4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslara Dair Tereddütlerin Giderilmesi İçin Alınan 22/02/2023 Tarihli ve 2023/DK.D-48 Sayılı Kurul Kararı Yayımladı. Buna Göre;
4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esasların Yürürlüğe Konulmasına dair 12/5/2022 tarihli ve 5546 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı 13/5/2022 tarihli ve 31834 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esasların (Esaslar) “Tereddütlerin giderilmesi” başlıklı 15 inci maddesinde “(1) Bu Esasların uygulanmasında ortaya çıkabilecek tereddütleri gidermeye Kamu İhale Kurumu yetkili olup tereddüt duyulan hususlara ilişkin olarak idareler tarafından bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakanlık; il özel idareleri ve bunlara bağlı birlik, müessese ve işletmeler tarafından İçişleri Bakanlığı; belediyeler ve bunlara bağlı birlik, müessese ve işletmeler tarafından ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aracılığıyla, bakanlığın varsa konu hakkındaki görüşü ile birlikte Kuruma başvuruda bulunulması gerekmektedir. Yükleniciler tarafından tereddüt duyulan hususlara ilişkin başvurular ise öncelikle sözleşmenin tarafı olan idareye yapılır, idarece yapılan değerlendirme sonucunda gerekli görülmesi halinde, başvuru yukarıdaki usule göre Kuruma gönderilir.” hükmü yer almakta olup bu hükme istinaden Kurumumuza intikal eden uygulamadaki tereddütlere ilişkin 18/5/2022 tarihli ve 2022/DK.D-171 sayılı, 8/6/2022 tarihli ve 2022/DK.D-200 sayılı, 22/6/2022 tarihli ve 2022/DK.D-228 sayılı, 29/6/2022 tarihli ve 2022/DK.D-246 sayılı, 26/7/2022 tarihli ve 2022/DK.D-268 sayılı, 10/8/2022 tarihli ve 2022/DK.D-292 sayılı, 24/8/2022 tarihli ve 2022/DK.D-308 sayılı, 7/9/2022 tarihli ve 2022/DK.D-320 sayılı, 21/9/2022 tarihli ve 2022/DK.D-336 sayılı, 19/10/2022 tarihli ve 2022/DK.D-380 sayılı, 3/11/2022 tarihli ve 2022/DK.D-396 sayılı, 28/12/2022 tarihli ve 2022/DK.D-467 sayılı ile 18/1/2023 tarihli ve 2023/DK.D-27 sayılı Kamu İhale Kurulu kararları alınmıştır. Ancak bu süreçte Kuruma başvurular yapılmaya devam etmektedir.
Bu çerçevede, yapım işi sözleşmesinde 4735 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesine istinaden yüklenici tarafından yapılan sözleşmenin feshi ve tasfiyesi talebine ilişkin olarak hakedişlere giren ihzarat iş kalemlerinin tutarının, gerçekleşme oranının tespiti hesabına dâhil edilip edilmeyeceği hususuna ilişkin olarak:
Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 4 üncü maddesinde ihzarat; birim fiyat sözleşmeler ile karma sözleşmelerin birim fiyat teklif alınan iş kısımlarında, yapım işinin bünyesine girecek veya herhangi bir imalat için gerekli olacak malzemenin, idarenin onayı ile şantiyede ve/veya iş mahallinde stoklanması/depolanması işlemi olarak tarif edilmektedir.
Diğer taraftan, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununa Göre İhale Edilen Yapım İşlerinde Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esasların “İhzarat uygulaması” başlıklı 8 inci maddesinde “(1) Birim fiyat üzerinden sözleşmeye bağlanan işler ile karma sözleşmelerde sözleşmenin birim fiyatlı kısmına ait işlerde kullanılan malzemelere ihzarat bedeli ödenebilir. Ancak, ihzarat bedeli ödenecek malzemelerin listesinin ve fiyatlarının ihale dokümanında gösterilmesi zorunludur. Bu malzemeler, iş programında yer alan iş kalemleri için ve o işlere yetecek miktarda ihzar edilir. İş programında öngörülen miktardan fazla ihzar edilmiş malzemelerin fazla kısmına ihzarat bedeli ödenmez.
(2) Yukarıda belirtilen şartlara uygun olarak ihzar edilen malzemeler için fiyat farkı hesabı yapılır.
(3) Birim fiyatlı işlerde iş programına uygun olarak ihzar edilen malzeme için ihzaratın yapıldığı ay, uygulama ayı kabul edilerek fiyat farkı hesaplanır.” hükmü,
Yapım İşleri Genel Şartnamesinin “İş programı” başlıklı 17 nci maddesinin ikinci fıkrasında “(2) İhzarat ödenmesi öngörülen işlerde, iş programları imalat ve ihzarat iş programı olarak düzenlenir. İhzarat, iş programlarına uygun yapılacaktır. Bu programlarda gösterilenden fazla yapılan ihzaratın bedeli hakedişe konulmaz ve iş programları onaylanmadan imalat ve ihzarat bedelleri ödenmez.” hükmü,
Anılan Şartnamenin “Geçici hakediş raporları” başlıklı 39 uncu maddesinin birinci fıkrasında “(1) Birim fiyat esasına göre yapılan işlerin bedellerinin ödenmesinde aşağıdaki esaslara uyulur:
…
- c) Yüklenicinin yaptığı işler ile ihzarattan doğan alacakları, metrajlara göre hesaplanarak sözleşme hükümleri uyarınca kesin ödeme niteliğinde olmamak ve kazanılmış hak sayılmamak üzere geçici hakediş raporları ile ödenir. Metrajlar, yeşil defter ve eklerinde gösterilir…
…
(4) Hakediş raporlarının düzenlenmesinde aşağıdaki esaslara göre işlem yapılır:
…
- c) İhzarat yapılmasının öngörüldüğü işlerde;
1) İhzarat miktarı yapı denetim görevlisi tarafından yüklenici veya vekili ile birlikte ölçülür ve bulunan miktarlar sözleşmedeki esaslara uygun olarak hakediş raporuna dahil edilir. İhzaratın hakediş raporlarına geçirilebilmesi için, bunların işin bünyesine girecek veya yardımcı olarak kullanılacak malzemeden olması ve fiyatlarının ihale dokümanında gösterilmiş bulunması gereklidir. Sözleşmelerinde aksine bir hüküm yoksa, işbaşına getirilmemiş ihzaratın bedeli ödenmez.
2) İhzaratın, iş programlarında, sözleşme ve eklerindeki esaslara göre belirtilecek miktarlardan fazla yapılması idarenin iznine bağlıdır.
3) Bedeli ödenmiş ihzarat malzemesi, ancak yetkili makamın onayı ile şantiyeden çıkarılabilir…” hükmü bulunmaktadır.
Anılan mevzuat hükümlerinden; ihzaratın, yapım işlerine dair birim fiyat sözleşmelerde, sözleşmesinde hüküm bulunması kaydıyla imalat iş kalemlerinde kullanılacak olan inşaat malzemelerinin yüklenici tarafından idarenin izni ile iş programına uygun olarak temin edilip işyerinde hazır edilmesi olduğu, yükleniciye yaptığı ihzarat için sözleşmesinde yer alan tutarların hakedişe bağlanıp ihzarat ödemesinin yapılabileceği, ihale dokümanında hüküm bulunması halinde ihzarata fiyat farkı da verilebileceği anlaşılmaktadır. Bu çerçevede ihzarat; inşaat malzemelerinin temini, nakliyesi, işyerinde taşınıp istiflenmesi, işçilik ve makine ekipman kullanımı gibi unsurları içeren “imalat” sürecinin bir bileşenidir.
4735 sayılı Kanunun “Ek fiyat farkı veya sözleşmelerin feshi” başlıklı geçici 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında “1/1/2022 tarihinden önce 4734 sayılı Kanuna göre ihale edilen mal ve hizmet alımları ile yapım işlerine ilişkin Türk lirası üzerinden yapılan ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla devam eden sözleşmelerden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla gerçekleşme oranı ilk sözleşme bedelinin yüzde 15’ine kadar olanlar (bu oran dâhil) yüklenicinin başvurusu üzerine feshedilip tasfiye edilir…” hükmüne, Esasların 13 üncü maddesinin ikinci fıkrasında “Başvuru üzerine idarece 30 gün içerisinde, sözleşmenin gerçekleşme oranının 15/4/2022 tarihi itibarıyla ilk sözleşme bedelinin yüzde 15’ini geçip geçmediği tespit edilir. Gerçekleşme oranının tespitinde bu tarihe kadar gerçekleştirilen imalatlara/işlere/teslimatlara ilişkin onaylanan hakedişlerin ilk sözleşme bedeline oranı dikkate alınır…” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, Esasların “Tereddütlerin giderilmesi” başlıklı 15 inci maddesine istinaden alınan 18/05/2022 tarihli ve 2022/DK.D-171 sayılı Kurul kararında “…1) Sözleşmenin feshedilip tasfiye edilmesinde, gerçekleşme oranının ilk sözleşme bedelinin yüzde 15’ini geçip geçmediğinin tespitinde hangi hakedişlerin dikkate alınacağı hususuna ilişkin olarak:
…
4735 sayılı Kanunun geçici 6 ncı maddesinde, sözleşmenin fesih ve tasfiyesinde bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih (15/4/2022) itibarıyla gerçekleşme oranı ilk sözleşme bedelinin yüzde 15’ine (bu oran dâhil) kadar olan sözleşmelerin yüklenicinin başvurusu üzerine feshedilip tasfiye edileceği, Esasların 13 üncü maddesinde ise gerçekleşme oranının tespitinde onaylanan hakedişlerin ilk sözleşme bedeline oranının dikkate alınacağı hükme bağlanmıştır. Söz konusu hükümler karşısında, Esaslar kapsamında sözleşmenin feshedilebilmesi için %15 oranının (bu oran dahil) tespitinde; 15/4/2022 tarihi itibarıyla onaylanmış olan hakedişlerin toplam tutarının (iş artışları dahil, fiyat farkları ve KDV hâriç, sözleşme fiyatları ile yapılan iş/teslimat tutarının) ilk sözleşme bedeline (iş artışları, fiyat farkları ve KDV hâriç) bölünmesi suretiyle bulunan oranın dikkate alınması gerektiği,” hususları yer almaktadır.
Anılan mevzuat hükümleri ve Kurul kararından, Esaslar kapsamında sözleşmenin feshedilebilmesi için tespit edilecek gerçekleşme oranının mali gerçekleşme esas alınarak belirleneceği anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede, Esaslar kapsamında sözleşmenin feshedilip edilemeyeceğine ilişkin olarak gerçekleşme oranının tespitinde, 15/4/2022 tarihi itibarıyla onaylanmış hakediş raporuna dâhil edilmiş olan ihzaratın bedelinin (ihzarat için fiyat farkı ödenmiş ise fiyat farkı hariç ihzarat bedelinin) dikkate alınması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle; Gerçekleşme oranının tespitinde 15/4/2022 tarihi itibarıyla onaylanmış hakediş raporuna dâhil edilmiş olan ihzaratın bedelinin (ihzarat için fiyat farkı ödenmiş ise fiyat farkı hariç ihzarat bedelinin) dikkate alınması gerektiğine Oybirliği ile karar verilmiştir. .
Mehmet ATASEVER
Kamu İhale Kurulu Eski Üyesi/ Akademisyen








Kimya sektörü şubat ayında 2,25 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Sektörün bu yıl ilk iki aylık ihracatı ise 4,55 milyar dolar oldu. Bu yıl Ocak-Şubat döneminde yüzde 0,52’lik ihracat daralması gerçekleşti. Sektör şubat ayında gerçekleştirdiği ihracat ile ülke ihracatından yüzde 13,6 pay aldı.
Şubat ayında ülke ihracatımız 18,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kimya sektörümüzün ihracatı ise 2,25 milyar dolar oldu. Depremden etkilenen bölgelerdeki ekonomiyi, üretimi tekrar canlandırabilmenin en önemli desteklerinden birinin ihracat olduğunu görüyoruz. Bu bakımdan ihracatçılar olarak üzerimize düşen sorumluluk bilinciyle daha fazla çalışacağız. Şubat ayında Ambiente 2023 fuarına katıldık, ECRM Fransa Ticaret Heyeti ve Cosmeet Afrika Ticaret Heyetini gerçekleştirdik. Suudi Arabistan’da düzenlenen The Big 5 Saudi fuarı ve Rusya’da düzenlenen Interlakokraska fuarına info stand katılımını gerçekleştirdik. İngiltere’de düzenlenen White Label World Expo 2023 fuarının milli katılım organizasyonu gerçekleştirerek bu yıl ilk kez katılım sağladık. Önümüzdeki dönemde yurt dışı etkinliklerimize yoğun olarak devam edeceğiz. Ekonomik kalkınmaya en önemli katkıyı veren ve 27 sektöre dokunan bir sektör olarak ülkemizin yaralarını sarmak için devletimiz ve kurumlarımız ile birlikte hareket ederek bu zorlu süreci aşacağımıza inanıyorum. Hem İKMİB olarak hem de ihracatçılarımızın çatı kuruluşu TİM olarak her türlü desteği vermeye devam edeceğiz.” dedi.
AB için, 2050 yılına kadar dünyanın ilk iklim nötr kıtası olma hedefi büyük önem arz etmektedir. Bu maksatla Komisyon Yeşil Mutabakat Eylem Planı kapsamında dönüştürücü politikaları ve bunları destekleyen yasal düzenlemeleri hızlandırmış ve sıkılaştırmıştır. Ayrıca uzun yıllar gönüllülük esasına dayalı uygulamalarda firmaların gerekli özen yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle son yıllarda birçok direktifi ya revize etmiş yada yeni direktiflerle destekleyerek ana hedefine entegre etmiştir. Öyle ki bazı konularda, cezai müeyyideler uygulamayı da planlamaktadır. Öte yandan finans, bu dönüşüm ve iklim adaptasyonu için kilit bir role sahiptir.
Karbonsuz ekonomiye geçişi hızlandırmak, sürdürülebilir finansman akışını doğru yönetebilmek, yatırımcıların bilinçli karar almalarını sağlayabilmek için şeffaf, basit, yeşil yıkama olmayan sürdürülebilirlik raporlamasına ihtiyaç vardır ve yasal düzenlemeler de bu yönlü olmaktadır. Dolayısıyla işletmelerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) ile ilgili performanslarının açıklandığı kurumsal sürdürülebilirlik raporları bu dönüşümde büyük öneme sahiptir ve kısa vadede finansal raporlarla birlikte sunulması hedeflenmektedir. Bu kapsamda, şirketler için risklerin ve fırsatların belirlenmesinde kritik rolü olan çifte önemlilik, kurumsal sürdürülebilirlik raporlarının odağında yer almaktadır. Firmalar raporlama yükümlülüklerini iyi anlamaları için, hesap verebilirliğin ön koşulu olan ve tüm değer zincirini kapsayan çifte önemlilik yaklaşımını benimsemeleri gerekir.
Çifte önemlilik kavramı ilk kez AB Komisyonu’nun 2019 yılında Finansal Olmayan Raporlama (NFRD) Kılavuz İlkeleri kapsamında yayınladığı ‘İklimle ilgili bilgilerin raporlanması’ başlıklı ilave kural seti içerisinde yer almıştır. Buna göre önemlilik değerlendirmesinin hem finansal hem de etki bazlı perspektiften oluştuğu ifade edilmiştir. Konsey, Finansal Olmayan Raporlama Direktifi’ni (NFRD) değiştiren Kurumsal Sürdürülebilirlik Raporlama Direktifi’nin (CSRD) nihai onayını 28.Kasım.2022 tarihinde duyurmuştur. Direktifte, raporlama gereklilikleri farklı şirket türleri için aşamalı olarak uygulamaya girecek olup, kurallar 2024 mali yılından itibaren 500’den fazla çalışanı olan büyük kamu yararına çalışan şirketler, 2025’de 250’den fazla çalışanı veya 40 milyon euro cirosu olan şirketler, 2026’da ise borsaya tabi KOBİ’ler izleyecektir ( 2028 yılına kadar gönüllü hazırlayabilir). Ayrıca, direktif AB’de faaliyet gösteren AB dışı bazı büyük şirketleri de kapsayacaktır. (1 ) Komisyon, Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’nın (ESRD) geliştirilmesi için, Avrupa Mali Raporlama Danışma Grubu’nu (EFRAG) görevlendirmiştir. Bu maksatla EFRAG tarafından ilk 12 taslak Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama setini Kasım 2022’de yayınlamıştır. Çifte önemlilik bu raporlama standardının temelini oluşturmaktadır.
Etki bazlı önemlilik ise, kısa orta uzun vadede şirketin (kendisi veya değer zinciri yoluyla) toplum ve çevre üzerindeki mevcut veya potansiyel olumlu/olumsuz etkilerinin olması durumunda önemli kabul edileceğini ifade etmiştir. Dolayısıyla çifte önemlilik, şirketlerin sürdürülebilirlik konularından kaynaklanan etkilere (dış unsurların şirket üzerindeki etkileri) ait risk ve fırsatların yanı sıra, işletmelerin doğrudan kendi operasyonları ya da dolaylı olarak tüm değer zinciri yoluyla çevre ve toplum üzerindeki etkilerinin (şirketin dış unsurlara yönelik etkileri) birlikte önemlilik değerlendirmesinin yapılmasıdır.
Elbette beyan edilen bilgilerin kılavuz ilkelerde işaret edilen Taksonomi ve ilgili yönetmeliklerle uyumu gereklidir. Ayrıca paydaş etkileşimi sürecinde yönetim kurulu ve üst düzey yöneticilerin katılımı çok önemlidir. Önceliklendirme yapılmış konuların raporlanması sonrasında diğer önemli adım izleme sürecidir. İleride açıklama yapılan konularda yükümlülük oluştuğunda riske maruz kalmamak için, önceliklendirilmiş konuların risk izleme tablolarına entegrasyonu ve dinamik bir süreç denetimi yapabilecek sistem oluşturulması kritiktir ve kaliteli sürdürülebilirlik raporlaması için teknoloji çözümleri dikkate alınacak önemli bir ayrıntıdır.

Sizin de bir an durup “benim meğer daha önce çok işim yokmuş!” dediğiniz anlar oluyor mu ? Sanırım giderek hızlanan çalışma temposundan ve buna eşlik ederek artan iş yükünden dolayı birçokları bunu düşünüyordur.
Kahramanmaraş ve Hatay merkezli depremlerin lojistik sektörü üzerinde önemli bir etkisi oldu. Büyük yollar, köprüler ve demiryolu ağları depremden zarar gördü ve malların, insanların ve hizmetlerin hareketi olumsuz yönde etkiliyor. Deprem nedeniyle bozulan lojistik ağları, Kahramanmaraş ekonomisi üzerinde kalıcı bir etki yaratıyor. Birçok işletme, mallarını müşterilerine ulaştıramadığı için faaliyetlerine devam edemiyor. Buna ek olarak, altyapının tahrip olması, ürün fiyatlarının yükselmesine neden oluyor ve yerel ekonomi genelinde bir dalgalanma etkisi yaratıyor. Uzun yıllardır lojistik alanında hizmet veren BATI Innovative Logistics Uluslararası Satış ve Likitten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kaan Aydın, doğal afet sonrası sektör üzerine yaptığı değerlendirmesinde kritik noktalara dikkatleri çekiyor. Aydın, büyük çapta meydana gelen doğal afetlerin ardından ilk olarak yaşadığı ve etkisi altına aldığı bölgeye ikinci olarak ise sektör üzerinde bırakacağı etkilere odaklanılması gerektiğini dile getiriyor.
Afetler insanların hayatlarını ve mallarını yok eden, hayatta kalmayı başaran insanlara da büyük acılar yaşatan olaylardır. BATI Innovative Logistics Uluslararası Satış ve Likitten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Kaan Aydın’a göre, Afet Lojistiği tam bu noktada önem kazanıyor. “Afet lojistiği, zarar görmüş insanların ihtiyaçlarını giderebilmek amacıyla malların, eşyaların ve ilgili bilginin ilk üretim noktasından son tüketim noktasına kadar verimli ve maliyet etkin bir şekilde akışı, depolanması, planlanması, uygulanması ve kontrolü olarak tarif edilmektedir” açıklamasında bulunan Kaan Aydın, afet lojistiğinin aşamalarını afet öncesi hazırlık, afet müdahale süreci ve müdahale sonrası lojistik faaliyetler şeklinde sıralıyor.
Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress öncülüğünde DPD, FIEGE, time:matters, CB Customs Broker GmbH ve Lufthansa Cargo iş birliğiyle yürütülen ‘Birlikte Destek Oluyoruz’ inisiyatifi kapsamında Almanya’daki bağışçılardan toplanan 450 tondan fazla yardım malzemesi deprem bölgesine taşındı.
SunExpress, arama-kurtarma ve sağlık ekiplerini deprem bölgesine ulaştırmak ve vatandaşların tahliyesi amacıyla bugüne kadar toplam 424 özel uçuş gerçekleştirdi. Düzenlediği özel uçuşlarda yaklaşık 7.500 arama-kurtarma ve sağlık ekibini bölgeye taşıyan SunExpress, bu uçuşların dönüş seferlerinde de depremden etkilenen yaklaşık 18 bin kişinin bölgeden tahliyesini sağladı. Hava yolu, AFAD başta olmak üzere tüm resmi yetkili kuruluşlar aracılığıyla gelen 223 ton yardım malzemesini ücretsiz kargo hizmeti vererek deprem bölgesine ulaştırdı.
İşe alınan ve sürekli bir işte belirli veya belirsiz süreli bir iş sözleşmesi ile işe başlayan işçi ve bunu çalıştıran işveren için 4857 sayılı İş Kanunu’nda (m.15/1) “süresi en çok iki ay” olarak belirlenen bir deneme süresi öngörülmektedir. Taraflar kendi aralarında yapacakları bir anlaşma ile deneme süresini daha kısa tutabilirler; ama Kanunda yazılı sürelerin üstüne çıkamazlar. Ayrıca Kanunda belirtilen süreler “iş günü” üzerinden de hesaplanamaz. Örneğin deneme süresi 1 Ağustos günü başlamış ise 1 Eylül günü sona erecektir. Deneme süresinin başlangıcı da iş sözleşmesinin yapıldığı gün değil, işçinin fiilen işe başladığı gündür.
Depremin Görünümü 




Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Türkiye’de KOBİ sayısının 4 milyon civarında olmasına rağmen ihracatçı sayısının 120 bin seviyesinde olduğuna dikkat çekiyor.
EİB Export-Up Mentörlük Programı ikinci dönemi açılış programında konuşan Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz, “EİB olarak sürdürülebilirlik ve toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik faaliyetlerimize 2023 yılında da devam ediyoruz. Geçtiğimiz yıl ilkini düzenlediğimiz Export-Up Mentörlük Programının ikinci döneminde de ihracata yeni başlayan veya kapasitesini geliştirmek isteyen kadın ve genç ihracatçılarımıza, toplamda 8 faydalanıcımıza 6 ay boyunca, sektörlerinde tecrübeli mentörlerimizin gözetiminde ihracat kapasitelerine katkı sağlamaya çalışacağız. İlk dönemde farklı sektörlerden toplam 18 faydalanıcımızla başlayan Export-Up Mentörlük Programı birçok başarı hikayesine de öncülük etmişti.” dedi.
Tedarik zinciri yönetimi, şirketlerin uygun maliyetli ürün ve hizmetleri yüksek kalitede ve hızlı bir şekilde satın alabilmesi için çok kritik bir süreçtir. Özellikle ekonomik belirsizliklerin, kriz durumlarının veya darboğazların olduğu zamanlarda rekabetçi kalabilmek açısından tedarik zincirlerinin etkili ve sorunsuz bir şekilde çalışması gerekmektedir. Bu noktada şirketlerin tedarikçileriyle güçlü ve sürdürülebilir iş birlikleri kurması ve tedarikçi ilişkilerini güven, kalite, maliyet ve inovasyon merkezli olarak yürütebilmesi büyük önem arz etmektedir. Tedarikçi ilişkilerini sürdürülebilir politikalar, stratejiler ve hedefler doğrultusunda yöneten şirketler piyasada her zaman kalıcı olabilmekte, saygı görebilmekte ve farklılaşabilmektedir.