Bu yazımda girişiminiz için İş Planınızı nasıl tamamlamanız ve tamamlanan İş Planınızı sunduğunuzda onaylanması için nelere dikkat etmeniz gerektiğinden bahsedeceğim. İş Planı, girişime ait ürün ya da hizmetlerin, nasıl para kazandıracağını, girişimle ilgilenecek ekibin kimlerden oluştuğunu, yöneticilerin kimler olduğunu, kaynak ihtiyacının ne olduğunu ve nasıl karşılanacağını, finans yönetimi ve operasyon modelinin ne olduğunu ilgili kişilere detaylıca aktarmak için hazırlanan bir belgedir. Başarılı bir İş Planı, girişiminize başlamadan önce stratejinizi netleştirmenize, potansiyel fırsat ve engelleri belirlemenize, kaynaklarınızın ne olduğunu ve girişimcilik sürecinde neye ihtiyacınız olacağına karar vermenize yardımcı olur. İş Planınızı özellikle finansal destek almak istediğiniz kişilere sunarken fikrinizin veya büyüme planlarınızın uygulanabilirliği konusunda onları ikna etmeniz ise son derece önemlidir. Sözü uzatmadan hemen İş Planınızın içeriğini ve İş Planı sunumunuzu nasıl iyileştirebileceğiniz konusunda tavsiyelerin ilkiyle başlıyorum:
Girişiminizi hayata geçireceğiniz pazarın dinamiklerini öğrenmeniz ve detaylı pazar araştırması yapmanız; başarılı bir İş Planı yazmak için son derece önemli. Rakiplerinizi iyi tanımalı ve rekabet stratejilerini derinlemesine analiz etmelisiniz. Rakiplerinizin sahip olduğu güçlü yönler ile girişiminizin güçlü yönlerini kıyaslamalı ve girişiminizi onlardan ayıran üstün yönlerinizi İş Planınızda belirtmelisiniz. Rakiplerinizde olup sizde olmayan yönlerin eğer girişiminize artı değer katacağına inanıyorsanız, girişiminizi bu nitelikleri de ekleyerek güçlendirin. Diğer yandan girişiminizin sahip olduğu, rakiplerinizden farklı güçlü yönlerinizi İş Planı sunumuzu yaparken, rakipleri küçümsemede kullanmanız ilgi çekici olacaktır. Benden söylemesi…
İş Planınızı sunarak finansal destek almak isteyeceğiniz değerlendiriciler değişkenlik gösterebilir. Her bir değerlendirici kitlesi için her defasında iş planınızı revize etmenizi öneririm. Finansal hibe ve teşvik veren kurum ve kuruluşlar (Türkiye için KOSGEB, TÜBİTAK, T.C. Kalkınma Bakanlığı vb.), bankalar, melek yatırımcılar veya risk sermayedarları (kitle fonlaması için) vb. için ayrı ayrı İş Planı hazırlamalı ve sunumda özellikle değerlendiricilerin kimler olduğuna göre dikkat çekmek istediğiniz hususları değiştirmelisiniz. Belki de girişiminize finansal kaynak sağlamak yerine sizinle en başında ortaklık kurmak isteyen değerlendiricilerle karşılaşırsınız; kim bilir? Böyle bir taleple karşılaşma ihtimaline karşı, yerinizde olsam; “Ortaklık yüzdelerinin ne olmasını dilerdim?” ve “Neden bu yüzdelik payı talep ederdim?” sorularının cevabını düşünür sunuma öyle girerdim.
İş Planınızda sunacağınız her iddianızı destekleyecek kanıtlarınızın olması önemli. Yani lütfen söylediklerinizin altını sağlam nedenlerle doldurmaya gayret edin. Örneğin; İş Planınızda iddianız 1 sene içinde pazarda lider olmaksa; bunu neye dayanarak hedeflediğinizi söylemelisiniz. Belki ürününüz yeni bir icat ve müşterilerde talep oluşturduktan sonra rakibinizin olmadığı hedef pazarda lider olmayı düşünüyorsunuzdur. Belki de rakip ürünler hedeflediğiniz pazarda vardır ancak hepsi ithaldir. Siz yerli ve milli ürün üretim desteklerinden yararlanarak rakip ürünlerden daha ucuza ürünü mal edip daha düşük fiyatla kısa sürede rakip ürünler satın alan bütün müşterileri taleplerini kendi ürününüze çekeceğinize inanıyorsunuzdur. Ürününüzün pazarda fırtınalar estireceğinde iddialıysanız, bu iddianızı gerçek öngörülerle desteklemeniz şart. Mesela eğer proje ekibinizin gerekli Ar-Ge çalışmalarını yürütecek niteliklere sahip olduğu konusunda iddialıysanız; İş Planınıza personelin özgeçmişlerini ekleyerek başarılı oldukları projelerden bahsedebilirsiniz. Ekibinizde sizle çalışacak kişilerin Ar-Ge faaliyetlerindeki tecrübelerini aktardığınızda güven kazanır; değerlendiricileri ikna etmeye bir adım daha yaklaşmış olursunuz.
İş Planınızda hazırladığınız tüm finansal tahminlerde abartıya kaçmadan gerçekçi olun. Pazara girdiğiniz ilk sene pazarın %70’ine hakim olmak, nasıl kulağa ütopik geliyor değil mi? Fakat birçoğumuz ne yazık ki İş Planı hazırlarken fazla abartmaktan kendimizi alamıyoruz. Abarttığımızda değerlendiriciler üzerinde daha olumlu etki bırakacağımıza inanıyoruz. Fakat aksine kendimizi profesyonellikten uzak hayalperest gösteriyor; yatırımı aldığımızda özellikle kaynak dağıtımında doğru kararlar verebileceğimiz konusunda değerlendiricileri şüpheye düşürüyoruz Bu bakımdan İş Planı hazırlarken mali projeksiyonları (öngörüler, tahminler) daha ölçülü yapmakta fayda var. Örneğin, ilk sene için hemen hemen her girişimde %70 yerine %10’luk bir pazar payına ulaşmak çok daha gerçekçi. Aslında günümüz şartlarında sadece gerçekçi değil; aynı zamanda pazarda ilk yıl bu yüzdeye ulaşmak, doğru kararlar verilerek oldukça iyi bir performans gösterildiğinin de kanıtı.
İş Planı hazırlamak sadece değerlendiriciler açısından değil siz girişimciler için de önemli. Pazarlama tecrübeniz olabilir. Üretim, finans ve teknoloji gibi birçok alanda ise henüz yeterli tecrübeye sahip olmayabilirsiniz. E-ticaret fikriniz vardır ve girişime nereden başlayacağınız konusunda pek fikriniz yoktur. Hemen bir İş Planı hazırlamanızı tavsiye ederim. Bir İş Planı hazırlamak, “bilinmeyenleri” hızlıca belirlememize yardımcı olur. Desteğe ihtiyaç duyacağımız boşlukları tespit ederek girişiminizin gelişimini hızlandırırsınız.
Doç. Dr. Duygu HIDIROĞLU












4962 sayılı Kanunun 20’nci maddesine göre, “Gelirlerinin en az üçte ikisini nevi itibarıyla genel, katma ve özel bütçeli idarelerin bütçeleri içinde yer alan bir hizmetin veya hizmetlerin yerine getirilmesini amaç edinmek üzere kurulan vakıflara, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınabiliyor.
1. gün- Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi


Uygulamada bazı işverenlerce işçi ücretlerinin düzensiz ve gecikmeli olarak ödendiği bilinmektedir. Ücretlerin sürekli olarak düzensiz ve geç ödenmesi işçi açısından iş ilişkisini dayanılmaz kılmakta ve işçileri düzenli ücret alabilecekleri başka işyerlerinde çalışmaya sevk etmektedir. Hatta işçiler çalıştıkları işyerleri ile iş sözleşmeleri sona ermeden başka iş arayışına girmekte ve başka işyeri işverenleri ile anlaşarak sözleşme imzalamaktadırlar. Çünkü işçinin biricik gelir ücrettir. Emeği karşılığı aldığı ücret ile kendisinin ve ailesinin geçimini temin eden işçinin ücretinin düzensiz ve gecikmeli olarak ödenmesine katlanması beklenemez.
Döviz piyasalarına baktığımızda gidişatın pek de istenilen gibi olmadığını görmekteyiz. Gidişat derken; ülkemize döviz girdisi sağlayacak, döviz girişleri ile hem TCMB döviz rezervlerine, hem de ülkenin kalkınmasına katkıda bulunacak ihracatçı açısından son derece önemli döviz kurlarındaki piyasa gidişatından bahsediyorum. Döviz piyasaları adeta yerinde çakılmış, dünya piyasalarında veya ülkemiz piyasalarında faizler, dövizin fiyatlamasında belirleyici olmasına rağmen, yerinden kımıldamıyor. Sanki ölü toprağı atılmış gibi.
İhracatçılar ve ihraç amaçlı mal üreten üretici firmalar yüksek enflasyon ile mücadele edip mallarını üretseler de, döviz bazında ürünlerini daha yüksek fiyata satmaları halinde piyasada rekabetçiliğini kaybediyorlar ve mallarını satamıyorlar. Rekabetçi olmak istediklerinde ise düşün kalan kurlar dolayısıyla zarar ediyorlar.
Evet ihracatçımız ağlıyor, feryat ediyor. İnanın abartmıyorum, bugünkü ihracatçılarımızın durumu böyledir. Bir istatistik tutmadım kimler ağlıyor, kimler gülüyor diye. Ancak şu anki piyasa koşullarında yüzü gülen, piyasa koşullarından son derece memnun olan bir ihracatçı yoktur kanaatindeyim.




Türkiye’nin küresel mobilya ihracatından aldığı payı hızla artırıyor. Mobilya taşımacılığında da uzmanlaşan Intermax Logistics Yönetim Kurulu Başkanı Savaş Çelikel, “İhracatımızın yükselen değeri mobilya mobilya sektörü de moda akımlarından etkileniyor. Bu nedenle güçlü stoklar yerine hızlı tedarik ve lojistik önem kazandı.” dedi.
Güvenli şekilde paketlenen mobilya ürünlerinin yükleme-boşaltma işlemlerini özenle gerçekleştirdiklerini anlatan Çelikel, “İhracatımızın yükselen değeri mobilya ürünlerini yurt dışına güvenle taşıyor, zamanında ve hasarsız teslim ediyoruz. İhtiyaç halinde Türkiye’nin yanı sıra başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinde depolama ve stok yönetimi hizmeti de veriyoruz.” dedi.
Sosyal sorumluluk kavramı, kuruluşların faaliyetlerinde iş etiği, şeffaflık, hesap verebilirlik ve insan hakları gibi ilkeleri gözetmesini ifade etmektedir. Günümüzde şirketlerden sadece uygun fiyatlı ve yüksek performanslı ürün ve hizmetler üretmesi değil aynı zamanda vizyon ve misyonlarında sosyal sorumluluk ilkelerine uyum sağlaması beklenmektedir. Bu beklenti sadece müşteri tarafında değil yatırımcılar, kamuoyu, hükümet organları, tedarikçiler, sendikalar ve meslek odaları gibi paydaşlar nezdinde de oluşmaktadır. ISO 26000 bu amaçla hazırlanmış bir standart olup kuruluşlara, faaliyetlerinde sosyal sorumluluk ilkelerine uymaları konusunda rehberlik sağlamaktadır. Herhangi bir sertifikasyon amacı bulunmayan standart, her ölçekten ve sektörden kuruluşa sosyal sorumluluk ilkeleri ve prosedürleri konusunda yol göstermektedir.


Ülke ve bölge operasyonlarını İstanbul merkezli gerçekleştiren global şirketler, beklenen İstanbul depremi nedeniyle bir dizi önlem almaya başladı. Her departmandan yöneticilerin katılımı ile Afet Kriz Masası kuran global şirketler özellikle finans, IT ve lojistik operasyonlarını yedeklemeye başladı. Eskişehir, Ankara ve Konya gibi deprem riskinin diğer bölgelere göre daha az olduğu kentlere depolarını taşıma sürecine giren şirketler, çalışanları için de aynı kentlerde yeni nesil yaşam alanları olarak tabir edilen habitatlar kurmaya başladı.
Kahramanmaraş depreminin ardından yoğun olarak İstanbul depreminin konuşulmaya başlandığını belirten Müge Çevik, özellikle global şirketlerin ‘İstanbul’da deprem olursa operasyonlarımız duracak’ endişesi yaşadığına dikkat çekti. Firmaların bünyelerinde Afet Kriz Masası kurduklarını da bildiren Müge Çevik, bazı global şirketlerin stratejik pozisyonlarını şehir dışına taşıdığını, bir kısmının ise taşıma planı yapmaya başladığını açıkladı. İlk günden bu yana Şapka çatısı altında farklı sektörlerden ve ölçeklerden 500’ün üzerinden firma çalışan ve 30’dan fazla firmaya organizasyonel gelişim koçluğu yapan Müge Çevik, “Sigorta, ilaç ve akaryakıt sektörlerinde faaliyet gösteren büyük global şirketlerin bir kısmı bu sürece başladı. Kahramanmaraş merkezli depremlerde şunu anladılar ki; beklenen İstanbul depreminde sadece can kaybı değil, iş süreçlerinde önemli rol olan kilit unsurları da yitirmiş olacaklar. Normalde büyük global firmaların her zaman bir kriz masası vardı, ancak bu sefer çok ciddi adımlar atıyorlar. ‘Deprem olursa’ durumundan ‘Deprem olacak’ durumuna geçmiş durumdalar” dedi.