Rüzgar Enerjisi Sektörü İzmir’de Buluştu. TÜREK 2025 Yoğun Katılımla Gerçekleşti.

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Türek 2025
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği TÜREK 2025

RÜZGAR ENERJİSİ SEKTÖRÜ İZMİR’DE BULUŞTU,
TÜREK 2025 YOĞUN KATILIMLA GERÇEKLEŞTİ.

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından organize edilen Türkiye’nin en büyük ve en kapsamlı rüzgar enerjisi organizasyonu olan Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi (TÜREK), bu yıl 4-5 Eylül’de İzmir’de düzenlendi. 

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği Türek 2025
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği TÜREK 2025

Kongrenin açılış konuşmasını yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, “Enerjide bilindik bütün ezberlerin bozulduğu bir dönemden geçiyoruz. Pandemi, tedarik zincirindeki kırılmalar ve bölgesel krizler fiyatlarda dalgalanmalara neden olurken öngörülemez bir piyasa yapısı meydana getirdi. Enerji, küçük olsun büyük olsun bütün ülkeler için bir milli güvenlik konusu haline geldi. Hayatın her alanının elektrikleştiği bir dünyaya doğru hızla ilerliyoruz. Yapay zeka, nesnelerin interneti ve büyük veri uygulamaları elektrik sektöründe paradigma değişikliklerini tetikliyor, iletim ve dağıtım şebekelerindeki dönüşümü zorunlu kılıyor. 2024’te dünya genelinde 30 bin TWh’in üzerinde elektrik üretildi. Aynı yıl ülkemiz 349 TWh ile dünya üretiminin yüzde 1,1’ini gerçekleştirdi” ifadelerini kullandı…

ÜLKEMİZİN ENERJİDE DIŞA BAĞIMLILIĞINI DÜŞÜRMEYİ HEDEFLİYORUZ

Tarımdan sanayiye, konutlardan ulaşıma kadar her sektörün enerji ihtiyacının arttığını vurgulayan Bakan Bayraktar, “Eskiden ülkemizde elektrik tüketimi kış aylarında pik yapardı. Artık yoğun klima kullanımıyla birlikte yaz aylarında yeni tüketim rekorları kırılıyor. Geçtiğimiz temmuz ayı, tüketim rekorları ayı oldu. Toplam elektrik üretimimiz 36,7 milyar KWh’e çıkarak aylık bazda şimdiye kadarki en yüksek değere ulaştı. 29 Temmuz’da da maksimum günlük elektrik üretimi, 1 milyon 250 bin 178 kWh ile zirve yaptı. 2035’te talebimizin en mütevazı tahminlerle her yıl ortalama yüzde 3,5 artarak 510,5 TWh’e ulaşmasını öngörüyoruz. 2035-2055 döneminde ise yıllık ortalama artış oranının yüzde 5,2 düzeyine yükselerek toplam yıllık tüketimimizin 1.406 TWh seviyesine çıkacağını tahmin ediyoruz. Bu talep artışı ve aynı zamanda üretim kaynaklarındaki geçişkenlikler karşısında Türkiye olarak yeni bir enerji mimarisine ihtiyaç duyuyoruz. Bu çerçevede yeni enerji mimarimizi kurgularken dijitalleşmeyi önceleyen duyarlı, esnek ve rasyonel politika setlerini hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bir yandan arz güvenliğini tesis etmeye çalışıyor. Diğer taraftan da ‘Enerjide Tam Bağımsız Türkiye’ mottosuyla ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını düşürmeyi hedefliyoruz” dedi.

14 GW’A ULAŞAN KURULU GÜCÜMÜZLE AVRUPA’DA 6’NCI, DÜNYADA 12’NCİYİZ

Dünya enerji sistemlerinin köklü bir dönüşümden geçtiğini, rüzgar ve güneşte rekabetin arttığını, teknolojinin hızla geliştiğini ifade eden TÜREB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erden ise “Ülke olarak kısa sayılabilecek bir zamanda, kömür, hidro, doğal gaz ekseninden rüzgar, güneş, depolama eksenine doğru güçlü bir geçiş yaşadık. Artçı şoklarıyla beraber de geçişi yaşamaya devam ediyoruz. Fakat, bu geçişin akıllı, maliyet etkin ve teknoloji odaklı yürütülmesi mutlaka yüksek stratejik önemdedir. Bugün 14 GW’a ulaşmış kurulu gücümüzle Avrupa’da 6’ncı, dünyada 12’nciyiz. Yatırım ve izin süreçleri devam eden çok güçlü bir portföyümüz var: 18,5 GW depolamalı proje, 2 GW’ın üzerinde devam eden YEKA, 600 MW lisanssız kapasitemiz mevcut. Bu tablo, rüzgarda büyürken enerjide dışa bağımlılığımızı da azalttığımızı ve daha da azaltacağımızı gösteriyor. Bu potansiyel ilerlemeyi sağlayacak temel, Ulusal Enerji Strateji Belgesi ve geçtiğimiz yıl Bakanımız tarafından açıklanan 2035 Yenilenebilir Enerji Vizyonudur. Bu vizyonla 2035 yılında 120 GW yenilenebilir enerji hedefi ve bunu sağlamak üzere yapılacak büyük altyapı yatırım planları ortaya konmuştur. Bu vizyon doğrultusunda devam edecek ilerlemenin önünü açacak en kritik adım ise büyük bir gayretle tamamlanan ‘Süper İzin’ düzenlemesidir. Yaklaşık 1,5 yıllık titiz bir hazırlık sürecinin ardından yasalaşan bu düzenleme ile rüzgar yatırımlarında 48-60 ay sürebilen önlisans ve izin süreçlerini 24 ayın altına indirme imkanına kavuştuk” diye konuştu.

YEREL KONUTLARDA ENERJİ ÇÖZÜMLERİ SEÇENEK DEĞİL ZORUNLULUK

WindEurope CEO’su Giles Dickson: “2013 yılından bu yana Türkiye’nin enerji kapasitesini artırma hedeflerini yakından takip eden biri olarak, önümüzdeki yıllarda özellikle 2030 ve 2035 hedeflerinin ne kadar kritik olduğunu çok net görüyorum. Rüzgar enerjisi kapasitemizin bu yıllarda ciddi anlamda artacağına inanıyorum ve bu dönüşümde yerli üretim ve teknolojinin rolü de oldukça önemli. Yerel konutlarda kaliteli ve sürdürülebilir enerji çözümleri geliştirmek artık bir seçenek değil, bir zorunluluk haline geldi. Elektrikli araçlara geçiş süreci ve endüstriyel elektrifikasyonun önemi her geçen gün daha da artıyor. Bu alanda yapılacak her yatırım, sadece çevresel değil, ekonomik açıdan da büyük kazançlar getirecek. Avrupa Birliği’nin enerji politikalarını ve regülasyonlarını da yakından takip ediyorum. Avrupa’nın enerji sistemini elektrifikasyon üzerinden yeniden şekillendirmesi, bize de örnek teşkil ediyor. Öte yandan, Avrupa’daki büyük uçak üreticilerinin Çinli tedarikçilerle olan ilişkileri, veri güvenliği ve siber dayanıklılık konularını da gündeme getiriyor. Bu meseleler, sadece Avrupa’yı değil, bizim gibi küresel pazarlarda yer almak isteyen ülkeleri de doğrudan etkiliyor. İstanbul’da düzenlenen WindEurope etkinliğinin başarısı, beni oldukça umutlandırdı. Bu tür uluslararası platformlarda Türkiye’nin etkin bir şekilde yer alması gerektiğine yürekten inanıyorum. Avrupa enerji sektöründe Türkiye’nin rolünü daha da güçlendirmemiz şart. Çünkü bu sadece bugünü değil, geleceği de şekillendirecek bir adım” ifadelerini kullandı.

TÜREB Hakkında:

Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB), rüzgar enerjisinin Türkiye’deki gelişimini teşvik eden bir sivil toplum kuruluşudur. TÜREB, Türkiye’nin enerji bağımsızlığını desteklemek, sürdürülebilir enerji kaynaklarının kullanımını artırmak ve sektördeki iş olanaklarını gençlere tanıtmak amacıyla her yıl TÜREK organizasyonunu düzenlemektedir.



İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz.
Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır.
Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız.
Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim. Prof. Dr. Murat Erdal 

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri:
İçerikleri incelemek için tıklayınız.

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400 Standardı Eğitimi (2 gün)
☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)
☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)
☐ İdari İşler ve Tesis Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)
☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Dış Ticaret Eğitimi Dis Ticaret Lojistik Sozlesme Egitimi
Dış Ticarette Lojistik Operasyon ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi için tıklayınız. 

-> EĞİTİM KATALOĞUNU İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

 

Anahtar Sözcükler: Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği , Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi , Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, Alparslan Bayraktar, Rüzgar, eğitim, sürdürülebilirlik, Rüzgar Enerjisi, Türeb, Türek, 

Kimya Sektörünün Ağustos Ayı İhracatı Yüzde 2,6 Artarak 2,6 Milyar Dolar Oldu 

Kimya Sektörünün Ağustos Ayı İhracatı Yüzde 2,6 Artarak 2,6 Milyar Dolar Oldu
Kimya Sektörünün Ağustos Ayı İhracatı Yüzde 2,6 Artarak 2,6 Milyar Dolar Oldu

Kimya Sektörünün Ağustos Ayı İhracatı Yüzde 2,6 Artarak 2,6 Milyar Dolar Oldu 

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, Türkiye’nin ihracatı ağustos ayında 21,8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kimya sektörü ise ağustos ayında 2,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirerek toplam ihracattan yüzde 12 pay aldı. Sektörün 8 aylık ihracatı ise 22 milyar dolara yaklaştı.

Kimya Sektörünün Ağustos Ayı İhracatı Yüzde 2,6 Artarak 2,6 Milyar Dolar Oldu
Kimya Sektörünün Ağustos Ayı İhracatı Yüzde 2,6 Artarak 2,6 Milyar Dolar Oldu

Kimya sektörünün ağustos ayı ihracat rakamlarını değerlendiren İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, “Ağustos ayında ülkemizin toplam ihracatı 21,8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kimya sektörümüz ise geçen ay toplam ihracatın yüzde 12’sini gerçekleştirerek 2,6 milyar dolar değerinde kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı yaptı. Geçen yıl Ağustos ayına göre sektörümüzün ihracatı yüzde 2,6 artış gösterdi. Temmuz ayındaki artıştan sonra Ağustos ayında da ihracatımızın artmaya devam etmesi, önümüzdeki süreçte pozitif görünüm beklentimizi artırıyor. Ocak-Ağustos dönemi ihracatımız 22 milyar dolara yaklaştı. Yıl sonu hedeflerimize ulaşmak için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. En çok ihracat yapan ikinci sektör olarak ülke ekonomisine en büyük katkı sağlayan sektörlerden biriyiz. Rekabet gücümüzü korumak ve daha güçlü ihracat rakamlarına imza atabilmek için devletimizin yeni teşvik ve destekler vermesi büyük önem taşıyor. Biz de İKMİB olarak sektörlerimizi desteklemeye devam edeceğiz” dedi.

Ağustos ayında en çok “plastikler ve mamulleri” ihracatı gerçekleştirildi

Ağustos ayında kimyevi maddeler ve mamulleri ürün gruplarında plastikler ve mamulleri 785 milyon 668 bin dolarla kimya ihracatında ilk sırada yer aldı. İkinci sırada 523 milyon 470 bin dolarlık ihracatla mineral yakıtlar ve ürünler ihracatı yer alırken, anorganik kimyasallar ihracatı 315 milyon 615 bin dolarla üçüncü sırada yer aldı. ‘Anorganik kimyasallar’ı takiben ilk onda yer alan diğer sektörler ise; ‘uçucu yağlar, kozmetikler ve sabun’, ‘kauçuk, kauçuk eşya’, ‘eczacılık ürünleri’, ‘boya, vernik, mürekkep ve müstahzarları’, ‘muhtelif kimyasal maddeler’, ‘yıkama müstahzarları’ ve ‘gübreler’ oldu.

Hollanda ağustos ayında en çok ihracat yapılan ülke oldu

Ağustos ayında en çok ihracat yapılan ülke 157 milyon dolar ile Hollanda oldu.
Ağustos ayında en çok ihracat yapılan ilk on ülke Hollanda, İtalya, Birleşik Arap Emirlikleri, Romanya, Almanya, Irak, Rusya, ABD, İspanya ve Fransa oldu. Ağustos ayında ilk 20 ülke arasında en çok artış yüzde 361,75 ile Birleşik Arap Emirlikleri’nde oldu. 

2025 Aylık Bazda Kimya İhracatı

AY    2024 DEĞER ($)  2025 DEĞER ($)  FARK (%)
Ocak             2.366.590.078,64             2.549.800.705,10 % 7,74
Şubat             2.616.333.349,70             2.485.968.712,86 % -4,98
Mart             3.075.842.938,29             2.723.288.265,05 % -11,46
Nisan             2.490.491.267,64             2.610.788.908,23 % 4,83
Mayıs             3.018.302.519,65             2.785.855.876,34 % -7,70
Haziran             2.215.256.637,42             2.612.388.825,18 % 17,93
Temmuz             2.582.155.018,11             3.428.261.578,69 % 32,77
Ağustos             2.553.675.856,07             2.620.515.836,98 % 2,62

2025 Yılı Ağustos Ayı En Fazla Kimya İhracatı Yapılan Ülkeler

S. NO Ülke AĞUSTOS 2024 DEĞER ($) AĞUSTOS 2025 DEĞER ($) DEĞİŞİM DEĞER (%)
1 HOLLANDA      143.562.269,44      157.064.977,67                    % 9,41
2 İTALYA       97.969.940,97      143.306.065,64 % 46,28
3 BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ       28.263.352,73      130.506.244,97 % 361,75
4 ROMANYA      233.612.809,52      108.116.761,27 % -53,72
5 ALMANYA      107.037.370,71      107.924.578,49                    % 0,83
6 IRAK      109.559.589,50       92.439.156,97 % -15,63
7 RUSYA      134.914.206,95       91.428.753,66 % -32,23
8 ABD      112.535.804,97       91.014.066,76 % -19,12
9 İSPANYA       72.654.643,79       82.963.578,08 % 14,19
10 FRANSA       49.470.759,75       76.014.742,94 % 53,66

 

2025 Yılı Ağustos Ayı Kimya Sektörü İhracatında Alt Sektörler

      2024 -2025
  AĞUSTOS 2024 AĞUSTOS 2025 %  FARK
ÜRÜN GRUBU DEĞER ($) DEĞER ($) DEĞER
PLASTİKLER VE MAMULLERİ 855.393.026 785.668.678 % -8,15
MİNERAL YAKITLAR,MİNERAL YAĞLAR VE ÜRÜNLER 525.958.102 523.470.700 % -0,47
ANORGANİK KİMYASALLAR 252.186.279 315.615.109 % 25,15
UÇUCU YAĞLAR,KOZMETİKLER VE SABUN 188.230.387 205.193.902 % 9,01
KAUÇUK,KAUÇUK EŞYA 133.390.594 138.985.308 % 4,19
ECZACILIK ÜRÜNLERİ 121.163.949 136.879.580 % 12,97
BOYA,VERNİK,MÜREKKEP VE MÜSTAHZARLARI 132.506.093 131.888.307 % -0,47
MUHTELİF KİMYASAL MADDELER 104.429.011 114.464.113 % 9,61
YIKAMA MÜSTAHZARLARI 84.027.537 82.899.300 % -1,34
GÜBRELER 38.764.875 82.605.987 % 113,09
ORGANİK KİMYASALLAR 71.483.948 54.059.609 % -24,38
YAPIŞTIRICILAR, TUTKALLAR, ENZİMLER 43.583.036 45.878.437 % 5,27
FOTOĞRAFÇILIK VE SİNEMACILIKTA KULLANILAN ÜRÜNLER 1.118.683 1.311.441 % 17,23
BARUT,PATLAYICI MADDELER VE TÜREVLERİ 1.145.793 1.152.642 % 0,60
GLİSERİN,BİTKİSEL MAMULLER,DEGRA,YAĞLI MADDELER 274.687 233.210 % -15,10
İŞLENMİŞ AMYANT VE KARIŞIMLARI,MAMULLERİ 19.857 29.017 % 46,13
TOPLAM 2.553.675.856 2.620.335.340 % 2,61

 


-> Kimya Sektöründe Sürdürülebilir Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitimi
-> İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

Kimya Sektöründe Sürdürülebilir Satınalma Ve Tedarik Zinciri Eğitimi
Kimya Sektöründe Sürdürülebilir Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitimi

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz.
Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır.
Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız.
Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.
Prof. Dr. Murat Erdal 

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri:
İçerikleri incelemek için tıklayınız.

-> Kimya Sektöründe Sürdürülebilir Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitimi
Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400 Standardı Eğitimi (2 gün)
☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)
☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)
☐ İdari İşler ve Tesis Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)
☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Dış Ticaret Eğitimi Dis Ticaret Lojistik Sozlesme Egitimi
Dış Ticarette Lojistik Operasyon ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi için tıklayınız. 

-> EĞİTİM KATALOĞUNU İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

-> Kimya Sektöründe Sürdürülebilir Satınalma ve Tedarik Zinciri Eğitimi
-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

—————————————————————————————————–

Anahtar Sözcükler:

İKMİB, KİMYA, enerji, Sürdürülebilirlik, satın alma, çevre, sustainability, supply, procurement, tedarik zinciri, tedarik, ISO 20400, ISO 45001, Standart, Sürdürülebilir Tedarik Standardı, Sustainable Procurement, Purchasing,  satınalma, strateji, yeşil, kaynak, etik, sürdürülebilir satınalma, sustainable procurement, iklim, gelişim planı, improvement plan, eğitim, derecelendirme, TSRS1, TSRS2, Karbon Saydamlık Projesi, Carbon Disclosure Project, CDP, GRI, Raporlama Standartları,

Kolektif Zekâ ile Satınalma Kararları

Kolektif Zekâ Ile Satın Alma Kararları
Kolektif Zekâ ile Satın alma Kararları

Kolektif Zekâ ile Satınalma Kararları

M.Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu
efsun@indus.com.tr

Satınalma profesyonelleri için karar alma süreçleri her geçen gün daha karmaşık hale geliyor. Küresel tedarik zincirlerinin kırılganlığı, maliyet baskıları ve sürdürülebilirlik kriterleri, tek başına hareket eden bir Satınalma profesyonelinden ziyade kolektif zekâ ile ilerleyen ekipleri öne çıkarıyor. Bugünün iş dünyasında büyük veriden daha etkili olan şey, ekiplerin ortak aklı yani kolektif zekâsıdır.

Pierre Lévy’nin (1994) tanımıyla kolektif zekâ, “bir grubun birlikte düşünme ve sorun

Kolektif Zekâ Ile Satın Alma Kararları
Kolektif Zekâ ile Satın alma Kararları

çözme kapasitesi”dir. Satınalma kararlarının giderek daha fazla risk ve fırsat içerdiği bir ortamda, ekiplerin ortak aklını devreye almak stratejik bir avantaj yaratıyor.

Harvard Business Review’da yayımlanan bir çalışmada (Woolley vd., 2010), bir grubun zekâsının sadece üyelerin bireysel IQ’su ile değil; eşit katılım, sosyal duyarlılık ve iletişim kalitesi ile belirlendiği gösteriliyor. Satınalma ekipleri açısından bu, şu anlama geliyor: En yüksek teknik bilgiye sahip kişinin görüşü tek başına yeterli değildir; ekip içinde çeşitlilik ve denge sağlanmadığında alınan kararlar eksik kalabilir.

Kolektif zekânın en önemli unsurlarından biri, farklı bakış açılarını sürece dahil edebilmektir. Örneğin, sadece maliyet odaklı değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik, risk yönetimi, inovasyon ve etik değerleri göz önünde bulunduran çok boyutlu bir bakış açısı geliştirmek, daha güçlü satınalma stratejileri üretir.

Bugün birçok satınalma birimi, büyük veri analitiğini süreçlerine entegre ediyor. Ancak verilerin gösterdikleri tek başına nihai karar için yeterli olmuyor. MIT Sloan Management Review’de yer alan bir makalede, karar süreçlerinin yalnızca % 40’ında verilerin doğrudan belirleyici olduğu, geri kalanında ekiplerin yorum gücü ve sezgilerinin devreye girdiği ortaya konmuştur (LaValle et al., 2011).

Bu noktada kolektif zekâ, veriyi anlamlandıran bir sosyal filtre görevi görüyor. Örneğin bir tedarikçi seçiminde rakamsal analizler maliyet avantajını gösterebilir; fakat ekip içindeki farklı üyelerin deneyimleri, kültürel uyum veya gelecekteki stratejik riskleri de hesaba katmayı sağlar.

Kolektif zekâyı satınalma kararlarında devreye almak için üç temel stratejiden söz edebiliriz:

Çeşitliliği artırmak: Farklı departmanlardan (finans, operasyon, sürdürülebilirlik, hukuk) temsilcileri karar süreçlerine dahil etmek. Çeşitli perspektifler, daha dengeli sonuçlar doğurur.

Katılımı teşvik etmek: Toplantılarda yalnızca en baskın seslerin değil, tüm üyelerin fikirlerini ortaya koyabileceği ortamlar yaratmak. Eşit söz hakkı, kolektif zekâyı yükselten en önemli faktördür.

Yapısal karar alma yöntemleri kullanmak: Delphi tekniği, nominal grup tekniği gibi sistematik yöntemler, grup düşüncesi (groupthink) riskini azaltır ve daha sağlıklı kararlar alınmasını sağlar.

Kolektif zekâ, doğru yönetilmediğinde riskler de barındırır. Irving Janis’in (1972) kavramsallaştırdığı groupthink (grup düşüncesi), ekiplerin sorgulamadan aynı yönde karar almasına neden olabilir. Satınalma gibi yüksek riskli süreçlerde bu durum maliyetli sonuçlar doğurabilir. Bu yüzden ekiplerin farklı görüşlere açık olması, eleştirel düşünceyi teşvik eden liderlikle desteklenmesi gerekir. Yine de biliyoruz ki küresel krizler, pandemi sonrası dalgalanmalar ve iklim değişikliği, satınalma kararlarının tek kişiye bırakılmayacak kadar stratejik hale geldiğini ortaya koydu. Artık bireysel uzmanlıktan çok, kolektif zekâ ile hareket eden satınalma ekipleri fark yaratıyor.

Kolektif zekâ hem doğru kararları almak için hem de ekibin bağlılığını, güvenini ve öğrenme kapasitesini artırmak için de kritik bir rol oynuyor. Çünkü ortak akılla alınan kararlar, ekip üyelerinin sahiplenmesini ve uygulamada daha güçlü sonuçlar doğurmasını sağlıyor.

Sonuç olarak, satınalma profesyonelleri için yeni çağın anahtar kavramı “büyük veri”den ziyade büyük akıldır. Ve bu akıl, ekiplerin ortak çabasıyla oluşur.

M.Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu
efsun@indus.com.tr

Üretken Yapay Zeka ve İnsan Kaynakları Pazarlaması Kitabı

Dr.umut Köksal Kitap Kapak
Üretken Yapay Zeka ve İnsan Kaynakları Pazarlaması 

Dr. Umut Köksal – Üretken Yapay Zeka ve İnsan Kaynakları Pazarlaması (Kitap)

Dr.umut Köksal Kitap Kapak

Dr. Umut Köksal – Üretken Yapay Zeka ve İnsan Kaynakları Pazarlaması 

Kitap – Önsöz

“Yıllar önce yazdığım “HR Marketing: İnsan Kaynaklarına Pazarlama
Dokunuşu” kitabının devamı olan bu ikinci kitapta, öncelikli olarak
İnsan Kaynakları Pazarlaması konusuna ilişkin temelleri, yaklaşımları
irdelemeye ve özetlemeye çalıştım. 2015 yılından bugüne insan kaynakları
yönetimi değişti, pazarlama değişti. 2020 yılında tüm dünyayı olduğu
gibi ülkemizi de etkisi altına alan Covid-19 pandemisi salgını, sadece
insan yaşamını ve sağlığı üzerinde etkiler bırakmadı.

Aynı zamanda iş dünyasını ve elbette insan kaynakları yönetimi alanını
da derinden etkiledi. Yeni çalışma şekilleri, Yapay Zekâ, robotik süreç
otomasyonu ve diğer yeni nesil teknolojilerin etkisini son 5-6 yıldır
daha fazla hissetmeye başladık.

Bu değişim süreci, insan kaynakları yönetimi alanında yaşanan ciddi
dönüşümü, beni 2015 yılında yazdığım kitabımı yeniden dönmeye, gözden
geçirmeye, güncellemeye ve geliştirmeye itti.

Açıkçası, Yapay Zekâ etkisinde yepyeni bir insan kaynakları
pazarlamasına bakış açısı getirme imkânı da bana sağladı.

İlk bölümde, insan kaynakları pazarlaması ve insan kaynakları
pazarlaması stratejilerine ilişkin değerlendirmelerimi; analitik temelli
insan kaynakları pazarlamasına ilişkin yaklaşımlarımı, ikinci bölümde
ise üretilen Yapay Zekâ teknolojisi ve üretilen Yapay Zekâ araçları ile
uygulamalarının insan kaynakları kampanya pazarlama tasarımlarında
kullanımına ilişkin çeşitli bilgi ve örnekleri; üçüncü ve son bölümde
ise insan kaynakları departman liderlerine önerilerimi ve yol haritasını
paylaşmaya gayret ettim.”

Dr. Umut Köksal – Üretken Yapay Zeka ve İnsan Kaynakları Pazarlaması 

Yazılım Programı (SBYS) Hizmet Alımı İhalesinde HIMMS 7, O-EMRAM 7 Belgelerinin İstenmesi?

Yazılım Programı (sbys) Hizmet Alımı İhalesinde himms 7, O Emram 7 Belgelerinin İstenmesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Yazılım Programı (SBYS) Hizmet Alımı İhalesinde  HIMMS 7, O-EMRAM 7 Belgelerinin İstenmesi?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Yazılım Programı (sbys) Hizmet Alımı İhalesinde himms 7, O Emram 7 Belgelerinin İstenmesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; İdari Şartname’nin 7.1.(ı) maddesinde yer alan ve yeterlik bilgileri tablosunda istenen HIMMS 7, O-EMRAM 7 belgelerinin istekli olabilecek firmalar adına verilen, tescillenen belgeler olmadığı, istekli olabilecek firmaların bu belgelerle ilgili herhangi bir başvuru yapmaları ve belgelendirmelerinin mümkün olmadığı, yeterlilik bilgileri tablosunda sunulması istenilen HIMMS 7, O-EMRAM 7 belgelerinin sadece sağlık kurum ve kuruluşları tarafından yapılan başvurular, sağlık kurum ve kuruluşlarında yapılan denetlenmeler sonucunda yapılan bir belgelendirme olduğu, bu süreçlere SBYS firmalarının herhangi bir dahlinin olmadığı, SBYS firmalarının bu süreçte sağlık kurum ve kuruluşlarını HIMMS belgelendirme süreçlerini başlatmaları, belge almaları konusunda zorlayamayacağı, bu konuda tasarrufta bulunamayacağı, hastanelerin kendi kurumsal başvurusu, süreç yönetimi ve değerlendirme sonucunda aldıkları bir belge olduğu, T.C. Sağlık Bakanlığının 25.08.2022 tarihinde 31934 Sayılı Resmi Gazete yayımladığı Sağlık Bilgi Yönetim Sistemleri Hakkında Yönetmelik’te idarenin isteklilerden talep etmiş olduğu HIMMS Seviye 6 ve Seviye 7 Belgesinin SBYS üretici firmalarının sunmak zorunda olduğu ve yeterlilik kriteri olarak ön görülen belgelerin içerisinde yer almadığı, idarenin yeterlilik bilgileri tablosunda istemiş olduğu yeterlilik kriterine ilişkin olarak Sağlık Bakanlığı Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü tarafından kayıt tescil belgesi verilmiş 52 firmanın bulunduğu, 20 yılı aşkın süredir Bingöl İl Sağlık Müdürlüğüne hizmet veren firmaları dahil, bu firmalardan 50 tanesinin ihaleye girmesinin engellendiği, yazılımların HIMMS EMRAM Seviye 7 özelliklerinin bulunup bulunmadığının demonstrasyon aşamasında kontrol edilmesi gereken bir özellik olduğu, istekli olabilecek firmaların inisiyatifi bulunmayan ve kendi isim ve unvanlarına tescillenmeyen, hastanelerin kendi kurumsal başvurusu, süreç yönetimi ve değerlendirme sonucunda aldıkları belgelerin yeterlilik bilgileri tablosunda ihaleye katılan/katılacak isteklinin belgesiymiş gibi istenmesinin kamu ihale mevzuatına aykırı olduğu, firmaların ihaleye katılımını engellediği, rekabeti daralttığı ve kamu zararına neden olduğu, İdari Şartname’nin 7.1.(ı) maddesi kapsamında istenen söz konusu belgelerin ihalelerde yeterlilik kriteri olarak istenmemesi ve yeterlilik kriterleri tablosundan kaldırılması yönünde işlem yapılması gerektiği iddialarına yer verilmiştir.

Güncel Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; Sağlık Bilgi Yönetim Sistemleri Hakkında Yönetmelik’te İdari Şartname’nin 7.1.(ı) maddesinde düzenlenen “HIMMS EMRAM 7” belgesine ilişkin herhangi bir hükmün bulunmadığı görülmüştür. İdari Şartname’nin “İhale konusu işe ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde “2.1. İhale konusu işin/alımın; a) Adı: Yazılım Programı (SBYS) Hizmet Alımı b) Türü: Hizmet alımı c) İlgili Uygulama Yönetmeliği: Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği ç) Yatırım proje no’su (yapım işlerinde): Bu madde boş bırakılmıştır. d) Kodu: e) Miktarı: 1 Kalem Yazılım Programı (SBYS) Hizmet Alımı Ayrıntılı bilgi idari şartnamenin ekinde yer almaktadır. f) İşin yapılacağı/malın teslim edileceği yer: ………. Devlet Hastanesi, …….Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, ………..İlçe Devlet Hastaneleri ile …….. İlçe Entegre Hastaneleri” düzenlemesi,

Aynı Şartname’nin 7.1.(ı) maddesinde “İhale konusu işin ya da malın satış faaliyetinin yerine getirilebilmesi için ilgili mevzuat gereğince alınması zorunlu olan sicil, izin, ruhsat, faaliyet belgesi vb. belgeler: Belge Adı Açıklama Ortak Girişimlerde … … … HIMMS EMRAM 7 İhaleye teklif vermek isteyen firmaların; SBYS yazılımı dijital Hastane kriterlerinden olan HIMMS EMRAM Seviye 7 kriterlerini sağlamalı ve EMRAM Seviye 7 belgesi almış ve geçerliliği devam eden hastaneleri ile çalışıyor olduğunu Yeterlilik Bilgileri Tablosunda sunacaktır. Tüm ortakların sunması gerekmektedir. … … … ” düzenlemesi,

Anılan Şartname’nin “Numune ve demonstrasyon değerlendirmesi:” başlıklı 7.7’nci maddesinde “…7.7.2. İdaremizce, belge değerlendirmeleri sonucunda yeterlik kriterlerini sağlayan ve ihaleye ekonomik açıdan en avantajlı 1. ve 2. teklif fiyatı sunan isteklilerden başlamak üzere, detayları Teknik Şartnamenin DEMONSTRASYON ve İÇERİĞİ başlıklı 5. Maddesinde belirtildiği şekliyle yapılacaktır. Belirlenen tarihte Demonstrasyona iştirak etmeyen isteklilerin teklifi değerlendirme dışı bırakılacaktır.

Bu demonstrasyon sonunda teknik şartnamede yer alan tüm yazılım modüllerinin içerisinden ihale komisyonu tarafından talep edilecek içeriklerinin teklif edilen yazılım tarafından karşılanıp karşılanmadığını tespit amacıyla; her modülün işlevleri ve bu işlevlerin yerine getirilmesinden sonra o modülden alınması gereken çıktılar kontrol edilecek, ihale komisyonunca demonstrasyon da yeterli bulunan firmaların teklifi değerlendirmeye alınacaktır. (Ekonomik açıdan 1. ve 2. fiyat teklif sahiplerinin Demonstrasyonu uygun bulunması halinde diğer teklif sahiplerinden Demonstrasyon İstenmeyecektir.) Demonstrasyon yapılması neticesinde teklifte sunulan herhangi bir madde veya alt maddelerin Teknik Şartnameye uygun olmadığının tespiti halinde isteklinin teklifi değerlendirme dışı bırakılacaktır.” düzenlemesi yer almaktadır.

26.06.2025 tarihinde bahse konu ihalede 5 adet ihale dokümanının indirildiği, 4 istekli tarafından teklif verildiği, teklif değerlendirmesinin ihale komisyonu tarafından rapor tanzim tarihi itibarıyla yapılmadığı, İdari Şartname’nin “Numune ve demonstrasyon değerlendirmesi:” başlıklı 7.7’nci maddesi gereğince bahse konu ihalede demonstrasyon yapılacağı görülmektedir.

İdari Şartname’nin itirazen şikâyete konu 7.1.(ı) maddesinde söz konusu ihalede yeterlik kriteri olarak “HIMMS EMRAM 7” belgesinin talep edildiği, anılan ihaleye teklif vermek isteyen firmaların; SBYS yazılımının dijital Hastane kriterlerinden olan HIMMS EMRAM Seviye 7 kriterlerini sağlaması ve EMRAM Seviye 7 belgesini almış ve geçerliliği devam eden hastaneleri ile çalışıyor olduğunu yeterlilik bilgileri tablosunda sunması gerektiği düzenlenmiştir.

Ayrıca, idarenin başka bir istekli olabilecek firma olan Mahzen Grup İnş. Bil. Tem. Tur. Teks. Mad. Tic. ve San. Ltd. Şti.nin yapmış olduğu şikâyet başvurusuna vermiş olduğu cevabi yazıda da söz konusu hususa ilişkin vermiş olduğu cevapta “…teklif verecek firmadan HIMSS belgesi istenmemekte olup HIMSS EMRAM 7 belgesi almış ve geçerliliği devam eden hastanede SBYS çalıştırıyor olması istenmemektedir…” ifadelerine yer verildiği görülmektedir.

Söz konusu İdari Şartname düzenlemesinde yeterlik kriteri olarak istenilen “HIMMS EMRAM 7” belgesinin EMRAM Seviye 7 belgesini almış ve geçerliliği devam eden hastanelere ait olmasının istendiği, ihaleye teklif verecek isteklilerin adına düzenlenmiş bir belge olarak talep edilmediği, diğer bir ifadeyle söz konusu belge için yeterlilik bilgileri tablosunda ihaleye katılan/katılacak isteklinin sahip olması zorunluluğunun getirilmediği, teklife konu SBYS yazılımı için bu koşulun arandığı değerlendirildiğinde, başvuru sahibinin iddiasının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır

Yazılım Programı (sbys) Hizmet Alımı İhalesinde himms 7, O Emram 7 Belgelerinin İstenmesi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

Enerjisa Enerji, TSRS ve GRI Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporlarını Yayınladı

Enerjisa Enerji, Tsrs Ve Gri Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporlarını Yayınladı
Enerjisa Enerji, Tsrs Ve Gri Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporlarını Yayınladı

Enerjisa Enerji, TSRS ve GRI Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporlarını Yayınladı

Sürdürülebilirliği stratejisinin merkezine koyan, insan ve teknoloji odağıyla projeler geliştirip yatırımlarını hayata geçiren Enerjisa Enerji, 2018’den bu yana düzenli olarak hazırladı. Küresel Raporlama Girişimi (GRI) uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nun 2024 versiyonuna ek olarak, bu yıl yürürlüğe giren Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’na (TSRS) tam uyumlu ilk raporunu da paylaştı. Böylece Enerjisa Enerji, sürdürülebilirlik performansını hem uluslararası (GRI) hem de ulusal (TSRS) standartlara göre şeffaf, karşılaştırılabilir ve ölçülebilir biçimde sunarak, pazardaki lider konumunu ve hesap verebilirlik konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.

Enerjisa Enerji, Tsrs Ve Gri Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporlarını Yayınladı
Enerjisa Enerji, TSRS ve GRI Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporlarını Yayınladı

Enerjisa Enerji, Türkiye’nin önde gelen enerji şirketlerinden biri olarak elektrik dağıtımı ve perakende satış alanlarında liderlik konumunu koruduğu güçlü bir iş modeliyle faaliyet gösteriyor; müşteri çözümleri iş kolunda ise yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği uygulamalarını hayata geçiriyor. Tüm faaliyetlerinde ve yatırımlarında ‘Herkes için daha iyi bir gelecek’ vizyonu ile yol alırken; yenilenebilir enerji çözümleri, akıllı şebeke teknolojileri ve e‑mobilite gibi alanlarda olduğu kadar toplumsal yatırımlarına devam ederek ekonomik ve sosyal değer üretmeye odaklanıyor. 

Ekonomik ve sosyal sürdürülebilirliğin yanı sıra çevresel sürdürülebilirliği tüm iş stratejisinin ayrılmaz bir parçası olarak ele alan Enerjisa Enerji, iklim değişikliğiyle mücadele ve kaynak verimliliği hedeflerini somut adımlarla desteklediğini gösteren sürdürülebilirlik raporlarını yayınladı. 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 sera gazı emisyonlarını 2021 baz yılına göre %30 azaltma taahhüdüyle çalışan şirket, 2024 itibarıyla %19,94 azaltım seviyesine ulaştırarak hedefinde önemli bir mesafe kat etti. Tüm doğrudan elektrik tüketimini %100 yenilenebilir kaynaklardan sağlayan Enerjisa Enerji, hayata geçirdiği güneş enerjisi santralleri ve enerji verimliliği projeleriyle yalnızca kendi operasyonlarının değil, müşterileri nin de karbon ayak izini azaltmalarına da katkı sağlıyor.

Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları ile Tam Uyum

2024 yılı itibarıyla yürürlüğe giren Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile Türkiye, sürdürülebilirlik raporlamasını zorunlu kılan ilk ülkeler arasında yer aldı. IFRS’nin Türkiye’ye uyarlanmış versiyonu olarak tanımlanabilecek TSRS, finansal olmayan sürdürülebilirlik bilgilerini standart formatta sunmayı zorunlu kılarak şirketlere hem ESG performanslarını şeffafça paylaşma hem de yatırımcı beklentilerine uluslararası ölçekte yanıt verme imkânı tanıyor. Enerjisa Enerji, sektöründe öncü bir adım atarak 2024 TSRS Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu’nu TSRS 1 ve TSRS 2 standartlarına tam uyumlu olarak hazırladı ve hedeflenen tarihten çok önce yayımladı.

Rapor, iklim yönetimi yapısı, strateji, iklimle ilgili riskler ve fırsatları ent egre biçimde sunarak finansal açıdan önemli iklim konularını ortaya koyuyor; karbonsuzlaştırma ve iklim dayanıklılığı hedeflerindeki ölçülebilir ilerleme paylaşılıyor.

GRI Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporunda Yeni Gelişmeler

Enerjisa Enerji, ilk kez gerçekleştirdiği ve Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (ESRS) ile uyumlu Çifte Önemlilik Analizi (Double Materiality Analysis) ile finansal ve çevresel-sosyal açıdan en kritik etki alanlarını belirledi; bu sonuçları GRI Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporuna yansıttı. ESG hedeflerindeki ilerlemeler, sürdürülebilirlik stratejileri ve kazanımlar şeffaflıkla aktarıldı. TSRS ve GRI Uyumlu iki rapordaki tüm veriler, bağımsız üçüncü taraflarca sınırlı güvence sürecinden geçirilirken, Çifte Önemlilik Analizi de ayrıca bağımsız doğrulamaya tabi tutuldu.

ULBRICH: “Hem Türkiye’de hem küresel ölçekte örnek gösteri len bir sürdürülebilirlik lideri olma yolculuğumuzu sürdüreceğiz

Enerjisa Enerji’nin tüm iş birimlerinden geniş bir ekibin bir araya geldiğini ve ortaya sektöre örnek olacak bir işin çıktığını belirten Enerjisa Enerji CFO’su Philipp Ulbrich ise görüşlerini,

“Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları’na tam uyumlu ilk raporumuzla; finansal ve sürdürülebilirlik performansımızı tek bir çatı altında, karşılaştırılabilir ve ölçülebilir biçimde sunuyoruz. Böylece yatırımcılarımız, yalnızca ekonomik sonuçlarımızı değil; karbon emisyonlarımızdaki %19,94’lük azalmadan %100 yenilenebilir elektrik kullanımımıza, KSS ve toplumsal yatırım projeleri ile kapsayıcılık programlarımız aracılığıyla 44 bini aşkın kişiye ulaşmamızdan beyaz yakalı kadın çalışan oranımızı %32,2’ye çıkarmamıza kadar tüm çevresel ve sosyal etkilerimizi de şeffaf bir şekilde görebiliyor.

Bu yaklaşım, uluslararası yatırımcı güvenini pekiştirirken, uzun vadeli finansman maliyetlerimizi de olumlu etkiliyor. 2024’te güçlü bilanço yapımızı korurken, sürdürülebilirlik yatırımlarımızı 22 milyonu aşkın müşterimize ve gelecek nesillere değer yaratacak şekilde yönlendirdik. Önümüzdeki dönemde de TSRS’nin sunduğu sistematik raporlama çerçevesi ile hem Türkiye’de hem küresel ölçekte örnek gösterilen bir sürdürülebilirlik lideri olma yolculuğumuzu sürdürecek ve gelecek yıl tam entegre raporlamaya ulaşmayı hedefleyeceğiz.” şeklinde aktardı.

TAŞCIOĞLU: “Geleceğe bırakacağımız mirasın sorumluluğunu tüm iş süreçlerimizin merkezine koyuyoruz.”

Büyümeyi yalnızca finansal sonuçlarla değil, toplum, ekonomi ve çevre üzerinde yarattıkları kalıcı etkiyle tanımladıklarını belirten Enerjisa Enerji Sürdürülebilirlik ve Kurumsal Yetkinlikler Bölüm Başkanı Ebru Taşcıoğlu; “Enerjisa Enerji olarak 22 milyonu aşkın kullanıcıya hizmet verirken, geleceğe bırakacağımız mirasın sorumluluğunu tüm iş süreçlerimizin merkezine koyuyoruz. Bu anlayışla, yalnızca bugünün enerji ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor; aynı zamanda çevresel etkileri azaltan, toplumsal faydayı artıran projeler üretiyoruz. 2024 yılında hayata geçirdiğimiz enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji projeleriyle müşterilerimizin 145 bin tonun üzerinde karbon salımını önlemelerine katkı sağlarken, 350 binden fazla öğrenciyi enerji okuryazarlığı programlarımızla buluşturarak gelecek nesillerin sürdürülebilir bir dünyaya hazırlanmasına destek oluyoruz.

Bizim için sürdürülebilirlik, yalnızca çevreyi korumak değil; ekonomiyi güçlendiren, toplumu kalkındıran ve gelecek nesillerin yaşam kalitesini güvence altına alan bir yolculuktur. Bugün Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları ile tam uyumlu ilk raporumuzu sunarken, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sürekli gelişim ilkelerimizi bir kez daha teyit ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de yatırımlarımızı, iklim bilincini ve toplumsal faydayı büyümenin ayrılmaz parçaları olarak görmeye, ‘Herkes için daha iyi bir gelecek’ vizyonumuz doğrultusunda, bugünün enerjisini geleceğe taşımaya devam edeceğiz.” dedi.



İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz.
Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır.
Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız.
Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.
Prof. Dr. Murat Erdal 

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri:
İçerikleri incelemek için tıklayınız.

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400 Standardı Eğitimi (2 gün)
☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)
☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)
☐ İdari İşler ve Tesis Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)
☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Dış Ticaret Eğitimi Dis Ticaret Lojistik Sozlesme Egitimi
Dış Ticarette Lojistik Operasyon ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi için tıklayınız. 

-> EĞİTİM KATALOĞUNU İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

—————————————————————————————————–

Anahtar Sözcükler:

Enerjisa, enerji, Sürdürülebilirlik, satın alma, çevre, sustainability, supply, procurement, tedarik zinciri, tedarik, ISO 20400, ISO 45001, Standart, Sürdürülebilir Tedarik Standardı, Sustainable Procurement, Purchasing,  satınalma, strateji, yeşil, kaynak, etik, sürdürülebilir satınalma, sustainable procurement, iklim, gelişim planı, improvement plan, eğitim, derecelendirme, TSRS1, TSRS2, Karbon Saydamlık Projesi, Carbon Disclosure Project, CDP, GRI, Raporlama Standartları, Philipp Ulbrich, Ebru Taşcıoğlu

Lojistik Sektöründe Bilgi Güvenliği ve Boyutları

Lojistik Sektöründe Bilgi Güvenliği Ve Boyutları Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Lojistik Sektöründe Bilgi Güvenliği ve Boyutları

Altay ONUR,
Makine Y. Müh. / BVL Chapter Türkiye
altay.onur@gmail.com

Giriş

Lojistik Sektöründe Bilgi Güvenliği Ve Boyutları Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemTedarik zincirinin önemli bir bileşeni olan lojistik, günümüz dünyasında küresel ticaretin önemli süreçleri olarak ürünlerin, hizmetlerin ve ilgili bilgilerin başlangıç noktasından tüketim noktasına kadar akışının ve depolanmasının etkin ve verimli bir şekilde planlanması, uygulanması ve kontrol edilmesine yönelik bir dizi faaliyeti kapsamaktadır. Ürünlerin ve hizmetlerin doğru zamanda, doğru yerde ve doğru maliyetle müşterilere ya da son kullanıcılara ulaştırılması, tedarik zincirlerinin etkinliğini ve verimliliğini doğrudan etkilemektedir. Ancak, dijitalleşmenin hızla artmasıyla birlikte, lojistik sektörü de bilgi güvenliği risklerinin ve siber tehditlerin hedefi haline gelmiştir. Özellikle ulaşım operasyonel teknolojilerinin (OT) ve bilgi teknolojilerinin (IT) entegrasyonu, lojistik süreçlerini daha karmaşık hale getirirken, siber saldırganlar için yeni zafiyet alanları yaratmaktadır.

Bu makalede, lojistik sektöründe bilgi güvenliğinin önemini, karşılaşılan temel riskleri ve bu risklere karşı alınabilecek önlemler ele alınmıştır. Kara, deniz ve havayolu taşımacılığındaki özgün riskler incelenecek ve ISO 27001 “Bilgi güvenliği, siber güvenlik ve kişisel gizliliğin korunması – Bilgi güvenliği yönetim sistemi” standardının tedarik zinciri kontrolleri bağlamında sunduğu çözümler değerlendirilecektir.

Lojistik Sektöründe Bilgi Güvenliğinin Önemi ve Genel Boyutları

Lojistik sektörü, büyük miktarda hassas veriyi işleyen ve depolayan süreçleri içerir. Müşteri bilgileri, kargo verileri, rota planları, finansal ve operasyonel bilgiler gibi kritik veriler, siber saldırganlar için hedefler oluşturmaktadır. Bilgi güvenliğinin sağlanması, sadece veri gizliliğini korumakla kalmaz, aynı zamanda operasyonel sürekliliği, itibar yönetimini ve yasal uyumluluğu da doğrudan etkilemektedir. Lojistik sektöründe bilgi güvenliğinin genel boyutları genel olarak aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir;

Veri gizliliği: Hassas verilerin yetkisiz erişimden korunması, müşteri güvenini sağlamak ve rekabet avantajını sürdürmek için hayati öneme sahiptir.

Veri bütünlüğü: Verilerin doğru, eksiksiz ve değiştirilmemiş olmasını sağlamak, operasyonel kararların doğru alınması ve tedarik zinciri boyunca güvenilirliğin korunması için kritik öneme sahiptir.

Veri erişilebilirliği: Bilgi sistemlerinin ve verilerin yetkili kullanıcılar tarafından ihtiyaç duyulduğunda erişilebilir ve kullanılabilir olmasını sağlamak, operasyonel kesintileri önlemek ve hizmet sürekliliğini garanti altına almak için gereklidir.

Operasyonel süreklilik: Siber saldırılar, lojistik operasyonlarını durdurabilir, sevkiyatları geciktirebilir ve büyük mali kayıplara yol açabilir. Bilgi güvenliği kapsamında iş sürekliliği, bu tür kesintileri en aza indirmeyi hedefler.

Yasal düzenlemelere uyum: GDPR (Genel Veri Koruma Tüzüğü), KVKK gibi veri koruma yasaları ve sektöre özgü düzenlemeler, lojistik şirketlerinin bilgi güvenliği konusunda belirli standartlara uymasını zorunlu kılmaktadır. Uyumsuzluk, ağır para cezalarına ve itibar kaybına yol açabilir.

İtibar yönetimi: Bir siber saldırı veya veri ihlali, şirketin imajına ve itibarına ciddi zararlar verebilir, müşteri güvenini sarsabilir ve uzun vadeli iş ilişkilerini olumsuz etkileyebilir.

Lojistik sektöründe karşılaşılan genel siber tehditler arasında fidye yazılımları (ransomware), oltalama (phishing) saldırıları, Nesnelerin İnterneti (IoT) cihazlarına yönelik saldırılar ve veri hırsızlığı/ihlalleri bulunmaktadır [1]. Bu tehditler, lojistik şirketlerinin operasyonel ve finansal açıdan büyük zararlar görmesine neden olabilmektedir. Örneğin, Şubat 2022’de dünyanın önde gelen lojistik şirketlerinden Expeditors, büyük bir siber saldırıya maruz kalmış ve operasyonları önemli ölçüde etkilenmiştir. Benzer şekilde, İsviçre havaalanı yönetim hizmeti Swissport ve Belçika ile Hollanda’daki limanlar da fidye yazılımı saldırılarının hedefi olmuştur [2].

Kara Taşımacılığında Bilgi Güvenliği Riskleri

Kara taşımacılığı, lojistik sektörünün en yaygın ve esnek modlarından biridir. Karayolu ağlarının genişliği ve operasyonel esnekliği, bu taşıma modunu vazgeçilmez kılmaktadır. Ancak, dijitalleşme ve bağlantılı otomasyon teknolojilerin artmasıyla birlikte, kara taşımacılığı da kendine özgü bilgi güvenliği riskleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu riskler, araç içi sistemlerden filo yönetimi yazılımlarına, sürücülerin mobil cihazlarından tedarik zinciri entegrasyonlarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Genel olarak kara taşımacılığındaki bilgi güvenliği ve siber güvenlik riskleri aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir;

Araç içi sistemlerin güvenliği: Modern kamyonlar ve tırlar, telematik sistemler, GPS navigasyon, motor kontrol üniteleri (ECU) ve diğer bağlı elektronik cihazlarla donatılmıştır. Bu sistemlerdeki güvenlik açıkları, kötü niyetli kişilerin araçların uzaktan kontrolünü ele geçirmesine, konum bilgilerini manipüle etmesine veya operasyonel verileri çalmasına olanak tanıyabilir. Örneğin, bir saldırgan, aracın motorunu durdurabilir veya fren sistemlerine müdahale edebilir, bu da ciddi kazalara yol açabilir.

Filo yönetim sistemleri ve yazılımları: Lojistik şirketleri, filolarını yönetmek için karmaşık yazılımlar kullanmaktadırlar. Hatta bazı taşımacılık şirketlerinin kendi geliştirdikleri yazılımları bulunmaktadır. Bu sistemler, rota optimizasyonu, yakıt tüketimi takibi, sürücü performansı analizi ve bakım planlaması gibi kritik işlevleri yerine getirir. Bu yazılımlara yönelik siber saldırılar (fidye yazılımları, veri ihlalleri), tüm filo operasyonlarını durdurabilir, hassas ticari bilgilerin çalınmasına veya operasyonel verilere müdahale edilmesine neden olabilir.

Mobil cihaz güvenliği: Sürücüler ve saha çalışanları, operasyonel görevler için akıllı telefonlar ve tabletler gibi mobil cihazları yoğun bir şekilde kullanmaktadır. Bu cihazların güvenliğinin sağlanamaması, oltalama saldırıları, kötü amaçlı yazılımlar veya cihaz hırsızlığı yoluyla şirket verilerine yetkisiz erişime yol açabilir. Mobil cihazlar üzerinden yapılan kimlik avı saldırıları, çalışanların hassas verilerini ele geçirmek için sıkça kullanılan bir yöntemdir.

Tedarik zinciri entegrasyonu ve veri paylaşımı: Kara taşımacılığı, tedarik zincirinin diğer halkalarıyla (depolar, gümrükler, müşteriler) sürekli veri alışverişi içindedir. Bu entegrasyon noktalarındaki güvenlik zafiyetleri, tedarik zinciri saldırılarına zemin hazırlayabilir. Bir tedarikçinin sistemine sızan bir saldırgan, kara taşımacılığı operasyonlarına ilişkin hassas bilgilere erişebilir veya bu bilgileri manipüle edebilir.

Otonom ve bağlantılı araç teknolojileri: Gelecekte otonom ve bağlantılı kara araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte, bu araçların siber güvenliği daha da kritik hale gelecektir. Araçlar arası iletişim (V2V; Vehicle-to-vehicle) ve araçtan altyapıya iletişim (V2I; vehicle-to-infrastructure) trafik güvenliğini artırmak ve trafik akışını iyileştirmek için önemli bir potansiyele sahiptir. Bu sistemlerdeki güvenlik açıkları, trafik akışını bozabilir, kazalara neden olabilir veya kötü niyetli kişilerin araçları uzaktan kontrol etmesine olanak tanıyabilir.

Fiziksel güvenlik ve siber güvenlik entegrasyonu: Kara taşımacılığında, fiziksel güvenlik (araç hırsızlığı, kargo hırsızlığı) ile siber güvenlik arasındaki bağlantı önemlidir. Örneğin, bir aracın uzaktan kontrolünü ele geçiren bir siber saldırgan, aracı çalınması için uygun bir konuma yönlendirebilir veya kargoyu çalmak için güvenlik sistemlerini devre dışı bırakabilir.

Bu tür risklere karşı, kara taşımacılığı şirketlerinin güçlü siber güvenlik politikaları oluşturması, çalışanlarına düzenli eğitimler vermesi, araç içi sistemleri ve filo yönetim yazılımlarını düzenli olarak güncellemesi ve siber güvenlik denetimleri yapması gerekmektedir.

Deniz Taşımacılığında Bilgi Güvenliği Riskleri

Deniz taşımacılığı, küresel ticaretin büyük bir kısmını oluşturan ve uluslararası tedarik zincirlerinin temelini teşkil eden hayati bir taşıma modudur. Modern gemiler, navigasyon, iletişim, motor kontrol ve yük yönetimi gibi birçok sistemin dijitalleşmesiyle birlikte giderek daha fazla otomasyona ve bağlantıya bağımlı hale gelmiştir. Bu dijitalleşme, verimlilik ve hız sağlarken, aynı zamanda deniz taşımacılığını siber saldırılara karşı savunmasız hale getiren yeni riskler ortaya çıkarmıştır. Deniz taşımacılığına özgü bilgi güvenliği riskleri aşağıda gruplandırılmıştır.

Navigasyon ve konumlandırma sistemlerine saldırılar (GPS spoofing/jamming): Gemilerin güvenli seyrini sağlayan Küresel Konumlandırma Sistemleri (GPS) ve diğer navigasyon sistemleri, siber saldırganlar tarafından manipüle edilebilir. GPS spoofing (sahte sinyal gönderme) veya jamming (sinyal karıştırma) saldırıları, gemilerin rotasından sapmasına, yanlış konum bilgileri almasına, hatta çarpışmalara veya karaya oturmasına neden olabilir. Bu tür saldırılar hem can güvenliği hem de çevresel felaketler açısından yıkıcı sonuçlar doğurabilir.

Gemi otomasyon ve kontrol sistemlerine saldırılar (OT sistemleri): Modern gemilerde motor kontrol sistemleri, balast sistemleri, dümen kontrolü ve kargo yükleme/boşaltma sistemleri gibi operasyonel teknoloji (OT) sistemleri bulunmaktadır. Bu sistemlere yapılan siber saldırılar, geminin kötü niyetli kişiler tarafından uzaktan kontrol edilmesine, operasyonel arızalara veya sabotajına yol açabilir. Örneğin, bir saldırgan, geminin motorunu durdurabilir veya kargo kapaklarını açarak kargo yüklerinin zarar görmesine neden olabilir.

Liman operasyonlarına yönelik siber saldırılar: Limanlar, gemi ve kara taşımacılığı arasındaki kritik bağlantı noktalarıdır. Limanlardaki otomasyon sistemleri, vinçler, gümrük sistemleri ve lojistik yönetim (depolama, yükleme-boşaltma) yazılımları siber saldırılara maruz kalabilir. Bu tür saldırılar, liman operasyonlarını durdurabilir, kargo akışını aksatabilir, tedarik zincirinde büyük gecikmelere ve ekonomik kayıplara neden olabilir. Belçika ve Hollanda’daki limanlara yapılan fidye yazılımı saldırıları, bu tür risklerin somut örnekleridir [2].

Veri hırsızlığı ve casusluk: Gemi ve kargo bilgileri, mürettebat verileri, rota planları, ticari anlaşmalar ve finansal veriler gibi hassas bilgiler, siber saldırganlar için önemli hedefler arasındadır. Bu bilgilerin çalınması, ticari sırların ifşa olmasına, rekabet avantajının kaybedilmesine veya casusluk faaliyetlerine zemin hazırlayabilir.

Eski ve güncellenmemiş sistemlerin zafiyetleri: Denizcilik sektöründe birçok gemi ve liman altyapısı, hala eski ve güncellenmemiş IT/OT sistemleri kullanmaktadır. Bu sistemler, modern siber tehditlere karşı savunmasızdır ve kolayca istismar edilebilir. Yama yönetimi eksikliği ve güvenlik güncellemelerinin yapılmaması, siber saldırganlar için kolay hedefler oluşturmaktadır.

Mürettebatın siber güvenlik farkındalığı eksikliği: Gemilerdeki mürettebatın siber güvenlik konusunda yeterli eğitim ve farkındalığa sahip olmaması, oltalama saldırıları, sosyal mühendislik veya kötü amaçlı yazılımların yayılması gibi insan kaynaklı hatalara yol açabilir. Bu tür hatalar, siber saldırganların gemi sistemlerine erişim sağlaması için bir başlangıç noktası olabilir.

Tedarik zinciri entegrasyon riskleri: Deniz taşımacılığı, küresel tedarik zincirinin ayrılmaz bir parçasıdır. Kara ve havayolu taşımacılığı ile entegre çalışması (intermodal), tedarik zincirindeki herhangi bir zayıf halkadan kaynaklanan siber saldırıların tüm sistemi etkileme potansiyelini artırır.

Uluslararası düzenlemelere uyum: Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), gemilerde siber risk yönetimi konusunda düzenlemeler getirmiştir (örn. 2017 yılında kabul edilen IMO Resolution MSC.428, Deniz Siber Risk Yönetimine İlişkin Kılavuz MSC-FAL.1/Circ.3). Bu tür düzenlemeler mevcut risk yönetimi süreçlerine dahil edilebilecek deniz siber risk yönetimi için üst düzey öneriler sunmaktadır. Gemiler ve denizcilik operasyonlarında siber tehditlere karşı koruma sağlamayı amaçlayan bu düzenlemelere uyum sağlamamak, yasal yaptırımlara, sigorta sorunlarına ve operasyonel aksaklıklara yol açabilir. Şirketlerin bu düzenlemelere uyum sağlamak için siber güvenlik politikalarını ve prosedürlerini geliştirmesi gerekmektedir.

Havayolu Taşımacılığında Bilgi Güvenliği Riskleri

Havayolu taşımacılığı, lojistik sektöründe hız ve küresel erişim sağlayan kritik, yüksek değerli ve zaman açısından hassas kargoların taşınmasında tercih edilmektedir. Aynı zamanda karmaşık operasyonel sistemleri, yüksek seviyeli kalite gereksinimleri ve geniş entegrasyon ağı nedeniyle siber saldırılara karşı oldukça hassastır. Havayolu taşımacılığına özgü bilgi güvenliği riskleri hem yerdeki havalimanı sistemlerini hem de uçakları kapsamaktadır.

Havalimanı bilişim sistemlerine yönelik tehditler: Hava trafik kontrol sistemleri ve uçak içi sistemler gibi kritik bileşenler siber saldırganlar için cazip hedeflerdir. Havalimanları, hava trafik kontrol sistemleri, havayolu bilişim altyapısı, havalimanı operasyonları (ör. check-in sistemleri, bagaj takip sistemleri, yolcu bilgileri, kargo yönetim sistemleri, güvenlik tarama sistemleri, yer hizmetleri) gibi birçok kritik bilişim sistemini barındırmaktadır. Bu sistemlere yapılan siber saldırılar (fidye yazılımları, kimlik avı, DDoS saldırıları), operasyonel aksaklıklara, uçuş gecikmelerine, veri kaybına ve güvenlik zafiyetlerine yol açabilir. Amaç, uçuş programlarını değiştirmek veya trafik kontrol sistemini bozarak operasyonları aksatmaktır. Ayrıca, yolcu bilgileri ve operasyonel verilerin ele geçirilmesi veya bozulması da önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Örneğin, bir saldırı, tüm havalimanının operasyonlarını durdurarak küresel tedarik zincirinde büyük bir kaosa neden olabilir.

Uçak sistemlerine yönelik siber saldırılar: Modern uçaklar, aviyonik sistemler, uçuş kontrol sistemleri, navigasyon, iletişim ve eğlence sistemleri gibi yüksek derecede entegre ve bağlantılı sistemlere sahiptir. Bu sistemlerdeki güvenlik açıkları, kötü niyetli kişilerin uçağın kontrolünü ele geçirmesine, navigasyon verilerini manipüle etmesine veya kritik uçuş bilgilerini çalmasına olanak tanıyabilir. Her ne kadar uçuş güvenliği için katı önlemler alınsa da potansiyel siber tehditler sürekli bir risk oluşturmaktadır.

Hava trafik kontrol (ATC) sistemlerine yönelik tehditler: Hava trafik kontrol sistemleri, uçakların güvenli bir şekilde kalkış, iniş ve hava sahasında seyrini sağlamak için hayati öneme sahiptir. Bu sistemlere yapılan siber saldırılar, hava sahasında kaosa, uçakların çarpışmasına veya ciddi güvenlik ihlallerine yol açabilir. ATC sistemlerinin siber güvenliği, ulusal güvenlik açısından da büyük önem taşımaktadır.

Kargo ve yük güvenliği: Hava kargo taşımacılığında, kargoların içeriği, menşei ve varış noktası bilgileri büyük önem taşır. Siber saldırılar, kargo manifestolarının değiştirilmesine, tehlikeli maddelerin gizlenmesine, yasa dışı taşımacılığa veya terör eylemlerine olanak sağlayabilir. Kargo takip sistemlerine yapılan saldırılar, kargoların kaybolmasına veya yanlış yönlendirilmesine neden olabilir.

Veri gizliliği ve kişisel verilerin korunması: Havayolu şirketleri, yolcu bilgileri (pasaport, vize, sağlık bilgileri), mürettebat verileri ve kargo detayları gibi çok sayıda hassas kişisel veri işlemektedir. Bu verilerin ihlal edilmesi, GDPR, KVKK gibi veri koruma düzenlemeleri kapsamında ağır para cezalarına ve şirketin itibarına ciddi zararlar verebilir.

Tedarik zinciri zafiyetleri: Havayolu taşımacılığı, uçak üreticileri, bakım şirketleri, yer hizmetleri sağlayıcıları, kargo acenteleri ve diğer birçok paydaşla entegre bir tedarik zincirine sahiptir. Bu zincirdeki herhangi bir zayıf halka, siber saldırganların sisteme sızması için bir giriş noktası oluşturabilir. Tedarik zinciri saldırıları, havayolu operasyonlarının tamamını etkileyebilir.

İnsan kaynaklı hatalar ve farkındalık eksikliği: Havayolu şirketleri çalışanlarının (pilotlar, yer ekibi, güvenlik personeli, IT uzmanları) siber güvenlik farkındalığının düşük olması, oltalama saldırıları, sosyal mühendislik veya kötü amaçlı yazılımların yayılması gibi insan kaynaklı hatalara yol açabilmektedir. Bu tür hatalar, siber saldırganların sistemlere erişim sağlaması için en yaygın yollardan biridir.

Havayolu taşımacılığında bilgi güvenliği ve siber güvenliğin sağlanması, sadece teknolojik altyapının güçlendirilmesiyle değil, aynı zamanda kapsamlı eğitim programları, düzenli güvenlik denetimleri ve uluslararası standartlara uyum ile mümkündür. Bu hem operasyonel güvenliği hem de yolcu ve kargo güvenliğini sağlamak için kritik öneme sahiptir.

ISO 27001 ve Tedarik Zinciri Bilgi Güvenliği Kontrolleri

ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi (BGYS), kuruluşların bilgi varlıklarını korumak için uluslararası kabul görmüş bir çerçeve sunar. Lojistik sektöründe, tedarik zincirinin karmaşıklığı ve çok paydaşlı yapısı nedeniyle bilgi güvenliği riskleri daha da artmaktadır. 2022 yılında yayımlanan güncel ISO 27001 versiyonunda, bu riskleri yönetmek ve azaltmak için özellikle tedarikçi ilişkileri ve tedarik zinciri bilgi güvenliği kontrollerine yer verilmiştir.

Tedarikçi ilişkilerinde bilgi güvenliği: Standardın Ek-A kontrolleri içinde yer alan A.5.19 “Tedarikçi ilişkilerinde bilgi güvenliği” kontrolleri, tedarikçi ilişkilerinde üzerinde anlaşmaya varılmış bir düzeyde bilgi güvenliği sağlamak amacıyla, tedarikçinin ürün veya hizmetlerinin kullanımıyla ilgili bilgi güvenliği risklerini yönetmek için süreçler ve prosedürler tanımlanması ve uygulanması yönünde bir dizi kontrol adımlarını belirlemiştir. Bu tür kontroller lojistik şirketlerinin tedarik zinciri boyunca bilgi güvenliğini sağlamalarına yardımcı olur.

Tedarikçi anlaşmalarında bilgi güvenliği: Kuruluşlar, tedarikçilerin bilgi varlıklarına erişimiyle ilgili riskleri azaltmak amacıyla bilgi güvenliği gereksinimlerini tedarikçilerle yazılı olarak kararlaştırmalıdır. İlgili bilgi güvenliği gereklilikleri, tedarikçi ilişkisinin tipine dayandırılarak her tedarikçi ile oluşturulmalı ve üzerinde anlaşmaya varılmalıdır. Belirlenen bilgi güvenliği gerekliliklerinin karşılanması için şartların sözleşmelere dahil edilmesi düşünülebilir (ISO 27001:2022, Ek-A.5.20). Bu politika, özellikle kuruluşun bilgilerine erişen tedarikçileri ele almalı ve uygulanacak bilgi güvenliği kontrollerini net bir şekilde tanımlamalıdır. Bu, lojistik operasyonlarında kullanılan üçüncü taraf yazılımlar, donanımlar veya hizmet sağlayıcıları için kritik öneme sahiptir.

BİT tedarik zincirinde bilgi güvenliği yönetimi: BİT ürünleri ve hizmetleri tedarik zinciri ile ilişkili bilgi güvenliği risklerini yönetmek için süreçler ve prosedürler tanımlanmalı ve uygulanmalıdır (ISO 27001:2022, Ek-A.5.21). BT hizmetleri, lojistik araçları, finansal hizmetler, BT altyapı bileşenleri gibi kuruluşun bilgilerine erişim izni verilen farklı tedarikçi türleri belirlenmeli ve bu türler için özel güvenlik gereksinimleri tanımlanmalıdır. Her tedarikçi türü için risk seviyesi farklı olacağından, buna uygun güvenlik önlemleri alınmalıdır. Sözleşmeler, farklı kuruluşlar ve tedarikçi türleri arasında önemli ölçüde farklılık gösterebilir. Bu nedenle, bilgi güvenliği risklerini ele almak için ilgili tüm gereklilikleri dahil etmeye özen gösterilmelidir.

Standart proses ve yaşam döngüsü: Tedarikçi ilişkilerini yönetmek için standart bir süreç ve yaşam döngüsü oluşturulmalıdır (Ek-A.5.21). Bu, tedarikçi seçimi, sözleşme yönetimi, performans izleme ve sözleşme sonlandırma süreçlerinde bilgi güvenliği gereksinimlerinin entegre edilmesini sağlar.

Erişim kontrolü ve izleme: Tedarikçilerin kuruluşun bilgi sistemlerine erişim türleri ve seviyeleri belirlenmeli, bu erişimler sıkı bir şekilde kontrol edilmeli ve sürekli olarak izlenmelidir (Ek-A.5.19). Yetkisiz erişim denemeleri veya şüpheli faaliyetler anında tespit edilmeli ve müdahale edilmelidir.

Asgari bilgi güvenliği gereksinimleri: Kuruluşun iş ihtiyaçları, yasal gereksinimler ve risk profili temel alınarak, her bir tedarikçi anlaşması için asgari bilgi güvenliği gereksinimleri belirlenmelidir (Ek-A.5.19). Bu gereksinimler, veri şifreleme, erişim kontrolü, güvenlik denetimleri ve olay yönetimi gibi konuları kapsayabilir.

Uyumluluğun izlenmesi ve denetimi: Tedarikçilerin belirlenen bilgi güvenliği gereksinimlerine uyumunu izlemek ve düzenli olarak denetlemek önemlidir (Ek-A.5.22). Bu, üçüncü taraf denetimleri, güvenlik testleri veya performans değerlendirmeleri yoluyla yapılabilir. Lojistik şirketleri, tedarikçilerinin ISO 27001 sertifikasına sahip olmasını veya benzer güvenlik standartlarına uymasını talep edebilir. Örneğin Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsü (AEO: Authorized Economic Operator) uluslararası ticarette gümrük işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla güvenilir firmalara ISO 27001 belgesi şartı gerektirmektedir.

Veri bütünlüğü ve doğruluk kontrolleri: Tedarikçiler tarafından sağlanan veya işlenen bilgilerin doğruluğunu ve bütünlüğünü sağlamak için kontroller uygulanmalıdır. Bu, veri giriş kontrolleri, veri doğrulama mekanizmaları ve veri bütünlüğü denetimlerini içerebilir (Ek-A.5.20).

Acil durum ve ihlal olaylarının yönetimi: Tedarikçi erişimiyle ilişkili acil durumlar (örneğin, siber saldırılar, veri ihlalleri) ve olaylar için hem kuruluş hem de tedarikçilerin sorumluluklarını içeren prosedürler oluşturulmalıdır. Olay müdahale planları, bu tür durumların hızlı ve etkili bir şekilde yönetilmesini sağlamalıdır (Ek-A.5.20).

Kurtarma ve acil durum düzenlemeleri: Bilgi ve bilgi işleme sistemlerinin kullanılabilirliğini sağlamak için esneklik ve gerektiğinde kurtarma ve acil durum düzenlemeleri yapılmalıdır (Ek-A.5.22). Bu, yedekleme (Ek-A.8.13) ve felaket kurtarma planlarını içerebilir (Ek-A.5.30).

Farkındalık Eğitimi: Kuruluşun satın alma ve tedarikçi ilişkileriyle ilgili personelinin bilgi güvenliği politikaları ve prosedürleri hakkında farkındalık eğitimi alması sağlanmalıdır. Ayrıca, tedarikçi personeliyle etkileşimde olan kuruluş personeli için de siber güvenlik farkındalığı eğitimleri düzenlenmelidir.

Sonuç

Lojistik sektörü, küresel ekonominin ve ticaretin bel kemiğini oluştururken, dijitalleşmenin getirdiği kolaylıkların yanı sıra ciddi bilgi güvenliği riskleriyle de karşı karşıyadır. Günümüzde siber suçların artması ve sürekli yeni tehditlerin ortaya çıkmasıyla riskleri yönetmek gittikçe zorlaşmaktadır. Kara, deniz ve havayolu taşımacılığı gibi farklı modlar, kendilerine özgü operasyonel yapıları ve teknolojik bağımlılıkları nedeniyle çeşitli siber tehditlere maruz kalmaktadır. Fidye yazılımları, oltalama saldırıları, tedarik zinciri zafiyetleri, IoT cihazlarına yönelik tehditler ve veri hırsızlığı, lojistik şirketlerinin operasyonel sürekliliğini, finansal istikrarını ve itibarını doğrudan etkileyen başlıca risklerdir.

Bu risklerle mücadele etmek ve lojistik operasyonlarının güvenliğini sağlamak için kapsamlı bir bilgi güvenliği stratejisi benimsemek zorunludur. Kuruluşların çalışanları, süreçleri ve kullandıkları teknoloji boyutlarında bilginin gizlilik, bütünlük ve erişilebilirlik özellikleri bağlamında yönetilmesi için bir rehberlik sağlayan ISO 27001 sadece yasal ve düzenleyici gereklilikleri karşılamakla kalmaz, aynı zamanda operasyonel dayanıklılığı artırır, müşteri güvenini pekiştirir ve şirketin itibarını korur. ISO 27001 Bilgi Güvenliği Yönetim Sistemi, ISO 22301 İş Sürekliliği Yönetim Sistemi gibi uluslararası kabul görmüş standartlar bu stratejinin temelini oluşturarak, özellikle tedarik zinciri boyunca bilgi güvenliği kontrolleri ile şirketlere yol göstermektedir. Tedarikçi ilişkilerinde bilgi güvenliği politikalarının oluşturulması, tedarikçi türlerinin belirlenmesi, erişim kontrolü, uyumluluğun izlenmesi ve acil durum yönetimi gibi kontroller, lojistik sektöründeki siber riskleri minimize etmek için hayati öneme sahiptir.

Sonuç olarak, lojistik sektöründe bilgi güvenliği, sadece bir IT konusu olmayıp, operasyonel mükemmelliğin, yasal uyumluluğun ve sürdürülebilir büyümenin temel bir bileşenidir. Şirketlerin, teknolojik önlemlerin yanı sıra, çalışan farkındalığını artırarak, düzenli güvenlik denetimleri yaparak ve uluslararası standartlara uyum sağlayarak siber dayanıklılıklarını güçlendirmeleri gerekmektedir. Bu sayede, lojistik sektörü, dijital çağın getirdiği zorlukların üstesinden gelerek, küresel tedarik zincirlerinin güvenli ve kesintisiz akışını sağlamaya devam edebilecektir.

Lojistik Sektöründe Bilgi Güvenliği Ve Boyutları Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemAltay ONUR,
Makine Y. Müh. / BVL Chapter Türkiye
altay.onur@gmail.com

 

 

 

 

Referanslar:

[1] “Lojistik Sektöründe Siber Güvenlik Tehditleri ve Korunma Yöntemleri”. Erişim adresi: https://www.securefors.com/lojistik-sektorunde-siber guvenlik-riskleri-ve-korunma-yontemleri/

[2] “Lojistik Sektöründe Siber Güvenlik”. Erişim adresi: https://krontech.com/tr/lojistik-sektorunde-siber-guvenlik

Alüminyum Teknolojileri, Makina Ürünleri İhtisas Fuarı ALUEXPO 2025 18-20 Eylül 2025

Alüminyum Teknolojileri, Makina ürünleri İhtisas Fuarı
Alüminyum Teknolojileri, Makina Ürünleri İhtisas Fuarı

Alüminyum Teknolojileri, Makina Ürünleri İhtisas Fuarı ALUEXPO 2025
18-20 Eylül 2025 İstanbul Fuar Merkezi 

Alüminyum Teknolojileri, Makina ürünleri İhtisas Fuarı
Alüminyum Teknolojileri, Makina Ürünleri İhtisas Fuarı
  1. Uluslararası Alüminyum Teknolojileri, Makina ve Ürünleri İhtisas Fuarı – ALUEXPO, 18-20 Eylül 2025 tarihlerinde sektörün devlerini İstanbul Fuar Merkezi’nde bir araya getiriyor.

Türkiye’de metalürji ve alüminyum sektörlerinin en prestijli buluşma noktası olan ALUEXPO 2025, 18-20 Eylül 2025 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi’nde kapılarını açıyor. Hannover Messe Ankiros Fuarcılık A.Ş. tarafından düzenlenen fuar, bu yıl 9. kez gerçekleşecek ve 30 ülkeden 466 katılımcı firmayı, 80’den fazla ülkeden 15 bine yakın profesyonel ziyaretçiyle buluşturacak.

ALUEXPO, 50.000 m2’ye yayılan stand alanında, alüminyum teknolojilerinin en yeni ürün ve çözümlerine ev sahipliği yaparken, sektörün yerli ve yabancı temsilcilerini üretimden Ar-Ge’ye, geri dönüşümden dijitalleşmeye kadar birçok başlıkta bir araya getirecek.

Alüminyumun Gücü ALUEXPO’da

Fuarda; ergitme, döküm, ısıl işlem teknolojileri, ekstrüzyon ve tel çekme sistemlerinden yüzey işlem teknolojilerine, kaplamalardan yapay zeka uygulamalarına kadar uzanan geniş bir ürün yelpazesi sergilenecek. Ayrıca, alüminyumun farklı alaşım ve formlarındaki yarı mamul ve nihai ürünler de ziyaretçilerle buluşacak.

  1. Uluslararası Alüminyum Sempozyumu ile Bilimsel Derinlik

ALUEXPO 2025 ile eş zamanlı olarak, 18-19 Eylül 2025 tarihlerinde, TALSAD (Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği), TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi ve METEM iş birliğiyle 12. Uluslararası Alüminyum Sempozyumu düzenlenecek. Akademisyenler, mühendisler ve sektör profesyonelleri, alüminyum teknolojilerinde yaşanan son gelişmeleri bilimsel bir zeminde tartışacak.

TALSAD IK Standında iş fırsatları sunuluyor

Fuarda yer alacak olan TALSAD IK standında öğrenciler ve iş arayışı içinde olan profesyonellerin sektör yetkilileriyle buluşma fırsatı olacak.

Alüminyumun yaratıcı yüzü, ALUSart

Aüminyumun sanatsal yönünü ve yaratıcı potansiyelini ortaya koyan uluslararası bir sergi olan ALUSart, ALUS’12 Sponsorları’nın desteği ile TALSAD (Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği) küratörlüğünde düzenleniyor. Sergi, alüminyumun yalnızca endüstriyel bir malzeme olmadığını, aynı zamanda estetik, dönüşebilir ve ilham verici bir yaratım aracı olduğunu vurguluyor. Sanatçılar, tasarımcılar ve yaratıcı zihinler, bu dayanıklı malzemeyi özgün formlara dönüştürerek izleyiciyi düşünmeye, hissetmeye ve yeni bakış açıları kazanmaya davet ediyor. ALUSart, ALUS’12 kapsamında AluExpo 2025 Fuarı Salon 1’de ziyaretçilerini bekliyor.



İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz.
Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır.
Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız.
Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.
Prof. Dr. Murat Erdal 

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri:
İçerikleri incelemek için tıklayınız.

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400 Standardı Eğitimi (2 gün)
☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)
☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)
☐ İdari İşler ve Tesis Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)
☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Dış Ticaret Eğitimi Dis Ticaret Lojistik Sozlesme Egitimi
Dış Ticarette Lojistik Operasyon ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi için tıklayınız. 

-> EĞİTİM KATALOĞUNU İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

-> Eğitim teklifi almak için -> egitim@satinalmadergisi.com 

—————————————————————————————————–

Anahtar Sözcükler: TALSAD, Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği, Alüminyum, metalürji, alüminyum, ALUEXPO, ALUSart, ALUS, AluExpo, Alüminyum Teknolojileri, Makina Ürünleri İhtisas Fuarı, ALUEXPO2025

Deneme Süresi İçinde İşçinin Hastalanması veya Kazaya Uğraması Halinde Deneme Süresi Uzatılabilir mi?

Deneme Süresi İçinde İşçinin Hastalanması Veya Kazaya Uğraması Halinde Deneme Süresi Uzatılabilir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Deneme Süresi İçinde İşçinin Hastalanması veya Kazaya Uğraması Halinde Deneme Süresi Uzatılabilir mi?

Lütfi İNCİROĞLU

Deneme Süresi İçinde İşçinin Hastalanması Veya Kazaya Uğraması Halinde Deneme Süresi Uzatılabilir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem4857 sayılı İş Kanunu’nun 15 inci maddesinde düzenlenmiş olan deneme süresi, belirsiz süreli iş sözleşmelerinde olduğu gibi belirli süreli iş sözleşmelerinde de geçerlidir.

Deneme süresi 4857 sayılı Kanuna göre en çok iki ay olabilir. Deneme süresinin uzun bir süre olarak belirlenmesi işçinin aleyhine bir durumdur. Bunun için yasa koyucu deneme süresinin üst sınırını belirlemiştir. Ancak toplu iş sözleşmeleriyle en çok dört aya kadar uzatılmasına imkan tanınmıştır.

Deneme süresinin başlangıcı işçinin fiilen işe başladığı tarihtir. İşçi, iş sözleşmesinin yapıldığı tarihten sonraki bir tarihte işe başlamışsa, deneme süresinin başlangıcı sözleşme tarihi değil, işçinin fiilen çalışmaya başladığı tarih olmalıdır. Hastalık, grev gibi iş sözleşmesini askıya alan nedenler deneme süresinin işlemesine engel oluşturmaz.

Yargıtay’a göre deneme süresi, iş sözleşmesine konulacak bir hükümle; işçinin çalışma şartlarını görmesi, sözleşme ile üstlenilen işin somut duruma uygunluğu ve işi yapabilme becerisini anlaması, işverenin ise işçinin sözleşme ile üstlendiği işi yapabilme yeteneğini verimini, ölçen bir süredir. Deneme süresinde işçinin ve işverenin şahsına bağlı özellikler test edilir. İş sözleşmelerinin taraflar arasında kişisel ve sürekli ilişkiler kuran özelliği, tarafların bu yönde bir ihtiyaç duymalarının haklı gerekçesini oluşturur[1].

İş sözleşmesi taraflar arasında karşılıklı güvene dayalı sürekli borç ilişkisi kurduğu için, işçinin meslekî bilgi ve becerisini, çalışma şekli ile işyerine uyumu ve davranışlarını öğrenme bakımından belli bir süre denenmesinde işverenin korunmaya değer bir menfaati bulunmaktadır. Bu süre içinde beklentilere ulaşılamaması halinde işveren bildirim süresi tanıma ve tazminat ödeme yükümü olmaksızın iş sözleşmesinden kurtulabilecektir[2].

Esasen deneme süresi işçinin çıkarı için de öngörülmüş olabilir. İşçinin işyerindeki uygulamaları görerek uyum sürecini değerlendirmesi ve gerektiğinde sözleşmeden kolayca kurtulması amacına yönelik olarak da deneme süresi öngörülebilir.

İş sözleşmesinde bir deneme süresi belirlenmesi zorunlu değildir. Deneme süresi öngörülmeden de iş sözleşmesi yapılabilir. Ancak taraflar böyle bir deneme süresi öngörmüşlerse bunun süresi, uzatılması ve sonuçları Kanunda düzenlenmiştir.

Deneme süreli iş sözleşmesinin en önemli özelliği, tarafların deneme süresi içinde bildirim öneline uymaksızın ve tazminatsız olarak iş sözleşmesini feshedebilmeleridir. İlerde hesaplanacak olan kıdem süresi bakımından deneme süresi de dikkate alınacaktır.

Deneme süresi içinde taraflar sözleşmeden doğan borçlarını yerine getirmekle yükümlüdürler. İşçinin çalıştığı günler için ücret ve diğer hakları saklıdır. Bunun dışında bir iş karşılığı olmaksızın hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretine hak kazanılır. Maddede işçinin çalıştığı günler için ücret ve diğer haklarının saklı olduğu belirtilmişse de bu hüküm geniş yorumlanmalıdır.

Deneme süresi içinde fesih sebebiyle iş sözleşmesinde kararlaştırılmış olan sözleşmenin haksız feshine bağlanan cezaî şartın ödenmesi gerekmez. Ayrıca usulüne uygun olarak konulmuş bir deneme süresi içinde gerçekleşen fesih sebebiyle sözleşmenin kalan süresine ait ücret talebi de mümkün değildir.

Deneme süresi içinde işçinin sigorta priminin ödenmesi gerekir. İşçi deneme süresi içinde sendikaya üye olabilir, toplu iş sözleşmesinden yararlanır, grev hakkını kullanabilir. Deneme süresi içinde işverenin fesih hakkı da sınırsız değildir. Başka bir anlatımla deneme süresi içinde sendikal nedenlerle işçinin iş sözleşmesinin feshi halinde işçinin sendikal tazminat talep etme hakkı vardır. Aynı şekilde deneme süreli iş sözleşmesi, işverenin 4857 sayılı Kanunun 5a inci maddesinde öngörüldüğü üzere, fesihte eşit davranma borcuna aykırı davranması imkanını tanımaz.

Deneme süreli iş sözleşmesi yapma hakkının kötüye kullanıldığı durumlarda, deneme süreli iş sözleşmesinin varlığından söz edilemez. Deneme süresi, işçi ve işverene sözleşmeden daha kolay bir şekilde dönme imkanı sağlamaktadır. Amaç tarafların birbirlerini tanımalarıdır. Ancak salt işçinin haklarını ortadan kaldırmak için bu yola gidilmesi halinde, yasal bir hakkın kötüye kullanımından söz edilir. İşverenin işyerinde yıllarca çalışmış bir işçisiyle aynı işte çalışması için deneme süresi öngören yeni bir sözleşme yapması buna örnek olarak verilebilir. Yine, işverenin sürekli olarak 2 şer aylık deneme süresi öngörülerek işçi çalıştırması ve bunun genel bir uygulama halini alması durumunda kötü niyetin varlığından söz edilebilir[3].

İşçinin aynı işverene ait işyerinde çalışırken veya daha önce çalıştığı işyerine ikinci kez işe girişinde öngörülen deneme kaydı geçersizdir (Yargıtay 9.HD. 13.10.2008 gün, 2008/36062 E, 2008/26704 K).

Sonuç olarak, deneme süresi içinde işçinin hastalanması veya kazaya uğraması sonucunda bir süre işine devam edememiş olması, söz konusu sü­renin aynı miktarda uzatılmasını gerektirmez. Ancak sözleşmenin tarafları gerek duyuyorlarsa, sözleşmeyi feshettikten sonra deneme süreli ikinci bir sözleşme imzalayabilirler.

Deneme Süresi İçinde İşçinin Hastalanması Veya Kazaya Uğraması Halinde Deneme Süresi Uzatılabilir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemYargıtay’a göre de, “Deneme süresinin başlangıcı işçinin fiilen işe başladığı tarihtir. İşçi, iş akdinin yapıldığı tarihten sonraki bir tarihte işe başlamışsa, deneme süresinin başlangıcı sözleşme tarihi değil, iş­çinin fiilen çalışmaya başladığı tarih olmalıdır. Hastalık, grev gibi iş akdini askıya alan nedenler deneme süresinin işlemesine engel oluşturmaz.

Lütfi İNCİROĞLU

 

Kaynakça:

[1] Y9HD.3.6.2013 T., E.2011/17043, K.2013/16871 Legalbank.

[2] Y9HD.3.6.2013 T., E.2011/17043, K.2013/16871 Legalbank.

[3] Y9HD.3.6.2013 T., E.2011/17043, K.2013/16871 Legalbank.

İş İmkanı sunan bu programı kaçırmayın 12. Dönem Uygulamalı GÜMRÜK ve DIŞ TİCARET UZMANLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI

Eğitim Sertifika Programı Gümrük Ve Dış Ticaret
GÜMRÜK ve DIŞ TİCARET UZMANLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI

İş İmkanı sunan bu programı kaçırmayın.

12. Dönem Uygulamalı GÜMRÜK ve DIŞ TİCARET UZMANLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI. 

Son Başvuru: 18.9.2025

 

Eğitim Sertifika Programı Gümrük Ve Dış Ticaret
GÜMRÜK ve DIŞ TİCARET UZMANLIĞI SERTİFİKA PROGRAMI

Ünsped Gümrük Müşavirliği ve Lojistik Hizmetler A.Ş.İstanbul Üniversitesi

Katılım şartları ve kayıt için : https://sem.istanbul.edu.tr

Program Yeri: Online eğitim (zoom) 60 saat
Tel: (0212) 440 17 36
Program Tarihi: 20 Eylül – 19 Ekim 2025
Son Başvuru Tarihi: 18 Eylül 2025

Ders Programını Görmek için: https://sem.istanbul.edu.tr/tr/content/uygulamali-gumruk-ve-dis-ticaret-uzmanligi-sertifika-programi/ders-programi

Anahtar Sözcükler: gümrük, dış ticaret, sertifika, ithalat, ihracat, mevzuat, rejim, lojistik, taşımacılık, iş, kariyer, Ünsped, Gümrük Müşavirliği, İstanbul Üniversitesi, Sürekli Eğitim Merkezi