İş sözleşmesinin tarafları olan işçi ve işverenin her durumda dürüstlük kurallarına uygun hareket etmesi gerekir. Hukukumuzda “dürüstlük kuralı” “dürüst, namuslu bir insandan beklenen davranış biçimini ifade eder. Sözleşmenin tarafları elbette ki Kanundan ve sözleşmeden doğan haklarını serbestçe kullanma özgürlüğüne sahiptirler. Ancak, bir hakkın amacı dışında kötüye kullanılmaması gerekir. Bununla birlikte, bir hakkın amacı dışında kötüye kullanılmış olup olmadığı her olayın kendi
koşulları içinde değerlendirilmelidir.
Nitekim 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun dürüst davranma başlıklı 2 nci maddesine göre de, “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz”. Örneğin kadın işçinin işveren açısından haklı fesih nedenlerinin oluşmasından sonra salt fesih prosedürünü etkisiz kılmak için hakkında bir soruşturma yürütülmekte iken evlenmesi ve bu durumu kendisinden kaynaklanan derhal fesih nedeni yapması hakkın açıkça kötüye kullanılması olarak kabul edilmektedir.
Yargıtay uygulamasına göre, “İşveren açısından haklı fesih nedenlerinin oluşmasından sonra salt fesih prosedürünü etkisiz kılmak için işçinin kendisinden kaynaklanan derhal fesih nedenlerine dayanması mümkün olmaz. Örneğin bu aşamada yaş hariç emeklilik kriterlerini haiz olduğu için veya yaşlılık aylığı alabilmek için işçinin iş sözleşmesini sona erdirmesinde hakkın kötüye kullanımından söz edilir. Zira işveren tarafından haklı feshi yönünden gerekli iç denetimi yapması, işçiden savunma alması veya varsa disiplin kurulu kararı oluşumu, feshe konu olayların feshe yetkili makama ulaşması aşamalarında işçinin fesih hakkını kullanması, kötüniyetli olarak değerlendirilebilecektir.
İşçinin iş sözleşmesinin haklı nedenle feshine neden olabilecek emareler ortaya çıktıktan sonra işverence başlatılan fesih prosedürünü etkisiz kılmak veya boşa çıkarmak için işçinin öne geçen fesih hakkını kullanıp kullanamayacağı değerlendirilmelidir. İşçinin sözü edilen öne geçen (takaddüm eden) fesih hakkını kullanabilmesi için fesih nedeninin işverenden kaynaklanması gerekir. Örneğin işçinin ödenmeyen ücretleri sebebiyle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II e maddesine göre derhal fesih hakkı her zaman mevcut olup, işveren haklı fesih nedenleri oluştuktan sonra ve henüz işveren feshi gerçekleşmediği bir aşamada işçinin öne geçen fesih hakkını kullanması mümkündür. Yine işçinin sigorta primlerinin hiç ya da gerçek ücretten yatırılmaması aynı Kanun’un 24/II f maddesine göre öne geçen haklı fesih nedeni olabilir.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçinin yaptığı usulsüzlüklerle ilgili soruşturma başlatıldığı, davacının bu yönde savunmasının alındığı, iç denetim raporu hazırlandığı, yapılan usulüz işlemlerin düzeltilmesi aşamasında davacı işçinin 12.04.2015 tarihinde evlenip noterden gönderdiği 24.04.2015 tarihli ihtarnameyle evlilik nedeniyle iş sözleşmesini feshettiği anlaşılmaktadır. Davacı kadın işçinin evlilik sebebiyle feshi kendisinden kaynaklanan bir fesih nedeni olup, işverenin başlattığı soruşturma sonrasında gerçekleştirileceği anlaşılan haklı feshin sonuçlarını ortadan kaldırmak maksadıyla yapıldığı ve hakkın kötüye kullanımı niteliğinde olduğu kabul edilmelidir.
Feshe konu olayda davacı işçinin davalı işyerinde işveren açısından haklı fesih sebebi oluşturduğuna kuşku duyulmayan bir çok usulsüz işleminin ortaya çıkmasından sonra devam eden soruşturma sürecinde evlendiği ve bu durumu fesih nedeni yaptığı anlaşılmakla davacı işçinin hakkın kötüye kullanımı mahiyetindeki öne geçen feshi hukuken korunamaz. Açıklanan nedenlerle davacının kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde isteğin kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir”[1].
Sonuç olarak, “İşveren açısından haklı fesih nedenlerinin oluşmasından sonra salt fesih prosedürünü etkisiz kılmak için işçinin kendisinden kaynaklanan derhal fesih nedenlerine dayanması mümkün olmaz. Örneğin işçinin bu aşamada yaş hariç emeklilik kriterlerini haiz olduğu için veya yaşlılık aylığı alabilmek için ya da evlilik nedeniyle iş sözleşmesini sona erdirmesi hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilmektedir”. Sonuç olarak, kadın işçi hakkında açılan bir soruşturmayı etkisiz kılmak ve boşa düşürmek amacıyla evliliğini gerekçe göstererek istifa edip kıdem tazminatı talebinde bulunması hakkın kötüye kullanılması anlamına gelir ve bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını da hukuk düzeni korumaz.
Lütfi İNCİROĞLU
[1] Y9HD.17.02.2020 T., E.2017/14500, K.2020/2329 Legalbank.


















Ekotek ısı Teknolojileri
FIRTINA SERİSİ




Bir önceki yazımda, tehlikelerin riske dönüşmemesi için alınması gereken önlemlerin belirlendiği “Risk Değerlendirmesi” Çalışmasının ne olduğundan ve nasıl yapılması gerektiğinden bahsetmiştik. Bu yazıda ise, meydana gelen riskin, zararını en aza indirmek için verilmesi gereken mücadelenin nasıl bir plan dahilinde hazırlanması gerektiğini inceleyeceğiz.
Handling (Elleçleme); doğru malzemeyi, doğru miktarda, doğru yere, doğru koşullarda, doğru sıklıkla, doğru yönlendirerek, doğru zamanda doğru yöntem kullanımı ile doğru maliyette sağlayan süreçlerin tamamıdır. Bu nedenle elleçlemeyi yüke verilen hizmet olarak betimleyebiliriz.
Siemens Türkiye’nin Starwood Orman Ürünleri Tesisleri’nde gerçekleştirdiği enerji verimliliği projesi ile üretimde yüzde 68’e varan oranda enerji tasarrufu, yıllık 400 bin euro’nun üzerinde maliyet tasarrufu ve yaklaşık 4 bin ton karbon emisyonu azaltımı sağlandı.
Starwood Orman Ürünleri CEO’su Hüseyin Yıldız ise projeye yönelik açıklamasında şöyle konuştu: “Starwood olarak Türkiye’nin en büyük sanayi şirketleri arasında yer alıyoruz. Proseslerimizden kaynaklanan enerji tüketimi son derece yüksek olduğu için enerji yönetimi, üzerinde önemle durduğumuz bir konu. Sürdürülebilir üretim hedeflerimiz doğrultusunda, uzun yıllardır iş birliği yaptığımız ve sektördeki uzmanlığına güvendiğimiz Siemens Türkiye ile çalışmayı tercih ettik. Bu çalışma sonucunda Türkiye’de hatta dünyada ilk olan uygulamaları hayata geçirdik. Gerçekleştirdiğimiz projeler ile sistemlerimizde yüzde 68’e varan enerji tasarrufuna ulaştık ve karbondioksit emisyonlarımızda ciddi bir azalma sağlandı. Ayrıca tesislerimiz, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi standardının gerekliliklerini tam anlamıyla yerine getiriyor.”
Kitle fonlaması başlangıç aşamasındaki girişimciler için önemlidir. Yeni başlayan girişimciler kitle fonlaması vasıtasıyla yatırımcılara erişim sağlar. Kitle fonlaması ile girişimci yatırım desteği alır. Kitle fonlaması girişimciler için kolaylaştırıcıdır çünkü girişimci ile fon sağlayıcı arasında doğrudan bir iletişim kurulmasını kolaylaştırır.
Türkiye’nin 2022 yılı dış ticaret verileri incelendiğinde 354 milyar dolarlık bir ithalat ve 254 milyar dolarlık ihracatı bulunuyor. Oluşan 110 milyar dolarlık dış ticaret açığı ise ithalat ve ihracat arasındaki dengenin nasıl sağlanabileceğine ilişkin soru işaretlerini gündeme getiriyor.
HİT Global Kurucusu İbrahim Çevikoğlu bu kapsamda Türkiye’nin ithalat ve ihracatı arasındaki dengenin nasıl sağlanabileceğine ilişkin altın değerinde bilgiler paylaştı. Türkiye’nin ihracatı ve ithalatı arasındaki bu makasın kapatılması için her firmaya sorumluluk düştüğünü dile getiren Çevikoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:
İtirazen Şikayet Konusu; İtirazen şikâyet dilekçesinde özetle, İhale dokümanında Teknik Şartname’nin 4.4’üncü maddesinde “ … Reaktif ve kitler son kullanma tarihinden 3 ay öncesinde firmaya haber vermek kaydıyla miktarı ne olursa olsun firma tarafından uzun miadlılarla değiştirecektir….” düzenlemesinin yer aldığı, söz konusu düzenlemenin istekliler açısından öngörülemeyen bir maliyet ortaya çıkaracağı, bu durumun ihale mevzuatına uygun olmadığı iddialarına yer verilmiştir.
