı savunmasız kalıyor. Araştırmaya göre kurumların %16-17’si yapay zeka ve IoT’nin korunmasının ‘çok zor’ veya ‘son derece zor’ olduğunu düşünürken (META’da %18 ve %16), yapay zeka kullanıcılarının sadece %8’i ve IoT sahiplerinin %12’si şirketlerinin tamamen korunduğuna inanıyor (META’da %9 ve %14).

Bununla birlikte, sonuçlardan da görüleceği üzere teknolojilerin uygulanması ne kadar az yaygınsa, şirketlerin bunları koruması o kadar zorlaşıyor. Bunun tersi de geçerli. Örneğin en az benimsenen AR/VR ve birleşik bulut ağları, siber savunma açısından korunması en zor teknolojilere karşılık geliyor ve şirketlerin %39-40’ı bunların güvenliğinin sağlanmasının zor olduğunu belirtiyor (META için %37-38).

Birbirine bağlı teknolojiler muazzam iş fırsatlarını beraberinde getirirken, aynı zamanda ciddi siber tehditlere karşı savunmanın zor olduğu yeni bir dönemi başlatıyor. Toplanan ve iletilen veri miktarının artmasıyla birlikte siber güvenlik önlemlerinin güçlendirilmesi gerekiyor. İşletmeler kritik varlıklarını korumalı, birbirine bağlı ortamın genişlediği bir ortamda müşterilerinde güven oluşturmalı ve birbirine bağlı teknolojinin getirdiği zorluklarla mücadele etmek için yeni çözümleri kullanabilmek amacıyla siber güvenliğe yeterli kaynak ayrılmasını sağlamalıdır. Yapay zeka ve IoT’yi altyapılarına entegre eden işletmelerin, siber tehditleri erken aşamalarda tespit etmek ve etkili savunma sağlamak için bunları Konteyner Güvenliği ve Genişletilmiş Tespit ve Yanıt çözümleriyle koruması gerekiyor.

Birbirine bağlı teknolojilerin getireceği değişimin ölçeği göz önüne alındığında, kuruluşların bunları uygulamak ve korumak için uygun stratejiler geliştirmesi gerekiyor. Kurumların birbirine bağlı teknolojileri korumaya hazır olmalarını sağlamak için dört etkili yol:

1. Güvenli Tasarım İlkelerini Benimseyin. Siber güvenliği yazılım geliştirme yaşam döngüsünün her aşamasına entegre edin. Tasarımdan itibaren güvenli yazılım ve donanım, siber saldırılara karşı dirençli hale gelir ve dijital sistemlerin genel güvenliğine katkıda bulunur.

2. İşgücünüzü Eğitin ve Becerilerini Artırın.

Siber farkındalığa sahip bir kültür oluşturmak, çalışanların bilgi edinmesini ve bunları uygulamaya koymasını sağlayan kapsamlı bir strateji gerektirir.

3. Siber Güvenlik Çözümlerinizi Yükseltin

Merkezi ve otomatik platformları kullanın. Şirketler birbirine bağlı teknolojileri benimsedikçe, birden fazla kaynaktan telemetri toplayıp ilişkilendirmelerine ve etkili tehdit tespiti ve hızlı otomatik yanıt sağlamalarına olanak tanıyan daha gelişmiş özelliklere sahip siber güvenlik çözümlerine ihtiyaç duyarlar.

Birçok yapay zeka çözümü konteynerler üzerine inşa edildiğinden, bunların entegre edildikleri altyapıyı şirketlerin geliştirme aşamasından operasyona kadar uygulama yaşam döngüsünün her aşamasında güvenlik sorunlarını tespit etmesine olanak tanıyan siber güvenlik ürünleriyle güvence altına almak önemlidir.

4. Regülasyonlara Uyun.

Siber güvenlik uygulamalarınızın değişen standartları ve yasal gereklilikleri karşılamasını sağlayarak yasal sorunlardan veya itibar kaybından kaçınmak için yasal düzenlemelere uyun.

Alım Talebi: Salkım Domates

Alım Talebi Salkım Domates

Bir firmamız için, ayda 69 ton olmak üzere, paletli ve paketli olacak şekilde, salkım domates alımı yapılacaktır. Teslimat yeri Gaziantep, ödeme şekli nakittir.

İlgili olan üretici ya da satıcıların, detaylar için aşağıdaki adımların ardından, iletişime geçmesi rica olunur.

Alım Talebi Salkım Domates

Teklif Vermek İçin;

  1. SATINALMA DERGİSİ’ne abone ol.
  2. Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK işlemlerini tamamla.
  3. Ödeme sonrasında FİRMA BAŞVURU FORMU’nu doldur.

https://satinalmadergisi.com/satici/

TEKLİF VERME : İhtiyacın detaylarını öğrenmek ve teklif vermek için Dergi Aboneliği sayfasından PROFESYONEL ÜYELİK (600 TL) SATIN ALMANIZ GEREKMEKTEDİR. Aboneliğiniz 1 yıl geçerli olup bir sene boyunca tüm alım taleplerine teklif verebileceksiniz.

Döviz Kimlere Kaybettirdi ?

7 Gündem Satınalma Dergisi Döviz Kimlere Kaybettirdi

Dövizin Dengesi

Denge Tahteravalli GörselDövizin dengesi ne olmalıdır ? Piyasanın ve dövizin dengesi hassa terazi veya tahterevalli gibidir aslında. Denge sağlanırsa sorun yoktur.

Dövizdeki denge enflasyon kadar döviz kurunun artması normal denge olup,

  • enflasyon daha yüksek, döviz kuru artışı daha düşük kaldığında ithalatçıya fayda sağlar
  • Enflasyon daha düşük, döviz kurunun artışının daha yüksek kaldığında ihracatçıya fayda sağlar. Ancak dövizin enflasyon artış hızından daha yüksek artması ise ülkemizin dış borçlarının Türk Lirası cinsiden daha da yükselmesine de neden olacaktır.
  • Enflasyon artışı kadar dövizin de yükselişi aynı oranda kaldığında piyasada bir nebze olsun denge sağlanmış olur.
Akaryakıt Fiyatları
Kaynak: https://tr.euronews.com/2024/03/01/cumhurbaskanligi-hukumet-sisteminde-dolar-kuru-faiz-altin-ve-akaryakit-fiyatlari-ne-kadar-?utm_source=newsletter&utm_campaign=today_newsletter&utm_medium=referral&insEmail=1&insNltCmpId=225&insNltSldt=10080&insPnName=euronewsfr&isIns=1&isInsNltCmp=1

Enflasyon ve dövizin yükselmesinin yanında piyasa faizlerinin de dengede olması gerektiğinin de altını çizmek isterim. Yüksek enflasyon oranının yanında, hemen hemen enflasyon seviyesinin yarısı kadar faiz oranının var olması, faizin çok da etkili olmayacağı, yurt dışından ülkemize yatırımın ve carry Trade işlemlerinin önünü kapatacağı ortadadır.

İşte son söylediğim cümle ülkemizin tam da içinde bulunduğumuz durumunu anlatmaktadır.

Politika Faizi
Kaynak: https://tr.euronews.com/2024/03/01/cumhurbaskanligi-hukumet-sisteminde-dolar-kuru-faiz-altin-ve-akaryakit-fiyatlari-ne-kadar-?utm_source=newsletter&utm_campaign=today_newsletter&utm_medium=referral&insEmail=1&insNltCmpId=225&insNltSldt=10080&insPnName=euronewsfr&isIns=1&isInsNltCmp=1

Gerçek enflasyon yüksek, piyasa faizi düşük, dövizin artışı ise enflasyon kadar değil.

Döviz Kurları ve İhracat

Yurt içindeki belli bir enflasyon ile ihracatçı firma malını üretim, üretim maliyetlerini hesap ederek, üzerine kendi kâr marjını koymak, bu maliyetleri de malını Dolar ile satması halinde Dolar’ın döviz alış kuruna bölmesi sureti ile yurt dışına verilecek / teklif edilecek fiyat ortaya çıkacaktır. Enflasyonla maliyeti artan ihracatçı, tüm umutlarını ihracat dövizlerinin yurda getirileceği tarihteki döviz kurunun yükselmesine bağlamıştır. En azından kurlar 50 kuruş yükselse ihracatçının lehte gelişen kurlardan elde edeceği kur farkı geliri, ihracatçının bu ihracat kaleminden bir nebze olsun kâr etmesini sağlayabilir.

Resim5

Döviz kurlarının yükselmesi ihracata olumlu katkı sağlar. Ancak döviz kurlarının iniş çıkış göstermesi ise ne ihracatçıya, ne de ithalatçıya yarar. Kurların iniş çıkış göstermesi, tahmini zor bir kur farkı geliri beklentisine sokar ihracatçıyı. Ancak kurların sürekli düşük kalması veya müdahalelerle düşürülmesi ihracatçıyı kesinlikle vuracağı gibi, ithalatçının ekmeğine yağ sürer. Yüksek kur ihracatı, düşük kur ise ithalatı destekler. Ülkemizin ihracat kalemlerine ihtiyacı olduğundan enflasyon oranında kurların serbest piyasa kuralları çerçevesinde yükselmesi yerinde olacaktır.

Aşağı Yönlü Hareketli Döviz Kurları İle İhracatçı Ne Yapsın ?

Hareketli döviz kurları derken insanın aklına hem aşağı, hem de yukarı yönlü hareket eden kurların var olduğu gelebilir. Ama yukarı yönlü hareket yerine aşağı doğru baskılanmış bir döviz kurunun olması halinde ihracatçının ne yapmasını beklersiniz. Ülkemizde zaten belli bir enflasyon var, bu enflasyon çerçevesinde faizler yukarı yönlü hareket eder, bu sebeple baskılanan döviz kurlarının da aşağıda yönlü hareket edeceği kaçınılmazdır.

Usd Tl Aralık

Yukarıdaki grafiğe bakıldığında 20 Aralık 2021 günü USD TRL C/18.36 olan kur yaklaşık % 35’in üzerinde düşüş kaydederek USD TRL C/11.00’e kadar geriledi.

İhracat hammaddelerin girdileri ithalata dayalı olduğu düşünüldüğünde, ihracatçımı hammaddesini yüksek maliyetle ithal etmiş veya bağlantılarını sağlamış ancak aynı kur üzerinden değil, % 35 daha düşük fiyattan mallarını yurt dışına satmak durumunda kalmıştır.

İhracatçı kesinlikle kaybetmiştir. İhracatçı aniden düşen piyasalardan para kazanamaz. Yurt dışına fiyat veremez, malını satamaz.

Döviz Kurlarının Düşmesinden Kim Kaybetti ?              

Belirsiz piyasada döviz fiyatının aşağı doğru gerilemesinden dolayı şu sonuçlar ortaya çıkacaktır;

  • İhracatçılar yurt dışına fiyat tutturamayacaklardır. Kurların düşmesi dolayısıyla Dolar bazında daha yüksek fiyat vermek zorunda kalacak olan ihracatçının fiyatlaması rekabetten uzak kalacaktır,
  • İhracat rakamları azalacaktır,
  • Ülke ekonomisi ihracat yapılamaması döviz girdisi olamaması dolayısıyla kaybedecektir,
  • Dövizin fiyatı durup dururken düşmez. Döviz fiyatının düşmesi için o ülkede döviz rezervlerinin fazla vermesi, istikrarlı piyasa olması, üretim maliyetlerinin düşük olması, faizlerin yüksek olması, ülkenin sıcak paraya trafiğine maruz kalması gibi etkenler sayılabilir.

Yukarıda sayılan nedenler dövizin düşmesini sağlar ancak dövizin düşmesi ile birlikte ülkedeki oluşan enflasyon dolayısıyla yüksek faiz maliyeti, ucuz döviz fiyatı da  ithalatı patlatır, ihracat rakamları serbest düşüşe geçer. Kur düşüşü ve maliyetlerin yüksek olması dolayısıyla ihracatçı ihracat yapamaz. Döviz kurlarını düşmesinden dolayı ihracatçılar yurt dışına mal satamayacakları gibi, daha önceden yaptıkları satışlardan dolayı da zarar edeceklerdir. İhracatçı zararına ihracat yapmayacağına göre, ihracat işlemi olmamasından dolayı iş üretemeyecek ve istihdam yaratamayıp, bilakis istihdam kaybı olacaktır.

Bırakın sadece ihracatçının kaybetmesini; çalışanlar, ülkemiz ekonomisi de kaybedecektir.

Kurlar Baskılanıyor Mu ?

Elbette. Kurların enflasyon artışı kadar artmadığı ortada.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yılın ilk enflasyon verilerini açıkladı. TÜİK’e göre Ocak ayı enflasyonu yüzde 6,70 oldu, yıllık enflasyon ise yüzde 64,86’ya yükseldi. Her ay, kendi hesapladığı enflasyon oranıyla kamuoyunun karşısına çıkan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise aynı verileri yüzde 9,38 ve yüzde 129,11 olarak açıkladı.

Kaynak: https://www.bbc.com/turkce/articles/ckrd38e9p1do#:~:text=Y%C4%B1l%C4%B1n%20ilk%20enflasyon%20verileri%20a%C3%A7%C4%B1kland%C4%B1,ENAG’a%20g%C3%B6re%20y%C3%BCzde%20129&text=T%C3%BCrkiye%20%C4%B0statistik%20Kurumu%20(T%C3%9C%C4%B0K)%2C,64%2C86’ya%20y%C3%BCkseldi.

Döviz Kurları Ocak 2024 Ayında Enflasyon Kadar Arttı mı ?

Kesinlikle artmadı.

Baskılanan Kurlardan İthalatçı ve Spekülatör Kazanır

Spekülatörler piyasanın hareketliliğinden para kazanır. Takip eder, piyasa yükseldiğinde malını satar, piyasa iniş gösterdiğinde ise tekrar mal alır. Aldığı mal ise her defasında daha fazla olacaktır. Sürekli hareketli bir döviz piyasası, spekülatörün arayıp da bulamadığı bir fırsattır.

İthalatçıların istediği hava ise kurların sürekli baskılanması ve fiyatın ya düşürülmesi, ya da aşağı yönlü hareket etmesi. Kurların baskılanarak sabit tutulması, ithalatçıya sabit kur garantisi vermektedir. Kurların yükselmeyip, sürekli sabit kalması ithalatçının kur riskini çok azaltmasına bunun neticesinde ise ithalatı cazip hale getirmesine destek verir. İthalat patlar, ihracat azalır.

Piyasa dinamikleri gereği kurları ekonominin koşullarına uygun bir biçimde serbest bırakılması yararlı olacaktır.

7 Gündem Satınalma Dergisi Döviz Kimlere Kaybettirdi

Reşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi

WRI Türkiye, AB Destekli “Sürdürülebilir Binalar Ağı Projesi” ile Yeşil Geleceğe İmza Atıyor!

Satınalma Eğitimi Wri Türkiye, Ab Destekli Sürdürülebilir Binalar Ağı Projesi Ile Yeşil Geleceğe İmza Atıyor!

WRI Türkiye, Avrupa Birliği Tarafından Desteklenen “Sürdürülebilir Binalar Ağı Projesi” ile Türkiye’nin Yeşil Geleceğine Katkıda Bulunmak için Harekete Geçiyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı için Sivil Toplum Eylemi Hibe Programı Kapsamında Finanse Edilen Proje, Sıfır Enerji ve Pasif Ev Derneği (SEPEV) Ortaklığında ve Danish Green Growth Network (DGGN) Desteğiyle Hayata Geçirilecek.

Satınalma Eğitimi Wri Türkiye, Ab Destekli Sürdürülebilir Binalar Ağı Projesi Ile Yeşil Geleceğe İmza Atıyor!Şubat 2024’de başlayan bu kapsamlı projenin ana hedefi, bina sektöründe faaliyet gösteren Sivil Toplum Kuruluşları’nın Avrupa Yeşil Mutabakatı’na dair kapasitelerini güçlendirmek ve farkındalıklarını artırmak, böylece daha entegre bir yaklaşım benimsemelerini desteklemek ve Yeşil Mutabakat’a uyumlarını sağlamaktır. Proje, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedeflerini başarmasına katkıda bulunacak, bu anlamda özellikle bina sektörünün sürdürülebilirliğine hizmet edecektir.

Projenin Hedefleri:

  • Bina sektörünün iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine hazır hale gelmesi için gereken azaltım ve uyum yöntemlerine dair Sivil Toplum Kuruluşları’nın teknik kapasitelerini güçlendirmek,
  • Bina sektörü paydaşları arasında diyaloğu artırarak, Avrupa Yeşil Mutabakatı’na daha entegre bir yaklaşım benimsemeyi teşvik etmek.
  • Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın etkisi ve önemi konusunda sektör paydaşlarının farkındalığını güçlendirmek,
  • Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın yeni binaların inşasının yanı sıra, restore edilecek binalar kapsamında da nasıl uygulanacağının anlaşılmasını sağlayarak sektör paydaşlarının bu alandaki uygulamalarını artırmak.

Hedeflere Ulaşmak İçin Planlanan Faaliyetler:

  • Paydaşlar arası diyaloğu güçlendirmek, bilgi ve deneyim paylaşımını kolaylaştırmak için bir ağ ve platform kurulacak,
  • Avrupa Yeşil Mutabakatı’na ilişkin bilgi ve kapasite artırımını sağlamak amacıyla 10 e-öğrenme modülü geliştirilecek; çevrim içi seminerler düzenlenecek, çeşitli şehirlerde yerel bilgilendirme günleri gerçekleştirilecek,
  • Bu alandaki iyi uygulamaları tanımak için inşaatta enerji verimliliği konusunda küresel ölçekte en prestijli toplantılardan biri olan Uluslararası Pasif Ev Konferansı’na katılım sağlanacak, Danimarka’ya bir çalışma ziyareti gerçekleştirilecek,
  • Sertifikalı Pasif Ev Eğitimleri düzenlenerek sektörden 50 profesyonel sertifikalandırılacak,
  • Gençlerin ve genç profesyonellerin Avrupa Yeşil Mutabakatı’na yönelik farkındalığını artırmak amacıyla “Sürdürülebilir (İklim Dirençli) Binalar Hackathonu” düzenlenecek,
  • Sürdürülebilir binalara yönelik “İyi Uygulamalar Kütüphanesi” ve “Binalarda İklim Dirençliliği Rehberi” hazırlanacak,
  • Bina sektörünün Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyumunu artırmaya ve iklim dirençli hale gelmesini sağlamaya yönelik öneriler içeren bir “Politika Notu” hazırlanacak.

Toplamda 3 yıl sürecek olan proje, bina sektöründeki paydaşların aktif katılımını bekliyor. WRI Türkiye, sürdürülebilirlik alanındaki bu önemli adımla, Türkiye’nin yeşil ve çevresel geleceğine ışık tutmaya devam ediyor.

Bu duyurunun içeriği yalnızca WRI Türkiye’nin sorumluluğundadır. Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

Türkiye Kreatif Endüstrilerde 80 Milyar Dolar Hedefliyor

Satınalma Eğitimi Türkiye Kreatif Endüstrilerde 80 Milyar Dolar Hedefliyor

TOBB TÜRKİYE KREATİF ENDÜSTRİLER MECLİSİ YENİ DÖNEMİNDE YARATICILIĞIN GÜCÜYLE EKONOMİK ATILIM HEDEFLİYOR

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi’nin 2024-2026 Dönemi Başkanlık Divanını seçiminde oybirliğiyle Ali Ata Kavame, yeniden başkan olarak seçildi. Başkan yardımcılığına ise Berat Kuzu seçildi.

Satınalma Eğitimi Türkiye Kreatif Endüstrilerde 80 Milyar Dolar HedefliyorTürkiye kreatif endüstrileri, dünya genelindeki hacmin %10’unu oluşturarak 16 farklı sektörde 1.500.000 kişiye istihdam sağlıyor ve yılda 31 milyar dolarlık bir hacim üretiyor. Türkiye Odalar Borsalar Birliği’nin himayesinde faaliyet gösteren TOBB Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi, Türkiye’deki binlerce firmayı anayasa ile belirlenmiş çerçevede temsil eden önemli bir kamusal sivil toplum kuruluşu olarak 2024 – 2026 Dönemi Başkanlık Divanı seçimlerini gerçekleştirdi.

Yeni Meclis Yönetimi Belirlendi

TOBB Yönetim Kurulu Üyeleri, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı İbrahim Burkay ve İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli ile 31 Ocak 2024 tarihinde İstanbul TOBB binasında gerçekleşen seçimde, TATU Yaratıcı Çözümler İletişim A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ata Kavame oybirliğiyle, BKIW Kreatif Reklam A.Ş. YKB Berat Kuzu da oybirliğiyle Başkan Yardımcılığı’na seçildi.

Türkiye kreatif endüstrilerin alt sektörlerini temsil eden STK, kurum ve kuruluşlardan oluşan meclis; Acun Medya, BİROY, Bi’Şeyler Digital, BKFA Reklam Hizmetleri, Borusan Contemporary, Burcu Biricik, Calling Mag, Elçin Sümer, ETMK, FCB Art Grup, GDD Art, Gentelman Dergisi, Grafi2000, GMK, İdealist, İKSV, Kreaksa, Lighthouse, Mahşer-i Cümbüş, Moda Tasarımcıları Derneği, MSF, Nej Fashion, Netco, Netflix, OGM, Reklamcılar Derneği, Reklam Yaratıcıları Derneği, Salt, TAFF, Tan Sağtürk Akademi, Tatu Yaratıcı Çözümler, Tiyatro Kooperatifi, TESDER, TOGED, Türk Yayıncılar Birliği, YAKEM, YEKON, YEPUD, X Media ve Zorlu PSM kurumlarından oluşan 40 üyesi ile seçimlerini gerçekleştirdi.

 Öncelik Güçlü Bir Endüstri, Hedef 80 Milyar Dolar Üretim

Toplantıda meclisin yeni dönemine ilişkin konuşan Başkan Ali Ata Kavame, “Yeniden bu önemli göreve seçilmekten dolayı büyük bir onur duyuyorum. Yeni dönemde kreatif endüstrilerimizi ulusal ve uluslararası alanda daha da güçlendirmek için çalışacağız. Hedefimiz, 2030 yılına kadar Türkiye’nin kreatif endüstride yılda 80 milyar doların üzerinde bir hacim üretmesini sağlamak. Bu hedef doğrultusunda sektördeki tüm paydaşlarımızla iş birliği içinde olacağız ve kreatif potansiyelimizi en üst düzeye çıkaracağız” dedi.

Uluslararası Zirve

Meclis, yeni dönemde uluslararası alanda Türkiye’yi temsil edecek bir uluslararası kreatif zirve düzenleyerek çok sayıda ülkeden kamu ve özel sektör temsilcilerini bir araya getirmeyi planlıyor. Başkan Kavame yapılacak zirvenin, Türkiye’nin kreatif endüstrilerini uluslararası platformda daha görünür kılmak ve sektör temsilcilerine iş birliği imkanları sunmak adına önemli bir adım olarak değerlendirdi.

TOBB Türkiye Kreatif Endüstri Meclisi Hakkında

TOBB Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi, Türkiye’nin yaratıcı ve yenilikçi potansiyelini en üst düzeye çıkarmak amacıyla kurulmuş bir yapıdır. Çeşitli sektörlerden gelen uzmanları, girişimcileri ve akademisyenleri bir araya getirerek kreatif endüstrilerin gelişimine katkı sağlamayı amaçlar. Komisyon ve kurullar, sanat, tasarım, medya ve teknoloji gibi alanlarda çalışmalar yaparak sektörel ihtiyaçları belirler ve bu alanlarda Türkiye’nin rekabet gücünü artırmak için stratejiler geliştirir. Meclis, ülkenin kültürel ve ekonomik kalkınmasına önemli katkılarda bulunmayı amaçlamaktadır.

TURKTRADE’in 26. Olağan Genel Kurulu Yapıldı Yeni Yönetim Belirlendi

Teamprocure E Satınalma çözümleri Haber Turktrade’in 26. Olağan Genel Kurulu’nda Yeni Yönetim Belirlendi

Teamprocure E Satınalma çözümleri Haber Turktrade’in 26. Olağan Genel Kurulu’nda Yeni Yönetim BelirlendiDış ticaret alanında Türkiye’nin en eski ve etkili sivil toplum kuruluşlarından Türkiye Dış Ticaret Derneği’nin (TURKTRADE) Başkanlığına Hayrettin Çaycı beşinci kez seçilirken, Başkan Yardımcısı Zeynep Kuman oldu.

Çatısı altında topladığı büyük ve kurumsal şirketler kanalıyla Türkiye ihracatının lider kuruluşlarını temsil eden Türkiye Dış Ticaret Derneği’nin yeni Yönetim Kurulu belli oldu.

TURKTRADE, Türkiye’nin en saygın ve kurumsal ihracatçılarının girişimi ile 1983 yılında “Dış Ticaret Derneği” adı altında kurulmuş ve 19 Eylül 1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararıyla “Türkiye” ön-ekini kullanma hakkını kazanmıştır. 80’li yıllar boyunca TURKTRADE üyesi Dış Ticaret Sermaye Şirketlerinin dışa açılma sürecinde üstlendikleri roller, ülkemizin bu alandaki ilk deneyimini oluşturmuştur.

“Gönüllü” bir sivil toplum örgütü olarak TURKTRADE, kırk yılı aşkın süredir dış ticaret dünyasının değişen gündemini takip ederek, geliştirdiği stratejiler ile çözüm önerilerinin yaşama geçirilmesini sağlamıştır. Üyelerinin çeşitli sektörlerde faaliyet gösteriyor olması Derneğin, tek bir sektörün bakış açısıyla sınırlı kalmak yerine, dış ticaret konularında bütünsel bir perspektife sahip olmasını mümkün kılmıştır. Bu özelliği nedeniyle de TURKTRADE’in kamuoyuna taşıdığı konular, dış ticaretimizin genel ve hayati önem taşıyan konuları olmuştur.

TURKTRADE’ in üyeleri arasında Türkiye’nin mal ihracat şampiyonlarının yanı sıra, Otomotiv Endüstrisi, Kimyevi Maddeler ve Mamulleri, Demir ve Demir Dışı Metaller, Elektrik Elektronik ve Hizmet, Çelik, Çimento Cam Seramik ve Toprak Ürünleri ve Tekstil ve Hammaddeleri sektörlerinin liderleri yer almaktadır. Keza Dernek üyeleri arasında dış ticaret alanında uzmanlaşmış bankalar, lojistik, gümrük müşavirlik, hukuk ve danışmanlık firmaları da yer  almaktadır.

Hayrettin çaycıDerneğin 28 Şubat Çarşamba günü gerçekleşen Olağan Genel Kurulu’nda seçilen yeni Yönetim Kurulu TURKTRADE’ in Başkanlığına Hayrettin Çaycı’yı beşinci kez seçti.

TURKTRADE’ in yeni Yönetim Kurulu ve görev dağılımı şöyle oldu:

Yönetim Kurulu Başkanı

Hayrettin Çaycı (Sarkuysan Elektrolitik Bakır Sanayi ve Ticaret A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı)

Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Zeynep Kuman  (Ram Dış Ticaret A.Ş. Genel Müdürü)

Sayman Üye

Haluk Giray (Sarten Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş. Pazarlama Grup Direktörü)

Yönetim Kurulu Üyeleri

Salih Serdar Koçtürk (Kibar Dış Ticaret Genel Müdürü)

Cüneyt İbrahim Başbakkal (Yaşar Holding Dış Ticaret Başkan Yardımcısı)

Fatih Özkadı (Arçelik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı)

Hakan Ateş (Denizbank A.Ş. Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi)

Necat Altın ( Zorlu Holding A.Ş. Tekstil Grubu Başkanı)

Şafak Duran (Eleks Dış Ticaret A.Ş. Genel Müdürü)

Yusuf Bulut Öztürk (Ünsped Gümrük Müşavirliği ve Lojistik Hizmetleri A.Ş. Ortağı)

Ergün Güler (Vestel Şirketler Grubu İcra Kurulu Başkanı)

Yönetim Kurulu Yedek Üyeleri

Pelin Irgaç (Ak-Pa Tekstil İhracat İthalat Paz. A.Ş. Genel Müdürü)
G. Burak Gürbüz (Aygaz A.Ş.)
Gökhan Güralp (Şişecam Dış Ticaret A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı)
Sevgür Arslanpay (Sarkuysan Elektrolitik Bakır Sanayi A.Ş. Genel Müdürü)
Onur Sarısoy (Ford Otomotiv A.Ş.)

Turktrade’in 26. Olağan Genel Kurulu’nda Yeni Yönetim Belirlendi

İşletmeler Finansal Farkındalık Konusunda Zayıf Kalıyor

Satınalma Eğitimi İşletmeler Finansal Farkındalık Konusunda Zayıf Kalıyor

Fark Edilemeyen ama Karlılıkta Önemli Ölçüde Etki Yaratan Maliyetlerin Tespit Edilmesinin İşletmelerin Kârlılığını Arttıran Gizli Bir Detay Olduğunu Vurgulayan Bikem İnce İnanç: ‘Her yıl açılan işletmelerin %32’si ikinci yılı göremeden ilk 12 ay içerisinde, %85’i de ilk beş yıl içerisinde kapanıyor.’ Açıklamasında Bulundu.

Satınalma Eğitimi İşletmeler Finansal Farkındalık Konusunda Zayıf Kalıyorİşletmelerin farklı stratejik alanlarına dokunan; finansal yönetim çözümlerini firmalarda sistematik şekilde uygulayan, geliştiren ve onların büyümelerini sağlayan Malogra Danışmanlık, sürdürülebilir karlılık ile işletmelere yol haritası çiziyor. Türkiye’de firmaların sürdürülebilir kazanç konusunda en büyük eksikliklerinin; muhasebe ve finansı birbirine karıştırmalarını aktaran Bikem İnce İnanç: ’Herkesin zorunlu olarak bir muhasebecisi ve mali müşaviri bulununca, bu kişiler muhasebe kayıtları tutulduğu için finansının da düzgün olduğunu zannediyor. Fakat finansla muhasebe birbirine çok yakın olmakla birlikte temelde birbirinden farklı iki dal. Çok basit özetleyecek olursak, muhasebe bir işletmenin geçmişiyle ilgileniyor. Finans ise bir işletmenin geleceğiyle ilgili. Muhasebe tarafında bir işletmenin zaten olmuş bitmiş para ve para türevindeki her şeyi kayıt altına alınıyor. Fakat finans tarafında geçmişten gelen tecrübeler ve verilerin ışığında, gelecekte neler olabileceğine dair öngörülerde bulunarak, bu öngörülere ilişkin firmanın aksiyon planlarını belirlemek, gerekli önlemlerin alınmasını sağlamak gibi hareket planları çıkartılıyor. Biz maalesef geleceği planlama ve bunda da nokta atışı işler planlayıp, bir takım sektörel ya da global ekonomik değişimlere hazırlıklı olamıyoruz çünkü finansı önemsemiyoruz.’ sözlerine yer verdi.

‘Finansal Farkındalık İşletmelerin Ömrünü Uzatıyor’

Ankara Atatürk Anadolu Lisesi’nin ardından Türkiye derecesi ile kazandığı Galatasaray Üniversitesi İktisat bölümünden mezun olup, özel sektörde finans alanında ilerlemeye başlayan Malogra Danışmanlık Kurucusu Bikem İnce İnanç işletmelerin ömrünün finansal farkındalık ile uzayabileceğinin altını çiziyor. İnanç: ‘Fark edilemeyen ama karlılıkta önemli ölçüde etki yaratan maliyetlerin tespit edilmesinin uzun vadede işletmelerin karlılığını arttıran gizli bir detay. Türkiye’deki finansal farkındalığın gelişmesinin firmaların sürdürülebilir şekilde büyümeleri için önemli bir husus olduğunu düşünüyorum. Bu alanda yapılan çalışmalara göre her yıl açılan işletmelerin %32’si ikinci yılı göremeden ilk 12 ay içerisinde, %85’i de ilk beş yıl içerisinde kapanıyor. Kapanma nedenlerinin en başında yanlış finansal yönetim geliyor. Finansal yönetim çok farklı alanlara dokunan bütünsel bir yaklaşım aslında. Öngörüler ile ileri doğru hedeflemeler koymak ve bunlar gerçekleştikçe gerekli analizleri yapmak işletme için gereken yol haritasını çıkarıyor ortaya. Aslında finansal raporlamalarda yer alan sayıların bize anlatmaya çalıştıklarına dikkat etmek gerekiyor, sayılar bize ne yapmamız gerektiğini zaten söylüyor. Öte yandan finansal yönetim konusunda çalışma yaparken tüm işletmelerin yararlanabilecekleri teşvik ve hibeleri bilmeleri ve bunları kullanmaları da oldukça önemli. Bu destekler işletmeler için finansal büyüme süreçlerine destek veren en önemli unsurların başında geliyor. Karşılıksız şekilde işletme bünyesine sağlanan bu desteklerle karlılığınızı otomatikman iyileştirmek, giderlerinizi refinanse ederek tasarruf sağlamak ve kaynak artırımı ile kontrollü şekilde büyümek mümkün. Teşvikler konusunda hem yurt içinde hem de yurt dışında çok fazla fırsat ve imkân olduğunu da özellikle belirtmek isterim. Finansal yönetimi destekleyen diğer bir süreç ise ihracata yönelmek olacaktır. Bu noktada da işletmelerin; kıt kaynaklarını sonsuz ihtiyaçlarını karşılamak için kullanırken ‘bilimsel ihracata’ ağırlık vererek, bilinçli ve kontrollü şekilde yurt dışına adım atmalarını tavsiye ederim. Özetle işletmeler sayıların bize anlattığı alanlarda önlemlerini alırlarsa, başta aktardığımız kapanma oranları hızla gerileyecek ve karlılıklarını rahatça artırabileceklerdir.’ açıklamasında bulundu.