Buffer Stock Sağlık İşletmeleri İçin Lüks Değil Stratejik Bir Gereklilik

Buffer Stock Sağlık İşletmeleri İçin Lüks Değil Stratejik Bir Gereklilik Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Buffer Stock Sağlık İşletmeleri İçin Lüks Değil Stratejik Bir Gereklilik

Kadir HANÇER

Buffer Stock Sağlık İşletmeleri İçin Lüks Değil Stratejik Bir Gereklilik Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSağlık işletmeleri, hizmet kesintisinin insan hayatını doğrudan etkileyebileceği, yüksek riskli ve dinamik yapıya sahip kurumlardır. Bu işletmelerde tıbbi cihazlardan ilaçlara, sarf malzemelerinden laboratuvar ürünlerine kadar binlerce kalem ürünün anlık ihtiyaçlara yanıt verecek şekilde hazır bulundurulması gerekir. Ancak tedarik zinciri süreçlerinde yaşanabilecek gecikmeler, üretim problemleri, ani talep artışları veya kriz durumları hizmetin sürekliliğini tehdit edebilir. Bu noktada devreye giren Buffer Stock (Tampon Stoku) uygulaması, sağlık hizmetinin kesintisiz sunumu açısından kritik öneme sahiptir.

  1. Sağlık İşletmeleri İçin Stratejik Önemi
  • Hizmet Sürekliliğini Sağlar

Tıbbi malzeme eksikliği durumunda bir ameliyatın ertelenmesi ya da yoğun bakım hastasına müdahale edilememesi gibi sonuçlar yaşanabilir. Tampon stok sayesinde bu tür kritik durumlarda sağlık hizmeti aksamadan sürdürülebilir.

  • Acil Durum ve Kriz Yönetimini Güçlendirir

Pandemi, doğal afet, savaş, lojistik kriz gibi durumlarda tedarik zincirleri ciddi şekilde sekteye uğrayabilir. COVID-19 pandemisinde birçok hastane  maske, ventilatör, oksijen tüpü gibi ürünlere erişemediği için büyük sorunlar yaşadı. Buffer stock, bu gibi öngörülemeyen durumlarda kriz tamponu görevi görür.

  • Hasta Güvenliğini Artırır

Hayati ilaçların veya sarf malzemelerin bulunamaması, tedavi gecikmelerine ve hasta güvenliğinin zedelenmesine neden olur. Örneğin; kemoterapi ilacının zamanında uygulanamaması, planlı bir ameliyatın sarf ürününün olmaması hastanın yaşam süresi üzerinde doğrudan etkili olabilir. Tampon stoku, bu tür risklerin önüne geçerek güvenli tedavi süreci sunar.

  • Talep Dalgalanmalarını Dengelemeye Yardımcı Olur

Mevsimsel grip salgınları, bulaşıcı hastalık patlamaları ve acil ameliyatlar gibi durumlarda anlık malzeme ihtiyacı patlama yapabilir. Tampon stoku sayesinde sağlık kuruluşu, talep dalgalanmalarını dışarıdan destek almadan yönetebilir.

  • Satın Alma ve Tedarik Esnekliği Sağlar

Tedarikçinin gecikmesi, siparişin iptal edilmesi veya fiyatların aniden yükselmesi gibi durumlarda tampon stoku, hastaneyi bağımlı olmaktan kurtarır. Piyasa dalgalanmalarına karşı, önceden temin edilen ürünlerle maliyet yönetimi daha sağlıklı yapılır.

  1. Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
  • Buffer Stock Seviyesi Nasıl Belirlenir?

Her ürün için tüketim hızı, tedarik süresi, kritiklik derecesi ve raf ömrü gibi kriterler dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu analizde genellikle ABC-VED sınıflandırması ve stok devir hızı verileri kullanılır.

  • Depolama Koşulları ve Raf Ömrü

Sağlık ürünlerinin çoğu raf ömrü sınırlı ve özel koşullarda saklanması gereken ürünlerdir. Tampon stokları fiziksel olarak uygun koşullarda saklanmalı, sıcaklık, nem ve hijyen standartları sağlanmalıdır. Özellikle aşılar, ilaçlar, medikal alt gruplu ürünlerde soğuk zincirin kesintisiz olması gerekir.

  • Dijital Stok Takip Sistemlerinin Rolü

Manuel takip, hata payını artırır. Bu nedenle WMS, ERP veya özel hastane stok yazılımları ile buffer stock seviyeleri otomatik izlenmeli, kritik stok seviyeleri aşıldığında sistem alarm vermelidir. Ayrıca bu sistemler sayesinde ilk giren ilk çıkar (FIFO) gibi yöntemler daha doğru uygulanabilir. Bu uygulamalarla beraber ilgili ürün gruplarında yaşlandırma şeklinde miat takip alertleri ürünlerin son kullanma tarihlerini daha iyi yönetilmesine olanak sağlayarak zayi riskini minimum düzeye getirecektir.

  • Buffer Stock’un Maliyet Boyutu

Tampon stoku bulundurmak, kısa vadede depolama ve finansal maliyet doğurur. Ancak bu maliyet, hizmetin kesintiye uğramasıyla doğabilecek çok daha yüksek zararların önüne geçer. Hastaların başka hastaneye sevki, ameliyat iptali, yasal riskler veya kamuoyu zararları, tampon stoku maliyetini fazlasıyla dengeleyebilir.

Gerçek Hayattan Örnek: Pandemi Süreci

COVID-19 pandemisinde birçok ülkede ve hastanede, yeterli buffer stock olmadığı için maske, dezenfektan, koruyucu kıyafet, test kiti gibi temel ürünlerde kriz yaşandı. Bazı hastaneler bu durum nedeniyle sağlık çalışanlarını ve hastalarını koruyamadı. Buna karşılık, stok planlamasını önceden yapan bazı kurumlar, süreci daha kontrollü geçirdi.

Sonuç ve Öneriler

Buffer stock, sağlık işletmeleri için bir lüks değil, stratejik bir gerekliliktir. Hem hasta güvenliği, hem hizmet kalitesi, hem de finansal denge açısından kritik rol oynar. Bu nedenle her sağlık kuruluşu, ihtiyaç duyulan malzeme gruplarında optimum düzeyde tampon stoku planlamalı ve sürdürülebilir bir stok yönetim sistemi kurmalıdır.

Sağlık işletmelerinde buffer stock; sadece bir lojistik strateji değil, hizmet sürekliliğinin, hasta güvenliğinin ve kriz dayanıklılığının temel unsurlarından biridir. Etkin planlanan ve yönetilen güvenlik stoku sayesinde sağlık hizmeti kesintisiz, kaliteli ve güvenli şekilde sunulabilir.

Öneriler:

  • Hayati ürün grupları için minimum ve maksimum stok seviyeleri net tanımlanmalı.
  • Talep tahminleme yazılımları kullanılmalı,
  • Stok rotasyonu ve takibi dijital sistemlerle yürütülmeli,
  • Raf ömrü kontrolü yapılmalı, israf önlenmeli,
  • Kriz senaryolarına göre dönemsel buffer stock artırımları planlanmalı.

 

Buffer Stock Sağlık İşletmeleri İçin Lüks Değil Stratejik Bir Gereklilik Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSonuç olarak sağlık kurumlarında lojistik yönetimi, görünmeyen ama hissedilen bir disiplindir. Bir enjektör zamanında ulaştığında, bir ameliyat eksiksiz gerçekleştiğinde, işimizi doğru yaptığımızı anlarız.

Kadir HANÇER

Trump’ın Pekin Ziyaretinde Neler Konuşuldu? Küresel Tedarik Zincirinin Yeni Mimarisi

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Trump'ın Pekin Ziyaretinde Neler Konuşuldu Küresel Tedarik Zincirinin Yeni Mimarisi

Trump’ın Pekin Ziyaretinde Neler Konuşuldu? Küresel Tedarik Zincirinin Yeni Mimarisi

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Trump'ın Pekin Ziyaretinde Neler Konuşuldu Küresel Tedarik Zincirinin Yeni MimarisiAir Force One, yani ABD başkanını taşıyan başkanlık uçağı, 13 Mayıs Çarşamba akşamı Pekin’e indi. Uçaktan inen Donald Trump’ın yanında bir devlet ziyaretinde nadir görülen bir kalabalık vardı. Apple, Tesla, Nvidia, Boeing, Goldman Sachs, BlackRock, Cargill, Micron, Qualcomm, GE Aerospace ve dünyanın en büyük finans-teknoloji şirketlerinin tepe yöneticileri tek bir uçakta bir araya gelmişti. Havalimanında karşılayanların başında ise beklenenin aksine Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping yoktu. Karşılama görevini Çin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Han Zheng, Dışişleri Bakan Yardımcısı Ma Zhaoxu, Çin’in Washington Büyükelçisi Xie Feng ve ABD’nin Pekin Büyükelçisi David Perdue yürüttü. Asıl resmi tören 14 Mayıs Perşembe sabahı Halk Sarayı’nda yapıldı ve Xi orada Trump’ı şahsen karşıladı.

Bu protokol seçimi, Trump’ın 2017 ziyaretine benzer bir durum, dolayısıyla bir diplomatik hakaret olarak okunmamalı. Fakat Pekin’in detaycı tören planlamasında verilen mesaj net. ABD başkanını başkan eliyle değil heyetiyle ağırlayarak iki başkenti eşit konumda tutan bir diplomatik dil kuruldu. Görünürde ticaret, yapay zekâ, Tayvan ve İran başlıklarına odaklanan bu iki günlük zirve, gerçekte küresel tedarik zincirinin, lojistik altyapısının ve B2B satınalma ekosisteminin önümüzdeki on yılda hangi mimari etrafında şekilleneceğine karar verilecek bir eşik niteliği taşıyor. Birinci gün tamamlandı, ikinci gün sürüyor. Ortaya çıkan ilk çıktılar şimdiden tedarik yöneticilerinin sözleşme planlama ufkunu yeniden tanımlamaya başladı.

Heyetin Kompozisyonu Tek Başına Bir Strateji

Bir devlet ziyaretinde uçağa kimin alındığı, başlık ve duyurulardan önce okunması gereken sinyaldir. Trump bu kez 17 üst düzey CEO ile yola çıktı. 2017’deki ziyarette 29 isim vardı ve bu rakamın yaklaşık üçte biri petrol-gaz sektöründendi. Bu sefer petrol-gaz aktörü heyette yok. Yerine teknoloji, yarı iletken, yapay zekâ ve finans ağırlıklı bir kompozisyon kuruldu. Apple’dan Tim Cook, Tesla ve SpaceX’ten Elon Musk, Nvidia’dan Jensen Huang, Boeing’den Kelly Ortberg, Goldman Sachs’tan David Solomon, BlackRock’tan Larry Fink, Citi’den Jane Fraser, Cargill’den Brian Sikes, Micron’dan Sanjay Mehrotra, Qualcomm’dan Cristiano Amon, GE Aerospace’ten H. Lawrence Culp Jr., Blackstone’dan Stephen Schwarzman, Mastercard’tan Michael Miebach ve Visa’dan Ryan McInerney listenin öne çıkan isimleri.

Heyetin daraltılmış olması tesadüf değil. Eurasia Group analisti Dominic Chiu’nun değerlendirmesine göre bu boyut, Trump yönetiminin Çin’den uzaklaşma ve yurda geri taşıma söylemiyle uyumlu bilinçli bir denge. Asıl ayrıntı Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın listeye son anda eklenmesi. Huang başlangıçta davet edilmemişti, medyanın bunu yazması üzerine Trump bizzat telefon açtı ve Huang, Alaska’daki Anchorage yakıt ikmali sırasında Air Force One’a bindi. Tek bir CEO için yapılan bu istisnai çağrı, ABD’nin Çin pazarında yarı iletken erişimi pazarlığına biçtiği stratejik ağırlığın somut göstergesi.

Daha geniş okuma ise heyet kompozisyonunun kendisinde duruyor. Trump’ın ilk başkanlık döneminde Çin’le pazarlık aracı tarife savaşı, yani siyasi baskıydı. Bu kez Washington siyasi baskıdan sermaye baskısına geçiş yaptı. Air Force One’a yüklenen tek bir kabin değil, dünyanın en büyük teknoloji, finans, tarım ve havacılık şirketleriydi. Mesaj Pekin’e şu şekilde ulaştırıldı. Bu kapı bundan sonra yalnızca tarife eliyle değil, sermaye eliyle de açılacak, kapanacak ve yeniden kurulacak. Satınalma yöneticisi için bu, müzakere masasındaki kaldıraçların değiştiğinin habercisi.

Heyetin Pekin’deki temaslarında dikkat çeken bir başka ayrıntı da güvenlik protokolünde yatıyor. ABD yetkilileri ziyarete kendi telefon ve bilgisayarlarını yanlarında götürmedi. Bunun yerine sınırlı erişimli özel cihazlarla çalıştılar. Çin’in elektronik dinleme kapasitesine karşı uygulanan bu dijital karantina, devlet düzeyinde alınmış bir önlem olmakla birlikte B2B operasyon için de model değeri taşıyor. Çin’le çalışan satınalmacılar, fabrika denetçileri ve sözleşme müzakerecileri için artık fason üretim takibi ya da kalite incelemesi sadece ticari bir süreç değil, siber tedarik zinciri güvenliğini de kapsayan çok katmanlı bir operasyon. Müzakere belgelerinin, fiyat dosyalarının ve teknik şartnamelerin elektronik dolaşımı, bu çerçevede yeniden kurgulanmalı.

Pazarlığın Asıl Cevheri: Nadir Topraklar

Masadaki en güçlü kart görünürde uçak siparişi veya tarife indirimi değil. Asıl cevher nadir toprak elementleri ve kritik mineraller. Çin küresel nadir toprak rafinasyonunun yaklaşık yüzde 90’ını elinde tutuyor. Bu malzemeler yarı iletken çiplerinden F-35 savaş uçaklarına, elektrikli araç motorlarından askeri sistemlere kadar pek çok kritik üretimin altyapısını oluşturuyor. Ekim 2025’te Güney Kore’nin Busan kentindeki ilk Trump-Xi buluşmasında Çin, sert ihracat kontrollerini bir yıllığına askıya almıştı. Bu sürenin 2026 sonbaharında dolacak olması, Pekin’deki bu zirvenin aslında ateşkesin uzatılıp uzatılmayacağının pazarlığı olduğunu gösteriyor. Harvard profesörü Graham Allison’a göre Busan’daki bir yıllık ateşkesin bu zirvede resmi bir anlaşmaya dönüşmesi yüksek olasılık taşıyor.

Washington bu cephede pek çok hamle yaptı. Kritik mineraller stratejisi kapsamında milyarlarca dolarlık fonlama, Project Vault adıyla anılan stratejik nadir toprak stoklama programı, USA Rare Earth gibi şirketlerde hisse pozisyonları ve küresel kritik mineral ticaret bloku önerisi gündemde. USA Rare Earth, geçen ay Brezilya’daki Serra Verde’yi satın alma planını duyurdu. Bu işlem, Çin dışındaki ağır nadir toprak işleme kapasitesinin genişlemesini kapsıyor. Buna karşılık Washington’ın açığını kısa vadede kapatması mümkün görünmüyor. Çin’in işleme kapasitesi, küresel arzın çevresinde bir koruma katmanı oluşturmaya devam ediyor. Satınalma yöneticilerinin tedarikçi kararlarında, kritik mineral kaynağının jeopolitik konumu önümüzdeki dönemde fiyat ve teslimat performansıyla aynı önemde değerlendirilecek.

Boeing Masada, Paralel Ekosistem Sırada

Heyetteki Boeing CEO’su Kelly Ortberg, görünürde tek bir hedef için Pekin’e indi. 2017 ziyaretinde imzalanan 300 uçaklık 37 milyar dolarlık sipariş paketinden bu yana büyük bir Çin alımı olmamıştı. Ağustos 2025’te yeniden başlayan görüşmelerde 500 uçaklık alım taahhüdü masada ve duyurusu Cuma günü bekleniyor. Heyette GE Aerospace CEO’su H. Lawrence Culp Jr.’ın bulunması bu denklemde özellikle dikkat çekici. Boeing 737 MAX’in motoru olan LEAP-1C, ABD’li GE Aerospace ile Fransız Safran şirketinin ortak girişimi CFM International tarafından üretiliyor. COMAC, yani Çin’in yerli ticari uçak üreticisinin geliştirdiği C919 modeli de aynı motoru kullanıyor. GE’nin heyetteki varlığı, hem Boeing siparişinin hem de Çin’in yerli uçak programının ortak kritik noktasında duruyor.

Pazarlığın asıl arka planı burada başlıyor. ABD geçmişte COMAC’ı askeri kara listeye almış, Temmuz 2024’te ise ihracat kontrolleri LEAP-1C motor sevkiyatını geçici olarak aksatmıştı. Bu adımlar Çin’i kendi paralel ekosistemini hızlandırmaya itti. Pekin, ABD’nin FAA ve AB’nin EASA havacılık otoritelerinin küresel tip sertifikasyon tekeline karşı mevcut CAAC’ı, yani Çin Sivil Havacılık İdaresi’ni bir paralel sertifikasyon otoritesi olarak fiilen aktive etti ve COMAC’ın dar gövdeli yolcu uçağı C919’a 2022’de kendi tip sertifikasını verdi. CAAC sertifikası FAA ve EASA tarafından tanınmadığı için uçak şimdilik Çin iç pazarıyla ve birkaç bölgeyle sınırlı. Pekin bu sertifikanın uluslararası kabulü için diğer ülkelerle ikili havacılık güvenliği anlaşmaları üzerinden lobi yürütüyor. Üretim cephesinde de COMAC, Boeing ve Airbus tekeline karşı üçüncü oyuncu olma iddiasını taşıyor.

Boeing’in olası 500 uçaklık siparişinin asıl anlamı bu zeminde ortaya çıkıyor. Çin sipariş verirse paralel ekosisteme yatırımı yavaşlatır ve Batılı havacılık tedarik zinciriyle bağını sürdürür. Vermezse CAAC sertifikasyonunu ve yerli üretim mimarisini hızlandırır. Yani Pekin’deki masada konuşulan, bir ticari anlaşmadan çok havacılık tedarik zincirinin önümüzdeki on yılda tek mi yoksa çift mi olacağına dair stratejik bir tercih. Havayolu yedek parça ve MRO, yani uçak bakım-onarım-revizyon hizmetlerinde çalışan satınalmacılar bu tercihin yansımalarını sertifikasyon kabulü, parça uyumluluğu ve garanti koşullarında doğrudan göreceklerdir.

Trump görüşme sonrası Fox News kanalına verdiği röportajda, Çin’in 200 Boeing uçağı satın almayı kabul ettiğini duyurdu. Sipariş rakamı analistlerin beklediği 500 uçaklık paketin oldukça altında kaldı. Boeing hissesi piyasada yüzde 4,73 değer kaybetti. Bu rakam tedarik zinciri açısından şu mesajı veriyor — Çin Batılı havacılık ekosistemiyle bağı sürdürüyor, fakat paralel ekosistemine yatırımı durdurmuyor. Sipariş hem CAAC sertifikasyon hattını canlı tutacak büyüklükte sınırlı, hem de Boeing-CFM ortaklığını besleyecek hacimde önemli. Yani Pekin iki ekosistemi de eş zamanlı yaşatacak bir dengeleme stratejisi tercih etti.”

Yarı İletken Çift Yönlü Bağımlılık ve Yeni AI Çerçevesi

Yarı iletken cephesi ziyaretin en gergin pazarlık başlığı. Nvidia, Micron, Qualcomm ve Coherent gibi şirketlerin CEO’larının heyette bulunması, bu sektörün hem ABD hem de Çin için stratejik öncelik taşıdığını gösteriyor. Çin yapay zekâ modelleri için Nvidia’nın gelişmiş çiplerine talep duyuyor, ABD ise bu çiplerin ihracatını ulusal güvenlik gerekçesiyle kısıtlıyor. Trump, Nvidia’nın en gelişmiş Blackwell çip serisinin pazarlığa dahil olmadığını açıkladı, fakat daha düşük seviye çiplerin satışı önümüzdeki günlerde netleşecek. Birinci günde duyurulan en önemli kurumsal yeniliklerden biri ise yapay zeka risk ve güvenliği üzerine ikili çalışma grubu oluşturulması oldu. Bu kanal, yarı iletken tedarik zincirini doğrudan etkileyecek yeni bir kurumsal mecra olarak şekilleniyor.

Çin’in elindeki koz nadir toprak ihracatıyla doğrudan bağlantılı. Yarı iletken üretimi mıknatıs ve özel kimyasal süreçler için ağır nadir topraklara bağımlı kalıyor. Pekin, çip kısıtlamalarını aşmak için bu kartı oynayabilecek konumda. Karşı tarafta Washington, yarı iletken erişimini AI dominansı stratejisinin uzun vadeli aracı olarak kullanmaya çalışıyor. Tedarik zinciri açısından mesaj net. Yarı iletken ve nadir toprak iki ayrı dosya değil, aynı denklem. Bir cephede esneme, diğerinde sıkışmayı tetikliyor.

Hürmüz Gölgesinde Pazarlık ve Yuan Tarifesinin Reddi

Bu zirve aslında Mart 2026’da yapılacaktı. Şubat sonunda başlayan İran-ABD savaşı ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yuan tarifesiyle fiilen kapatması, takvimi Mayıs’a kaydırdı. İran dosyası bugün hâlâ masanın altında duran en ağır başlıklardan biri. Çin, İran’ın sevkiyatlı ham petrolünün yüzde 80’inden fazlasının alıcısı konumunda. Çin ham petrol ithalatının yaklaşık yarısı da Orta Doğu üzerinden geçiyor. Hürmüz’deki istikrarsızlık, Çinli ihracatçıların raporladığı 50 güne uzayan nakliye sürelerini doğurdu ve küresel navlun maliyetlerini rekor seviyelere çıkardı.

Birinci günün en kritik tedarik zinciri çıktısı bu cepheden geldi. Trump ve Xi, Hürmüz Boğazı’nın enerji akışı için açık tutulması gerektiği konusunda mutabık kaldı. Daha çarpıcısı, Xi açık biçimde Hürmüz’ün militarize edilmesine ve boğazda geçiş ücreti uygulanmasına karşı olduğunu beyan etti. Bu ifadenin önemi şurada. Geçiş ücreti tam olarak İran’ın yuan üzerinden uyguladığı tarife mekanizmasıydı. Yani Pekin, kendi para birimini koridor diplomasisi için ileri sürdüğü düşünülen Tahran’ın bu manevrasını kamuya açık şekilde reddetti. Bu krizin tedarik zinciri yansımalarını ve dolar-yuan rekabetinin Hürmüz koridorunda nasıl somutlaştığını önceki analizimizde detaylı incelemiştik. Yazıda öngördüğümüz dinamik bugün Halk Sarayı’nda resmi düzeyde reddedildi.

Trump, görüşme sonrası bu uzlaşıyı kendi ağzından şu ifadeyle teyit etti. “Çin, Hürmüz Boğazı’ndan bol miktarda petrol alıyor ve bunu devam ettirmek istediğini söylüyor. Hürmüz Boğazı’nın açılmasını istiyorlar.” Bu cümle, Washington’ın Pekin’i Tahran üzerinde etki kullanmaya yöneltme stratejisinin başarıya ulaştığını gösteriyor. Aynı görüşmede Çin, Orta Doğu bağımlılığını azaltmak için ABD ham petrolü alma niyetini de açıkladı. İki taraf ayrıca İran’ın nükleer silaha sahip olamayacağı konusunda mutabık kaldı. 2015’te Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşmayla İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarının yaklaşık yüzde 97’si askeri kullanım dışına çıkarılmıştı, ancak 2018’deki çekilme sonrası bu kazanım büyük ölçüde tersine dönmüştü. Bugünkü mutabakatın kalıcılığı bu nedenle enerji koridoru istikrarının önemli belirleyicisi olarak izlenecek.

Bu gelişmeler bir arada okunduğunda enerji tedarik zincirinin haritası değişiyor. Çin ham petrol ithalatında Atlantik yönüne kayan bir akış, ABD’nin LNG ve ham petrol lojistik altyapısında kapasite büyümesi, tanker güzergâhlarının yeniden hesaplanması ve sigorta primlerinin yeniden fiyatlanması artık masada. Enerji-yoğun sektörlerde çalışan satınalmacıların önümüzdeki çeyrekte sözleşme yenilemelerinde hammadde kaynak çeşitliliği maddesini yeniden gözden geçirmesi gerekecek.

Trump, Xi ile görüşmesi sonrası Fox News kanalına verdiği röportajda Çin’in, ABD petrolünü satınalmayı kabul ettiğini belirtti ancak henüz bu haber Çin’li kaynaklar tarafaından doğrulanmadı.

Yönetilen Ticaretin Yeni Kurulları

Beyaz Saray, birinci günde Ticaret Kurulu (Board of Trade) ve Yatırım Kurulu (Board of Investment) adlarıyla anılacak iki yeni kurumsal yapının kurulduğunu resmen duyurdu. Bu yapılar, ABD-Çin ticaretini ve yatırım ilişkilerini hükümetler arası bir forumda yönetmeyi amaçlıyor. Trump’ın bu hamleyi açıklarken referans verdiği nokta önemli. 2020’de imzalanan Phase One ticaret anlaşması, yani ABD-Çin arasındaki ilk dönem mutabakatı, Çin’in taahhüt ettiği büyük alım miktarlarının fiilen gerçekleşmemesi nedeniyle Washington’da tatmin edici bulunmamıştı. Yeni kurullar bu kez uygulama denetimi mekanizmasıyla geliyor. Yönetilen ticaret modeline geçişin kurumsallaşması, iki tarafın da tarife savaşlarının küresel tedarik zincirlerini ne kadar bozduğunu birinci elden deneyimlemiş olmasıyla doğrudan ilgili.

Bu kurullar, geçen ay Çin Ticaret Bakanlığı’nın yayımladığı 21 sayılı yasak emrinin yarattığı hukuki çatışmayı da çözmek zorunda kalacak. Pekin, Hengli Petrokimya’ya uygulanan ABD yaptırımlarını Çin topraklarında geçersiz ilan etmiş ve şirketleri çoklu yargı alanında ikilemde bırakmıştı. Bu hamlenin Türk tedarik zincirine yansımalarını ve sözleşme yönetimi açısından açtığı yeni risk kategorilerini Hengli analizimizde ele almıştık. Pekin’deki zirvenin somut başarısı, bu hukuki çelişkiyi yumuşatacak çerçeve üretip üretemeyeceğine bağlı olacak. Sözleşme hukuku açısından düşünüldüğünde, Yatırım Kurulu’nun ikincil yaptırım maruziyeti ve yasak emri uyum riski arasında orta yol oluşturması, tedarikçi seçim kriterlerini ve ödeme şartlarını doğrudan etkileyecek.

Stratejik İstikrar Çerçevesi ve Genişleyen Planlama Ufku

Birinci günün en az haberselleşen ama tedarik zinciri planlaması açısından en somut çıktısı bu başlık altında. Xi, görüşmelerin açılışında ABD ile Çin arasında yapıcı stratejik istikrar ilişkisini önümüzdeki üç yıl ve ötesi için yol haritası olarak teklif etti. Trump bu çerçeveyi olumlu karşıladı ve Xi’yi 24 Eylül’de Beyaz Saray’a davet etti. Yani Pekin masası tek seferlik bir zirve değil, ikili bir mimarinin başlangıç noktası olarak konumlandı. Bessent ve He Lifeng’in 13 Mayıs Çarşamba günü Güney Kore’nin Gyeongju kentinde gerçekleştirdiği ön zirve ise bu mimarinin teknik zeminini oluşturdu. Anlaşmaların büyük ölçüde önceden pişirilmiş olması, Pekin sahnesini onay-imza töreni niteliğine taşıdı.

Satınalma yöneticisi için bunun anlamı doğrudan operasyonel. Busan ateşkesi yalnızca bir yıllıktı, dolayısıyla sözleşme planlama ufku da 12 ayla sınırlıydı. Yeni stratejik istikrar çerçevesi 36 ay ve ötesini kapsayacak şekilde tasarlanıyor. Bu, çerçeve sözleşmelerin yıllık değil üç yıllık öngörü temelinde fiyatlandırılması ve revize edilmesi imkânı yaratıyor. Eskalasyon maddeleri, sabit-değişken fiyat dengesi, kur ve hammadde endeksleme klozları ve garanti koşulları artık yeniden müzakereye açık. Tedarik tarafında ise stratejik stok seviyelerinin, ikincil kaynak tedarikçi (second-source) yapılandırmasının ve uzun vadeli kapasite rezervasyon anlaşmalarının yeniden değerlendirilmesi mümkün hale geliyor.

Türkiye İçin Anlamı

Türk satınalma, lojistik ve ihracat profesyonelleri için bu zirvenin sonuçları doğrudan günlük operasyona yansıyacak. Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin 2026 ilk çeyrek ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1 daralarak 63,2 milyar dolara geriledi. Daralmanın ana nedeni olarak Hürmüz krizi ve Körfez bölgesindeki belirsizlik gösterilmişti. ABD-Çin pazarlığı bu tabloda iki yönlü etki yaratacak.

İlk yön fırsat tarafında konumlanıyor. AB ve Britanya, Çin’e olan kritik bağımlılığı azaltma stratejisi kapsamında yakın-üretim merkezi (nearshoring hub) arıyor. Türkiye’nin Avrupa-Asya-Karadeniz-Kafkasya-Orta Doğu-Doğu Akdeniz hatlarının kesişimindeki konumu ve gelişen üretim altyapısı, bu yeniden yapılanmada pay alma potansiyeli sunuyor. İkinci yön ise risk tarafında duruyor. ABD-Çin gerilimi kurumsallaştıkça teknoloji ihracatı, finans, ikincil yaptırım maruziyeti, enerji maliyetleri ve ticaret standartları üzerinden Ankara üzerinde de baskı oluşacak. Türk şirketlerinin satınalma sözleşmelerine ikincil yaptırım uyum maddesi, Çin yasak emri uyum riski klozu, kritik mineral kaynak beyanı ve CAAC sertifikasyon kabul protokolü gibi yeni standart maddelerin girmesi kaçınılmaz hale geliyor.

Karar Masasında Yeni Parametreler

Trump’ın Pekin’deki 48 saatlik mesaisi tek bir başlığa indirgenemez. Boeing siparişi, nadir toprak ateşkesi, yarı iletken kısıtlamaları, İran dosyası, yönetilen ticaret kurulları ve stratejik istikrar çerçevesi aynı masada eş zamanlı pazarlık konusu. Xi’nin açılışta sorduğu Thucydides Tuzağı sorusu, yani Harvard profesörü Graham Allison’un yükselen güç ile mevcut güç arasındaki tarihsel çatışma örüntüsünü kavramsallaştırdığı denklem, bu tedarik zinciri yeniden yapılandırmasının arka plan müziği. Çıkacak sonuçlar küresel tedarik zinciri haritasının önümüzdeki on yılda hangi mimari etrafında şekilleneceğini tayin edecek. Bir tarafta tek küresel sertifikasyon, tek baskın rezerv para ve tek yaptırım rejimi mimarisi var. Diğer tarafta çift sertifikasyon, çift rezerv para ve birbirini geçersiz sayan iki yaptırım rejimi.

Tedarik Zinciri Danışmanlığı Haber Trump'ın Pekin Ziyaretinde Neler Konuşuldu Küresel Tedarik Zincirinin Yeni MimarisiSatınalma, lojistik ve tedarik yönetimi profesyonelleri için sonuç ne olursa olsun bir gerçek netleşti. Tek yargı alanı, tek tedarikçi ve tek koridor varsayımıyla çalışan iş modelleri artık geçmişin pratiğine ait. Çoklu yargı, çoklu rota ve çoklu para birimi gerçekliği, bundan sonra her satınalma kararının zeminini oluşturacak. Pekin’deki masa kapansa bile, bu yeni zeminde her şirket kendi tedarik mimarisini yeniden çizmek zorunda kalacak. Bunu çeyrek bilanço ufkuyla değil, üç yıllık planlama ufkuyla yapmak gerekecek.


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun Turquality, satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Turquality, Satın Alma, Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız.

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

 

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Eğitim içeriklerini görmek için başlıklara tıklayınız.

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)

☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün) 

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

 Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Kuruma özel program talepleri için: egitim@satinalmadergisi.com

C Level Pazarlık Eğitimi
C Level Pazarlık Eğitim Broşürünü İndirmek için Tıklayınız. PDF – Broşür——————————————————————————————————————————————-

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

Emisyon Hesaplama Rehberi Scope 3
Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Rehberi için tıklayınız.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ


 

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Pazarlık Anketini Yapın Müzakere Stilinizi Görün

PAZARLIK PROFİLİ ANKETİ

  • 4 Müzakereci Profilinden Hangisisiniz?
  • Pazarlık Stilinizi Keşfedin: Skorunuzu Görün
  • Ekip Profilinizi Ölçün, Gelişim Planınızı Başlatın
  • Sahada, Müzakerelerde Daha Net, Daha Hızlı, Daha Etkili Sonuç Alın

 

İş Bulmacaları Kelime Oyunları
İş Bulmacaları Kelime Oyunları

İş Bulmacaları Kelime Oyunları

Özel İş Bulmacaları. Meydan okumayı sevenleri 17 ayrı bulmaca bekliyor.
Online veya PDF üzerinde çözebilirsiniz. Kolaylıklar dileriz.

Laboratuvar Hizmet Alımı İhalesi Aşırı Düşük Savunmada Kitlerin Açıklanması?

Laboratuvar Hizmet Alımı İhalesi Aşırı Düşük Savunmada Kitlerin Açıklanması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Laboratuvar Hizmet Alımı İhalesi Aşırı Düşük Savunmada Kitlerin Açıklanması?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Laboratuvar Hizmet Alımı İhalesi Aşırı Düşük Savunmada Kitlerin Açıklanması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; Sunulan fiyat tekliflerinin üzerinde bulunması gereken ibarenin yer almadığı, meslek mensubu ve firma bilgileri belirtilmek suretiyle kaşelenip imzalanmadığı,  Fiyat teklifi ekinde sunulan Maliyet Tespit Tutanağı ile Satış Tutarı Tespit Tutanaklarının ilgili e-formlara uygun düzenlenmediği, imza ve mühür bulunmadığı, bu tutanakta beyan edilen faturaların tutanağa esas üç aylık süreye ait olmadığı,  İsteklinin kendi ürettiği, aldığı veya sattığı mallara ilişkin sunulan Maliyet/Satış Tutarı Tespit Tutanağı’nın ilgili e-forma uygun doldurulmadığı, kaşe ve mühür bulunmadığı,  Maliyet/Satış Tutarı Tespit Tutanağı ile maliyetler üzerinden yapılan açıklamada tutanağa esas üç aylık sürede, isteklinin ihale konusu işte kullanılmasını öngördüğü mal miktarının en az yarısı kadar alım yapılmadığı, Maliyet/Satış Tutarı Tespit Tutanağı ile satışlar üzerinden yapılan açıklamada teklif edilen birim fiyatın tutanakta tespit edilen ağırlıklı ortalama birim maliyetin altında olmaması ve isteklinin tutanağa esas üç aylık sürede ihale konusu işte kullanılmasını öngördüğü mal miktarının 1/20’si oranında satış yapmış olmasının gerektiği,  Sunulan faturaların açıklama konusu bileşenlere uygun olmadığı, faturaların üzerinde kaşe ve imza bulunmadığı, faturalarla birlikte sunulması gereken muayene ve kabul tutanaklarının da sunulmadığı, iddialarına yer verilmiştir.

Konu İle İlgili Emsal Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; 4734 sayılı Kanun’un “İhaleye katılımda yeterlik kuralları” başlıklı 10’uncu maddesinde “… Aşağıda belirtilen durumlardaki istekliler ihale dışı bırakılır: … c) Türkiye’nin veya kendi ülkesinin mevzuat hükümleri uyarınca kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcu olan.

Bu madde kapsamında istenen belgelerden hangilerinin taahhütname olarak sunulabileceği Kurum tarafından belirlenir. Gerçeğe aykırı hususlar içeren taahhütname sunulması veya ihale üzerinde kalan istekli tarafından taahhüt altına alınan durumu tevsik  eden belgelerin sözleşme imzalanmadan önce verilmemesi halinde bu durumda olanlar ihaledışı bırakılarak geçici teminatları gelir kaydedilir.” hükmü,

“Aşırı düşük teklifler” başlıklı 38’inci maddesinde “İhale komisyonu verilen teklifleri değerlendirdikten sonra, diğer tekliflere veya idarenin tespit ettiği yaklaşık maliyete göre teklif fiyatı aşırı düşük olanları tespit eder. Bu teklifleri reddetmeden önce, belirlediği süre içinde teklif sahiplerinden teklifte önemli olduğunu tespit ettiği bileşenler ile ilgili ayrıntıları yazılı olarak ister…” hükmü yer almaktadır.

Hizmet Alımı ihaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Teknik şartname” başlıklı 16’ncı maddesinde “(1) İşin teknik ayrıntılarını ve şartlarını gösteren bir teknik şartname hazırlanarak ihale dokümanına dahil edilir. Teknik şartnamelerde belirlenecek teknik kriterlerin, verimliliği ve fonksiyonelliği sağlamaya yönelik olması, rekabeti engelleyici hususlar içermemesi ve bütün istekliler için fırsat eşitliği sağlaması zorunludur. Bu şartnamelerde yerli isteklilerin katılımını engelleyici düzenlemelere yer verilemez.

(4) İhale konusu işte kullanılacak malzeme, araç, teçhizat, makine ve ekipmanın teknik özellikleri, öncelikle yerli malının da kullanılmasını sağlayacak şekilde belirlenir. Bunlara ilişkin kullanım kılavuzlarına yönelik teknik şartnamede düzenleme yapılabilir.” hükmü yer almaktadır.

“Yeterliğin belirlenmesinde uyulacak ilkeler” başlıklı 28’inci maddesinde “(1)  Ekonomik ve mali yeterlik ile mesleki ve teknik yeterliğin saptanması amacıyla öngörülecek değerlendirme kriterleri ve istenecek belgeler, rekabeti engelleyecek şekilde belirlenemez. (2) Yeterlik değerlendirmesi için istenecek belgelerin ve yeterlik değerlendirmesinde aranılacak kriterlerin, ihale veya ön yeterlik ilanı ile idari şartnamede veya ön yeterlik şartnamesinde ya da davet yazısında belirtilmesi zorunludur…” hükmü,

“Aday veya isteklinin mesleki faaliyetini sürdürdüğünü ve teklif vermeye yetkili olduğunu gösteren belgeler” başlıklı 38’inci maddesinde “…(4) İhale konusu işin yerine getirilmesi için alınması zorunlu olan ve ilgili mevzuatında o iş için özel olarak düzenlenen sicil, izin, ruhsat vb. belgelerin adaylar veya istekliler tarafından sunulmasına ilişkin hükümlere, ilan ve ön yeterlik şartnamesi veya idari şartnamede yer verilir. İş ortaklarının her birinin söz konusu belgeleri ayrı ayrı sunması, konsorsiyumda ise her bir ortağın kendi kısmına ilişkin belgeleri sunması zorunludur…” hükmü,

“İhale dışı bırakılma” başlıklı 51’inci maddesinde “(1) Kanunun 10 uncu maddesinde yer alan hükümler gereğince;

c) Türkiye’nin veya kendi ülkesinin mevzuat hükümleri uyarınca kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcu olan,

adaylar ve istekliler ihale dışı bırakılır.

(2) İhale üzerinde kalan istekliden, birinci fıkranın (a), (b), (c), (ç), (d) ve (f) bentlerinde belirtilen durumlarda olmadığına dair belgelerin sözleşme imzalanmadan önce istenilmesi zorunludur. Bu belgelerin, ihale usulüne göre son başvuru ve/veya ihale tarihinde isteklinin anılan bentlerde belirtilen durumlarda olmadığını göstermesi gerekir.

(4) Birinci fıkranın (c) bendindeki “Türkiye’de kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcu”nun kapsamı ve tutarı Kamu İhale Genel Tebliğinde belirlenir.

(5) Türkiye’de kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcunun değerlendirilmesinde, isteklinin;

a) İlgili mevzuatına göre tahakkuk eden prim borçlarının süresi içinde ödenmemesi halinde kesinleşmiş prim borcu olduğu,

b) Prim borcuna karşı dava açılması halinde, bu dava sürecinde veya takip ve tahsili durduracak geçici veya nihai bir karar bulunmadığı durumlarda kesinleşmiş prim borcu olduğu,

c) Prim borcunun 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde cebren tahsili yolunda tesis edilen işlemlere karşı dava açılması halinde, bu dava sürecinde veya sonucunda takip ve tahsili durduracak geçici veya nihai bir karar bulunmadığı durumlarda kesinleşmiş prim borcu olduğu,

ç) Vadesi geçtiği halde ödenmemiş ancak ilgili kurum tarafından belli bir vadeye bağlanarak tecil edilmiş prim borçlarının, vadesindeki ödemeler aksatılmadığı sürece, kesinleşmiş prim borcu olmadığı, kabul edilecektir.” hükmü yer almaktadır. “Sınır değer ve aşırı düşük teklifler” başlıklı 59’uncu maddesinde “(1) İhale komisyonu verilen teklifleri değerlendirdikten sonra Kurum tarafından belirlenen yönteme göre sınır değeri hesaplar.

(2) Aşırı düşük teklif tespit ve değerlendirme işlemlerine ilişkin olarak, ihale ilanı ve dokümanında belirtilmek kaydıyla üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralardaki koşullar çerçevesinde aşağıdaki seçeneklerden bir tanesi kullanılır.

a) Sınır değerin altında olan teklifler ihale komisyonunca aşırı düşük teklif olarak tespit edilir ve bu teklif sahiplerinden Kurum tarafından belirlenen kriterlere göre teklifte önemli olduğu tespit edilen bileşenler ile ilgili ayrıntılar yazılı olarak istenir. İhale komisyonu; 1) Verilen hizmetin ekonomik olması, 2) Seçilen teknik çözümler ve teklif sahibinin işin yerine getirilmesinde kullanacağı avantajlı koşullar, 3) Teklif edilen hizmetin özgünlüğü, gibi hususlarda yapılan yazılı açıklamaları dikkate alarak aşırı düşük teklifleri değerlendirir. Bu değerlendirme sonucunda, açıklamaları yeterli görülmeyen veya yazılı açıklamada bulunmayan isteklilerin teklifleri reddedilir.

b) Aşırı düşük teklif sınır değerinin altında teklif sunan isteklilerin teklifi açıklama istenmeksizin reddedilir. …” hükmü yer almaktadır.

“Hizmet alımı ihalelerinde sınır değer tespiti ve aşırı düşük tekliflerin değerlendirilmesi” başlıklı 79’uncu maddesinde “79.2.2. İstekliler aşırı düşük olarak tespit edilen tekliflerini aşağıdaki yöntemleri kullanarak açıklayabilirler.

79.2.2.1. Üçüncü Kişilerden Alınan Fiyat Teklifleri: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin üçüncü kişilerden fiyat teklifi alınması durumunda, öncelikli olarak fiyat teklifini veren kişiyle tam tasdik sözleşmesi yapan veya beyannamelerini imzalamaya yetkili olan meslek mensubu tarafından ilgisine göre teklife konu mal veya hizmet için maliyet tespit tutanağı veya satış tutarı tespit tutanağı düzenlenecektir. Tutanaklar fiyat teklifinin dayanağı olarak düzenlenecek olup, aşırı düşük teklif açıklaması kapsamında sunulacaktır. Maliyet tespit tutanağı dayanak alınarak fiyat teklifi sunulabilmesi için, fiyat teklifinin  mamul/mala ilişkin olması halinde mamul/malın birim fiyatının, tutanakta tespit edilen ağırlıklı ortalama birim maliyetin altında olmaması; fiyat teklifinin hizmete ilişkin olması  halinde ise bu hizmetin birim fiyatının, tutanakta tespit edilen toplam birim maliyetin altında olmaması, fiyat teklifi üzerine meslek mensubu tarafından “Bu fiyat teklifindeki birim fiyatın, mükellefin yasal defter ve belgelerine göre tarafımca düzenlenerek onaylanan (…/…/…) tarih ve (…) sayılı maliyet tespit tutanağındaki ortalama/toplam birim maliyet tutarının altında olmadığını beyan ederim.” ibaresinin yazılarak imzalanması ve iletişim bilgileri de belirtilmek suretiyle kaşelenmesi/mühürlenmesi gerekmektedir.

Satış tutarı tespit tutanağı dayanak alınarak fiyat teklifi sunulabilmesi için teklif edilen birim fiyatın, ilgili tutanakta tespit edilen ağırlıklı ortalama birim satış tutarının % 80’inin altında olmaması, fiyat teklifi üzerine meslek mensubu tarafından “Bu fiyat teklifindeki birim fiyatın, mükellefin yasal defter ve belgelerine göre tarafımca düzenlenerek onaylanan (…/…/…) tarih ve (…) sayılı satış tutarı tespit tutanağındaki ağırlıklı ortalama birim satış tutarının % 80’inin altında olmadığını beyan ederim.” ibaresinin yazılarak imzalanması ve iletişim bilgileri de belirtilmek suretiyle kaşelenmesi/mühürlenmesi gerekmektedir.

Üçüncü kişilerden alınan fiyat tekliflerinin teklife konu alanda faaliyet gösterenlerden alınması gerekmekte olup, bu belgelerin ihale tarihinden önce düzenlenmiş olması zorunlu değildir. Kaşeleme işlemi 8.4 üncü maddede belirtilen özel kaşe kullanılmak suretiyle yapılabileceği gibi, bu kaşe dışında meslek mensubuna ilişkin bilgileri içeren kaşe kullanılmak suretiyle de yapılabilir.

79.2.2.2. (Değişik madde: 25/01/2017-29959 R.G./11. md.) Merkezi Kamu Kurum ve Kuruluşları Tarafından Ülke Çapında Sunulan Mal ve Hizmetlere İlişkin Fiyatlar: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin merkezi kamu kurum ve kuruluşları tarafından ülke çapında sunulan mal ve hizmetlere ilişkin fiyat tarifeleri veya istekliye verilmiş fiyat teklifleri açıklama yöntemi olarak kullanılabilir. Bu yöntemle yapılmış açıklamanın geçerli olabilmesi için kullanılan fiyatların ilan/davet ile ihale tarihi arasında (ihale tarihi hariç) geçerli olması zorunludur.

79.2.2.3. Kamu Kurum ve Kuruluşları Tarafından İlan Edilen Fiyatlar: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin kamu kurum ve kuruluşları tarafından ilan edilmiş fiyat tarifeleri açıklama yöntemi olarak kullanılabilir. Bu usulle yapılmış açıklamanın geçerli olabilmesi için ilan edilen fiyatların ihalenin ilan/davet ile ihale tarihi arasında (ihale tarihi hariç) geçerli olması zorunludur.

79.2.2.6. Özel veya Münhasır Hak Sahibi Kuruluşların Uyguladığı Fiyatlar: İlgili  mevzuatı uyarınca, belirli mal veya hizmetlerin kamuya sunulması konusunda lehine sınırlama bulunan kuruluşların tedarikçisi oldukları mallar veya sunucusu oldukları hizmetler için uyguladıkları fiyatlar ile açıklama yapılabilir. (Ek cümle: 25/01/2017-29959 R.G./12. md.) Bu usulle yapılmış açıklamanın geçerli olabilmesi için kullanılan fiyatların ilan/davet ile ihale tarihi arasında (ihale tarihi hariç) geçerli olması zorunludur.

79.2.2.7. İsteklinin Kendi Ürettiği, Aldığı veya Sattığı Mallara İlişkin Fiyatlar: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin olarak isteklinin kendi ürettiği, aldığı veya sattığı  mallara ait fiyatların kullanılması durumunda, istekliyle tam tasdik sözleşmesi yapan veya beyannamelerini imzalamaya yetkili olan meslek mensubu tarafından ilgisine göre aşırı düşük

teklif açıklamasına konu mal için düzenlenen maliyet/satış tutarı tespit tutanağı ile açıklama yapılabilir.

Maliyetler dayanak alınarak yapılan açıklamanın geçerli olabilmesi için teklif edilen birim fiyatın, ilgili tutanakta tespit edilen ağırlıklı ortalama birim maliyetin altında olmaması ve isteklinin ilan/davet tarihinin içinde bulunduğu aydan önceki üç ay veya bundan önceki üç ay içinde ihale konusu işte kullanılmasını öngördüğü mal miktarının en az yarısı kadar alım yapmış olması gerekir.

Satışlar dayanak alınarak yapılan açıklamanın geçerli olabilmesi için teklif edilen

birim fiyatın, ilgili tutanakta tespit edilen ağırlıklı ortalama birim satış tutarının %80’inin

altında olmaması, malın ticaretinin isteklinin faaliyet alanında olması ve isteklinin ilan/davet

tarihinin içinde bulunduğu aydan önceki üç ay veya bundan önceki üç ay içinde ihale konusu

işte kullanılmasını öngördüğü mal miktarının en az 1/20’si kadar satış yapmış olması gerekir.

İsteklinin ilan/davet tarihinin içinde bulunduğu aydan önceki üç ay veya bundan

önceki üç ay içinde 4734 sayılı Kanun kapsamındaki idarelere açıklama konusu mala ilişkin

satış yapmış ve satılan malın idarece kabul edilmiş olması durumunda, maliyet/satış tutarı

tespit tutanağı sunulmasına gerek bulunmayıp sadece söz konusu satışa ilişkin fatura

örnekleri veya bu örneklerin noter, YMM, SMMM ya da vergi dairesince onaylı suretleri ile de

belgelendirme yapılabilir.

Kaşeleme işlemi 8.4 üncü maddede belirtilen özel kaşe kullanılmak suretiyle yapılabileceği gibi, bu kaşe dışında meslek mensubuna ilişkin bilgileri içeren kaşe kullanılmak suretiyle de yapılabilir.

79.2.2.8. İsteklinin Ortağı Olduğu Tüzel Kişiye Ait İşletmeden Mal Çekmesiyle Oluşan

Emsal Bedel: Teklifi oluşturan maliyet bileşenlerine ilişkin olarak isteklinin ortağı olduğu

tüzel kişiye ait işletmeden mal çekmesi veya satın alması durumunda söz konusu malın emsal

bedeli ile değerlenmesi gereklidir. Emsal bedelinin tespitinde 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı

Vergi Usul Kanununun ilgili hükümleri esas alınır. Bu durumda, Vergi Usul Kanununa göre

hesaplanan emsal bedeli gösteren ve istekliyle tam tasdik sözleşmesi yapan veya

beyannamelerini imzalamaya yetkili olan meslek mensubu tarafından hazırlanarak imzalanan

ve kaşelenen beyanın verilmesi yeterlidir. Kaşeleme işlemi 8.4’üncü maddede belirtilen özel

kaşe kullanılmak suretiyle yapılabileceği gibi, bu kaşe dışında meslek mensubuna ilişkin

bilgileri içeren kaşe kullanılmak suretiyle de yapılabilir.

79.2.3. Meslek mensubu; üçüncü kişilerden alınan fiyat teklifi üzerindeki beyanın ve

emsal bedel beyanı ile tutanaklardaki bilgilerin doğruluğundan sorumludur. Meslek mensubu

ibaresinden Yeminli Mali Müşavirler veya Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler anlaşılır”

79.2.4. Tutanakların ilan/davet tarihinin içinde bulunduğu aydan önceki üç ay veya

bundan önceki üç ay içindeki bilgiler esas alınarak düzenlenmesi zorunludur.

Örneğin; ilan tarihi 10.03.2024 olan ve açık ihale usulü ile yapılan bir ihalede ilan

tarihinin içinde bulunduğu aydan önceki üç ay olan “01.12.2023-29.02.2024” veya bundan

önceki üç ay olan “01.09.2023-30.11.2023” aralığına ilişkin tutanaklar sunulur.

79.2.5. İşletme hesabına göre defter tutuluyor olması durumunda; yukarıda belirtilen

tutanaklar, işletme hesabı defteri ve işletme hesap özeti kayıtlarına göre düzenlenir.

79.2.7. İstekliler tarafından akaryakıt girdisine ilişkin olarak, EPDK tarafından

yayımlanan, İstanbul İli, Avrupa Yakasında bulunan bayiler adına beyan edilmiş fiyatların

ortalamasını yansıtan En Yüksek İşlem Hacimli 8 Firmanın Akaryakıt Fiyatlarına İlişkin

Raporda yer alan fiyatların % 90’ının altında sunulan açıklamalar geçerli kabul edilmez.

Motorin veya benzine yönelik olarak öngörülen tutarın TL/lt cinsinden hesaplanmasında

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun ilgili düzenlemeleri dikkate alınacaktır.

79.3. İdarelerin aşırı düşük teklif tespit ve değerlendirilmesine ilişkin aşağıdaki

düzenlemeleri de dikkate almaları gerekmektedir.

79.3.1. Teklifi aşırı düşük olarak tespit edildikten sonra yukarıdaki yöntemlere göre

usulüne uygun açıklama yapan isteklilerin teklifleri geçerli kabul edilir. Hayatın olağan

akışına veya ticari gereklere aykırılık gibi nedenlerle teklifler reddedilemez.

79.3.2. 79.2.2 nci maddede yer alan yöntemlerden herhangi biri ile açıklama

yapılmasının fiilen mümkün olmadığının anlaşıldığı durumlarda, istekli tarafından gerekçesi

belirtilmek suretiyle, ilgili mevzuatına göre ihale tarihinden önceki son 12 ay içinde

düzenlenen açıklamaya elverişli diğer bilgi ve belgeler kullanılarak da açıklama yapılabilir.

79.3.3. Kurumca hazırlanan “İşçilik Hesaplama Modülü” ne (www.ihale.gov.tr)

adresinden ulaşılabilecek olup, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalelerinde

tekliflerin değerlendirilmesi bağlamında sözleşme ve genel giderler dahil asgari işçilik

maliyeti hesabında işçilik hesaplama modülünün kullanılması zorunludur.

79.3.5. (Değişik madde: 18/05/2024-32550 R.G/39. md., yürürlük: 15/06/2024)

Personel çalıştırılmasına dayalı olmayan hizmet alımlarına ilişkin yapılan aşırı düşük teklif

açıklamasında, sözleşme giderleri ve genel giderlerin % 4 oranında hesaplanması söz konusu

olmayacak, ancak sözleşme ve genel giderler içerisinde yer alan açıklamanın yapıldığı tarihte

geçerli olan oran ve tutarlar üzerinden hesaplanan ihale kararı damga vergisi ve sözleşme

damga vergisi ile Kanunun 53 üncü maddesinin (j) bendinin 1 numaralı alt bendinde

belirtilen tutarı aşan sözleşmelerde sözleşme bedelinin onbinde beşi oranındaki Kurum payı

ilgili mevzuatına göre hesaplanmak suretiyle açıklama yapılacaktır. …” açıklaması

İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci

maddesinde “2.1. İhale konusu işin/alımın;

a) Adı: Puana Dayalı Sonuç Karşılığı Laboratuvar Hizmet Alımı İhalesi

b) Türü: Hizmet alımı

c) İlgili Uygulama Yönetmeliği: Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği

ç) Miktarı:

Müdürlüğümüze bağlı 1.Basamak ve 2.Basamak sağlık tesislerinin 36 Ay süreli Puana Dayalı Sonuç Karşılığı Laboratuvar Hizmet Alımı – 482.752.600 Puan

Ayrıntılı bilgi idari şartnamenin ekinde yer almaktadır.

d) İşin yapılacağı/malın teslim edileceği yer: Müdürlüğümüze Bağlı : 1-Halk Sağlığı Laboratuvarı (Aile Hekimlikleri, Toplum Sağlığı Merkezleri, Göçmen Sağlığı Merkezi, Verem

Savaş Dispanseri, Entegre Hastaneler vb.) , ……. Devlet Hastanesi” düzenlemesi,

………. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından “Puana Dayalı Sonuç Karşılığı Laboratuvar Hizmet Alımı İhalesi” işinin açık ihale usulü ile birim fiyat teklif alınmak suretiyle gerçekleştirildiği, ihaleye 3 isteklinin teklif verdiği, ihale komisyonu kararından teklifi geçerli olduğu belirtilen 3 istekliden sınır değerin altında teklif sunan ………. Tıb. Ürü. İth. İhr. Paz. San. Tic. Ltd. Şti. İş

Ortaklığı’na yapılan aşırı düşük teklif sorgulaması neticesinde, aşırı düşük teklif açıklamalarının uygun görülerek ihalenin söz konusu İş Ortaklığı üzerinde bırakıldığı, sınır değerin üzerinde teklif veren …….. Diagnostik Sis. A.Ş.’nin ekonomik açıdan en avantajlı

ikinci teklif sahibi olarak belirlendiği anlaşılmıştır.

Sınır değerin altında teklif verdiği idarece tespit edilen …… Medikal Sağ. İnş. Tur. Nak.

Köm. Tic. Ltd. Şti. – ……. Sağ. Hiz. ve Tıb. Ürü. İth. İhr. Paz. San. Tic. Ltd. Şti. İş Ortaklığı’na 22.10.2025 tarihinde EKAP üzerinden tebliğ edilen “Aşırı düşük teklif açıklama talebi” konulu yazıda, “…Aşırı düşük teklif açıklamanızı 30.10.2025 tarihi saat 18.00’a kadar EKAP üzerinden e-imza ile imzalamak suretiyle İdaremize göndermeniz gerekmektedir.” ifadelerinin yer aldığı yazı ekinde 11 kalemden oluşan önemli teklif bileşenleri listesine yer verildiği görülmüştür.

İhale üzerinde bırakılan isteklinin 30.10.2025 tarihinde EKAP’a yüklenen aşırı düşük teklif açıklamaları incelendiğinde; açıklama kapsamında sunulan fiyat tekliflerinin üzerinde bulunması gereken ibarenin yer aldığı, meslek mensubu ve firma bilgileri belirtilmek suretiyle kaşelenip imzalandığı, Fiyat teklifi ekinde sunulan satış tutarı tespit tutanaklarının ilgili e-formlara uygun düzenlendiği, imza ve onayların bulunduğu, bu tutanaklarda beyan edilen faturaların tutanağa esas üç aylık süreye ait olduğu,

Açıklama kapsamında ayrıca fatura sunulmadığından, sunulan faturaların uygun olmadığı yönündeki iddiaların dayanaksız nitelikte olduğu, dolayısıyla başvuru sahibinin aksi yöndeki iddiaların yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

Bununla birlikte, isteklinin kendi ürettiği, aldığı veya sattığı mallara ilişkin sunulan Maliyet/Satış Tutarı Tespit Tutanağı’nın (KİK107) ilgili e-forma uygun doldurulduğu,  SMMM tarafından kaşelenip onaylandığı, ancak Maliyet/Satış Tutarı Tespit Tutanağı ile maliyetler üzerinden yapılan açıklamada tutanağa esas üç aylık sürede, isteklinin ihale konusu işte kullanılmasını öngördüğü mal miktarının en az yarısı kadar alım yapılmadığı, örneğin Tam Kan Hemogram Test kitine ilişkin olarak maliyet/satış tutarı tespit tutanağında maliyetler baz alınarak 10.000 adet üzerinden ağırlıklı ortalama birim maliyet hesabının yapıldığı ancak açıklama yazısında ihale konusu iş kapsamında aynı kit girdi kalemi için kullanılması öngörülen miktarın 1.524.690 adet olduğunun belirtildiği, dolayısıyla ihale ilan tarihinin içinde bulunduğu aydan önceki üç ay veya bundan önceki üç ay içinde ihale konusu işte kullanılmasını öngördüğü mal miktarının en az yarısı kadar alım yapılmamış olduğu anlaşıldığından başvuru sahibinin iddiası bu yönüyle yerinde görülmüştür.

Laboratuvar Hizmet Alımı İhalesi Aşırı Düşük Savunmada Kitlerin Açıklanması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

https://www.simdata.org/

Eşitlik Söylemde mi, Davranışta mı?

Eşitlik Söylemde Mi, Davranışta Mı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Eşitlik Söylemde mi, Davranışta mı?

M. Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu

Eşitlik Söylemde Mi, Davranışta Mı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemEşitlik bugün kurumların değer setlerinde, liderlerin konuşmalarında ve strateji belgelerinde en sık yer bulan kavramlardan biri. Çeşitlilik ve kapsayıcılık başlıkları artık sadece insan kaynaklarının değil, üst yönetim ajandalarının da merkezinde.

Peki kritik soru şu; eşitlik gerçekten davranışa dönüşüyor mu, yoksa güçlü bir söylem olarak mı kalıyor? Bu sorunun yanıtı, sadece kurumları değil, bireyleri de yakından ilgilendiriyor.

Niyet ile Davranış Arasındaki Boşluk

Araştırmalar, insanların büyük çoğunluğunun kendisini “önyargısız” olarak tanımladığını gösteriyor. Ancak aynı bireylerin karar alma süreçleri incelendiğinde farklı bir tablo ortaya çıkıyor.

Harvard University bünyesinde geliştirilen “Implicit Association Test (IAT)” sonuçlarına göre insanların önemli bir kısmı, farkında olmadan belirli gruplara karşı pozitif ya da negatif eğilimler taşıyor. Benzer şekilde McKinsey & Company tarafından yapılan çalışmalar, çeşitlilik konusunda güçlü söylemlere sahip organizasyonlarda bile kararların her zaman eşitlikçi sonuçlar üretmediğini ortaya koyuyor.

Bu tablo bize şunu söylüyor, iyi niyet, eşitlik için gerekli; ancak tek başına yeterli değil.

Toplumsal Kalıplar: Görünmeyen Etki Alanı

Bireyler olarak kararlarımızın tamamen rasyonel olduğunu düşünme eğilimindeyiz. Oysa davranış bilimleri, bunun her zaman geçerli olmadığını net şekilde ortaya koyuyor.

World Economic Forum ve benzeri raporlar, insanların kararlarının önemli bir kısmının bilinç dışı kalıplardan etkilendiğini vurguluyor. Bu kalıplar kimin “lider” gibi göründüğünü, kimin “daha uygun aday” olduğunu, kime daha fazla söz verildiğini fark ettirmeden şekillendiriyor.

Örneğin aynı yetkinliğe sahip iki adaydan biri daha “tanıdık” bir profile sahipse tercih edilme olasılığı artıyor; toplantılarda daha yüksek sesle konuşan kişiler daha “etkili” algılanabiliyor. Bu durum, bireysel tercihlerden çok, öğrenilmiş reflekslerin etkisini gösteriyor.

Eşitlik Bir Politika Değil, Bir Pratik

Kurumlar son yıllarda eşitlik konusunda önemli adımlar atıyor; çeşitlilik hedefleri belirleniyor, kapsayıcılık eğitimleri düzenleniyor, politika ve prosedürler güncelleniyor. Ancak veriler, bu çalışmaların tek başına yeterli olmadığını gösteriyor.

Boston Consulting Group araştırmasına göre, çeşitlilik politikaları olan şirketlerde dahi, günlük karar ve davranışlar bu politikalarla her zaman örtüşmüyor. Bu nedenle eşitlik, bir belgeye yazılan bir ilke değil, günlük davranışlarda tekrar eden bir pratik haline gelmek zorunda.

Bireysel Sorumluluk Alanı

Eşitlik çoğu zaman kurumsal bir başlık olarak ele alınıyor. Oysa asıl dönüşüm bireysel farkındalıkla başlıyor. Kendimize şu soruları sormak bu yüzden kritik:

  • Bu kararı verirken hangi kriterleri kullanıyorum?
  • Bu kişiye karşı yaklaşımım neye dayanıyor?
  • Farkında olmadan kimi daha fazla destekliyorum?

Bu sorular, konfor alanını zorlar. Ancak aynı zamanda gelişimin en güçlü tetikleyicisidir.

Farkındalık: Ölçülebilir Bir Yetkinlik

Bugün birçok global organizasyon, liderlik yetkinlikleri arasına “bias awareness” (önyargı farkındalığı) başlığını ekliyor. Çünkü artık biliyoruz ki teknik beceriler tek başına yeterli değil; karar kalitesini belirleyen en önemli faktörlerden biri, farkındalık düzeyi

Bu nedenle gelişim süreci sadece ne bildiğimizle değil, nasıl düşündüğümüzle de ilgili.

Sonuca Gitmeden Önce: Eşitliği Davranışa Dönüştürmek İçin Neler Yapabiliriz?

Eşitlik üzerine düşünmek değerli. Fark etmek önemli. Ancak gerçek dönüşüm, bu farkındalığın davranışa yansımasıyla başlar. Aşağıdaki adımlar, bireysel ve kurumsal düzeyde eşitliği daha bilinçli şekilde hayata geçirmek için somut bir çerçeve sunar:

  1. Karar Öncesi Duraklama Alışkanlığı Geliştirmek

Özellikle işe alım, değerlendirme ve terfi gibi kritik anlarda kısa bir duraklama, otomatik yargıların devreye girmesini azaltır.

  1. Karar Kriterlerini Önceden Netleştirmek

“İçime sinmedi” gibi subjektif ifadeler yerine, ölçülebilir ve şeffaf kriterler belirlemek karar kalitesini artırır.

  1. Benzerlik Yanlılığını Fark Etmek (Affinity Bias)

Kendimize benzeyen kişilerle daha hızlı bağ kurduğumuzu kabul etmek ve bu eğilimi dengelemek gerekir.

  1. Farklı Görüşleri Bilinçli Olarak Davet Etmek

Toplantılarda aynı kişilerin konuşması yerine, daha az söz alan kişilere alan açmak kararların çeşitliliğini artırır.

  1. Geri Bildirim Dilini Gözden Geçirmek

Aynı davranışın farklı kişilere farklı tonlarda ifade edilip edilmediğini sorgulamak önemli bir farkındalık alanıdır.

  1. Veri ile Karar Verme Oranını Artırmak

Algıya dayalı kararlar yerine, mümkün olan her noktada veriyle desteklenen değerlendirmeler yapmak önyargı etkisini azaltır.

  1. Toplantı Dinamiklerini Gözlemlemek

Kimin daha çok söz aldığı, kimin daha çok kesildiği, kimin fikirlerinin sahiplenildiği gibi dinamikleri fark etmek gerekir.

  1. Kendi “Otomatik Düşünce Kalıplarını” Yakalamak

“Bu role uygun değil” gibi hızlı yargıların arkasındaki gerekçeyi sorgulamak önemli bir gelişim alanıdır.

  1. Farkındalık Eğitimlerini Süreklilik Haline Getirmek

Tek seferlik eğitimler yerine, düzenli hatırlatmalar ve uygulamalarla bu konuyu canlı tutmak gerekir.

  1. Kapsayıcı Dil Kullanımını Yaygınlaştırmak

Günlük iletişimde kullanılan dilin dışlayıcı ya da genelleyici olup olmadığını gözden geçirmek, kültürü doğrudan etkiler.

  1. Karar Sonrası Geriye Dönüp Değerlendirme Yapmak

Alınan kararların sonuçlarını gözden geçirmek ve “başka nasıl olabilirdi?” sorusunu sormak öğrenmeyi hızlandırır.

  1. Lider Olarak Rol Model Olmak

Eşitlik söylemi, en hızlı şekilde lider davranışlarıyla yayılır. Söylenen ile yapılan arasındaki tutarlılık belirleyicidir.

Bu adımların her biri küçük görünebilir. Ancak birlikte uygulandığında, kurum kültüründe ve bireysel bakış açısında güçlü bir dönüşüm yaratır.

Sonuç: Eşitlik İçsel Bir Disiplindir

Eşitlik, dış dünyaya verilen bir mesajdan önce, iç dünyada yönetilen bir süreçtir. Kalıpları fark etmek, otomatik tepkileri sorgulamak, karar süreçlerini bilinçli hale getirmek…

Bunlar birer tercih değil, birer disiplin alanıdır. Sonuç olarak eşitlik savunulan bir değer olmaktan çıkıp, yaşanan bir davranışa dönüştüğü anda gerçek anlamını bulur. Ve belki de en kritik soru şudur: Bugün aldığımız kararlar, gerçekten eşitliği yansıtıyor mu?

Eşitlik Söylemde Mi, Davranışta Mı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemM. Efsun Yüksel Tunç
Eğitmen ve Yönetim Danışmanı
Yaşam ve Yönetici Koçu

efsun@indus.com.tr

https://www.linkedin.com/in/efsunyukseltunc/

Instagram @indusefsun

www.efsunyuksel.com

İşveren, İşçiye Tahsis Edilen Ofis, Masa, Dolap Gibi Alanları Arayabilir mi?

İşveren, İşçiye Tahsis Edilen Ofis, Masa, Dolap Gibi Alanları Arayabilir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem (2)

İşveren, İşçiye Tahsis Edilen Ofis, Masa, Dolap Gibi Alanları Arayabilir mi?

Lütfi İNCİROĞLU

İşveren, İşçiye Tahsis Edilen Ofis, Masa, Dolap Gibi Alanları Arayabilir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemÖzel hayatın gizliliği ilkesi Anayasanın 20 nci maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz. Adlî soruşturma ve kovuşturmanın gerektirdiği istisnalar saklıdır.

Kanunun açıkça gösterdiği hallerde, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınan merciin emri bulunmadıkça, kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz.”

İşyerlerinde işçilerin kullanımına özgülenen ofis, masa, dolap gibi alanların işverenin yönetim yetkisi kapsamında aranıp aranamayacağı ya da özellikle, bu tür mekan eşya ve araçların mülkiyetinin işverende olmasının işçinin özel yaşamına saygı bakımından bir fark yaratıp yaratmayacağı konuları tartışmalıdır. Genel olarak öğretide, işyerine giriş çıkışta üst ve çanta araması ile ilgili hususlar üzerinde durulurken, işyerinde işçinin çalıştığı ofis, kullandığı çekmece ve dolapların hangi durumlarda aranabileceğinden pek söz edilmemiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.01.2018 tarihli ve 2017/3017 E., 2018/99 K. sayılı kararı ile işçinin onayı olmadan işyerinde işçinin kullanımına özgülenen ofis, masa, dolap gibi alanların işveren tarafından aranmasını işçinin özel yaşamına yönelik müdahale saymıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna göre, “Davacının istirahatli olduğu bir dönemde masasındaki çekmecelerinin aranması üzerinde de durulmalıdır. Genel olarak işçinin işyerinde kullanımına özgülenen ofis, masa, dolap gibi alanların işveren tarafından aranması, işçinin özel yaşamına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır. Söz konusu alanların aranması bir hukuka uygunluk sebebine dayanmalıdır.

Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Peev-Bulgaristan kararında; başvurucunun ofisi bakımından genel olarak olmasa dahi, masa çekmeceleri ve dosya dolapları bakımından “gizliliğe ilişkin makul bir beklenti”si olduğunun kabulü gerekeceğini ifade ettikten sonra başvurucunun gizliliğe ilişkin beklentisinin haksız veya mantıksız olduğunu gösteren bir durum da –örneğin, işverenlik tarafından, çalışanların masa ve dosya dolaplarında kişisel belge saklamalarını caydırıcı nitelikte düzenleme veya işyeri uygulaması- bulunmadığını, başvurucunun işverenin bir kamu otoritesi olmasının bu tespitleri değiştirmeyeceğini dolayısıyla başvurucunun ofisindeki masa çekmecelerini ve dosya dolaplarını da kapsayan bir aramanın özel yaşama bir müdahale olarak kabulü gerektiği sonucuna varmıştır (Ayrıntılı bilgi için Çetin, E.: İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 8-11. Maddeleri Bağlamında Çalışanların Hakları, XII Levha Yayınları, İstanbul Temmuz 2015, s.229 vd.).

Somut olayda davalı işveren tarafından ibraz edilen Personel Yönetmeliğinin “Çalışanların Sorumluluk ve Yükümlülükleri” başlıklı 5.2. maddesinin “Görev ve Sorumluluklar” alt başlıklı 5.2.1. bölümünde aynen, “Çalışanlara, DFHG tarafından tahsis edilen masa, dolap, etajer ve benzeri demirbaş üstünde/içinde sadece çalışma konuları ile ilgili dokümantasyon, kitap, dergi vb. muhafaza etmeleri; kendilerine ait şahsi eşyalarını hiç şekilde bu ortamda bulundurmamaları esastır. DFHG yönetimi söz konusu dolap, masa ve etajerleri gerekli görmesi hâlinde açtırma ve inceleme hakkına sahiptir” şeklinde düzenleme olduğu görülmüştür. Söz konusu Yönetmeliğin bu hükmü işyeri düzenine ilişkin olup davalı işveren tarafından davacı işçinin masa çekmecelerinin aranmayacağı yönünde “gizliliğe ilişkin makul bir beklenti” oluşturmayacağı açıktır” denilmektedir.

Neticede, genel olarak işçinin işyerinde kullanımına özgülenen ofis, masa, dolap gibi alanların işveren tarafından aranması, işçinin özel yaşamına yönelik bir müdahale oluşturacaktır. Söz konusu alanların aranması ancak bir hukuka uygunluk sebebine dayanması halinde mümkün olabilecektir.

İşveren, İşçiye Tahsis Edilen Ofis, Masa, Dolap Gibi Alanları Arayabilir Mi Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemAyrıca, iş sözleşmesinde ya da işyeri iç yönetmeliğinde işçinin kullanımına sunulan ofis, masa, dolap gibi alanlarda işçinin kişisel özel eşyalarının bulundurulmaması gerektiği düzenlenmiş ve işçilerin bu konuda bilgilendirilmiş olması ve hatta kişisel belge ve eşya saklama hususunun caydırıcı nitelikte bir düzenleme ile kayıt altına alınması veya işyeri uygulaması haline getirilmesine rağmen işçi aksi davranışta bulunuyor ve sözleşme hükümlerine aykırı hareket ediyorsa, o zaman bu durum işçinin özel yaşamına yönelik bir müdahale oluşturmayacaktır”.

Lütfi İNCİROĞLU

C-Level Yöneticiler için Müzakere Programları

C Level Yöneticiler Için Stratejik Müzakere Eğitimleri
C-Level Yöneticiler için Stratejik Müzakere Eğitimleri

Executive Müzakere Eğitim Programları

C-LEVEL YÖNETİCİLER İÇİN ŞİRKETİN GÜNDEMİNE ODAKLI PROGRAMLAR:

PDF – Eğitim broşürünü bilgisayarınıza indirmek için tıklayınız. 

C-Level Yöneticiler için Müzakere Eğitimleri

Programın Ayırt Edici Değeri 

Bu program, standart bir eğitim hizmetinin ötesinde; şirketin kritik gündemine, karar ortamına ve yönetici profiline göre tasarlanan, en az iki akademik uzmanla eş zamanlı yürütülen premium bir çalışmadır.

Firmaya özel hazırlık süreci, eş zamanlı uzman yürütme modeli, yönetici düzeyi örnek olaylar ve çalıştay-danışmanlık bileşeni sayesinde klasik eğitim formatlarından ayrılır.
Bu yapı, programı yalnızca bilgi aktarımı yapan bir eğitim olmaktan çıkarır; şirketin gerçek karar ortamına temas eden yüksek katma değerli bir gelişim ve karar çalışması haline getirir.

Program, Prof. Dr. Murat ERDAL’ın akademik koordinasyonu ve şirket ihtiyacına göre belirlenen ikinci profesörün uzmanlık katkısıyla yürütülür.

Neden Bu Programa İhtiyaç Var?

Tepe yöneticiler ve patronlar güçlü müzakere tecrübesine sahiptir. Bu programın amacı, yöneticilere temel müzakere öğretmek değil; mevcut tecrübeyi daha sistematik, çok boyutlu ve kurumsal bir karar çerçevesine taşımaktır.

Program, üst yönetimin kritik müzakere süreçlerinde ortak dil geliştirmesine, riskleri erken görmesine, hamleleri daha bilinçli yönetmesine ve yüksek değerli anlaşmalarda şirket çıkarını daha güçlü korumasına katkı sağlar.

Şirkete Özel Yürütme Modeli

Program, şirketin stratejik gündemine göre özel olarak tasarlanır. İhtiyaç halinde çalıştay-danışmanlık konseptinde bir yapıda yürütülür.

Şirketin öncelikli ihtiyacına göre pazarlama-satış, tedarik zinciri yönetimi, ticaret hukuku veya finans alanında ikinci uzmanlık katkısı programa entegre edilir.

Bu yapı sayesinde eğitim, genel bir müzakere semineri olmaktan çıkar; şirketin gerçek karar ortamına, kritik görüşme başlıklarına, taraf ilişkilerine ve risk alanlarına odaklanan özel bir çalışma haline gelir.

Oturumlarda firmaya özgü örnek olaylar, uygulama senaryoları, tartışma başlıkları ve yönetici düzeyi karar durumları birlikte ele alınır.

Uygulama Formatının Belirlenmesi

Programın uygulama formatı, şirketin üst yönetim takvimi, katılımcı profili, çalışma temposu ve tercih edilen öğrenme ortamı dikkate alınarak belirlenir. Eğitim; hafta sonu kampı, şirket içi modüler program veya firmaya özel farklı bir uygulama modeliyle yapılandırılabilir.

Hafta Sonu Kampı: Yer ve Otel Seçimi

Hafta sonu kampı formatında yer ve otel seçimi, şirketin tercihleri ve program hedefleri doğrultusunda birlikte değerlendirilir. Doğa ile iç içe, sessiz, ulaşımı kolay ve üst yönetim çalışmasına uygun bir otel ortamı tercih edilir.

Örneğin Sapanca gibi İstanbul’a yakın, kısa süreli çalışmalar için elverişli destinasyonlar; günlük operasyon yoğunluğundan uzaklaşarak stratejik müzakere gündemine odaklanmak için uygun bir atmosfer sunabilir.

Bu formatta amaç yalnızca eğitim almak değil; yönetici ekibin şirketin kritik müzakere başlıklarını sakin, yoğunlaştırılmış ve verimli bir ortamda birlikte değerlendirmesidir.

Önerilen akış:

Cumartesi yarım gün + Pazar yarım gün

Şirket İçi Toplantı Salonları ve Modüler Program

Şirket içi modüler program, firmanın iş takvimine uyumlu olarak tasarlanır. Program zamana yayılarak yürütülür; uygulama, tartışma ve ara dönem hazırlık çalışmalarıyla öğrenmenin şirket gündemine daha dengeli biçimde yerleşmesi sağlanır.

Önerilen akış:

Haftada 1 gün, güne 2-3 saat x 4 hafta süreli bir program

Program Yapısı

Program, şirketin ihtiyacına göre temel stratejik müzakere çalışması veya uzmanlık odaklı derinleşme çalışması şeklinde yapılandırılabilir.

Stratejik müzakere yaklaşımı, güç dengesi, taraf analizi, hazırlık disiplini, karar psikolojisi, taviz yönetimi ve yüksek değerli anlaşmalarda müzakere mimarisi ele alınır.

Şirketin öncelikli ihtiyacına göre pazarlama-satış, tedarik zinciri yönetimi, ticaret hukuku veya finans alanlarından biri merkeze alınarak içerik derinleştirilir.

Bu yapı sayesinde şirketler programı yalnızca genel bir eğitim olarak değil; ihtiyaç, kapsam, süre ve uzmanlık derinliği açısından ölçeklenebilir bir kurumsal gelişim yatırımı olarak değerlendirebilir.

Örnek Şirket İhtiyaçları

Şirketin İhtiyacı 1: Pazarlama-Satış Odağı ve Stratejik Müzakere

A Firması

Genel Müdür:

“Murat Hocam, şirketimizde satış ekipleri büyük müşterilerle önemli görüşmeler yürütüyor. Ancak özellikle fiyat, vade, iskonto, münhasırlık, kampanya desteği ve kanal yönetimi gibi konularda masaya her zaman güçlü oturamadığımızı görüyoruz. Bazı müşteriler son dakikada ek indirim ya da ek destek talep ediyor. Satış ekibi ilişkiyi kaybetmemek için hızlı taviz verebiliyor; finans tarafı ise bu tavizlerin kârlılığa etkisini sonradan fark ediyor.

Biz, özellikle büyük müşteri ve bayi görüşmelerinde daha disiplinli bir müzakere yaklaşımı kurmak istiyoruz. Satış, pazarlama, finans ve üst yönetim arasında ortak bir müzakere dili oluşsun istiyoruz. Bu programı pazarlama-satış odağıyla nasıl tasarlayabiliriz?”

Danışman Değerlendirmesi:

Anlattığınız tablo, yalnızca satış becerisi değil; fiyatlama disiplini, müşteri değeri, taviz yönetimi, kanal ilişkileri ve kurumsal müzakere hazırlığı gerektiriyor. Bu çalışmada büyük müşteri görüşmeleri, bayi/distribütör ilişkileri, son dakika indirim talepleri, karşı teklif hazırlığı ve tavizlerin finansal etkisi birlikte ele alınabilir.

Program, stratejik müzakere ana omurgası üzerine pazarlama-satış perspektifi eklenerek yapılandırılır. Uygun görürseniz şirketinizin müşteri portföyü, satış kanalları ve kritik müzakere başlıkları üzerinden firmaya özel bir uygulama çalışması tasarlayabiliriz.

Program Odağı: Stratejik Müzakere + Pazarlama-Satış (2 Uzman)

Şirketin İhtiyacı 2 : Tedarik Zinciri Yönetimi Odağı ve Stratejik Müzakere

B Firması

Satınalma ve Tedarik Zinciri Direktörü:

“Hocam, tedarikçilerle yürüttüğümüz müzakereler artık sadece fiyat pazarlığı olmaktan çıktı. Tedarik süreleri, kapasite tahsisi, kalite problemleri, alternatif tedarikçi geliştirme, döviz kuru, navlun, ödeme vadeleri ve sürdürülebilirlik beklentileri aynı anda masaya geliyor.

Bazı kritik tedarikçiler karşısında elimiz zayıf kalıyor. Özellikle tek kaynaklı veya teknik bağımlılığı yüksek kategorilerde nasıl pozisyon alacağımızı netleştirmekte zorlanıyoruz. Bir yandan maliyetleri kontrol etmek, diğer yandan tedarik sürekliliğini riske atmamak zorundayız. Satınalma ve tedarik zinciri ekiplerimiz için daha stratejik bir müzakere yaklaşımı geliştirmek istiyoruz. Nereden başlamalıyız?”

Danışman Değerlendirmesi:

Bu ihtiyaç, klasik fiyat pazarlığının ötesinde tedarik riski, kategori yönetimi, tedarikçi bağımlılığı, sözleşme disiplini ve toplam değer yönetimi konularını birlikte ele almayı gerektiriyor. Kritik tedarikçilerle yapılan müzakerelerde yalnızca fiyat değil; teslimat güvenliği, kalite, kapasite, ödeme koşulları, alternatif kaynak geliştirme ve uzun dönemli ilişki yönetimi birlikte düşünülmelidir.

Program, stratejik müzakere ana çerçevesi üzerine tedarik zinciri yönetimi perspektifi eklenerek tasarlanabilir. Şirketinizin öncelikli kategori ve tedarikçi yapılarını dikkate alarak, gerçek müzakere başlıkları üzerinden uygulamalı bir çalışma kurgulayabiliriz.

Program Odağı: Stratejik Müzakere + Tedarik Zinciri Yönetimi (2 Uzman)

Şirketin İhtiyacı 3 : Kontrat Riski Yönetimi ve Stratejik Müzakere Süreci

C Firması

Yönetim Kurulu Üyesi:

“Hocam, büyük tutarlı kontratlarda ticari müzakere ile hukuki riskler çoğu zaman birbirinden kopuk ilerliyor. İşimiz gereği hızlı ilerlemek durumundayız; operasyon ‘ivedi’ diyor, satın alma farklı riskleri, hukuk ise farklı riskleri işaret ediyor. Birimler arasında ciddi kopukluklar oluşuyor.

Bazı kontratlarda cezai şart, teminat, fesih, ödeme, teslimat, sorumluluk, hammadde fiyat artışları, eskalasyon ve uyuşmazlık maddeleri yeterince tartışılmadan ilerleniyor.

Özellikle uzun süreli tedarik, distribütörlük, hizmet alımı ve stratejik iş ortaklığı görüşmelerinde daha kontrollü bir müzakere ve kontrat disiplini kurmak istiyoruz. Masada ticari hedefi korurken, sonradan hammadde fiyat değişimleri, kur dalgalanmaları, eskalasyon talepleri, dava, ihtilaf veya operasyonel sorun doğurabilecek riskleri de önceden görmek istiyoruz. Bu programı kontrat riski yönetimi odağıyla nasıl ele alabiliriz?”

Danışman Değerlendirmesi:

Bu konu, müzakere masasında ticari hedeflerle kontrat güvencesi arasında doğru dengeyi kurmayı gerektirir. Kontrat maddeleri yalnızca hukuk biriminin sonradan kontrol edeceği teknik metinler değildir; müzakere sürecinin başından itibaren stratejik karar alanlarıdır.

Programda ticari müzakere hedefleri; kontrat disiplini, yükümlülükler, teminat yapısı, cezai şartlar, fesih koşulları, ödeme riskleri, teslimat sorumlulukları, hammadde fiyat artışları, kur etkisi, fiyat revizyonu, eskalasyon hükümleri ve uyuşmazlık ihtimaliyle birlikte ele alınabilir.

Bu yapı, üst yönetimin anlaşma kapatma isteği ile kurumsal risk kontrolünü aynı masada değerlendirmesine katkı sağlar.

Program Odağı: Kontrat Riski – Sözleşme Yönetimi + Stratejik Müzakere Süreci (2 Uzman)

Şirketin İhtiyacı 4: M & A – Mergers and Acquisitions (Şirket Birleşmeleri ve Satınalma İşlemleri) Sürecinde Müzakere Stratejisi

D Firması

Yönetim Kurulu Başkanı:

“Hocam, yaklaşık bir yıldır bir şirket birleşmesi ve satınalma süreci içerisindeyiz. Karşı tarafla birçok toplantı yaptık, finansal ve operasyonel konuları değerlendirdik, temel prensiplerde önemli ölçüde ilerledik. Ancak süreç uzadıkça yeni talepler, yeni riskler ve yeni belirsizlikler ortaya çıkmaya başladı.

Tam anlaşma zemini oluşuyor derken karşı taraftan son dakika talepleri gelebiliyor. Bazen fiyatın yeniden konuşulması isteniyor, bazen kapsam değişiyor, bazen de sözleşme ve ödeme şartlarında yeni başlıklar gündeme geliyor. İçeride de farklı görüşler var: Bir taraf ‘bu kadar emek verildi, masadan kalkmayalım’ diyor; diğer taraf ‘süreç fazla uzadı, karşı taraf zaman kazanıyor olabilir’ diye düşünüyor.

Bu aşamada müzakere gelişim sürecini nasıl okumalıyız? Karşı tarafın gerçek niyetini, güç dengesini, son dakika taleplerini ve masada kalma/çekilme seçeneklerini nasıl değerlendirmeliyiz? Şirket birleşmeleri ve satınalma sürecinde stratejimizi nasıl belirlemeliyiz?”

Danışman Değerlendirmesi:

Anlattığınız tablo, klasik bir pazarlık sürecinden çok daha fazlasını ifade ediyor. M & A – Mergers and Acquisitions (Şirket Birleşmeleri ve Satınalma İşlemleri) müzakerelerinde zaman uzadıkça yalnızca fiyat değil; güven, niyet, bilgi asimetrisi, finansman imkânı, sözleşme riski, itibar ve kapanış ihtimali birlikte değerlendirilmelidir.

Bu çalışmada önce müzakere gelişim sürecinin hangi aşamada olduğunu birlikte analiz ederiz. Karşı tarafın toplantı disiplini, bilgi paylaşım düzeyi, karar alma hızı, son dakika taleplerinin tutarlılığı, fiyat ve kapsam değişikliklerinin gerekçesi, sözleşme başlıkları ve sürecin uzamasından doğan riskler değerlendirilir.

Ardından farklı senaryolar üzerinden strateji belirlenir: masada kalma, bekleme, karşı teklif hazırlama, şartlı kabul, kapsam daraltma, müzakereyi dondurma veya masadan kalkma seçenekleri birlikte tartışılır. Amaç, yalnızca anlaşmayı kapatmak değil; şirketin uzun vadeli çıkarını, itibarını, finansal pozisyonunu ve karar kalitesini koruyacak müzakere disiplinini kurmaktır.

Program Odağı: Stratejik Müzakere + Finans / M & A (2 Uzman)

Şirket Yöneticileri İçin Odaklı Program

Şirket yöneticileri için hazırlanan program, şirketin öncelikli ihtiyacına göre özel olarak yapılandırılır. Program; pazarlama-satış, tedarik zinciri yönetimi, ticaret hukuku veya finans alanlarından biri merkeze alınarak tasarlanır.

Böylece eğitim, genel bir müzakere anlatımı yerine şirketin gerçek müzakere gündemine, karar risklerine, taraf ilişkilerine ve anlaşma hedeflerine odaklanan özel bir çalışma niteliği kazanır.

Program, şirket yöneticilerinin yüksek değerli müzakerelerde ticari pozisyonlarını güçlendirmesine; sözleşme, finans, itibar ve paydaş ilişkilerinden doğabilecek riskleri daha kontrollü yönetmesine katkı sağlar.

Özel Sektör Uzmanlık Odakları:

  • Stratejik Müzakere + Pazarlama-Satış
  • Stratejik Müzakere + Tedarik Zinciri Yönetimi
  • Stratejik Müzakere + Ticaret Hukuku
  • Stratejik Müzakere + Finans

Eğitim Kadrosu:

Program, farklı şirket ihtiyaçlarına göre yapılandırılabilen beş alan uzmanlığı üzerine kuruludur.

Program kadrosu; stratejik müzakere, pazarlama-satış, tedarik zinciri yönetimi, ticaret hukuku ve finans alanlarında akademik ve uygulamalı deneyime sahip uzmanlardan oluşur.

Her programda, şirketin öncelikli müzakere gündemine uygun uzmanlık odağı belirlenir ve içerik bu çerçevede özelleştirilir.

Eğitim Koordinatörü: Prof. Dr. Murat ERDAL merdal@istanbul.edu.tr

Kuruma özel program talepleri için: egitim@satinalmadergisi.com

C Level Pazarlık Eğitimi
C Level Pazarlık Eğitim Broşürünü İndirmek için Tıklayınız. PDF – Broşür

Anahtar sözcükler: C Level, Yöneticiler için Stratejik Müzakere, Eğitim, executive,  Üst Düzey Yönetici,   stratejik müzakere eğitimi, Executive Müzakere Programları, üst düzey yöneticiler için müzakere, şirket yöneticileri için müzakere eğitimi, stratejik pazarlık, pazarlama, satış müzakereleri, tedarik zinciri yönetimi, kontrat, risk yönetimi, ticaret hukuku, finans, M & A, Mergers, Acquisitions, Şirket Birleşmeleri, Satınalma İşlemleri, müzakere stratejisi.

Akreditif Evraklarında Oluşan Rezerv

Akreditif Evraklarında Oluşan Rezerv Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Akreditif Evraklarında Oluşan Rezerv

Akreditifte Rezerv Nedir?

Reşat BAĞCIOĞLU

Akreditif Evraklarında Oluşan Rezerv Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSize gerçek rezervin ne olduğunu anlatayım. Sonrasında rezervin çeşitlerine geçeyim;

Rezerv;

Akreditif koşullarına uymayan farklı bir evrağın bankaya ibraz edilmesi rezerv olarak kabul edilir.

Kısaca;

Rezerv: farklılıktır, risktir,

İhracatçı için gerçek sıkıntıdır, İhracatçının bileğinin büküldüğünün resmidir, İthalatçının elini güçlendirir.

Bir akreditif evrağının, akreditifte talep edilen koşullara aykırılık teşkil eder bir şekilde düzenlenmesi halinde, bu uyumsuzluk, farklığın adı rezervdir. Rezerv oluştuğunda, rezervi bulan / tespit eden banka, evrağı ibraz eden tarafa hatalı / rezervli evrağın düzeltilip ibraz süresi içinde kalması kaydı ile tekrar düzeltilmiş evrağın bankaya ibrazına olanak tanımaktadır. Kendisine düzeltilmesi için iade edilen rezervli evrağı düzelten ihracatçı rezerv yemekten kurtulur. Evraklarda oluşan rezervlerin bazıları düzeltilebilen hatalardan oluşabildiği gibi, bazıları da düzeltilemeyen hatalardan oluşur.

Düzeltilemeyen rezervlere örnek;

  • Deniz konşimentosunun tarihi,Rezerv Görsel
  • Evrak ibraz süresinin geçmesi,
  • Malların geç yüklenmesi,
  • Sigorta poliçesinin tanzim tarihi
  • Art niyet bulunan rezervler

Düzeltilebilen rezervlerin ortadan kaldırılması kolaydır, asıl düzeltilemeyen ve temelinde “zaman” olan rezervler ihracatçı için sıkıntı yaratır.

Örnek;

  • Geç yüklemeye konu olan deniz konşimentosunun tarihinin düzeltilememesi
  • Akreditif açılış tarihinden önceki bir tarihte tanzim edilmiş vesaik

Rezerve Ek Yazı Görsel

Demem odur ki;

Sunulan evrağa banka rezerv koymuyor, akreditif koşullarına uygun olmayan hatalı evrağı ihracatçı bankaya ibraz etmekte ve ihracatçının gözünden kaçan hatalı evraktan dolayı rezervi ihracatçı kendi eliyle yaratmaktadır.

Hiç bu soruyu sordunuz mu?

Bilek Güreşi Görsel

Bankalar ve Rezerv

Bankalar, ihracatçısına ve müşterine güç verir, ihracatçı bankasına güvenmesini bilmeli, bankanın gücünü yanında hissedip, bilgi ve tecrübelerinden ihracatçılar yararlanmasını bilmelidir. Küresel piyasada, ihracatçılara en yakın olan birkaç kuruluştan bir tanesi bankalar olup, akreditif evraklarında hatanın var olmasını tespit etmesini ihracatçı bardağın dolu tarafına bakar şekilde değerlendirmeli. Bankalar ihracatçıya evraklarında rezerv var dediklerinde, ihracatçının bu rezervi düzeltme şansı vardır. Ya bu rezervi, ihracatçının bankası ile birlikte,  ithalatçının bankası da gözden kaçırır, ithalatçının kendisi bizzat akreditif evrağında rezerv bulursa ne olacak?

O zaman ihracatçının bittiğinin resmidir desem abartı olmaz.

Bir Akreditif Rezervinden Ne Çıkar Ki?

Neler çıkmaz ki?

Bir akreditif evrağı rezervli ile, akreditifte yer alan tüm bankaların

  • Akreditifle ilgili verdikleri şartlı ödeme garantileri sona erer,
  • Akreditifin teyidi ortadan kalkar,
  • Oldukça güvenli bir ödeme şekli olan akreditif, artık ihracatçının kullanımında değildir
  • En önemlisi akreditifte rezerv olması halinde bırakın attan inmeyi, binecek eşeği dahi bulamaz, yaya kalırsınız.

Akreditif Evraklarında Oluşan Rezerv Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemReşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi 

Turquality’nin Görünmeyen Eşiği: Ülke Analizi ve Kurumsallaşma

Turquality Danışmanlığı Haber Turquality'nin Görünmeyen Eşiği ülke Analizi Ve Kurumsallaşma

Turquality’nin Görünmeyen Eşiği: Ülke Analizi ve Kurumsallaşma

Turquality Danışmanlığı Haber Turquality'nin Görünmeyen Eşiği ülke Analizi Ve KurumsallaşmaTicaret Bakanlığı’nın 2026 için açıkladığı rakamlar, ihracatçı şirketlerin masasına ciddi bir teşvik penceresi koyuyor. Turquality kapsamında yıllık üst limit 500 milyon TL’ye, tanıtım desteği 493 milyon TL’ye, alıcı kredisi desteği ise 1,2 milyar TL seviyesine ulaştı. Hedef ülke listesi 60’a çıkarıldı, Uzak Ülkeler Stratejisi 18 pazarda 25 puanlık ek destekle devrede. Türk markalarının küresel ölçekte rekabet etmesi için kurgulanan bu mimari, bugün dünyada başka örneği bulunmayan bir devlet destekli markalaşma programı olarak işliyor.

Ne var ki bu rakamların gölgesinde, çok daha sessiz bir gerçek var. Turquality’ye giriş ve programda kalış, parasal kapasiteyle değil yapısal olgunlukla belirleniyor. Programın ön inceleme sürecinde firmalar on bir başlık altında puanlanıyor ve 80 puanın altında kalanlar Turquality kapsamına alınamıyor. Eşiği aşamayan şirketler için sorun ne ciroda ne ihracat hacminde, yapının kendisinde aranıyor. Para masada duruyor ama masaya oturma kapasitesi çoğu şirkette eksik kalıyor.

İşte bu eksiğin iki temel yüzü var. Birincisi, hangi ülkeye hangi ürünle nasıl gireceğini yapısal olarak bilemeyen şirketin pazar araştırması zayıflığı. İkincisi, Patron Şirketi yapısından sistem işleyen bir kurumsal yapıya geçemeyen şirketin kurumsallaşma açığı. Turquality 2026’da fark yaratan iki kritik kırılma noktası bunlar.

Ülke Analizi: Turquality’nin Sessiz Filtresi

Turquality’de hedef pazar seçimi, programın görünür rakamları kadar belirleyici. Bakanlık 2026 için 60 ülkeyi hedef pazar ilan etti, 2025’in 55 ülkelik listesine Filistin, Macaristan, Makedonya, Slovakya ve Suriye eklendi. Bu listede yer alan bir ülkeye yapılan harcamada destek oranına 20 puan ekleniyor, sektör de hedef sektörse 5 puan daha geliyor. Yani hedef ülke ve hedef sektör örtüşmesinde firmanın destek oranı önemli ölçüde yükselebiliyor. Yanlış ülkeye yönelen bir ihracat planı, bu ek puan dünyasının dışına çıkıyor.

Asıl mesele, doğru ülkenin nasıl seçileceği. Pazar büyüklüğü, alım gücü, yasal çerçeve, tüketici demografisi, rakip haritası, dağıtım kanallarının yapısı, lojistik altyapısı — sadece bu kriterlerin bir kısmı bile çoğu Türk şirketinin elinde olmayan derinlikte bir veri seti gerektiriyor. Yurt dışı pazar araştırması desteği kapsamında firmaların 2 ila 10 günlük saha çalışmalarının destekleniyor olması, Bakanlığın da bu boşluğu gördüğünün işareti. Ancak desteğin verimliliği, sahadan dönen verinin şirket içinde nasıl analiz edildiğine bağlı.

Bu noktada satınalma ve tedarik fonksiyonlarının taşıdığı yük görmezden gelinemez. Bir ülkeye giriş kararı, o ülkedeki tedarikçi ekosisteminin haritalanmasını, gümrük rejiminin çözümlenmesini, lokal sertifikasyon gerekliliklerinin anlaşılmasını gerektiriyor. Bu işleri yapacak içeride kalıcı bilgiyi üretemeyen şirketler, dış danışmanlığa ne kadar para harcarsa harcasın, ortaya çıkan raporu uygulamaya dökemiyor. Turquality’nin verdiği ek desteğin kâğıt üstünde kalmasının en yaygın nedeni de bu.

Pazar araştırması her şeyden önce bir okuma kapasitesi sorunu. Bir ülke raporunu eline alan satınalma yöneticisinin, finans direktörünün ya da operasyon biriminin bu raporu stratejik kararlara çevirebilmesi gerek. Raporu okumak ile rapora göre tedarikçi seçmek arasındaki uzaklık, çoğu firmada gözle görülür bir uçurum. Bu uçurumun adı kurum içi yetkinlik açığı ve Turquality’nin tüm kademe atlamalarında karşımıza çıkıyor.

Pazar Araştırması Sayfada Değil Sahada Başlar

Bakanlığın 2 ile 10 gün arasında değişen yurt dışı pazar araştırması desteği, masa başı analiz ile saha iç görüsü arasındaki farkın altını çiziyor. Bir potansiyel müşteriye yapılan iş görüşmesi, bir distribütör adayıyla yapılan toplantı, bir liman ya da depo ziyareti, sayfadan asla okunamayacak verileri ortaya çıkarıyor. Tedarikçi tepki süresi, geri ödeme döngüsü, lojistik darboğazları, kültürel müzakere kodları sahada öğreniliyor. Saha bilgisi olmadan kurgulanan ihracat planları, ilk fiyat veya kalite testinde çatırdıyor.

Bu yüzden ülke analizi yalnızca pazarlama biriminin işi sayılamaz. Lojistik fonksiyonu hedef ülkenin liman kapasitesinden depolama maliyetine kadar bir veri seti çıkarmak zorunda. Tedarik zinciri uzmanları yerel tedarikçi olgunluğunu, yedek parça bulunabilirliğini, hammadde fiyat oynaklığını okumak durumunda. Bu okumanın sonucu Turquality başvurusunun Stratejik İş Planı kısmına yansıyor ve oradaki zafiyet doğrudan puana yansıyor. Bu fonksiyonların kapasitesi olmadan hazırlanan bir başvuru dosyası eşiği geçemez.

İşin yapısal yanı, doğru ülkeye girmenin maliyeti ile yanlış ülkeye girmenin maliyeti arasındaki orantısızlıktan kaynaklanıyor. Yanlış ülkeye yönelen bir Turquality desteği yalnızca harcanan parayı kaybettirmiyor, programın beş yıllık penceresinin önemli bir bölümünü tüketiyor. Beş yıllık süre tamamlandığında performans denetimine girilirken kazanılamamış pazar verisi şirketin elinde bir engele dönüşüyor. Süreyi yeniden başlatma hakkı yalnızca Uzak Ülkeler Stratejisi kapsamında ve bir defaya mahsus tanınıyor. Bu kıt zaman penceresinin nasıl kullanıldığı, programın gerçek başarısını belirliyor.

Kurumsallaşma Bir Tercih Değil Bir Eşik

Turquality’nin asıl iddialı yanı, hibe değil dönüşüm odaklı tasarlanmış olması. Programın ön inceleme sürecinde firmalar on bir başlık altında değerlendiriliyor — Stratejik Planlama ve Kurumsal Performans Yönetimi, Marka Yönetimi, Marka Performansı, Tedarik Zinciri Yönetimi, Pazarlama-Satış-Ticaret Yönetimi, Ürün Tasarım ve Ar-Ge, Finansal Performans, İnsan Kaynakları Yönetimi, Kurumsal Yönetim, Bilgi Sistemleri ve Dijitalleşme. Bu başlıkların herhangi birindeki ciddi zafiyet tüm puanı düşürebiliyor. Çünkü Turquality bir başlığı diğerinin yerine ikame ettirmiyor.

Puanlama eşiği şirketin nereye düşeceğini netleştiriyor. 50 ile 80 arası alan firmalar Marka Destek Programı’na, 80 ile 100 arası alanlar ise Turquality Destek Programı’na giriyor. İki program arasındaki destek limiti farkı yıllık 250 milyon TL ile 500 milyon TL — yani 250 milyon TL’lik bir yapısal eksik aynı zamanda her yıl 250 milyon TL’lik ek destekten yararlanamamak anlamına geliyor. Bu fark beş yıl boyunca tekrarlandığında milyar liralık bir kapasite kaybına ulaşıyor. Eşiğin altında kalmanın bedeli sadece prestij değil, ölçülebilir bir finansal kayıp.

Bu eşiği aşmanın yolu ise Patron Şirketi yapısından Sistem Şirketi yapısına geçişten geçiyor. Sistem Şirketi’nde organizasyon şeması net, görev tanımları yazılı, performans yönetimi işliyor, bütçe ve raporlama altyapısı kurulu, stratejik plan yönetim kurulu tarafından benimsenmiş ve veriye dayalı. Bu kelimelerin kâğıt üstünde olması değil, gündelik operasyonda işliyor olması gerekiyor. Bağımsız denetim firmaları yerinde inceleme yaptığında, mülakatlardan çıkan tablonun yazılı sistemle örtüşmesini arıyor. Kağıt üstünde mükemmel ama uygulamada işlemeyen sistem, Turquality’de en hızlı puan kaybettiren senaryolardan biri.

İnsan kaynağı ayağı bu sürecin en kritik halkalarından. Yetkinlik bazlı performans sistemi, organizasyonel norm kadro yapısı, yedekleme planları, eğitim ve gelişim mimarisi — bu unsurların hepsi ayrı ayrı puanlanıyor. Çalışanların yetkinlik haritası belirsiz, kariyer yolu yazılı olmayan bir şirket bu başlıkta sınıfta kalıyor. 2026’nın güncel ek beklentisi 360 derece kurumsal olgunluk, yani şirketin yalnızca bir fonksiyonda iyi olması değil, on bir başlıkta birden tutarlı bir olgunluk göstermesi şart koşuluyor. Tek bir zayıf halka bütün başvurunun cevabını olumsuzlaştırıyor.

2026’da Eşik Yükseliyor

2026, programın seyrindeki bir sıkılaşma yılı olarak okunabilir. Hedef ülke listesinin 55’ten 60’a çıkarılması, görünürde bir genişleme gibi dursa da arka planda firmaların daha geniş bir pazar haritası üzerine düşünmek zorunda kalacağı anlamına geliyor. Beş yeni ülkenin listeye girmesi, beş yeni pazar dinamiğini analiz etme yükünün firma masasına eklenmesi demek. Bu yük yalnızca Stratejik İş Planı’nda değil, gelişim yol haritasının yıllık güncellemelerinde de hissedilecek. 26 Şubat 2026’da Resmi Gazete’de yayımlanan hizmet ihracatı düzenlemesi de hizmet sektörü firmalarına yeni yükümlülükler getiriyor.

Başvuru kriterlerinde de yumuşamış bir yıl değil, tam tersi bir yıl başladı. Sadece 3 milyon USD ihracat şartı yetmiyor, kurumsal olgunluğun 360 derece sağlanmış olması beklenir hale geldi. Yurt dışı marka tescili başvurudan en az bir yıl önce yapılmış olmak zorunda, bu da firmaları çok daha önceden planlama yapmaya zorluyor. Denetim süreci, yetkilendirilmiş uluslararası ölçekli yönetim danışmanlığı firmaları tarafından yerinde gerçekleştiriliyor. Bu denetim bir formalite değil, şirketin gerçek olgunluk seviyesini belirleyen yapısal bir mülakat ve doküman incelemesi.

Bu manzarada şirket içi bilgi birikimi her zamankinden kritik. Turquality başvurusu, programın işleyişi, hedef ülke seçim metodolojisi, on bir başlığın iç dinamikleri, gelişim yol haritası okuma becerisi — bu birikim olmadan dış danışmanlığın ürettiği rapor şirket içinde uygulanabilir bir plana dönüşmüyor. Dış danışmanlık ne kadar nitelikli olursa olsun, iç ekibin onu anlayıp uygulayabilecek dilde olması şart. Bu dilin yokluğunda, ön inceleme raporu kâğıt üstünde mükemmel ama operasyonda boşlukta kalıyor.

Asıl Yarış Yapıda

Turquality Danışmanlığı Haber Turquality'nin Görünmeyen Eşiği ülke Analizi Ve KurumsallaşmaTurquality 2026’nın özeti şudur. Destek penceresi açıktır, eşik yapısaldır. 493 milyon TL’lik bir tanıtım desteğinin gerçek bedeli, o desteği üretken biçimde kullanacak yapının var olup olmadığıdır. Pazar araştırması bir satın alma kalemi değil, satınalma yöneticisinin alışkanlığına dönüşmüş bir disiplindir. Kurumsallaşma bir vitrin değil, gündelik karar süreçlerinde işleyen bir sistemdir.

Programın asıl ayrımı, hibeye kimin layık olduğu değil, hibeyi kimin sürdürülebilir biçimde değere çevirebileceğidir. Bu sorunun cevabı şirket içi yetkinlik haritasının gerçekçi okunmasından geçiyor. Eşiği aşmanın bedeli paradan değil, yapıdan ödeniyor.


İŞ PROBLEMLERİNE ODAKLI EĞİTİMLER, ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR

EĞİTİM ve DANIŞMANLIK:

Kurumunuzun Turquality, satınalma ve tedarik zinciri fonksiyonunu sağlam, izlenebilir ve denetlenebilir bir kontrol yapısına kavuşturmak için eğitim ve danışmanlık hizmetlerimizle destek veriyoruz.

Eğitim teklifi almak için egitim@satinalmadergisi.com

Fabrikanızda Bire Bir (1-1) Yönetici ve Grup Eğitimleri

Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik Eğitimi Satın Alma Tedarik Zinciri Eğitimi

Turquality, Satın Alma, Tedarik Zinciri Eğitimleri için tıklayınız.

Şirket eğitimlerini standart kalıplarla değil, ihtiyaçlarınıza özel tasarlıyoruz. Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır. Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

 

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Eğitim içeriklerini görmek için başlıklara tıklayınız.

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi (2 gün)

☐ İhale ve Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ İhale Kazanma, Teklif Verme, Satış ve Sözleşme Eğitimi (2 gün)

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün) 

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

 Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi için tıklayınız. 

 Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi

Sürdürülebilirlik çalışmalarında temel konulardan biri, tedarikçilerden alınan verilerin düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir şekilde toplanmasıdır. Bu veriler, hem satınalma süreçleri hem de sürdürülebilirlik raporlaması açısından önemli bir temel oluşturur. Sürdürülebilir Tedarikçi Bilgi Formu ve Kullanım Rehberi, şirketlerin bu verileri daha sistematik, tutarlı ve uygulanabilir bir çerçevede yönetebilmesi amacıyla hazırlanmıştır.

Emisyon Hesaplama Rehberi Scope 3
Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Rehberi için tıklayınız.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATIN ALMA ISO 20400 MAKALELERİ

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİM TESTLERİ


 

Pazarlik Muzakere Profili Anketini Indiriniz
Pazarlık Müzakere Profili Anketini indiriniz

Pazarlık Anketini Yapın Müzakere Stilinizi Görün

PAZARLIK PROFİLİ ANKETİ

  • 4 Müzakereci Profilinden Hangisisiniz?
  • Pazarlık Stilinizi Keşfedin: Skorunuzu Görün
  • Ekip Profilinizi Ölçün, Gelişim Planınızı Başlatın
  • Sahada, Müzakerelerde Daha Net, Daha Hızlı, Daha Etkili Sonuç Alın

 

İş Bulmacaları Kelime Oyunları
İş Bulmacaları Kelime Oyunları

İş Bulmacaları Kelime Oyunları

Özel İş Bulmacaları. Meydan okumayı sevenleri 17 ayrı bulmaca bekliyor.
Online veya PDF üzerinde çözebilirsiniz. Kolaylıklar dileriz.

Gümrük Kanunu’na göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (6)

Gümrük Kanunu’na Göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (6)

Gümrük Kanunu’na göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (6)

Kerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

Gümrük Kanunu’na Göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (6)Değerli okurlar, bu yazı dizisi serimizde yer alan 1.yazımıza , 2.yazımıza , 3.yazımıza4. yazımıza ve 5.yazımıza linkler üzerinden ulaşabilirsiniz. Keyifli okumalar dileriz. Yazı dizimize, kaldığımız yerden devam ediyoruz:

 40- Cezalarda İndirim Hakkı: Gümrük Kanunu’nun 234.maddesinde belirtilen aykırılıkların gümrük idaresince tespit edilmesinden önce beyan sahibince ilgili Gümrük İdaresine bildirilmesi durumunda söz konusu cezalar yüzde on nispetinde uygulanır. Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri için yukarıda belirtilen cezalara ilişkin hükümler uygulanmaz. Bu gibi hallerde, 241.maddenin birinci fıkra hükmüne göre işlem yapılır.

194.maddenin 1.fıkrası uyarınca doğan gümrük yükümlülüğü nedeniyle hiç ödenmeyen veya eksik ödenen ithalat vergilerinin yükümlüsünce gümrük idaresinin tespitinden önce bildirilmesi durumunda bu cezaya hükmedilmez. 194.maddenin dördüncü fıkrası (241/1.madde hükmü) uyarınca işlem yapmakla yetinilir. 

– Gümrük Kanunu’nun 235.maddesinin 1. ve 2.fıkralarında belirtilen aykırılıkların gümrük idaresi tarafından tespit edilmesinden önce beyan sahibi tarafından bildirilmesi durumunda da bu fıkralara göre hesaplanan cezalar yüzde on (%10) oranında uygulanır. 

– Dökme gelen eşyada yüzde üçü (%3) aşmayacak şekilde eşya cinsi itibarıyla Cumhurbaşkanı kararı ile belirlenecek oranlardaki eksiklik ve fazlalıklar için takibat yapılmaz. Doğalgaz ürünlerinde boru hatları ile taşınarak ithal edilenler hariç bu oran % 6’yı aşmayacak şekilde uygulanır.

– Eşya miktarının gümrük idaresince tespit edilmediği ve rejim beyanının belgelerinde kayıtlı miktarlara göre yapıldığı durumlarda, tespit edilen miktar farklılıkları özet beyan eksiklik veya fazlalığı olarak değerlendirilir. Yapılan özet beyan eksiklik veya fazlalık takibatı sonucunda miktar farklılığı nedeniyle cezayı gerektirir bir durum ortaya çıkması halinde, 234.madde hükümleri uygulanmayarak sadece bu madde hükümlerine göre işlem yapılır.

–  Genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri hakkında 238.maddenin para cezasına ilişkin hükümleri ile 241.maddenin 3.fıkrasının (h), (l) ve (m) bentleri, 4.fıkrasının (g) ve (h) bentleri ile 5.fıkrasının (b) bendi hükümleri uygulanmaz. Bu durumda, 241 inci maddenin birinci fıkra hükmü uygulanır.

41- Gümrük Vergileri, Cezalar ve İdari Kararlara Karşı İtiraz Hakkı: Yükümlüler kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilir. İdareye intikal eden itirazlar otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edilir. İtirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabilirler.

42- Tahlil Sonuçlarına Karşı İtiraz Hakkı: İlgili kişiler, Kanun’un 197.maddesine göre tebliğ edilen gümrük vergilerinin hesaplanmasında esas alınan kimyevi tahlil sonuçlarına karşı tebliğden itibaren onbeş (15) gün içinde ilgili Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü’ne yazılı olarak itiraz edilebilir. İtiraz üzerine, birinci tahlilin yapıldığı gümrük laboratuvarında görevli olan ve ilk tahlili yapan kimyager dışındaki iki kimyager tarafından ikinci tahlil yapılır. Yükümlünün talebi halinde, gümrük idareleri, gümrük kimyageri olmayan bir gözlemci kimyagerin de ikinci tahlilde hazır bulunmasına izin verirler. Üç kimyagerden fazla kimyager bulunmayan gümrük laboratuvarında yapılan tahlile itiraz edilmesi halinde, ikinci tahlil en az iki kimyager bulunan en yakın gümrük idaresine ait laboratuvarda yaptırılır. İkinci tahlil sonucu, eşyanın teknik özelliklerinin ve niteliklerinin belirlenmesi yönünden kesindir.

Not: Bu konu başta olmak üzere, YYS Yıllık Faaliyet Raporu Hazırlanması, YYS Yıllık Zorunlu Eğitimlerinin Verilmesi, YYS Revizyonları, Ön İzleme, Yeni YYS Belgesi Hazırlıkları ve YYS Belgesi Alım Süreci, YYS Başvuru Formlarının Doldurulması, YYS Danışmanlığı, vb. Tüm YYS Süreçleri hakkında daha fazla ayrıntılı bilgiyi, Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatı konularında gerekli Hukuki ve Mevzuat Desteğini, İdari ve Adli İtiraz Süreçleri, Dava Açılması, Dava Aşamalarının Takibi, İlgili Mevzuat Ve Hukuki Açılardan Gerekli İtiraz Ve Savunmaların Yapılarak Dava Sonucunun Olumlu  Sonuçlandırılması, Sonradan Kontrol/ Firma İncelemesi Yaptırılması, Antrepo Açma, Antrepo Genişletme, AN6, AN7, AN8 Raporlarının düzenlenmesi, … vb, işlemleri, Sürekli/ Düzenli, Aylık, Yıllık Gümrük ve Dış Ticaret Danışmanlığı, Olay (Konu) Başı Gümrük ve Dış Ticaret Danışmanlığı, Gümrük ve Dış Ticaret Mevzuatı Eğitimleri, … vb. konularında yardım, destek, danışmanlık ve benzeri hizmetleri -İsterseniz- Firmalarımız “Çoban Gümrük Dış Ticaret Denetim ve Danışmanlık A. Ş.”den veya “Çözüm Denetim Gümrük Dış Ticaret Ve Danışmanlık A. Ş.”den alabilirsiniz.

  43- Uzlaşma Talebinde Bulunma Hakkı: Yükümlü veya ceza muhatabı tarafından, gümrük idarelerince düzenlenen ek tahakkuk ve ceza kararı muhteviyatı alacaklar için uzlaşma başvurusunda bulunulabilir. Uzlaşmanın kapsamına; a) Beyan ile gümrük idaresi tarafından yapılan tespit sonucunda belirlenen farklılıklara ilişkin tebliğ edilen gümrük vergileri alacakları, b) Gümrük idaresi tarafından tespit edilmesinden önce beyan sahibi tarafından bildirilen farklılıklara ilişkin tebliğ edilen gümrük vergileri alacakları, c) Bu Kanun ve ilgili diğer kanunlar uyarınca gümrük idaresi tarafından düzenlenen idari para cezaları, Girer.

– Uzlaşma talebi, henüz itiraz başvurusu yapılmamış veya itiraz edilmiş olmakla birlikte itirazı henüz sonuçlandırılmamış gümrük vergileri ve idari para cezaları için, tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde yapılır. Uzlaşma talebinde bulunulması hâlinde, itiraz veya dava açma süresi durur, uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi hâlinde süre kaldığı yerden işlemeye başlar, ancak sürenin bitimine beş günden az kalmış olması hâlinde süre beş güne tamamlanır. Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi hâlinde yeniden uzlaşma talebinde bulunulamaz.

– Gümrük vergileri ve cezalarına ilişkin fiilin, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda yer alan kaçakçılık suçları ile ilişkili olması hâlinde bu madde hükmü uygulanmaz. 

Vergi yükümlüsü veya ceza muhatabı, üzerinde uzlaşılan ve tutanakla tespit olunan hususlar hakkında dava açamaz ve hiçbir mercie şikâyette bulunamaz.

Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi halinde, genel hükümlere göre işlem yapılır. 

– Bu madde uyarınca üzerinde uzlaşılan cezalar hakkında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 17.maddesi uyarınca ayrıca peşin ödeme indiriminden yararlanılamaz.

Sevgi ve Muhabbetle, Sağlıcakla Kalınız.

Gümrük Kanunu’na Göre Mükelleflerin Sahip Olduğu Haklardan Bazıları (6)Kerim ÇOBAN

Emekli Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi

(Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri “YGM”)

Çoban Gümrük Dış Tic. Denet. ve Danış. A. Ş.

www.cobangumrukdenetim.com

E Mail: info@cobangumrukdenetim.com

kerim.coban@cobangumrukdenetim.com

k.coban0306@gmail.com

KAYNAKÇA:

  • 4458 sayılı Gümrük Kanunu.
  • Gümrük Yönetmeliği.
  • 2005/8391 Sayılı Dahilde İşleme Rejimi Kararı.
  • 2006/12 Sayılı Dahilde İşleme Rejimi Tebliği.

 

Çimento Sektöründe Değer Zinciri ve Emisyon Azaltım Hedefleri – I

çimento Sektöründe Değer Zinciri Ve Emisyon Azaltım Hedefleri – I
Çimento Sektöründe Değer Zinciri ve Emisyon Azaltım Hedefleri – I

Çimento Sektöründe Değer Zinciri ve Emisyon Azaltım Hedefleri – I

Dünya ve Türkiye’de Üretim, İhracat ve Emisyon Görünümü

Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı
merdal@istanbul.edu.tr

çimento Sektöründe Değer Zinciri Ve Emisyon Azaltım Hedefleri – I
Çimento Sektöründe Değer Zinciri ve Emisyon Azaltım Hedefleri – I

Geçen hafta değer zinciri ve Kapsam 3 emisyon hesaplamalarının neden önemli hale geldiğini ele almıştım. Bu haftadan itibaren aynı konuyu sektörler üzerinden değerlendirmeye başlıyorum. İlk durak çimento sektörü.

Dünya ve Türkiye Çimento Üretimi

Çimento sektörü, üretim kapasitesi, ihracat gücü ve emisyon yoğunluğu nedeniyle sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi açısından yakından izlenmesi gereken sektörlerin başında geliyor. Bu nedenle sektöre yalnızca üretim miktarı veya ihracat başarısı üzerinden bakmak yeterli değil. Üretim, dış ticaret, enerji kullanımı, proses emisyonları ve değer zinciri etkileri birlikte değerlendirilmelidir.

Grafik 1 Dünyanın önde Gelen çimento üretici

Grafik 1: Dünyanın Önde Gelen Çimento Üreticileri, 2025
Kaynak: Global Cement Industry Report – Statistics & Facts 2026, Slayt no:20.
https://www.statista.com/study/102356/global-cement-industry/

2025 yılı verileri, küresel çimento üretiminde Çin’in açık ara liderliğini koruduğunu göstermektedir. Çin’in yaklaşık 1,7 milyar metrik tonluk üretim kapasitesi, onu diğer ülkelerden çok farklı bir ölçeğe taşımaktadır. Hindistan ikinci sırada yer alırken, Türkiye de dünyanın önde gelen çimento üreticileri arasında konumlanmaktadır.

Bu tablo, çimento sektörünün küresel ölçekte ne kadar büyük bir üretim hacmine sahip olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Üretim hacmi büyüdükçe, enerji kullanımı, hammadde tedariki, lojistik faaliyetler ve emisyon yönetimi de aynı ölçüde stratejik hale gelmektedir.

2023 yılında Çin, küresel çimento üretim hacminin %50,2’sini gerçekleştirmiştir. Hindistan ise aynı yıl %10,4’lük payla dünyanın en büyük ikinci çimento üreticisi olmuştur.
2023 yılında küresel çimento üretimi toplamda 4,03 milyar metrik ton seviyesine ulaşmıştır.

Grafik 2 Türkiye’de çimento üretimi

Grafik 2: Türkiye’de Çimento Üretimi, 2010–2025
Kaynak: Global Cement Industry Report – Statistics & Facts 2026, Slayt no: 25,
https://www.statista.com/study/102356/global-cement-industry/

Türkiye’de çimento üretimi 2010–2025 döneminde dalgalı fakat güçlü bir seyir izlemiştir. 2020 sonrası dönemde üretimde yeniden toparlanma görülmektedir.

Statista tarafından yayımlanan raporun dipnotunda 2022 sonrası dönem verilerinin tahmini veri niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle 2025 yılı için uluslararası veri setinde görülen 89 milyon tonluk değer ile Türk Çimento aylık istatistiklerinden hesaplanan yaklaşık 93,7 milyon tonluk gerçekleşme arasında kaynak ve kapsam farklılığı oluşabilmektedir. Bu çalışmada, 2025 yılı Türkiye değerlendirmesi için Türk Çimento istatistiklerinden hesaplanan yıllık gerçekleşme esas alınmıştır.

Türk Çimento istatistiklerine göre, 2025 yılında çimento üretimi bir önceki yıla göre %10,5 artarak 93,7 milyon ton seviyesine ulaşmıştır. Aynı dönemde üretilen çimentonun yaklaşık %16,0’sı ihracata konu olmuş; iç satışlarda %9,7, çimento ihracatında ise %15,5 artış gerçekleşmiştir. (Kaynak: https://www.turkcimento.org.tr/tr/istatistikler/aylik-veriler)

Bu üretim gücü, sektörün iç piyasa açısından olduğu kadar ihracat ve bölgesel tedarik kapasitesi açısından da önemli olduğunu göstermektedir. Ancak üretim kapasitesindeki bu güç, aynı zamanda daha sistemli emisyon yönetimi ve daha güçlü sürdürülebilir tedarik zinciri uygulamaları ihtiyacını da beraberinde getirmektedir.

Grafik 3 Küresel çimento İhracat Sıralaması

Grafik 3: Küresel Çimento İhracat Sıralaması, 2024
Kaynak: Global Cement Industry Report – Statistics & Facts 2026, Slayt no:10,
https://www.statista.com/study/102356/global-cement-industry/

2024 yılı ihracat verilerinde Vietnam yaklaşık 1,22 milyar ABD doları ihracat değeri ile ilk sırada yer almaktadır. Türkiye ise yaklaşık 1,2 milyar ABD doları ile dünyanın en büyük ikinci çimento ihracatçısı konumundadır. Üçüncü sırada ise yaklaşık 910 milyon ABD doları tutarındaki ihracatıyla Mısır yer almıştır.

Bu görünüm Türkiye çimento sektörünün yalnızca üretim açısından değil, dış pazarlara erişim ve bölgesel tedarik kabiliyeti açısından da güçlü olduğunu ortaya koymaktadır. İhracat gücü arttıkça, küresel müşteri beklentileri, karbon düzenlemeleri, ürün karbon ayak izi, lojistik emisyonları ve tedarikçi şeffaflığı daha kritik hale gelmektedir.

Grafik 4 çimento üretiminden Kaynaklanan Küresel Karbondioksit Emisyonları

Grafik 4: Çimento Üretiminden Kaynaklanan Küresel Karbondioksit Emisyonları, 1960–2024
Kaynak: Global Cement Industry Report – Statistics & Facts 2026, Slayt no:35, https://www.statista.com/study/102356/global-cement-industry/

Çimento üretiminden kaynaklanan küresel karbondioksit emisyonları uzun dönemli olarak belirgin biçimde artmıştır. 2024 yılında bu emisyonların 1,47 milyar metrik ton karbondioksit seviyesinde gerçekleştiği görülmektedir. 1960’lardan bugüne bakıldığında, çimento üretiminden kaynaklanan emisyonların küresel sanayi dönüşümü, kentleşme, altyapı yatırımları ve inşaat faaliyetleriyle birlikte büyüdüğü anlaşılmaktadır.

Bu grafik, çimento sektöründe düşük karbon dönüşümünün neden yalnızca çevresel bir tercih değil, aynı zamanda sektörel rekabet ve sürdürülebilir büyüme meselesi olduğunu göstermektedir.

Çimento üretiminden kaynaklanan emisyonlar 1960’lardan bu yana büyük ölçüde artmış; yüzyılın başından itibaren ise iki kattan fazla yükselmiştir.

Grafik 5 ülkelere Göre çimento Emisyon Payları

Grafik 5: Ülkelere Göre Çimento Emisyon Payları, 2024
Kaynak: Global Cement Industry Report – Statistics & Facts 2026, Slayt no:37, https://www.statista.com/study/102356/global-cement-industry/

2024 yılı ülkelere göre çimento emisyon payları grafiğinde Çin yaklaşık %41,94 ile ilk sırada yer almaktadır. Hindistan %12,63 ile ikinci sıradadır. Türkiye ise yaklaşık %2,86 pay ve 42,18 milyon metrik ton emisyon yayılımı ile küresel tabloda dikkat çeken ülkeler arasında yer almaktadır.

Bu tablo, Türkiye çimento sektörünün küresel ölçekte görünür bir üretim ve emisyon profiline sahip olduğunu göstermektedir. Bu nedenle sektörün Kapsam 1 ve Kapsam 2 azaltım çalışmaları kadar, Kapsam 3 değer zinciri emisyonları açısından da sistematik biçimde ele alınması gerekir.

Sonuç

Çimento sektöründe değer zinciri ve emisyon azaltım hedefleri birlikte okunmalıdır. Üretim gücünü korurken sürdürülebilir satınalma dönüşümünü hızlandıran, tedarikçileriyle veri temelli çalışan ve yeşil tedarik zinciri yeteneklerini geliştiren şirketler, sektörün gelecekteki rekabetçiliğinde daha güçlü bir konum elde edecektir. Bu nedenle üretim, ihracat ve emisyon görünümü yalnızca istatistiksel bir tablo değil; aynı zamanda çimento sektörünün değer zinciri sorumluluğunu gösteren stratejik göstergelerdir.

Haftaya, Türkiye Çimento Sektörü için Düşük Karbonlu Yol Haritası üzerinden Kapsam 1, Kapsam 2 ve Kapsam 3 bağlantısını; teknoloji, yatırım, satınalma ve tedarik zinciri yönetimi açısından ele alacağız. 

Kaynaklar:

o   Global Cement Industry Report- Statistics & Facts 2026,

https://www.statista.com/study/102356/global-cement-industry/

  • Türk Çimento İstatistikleri Kaynak: https://www.turkcimento.org.tr/tr/istatistikler/aylik-veriler

Geniş Okuma Listesi

Bu yazının devamında sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi, yeşil satınalma, ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Rehberi, tedarikçi sürdürülebilirlik verisi, sürdürülebilir tedarikçi kimliği, şartnamelerde sürdürülebilirlik kriterleri ve sektör bazlı sürdürülebilirlik göstergeleri üzerine yayımlanmış önceki yazılarıma da göz atabilirsiniz.

Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitimi 

Kapsam 3 Emisyon Hesaplama
Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitim içeriği için tıklayınız.

Sürdürülebilirlik komite üyeleri ve tedarik zinciri ekipleri için Premium Eğitim Programı
Teklif almak için: egitim@satinalmadergisi.com 

Eğitim Amacı:

“Değer Zinciri ve Kapsam 3 Emisyon Hesaplamaları Eğitimi”, şirketlerin sürdürülebilirlik, karbon yönetimi ve raporlama gerekliliklerini değer zinciri perspektifiyle ele almasını amaçlamaktadır. Eğitimde; iklim ve emisyon yönetiminde öne çıkan kuruluşlar, standartlar, müşteri beklentileri, sürdürülebilir raporlama çerçeveleri, sözleşme kontrol noktaları ve Kapsam 3 emisyonlarının temel yapısı bütünleşik biçimde incelenmektedir.

Programın temel amacı, katılımcıların Kapsam 3 emisyonlarını yalnız teknik bir hesaplama konusu olarak değil; satınalma, kategori yönetimi, tedarikçi verisi, lojistik, ürün karbon ayak izi, CAPEX–OPEX kararları, karbon önceliklendirme ve sürdürülebilir tedarikçi geliştirme süreçleriyle bağlantılı bir değer zinciri yönetimi alanı olarak kavramasını sağlamaktır.

Eğitim sonunda katılımcıların; değer zinciri boyunca emisyon verisinin nasıl oluştuğunu, hangi kuruluş ve standartların hesaplama ve raporlama süreçlerine yön verdiğini, Kapsam 3 kategorilerinin şirket faaliyetleriyle nasıl ilişkilendirileceğini, tedarikçi veri setlerinin nasıl yapılandırılacağını ve şirketin karbon nötr / emisyon azaltım hedeflerine nasıl katkı sağlanabileceğini değerlendirebilmeleri hedeflenmektedir.

Opsiyonel danışmanlık programı ile eğitimde aktarılan çerçevenin şirkete özel Kapsam 3 yol haritası, sürdürülebilir tedarikçi programı, satınalma dönüşümü ve sürdürülebilirlik komitesiyle eşgüdüm içinde uygulamaya taşınması amaçlanmaktadır.

Hedef Katılımcılar

Bu eğitim; sürdürülebilirlik komite üyeleri ve tedarik zinciri ekipleri başta olmak üzere, Kapsam 3 emisyon verisinin toplanması, doğrulanması, raporlanması ve karar süreçlerine taşınmasında rol alan yöneticiler ve uzmanlar için tasarlanmıştır.

  1. Gün: Değer Zinciri ve Emisyon Hesaplama Mimarisi
  • Değer Zinciri Boyunca ESG
  • İklim ve Emisyon Yönetiminde Ana Kuruluşlar ve Referanslar
  • Emisyon Hesaplama Standartları: ISO 14064, ISO 14067, LCA, EPD ve PCF
  • Müşteri Gereklilikleri ve Sürdürülebilir Raporlama Standartları
  • Karbon Saydamlık Projesi ve TSRS 1–2 Çerçevesi
  • Değer Zincirinde Paydaşlar, Şartnameler ve Sözleşme Kontrol Noktaları
  • Kapsam 3 Emisyonlarının Temel Çerçevesi
  1. Gün: Kapsam 3 Hesaplamaları ve Değer Zinciri Dönüşümü
  • Sürdürülebilir Tedarik Stratejisinin Belirlenmesi
  • Kapsam 3 Emisyon Kategorileri ve Değer Zinciri Haritalama
  • Kapsam 3 Hesaplama Yöntemleri
  • Kategori Satınalma ve Harcama Analizleri
  • CAPEX–OPEX ve Karbon Önceliklendirme
  • LCA, Sistem Sınırı ve Faaliyet Verisi Yönetimi
  • Ürün Karbon Ayak İzi, EPD ve Değer Zinciri Verisi
  • Upstream Emissions – Yukarı Yönlü Emisyon Hesaplamaları
  • Downstream Emissions – Aşağı Yönlü Emisyon Hesaplamaları
  • Tedarikçi Sürdürülebilirlik Veri Setleri ve Doğrulama
  • Sürdürülebilir Tedarikçi Geliştirme ve Puanlama
  • Şirket Karbon Nötr ve Emisyon Azaltım Hedeflerine Katkı

Opsiyonel Danışmanlık Programı

Şirkete Özel Kapsam 3 Yol Haritası ve Sürdürülebilir Tedarikçi Programı

  • Süre: 3 Ay
  • Odak: Satınalma Dönüşümü ve Sürdürülebilirlik Komitesi ile Eşgüdüm

Opsiyonel danışmanlık programı, eğitim sonrasında şirketin kendi değer zinciri, satınalma kategorileri, tedarikçi yapısı ve veri altyapısı üzerinden uygulanabilir bir Kapsam 3 yol haritası oluşturmasını hedefler. Program kapsamında satınalma süreçleri, tedarikçi veri talepleri, kategori önceliklendirmesi, sözleşme kontrol noktaları ve sürdürülebilir tedarikçi geliştirme yaklaşımı şirket özelinde ele alınır.

Eğitim Bilgileri

Eğitim süresi 2 gün
Saat aralığı 10:00 – 16:00
Eğitmen Prof. Dr. Murat ERDAL
İletişim muraterdal.com | merdal@istanbul.edu.tr

 

Geniş Okuma Listesi

Bu yazının devamında sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi, yeşil satınalma, ISO 20400 Sürdürülebilir Tedarik Rehberi, tedarikçi sürdürülebilirlik verisi, sürdürülebilir tedarikçi kimliği, şartnamelerde sürdürülebilirlik kriterleri ve sektör bazlı sürdürülebilirlik göstergeleri üzerine yayımlanmış önceki yazılarıma da göz atabilirsiniz.

SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ
VE YEŞİL SATINALMA
MAKALELERİ
Makalelere erişim için tıklayınız.

Anahtar Sözcükler:

Sürdürülebilir tedarikçi, Sürdürülebilirlik, satın alma, çevre, sustainability, supply, procurement, tedarik zinciri, tedarik, Murat Erdal, satınalma, strateji, yeşil, kaynak, ISO 26000, ISO 14064, danışmanlık, proje, eğitim, sürdürülebilir satın alma, Kapsam 3, Karbon Ayak İzi,  Emisyon Ticaret Sistemi, Denetim, Değer Zinciri, çimento, cement industry, Türkiye Çimento Sektörü, üretim, grafik, istatistik, gösterge