Erdem Karagöz ile İknanın Anatomisi Webinar’ı Gerçekleşti.
Yapay Zeka Çağı
Merhaba Dostlarım,
Dünya, yıllardır beklenen yeni bir çağ olan Yapay Zeka Çağı’na giriş yaptı.
Dünyayı teslim alan salgın, ülke devlet toplumlarına zor zamanlar yaşatıyor.
Teknolojik açıdan baktığımızda;
- Web 1,
- Web 2,
- Web 3,
- Web 4,
yaşayan bir dünya olarak, yeni bir süreç olan,
- Web 5 e giriş yaptık.
Temeli 60 Ghz ile çalışan teknoloji ve süreçleridir.
- Yapay Zeka donanımla cihazlar,
- Otonom ve Sürücüsüz Araçlar,
- İnsansız Hava Araçları,
- Çipler,
Altyapının baştan aşağıya değişmesi olarak yorumlayabiliriz.
Bundan sonraki görüşlerimizi;
- 2020 yılı öncesi,
- 2020 yılı sonrası,
olarak ayıracağımızı düşünüyorum.
Dünyadaki teknolojiyi ve yaşanan gelişmeleri incelediğimizde;
2019 yılının ortalarında Neuro Marketing Biliminde yaşanan devrimsel değişiklikleri sizler ile paylaşmıştım.
Kısaca üzerinden geçecek olursak;
Özellikle kasım ayından itibaren;
- Renkler,
- Paketleme,
- Siyasal Algı,
- Videolar,
- Reklamlar,
- Satınalma Davranışları,
- Pazarlama ve Satış Stratejileri,
- İkna Sanatı,
- Duygusal Yönetim,
- Teknoloji,
gibi ölçütleri sıralayabiliriz.
Dünya yeni yapılanma içinde, endüstri alanında da yeni gelişmelere sahne olmaktadır.
Endüstri 5.0 yeni düzende yerini alarak, yeni girişimlere konu olacaktır.
Dünya toplumlarında hızla artan dijital mecraların kullanımı, eğitim alanında da önemli gelişme ivmesi yakalayacaktır.
Online eğitim sisteminin önemli derecede çıkış yakalaması,
- Arttırılmış Sanal Gerçeklik,
- Hologram,
Teknolojilerinin devreye girmesi ile, özellikler Alfa kuşağı eğitimini aldığı ve öğrendiği konuları Deneyimleyerek daha basit ve kolay öğrenecektir.
Bireylerin ihtiyaç hissettikleri ürün ve hizmetler Müşteri Deneyimi ile şekillenecek.
Toplumların satınalma davranışlarında artış yaşanarak dijital mecralarda ve fiziki alanlarda;
- Dijital Para,
- Sıcak Para,
daha fazla etkisini hissettirecek.
Ödeme sistemleri;
- Kredi Kartı,
- QR Kare Barkod,
- Temassız Ödeme,
şeklinde gerçekleşecek.
Müşteri ve Tüketici grupları, ürün ve hizmetler hakkında Chatbot larında hayatımızın içinde yer alması ile, daha fazla bilgi sahibi olacaklar.
Yapay Zeka Entegreli Chatbot lar sayesinde, bilgiye ulaşma hızımız saniyeler içinde olacak.
Chatbot lar ile her istediğimiz işlemler ve satınalmalarımız konuşarak fiziki bir temas olmadan daha basit ve rahat olacak şekilde kullanabileceğiz.
Lojistik ve Tedarik Zinciri Yapay Zeka teknolojisi ile tasarruf ettiren yaklaşımlar yapılandırılarak, mesafeler kısalacak ve niche sektörler denenmeye başlanacaktır.
Teknolojik olarak yapılanan dünya ekosisteminde her işletmenin canlı kalması ve varlığını ilerleyen süreçlere aktarabilmesi hayati önem taşımaktadır.
Süreci takip etmek durumunda olan; KOBİ veya daha küçük boyutta iş yapanlar, kendilerini dijital Mecralarda hissettirmek ve dünyaya açılan kapıda yerlerini alması süreklilik için en önemli çalışmalar olacaktır.
Hep birlikte hayatın içinde yaşıyoruz. Zaman geçtikçe yaşanan gelişmeleri toplumlar olarak deneyimleyip yaşayarak tecrübe edeceğiz.
Buyer Network Webinar Serisi #6 – İknanın Anatomisi Etkinliği İle Devam Ediyor.
Etkinlik Tarihi: 25 Nisan 2020 Cumartesi
Saat: 16.00 – 17.00
Bağlantı Linki: webinar.buyernetwork.net (Etkinlik saatinde aktifleşecektir)
“Pardon kendinizi ikna etmek, güçlü nedenlerinizi ortaya çıkartmak için 10 dakikanızı alabilir miyim?
‘Türk İşi İkna’ kitabı yazarından Türk işletim sistemi ve kodlarını konuşmaya ve soru yağmuruna hazır mısınız?
Beyler dikkat bugün kadınları anlamak bölümü üzerinde konuşacağız. (Sadece konuşacağız!)
Beyin, bilinçaltı, güçlü sorular, etkin dinleme ve dünyanın kullandığı ikna tekniklerini konusunda keyifli bir sohbet sizi bekliyor.
Tüm katılımcılara sürprizimiz var. Sizi ve değişime yatırım yapan dostlarınızı beklerim.”
Erdem Karagöz
“Türk İşi İkna” kitabının yazarından İknanın Anatomisi’ni dinlemek için sizleri webinar’ımıza bekliyoruz.
Eğitmen Özgeçmiş:
Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi sonrası sahada kurumsal şirketlerde çalıştı. 15 yıldır değişim,güncel bilgi ve davranış değişikliği hedefli eğitimler vermektedir.
Kevin Hogan Türkiye Partneri olan Karagöz 4 yıl boyunca United firmasında Brian Tracy khow how eğitimlerini verdi. Satış ve ikna alanlarında yayınlanmış 5 kitabı olan Erdem Karagöz kitap ve içerik üretme çalışmalarına devam etmektedir.
AB ve Çalışma Bakanlıkları tarafından akredite master trainer olarak projelerde yer almaktadır. Evli ve Zeynep’in babasıdır.
Nisan Ayı Güncel Etkinlik Takvimi:

Dış Ticaret Operasyonun Bir Adı “Sorun” ise Diğer Adı “Çözüm”dür
Sorun çıkmayan bir ithalat -ihracat işlemi hemen hemen yok gibidir. Tıkır tıkır işleyen bir operasyon sürecine pek rastlanılmaz. Bu da, departman çalışanları için oldukça yıpratıcı bir durumdur. Yani dış ticaret operasyon personeli, aynı şirketteki başka bir departman çalışanından belki on kat daha fazla stres yüklenir.
Ne gibi sorunlardır bunlar?
İlk aklıma gelenleri altta sıralayayım;
Tedarikçide mal hazırdır, ama nakliyeci o hafta aracı organize edemez.
Malzemeler deniz aşırı bir yerden alınacaksa, ilgili tarihlerde uygun gemi bulunamaz, bulunsa hava şartlarından dolayı limandan çıkamaz, varışı gecikir.
Malzeme Türkiye gümrüğüne vardığında nakliyecinin özet beyanı hatalı vermesinden dolayı ithalat işlemine başlanamaz.
Gümrükte TSE sürecinde evrakların bazıları kabul görmez.
Tedarikçinin gönderdiği evraklarda ATR veya Menşe Belgesinin eksik çıkar, öngürülenden daha fazla vergi ödenmek zorunda kalınır
Gümrükte sistemler gider ve o gün ithalat tamamlanamaz.. … vesaire…vesaire.
İşin kötüsü de depoya girmesi geciken malzeme de genelde üretim için çok kritiktir.
Bu tip sorunlardan onlarca sayılabilir.
Siz ne kadar planlı çalışırsanız çalışın öngörülemeyen bir aksiliğin vuku bulması hep muhtemeldir. Zira bu iş zamanla yarışılan bir iştir.
Peki sonra ne olur?
Dış Ticaret Operasyon personelleri bu sorunları aşmak için yoğun fiziksel, zihinsel emek harcar. “Yiğit düştüğü yerden kalkar” atasözündeki gibi tüm tarafları harekete geçirerek, süreci minimum zararla atlatmanın yolunu arar. Düzine ile telefon görüşmesi, desteyle mail yazışması ve sonunda beyanname kapanıp ve malzeme depoya getirilince iş, başarı ile sonuçlanmış olur.
Bu süreç gerçekten hep böyle midir?
Maalesef genelde böyledir. Ben kaleciliğe benzetirim. Yani daha önce yüzlerce gol kurtarsanız bile, bir tane talihsiz gol yediniz mi tüm bakışlar size çevrilir. Beni Lojistik eğitimi veren okullara öğrencilerle sohbet için davet ettiklerinde onlara ilk sözüm hep şöyle olmuştur; “Bu işi meslek olarak seçeceğim diyenler, stresi de yaşam tarzı olarak seçmek durumundadır.” Buradaki amacım kimseye pembe tablo çizmeden, işin doğrusunu anlatmak olmuştur.
Yani işin özeti; içinde nakliye yönetimi ve gümrükleme işlemlerini barındıran “dış ticaret operasyon” olgusunun sorun ve çözüm adında iki ismi bulunur ve ömür boyu hep bu iki ismiyle birlikte anılmak durumundadır.
1 Milyardan Fazla Android Cihaz Tehlike Altında
Google’nin yayınladığı son rapora göre Android cihazların %42,1’i hala Marshmallow olarak bilinen 6.0 veya daha önceki sürümlerle çalışıyor. Sayısı 1 milyardan fazla olan bu Android cihazlar, artık güvenlik güncellemeleri almadığı için kötü amaçlı yazılımlara maruz kalma veya virüs bulaşma riski altında. Bu nedenle 2012 yılından önce piyasaya sürülen Android cihazları kullananların özellikle endişe duyması gerektiğini belirten Bitdefender Türkiye Genel Müdürü Barbaros Akkoyunlu, artık güvenlik güncellemesi almayan telefon sahiplerine 5 uyarıda bulunuyor.
Google’nin yayınladığı son rapora göre dünya genelinde aktif olarak kullanılan Android cihazların %42,1’i hala Marshmallow olarak bilinen 6.0 veya daha önceki sürümlerle çalışıyor. Sayısı 1 milyardan fazla olan bu Android cihazlar, artık güvenlik güncellemeleri almadığı için kötü amaçlı yazılımlara maruz kalma veya virüs bulaşma riski altında. Bitdefender Türkiye Genel Müdürü Barbaros Akkoyunlu, geçen Eylül’de yayınlanan Android 10 ile birlikte Android 9.0 Pie ve Android 8.0 Oreo sürümlerine sahip Andorid cihazların güvenlik güncellemeleri alabildiğini ancak daha eski sürüme sahip telefonların bu güncellemelerden mahrum kaldığını belirterek Andorid kullanıcılarını uyarıyor.
Güncelleme Almayan Telefonlarda Öne Çıkan 3 Güvenlik Açığı
2012’den önce piyasaya sürülen Android telefonları kullananların özellikle endişe duyması gerekiyor, çünkü bu cihazlar Google’nin yayınladığı güvenlik geliştirmelerinden mahrum kalmış durumdalar ve aşağıdaki 3 tehlikeli güvenlik açığına karşı savunmasızlar.
1. BlueFrag: Verileri çalmak ve kötü amaçlı yazılım yaymak için cihazın güvenliğinin aşılmasına olanak verebilecek kritik bir güvenlik açığı.
2. Stagefright: ilk olarak 2015 yılında keşfedilen bu açık, MMS mesajı yoluyla kötü amaçlı yazılımları bulaştırmak için kullanılıyor.
3. Joker: Google Play mağazasında resmi bir uygulama olarak görünen, ancak indirilip kullanıldığında cihazlarda bulunan adres defterine izinsiz erişilmesini sağlayan bir güvenlik açığı.
Eski Model Telefon Kullananlara 5 Uyarı
Dünyada 500 milyondan fazla kullanıcıyı koruyan Bitdefender Antivirüs’ün Türkiye Genel Müdürü Barbaros Akkoyunlu, güvenlik güncellemesi almayan Android cihaz kullanıcılarına 5 uyarıda bulunuyor.
1. Google Play dışındaki 3. taraf uygulamaları indirirken dikkatli olun. Andorid cihazlardaki en büyük riskler resmi uygulama mağazası olan Google Play dışındaki kaynaklardan indirilen uygulamalardır.
2. Güncellemeleri kontrol edin. Eğer mevcut bir güvenlik güncellemesi varsa telefonunuzda gerekli yer açarak güncellemeyi yükleyin.
3. Mobil antivirüs yazılımı kullanın. Telefonunuzu güncel tüm tehditlerden koruyabilecek Bitdefender Mobile Security gibi mobil bir antivirüs yazılımı kullanın.
4. Tıkladığınız bağlantılara dikkat edin. SMS ve MMS mesajlarıyla gelen linklere çok dikkat edin.
5. Sürekli yedekleme yapın. Her ihtimale karşı tüm verilerinizi düzenli yedekleyerek olası bir kötü senaryoda önemli verilerinizi kaybetme riskini ortadan kaldırın.
İthalatçının İmzaladığı Poliçelerde Bankaların Sorumluluğu Nedir?
POLİÇE (DRAFT, BILL OF EXCHANGE)
Poliçenin tanımını yapalım öncelikle, sonrasında bankaların ne kadar taraf olup olmadıklarını inceleyelim.
Poliçe belli bir miktar paranın hamile ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız havale emrini taşıyan, özel şekil şartlarına tabi kıymetli evrak niteliğinde senettir. Poliçede üç taraf vardır.
Bunlar:
- Keşideci,
- Lehtar
- Muhataptır
Keşideci; senedi tanzim eden ve lehtara muayyen bedelin ödenmesi hususunda muhataba emir ve izin veren kimsedir.
Muhatap; poliçenin ödeyicisidir.
POLİÇEDE KABUL
Üzerine poliçe çekilen şahıs, poliçede gösterilen borcu ödeyeceğini belirttiği ve imzasıyla da bunu teyit ettiği zaman bu beyan kambiyo hukukunda “kabul beyanı” olarak adlandırılır.
Kabul ticari senetlerden yalnızca poliçe için geçerlidir. Muhatabın imzasının bulunmadığı, poliçe bedelini ödemek zorunda değildir, ancak muhatap, poliçe üzerine kabul şerhini koyduktan sonra bu beyanı dolayısı ile poliçe bedelinin sorumlusu olur. Her ne zaman ki imzasını poliçe üzerine borçlu sıfatı ile koyan muhatap, poliçe üzerindeki yazılı tutarı poliçe vadesinde ödeyeceğini kabul etmiştir.
BANKALAR POLİÇENİN ÖDENMEMESİNDEN SORUMLU MUDUR?
Poliçe yukarıdaki anlatıldığı şekilde sadece muhatap tarafından imzalanmış ve başkaca imza yok ise, bu poliçenin ödenmesinden sadece muhatap (borçlu) sorumlu olup, bankaların ödemeye ilişkin herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Diğer bir ifade ile bankalar poliçeye aval vermemişse, poliçenin ödenmemesinden bankalar asla sorumlu tutulamazlar, tüm sorumluluk muhatap / borçluya aittir.
COVID-19 Salgınına Karşı Türkiye’nin Direncini Artırmak

TSKB Ekonomik Araştırmalar son raporunda COVID-19 salgınının dünya genelinde yarattığı ekonomik sonuçlara ve önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. “COVID-19 Salgınına Karşı Türkiye’nin Direncini Artırmak” başlıklı rapor, finansal kaynaklar dahil tüm imkanların esnek bir şekilde kullanılmasının önemine dikkat çekerken, hızlı bir iktisadi iyileşme ve sağlıklı bir finansman dengesi için çözüm önerileri sunuyor.
Bir sağlık sorunu olarak başlayan COVID-19 salgını, iktisadi, finansal ve sosyal yönleri olan çok boyutlu bir küresel krize evrildi. Böylesi kuvvetli bir belirsizliğin nasıl yönetileceği sorusunun önemi ise gün geçtikçe artıyor. Hazırladığı raporlarla Türkiye ekonomisine yol haritası çıkaran Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), son raporunda COVID-19 salgınını ele aldı. Ekonomik Araştırmalar departmanı tarafından hazırlanan “COVID-19 Salgınına Karşı Türkiye’nin Direncini Artırmak” başlıklı rapor, salgının derinleşen ekonomik etkilerini ortaya koyarken, gelecek döneme de ışık tutuyor.
Feridun Tur, Şakir Turan, Cem Avcıoğlu ve Gül Yücel tarafından hazırlanan çalışma, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF), 14 Nisan’da yayınladığı ve ilk hasarı ortaya koyan raporu hatırlatarak, 2020 içerisinde 170 IMF üyesi ülkede, kişi başına milli gelirin daralacağı beklentisine dikkat çekiyor.
Türkiye için uygun fonlama imkânlarıyla risklerin sınırlandırılması mümkün
Rapora göre; Türkiye ekonomisinin, ihracat ve turizmden dolayı COVID-19 kaynaklı gelişmelere duyarlılığına paralel olarak, büyüme görünümü üzerindeki aşağı yönlü riskleri de artıyor. Ancak uygun fonlama imkânlarıyla finansal kanalların güçlendirilebilmesi, dolayısıyla risklerin sınırlandırılması mümkün.
Raporda ayrıca önümüzdeki dönemde, şirketlerin arz ve talep taraflı sorunların yanı sıra küresel değer zincirindeki bozulmadan kaynaklı sorunlarla da karşılaşmaya devam edeceğine işaret edilirken, şu ifadelere yer veriliyor: “Bu nedenle şirketlerin mevcut işgücü ve üretimlerini koruması, işletme sermaye ihtiyaçlarını makul maliyetlerle karşılayabilme kabiliyetlerine bağlı olacaktır. Finansal kriz dönemlerinde, şirketler işletme sermayesi yönetimlerini iyileştirerek, dış finansman ihtiyaçlarını azaltmaya çalışırlar. Ancak Covid-19 salgınının tüketici güvenini kırılganlaştırırken tüm sektörlere yaygın biçimde olumsuz etki etmesi, işletme sermayesi yönetimindeki hedeflerin önünde engel teşkil ediyor. Bu nedenle, şirketlerin somut bir ekonomik toparlanma gerçekleşene kadar likidite sorunlarının çözümünde dış finansmana başvurmaları olası görünüyor.”
COVID-19 öncesi dünyanın gerçeklerinin, COVID-19 sonrası dünyanın ihtiyaçları ile uyumlu hale getirilmesinin gerekliliğine işaret edilen raporda, bu yöntemin uygulanması gereken üç temel alan ise şöyle sıralanıyor: “Değer zincirinin yaşanan küresel şokun getirdiği olumsuz etkiden korunması, işgücü piyasasının korunması ve desteklenmesi ve sanayi ve hizmetler sektörlerinin dönüşümünün kurgulanması.”
Sıralanan bu alanlara uyumlu olarak şu prensiplerin de planlama sürecine katılması öneriliyor:
- Her sektör ve sektör oyuncusu için sürdürülebilir yatırım duruşunun desteklenmesi,
- Kapsayıcılık prensibi gereği en çok ihtiyacı olan gruplara, en çok ihtiyaçları olan dönemde destek verilmesi,
- Toplumsal cinsiyet dengesini gözeten ve iyileştiren adımların atılması,
- Proaktif bir şekilde, iklim risklerini dikkate alan bir duruşla planlamaların yapılması.
COVID-19 Salgınına Karşı Türkiye’nin Direncini Artırmak başlıklı raporda öne çıkan diğer satır başları ise şöyle:
- Pandeminin doğrudan ve dolaylı etkileri karşısında, hükümetlerin şirketlere destek olmak için attığı adımlar üç başlık altında toplanabilir. Firmaların nakit akımlarını iyileştirmek adına, hükümetlerin %65’i finansal koşullarda gevşemeye giderken, %26’sı firmaların mal ve hizmetlerine talebi canlandırdı. Hükümetlerin %53’ü ise istihdam ve maaşlara yönelik destek paketleri açıkladı ve devlete ilişkin ödemelerde azaltıma ya da iptale gitti.
- Dünya çapında COVID-19’un etkilerini azaltmaya yönelik çok sayıda finansman fırsatları sunuldu. Bu fırsatlar, genel olarak işgücünün korunmasına ve desteklenmesine ve küresel değer zincirindeki bozulmanın olumsuz etkilerinden sakınılmasına odaklanıyor.
- Türkiye ekonomisinin, dış talep ve turizm faaliyetlerine olan duyarlılığı artarken, COVID-19 kaynaklı gelişmelerin büyüme görünümü üzerindeki aşağı yönlü riskleri artırdığı görülüyor. Bununla birlikte, uygun fonlama imkânlarıyla finansal kanalların güçlendirilmesi suretiyle bu risklerin sınırlanabilmesi mümkün.
- Türkiye imalat sanayi katma değerinin %5’i Çin’den gelen girdilerle yaratılmakta. AB ülkelerinin imalat sanayi sektöründeki payı %6 dolayında. Bu nedenle, önümüzdeki dönemde imalat sanayinin %10’undan fazlasının tedarik zincirlerindeki aksamadan kaynaklı olarak girdi arzında sorun yaşama riskiyle karşı karşıya kaldığı görülüyor.
- UNCTAD’a (2020) göre Çin’den ürün tedarikinde sorun yaşanması durumunda Türkiye’de en çok etkilenecek sektörlerin tekstil, giyim ve otomotiv olduğu görülmekte.
- Konu iklim sorumlu bir perspektiften değerlendirildiğinde kalkınma bankalarının COVID-19 sonrası dönemin kurgulanmasında daha fazla ön plana çıkabileceği görülüyor. Aynı bakış açısı, yerel ve uluslararası kalkınma kuruluşları işbirliği ile pek çok sektörde yeşil patika ile uyumlu yeniden yatırım ihtiyacının var olduğuna da işaret ediyor.
- Tüm iktisadi oyuncuların iş yapış şekillerini ve karar alma mekanizmalarını yeniden gözden geçireceği bu dönemde, sektörler için de dönüşüm kaçınılmaz olacak. Bu dönüşümü düşünürken, iki nokta öncelikli olarak karşımıza çıkıyor: Firmaların, yeni döneme uyum sağlamak için yelpazelerini genişletmeleri ve bugüne kadar uyguladıkları iş pratiklerini dönüştürmeleri.
Korona Virüs Sigorta Sektörünü Nasıl Etkileyecek?
Koronavirüs birçok sektörü etkiledi. Yeme içme ve turizm sektörleri daha çok göz önünde olsa da bu alanlarla bağlantılı olan pek çok iş kolu da olumsuz etkilendi. Bunlardan biri de sigorta sektörü. Sağlık sigortalarında salgın hastalıklar kapsam dışında olsa da kamu sağlık finansmanına destek amacıyla şirketler tarafından jest olarak kapsama alındı. Bunun da tazminat ödemelerinde şirket bilançolarını olumsuz etkilemesi bekleniyor. Benzer şekilde turizm sektörü ve onlara paralel olarak seyahat sigortaları da etkilendi. Demir Sağlık Genel Müdürü Yardımcısı Bülent Eren, bu dönemde sağlık sigortasının öneminin anlaşıldığını ve gelecekte özel ve tamamlayıcı sağlık poliçelerinin satışlarında bir talep artışı yaşanacağını düşünüyor.
Koronavirüs nedeniyle birçok sektör zor durumda kaldı. En belirgin olanlar yeme içme ve seyahat alanında faaliyet gösteren şirketler olsa da bu iş kollarına bağlı pek çok işletme ve sektör de etkileniyor. Bunlardan biri de sigorta sektörü. Sigorta sektörü, sağlık sigortalarında salgın hastalıkları kapsam dışı tutmuş olmasına rağmen ülkemizin kamu sağlık finansmanına destek olmak ve sigortalılarının kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak amacıyla salgın hastalık nedeniyle oluşan sağlık harcamaları jest olarak bu döneme özel ödeme kapsamına alındı. Salgın hastalık giderleri için bir aktüeryal prim alınmamış olduğu için yapılan tazminat ödemelerinin şirket bilançolarını olumsuz etkileyeceğini belirten Demir Sağlık Genel Müdür Yardımcısı Bülent Eren, elementer şirketlerin bu dönemde trafiğin azalmasına bağlı olarak elde ettikleri kasko ve trafik branşı karlılıkları bu harcamalardan oluşan bilanço olumsuzluklarını dengelemek amacıyla kullanıldığını ifade ediyor.
Seyahat sağlık sigortaları da etkilendi
Sadece özel sağlık sigortaları değil seyahat sağlık sigortaları da olumsuz etkilendi. İçinde bulunduğumuz salgın hastalık riski nedeniyle gerek yurt dışı ve gerek yurtiçi seyahatler ertelendi, iptal edildi. Yabancı sağlık poliçeleri de yurt dışından gelen yabancı uyruklu kişilerin neredeyse olmaması sebebiyle en çok etkilenen ürünlerden oldu. Seyahat ve yabancı sağlık poliçeleri etkilenirken tüm branşlarda da aracıların sosyal temastan haklı olarak kaçınmaları nedeniyle yeni satışların oldukça azaldığını belirten Eren, yenilemede yaşanan fiziki zorluklar nedenli prim üretiminin de etkilendiğini, ancak teknolojik altyapısı güçlü olan sektörün bu alanda başarılı olduğunu söylüyor. Bir başka etki de prim tahsilatlarında yaşanan gecikmeler olarak öne çıkıyor.
Poliçe iptalleri söz konusu
Şu dönemde sağlık branşında yeni satışın neredeyse durmuş olmasının yanında, özellikle kasko gibi bazı branşlarda yenilemelerin de düştüğü, poliçe iptallerinin yaşandığını ifade eden Eren, “Tüm sigorta branşları önemli ve gereklidir. Sağlık sigortasının da önemi, yaşadığımız bu salgın hastalık nedeniyle daha belirgin olarak anlaşıldı. Bu nedenle gelecek dönemde özel ve tamamlayıcı sağlık poliçelerinin satışlarında bir talep artışı yaşanacağını düşünüyoruz” diyor.
Türktraktör, Sağlık Çalışanları için Entübasyon ve Biyolojik Numune Alma Kabinleri Üretiyor
TürkTraktör, yaşanan korona virüs salgını ile en ön saflarda büyük bir özveri ve emekle mücadele eden sağlık çalışanlarının ihtiyaç duyduğu ‘entübasyon ve biyolojik numune alma’ kabinlerini, Sakarya Erenler ve Ankara’daki fabrikalarında üretmeye başladı.
TürkTraktör’ün ürettiği kabinler Sakarya, Kocaeli ve Ankara’daki hastanelere teslim ediliyor.
Türkiye otomotiv sektörünün halen faaliyetteki en köklü üreticisi ve traktör pazarının kesintisiz 13 yıldır lideri olan TürkTraktör, yeni korona virüs salgını nedeniyle yaşanan zorlu süreçte, çiftçilerden sağlık çalışanlarına kadar farklı kesimlere dokunan çalışmaları hayata geçirmeye devam ediyor.
Salgınla mücadelede Koç Topluluğu’ndaki diğer şirketlerle birlikte koordineli bir şekilde çalışan TürkTraktör, süreçte büyük bir emek ve özveri gösteren sağlık çalışanlarının korunmasına katkı sağlamak için harekete geçti. İhtiyaç duyulan tıbbi malzeme bulunurluğuna destek olmak için, Tofaş tarafından tasarımları yapılan ‘entübasyon ve biyolojik numune alma kabinlerini’ Sakarya Erenler ve Ankara’daki fabrikalarında üretmeye başladı.
TürkTraktör üretim kapasitesi ve çalışanlarının gösterdiği hassasiyet sonucu kısa sürede üretilen kabinler, Sakarya, Kocaeli ve Ankara’da, Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen hastanelere teslim edildi.
Kabin üretimleri, koruyucu önlemler altında gerçekleştiriliyor
Sağlık Bakanlığı’nın ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yayınladığı önlemlerin tamamı uygulanarak üretimi yapılan entübasyon ve biyolojik numune alma kabinleri, doktorlar ve sağlık çalışanları tarafından yapılan geri bildirimler de dikkate alınarak TürkTraktör mühendis ekibi tarafından geliştirilmeye devam ediliyor.
Bugüne kadar Sakarya, Ankara ve Kocaeli’nde 25 farklı hastanede kullanıma sunulan entübasyon ve biyolojik numune alma kabinlerinin hastanelere sağlanması önümüzdeki günlerde de sürecek.

















