Pandemi sürecinde ve pandemi sonrasında tüm dünyada ortaya çıkan tedarik zinciri problemleri, tüm şirketlerin organizasyon yönetiminde ne kadar önemli bir kısım olduğunu fark ettikleri karmaşık bir yapı olarak karşımızda duruyor.
Tedarik zincirinin yönetiminde, kurumsal şirketlerin kullandığı KPI (Key Performance Indicators)’lar siparişin teslimata dönme süresi, zamanında teslimat oranı, stok devir hızı, envanterdeki gün sayısı gibi göstergelerdir ve matematiksel modellerle kurumsal şirketlerin tedarik zincirlerini nasıl yönettiklerini ölçtükleri ve karar alma mekanizmalarını şekillendiren performans göstergeleridir.
Günümüzde, Türkiye’deki kurumsal şirketlerin ilk ERP (kurumsal kaynak planlama) entegrasyonlarını planlarken bu sistemlerin kurulmasına liderlik eden finans yöneticileri ve IT ile el ele çalışan tedarik zinciri yöneticileri, yaklaşık 25 yıl önce belirlenmiş bu global parametreler ile halen bölümlerini yönetip şirketin önemli yatırım ve satınalma kararlarına da hem veri sağlıyor hem de şirket performansını birinci elden ciddi şekilde etkiliyorlar. Ancak çevik yönetim ilkeleri sonrası, yeni yeni hayatımıza giren hedeflerle yönetim parametreleri olan OKR’ler (Objectives&Key Results) bu uzun uzun hesap yapma pratiğimizi değiştirmeye başladı. 25 yıllık KPI’lar da daha iddialı bir çerçeveye evrildi.
Temel olarak KPI’lar daha çok belirli ölçümlere ve hedeflere odaklanırken, OKR’ler daha geniş, iddialı hedeflere ve sonuçlara odaklanıyor, örnek vermek gerekirse:
- Bir sonraki çeyrekte zamanında teslimat oranını %10 artırma
- Envanterdeki gün sayısını bir sonraki yıl %15 azaltma
gibi.
Bu durumda, tedarik zincirlerinin kuşkusuz en önemli etkileşim halkası satınalma ekiplerinin pek çok açıdan alternatif tedarikçi arayışları, planlamacı ekiplerden sürekli gelen ek talepler ve üst yönetim baskısı ile bir kaosa dönüşebiliyor ve ekipleri satınalma kararlarını daha hızlı alma gibi bir yanlışa düşürebiliyor. Bu nedenle Tedarik zincirinin bitmiş ürün üretme süreçlerinin yoğun yaşandığı mühendislik hizmetlerinden ; tedarik zincirinin yönetimi ve operasyon idaresi için hizmet alımına geçtiğiniz lojistik hizmetlere geçildiğinde , karşınıza elle tutamadığınız kararlar çıkıyor ve “idare ediver” tarzı daha çok dayatılıyor.
OKR’lerin şenlik havasında karşılanıp “sadece alternatif, daha ucuz ve benzer hizmet veren birini bul” arayışına dönüşüyor. Böylece alınan hizmetin ne nitelikte olacağının ölçümünde kalite parametreleri göz ardı ediliyor. Yanlış hizmet alımı, her zaman şirketinizde müşteri kaybına kadar gidebilecek sonuçlar verdiği için tüm süreçleri incelenmiş bir şekilde tedarik zincirinizin maliyetlerini ölçümlendirmeye dikkat edin. OKR’ler ile süreçleri hizalarken; kalite kaygıları ile birlikte analiz etmeye dikkat etmeniz bu anlamda çok önemlidir.
Saygılarımla,
Anıl ERDOĞAN
Mimas Danışmanlık Yönetici Ortak
anil.erdogan@mimasdanismanlik.com









İş sözleşmesinin tarafları olan işçi ve işverenin her durumda dürüstlük kurallarına uygun hareket etmesi gerekir. Hukukumuzda “dürüstlük kuralı” “dürüst, namuslu bir insandan beklenen davranış biçimini ifade eder. Sözleşmenin tarafları elbette ki Kanundan ve sözleşmeden doğan haklarını serbestçe kullanma özgürlüğüne sahiptirler. Ancak, bir hakkın amacı dışında kötüye kullanılmaması gerekir. Bununla birlikte, bir hakkın amacı dışında kötüye kullanılmış olup olmadığı her olayın kendi








Ekotek ısı Teknolojileri
FIRTINA SERİSİ




Bir önceki yazımda, tehlikelerin riske dönüşmemesi için alınması gereken önlemlerin belirlendiği “Risk Değerlendirmesi” Çalışmasının ne olduğundan ve nasıl yapılması gerektiğinden bahsetmiştik. Bu yazıda ise, meydana gelen riskin, zararını en aza indirmek için verilmesi gereken mücadelenin nasıl bir plan dahilinde hazırlanması gerektiğini inceleyeceğiz.
Handling (Elleçleme); doğru malzemeyi, doğru miktarda, doğru yere, doğru koşullarda, doğru sıklıkla, doğru yönlendirerek, doğru zamanda doğru yöntem kullanımı ile doğru maliyette sağlayan süreçlerin tamamıdır. Bu nedenle elleçlemeyi yüke verilen hizmet olarak betimleyebiliriz.
Siemens Türkiye’nin Starwood Orman Ürünleri Tesisleri’nde gerçekleştirdiği enerji verimliliği projesi ile üretimde yüzde 68’e varan oranda enerji tasarrufu, yıllık 400 bin euro’nun üzerinde maliyet tasarrufu ve yaklaşık 4 bin ton karbon emisyonu azaltımı sağlandı.
Starwood Orman Ürünleri CEO’su Hüseyin Yıldız ise projeye yönelik açıklamasında şöyle konuştu: “Starwood olarak Türkiye’nin en büyük sanayi şirketleri arasında yer alıyoruz. Proseslerimizden kaynaklanan enerji tüketimi son derece yüksek olduğu için enerji yönetimi, üzerinde önemle durduğumuz bir konu. Sürdürülebilir üretim hedeflerimiz doğrultusunda, uzun yıllardır iş birliği yaptığımız ve sektördeki uzmanlığına güvendiğimiz Siemens Türkiye ile çalışmayı tercih ettik. Bu çalışma sonucunda Türkiye’de hatta dünyada ilk olan uygulamaları hayata geçirdik. Gerçekleştirdiğimiz projeler ile sistemlerimizde yüzde 68’e varan enerji tasarrufuna ulaştık ve karbondioksit emisyonlarımızda ciddi bir azalma sağlandı. Ayrıca tesislerimiz, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi standardının gerekliliklerini tam anlamıyla yerine getiriyor.”
Kitle fonlaması başlangıç aşamasındaki girişimciler için önemlidir. Yeni başlayan girişimciler kitle fonlaması vasıtasıyla yatırımcılara erişim sağlar. Kitle fonlaması ile girişimci yatırım desteği alır. Kitle fonlaması girişimciler için kolaylaştırıcıdır çünkü girişimci ile fon sağlayıcı arasında doğrudan bir iletişim kurulmasını kolaylaştırır.
Türkiye’nin 2022 yılı dış ticaret verileri incelendiğinde 354 milyar dolarlık bir ithalat ve 254 milyar dolarlık ihracatı bulunuyor. Oluşan 110 milyar dolarlık dış ticaret açığı ise ithalat ve ihracat arasındaki dengenin nasıl sağlanabileceğine ilişkin soru işaretlerini gündeme getiriyor.
HİT Global Kurucusu İbrahim Çevikoğlu bu kapsamda Türkiye’nin ithalat ve ihracatı arasındaki dengenin nasıl sağlanabileceğine ilişkin altın değerinde bilgiler paylaştı. Türkiye’nin ihracatı ve ithalatı arasındaki bu makasın kapatılması için her firmaya sorumluluk düştüğünü dile getiren Çevikoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
İtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, İhale dokümanında Teknik Şartname’nin 4.4’üncü maddesinde “ … Reaktif ve kitler son kullanma tarihinden 3 ay öncesinde firmaya haber vermek kaydıyla miktarı ne olursa olsun firma tarafından uzun miadlılarla değiştirecektir….” düzenlemesinin yer aldığı, söz konusu düzenlemenin istekliler açısından öngörülemeyen bir maliyet ortaya çıkaracağı, bu durumun ihale mevzuatına uygun olmadığı iddialarına yer verilmiştir.