İşçi Eksik Ödenen Ücrete İhtirazı Kayıt Koymazsa Bu Ücreti Kabul Ettiği Anlamına Gelir mi?
Lütfi İNCİROĞLU
4857 sayılı İş Kanunu’nun 32 nci maddesine göre, genel anlamda ücret bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır. Ücret en geç ayda bir ödenir. İş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile ödeme süresi bir haftaya kadar indirilebilir. Ücret işçinin biricik geliridir. İşçinin ücretinin tam ve zamanında ödenmesi esastır. İşçinin ücretinin eksik gedik ödenmesi mevzuata aykırılık oluşturur.
4857 sayılı Kanunun 24/II (e) bendi uyarınca “İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartları gereğince hesap edilmez veya ödenmezse..” işçinin derhal fesih hakkı doğar. Burada ifade edilmek istenen başka bir husus da işçinin ücretinin sadece iş sözleşmesi hükümlerine göre değil, toplu iş sözleşmesi şartları gereğince hesap edilmemesi veya ödenmemesi olgusunun da işçiye derhal fesih hakkı vereceğidir.
Önemli olan diğer bir konu da hangi tür ücretin hesaplanmaması ya da ödenmemesinin işçi açısından haklı sebep olarak değerlendirilebileceğidir.
Doktrinin geniş bir kesimi “ücret” kavramına işçinin asıl ücreti dışında sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün Kanun ve sözleşmelerden doğan menfaatleri de dahil etmektedir[1]. Aynı yazarlar gerek ”sosyal ücreti”, gerekse fazla çalışma ücretini, temizleme tamamlama hazırlama işlerine ilişkin ek ücretleri de aynı çerçevede değerlendirmektedirler.
Yargıtay’a göre de işçinin yaptığı fazla çalışmaların karşılığının ödenmemesi halinde de 24/II e uygulanabilecektir. “Davacı işçinin fesih bildiriminde belirttiği fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi davacıya haklı fesih imkanı verir. Fazla çalışma ücreti alacağının bulunduğu tespit edildiğine göre de davacı işçinin feshi haklı sebebe dayanmaktadır. Bu sebeple davacının kıdem tazminatı isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir” [2].
Yargıtay’ın bir kararında da ”İşçi, ücretlerinin ödenmemesi ve yapılan ödemelerinde eksik olması nedeni ile iş sözleşmesini feshetmiştir. Bu fesih İş Kanununun 24/II hükmüne göre haklı bir fesih olup davacının kıdem tazminatına hak kazandığının kabulü gerekir. Kısa bir süre sonra iş bularak çalışmaya başlamış olması da bu hukuki sonucu değiştirmez…” denilmektedir [3].
Ayrıca, “primli işten primsiz işe geçirilen” işçi de haklı sebeple fesih hakkına sahip olur[4]. Diğer taraftan, “rızası olmadan” işveren tarafından “ücretsiz izne çıkarılan” işçi de sözleşmeyi haklı olarak feshedebilir [5]. Bunun gibi, işçinin “tam” veya “hiç ödenmeyen” ücreti yanında, “zamanında” ödenmeyen ücreti ve gerçek ücretin bordroya yansıtılmaması [6] da haklı sebeple fesih hakkını doğurur. Üstelik İşçinin ücretinin işverenin içine düştüğü ödeme güçlüğü nedeniyle ödenmemesinin sonuca bir etkisi yoktur [7].
Ancak, tarafların rızalarıyla ücretin bağlı bulunduğu rejim ve miktarı değiştirilirse, bu konuda önleyici bir kanun hükmü bulunmadığından, işçinin bildirimsiz fesih hakkı doğmaz.
Sonuç olarak, işçinin ücretinin ya da eklerinin ödenmemesi ya da eksik ödenmesi halinde işçi, bildirimsiz fesih hakkını kullanarak kıdem tazminatı talebinde bulunabilir.
Peki, İşçinin eksik ödenen ücrete ihtirazı kayıt koymaması düşük ücreti kabul ettiği anlamına gelir mi?
4857 sayılı İş Kanunu’nun 22 nci maddesinin yürürlüğe girmesinden itibaren, İş Hukuku’nda “zımni kabul, işyeri şartı haline gelme “müessesesi ortadan kalkmıştır. İşçi aleyhine iş şartlarında yapılacak aleyhe değişikliklerin 4857 sayılı Kanunun 22 inci maddesindeki prosedüre uygun olarak yapılması gerekir.
Yani işçinin ücretinin düşürülmesi konusunda açık yazılı rızasının alınması şart olup, altı işgünü içinde işçi tarafından yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. Dolayısıyla işçinin eksik ödenen ücrete ihtirazı kayıt koymaması düşük ücreti kabul ettiği anlamına gelmez.
Lütfi İNCİROĞLU
Kaynakça:
[1] ÇELİK, Nuri, İş Hukuku Dersleri, 8. Baskı, İstanbul 1986.s.176; TUNÇOMAĞ, Kenan, Türk İş Hukuku, C:1 İstanbul 1971.s.215.
[2] Y22HD.12.2.2017 T., E.2015/21335, K.2017/28438 Legalbank.
[3] Y9HD.7.6.2012 T., E.2010/13886, K.2012/19879 Legalbank.
[4] Y9HD.18.6.2018 T., E.2015/20587, K.2018/13156 Legalbank.
[5] Y9HD.25.3.2013 T., E.2011/936, K.2013/9925 Legalbank.
[6] Y9HD.27.1.2015 T., E.2013/28655, K.2015/1195 Legalbank.
[7] Y9HD.7.6.2012 T., E.2010/13886, K.2012/19879 Legalbank.










Yurt dışına satacağı9mız malların her zaman için para bir yana, mal bir diyemediğimiz durumlarda, malımızı belli bir vadede satmak durumunda kalabiliriz. Şöyle ki; malımızı ithalatçıya teslim ederiz ancak mal bedelini ise alım satım sözleşmesinde belirtilen bir vadede alma yoluna gideriz. Vadeli ihracat yaparız.




Moda sektöründeki atık sorunu uzun zamandır tartışılıyor. Genelde bu sorun fast fashion markalarıyla ilişkilendirilse de, milyonlarca birim ürün üreten lüks markaların da ciddi bir etkisi var. Üstelik, son yıllarda LVMH ve Kering gibi büyük grupların elinde milyar dolarlık satılamayan stoklar kaldığı biliniyor. Yeni Avrupa Birliği düzenlemeleri ise markaların bu ürünleri yakarak imha etmesine artık izin vermeyecek gibi duruyor. Yani sektör ciddi bir dönüşümle karşı karşıya.
Değerli okuyucular, bu yazımda birbirlerine benzer şekilde işlem yapılması sebebiyle karışıklığa sebep olan teslim şekillerinden bahsedeceğim.
Petrol ve doğalgaz sektörünün en büyük oyuncularından biri olan Shell’in CEO’su Wael Sawan, Japonya’daki Enerji Zirvesi’nde, İran ile İsrail arasındaki çatışma nedeniyle çok konuşulan Hürmüz Boğazı endişesi hakkında konuştu: “Eğer Hürmüz Boğazı, herhangi bir nedenle kapanırsa, küresel ticaret üzerinde büyük bir etkisi olur” dedi. Sawan, durumun kötüleşmesi ihtimaline karşı Shell’in alternatif planlarının olduğunu söyledi.
İş hayatında bazı roller vardır ki sesi çıkmaz, ama yükü ağırdır. Ne stratejik karar masalarının merkezinde yer alırlar, ne de sahada doğrudan görünürler. Ve tam da bu görünmezliğin içinde omuzlarında iki yönlü bir baskı taşırlar: yukarıdan gelen hedefler, aşağıdan gelen ihtiyaçlar.
İtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; ………… Tıb. Ürün. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından sunulan aşırı düşük teklif açıklaması kapsamında işçilik, sarf malzemeleri ve cihaz bakım maliyeti gibi maliyet bileşenlerinin ayrıştırılarak her bir maliyet kalemi için ayrı ayrı açıklama sunulmadığı, sunulan açıklamaların somut bilgi ve belgelere dayandırılmadığı iddialarına yer verilmiştir.
Dünyanın lider elektrifikasyon şirketi Hitachi Energy, bugün yaptığı açıklamada, Türkiye’de Kocaeli / Dilovası’nda 70 milyon ABD Doları tutarında büyük bir yatırım yapacağını duyurdu. Bu duyuru, Hitachi Energy’nin dünya enerji sisteminin daha sürdürülebilir, güvenilir, dayanıklı ve ekonomik olmasını sağlamaya yönelik girişimlerinde bir sonraki adıma işaret ediyor.


Minimum-Maksimum Stok Analizi, stok seviyelerinin belirli bir aralıkta tutulmasını sağlayan önemli bir stok yönetimi yöntemidir. Bu analizde, her ürün için belirli bir minimum (azami) ve maksimum (asgari) stok seviyesi belirlenir. Bu seviyeler arasındaki fark, stokların zamanında yenilenmesini sağlamak ve stok tükenmesi veya fazla stok birikmesi gibi problemleri önlemek amacıyla kullanılır. Ancak, bu analizin doğru bir şekilde yapılmaması durumunda, sağlık sektöründe ve diğer işletmelerde ciddi hatalar meydana gelebilir.