Gözü Yaşlı İhracatçı

İHRACATÇIMIZ AĞLIYOR

Evet ihracatçımız ağlıyor. İnanın abartmıyorum, bugünkü ihracatçılarımızın durumu böyledir. Bir istatistik tutmadım kimler ağlıyor, kimler gülüyor diye. Ancak şu anki piyasa koşullarında yüzü gülen, piyasa koşullarından son derece memnun olan bir ihracatçı yoktur kanaatindeyim.

Benden duymuş olmayın ama, hangi ihracatçı ile konuştuysam, danışmanlığını yapmakta olduğum dış ticaret firmaları, eğitimlerime katılan ihracatçı firmalarla bu ara sürpriz telefonlarla görüşmelerimiz oluyor. Bir tanesi bana farklı soru sorsa gam yemeyeceğim.

Sordukları soru şu;

Ben ihracatçı firmayım ve Türk Lirası kredi kullanamıyorum. Bankalar benden döviz varlıklarımın TRL.15.000.000.- karşılığını geçmemesini istiyorlar. Ben hem ithalat yapıyor yurt dışına döviz ödüyorum, hem de ihracat yapıyorum ve ülkeme döviz kazandırıyorum. Benim varlıklarımda döviz olmalı ki yurt dışına ödemelerimi aşırı dalgalı kurlardan nasibimi almadan ithalat bedelini gönderebileyim.

Aslında ihracatçıların derdi bir değil, birden fazla. Bir tanesi kurların volatil oluşu, diğeri ise Türk Lirası kredi kullanım koşullarının oldukça sıkıntılı bir hal almış olması.

İhracatçıları gözü yaşlı bırakan Türk Lirası kredi kullanımına ilişkin karar neymiş? İşte BDDK’nin 24 Haziran 2022 tarihinde almış olduğu kararın metni..

DÖVİZ PİYASASI İSTİKRARSIZ

Kesinlikle istikrarsız. İhracatçı hangi kuru esas alıp yurt dışına ihracat yapacak, ihracat bedeli yurt dışından tahsil edildiğinde hangi kurdan dövizini bozduracak? İhracatçı kurlar konusunda biraz dertli. Belirsizlik var. Dün yükselen döviz fiyatlarını paldır küldür aşağı indirmeleri ihracatçıyı korumaz, korusa korusa ithalatçıyı korur.

İthalatçının istediği düşük kur değil miydi? Buyurun düşük kur…

Kaynak: https://www.dunya.com/ekonomi/ihracat-yuzde-15-ithalat-yuzde-44-artti-haberi-659665

 

İthalat uçuşa geçti, geriden gelen ihracat ise ithalatın nallarını saydı.

Başka ne olmasını beklerdiniz ki?

REŞAT BAĞCIOĞLU

 

Ticaretle ilgili alım-satım ve danışmanlık taleplerinizi https://satinalmadergisi.com/ticaritalep/ sayfasından iletebilirsiniz.

Satınalma Dergisi Temmuz 2022 Sayı:115

Değerli yöneticiler,

Kısa bir hatırlatma ile başlamak istiyorum. Covid yeni varyantları ile vakalar hızla artmaya devam ediyor. Maskeyi kullanmaktan asla vazgeçmeyin. Bir anda ikinci kez yakalandım. Sağlığınıza lütfen dikkat edin.

Ekonomi gündemi gayet hareketli. Odağımızda dış ticaret verileri var. Tüm dünyadan tedarik edilen her ürün ve hizmet bizim için incelenmeye değer. Ülke olarak hedefimiz, üreticilerimizin daha rekabetçi olması, ithal ürünlerin yerlileşmesi ve elbette ödenen toplam tutarın azalması.

Yılı yarıladığımız için oluşan dış ticaret trendi üzerine düşünmeye başlayabiliriz.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) dış ticaret verilerine göre:
“Mayıs ayında genel ticaret sistemine göre ihracat %15,3, ithalat % 43,5 arttı. İhracat 2022 yılı Mayıs ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre %15,3 artarak 18 milyar 984 milyon dolar, ithalat % 43,5 artarak 29 milyar 588 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Ocak-Mayıs döneminde ihracat % 20,4, ithalat % 40,8 arttı.

İhracat 2022 yılı Ocak-Mayıs döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre % 20,4 artarak 102 milyar 469 milyon dolar, ithalat % 40,8 artarak 145 milyar 675 milyon dolar olarak gerçekleşti.”

İhracattaki artış fabrikalarımızın üretim gücü açısından yüzleri güldürmektedir. Rusya-Ukrayna savaşı ve devam eden pandemide ihracat artışı büyük başarıdır. Gönlümüzden geçen, nitelikli işgücü ve hedef pazarlara yakınlıkla dünyanın lider üretim üslerinden bir tanesi olmaktır.

Diğer taraftan dış ticaret verileri, ithalattaki çarpıcı artışı net bir şekilde göstermektedir. Gerçekçi olmak mec- buriyetindeyiz. İthalatın 5 aylık dönemde 42,5 milyar dolar (% 40 civarı) fazla olması dikkat çekicidir. Yeni finansal düzenlemelerin etkisi ve kurlarda yükselme beklentisini önemli etkenler olarak değerlendirebiliriz. Faaliyet alanları uygun belirli endüstri kolları, yeni tedarik stratejisi ile stok artırma stratejisini de tercih etmiş olabilir. Diğer taraftan nihai tüketici tarafının da ithalat artışını tetiklediği gerçeğini göz ardı edemeyiz. İnsanlarda oluşan yaygın düşünce, “imkan varken alalım çünkü gelecek ay zamlanacaktır”.
Her ay kısa kısa dış ticaret verilerini incelemeye devam edeceğiz.

Lojistikte Dijital Dönüşüm Klasörü (60 sayfa)
Bu sayımızda ek olarak “Lojistikte Dijital Dönüşüm” klasörünü paylaşıyoruz. Tedarik zincirinin sinir sistemi olarak görülen uçtan uca teknoloji kullanımı ve dünya trendlerini inceledik. Umarım beğenirsiniz.

E-Mağaza Üzerinden Ticaret Fırsatı
Ürünlerinizi E-Mağazada https://satinalmadergisi.com/magaza/ satabilirsiniz. Kampanya düzenleyebilir kupon kodu yayınlayabilirsiniz. Ayrıca şirket ihtiyaçlarınız için teklif alınmasını isterseniz kapalı devre ticaret@SatinalmaDergisi.com üzerinden paylaşabilirsiniz.
Şirket dergi üyeliği ile yetkinliklerinizi yükseltin.

Şirket olarak tüm dergi arşivine (115 sayı), mesleki raporlarına ve bir yıl boyunca 12 sayıya erişim sağlayın. Diji- tal dergi aboneliği için https://satinalmadergisi.com/dijital-islem-merkezi/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Değerli yazıları ile katkı veren tüm yazarlarımıza teşekkür ederim. Önerilerinizi editor@satinalmadergisi.com a yazmaktan çekinmeyin.

Keyifli okumalar,
Prof. Dr. Murat Erdal
Editör

 

Ticaret ve Pazar Analizleri: Dünya Kurye, Ekspres ve Paket (CEP) Pazarı

Dünya Kurye, Ekspres ve Paket Pazarı
Ticaret ve Pazar Analizleri:1

Bu yazımızdan başlayarak ilgili pazarlardaki gelişmeleri tablolarla kısa kısa inceleyeceğim.

Tüm dünyada hızla büyüyen bir pazar:  Küresel kurye, ekspres ve paket (CEP) pazarı ile başlayalım. Tüm dünyada e-ticaretin katlanarak büyümesi, uçtan uca taşıma ve dağıtım sistemlerine gözlerin çevrilmesine neden oldu. Pandemi ile bir çok coğrafyada işlem adetleri ve gönderi sayıları hızla yükseldi. Deneyim kazanan tüketicilerin lojistik operasyon hızı ve hizmetlerinden beklentileri de yeni bir seviye kazandı.

Küresel kurye, ekspres ve paket pazarı 2021’de 394 Milyar ABD Doları değerine ulaştı. (https://www.researchandmarkets.com/reports/5547114/courier-express-and-parcel-cep-market-global)

Bu pazarın, 2020 – 2024 arasında parasal tutar olarak yaklaşık % 50 büyüyeceği varsayılıyor. Sektörün önde gelen oyuncuları Fedex, UPS ve DHL.

Gönderi sayısının katlanarak artması kuşkusuz sistem, araç ve altyapı yatırımlarını zorunlu hale getiriyor. Diğer taraftan yasa dışı ürün trafiği, terör vb. güvenlik konularını da gündeme taşıyor. Kamu kurumları operasyon denetimi konusunda çözümler geliştiriyor.
Risk analiz sistemleri güncelleniyor.

Dünya Kurye, Ekspres ve Paket Pazarı (2019 – 2024, Milyar Euro)
Kaynak:
CEP (Courier, Express and Parcel) Market. Statista

Pazar Gelişiminin Arkasındaki Faktörler:

–       E-ticaretin yaygınlaşması ve tüm dünyadan sipariş verebilme kolaylığı
–       Perakende sektörünün gelişimi
–       Artan tüketici talebi ve beklentiler
–       Esnek çalışma ve mobilite
–       Lojistik hizmet kalitesinin yükselmesi
–       Uçak başta olmak üzere araç kapasitelerinin büyümesi
–       Teknolojinin kolaylaştırıcı etkisi. Bilgilendirme ile operasyonel takip ve izleme konforu.

Operasyonun Olmazsa Olmazları:

Artan tüketici beklentileri ile yükselen gönderi sayıları kuşkusuz eş zamanlı takip ve izleme yatırımlarını gerekli kılıyor.

Operasyon verimlilikte karşılaşılan güçlükler;
–       Güçlü organizasyonel yapı ve sermaye
–       Küresel hubların oluşturulması
–       Akıllı dağıtım merkezleri ve depo yatırımları
–       Sürekli teknolojiye (donanım, yazılım, haberleşme) yatırım zorunluluğu
–       Yeni araç (filo) yatırımları ve yeni sektörel iş birlikleri arayışı
–       Gümrük ve denetim problemleri
–       Son kilometre lojistiğindeki sıkıntılar
–       Havayolu ve diğer taşıma türlerinin entegrasyon gerekliliği
–       Takip ve izleme sistemlerinin olgunlaştırılması
–       Maliyet ve fiyatlandırma yönetimi

Şirketlerin yüzde 83’ünde ara ücret artışı gündemde, sektörlere göre ortalama artış oranları neler?

Türkiye’nin merakla beklediği 2022 asgari ücret zammı belli oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, asgari ücrete yüzde 30 oranında zam yapıldığını açıkladı. Asgari ücret zammı, 1 Temmuz 2022 Cuma günü itibarıyla yürürlüğe girdi.

Online istihdam platformu Kariyer.net’in açıklama öncesi yaptığı ve iş dünyasında ara dönem ek ücret artışı trendini ortaya koyan Ara Zam Araştırması da işverenler tarafında görüşlerin benzer olduğunu gösteriyor. Türkiye’de faaliyet gösteren 2231 global-yerel şirket yöneticisinin ara zam konusunda görüşlerini paylaştığı araştırmanın sonuçlarına göre, 2022 yılı için, yılbaşından bu yana bir kez ara zam yapmış veya yıl içinde ara zam yapmayı planlayan şirketlerin oranı yüzde 83 olurken, araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 17’si ara zam yapmayı düşünmüyor. Araştırmaya en çok katılım gösteren 10 sektörde planlanan ara zam oranı ise çoğunlukla yüzde 20-29 arasında değişiyor.

Kariyer.net, Türkiye’deki global ve yerel şirket yöneticilerinin, çalışanlarının maaş beklentileri karşısındaki yönelimlerini incelemek, işverenlere piyasaya dair iç görü sağlamak ve ara zam trendlerini belirlemek için bir araştırma gerçekleştirdi. Haziran ayında 2231 şirket yöneticisinin katıldığı Ara Zam Araştırması’na en fazla katılım gösteren sektörler; Üretim, Otomotiv, Tekstil, Maden ve Metal Sanayi ve Teknoloji/İnternet sektörleri oldu. Araştırmanın sonuçlarına göre, şirketlerin yüzde 33’ü 2022 yılı ilk 5 ayında ara zam yaparken, geri kalan yüzde 50 bu yıl bitmeden ara zam yapmayı planlıyor. Araştırmaya en fazla katılım gösteren 10 sektör içinden, teknoloji/internet sektöründeki şirketlerin yüzde 41’i 2022 yılının ilk beş ayında ara zam yaptığını belirtti. Bu oran yılbaşından bu yana ek ücret artışı uygulayan sektörler arasında, teknoloji/internet sektörünü lider yaptı.

Şirketler yüzde 20-29 ara zam oranında karar kıldı

Ara Zam Araştırması’nın sonuçlarına göre, 2022 yılının ilk beş ayında ara zam yapmış olan yüzde 33’lük dilimde ortalama oran en çok yüzde 20-29 arasında değişiklik gösteriyor. Henüz ara zam yapmamış fakat yapmayı düşünen şirketlerin yüzde 45’i de yine en fazla oranla yüzde 20-29 seviyesinde ara zam planladığını belirtiyor. Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 64’ü yıl boyunca toplamda bir kez ara zam yapmayı planlarken, yüzde 19’u iki ve üzeri ara zam yapmayı planladığını belirtiyor. Şirketler ara zam yaparken en çok enflasyon oranını neden olarak gösteriyor. Aynı sektörde bulunan rakip firmaların zam oranları da bir diğer önemli etken olarak öne çıkıyor.

Sektör özelinde bakıldığında ise tüm sektörlerde 2022 yılı içerisinde en çok yapılması planlanan ara zam oranı yüzde 20-29 seviyesinde gerçekleşirken, ikinci tercih olan ara zam oranı ise sektörden sektöre farklılık gösteriyor. Teknoloji/İnternet sektörünün yanı sıra Otomotiv sektöründe de en fazla düşünülen ikinci ara zam oranı yüzde 30-39 arası olurken, Üretim, Tekstil, Maden ve Metal sektöründe bu oranın yüzde 10-19 bandında planlanacağı belirtiliyor.

Araştırmayı Görüntülemek için Tıklayınız.

 

Ödüllü İş Bulmacası No:18 (4 Temmuz – 10 Temmuz 2022)

İŞ BULMACASI No:18 (Ödüllü)

Meydan okumayı sevenler için hazırlanmaktadır.

Güzel bir mola verin.
İş hayatının güncel terimlerini hatırlayın.
Zihinsel bir tazeleme için bulmaca çözün.

Haftanın bulmacasını çözmek için
https://satinalmadergisi.com/bulmaca18/

İnteraktif şekilde web sitesi üzerinde veya kağıt çıktıda (PDF) çözebilirsiniz.

Her pazartesi bir bulmaca sizi bekliyor.
Kolaylıklar dilerim. Prof. Dr. Murat ERDAL

Geçmiş ve güncel tüm bulmacaları çözmek için;

https://satinalmadergisi.com/bulmacalar/
Ödül: 1 Kişiye Satınalma Dergisi Dijital Aboneliği.
Çözümünüzü dergi@satinalmadergisi.com a gönderin.

Şirket Aboneliği ile Ekonomik Avantaj Elde Edin.

Mesleki yetkinliklerini yükseltin.

Şirket olarak tüm dergi arşivine (115 sayı), araştırma raporlarına ve bir yıl boyunca 12 sayıya dijital erişim sağlayın. Dijital şirketi aboneliği için https://satinalmadergisi.com/dijital-islem-merkezi/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

#business  #crossword #puzzle #manager #learning

Anahtar Sözcükler: iş bulmacası, yöneticilik, dergi, ödül, iş, bulmaca, Business crossword puzzle, Business, B2B, işletme, yönetim, manager, management, tedarik zinciri yönetimi

Kalite ve Toplum Anlayışı

Herkesin, kendi alanında, kaliteyi arttıracak konularda, önemli ve örnek olması gerekir.

Çok önemsediğim konuların başında gelen bir ifade, hayatımda birçok projede ve işte görev aldım, her seferinde önemli ve örnek olmaya çalıştım.

Bu düşünce ile çevremdeki arkadaşlarımla da aynı şekilde kaliteyi arttıracak konuları birlikte değerlendirip önemli ve örnek olması konusunda birlikte yol aldık.

Geriye dönüp baktığımızda güzel eserler bıraktığımızı ve dostlar edinildiğini yaşayıp anlıyoruz.

Kalitenin insan hayatında çok önemli yeri bulunmakta, bunu zamanımızın her anında görebiliyor ve hissedebiliyoruz.

Çay içiyorsunuz, çayın rengi, sıcaklığı, tazeliği, bardağı, bardak altlığı çok önem arz eder.

Hatta içildiği ortam, yer ve içilirken yanınızda bulunan insanlar, içim öncesi ve sonrası duyulan keyif ve huzuru sağlar. Bunlar ise kalite şartlarıdır.

Çayın hazırlanması, demlenmesi, sunulması ve içilmesi gibi, bazan bir çay damlasında bile kaliteyi arıyoruz.

Geçen gün kalite birliğinin “Milli Ses Ver” projesi kapsamında, yönetim olarak yaptığımız seri ziyaretler sonucunda bir kafede dostlarla birlikte çay içerken, yönetim üyelerinden bir arkadaşımız çay tabağının ıslak olduğunu görmüş.

Çayı her yudumlayışında bardağın altından elbisesine çay damladığını fark etmiş.

Oysa o çaydan küçük bir keyif almayı istiyordu.

Ancak bardaktan gelen damlalar bütün keyfini kaçırmıştı.

Oysa o mutlu olmak istiyordu.

Küçücük bir şartın dikkate alınmaması, kalitesizlik onu mutsuz etmeye yetmişti.

Daha sonra kâğıt peçete ile tabağını kurulamış ve çayını keyif ile içebilmişti.

Bu basit örnek bile kalitenin yaşam tarzımıza nasıl etki ettiğini gösteriyordu.

Daha sonra birçok tanımı olan kaliteye arkadaşımız bir tanım daha ekleyerek “Kalite Mutluluktur” demiştir.

Anlaşılıyor ki, kaliteyi hayatımızın her aşamasında hissetmeli ve yaşamalıyız.

Belki farkındayız veya farkında değiliz, fakat hayatımız boyunca bulunduğumuz her yerde, yaşadığımız birçok olaylarda kalite yer almakta veya bulunmaktadır.

Biz ise bunun farkında olmuyoruz, farkında olmadığımız konularda memnuniyetimizi veya memnuniyetsizliğimizi davranışlarımız ile gösteriyor hatta hissettiriyor, yaşıyor, yaşatıyoruz.

Oysa kalite hep konuştuğumuz ve duyduğumuzda mutlu olduğumuz güvendiğimiz bir kavramdır.

İnsanlarımız beklentilerinin karşılanabileceği ve güven duyulabileceğini anlamaktadır.

Kalite kavramı, tecrübeler sonucu anlaşılmıştır ki, kullanıldığı veya geçtiği her yerde, şartların yerine getirildiği ve sağlandığı anlamına gelmektedir.

Böylede bilinmekte dolayısı ile kalite beklenilen isteklerin sonucudur.

Çünkü bu müşteri memnuniyetini sağlamakta ve göstermektedir.

Kalitenin ilk prensibi “Müşteri Odaklılık” olduğuna göre sistemin şartları kadar prensipleri de dikkate alınmalı.

Benim bir hayalim var oda kalitenin Milli Eğitimimizde anaokullarından itibaren dikkate alınarak ders olarak verilmesidir.

Bu hayalim için yaşıyor, çalışıyorum, inanıyorum ki en az yirmi veya otuz yıl sonra ülkem ve milletim daha ferah bir konuma gelecek kaliteyi yaşayacak ve yaşatacaktır.

Her insanımızı da bu hayali desteklemeye davet ediyorum.

Hep beraber Gazi Atatürk’ün çizdiği yolda ilerlemeyi, Yerli ve Milli olmayı, Markalaşmayı ve kendi Belgelendirme kuruluşlarımız tercih etmeyi, Milli Olmayı ve Milli Ses Vermeyi diliyorum.

Teşekkür ederim, sevgi ve saygılarımla.

Standart Marka Kalite Rehberlik ve Gözetim A. Ş.

Yönetim Kurulu Başkanı

Mehmet Uğur ÖZDENİZ

Referans:

Kal Bir Yönetim Çalıştayları

İş Dünyasında İletişim

Dr. Esma Gültüvin  Gür Omay

Topluluklar halinde yaşamını sürdüren insanlar, tarihsel süreçte bu şekilde yaşamayı mümkün kılan iletişim sayesinde toplumsal ilişkileri oluşturmuş ve çağa bağlı olarak, bu eylemi sürdürerek, anlamlandırmışlardır. “iletişim ilişkisinde üretilen her türlü anlam, toplumsal olarak üretilir ve ancak diğer insanlarla kurulan üretim ilişkileri bağlamında gerçekleştirilir.” (Yaylagül 2018:14 ) Bu nedenle iletişim, insanın doğa üzerindeki çatışmasının ve toplumsal ilişkilerin bir yansıması olarak görülmelidir.

İletişim en yalın haliyle bir mesaj alışverişidir. İngilizce  “communication” sözcüğünün etimolojik kökü “communis”, ve “common”  dan gelmektedir. “communis” topluluk, common da ortak olanı nitelemektedir.  Bu durumda iletişim toplumsal olanı nitelemekte, insanlar arası ortak alana vurgu yapmaktadır.  Türkçede ise iletişim sözcüğü “ duygu ve düşünce veya bilgilerin akla gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması bildirişim, haberleşme, komünikasyon” anlamlarını taşımaktadır.( https://sozluk.gov.tr/) Tüm bunların ışığında iletişim ileti aktarımının yanı sıra döngüsel bir faaliyet ve toplumsal bir ihtiyaç olarak görülmektedir.

Dünyada iletişim araçlarının gelişmesiyle birlikte iletişim yeni bir nitelik kazanmıştır. Gelişen kitle iletişim araçları ve teknolojileri iletişimin doğasını değiştirmiş, onu aracılaştırmıştır. Endüstri devrimleriyle gelişen kapitalizm, kitlesel üretim ve tüketimi getirmiş ve ona uygun iletişim araçları yaratmıştır. “İletişim özellikle kapitalist toplumsal iş bölümünde ve üretimin örgütlenmesinde (ve) ekonominin düzenlenmesinde işlevseldir.”(Yaylagül 2018:20) Dijitalleşme ile birlikte ise iletişimin kapsadığı alan genişlemiş ve insanın olduğu her alan ve ana yayılmıştır.

İş dünyasında ise genellikle iletişimin çok önemli olduğu varsayımından hareket edilmesine karşın, ona bağlı süreçler genellikle önemsenmemektedir.  İş hayatında etkin iletişim, başarıyı etkiler,  zaman yönetimini destekler, verimliliği arttırır, geribildirim sağlar. Özellikle, Covid-19 pandemisi sırasında uzaktan çalışma biçimleri aracılaşmış iletişimi içerdiğinden yüz yüze iletişimin içerdiği sıcaklık ve dinamizmden uzak kalmış, dijital teknolojilerin etkisiyle tarafların iletişim açısından çok daha zorlandığı bir dönem yaşanmıştır.  Bu nedenle Covid sonrası dönemde dijital teknolojileri iş dünyasına entegre ederken iletişim süreçleri de göz önünde bulundurulmalıdır. İş dünyasında bu iletişim ağını başarıyla sağlayan kuruluşlar değişen iş süreçlerini de etkin bir şekilde yöneteceklerdir.

Kaynakça:

Yaylagül, Levent (2018). Kitle İletişim Kuramları: Egemen ve Eleştirel Yaklaşımlar. Ankara: Dipnot.

“İletişim” https://sozluk.gov.tr/  Erişim Tarihi:30.06.2022

 

Duyguların Önemi

Dr. Öğr. Üyesi Gözde MERT

Nişantaşı Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi

İşletme Bölüm Başkanı & Gözde Araştırma Şirketi Kurucusu

“Duygular dalgalar gibidir; gelmesini engelleyemezsin, ama hangisinde sörf yapacağını sen seçersin.” Jonatan Martensson

İnsanların; birbirini anlamasında, birbirleriyle olumlu, verimli ilişkiler kurmasında, insanın kendisini çevresine kanıtlamasında, başarılı ve mutlu olmasında duyguların çok önemli yeri vardır. Duygular, zekamızı ve diğer tüm yeteneklerimizi, belli bir seviyede kullanmaya olanak vermektedir. Duygusal becerinin gelişmiş olması, kişiyi daha mutlu kılar. Duygularını yönetemeyen kişiler, içine kapanık olmaktadır. Bu bireyler işine odaklanamaz ve kişisel gelişimlerini gerçekleştiremezler.

Duygular, verilecek olan kişisel kararları etkilemektedir. Bu olumlu veya olumsuz bir etki olabilir. Duygular, akıl yürütme sürecine katılmayıp, sadece mantıksal zekâ ile karar verildiği zaman bu kararlar büyük oranda hatalı olmaktadır. Duygular, bireyin dikkatini önemli olan konuya yöneltir ve harekete geçmek için bireyi uyarır. Duyguların, sosyal ortamda büyük bir rolü vardır. Duygu yönetimi, kişiye mücadele etme ve uzun süreli hedefler belirleme konusunda olanak vermektedir. Duygular, kişilere sosyal olarak uyumlu yapmakta ve bireysel değişimi sağlamaktadır. Sosyal etkileşim sonucu kişiler, duygu yaşarlar. Bireyin gösterdiği duygular, diğer kişileri de etkilemektedir. Güçlü olan duygular, karşısındaki kişiye geçmektedir.

Alın lobu (prefrontal korteks, düşünen beyin) normal durumda kontrolü elinde bulundurmaktadır. Normal durumda mantıklı olarak düşünür ve davranırız. Bir kriz anında ise, limbik sistemdeki amigdala kontrolü kendisine alır. Alın lobu (düşünen beyin) ise sadece izleyici durumuna geçer. Amigdala kriz atlatıldığında, kontrolü tekrar alın lobuna verir. Kişi yeniden mantıklı düşünme ve davranma durumuna döner. Kriz döneminde; anında tepki vermemek, yıkıcı söylemde bulunmamak ve sakince beklemek yoluyla, duygu yönetimini başarmış, amigdalanın kontrolü devretmesi ile normal duruma dönmüş oluruz. İletişim halinde duygusal ipuçlarını, amigdala sayesinde yakalarız. Amigdala, diğer insanlardaki duygusal ipuçlarına karşı dikkatimizi artırmaktadır. Amigdala, tehlike durumunda, mantıksal düşüncenin, zaman kaybına neden olmasından dolayı, hayatta kalma, savaşma veya kaçma dürtüsü yaratır ve bu şekilde hayatta kalmayı sağlar. Stresli olan bu durumlarda ilk tepkinin, hızlı ve ölçüsüz olması; bir krizin ortaya çıkmasına neden olur. Bu kriz durumu, kişinin sosyal ilişkilerine zarar vermektedir. Birey duygu yönetimi yaparak, böyle bir tepki vermeyi geciktirir ve kriz yaşanmasını önler.

Hatıra, görsel, işitsel ve dokunsal girdiler, yüz ifadeleri, koku, tat, ses tonu, müzik ve hayal gücü gibi uyarıcılar, duygularımızı tetikler. Bireyin, bu duygusal uyarıcıların ne olduğunu bilmesi önemlidir. Uyarıcının ne olduğunu anladığında, davranışlarını değiştirmesi ve düzenlemesi mümkün olmaktadır. Kişinin, kriz durumunda hissetmiş olduğu duygular yıkıcı ya da yapıcı şekilde olabilmektedir. Yüz ifadeleri, duyguları da harekete geçirir. Gülümseyen bir yüz ifadesi mutluluğa, asık bir yüz de üzüntüye neden olmaktadır. Bu nedenle yaşantımızı olumlu yönde düzenlemek, bizim elimizdedir. Kendimizin ve bulunduğumuz sosyal ortamın havasını düzenleyebiliriz.

Detaylı bilgiler için aşağıdaki eseri okuyabilirsiniz.

Mert, G. (2017). Organizasyonlarda Bireysel Hafıza, Artikel Yayıncılık, İstanbul. https://www.gozdemert.com/ebook/BH.pdf

Puan Karşılığı Yapılan Tıbbi Hizmet ihalelerinde Ek ve Artırımlı Fiyat Farkı Uygulamaları ?

 Bilindiği üzere Kamu ihalelerinde; özellikle son bir yıldır fiyat artışlarından kaynaklanan yüklenici firmaların maliyet artışlarını karşılamak amacıyla 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanuna eklenen geçici 5. Madde ve geçici 6. Madde ile bir kısım düzenlemeler yapıldı.

4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanuna eklenen gerek geçici 5. Madde gerekse geçici 6. maddenin uygulaması ile ilgili ortaya çıkan tereddütleri gidermek üzere Kamu İhale Kurumu yoğun bir mesai harcadı. Kamu ihale Kurumu tarafından söz konusu tereddütler ile ilgili uygulamayı yönlendirecek düzenleyici kurul kararları yayımlandı.  Bu konuda Kamu İhale Kurumunun gösterdiği üstün gayret takdire şayandır.

4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanuna eklenen gerek geçici 5. Madde gerekse geçici 6. Madde ile getirilen en önemli düzenlemeler ek fiyat farkı ve artırımlı fiyat farkı olmuştur. Geçici 5. Madde ile 2021 yılının ikinci altı aylık dönemindeki gerçekleşen hizmetler ve mal teslimlerine ek fiyat farkı verilmiştir. Geçici 6. Madde ile ise 2022 yılının ilk üç ayı için ek fiyat farkı ile 2022 ve 2023 yılı için ise artırımlı fiyat farkı verilmesi düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemelerden yararlanabilmek için yayımlanan esaslardaki belirlenen şartları taşımak ve geriye yönelik yapılacak hesaplamalar için 30 gün içerisinde başvuruda bulunmak gerekmekteydi.

Gerek ek fiyat farkı gerekse artırımlı fiyat farkının uygulanması ile ilgili olarak spesifik sağlık sektöründe yapılmakta olan; Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) puanı karşılığı yapılan tıbbi hizmet alımlarındaki uygulamalar bu ihalelerin kurgusundaki özel durumları nedeniyle oldukça karmaşıktır.

SUT puanı karşılığı yapılan tıbbı hizmet alımları kendi içerisinde gizli bir fiyat farkı oluşturmaktadır. Bu ihaleler ihale ilan tarihi itibariyle; ihale edilen sağlık hizmetlerinin SUT’daki puanlarının toplamı şeklinde düzenlenmektedir. Bu puanlar SUT’de belirlenen 0,593 katsayısı ile çarpılarak ihalenin Yaklaşık maliyeti hesaplanmaktadır. Örneğin; 1.000.000 SUT puanı olan bir tıbbi hizmet alımının yaklaşık maliyeti 593.000.-TL olarak hesaplanmaktadır. Bu ihalelerde fiyat farkı verilmemekte, fakat ihalesi yapılan sağlık hizmetlerinin SUT puanlarında bir artış veya azalış olması durumunda verilecek hizmet miktarı artmakta veya azalmaktadır. Dolayısıyla ihale edilen tıbbi hizmetlerin miktarını etkileyen ve bu anlamda gizli bir fiyat farkı düzenlemesi içermektedir.

Söz konusu ihalelerin uygulanması ile ilgili olarak Kamu ihale Kurumu tarafından “4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’na Göre İhale Edilen Hizmet Alımlarında Uygulanacak Fiyat Farkına İlişkin Esaslar”’ın 7. Maddesinin 11. Bendinde “Teşhis ve tedaviye yönelik hizmet alımlarında puan birimi üzerinden sözleşmeye bağlanan işlerde bir hizmetin puanının artırılmasından veya azaltılmasından kaynaklanan fiyat değişimleri için fiyat farkı hesaplanamaz.”  Düzenlemesi yapılarak uygulama esasları belirlenmiştir. Yani SUT puanı karşılığı bir tıbbi hizmet ihalesi yapıldıysa bu ihalenin ihale dokümanında açıkça yazmasa bile; fiyat farkı verilmesi öngörülmüş bir ihale olarak, bu ihaleyi değerlendirmek gerekir.  Bu ihalenin fiyat farkı verilmesi ile ilgili bölümüne “SUT puanı karşılığı ihale edilmiş bir iş olduğundan dolayı ihaleyi oluşturan sağlık hizmetlerinin; SUT puanlarında oluşan değişikler otomatik olarak yansıtılacaktır.” Şeklinde bir açıklama yazmak ve fiyat farkı verilmeyecektir gibi ifadelerde bulunmamak gerekir.   

Ne yazık ki birçok idare tarafından doğru bir şekilde dizayn edilemeyen SUT puanı karşılığı yapılan söz konusu tıbbi hizmet ihalelerinin fiyat farkı uygulamalarında birçok tartışma çıkmakta ve bazen yüklenici firmaların mağduriyetine de sebep olunmaktadır.

SUT puanı karşılığı yapılan tıbbi hizmet ihalelerinde; 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanuna eklenen gerek geçici 5. Madde gerekse geçici 6. Madde ile getirilen ek fiyat farkı ve artırımlı fiyat farkı nasıl uygulanacaktır?

Öncelikle şunu söylemek gerekir ki; SUT puanı karşılığı yapılan tıbbi hizmet ihalelerini, “İhale Dokümanında Fiyat Farkı Hesaplanmasına İlişkin Hüküm Bulunan Sözleşmeler” olarak değerlendirmek gerekir.

Buna göre;

Artırımlı Fiyat Farkı Uygulamasında; 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar’ın 5. Maddesinin 2. Bendindeki “HİZMET ALIMLARINDA, 1/1/2022-31/12/2023 tarihleri arasında (bu tarihler dâhil) gerçekleştirilen kısımlar için fiyat farkı hesaplanmasında Fiyat Farkına İlişkin Esasların 5 inci maddesindeki formülde yer alan B katsayısı 0,90 yerine 1,00 olarak uygulanır.”  Hükmüne göre artırımlı fiyat farkı hesaplaması yapmak gerekir.

Ek Fiyat Farkı Uygulamasında; 4735 Sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun Geçici 6. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Esaslar’ın 9. Maddesinin 2. Bendi  b fıkrasındaki “İhale dokümanında fiyat farkı hesabında kullanılacak girdilerin ağırlık oranlarına ilişkin temsil katsayıları ile endeksler belirlenmeksizin TÜİK tarafından yayımlanan “Yİ-ÜFE Genel” endeksi esas alınarak fiyat farkı hesaplanacağı düzenlenen sözleşmelerde:

Pn=   olmak üzere; Fe = An  x E x (Pn – 1) formülüne göre yapılmalı ve 0,41 katsayısı dikkate alınmalıdır. 

Söz konusu ek fiyat farkı ve artırımlı fiyat farkı uygulamaların dikkatli bir şekilde yapılması; idarelerin ileride karşılaşabilecekleri olası Sayıştay sorguları, kamu zararı oluşturulması ve diğer idari incelemeler açısından ve yüklenici firmaların mağduriyetine sebep olarak olası mahkeme tazminlerinden korunması açısından oldukça önemlidir.

Mehmet ATASEVER

Kamu İhale Kurulu Eski Üyesi/ Akademisyen

Yazılı belge ve işveren kayıtlarına dayanan fazla çalışmalardan indirim yapılabilir mi?

4857 sayılı Kanunun 41 inci maddesinde ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan “Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği” hükümlerine göre, kural olarak “fazla çalışma, Kanunda yazılı koşullar çerçevesinde haftalık kırk beş saati aşan çalışmalardır” (İşK m.41/1; Yönetmelik m.3).

4857 sayılı İş Kanunu ile günlük en çok “on bir saatlik” iş süresini aşmamak koşuluyla, haftanın beş iş gününde dokuz saat çalışılan işyerlerinde günde iki saat, haftanın altı iş gününde yedibuçuk saat çalışan işyerlerinde ise, günde üçbuçuk saat olarak yapılabilecektir. Ayrıca “fazla çalışma sürelerinin toplamı bir yılda iki yüz yetmiş saatten fazla olamayacaktır. Bu süre sınırı, işyerlerine veya yürütülen işlere değil, işçilerin şahıslarına ilişkindir (İşK m.41/8; Yönetmelik m.5). Diğer taraftan, fazla çalışma sürelerinin hesabında yarım saatten az olan süreler yarım saat, yarım saati aşan süreler ise bir saat sayılır. Her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret de normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde elli yükseltilmesi suretiyle ödenecektir (İşK m.41/2; Yönetmelik m.4). 

Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır. Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. 

Yargıtay’a göre, “İşçinin fazla çalışma ücreti veya ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarından indirim yapılması konusunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Gerek fazla çalışma ücretinin gerekse ulusal bayram genel tatil ücretinin uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda indirim yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Bu indirim, dosyadaki delillerin durumu ve niteliğine göre yapılması gerekli uygun bir indirimdir. Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline, işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma ücretinin veya ulusal bayram genel tatil ücretinin miktarına göre takdir edilmelidir.

İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında, bilirkişi M. U. K. tarafından düzenlenen kök ve ek raporun hükmü esas alındığı belirtilerek fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının kabulüne karar verilmiştir. Hükme esas alınan raporda, davacının hak kazandığı fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram genel tatil ücreti hesaplandıktan sonra bu miktarlar üzerinden %30 oranında indirim yapıldığı tespit edilmektedir. İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporuna itibar edildiği belirtilmesine rağmen daha önce indirim yapılan alacaklardan yeniden %30 indirim yapılarak hüküm kurulmuştur. Şüphesiz, tanık anlatımı ile ispat edilen fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarından indirim yapılması, kanun hükmünün bir gereği olmayıp içtihatlar ile oluşan bir uygulamadır. Çerçevesi ve koşulları içtihatlar ile belirlenen indirimin oranı konusundaki takdir hakkı hâkime aittir”.

Sonuç olarak, işçinin fazla çalışma ücreti veya ulusal bayram genel tatil ücreti alacaklarından indirim yapılması konusunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Yargıtay uygulamasına göre, fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram genel tatil ücretlerinin uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde indirim yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Ancak bu indirim, dosyadaki delillerin durumu ve niteliğine göre yapılmalıdır. Ayrıca fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Yapılacak indirim, işçinin çalışma şekline, işin düzenlenmesine ve hesaplanan fazla çalışma ücretinin veya ulusal bayram ve genel tatil ücretinin miktarına göre takdir edilmektedir.