Konkordatoda Üçlü Raporlama Uygulaması: Vergi Mevzuatı, Rayiç Değer ile Finansal Raporlama Standartları Neden Birlikte Anlam Kazanır?

Arif AYLUÇTARHAN
Arif AYLUÇTARHAN
Yazar, 2001 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun olmuştur. Daha sonra 2008-2010 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Muhasebe Yüksek Lisans programını “12 numaralı gelir vergileri standardı kapsamında gelir vergilerinin finansal raporlaması ve uygulamalı örnekler” başlıklı tez çalışması ile tamamlamıştır. Ayrıca 2013-2014 yılları arasında Birleşik Krallık’ta Southampton Üniversitesi’nde Management School’da MBA programını “An Investigation into the effectiveness of cost management system in large manufacturing companies of Turkey with a special emphasis on the use of activity based costing” başlıklı tez çalışması ile tamamlamıştır. Son olarak Aralık 2018’de İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Muhasebe Doktora programını \"Uluslararasi Finansal Raporlama Standartlari Ve Vergi Düzenlemeleri Kapsaminda Türev Ürün Sözleşmelerini Değerleme Ve Raporlama Yaklaşimi: Reel Sektör Ve Mevduat Bankalari Raporlamasina Yönelik Bir Araştirma\" başlıklı tezini başarılı bir şekilde savunarak tamamlamıştır. Yazar 2003 ila 2019 yılları arasında Vergi İdaresine bağlı olarak önce Vergi Denetmeni sonra Vergi Müfettişi Unvanları ile çalışmıştır. 15 Ocak 2019 tarihinden itibaren İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim dalında Dr. Öğretim Üyesi unvanı ile çalışmaya başlamıştır.
spot_imgspot_img

Konkordatoda Üçlü Raporlama Uygulaması: Vergi Mevzuatı, Rayiç Değer ile Finansal Raporlama Standartları Neden Birlikte Anlam Kazanır?

Dr. YMM. Arif AYLUÇTARHAN

1. Konkordatonun Niteliği: Bir “Devam Kararı”nın Hukuki ve İktisadi Zemini

Konkordatoda üçlü Raporlama Uygulaması Vergi Mevzuatı, Rayiç Değer Ile Finansal Raporlama Standartları Neden Birlikte Anlam Kazanır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemKonkordato, İcra ve İflas Kanunu’nun 285. ve devamı maddelerinde düzenlenen, borçlunun mali durumunun bozulması karşısında iflasın ağır sonuçlarına alternatif olarak öngörülen, alacaklıların nitelikli çoğunluğunun onayı ve mahkemenin tasdikiyle borçlu ile alacaklılar arasında bağlayıcı hale gelen bir borç yeniden yapılandırma müessesesidir. Kurumun hukuki niteliği, sözleşme (alacaklı-borçlu iradesi) ile kamu düzeni unsurunun (mahkeme denetimi, kanuni çoğunluk, tüm alacaklıları bağlama) iç içe geçtiği “sui generis” bir yapıdır.

Bu noktada konkordatonun asıl işlevi gözden kaçırılmamalıdır: konkordato, borçlunun iflasını erteleyen bir prosedür değil, borçlunun faaliyetine devam edebilir bir ekonomik varlık olarak yaşayabilirliğini alacaklılara ispat etme prosedürüdür. Bu ispat yükü, komiser raporu ve borçlunun sunduğu mali tablolar üzerinden somutlaşır. Dolayısıyla konkordatoda mali tablolar, sadece geçmişi raporlayan belgeler değil, alacaklıların “bu borçluya güvenip güvenemeyeceklerine” karar verirken kullandıkları karar destek araçlarıdır. Bu işlevsel konum, hazırlanacak raporun içeriğine ve kullanılacak ölçüm esaslarına dair beklentiyi de belirler.

2. Yönetmeliğin Öngördüğü Yapı: İkili Değil, Üçlü Bir Raporlama Zinciri

Konu tartışılırken çoğu zaman “VUK bilançosuna karşı rayiç değer bilançosu” ya da “BOBİ FRS/TFRS’ye karşı rayiç değer bilançosu” gibi ikili bir karşıtlık kurulur. Oysa 30/01/2019 tarihli ve 30671 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, İcra ve İflas Kanunu’nun 286. maddesine dayanılarak çıkarılan Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik’in “Borçlunun malvarlığının durumunu gösterir belgeler” başlıklı 7. Ve 4. maddeleri, defter tutmaya mecbur borçlulardan üç ayrı referans noktasını aynı anda talep etmektedir:

  • (i) Türk Ticaret Kanunu’na göre hazırlanan son bilanço, gelir tablosu ve nakit akım tablosu:
  • Hesap dönemleri kapanışı bakımından üzerlerinden bir takvim yılı geçmemesi gereken bu tablolar, Yönetmelik’in aynı maddesinde açıkça “finansal raporlama çerçevesine uygun olarak” hazırlanması öngörülen, yani BOBİ FRS ya da TFRS’ye göre yeniden düzenlenmesi gereken tablolardır.
  • (ii) Vergi Mevzuatı Esaslarına Göre Hazırlanan Tablolar (Hem Ticaret Kanunu hem VUK gereği): Fiilen Vergi Usul Kanunu ve dahi diğer vergi mevzuatı hükümlerine göre tutulan yasal defter kayıtlarına dayanır. Konkordato dosyasının zemini, halen VUK esaslı muhasebeleştirmedir. Düzenleme gereği kullanım alanı çok daralmış olmasına karşın uygulamada proje metnine hakim finansal tablolardır.
  • (iii) Aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan ara bilanço: Yine son doksan güne ait olabilen, fakat süreklilik varsayımını değil tasfiye/elden çıkarma senaryosunu esas alan rayiç değer bilançosudur; Yönetmelik bunu (ii) numaralı bilançodan ayrı ve bağımsız bir belge olarak saymaktadır.

Yönetmelik m.7. madde hükümleri ve fiili uygulamada konkordato dosyasında üç katmanlı bir raporlama zinciri vardır: Vergi Mevzuatı esaslı tarihi kayıt ve rapor bilgileri → BOBİ FRS/TFRS’ye göre süreklilik esaslı yeniden ifade → rayiç değer esaslı tasfiye simülasyonu. Bu üç katman birbirinin yerine geçmez; her biri alacaklıya ve mahkemeye farklı bir soruyu cevaplar.

3. Projenin Gerçeğe Uygunluk ve İhtiyatlılık Yükümlülüğü: Neden Finansal Raporlama Çerçevesine Geçiş Şart?

Konkordato projesine eklenecek finansal tabloların yalnızca Vergi Usul Kanunu’na göre tutulan yasal defterlerin ham çıktısından ibaret kalması, Yönetmelik m.7’nin aradığı “finansal raporlama çerçevesine uygunluk” şartını karşılamaz. VUK’a (daha doğru ifade vergi mevzuatına) göre hazırlanan bilanço, maliyet esasına ve vergi matrahının tespitine hizmet eden bir ölçüm mantığı taşır; oysa konkordato projesinin muhatabı olan alacaklılar, işletmenin “gerçek” ekonomik durumunu görmek isterler. Bu farkı kapatmak için Kamu Gözetimi Kurumu’nun Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı (BOBİ FRS) ya da halka açık/bağımsız denetime tabi işletmeler için Türkiye Finansal Raporlama Standartları (TFRS) devreye girer. Her iki set de kavramsal çerçevelerinde iki temel ilkeyi esas alır:

  • Gerçeğe uygun sunum (faithful representation): Finansal tablolar, işletmenin finansal durumunu ve performansını, iktisadi özün hukuki şekle değil iktisadi gerçekliğe göre yansıtacak şekilde sunmalıdır. Alacaklı, borçlunun sadece “defter değerini” değil, gerçek ödeme gücünü görebilmelidir.
  • İhtiyatlılık (prudence): Belirsizlik koşulları altında yapılan tahminlerde varlıkların ve gelirlerin olduğundan fazla, borçların ve giderlerin olduğundan az gösterilmemesi ilkesidir. Konkordato sürecinde bu ilke özel bir ağırlık kazanır, çünkü borçlunun sunacağı iyimser bir tablo alacaklıları yanıltarak projeye onay verdirebilir; süreç ilerledikten sonra gerçek durumun daha kötü olduğu ortaya çıkarsa, hem borçlunun hem konkordato kurumunun güvenilirliği zedelenir.

Bağımsız denetim kuruluşu, Yönetmelik uyarınca hazırladığı makul güvence raporunda tam olarak bunu denetler: son bilanço, gelir tablosu, nakit akım tablosu ve ara bilançoların “finansal raporlama çerçevesine uygun olarak hazırlanıp hazırlanmadığı” ve “gerçeğe uygun bir biçimde sunulup sunulmadığı” Bağımsız Denetim Standardı 805 çerçevesinde incelenir. Bu denetim, VUK esaslı kayıtlar ile BOBİ FRS/TFRS esaslı yeniden ifade arasındaki köprüyü kurar; yalnızca “daha iyi bir uygulama” değil, mahkemenin tasdik incelemesinin sağlıklı işlemesinin ön koşuludur.

4. Süreklilik Varsayımının Sarsıldığı Bir Ortamda Rayiç Değer Bilançosunun Anlamı

Burada görünürde bir çelişki ortaya çıkar. BOBİ FRS ve TFRS’nin kavramsal çerçevesi, ölçümlemede temel varsayım olarak işletmenin sürekliliği (going concern) ilkesini esas alır; varlıklar ve borçlar, işletmenin faaliyetine devam edeceği varsayımı altında (çoğunlukla maliyet esası veya gerekli hallerde makul değer düzeltmeleriyle) değerlenir. Oysa konkordato başvurusunun kendisi, işletmenin mali durumunun bozulduğunun ve süreklilik varsayımının artık sorgulanır hale geldiğinin bir itirafıdır. TMS 1 (ve BOBİ FRS Bölüm 2), işletmenin faaliyetini sürdürme gücü hakkında önemli şüphe yaratan olay ve şartların bulunması halinde bu şüphelerin dipnotlarda açıklanmasını, hatta süreklilik varsayımının terk edilmesi gerekiyorsa farklı bir ölçüm esasının (tasfiye/rayiç değer esası) kullanılmasını öngörür.

İşte bu noktada rayiç değer bilançosu devreye girer ve konkordato projesinde neden BOBİ FRS/TFRS bilançosuyla birlikte, ona alternatif değil onu tamamlayıcı olarak sunulduğu anlaşılır kılınmalıdır:

  • Süreklilik esasına göre hazırlanan BOBİ FRS/TFRS bilançosu, borçlunun faaliyetine devam etmesi halinde ne kadar değer yaratabileceğini, öz kaynak yapısını ve nakit akış potansiyelini gösterir. Bu, alacaklıların “konkordato projesini kabul edersem ne kazanırım” sorusuna cevap arayan tablodur.
  • Rayiç değer (adil değer) bilançosu ise, işletmenin varlıklarının bugün, güncel piyasa koşullarında, muhtemel bir elden çıkarma/tasfiye senaryosunda ne değer taşıyacağını gösterir. Bu da alacaklıların “konkordato projesini reddedip iflası/tasfiyeyi tercih edersem ne alırım” sorusuna cevap arayan tablodur.

Bu iki bilanço bir arada sunulmadığı sürece, alacaklıların karşılaştırmalı bir fayda-zarar analizi (konkordato ile elde edilecek tahsilat oranı ile tasfiye halinde elde edilecek tahsilat oranının kıyası) yapması mümkün değildir. Nitekim İİK m. 297 uyarınca mahkemenin tasdik incelemesinde aradığı temel kriterlerden biri de, konkordato ile teklif edilen ödemenin, alacaklının muhtemel iflas/tasfiye tahsilatından az olmamasıdır. Yönetmelik bu karşılaştırmayı ayrı bir belgeye de bağlamıştır: borçlu, konkordato ön projesindeki teklife göre alacaklıların eline geçmesi öngörülen miktar ile iflas hâlinde eline geçebilecek muhtemel miktarı karşılaştırmalı gösteren bir “karşılaştırma tablosu” hazırlamak zorundadır; bu tablonun sayısal dayanağı, doğrudan rayiç değer/tasfiye bilançosundaki değerlerdir. Dolayısıyla rayiç değer bilançosu, m.7’de sayılan bağımsız bir belge olmanın ötesinde, m.9 karşılaştırma tablosunun da girdisidir; süreklilik esaslı bilançodan bağımsız fakat onunla birlikte, üçlü zincirin bir halkası olarak sunulur.

Dolayısıyla süreklilik varsayımının fiilen sorgulanır hale gelmiş olması, rayiç değer bilançosunu anlamsız kılmaz; tam tersine onu zorunlu kılar. Süreklilik tam olarak sağlanıyor olsaydı zaten rayiç değer/tasfiye senaryosuna ihtiyaç duyulmazdı; süreklilik şüpheye düştüğü içindir ki, alacaklının karar verebilmesi için iki farklı senaryonun (devam / tasfiye) parasal karşılığının ayrı ayrı ortaya konması gerekir.

5. Üç Bilançonun Metodolojik Farkları

Uygulamada bu üç raporun karıştırılması ya da ikisinin (BOBİ FRS/TFRS ile rayiç değer) yeterli sayılıp VUK esaslı son bilançonun sadece “formalite” olarak görülmesi sık karşılaşılan bir hatadır. Ayrımı netleştirmek gerekirse:

Unsur VUK Esaslı Son Bilanço (Vergi Mevzuatı) BOBİ FRS/TFRS Ara Bilançosu (Süreklilik Esaslı) (Yönetmelik m.7 ve 4) Rayiç Değer / Tasfiye Ara Bilançosu
Temel varsayım Vergi matrahının doğru tespiti İşletme faaliyetine devam eder Varlıklar muhtemel bir tarihte elden çıkarılır
Değerleme esası VUK’a göre maliyet/kayıtlı değer Maliyet esası + gerekli durumlarda makul değer Güncel piyasa/rayiç değer, çoğunlukla iskontolu
Şerefiye, ertelenmiş vergi varlığı, kuruluş giderleri gibi kalemler VUK’ta karşılığı sınırlı/yok Koşullara göre aktifleştirilebilir Genellikle tasfiye değeri sıfır kabul edilir
Amaç Yasal kayıt sürekliliğini ve denetim izini sağlamak Devam halinde yaratılacak değeri göstermek Alternatif (iflas) senaryosunda tahsil edilebilecek tutarı göstermek
Muhatabı olduğu soru “Kayıtlı durum nedir?” “Devam edersek ne olur?” “Devam etmezsek ne olur?”
Yönetmelik dayanağı m.7 m.7 – m.7 – “Aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden ara bilanço”

 

Bu tablo, satın alma ve tedarik zinciri yöneticilerinin de konkordato ilan eden bir tedarikçi ya da müşteriyle ilişkilerini değerlendirirken hangi rakama bakmaları gerektiğini anlamaları açısından pratik bir yol göstericidir: yasal kayıt tutarlılığını teyit etmek için VUK esaslı son bilançoya, ticari ilişkinin sürdürülebilirliğini görmek için süreklilik esaslı BOBİ FRS/TFRS tablosuna, olası bir alacak riskinin alt sınırını görmek için ise rayiç değer/tasfiye tablosuna bakılmalıdır.

6. Sonuç

Konkordato, iflasın alternatifi olarak tasarlanmış, alacaklıların nitelikli onayına ve mahkeme denetimine tabi bir borç yapılandırma prosedürüdür ve bu niteliği gereği, sunulan mali tabloların hem güvenilir hem de karşılaştırmaya elverişli olması beklenir. Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik’in 7. maddesi bunu tesadüfe bırakmamış, VUK esaslı son bilançoyu, süreklilik esaslı BOBİ FRS/TFRS ara bilançosunu ve rayiç değer esaslı tasfiye ara bilançosunu aynı dosyada, eş zamanlı olarak zorunlu kılmıştır. BOBİ FRS/TFRS’nin gerçeğe uygun sunum ve ihtiyatlılık ilkeleri, projenin abartılı bir iyimserlikle değil, denetlenebilir ve tutarlı bir ölçüm esasıyla hazırlanmasını güvence altına alır; VUK esaslı tablo bu yeniden ifadenin dayandığı denetim izini korur.

Konkordatoda üçlü Raporlama Uygulaması Vergi Mevzuatı, Rayiç Değer Ile Finansal Raporlama Standartları Neden Birlikte Anlam Kazanır Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemNe var ki finansal raporlama standartlarının temel taşı olan süreklilik varsayımı, konkordato başvurusunun doğası gereği tartışmalıdır. Bu çelişki rayiç değer bilançosunu devre dışı bırakmaz; aksine, İİK m.297’deki tasfiye karşılaştırması ve Yönetmelik m.9’daki karşılaştırma tablosu aracılığıyla onu zorunlu kılar ve süreklilik ile tasfiye senaryolarının parasal karşılığını ayrı ayrı görünür kılarak alacaklıya gerçek bir seçim imkânı sunar. Kısacası, konkordato projesinde bu üç raporun birlikte istenmesi, birbirini dışlayan yaklaşımların tesadüfi bir arada bulunuşu değil, sistemin iç tutarlılığının bir gereğidir.

Dr. YMM. Arif AYLUÇTARHAN


EĞİTİM PROGRAMI

Finansal Raporlama Perspektifiyle Kurumsal Suistimal Analizi ve Önlenmesi

1. EĞİTİMİN AMACI

Bu eğitimin amacı;

  • Suistimal kavramını muhasebe ve finansal raporlama bağlamında sistematik biçimde ele almak,
  • Finansal tablolar üzerinden suistimal sinyallerini analiz edebilme becerisi kazandırmak,
  • Muhasebe bilgi akışındaki kontrol zafiyetlerini tespit edebilme yetkinliği geliştirmek,
  • Kurumsal riskin hukuki, vergisel ve yönetsel sonuçlarını bütüncül bir çerçevede değerlendirebilmek,
  • Önleyici iç kontrol ve etik altyapının nasıl kurulacağını göstermek.

Bu eğitim teorik farkındalık değil; finansal veri üzerinden analitik düşünme pratiği kazandırmayı hedefler.

2. EĞİTİMİN İÇERİĞİ

2.1 Kavramsal Çerçeve

  • Fraud kavramı ve kapsamı
  • Fraud üçgeni (baskı – fırsat – rasyonelleştirme)
  • Suistimal türleri

2.2 Muhasebe ve Finansal Raporlama Altyapısı

  • Bilanço denklemi ve risk alanları
  • Gelir tablosu manipülasyon teknikleri
  • Muhasebe kayıt yapısı ve kontrol noktaları

2.3 Finansal Tablolarda Suistimal İzleri

  • Mizan tutarsızlıkları
  • Gider hesaplarında anormal artışlar
  • Kasa/banka hareketlerinde uyumsuzluk
  • Nakit akımı – kârlılık çelişkisi
  • Oran analizi ile risk tespiti

2.4 Vaka Analizleri

  • Mini uygulama vakaları
  • Uluslararası finansal skandalların analizi
  • RS Motor vaka çalışması üzerinden teknik değerlendirme

2.5 İç Kontrol ve Önleme Mekanizmaları

  • Görevler ayrılığı
  • Yetki ve onay sistemleri
  • İç denetim ve sürekli kontrol
  • COSO çerçevesi

2.6 Hukuki ve Vergisel Boyut

  • TCK, VUK ve TTK kapsamında sorumluluk
  • Yönetim kurulu ve üst yönetim yükümlülükleri
  • Suistimalin cezai ve mali sonuçları

3. EĞİTİM KAZANIMLARI

Eğitim sonunda katılımcılar:

Analitik Yetkinlik

  • Finansal tablolar üzerinden potansiyel suistimal sinyallerini ayırt edebilir.
  • Oran analizi ve karşılaştırmalı analiz yoluyla risk değerlendirmesi yapabilir.

Teknik Bilgi

  • Gelir ve gider manipülasyon tekniklerini tanımlar.
  • Kayıt düzeni üzerinden sistem zafiyetlerini tespit eder.
  • Nakit akımı ile kârlılık arasındaki tutarsızlıkları yorumlar.

Kontrol Perspektifi

  • İç kontrol mekanizmalarının hangi noktada kırıldığını analiz eder.
  • Görevler ayrılığı ve yetki dağılımının önemini kavrar.

Hukuki Farkındalık

  • Suistimalin cezai ve yönetsel sonuçlarını değerlendirir.
  • Yönetim sorumluluğu ile finansal raporlama arasındaki ilişkiyi açıklar.

Stratejik Bakış

  • Reaktif değil, önleyici risk yönetimi yaklaşımı geliştirir.
  • Kurumsal etik kültürünün finansal sürdürülebilirlik üzerindeki etkisini analiz eder.

TEKLİF ALMAK İÇİN:

arif.ayluctarhan@istanbul.edu.tr

Arif AYLUÇTARHAN
Arif AYLUÇTARHAN
Yazar, 2001 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinden mezun olmuştur. Daha sonra 2008-2010 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Muhasebe Yüksek Lisans programını “12 numaralı gelir vergileri standardı kapsamında gelir vergilerinin finansal raporlaması ve uygulamalı örnekler” başlıklı tez çalışması ile tamamlamıştır. Ayrıca 2013-2014 yılları arasında Birleşik Krallık’ta Southampton Üniversitesi’nde Management School’da MBA programını “An Investigation into the effectiveness of cost management system in large manufacturing companies of Turkey with a special emphasis on the use of activity based costing” başlıklı tez çalışması ile tamamlamıştır. Son olarak Aralık 2018’de İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Muhasebe Doktora programını \"Uluslararasi Finansal Raporlama Standartlari Ve Vergi Düzenlemeleri Kapsaminda Türev Ürün Sözleşmelerini Değerleme Ve Raporlama Yaklaşimi: Reel Sektör Ve Mevduat Bankalari Raporlamasina Yönelik Bir Araştirma\" başlıklı tezini başarılı bir şekilde savunarak tamamlamıştır. Yazar 2003 ila 2019 yılları arasında Vergi İdaresine bağlı olarak önce Vergi Denetmeni sonra Vergi Müfettişi Unvanları ile çalışmıştır. 15 Ocak 2019 tarihinden itibaren İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Ticaret Hukuku Anabilim dalında Dr. Öğretim Üyesi unvanı ile çalışmaya başlamıştır.

PAYLAŞIMLAR

Lütfen yorumunuzu girin !
Lütfen adınızı giriniz.

Şirketler için Eğitim Kataloğu

📚 Eğitim Kataloğu
Sürdürülebilirlik ve Tedarikçi Ekosistemi