Özel Sektör Yapım İşinde, İş Deneyim Belgesi ?

İtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, tekliflerinin sunmuş oldukları iş deneyim belgesine dayanak teşkil eden yapı kullanma izin belgelerinin eksik olması ve iş deneyim belge tutarının tam olarak tespit edilememesi gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakılmasının yerinde olmadığı,

Taraflarınca söz konusu iş kapsamındaki 6 bloğun 53 bağımsız bölümü için ayrı ayrı olmak üzere toplam 53 tane yapı kullanma izin belgesi sunulduğu, idarece sağlıklı bir inceleme yapılmadan bunların eksik belge olarak kabul edildiği, konuyla ilgili 3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Yapı Kullanma İzni” başlığı altındaki 30’uncu maddesinde yer alan “Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır” hükmünün gereğini yerine getirilmiş olduklarından ilgili belediyenin bahse konu olan iş deneyim belgesini düzenlemiş olduğu, idarenin olumsuz kararını öğrendikten sonra belgeyi düzenleyen belediyeye müracaat ederek taraflarınca inşa edilen binalar için daha önce ayrı ayrı verilen yapı kullanma izin belgelerinden ayrı olarak söz konusu iş için blok bazında düzenlenmiş yapı kullanma izin belgelerini talep ettikleri, söz konusu belgeleri dilekçelerinin ekinde sundukları,

Kaba inşaatları bitmiş olan C2 (1675 m²) ve D2 (1440 m²) blokların 5 katı ile D1 (1440 m²) blok 3 katının ince inşaat ile tesisat işlerinin taraflarınca yapıldığı, durum bu olmasına rağmen toplam inşaat alanları 4.555 m² olan söz konusu bloklar hiç dikkate alınmadan veya bir başka ifadeyle yalnız A blok (2.221 m²), B blok (2.850,87 m²) ve C1 blok (1.675 m²) olmak üzere toplam 6.746,87 m² lik kısım dikkate alındığında bahse konu iş deneyim belge tutarının yeterlik kriterlerini karşıladığı, iş deneyim belgesinin düzenlenmesine dair olan belgelerin geçerli olup olmadığının incelenmesinin ihale komisyonlarının görev ve yetkileri arasında olmadığı, sunmuş oldukları iş deneyim belgesinin ihale dokümanına uygun olduğu iddialarına yer verilmiştir.

05.04.2023 tarihli ve 2023/UY.II-588 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına göre;

3194 sayılı İmar Kanunun “Yapı Kullanma İzni” başlığı altındaki 30. maddesinde “Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye, valilik (…) (1) bürolarından; 27 nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir.

Belediyeler, valilikler (…) (2) mal sahiplerinin müracaatlarını en geç otuz gün içinde neticelendirmek mecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır.(…) (2) Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibini kanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten

doğacak mesuliyetten kurtarmayacağı gibi her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz.” hükmü,

Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “İş deneyim belgesi düzenlemeye yetkili kurum ve kuruluşlar” başlıklı 43’üncü maddesinde “(1) İş deneyim belgeleri; yapılan iş karşılığı bedel içeren tek bir sözleşmeye dayalı olarak, Kanun kapsamındaki idareler ile Kanun kapsamı dışındaki diğer kamu kurum ve kuruluşlarına (kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve vakıf yükseköğretim kurumları hariç) gerçekleştirilen işler için, iş sahibi tarafından düzenlenir ve sözleşmeyi yapan yetkili makam tarafından onaylanır.

(2) Gerçek kişilere veya yukarıda belirtilenler dışındaki tüzel kişilere gerçekleştirilen işler için, belediye sınırları veya mücavir alan içinde ilgili belediye tarafından, belediye sınırları veya mücavir alan dışında il özel idaresi tarafından, ilgili mevzuatı uyarınca yapı denetimi veya kabulü bunların dışındaki kuruluşlar tarafından yapılan işlerde ise bu mevzuat uyarınca yetkilendirilmiş kurumlar tarafından düzenlenir. Belediyenin ilgili birimi tarafından düzenlenen iş deneyim belgeleri belediye başkanı veya yetkili birim amiri tarafından, il özel idaresince düzenlenenler ise, vali veya yetkilendirdiği kişi tarafından onaylanır…” hükmü,

Anılan Yönetmelik’in “Belge için başvuru” başlıklı 45’inci maddesinde

“(1) İş deneyim belgesi talebinde bulunanlar, yaptıkları işi veya görevi tevsik amacıyla, dilekçelerine aşağıda sayılan belgeleri ekleyerek, belge vermeye yetkili kurum veya kuruluşa başvururlar:

  1. b) Özel sektöre taahhütte bulunan yükleniciler için; yapılacak iş karşılığı bedel içeren noter onaylı sözleşme, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi, ilgili sigorta müdürlüğünden onaylı iş yeri bildirgesi, kat ve/veya arsa karşılığı inşaat işleri haricindeki işlerde bu belgelere ek olarak sözleşmeye ilişkin fatura örnekleri veya bu örneklerin noter, yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir veya vergi dairesi onaylı suretleri…”hükmü,

Aynı Yönetmelik’in “İş deneyim tutarının tespiti” başlıklı 46’ncı maddesinde “…(6) Kat ve/veya arsa karşılığı inşaat işlerine ilişkin iş deneyim tutarının tespitinde, yapı ruhsatında belirtilen inşaatın yüzölçümü ile sözleşmenin imzalandığı yıla ait Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğde inşaatın sınıfına ve grubuna göre belirlenen yapı birim maliyetinin çarpılması suretiyle hesaplanan bedelin % 60’ı esas alınır.” hükmü,

Aynı Yönetmelik’in “İş deneyim belgelerinin verilmesi” başlıklı 47’nci maddesinde “(1) İş deneyim belgeleri, ilgilinin iş ve/veya mesleki tecrübesini tevsik amacıyla; yüklenicilere, yükleniciye karşı bir sözleşme ile taahhüt ettiği iş bölümünü bitiren alt yüklenicilere, mimar veya mühendis olmak şartıyla denetleme veya yönetme görevlerinde bulunanlara, talepleri halinde, aşağıdaki hükümlere göre talep tarihini izleyen 30 gün içinde belge düzenlemeye yetkili mercilerce düzenlenir ve verilir. Düzenleme koşullarını taşımayan taleplerde, aynı süre içinde başvuru sahibine bu husus gerekçeleriyle yazılı olarak bildirilir.

(2) Yüklenicilere;

  1. b) Yurtiçinde özel sektöre, yapılacak iş karşılığı bedel içeren bir sözleşme ile taahhüt ettikleri işler için, işi bitirmeleri durumunda “iş bitirme belgesi”, işin ilk sözleşme bedelinin tamamlanması ve gerçekleşme oranının toplam sözleşme bedelinin en az % 80’ine ulaşarak kusursuz olarak gerçekleştirilmesi durumunda “iş durum belgesi”, belge düzenlemeye yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından düzenlenir ve verilir…” hükmü,

Aynı Yönetmelik’in “İş deneyim tutarının güncellenmesi” başlıklı 49’uncu maddesinde “1) İş deneyimini gösteren belgelerde yazılı tutarlar aşağıdaki şekilde güncellenir:

  1. a) Keşfindeki birim fiyatlar üzerinden ihale indirimi yapılmak suretiyle sözleşmeye bağlanan işlere ilişkin iş deneyimini gösteren belgeler; sözleşme birim fiyatlarına esas alınan yıldan bir önceki yılın Aralık ayına ait endeksin, ilk ilan veya davet tarihinin içinde bulunduğu aydan bir önceki aya ait endekse oranlanması suretiyle bulunan katsayı üzerinden güncellenir.
  2. b) 4734 sayılı Kanun kapsamında ihale edilmiş işlere ilişkin iş deneyimini gösteren belgeler, belgeye konu işin ihale tarihinin içinde bulunduğu aydan bir önceki aya ait endeksin, ilk ilan veya davet tarihinin içinde bulunduğu aydan bir önceki aya ait endekse oranlanması suretiyle bulunan katsayı üzerinden güncellenir.
  3. c) (a) ve (b) bendi dışında kalan işlere ilişkin iş deneyimini gösteren belgeler, belgeye konu işin sözleşmesinin yapıldığı aydan bir önceki aya ait endeksin, ilk ilan veya davet tarihinin içinde bulunduğu aydan bir önceki aya ait endekse oranlanması suretiyle bulunan katsayı üzerinden güncellenir…” hükmü,

Yönetmelik’in” İhale Komisyonlarının inceleme yetkisi” başlıklı 50’nci maddesinde “(1) İhale komisyonu, aday veya isteklilerce sunulan iş deneyimini gösteren belgelerde tereddüt duyulan hususlara ilişkin gerekli incelemeyi yapmaya yetkilidir.

(2) İhale komisyonunun iş deneyimini gösteren belgelere ilişkin bilgi talepleri ilgililerce ivedikle karşılanır.” hükmü,

Aynı Yönetmelik’in “İş deneyim belgelerinin EKAP üzerinden düzenlenmesi” başlıklı Ek Madde 1’de “(1) İş deneyim belgesi düzenlemeye yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından 31/8/2014 tarihinden sonra düzenlenecek olan iş deneyim belgelerinin EKAP üzerinden düzenlenerek kayıt edilmesi zorunludur.

(2) İlanı veya duyurusu 31/8/2010 tarihinden sonra yapılan Kanun kapsamındaki ihalelere ilişkin olup EKAP’a kayıt edilmeden 1/9/2014 tarihine kadar düzenlenmiş bulunan iş deneyim belgelerinin asıllarının 1/7/2016 tarihine kadar belgeyi düzenleyen idareye teslim edilmesi ve EKAP üzerinden yeniden düzenlenerek kayıt edilmesi zorunludur. Bu durumda; EKAP üzerinden düzenlenen yeni belgeye, daha önce düzenlenen belgenin tarih ve sayısının da belirtildiği ve eski belgenin yerine verildiğine dair bir şerh düşülür ve eski belge dosyasında muhafaza edilir.

(3) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca EKAP üzerinden kayıt edilme zorunluluğu getirilen iş deneyim belgeleri EKAP üzerinden kayıt edilmedikleri müddetçe ilanı veya duyurusu1/7/2016 tarihinden sonra yapılan ihalelerde iş deneyimini tevsik için kullanılamaz.

(4) İlanı veya duyurusu 1/9/2014 tarihinden sonra yapılan ihalelerde, aday veya istekliler tarafından sunulan ve üzerinde EKAP belge numarası bulunan iş deneyim belgelerinin EKAP üzerinden sorgulanması zorunludur…” hükmü,

İdari Şartname’nin “İhale konusu işe/alıma ilişkin bilgiler” başlıklı 2’nci maddesinde “2.1. İhale konusu işin/alımın;

  1. a) Adı: Manisa Vali Konağı Yapım İşi
  2. b) Türü: Yapım işleri
  3. c) İlgili Uygulama Yönetmeliği: Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği

ç) Yatırım proje no’su (yapım işlerinde):

  1. d) Kodu:
  2. e) Miktarı:

Zemin+1 Katlı Bina Yapım İşi-1 (Bir) Adet

Ayrıntılı bilgi idari şartnamenin ekinde yer almaktadır.” düzenlemesi,

Aynı Şartname’nin “İhaleye katılabilmek için gereken belgeler ve yeterlik kriterleri” başlıklı 7’nci maddesinde “7.1. İsteklilerin ihaleye katılabilmeleri için aşağıda sayılan belgeler ve yeterlik kriterleri ile fiyat dışı unsurlara ilişkin bilgileri e-teklifleri kapsamında beyan etmeleri gerekmektedir…

7.5. Mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin belgeler ve bu belgelerin taşıması gereken kriterler:

7.5.1. 7.5.1. İsteklinin, yurt içinde veya yurt dışında kamu veya özel sektöre bedel içeren bir sözleşme kapsamında taahhüt edilen ihale konusu iş veya benzer işlere ilişkin olarak;

  1. a) İlk ilan tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde geçici kabulü yapılan,
  2. b) İlk ilan tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde geçici kabulü yapılan işlerde, ilk sözleşme bedelinin en az % 80’i oranında denetlenen ya da yönetilen,
  3. c) Devam eden işlerde; ilk sözleşme bedelinin tamamlanması şartıyla, ilk ilan tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde gerçekleşme oranı toplam sözleşme bedelinin en az % 80’ine ulaşan ve kusursuz olarak gerçekleştirilen,

ç) Devam eden işlerde; ilk sözleşme bedelinin tamamlanması şartıyla, ilk ilan tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde gerçekleşme oranı toplam sözleşme bedelinin en az % 80’ine ulaşan ve kusursuz olarak gerçekleştirilen işlerde; ilk sözleşme bedelinin en az % 80’i oranında denetlenen ya da yönetilen,

  1. d) Devredilen işlerde, devir öncesindeki veya sonrasındaki dönemde ilk sözleşme bedelinin en az % 80’inin gerçekleştirilmesi şartıyla, ilk ilan tarihinden geriye doğru son onbeş yıl içinde geçici kabulü yapılan,

işlere ilişkin deneyimini gösteren belgeleri sunması zorunludur. İstekli tarafından teklif edilen bedelin % 80’inden az olmamak üzere, ihale konusu iş veya benzer işlere ait tek sözleşmeye ilişkin iş deneyimini gösteren belgelerin sunulması gerekir.

7.6. Benzer iş olarak kabul edilecek işler aşağıda belirtilmiştir:

11.06.2011 tarih ve 27961 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Yapım İşlerinde benzer iş grupları tebliği”nde yer alan B/III grubu işler benzer iş olarak kabul edilecektir. Bu ihale kapsamında sadece yapım işlerine ait iş deneyim belgeleri benzer işlere denk sayılacaktır.

7.6.1 Mezuniyet belgeleri/diplomalar:

İnşaat Mühendisliği veya Mimarlıktır.…” düzenlemesi yer almaktadır.

Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 43’üncü maddesinde, gerçek kişilere veya anılan maddenin 1’inci fıkrasında belirtilenler dışındaki tüzel kişilere gerçekleştirilen işler için, belediye sınırları veya mücavir alan içinde ilgili belediye tarafından, belediye sınırları veya mücavir alan dışında il özel idaresi tarafından, ilgili mevzuatı uyarınca yapı denetimi veya kabulü bunların dışındaki kuruluşlar tarafından yapılan işlerde ise bu mevzuat uyarınca yetkilendirilmiş kurumlar tarafından düzenleneceği, belediyenin ilgili birimi tarafından düzenlenen iş deneyim belgelerinin belediye başkanı veya yetkili birim amiri tarafından, il özel idaresince düzenlenenlerin ise, vali veya yetkilendirdiği kişi tarafından onaylanacağı,

Anılan Yönetmelik’in 45’inci maddesinde, iş deneyim belgesi talebinde bulunanlar,

yaptıkları işi veya görevi tevsik amacıyla, dilekçelerine,

özel sektöre taahhütte bulunan yükleniciler için;

yapılacak iş karşılığı bedel içeren noter onaylı sözleşme,

yapı ruhsatı,

yapı kullanma izin belgesi,

ilgili sigorta müdürlüğünden onaylı iş yeri bildirgesi,

kat ve/veya arsa karşılığı inşaat işleri haricindeki işlerde bu belgelere ek olarak sözleşmeye ilişkin fatura örnekleri veya bu örneklerin noter, yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir veya vergi dairesi onaylı suretlerini ekleyerek, belge vermeye yetkili kurum veya kuruluşa başvuracakları,

Aynı Yönetmelik’in 46’ncı maddesinde, kat ve/veya arsa karşılığı inşaat işlerine ilişkin iş deneyim tutarının tespitinde, yapı ruhsatında belirtilen inşaatın yüzölçümü ile sözleşmenin imzalandığı yıla ait Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğde inşaatın sınıfına ve grubuna göre belirlenen yapı birim maliyetinin çarpılması suretiyle hesaplanan bedelin % 60’ının esas alınacağı,

Aynı Yönetmelik’in 47’nci maddesinde, yüklenicilere; yurtiçinde özel sektöre, yapılacak iş karşılığı bedel içeren bir sözleşme ile taahhüt ettikleri işler için, işi bitirmeleri durumunda “iş bitirme belgesi”nin belge düzenlemeye yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından düzenlenip verileceği hüküm altına alınmıştır.

İhale işlem dosyası incelendiğinde, ihale konusu işin adının “Manisa Vali Konağı Yapım İşi” olduğu, 06.12.2022 tarihinde e-teklif alınmak suretiyle gerçekleştirilen ihalede 5 adet ihale dokümanının EKAP’tan indirildiği, 4 istekli tarafından ihaleye teklif sunulduğu, ihale komisyonunca gerçekleştirilen değerlendirmeler neticesinde başvuru sahibi Memet Sait Çakal’ın teklifinin iş deneyiminin uygun şekilde tevsik edilmemesi gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakıldığı, Yıldıray Kurak’ın ekonomik açıdan en avantajlı teklif sahibi olarak belirlendiği, ekonomik açıdan en avantajlı ikinci teklif sahibi belirlenmeksizin ihalenin sonuçlandırıldığı anlaşılmıştır.

Bahse konu ihale komisyonu kararında Memet Sait Çakal’ın teklifinin değerlendirme dışı bırakılmasına ilişkin olarak “Memet Sait ÇAKAL firmasının yeterlilik bilgileri tablosunda beyan ettiği iş deneyim belgesi ile ilgili tereddütte düşülmüş; düzenleyen idaresinden ve istekli firmadan iş deneyim belgesine dayanak teşkil eden belgeler talep edilmiş; 09.12.2022 ve 16.12.2022 tarihinde belgeler Başkanlığımıza gönderilmiştir.

Düzenleyen idaresinden gelen yazı eklerinin incelenmesinde; iş deneyim belgesine konu olan işin kat karşılığı yapılan bir iş olduğu, noter onaylı sözleşme, yapı ruhsatları, yapı kullanım izin belgeleri ve sigorta bildirim yazıları gönderilmiştir. Sözleşmede ortaklık oranlarının belirtilmediği ancak iş deneyim belgesi düzenlenme tarihinde düzenlenen ortaklık oranları durumu hakkında beyan yazısı bulunduğu ve ortaklık oranının %60-%40 şeklinde olduğu görülmüştür. İş deneyim belgesine konu olan işin 6 blok olduğu, ilgili idaresince 6 adet yapı ruhsatı ve çeşitli dairelere ait 6 adet yapı kullanma izin belgesi gönderildiği,

İstekli firma tarafından gelen cevap yazısı ekinde noter onaylı sözleşme, yapı ruhsatları yapı kullanım izin belgeleri ve sigorta bildirim yazıları gönderilmiştir. İş deneyim belgesine konu olan işin 6 blok olduğu, 6 adet yapı ruhsatı ve çeşitli dairelere ait 53 adet yapı kullanma izin belgesi gönderildiği görülmüştür.

Yapılan incelemede sözleşme eki olan 1034 yevmiye numaralı şartnamenin İnşaat Sahasının Halihazır Durumu başlıklı 14. Maddesinde “C2 ve D2 bloklar 5 kat, Dİ Blok 3 kat kaba inşaatı yapılmış vaziyettedir. Bu bloklardaki inşaatlar kaldığı yerden devam ettirilecektir.” açıklamaları yer almaktadır.

Bu bağlamda beyan edilen iş deneyim belgesine dayanak teşkil eden belgelerden yapı kullanma izin belgelerinin eksik olması ve işin sözleşmesinden önce 3 blok kaba inşaatın tamamlanmış olmasının söz konusu iş deneyim belgesine konu edildiği anlaşılmış ve belge tutarının tam olarak tespit edilmesine engel olduğu görülmüştür. Beyan edilen iş deneyim belgesinin Yapım işleri ihaleleri uygulama yönetmeliğinin 45.1.b maddesine uygun olmadığından söz konusu isteklinin teklifi değerlendirme dışı bırakılmıştır.” ifadelerine yer verildiği görülmüştür.

Başvuru sahibi Memet Sait Çakal tarafından düzenlenen yeterlik bilgileri tablosu incelendiğinde, “Mesleki ve Teknik Yeterliğe ilişkin Bilgiler” satırının “Ekap’ta kayıtlı olan İş deneyim belgesi” kısmında “1808-Y-KAİ-334-1” bilgisine yer verildiği,

İstekli tarafından iş deneyim belgesine ilişkin beyan edilen bilgi EKAP’tan sorgulandığında söz konusu iş deneyim belgesinin;

Sayı : 1808-Y-KAİ-334-1 Tarih : 08.08.2022

  1. İş sahibi Bms Eğitim Kültür ve Sosyal Day. Vak.-Tayfun Altınçınar
  2. İşin adı ve varsa ihale kayıt numarası 60166 Ada 3 Parsel Üzerinde Kat Karşılığı Bina Yapım İşi
  3. İşin yapıldığı yer Kemal Atatürk Mah.29 Ekim Cd. No:9/1 – 9/A Menemen-İzmir
  4. Uygulanan yapı tekniği III.A Sınıfı Betonarme Karkas İnşaat Olarak A Blok Zemin Kat+1+2+3+4 (Toplam 5 Katlı) III.B Sınıfı B Blok Zemin+1+2+3+4 (Toplam 5 Katlı) III.A Sınıfı C1 Blok Zemin+1+2+3+4 (Toplam 5 Katlı) B Blok Zemin+1+2+3+4 (Toplam 5 Katlı) C2 Blok Zemin+1+2+3+4 (Toplam 5 Katlı) D1 Blok Zemin+1+2+3+4 (Toplam 5 Katlı) D2 Blok Zemin+1+2+3+4 (Toplam 5 Katlı) 2221 M²+2850,87m² +1675 M²+ 1675 M²+ 1440 M²+ 1440 M² =11301,87 M² Lik Betonarme Bina İnşaatı

Belgeye Konu İşin Esaslı Unsuru:

III.A Sınıfı ve III.B Sınıfı Bina İşleri

  1. Yüklenicinin adı soyadı veya ticaret unvanı Memet Sait Çakal, Yaşar Ötnü İş Ortaklığı
  2. T.C.Kimlik No/Vergi Kimlik No Memet Sait Çakal – 30454543716, Yaşar Ötnü – 21980206862
  3. İş ortaklığı ise ortaklar ve ortaklık oranları, konsorsiyum ise ortaklar ve gerçekleştirdikleri iş kısmı ve tutarları Memet Sait Çakal – 60,00%; Yaşar Ötnü – 40,00%
  4. İlk sözleşme bedeli 6.175.077,66TRY
  5. Toplam sözleşme bedeli 6.175.077,66TRY
  6. Gerçekleştirilen iş tutarı 6.175.077,66TRY
  7. Sözleşme tarihi ve varsa ihale tarihi Sözleşme tarihi: 12.04.2010
  8. Sözleşme devredilmişse ;
  9. Devir tarihi
  10. Devir tarihindeki iş tutarı
  11. Devir tarihinden sonraki iş tutarı
  12. İşin geçici kabul/tasfiye veya iskan tarihi 20.11.2018
  13. Belge tutarı 3.705.046,24TRY

Belge tutarının iş grupları itibariyle dağılımı:

%60

Açıklama:

4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu ve 07.06.2014 Tarih-29023 Sayılı Resmi Gazetede Yayınlanan Yapım İşleri Uygulama Yönetmelik Esaslarına Göre Düzenlenmiştir. Gerçekleştirilen Belge Tutarı :6.175.077,06 Try X 0,60 = 3.705.046,24 Try.dir.

III. Sınıf A Grubu Yapılar İnşaatın Yüzölçümü : 8.451,00 m² Yapı Birim Maliyeti: 448,00 TL / m²
III. Sınıf B Grubu Yapılar İnşaatın Yüzölçümü : 2.850,87 m² Yapı Birim Maliyeti: 838,00 TL / m²

şeklinde düzenlenmiş olduğu görülmüştür.

İdarece iş deneyim belgesini düzenleyen Menemen Belediye Başkanlığına yazılan 06.12.2022 tarihli ve 46705 sayılı yazıyla başvuru sahibi tarafından sunulan 08.08.2022 tarihli ve “1808-Y-KAİ-334-1” sayılı iş deneyim belgesine dayanak teşkil eden belgelerin talep edildiği, söz konusu talebin Yönetmelik’in “İhale Komisyonlarının inceleme yetkisi” başlıklı 50’nci maddesi kapsamında yapılmış olduğu, bu itibarla başvuru sahibinin iş deneyim belgesinin düzenlenmesine dair olan belgelerin geçerli olup olmadığının incelenmesinin ihale komisyonlarının görev ve yetkileri arasında olmadığı hususundaki iddiasının yerinde olmadığı,

Menemen Belediye Başkanlığının idareye yazmış olduğu 08.12.2022 tarihli ve 21459 sayılı cevabi yazı ekinde yer alan belgeler arasında İzmir 8. Noteri tarafından düzenlenen 25.01.2005 tarihli “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”, söz konusu iş kapsamında yapılan A, B, C1, C2, D1 ve D2 bloklarına ilişkin 6 adet yapı ruhsatı, söz konusu bloklara ilişkin 6 adet yapı kullanma izin belgesi, iş bitirme tutanakları, SGK işyeri tescil belgeleri ve 08.08.2022 tarihli “Kat karşılığı İnşaat Sözleşmesine İlişkin Beyan” adlı belgeye yer verildiği tespit edilmiştir.

İdarece başvuru sahibi istekliye yazılan 06.12.2022 tarihli ve 46706 sayılı yazıyla anılan istekli tarafından sunulan iş deneyim belgesine dayanak teşkil eden belgelerin talep edildiği,

Başvuru sahibinin idareye yazmış olduğu 09.12.2022 sayılı yazı ekinde yer alan belgeler arasında İzmir 8. Noteri tarafından düzenlenen 25.01.2005 tarihli “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”, söz konusu iş kapsamında yapılan A, B, C1, C2, D1 ve D2 bloklarına ilişkin 6 adet yapı ruhsatı, söz konusu bloklara ilişkin 53 adet yapı kullanma izin belgesi, iş bitirme tutanakları, SGK işyeri tescil belgeleri ve 08.08.2022 tarihli “Kat karşılığı İnşaat Sözleşmesine İlişkin Beyan” adlı belgeye yer verildiği tespit edilmiştir.

İnceleme kapsamında tarafımızca iş deneyim belgesini düzenleyen Menemen Belediye Başkanlığına yazılan 30.01.2023 tarihli ve 31071 sayılı yazıyla iş deneyim belgesine konu işe ilişkin sözleşme kapsamında ilgilinin fiilen gerçekleştirdiği işlerin miktarının, tutarının ve niteliğinin tespitine esas olabilecek tüm bilgi/belgeler talep edilmiştir.

Menemen Belediye Başkanlığının Kuruma göndermiş olduğu 08.12.2022 tarihli ve 21459 sayılı cevabi yazı ekinde yer alan belgeler arasında; İzmir 8. Noteri tarafından düzenlenen 25.01.2005 tarihli “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”, söz konusu iş kapsamında yapılan A, B, C1, C2, D1 ve D2 bloklarına ilişkin 6 adet yapı ruhsatı, söz konusu bloklara ilişkin 6 adet yapı kullanma izin belgesi, iş bitirme tutanakları, SGK işyeri tescil belgeleri ve 08.08.2022 tarihli “Kat karşılığı İnşaat Sözleşmesine İlişkin Beyan” adlı belgeye yer verildiği tespit edilmiştir.

Belgeler üzerinde yapılan incelemede,

İzmir 8. Noteri tarafından düzenlenen 25.01.2005 tarihli bahse konu “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”nde “ilgililerin” Batı Makina Kalıp Sanayi Eğitim Kültür ve Sosyal Dayanışma Vakfı yetkilileri, “müteahhitler”in ise Memet Sait Çakal ve Yaşar Ötnü İş Ortaklığı olduğu, söz konusu iş ortaklığına ilişkin herhangi bir orana yer verilmediği,

Anılan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin “Süreler ve Cezalar” başlıklı 19’uncu maddesinde “Müteahhit sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren 5 (Beş) gün içerisinde vakfa başvurarak yer teslimini isteyecektir. Vakıf da 5 (Beş) gün içinde tutanakla yer teslimi yapacaktır. Müteahhit yer teslimi talebinde bulunmazsa imza tarihinden 15 (Onbeş) gün geçmekle yer teslimi yapılmış sayılacaktır. Taşınmaz üzerinde işgalci varsa yer teslimi alan uygun hale getirildikten sonra yapılacaktır. …

Müteahhit, inşaatı, yer teslim tarihinden itibaren 27 (Yirmiyedi) ay içerisinde tamamlayıp, binaları, iskan müsaadesini almış, elektrik, su , varsa doğalgaz bağlantılarını yaptırmış, varsa asansör ve kalorifer tesisatı kullanma izinlerini vs. almış olarak vakfa teslim edecektir (geçici kabul). Bu teslim sırasında müteahhit revize proje ve detayların asıllarını Vakıfa vermiş olacaktır.” ifadesinin yer aldığı,

Söz konusu sözleşmenin eki Teknik Şartname’nin “İnşaat Sahasının Halihazır Durumu” başlıklı 14’üncü maddesinde “a) Yapılı inşaatlar C2 ve D2 bloklar 5 kat, D1 blok 3 kat kaba inşaatı yapılmış vaziyettedir. Bu bloklardaki inşaatlar kaldığı yerden devam ettirilecektir.” ifadelerinin yer aldığı görülmüştür.

Başvuru sahibi isteklinin teklifinin değerlendirme dışı bırakılma gerekçeleri arasında yer alan yapı kullanma izin belgelerinin eksik olması hususuna yönelik olarak yapılan incelemede;

İdarece iş deneyim belgesini düzenleyen Menemen Belediye Başkanlığına yazılan 06.12.2022 tarihli ve 46705 sayılı yazıya cevaben Menemen Belediye Başkanlığının idareye yazmış olduğu 08.12.2022 tarihli ve 21459 sayılı cevabi yazı ekinde yer alan belgeler kapsamında A, B, C1, C2, D1 ve D2 bloklara ilişkin 6 adet yapı kullanma izin belgesine,

İdarece başvuru sahibi istekliye yazılan 06.12.2022 tarihli ve 46706 sayılı yazıya cevaben başvuru sahibinin idareye yazmış olduğu 09.12.2022 sayılı yazı ekinde yer alan belgeler kapsamında A, B, C1, C2, D1 ve D2 bloklara ilişkin 53 adet yapı kullanma izin belgesine,

Tarafımızca iş deneyim belgesini düzenleyen Menemen Belediye Başkanlığına yazılan 30.01.2023 tarihli ve 31071 sayılı yazıya cevaben Menemen Belediye Başkanlığının tarafımıza yazmış olduğu 08.12.2022 tarihli ve 21459 sayılı cevabi yazı ekinde yer alan belgeler kapsamında A, B, C1, C2, D1 ve D2 bloklara ilişkin 6 adet yapı kullanma izin belgesine yer verildiği tespit edilmiştir.

Yukarıda yer verilen belgelerin incelenmesinden, başvuru sahibi tarafından idareye sunulan yapı kullanma izin belgelerinin 53 adet, Menemen Belediye Başkanlığınca gönderilen yapı kullanma izin belgelerinin ise 6 adet olmasının gerekçesinin başvuru sahibi sahibince 3194 sayılı İmar Kanunun “Yapı Kullanma İzni” başlığı altındaki 30’uncu maddesinde yer alan “Yapı tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını veren belediye… izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin tespiti gerekir…” hükmü uyarınca bahse konu bloklar kapsamında yer alan bağımsız kısımlar için kısımlar tamamlandıkça (farklı zamanlarda) yapı kullanma izin belgelerinin temin edilmesinden kaynaklandığı, Menemen Belediye Başkanlığınca idareye ve Kuruma gönderilen 6 adet yapı kullanma izin belgesinin ise A, B, C1, C2, D1 ve D2 bloklarının tamamı için düzenlenmiş olduğu, bu itibarla başvuru sahibinin teklifinin idarece değerlendirme dışı bırakılması gerekçeleri arasında yer alan yapı kullanma izin belgelerinin eksik olması gerekçesinin yerinde olmadığı değerlendirilmektedir.

Başvuru sahibi isteklinin teklifinin değerlendirme dışı bırakılma gerekçeleri arasında yer alan iş deneyim belge tutarının tam olarak tespit edilememesi hususuna yönelik olarak yapılan incelemede;

Söz konu iş deneyim belgesine konu işe ait sözleşmenin eki şartnamenin “İnşaat sahasının halihazır durumu” başlıklı 14’üncü maddesinde “a) Yapılı inşaatlar: C2 ve D2 bloklar 5 kat, D1 blok 3 kat kaba inşaat yapılmış vaziyettedir. Bu bloklardaki inşaatlar kaldığı yerden devam ettirilecektir.” ifadesinin yer aldığı, iş deneyim tutarının tespitinde ilgilinin fiilen gerçekleştirdiği işlerin tutarının esas alınması gerektiği ancak iş deneyim belgesini düzenleyen idarece bahse konu iş deneyim belgesinin tutarının tespitinde A, B, C1, C2, D1 ve D2 bloklarının tamamının esas alındığı, anılan sözleşmenin incelemesinden sözleşme tarihi itibariyle C2 ve D2 blokların 5 kat, D1 bloğunun 3 kat kaba inşaatının bitirilmiş vaziyette olduğu, bu itibarla müteahhit Yaşar ÖTNÜ-Mehmet Sait ÇAKAL iş ortaklığının sözleşme konusu iş kapsamında C2, D1 ve D2 blokların kaba inşaatları haricindeki kısımları ile A, B ve C1 bloklarının tamamına ilişkin işleri gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır.

Bu kapsamda yapılan incelemede 08.08.2022 tarihli ve 1808-Y-KAİ-334-1 sayılı bahse konu iş deneyim belgesinde sözleşme tarihinin 12.04.2010 şeklinde belirtilmiş olduğu, ancak söz konusu iş deneyim belgesine dayanak olan İzmir 8. Noteri tarafından düzenlenen kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tarihinin 25.01.2005 olduğu,

Anılan iş deneyim belgesinin “Açıklama” kısmında;

“III. Sınıf A Grubu Yapılar İnşaatın Yüzölçümü : 8.451,00 m² Yapı Birim Maliyeti: 448,00 TL / m² III. Sınıf B Grubu Yapılar İnşaatın Yüzölçümü : 2.850,87 m² Yapı Birim Maliyeti: 838,00 TL / m²” bilgisinin yer aldığı, 01.04.2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğde inşaatın sınıfına ve grubuna göre belirlenen yapı birim maliyetinin “III. sınıf-A grubu yapılar” için 448 TL, “III. sınıf-B grubu yapılar” için ise 511 TL olduğu, bu itibarla idarece III. sınıf-B grubu yapılar” için esas alınan 838,00 TL’lik yapı birim maliyetinin 2010 tarihi için geçerli olmadığı, diğer taraftan sözleşmenin imzalandığı yılda (2005) 15.02.2005 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Tebliğ’de belirlenen yapı birim maliyetinin “III. sınıf -A grubu yapılar” için 315 TL, “III. sınıf -B grubu yapılar” için ise 359 TL olduğu tespit edilmiştir.

Bahse konu 6 bloğa (A, B, C1, C2, D1 ve D2) ilişkin yüzölçümü bilgilerinin sırasıyla 2.221,00 m², 2.850,87 m², 1.675,00 m², 1.675,00 m², 1.440,00 m² ve 1.440,00 m²olduğu, Yönetmelik’in 46’ncı maddesinde, kat ve/veya arsa karşılığı inşaat işlerine ilişkin iş deneyim tutarının tespitinde yapı ruhsatında belirtilen inşaatın yüzölçümü ile sözleşmenin imzalandığı yıla ait Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Mimarlık ve Mühendislik Hizmet Bedellerinin Hesabında Kullanılacak Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğde inşaatın sınıfına ve grubuna göre belirlenen yapı birim maliyetinin çarpılması suretiyle hesaplanan bedelin % 60’ının esas alınacağı hükmünün yer aldığı görülmektedir.

Tarafımızca bu kapsamda yapılan hesaplamalara ilişkin özet tablo aşağıda yer almaktadır;

………………………………………..

Yukarıda yer verilen tabloda yer alan bilgilerden, başvuru sahibi istekli tarafından sunulan iş deneyim belgesinde esas alınabilecek tutarın tespitinde yalnızca sözleşmeye konu iş kapsamında baştan sona yapılan A, B ve C1 bloklarının esas alınması halinde 2.250.702,33 TL tutarında bir bedele ulaşıldığı, söz konusu bedelin güncellenmesiyle ulaşılan tutarın 39.064.857,34 TL olduğu, Yönetmelik’in 46’ncı maddesi gereği söz konusu bedelin % 60’ının 23.438.914,40 TL olduğu, söz konusu tutarın başvuru sahibi Mehmet Sait ÇAKAL’ın sözleşme konusu iş kapsamındaki hisse oranının %60 olduğunun kabulü halinde (aşağıda bu husus ayrıca incelenmiştir) % 60’ının 14.063.348,64 TL olduğu, başvuru sahibinin başvuruya konu ihaledeki teklif bedelinin 13.420.873,20 TL olduğu dikkate alındığında söz konusu isteklinin karşılaması gereken tutarın 10.736.698,56 (13.420.873,20×0,8) olduğu, bu varsayımdan hareketle 14.063.348,64 TL’lik iş deneyimi tutarının ihale dokümanında öngörülen kriterleri karşıladığı tespit edilmektedir.

Diğer taraftan, başvuruya konu iş deneyim belgesinin düzenlenmesine dayanak teşkil eden 25.01.2005 tarihli bahse konu “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”nde Memet Sait Çakal – Yaşar Ötnü iş ortaklığına ilişkin ortaklık oranlarına yer verilmediği,

İş deneyim belgesini düzenleyen idarece gönderilen belgeler kapsamında yer alan 08.08.2022 tarihli “Kat karşılığı İnşaat Sözleşmesine İlişkin Beyan” adlı belgede “25.01.2005 Tarih ve 1034 yevmiye numaralı İzmir Sekizinci Noterliği onaylı kat karşılığı inşaat sözleşmesinde ortaklık hisse oranları belirtilmediğinden ortaklık oranları aşağıdaki şekilde beyan ve kabul edilmiştir…Memet Sait Çakal – 60,00%… Yaşar Ötnü – 40,00%” ifadesinin yer aldığı, söz konusu belgenin Memet Sait Çakal ve Yaşar Ötnü tarafından kaşelendiği ve imzalandığı görülmüştür.

Bahse konu “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” kapsamında esas alınması gereken orana ilişkin hususların açıklığa kavuşturulmasını teminen Kurumumuz Hukuk Hizmetleri Dairesi Başkanlığından görüş talep edilmiş olup, anılan Daire Başkanlığının 24.03.2023 tarihli ve 34298 sayılı yazısında“…II. Sonuç ve değerlendirme:

-ilgi yazıda geçen başvuru sahibi isteklinin sunmuş olduğu kat karşılığı inşaat işine ilişkin olarak düzenlenmiş bulunan 08.08.2022 tarihli ve 1808-Y-KAİ-334-1 sayılı iş deneyim belgesine dayanak teşkil eden 25.01.2005 tarihli “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”nin şekle kanuni uygun olarak İzmir 8. Noteri tarafından düzenlendiği,

-Anılan 25.01.2005 tarihli “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”nde “Müteahhit”in Yaşar Ötnü ve Memet Sait Çakal olarak ayrı ayrı belirtildiği, “İkisi birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu” ibaresine yer verildiği, ancak sözleşmede herhangi bir ortaklık oranı bilgisine yer verilmediği,

-08.08.2022 tarihli “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine İlişkin Beyan” adlı belgede “Yüklenicinin adı soyadı veya ticaret unvanı” bölümünde “Mehmet Sait Çakal, Yaşar Ötnü İş Ortaklığı” bilgisine yer verildiği, belgede “25.01.2005 Tarih ve 1034 yevmiye numaralı İzmir Sekizinci Noterliği onaylı kat karşılığı inşaat sözleşmesinde ortaklık hisse oranları belirtilmediğinden ortaklık oranları aşağıdaki şekilde beyan ve kabul edilmiştir. Memet Sait Çakal Ortaklık oranı: %60,00, Yaşar Ötnü Ortaklık oranı: %40,00” ifadesinin yer aldığı, söz konusu belgenin sözleşmenin yüklenicisi konumundaki Memet Sait Çakal ve Yaşar Ötnü tarafından kaşelendiği ve imzalandığı,

-Menemen Belediye Başkanlığı tarafından EKAP üzerinden düzenlenen ve “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine İlişkin Beyan” ile aynı 08.08.2022 tarihli olan 1808-Y-KAİ-334-1 sayılı Yüklenici-İş Bitirme İş Deneyim Belgesinin “Yüklenicinin adı soyadı veya ticaret unvanı” bölümünde “Mehmet Sait Çakal, Yaşar Ötnü İş Ortaklığı”, “İş ortaklığı ise ortaklar ve ortaklık oranı, konsorsiyum ise ortaklar ve gerçekleştirdikleri iş kısmı ve tutarları” bölümünde “Mehmet Sait Çakal-60,00%; Yaşar Ötnü-40,00%” bilgisine yer verildiği görülmektedir.

Buna göre;

-Özel sektöre gerçekleştirilen kat/arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri şekil olarak noter tarafından düzenlenen sözleşmelerden olmakla birlikte, sözleşme serbestisi ilkesi gereğince sözleşmede yer alması gereken hususlar taraflarca belirlendiğinden, yüklenicinin ortaklık oranlarının sözleşmede belirtilmesi zorunluluğu bulunmamakla birlikte, sözleşmede yapılacak değişikliklerin de yine aynı resmi şekilde yapılması gerektiği, yüklenici adi ortaklığın tek taraflı olarak gerçekleştirdiği “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesine İlişkin Beyan”ın ise sözleşme değişikliği niteliğini haiz olmadığı, kaldı ki, anılan sözleşmeye konu işin kesin kabulü yapılmak ve teminat iade edilmek suretiyle 2010 yılında fiilen sona erdiği,

-25.01.2005 tarihli “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”nde “Müteahhit”in Yaşar Ötnü ve Memet Sait Çakal olarak ayrı ayrı belirtildiği, Türk Borçlar Kanununun 620 nci maddesinde adi ortaklık sözleşmesinin, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme olarak tanımlandığı dikkate alındığında, Yaşar Ötnü ve Memet Sait Çakal’ın kat/arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini yürütmek üzere kurdukları ortaklığın hukuken adi ortaklık olarak kabul edilebileceği, ancak adi ortaklık sözleşmesi bir şekil şartına bağlı olmadığından, sözlü ya da iradeyi ortaya koyan davranışlarla da kurulabildiğinden ortaklığın bir yazılı sözleşmeye bağlanmamış olabileceği,

-Bununla birlikte, kat/arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde müteahhid olarak taraf olan Yaşar Ötnü ve Memet Sait Çakal’ın birlikte müşterek ve müteselsil sorumlu olduklarının düzenlendiği,

– Buna karşın Yaşar Ötnü ve Memet Sait Çakal arasındaki ortaklık oranının ortaklığın iç işleyişini ilgilendiren bir durum olarak karşımıza çıkacağı, bu ortaklığın yüklenmiş olduğu sözleşme nedeniyle elde edeceği deneyimin ne şekilde değerlendirilmesi gerektiği de ihale hukukunu ilgilendiren bir husus olduğu, yine; Türk Borçlar Kanununun 621 ila 623 üncü maddeleri uyarınca, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa katılım paylarının, ortaklığın amacının gerektirdiği önem ve nitelikte ve birbirine eşit olmak zorunda olduğu, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payının, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşit olduğu,

-Bununla birlikte; isteklilerin kamu ihalelerine katılımda ortaklık oranlarını önceden beyan ettikleri, ihalelere katılımda ise 4734 sayılı Kanunun 5 inci maddesinde öngörülen temel ilkeler ve bu kapsamda özel sektöre gerçekleştirilen işlerle kamuya taahhüt edilen işlerin yüklenicileri arasında rekabetin sağlanması ilkesine de hizmet edecek şekilde bir sonuca varılması gerektiği dikkate alındığında, sözleşmesinde ve/veya eki belgelerde adi ortaklık oranlarının belirlenmediği durumlarda, Türk Borçlar Kanunundaki genel hükümlerden hareketle ortaklık oranlarının ihalelere katılımda eşit olarak belirlenmesinin ve düzenlenecek iş deneyim belgesinde de bu şekilde belirtilmesinin, hakkaniyete uygun, objektif ve amaca uygun bir yorum tarzı olacağı, zira kat/arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinden elde edilen deneyimin iş deneyimi olarak kabul edilmesinde de gerek Danıştay içtihatlarında ve gerekse de Kurum tarafından hazırlanarak yürürlüğe konulan düzenlemelerde benzer gerekçelerin göz önünde bulundurulduğu, bu oranın adi ortaklık tarafından sözleşme sonrasında tek taraflı olarak veya salt taraf iradelerine bağlı olarak beyan edilerek belirlenmesinin, temel ilkeler açısından uygun bir sonuç doğurmayacağı, kaldı ki; isteklilerin basiretli birer tacir olarak hareket ederek özel sektörden elde edecekleri deneyimler açısından da ilgili mevzuat hükümlerini gözetmeleri gerektiği değerlendirilmektedir.” ifadelerine yer verildiği görülmüştür.

Hukuk Hizmetleri Dairesi Başkanlığının sözleşmesinde ve/veya eki belgelerde adi ortaklık oranlarının belirlenmediği durumlarda, Türk Borçlar Kanunundaki genel hükümlerden hareketle ortaklık oranlarının ihalelere katılımda eşit olarak belirlenmesinin ve düzenlenecek iş deneyim belgesinde de bu şekilde belirtilmesinin uygun olacağı yönündeki görüşü doğrultusunda, başvuru sahibi istekli tarafından sunulan iş deneyim belgesinde esas alınabilecek tutarın tespitinde yalnızca sözleşmeye konu iş kapsamında baştan sona yapılan A, B ve C1 bloklarının esas alınması, halinde 2.250.702,33 TL tutarında bir bedele ulaşıldığı, söz konusu bedelin güncellenmesiyle ulaşılan tutarın 39.064.857,34 TL olduğu, Yönetmelik’in 46’ncı maddesi gereği söz konusu bedelin % 60’ının 23.438.914,40 TL olduğu, söz konusu tutarın başvuru sahibi Mehmet Sait ÇAKAL’ın sözleşme konusu iş kapsamındaki hisse oranının %50 olduğunun kabulü halinde % 50’sinin 11.719.457,20 TL olduğu, başvuru sahibinin başvuruya konu ihaledeki teklif bedelinin 13.420.873,20 TL olduğu dikkate alındığında söz konusu isteklinin karşılaması gereken tutarın 10.736.698,56 (13.420.873,20×0,8) olduğu, bu kapsamda 11.719.457,20 TL’lik iş deneyimi tutarının ihale dokümanında öngörülen kriterleri karşıladığı tespit edilmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri, tespit ve değerlendirmeler ile Hukuk Hizmetleri Dairesi Başkanlığının görüş yazısı bir arada değerlendirildiğinde, Yaşar Ötnü ve Memet Sait Çakal’ın başvuruya konu iş deneyim belgesine esas kat/arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini yürütmek üzere kurdukları ortaklığın hukuken adi ortaklık olarak kabul edilebileceği, Türk Borçlar Kanunu uyarınca, sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa katılım paylarının, ortaklığın amacının gerektirdiği önem ve nitelikte ve birbirine eşit olmak zorunda olduğu, bu oranın adi ortaklık tarafından sözleşme sonrasında tek taraflı olarak veya salt taraf iradelerine bağlı olarak beyan edilerek belirlenmesinin temel ilkeler açısından uygun bir sonuç doğurmayacağı, bu çerçevede sözleşmesinde ve/veya eki belgelerde adi ortaklık oranlarının belirlenmediği durumlarda,

Türk Borçlar Kanunundaki genel hükümlerden hareketle ortaklık oranlarının ihalelere katılımda eşit olarak belirlenmesinin ve düzenlenecek iş deneyim belgesinde de bu şekilde belirtilmesinin uygun olacağı anlaşılmakta olup, başvuru sahibi istekli tarafından sunulan iş deneyim belgesinde esas alınabilecek tutarın tespitinde yalnızca sözleşmeye konu iş kapsamında baştan sona yapılan A, B ve C1 bloklarının esas alınması ve başvuru sahibi Mehmet Sait ÇAKAL’ın sözleşme konusu iş kapsamındaki hisse oranının %50 olduğunun kabulü halinde ulaşılan iş deneyimi tutarının ihale dokümanında öngörülen kriterleri karşıladığı, bu itibarlar başvuru sahibinin iddiasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Mehmet ATASEVER

S.B. Strateji Geliştirme E. Bşk.

KİK E.  Üyesi

İknada Lüks Etkileri

Günlük hayatta tüm satın alma deneyimleri, daha fazla alışveriş yapmak ve tüketmek için tasarlanmıştır. Bu nedenle alışveriş yaparken kendimizi, ihtiyacımız olduğuna ikna edildiğimiz başka ürünleri almak üzereyken bulabiliriz.

İhtiyaçlar demişken; konu hakkında lüks ile ihtiyaç arasındaki farkı ayırt etmek gerekir. İhtiyaçlar: “Sonsuz, nesnel, sürekli ve zorunluluklarla belirlenir.” Yeme, içme, barınma gibi her şey ihtiyaçlar arasındadır. Lüks ise tamamen algısal bir davranış olup cep telefonundan saate, ayakkabıdan çantaya, kıyafetten aksesuarlara, arabadan eve kadar aklınıza gelebilecek her yerde kendini gösteren aşırı, ayrıcalıklı ve gösterişli bir yaşam biçimi olma durumudur.

Lüks materyalizm ve duygularla ilgili olduğu gibi hazcı (hedonik) tüketime daha yakındır. Bazıları ise beklentiler, hayaller ve özlemler ile ilgilidir. Örneğin insan için ekmek bir ihtiyaçken, ünlü bir restoranda yemek bir lükstür.

Lüks etkilerini insanlar sınıf (statü) atlama aracı, gösteriş ve nadir de olsa farkındalık için kullanmaktadır. Bu noktada Lüksü iyi tanımamız strateji gütmemiz için gereklidir.  Lüks öncelikle “nadir” olmalıdır. Çünkü lükse erişmek ne kadar zor olursa, o oranda insanda arzu uyandırmaktadır. Bu durum iknada Kıtlık İlkesiyle de eşleşir. İnsanlar az ve yasak (nadir) olanı elde etmeyi daha fazla isterler.

Lüks bir marka olmalıdır. Tasarımı, fiyatı, kalitesi, alıcısı gibi her şeyi ile özel olmalıdır. Örneğin televizyonlarda lüks diye tabir edilen markalara ait reklam verilmemesi bu durumdan kaynaklıdır. Ferrari’nin sahibi Piero Ferrari’ye, neden TV reklamı yapmadıkları sorulduğunda verdiği cevap oldukça manidardır. ‘‘Çünkü bizim müşterilerimiz televizyon izleyerek zaman kaybetmez” der.

Bilimsel yönden Lüks Etkileri üç farklı kavram ile anlatılmaktadır. Bunlar Diderot, Veblen ve Züppe Etkileridir.

Diderot Etkisi’nin ilginç bir hikayesi vardır. 1765 yılında Fransız filozof Denis Diderot’un yaşadığı maddi sıkıntılar sonucu Rus İmparotoriçesi Catherine’nin, Diderot’un kütüphanesini satın alması ve yardım amaçlı tekrar kütüphaneyi Diderot’a bağışlaması daha sonra da 25 yıllık maaşını peşin ödemesiyle başlayan etki aslında bir tüketim bağımlılığıdır.

Diderot yaşadığı maddi sıkıntıların ardından parayı bulunca önce kendisine şık bir kırmızı sabahlık alır. Ardından sabahlıkla uyumlu olması için evdeki eşyalarını değiştirir. Bu değişimler git gide alışveriş çılgınlığına döner ve işler kontrolden çıkar. En sonunda Diderot’un bütün parası tükenir ve eskisi gibi yeniden borçlanmaya başlar. Alışveriş sarmalından çıkıp eski haline dönen ve borçlandıktan sonra aklı başına gelen Diderot konu hakkında ‘‘Eski sabahlığım için pişmanlık’’ adlı bir yazı yazar.

Kırmızı renkli …… markalı bir ayakkabı aldınız, eve geldiniz ayakkabıya uyumlu pantolon ve gömleğinizi giydiniz ancak kemer ve çantanızın rengi ve markası ayakkabınıza uyumlu olmadı. Tekrar mağazaya gidip ayakkabının kombin devamı olan aynı renk ve markada çanta ve kemeri almanız Diderot Etkisi altında kaldığınız anlamına gelir.

Veblen Etkisi “Gösteriş Tüketimi” olarak da bilinir. Orta gelirli kişilerin kendini statü sahibi hissetmek için bütçesini aşan ürünleri tercih etmesidir. Burada amaç ürünün kalitesi ya da fonksiyonu değil statü sahibi olmak ve buna sahip olmanın verdiği tatmindir.

Günümüzde, maaşının 5 katı fiyatına cep telefonu satın alanları Veblen Etkisi altında kalanlar olarak tarif edebiliriz. Gelir durumu iyi olmadığı halde, bütçeyi aşan harcamaların yapılmasıdır. Veblen malları ise, fiyat arttıkça talebin arttığı mallardır. İyi bir restoranda pahalı ürünlerin ucuz ürünlere göre daha fazla talep görmesi Veblen Etkisinden kaynaklıdır.

Snob (Züppe) Etkisi ise insanlar kendilerinden daha yüksek statüde bulunan kişilere özenir ve onlar gibi olmak için psikolojik olarak bütçelerini aşan çılgınca harcamalar yaparlar. Bu davranış şekli, tüketim toplumunda kendilerini diğer kişilere kabul ettirme çabası olarak yorumlanır. Yüksek gelirli insanların kendilerini daha ayrıcalıklı hissederek, düşük gelirli insanların alamayacağı ve kullanamayacağı ürünleri satın almaları kendilerini üstün görmeleridir.

Örneğin, şehrin en özel yerinde ve çok pahalı bir restorana düşük gelirli kişiler gidebiliyorlarsa, yüksek gelirli kişiler Snob Etkisinden kaynaklı züppelik yaparak oraya gitmezler. Günümüzde hiçbir şeyin basitçe tüketilmediği, tamamen bir amaç için satın alındığı, neyin ihtiyaç olup neyin olmadığını bilmediğimiz çağımızın belası; aslında Züppe Etkisi.

Gösteriş tüketimi düşük gelirli insanların statülerini yüksek göstermek amacıyla yaptıkları pahalı harcamaları, züppe etkisi ise yüksek gelirli insanların durumlarını iyi göstermek için yaptıkları gereksiz harcamaları anlatıyor. Bahsettiğim lüks etkilerinin hepsi iknada birer güç, statü ve ayrıcalık simgesidir. Güç kurmanın arkasındaki ana dürtü, başkaları üzerinde üstünlük kurmak, güçlü olmak ve güçlü olduklarını onlara göstermektir. Bu sayede insanları kendi istekleri doğrultusunda yönetmektir. Bu da iknada egodur.

Bu ego tarihte sahip-köle ilişkisi olarak bilinen düzenin günümüzdeki modernize olmuş halidir. Artık parası olan ve her şeye kolay ulaşabilen, lüks ürünler kullanan kişilere sahip denilirken, statüsü, parası, arabası, kıyafeti iyi olmayan kişilere maalesef köle denilmektedir. Dolayısıyla günümüzde sahipler kölelere lüks semboller aracılığıyla üstünlük sağlamaktadır.

Hatırlanması gereken bir şey varsa oda; gerçek güçlü insanlar her türlü zorluk karşısında mücadele eden, cesaretli, çalışkan ve dayanıklı kişilerdir. Gerçek güç kişinin kendisini yetiştirmesi, geliştirmesi, eğitmesi ve öğrendiklerini uygulaması faydalı olmasıyla ilgili bir kavramdır. Maalesef hiçbir sahiplik ve lüks insanı gerçekten güçlü kılmaz. Gerçekte kişiler güçlerini de makamlarından, mevkilerinden, paralarından, çevrelerinden ya da unvanlarından değil, kendilerinden alırlar.

Yazımın sonunda ikna kavramı hakkında herkese birkaç şey hatırlatmak isterim. İkna edilen birçok insanın sadece bir yönden ikna olmadığı, bunun tersine yüksek benlik, özsaygı, aidiyet, özgüven ve motivasyonu arttırdığını düşündüğü lüks ürün ya da hizmete göre de ikna olduğu da gözlemlenmektedir.

Aklınızda bulunsun; ‘‘İkna mesajları masum amaçlar için kullanıldığında “ikna sanatına”, çıkarlar için kullanıldığında “manipülasyona” dönüşür.’’

İKNACI

Mustafa AVCI

Uluslararası Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı 80 Ülkeden Ziyaretçi ile Açıldı

68. Uluslararası Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı AYSAF, sektörün çatı kuruluşu Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği AYSAD ve Artkim Fuarcılık iş birliği ile dünyanın dört bir yanından gelen, ayakkabı yan sanayi malzemeleri, deri, suni deri, tekstil, taban, ökçe, aksesuar, makine, kimyasal ve kalıp üreticilerinin de aralarında olduğu 36 iş kolunu bir araya getirmeye hazırlanıyor. Sektöründe, Avrasya’nın 1., Avrupa’nın ise 2. en büyük fuarı olan AYSAF’a 327 firma katılıyor. 80’den fazla ülkeden 15.000’in üzerinde kişinin ziyaret etmesi beklenen fuar 6 Mayıs 2023 tarihine kadar açık kalacak.

Çin’de yaşanan tedarik sorunlarının ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından gerek Türkiye’nin coğrafi konumu gerekse de sektörün fiyat-kalite dengesi neticesinde 2022 yılında 500 milyon çift ayakkabı üretim rakamına ve 1,3 milyar dolar ihracat hacmine ulaşan ayakkabı yan sanayinin 2023 yılını 600 milyon çift ayakkabı üretimi ve 1,7 milyar dolar ihracat ile tamamlaması bekleniyor.

Açılış töreninde konuşan ARTKİM Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Yaman, “Ticaret Bakanlığı organizatörlüğünde ve İDMİB koordinatörlüğünde düzenlenen Alım Heyeti sonucunda Fildişi Sahili, Moldova ve Hırvatistan’dan 8 firma alım yapmak için fuarımızda bulunuyor. AYSAD ve ARTKİM ile beraber yaptığımız sektörel Alım Heyeti Organizasyonumuzla İtalya, Ukrayna, Rusya, Hindistan, Mısır, Özbekistan, Ürdün, Cezayir, Fas, Filistin, Tunus, Lübnan, Gürcistan ve Kosova’dan 37 firma fuarımızda olacak. Umuyoruz ki, bütün bu çabalarımız katılımcı firmalarımızı mutlu eder. Amacımız, her sektörden üreticiyi desteklemek, bir araya getirmek, gelişimlerine destek olmak. Fuarlar bunlar için iyi birer vesileler. Bu yıl sanayiyi, sanatı ve sosyal sorumluluğu AYSAF çatı altında birleştirdik. Sanat ile iç içe bir yaşamı benimsememiz lazım. Bu yıldan itibaren düzenlediğimiz fuarlarda sanatın yeri artık daha fazla olacak.” Dedi.

AYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Sait Salıcı, “Depremin ilk haftası sektörümüzün yüce gönüllü mensupları tarafından gönderilen yaklaşık 100 bin çift ayakkabıyı deprem bölgelerine ulaşmasını sağladık. Sektörümüzün de en ağır kaybı aldığı bölge olan Hataya da dernekler ve vakıf olarak makine teçhizat yardım kampanyası başlattık; ilk olarak bayram öncesi 3 tır makine sevk ettik ve 100’e yakın üreticinin üretime başlamasını sağladık. Sektörümüzü tekrar canlandırmak adına elimizden gelen yardımları yapmaya devam edeceğiz.

2021 yılında 1 milyar dolarlık ihracat rakamının üzerine çıkan sektörümüz 2022 yılında 1 milyar 218 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. 2022 yılının son çeyreğinde enflasyonist ortamın çok fazla hissedildiği para politikalarının sıkılaştırıldığı döneme girdik ve 2023 yılının ilk 3 ayında etkisini ihracat da azalma ithalat da artış olarak gösterdi. İlk 3 ayda ayakkabı ithalatı yaklaşık yüzde 120 oranında arttı.

Son çeyrekte bizler yan sanayi firmalarımız ile bir araya gelerek ihracat müşterisinin tekrar uzak doğuya doğru gideceğinin sinyallerini verdik fiyatlamalar da elimizi taşın altına koymamız gerektiğini anlattık. Görüştüğümüz yan sanayicilerin birçoğu duyarlılık gösterdi ve fedakarlık yaptı. Aynı şekilde ayakkabı derneği ve üyelerinin birçoğu fedakarlık yaptı. Şimdi fedakarlık yapma sırası zincir mağazalarda. Yerli üreticiyi koruyalım, yerli üretici her zaman lazım.” dedi

Sergiler, enstalasyonlar, paneller ve konferans programı ile renklenecek AYSAF Fuarı’nda, Kolombiya’da düzenlenen Uluslararası Ayakkabı ve Deri Fuarı’nda 9 saat 40 dakika 32 saniyede en hızlı ayakkabı koleksiyonu oluşturma rekoru kırarak Guinness Rekorlar Kitabına giren ve ayrıca Asist Dünya Rekorunu kazanan Alexander Moreno da tasarım şovu gerçekleştirdi.

Kişilerin Dijital Medyada Yer Alan Geçmişine Ait Bilgileri Nasıl Silinir ?

Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesi ile birlikte internet kullanımı da hayatımızın bir parçası haline gelmiştir. Özellikle bilgi edinmek, alışveriş yapmak, paylaşımda bulunmak amacıyla günde defalarca arama motorları aracılığı ile sisteme erişim sağlanmaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen verilere göre 4 milyardan fazla internet kullanıcısı ve 1 buçuk milyardan fazla internet sitesi bulunuyor[1]. Web arama motoru veya internet arama motoru, web’de sistematik bir şekilde internet kullanıcılarının istedikleri bilgilere anında erişebilmek için sıkça kullandıkları bir yazılım türü olarak tanımlanmaktadır. Arama motorlarının birincil işlevi internette veya internetin bir kısmında bulunmuş olan verileri bir araya getirmek ve raporlamaktır[2].

Google, Yandex, Yahoo ve Bing gibi arama motoru işletmecileri esas itibariyle veri kayıt sisteminin bir parçası olarak otomatik, düzenli ve sistematik bir biçimde internette yayınlanan bilgileri bulmakta, daha sonra kendi indeksleme programları çerçevesinde alıp, kaydedip, organize edip kişisel verilerin arama sonuçlarının listesini düzenlemekte, sunucuları üzerinde saklamakta, belirli durumlarda açıklamakta ve kullanıcılarına sunmaktadır. Bundan dolayıdır ki, arama motorları tarafından gerçekleştirilen bu tür faaliyetler 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun 3 üncü maddesi kapsamında, ‘kişisel veri işleme” faaliyeti olarak değerlendirilmektedir. Bilgiye erişimin kolaylaştığı günlük hayatımızda kişisel verilerimize erişim de bir o kadar kolaylaşmıştır. Bu durum kişilik haklarımıza saldırıyı açık hale getirdiği gibi özel hayatın gizliliği ilkesinin ihlal edilmesi riskini de artırmıştır.

Nitekim, veri sahibi olan ilgili kişinin arama motorları üzerinden kendi adı ve soyadı ile yapacağı bir arama sonucunda gösterilen sonuçların indeksten çıkarılmasına yönelik talebinin, arama motoru işleticisi şirketlerden talep etme hakkı bulunmaktadır. Bu kapsamda özelliğini yitirmiş bilgilerin unutulma hakkı kapsamında ortadan kaldırılmasının talep edilebileceği kabul edilmektedir.

Arama motoru işletmecileri, üçüncü taraflara ait internette topladıkları verilerin işlenmesinin amaç ve vasıtalarını belirledikleri için veri sorumlusu sayılmaktadır. Bu nedenle 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde verisini işledikleri ilgili kişiler tarafından yapılan başvuruları en kısa sürede ve en geç otuz gün içinde cevaplamakla yükümlü kılınmışlardır (6698/m.13/2). Aksi halde, bu gibi durumlarda ilgili kişiler Kişisel Verileri Koruma Kurumuna başvurabilecekleri gibi aynı zamanda konuyu yargıya da taşıyabileceklerdir.

Elbette ki, başvuru sahibi olan ilgili kişiler arama sonuçlarının indeksten çıkarılmasına ilişkin taleplerini öncelikle arama motoru işletmecilerine iletmelidirler. Veri sorumlusu arama motoru işletmecileri söz konusu talepleri reddeder veya başvuru sahibine en geç 30 gün içinde cevap vermezse, ilgili kişiler Kişisel Verileri Koruma Kuruluna şikâyette bulunma hakkına sahiptirler.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 23.06.2020 tarih ve 2020/481 sayılı Kararında arama motorlarından ad ve soyadı ile yapılan aramalarda kişinin kendisiyle bağlantılı sonuçlara ulaşılmamasını isteme hakkının indeksten çıkarılma talebi değerlendirilmiş ve konu “Unutulma Hakkı” bir üst kavram olarak ele alınarak Anayasanın m.20/3 hükmü ile 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun m.4, m.7 ve m.11’de ve Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmeliğin m.8’de yer verilen düzenlemeler çerçevesinde değerlendirilme yapılmıştır.

6698 sayılı Kanun m.4’de kişisel veri işleme ilkeleri, m.7’de, kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hâle getirilmesine ilişkin hususlar, m.11’de ise, veri sahibi kişinin hakları düzenlenmiştir. Bununla birlikte, Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik m.8’de de, “Kişisel verilerin silinmesine, yok edilmesine veya anonim hâle getirilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu, başvuruyu değerlendirirken,  veri sahibi olan ilgili kişinin arama motorları üzerinden kendi adı ve soyadı ile yapacağı bir arama sonucunda gösterilen sonuçların indeksten çıkarılmasına yönelik talebinin, ilgili kişinin temel hak ve özgürlükleri ile kamunun söz konusu bilgiyi edinmesinden sağlayacağı menfaatler arasında bir denge testi yapılmasını ve yarışan menfaatlerden hangisinin ağır bastığının gözetilmesinin önemini vurgulamıştır.

Kişilerin dijital medyada yer alan geçmişine ait bilgilerin, yok edilmesini isteme hakkı unutulma hakkı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Unutulma hakkı, bireyin dijital geçmişte yer alan fotoğrafı, kimlik bilgisi, adresi ve diğer kişisel içeriklerinin kendi talebi üzerine bir daha geri getirilemeyecek biçimde ortadan kaldırılması ve daha fazla yayılmasını önleme hakkı şeklinde tanımlanmaktadır. Unutulma hakkı,  aynı zamanda kişinin onurunu, kişisel gelişimini ve kişisel verileri üzerindeki tasarruf hakkını yakından ilgilendiren başta anayasal düzenlemeler ile korunan insan hakları ile yakın ilişki içinde olan bir haktır.

Türk hukukunda unutulma hakkı henüz düzenlenmiş değildir. Ancak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.06.2015 tarihli 2014/4-56E. 2015/1679 K. sayılı kararı ve hemen akabinde Anayasa Mahkemesi’nin 03.03.2016 karar tarihli 2013/5653 Başvuru sayılı kararı ile tanınmıştır. Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında güncellik ölçütünü esas alarak, özelliğini yitirmiş bilgilerin unutulma hakkı kapsamında ortadan kaldırılmasının talep edilebileceğini kabul etmiştir. Kişisel Verileri Koruma Kurulu da konuyla ilgili son kararında unutulma hakkını üst bir kavram olarak değerlendirerek Anayasa m.20/3 ,  6698 sayılı Kanun m.4, m.7 ve m.11’e atıf yaparak değerlendirmelerde bulunmuştur[3].

Sonuç olarak, kişilerin dijital medyada yer alan geçmişine ait bilgilerin yok edilmesini isteme hakkı unutulma hakkı çerçevesinde değerlendirilmekte ve unutulma hakkı; bireyin dijital geçmişinde yer alan fotoğrafı, kimlik bilgisi, adresi ve diğer kişisel içeriklerinin kendi talebi üzerine bir daha geri getirilemeyecek biçimde ortadan kaldırılması şeklinde tanımlanmaktadır. Unutulma hakkı, aynı zamanda kişinin onurunu, kişisel gelişimini ve kişisel verileri üzerindeki tasarruf hakkını yakından ilgilendiren bir haktır. Veri sahipleri, arama motorları üzerinden kendi ad ve soyadı ile yapılacak aramalar neticesinde gösterilen sonuçların indeksten çıkarılmasını veri sorumlusu arama motoru işleticisi şirketlerden talep edebilir, talep ilgili şirketlerce reddedilir veya talebe cevap verilmezse, ilgili kişi, Kişisel Verileri Koruma Kuruluna başvurabilir ve aynı zamanda doğrudan yargı yoluna da gidebilir.

Lütfi İNCİROĞLU

[1] https://www.vargonen.com/blog/arama-motoru-nedir/Erişim tarihi: 02.05.2023.

[2] Vikipedi. Erişim tarihi:02.05.2023

[3] Dijital Medya ve Unutulma Hakkı https://www.kilinclaw.com.tr/dijital-medya-ve-unutulma-hakki/ Erişim tarihi:24.01.2023.

 

Türk Lirası Pozisyonunda Kalan Yatırımcılar Döviz Kurları Patladığında Ne Yapacaklar ?

Aklıma Hiç de İyi Şeyler Gelmiyor ?

TCMB’nin liralaşma politikaları çerçevesinde TRL’den başka hiçbir dövize ve altına yaşam hakkı tanınmıyor adeta. Çeşitli genelgelerle gerek bankalara, gerekse döviz piyasalarına direk veya dolaylı olarak müdahale yapılmaya devam edilmektedir. Elinde veya pozisyonunda döviz bulunduran şirketlerin dövizlerini belli bir seviyenin altına getirmeleri istenmektedir.

BDDK, Döviz Varlığı 15 Milyon TL’yi Aşan Şirketlerin Kredi kullanamayacağını Açıkladı: “Bu Karar Bir Nevi Sermaye Kontrolü”

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), bugün piyasalar kapandıktan sonra yaptığı açıklamayla şirketlerin bankalardan TL kredi kullanımına sınırlama getirdi. Döviz varlığı 15 milyon TL’yi geçen şirketler banka kredisi kullanamayacak, 15 milyon TL’nin altında olanlar ise bu durumu belgeleyecek ve BDDK tarafından belirlenen kurallara uyacağını taahhüt edecek. Ekonomistler bu düzenlemeyi “bir nevi sermaye kontrolü” olarak değerlendirdi.

Kaynak: https://medyascope.tv/2022/06/24/bddk-doviz-varligi-15-milyon-tlyi-asan-sirketlerin-kredi-kullanamayacagini-acikladi-bu-karar-bir-nevi-sermaye-kontrolu/#:~:text=E%C4%9Fer%2015%20milyon%20TL’yi,s%C3%B6z%C3%BC%20vererek%20TL%20kredi%20kullanabilecek.

Konunun sadece bir paragrafla sınırlı olmadığı ve daha uzun ve detaylı açıklamaların mevcut olduğunu da söylemem gerekir. Ancak fazla detaylara girmek istemediğimden dolayı sadece ana başlık altında konuyu dile getirdim.

Haziran 2022 ayında yürürlüğe konulan şirketlerin dövize olan eğilimlerinin önüne geçişin adımlarından biri bu şekilde atıldı. Ancak dövizden uzaklaşma bununla da kalmadı, KKM – Kur Korumalı Mevduatlar için faiz üst sınırı serbest bırakıldı.

Döviz İçin Alınan Kararlar Dövizi Çığırından Çıkarttı

Bir dizi kararlar alındı ihtiyaç sahiplerini ve tasarrufçuları dövizden uzaklaşmak adına.  Bilhassa bankalar üzerinde kurulan kontroller daha da sıkılaştı. Dövizden uzaklaştırmak adına TCMB’nin attığı her adım, dövizi ateşlemeye başladı.   Alış ve satış kurları arasında bindelerle ölçülen minimal kur makasının bugünlerdeki farkı ise % 3, % 4, % 5, % 6’lar civarında dolaşmaya başladı.

Şöyle ki;

Ayşe Teyze elindeki USD.100.-lık efektifini bankadan bozdurmak ve karşılığında Türk Lirası almak istediğinde,

  • Bankanın ilani döviz kuru USDTRL C/19.43 olmasına rağmen, Ayşe teyzenin dövizini banka C/19.30’dan Türk Lirasına çevirmektedir. İlani kurdan daha aşağı.

Ayşe Teyze elindeki Türk Lirasını bankaya verip USD.100.-lık efektif satın almak istediğinde ise;

  • Bankanın ilanı efektif satış kuru USDTRL C/20.50 + vergiler civarına kadar yükseldi. Tabii bankalar döviz satmaya istekli ise. Serbest piyasa ise tam bir facia oldu ve döviz alış ile atış kurları arasındaki kur makası oldukça çok açıldı. Ayşe Teyze serbest piyasadan döviz alsa kurlar anlık değişim göstermektedir. Hangi kurdan döviz alacağı belli değil Ayşe Teyzenin.

Döviz Piyasalarındaki Rüzgar Fırtınaya Dönüşüyor

Döviz piyasalarında önceleri sağlıklı ve makul fiyatlar vardı. Dövizdeki oluşan fırtına arttıkça döviz kurlarındaki fiyatlama çeşitliliği de artmaya başladı.

Şöyle ki;

  • TCMB’nin gösterge niteliğindeki kurlar
  • TCMB’nin ihracatçılardan aldığı % 40 zorunlu döviz devri için uygulanan kur
  • Bankalar arası kurlar
  • Bankaların döviz alış kuru (o bankanın döviz pozisyon ihtiyacına göre değişkenlik gösterir
  • Bankaların döviz satış kuru (o bankanın döviz pozisyon ihtiyacına göre değişkenlik gösterir)
  • Bankaların müşterinin kurumsal veya bireysel olduğuna göre çeşitli döviz alış satış fiyatı sunar
  • Serbest piyasa alış ve satış kurları
  • Malını vadeli satan ihracatçıların uyguladıkları döviz alış kurları

Ben bu karmakarışık fiyatlamanın sonunu pek iyi görmüyorum. 1994, 2001 yıllarında da benzer krizi yaşadım. O zamanlar bankacı idim. Her sorunun bir faturası olacak elbet. Bugünlerde serbest piyasada oluşan döviz fiyatları maliyetlere yansıtılmış durumdadır. Farklı isimlerde de olsa hizmet ve ürünlerin fiyatları yukarı doğru hareketlenmiş durumdadır.

1994 ve 2001 Krizi

Demirbank ve 2001 Krizi

Demirbank’ın patronu Halit Cıngıllıoğlu, yakın arkadaşı Tansu Çiller’in iktidarı döneminde bono üzerine riskli hamlelerde bulunup yüksek kar elde etmiştir. Faizler düşerken elinde büyük miktarda hazine bonosu bulunduran Demirbank bunu diğer bankalardan aldığı gecelik borçlar ile ödemekteydi. Faizler düştükçe elinde bulundurduğu yüksek faizli bonolar sayesinde büyük miktarda kar yazmıştır. Aynı olayı 2000’li yıllarda da yapmaya devam eden Demirbank yönetimi, ellerinde hazine bonosu tutup bunu diğer bankalardan aldığı gecelik borçlanma ile ödemeye devam etmekteydi. Buna rağmen likidite krizi borç bulmayı daha zor hale getirdi. Anayasa kitapçığı ile gecelik borçlanma maliyetlerinin yüzde 7500’lere varması ise Demirbank’ı en sarsan durum oldu. Elde daha düşük faizli bonolar için dışarıdan bulunması gereken paranın faizi oldukça yükseldi.

Kumar bu sefer tutmamıştı.

Kaynak ve yazının tamamı: https://www.yatirimkredi.com/demirbank-ve-demirbankin-batmasi-olayi-nedir.html

Demirbank 2001 döviz krizinde yanlış ata oynadı ve kaybetti.

Bugünkü Liralaşma Politikası Çerçevesinde Elindeki Dövizi Satan Sanayicilerin Durumu

Baskılanan döviz kuruna rağmen böylesine döviz kurları piyasasının oynaklığı ve yüksekliği, tek haneli gösterge faiz olan % 8.50’e rağmen piyasada oluşan % 35’den % 50’e kadar faizler, döviz kurlarındaki resmi ve gayri resmi piyasa fiyatları ile alış satış kurları arasındaki anormal kur makasının sonunu pek iyi görmüyorum.

Senaryo;

Döviz fiyatları patlarsa, döviz kuru fiyatları kontrolden çıkarsa, faizler de yükseltilmek zorunda olursa, piyasada bankalardan tutun da sanayiciler döviz ihtiyacını karşılamak için neleri feda edecek? Sadece kur farkından dolayı bilançosunda ağır yaralar görecek olan sanayici firmaların ne kadarı ayakta kalacak? Dövizden Türk Lirasına dönen sanayiciler, Türk Lirasından tekrar dövize dönmek zorunda kaldıklarında karşı karşıya gelecekleri kur farkı zararlarının boyutu ne kadar büyük olacak? Tahmin edebilir misiniz?

Bu yazımda söz ettiğim “Demirbank ve 2001 krizi” aklıma geliyor doğal olarak. Döviz krizi varken Demirbank Türk Lirasında kaldı ve battı. Bugün bankaların durumu biraz daha farklılık göstermekle birlikte, yüksek faiz uygulayan bankaların TCMB’nin düşük faizli bonosunu almak zorunda olduğu bugünkü piyasa ile karşı karşıyayız. % 8.50 faizli bu bonoları alan bankalar, yarın faizler yükseldiğinde, döviz fiyatları arttığında bankalar aldıkları bonolardan kesinlikle zarar edeceklerdir.

Dövize baskı, faize baskı, enflasyon rakamlarının çarşı Pazar fiyatlarını yansıtmamasının bedelinin bir faturası elbette olacak. Bu faturayı hep birlikte ödeyeceğiz. Piyasa gül bahçesi gibi değil kesinlikle.

Reşat BAĞCIOĞLU

ICC – International Chamber of Commerce

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi

 

sdfsdf

Şefkatli Liderlik

“Şefkat ve merhamette güneş gibi ol”… MEVLANA

İnsanın en önemli değer olduğu çağımızda şefkat her açıdan çok kıymetli bir hale geldi. Gelecekte de dijitalleşme başta olmak üzere pek çok nedene bağlı olarak yaşanacak gelişmeler şefkatin öneminin daha da derinden hissedileceğini gösteriyor.

Şefkat kısaca acıya verilen bilge bir yanıttır. Kalbe dokunmaktır. Tüm insanların isteseler de istemeseler de, yaşamları boyunca kaçınılmaz olarak karşılaşacakları acılara, sıkıntılara, yaşlanmaya, hastalık ve ölüme ya da aklı ve ruhu zayıflatan psikolojik ve duygusal çöküşlerin sardığı ağrılara verilen bir yanıttır. Acıyı paylaşmak, anlaşmak ve fark etmektir. Kendimizin ve başkalarının çektiği acılara olan açıklığımız ve acılarımızı azaltmak için oluşturduğumuz motivasyondur. Acıyı hafifletmek için bir eylemde bulunmaktır. Acıya, ıstıraba, kedere çok biçimli verilen bir yanıttır. Acıların iyileşmesini istemektir. Cesaretin, hoş görünün, sakinliğin ipleri şefkat kumaşının içinde eşit olarak dokunmuştur. (Prof. Dr. Zümra Atalay, 2021 Şefkat 9.Baskı)

Günümüzde liderlik bir takım özel beceri ve yetenekleri beraberinde getiren nitelikli bir sorumluluk haline gelmiştir.. Bu özel beceri ve yeteneklerden biri de “şefkatli” olmaktır. Liderlikte şefkatli olmak konusu özellikle pandemiden sonra sıkça duyduğumuz bir kavram olmakla beraber değişen ve değişmeye devam eden iş dünyasının getirdiği farklılıklar, duyguyu ve insanı odağına alan liderlere ihtiyacı fazlasıyla arttırmış, şefkatli liderlik kavramı hızlıca gündeme gelmiştir.

Şefkatli Liderlik genel anlamda insanlara ilham olmak ve onları etkilemek için bir liderin kafasını ve kalbini kullanma pratiğidir. Böylece onlar da başkalarına ilham olabilir ve onları etkileyebilirler. Herkesin şefkatli bir lider olma ve şefkatli lider olma becerilerini geliştirme potansiyeli vardır. (Defne Donellan, Forbes 2022). 2018 yılında HBR’de yayınlanan bir makalede (https://hbr.org/2018/05/assessment-are -you -a-compassionate-leader), doğru araçlar bulunduğu ve kullanıldığı takdirde, lider olarak şefkatli olmanın herkesin yapabileceği bir durum olduğu belirtilmiştir. Bir lider için burada önemli olan farkındalıkla ve bütünsel bir gelişimle yol almaktır.

Şefkatli Liderlik başka bir anlamda liderin tüm otantikliğiyle yürekten ve cesaretle liderlik yapması aynı zamanda takımıyla derin ilişkiler kurmasıdır. Bu liderlik tarzında merhamet odaklı sürdürebilir bir kültürel sistem kurmak önemlidir. Çalışanlar bu tarz bir kültürün olduğu firmalarda sadakatle ve güvenle çalışır. Önemsenmenin verdiği yoğun hislerle potansiyellerini açığa çıkararak etkileyici bir performans gösterirler.  Bu nedenle Şefkatli Liderlik günümüzde sürdürülebilir bir kurum kültürünün ve etkili bir işveren markasının gereksinim duyduğu önemli bir liderlik türüdür

Şefkatli bir lider hep  “bunu nasıl daha iyi hale getiririm ?” sorusunu sorar.

Ayrıca,

  • Zihinsel, duygusal ve fiziksel açıdan çeviktir,
  • Etkili iletişim kurar,
  • Merhamet ve nezaketli bir tutum sergiler,
  • Çalışanların gelişmesine yardımcı olur. Ve onların başarılı olacağı bir kültür yaratır,
  • Tüm duyguları ve tüm kişilikleri yargısızca kucaklar,
  • Psikolojik sermayesi güçlüdür,
  • Duygusal ve ruhsal zekâsı yüksektir,
  • Empati kurar ve aktif bir dinleyicidir,
  • Takımının zihnen ve ruhen olgunlaşmasına katkıda bulunur,
  • Sürdürülebilir bir performans sağlar,
  • Tutarlı ve güvenilirdir, adalete önem verir,
  • Söyledikleri ve beden dili şefkatle uyum içerisindedir,
  • Biz diliyle konuşur,
  • Ekibine sevgi ve özenle davranarak onları anlamaya çaba sarf eder. Çözüm üretir ve sorunları çözer,
  • Sağduyuludur,
  • Takdir eder ve potansiyeli destekler,
  • Güçlü bir motivatördür.

Harvard’ın şefkatli liderliğin önemini vurgulamak için yaptığı bir araştırmada,  1.000’den fazla lidere konuyla ilgili bir anket yapılmış ve cevaplar göstermiş ki, %90 liderlik için şefkat gereklidir.

Liderler, organizasyonların temel yapı taşlarıdır. Organizasyonların her basamağında aktif şekilde rol alan, kuruma ve çalışanlara yön veren stratejik kişilerdir. Şirketin misyon, vizyon ve stratejilerinin ayrılmaz bir parçasıdırlar. Bu nedenle önemli görev ve sorumluluklara sahiptirler. Bugünün çalışma hayatında insanın önemli bir değer olduğu ve bir kurumun etkili ve yetenekli, kurum amacına hizmet eden sadık çalışanlarla yol almak zorunda olduğu aşikârdır. İşte tam da burada şefkatli liderlik kurumlara stratejik anlamda yol verecek bir kültür olacaktır. Çünkü şefkatli liderlik, liderliğe bütüncül bir bakış açısıyla bakmaktır.

Amit Ray, Kurumsal Liderlik ve Farkındalık adlı kitabında şefkatli liderliğin amacını kısa ve öz şekilde şöyle ifade eder; “şefkatli liderler insan ilişkilerinin karmaşıklığını onurlandırır, özgünlüğü besler ve bireylerin harika fikirlerinin gelişmesi için ortak zemin yaratır”.

Şefkatli bir liderliğin genel anlamda 4 temel bileşeni vardır.

  • Bağlantı kurmak ya da ilgili
  • Anlamak
  • Empati
  • Yardım etmek

Kısaca bu maddelere değinecek olursak; bağlantı kurmak ya da ilgi,  bir sorunun farkına varmak, sorunla yakından ilgilenmek ve sorunu kabul etmektir.. Anlamak, sorunu daha iyi anlamak için çeşitli yollardan ve kaynaklardan bilgi toplamaktır. Empati kurmak duygusal ve düşünsel olarak fark etmek, yardım etmek ise cesaretle eyleme geçmektir.

HBR’nin yaptığı başka bir araştırmada şefkatli liderle çalışan kişilerin %25’inin işlerine daha bağlı oldukları, %20’sinin daha fazla aidiyet hissettikleri ve %11’inin daha az tükenmişlik sendromuna yakalandıkları tespit edilmiştir.

Peki Şefkatli Lider Nasıl Olunur ?

  • Bir liderin şefkatli olma yolunda acıyı hissetmesi ve kabule geçmesi için öncelikle kendisinin öz şefkat konusunda farkındalık kazanması gerekir. Çünkü kendine şefkat göstermeyen birinin başkalarını anlaması ve başkalarına şefkatle yaklaşması mümkün değildir.
  • Şefkatli bir lider iletişim ustası olmalıdır . Karşısındaki kişiyi derinden anlamalı onunla empati kurarak aktif dinleyici rolünü üstlenmelidir. Ayrıca nezaket dilini etkili bir şekilde hissiyatla kullanmalıdır.
  • Şeffaf ve güvene dayalı bir kültürle şefkat göstererek, ekibini cesaretlendirmeli, kendi sorumluluklarını kendilerinin almasını sağlayıcı bir yol çizmelidir.
  • Geri bildirim mekanizmasını etkili bir şekilde kullanarak süreçleri yakından takip etmeli, sorun çözücü ve geliştirici çözümler üreten bir lider olmalıdır. Ekibinin yanında olduğunu davranış ve söylemleriyle hissettirmelidir.
  • Ekibinin psikolojik sermayesine yatırım yapmalı ve bu durumu desteklemelidir.
  • Ekip üyelerinin kendileri olma yolcuğunda rehber olmalıdır.
  • Acıyı, sevinci, hüznü paylaşan bir misyon edinmelidir.
  • Anlayışlı ve tutarlı olmalı ayrıca güven vermelidir.

Yukarıda saydığım özellikler dışında daha pek çok özellikten bahsedilebilir elbette. Ancak bence şefkatin altında yatan asıl güç sevgidir. Sevgi şefkati besleyen bir ışık bir su gibidir.  Bu nedenle sevgiyle ve şefkatle liderlik etmek birbiriyle iç içe geçerek ilerlemelidir.

OSHO’nun dediği gibi “Sadece şefkat iyileştiricidir. Çünkü insanın içindeki tüm hastalıklar, sevgi eksikliğinden kaynaklanır”…

Şefkatli, sevgi dolu ve bilge liderlerin çoğalması dileğiyle…

Saygı ve Sevgilerimle,

Yönetici Eğitmen ve Koç

Nurten KILIÇPARLAR

Sorumlu Kaynak Kullanımı ve Kurumsal Sürdürülebilirlik

Kurumsal sürdürülebilirlik, modern çağda ticari faaliyetlerin önemli bir çıktısı haline gelmiş durumdadır. Şirketlerin çevre ve toplum üzerindeki etkilerini en aza indirmek için faaliyetlerinde sürdürülebilir uygulamaları benimseme sorumluluğu vardır ve bu sorumluluk ürün, hizmet, sektör ve pazar fark etmeksizin her alanda genişlemeye ve derinleşmeye devam etmektedir. Kurumsal sürdürülebilirliğin kritik yönlerinden biri olan sorumlu kaynak kullanımı da tüm kuruluşların sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmada önemli görevlerinden biri haline gelmiştir. Sorumlu kaynak kullanımı, bir şirketin faaliyetlerinde kullandığı ürün ve hizmetlerini etik ve sürdürülebilir bir şekilde tedarik etmesini ifade etmektedir.

Sorumlu kaynak kullanımı, çeşitli nedenlerden ötürü kurumsal sürdürülebilir yönetimde bir temel olarak kabul edilmelidir. Tedarik zinciri yönetimindeki bu modern yaklaşım, şirketlerin operasyonlarının çevre üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmesine yardımcı olur. Şirketler tarafından kullanılan hammaddeler genellikle topraktan çıkarılır ve bunların çıkarılması, ormansızlaşma, toprak erozyonu ve su kirliliği dahil olmak üzere çevresel bozulmaya yol açabilir. İşletmeler, bu hammaddelerin etik ve sürdürülebilir bir şekilde tedarik edilmesini sağlayarak çevre üzerindeki etkilerini en aza indirebilir.

Sorumlu kaynak kullanımı, şirketlerin faaliyet gösterdiği toplulukların sosyal ve ekonomik refahını iyileştirmesine de katkıda bulunur. Etik kaynaklı ürün ve hizmetler, üretimde yer alan işçilere adil davranıldığını ve onlara adil ücretler ödendiğini gösterir. Bu da yoksulluğun azaltılmasına ve şirketlerin faaliyet gösterdiği toplulukların yaşam standartlarının iyileştirilmesine yardımcı olur.

Müşteriler ve diğer paydaşlar arasında güven oluşturmak için sorumlu kaynak kullanımı çok önemlidir. Tüketiciler, satın aldıkları ürünlerin sosyal ve çevresel etkileri konusunda giderek daha fazla endişe duymaktadır. Şirketler, sorumlu tedarik taahhüdü göstererek kendilerini rakiplerinden farklılaştırabilir ve pazarda olumlu bir kurumsal itibar inşa edebilir.

Sorumlu kaynak kullanımı uygulamaları, önemli bir zaman ve kaynak yatırımı gerektirir. Fakat elde edilen faydalar, doğrudan veya dolaylı olarak oluşacak maliyetlerden çok daha fazladır. Sorumlu kaynak bulma uygulamalarını benimseyen şirketler, itibarlarını artırabilir, yeni müşteriler çekebilir ve pazar paylarını artırabilir. Sorumlu kaynak kullanımı yaklaşımı, şirketlerin çevresel etkilerini en aza indirmelerini, çalışanlarının refahını iyileştirmelerini ve faaliyet gösterdikleri toplulukların sürdürülebilir kalkınmasına katkıda bulunmalarını sağlar.

Sorumlu kaynak kullanımı, işletmelerin tedarik zincirleriyle ilişkili riskleri yönetmelerine de yardımcı olur. Tedarik zinciri riskleri arasında tedarikçilerin iflas etmesi, doğal afetler ve düzenleyici değişiklikler gibi sorunları sayabiliriz. Tedarikçileri çeşitlendirmek ve tedarikçi performansını izlemek gibi sorumlu kaynak bulma uygulamaları, işletmelerin bu riskleri azaltmasına ve iş sürekliliğini sağlamasına yardımcı olabilir. Bu da faaliyetlerin devamlılığı ve kurumsal sürdürülebilirlik açısından büyük önem arz etmektedir.

Sorumlu Kaynak Kullanımı Politikaları

İşletmelerin, ürün ve hizmetleri etik ve sürdürülebilir bir şekilde tedarik edilmesini sağlamak için uygulayabilecekleri birçok farklı politika vardır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz

  • Tedarikçi Davranış Kuralları: Bu kurallar, tedarikçilerin bir şirketle iş yaparken uyması gereken etik ve sürdürülebilir standartları ana hatlarıyla belirtir. Bu politika, adil iş gücü uygulamaları, çevresel sürdürülebilirlik ve hammaddelerin sorumlu bir şekilde tedarik edilmesi gibi gereklilikleri içerebilir.
  • İzlenebilirlik: İzlenebilirlik, tedarik zinciri boyunca ürünleri ve bileşenlerini takip etme yeteneğini ifade eder. İzlenebilirlik politikaları uygulamak, işletmelerin tedarik zincirlerindeki etik dışı veya sürdürülemez uygulamaları belirlemesine ve ele almasına yardımcı olabilir.
  • Sertifikasyon: Sorumlu kaynak kullanımı uygulamalarına bağlılık gösteren işletmeler için birçok sertifika mevcuttur. Orman Yönetim Konseyi (FSC), Rainforest Alliance, FairTrade, Sorumlu Mücevher Konseyi (RJC), Enerji ve Çevresel Tasarımda Liderlik (LEED) bunlardan bazılarıdır.
  • Etik Tedarik: Etik kaynak bulma politikaları, ürünlerin işçileri sömürmeden veya çevreye zarar vermeden tedarik edilmesini sağlayabilir. Bu politikalar, adil ticaret sertifikaları veya tedarikçilerin yeterli çalışma standartlarına sahip olmasını sağlama gibi önlemleri içerebilir.
  • Çevresel Sürdürülebilirlik: Çevresel sürdürülebilirlik ile ilgili politikalar, tedarikçilerin karbon ayak izlerini azaltmaları veya faaliyetlerinde yenilenebilir enerji kaynakları kullanmaları için birtakım gereklilikler içerebilir.
  • Yerel Kaynak Kullanımı: İşletmeler, yerel tedarikçilerden kaynak sağlamaya öncelik vermek için politikalar uygulayabilir. Bu da ulaşım emisyonlarının azaltılmasına ve yerel ekonominin desteklenmesine yardımcı olabilir.

☐ Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Standardı Eğitimi (2 gün)

Ecovadis Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Satın Alma Sürdürülebilirlik
Sürdürülebilir Tedarik Zinciri ve Yeşil Satınalma ISO 20400 Eğitimi

ŞİRKET EĞİTİMLERİ

FABRİKANIZDA BİRE BİR (1-1) YÖNETİCİ ve GRUP EĞİTİMLERİ

Satınalma Danışmanlığı
Satınalma Danışmanlığı

Her program, işletmenizin gerçek problemlerine çözüm üretmek ve ölçülebilir sonuçlar yaratmak için hazırlanır.
Sizlerden gelen geri bildirimlerle eğitimlerimizi özgünleştiriyor, böylece her adımda somut değer katıyoruz.

Mottomuz: “Her eğitim, bir iş probleminin çözümü için tasarlanır.”

Güvenilir, verimli ve profesyonel eğitim hizmetleriyle yanınızdayız. Dolu dolu, güler yüzlü eğitimler dilerim.

Prof. Dr. Murat Erdal 

Türkiye’nin Her Yerinde Bire Bir (1-1) Yönetici Ekibi ve Şirket Eğitimleri

Eğitim içeriklerini görmek için başlıkları tıklayınız.

☐ Stratejik Satın alma Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Müzakere Teknikleri ve Pazarlık Becerileri (İleri Seviye) Eğitimi (2 gün)

☐ ISO 37001 Rüşvetle ve Yolsuzlukla Mücadele Yönetim Sistemi Standardı Eğitimi

☐ Satınalma Süreçlerinde Denetim ve Suistimal Önleme Eğitimi (2 Gün)

☐ Dış Ticarette Lojistik Sözleşme Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Satınalma ve Tedarik Zincirlerinde YAPAY ZEKA Eğitimi (2 gün)

☐ Emtia ve Kategori Uzmanları için Maliyet ve Fiyat Eskalasyon Analizi Eğitimi

☐ Sözleşme Yönetimi ve Sektörel Kontrat İncelemeleri Eğitimi (2 gün)

☐ Tedarikçi Performans Değerlendirme ve Tedarikçi İlişkileri Eğitimi (2 gün)

☐ Filo Yönetimi Eğitimi: “Operasyon ve Planlama İlkeleri” (2 gün)

☐ Lojistik ve Depo Yönetimi Eğitimi (2 gün)

☐ Satış Mühendisleri için Kurumsal Satış Eğitimi (Rol Canlandırma/Oyun) (2 gün)

 

Turizm ve Gastronomi Üzerine: Bir Tutam Lezzet

“Lezzet Durağı”

Gözlemlerim her alanda olduğu gibi gastronomi alanında da kuru kalabalığın yanı sıra anahtar figürlere, yani esas oğlanlara ihtiyaç var. Belki baskın olan kuru kalabalıktı düne kadar gelinen noktada Türk Mutfağında hizmet veren Chef’leri ve Aşçılık sanatını mercek altına aldığımızda bu süreç içerisinde Türk Gastronomisinin son yıllarını ikiye ayırtmak mümkün. Bunu sayacak olur isek İki binli yılları öncesi ve İki binli yılları sonrası. Bu yıllarda ki çalışma üslubunu, ahlakını, usta çırak ilişkisini, çalışma tekniklerini, mutfak ekipmanlarını, menü içeriklerini, sunum tabaklarını vb. birçok önemli noktanın değişime uğradığını bunun yanı sırada bazı yerlerde de dejenere olduğunu görmekteyiz.                    Bunu da iki başlık altında toparlayıp isimlendirecek olur isek ‘’post materyal dönem ve materyal dönem olarak tanımlayabiliriz.’’  artık post materyal dönemde olmamız, tıpkı kasabaya fabrika kurulduğunda ilçe sakinlerinin ‘’ işimiz aşımız olacak ‘’ diye dört elle sarıldıktan sonra ‘’ bu materyal dönem’’ karınları tok olduklarında bu fabrika çevreye zarar veriyor, fabrikaya filtre lazım diye aynı kişiler tarafından şikayetler gelmeye başlar, ‘’ bu ise post materyal dönemdir ‘’.iki binli yıllar öncesi (materyal dönem) ve iki binli yıllar sonrası da Türk Gastronomisinde (post materyal ) dönem olarak adlandırmak mümkün.

Bu açıdan bakıldığında, turizm sektöründe son yıllarda gastronomi ile birlikte mesleğimizde prototiplerin dışında, belli bir ekol ve sıradan mutfak yönetimlerinin dışındaki ilk bakışta öne çıkabilecek ayrıntılar ve projelere ihtiyaç vardır. Şef olarak sorumlu olduğumuz mutfakları birer okul olarak düşünüp, düşündüklerimizi gastronominin bize sağladığı incelikleriyle birleştirip, bizden sonraki şeflere kadar indirgediğimiz takdirde, dünya standartlarındaki mutfakları geçeceğimize inanıyorum.

Çünkü gastronomi artık tutunamayanların çırak olarak başladığı bir alan değil, aksine bilimle sanatın kesişip birleştiği istisna alanlardan biri olmuştur. Üstelik teknolojiyi de bu denli arkamıza almışken.

Yani, Paris’teki bir moda okulunun her yıl ortaya koymuş olduğu yeni moda rüzgârı olmalıdırlar bütün şeflerimiz. Bu modayı takip eden şeflerimiz, bu moda dünyasında bilgiyi, yeteneği, sanatı birleştirerek, Türk mutfaklarında yeni bir trendi yakalayacaklarına tüm kalbimle inanıyorum.

Bu post materyal dönem içerisinde her bir Chef bunun mücadelesini vermeli hedeflerini bu doğrultuda oluşturmalı. Bunu yakaladığımızda Mutfağımızda yeni ufuklar yeni trendler yaratabiliriz. Bunu başardığımızda Mutfağımızı ve doğal olarak Ülke Turizmimizin tanıtımını da yapmış oluruz.

“Sevdiğim Sözler “

Köyde yaşayan yaşlı bir ressam vardı. Olağanüstü güzel resimler yapıp iyi fiyata satardı. Bir gün köyden bir fakir gelip dedi ki :

“Yahu senin durumun iyi.

Neden kimseye yardım yapmıyorsun. Bak fırıncı fakirlere ara ara bedava ekmek veriyor. Kasap bazen bedava et veriyor. Sen neden hiç yardım etmiyorsun..?”

Ressam tebessüm etti ama bir şey demedi.

Bu fakir bütün köyde sabah akşam ressamın aleyhinde konuşuyor ve ressamı kötülüyordu.

Bir gün ressam hasta oldu. Kimse de onun yanına gelmedi ve sonunda ressam öldü.

Aradan bir kaç gün geçti. Artık ne fırıncı ekmek verdi fakirlere ne de kasap et verdi. Sordular; “neden fakirlerin hakkını kestiniz…?”

Dediler ki; “her aybaşı o merhum ressam bize para verip fakirlere ekmek ve et vermemizi söylerdi. O ölünce para veren kalmadı.

İşte o yüzden…” İyiliğin şartı beştir: Tez olmalı, gizli olmalı, gözde büyütülmemeli, sürekli olmalı ve yerini bulmalı….

Bir sonraki yazımızda buluşmak üzere iyilikle kalın…..

“Birisi Barışı Başlatmalı;

Tıpkı Savaşı Başlattığı Gibi…”

 

Ali Rıza DÖLKELEŞ

Limak Cyprus Deluxe

Hotel / Food EDİTÖR

chefard@hotmail.com

 www.chefard.com

 

 

Hep Bir Karar Verme Durumudur Yaşamak

HEP BİR KARAR VERME DURUMUDUR YAŞAMAK
Zafer URFALIOĞLU 

Karar vermek: “Bir konuyu, bir sorunu karara bağlamak, kararlaştırmak.” demek oluyormuş…

Hımm!

Karar verme eyleminin mana karşılığı işte bu kadar kolay yazılıyor iken, gel gör ki uygulamaya geçildiğinde çoğu zaman ne akıl, ne yürek, ne bilek, ne de cüzdan insanoğluna bir rahat yüzü göstermiyor.

Akla yatan, cüzdana uymuyor.

Cüzdana uyan, içine sinmiyor.

Hadi gözü kara bir karar verelim desek hep bir şüphe kalıyor, şüpheleri gidermek istesek vakit yetmiyor.

İnsan üzmeden işler yetişmiyor, işleri yetiştirsek çevremizde insan kalmıyor.

Nasıl olacak bu işler? Derken, sözlükte bakın ne buldum; ETİK

Etik: “İnsanların kurduğu bireysel ve toplumsal ilişkilerin temelini oluşturan değerleri, normları, kuralları doğru-yanlış ya da iyi-kötü gibi ahlaksal açıdan araştıran bir felsefe dalıdır.” demekmiş.

Peki Biz Kararlarımızı Nasıl Veriyoruz?

Önce biz bireyler nasıl karar veriyoruz yani bilgiyi nasıl algılayıp nasıl cevaplıyoruz şöyle bir bakalım;

Bay ve Bayan Kuralcılar: Bu karar verme biçimini kullanan bireyler belirsizliğe karşı düşük toleranslı olurlar. Karar verirken iş ile ilgili endişeler yaşamaktadırlar. Bu bireyler sorun çözmekte etkili, mantıklı, pratik ve sistematiktirler. Bu tür insanlar gerçeklere odaklanarak hareket etmekte, kuralcı, otokratik davranmakta ve kısa vadeli düşünmektedirler.

Sayın Analitikler: Bu karar verme biçimini kullanan bireylerin belirsizliğe karşı toleransları yüksektir ve olayları detaylı bir şekilde analiz etmektedirler. Bu bireylerin karar verme aşamaları biraz daha uzun süre almakta ancak yeni ve belirlenemeyen durumlara karşı daha sağlıklı olabilmektedir.

Kıymetli Kavramsalcılar: Bu bireylerin de belirsizliğe karşı toleransları yüksektir. Bu bireyler işten çok örgütteki çalışanlara odaklanmakta, sorunlara daha geniş bir perspektiften bakıp gelecekte olabilecek muhtemel sorunları göz önünde bulundurmaktadırlar. Bu bireyler karar verirken sezgilerine güvenerek yaratıcı fikirlere odaklanır ve risk alma eğilimi gösterirler.

Hemen Davranışsalcılar: Karar verme biçimleri içerisinde en çok insan odaklı olanıdır. Bu karar verme tipini kullanan insanlar diğerleri ile bilgi alışverişinde bulunmakta ve sosyallikten hoşlanmaktadırlar. Bu bireyler, karar aşamasında fikirleri desteklemekte ve onlara ılımlı yaklaşım göstermekte, çatışmalardan kaçınmakta, yazılı iletişimden çok sözel iletişimi tercih etmektedirler.

Bu dört karar verme biçiminden birini veya birkaçını yoğun kullanmak, karar vericinin karara bütüncül bakmasını engelleyebilecektir. Bu nedenle tüm bu karar verme biçemleri yanı sıra ETİK KARAR VERMEYİ de içerisine alan bütüncül bir bakış açısı, kararların etik yönünün de ihmal edilmesini engelleyebilir.

Gelelim Etik Karar Vermeye

İnsanoğlu bazen eylemleri sonunda etik olmayan durumlarla karşı karşıya kalabilmektedir. Çünkü insanlar eylemlerinin sonuçlarını dikkatli bir şekilde düşünmeden hareket etme eğilimi göstermektedir. Bazen kararlar kendiliğinden etik olmakta ve insanlar bu etik kararların farkında bile olmamaktadır. Fakat her etik karar bu şekilde basit olmamaktadır. Bazı kararlar, üzerinde çalışmayı ve zaman harcamayı gerektirmektedir. “Etik Karar” da bunlardan biridir. Bu yüzden etik karar verme süreçlerinin bilinmesi gerekmektedir. Bu süreç şu şekilde işlemektedir;

Hareket etmeden önce düşünmek: 

Etik karar verebilmek için en önemli aşamalardan biri sorunu iyice düşünmektir. Böylece sakin bir analiz yapılması olanaklı olacaktır. Bu aşamada kişi kendine;

  1. Neyi neden yapıyorum?,

  2. Problemi ne durdurur?,

  3. Bu eylemi yapmaktaki niyetim ne?,

  4. Bu eylemi yapmaktaki sebeplerim geçerli mi?,

  5. Bu eylem insanlara zarar verecek mi?,

  6. Ne yaptığımı arkadaşlarıma ve aileme açıklayabilecek miyim? gibi soruları sormalıdır.

Sorunları tanımlamak:

Birey bu aşamada ne gibi bir sorunla karşı karşıya olduğunu tüm açıklığı ile ortaya koymalıdır. Kendine;

  1. Sorunun içeriği nedir? sorusunu kendine sormalı ve cevabını aramalıdır.

Gerçekleri bilmek:

Alternatifleri değerlendirebilmenin en önemli destekleyicisi yeterli ve geçerli bilgilerin elde edilmesidir. Kararların acil verilmesi gündeme gelebilir. Zaman baskısından kaynaklı yeterli ve geçerli bilgilere ulaşılmadan karar vermek zorunda kalınabilir; ama bunların hiçbiri gerçeğin öğrenilmesine engel olmamalıdır.

Seçenekleri geliştirmek:

Bu aşamada neye ulaşılmak istenildiği açık bir şekilde ortaya konulup, bununla ilgili alternatifler geliştirilmelidir. Bu alternatifler geliştirilirken de etik değerler göz önünde bulundurulmalıdır.

Eylemin sonuçlarını göz önüne almak:

Uygulanacak karar ne gibi etkiler yaratacaktır. Kişi kendine;

  1. Uygulama yasal olacak mı?,

  2. Sonuçtan etkilenenlerin tavrı ne olacak? ve

  3. Bütün bunlar kendimi nasıl hissetmeme neden olacaktır? gibi sonuca yönelik sorular sormalıdır.

Seçmek ve karar vermek: 

Bu aşamada birey alternatifler arasından seçimini yapmaktadır. Eğer seçimini yapamamışsa bu seçimi yapabilmek için;

  1. Saygı duyduğu kişilerin fikrini almalı,

  2. Gerçekte veya hayalinde oluşturduğu erdemli kişinin nasıl davranacağını düşünmeli ve

  3. Verilecek karara insanlar nasıl yaklaşırdı? gibi yolları izlemelidir.

Gözden geçirmek ve değerlendirmek: 

Kararlar uygulamaya konulmadan net bir şekilde sonuçlarını kestirmek mümkün değildir. Bu nedenle kararların uygulanması önemlidir. Uygulama aşamasında eğer istenilen sonuçlar elde edilemiyor ve sonuçlardan rahatsızlık duyuluyorsa uygulama durdurulup, karar yeniden gözden geçirilip düzenlenmeli veya var olan diğer alternatif uygulamaya konulmalıdır.

Gördüğüm kadarıyla Etik Karar Verme Süreci sancılı ve zor. Bu süreçten maksimum faydayı sağlamak için karar vericilerin bu süreci bilmesi ve bu süreci dikkatli bir şekilde zihinsel bulanıklığa yol açmayacak şekilde uygulaması gerekmekte.

Herkes tarafından istenen beklenen kararların her zaman doğru karar olarak algılanmaması gerekmekte ve yine herkes tarafından istenen, beklenen kararlar ile doğru kararları birbirinden ayırmak gerekmektedir.

Esasında doğru ve arzulanan kararlar birleştiğinde etik sorunlar minimize edilebilir. Öyle ki bazen istenen kararlar ile doğru kararlar birbiri ile uyumlu olmayabilir. Bu durumda ise karar vericinin duruma bütüncül bakması onun işini kolaylaştırabilir.

Aslında tam da bu noktada yazının sonunda bir yargı veya karar sahibi olurdum; ama bu defa Etik Karar Verme Sürecini uyguladım.

Yani uygulamaya çalıştım.

Aslında çalışmaya da devam ediyorum. Sanırım 3-5 haftaya kadar bir karar verir bir şeyler yazarak yazıyı bağlarım.

Siz şimdilik beni derinlere sevk eden “Yönetimde karar ve etik karar verme sorunsalı.” isimli çalışmayı inceleyin derim. Çünkü bu yazıdan sonra hem bir baba, hem bir eş, hem bir kardeş, hem bir çalışan, hem bir yönetici ve hatta yazdığıma göre de bir yazar olarak kararlarımı nasıl vermem gerektiğini düşünüyor olacağım.

Çalışmanın kaynağını aşağıda paylaştım.

Kolay gelsin. 🙂

Kaynak: KIRAL, E. (2015). Yönetimde karar ve etik karar verme sorunsalı. Adnan Menderes Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi, 6(2), 73-89. 

Doğal Afetlerde Kullanılan Teknolojiler Raporu Yayınlandı

Şirketlerin yenilikçi dijital ürünler tasarlamaları için gereken inovasyon kültürünün kurulması, kurum içi girişimcilik ile geliştirilen fikirlerin doğru adımlarla hayata geçmesi ve global olarak ticarileşmesini sağlayan GOOINN, ülkemizde yaşanan ve 11 ilimizde milyonlarca kişiyi derinden etkileyen büyük afet sonrasında doğal afetlerde kullanılan teknolojileri mercek altına aldı.

Türkiye, Küresel Risk Endeksi’nde 45. sırada

İnsani krizlerin ve afetlerin risklerini ölçmek ve sıralayabilmek amacıyla oluşturulan risk yönetimi endeksine göre Türkiye, Küresel Risk Endeksi’nde 191 ülke arasında 45’inci sırada yer alarak 5,0 endeks puanı ile “yüksek risk” grubundaki ülkeler arasında bulunuyor.

Afet yönetiminde gelişmiş ülkelerin modern kriz yönetimi basamaklarını kullandığını belirten GOOINN analistleri raporda; Risk ve Zarar Azaltma, Hazırlık, Müdahale ve İyileştirme gibi dört adımdan oluşan ve tekrar eden kriz yönetimi süreçlerini de derinlemesine inceledi.

Doğal afetlerde kullanılan teknolojilerin can ve mal kaybını önlemedeki öneminin oldukça yüksek olduğunu belirten GOOINN analistleri, bu teknolojilerin kullanımının, afet öncesinde, afet sırasında ve afet sonrasında insanların korunması, güvenliği ve hayatta kalması için kritik bir rol oynadığını belirttiler. İletişim teknolojileri, acil durumlar sırasında insanların birbirleriyle ve yetkililerle bağlantıda kalmasını sağlayarak, kurtarma ekiplerine hızlı ve doğru bilgi sağlamayı kolaylaştırıyor. Ayrıca, yapay zeka, IoT, GPS ve uydu teknolojileri gibi diğer teknolojiler, afet bölgelerinin tespit edilmesi ve izlenmesi gibi kritik görevleri gerçekleştirmede yardımcı oluyor.

2023 Afet Teknolojileri Raporu’na göre bu teknolojilerin en önemlileri şu şekilde sıralanıyor:

İklim Modelleri

İklim modelleri, atmosferik koşulların gelecekteki durumunu tahmin etmek için kullanılıyor. Bu modeller, hava koşullarının yanı sıra deniz seviyeleri ve okyanus akıntıları gibi diğer çevresel faktörleri de dikkate alıyor.

Uyarı Sistemleri

Tsunami, deprem, sel gibi afetlerde uyarı sistemleri kullanılıyor. Bu sistemler, insanları zamanında uyararak can kaybını azaltıyor. Tsunami uyarı sistemleri, deprem uyarı sistemleri, sel uyarı sistemleri gibi farklı çeşitleri mevcut. Ayrıca bu sistemlerde yapay zeka teknolojisi ön plana çıkıyor.

Uydu ve Havadan Görüntüleme

Uydu ve havadan görüntüleme teknolojisi, afet bölgelerindeki hasarın boyutunu ve yaygınlığını belirlemenin yanı sıra, afetten etkilenen bölgelerdeki insanların hareketlerini izlemek için kullanılıyor.

Drone Teknolojisi

Drone’lar, afetten etkilenen bölgelerde hasarın tespit edilmesi ve acil durum malzemelerinin teslim edilmesi için kullanılıyor. Drone’lar, insanların erişemediği bölgelerde çalışabiliyor ve kısa sürede büyük bir alanı tarama imkanı sunuyor.

Mobil Uygulamalar

Afetlerde insanların güvenliğini sağlamak için mobil uygulamalar da etkin kullanılıyor. Bu uygulamalar, acil durum bilgileri, afet sırasında yapılması gerekenler, yerinizi bildirme ve yakınınızdaki afet barınakları gibi bilgileri içeriyor.

Su Arıtma Teknolojileri

Afetlerde su kaynaklarının kirlenmesi sık görülen bir sorundur. Su arıtma teknolojileri, su kaynaklarının kirliliğini azaltmak ve insanların güvenli içme suyu elde etmesini sağlamak için kullanılıyor.

Bu riskleri teknoloji ile azaltmak mümkün mü?

Hepimizin bildiği gibi afetler, doğal sebeplerle meydana gelen ve insanların yaşamlarını, sağlıklarını, varlıklarını ve çevreyi olumsuz etkileyen olaylardır. Deprem, sel, kasırga/tayfun/fırtına, volkanik patlama, çığ ve yangın en riskli doğal afetler olarak gösterilirken, bölgeden bölgeye bu doğal afetler risk anlamında daha çok öne çıkıyor. Bu nedenle her bölgedeki afet risklerinin gerekli teknolojileriyle beraber ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten GOOINN analistleri, önceliklere göre aksiyon planlamaları yapılması gerektiğini vurguluyor.

GOOINN, Afet Teknolojileri Raporu’nda ayrıca, Türkiye özelinde bu alandaki birçok girişim ve STK’yı da incelendi.

Öne Çıkan Girişimler ve STK’lar

Afet önleme ve azaltma konusunda çalışan dünya ve Türkiye’de birçok girişimin listelendiği raporda, Türkiye’den örnekler şöyle;

Kozalak Yangın, orman yangınlarında erken tespit ve uyarı sağlayan, hava kalitesini ölçen, zehirli, yanıcı, ve patlayıcı gaz tespiti yapan IoT tabanlı bir örgü ağ sistemi çözümüdür.

Blueit, binalarda harcanan su tüketimini, gerçek zamanlı olarak takip edip optimize eden bir donanım ve yazılıma bağlı su yönetim sistemi ile hizmet vermektedir.

Afet Müdahale Haritası, afet zamanlarında etkili destek ve kurtarma çalışmaları için yerel yetkililer, STK’lar, şirketler ve gönüllüler gibi çeşitli aktörler arasında iletişim ve koordinasyonu sağlamak, yardım ve eylemde verimliliği artırmak ve tekrarları en aza indirmek için tüm aktörleri gerçek zamanlı olarak takip edebilen Turkish Philanthropy Funds (TPF) ve İhtiyaç Haritası’nın bir araya gelerek oluşturduğu dijital bir platformdur.

Afet Bilgi, 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri ile mücadelede önemli bilgilerin doğrulanarak hem afetzedelere hem de yardımcı olmak isteyenlere ulaştırılması için kurulan bir internet sitesidir.

Deprem.io, kar amacı gütmeden 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrası gönüllü yazılımcılar tarafından oluşturulan imece platformudur.

Net Zero, emisyon azaltım projeleri ve stratejileri geliştirerek kurumların sıfır emisyon hedeflerini gerçekleştirmelerinde yol gösteren bir şirkettir. İklim çözümleri ile iklim hareketinin etkisini artırmayı hedefleyen Net Zero, kurumlara karbonsuzlaşma yol haritası sunmaktadır.

Back to Nature Biyoteknoloji sektördeki lider şirketlerin, yeşil teknolojileri kullanarak doğaya zararsız ürünler üretmesini ve yeşil teknolojinin sürdürülebilirliği üzerine teknolojik çözümleri ile hizmet vermektedir.

SPATIUM, otonom araçlar ve yapay zeka alanında endüstriyel çözümler sunmaktadır.

Afet tanımı, kayıt altına alınmış büyük afetler, dünya ve Türkiye’den afet ile ilgili önemli bulgular, afet bilinci, afet teknolojileri ve afet ile ilgili duygu durum analizi gibi konu başlıklarının detaylıca ele alındığı 2023 Afet Teknolojileri Raporu’nun 136 sayfalık tamamını buradan okuyabilirsiniz.