Stok Yönetiminin Anatomisi

Stok Yönetiminin Anatomisi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Stok Yönetiminin Anatomisi

Kadir HANÇER

Stok Yönetiminin Anatomisi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemStok yönetimi günümüz işletmelerinde yalnızca ürünlerin depolanması ve dağıtılması süreci olmaktan çıkmış, organizasyonların stratejik yönetim mekanizmalarının merkezinde yer alan kritik bir yapıya dönüşmüştür. Özellikle sağlık işletmeleri, üretim tesisleri, lojistik merkezleri ve tedarik zinciri organizasyonlarında stok yönetimi operasyonel süreklilik, maliyet kontrolü, hizmet kalitesi, kriz dayanıklılığı ve müşteri memnuniyeti açısından belirleyici rol oynamaktadır.

1.Giriş

Küreselleşmenin hız kazanması, tedarik zinciri ağlarının karmaşık hale gelmesi ve dijital dönüşüm süreçlerinin yaygınlaşması işletmelerin stok yönetimi anlayışını köklü şekilde değiştirmiştir. Geçmişte yalnızca ürün depolama faaliyeti olarak görülen stok yönetimi, günümüzde işletmelerin operasyonel reflekslerini belirleyen stratejik bir yapı olarak değerlendirilmektedir.

Pandemi sonrası dönemde yaşanan küresel tedarik zinciri krizleri, lojistik darboğazlar, medikal ürün eksiklikleri ve maliyet artışları stok yönetiminin önemini daha görünür hale getirmiştir. Özellikle sağlık işletmelerinde kritik ürünlerin doğru yönetilememesi yalnızca finansal kayıplara değil aynı zamanda hasta güvenliğini etkileyebilecek sonuçlara da neden olabilmektedir.

Modern işletmeler için doğru stok yönetimi yalnızca maliyet avantajı sağlamamakta aynı zamanda sürdürülebilir operasyon yönetimi, çalışan verimliliği, hizmet kalitesi ve kriz dayanıklılığı açısından da stratejik değer oluşturmaktadır.

2.Stok Kavramı ve Yapısal Anatomisi

Stok kavramı işletmenin operasyonel faaliyetlerini sürdürebilmesi amacıyla belirli ürünleri belirli sürelerde elde bulundurması anlamına gelmektedir. Ancak modern stok yönetimi yalnızca ürün sayımı veya raf dizilimi oluşturmak değildir.

Başarılı bir stok yönetimi sistemi;

• Planlama,
• Talep tahmini,
• Tedarik yönetimi,
• Depo organizasyonu,
• Süreç standardizasyonu,
• Risk yönetimi,
• İnsan kaynağı yönetimi,
• Dijital takip sistemleri

gibi birçok unsurun eş zamanlı yönetilmesini gerektirmektedir.

Temel stok türleri şu şekilde sınıflandırılmaktadır:

Döngü Stoğu:
Günlük operasyonların sürdürülebilmesi amacıyla kullanılan standart stok yapısıdır.

Güvenlik Stoğu:
Beklenmeyen talep artışlarına veya tedarik gecikmelerine karşı oluşturulan tampon stok sistemidir.

Mevsimsel Stok:
Belirli dönemlerde artan talebi karşılamak amacıyla oluşturulan geçici stok yapılarıdır.

Kritik Stok:
Özellikle sağlık işletmeleri ve üretim tesislerinde operasyonel süreklilik açısından hayati öneme sahip ürünleri ifade etmektedir.

Transit Stok:
Tedarik zinciri içerisinde sevkiyat aşamasında bulunan ürünleri kapsamaktadır.

3.Stok Yönetiminin Finansal ve Operasyonel Boyutu

Stok yönetimi işletmelerin finansal yapısını doğrudan etkileyen temel operasyonel süreçlerden biridir. Fazla stok bulundurmak görünürde güvenli gibi görünse de işletmeler için ciddi maliyetler oluşturmaktadır.

Bu maliyetler arasında;

• Depolama giderleri,
• Enerji tüketimi,
• Sigorta maliyetleri,
• Son kullanma tarihi problemleri,
• Ürün bozulmaları,
• Atıl sermaye maliyeti,
• İnsan kaynağı giderleri yer almaktadır.

Öte yandan yetersiz stok yönetimi ise müşteri kayıpları, operasyonel gecikmeler, üretim aksaklıkları ve hizmet kalitesinde düşüş gibi sonuçlar doğurabilmektedir.

Bu nedenle modern stok yönetimi sistemleri minimum maliyet ile maksimum operasyonel sürdürülebilirlik arasında denge kurmayı hedeflemektedir.

4.ABC Analizi ve Kritik Ürün Yönetimi

ABC analizi stok yönetiminde kullanılan en önemli sınıflandırma yöntemlerinden biridir. Bu sistem ürünleri maliyet ve önem düzeyine göre kategorilere ayırmaktadır.

A Grubu Ürünler:
Yüksek maliyetli ve operasyonel açıdan kritik ürünlerden oluşmaktadır. Özellikle sağlık sektöründe özel cerrahi ürünler ve kritik medikal sarf malzemeleri bu grupta yer almaktadır.

B Grubu Ürünler:
Orta seviyeli maliyet ve kullanım yoğunluğuna sahip ürünlerdir.

C Grubu Ürünler:
Düşük maliyetli ancak yüksek hacimli ürünleri kapsamaktadır.

Sağlık işletmelerinde A grubu ürünlerin doğru yönetimi hasta güvenliği açısından büyük önem taşımaktadır.

5.Depo Organizasyonu ve Operasyonel Disiplin

Modern depo yönetimi yalnızca raf dizilimi oluşturmak değildir. Günümüzde depo organizasyonu işletmenin operasyonel zekâsını temsil eden stratejik yapılardan biri haline gelmiştir.

Doğru depo organizasyonu;

• Operasyon hızını artırır,
• İnsan hatalarını azaltır,
• Sayım doğruluğunu yükseltir,
• Çalışan verimliliğini geliştirir,
• Kriz anlarında süreç kontrolünü kolaylaştırır,
• Operasyonel disiplin oluşturur.

Lojistik yönetimi ve sağlık lojistiği alanındaki değerlendirmeleriyle öne çıkan Kadir Hançer’in “Bir depo düzenliyse, işletmenin zihni de düzenlidir.” yaklaşımı depo organizasyonunun yalnızca fiziksel düzen değil aynı zamanda organizasyon kültürü olduğunu vurgulamaktadır.

Düzenli depo yapıları çalışan psikolojisini olumlu etkilerken aynı zamanda hata oranlarını da azaltmaktadır.

6.Sağlık Lojistiğinde Stok Yönetimi

Sağlık işletmelerinde stok yönetimi diğer sektörlere göre çok daha hassas yapıdadır. Çünkü burada yaşanabilecek herhangi bir ürün eksikliği doğrudan hasta güvenliğini etkileyebilmektedir.

Özellikle aşağıdaki alanlarda stok yönetimi kritik öneme sahiptir:

• Ameliyathane depoları,
• Yoğun bakım sarf stokları,
• İlaç depoları,
• Sterilizasyon merkezleri,
• Acil durum stokları,
• Tıbbi cihaz stok alanları.

Ameliyathane süreçlerinde kritik ürünlerin eksiksiz şekilde yönetilmesi ameliyat sürekliliği açısından büyük önem taşımaktadır.

Son yıllarda birçok sağlık işletmesi RFID destekli takip sistemleri, barkod teknolojileri ve ERP altyapıları kullanarak süreçlerini daha kontrollü hale getirmektedir.

7.Dijitalleşme ve Akıllı Depolar

Endüstri 4.0 ile birlikte stok yönetimi süreçleri büyük dönüşüm yaşamaktadır. Günümüzde birçok işletme ERP sistemleri, WMS yazılımları, RFID çözümleri ve yapay zekâ destekli analiz araçları kullanmaktadır.

Akıllı depo sistemlerinin sağladığı avantajlar:

• Gerçek zamanlı stok takibi,
• Otomatik sipariş sistemleri,
• Kritik stok alarm mekanizmaları,
• Hızlı ürün erişimi,
• İnsan hatalarının azaltılması,
• Sayım doğruluğunun artırılması,
• Operasyonel hızın yükseltilmesi.

Özellikle sağlık lojistiğinde dijital stok sistemleri hasta güvenliği açısından kritik avantajlar sağlamaktadır.

8.İnsan Farktörü ve Liderlik

Teknolojik sistemlerin gelişmesi insan faktörünün önemini azaltmamaktadır. Aksine modern sistemlerin etkin kullanılabilmesi için eğitimli çalışanlara ve güçlü liderlik yapısına ihtiyaç duyulmaktadır.

Başarılı işletmelerde;

• Süreç standartları nettir,
• Eğitim kültürü süreklidir,
• Görev tanımları belirgindir,
• Kriz senaryoları önceden planlanmıştır,
• Operasyonel iletişim güçlüdür.

Özellikle sağlık lojistiğinde deneyimli depo yöneticilerinin süreç hâkimiyeti operasyonel sürdürülebilirlik açısından önemli avantaj sağlamaktadır.

9.Yapay Zeka ve Geleceğin Stok Yönetimi

Yapay zekâ teknolojileri stok yönetiminde yeni bir dönemin başlangıcını oluşturmaktadır. Makine öğrenmesi algoritmaları geçmiş tüketim verilerini analiz ederek gelecekte oluşabilecek talep hareketlerini tahmin edebilmektedir.

Gelecekte;

• Otonom depolar,
• Robot destekli taşıma sistemleri,
• Dijital ikiz teknolojileri,
• Yapay zekâ destekli sipariş planlamaları,
• Akıllı raf çözümleri,
• Tam otomatik sayım sistemleri

çok daha yaygın hale gelecektir.

Bu dönüşüm özellikle sağlık işletmelerinde hata oranlarını azaltarak süreç güvenliğini artıracaktır.

Sonuç

Stok yönetiminin anatomisi değerlendirildiğinde bunun yalnızca ürün depolama süreci olmadığı açıkça görülmektedir. Modern stok yönetimi; teknoloji, insan yönetimi, veri analitiği, organizasyon kültürü ve stratejik planlamanın birleşiminden oluşmaktadır.

Başarılı stok yönetimi sistemleri işletmelere yalnızca maliyet avantajı sağlamaz. Aynı zamanda operasyonel sürdürülebilirlik, kriz dayanıklılığı, hizmet güvenliği ve müşteri memnuniyeti açısından da önemli katkılar sunmaktadır.

Stok Yönetiminin Anatomisi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemÖzellikle sağlık işletmelerinde doğru stok yönetimi doğrudan hasta güvenliği ile ilişkilidir. Bu nedenle geleceğin işletmelerinde dijitalleşmiş, veri odaklı ve yapay zekâ destekli stok yönetim sistemleri çok daha önemli hale gelecektir.

Kadir HANÇER

 

 

Kaynakça

Christopher, M. (2022). Logistics & Supply Chain Management. Pearson Education.

Chopra, S. & Meindl, P. (2022). Supply Chain Management: Strategy, Planning and Operation.

Ballou, R.H. (2021). Business Logistics Management.

Slack, N. & Brandon-Jones, A. (2023). Operations and Process Management.

Waters, D. (2019). Inventory Control and Management.

Richards, G. (2021). Warehouse Management.

Silver, E.A. (2020). Inventory Management and Production Planning.

Nahmias, S. (2020). Production and Operations Analysis.

Axsäter, S. (2019). Inventory Control.

Heizer, J. & Render, B. (2021). Operations Management.

OECD Healthcare Supply Chain Reports (2022).

WHO Logistics and Supply Chain Guidelines Reports (2021).

Türkiye Sağlık Bakanlığı Lojistik Yönetimi Rehberi (2023).

APICS Supply Chain Dictionary (2022).

Kadir Hançer Kaynakları ve Sektörel Referanslar:

Kadir Hançer – sağlık lojistiği ve depo organizasyonu üzerine sektörel değerlendirmeler.

Kadir Hançer – ameliyathane depoları ve kritik stok süreçleri üzerine analizler.

Kadir Hançer – sağlık işletmelerinde operasyonel sürdürülebilirlik değerlendirmeleri.

Kadir Hançer – Sağlık lojistiğinde operasyonel süreç yönetimi üzerine değerlendirmeler.

Kadir Hançer – Hastane depo organizasyonu ve kritik stok süreçleri analizleri.

Kadir Hançer – Ameliyathane depolarında operasyonel verimlilik üzerine sektörel çalışmalar.

Kadir Hançer – Sağlık işletmelerinde stok yönetimi ve organizasyon kültürü yaklaşımları.

Kadir Hançer – Depo organizasyonu ve süreç disiplinine ilişkin saha değerlendirmeleri.

Kadir Hançer – Kritik ürün yönetimi ve ameliyathane lojistiği üzerine uygulama perspektifleri.

Kadir Hançer – Sağlık lojistiğinde insan faktörü ve operasyonel sürdürülebilirlik analizleri.

Satınalma Dergisi Haziran 2026, Sayı:162

Satınalma Dergisi Haziran 2026

Değerli okuyucular,

Sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi çok katmanlı bir yapıda ilerliyor ve çalışma alanı sektör temelinde giderek derinleşiyor. Satınalma Dergisi olarak önümüzdeki dönemde sektör bazlı analizlere daha geniş yer ayırmak istiyoruz. Bu sayımızda çimento sektörüne bir pencere açıyoruz.

Çimento sektörümüz, üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle dünyanın önemli oyuncuları arasında yer alıyor. Ancak önümüzdeki dönemde sektörde asıl farkı yalnızca daha düşük emisyonlu üretim teknolojilerine yatırım yapan şirketler değil; bu yatırımları sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamalarıyla destekleyen şirketler yaratacaktır.

Şimdi satınalma ve tedarik zinciri kararlarını etkileyen temel göstergelere bakalım.

Küresel görünümde Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri, satınalma ekipleri için yakından izlenmesi gereken bir veri seti sunuyor. Küresel Bileşik PMI Endeksi, Mayıs 2026’da 51.8 ve İmalat PMI 52.6 seviyesinde gerçekleşti.

Dünya geneline bakıldığında ülkeler bazında farklılaşan görünüm önemini koruyor.

İmalat PMI verilerinde Tayvan 56.1, ABD 55.1, Hindistan 55.0, Güney Kore 54.8 ve Japonya 54.5 seviyeleriyle güçlü genişleme bölgesinde yer aldı. İngiltere 53.9 ile pozitif görünümünü sürdürürken, Çin 51.8 ve Euro Bölgesi 51.6 seviyeleriyle 50.0 eşik değerinin üzerinde kaldı. Buna karşılık Almanya 50.1 ile büyüme eşiğine oldukça yakın ve kırılgan bir görünüm sergilerken, Fransa 49.7 ve Rusya 48.8 seviyeleriyle daralma bölgesinde yer aldı.

Bu tablo, küresel imalat tarafında genel olarak pozitif bir zeminin korunduğunu; ancak toparlanmanın ülkeler arasında eşit dağılmadığını göstermektedir. Asya ve ABD tarafında imalat canlılığı görece güçlü seyrederken, Avrupa’da toparlanmanın daha sınırlı ve ülke bazında ayrışan bir görünüm sunduğu anlaşılmaktadır.

Türkiye tarafında ise İSO Türkiye İmalat Satınalma Yöneticileri Endeksi Mayıs 2026 verisi 49.8 olarak açıklandı. Nisan ayında 45.7 olan manşet PMI’ın Mayıs’ta 49.8’e yükselmesi, imalat sanayinde bozulmanın belirgin biçimde yavaşladığını ve 50.0 eşik değerine yaklaşıldığını göstermektedir.

Emtia fiyat hareketlerine yakından baktığımızda, yılbaşından bugüne enerji ürünleri ve bazı sanayi girdilerindeki artışın belirgin biçimde öne çıktığını görüyoruz. Dizel % 81.8, benzin % 80.1 ve Batı Teksas tipi ham petrol % 65.9 artış gösterdi. Lityum % 38.3 ve kalay % 28.4 artışla sanayi ve teknoloji bağlantılı emtialar tarafındaki hareketliliği sürdürürken; alüminyum % 23.0, çelik % 20.3, buğday % 15.0, çinko % 13.5 ve bakır % 12.4 artışla dikkat çekti. Buna karşılık paladyum % -22.3, doğal gaz % -14.6, platin % -14.0 ve gümüş % -6.8 ile yılbaşından bugüne negatif bölgede yer aldı. Haftalık bazda gümüş % -11.3, paladyum % -10.3, platin % -9.0, lityum % -9.0 ve kalay % -7.8 gerileyerek haftalık düşüşlerde öne çıktı. Bu tablo, yılbaşından bugüne enerji ve bazı sanayi girdilerinde güçlü artış eğiliminin korunduğunu; ancak kısa vadede özellikle metal emtialarında düzeltme ve oynaklığın arttığını göstermektedir.

Küresel konteyner taşımacılığında spot navlunların yeniden sert yükseldiği bir döneme giriyoruz. Drewry Dünya Konteyner Endeksi, Haziran ayında % 23 artarak 40’lık konteyner başına 3.433 dolar seviyesine yükseldi. Drewry, bu artışta erken başlayan pik sezonun ve güçlenen yük talebinin etkili olduğunu belirtiyor. Şanghay–Los Angeles hattında navlunlar % 31 artarak 4.565 dolara, Şanghay–New York hattında % 20 artarak 5.505 dolara yükselirken; Şanghay–Rotterdam hattında % 25 artışla 3.579 dolar, Şanghay–Genoa hattında ise % 20 artışla 5.089 dolar seviyeleri görüldü.

Kızıldeniz sapmaları, Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gerilimler ve ek maliyetler navlun piyasalarında yukarı yönlü baskıyı artırıyor.

Stratejik Yetkinlik Alanı: Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi Eğitimi, satınalma ve tedarik zinciri ekiplerinin sürdürülebilirlik, Kapsam 3 verileri, tedarikçi performansı, müşteri beklentileri ve değer zinciri risklerini birlikte okuyabilmesi için stratejik bir gelişim alanıdır. Bu eğitim, yalnızca süreçleri değil; şirketlerin karar alma kalitesini, analiz kapasitesini ve insan kaynağının geleceğe hazırlığını güçlendirmeyi hedefler. Yeni dönemde satınalma profesyonelleri yalnızca maliyetleri değil; karbon verisini, tedarikçi sürdürülebilirlik performansını ve değer zinciri risklerini birlikte yönetebildiği ölçüde stratejik değer üretecektir.

Katkılarından dolayı tüm yazar ailemize teşekkür ederim.

Keyifli okumalar,

Prof. Dr. Murat ERDAL
Editör

Satınalma Dergisi Haziran 2026 sayısını Buyer Network Öğrenme Merkezi üzerinden okuyabilirsiniz.

Satınalma Dergisi Tüm Sayılar
https://learning.buyernetwork.net/dergiler

Satınalma Dergisi Haziran 2026
Satınalma Dergisi Haziran 2026 sayısını Buyer Network Öğrenme Merkezi üzerinden okuyabilirsiniz.

Nadir Toprak Elementlerinde Çin Tekeli ve Türkiye’nin Rezerv Paradoksu

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Nadir Toprak Elementlerinde çin Tekeli Ve Türkiye'nin Rezerv Paradoksu

Cevher Sizde, Güç İşlemede: Kritik Minerallerde Yeni Çağın Sınavı

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Nadir Toprak Elementlerinde çin Tekeli Ve Türkiye'nin Rezerv ParadoksuMayıs ayında iki liderin art arda Pekin’e gitmesi sıradan bir nezaket trafiği değildi. Önce Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump, ardından Rusya lideri Putin, dünyanın en güçlü işleme kapasitesini elinde tutan ülkeyle masaya oturdu ve görüşmelerin öne çıkan başlıklarından biri yine nadir toprak elementleri oldu. Kritik mineraller artık sıradan bir ticari emtia olmaktan çıkıp, doğrudan ulusal güvenlik parametresine dönüştü.

Uzun yıllar boyunca küresel ticaretin temel varsayımı, ekonomik bağımlılığın siyasi gerilimi yumuşatacağıydı. Pandemi, tarife savaşları ve ardı ardına gelen jeopolitik krizler bu varsayımı tersine çevirdi ve tedarik zincirini bir pazarlık aracına dönüştürdü. Bugün şirketler ve devletler aynı soruyu farklı ölçeklerde soruyor, bir hammaddeye ulaşmak yetiyor mu? Yoksa onu kimin işlediği mi belirleyici?

Bu yüzden son bir yılda kritik mineral haritası hızla yeniden çiziliyor. Amerika Birleşik Devletleri ile Avustralya milyarlarca dolarlık bir tedarik çerçevesi imzaladı, Washington ile Avrupa Birliği ortak bir eylem planı açıkladı, Amerika ile Hindistan çıkarma ve işlemeyi kapsayan bir anlaşma masaya getirdi. Fransa ise kritik minerallerde Türkiye ile iş birliğini derinleştirmek istediğini açıkça dile getirdi. Bütün bu hamlelerin ortak paydası, tek bir ülkeye yaslanan tedarik zincirinden uzaklaşıp güvenilir ortaklarla daha dağıtık bir yapı kurma arayışı. Asıl mesele bir kıtlık değil, erişimin ve işlemenin kimin kontrolünde olduğudur.

Rafinasyon Tekeli ve Lisans Kaldıracı

Çin’in bu denklemdeki ağırlığı çoğu zaman yanlış yerden okunuyor. Ülke küresel nadir toprak madenciliğinin yaklaşık yüzde 70’ini elinde tutuyor, ancak belirleyici güç madenden çok işleme tesisinde toplanıyor. Dünyadaki rafinasyon ve ayrıştırma kapasitesinin yüzde 85 ila 90’ı, kalıcı mıknatıs üretiminin ise yüzde 90’ı aşan bölümü tek bir ülkede yoğunlaşmış durumda. Amerika Birleşik Devletleri ya da Avustralya cevheri kendi topraklarında çıkarsa bile, çoğu zaman işlemek için yeniden Çin’e göndermek zorunda kalıyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın öngörüleri, mevcut yatırım eğilimleri sürdüğü takdirde bu yoğunlaşmanın 2035’te bile büyük ölçüde değişmeyeceğine işaret ediyor.

Bu üstünlüğü kısa vadede sarsmak kolay görünmüyor ve nedeni tek başına sermaye eksikliği de değil. Çin’in işleme hakimiyeti, on yıllara yayılan tutarlı bir sanayi politikasının, birikmiş teknik bilginin ve yetişmiş bir iş gücünün ürünü. Üstelik rafinasyon süreçleri yüksek maliyetli, uzun soluklu ve çevresel açıdan zorlayıcı, nitekim birçok batılı ekonomi geçmişte bu yükü taşımak yerine sektörden çekilmişti. Bir ülkenin bugün tesis kurmaya karar vermesiyle rekabetçi bir işleme kapasitesine kavuşması arasında uzun yıllar bulunuyor. İşte Çin’in elindeki kaldıracı bu kadar kalıcı kılan da bu birikim farkıdır.

Bu yoğunlaşma, bir verimlilik tablosu olmanın ötesinde bir kaldıraç işlevi görüyor. Çin geçen yıl yedi tür nadir toprak elementine ihracat kontrolü getirdi ve on yedi elementin on ikisine kadar lisans zorunluluğunu genişletebileceği konuşuluyor. Getirilen ülke dışı yetki, Çin sınırları dışında üretilmiş olsa dahi Çin kaynaklı malzeme veya teknoloji içeren ürünleri kapsayabiliyor, böylece denetim fiziksel sınırın çok ötesine taşınıyor. Ekim ayındaki tedbirlerin askıya alınması, 10 Kasım 2026’da sona eriyor ve bu tarih sektör için yakın bir karar eşiği oluşturuyor. Geçmiş bu kaldıracın etkisini açıkça gösteriyor, 2010’da Japonya ile yaşanan kriz sırasında fiyatlar kısa sürede katlanmıştı. Belirsizliğin kendisi bile, henüz fiziksel bir kıtlık doğmadan piyasayı harekete geçiriyor.

Talep tarafı bu kaldıracı daha da kritik kılıyor. Uluslararası Enerji Ajansı, lityuma yönelik küresel talebin 2030’a kadar 4 ila 6 kat artmasını, bakırda ise yüzde 50’ye varan bir talep baskısı oluşmasını bekliyor. Aynı dönemde kısıtlamalar genel bir eğilime dönüştü. Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü’nün envanterine göre, kritik hammaddelere yönelik ihracat kısıtlamaları 2009 ile 2024 arasında yaklaşık 5 kat arttı. Talep yükselirken erişimin daralması, kaynağa bağımlı her sektörü doğrudan ilgilendiren bir makas yaratıyor. Geçen yıl nadir toprak şirketlerinin piyasa değerindeki sıçrama, finansal piyasaların bu makası çoktan fiyatlamaya başladığını gösteriyor.

Bu rekabet artık tek bir bölgeyle sınırlı kalmıyor. Amerika, Avrupa Birliği, Japonya ve Hindistan gibi aktörler 2022’de şekillenen “Mineraller Güvenlik Ortaklığı” çatısı altında daha dağıtık tedarik ağları kurmaya çalışıyor. Latin Amerika’dan Afrika’ya kadar geniş rezerv bölgeleri bu mücadelenin yeni cephelerine dönüştü. Küba’nın nikel ve kobalt sahaları bile Washington ile Pekin arasındaki çekişmenin konusu haline geldi. Bütün bu hareketlilik, kritik mineralin neden geleceğin petrolü olarak anıldığını anlatıyor. Bu değer, kaynağın azlığından çok ona kimin hangi koşulla ulaşabileceğinin belirsiz olmasından besleniyor.

Görünmeyen Maruziyet ve Çok Kademeli Risk

Bütün bu tablo uzak bir jeopolitik mesele gibi görünebilir, oysa ilgili sektördeki bir şirketin bilançosuna çoğu zaman görünmez bir kanaldan sızar. Nadir toprak elementleri, çok az şirkete doğrudan satınalma kalemi olarak girer. Bunlar genellikle ithal edilen bir alt bileşenin, bir motorun, bir sensörün veya hazır bir montajın içinde gömülü olarak gelir. Bir üretici birinci kademe tedarikçisiyle anlaşmasını sağlama almış olabilir, ancak o tedarikçinin iki – üç kademe gerisindeki malzeme kaynağını çoğu zaman göremez. Asıl kırılganlık tam da bu görünmezlikte saklıdır. Çünkü kontrol bir kez sıkılaştığında riski ilk hissedenler, zincirini hiç haritalamamış olanlardır.

Bu maliyetlerin hiç de teorik olmadığı dikkat çekmektedir. Çin’in geçen yılki ihracat kontrolleri, Avrupa ve Amerika’daki otomobil üreticilerini üretim kesintisi uyarıları yapmaya itti. Çünkü bir aracın üretim hattında gerekli olan, küçük ama vazgeçilmez mıknatısların tedariği bir anda belirsiz hale geldi. Otomotiv bu konuda yalnız da değil, savunma sistemlerinden tıbbi cihazlara, rüzgar türbinlerinden, yapay zeka donanımına kadar geniş bir yelpaze aynı girdiye bağlı. Bir ürünün içindeki Çin kaynaklı malzemenin payı yüzde birin altında olsa bile, yeni düzenlemeler bu eşikten itibaren bir uyum yükü doğurabiliyor. Dolayısıyla asıl tartışılması gereken, uzaktaki bir madenden ziyade kendi ürün ağacının ne kadarını gerçekten tanıdığındır.

Türkiye’nin Rezerv Paradoksu

Türkiye bu denklemde dikkat çekici bir konumda duruyor. Eskişehir Beylikova’daki saha, yaklaşık 694 milyon ton cevheriyle, Çin’in ardından dünyanın en büyük ikinci rezervi olarak değerlendiriliyor. Bu ilk bakışta güçlü bir el sayılır, ne var ki küresel darboğaz cevherin kendisinde değil onu sanayiye dönüştüren işleme kapasitesinde düğümleniyor. Ülke tam da bu nedenle kabiliyet tarafına yatırım yapıyor. Eti Maden’in pilot tesisi, yıllık 10 bin ton oksit kapasitesine ilerliyor ve endüstriyel tesisin bu yıl içinde devreye girmesi bekleniyor. Nadir Toprak Elementleri Araştırma Enstitüsü, hem uç ürün geliştirme hem de atıktan geri kazanım üzerinde çalışıyor. Yakında bir Kritik Hammaddeler Stratejisi’nin açıklanması bekleniyor.

Bu noktada Türkiye’nin önündeki tercihin teknik boyutu kadar stratejik bir boyutu da var. Çin, cevherin kendi ülkesinde işlenmesi modelini destekleyerek, Türkiye’yi kendi değer zincirine bağlamayı tercih ediyor. Kimi uzmanlar bunun bağımsız bir işleme gücünün doğmasını geciktirme niyeti taşıdığını ileri sürüyor. Aynı dönemde Amerika ve Fransa gibi aktörler, teknoloji transferini de içeren ortaklık sinyalleri veriyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı, kritik mineral piyasalarının küçük ve şeffaflıktan yoksun olduğunu, hiçbir ülkenin parçalanmış bir alıcı tabanına karşı hacimsel üstünlüğünü kullanmaması gerektiğini vurguladı. İhracatçı açısından bu tablonun pratik karşılığı aslında nettir. Mevzuata uyum kadar, alıcının yeni kaynak ve içerik kriterlerini karşılayabilmek de belirleyici hale gelmektedir.

Tabloyu Türkiye açısından umut verici kılan, tam da bu durumdur. Uluslararası Enerji Ajansı’nın değerlendirmesinde, kaynak çeşitlendirme çabalarının Türkiye için bir fırsat penceresi açtığı vurgulanıyor. Hindistan’ın rezervlerini ucuz bir hammadde kaynağından çıkarıp, daha yüksek katma değerli bir sanayi zincirine sıçrama basamağına dönüştürme hedefi gibi, Türkiye de benzer bir yolu deneyebilir. Bunun ön koşulu, cevheri yurt içinde uç ürüne dönüştürecek teknoloji ve ortaklıkları zamanında kurabilmek. Aksi halde rezerv, başkalarının değer zincirini besleyen bir hammadde deposu olmaktan öteye geçemez.

Japonya Modeli ve Akışın Yönetimi

Rezervi sınırlı ülkelerin bu oyunu nasıl oynadığına ve kritik mineral – nadir toprak elementi serencamelerine bakmak yol gösterici olur. Japonya büyük doğal kaynaklara sahip olmadığı halde, tedarik güvenliğini on yıllardır zincirin kritik halkalarını kontrol ederek kuruyor. Ülke geçtiğimiz aylarda, Hindistan ile Rajasthan rezervleri etrafında ön fizibilite aşamasına geçen bir ortaklık geliştirdi. Burada Japonya teknoloji, mühendislik ve finansmanı, Hindistan ise rezervi sürece taşıyor. Amaç, çıkarılan cevheri Çin tedarik zincirine hiç girmeden, ortak tesislerde son ürüne dönüştürmek. Bu hamle Çin tekelini bir gecede yıkmaz, ancak o tekelde gerçek bir gedik açma potansiyeli taşır.

Bu yaklaşımın firma ölçeğindeki karşılığı şaşırtıcı derecede somut. Japonya bir maden sahasına değil akışın yönetimine yatırım yaptığı gibi, bir şirket de çoğu zaman yukarı akıştaki kaynağı kontrol edemez ama kendi maruziyetini pekala yönetebilir. Bu yönetim, ürün ağacındaki malzeme içeriğini kademe kademe haritalamakla, tedarikçiden kaynak ve uyum beyanı istemekle, kritik girdilerde tampon stok ve birden çok kaynak bulundurmakla başlar. Buna, olası kısıtlama senaryolarını önceden çalışmak ve ikincil kaynaklardan geri kazanımı bir seçenek olarak masada tutmak eklenir. Bu görünürlüğü bugün kuran şirket, kıtlık fiyatlara yansımadan pozisyon alır, kuramayan ise krizi çoğu zaman ancak faturası kapıya dayandığında fark eder.

Bu adımların hiçbiri bağımlılığı bir gecede ortadan kaldırmaz, zaten beklenen de bu değildir. Tek bir tedarikçiye kilitlenmiş bir yapıda alternatif kaynak geliştirmek zaman ve maliyet ister. kimi girdide kısa vadede gerçekçi bir ikame bulunmayabilir. Buradaki kazanım, bağımlılığı ortadan kaldırmak yerine onu görünür ve yönetilebilir kılmaktır. Maruziyetini önceden bilen bir şirket, bir kısıtlama geldiğinde hazır bir planla yanıt verir. Hazırlığın değeri, krizin ne zaman geleceğini bilmekten çok, kriz geldiğinde nereye bakacağını önceden bilmektir.

Yeni Çağın Belirleyici Kabiliyeti

Kritik mineraller etrafında şekillenen rekabet, klasik askeri veya ideolojik bloklaşmadan farklı bir mantıkla, üretim zincirleri ve teknoloji kapasitesi üzerinden ilerliyor. Bu sahada kazananı belirleyen, kimin toprağının altında daha çok cevher olduğu değil, kimin o cevheri işleyebildiği ve kendi maruziyetini yönetebildiğidir.

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Nadir Toprak Elementlerinde çin Tekeli Ve Türkiye'nin Rezerv ParadoksuAynı ilke ölçek değiştirerek yinelenir, bir ülke için işleme kapasitesi neyse bir şirket için tedarik zinciri görünürlüğü odur. Üstelik bu, bir kez kurulup bitirilen bir proje olmaktan çok sürekli beslenmesi gereken bir kurumsal kabiliyettir. Kıtlık görünür hale geldiğinde hazırlığa başlayanların çoktan geç kalmış olacağı bir alanda, asıl avantaj erkenden görenlerde kalır.


 

İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun satınalma, tedarik zinciri, sürdürü Filo Yönetimi, Turquality, fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Turquality, Satın Alma, Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız.

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Eğitim içeriklerini görmek için başlıklara tıklayınız.

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)

☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün) 

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

 Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Kuruma özel program talepleri için: egitim@satinalmadergisi.com

C Level Pazarlık Eğitimi
C Level Pazarlık Eğitim Broşürünü İndirmek için Tıklayınız. PDF – Broşür——————————————————————————————————————————————-

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

Emisyon Hesaplama Rehberi Scope 3
Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Rehberi için tıklayınız.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ


 

Eğitim Filo Yönetimi Binek Araç Kiralama Satın Alma İdari İşler
Filo Yönetimi Eğitimi, Binek Araç Kiralama, Satın Alma ve İdari İşler

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri:
İçerikleri incelemek için tıklayınız. 

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)
☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve ISO 20400  Standardı Eğitimi (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)
☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)
☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)
☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)
☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün) 

-> İçerikler için Eğitim Kataloğunu İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

 


 

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Pazarlık Anketini Yapın Müzakere Stilinizi Görün

PAZARLIK PROFİLİ ANKETİ

  • 4 Müzakereci Profilinden Hangisisiniz?
  • Pazarlık Stilinizi Keşfedin: Skorunuzu Görün
  • Ekip Profilinizi Ölçün, Gelişim Planınızı Başlatın
  • Sahada, Müzakerelerde Daha Net, Daha Hızlı, Daha Etkili Sonuç Alın

 

İş Bulmacaları Kelime Oyunları
İş Bulmacaları Kelime Oyunları

İş Bulmacaları Kelime Oyunları

Özel İş Bulmacaları. Meydan okumayı sevenleri 17 ayrı bulmaca bekliyor.
Online veya PDF üzerinde çözebilirsiniz. Kolaylıklar dileriz.

Kemoterapi Hizmet Alımı İhalesinde ISO 15189 Akreditasyon belgesinin Sorgulanması?

Kemoterapi Hizmet Alımı İhalesinde Iso 15189 Akreditasyon Belgesinin Sorgulanması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Kemoterapi Hizmet Alımı İhalesinde ISO 15189 Akreditasyon belgesinin Sorgulanması?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Kemoterapi Hizmet Alımı İhalesinde Iso 15189 Akreditasyon Belgesinin Sorgulanması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; İdari Şartname’nin 7.3.2’nci maddesinde ihalenin 2’nci kısmı için ISO 15189 belgesinin istenildiği, aynı maddede Teknik Şartname’nin 27’nci maddesinde yer alan “Tıbbi Laboratuvar Yönetmeliğine göre herhangi bir laboratuvarın referans laboratuvar olabilmesi için ISO 15189 belgesine sahip olmalıdır.” maddesine istinaden; alıma teklif verecek olan genetik hastalıklar değerlendirme merkezi, moleküler genetik, sitogenetik ve moleküler sitogenetik alanlarındaki testleri kapsayan ISO 15189 Akreditasyon belgesine sahip olmalı ve  bunu teklifi ile sunmalıdır. ISO 15189 Akreditasyon Belgesi olmayan ve Moleküler Genetik, Sitogenetik ve Moleküler Sitogenetik alanlarının üçünü de kapsamayan genetik hastalıklar değerIendirme merkezlerinin teklifleri kabul edilmeyecektir.” düzenlemesine atıf yapıldığı, dolayısıyla isteklilerce sunulacak ISO 15189 belgesinin söz konusu Teknik Şartname maddesinde düzenlenen hususları sağlayan belge olması gerektiği, ancak ihale üzerinde bırakılan isteklinin sunduğu ISO 15189 belgesinin bu şartları sağlamadığı, idare tarafından şikayet başvurusu üzerine alınan kararda “Teknik şartnamenin genel hususlar bölümünün 1. maddesinde yer alan “yüklenici firma veya anlaşmalı olduğu genetik tanı ve değerlendirme merkezi ruhsatlı laboratuvar….” hususlarında ve anılan isteklinin anlaşmalı olduğu firmaya dair bu hususları kapsayan belgenin sunulduğuna dair değerlendirmeler yapıldığı ancak sunulan belgenin teklif veren firmaya ait olması gerektiği, ihale üzerinde bırakılan firmanın veya anlaşmalı olduğu laboratuvarın sunmuş olduğu ISO 15189 belgesi moleküler genetik, sitogenetik ve moleküler sitogenetik alanlarındaki testlerin tamamını kapsamadığı, iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde “2.1. İhale konusu işin/alımın; a) Adı: Manuel ve Yarı Otomatik İnfüzyon Kemoterapi Hizmet Alımı ve Tıbbi Genetik Laboratuvar Hizmet Alımı İşi…

ç) Miktarı:1. Kısım 11.914.920 Puan Manuel ve Yarı Otomatik İnfüzyon Kemoterapi Hizmet

Alımı ve 2. Kısım 18.000.000 Paun Tıbbi Genetik Laboratuvar Hizmet Alımı İşi” düzenlemesi,

“Katılım ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinde “7.1. Katılım ve yeterlik kriterlerine ilişkin istekliler tarafından e-teklif kapsamında sunulması gereken bilgi ve belgeler aşağıda sayılmıştır:

7.3.2. İhale konusu işin ya da malın satış faaliyetinin yerine getirilebilmesi için ilgili mevzuat gereğince alınması zorunlu olan sicil, izin, ruhsat, faaliyet belgesi vb. belgeler: ISO 15189

  1. Kısım Tıbbi Genetik

7.3.2.1. İş ortaklığı olarak teklif verilmesi halinde, her bir ortak tarafından 7.3.2 nci

maddede yer alan belgelerin ayrı ayrı sunulması zorunludur.” düzenlemesi, Teknik Şartname’nin “Genel hususlar” başlıklı D bölümünde “1.Yüklenici firma veya anlaşmalı olduğu Genetik Tanı ve Değerlendirme Merkezi Ruhsatlı Laboratuvar, hastanemizin ihtiyacı olan test ve tetkiklerin çalışılacağı laboratuvar için aşağıda maddelerde ifade edilen

şartları yerine getirmeli ve belgelendirilmelidir.

27.Tıbbi Laboratuvar Yönetmeliğine göre herhangi bir laboratuvarın referans laboratuvar olabilmesi için “lSO 15189 belgesine sahip olmalıdır.” maddesine istinaden; alıma teklif verecek olan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi, Moleküler Genetik, Sitogenetik ve Moleküler Sitogenetik alanlarındaki testleri kapsayan ISO 15189 Akreditasyon belgesine sahip olmalı ve bunu teklifi ile sunmalıdır. lSO 15189 Akreditasyon Belgesi olmayan ve Moleküler Genetik, Sitogenetik ve Moleküler Sitogenetik alanlarının üçünü de  kapsamayan genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin teklifleri kabul edilmeyecektir.” düzenlemesi yer almaktadır.

Başvuruya konu ihalenin kısmi teklife açık ve birim fiyat teklif alınmak suretiyle ihale edildiği, ihalenin iddia konusu 2’nci kısmına “Tıbbi Genetik Laboratuvar Hizmet Alımı İşi” 3 isteklinin teklif sunduğu, idarece yapılan değerlendirmeler neticesinde ihalenin 2’nci kısmında ekonomik açıdan en avantajlı birinci ve ikinci teklif sahibi isteklilerin sırasıyla …… Sağ. Hiz. A.Ş. ve başvuru sahibi …… Lab. Sağ ve Bio Tek. Hiz. A.Ş. olarak belirlendiği anlaşılmıştır.

İdarece başvuru sahibinin şikayet başvurusu üzerine verilen cevapta “Teknik Şartname’nin “Genel hususlar” başlıklı D bölümünde “1.Yüklenici firma veya anlaşmalı olduğu Genetik Tanı ve Değerlendirme Merkezi Ruhsatlı Laboratuvar…” ibaresi uyarınca, akreditasyonun tek bir laboratuvar bünyesinde tüm alanları kapsayacak şekilde sağlanmasının zorunlu olmadığı, hizmetin fiilen yürütüldüğü alanlar bakımından (moleküler genetik, sitogenetik, moleküler sitogenetik) akreditasyonun yüklenici ve/veya anlaşmalı ruhsatlı laboratuvarlar aracılığıyla sağlanmasının mümkün olduğu, somut olayda isteklinin; moleküler genetik için kendi ISO 15189 kapsam belgesini, sitogenetik ve moleküler sitogenetik için anlaşmalı ruhsatlı laboratuvara ait ISO 15189 belgelerini teklif dosyasında sunduğu, böylece şartnamede öngörülen çerçeveye uygun olarak üç alanın tamamı yönünden akreditasyon gerekliliklerinin karşılandığı” yönünde değerlendirme neticesinde şikayet başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

İhalenin 2’nci kısmı üzerinde bırakılan …….. Sağ. Hiz. A.Ş. tarafından sunulan ihaleye katılım belgesinde ……. Sağ. Hiz. A.Ş. Özel …….. Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezine ait ruhsatın yer aldığı ve …………. Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi adına düzenlenen TS EN ISO 15189:2023 belgesinin sunulduğu, ayrıca ……. Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi adına düzenlenen TS EN ISO 15189:2013 belgesinin  sunulduğu,

Bu kapsamda ihale üzerinde bırakılan isteklinin moleküler genetik için kendi ISO 15189 belgesini, sitogenetik ve moleküler sitogenetik için farklı bir laboratuvara ait ISO 15189 belgesini teklif dosyasında sunduğu anlaşılmaktadır. İhaleye katılım ve yeterlik kriterlerini sağlamak üzere istekliler tarafından e-teklif kapsamında sunulması gereken bilgi ve belgelere İdari Şartname’nin 7’nci maddesinde yer verildiği,

Bu kapsamda İdari Şartname’nin “İhale konusu işin ya da malın satış faaliyetinin yerine getirilebilmesi için ilgili mevzuat gereğince alınması zorunlu olan sicil, izin, ruhsat, faaliyet belgesi vb. belgeler” başlıklı 7.3.2’nci maddesinde, kapsamında, ihalenin 2’nci kısmında “ISO 15189” belgesinin sunulmasının yeterlik kriteri olarak belirlendiği, ayrıca söz konusu belgeye ilişkin açıklamada “Teklif verecek isteklilerin; Teknik Şartnamedeki istenilen belgeleri elektronik olarak sunmaları ve doğrulama kodlarını da okunur bir şekilde girilmesi gerekmektedir.” şeklinde bilgiye yer verildiği,

Ayrıca Teknik Şartname’nin “Genel hususlar” başlıklı D bölümünde “1.Yüklenici firma veya anlaşmalı olduğu Genetik Tanı ve Değerlendirme Merkezi Ruhsatlı Laboratuvar hastanemizin ihtiyacı olan test ve tetkiklerin çalışılacağı laboratuvar için aşağıda maddelerde ifade edilen şartları yerine getirmeli ve belgelendirilmelidir.

27.Tıbbi Laboratuvar Yönetmeliğine göre herhangi bir laboratuvarın referans laboratuvar olabilmesi için “lSO 15189 belgesine sahip olmalıdır.” maddesine istinaden; alıma teklif verecek olan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi, Moleküler Genetik, Sitogenetik ve Moleküler Sitogenetik alanlarındaki testleri kapsayan ISO 15189 Akreditasyon belgesine sahip olmalı ve bunu teklifi ile sunmalıdır. lSO 15189 Akreditasyon Belgesi olmayan ve Moleküler Genetik, Sitogenetik ve Moleküler Sitogenetik alanlarının üçünü de kapsamayan genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin teklifleri kabul edilmeyecektir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Bu çerçevede, İdari Şartname’nin 7.3.2’nci maddesi ile ilgili İSO belgesine ilişkin

ayrıntılara yer verilen Teknik Şartname’nin “Genel Hususlar” başlıklı D bölümünün 27’nci maddesine göre, ihalenin 2’nci kısmı kapsamında teklif verecek Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezlerinin Moleküler Genetik, Sitogenetik ve Moleküler Sitogenetik alanlarının tamamını kapsayan ISO 15189 Akreditasyon Belgesine sahip olmalarının ve bu belgeyi teklifleri ile sunmalarının yeterlik kriteri olarak düzenlendiği, anılan Teknik Şartname maddesinde yer alan “Alıma teklif verecek olan Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi” ibaresiyle, ihaleye teklif sunan isteklinin kendisinin, başka bir ifadeyle teklif sahibi Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezinin Moleküler Genetik, Sitogenetik ve Moleküler Sitogenetik alanlarının tamamını kapsayan ISO 15189 akreditasyon belgesine sahip olması ve teklif ile birlikte sunması gerektiğinin açıkça düzenlendiği, anılan düzenlemede akreditasyonun farklı laboratuvarlara ait belgelerle birlikte sağlanabileceğine dair herhangi bir düzenleme bulunmadığı gibi, Moleküler Genetik, Sitogenetik ve Moleküler Sitogenetik alanlarının üçünü birden kapsamayan genetik hastalıklar değerlendirme merkezlerinin tekliflerinin kabul edilmeyeceğinin de açıkça düzenlendiği anlaşılmış olup; Bu itibarla, ihale üzerinde bırakılan …….. Sağ. Hiz. A.Ş. tarafından söz konusu üç alanı kapsayan ISO 15189 akreditasyonunun tek bir İSO15189 belgesi yerine farklı laboratuvarlara ait ISO15189 belgeleri ile tevsik edildiği anlaşıldığından, anılan isteklinin teklifinin değerlendirme dışı bırakılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Kemoterapi Hizmet Alımı İhalesinde Iso 15189 Akreditasyon Belgesinin Sorgulanması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

https://www.simdata.org/

Çimento Sektöründe Sürdürülebilirlik Raporlaması ve TSRS

çimento Sektöründe Sürdürülebilirlik Raporlaması Ve Tsrs
Çimento Sektöründe Sürdürülebilirlik Raporlaması ve TSRS

Çimento Sektöründe Sürdürülebilirlik Raporlaması ve TSRS
11 Firma Raporundan Sürdürülebilirlik Uygulamaları – I:
Değer Zinciri ve İş Modeli Etkileri

Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı
merdal@istanbul.edu.tr

Giriş: Sürdürülebilirlik Raporlaması ve TSRS Çerçevesi

Sürdürülebilirlik raporları, şirketlerin sürdürülebilirlik çalışmalarında geldikleri noktayı,

çimento Sektöründe Sürdürülebilirlik Raporlaması Ve Tsrs
Çimento Sektöründe Sürdürülebilirlik Raporlaması ve TSRS

önceliklerini ve geleceğe yönelik planlarını ortaya koymaktadır. Bu raporlar, sürdürülebilirlik yol haritasını sağlam verilerle açıklayan stratejik belgelere dönüşmektedir. Bu nedenle sürdürülebilirlik raporlaması; yatırımcılar, bankalar, müşteriler, kamu otoriteleri ve büyük alıcılar açısından giderek daha önemli hale gelmektedir.

Çimento sektörü sürdürülebilirlik raporlarını incelemeden önce, KGK’nın rolünü ve TSRS çerçevesini kısaca hatırlamakta yarar var.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu’nun (KGK) misyonu, “finansal raporların uluslararası standartlarla uyumlu olarak düzenlenmesini ve denetlenmesini sağlayacak standartlar koymak, etkin bir kamu gözetimini gerçekleştirmektir.” KGK tarafından yayımlanan Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS), şirketlerin sürdürülebilirlikle ilgili finansal bilgileri belirli bir standart çerçevesinde açıklamasını amaçlamaktadır.

TSRS iki temel standarttan oluşmaktadır. TSRS 1 “Sürdürülebilirlikle İlgili Finansal Bilgilerin Açıklanmasına İlişkin Genel Hükümler” standardıdır. TSRS 1’in amacı; bir işletmenin, genel amaçlı finansal raporların asli kullanıcıları açısından işletmeye kaynak sağlama kararı verirken faydalı olacak sürdürülebilirlikle ilgili risklerine ve fırsatlarına ilişkin bilgileri açıklamasını zorunlu kılmaktır.

TSRS 2 ise “İklimle İlgili Açıklamalar” standardıdır. TSRS 2’nin amacı; bir işletmenin, genel amaçlı finansal raporların asli kullanıcıları açısından işletmeye kaynak sağlama kararı verirken faydalı olacak iklimle ilgili risklerine ve fırsatlarına ilişkin bilgileri açıklamasını zorunlu kılmaktır.

Yürürlükteki düzenlemeler kapsamında belirli ölçütleri sağlayan şirketler, sürdürülebilirlik raporlarını TSRS 1 ve TSRS 2 standartlarına uygun olarak hazırlamakla yükümlüdür.

Bu yazı serisinde, çimento sektöründe faaliyet gösteren 11 firmanın kamuya açık sürdürülebilirlik, entegre faaliyet ve TSRS uyumlu raporları; TSRS 1 perspektifiyle beş ana başlık altında incelenecektir:

  1. Değer Zinciri ve İş Modeli Etkileri
  2. Finansal Etki Alanları
  3. Zaman Ufku ve Stratejik Planlama
  4. Yönetişim ve Karar Alma Yapısı
  5. Risk Yönetimi, Metrikler ve Hedefler

İlk yazımızda değer zinciri ve iş modeli etkilerine bakacağız. Çimento sektörü açısından bu başlık, oldukça geniş bir alanı kapsıyor. Hammadde tedariki, enerji ve yakıt yapısı, klinker üretimi, lojistik, tedarikçi yönetimi, Kapsam 3 verisi, su, atık, yatırım kararları ve kurumsal yönetişim uygulamaları bu çerçevenin temel bileşenleri arasında yer alıyor.

TSRS 1 açısından çimento sektöründe değer zinciri ve iş modeli etkileri; ocaklardan başlayan hammadde tedarikinden enerji ve yakıt yapısına, klinker üretiminden alternatif hammadde ve alternatif yakıt kullanımına, lojistik ağlardan müşteri beklentileri ve ihracat pazarlarına kadar uzanan geniş bir çerçevede değerlendirilmiştir. Bu çerçeve, sürdürülebilirlik başlıklarının şirketlerin uzun vadeli değer yaratma kapasitesiyle nasıl bağlantılı hale geldiğini göstermektedir.

Aşağıdaki değerlendirmeler, firmaların kamuya açık sürdürülebilirlik raporlarında öne çıkan açıklamalar esas alınarak hazırlanmıştır. Bu nedenle belirli bir başlık altında dört-beş firma örneğine yer verilmesi, diğer firmaların o alanda çalışma yürütmediği anlamına gelmemektedir. Amaç, 11 firma raporunda görünür hale gelen uygulama örnekleri üzerinden çimento sektöründe TSRS 1 perspektifiyle değer zinciri ve iş modeli etkilerinin nasıl ele alındığını göstermektir.

Çalışmada şirket isimleri doğrudan karşılaştırma veya sıralama amacı taşımaması için A Çimento Firması, B Çimento Firması, … K Çimento Firması şeklinde harf kodlarıyla verilmiştir.

1. Ocak ve Hammadde Kaynağı Etkisi

  • A Çimento Firması, maden sahalarının rehabilitasyonu ve biyoçeşitlilik yönetim planları üzerinden hammadde kaynağının yalnızca üretim girdisi değil, aynı zamanda çevresel sorumluluk ve uzun vadeli faaliyet sürekliliği konusu olduğunu göstermektedir.
  • B Çimento Firması, entegre çimento fabrikaları ve hammadde temelli üretim yapısıyla doğal kaynak kullanımını sürdürülebilirlik gündeminin parçası haline getirmektedir.
  • E Çimento Firması, değer zincirinde kalker, kil, demir cevheri ve alçı taşı gibi girdilerin taş ocaklarından temin edildiğini açıkça tanımlamakta; hammadde tedarikini değer zincirinin başlangıç noktası olarak konumlandırmaktadır.
  • I Çimento Firması ise madencilik aşamasında biyoçeşitlilik kaybı, toz emisyonları ve atık oluşumunu olumsuz etki olarak tanımlamakta; rehabilitasyon çalışmaları ve alternatif hammadde kullanımıyla bu etkinin azaltılmasını hedeflemektedir.

2. Doğal Kaynak Kullanımı Etkisi

  • B Çimento Firması, sınırlı doğal kaynakların korunması ve doğal kaynak kullanımının minimum seviyeye indirilmesi için alternatif yakıt ve hammadde kullanımına dayalı uygulamaları öne çıkarmaktadır.
  • C Çimento Firması, fosil yakıtların ve doğal kaynakların yerine alternatif hammadde ve atık kullanımının karbon emisyonlarını ve maliyetleri azaltabileceğini belirtmektedir.
  • H Çimento Firması, doğal varlıkların sorumlu kullanımını sürdürülebilir büyümenin temel koşulu olarak ele almakta; atık yönetimi, alternatif hammadde ve alternatif yakıt kullanımını sistematik çalışmalar arasında göstermektedir.
  • I Çimento Firması, üretim aşamasında doğal kaynak kullanımı, hava emisyonları ve atık oluşumunu değer zincirinin temel olumsuz etkileri arasında değerlendirmektedir.

3. Alternatif Hammaddeye Geçiş Etkisi

  • A Çimento Firması, üretim süreçlerinin ve tedarik yapısının alternatif hammadde kullanımını destekleyecek şekilde dönüştürülmesini hedeflemektedir.
  • C Çimento Firması, alternatif hammaddelerin kullanımını geleneksel hammadde tüketimini azaltan, maliyet avantajı sağlayan ve çevresel etkiyi azaltan bir fırsat olarak değerlendirmektedir.
  • E Çimento Firması, 2025 yılında 68.013 ton alternatif hammadde kullandığını belirtmekte ve bunu değer zinciri performans göstergeleri arasında göstermektedir.
  • G Çimento Firması, ürün formülasyonu ve hammadde ikamesi üzerinden düşük karbon ayak izine sahip ürün geliştirmeyi iş modelinin parçası haline getirmektedir.
  • H Çimento Firması, atıkların alternatif hammadde olarak değerlendirilmesine öncelik vermekte; ayrıca maden atıklarının düşük karbonlu çimento ürünlerine dönüştürülmesine yönelik proje çalışmalarını yürütmektedir.

4. Enerji Yoğun Üretim Modeli Etkisi

  • A Çimento Firması, enerji verimliliği projelerini, alternatif yakıt ve alternatif hammadde kullanımındaki artışı, iklim değişikliğine karşı dayanıklılığı güçlendiren unsurlar arasında değerlendirmektedir.
  • E Çimento Firması, 49 MW toplam GES kurulu gücü, 69 bin MWh atık ısı geri kazanımı ve yenilenebilir enerji yatırımlarıyla enerji yoğun üretim modelini dönüştürmeye çalışmaktadır.
  • G Çimento Firması, üretim süreçlerinin düşük karbonlu yapıya dönüştürülmesini; süreç optimizasyonu, yakıt ikamesi ve ürün formülasyonu üzerinden ele almaktadır.
  • H Çimento Firması, enerji verimliliğini üretim süreçleriyle ilişkilendirerek roller press yatırımıyla çimento öğütme enerjisinde tasarruf ve dolaylı karbon azaltımı sağlamayı hedeflemektedir.
  • J Çimento Firması, enerji kaynaklarında yaşanabilecek tedarik sıkıntılarının üretimin durmasına yol açabileceğini ve bunun finansal maliyet yaratabileceğini açıkça değerlendirmektedir.

5. Yakıt Tedariki ve Alternatif Yakıt Etkisi

  • C Çimento Firması, alternatif yakıt ve hammadde kullanımını maliyet tasarrufu, karbon ayak izi azaltımı ve yeşil ürünlerle pazarda öne çıkma fırsatı olarak ele almaktadır.
  • E Çimento Firması, 128.791 ton alternatif yakıt kullandığını ve alternatif yakıt ısıl ikame oranında 2020 baz yılına göre yaklaşık %63 artış sağladığını belirtmektedir.
  • G Çimento Firması, alternatif yakıt kullanımını artırma kaynaklı maliyet düşürme fırsatını finansal fayda başlığı altında değerlendirmektedir.
  • H Çimento Firması, Balıkesir Atık Besleme Tesisi ile fosil yakıt kullanımının azaltılmasını ve sera gazı emisyonlarının düşürülmesini hedeflemektedir.
  • J Çimento Firması, atıkların ve biyokütle kaynaklarının alternatif yakıt olarak kullanılmasını, üretim ve ürün maliyetlerinde iyileşme yaratabilecek bir fırsat olarak görmektedir.
  • K Çimento Firması, değer zincirinde fosil yakıt kullanımı, alternatif yakıt ve yenilenebilir enerji kaynaklarını enerji tedariki ve altyapısı içinde birlikte değerlendirmektedir.

6. Klinker Üretimi ve Karbon Yoğunluğu Etkisi

  • A Çimento Firması, yüksek karbon yoğun klinker üretimine yönelik proses ekipmanlarını iklimle ilgili kırılgan varlıklar kapsamında değerlendirmekte; düşük karbonlu ve düşük klinkerli yeni ürün geliştirme planını stratejik çerçeveye bağlamaktadır.
  • E Çimento Firması, klinker/çimento oranını 2025 yılında % 80 olarak izlemekte ve bu oranı azaltmaya yönelik hedefler koymaktadır.
  • G Çimento Firması, katkılı çimento oranını artırma ve üretimde klinker oranını düşürme yoluyla emisyon yoğunluğunu azaltmayı hedeflemektedir.
  • H Çimento Firması, düşük karbonlu çimento ürünleri geliştirme çalışmalarında maden atıklarının kullanımını değerlendirmektedir.
  • J Çimento Firması, düşük klinkerli çimentolar, alternatif bağlayıcılar, alternatif yakıtlar ve Karbon Yakalama, Kullanım ve Depolama (CCUS – Carbon Capture, Utilization and Storage) uygulamalarını çimento sektörünün hızlı karbonsuzlaştırılması açısından kritik görmektedir.

7. Ürün Portföyü Dönüşümü Etkisi

  • A Çimento Firması, düşük karbonlu ve döngüsel ekonomiyi destekleyen ürünlerin değer zinciri içindeki payını artırmayı hedeflemekte; 2030 yılına kadar sürdürülebilir ürün satış oranını yükseltmeyi stratejik hedef olarak ortaya koymaktadır.
  • E Çimento Firması, yeşil çimento belgeli ürünleri, katkılı çimento tipleri ve düşük klinker faktörlü ürün geliştirme uygulamalarıyla ürün portföyü dönüşümünü görünür hale getirmektedir.
  • G Çimento Firması, düşük karbon ayak izine sahip ürünleri müşterilere sunmayı dolaylı azaltım çabaları içinde değerlendirmektedir.
  • H Çimento Firması, düşük karbonlu ürün geliştirme için maden atıklarının inşaat malzemelerine veya kimyasal ürünlere dönüştürülmesini stratejik proje alanı olarak tanımlamaktadır.
  • J Çimento Firması, düşük karbonlu portföy ve SKDM avantajını geçiş fırsatı olarak ele almaktadır.

8. Müşteri Değer Önerisi Etkisi

  • A Çimento Firması, düşük karbonlu ürünlere yönelik pazar fırsatlarının uzun vadeli değer yaratma kapasitesini güçlendirdiğini belirtmektedir.
  • D Çimento Firması, beton ve çimento satışlarında tercih değişimi, pazar payı erozyonu ve müşteri sorgularındaki artışı aşağı yönlü değer zinciri etkileri arasında değerlendirmektedir.
  • E Çimento Firması, ürün portföyünü yalnızca teknik performansla değil, kaynak verimliliği, dayanıklılık, enerji performansı ve yaşam döngüsü yaklaşımıyla geliştirmektedir.
  • G Çimento Firması, düşük karbonlu ürünlerin müşterilere sunulmasını emisyon azaltım stratejisinin bir parçası haline getirmektedir.
  • J Çimento Firması, su kaynakları ve üretim maliyetleri üzerinden doğabilecek maliyet artışlarının satış fiyatlarına yansıyabileceğini ve bunun müşterilerde ürün tercih değişikliğine yol açabileceğini değerlendirmektedir.

9. İhracat Pazarı ve SKDM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) Etkisi

  • A Çimento Firması, Emisyon Ticaret Sistemi ve karbon fiyatlandırma mekanizmalarını ürün ve hizmetler ile Ar-Ge ve inovasyon bağlantısında değerlendirmektedir.
  • C Çimento Firması, karbon düzenlemelerine uyumsuzluk, yüksek enerji maliyetleri ve rekabet kaybını risk; yeşil çimento ve beton ürünleriyle öne çıkmayı fırsat olarak ele almaktadır.
  • D Çimento Firması, ihracat terminallerinde maliyet baskısı ve uyum zorluğu nedeniyle ihracat gecikmesini gelir düşüşü riskiyle ilişkilendirmektedir.
  • E Çimento Firması, SKDM stratejilerini değer zinciri kapsamında ele almakta ve ihracat ağında liman bağlantısını stratejik unsur olarak göstermektedir.
  • K Çimento Firması, Sürdürülebilirlik Kurulu gündeminde Emisyon Ticaret Sistemi (ETS – Emissions Trading System), SKDM ve ürünlere yönelik EPD çalışmalarını ele almaktadır.

10. Liman ve Lojistik Modeli Etkisi

  • A Çimento Firması, liman ve saha altyapılarını sel, fırtına ve su stresi gibi fiziksel iklim risklerine maruz kalabilen varlıklar arasında değerlendirmektedir.
  • C Çimento Firması, liman atıklarının sürdürülebilir şekilde çimento fabrikalarında yönetilmesini atık yönetimi ve maliyet düşüşü ile ilişkilendirmektedir.
  • D Çimento Firması, Bursa Lojistik, liman tesisleri ve ihracat terminalleri üzerinden taşımacılık rotalarında gecikme, su baskını ve yükleme zorluklarını aşağı yönlü değer zinciri riski olarak değerlendirmektedir.
  • E Çimento Firması, ihracat faaliyetlerinde İskenderun, Yumurtalık ve Bartın limanlarını; denizyolu, demiryolu ve karayolu alternatiflerini lojistik modelin temel bileşenleri olarak kullanmaktadır.
  • K Çimento Firması, kara yolu, deniz yolu, liman ve gümrük hizmetleri, depolama, tank terminali ve sigorta hizmetlerini yukarı ve aşağı yönlü değer zincirinin lojistik unsurları arasında göstermektedir.

11. Tedarikçi Yönetimi Etkisi

  • A Çimento Firması, tedarikçi sürdürülebilirlik denetimi, kritik yerel tedarikçi oranı ve çevresel-sosyal kriterleri karşılayan tedarikçi oranı gibi göstergeler üzerinden tedarikçi yönetimini ölçülebilir hale getirmektedir.
  • C Çimento Firması, hammadde tedariki, tedarikçi denetimleri ve sürdürülebilir satın alma süreçlerini iş modeli ve değer zinciri içinde konumlandırmaktadır.
  • E Çimento Firması, sürdürülebilir tedarik politikalarını değer zincirini destekleyen temel mekanizmalar arasında göstermekte; tedarikçileri çevresel, sosyal ve etik kriterler doğrultusunda değerlendirmektedir.
  • I Çimento Firması, tedarik süreçlerinde etik kurallar, rüşvet ve yolsuzluk riski, çocuk işçiliği, zorla çalıştırma, kalite uygunsuzluğu ve çevresel etkilerin kötü yönetimi gibi risklere karşı denetim mekanizmaları uygulamaktadır.
  • K Çimento Firması, Satın Alma Direktörünü tedarik zincirinde iklim riski yönetimi, sürdürülebilir tedarik zinciri politikaları ve karbon ayak izinin azaltımıyla ilişkilendirmektedir.

12. Kapsam 3 ve Satınalma Verisi Etkisi

  • A Çimento Firması, Kapsam 3 emisyonlarında satın alınan mal ve hizmetleri; kireç taşı, kum, kil, alçıtaşı, cüruf, uçucu kül, kimyasal katkılar, çimento, agrega ve beton karışımı girdileri üzerinden hesaplamaktadır.
  • C Çimento Firması, değer zinciri ve tedarikçi verisini TSRS ve CDP açıklamaları üzerinden daha ayrıntılı şekilde izlemekte; yukarı ve aşağı yönlü değer zincirini haritalamaktadır.
  • F Çimento Firması, Kapsam 3 emisyonlarını Kurumsal Değer Zinciri Standardı çerçevesinde hesaplamakta ve 2025 yılında Kapsam 3 emisyonlarını açıklamaktadır.
  • E Çimento Firması, tedarik zinciri başlığını ayrı bir sürdürülebilirlik alanı olarak ele almakta; bu durum ilerleyen dönemde satınalma verisinin sürdürülebilirlik raporlamasına daha güçlü bağlanacağını göstermektedir.
  • K Çimento Firması ise tedarikçi, taşeron, refrakter, işgücü, IT hizmetleri, alternatif hammadde tedarikçileri, atık sağlayıcıları ve lojistik hizmet sağlayıcılarını değer zinciri haritasında açıkça göstermektedir.

13. Bakım, Yedek Parça ve Teknik Hizmet Etkisi

  • K Çimento Firması, yukarı yönlü değer zincirinde refrakter, işgücü, taşeron ve IT hizmetlerini; doğrudan operasyonlarda ise proses kontrol ve otomasyon sistemlerini iş modelinin parçası olarak tanımlamaktadır.
  • A Çimento Firması, yüksek karbon yoğun proses ekipmanları, fosil yakıt kullanımına bağlı sistemler ve modernizasyon çalışmaları üzerinden bakım ve teknik altyapının iklim geçiş sürecindeki önemini ortaya koymaktadır.
  • D Çimento Firması, alternatif yakıt oranı artışlarında verim dalgalanması ve proses kesintisini sermaye ve finansman baskısı ile ilişkilendirmektedir.
  • H Çimento Firması, roller press yatırımı ve farin hattındaki dijital dönüşüm çalışmalarıyla teknik ekipman modernizasyonunu enerji verimliliği ve operasyonel optimizasyon aracı olarak kullanmaktadır.
  • E Çimento Firması, yapay zekâ tabanlı İSG ihlal tespit sistemi, dijital yüklenici yönetimi ve hammadde dijitalizasyonu ile teknik hizmet ve saha yönetimi altyapısını dönüştürmektedir.

14. Dijitalleşme ve Veri Altyapısı Etkisi

  • A Çimento Firması, iklim ve sürdürülebilirlik yönetişiminde dijital dönüşüm ve Endüstri 4.0 fonksiyonunu üst yönetim yapısına dahil etmektedir.
  • E Çimento Firması, yapay zekâ ile hammadde analiz sistemi, dijital enerji izleme altyapısı, RFID tabanlı otomatik sevkiyat sistemi, dijital yüklenici yönetimi ve kamera destekli malzeme tanıma uygulamalarıyla veri altyapısını iş modeline entegre etmektedir.
  • H Çimento Firması, farin hattında tam dijital dönüşüm, anlık veri takibi ve gerçek zamanlı veri analitiğiyle enerji ve hammadde kullanımını optimize etmeyi hedeflemektedir.
  • I Çimento Firması, dijital dönüşüm kapsamında tamamlanan proje sayısını izlemekte ve bunu sürdürülebilirlik performans göstergesi olarak raporlamaktadır.
  • K Çimento Firması, Bilgi Sistemleri Direktörünü iklimle bağlantılı verilerin dijital izlenmesi ve raporlanmasıyla ilişkilendirmektedir.

15. Su Yönetimi ve Operasyonel Süreklilik Etkisi

  • C Çimento Firması, su yönetimini operasyonel süreklilik, maliyet optimizasyonu ve çevresel sorumluluk açısından kritik görmekte; kapalı devre su sistemleri ve geri kazanım uygulamalarını öne çıkarmaktadır.
  • D Çimento Firması, su baskını, taşımacılık gecikmeleri, toz bastırma ve soğutma aksamalarını operasyonel riskler arasında değerlendirmektedir.
  • E Çimento Firması, çimento fabrikalarında ve hazır beton tesislerinde atık su geri kazanımını izlemekte; su yönetimini stratejik performans göstergesi haline getirmektedir.
  • G Çimento Firması, su tasarrufunu su stresine karşı dirençlilik fırsatı olarak ele almaktadır.
  • I Çimento Firması, su yoğunluğu metriğini takip etmekte ve etkin su yönetimini sürdürülebilirlik odakları arasında göstermektedir.
  • J Çimento Firması, su kalitesi ve su kaynaklarındaki azalmanın çimento üretiminde soğutma, toz tutma ve insani ihtiyaçlar üzerinden operasyonel aksaklık riski yarattığını değerlendirmektedir.

16. Atık Yönetimi ve Döngüsel Ekonomi Etkisi

  • B Çimento Firması, alternatif yakıt ve hammadde kullanımını döngüsel ekonomi anlayışıyla ilişkilendirerek kaynak verimliliğini artırmayı hedeflemektedir.
  • C Çimento Firması, atık betonların alternatif hammadde olarak geri dönüşümünü ve liman atıklarının çimento fabrikalarında sürdürülebilir şekilde yönetilmesini çevresel ve ekonomik fayda alanı olarak göstermektedir.
  • E Çimento Firması, alternatif yakıt, alternatif hammadde ve atık su geri kazanımını değer zinciri performans göstergeleri içinde izlemektedir.
  • H Çimento Firması, atıkların yalnızca bertaraf edilmesini değil, alternatif yakıt ve hammadde olarak stratejik kaynak haline getirilmesini hedeflemektedir.
  • I Çimento Firması, atık geri kazanım oranını ve atık yoğunluğunu takip etmekte; döngüsel ekonomi ve atık yönetimini ana sürdürülebilirlik odakları arasında göstermektedir.

17. Finansman ve Yatırım Kararı Etkisi

  • A Çimento Firması, iklim risk ve fırsatlarının finansal planlama üzerindeki etkilerini varlıklar, sermaye tahsisi, gelirler, sermaye harcamaları, doğrudan ve dolaylı maliyetler ile sermayeye erişim üzerinden değerlendirmektedir.
  • E Çimento Firması, 300 milyon ABD doları tutarında Eurobond ihracı, yenilenebilir enerji yatırımı ve yeşil yatırımlar üzerinden finansman ve yatırım kararlarını sürdürülebilirlik dönüşümüyle ilişkilendirmektedir.
  • G Çimento Firması, iklimle ilgili yatırımlar için henüz özel bir dış finansman veya karbon fonu bulunmadığını, ancak 2030’a kadar uzanan Yönetim Kurulu onaylı yatırım projeleri geliştirdiğini açıklamaktadır.
  • J Çimento Firması, GES yatırımları ve yenilenebilir elektrik kaynaklarının orta vadede pozitif finansal etki yaratabileceğini değerlendirmektedir.
  • K Çimento Firması, finansal yönetim ve finansman kaynakları kapsamında bankalar, finans kuruluşları, yatırımcılar, sigorta şirketleri ve bağımsız denetim firmalarını değer zincirine dahil etmektedir.

18. Sermaye Tahsisi ve Önceliklendirme Etkisi

  • A Çimento Firması, düşük karbonlu üretim teknolojileri, alternatif yakıt ve hammadde kullanımı, su ve enerji verimliliği ile sürdürülebilir ürün portföyü yatırımlarını stratejik planlama ve yatırım kararlarına entegre etmektedir.
  • D Çimento Firması, alternatif yakıt oranı artışlarında verim dalgalanması ve proses kesintisini sermaye baskısı doğuran riskler arasında değerlendirmektedir.
  • G Çimento Firması, katkılı çimento ürünlerinde klinker oranının azaltılması, alternatif yakıt kullanım oranının artırılması ve enerji verimliliğinin iyileştirilmesini sermaye tahsis süreçlerinin temel alanları olarak göstermektedir.
  • H Çimento Firması, Balıkesir Atık Besleme Tesisi ve Kilis Roller Press yatırımlarıyla sermaye tahsisini enerji verimliliği, karbon azaltımı ve döngüsel ekonomi hedeflerine yönlendirmektedir.
  • J Çimento Firması, derin karbonsuzlaştırma sermaye harcamalarını alternatif yakıtlar, CCUS ve portföy değişikliği kapsamında değerlendirmektedir.

19. İş Sürekliliği ve Acil Durum Hazırlığı Etkisi

  • D Çimento Firması, su baskını, altyapı erozyonu, operasyonel kesinti, taşımacılık rotalarında gecikme, yakıt tedarik volatilitesi ve lisans gecikmelerini iş sürekliliği açısından risk alanları olarak değerlendirmektedir.
  • E Çimento Firması, risk yönetimi sistemini üçlü hat modeliyle yapılandırmakta; iş birimleri, kurumsal risk yönetimi, iç kontrol ve iç denetim fonksiyonları üzerinden proaktif izleme mekanizması kurmaktadır.
  • I Çimento Firması, üretim sürekliliğini operasyonel aksaklıkları öngörerek yönetilmesi gereken bir sürdürülebilirlik konusu olarak ele almaktadır.
  • J Çimento Firması, elektrik arzında kesinti veya kısıtlama olması halinde fabrikanın tamamen durabileceğini ve bunun önemli finansal maliyet doğurabileceğini belirtmektedir.
  • K Çimento Firması, risklerin Kurumsal Risk Yönetimi çerçevesine entegre edilmesini ve iklimle ilgili risklerin stratejik planlar, yatırım kararları, üretim planlaması ve finansal projeksiyonlarda dikkate alınmasını sağlamaktadır.

20. Kurumsal Yönetişim ve Karar Alma Etkisi

  • A Çimento Firması, sürdürülebilirlik stratejisinin şirket stratejisiyle entegrasyonunu sağlamak üzere yönetim, icra, satınalma, lojistik, finans, satış, dijital dönüşüm, iç denetim ve hukuk fonksiyonlarını kapsayan bir yönetişim yapısı kurmaktadır.
  • E Çimento Firması, Sürdürülebilirlik Komitesi’ni 2020 yılında kurmuş; komiteyi iklim, çevre, biyoçeşitlilik, sürdürülebilir inşaat, paydaş katılımı, tedarik zinciri ve İSG odak alanları üzerinden yapılandırmıştır.
  • G Çimento Firması, iklimle bağlantılı risk ve fırsatları kurumsal strateji ve karar alma süreçlerine entegre etmeye başladığını belirtmektedir.
  • K Çimento Firması, Yönetim Kurulu, Sürdürülebilirlik Kurulu, Sürdürülebilirlik Komitesi, RESK, KRYK, KRYS ve birim bazlı risk sorumlularını içeren çok katmanlı bir yönetişim mimarisi kurmakta; satın alma, lojistik, bilgi sistemleri, finansal planlama, bakım-teknoloji ve hammadde operasyonlarını sürdürülebilirlik karar alma sistemine dahil etmektedir.

Genel Değerlendirme: “Değer Üretme Yarışı”

11 çimento firmasının sürdürülebilirlik raporları incelendiğinde, sürdürülebilirlik uygulamalarının üretim, enerji, hammadde, tedarik ağı, lojistik, finansman, ürün geliştirme ve yönetişim kararlarıyla giderek daha fazla bütünleştiği görülmektedir. Sürdürülebilirlik uygulamalarının operasyonel karar süreçlerine daha güçlü biçimde yerleştiği anlaşılmaktadır.

Çimento şirketleri; düşük karbonlu üretim, alternatif yakıt ve hammadde kullanımı, enerji verimliliği, su yönetimi, döngüsel ekonomi, dijital veri altyapısı ve sürdürülebilir ürün portföyü alanlarında dönüşüm çabası içerisindedir. Bu dönüşüm sürecinde rekabet, yalnızca üretim kapasitesi veya pazar büyüklüğü üzerinden değil; daha düşük karbon yoğunluğu, daha dayanıklı tedarik ağı, daha verimli kaynak kullanımı, daha güçlü veri disiplini ve daha şeffaf karar alma kapasitesi üzerinden şekillenmektedir. Çimento sektöründe sürdürülebilirlik, “değer üretme ve rekabet gücünü koruma” meselesidir.

Şeffaflık Notu

Bu yazı, çimento sektöründe faaliyet gösteren 11 firmanın kamuya açık sürdürülebilirlik, entegre faaliyet, TSRS uyumlu raporları ve ilgili açıklamalarının incelenmesiyle hazırlanmıştır. Bulguların kümelenmesi aşamasında yapay zekâ desteğinden yararlanılmıştır.

Anahtar Sözcükler:
TSRS, TSRS 1, TSRS2, Sürdürülebilirlik Raporlaması, rapor, kement, çimento, çimento şirketi, Sürdürülebilirlik, satın alma, çevre, sustainability, supply, procurement, tedarik zinciri, tedarik, KGK, Standart,Sustainable Procurement, Purchasing, Murat Erdal, satınalma, strateji, yeşil, kaynak, danışmanlık, proje, eğitim, etik, sürdürülebilir satınalma, sustainable procurement, sürdürülebilirlik verisi, Rehber, iklim, gelişim planı, Kapsam 3, Karbon Ayak İzi, Su Ayak İzi, derecelendirme, Karbon Saydamlık Projesi, Carbon Disclosure Project, CDP, Raporlama Standartları, Mevzuat, Emisyon Ticaret Sistemi, Denetim, Değer Zinciri, 

Dahilde İşleme Rejiminin (DİR) İncelikleri (2)

Dahilde İşleme Rejiminin (di̇r) İncelikleri (2) Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Dahilde İşleme Rejiminin (DİR) İncelikleri (2)

Kerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

Dahilde İşleme Rejiminin (di̇r) İncelikleri (2) Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSatınalma Dergisi’nin kıymetli okurları, yazı dizimize, konumuzun 2. yazısı ile devam ediyoruz. İlk yazıyı buradan okuyabilirsiniz.

15– Dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni ihracat taahhüdü, belge/izin sahibi firma ve/veya aracı ihracatçı firma tarafından gerçekleştirilen ihracat ile kapatılır.

16- Serbest dolaşıma giren eşyaya tekabül eden ihracat tutarının gerçekleşmesi/gerçekleştirilmesi aranmaz.

17– Dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni kapsamında ithal edilen eşyanın veya asıl işlem görmüş ürünün, gümrük mevzuatı çerçevesinde gümrük idaresi gözetiminde imhası, gümrüğe terk edilmesi veya mahrecine iadesi hallerinde, bu eşyaya tekabül eden ihracatın gerçekleştirilmesi aranmaz.

18- Dahilde işleme izin belgesi/dahilde işleme izni kapsamında ithal edilen eşyadan elde edilen ikincil işlem görmüş ürünün, belge/izin ihracat taahhüdünün kapatılmasından önce gümrük mevzuatı çerçevesinde gümrük idaresi gözetiminde imhası, gümrüğe terk edilmesi, çıkış hükmünde gümrüğe teslimi veya serbest dolaşıma giriş rejimi hükümlerine göre ithali hallerinde, bu ürünün ihracatının gerçekleştirilmesi aranmaz.

19- Dahilde işleme rejimi kapsamında ithal edilen hammadde ve/veya yarı mamullerin işleme faaliyeti sırasında yanma/kayba/uçuntuya maruz kalması sebebiyle fire şeklinde yitirilmiş olsa dahi, telafi edici vergi hesaplanırken ihraç edilen eşyanın üretimi için kullanılan hammaddenin tümü (fire olarak yitirilen kısım dahil) üzerinden telafi edici verginin hesaplanması gerekir.

20- İhracat Genel Müdürlüğünün görüşü ile Gümrük Yönetmeliğinin 432.maddesinde yer alan, Türkiye’den veya üçüncü ülkelerden serbest bölgelere depolanmak, işlenmek veya ihraç edilmek üzere gelen eşyanın daha sonra Avrupa Birliği ülkelerine, statü belgesi olarak A.TR dolaşım belgesi ile gönderilmek istenmesi halinde, eşyanın tamamen veya kısmen üçüncü ülke menşeli girdiler kullanılarak serbest bölgede işlem  görmesi halinde, üçüncü ülke girdilerinin muayene ve tespiti yapıldıktan sonra CIF değeri belirlenerek, gümrük vergisi tahsilatı yapılacağı hükmü göz önüne alındığında, fire oranları dikkate alınmaksızın eşyanın tümü üzerinden CIF değerinin belirlenerek gümrük vergisi tahsilatı yapılması gerekir.

21- Kanunen ödenmemesi gereken (fazla ödenen) TEV’in geri verilebilmesi için ilgili ihracat beyannamesinin tescil tarihinden itibaren 3 yıl içerisinde ilgili gümrük idaresine müracaat edilmesi gerekir.

 Dahilde İşleme Rejimi İhlalinden Kaynaklı Vergi Alacağı

22- a) Dahilde işleme izin belgesi/izninin açık olduğu durumlardaki rejim ihlali tespitleri sonucunda oluşacak vergi aslı alacakları kesinleşmiş alacaklar olarak değerlendirilir ve bu alacaklar için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun ilgili maddeleri kapsamında, 2011/8 sayılı Genelge’de belirtildiği şekilde işlem tesis edilir.

b.1) Rejime ilişkin teminatın iade edilmesi gereken, yani, dahilde işleme izin belgesi/izninin müeyyidesiz olarak kapatılmış olduğu durumlardaki rejim ihlali tespitleri sonucunda oluşacak vergi aslı alacakları kesinleşmemiş alacaklar olarak değerlendirilir ve bu alacaklar için,

b.2) Dahilde işleme izin belgesi/izninin müeyyideli olarak kapatılmış olduğu durumlarda ise, kapatma esnasında müeyyide kapsamına girmeyen ithalat beyannameleriyle alakalı olarak, kapatma işleminden sonra, rejim ihlali tespit edilmesi halinde oluşacak vergi aslı alacakları kesinleşmemiş alacaklar olarak değerlendirilir ve bu alacaklar için, ek tahakkuk kararı düzenlenir.

b.3) Dahilde işleme izin belgesi/izninin kapatıldıktan sonra, kapatma işlemleri yeniden tekemmül ettirilmek üzere taahhüt hesabının geri açılarak yapılacak yeni kapatma işlemi halinde oluşacak vergi aslı alacakları için ise, belge/iznin ilk kapatma durumu (müeyyideli/müeyyidesiz) dikkate alınarak, (b.1) ve (b.2) uyarınca işlem yapılır.

23- Dahilde işleme rejimi kapsamında geçici ithal edilen eşyalarda varsa/şartları uyuyorsa çevre katkı payının 2872 sayılı Çevre Kanununun 18’inci maddesi hükmü uyarınca tahsil edilmesi gerekir.

24- BİLGE Sisteminde 51XX rejim kodlu ve 7007.19.80.00.28 GTİP’in yer aldığı gümrük beyannamelerinde 228 nolu “……………. menşeli ………. GTİP’li eşyanın ithalatından doğan geçici veya kati anti-damping vergisi veya sübvansiyon vergisi tahsil edilir. Tahsil edilen bu vergi belgenin kapatma işlemi tamamlandıktan sonra firmaya iade edilir.” özel şartın bulunduğu Dahilde İşleme İzin Belgesinin beyan edilmesi halinde 20 kodlu Dampinge Karşı Verginin peşin” olarak vergi ve dokümanlar ekranında gösterilmesi, “teminat” olarak yükümlüsünce değiştirilememesine ilişkin teknik düzenlemeler BİLGE Sisteminde yapılmıştır.

Öte yandan, 7007.19.80.15 (2025 Gtip:7007.19.80.00.28) Gtip’li “temperlenmiş veya lamine edilmiş emniyet camları”nın ithalat listesinde yer aldığı mevcut dahilde işleme izin belgelerinde (28 Temmuz 2025 tarihi öncesinde düzenlenen), anılan eşya için yukarı yönlü revize yapılmaması gerekmektedir.

25- İthali kontrole tabi yakıt, atık veya hurda ithalinde çevre katkı payı tahsil edilmesi gerekir.

İhracat Satır Kodu Düzeltme İşlemi

26-a) Dahilde İşleme İzin Belgeleri (DİİB) kapsamında tescil edilen ihracat beyannameleri muhteviyatı eşyanın fiziki muayenesi neticesinde GTİP farklılığı tespit edilmesi ve tespit edilen yeni GTİP’in hali hazırda ilgili DİİB ihracat listesinde kayıtlı olması durumunda, yükümlünün talebi doğrultusunda beyannamede redrese suretiyle satır kodu değişikliği yapılması mümkündür.

b) Tespit edilen yeni GTİP’in ilgili DİİB ihracat listesinde kayıtlı olmaması durumunda, ivedilikle ilgili Bölge Müdürlüğüne tespite ilişkin bilgi verilerek, eşyanın ilgili DİİB kapsamında ithal edilen girdilerle üretilmesinin mümkün olup olmadığı veya global olarak DİİB bazında firma üretimi gibi diğer kriterler çerçevesinde, fiilin 2005/8391sayılı Dahilde İşleme Kararın 23/1.maddesi kapsamına girip girmediğinin değerlendirilmesi (Dahilde İşleme Rejiminde Sağlanan Hakların Kötüye Kullanımı) ve buna göre yükümlünün revize talebi olması halinde yapılan işlemin bildirilmesi istenir. Bölge Müdürlüğü’nden alınan yazıda revize işleminin uygun görüldüğü bilgisinin alınması halinde veyükümlü talebi doğrultusunda beyannamede redrese suretiyle satır kodu değişikliği yapılır.

c) Tespit edilen yeni GTİP’in ilgili DİİB ihracat listesinde kayıtlı olmaması durumunda, İhracat Genel Müdürlüğünce yapılan değerlendirme neticesinde revize işleminin uygun görülmemesi ve fiilin Kararın 23.maddesi kapsamında değerlendirilmesi (Dahilde İşleme Rejiminde Sağlanan Hakların Kötüye Kullanımı) yönünde ilgili gümrük idaresine bildirimde bulunulması halinde, mezkur madde uyarınca gerekli işlemler yerine getirilir.

d) İhracat beyannamesi muhteviyatı eşyanın fiziki muayenesi sonucunda, ilgili DİİB kapsamında  ihraç eşyasının bünyesinde kullanıldığı beyan edilen ithal girdilerden bir kısmının ya da tamamının söz konusu beyanname kapsamı eşyanın bünyesinde kullanılmadığının doğrudan ilgili gümrük idaresince tespit edilmesi durumunda,  yapılan tespite istinaden 2005/8391 sayılı Kararın 23 üncü maddesi uyarınca gerekli işlemlerin doğrudan idare tarafından tekemmül ettirilir ve bu tespiti müteakip neticenin firmaya bildirilmeksizin derhal Ticaret Bakanlığının ilgili birimlerine yazi ile iletilir.

Müeyyideli Kapatma

27- Müeyyideli kapatma veya iptal işlemleri geri alınan dahilde işleme izin belgesinin/dahilde işleme izninin, yeniden yapılan değerlendirme sonucunda müeyyidesiz kapatılması halinde, gümrük idaresince takibat ve tahsilat sürecine başlanılmış (ödeme emri gönderilmiş, ek tahakkuk düzenlenmiş ve bunlara ilişkin ceza kararları düzenlenmiş ya da haciz işlemlerine başlanılmış vb.) olsa dahi mezkur karar hükümleri çerçevesinde işlemlerin durdurulması, müeyyide uygulanmaya başlanılmış ancak henüz tahsilatı yapılmamış kısımlar için ithalat esnasında alınan teminatların yükümlüsüne iade edilmesi, tahsil edilmiş tutarların ise yükümlüsüne iade edilmemesi gerekir.

28- Taahhüt hesabının müeyyideli kapatılması ya da iptal edilmesi kararının geri alınması ile ilgili yargı yoluna başvurulmuş olması halinde, mahkemeden “konusuz kalan davanın reddine karar verilmesi” talep edilir ve mahkemesince alınan karar doğrultusunda işlem tesis edilir.

Not: Bu konu başta olmak üzere, YYS Yıllık Faaliyet Raporu Hazırlanması, YYS Yıllık Zorunlu Eğitimlerinin Verilmesi, YYS Revizyonları, Ön İzleme, Yeni YYS Belgesi Hazırlıkları ve YYS Belgesi Alım Süreci, YYS Başvuru Formlarının Doldurulması, YYS Danışmanlığı, vb. Tüm YYS Süreçleri hakkında daha fazla ayrıntılı bilgiyi, Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatı konularında gerekli Hukuki ve Mevzuat Desteğini, İdari ve Adli İtiraz Süreçleri, Dava Açılması, Dava Aşamalarının Takibi, İlgili Mevzuat Ve Hukuki Açılardan Gerekli İtiraz Ve Savunmaların Yapılarak Dava Sonucunun Olumlu  Sonuçlandırılması, Sonradan Kontrol/ Firma İncelemesi Yaptırılması, Antrepo Açma, Antrepo Genişletme, AN6, AN7, AN8 Raporlarının düzenlenmesi, … vb, işlemleri, Sürekli/ Düzenli, Aylık, Yıllık Gümrük ve Dış Ticaret Danışmanlığı, Olay (Konu) Başı Gümrük ve Dış Ticaret Danışmanlığı, Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatı Eğitimleri, … vb. konularında yardım, destek, danışmanlık ve benzeri hizmetleri -İsterseniz- Firmalarımız “Çoban Gümrük Dış Ticaret Denetim ve Danışmanlık A. Ş.”den veya “Çözüm Denetim Gümrük Dış Ticaret Ve Danışmanlık A. Ş.”den alabilirsiniz.

DİİB’de Ayniyat Tespiti

29-1.a) Dahilde İşleme İzin Belgesi’nin “Özel şartlar” kısmında ithal edilen maddenin ihracı taahhüt edilen işlem görmüş ürünün elde edilmesinde kullanıldığına ilişkin, ya da

b) İşlem görmüş ürünün eşdeğer eşyadan elde edildiği durumda, eşdeğer eşya ile eşdeğer eşya karşılığı yapılan ithalatın asgari sekizli (8’li) bazda gümrük tarife istatistik pozisyonu (tarım ürünleri için bu tespit münhasıran onikili (12’li) bazda gümrük tarife istatistik pozisyonuna göre yapılır), ticari kalite ve teknik özellikleri itibariyle aynı olduğu ve işlem görmüş ürün bünyesinde kullanıldığına ilişkin,

Ayniyet tespitinin yapılmasının gerektiği hallerde, gümrük idarelerince bu tespitlerin yapılması gerekir.

– Bahse konu ayniyet tespitine ilişkin hususların, Dahilde İşleme İzin Belgesi taahhüt hesabının kapatılmasında dikkate alınacak olması halinde, bu tespitlerin yaptırılmasından doğrudan belge sahibi firmalar sorumlu olacaktır. Firmalarca bu tespitin yapılmasının talep edilmesi durumunda da, gümrük idarelerince, hat ve muayene kriterlerine bakılmaksızın, aşağıda belirtildiği şekilde işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

2- Eşdeğer eşya kullanımı (önceden ihracat);

a) İhracatın yapıldığı gümrük idaresince;

Eşdeğer eşyanın niteliğine göre;

– ihraç eşyasından numune alınması,

– numune alınması mümkün olmayan eşyanın, tanınmasına yarayacak özelliklerini ve gerek görülmesi halinde fotoğraflarını içeren bir tutanakla tespitinin yapılması,

– ekspertiz raporu düzenlettirilmesi,

– laboratuar tahlili yaptırılması,

Suretiyle, ayniyet tespit usullerinden birinin belirlenerek eşdeğer eşyanın ticari kalite, teknik özellik ve 8’li bazda GTİP’inin tespit edilmesi,

-Yapılan ayniyet tespitine ilişkin 2 nüsha olarak hazırlanan Tespit Tutanağının bir örneğinin eşdeğer eşya karşılığı ithalatın yapıldığı gümrük idaresine ibraz edilmek üzere yükümlüsüne verilmesi, diğer nüshanın ise ihracat gümrük idaresince muhafaza edilmesi,

b) İthalatın yapıldığı gümrük idaresince;

İthalat gümrük idaresince de eşdeğer eşya karşılığı ithali yapılan eşyanın eşdeğer eşya ile ticari kalite, teknik özellik ve 8’li bazda GTİP uyumuna ilişkin tespitlerin yapılması ve yükümlüsünce ibraz edilen Tespit Tutanağında yer alan bilgiler ile karşılaştırılmak suretiyle ithalata izin verilmesi,

Gerekmektedir.

3- İhraç eşyasının ithal eşyasından elde edilmesi (önceden ithalat);

a) İthalatın yapıldığı gümrük idaresince;

İthal eşyasının niteliğine göre;

– İthal eşyasından numune alınması,

– Numune alınması mümkün olmayan eşyanın, tanınmasına yarayacak özelliklerini ve gerek görülmesi halinde fotoğraflarını içeren bir tutanakla tespitinin yapılması,

– Ekspertiz raporu düzenlettirilmesi,

– Laboratuar tahlili yaptırılması,

Suretiyle, ayniyet tespit usullerinden birinin belirlenerek gerekli tespit işlemlerinin yapılması,

-Yapılan ayniyet tespitine ilişkin 2 nüsha olarak hazırlanan Tespit Tutanağının bir örneğinin ihracatın yapıldığı gümrük idaresine ibraz edilmek üzere yükümlüsüne verilmesi, diğer nüshanın ise ithalat gümrük idaresince muhafaza edilmesi,

Gerekmektedir.

b) İhracatın yapıldığı gümrük idaresince;

İhracat gümrük idaresince de ithal eşyasının ihracı yapılan işlem görmüş ürün bünyesinde kullanıldığının yukarıda belirtilen usullerden birine göre belirlenmesi ve yükümlüsünce ibraz edilen Tespit Tutanağında yer alan bilgiler ile uyumlu olup olmadığının kontrolü yapılır.

Devam Edecek.

Sevgi ve Muhabbetle, Sağlıcakla Kalınız.

Dahilde İşleme Rejiminin (di̇r) İncelikleri (2) Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemKerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

(Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri “YGM”)

Çoban Gümrük Dış Tic. Denet. ve Danış. A. Ş.

www.cobangumrukdenetim.com

E Mail: info@cobangumrukdenetim.com

kerim.coban@cobangumrukdenetim.com

k.coban0306@gmail.com

İşçinin Verimli Çalışıp Çalışmadığını Kamera Kayıtları İle Denetlemek İşveren Açısından “Meşru Bir Amaç” Olarak Kabul Edilebilir mi?

İşçinin Verimli çalışıp çalışmadığını Kamera Kayıtları İle Denetlemek İşveren Açısından “meşru Bir Amaç” Olarak Kabul Edilebilir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

İşçinin Verimli Çalışıp Çalışmadığı Kamera Kayıtları İle Denetlemek İşveren Açısından “Meşru Bir Amaç” Olarak Kabul Edilebilir mi?

Lütfi İNCİROĞLU

İşçinin Verimli çalışıp çalışmadığını Kamera Kayıtları İle Denetlemek İşveren Açısından “meşru Bir Amaç” Olarak Kabul Edilebilir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemKişisel Verileri Koruma Kurumu 8 Haziran 2026 tarihinde resmî web sitesinde kamuoyuna açık olarak yayımladığı “İş Yerlerinde Güvenlik Kamerası Sistemi Kullanımında Dikkat Edilecek Hususlara Dair Kamuoyu Duyurusu ile kameralar ile çalışanların verimli çalışıp çalışmadığını görme, disiplini artırma, genel kontrol sağlama gibi soyut ve çalışanların denetlenmesi gibi amaçların güdülmesini “meşru bir amaç” kapsamında değerlendirmemiştir.

Kurum yayımladığı duyuru ile “işyerlerinde güvenlik kameralarının; iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması, iş kazalarının önlenmesi, çalışma koşullarının ve çalışanların performansının denetlenmesi veya işyeri güvenliğinin sağlanması, suçun önlenmesi ve tespitine yardımcı olunması gibi çeşitli amaçlarla yoğun kullanım alanı bulunduğuna vurgu yaparak son zamanlarda işyerlerinde kamera sistemlerinin hukuka aykırı olarak veya amacı dışında kullanıldığına dair çok sayıda şikâyet ve ihbar iletildiği bildirmiştir.

İşyerlerinde yer alan güvenlik kameralarının, belirlenen amaç dışında ve ölçüsüz bir şekilde kullanılması halinde, bireylerin özel hayatın gizliliği hakkına müdahale edebileceğini ve kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesine neden olabileceğini vurgulamıştır.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun temel amacı, kişisel verilerin işlenmesinde başta özel hayatın gizliliği olmak üzere kişilerin temel hak ve özgürlüklerini korumaktır. Güvenlik kameraları ile kişilerin işyerinde görüntü kaydının alınması şeklinde gerçekleşen işlem açıkça bir kişisel veri işleme faaliyetidir. Bu işleme faaliyetinin 6698 sayılı Kanun uyarınca hukuki bir dayanağının bulunması ve Kanun kapsamında öngörülen yükümlülüklere ve sair mevzuat hükümlerine uygun bir işleme faaliyetinde bulunulması gerekmektedir.

6698 sayılı Kanun’un 5’inci maddesinde kişisel verilerin işlenme şartlarına yer verilmiş olup; bu maddenin birinci fıkrasında, kişisel verilerin ilgili kişinin açık rızası olmaksızın işlenemeyeceği; ikinci fıkrasında belirtilen şartlardan (-Kanunlarda açıkça öngörülmesi, -Fiili imkânsızlık nedeniyle rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızasına hukuki geçerlilik tanınmayan kişinin kendisinin ya da bir başkasının hayatı veya beden bütünlüğünün korunması için zorunlu olması, -Bir sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, sözleşmenin taraflarına ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması, -Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünü yerine getirebilmesi için zorunlu olması, -İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş olması, -Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması, -İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması) birinin varlığı halinde ise ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesinin mümkün olduğu hükme bağlanmıştır.

Kişisel verilerin işlenmesi süreçlerinde 6698 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinde yer alan;

a) Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma.

b) Doğru ve gerektiğinde güncel olma.

c) Belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme.

 ç) İşlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma.

d) İlgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme” ilkelerine de ayrıca riayet edilmesi gerekir.

6698 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinin birinci fıkrası “Veri sorumlusu; a) Kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, b) Kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek, c) Kişisel verilerin muhafazasını sağlamak, amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır.” hükmünü haizdir.

Diğer taraftan 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) “İşçinin kişiliğinin korunması” başlıklı 417’nci maddesi “İşveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.”  şeklinde düzenlenmiştir.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun (6331 sayılı Kanun) “İşverenin genel yükümlülüğü” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi “İşyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler, denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar.” hükmünü amirdir.

Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri doğrultusunda; işverenlerin, çalışanlarının kişiliğini koruma borcu kapsamında sağlık ve güvenliğinden sorumlu olduğu bu kapsamda 6098 sayılı Kanun ve 6331 sayılı Kanun’dan kaynaklanan birtakım hukuki yükümlülükleri bulunduğu açıktır. Bu kapsamda işveren niteliğindeki veri sorumluları tarafından söz konusu hukuki yükümlülüklerin yerine getirilebilmesini teminen iş yerlerinde güvenlik kamerası sistemlerinin kullanılarak kişisel veri işleme faaliyetinde bulunulması mümkün olmakla birlikte söz konusu güvenlik kameraları vasıtasıyla gerçekleştirilen kişisel veri işleme faaliyetinin 6698 sayılı Kanun hükümlerine uygun şekilde gerçekleştirilmesi ve aşağıda yer verilen hususlara da ayrıca dikkate edilmesi önem arz etmektedir:

Veri sorumluları tarafından güvenlik kamerası gerekliliği değerlendirilirken; amaca ulaşabilmek için işlenecek kişisel verilerin en aza indirgenmesi ve veri minimizasyonu ilkesi dikkate alınmalıdır.

İşyerinde güvenlik kamerası kurulmasında birden fazla amaç söz konusu olabileceğinden, kişisel veri işleme amacının somut olay özelinde baştan belirlenmesi gereklidir.

Güvenlik kameralarının kurulma amacının (iş yeri güvenliğinin sağlanması, suçların önlenmesi ve tespitine yardımcı olması veya çalışanların iş sağlığı ve güvenliğinin korunması vb.) net bir şekilde belirlenmesi ve bu amaç dışında çalışanların devam durumu veya performansını izleme gibi başka amaçlar kapsamında kullanımından kaçınılması gerekir.

Kameralar ile çalışanların verimli çalışıp çalışmadığını görme, disiplini artırma, genel kontrol sağlama gibi soyut ve çalışanların denetlenmesi gibi amaçların güdülmesi “meşru bir amaç” kapsamında değerlendirilemeyecektir.

Güvenlik kameraları vasıtasıyla işlenen kişisel verilerin ölçülülük ilkesinin unsurları olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık unsurları bakımından hassasiyetle değerlendirilmesi gerekir. Ortak alanlar (giriş–çıkış alanları, depo vb.) veya güvenlik riski bulunan bölgelerde (kasa vb.) kamera kullanımı, kamera konumu ve görüş açısı göz önünde bulundurulmak suretiyle orantılılık bakımından uygun görünebilir. Ancak tuvalet, soyunma odası, mescit, dinlenme alanı gibi özel alanlara kamera sistemi yerleştirilmemelidir.

Kullanılan güvenlik kameralarının konumu, görüş açısı ve yakınlaştırma ile süreklilik ve izlenme sıklığı dikkatle değerlendirilmeli ve iş yerinde dahi olsa çalışanların makul mahremiyet beklentisi göz önünde bulundurulmalıdır.

İzlemenin kapsamı ve yoğunluğu genişledikçe, müdahalenin ağırlığı artacağından iş yerindeki tüm alanları kapsayan geniş açılı veya yüz odaklı kayıtlar yapılmamalıdır.

Ses kayıt özelliği bulunan kameralar özel hayatın gizliliğine son derece müdahaleci bir yöntem olduğundan ölçülülük ilkesi açısından dikkatle değerlendirilmeli, hukuka uygun gerekçesi ve gerekliliği açıkça ortaya konulmadan kullanılmamalıdır.

İş yerinin kamuya açık alanlarında gözetim ve denetim kapsamında olmayan bireylerin özellikle hassas ve çocuklar gibi özel koruma gerektiren kişilerin güvenlik kamerası sistemi kurulması vasıtasıyla gerçekleşen kişisel verileri işleme faaliyetinden etkilenip etkilenmeyeceği de dahil olmak üzere bütün etmenler etraflıca değerlendirilmelidir. Her durumda güvenlik kamerası vasıtasıyla kişisel verilerin işlenmesi hususunda, kişilerin kamera kaydı kapsamı dahlindeki alanlarda bulundukları sırada sahip olabileceği mahremiyet beklentisi dikkate alınmalıdır.

Veri sorumlusu tarafından güvenlik kamerası vasıtasıyla gerçekleştirilen kişisel veri işleme faaliyetlerine ilişkin olarak çalışanların bilgilendirilmesi ve 6698 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi uyarınca ortamın kayıt altına alındığına dair aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi gereklidir.

Güvenlik kamerası kayıtları vasıtasıyla işlenen kişisel verilerin güvenliğinin sağlanması bakımından veri sorumlusu işveren tarafından gerekli teknik ve idari tedbirler (örneğin yetki matrisi, yetkisiz erişimin önlenmesi vb.) alınmalıdır.

Kameralar ile kayıt alınan görüntülerin saklama sürelerine ayrıca özen gösterilmelidir. Gereğinden uzun süre kayıtların saklanması 6698 sayılı Kanuna aykırılık teşkil edebileceğinden mümkün olan en kısa süre yeterli görülmeli, sistemde otomatik imha mekanizması bulunmalıdır. Bir olay yaşanması halinde hukuki süreç boyunca sadece ilgili olan kayıt saklanmalıdır.

Kamera kayıtlarının, izinsiz olarak yetkisiz kişilerle paylaşımı söz konusu olmamalı ve yalnızca yetkili kişilerin kayıtlara erişimi mümkün olmalıdır.

Kayıtların güvenliği ile gizliliğinin sağlanmasına yönelik olarak gerekli prosedürler hazırlanmalı ve güvenlik kamerası verilerine kimlerin erişebileceği ve nasıl yönetilip kaydedileceğinin sınırları belirlenmelidir.

Bu çerçevede belirtilen hususların, 6698 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kişisel verilerin hukuka uygun işlenmesini, yetkisiz erişimin önlenmesini ve muhafazasını teminen, veri sorumluları tarafından yukarıda belirtilen hususlara uygun hareket edilmediğinin tespiti halinde ilgili veri sorumluları hakkında 6698 sayılı Kanun’un 18’inci maddesinde yer alan hükümler çerçevesinde idari para cezası da uygulanmak suretiyle işlem tesis edilebilecektir.

Sonuç olarak, Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun 8 Haziran 2026 tarihinde resmî web sitesinde yayımlanan duyurusuna göre, işyeri güvenlik kameraları ile çalışanların verimli çalışıp çalışmadığını görme, disiplini artırma, genel kontrol sağlama gibi soyut ve çalışanların denetlenmesi gibi amaçların güdülmesi “meşru bir amaç” kapsamında değerlendirilmemiştir. Duyuruda, güvenlik kameralarının kurulma amacının (işyeri güvenliğinin sağlanması, suçların önlenmesi ve tespitine yardımcı olması veya çalışanların iş sağlığı ve güvenliğinin korunması vb.) net bir şekilde belirlenmesi ve bu amaç dışında çalışanların devam durumu veya performansını izleme gibi başka amaçlar kapsamında kullanımından kaçınılması gerektiği vurgulanmıştır

İşçinin Verimli çalışıp çalışmadığını Kamera Kayıtları İle Denetlemek İşveren Açısından “meşru Bir Amaç” Olarak Kabul Edilebilir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemwww.incirogludanimanlik.com sayfasında yayımlanan blog yazıları, hakemli makale formatında olmayıp bilgi verme amaçlıdır. Kesinlikle hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliğinde değildir.

Lütfi İNCİROĞLU

 

Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Başvuru Takvimi Belli Oldu

Satınalma Ve Tedarik Zinciri Yüksek Lisans Başvuru Tarihleri
Satınalma ve Tedarik Zinciri Yüksek Lisans Başvuru Tarihleri

Satınalma ve Tedarik Zinciri Profesyonellerinin Akademik Buluşma Noktası
“Yüksek Lisans, Yüksek Hedefler”

TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI

Tezli ve Tezsiz Yüksek Lisans Programları

Tedarik zinciri yönetimi bugün yalnızca lojistik, satınalma veya operasyon yönetimi başlığı

Satınalma Ve Tedarik Zinciri Yüksek Lisans Başvuru Tarihleri
Satınalma ve Tedarik Zinciri Yüksek Lisans Başvuru Tarihleri

altında ele alınabilecek dar bir alan değildir. Sürdürülebilirlik, analitik düşünme, performans yönetimi, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamalarıyla birlikte şirketlerin rekabet gücünü doğrudan etkileyen stratejik bir uzmanlık alanına dönüşmüştür.

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü bünyesinde yürütülen Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Programları, 20 yıldır farklı sektörlerden gelen profesyonelleri aynı akademik ve mesleki çatı altında buluşturuyor.

Programımızda satınalma, lojistik, pazarlama, sürdürülebilirlik, perakende yönetimi, müzakere teknikleri ve sözleşme hukuku dersleriyle tedarik zinciri yönetimine bütüncül, stratejik ve yönetici bakış açısı kazandırılmaktadır.

Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden gelen yönetici adayları, programda güçlü bir öğrenme ortamı ve kuvvetli bir profesyonel network oluşturmaktadır. Bu yönüyle program yalnızca derslerden ibaret değildir; aynı zamanda kariyer, vizyon ve mesleki gelişim yolculuğudur.

Yüksek lisans başvurusu yapmayı düşünen adaylar için Tedarik Zinciri Yönetimi Programı Adayları için Hazırlık Rehberi hazırladık. (PDF belgeyi indirebilirsiniz.)

Tezli ve tezsiz program tercihinizi yapmadan önce bu rehberi incelemenizi,
Sosyal Bilimler Enstitüsü web sitesindeki güncel başvuru koşullarını, akademik takvimi ve duyuruları takip etmenizi öneririm.

Yeni dönemde Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Programlarımızda sizleri aramızda görmek isteriz.

Prof. Dr. Murat ERDAL merdal@istanbul.edu.tr 
Program Koordinatörü
İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Programları

BAŞVURU, MÜLAKAT, İLAN VE KESİN KAYIT TARİHLERİ
-TEZLİ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI / DOKTORA PROGRAMLARI
-TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

 

ONLINE BAŞVURU TARİHLERİ 15-26 Haziran 2026(Saat:16.30)
MÜLAKAT TARİHLERİ 6-8 Temmuz 2026
MÜLAKAT SONUÇLARININENSTİTÜYE TESLİM TARİHİ 13 Temmuz 2026
DEĞERLENDİRMESONUÇLARININ İLANI 17 Temmuz 2026
ONLİNE KESİN KAYITTARİHLERİ 7-11 Eylül 2026(Saat:16.30)
YEDEK ADAY ALIMI İÇİN BOŞKONTENJANLARIN İLANI 16 Eylül 2026
YEDEK ADAYLARIN ONLİNEBAŞVURU TARİHLERİ 17-18 Eylül 2026(Saat:16.30)
YEDEKTEN KAYIT HAKKIKAZANAN ADAYLARIN İLANTARİHİ 23 Eylül 2026
 

YEDEK ADAYLARIN ONLİNEKESİN KAYIT TARİHİ

24-25 Eylül 2026(Saat:16.30)
1)         TÜRK VE YABANCI UYRUKLU ADAYLAR BAŞVURABİLİR.

2)         BAŞVURU VE KAYIT İŞLEMLERİ ONLİNE OLARAK YÜRÜTÜLECEKTİR. BELİRTİLENTARİHLER UZATILMAYACAKTIR.

3)         MÜLAKATLAR YÜZ YÜZE YAPILACAKTIR. BAŞVURULAN PROGRAMIN MÜLAKAT İÇİN BELİRLEDİĞİ GÜN/SAAT/YER BİLGİSİ ENSTİTÜ WEB SAYFASINDA DUYURULACAKTIR. MÜLAKATA KATILMAK ZORUNLU OLUP, KATILMAYAN ADAY DEĞERLENDİRMEYE ALINMAYACAKTIR.

4)         ADAYLARIN BAŞVURU ESNASINDA BEYAN ETMİŞ OLDUKLARI LİSANS/YÜKSEK LİSANS TRANSKRİPTLERİNİ, MEZUN DURUMDA OLMAYANLARIN İSE BAŞVURUEKRANINA GİRDİKLERİ SON DÖNEM (7. VEYA 9. YARIYIL) NOT ORTALAMALARINIGÖSTEREN TRANSKRİPTLERİ İLE T.C. KİMLİK NUMARALI NÜFUS CÜZDANLARINI MÜLAKAT SIRASINDA YANLARINDA BULUNDURMALARI ZORUNLUDUR.

5)         TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMLARI ÜCRETLİDİR.

ÖĞRENCİ PROFİLİ
Program Güz ve Bahar dönemlerinde öğrenci almaktadır.
Farklı sektörlerden 40’a yakın çalışan bulunmaktadır.
Kuvvetli bir network sizi beklemektedir.
YER: 
BEYAZIT ANA KAMPÜS (Siyasal Bilgiler Fakültesi Derslikleri)
Marmaray (Vezneciler İstasyonu), Tramvay (Beyazıt Durağı).

DEVAM DURUMU: Derslere katılım konusunda % 70 devam zorunluluğu bulunmaktadır. Yönetmelik gereği yüksek lisans öğrencilerinin en fazla % 30 devamsızlık hakkı vardır.

İkinci öğretim tezsiz yüksek lisans programımızın öğrenci portföyü farklı sektörlerden gelen yönetici adayları ve profesyonellerden oluşmaktadır. Bu nedenle ders gününe denk gelen fuar katılımları, iş seyahatleri veya benzeri mesleki yoğunluklar söz konusu olduğunda, öğrenciler dersini aldıkları öğretim üyelerine bilgi vermelidir.
Bu konudaki değerlendirme ve inisiyatif ilgili öğretim üyesine aittir.

DERS PROGRAMI:

GÜZ DÖNEMİ DERSLERİ

  • LOJİSTİK YÖNETİMİ
  • TEDARİK ZİNCİRİNDE PERFORMANS YÖNETİMİ
  • PROJE YÖNETİMİ
  • PAZARLAMA YÖNETİMİ
  • SÖZLEŞME HUKUKU
  • TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİNDE MODELLEME
  • SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ve İŞ ETİĞİ
  • BİLİMSEL ARAŞTIRMA YÖNTEMLERİ VE YAYIN ETİĞİ

BAHAR DÖNEMİ DERSLERİ

  • SATINALMA VE TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ İLKELERİ
  • TEDARİK ZİNCİRİ STRATEJİLERİ
  • KÜRESEL PAZARLAMA
  • PERAKENDE YÖNETİMİ
  • VERİ ANALİZİ VE KANTİTATİF KARAR ALMA TEKNİKLERİ
  • MÜZAKERE TEKNİKLERİ

BAŞVURU TARİHLERİNİ KAÇIRMAYIN

İ.Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü https://sosyalbilimler.istanbul.edu.tr/tr/_   resmi web sitesi duyurular kısmında ve aşağıdaki platformlar ile bu platformların sosyal medya hesaplarında başvuru duyuruları yayınlanmaktadır.

ÜCRETLENDİRME:  Tezsiz YL program ücreti geçen dönem 30.500 TL x 2 dönem idi.
Kayıt aşamasında güncel ödeme bilgisi verilecektir.

MÜLAKAT ÖNCESİ HAZIRLIK:  

KİTAPLAR:

  • Erdal, M., Satınalma ve Tedarik Zinciri Yönetimi, 4. Baskı, Beta Yayınevi.
  • Erdal, M. (Editör), Tasarımdan Süreç İyileştirmeye Tedarik Zinciri Yönetimi Başarı Hikayeleri, BETA Basım, İstanbul.
  • Erdal, M. (Editör), Konteyner Deniz ve Liman İşletmeciliği, 2. Baskı, BETA Basım, İstanbul.
  • Erdal, M., Ünal, A., Lojistik Merkez Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, İstanbul.
  • Erdal, M. Saygılı, M., Global Logistics, UTİKAD Yayını, İstanbul.
  • Erdal, M. ve Çancı, M., Lojistik Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, 4. Baskı, İstanbul.
  • Erdal, M. ve Çancı, M., Uluslararası Taşımacılık Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, 4. Baskı, İstanbul.
  • Trakya Lojistik Master Planı, Trakya Kalkınma Ajansı, 2012.
  • Erdal, M., Görçün, Ö., Saygılı M., Depo Yönetimi, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını.
  • Erdal, M., Güvenler A., Sandalcı, K., Uluslararası Demiryolu Eşya Taşımacılığı, Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yayını, İstanbul.
  • Erdal, M., Görçün Ö. F., Görçün Ö., Saygılı, M., Entegre Lojistik Yönetimi, BETA Basım.
  • Erdal, M., Teknoloji Yönetimi, 2. Baskı, Türkmen Kitabevi, İstanbul,
  • Erdal, M., Saygılı, M., Lojistik İşletmelerinde Yönetim-Organizasyon ve Filo Yönetimi, UTİKAD Yayını, Mataş Matbaası, İstanbul.
  • Erdal, M., Alkan, M., Lojistik ve Dış Ticaret Sözlüğü, UTİKAD Yayını, 2. Baskı, İstanbul.

Anahtar Sözcükler:

Yüksek Lisans, Lisansüstü, Program, İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, EĞİTİM, ders, dersler, proje, ödev, vize, sınav, not, tez, proje, bitirme projesi, öğrenci, tedarik zinciri yönetimi, eğitim, Satın alma, satınalma, tedarik, lojistik, üretim, planlama, karar alma, modelleme,  Depo, depolama, depo yönetimi, değer, Satın alma Dergisi, Dergi, B2B, Profesyonel, değer zinciri, purchasing, procurement, supply, supply chain, supply chain management, Kurumsal Pazar, Analitik, CRM, e-iş, e-ticaret,  sürdürülebilirlik, yapay zeka, modelleme, AI

#TedarikZinciriYönetimi #YüksekLisans #İstanbulÜniversitesi #Satınalma #Lojistik #Sürdürülebilirlik #Dijitalleşme #YapayZeka #İnsanKaynakları #KariyerGelişimi #SosyalBilimlerEnstitüsü

ŞİRKET EĞİTİMLERİ

-> Şirket Eğitimleriniz için Doğru Teklif Alın -> egitim@satinalmadergisi.com

-> Eğitim Kataloğunu İndirebilirsiniz ->   https://satinalmadergisi.com/egitim.pdf

PDF BELGE – Tedarik Zinciri Yönetimi Yüksek Lisans Programı Adayları için Hazırlık Rehberi

Eğitim Bütçesi Kesildiğinde Şirketler Ne Kaybeder?

Eğitim Bütçesi Kesildiğinde şirketler Ne Kaybeder Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Eğitim Bütçesi Kesildiğinde Şirketler Ne Kaybeder?

M. Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu

Eğitim Bütçesi Kesildiğinde şirketler Ne Kaybeder Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemEkonomik belirsizliklerin arttığı dönemlerde organizasyonların ilk gözden geçirdiği alanlardan biri genellikle eğitim ve gelişim bütçeleri olmaktadır. Şirketler kısa vadeli maliyet optimizasyonu amacıyla eğitim yatırımlarını azaltmayı veya tamamen durdurmayı tercih edebilmektedir.

Ancak burada kritik bir soru ortaya çıkar: Eğitim bütçesi gerçekten bir maliyet midir, yoksa uzun vadeli bir yatırım mı?

Günümüz iş dünyasında bu sorunun yanıtı, organizasyonların sürdürülebilir başarısı açısından kritik önem taşımaktadır. Çünkü eğitim bütçesindeki kesintiler yalnızca öğrenme faaliyetlerini değil; performansı, çalışan bağlılığını, inovasyonu ve organizasyonel çevikliği de doğrudan etkilemektedir.

Eğitim Yatırımı Neden Stratejiktir?

Bilgi ekonomisinin hız kazandığı günümüzde organizasyonların rekabet avantajı yalnızca ürün veya hizmet kalitesiyle değil; öğrenme kapasitesiyle de belirlenmektedir.

World Economic Forum tarafından yayımlanan Future of Jobs raporlarına göre, mevcut işlerde kullanılan becerilerin önemli bir kısmının önümüzdeki yıllarda dönüşeceği öngörülmektedir. Bu durum, çalışanların sürekli gelişimini organizasyonel sürdürülebilirliğin temel unsurlarından biri haline getirmektedir.

Benzer şekilde LinkedIn Learning araştırmaları, çalışanların gelişim imkânı sunan organizasyonlarda daha uzun süre kalma eğiliminde olduğunu göstermektedir.

Bu veriler, öğrenmenin artık “yan hak” değil; stratejik bir gereklilik olduğunu ortaya koymaktadır.

Eğitim Bütçesi Kesildiğinde İlk Kaybedilen Şey: Adaptasyon Yeteneği

Kriz dönemlerinde organizasyonların en fazla ihtiyaç duyduğu yetkinliklerden biri adaptasyondur. Ancak eğitim yatırımlarının azaltılması, çalışanların yeni beceriler geliştirme hızını düşürür. Bu durum organizasyonların değişime uyum kapasitesini azaltır; inovasyon hızını düşürür ve rekabet avantajını zayıflatır.

McKinsey & Company araştırmalarına göre, öğrenme çevikliği yüksek organizasyonlar kriz dönemlerinde daha hızlı toparlanma eğilimi göstermektedir. Dolayısıyla eğitim bütçesindeki kesintiler, kısa vadede finansal rahatlama sağlasa da uzun vadede organizasyonel çevikliği zayıflatabilmektedir.

Çalışan Bağlılığı ve Motivasyon Üzerindeki Etki

Eğitim ve gelişim süreçleri, çalışanlar tarafından yalnızca bir öğrenme fırsatı olarak değil; aynı zamanda organizasyonun kendilerine verdiği değerin göstergesi olarak algılanmaktadır.

Gallup araştırmaları, gelişim fırsatı sunulan çalışanların bağlılık seviyelerinin daha yüksek olduğunu göstermektedir. Eğitim bütçelerinin kesilmesi ise çalışanlarda şu algıları oluşturabilmektedir:

“Gelişimim artık öncelik değil.”

“Organizasyon geleceğe yatırım yapmıyor.”

“Burada uzun vadeli büyüme alanı sınırlı.”

Bu durum motivasyon kaybını ve bağlılık düşüşünü beraberinde getirebilir.

Özellikle yüksek potansiyelli çalışanlar açısından gelişim fırsatlarının azalması, organizasyondan ayrılma riskini artırabilmektedir.

Öğrenme Kültürünün Zayıflaması

Organizasyon kültürü, yalnızca değerler ve söylemlerle değil; sistematik davranışlarla oluşur. Öğrenme yatırımları da bu kültürün en önemli göstergelerinden biridir. Eğitim bütçesinin azaltılması öğrenme kültürünü zayıflatabilir; bilgi paylaşımını azaltabilir ve organizasyon içindeki gelişim enerjisini düşürebilir. Bu durum özellikle uzun vadede organizasyonun yenilik üretme kapasitesini etkileyebilir.

Gizli Maliyetler: Görünmeyen Kayıplar

Eğitim bütçesi kesintileri çoğu zaman kısa vadeli tasarruf olarak değerlendirilir. Ancak organizasyonların gözden kaçırdığı önemli bir nokta vardır: Eğitim kesintilerinin görünmeyen maliyetleri.

Bu maliyetler arasında düşük performans, artan hata oranları, çalışan devir hızındaki artış, düşük müşteri memnuniyeti ve adaptasyon problemleri yer alabilir.

Deloitte araştırmaları, öğrenme kültürü güçlü organizasyonların çalışan deneyimi ve müşteri deneyimi açısından daha yüksek performans gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu nedenle eğitim yatırımları yalnızca bireysel gelişim değil; organizasyonel verimlilik açısından da kritik öneme sahiptir.

Çözüm: Eğitimden Öğrenme Sistemine Geçmek

Bugün organizasyonların ihtiyaç duyduğu şey yalnızca eğitim vermek değildir. Asıl ihtiyaç, sürdürülebilir bir öğrenme sistemi kurmaktır.

Bu sistem iç eğitmen yapıları, dijital öğrenme platformları, mikro öğrenme modelleri ve sürekli gelişim mekanizmaları ile desteklenmelidir.

Özellikle hibrit öğrenme modelleri ve kurum içi öğrenme yapıları, eğitim yatırımlarının daha sürdürülebilir hale gelmesini sağlamaktadır. Bu yaklaşım, eğitim bütçelerini yalnızca bir gider kalemi olmaktan çıkarıp stratejik bir dönüşüm aracına dönüştürmektedir.

Eğitim bütçesi kesildiğinde organizasyonlar yalnızca eğitim programlarını kaybetmez. Aynı zamanda gelişim hızını, öğrenme çevikliğini, çalışan bağlılığını ve geleceğe hazırlık kapasitesini de riske atabilir. Bu nedenle asıl soru şudur: “Eğitim bütçesini ne kadar azaltabiliriz?” değil, “Öğrenme kapasitemizi nasıl sürdürülebilir hale getirebiliriz?”

Bu soruya güçlü bir yanıt verebilen organizasyonlar, yalnızca bugünü yöneten değil; geleceği şekillendiren organizasyonlara dönüşmektedir.

 

Eğitim Bütçesi Kesildiğinde şirketler Ne Kaybeder Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemM. Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu

efsun@indus.com.tr

https://www.linkedin.com/in/efsunyukseltunc/

Instagram @indusefsun

www.efsunyuksel.com

Satınalma Teklifleri Sümen Altı Edilirse Ne Olur?

Satınalma Teklifleri Sümen Altı Edilirse Ne Olur
Satınalma Teklifleri Sümen Altı Edilirse Ne Olur?

Satınalma Teklifleri Sümen Altı Edilirse Ne Olur?
Promosyon Alımlarında Menfaat İddiaları, Tedarikçi Kayırma ve Dava Süreci

Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı
merdal@istanbul.edu.tr


Şirketinizde Bu Olay Yaşansaydı Ne Yapardınız?

Satınalma Teklifleri Sümen Altı Edilirse Ne Olur
Satınalma Teklifleri Sümen Altı Edilirse Ne Olur?

Yüksek adetli promosyon ürünlerine ihtiyaç duyuyorsunuz.

Ajanda, kalem, bloknot, masa takvimi ve anahtarlık için teklifler toplanıyor.

Satınalma süreci ilerliyor, ön ödeme yapılıyor ve teminat mektubu alınıyor.

Günler sonra şirkete ciddi bir ihbar ulaşıyor.

İddia şu: “İçerideki bazı çalışanlar, rakip tedarikçilerin tekliflerini devre dışı bırakmış, satınalma sürecini belirli bir tedarikçi lehine yönlendirmiş ve bu ilişki karşılığında menfaat sağlamıştır.”

Gelen ihbar sizi rahatsız ediyor. Yönetim olarak hızlı aksiyon alıyor, sözleşmeyi feshediyorsunuz. Ödediğiniz bedelin iadesini istiyorsunuz ve teminat mektubunu devreye alıyorsunuz.

Sonrasında ise promosyon tedarikçisi, zarara uğradığı gerekçesiyle olayı yargıya taşıyor.

Mesele yalnızca çalışanların tedarikçilerle kurduğu şüpheli ilişki midir?

Yoksa tedarikçi araştırma, teklif toplama ve karşılaştırma, onay mekanizması, sözleşme güveni ve satınalma denetimi açısından daha derin bir kontrol zafiyetiyle mi karşı karşıyasınız?

En kritik soru ise şudur:

Bir tedarikçi, şirket personeli üzerinden rakip teklifleri sümen altı ettirebiliyorsa, satınalma kararlarına artık ne kadar güvenilebilir?

Kurumsallaşma boşluklarını, satınalma kararlarını ve çarpık ilişkileri net biçimde görmemizi sağlayan bu dava dosyasına gelin yakından bakalım.

Dava Konusu:

Dava, promosyon ürünlerinin tedarikine ilişkin imzalanan sözleşmenin teslimat başlamadan önce feshedilmesi, ödenen bedelin iadesi, teminat mektubunun nakde çevrilmesi ve bu fesih nedeniyle ileri sürülen zarar tazmini talepleri etrafında şekillenmektedir.

Promosyon ürünleri tedarikçisi davacı, ihtiyaç konusu ajanda, kalem, küp bloknot, masa takvimi ve anahtarlıkların teminine ilişkin yükümlülüğünü yerine getirmeye hazır olduğunu, alıcı şirketin sözleşmeyi haksız şekilde sona erdirdiğini ve bu nedenle zarara uğradığını ileri sürmektedir.

Alıcı şirket ise sözleşmenin feshedilmesinin haklı nedene dayandığını, davacı firmaya yapılan ödemenin iadesinin gerektiğini ve teminat mektubunun bu nedenle nakde çevrildiğini savunmaktadır.

Uyuşmazlığın merkezinde; promosyon ürünleri tedarikçisi ile alıcı şirket çalışanları arasında menfaat ilişkisi kurulup kurulmadığı, rakip tedarikçilerin tekliflerinin değerlendirme dışı bırakılıp bırakılmadığı ve bu iddiaların sözleşmenin feshi için haklı neden oluşturup oluşturmadığı bulunmaktadır.


Tarafların Pozisyonu

Davacı (Promosyon Ürünleri Satıcısının) Talebi:

Promosyon ürünleri üreticisi – A Promosyon (Davacı), taraf şirketler arasında sözleşme imzalandığını, bu sözleşme ile, alıcı firmanın (Firma B – davalının) dağıtacağı promosyon ürünlerinin teminini üstlendiğini;

  • Alıcı B Firmasının “… 000 adet ajanda, 260.000 adet kalem, 180.000 adet küp bloknot, 170.000 masa takvimi ve 230.000 anahtarlık temin etmesinin kararlaştırıldığını;
  • sözleşmede bunların en geç 31/10/2016 tarihinde davalıya teslim edileceğinin belirlendiğini; emtianın değerinin KDV dahil 2.185.591 TL olduğunu;
  • sözleşme gereği bu bedelin…davalının ödediğini;
  • karşılığında ise, A Promosyon firmasından … bedelli teminat mektubunu aldıklarını; müvekkili şirketin 03/10/2016 tarihinde davalıyı arayıp, teslimata başlayacaklarını bildirdiğini, davalının da aynı gün davacıdan saat 17:00’da teslimat planını istediğini;
  • Fakat 3 gün sonra yani … vazgeçtiklerinin bildirildiğini;
  • A Promosyon firmasına ödenen 766.000 TL’nin iadesinin talep edildiğini;
  • iade etmezlerse, teminat mektubunu bozduracaklarını sözlü olarak bildirdiklerini;
  • bunun üzerine A Promosyon firması …Noterliğinden bir ihtarname gönderip, haksız feshi kabul etmediklerini bildirdiğini;
  • bunun üzerine Alıcı B şirketinin …yevmiye nolu ihtarla akdi fesih ettiklerini ve paranın iadesini istediklerini bildirdiği; bilahare de teminat mektubunu nakde çevirdiğini belirterek;
  • Alıcı B’nin akdi fesih etmesinin haksız olduğunu, haksız fesih ile doğan tüm zararının tespiti ile şimdilik 10.000 TL’nin Alıcı B’den alınıp, A Promosyon firmasına verilmesini talep etmiş bilahare talebini ıslah yoluyla artırarak, 675.987,87 TL’nin Alıcı B’den tahsilini talep etmiştir.

Davalı (Alıcı B Firması) Dilekçesi

Alıcı B, 2017 yılında dağıtacağı promosyon ürünlerinin temini yönünden bir sözleşme imzalandığını; bu işle ilgili teklifler istediğini, sonuç olarak da A Promosyon firmasının bu işi kazandığını belirtmiştir. Ancak:

  • Sözleşme imzalandıktan hemen sonra gelen bir ihbarla birlikte yapılan araştırma sonunda Alıcı B elemanı olarak çalışan ve pazarlama kısmında görevli olan —- ,şirket içinden diğer tedarikçileri saf dışı ederek müvekkili şirketin davacıyı tercih etmesini sağladığı; yine satın alma uzmanı olarak çalışan…da açık artırmada ahlaka ve hukuka aykırı davranışlarla diğer tedarikçileri saf dışı bırakarak müvekkili şirketin davacıyı tercih etmesini sağladığı tespit edilmiştir.
  • A Promosyon firmasının bu iki çalışana rüşvet verdiği; bu şekilde söz konusu işi aldığı; A Promosyon firmasının bu haksız eylemi sebebiyle müvekkili şirketin ona olan güveninin kalmadığı,
  • Artık onunla yaptığı akde bağlı kalmak istemediğini; bu sebeple şirketçe yapılan “akdin feshinin” haklı nedene dayandığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Taraflar arasındaki ihtilaf, davalı tarafça bildirilen ve davacının iki elemanına rüşvet verilip verilmediği, verilmişse bunun akdin feshi için haklı neden sayılıp sayılmayacağı hususunda toplanmaktadır.

Dinlenen B Firması (Davalı/Alıcı) tanıkları, şirketin çalışanları olup; rüşvet aldığı iddia edilen … hakkındaki alıcının iddiasını doğrulamışlardır.

A Promosyon şirketi lehine ve diğer tedarikçi adaylarını bertaraf etmek suretiyle, davacının bu işi almasını sağladıkları ve davacının da bu şekilde yüksek bedelle ihaleyi aldığını bildirmişlerdir.

.. her ay hesabına söz konusu işin alınmasından önce 3.500’er TL yatırıldığı; …A Promosyon şirket ortağından cep telefonu istediği ve onun da cep telefonu alıverdiği vakıaları;

DAVANIN REDDİNE”KARAR VERİLMİŞTİR.
Karar davacı vekili tarafından süresi içinde İstinaf edilmiş,

İstinaf Kararı:
———-Dairesi tarafından;

Bilirkişi heyeti 05/06/2024 tarihli raporunda; taraflar arasındaki 2017 yılı için gerçekleşen siparişin muadillerine göre % 25 oranında pahalı olarak ihale alındığı hususunu tespit etmiştir.

Gelen bu rapor tüm dosya kapsamı ile incelendiğinde;

  • davaya konu dönemden 1 yıl öncesinin ihalesinin de davacı şirket tarafından alındığı ancak;
  • bunun davalıya ait iki elemanın haksız kullanılması yoluyla ve diğer firmaların teklifleri sümen altı edilerek sağlandığı;
  • bu hususun hem dosyamızda dinlenen tanık beyanlarından hem de tüm dosya kapsamından anlaşıldığı;
  • bunun davalı şirket tarafından bir sonraki dönemin yani 2017 yılına yönelik siparişten sonra ortaya çıktığı;
  • bilindiği üzere alım satım akdinde taraflardan birinin diğerinin güveni ortadan kaldıracak şekilde önceki ilişkilerde hile yaptığı ortaya çıktığı takdirde güveni sarsılan taraftan hiçbir şekilde akde devam etmesinin istenemeyeceği;
  • bir yerde piyasanın altında bir ücretle dahi hizmet ya da eser sağlansa bile artık güveni sarsılan tarafın bunu ileriye sürerek karşı taraf edimlerini kabul etmek zorunda olmadığı;
  • bunun yanında davacı (A Promosyon) tarafın, diğer benzer teklifleri sümen altı ettirerek piyasa rayiçlerine göre de davalıya % 25 fazla fiyattan bu mamulleri kabul ettirdiği;
  • bu yönden de davalıdan sözleşmeye artık uymasının beklenemeyeceği kabul edilerek davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Promosyon ürün Alımlarında Nelere Dikkat Edilir
Promosyon ürün Alımlarında Nelere Dikkat Edilir?

Promosyon Ürün Alımları

Promosyon ürün alımları çoğu zaman endirekt satınalma kararları olarak değerlendirilir. Şirketin ana ürün ya da hizmet kalitesini doğrudan belirlemez; ancak marka algısı, kurumsal temsil gücü ve müşteri temas kalitesi üzerinde etkili olur.

İhtiyacın doğru belirlenmesi, uygun malzeme çeşitliliğinin seçilmesi ve miktarların gerçekçi planlanması önemlidir. Özellikle satış ekipleri sahada şirketlerini temsil ederken ajanda, kalem, bloknot ve benzeri promosyon ürünlerini de yanlarında taşırlar. Bu ürünlerin kalite seviyesi, aynı zamanda şirketin imajını da sahaya taşır.

Kurumsal kimliği yansıtan, şirketin sektördeki konumunu destekleyen malzemelerin tercih edilmesi gerekir. Bu nedenle promosyon malzeme alımlarında satınalma ve pazarlama birimlerinin uyum içinde çalışması son derece doğaldır. Diğer taraftan, satınalma sürecinin şeffaf, kayıtlı ve denetlenebilir şekilde yürütülmesi gerekir. Aksi takdirde çok görünür olan bu malzemeler üzerinden kurum içinde yorumlar, şüpheler ve dedikodular kolaylıkla oluşabilir.

Promosyon Ürün Alımında Öne Çıkan Konular

Promosyon ürün alım ihtiyaçları yıl geçişleri, özel günler, kampanyalar, önemli etkinlikler veya eldeki stokların tükenmesi gibi farklı nedenlerle ortaya çıkabilir. İhtiyacın tanımlanması sürecinde ürün özellikleri, kalite, miktar, teslim süresi ve bütçe eş zamanlı düşünülmelidir.

Temel başlıklar şunlardır:

  • Promosyon ürünlerinde beklenen kalite seviyesi nedir? Örneğin ajanda için kâğıt ve cilt kalitesi, sayfa boyutu, sayfa sayısı, logo ve baskı özellikleri açık biçimde tanımlanmış mıdır?
    • Tedarikçi yetkinliği, profesyonellik seviyesi, iş takvimi ve üretim kapasitesi nedir?
    • Numune kontrolleri nasıl yapılmakta ve sonuçlar nasıl raporlanmaktadır?
    • Ödeme koşulları, avans ve vade yapısı nedir? Ticari koşulların şirkete bütünsel maliyeti nasıl hesaplanmaktadır?
    • Teklifler nasıl toplanmakta ve karşılaştırma tabloları ne şekilde hazırlanmaktadır?
    • Karar alma sisteminde hangi faktörler dikkate alınmakta ve bunların ağırlıkları nasıl belirlenmektedir?
    • Karar alma sürecinde ilgili birim yöneticilerinin rolleri ve katkıları nelerdir?

Elbette listeyi uzatabiliriz. Promosyon ürün alımlarında çoğu zaman gözden kaçan bir diğer konu da zamanlama, stok ve kullanım kayıplarıdır. Zamanında dağıtılmayan ajandalar, yıl geçtikten sonra değerini kaybeden takvimler, depoda beklerken kirlenen veya yıpranan promosyon malzemeleri, ilk bakışta küçük fireler gibi görülebilir. Oysa yüksek adetli alımlarda bu kayıplar ciddi bir maliyet unsuruna dönüşür. Kullanılmayan, geç dağıtılan veya marka algısına zarar verecek hale gelen her promosyon ürünü; yalnızca satınalma bütçesinden değil, pazarlama etkisinden ve kurumsal temsil gücünden de kayıp yaratır. Bu nedenle promosyon alımlarında doğru ürün seçimi kadar doğru zamanlama, stok takibi, dağıtım planı ve kullanım sonrası değerlendirme de kontrol edilmelidir.

Analiz ve Öneriler

Söz konusu dava, promosyon ürün alımlarında çok sayıda hatalı işleyen konuyu gözler önüne sermektedir:

  • Tedarikçi ve çalışanlar arasında uygunsuz ilişki iddiası,
    • Alım süreçlerinde menfaat sağlanması iddiası,
    • Teklif toplamada haksız rekabet riski ve uygun tekliflerin sümen altı edilmesi,
    • Maliyet riski ve şirketi zarara uğratma ihtimali; nitekim dosyada % 25 pahalı alım tespiti yapılmıştır,
    • Alım süreçlerinde belirli bir tedarikçinin kayırılması,
    • Promosyon kategorisi dışında da benzer ilişkilerin olabileceği endişesi,
    • Sözleşmenin feshi ve güven ilişkisinin çökmesi,
    • Satınalma süreçlerinde etik problemler,
    • Satınalma denetim çalışmalarındaki eksiklikler,
    • Alım süreçlerinde firma körlüğü.

Dava dosyasının arka planı, satınalma süreçlerinde kurumsallaşma eksikliklerinin ne kadar ciddi sonuçlar doğurabileceğini göstermektedir. Teklif toplama, tedarikçi karşılaştırma, onay ve sözleşme aşamaları şeffaf yürütülmediğinde; kişisel çıkar ilişkileri ve etik problemler şirketin rekabetçi alım yapma kabiliyetini zayıflatır.

Dosyada dikkat çeken hususlardan biri, aynı tedarikçiyle geçmiş dönemde de çalışılmış olmasıdır. Bu durum, ilişkinin tek seferlik bir satınalma işlemi olarak değil, zaman içinde gelişen ve içeride bazı kişilerle temas kurduğu iddia edilen bir tedarikçi ilişkisi olarak değerlendirilmesini gerektirir.

Bu nedenle dosya, satınalma ve pazarlama gibi farklı birimlerin ortaklaşa yürüttükleri çalışmalarda karar alma, rol paylaşımı ve koordinasyon yapısının ne kadar kritik olduğunu göstermektedir. Talep sahibi birim ihtiyacı belirleyebilir; ancak tedarikçi seçimi, tekliflerin karşılaştırılması, açık artırma süreci, nihai karar ve sözleşme onayı şeffaf, kayıtlı ve denetlenebilir bir yapı içinde yürütülmelidir.

Aksi halde birimler arası iş birliği, kurumsal değer üretmek yerine kayrılan tedarikçiler etrafında gelişen kirli bir çarka dönüşebilir.

Sizler de kendi şirketlerinizde böyle bir olayla karşılaşsaydınız nasıl bir yöntem izlerdiniz? Satınalma sistemini; operasyon, prosedür, kural, iş akışı ve onay süreçleriyle birlikte gözden geçiren bir dönüşüm başlatır mıydınız?

Geleceği şüphelerle değil; ölçülebilir, izlenebilir ve denetlenebilir satınalma ve tedarikçi ilişkileri sistemiyle yönetin.

Rüşvet Yolsuzluk Fraud Riskleri Bribery
Rüşvet, Yolsuzluk ve Suistimal Riskleri için Anket

Şirketler İçin Eğitim ve Danışmanlık Çalışması

Bu dava örnekleri, hediye ve menfaat riskinin yalnızca etik metinlerle yönetilemeyeceğini göstermektedir. Şirketin hediye alma-verme prosedürü, tedarikçi temas noktaları, ihbar akışı, savunma süreci ve disiplin uygulamaları gerçek olaylar karşısında test edilmelidir.

Olay yaşandıktan sonra maliyet sadece bir çalışanın işten ayrılması değildir. Avukatlık giderleri, dava süreci, tazminat riski, yönetim zamanı kaybı, tedarikçi güveninin bozulması ve şirket içi huzursuzluk çok daha büyük bir maliyet yaratır.

Bu nedenle iki günlük eğitim ve danışmanlık atölyesinde mevcut prosedürler, hediye/promosyon ürün akışı, ihbar ve savunma süreçleri gerçek dava örnekleri üzerinden değerlendirilir. Amaç, şirketin riskli alanlarını görmek ve uygulanabilir bir kontrol yol haritası oluşturmaktır.

Yönetim Ekipleri İçin Pratik Ağırlıklı Eğitim ve Atölye Çalışması

Şirket Harcama Yönetiminde Riskler:
Suistimal, Usulsüzlük ve Rüşvetle Mücadele Eğitimi

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com 

Eğitim: Şirket Harcama Yönetiminde Riskler:
Suistimal, Usulsüzlük ve Rüşvetle
Mücadele Eğitimi

Eğitim Kapsamı: Stratejik satınalma operasyonları, CAPEX, inşaat ve altyapı projeleri, taşeron ve tedarikçi ilişkileri, bilgi işlem alımları, teknik ofis, bakım-onarım, idari işler, depo, satış ve satınalma süreçleri

Şirket harcamalarının ve paydaş ilişkilerinin olduğu her yerde risk vardır. Kritik soru şudur:

Harcama Yönetiminde Riskler Eğitimi
Şirket Harcama Yönetiminde Riskler Eğitimi

Para doğru yere mi gidiyor, yoksa şirket sessizce soyuluyor mu? Zamanında görülmeyen kontrol boşlukları ve kirli ilişkiler, bir süre sonra işten çıkarma, ticari dava, ceza dosyası, tazminat ve itibar kaybı olarak geri döner. Rüşvet iddiaları, usulsüzlük söylentileri ve itibar suikastleri şirketin enerjisini içeriden tüketir.

Amaç; usulsüzlük izlerini yakalamak, yapılan ihbarları doğru analiz etmek, ön inceleme ve soruşturma sürecini prosedüre uygun yönetmek, ihale ve sözleşme alanlarındaki riskleri fark etmek ve şirketi mahkeme süreçlerine girmeden önce önlem almaya zorlamaktır. Çünkü önlem zamanında alınmazsa, bedel daha sonra çok daha ağır ödenir.

Eğitmen: Prof. Dr. Murat ERDAL

Eğitim Süresi: 2 gün

Eğitim Planı:

  • Güvenilir Kurumsal Yapı İnşa Etmek
  • Kontrol Noktaları ve Yönetim Zafiyetleri

Pratik 1: Satın almada Suistimal ve Yolsuzluk:
Kurumsallaşma Boşlukları ve Bir Dava İncelemesi

Şüpheli İşlemleri ve Usulsüzlük İzlerini Yakalamak

Pratik 2: Giriş Kalite Kontrolde Rüşvet İddiası: Bir Dava İncelemesi

  • Erken Uyarı Sinyalleri ve Kırmızı Bayraklar
  • İhbar Hattı ve Bildirim Sürecini Yönetmek

Pratik 3: Satınalma Süreçlerinde İhbar, İç Kontrol ve Gizlilik: Bir Dava İncelemesi   

  • Ön İnceleme, Delil Toplama ve Belge İnceleme
  • Mülakat Teknikleri ve Raporlama

Pratik 4: Satınalma Yöneticisinin İhalelerde Şirketi Zarara Uğratma İddiası, Disiplin Soruşturması ve Savunma Süreci: Bir Dava İncelemesi

  • İhale ve Sözleşmelerde Riskli Alanlar
  • Tedarikçi Firma Seçimi ve Kirli İlişki Ağları

Pratik 5: Satınalma Teklifleri Sümen Altı Edilirse Ne Olur?
Pratik 6: Tedarikçinin Alacak İddiası ve Alıcının Nitelikli Dolandırıcılık Savunması: Bir Dava İncelemesi

  • Rüşvet ve Çıkar Çatışmalarını Görmek

Pratik 7: Hediye mi, Rüşvet mi? Tedarikçi İlişkilerinde Üç Şaşırtıcı Dava Örneği

  • Yargı Süreçlerine Hazırlık: İş, Ticaret ve Ceza Mahkemeleri

Pratik 8: Tamiri Mümkün Makinelerin Hurda Olarak Piyasaya Satışı İddiası:
İlk Derece Mahkemesinden İstinafa Uzanan Bir Dava İncelemesi

  • Gerçek Örnekler ve Uygulamalı Çalışmalar

Eğitim Öncesi Hazırlık: Pratik çalışmalarda kullanılacak dava dosyalarını eğitimden önce indirip inceleyiniz.

Eğitim Kategorisi: Premium 

ŞİRKETİNİZİ KORUMAK DA GELİŞTİRMEK DE SİZİN ELİNİZDE.

Harcama yönetiminde yaşanan suistimal, yolsuzluk ve rüşvet, şirketlere yalnızca doğrudan zarar vermez. Konu yargıya taşındığında; ilk derece mahkemesi, istinaf ve Yargıtay aşamalarında yıllara yayılabilen süreçler, avukatlık ücretleri, bilirkişi giderleri, yargılama masrafları, gecikme etkileri ve yönetim zamanı kaybıyla birlikte toplam maliyeti katlayarak büyütür.

Buna karşılık, zamanında alınan eğitim ve danışmanlık desteği; kurumsal yapıyı güçlendiren, olası kayıpları azaltan ve şirketi ileri taşıyan stratejik bir yatırım olarak öne çıkar.

Profesyonel rehberlik ile harcama analizlerinizi, kategori yönetiminizi ve iş akışlarınızı güçlendirebilir; kontrol noktalarını netleştirebilir, prosedürlerinizi standardize edebilir ve riskleri ortaya çıkmadan önce yönetebilirsiniz.

şirket Harcama Yönetiminde Riskler Suistimal, Usulsüzlük Ve Rüşvet
Eğitim: şirket Harcama Yönetiminde Riskler Suistimal, Usulsüzlük Ve Rüşvet

Anahtar Sözcükler:

Suistimal, Usulsüzlük, Rüşvet, ihbar, ihbar hattı, yargı, hukuk, dava, mahkeme, suç, eğitim, danışmanlık, savunma, iddia, davacı, davalı, menfaat, risk, tedarikçi, etik, kalite, muayene, temyiz, ilk derece mahkemesi, soruşturma, delil, menfaat, promosyon, sümen altı, dava süreci,