İdari İşler ve Tesis Yönetimi Departmanlarının Yükselişi

İdari İşler Ve Tesis Yönetimi Departmanlarının Yükselişi
İdari İşler ve Tesis Yönetimi Departmanlarının Yükselişi

İdari İşler ve Tesis Yönetimi Departmanlarının Yükselişi

Prof. Dr. Murat ERDAL
İstanbul Üniversitesi Tedarik Zinciri Yönetimi Anabilim Dalı Başkanı
merdal@istanbul.edu.tr

İdari İşler Ve Tesis Yönetimi Departmanlarının Yükselişi
İdari İşler ve Tesis Yönetimi Departmanlarının Yükselişi

Ülkemizde idari işler ve tesis yönetiminden sorumlu departmanlar hızla gelişiyor, güçleniyor. Bu bölümlerin kurumlar için önemi hayli kritik hale geldi. Süreç baş döndürücü.  Konuyu hem geçmişten günümüze hem de farklı sektör ve şirket büyüklükleri temelinde incelemek istiyorum. Bu alana giriş yazısı gibi kabul edebilirsiniz. Fırsat buldukça konuya Satınalma dergimizde, yine bu köşede devam edeceğim.

Geçmişin Görünmeyen Birimleri
Bugünün Stratejik Değer Yaratan Birimlerine Nasıl Dönüştü?

Bu birimlere ilişkin “gizli güç”, “görünmeyen birim” gibi tanımlama ve değerlendirmeler artık hayli geride kaldı. Bugünün dünyası son derece sorgulayıcı ve talepkâr. Her şey gözler önünde. Her şey mercek altında.

İnsanlar kısa sürede belirli bir fikre sahip oluyor. Hem şirket içerisinde çalışanlar, hem de dışarıdan gelip sistemi deneyimleyen misafirler, kullanıcılar ya da müşteriler izlenimlerini saklamıyor.

Bir şirket binasına ya da fabrikaya adımınızı attığınızda o kurumun profesyonellik seviyesini anında hissedersiniz. Hatta denilebilir ki, ziyaret ve toplantı öncesinde size yapılan bildirimler; otopark, güvenlik, danışma ve toplantı odası hakkında bilgilendirmeler bir yol haritası niteliği taşımaktadır. Hazırlıksız yakalanmadan, sürpriz yaşamadan ziyaretinizi yapar toplantınıza katılırsınız. Şirketin mevcut protokolleri; bina ve çevresi, ortak alanlar, giriş-çıkış güvenlik kontrolleri, danışma personeli ve iletişim kalitesi, otopark, asansörler, temizlik ve hijyen, bekleme salonları, ikramlar, havalandırma-iklimlendirme, enerji yönetimi size çok fazla ipucu verir. Bütün bu düzenin sağlanmasında idari işler ve tesis yönetiminden sorumlu profesyoneller vardır.

Bir şirket çalışanı iseniz her iş günü, içinde bulunduğunuz bina ve orada aldığınız hizmetleri etraflıca deneyimlersiniz. Pırıl pırıl bir bina, her şeyin en ince ayrıntısında varıncaya kadar özenle düşünüldüğü, operasyonların kesintisiz yürütüldüğü şirket ortamları herkesin ortak özlemidir. İşyeri düzenine ilişkin araştırma yapıldığında, neredeyse her gün ayrı bir memnuniyet düzeyi, bir puan ortaya çıkabilir 😊

Profesyonelliğin eksik kaldığı işyerlerinde bazı kesintiler ya da kısmi olumsuzluklar da yaşanabilmektedir. Bu konuda “bir sor, bin ah işit” durumu ortaya çıkabilir. Temiz olmayan ortak alanlar, arızalı asansörler, bozuk havalandırma, çalışmayan yazıcı ya da kahve makinesinin bir çalışır bir çalışmaması gibi pek çok örnek verilebilir. Şirket içi yaşanan birçok sıkıntıda doğrudan ve/veya dolaylı bir biçimde idari işler ve tesis yönetimi birimleri hedef alınabilmektedir. Haklı ya da haksız nedenlere dayanan tüm konular geri bildirimlere, kısa sürede şikayetlere dönüşüyor.

Beklentilerin Yükselmesi, Genişleyen Sorumluluk ve Uzmanlaşma

Geçmişte, idari işler operasyonlarının temelinde çalışanlar ve iş yeri (fiziki çalışma ortamı) arasındaki uyumun sağlanması yatardı. Çalışanın fiziki çevre ve atmosferden memnuniyeti fazlaca sorgulanmazdı. Bugün ise çalışan deneyimi, hizmet kalitesi, verimlilik, ergonomi ve memnuniyet düzeyi sürekli gündemde. Yöneticilerin, orta kademenin ve yeni kuşakların iş yerinden beklentileri zenginleşti. Bu kapsamda belirli periyodlarda memnuniyet anketleri yapılıyor ve analiz ediliyor.

Plaza Ofis Bina Havalimanı Terminal İdari İşler Tesis Yönetimi EğitimiMimari uygulamalar gelişti. Yeni tasarımlar ortaya çıktı. Akıllı binaların yüksek binaların sayısı çoğaldı. Ortam yerleşim planları, ortak-sosyal alanlar ve fonksiyonellik başka bir seviyeye geldi.  Esnek çalışma ve ortak masa (hot desk), sessiz odalar gibi uygulamalar yayıldı.

Şirketler yeni uygulama ve çözümlerden hızla haberdar oluyor. Yöneticiler tüm sektörü; rakipleri, müşterileri, tedarikçileri bir şekilde ziyaret ediyor örnek ediniyor. Sektör içerisinde mesleki fuarlarda yeni malzeme, yeni mimari tasarımlar ve yeni teknolojiler hızla duyuluyor.

Bugün idari işler biriminden kesintisiz destek hizmetleri isteniyor.
Altyapı mükemmel olmalı. Tüm ofis ekipmanlarının, cihaz ve araçların bakımları bir plan dahilinde yürütülmeli. İş sürekliliği yüksek öncelik.

İş yaşamında iç ve dış paydaşlar ideal bina ve ofis ortamı talep ediyor.
Bina, ofis hizmet kalitesini arıyor. Temel ihtiyaçlarda, ortak mekanların kullanımında emniyet, güvenlik, temizlik, ergonomi ve konfor talep ediyor. İdari konularda herhangi bir problemle karşı karşıya kalındığında hızlı ve doyurucu bir cevap bekleniyor. Çalışanlar çözümün ne şekilde, ne sürede ve nasıl gerçekleşeceğini bilmek istiyor. “Hallederiz”, “yaparız” ya da “merak etmeyin Murat bey yapacağız” gibi geçiştirme cümlelerini duymak da pek istemiyor.

Bu noktada idari işler yönetiminde profesyonellik seviyesi ve uzmanlık büyük önem taşıyor. Şirket markası, çalışan deneyimi ve verimliliği, insanların beyninde bu kapsamda olgunlaşıyor, pekişiyor. 

Peki İdari İşler ve Tesis Yönetimi operasyonları hangi noktalarda birleşiyor hangi noktalarda ayrılıyor ?

Birimlerin operasyonları ve değerlendirme kriterleri üzerine biraz düşündüğünüzde hemen anlıyorsunuz. Sektör, kurumun faaliyet alanı, ölçek; çalışan sayısı (ve kullanıcı/müşteri sayısı), mekânsal büyüklük (plaza, fabrika) coğrafi yayılım (entegre üretim tesisi), operasyonların kritik önemi ve riskler, mevzuat (çevre, İSG vd.) gibi kriterleri sayabiliriz.

Şimdi uygulama üzerinden ilerlemekte fayda var.
Çalışan sayısının 20 olduğu küçük bir işletme ile 500 + çalışanın olduğu işyeri dinamikleri ve ihtiyaçları bir olabilir mi?

Ülkemizde faaliyet gösteren büyük tesisleri; enerji, kimya, demir çelik, ilaç, otomotiv, beyaz eşya, limanlar, havalimanlarını ve bu sistemlerin fonksiyonlarını bir an için düşünün. Yine aynı şekilde hizmet üreten büyük hastaneler, AVM’ler, üniversiteler, belediyeler, kamu kurum ve kuruluşlarının operasyonlarını değerlendirin. Banka genel müdürlük binaları, holding binaları, plazalarda birden fazla katta faaliyet gösteren büyük şirketlerin dinamiklerini gözünüzden kısaca bir geçirin.

Farklı sektör ve şirket ölçeklerinde bu birimlerin görev ve sorumlulukları, organizasyon yapıları şekilleniyor. Birçok unvan göze çarpıyor:

  • İdari İşler Müdürü ve Liderleri
  • İdari İşler ve Satın alma Müdürü
  • İdari İşler ve Filo Müdürü
  • Tesis Yönetimi Müdürü (Facility Manager)
  • Tesis İdari Müdürü ve Ekipleri
  • Tesis ve Teknik Hizmetler Müdürü
  • Bakım ve Destek Hizmetleri Müdürü
  • Bina ve Ofis Yönetim Müdürü (Workplace Manager)
  • Ofis ve Destek Hizmetler Müdürü
  • Ofis Koordinatörü
  • Filo Araç ve Lojistik Müdürü
  • Teknik Hizmetler ve Bakım Yöneticisi
  • Destek Hizmetler Yöneticisi
  • Güvenlik ve Teknik Operasyon Sorumlusu
  • Tesis ve Bakım Sorumlusu
  • Tedarik Yönetimi ve Satın alma Sözleşme Uzmanı
  • Altyapı ve Lojistik Yöneticisi
  • İdari ve Mali İşler Daire Başkanı ve Personeli

Kurumun büyüklüğü, personel ve hizmet alanların sayısı gibi faktörler, bu birimlerin organizasyon şemasına da yansıyor. Organizasyonel yapı ve çalışan profili farklılıklarına ilerleyen dönemde ayrıntılı bir şekilde değineceğim.

Bu yazımda, çalışma alanlarındaki benzerliklerden devam edelim.

Her iki birimin de ortak çalışma alanları var. Benzerlikler nelerdir?

İş sürekliliği ve risk yönetimi, operasyon ve çalışan verimliliği, mevzuat, sürdürülebilirlik, teknoloji yönetimi, satın alma; tedarikçi araştırma ve sözleşme yönetimi gibi konular. Son derece stratejik konular.

Peki farklılıklar. Farklılıkları kurum operasyonları, saha-altyapı büyüklüğü, ihtiyaçlar, sistemin fonksiyonları, iç ve dış hizmet alan paydaşlar belirliyor. Kimya tesisi ile hastane yapılanması örneğinde olduğu gibi operasyonel riskler, teknik alanlar (mühendislik, bakım) ve öncelikler ayrışmayı derinleştiriyor. Bu birimlerin içerisinde yer alan mesleki uzmanlık seviyeleri belirgin şekilde değişim gösteriyor.

İdari İşler Yönetiminin Değişen Rol ve Sorumlulukları

Artan çalışan/misafir beklentileri, yasal düzenlemeler ve mesleki gelişmelerin etkisi altında kalan idari işler bölümü görev ve sorumluluk alanlarını yeniden baştan ele alıyor. Birimler, mevcut operasyonları sürekli iyileştirme ve kendisini geliştirme çabası içerisinde.

İdari İşler Birimi ihtiyaçlar doğrultusunda kadrosunu yeniliyor, doğru kişileri zamanında işe alıyor. Onları eğitimlerden geçiriyor sektör bazlı yetiştiriyor. Bina düzeni, altyapı ve ofis işleyişi ile ilgili dışarıdan destek alınan tüm tedarikçilerin/ taşeronların performansları düzenli ölçülüyor ve raporlanıyor. Maliyet analizleri ve sözleşmeler sürekli inceleniyor. Acil durum ve kriz senaryolarına ilişkin çalışmalar, tatbikatlar yapılıyor. Sürdürülebilirlik, gizlilik (KVKK), mevzuat (çevre, İSG vd.) uyumu ve kontrolleri üzerinde hassasiyetle duruluyor.

Ve tüm bu başlıklara her sene yeni öneriler, revizyonlar ve yeni hedefler de ekleniyor.

Tesis Yönetiminin Değişen Rol ve Sorumlulukları

Mesleki zorluğu ve sorumluluğun büyüklüğünü anlayabilmek adına İlk olarak tesis çeşitliliğine örnekler verelim. Büyük bir üretim tesisi, tam teşekküllü bir hastane, büyük bir AVM, beş yıldızlı bir tatil köyü ya da bir otel, liman veya havalimanı olabilir.

Bu tür tesislerde tüm uygulamalar bir prosedüre, bir protokole, bir kitapçığa dayanıyor. Disiplin ve düzen oradan destek alıyor.

Büyük tesislerde kurumsal hafıza, köklü iş alışkanlıkları var. Mevzuat (çevre, İSG başta olmak üzere) değişimleri olduğunda hızla gereği için aksiyon alınıyor. Prosedürler, kurallar/ilkeler, kitapçıklar güncelleniyor. Yeni uygulama süratle sahaya yansıyor.

Tesis Yönetimi her zaman birimler arasında koordinasyon, iş bölümü, etkin ve verimli iş birliğini gerektiriyor. Farklı birim yöneticileri arasında ihtiyaçların öğrenilmesi, uyum ve sürece liderlik edilmesi önem kazanıyor. Birbirleriyle çatışan değil, iş birliğine önem veren anlayış hakim olmak zorunda. O nedenle, tesis yönetiminde tek bir birimin öncelikleri değil, birimler arası ortak hareket ve koordinasyon verim getiriyor.

Tesisler küresel rekabet avantajını yakalama, paydaş güveni ve gelişimleri amacıyla ulusal ve uluslararası kuruluşlardan denetimler için başvuruda bulunabiliyor. Gönüllükle hareket ediyorlar. Bir otoritenin ilgili alanda rehberliğini önemli buluyorlar. Tesis gelişim planları için bu kapsamda hazırlanan raporları ve derecelendirme puanlarını birer fırsat olarak yorumlayabiliyorlar.

Fabrikalarda zaman zaman müşteri firmaların temsilcileri ya da üçüncü parti kuruluşlar tarafından denetimler (sürdürülebilirlik, kalite vb.) yapılabiliyor. Tesis yöneticileri, bu ziyaretleri tesisin gelişimi, operasyon kalitesinin yükseltilmesi, marka güvenilirliği ve paydaş güveni için önemli buluyorlar.

Kısa, orta ve uzun vadeli yatırım planları, kaynak ihtiyacı, stratejik öncelikler ve senaryo analizleri yapılıyor. Eksiklikler ve yapılması gerekenler üzerine proje bazlı gidiliyor.

Konuyu hizmet ve üretim tesisleri arasındaki yapısal farklılıklar üzerinden biraz daha derinleştirelim.

Havalimanı Terminal İdari İşler Tesis Yönetimi Eğitimi
Havalimanı – Terminal İdari İşler Tesis Yönetimi

Hizmet Sektörlerinde Tesis Yönetimi

Hizmet sektörlerinde dış paydaşların sayısı da beklentileri de çok yüksek.

Örnek vermek gerekirse büyük hastanelere (örneğin Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, İstanbul Tıp Fakültesi -Çapa hastane yerleşim birimleri) alışveriş merkezlerine (AVM) ve havalimanlarına gün bazında gelen kişi sayısı binleri buluyor.

Bu tür sistemlerde olası riskler çok büyük. Kitlenin belirli saatlerde yoğun giriş ve çıkışı söz konusu. Üst düzey emniyet ve güvenlik gerektiriyor. Giriş kapılarında, otoparklarda uzun kuyruklar, asansör ve yürüyen merdivenlerde yığılmalar olabiliyor. Enerji yönetimi, temizlik ve hijyen konularının ayrı bir çerçevede düşünülmesi gerekiyor. Lojistik operasyonlarda; perakende firmaların ürün araçları, restoranların içecek ve yiyecek arabaları düzen içerisinde hareket etmek zorunda.  Kriz ve acil durum (sel, deprem, yangın, saldırı/terör, salgın vd.) senaryoları konusunda nitelikli bir ekibe ihtiyaç var.

O nedenle tüm operasyonlar son derece ayrıntılı, titiz ve mevzuata uygun yürütülmeli. Organizasyon yapısı, kadro ve uzmanlaşma da buna uygun olmalı.

Entegre Tesis Fabrika Havalimanı Terminal İdari İşler Tesis Yönetimi Eğitimiİmalat Sektörlerinde, Entegre Fabrikalarda Tesis Yönetimi

İmalat sektörlerinde büyük coğrafi saha içerisinde fabrikalar ( -depolar, sosyal alanlar ve stratejik noktalar gibi) bir arada ya da mesafeli bir biçimde kümelenebiliyor. Entegre üretim tesislerinde çalışan sayısı yüksek. Ortak özellikleri 250 ve üzeri çalışan sayısı. Bu tesislerde pek çok bileşen birbirleriyle uyum içerisinde çalışmak zorunda. Coğrafi alan fabrika üretim noktaları, açık ve kapalı depo sahaları, sürekli sahaya giriş çıkış yapan kamyon TIR araç trafiği, güvenlik noktaları, kameralar, geniş iç yollar, otoparklar, yemekhane, kantin / kafe alanları. Dev tesislerde lojmanlar, misafirhaneler, eğitim kurumları, alış-veriş yerleri de olabiliyor.

Entegre üretim tesislerinde teknik uzmanlık ve mühendislik uygulamaları işin ana omurgasını oluşturuyor.Öncelik fabrika operasyonlarında süreklilik. Öncelik emniyet ve güvenlik. Fabrika teknik altyapısının planlanması ve yönetimi ayrı bir uzmanlık, mühendislik uygulamalar bütünü. Makine teçhizat yatırımları, yerleşim planları ve toplam verimli bakım çalışmaları bir bütün olarak görülüyor.

Geniş araziye yayılan tesisin saha altyapı yönetiminde; elektrik, su, doğalgaz, atık, kanalizasyon, vb. altyapı sağlam bir mühendislikle geleceğin büyüme planlarına uygun planlanıp ve inşaa ediliyor. Büyüme hedefleri, orta ve uzun vadede ortaya çıkan yeni ihtiyaçlar, teknik ekipler ve yöneticilerle birlikte analiz ediliyor.

Tesis içerisinde sürekli bir eğitim ve zengin öğrenme araçları var.
Eğitim salonları son derece aktif kullanılıyor. Eğitim gün saat metriği sürekli ölçümleniyor.  Sahada yaşanan vakalar raporlanıyor, eğitim materyallerinde video ve fotoğraflarla analiz edilip dersler çıkartılıyor. 

KOBİ’ler ve İdari İşler Birimi için Ayrı Bir Pencere Açmakta Fayda Var

Ülkemizde KOBİ seviyesinde alınması gereken hayli mesafe olduğuna inanıyorum. Şirketlerimizin önemli bir bölümü küçük şirketler. Öncelikleri rekabet edebilmek. Varlıklarını sürdürebilmek. Ayakta kalabilmek.

O nedenle profesyonel bir İdari İşler biriminden bahsedebilir miyiz? Bilemiyorum. Patronun bakış açısı, vizyonu son derece belirleyici. Bu alana yatırım yapmak istiyor mu? Ciddi soru işareti. Sektörden güvenilir kıdemli bir kişi seçilerek yola devam ediliyor. İşyeri düzeninin sorumluluğu o seçilen kişinin iş deneyimi ve önerileri ile olumlu yönde gelişebiliyor ya da sınırlı, zayıf kalabiliyor.

İşler çoğunlukla bir veya en çok iki kişi temelinde yürütülüyor. Bu kişi joker pozisyonunda “her işe koşan, her işe yetişen” rolünde. Ondan temel beklenti, şirket operasyonlarının aksamaması. Yani işlerin kesintisiz devam etmesi. “Arıza varsa tamir ettiriz” reaktif anlayışı egemen. Önleyici ve planlı bakım mevzuatta belirtilen alanlarda sınırlı kalıyor, onların dışında pek çıkmıyor. Geleceğin ihtiyaçlarına ilişkin senaryo analizleri ve raporlamalar daha çok sözlü hafızada ilerliyor. “Geçen ay sohbetimizde / toplantıda bu konuyu aktarmıştım” sıklıkla söylenebiliyor. Proje esaslı yönetim; bütçesi, takvimi, sorumluları gibi işler sınırlı alanlarda görülüyor.

Küçük Şirketlerimizde İdari İşler Biriminden Beklentiler

Küçük şirketlerimizde İdari İşler biriminden beklentiler şu alanlarda yoğunlaşıyor:

  • İşyeri Düzeni: Mekân yönetimi, güvenlik, temizlik, bakım, otopark.
  • İdari satın alma: Ofis kırtasiye, sarf malzeme, promosyon ürünler, matbaa ve çeşitli hizmet (elektrik, tesisat, tadilat işleri, asansör bakımı) alımları.
  • Araç ve filo yönetimi: Öz mal, kiralık araçlar, yakıt, bakım, hasar, sigorta.
  • Destek hizmetleri: Yemek (catering), çay/kahve, kurye-kargo lojistik destek.

KOBİ’lerde idari işlerden sorumlu çalışandan beklenen stratejik katkı, operasyonlarda maliyet düşürme, doğru tedarikçi ve taşeron bulunması, araç filosunun doğru şekilde yönetimi gibi birkaç noktada toplanıyor. İlgili çalışanın uzun süreli hastalık, geniş izin, işten ayrılma veya emekli olma hallerinde ise şirketler sıkıntılı bir geçiş dönemi yaşayabiliyor.

Sonuç

İdari İşler ve Tesis Yönetimi departmanlarının özverili ve profesyonel çalışmalarıyla stratejik değer yarattıklarını, kurumlarımızı dünya standartlarında bir noktaya getireceğini düşünüyorum.

Kamu uygulamalarına değinmeyecek miyiz? şeklinde bir soruyu da kısaca cevaplayalım. Özel sektör bu alanda kamu uygulamalarının bir adım önünde. Kamu bürokrasisi, yönetim ve kaynak tahsisi zorlukları getirebiliyor. Bu da operasyonlarda gecikmelere ve verimsizliklere neden olabiliyor.
Özel sektör ise kaynak yaratımı ve kullanımı, önceliklerin belirlenmesi, uzmanlaşma ve nitelikli kadroların oluşturulmasında daha profesyonel hareket ediyor.

Türkiye’nin ekonomik gelişiminde, mevcut tüm sistemlerde iç (çalışan) ve dış paydaşların (misafir, müşteri, hasta gibi beklenti ve taleplerini, yasal düzenlemeleri ve risk yönetimini dikkate alan anlayışa, operasyon ve hizmet kalitesinin sürekli iyileştirilmesine ihtiyaç var. Devam edeceğiz…

İDARİ İŞLER ve TESİS YÖNETİMİ EĞİTİMİ
Operasyonel Riskleri ve Maliyetleri Yönetmekten,
Çalışan Verimliliğini ve Kurumsal İtibarı Artırmaya

Profesyoneller Dünyasında Satış İdari İşler Ve Fabrika Tesis Yönetimi Eğitimi

Eğitim içeriği için tıklayınız. 

Eğitim Teklif Alma:

Şirketinizin eğitim ihtiyacı için egitim@satinalmadergisi.com e-posta adresinden teklif alabilirsiniz.

 

 

Anahtar sözcükler: İdari İşler Eğitimi, Tesis Yönetimi Eğitimi, İdari İşler, Tesis Yönetimi, altyapı, yönetmelik, mevzuat, tedarikçi, taşeron, tadilat, onarım, tamir, araç, filo, teknik, bakım, destek, risk, kriz, bina, ofis, facility, fabrika, AVM, Hastane, otomotiv, acil durum senaryoları, afet, çalışan memnuniyeti, satın alma, liderlik, çevre, eğitim, sürdürülebilirlik, ayrıştırma, çöp, otopark, kiralama, kira, güvenlik, ısıtma, soğutma, havalandırma,
İSG, güvenlik, danışma, giriş-çıkış, sarf malzeme, depo, lojistik, kargo, kurye, misafir, ziyaretçi, kullanıcı, paydaş, ESG

 

İdari İşler ve Tesis Yönetimi Eğitimi

İdari İşler ve Tesis Yönetimi Satın alma Araç Filo Eğitimi
İdari İşler ve Tesis Yönetimi Eğitimi

İDARİ İŞLER ve TESİS YÖNETİMİ EĞİTİMİ
Operasyonel Riskleri ve Maliyetleri Yönetmekten,
Çalışan Verimliliğini ve Kurumsal İtibarı Artırmaya

Eğitimin Amacı:

Şirketlerin sağlıklı, sürdürülebilir ve verimli bir şekilde faaliyet göstermesinde idari işler ve tesis yönetimi birimleri stratejik rol oynamaktadır. Eğitim, özellikle KOBİ’lerde sıklıkla göz ardı edilen idari işler ve tesis yönetimi disiplinlerinin şirket maliyetlerine, çalışan verimliliğine ve kurumsal itibara olan doğrudan etkisini vurgulamaktadır.
Bu eğitim, katılımcılara idari işler ve tesis yönetiminde stratejik düşünme, operasyonel mükemmellik, maliyet optimizasyonu, risk yönetimi ve sürdürülebilirlik odaklı kapsamlı bir bakış açısı kazandırmayı amaçlamaktadır.
Sektör, şirket tipi, çalışan sayısı, faaliyet alanı, fiziksel alan ve coğrafi yayılımına göre idari işler ve tesis yönetimi sorumlulukları ve uzmanlaşmalar farklılaşmaktadır.

Profesyoneller Dünyasında Satış İdari İşler Ve Fabrika Tesis Yönetimi EğitimiEğitim alacak kurum; banka genel müdürlük, holding binası, plaza iş yerleri, hastane, AVM, vakıf üniversiteleri, fabrika, dev üretim tesisleri, büyük kamu kurum ve kuruluşları olduğunda birim yapılanması; görevler ve uzmanlaşmalar değişmektedir.
Şirket genel müdürlüklerinde idari işler yönetiminde; çalışan memnuniyeti, destek hizmetler ve araç-filo yönetimi ön planda olabilmektedir.
Diğer taraftan büyük fabrikalarda, dev üretim tesislerinde ise tesis yönetimi ve idari işler iki ayrı birim halinde çalışabilmektedir. Tesis yönetiminde; fiziki altyapının kullanımı ve işletimi, enerji kullanımı, teknik bakım maliyetleri ve İSG büyük önem arz etmektedir.
Eğitim içeriği ve aktarımı, üretim ve hizmet sektör faaliyet alanına, kurumun ihtiyacına göre özgünleştirilmektedir. Aşağıda eğitim içeriğinde yer alan başlıklar modüler yapıda olup eğitim esnekliği sağlanmaktadır.
Eğitimin nihai hedefi, idari işler ve tesis yönetiminden sorumlu birimlerin birer “maliyet merkezi” olarak görülmekten çıkıp “değer yaratan bir iş ortağı” olarak konumlanmalarını sağlamaktır.
Eğitim, teorik bilginin yanı sıra vaka çalışmaları, bol sayıda idari işler sözleşme örnekleri gibi pratik araçlarla desteklenmektedir.
Bu sayede katılımcılar edindikleri bilgileri şirketlerine/ kurumlarına uyarlayabileceklerdir.

Yararlı Araçlar:

  • Departman Öz Değerlendirme (Self-Assessment) Anketi
  • İdari İşler ve Tesis Yönetimi Birimleri için Anahtar Performans Göstergeleri ( 100 KPI )
  • Tedarikçi / Taşeron Sözleşme Örnekleri

🎯 Hedef Kitle
Bu eğitim, farklı sektör ve ölçeklerde faaliyet gösteren kurumların İdari İşler ve Tesis Yönetimi birimlerinden sorumlu yöneticileri, takım liderleri, uzmanları ve ekiplerine yönelik olarak tasarlanmıştır. Eğitim içeriği ihtiyaca ve ekip profiline uygun biçimde özgünleştirilmektedir.
• İdari İşler Müdürleri ve Ekipleri
• Büyük üretim tesislerinin Tesis İdari Müdürleri (Facility Manager)
• Tesis ve Teknik Hizmetler Müdürü
• Ofis ve Destek Hizmetler Müdürü
• Ofis Koordinatörleri
• Bina ve Ofis Yönetim Müdürleri (Workplace Manager) ve Uzmanları
• Teknik Hizmetler ve Bakım Yöneticileri
• Destek Hizmetler Yöneticisi
• Güvenlik ve Teknik Operasyon Sorumluları
• Tesis Yönetimi Sorumluları
• Bakım ve Destek Hizmetleri Müdürleri
• Tesis ve Bakım Sorumluları
• Filo Araç ve Lojistik Müdürleri
• Tedarik Yönetimi ve Satın alma Sözleşme Uzmanları
• Altyapı ve Lojistik Yöneticisi
• İdari ve Mali İşler Daire Başkanları ve Personeli

Eğitim Teklif Alma:

Şirketinizin eğitim ihtiyacı için egitim@satinalmadergisi.com e-posta adresinden teklif alabilirsiniz.

Eğitim İçeriği (Toplam 10 Modül)

1. Stratejik Yönetim ve Operasyonel Verimlilik

• İdari işler ve tesis yönetiminin kurum stratejilerindeki yeri
• Operasyonel verimlilik için süreç analizi yöntemleri
• Kurum içi hizmet seviyelerinin (SLA) tanımlanması
• İdari işler KPI ve performans göstergelerinin ölçümü
• Maliyet–kalite–hız dengesi kurma yöntemleri
• Farklı sektörlerde operasyonel önceliklerin karşılaştırılması
• Risk–fayda analizi ile süreç tasarımı
• Esnek organizasyon yapısı oluşturma
• İç denetim ve kontrol mekanizmalarının kurulması
• İdari işlerde dijitalleşme ve veriye dayalı karar alma

2. Liderlik ve İletişim

• İdari işler yöneticisinin liderlik rolü
• Kurum kültüründe idari işlerin rolü
• Kriz anlarında liderlik ve müzakere yeteneği
• Çalışan motivasyonu ve bağlılık yönetimi
• Müşteri ve çalışan deneyimi yönetimi
• Ekip içi iletişim ve koordinasyon
• Üst yönetime raporlama teknikleri
• Dış paydaşlarla iletişimde müzakere gücü
• Tedarikçilerle yürütülen sözleşmelerde pazarlık becerileri
• Değişim yönetimi ve dirençle başa çıkma

3. Bina – Altyapı ve Saha Yönetimi

• Ofis, fabrika, hastane, AVM gibi farklı mekân tiplerinde alan (saha) planlama
• Güvenlik, danışma ve giriş–çıkış kontrol sistemleri
• Çalışan (diğer; misafir, müşteri, kullanıcı yoğunluğu) ergonomi ve verimlilik ilişkisi
• Isıtma–soğutma–havalandırma (HVAC) optimizasyonu
• Enerji verimliliği ve tasarruf uygulamaları
• Temizlik ve hijyen standartlarının belirlenmesi
• Ortak alanların (toplantı, yemekhane, sosyal alan) yönetimi
• Akıllı bina ve akıllı ofis uygulamaları
• Çalışma alanlarında iş sağlığı ve güvenliği entegrasyonu
• Acil durum, yangın ve tahliye planlarının uygulanması

4. Teknik Yönetim

• Teknik ekip–idari ekip iletişimi ve organizasyonu
• Elektrik, mekanik ve diğer tüm altyapı sistemlerinin bakımı
• Periyodik bakım planlarının hazırlanması
• Bina otomasyon sistemleri (BMS) yönetimi
• Yeni teknolojilerin (IoT, sensörler) entegrasyonu
• Enerji izleme ve raporlama
• Kritik nokta ve tesislerin (laboratuvar, server odası) teknik yönetimi
• Acil arıza müdahale süreçleri
• Taşeron teknik hizmet yönetimi
• Yasal zorunluluklar (asansör, kazan, basınçlı kap kontrolleri) ve gerekliliklerin (İSG/Mevzuat) yönetimi

5. Bakım ve Destek Hizmetleri

• Danışma ve karşılama hizmetleri
• Güvenlik hizmetlerinin planlanması
• Misafir–ziyaretçi yönetimi, deneyim kalitesi
• Personel servisleri ve ulaşım hizmetleri
• Yemekhane ve catering yönetimi
• Temizlik hizmetlerinin standartları ve denetimi
• Kurye, kargo ve posta yönetimi
• Destek hizmetleri outsource ve inhouse kararları
• Hizmet sağlayıcı performans ölçümü ve değerlendirmesi
• Hizmet kalitesinin kurum imajına ve markaya etkisi

6. Sözleşmeler ve Hukuki Uyum

• Tedarikçi ve hizmet sağlayıcı sözleşmeleri
• Risk yönetimi ve hukuki sorumluluklar
• Kira ve taşınmaz yönetim sözleşmeleri
• Hizmet alımı sözleşmelerinde dikkat edilecek maddeler
• Gizlilik, KVKK ve veri güvenliği yükümlülükleri
• Sigorta sözleşmeleri ve teminatlar
• Fesih, yenileme ve uzatma prosedürleri
• Uluslararası sözleşme örnekleri (çok uluslu şirketler için)
• İç denetim ve uyum kontrol listeleri
• Yasal zorunluluklar ve mevzuat süreçleri
• Sözleşme örneklerinin incelenmesi

7. Satın Alma ve Tedarikçi İlişkileri

• Satın alma planlaması ve bütçe yönetimi
• Tedarikçi seçimi ve değerlendirme kriterleri
• Teklif alma ve rekabetçi fiyatlandırma yöntemleri
• Uzun vadeli tedarikçi ilişkisi yönetimi
• Tedarikçi performans ölçümü (SLA, KPI)
• Riskli tedarikçi analizi ve alternatif planlar
• Dijital satın alma platformlarının kullanımı
• Acil satın alma süreçlerinin yönetimi
• Küresel tedarik zinciri riskleri
• Yerel tedarikçilerin desteklenmesi ve sürdürülebilirlik

8. Araç Filo Yönetimi

• Şirket araç – filo planlaması ve bütçe yönetimi
• Araç kiralama vs. satın alma kararları
• Filo bakım ve onarım süreçlerinin takibi
• Akaryakıt giderlerinin optimizasyonu
• Araç takip sistemleri ve filo yazılımları
• Sürücü güvenliği ve trafik kurallarına uyum
• Sigorta ve hasar yönetimi
• Çevreci filo yönetimi: elektrikli ve hibrit araçlar
• Kurum imajında araç filosunun yeri
• Mevzuata uygunluk ve resmi belgelerin yönetimi

9. Sürdürülebilirlik ve Çevre Yönetimi

• Yeşil bina standartları (LEED, BREEAM)
• Enerji verimliliği ve karbon ayak izi azaltımı
• Atık yönetimi ve geri dönüşüm uygulamaları
• Su yönetimi ve tasarruf çözümleri
• Çevre mevzuatlarına uyum
• Çalışan farkındalık programları (çevre eğitimleri)
• Çevre dostu satın alma politikaları
• Sürdürülebilir ulaşım çözümleri (bisiklet, elektrikli araçlar)
• Çevre raporlaması ve kurumsal şeffaflık
• Kurum imajında sürdürülebilirliğin rolü

10. Mevzuat ve Kamu Kurumları İle İlişkiler

• Kamu kurumlarıyla şeffaf ve sürdürülebilir iletişim
• Afet ve kriz yönetiminde kamu kurumlarıyla iş birliği
• Belediye ve itfaiye müdürlükleri ile ruhsat, imar ve çevre ilişkileri
• Trafik ve ulaşım yönetmeliklerine uyum
• Emniyet ve jandarma ile güvenlik iş birliği
• Devlet hastaneleri ile acil durum koordinasyonu
• Çalışma Bakanlığı ve iş güvenliği denetimleri
• Resmi yazışma ve protokol kuralları

Eğitim Kazanımları

1. İdari işler ve tesis yönetiminin stratejik önemini kavrar.
2. Operasyonel verimlilik için süreç tasarımı yapar.
3. Etkileşimde olduğu iç ve dış tüm birimlerle koordinasyona dikkat eder.
4. Tüm hizmet alanlar için verimli bir iş yeri, çalışma ortamı hazırlar.
5. Çalışan deneyimini ve hizmet alan (müşteri/paydaş) memnuniyetini artırır.
6. Bina, alan (saha), filo, bakım ve teknik yönetimi entegre planlamasını yapar.
7. Satın alma operasyonları ve sözleşme yönetiminde profesyonel yaklaşım kazanır.
8. Tedarikçi performansını yöneterek hizmet kalitesini iyileştirir.
9. Sürdürülebilirlik, çevre ve enerji yönetimi uygulamalarını kurumuna kazandırır.
10. Risk yönetimi, kriz ve acil durum senaryolarını planlar.
11. Liderlik ve iletişim becerileriyle ekibini yönlendirir.
12. Kurum imajını ve markayı güçlendirecek bütünleşik bir tesis yönetim modeli geliştirir.
13. Üst yönetime sunulmak üzere veriye dayalı stratejik raporlar hazırlar.
14. Mevzuata uyumlu proaktif bir yönetim anlayışı geliştirir. Tüm planlamalarını buna göre yapar.
Kamu kurumları ve personeli ile ilişkilerine özen gösterir.

İdari İşler ve Tesis Yönetimi Eğitimi
Eğitim Teklif Alma:

İdari İşler ve Tesis Yönetimi Satın alma Araç Filo Eğitimi
İdari İşler ve Tesis Yönetimi Eğitimi

Şirketinizin eğitim ihtiyacı için egitim@satinalmadergisi.com e-posta adresinden teklif alabilirsiniz.

Anahtar sözcükler: İdari İşler Eğitimi, Tesis Yönetimi Eğitimi, İdari İşler, Tesis Yönetimi, altyapı, yönetmelik, mevzuat, tedarikçi, taşeron, tadilat, onarım, tamir, araç, filo, teknik, bakım, destek, risk, kriz, bina, ofis, facility, fabrika, AVM, Hastane, otomotiv, acil durum senaryoları, afet, çalışan memnuniyeti, satın alma, liderlik, çevre, eğitim, sürdürülebilirlik, ayrıştırma, çöp, otopark, kiralama, kira, güvenlik, ısıtma, soğutma, havalandırma,
İSG, güvenlik, danışma, giriş-çıkış, sarf malzeme, depo, lojistik, kargo, kurye, misafir, ziyaretçi, kullanıcı, paydaş

Faizin Yüksekliğine Sebep Nedir? – Bölüm 8

Faizin Yüksekliğine Sebep Nedir – Bölüm 8 Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Faizin Yüksekliğine Sebep Nedir? – Bölüm 8
Reşat BAĞCIOĞLU

Faizin Seyri

Faizin Yüksekliğine Sebep Nedir – Bölüm 8 Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemGeçmişten günümüzü baktığımızda faizler hep sinsilik yapmıştır. Sakin ve uyur gibi görünen faiz adeta tilki uykusuna yatmış gibi; en küçük bir tıkırtıda hemen piyasaya kulak kabartıyor.

Faiz Grafiği

Faiz TilkiAdeta uykuda sandığımız faiz zaman zaman piyasaya kulağını veriyor ve uykusunu kaçıracak en küçük bir seste kulaklarını dikiyor, piyasayı adeta kokluyor ve yerinde sıçrıyor.

Yukarıdaki grafikte uslu uslu yatan tilki pardon ya faiz demek istemiştim, piyasadaki seslerin tıkırtıdan daha fazla ses getirdiğini görüyor, işitiyor ve 1994 yılında aniden sıçrama yapıyor Öyle bir sıçrama ki şöyle böyle değil, % 50 ila 70 arasında seyreden faizler çok kısa bir sürece %300 artış gösterdi desem; hadi canım Reşat Bağcıoğlu amma da abarttı ha diyeceksiniz.

Abartmıyorum…

%300 değil, %700, hatta %1.000 oldu desem düşüp bayılırsınız. Hatta, daha da beteri bankalar arası gecelik faiz %9.000 ila %10.000 oranına çıktı. Şimdi bu rakama bayılmak da kurtarmaz.

1994 Yılının Nisan Ayı

Kaynak: https://uzmanpara.milliyet.com.tr/haber-detay/gundem/5-nisan-1994te-ne-olmustu/590/

1994 yılında Tansu Çiller başkanlığındaki DYP-SHP hükümeti, faiz oranlarını düşürmek amacıyla piyasaya yüksek miktarda para sürdü. Ancak yüksek likidite, faizi düşürmek yerine, dövize hücuma neden oldu.

Hükümet, döviz satarak talebi düşüreceğini, paranın borsaya yönleneceğini söylüyordu. Ancak 52 milyon dolarlık hacmi olan borsa para çekmekte yetersiz kaldı. Bankalar yüksek devalüasyon olacağını beklentisiyle hareket edince piyasaya sürülen döviz, fiyatı düşürmedi aksine arttırdı. Dolar, birkaç ay içinde 8 bin liradan 42 bin liraya fırladı, 38 bin lirada tutundu. Döviz rezervleri 7 milyar dolar iken Nisan 1994’te 3 milyar dolara düştü.

Yüzde 400 Faizli Bono Çıktı

5 Nisan 1994’te hükümet, “enflasyonu hızla düşürmek, TL’de istikrar sağlamak” amacıyla 5 Nisan Kararları’nı açıkladı.
Dengeleri düzeltmeden faiz oranlarını düşürme çabası, faizde çok daha yüksek artışla sonuçlandı. Dövize olan talebi kesmek ve kısa dönemli kamu borçlarını ödeyebilmek için hükümet mayıs ayında yüzde 400 faizli borçlanma kâğıtlarını piyasaya sürdü.

Kararların bedelini çalışanlar ödedi. Ücretler düşürüldü, enflasyon üç basamaklı oldu. Memur maaşları donduruldu. Ekonomik krizi durduracağı söylenen paket tam uygulanamadı. Hükümet 8 ay sonra 24 Aralık 1995’te erken seçime gitmek zorunda kaldı.

Bugünlerde Faizin Seviyesi

Geçmişe dönelim biraz; fazla değil, 2023 yılı haziran ayına… Faiz oranı %8.50’ye kadar düşmüştü.

Faiz 2023ten Bugüne

İşte tam da anlatmaya çalıştığım hikayenin grafiği budur. 2023 Haziran ayından sonraki dönemlerde faizler sürekli yükseliş gösterdi. %8.50 olan faizin kat be kat fazlası piyasa gösterge faiz olarak ilerleyen süreçte karşımıza çıktı.

Faizlerin %8.50 olması çok da rasyonel bir düşüş değildi. Piyasada enflasyon yükselirken, döviz kuru da buna bağlı olarak yükseliş eğilimi gösterdi ancak faizler %8.50’ye çekildi.

Bir anlamda %8.50 faizle kendisini fonlayabilen şirketler, yatırım yerine yükselen dövizi almayı tercih ettiler. Dövize talep arttıkça, dövizin fiyatı yükseldi. Zaten piyasada enflasyon yüksek seyrediyordu, döviz de yüksek seyretmeye başladı.

Faiz SenkronizeUyuyan Tilki Uyanırsa Piyasa Karışır

Uyuyan tilki ne zaman uyanır?

Döviz, faiz ve enflasyon arasında uyumsuzluk olması ile birlikte çeşitli isim altında ülkede oluşabilecek istikrarsızlık uyuyan tilkinin uykusunu kaçırır.

Bununla birlikte;

Cds Puanı 5 Yıllık

Ülkemizin CDS puanının da yüksek olmaması esastır. Grafiğimize göz atıldığında ise hala arzu edilen düşük seviyede olmamasına karşılık;

Cds Puanı 5 Yıllık 2

2022 yılından sonra ülkemiz CDS punında ciddi bir düüşüş göründüğünün altını çizmek isterim.

Gerçek veya Tüzel Her Kişinin Döviz, Faiz, Enflasyon Konusunda Hayalinde Bir Rakamı Vardır.

Kimisi; dövizin fiyatı yükselsin,

Kimisi; dövizin fiyatı düşsün,

Kimisi; faizin oranı yükselsin,

Kimisi; faizin oranı düşsün,

Kimisi; enflasyon oranı düşük olsun

İster…

Tilkiler ise döviz, faiz, enflasyonun yüksek seyretmesini, berrak hava yerine puslu hava olmasını ister.

Faizin Yüksekliğine Sebep Nedir – Bölüm 8 Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemReşat BAĞCIOĞLU

ICC Uluslararası Ticaret Odaları

Türkiye Milli Komitesi

Türkiye Bankacılık Komite Başkanlığı Üyesi 

Dış Ticarette Bankalar ve KOBİ’lerin Yaşadıkları Zorluklar

Dış Ticarette Bankalar Ve Kobi̇’lerin Yaşadıkları Zorluklar Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Dış Ticarette Bankalar ve KOBİ’lerin Yaşadıkları Zorluklar

Turan AKIN

Dış Ticarette Bankalar Ve Kobi̇’lerin Yaşadıkları Zorluklar Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemDanışmanlığını yürüttüğüm son 2 akreditif işlemiyle ilgili bankalarda yaşadıklarım inanılır gibi değil. Kim bilir KOBİ’ler neler yaşadı ve yaşıyor.

İlginçtir iki gerçek olay aynı bankanın 2 farklı il ve şubesinde geçiyor.
Birinci işlem ; şirketimiz Afrika’ya ihracat yapıyor, özellikle detay vermiyorum.
Sürece işlemin ortasında dahil olunca akreditifi sağlıklı hale getirmek imkansıza yakındı.
Akreditif Etiyopya’dan Londra üstü kendi bankamıza geldi, ben gelen bu model L/C bağlamında ihracatçı için ticari riskleri azaltmak için KOBİ’mize uzman bir gümrükçü buldum (Net Gümrüklemeye ve ekibine teşekkürler) FOB INCOTERMS’e göre olan yüklemede acenteye Konşimento (B/L) Talimatı verdim, ilgisi olmayan onlarca hatalı yazı olan taslak B/L geldi. Acenteye diyorum ki; her bilgi doğru olarak Konşimento Talimatında yazıyor siz nasıl ve nereden bulup bu yanlış verileri yazıyorsunuz diyorum bizi anlayacak durumda ekip yok. Etiyopya’ya yük taşıyan sanırım tek firma, koca firma ile belki 10 defa görüştük, aynı dili konuşacağımız, ihracatçıyı anlayacak kişi yok.

Ben, bizim tarafa ait ihracat belgelerinin taslaklarını hazırlıyorum, B/L’i acente, Menşe belgesini gümrükçümüz hazırlıyor. İki yere de talimatla nerelere neler yazılmalı L/C şatları gereği bildiriyorum. Üreticimiz ilk defa ihracat yaptığı ve beklenmedik özel bir durum olduğundan bankaya sunması gereken 5 evraktan 2 adedini unutuyor ve kargo bankadan yola çıkıyor. Ertesi gün bankaya danışman olarak mail atıyorum, vesaik nasıl gitti, rezerv var mı, sunulduğu şekliyle mi çıktı diyorum bankacı biz bilgiyi ihracatçıya verdik diyor.
5 gün geçiyor karşı bankadan rezerv bildirimi (uygun olmayan, L/C’ye göre hatalı belge) geliyor ; diyorlar ki 2 belge sunulmamış.
Bir banka şubesi atlayabilir, deneyimli kimse pek kalmadı şubelerde ama dış ticaret operasyon merkezi şube üstünden 5 belgeden 2 adedini sunmayan ihracatçıyı uyarmaz mı?
Çok basit bir konu değil mi, topu topu 5 belge, 2 adedi nerede denilmez mi?

Kıssadan Hisse : Dış Ticarette Banka, Bankacı, Gümrükçü, Lojistik firması, Danışman çok kritik, ucuz olsun diye ihracat size pahalıya patlamasın.

İkinci işlem İstanbul’dan

Bankamız ile önce ithalatçı görüşüyor pek tabii, diyoruz ki biz Çin’den ithalat yapacağız; bize İthalat Akreditif Açılış Formu iletir misiniz. Peşinden ben arıyorum, uzun uzun konuşuyoruz, diyoruz ki proforma ekte, ilk bankayı swift şifresi yok diye istemediniz, şimdi istenen bankaya yeni hesap açtırdık, L/C arada başka bir banka olmadan direkt ihracatçıya gidecek şekilde kurguluyoruz. 2 gün geçiyor bize Yabancı Para Transfer Formu geliyor.

Satınalmada risk olmasın diye peşinat ödemiyoruz, yabancı para transferi yok, tümüne L/C açacağız, hatta KKDF ödememek için Gemi limana gelince ödemeli olacak şekilde heyecanla L/C açmaya çalışıyoruz 3 gün oldu hala ilgili forma ulaşamadık. Çin de bizden taslak L/C’yi bekliyor.

Dış Ticarette Banka, Bankacı, Gümrükçü, Lojistik firması, Danışman, Avukat çok kritik, ucuz olsun diye ihracat size pahalıya patlamasın. Pek tabii girişimciler, mikro işletmeler için maliyet önemli ancak özellikle ilk işlemlere daha az hata için küçük maliyetlere çok takılmayın derim.

Dış ticarette akreditif; bilmeyen için çok zor ve maliyetli olsa da yeni işlerde, güvensizlik hissedilen iş modellerinde iki tarafı koruyup kollayan çok önemli bir finansal enstrümandır.
İthalatçı için teminat, kredi limiti gerektirir, en kötü peşin para karşılığı vs L/C açılabilir. Bazı ithalatçılar bankaya komisyon ödeyeceğime tümünü peşin ödeyeyim diyor ama bazen üretim yetişmeyip mevsim değiştikten sonra malına kavuşan veya talaş alan da oluyor. L/C olsa son yükleme tarihine uyulmak zorunda, ürünler yükleme öncesi denetlettirilebilir durumdadır.

Dış Ticarette Bankalar Ve Kobi̇’lerin Yaşadıkları Zorluklar Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSiz siz olun bir bilene danışın, küçük bir hata size pahalıya patlamasın!

Turan AKIN

 

Kıbrıs’ta En Çok Yetişen Bitkiler ve Öne Çıkan İçecekler

Kıbrıs’ta En çok Yetişen Bitkiler Ve öne çıkan İçecekler Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Kıbrıs’ta En Çok Yetişen Bitkiler ve Öne Çıkan İçecekler

Ali Rıza DÖLKELEŞ

Mutfak Yöneticisi / Food EDITOR

Kıbrıs’ta En çok Yetişen Bitkiler Ve öne çıkan İçecekler Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemEn yaygın ağaç türleri çam, servi, meşe, ardıç ve sonradan Ada’da yetiştirilen okaliptüstür. Portakal, turunç, limon, mandalina, greyfurt gibi narenciye ürünleri yanında, çeşitli sebzeler ile meyveler, zeytin ve harnup ağaçları yetişiyor.

Yaygın orman tipi ağaç türleri çam, servi, meşe ve sonradan adada yetiştirilen okaliptüstür. Kıbrıs’ta Gramineae otu da dâhil 150’ye yakın değişik türde, doğal olarak yetişen tahmini 1900 çeşit çiçekli bitki bulunmaktadır. Dünyada bilinen orkide türlerinden 30 kadarı Kıbrıs’ta yetişmektedir.

Kıbrıs gerek adada yaşayan, gerekse kıtalar arasında göç eden hayvanları barındırması özelliğiyle zengin hayvan türüne sahip bir adadır. Kuzey Kıbrıs coğrafik konumundan dolayı Afrika ve Doğu Avrupa arasında kuşların konaklama ve yumurtlama merkezidir. Adadaki 350 türden 7’si endemiktir, yani salt bu adada bulunur. Ayrıca 26 farklı çeşit sürüngen ve amfibyum da yaşamaktadır.

Kıbrıs’ın eşsiz sahilleri ayrıca Akdeniz‘de nesli tükenmekte olan caretta caretta ve chelonia mydas kaplumbağaları için uygun yumurtlama merkezleridir.

Karpaz Millî Parkı‘nda 250 civarında yabani eşek bulunmaktadır.

Kıbrıs köylüsü beyaz şarabı bilmekle birlikte, kırmızı şarabı tercih etmekte ve onu üretmekteydi. Şarap kabaklarıyla alınan şaraplar şişelere aktarılıp içilirdi.

Kıbrıs köylülerine göre yeni çıkan şarap daha çocuk olduğu için içilmezdi, eskimesi gerekirdi. Şarap eskidikçe kalitesi artardı ve bu durum şarkılara bile konu olmuştur. Yıllanmış şarap gibi… Yıllanmış kırmızı şaraba Kumandarya denirdi.

Bazı köylerde 100 yıllık Kumandarya olduğu bilinmektedir

(Kaynak Yorgancıoğlu, 1980, s. 41).

Kıbrısın İçkisi Zivaniya!!!

Chef’in Notu: Zivaniya, Xynisteri ve Mavro üzümlerinden yapılan yerel sek şaraplar ile üzüm cibresi karışımının damıtılmasından üretilen bir Kıbrıs cibre brendisidir. Zivaniya adı Kıbrıs’ın Rumca lehçesinde cibre anlamına gelen zivana kelimesinden türemiştir.

Meyhaneler, Kıbrıs Türkü’nün yeme-içme ve eğlence kültürünün önemli bir yansımasıdır. Alkollü içeceklerin ve özellikle şarap ile boğma rakının (zivaniya) tüketildiği bu mekânlar Kıbrıs Türkleri tarafından dinlenme ve zaman geçirme yerleri olarak görülmüş, bu içeceklere özel mezeler ve müzikler de bütün bir eğlence kültürünü meydana getirmiştir. Dünya’da bundan daha ağır ve bundan daha güzel bir içki yoktur! Markaların fabrika üretimleri %45 Alkol oranına sahipken, geleneksel yöntemlerle köylerde üretilen versiyonu %70’lik bir alkole sahiptir!

Kıbrıslıların sadece muhabbet için değil, şifa niyetine de kullandıkları efsane içki! Kıbrıs adasında yetişen Üzüm ve diğer meyvelerden üretilen bu içkinin,  14yüzyıldan beri ada’da üretildiği biliniyor.

Kıbrıs’ta içki üretiminde (şarap, commandaria diye bilinen tatlı şarap ve zivaniya) kilisenin de önemli payı vardır. Şarap köyleri diye adlandırılan dağlık Trodos bölgesinde sahip olduğu bağlar nedeni ile kilise önemli miktarda içki üretmektedir.
Sadece Üzüm’den değil, çeşitli meyvelerden de üretilebiliyor Zivaniya… En meşhurlarından biri İncir Zivaniyasıdır…

Rengi kırmızı ve pembe tonlardadır… Deluxe ve Premium denilen sınıfa girer…
Zivaniya’ya da ki en eski üretim yöntemi; Kocaman çömlekler içine konulan üzüm posası, harlı bir odun ateşi üzerine konulur… Çömleklerin dibine yakın yerlerinde birer delik ve o deliğe bağlı bir marpuç vardır…

Çömleğin ağzı yine topraktan yapılma kapağı ile kapanır ve etrafı hamur ile sıvanır… Hamur kısa bir süre sonra sertleşir ve çömlek hiç basınç kaçırmaz… Uzunca bir süre kaynamaya bırakılırdı.. Bu işlem günlerce sürerdi ve ara ara ateş tazelenirdi… Bu esnada Zivaniya çömleğin altındaki marpuçtan damla damla gelmeye başlardı… Kıbrısmanşet…

Hiç bir katkı maddesi yok! Shot diye tabir edilen küçük bardaklarda içilen Zivaniya’yı, sanılanın aksine bir dikişte değil de yudum yudum içer Kıbrıslı… Öyle tüketilmek için üretilmiştir. Son derece saf içki…

‘’ Sevdiğim Sözler ‘’

Zamanın birinde, herkesi kandırdığını sanan bir uyanık yaşarmış. Günlerden bir gün, elindeki kuyuyu bir adama satmış.

“Ancak iki gün sonra, yeni sahibinin kapısını çalmış ve şöyle demiş:

“Efendim, kuyuyu size sattım ama içindeki suyu satmadım. Eğer suyu kullanmak istiyorsanız, ayrıca ödeme yapmanız gerekecek.”

“Yeni sahibi, hafif bir tebessümle cevap vermiş:

“Aslında ben de size uğrayacaktım. Kuyudan suyunuzu almanızı, yoksa yarından itibaren kuyu için kira ödemeniz gerektiğini söyleyecektim.”

“Bu sözleri duyan sözde uyanık, bir anda terlemiş, mahcup bir ifadeyle, “Şey… Ben zaten şaka yapıyordum,” demiş.

“Adam ise gülümseyerek eklemiş:

“Başkalarını tuzağa düşürmeye çalışan, sonunda kendi tuzağına yakalanır.”

“Ve o günden sonra herkes bilmiş ki:

  • Doğru duvar asla yıkılmaz.
  • Ava giderken avlanmak da vardır.
  • Kurnazlık geçicidir, dürüstlük ise sonsuzdur.

Doğruluk Her Zaman Kazanır!

“Allah sizi kalbi doğru, niyeti temiz insanlarla karşılaştırsın.’’

İyilikle kalın.

Kıbrıs’ta En çok Yetişen Bitkiler Ve öne çıkan İçecekler Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemAli Rıza DÖLKELEŞ

Mutfak Yöneticisi / Food EDITOR

Limak Cyprus Deluxe Hotel – Bafra/ KIBRIS

SWIFT Sisteminde Yeni Bir Dönem Başlıyor

Swift Sisteminde Yeni Bir Dönem Başlıyor Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

SWIFT Sisteminde Yeni Bir Dönem Başlıyor

Ömer Haluk TURANLI

Swift Sisteminde Yeni Bir Dönem Başlıyor Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemSatınalma Dergisi’nin kıymetli okurları, yazıma geçmeden önce, 30 Ağustos Zafer Bayramımızı kutluyor, başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehit ve gazilerimizi, saygı ve rahmetle anıyorum.

Uluslararası ödeme işlemlerinde bankaları ve finansal kurumları oldukça önemli bir değişiklik bekliyor. Bu bir mevzuat değişikliğinden ziyade ödemeler için kullanılan enstrümanda gerçekleşecek yapısal bir değişiklik olacak.

Gerek ithalat-ihracat işlemleri için olsun, gerek yurt dışında okuyan çocuğunuza harçlık gönderiyor olun, uluslararası para transferi söz konusu olduğunda karşınıza çıkacak kavram S.W.I.F.T’tir. Peki nedir bu SWIFT ve ne işe yarar, başka ödeme yöntemi yok mudur ya da diğer ödeme yöntemleri ile farkları nelerdir?

SWIFT sistemi adını, Türkçe’ye  “Dünya Bankalararası Finansal Telekomünikasyon Derneği” olarak çevirebileceğimiz bu kurumuncadının baş harflerinden oluşan “SWIFT” (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication) teriminden almaktadır. Bu isim aynı zamanda bankalar arası finansal işlemlerin bu sistemle ne kadar hızlı gerçekleştirilebileceğine de vurgu yapmaktadır.

Tanımı itibariyle bir para gönderme-alma uygulaması gibi gözükse de aslında böyle bir işlevi yoktur. Yanlış okumadınız, SWIFT sistemi para hareketi için kullanılmaz.  SWIFT bir ödeme sistemi değil, bir mesajlaşma ağıdır. Uluslararası bir para gönderme işlemi yaptığınızda, SWIFT aslında para transferi yapmaz. Bunun yerine, her biri para transferi için gerekli talimatları içeren ve çok yüksek güvenlik önlemleri ile dijital olarak şifrelenmiş olan bir dizi güvenli mesaj gönderir. Bu sistem dahilinde görev almakta olan muhabir bankalar da aldıkları bu mesajlar doğrultusunda hareket ederek transfer işlemlerini gerçekleştirirler.

Basit bir örnek vermek gerekirse Türkiye’den ABD’deki bir bankaya para gönderdiğinizi düşünün. SWIFT sisteminde bu işlemin yapılabilmesi için Türkiye’deki A bankasının, ABD’deki B bankasında bir hesabı olması gerekir (yani iki banka birbirinin hesap muhabiri olmalıdır). Siz Türkiye’de A bankasına ödeme talimatı verip hesabınıza transfer edilecek parayı yatırdığınızda asıl olan şey şudur: A bankası SWIFT sistemi üzerinden B bankasına bir mesaj gönderir. Bu mesaj ile A bankası, B bankasına, ABD’deki X kişisine sizin tarafınızdan belli bir tutar para gönderildiğini, bu paranın X kişisine, A bankasının B bankası nezdindeki hesabında mevcut olan tutardan ödenmesi talimatı iletmiş olur.

Bu şekilde anlatılınca karışık geliyor belki ama durum bu. Peki SWIFT sisteminin bir alternatifi yok mu, SWIFT olmadan uluslararası ödeme yapmak mümkün değil mi diye sorarsanız mümkün olmadığını söyleyebilirim. Gerçi blockchain ve kripto para teknolojileri bir alternatif olarak finans dünyasında yerlerini aldılar ama yine de sistemi SWIFT kadar domine edecek kadar palazlanmış değiller. Dolayısıyla bu tarz herkese ya da her türlü işleme hitap edemeyen ve kullanımı kısıtlı alanlarla sınırlanan az sayıdaki alternatifi hariç tutarsak SWIFT olmadan uluslararası ödeme yapmak mümkün değil demek çok da yanlış olmaz.

Belki bu aşamada bazılarınızın aklına “Moneygram, Western Union, TransferWise (Wise)” gibi sistemler gelebilir ama bu sistemler dahi arka planda SWIFT sistemi üzerinden çalışmakta olup hepsinin SWIFT kodu mevcuttur (örneğin Moneygram’ın SWIFT kodu MGRMUS44 XXX, benzer şekilde Western Union için SWIFT kodu WUFSUS55 XXX’tir). İkinci olarak akla SEPA (Single Euro Payments Area) sistemi gelebilir ama adından da belli olduğu gibi bu sistem sadece Avrupa sınırları içinde çalıştığından tam anlamıyla SWIFT’in muadili olabilecek bir işlevde değildir. “RIPLE ve Kripto Para” gibi yöntemler de yukarıda bahsetmiş olduğum blockchain teknolojisine dayanan sistemler olup SWIFT kadar kurumsal yapıda değiller.

Gerçek anlamda SWIFT’ten bağımsız olarak çalışabilen sistemler de var ama bunlar Rusya’nın SWIFT sisteminden çıkarılmasından sonra, Rusya’nın ve Rusya ile ticareti olan ülkelerin bu önemli engeli aşabilmek için oluşturulan  sistemler olduğundan her ne kadar SWIFT’e alternatif gibi gözükseler de kullanımları belli ülkeler ile yapılan anlaşmalara dayandığından oldukça sınırlıdır. Örneğin SPFS (Sistem Peredachi Finansovykh Soobscheniy) veya Çin’in CIPS (Cross-Border Interbank Payment System) gibi sadece belli ülkeler veya ülke grupları arasında (örneğin Rusya ile Hindistan, Çin ya da BRICS ülkeleri arasında) çalışan sistemler mevcut ama yukarıda da belirttiğim gibi bunlar global ölçekte kullanılabilen sistemler değiller.

SWIFT’e dönecek olursak anlatırken kulağa oldukça karışık gelen bu yapı, gerçekte gönderici ve alıcı bankalar arasında konumlanan birden fazla muhabir de işin içine girince hem hantal hem de pahalı bir hal alabilmektedir.

Üstelik uluslararası ödemeler için neredeyse tekel durumunda olan SWIFT sistemi hala 70’ler teknolojisine dayanmaktadır. Bankaların birbirlerine gönderdikleri mesajlar, her ne kadar günümüzde internet üzerinden gönderilebildiği için dijital bir yapıya sahipmiş gibi gözükse de aslında mekanik bir yapı söz konusudur.

İşte yazının asıl konusu olan değişiklikle beklenen de tam olarak SWIFT’in nispeten hantal ve mekanik yapısını dijitalize etmek böylece günümüz dünya ticaretine ve dijital gerekliliklere uyumlu hale gelmesini sağlarken görece maliyetlerin de azalmasını sağlamak.

Bu değişik SWIFT sisteminin, finansal mesajlaşma standartlarını modernize eden bir protokol olan ISO 20022 standartlarına geçişi ile gerçekleşecek. 2022 yılının sonlarında Lloyds, HSBC ve Deutsche Bank’tan uzmanların sağladığı yorumlar kullanılarak ilk olarak Şubat 2023 yılında yayınlandı. Yayınlanmasının hemen ardından, Mart 2023’te SWIFT tarafından geçiş çalışmaları da başladı. Çalışmaları SWIFT’in “CBPR+ (Cross-Border Payments and Reporting Plus)” ismini verdiği ve geçiş çalışmalarının uyumlu bir şekilde tamamlanmasını sağlamak için tasarlanmış olan bir program dahilinde sürdürülmekte. Şu ana kadar süregelen belirli aksama ve gecikmeler eğer bundan sonra gerçekleşmez ve her şey planlandığı gibi giderse sürecin 2026 -2027 Kasım ayları arasında yapılacak çalışmalarla tamamlanması planlanıyor.

Yapılan çalışmalar teknik düzeyde oldukça çetrefilli olsa da temelde asıl yapılan SWIFT tarafından kullanılan MT (Message Type) formatlı mesajların MX (Message Type XML) formatına evrilmesini sağlamak. Bu şekilde anlatılınca kulağa oldukça basit bir işlem gibi gelse de çok uzun zamandır ve çok geniş bir kullanıcı ağı tarafından kullanımda olan böyle bir sistemin geçiş süreci oldukça zor ve zaman alıcı olabiliyor.

ISO 20022’nin benimsenmesi, modernizasyon ve gelişmiş finansal mesajlaşma yeteneklerine duyulan ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır, bu değişiklik;

  • Gelişmiş Veri Kalitesi: Daha zengin ve daha yapılandırılmış veriler, gelişmiş uyumluluk (örneğin, AML/CTF = “Anti-Money Laundering / Combating The Financing of Terrorism” ), daha iyi dolandırıcılık tespiti ve gelişmiş mutabakat imkânı,
  • Küresel İş Birliği: Tek bir küresel standart, finans kurumları arasında sorunsuz etkileşimleri kolaylaştırarak sürtüşmelerin azalması ve verimliliğin artması,
  • Otomasyon ve Verimlilik: ISO 20022’nin ayrıntılı veri formatı, doğrudan işlem (STP=Straight Through Processing) destekleyerek manuel müdahalenin en aza indirilmesi ve hataların azalması,

ihtiyaçlarından doğmuştur.

Bu doğrultuda SWIFT sistemini tamamen bir dönüşüme uğratacağı umulan CBPR+’tan beklentileri ise şöyle özetlemek mümkün;

  1. Geliştirilmiş Mesaj Standartları:
  • Eski MT mesaj formatlarının ISO 20022’ye uyumlu mesaj formatlarıyla değiştirilmesinin zenginleştirilmiş ve yapılandırılmış işlem verileri sağlaması,
  • Gönderici ve alıcı bilgileri için yapılandırılmış alanların zorunlu kullanımının veri netliğini ve uyumluluğunu artırması,
  1. Uyumluluk ve Risk Yönetimi:
  • Gelişmiş veri ayrıntı düzeyinin, AML/CTF uyumluluğunu iyileştirmesi, hatalı tespitlerin ya da gözden kaçan işlemlerin azalması ve genel risk yönetimi çalışma alanlarının güçlenmesi,
  1. Operasyonel Verimlilik:
  • İyileştirilen doğrudan işlem süreci sayesinde, manuel müdahalelerin en aza inmesi, ödeme işlemlerinin hızlanması ve operasyonel maliyetlerin azalması,
  1. Sınır Ötesi Standardizasyon:
  • Mesajlaşma standartlarının uyumlu hale gelmesi sayesinde daha sorunsuz ve daha güvenilir sınır ötesi işlemlerin gerçekleştirilmesi,
  1. MT formatındaki Mesajlarının Sonu:
  • Yukarıda da bahsedildiği üzere, 2026/2027 Kasım ayları arasında uygulamaya girecek son dönüşüm fazı ile sistem geçişinin tamamlanarak MT formatındaki mesajların kullanımına son verilmesi.

MT mesajlar ile MX mesajlar arasındaki farka da kısaca değinip yazımı sonlandırayım. Bu konunun bu kadar önemli olmasının sebebi ISO 15022 standartlarına göre yapılandırılmış olan MT mesajlarının mekanik yapıları itibariyle günümüzün veri yoğun ve dijitalize olmuş finansal ihtiyaçlarına yeteri kadar yanıt veremiyor olmasıdır. MX mesajlar ise “XML” tabanlı yapıları sayesinde internet ortamında kullanıma uygun, daha karmaşık ve detaylı verilerin aktarılmasına imkân tanıyan, esnek bir yapıya sahip dolayısıyla kolayca güncellenebilecek ya da daha farklı ihtiyaçlara uyum sağlayabilecek şekilde genişleyebilecek pratik ama gelişmiş bir çözüm sunmaktadır.

Swift Sisteminde Yeni Bir Dönem Başlıyor Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemEğer süreç beklendiği gibi tamamlanabilirse iki yıla kadar uluslararası ödeme sistemlerinde çok yenilikçi değişikliklerin olacağı anlaşılıyor.

Ömer Haluk TURANLI

Dijital Minimalizm: Teknoloji Yorgunluğu Çağında Verimlilik

Dijital Minimalizm Teknoloji Yorgunluğu çağında Verimlilik Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Dijital Minimalizm: Teknoloji Yorgunluğu Çağında Verimlilik

Olgar ATASEVEN

Girişimci, İş İnsanı, Yazar, Konuşmacı

Dijital Minimalizm Teknoloji Yorgunluğu çağında Verimlilik Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemHayatımız hiç olmadığı kadar dijitalleşti. Sabah gözümüzü açtığımızda elimizin ilk gittiği şey telefon. Bildirimler, mesajlar, e-postalar… Gün daha başlamadan beynimiz bilgi bombardımanına tutuluyor. İşin garip yanı, bu yoğunluğu yönetmek için de yine dijital araçlara başvuruyoruz. Bir noktada teknoloji bize yardımcı olmaktan çok yük olmaya başlıyor. İşte buna bugün artık net bir isim veriyoruz: “teknoloji yorgunluğu.”

McKinsey’in 2023 raporuna göre beyaz yaka çalışanların %60’ı günde 6 saatten fazla ekran başında kalıyor. Daha da çarpıcı olan, bu çalışanların %45’i gün sonunda “zihinsel olarak tükenmiş” hissediyor. Dünya Sağlık Örgütü ise ekran süresinin ve sürekli çoklu görevin anksiyeteyi %30 oranında artırdığını ortaya koyuyor. Yani teknoloji bize hız ve erişim sağlıyor ama beraberinde ciddi bir zihinsel bedel ödüyoruz.

Burada sorulması gereken asıl soru şu: Biz teknolojiyi mi kullanıyoruz, yoksa teknoloji mi bizi kullanıyor?

Dijital Yorgunluğun Anatomisi

Teknoloji yorgunluğu aslında çok boyutlu bir mesele. Hepimizin hissettiği o bitkinlik sadece yoğun çalışmaktan kaynaklanmıyor. Yoğun çalışmanın dışında 3 temel alan bizlerin daha fazla yorulmasına sebep oluyor. Peki bunlar neler?

  • Sürekli Bildirimler: Stanford Üniversitesi’nin bir çalışmasına göre, bir bildirim geldiğinde dikkatinizi yeniden toplamanız ortalama 23 dakika sürüyor. Günde onlarca bildirim aldığımızı düşünürsek, verimliliğin nasıl düştüğünü hayal edebilirsiniz.
  • Zoom Fatigue: Pandemi sonrası hayatımıza giren online toplantılar, iletişimi kolaylaştırdı ama aynı zamanda sürekli ekrana bakmanın getirdiği farklı bir tükenmişlik yarattı. Göz teması, beden dili ve ekran üzerinden enerji aktarımı… Hepsi farklı bir zihinsel yorgunluk yaratıyor.
  • Çoklu Görev Baskısı: “Aynı anda birden fazla iş yapabilirim” yanılgısı. Aslında beyin hiçbir zaman tam anlamıyla çoklu görev yapamaz. Bu sadece işler arasında çok hızlı geçiştir ve bu da enerji tüketimini artırır.

Burada çok kısa bir şekilde toparlama yaparsak; dijital yorgunluk, sadece teknolojiyi çok kullanmaktan değil; onu nasıl kullandığımızdan kaynaklanıyor.

Dijital Minimalizm Nedir?

İşte burada devreye “dijital minimalizm” giriyor. Kavramı ilk ortaya atanlardan biri Cal Newport. Cal Newport, Georgetown Üniversitesi’nde bilgisayar bilimi profesörü olan ve aynı zamanda üretkenlik, odaklanma ve dijital minimalizm üzerine yazdığı kitaplarla tanınan bir yazar. Özellikle Deep Work ve Digital Minimalism adlı eserleri ile, teknoloji çağında dikkat yönetimi ve verimli çalışma kültürü konularında küresel çapta büyük etki yarat bir bilim insanı. Newport’un söylediği şey basit: Teknolojiyi reddetmek değil, bilinçli seçimlerle yönetmek.

Dijital minimalizm, hayatımıza şunu sorarak bakmamızı öneriyor: “Bu uygulama, bu toplantı, bu dijital araç benim hayatıma gerçekten değer katıyor mu?”

Eğer cevabınız hayırsa, o teknolojiyi ya hayatınızdan çıkarmalı ya da minimum seviyeye indirmelisiniz. Daha az ama daha anlamlı dijital etkileşim… İşte formül bu.

Bireyler için bana uygulaması daha kolay gibi gözüküyor. Ama asıl konu bence şirketleri ilgilendiriyor. Çünkü birey kendi ile ilgili kararlar alsa da şirket kurallarına uymaması ihtimalinde yapacağı birşey kalmıyor. Bu sebepte dolayı şirketler için dijital minimalizm artık bir lüks değil, bir zorunluluk haline geldi. Çünkü teknoloji yorgunluğu sadece bireyi değil, kurumsal verimliliği de tehdit ediyor. Bakın aşağıdaki 3 konu bile hayatımızdaki yorgunluğun belirleyicileri arasında.

  • Toplantı Kültürü: Harvard Business Review araştırması, yöneticilerin haftalık zamanlarının %72’sini toplantılarda geçirdiğini söylüyor. Ancak bu toplantıların %50’si çalışanlar tarafından “gereksiz” görülüyor. Dijital minimalizm burada devreye girip, toplantı sürelerini kısaltmayı, bazılarını tamamen iptal etmeyi öneriyor.
  • E-posta Diyeti: Ortalama bir çalışan günde 120 e-posta alıyor. Bunların sadece %40’ı gerçekten işine yarıyor. Bazı şirketler artık “e-posta orucu” günleri uyguluyor. Çalışanlar sadece belli saatlerde e-postalarını kontrol ediyor.
  • Kurumsal Dijital Detoks: Dünyada bazı şirketler haftada bir gün “no meeting day” ilan ediyor. Türkiye’de de bunu yapan firmalar var. Çalışanlar o gün tamamen odaklanıyor, derin çalışmaya zaman ayırıyor.

Yani kurumlar da şunu fark etti: Her şeyi dijitalleştirmek verimliliği artırmıyor. Aksine, bazen yavaşlamak ve sadeleşmek gerekiyor. Peki, biz bireyler bu işin neresindeyiz? Dijital minimalizm aslında kişisel disiplin gerektiriyor. İşte uygulanabilir birkaç yöntem:

  • Bildirim Yönetimi: Gereksiz tüm bildirimleri kapatın. Sadece gerçekten önemli olanları açık bırakın.
  • Ekran Süresi Kontrolü: Akıllı telefonlar artık günlük ekran süresini ölçüyor. Bu süreyi takip etmek ve bilinçli sınırlamalar koymak önemli.
  • Sosyal Medya Diyeti: Sosyal medya faydalı ama aynı zamanda büyük bir zaman tuzağı. Araştırmalar, sosyal medyada günde 2 saatten fazla vakit geçirenlerin mutluluk seviyelerinin %20 daha düşük olduğunu gösteriyor.
  • Deep Work Blokları: Günde en az 2 saatlik “kesintisiz odak zamanı” yaratın. Telefonu uzaklaştırın, e-posta bildirimlerini kapatın ve sadece tek bir işe odaklanın.
  • Mindfulness ve Nefes: Teknoloji molaları verin. Gözlerinizi kapatın, nefesinize odaklanın. Basit ama etkili.

Unutmayın, dijital minimalizm bir yasak listesi değil. Bir seçim listesi. Dijital minimalizm, kurumlar için “maliyet azaltma”dan öte bir stratejik değer üretir. Sadece bireylerin zihinsel yükünü hafifletmekle kalmaz; organizasyonel performansın temel göstergelerinde somut iyileşmeler yaratır. Bunu birkaç boyutta ele alalım.

Çalışan Bağlılığı ve Aidiyet:
Dijital detoks ve yapılandırılmış odak zamanları uygulayan şirketlerde çalışan bağlılığı artar; Gallup gibi araştırmalar bunu gösteriyor. Bunun arkasında yatan psikoloji basit: Çalışanlar, dikkatlerinin çalınmadığı ve işlerine anlamlı zaman ayırabildikleri ortamda daha memnun ve üretken olurlar. Yönetim bunu ölçmek için eNPS, çalışan memnuniyeti anketleri ve “deep work” saatleri doluluk oranlarını izleyebilir. Uygulama sonucu bağlılıkta %15–25 bandında artış beklenebilir; rekabetçi yetenek pazarı için bu somut bir kazanımdır.

Tükenmişliğin (burnout) Azalması ve Sağlık Maliyetleri:
Teknoloji yorgunluğunu önlemek doğrudan insan kaynağı maliyetlerini etkiler. Daha az tükenmişlik, işe devamsızlık ve işten ayrılma demektir. Örneğin dijital minimalizm odaklı programlar uygulayan şirketlerde izin kullanımında ve kısa vadeli raporlamada düşüş gözlemlenmektedir. İstihdam maliyeti ve yer değiştirme (replacement) maliyetleri dikkate alındığında, çalışan başına yıllık tasarrufları kolayca hesaplayabilirsiniz — küçülen turnover, doğrudan P&L’e yansır.

Net Karar Alma & Hız:
Daha az toplantı, daha az eş zamanlı bildirim, daha az e-posta gürültüsü demek; karar mekanizmasının daha hızlı işlemesi demektir. Kurumlarda uygulanan “saniye-kazancı” analizleri gösteriyor ki; gereksiz toplantıların kesilmesiyle haftalık karar alma süresi ve uygulama gecikmesi ciddi oranda düşüyor. Bu, özellikle pazara giriş hızı (time-to-market) ve kriz müdahalesinde ölçülebilir rekabet avantajı sağlar.

Sürdürülebilirlik ve ESG Etkisi:
Dijital sadeleşme, enerji tüketimini ve bulut kaynaklarının gereksiz kullanımını azaltır; bu da karbon ayak izinde düşüş demektir. Artan ESG standartları ışığında, “dijital verimlilik” artık finansal performans kadar kurumsal itibar için de önem taşıyor. IT spend ve cloud compute optimizasyonu, sürdürülebilirlik raporlarına doğrudan olumlu katkı yapar.

Ölçülebilir Geri Dönüş (ROI):
Dijital minimalizm yatırımı, kısa vadede eğitim, politika uygulama ve araç konfigürasyonu maliyeti gerektirir. Ancak ilk 12–18 ay içinde; azalan personel devri, artan üretkenlik, daha hızlı karar süreleri ve düşen enerji faturalarıyla yatırım geri dönebilir. Uygulama ölçümleri için önerilen KPI seti: eNPS, ortalama toplantı saati/hafta, derin çalışma saatleri/doluluk, turnover %, enerji tüketimi (kWh/ay).

Gelecek Perspektifi: Dijital Minimalizmin Evrimi — Nereye Gidiyoruz?

Dijital minimalizm gelecek için bir “moda” değil; adaptasyon stratejisidir. Teknoloji yoğunluğu artarken, seçicilik yeteneği örgütlerin ayakta kalmasını sağlayacak. İşte tam da bu noktada aşağıdaki eğilimler öne çıkacak:

AI & otomasyon dönemi, seleksiyoncu yaklaşımı gerektirir:
Yapay zekâ araçları çoğalacak; ama her otomasyon yatırımının değeri farklıdır. Geleceğin çabası, “hangi süreci otomatikleştirirsem insan yaratıcı kapasitesini en çok açığa çıkarırım?” sorusuna cevap bulmak olacak. Minimalizm, bu seçimi yapma disiplini sağlar.

Teknoloji portföy yönetimi (Tech Rationalization):
Kurullar ve CIO/CPO’lar artık teknoloji harcamasını portföy yönetimi mantığıyla görecek: her uygulama için toplam sahip olma maliyeti, kullanıcı değeri ve enerji tüketimi hesaplanacak. Çeyreklik “app rationalization” (uygulama rasyonelleştirme) süreçleri standart hale gelecek.

Etik, sürdürülebilirlik ve veri ayak izi:
Dijital minimalizm, ESG gündemi ile kesişecek. Veri merkezlerinin enerji verimliliği, gereksiz veri saklamamanın çevresel etkisi ve kullanıcı verisinin sadece gerekli ölçüde toplanması, yönetim raporlarının parçası olacak.

Liderlik yetkinlikleri evriliyor:
Geleceğin lideri, “daha fazla teknoloji” değil; “daha doğru teknoloji” diyen kişi olacak. Karar verip aynı anda vazgeçebilen, teknoloji yatırımını durdurma cesareti olan liderler öne çıkacak. Bu, klasik cesaretin yeni bir versiyonudur: vazgeçme cesareti.

İnsan–makine işbirliğinin optimizasyonu:
İnsanların derin yaratıcılık gerektiren alanlara odaklanması, rutin işlerin makineler tarafından üstlenmesi; ancak bunun ölçümlenmesi ve sürekli denetlenmesi gerekiyor. Minimalizm burada referans çerçevesi: “Bunu otomatikleştiriyorum, çünkü insana daha değerli işler bırakıyorum.”

Sevgili dostlar, teknoloji bize büyük kolaylıklar sunuyor. Ama şunu unutmamamız lazım: Teknoloji bizim hayatımızı yönetmemeli, biz teknolojiyi yönetmeliyiz. Ben kendi deneyimlerimde gördüm; bazı dönemlerde ekranı kapatıp sadece nefese, sadece insana odaklanmak inanılmaz bir fark yaratıyor. İşte dijital minimalizm, bize bu hatırlatmayı yapıyor: “Daha az, aslında daha çoktur.”

Dijital Minimalizm Teknoloji Yorgunluğu çağında Verimlilik Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemBelki de bu çağda en büyük cesaret, her yeniliğe atlamak değil, hangisini seçmeyeceğimizi bilmek. Çünkü insanın tükenişi teknolojiyle değil, teknolojiyi bilinçsizce kullanmasıyla başlar.

Olgar ATASEVEN

Girişimci, İş İnsanı, Yazar, Konuşmacı

olgar.ataseven@profesia.com.tr

Laboratuvar Hizmet Alımı İhalesinde İşe Başlama Tarihlerinde Çelişki Bulunması?

Laboratuvar Hizmet Alımı İhalesinde İşe Başlama Tarihlerinde çelişki Bulunması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Laboratuvar Hizmet Alımı İhalesinde İşe Başlama Tarihlerinde Çelişki Bulunması?

Mehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Laboratuvar Hizmet Alımı İhalesinde İşe Başlama Tarihlerinde çelişki Bulunması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündemİtirazen Şikayet Konusu; Başvuru sahibinin dilekçesinde özetle; İhale İlanı’nın 2’nci maddesinde işe başlama tarihi sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 30 gün olarak belirlenmesine rağmen 15.05.2025 tarihli zeyilnameyle Sözleşme Tasarısı’nın 10.2’nci ve Teknik Şartname’nin 8.23.1’inci maddesinde işe başlama tarihi sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 45 gün olarak değiştirildiği, ancak düzeltme ilanı yayımlanabilecek onbeş günlük süre dolduğundan tekliflerin hazırlanmasını ve ihaleye katılımı doğrudan etkileyecek işe başlama tarihine ilişkin ihale ilanı düzenlemesinin değiştirilemediği, ihale ilanı ile ihale dokümanı arasındaki işe başlama tarihine ilişkin farklı düzenlemelerin mevzuata aykırı olduğu iddialarına yer verilmiştir.

Güncel Kamu İhale Kurulu Kararına Göre;

 

Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “İhale ilânlarında bulunması zorunlu hususlar” başlıklı 24’üncü maddesinde “İhale dokümanında belirtilmeyen hususlara ilânlarda yer verilemez.

İhale ilânlarında aşağıdaki hususların belirtilmesi zorunludur: … d) İhale konusu işe başlama ve işi bitirme tarihi.” hükmü,

“İlânın uygun olmaması” başlıklı 26’ncı maddesinde “13, 24 ve 25 inci maddelerdeki hükümlere uygun olmayan ilânlar geçersizdir. Bu durumda, ilân bu maddelere uygun bir şekilde yenilenmedikçe ihale veya ön yeterlik yapılamaz. Ancak, 13 üncü maddede belirtilen ilânın yapılmaması veya ilân sürelerine uyulmaması halleri hariç, yapılan ilânlarda 24 ve 25 inci madde hükümlerine uygun olmayan hatalar bulunması durumunda, 13 üncü maddeye göre yirmibeş ve kırk günlük ilan süresi bulunan ihalelerde ilânların yayımlanmasını takip eden onbeş gün diğer ihalelerde ise on gün içinde hatalı hususlar için düzeltme ilânı yapılmak suretiyle ihale veya ön yeterlik gerçekleştirilebilir.” hükmü,

“İdareye şikâyet başvurusu” başlıklı 55’inci maddesinde “… Şikâyet üzerine yapılan incelemede tekliflerin hazırlanmasını veya işin gerçekleştirilmesini etkileyebilecek maddi veya teknik hataların veya eksikliklerin bulunması ve idarece ihale dokümanında düzeltme yapılmasına karar verilmesi halinde, gerekli düzeltme yapılarak 29 uncu maddede belirtilen usule göre son başvuru veya ihale tarihi bir defaya mahsus olmak üzere ertelenir. Ancak belirlenen maddi veya teknik hataların veya eksikliklerin ilanda da bulunması halinde 26ncı maddeye göre işlem tesis edilir.” hükmü,

Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin “İhale ve ön yeterlik dokümanının içeriği” başlıklı 12’nci maddesinde “(3) İhale veya ön yeterlik dokümanında yapılan düzenlemeler birbirine aykırı olamaz.” hükmü, “İhale ve ön yeterlik ilanı” başlıklı 21’inci maddesinde “(2) İhale veya ön yeterlik ilanlarında yer alan bilgilerin, ihale veya ön yeterlik dokümanını oluşturan belgelerdeki düzenlemelere uygun olması gerekir. İhale ve/veya ön yeterlik dokümanında belirtilmeyen hususlara, ihale ve ön yeterlik ilanında yer verilemez.” hükmü yer almaktadır.

İhale İlanı’nın “İhale konusu hizmet alımın” başlıklı 2’nci maddesinde “d) İşe başlama tarihi: Sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 30 gün içinde işe başlanacaktır.” düzenlemesi yer almaktadır. İdare tarafından 15.05.2025 tarihli Zeyilname aracılıyla ihale dokümanında “Teknik Şartnamenin: Eski Hali: 8.23.1 İşe başlama süresi, cihaz kurulumu gerektiren hallerde sözleşme tarihinden itibaren en geç 30 (otuz) gündür. Bu süre sonunda sözleşme gereklerini yerine getirmeyen firmanın sözleşmesi iptal edilecektir. Yeni Hali: 8.23.1.İşe başlama süresi sözleşme tarihinden itibaren en geç 45 (kırkbeş) gündür. Bu süre sonunda sözleşme gereklerini yerine getirmeyen firmanın sözleşmesi iptal edilecektir. …

Sözleşme Tasarısının: Eski Hali: 10.2.İşyerinin teslimine ilişkin esaslar ve işe başlama tarihi: İşyeri teslimi yapılmayacak ve sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 30 (Otuz) gün içinde işe başlanacaktır. Yeni Hali: 10.2. İşyerinin teslimine ilişkin esaslar ve işe başlama tarihi: İşyeri teslimi yapılmayacak ve sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 45 (Kırkbeş) gün içinde işe başlanacaktır…

4734 sayılı Kamu İhale Kanunun 29. maddesindeki hükümlere istinaden, yukarıdaki hususlarda zeyilname düzenlenmesine karar verilmiştir. Tekliflerin hazırlanması ve sunulmasında düzenlenen maddelerin esas alınması gerekmektedir.” değişiklikleri yapılmıştır.

İdare tarafından yapılan 15.05.2025 tarihli Zeyilname neticesinde; Teknik Şartname’nin “Genel Şartlar” başlıklı 8.23.1’inci maddesinin “İşe başlama süresi sözleşme tarihinden itibaren en geç 45 (kırkbeş) gündür. Bu süre sonunda sözleşme gereklerini yerine getirmeyen firmanın sözleşmesi iptal edilecektir.” şeklinde, Sözleşme Tasarısı’nın “İşin yapılma yeri, işyeri teslim ve işe başlama tarihi” başlıklı 10.2’nci maddesinin “10.2. İşyerinin teslimine ilişkin esaslar ve işe başlama tarihi: İşyeri teslimi yapılmayacak ve sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 45 (KırkBeş) gün içinde işe başlanacaktır.” şeklinde değiştirildiği anlaşılmıştır.

Yukarıda aktarılan mevzuat alıntılarından; ihale ilanlarında işe başlama ve işi bitirme tarihlerinin belirtilmesinin zorunlu olduğu, ilanın yapılmaması veya ilan sürelerine uyulmaması halleri hariç ilanlarda hataların bulunması durumunda ihale ilanın süresine göre ilanların yayımlanmasını takip eden on beş veya on gün içerisinde hatalı hususlar için düzeltme ilanı yapılmak suretiyle ihalenin gerçekleştirilebileceği, ihale dokümanında yapılan düzenlemelerin birbirine aykırı olamayacağı, ihale ilanında yer alan bilgilerin ihale dokümanını oluşturan belgelerdeki düzenlemelere uygun olması gerektiği anlaşılmaktadır.

İncelemeye konu ihaleye ait ilanın 28.04.2025 tarihinde EKAP üzerinden yayımlandığı, idare tarafından ihale dokümanında yapılan değişiklikler için 15.05.2025 tarihinde zeyilname düzenlendiği, başvuru sahibi tarafından ihale dokümanının 10.06.2025 tarihinde EKAP üzerinden indirilerek istekli olabilecek sıfatı kazanıldığı ve Sözleşme Tasarısı’nın 10.2’nci maddesi ile Teknik Şartname’nin 8.23.1’inci maddesinde yer alan işe başlama tarihine ilişkin düzenlemelerinin ihale ilanında yer alan bilgilere uygun olmadığından bahisle ihale dokümanına yönelik başvuruda bulunulduğu değerlendirilmiştir.

İhale İlanı’nın 2’nci maddesinde işe başlama tarihine ilişkin sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 30 gün içinde işe başlanacağı düzenlemesi mevcutken idare tarafından yayımlanan 15.05.2025 tarihli zeyilname neticesinde Teknik Şartname’nin 8.23.1’inci maddesi ile Sözleşme Tasarısı’nın 10.2’nci maddesinde işe sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 45 gün içerisinde başlanacağı düzenlemesinin yer aldığı, tekliflerin hazırlamasını veya işin gerçekleştirmesini etkileyebilecek işe başlama tarihine ilişkin ihale ilanında yer alan bilgiler ile ihale dokümanını oluşturan belgelerdeki farklı düzenlemelerin mevzuata aykırılık teşkil ettiği anlaşıldığından başvuru sahibinin ikinci iddiasının yerinde olduğu sonucuna varılmıştır.

Laboratuvar Hizmet Alımı İhalesinde İşe Başlama Tarihlerinde çelişki Bulunması Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemMehmet ATASEVER

Simdata Danışmanlık Y.K. Başkanı

Sağlık Bak. SGB E. Bşk./KİK E. Üyesi

Mhatasever@gmail.com

Mehmetatasever.org

Limak Çimento’nun Tedarik Zinciri Sürdürülebilirlik Adımları Ödüllendirildi

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Haber Limak çimento’nun Tedarik Zinciri Sürdürülebilirlik Adımları ödüllendirildi

Limak Çimento’nun Tedarik Zinciri Sürdürülebilirlik Adımları Ödüllendirildi

Limak Çimento’nun tedarik zinciri yönetimi ve iklim risklerine karşı sorumlu yaklaşımındaki başarısı, küresel çevresel raporlama platformu CDP tarafından küresel düzeyde tescil edildi.

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Haber Limak çimento’nun Tedarik Zinciri Sürdürülebilirlik Adımları ödüllendirildiGenel sürdürülebilirlik politikalarını tüm birimlerde olduğu gibi sürdürülebilirlik faaliyetlerine de yansıtan Limak Çimento, küresel ölçekte çevresel raporlama kurumu CDP tarafından yürütülen Tedarikçi Etkileşimi değerlendirmesinde (SEA) A Listesi’ne girmeyi başardı.

Limak Çimento’nun yalnızca operasyonel verimliliğe değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal sorumluluklarına da önem verdiğini gösteren CDP SEA A Listesi’ne dünya genelinde değerlendirmeye alınan binlerce şirketten yalnızca seçkin bir grup girmeye hak kazanıyor. Türkiye’den bu listeye dahil olmayı başaran az sayıdaki şirketten biri olan Limak Çimento’nun elde ettiği başarının ardında Kapsam 3 emisyonlarının yönetiminde tedarikçilerle kurulan güçlü iş birlikleri, veri toplama, karbon ayak izi hesaplama ve emisyon azaltım taahhütlerindeki etkinliği öne çıkıyor.

2023 yılında tedarik zinciri sürdürülebilirliği alanında yapısal bir dönüşüm hareketine başlayan Limak Çimento, tedarik zinciri uygulamalarını sosyal standartlar, çevresel sürdürülebilirlik, yönetişim, şeffaflık ve dijitalleşme başlıkları altında yeniden tasarladı. Yapılan çalışmalar ve Dijital ESG değerlendirme sistemleri sayesinde tedarikçilerin ortalama performans skorunu %80,86’ya ulaştıran Limak Çimento, bu değere ulaşırken dijital satın alma süreçleri ile 124,7 ton karbondioksit emisyonunu da önledi.

Limak Çimento Global CEO’su Erkam Kocakerim, bu başarının uluslararası yatırımcılar, iş ortakları ve finans kuruluşları nezdinde şirketin güvenilirliğini ve itibarını artırdığına dikkat çekerek şunları söyledi:

Erkam Kocakerim“CDP SEA A Listesi’ne dahil olmamız, sürdürülebilirlik temelli iş modelimizin, şeffaflık yaklaşımımızın ve tedarik zincirinde kurduğumuz güçlü iş birliği modelinin global ölçekte kabul gördüğünü gösteriyor. Artık yalnızca bugünün değil, geleceğin iş dünyasının sürdürülebilirlik beklentilerini şekillendiren bir aktör konumundayız.”

Limak Çimento’nun sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimine verdiği önemi ve iklim değişikliğiyle mücadeledeki liderliğini pekiştiren bu başarıda, Limak Çimento’nun Üçüz Dönüşüm Projesi (TTP) kapsamındaki sürdürülebilirlik uygulamaları ve yeşil gelecek vizyonunun etkisi öne çıkıyor.

Sürdürülebilir bir gelecek için ESG ve CDP uyumlu politika üretimini destekleyen Sürdürülebilirlik ve İklim Değişikliği Merkezi (LCSG), iklimle mücadelede şeffaf ve veriye dayalı bir yönetime olanak tanırken elde edilen başarının ardındaki sistemli yapıyı da ortaya koyuyor.

2030’a Kadar Stratejik Tedarikçilerin %70’inin Raporlaması Tamamlanacak

Limak Çimento’nun tedarik zincirinde sürdürülebilirlik çalışmalarının yakın gelecekte daha da etkin olması hedefleniyor. Bu doğrultuda 2025 yılı itibariyle tedarikçiler için segmentasyon temelli ESG olgunluk değerlendirmesine başlanırken; 2030 yılına kadar stratejik tedarikçilerin %70’inin karbon ayak izi raporlamasını tamamlaması ve emisyon azaltım taahhüdü vermesinin sağlanması hedefleniyor.

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Ve Yeşil Satınalma Eğitimi Haber Limak çimento’nun Tedarik Zinciri Sürdürülebilirlik Adımları ödüllendirildiTedarikçi yönetim sürecini dijitalleştirilmesi sayesinde operasyonel izlemenin yanı sıra, çevresel ve sosyal performansın takibi de mümkün hale geliyor. Limak Çimento bu yaklaşımı ile CDP, SBTi, GRI ve TCFD gibi uluslararası platformların ötesinde; sektöre yön veren, örnek gösterilebilecek bir model oluşturmayı hedefliyor.

 

 


SÜRDÜRÜLEBİLİR TEDARİK ZİNCİRİ YÖNETİMİ VE YEŞİL SATINALMA MAKALELERİ

Ecovadis Sürdürülebilir Satınalma Puanımızı Nasıl Yükseltiriz? Sürdürülebilir Satınalma Gelişim Planı Nasıl Yürütülmeli?

Sunum Klasörünü indirebilirsiniz:

Sürdürülebilir Kalkınma Raporu ve Türkiye Analizi 

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK EĞİTİMİ ve TESTLER

Sürdürülebilir Tedarik Zinciri Yönetimi ve Yeşil Satın Alma Eğitimi

Türk Şirketlerinin Stratejik Yönetiminde Üretken Yapay Zekanın Kullanımı

Türk şirketlerinin Stratejik Yönetiminde üretken Yapay Zekanın Kullanımı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 Gündem

Türk Şirketlerinin Stratejik Yönetiminde Üretken Yapay Zekanın Kullanımı

Dr. Umut KÖKSAL

Türk şirketlerinin Stratejik Yönetiminde üretken Yapay Zekanın Kullanımı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemÜretken yapay zeka, stratejik yönetim alanında giderek daha dönüştürücü bir güç haline geliyor ve liderlere karmaşık iş ortamlarını analiz etmek ve bilinçli kararlar almak için yenilikçi araçlar ortaya koymakta.

Son kitabım olan ve Ekim 2025’de yayınlanacak olan Üretken Yapay Zeka ve İnsan Kaynakları Pazarlaması kitabında da vurguladığım üzere, Türk şirketleri, gelişmiş modellerden yararlanarak senaryo analizleri tasarlayabilir, potansiyel pazar değişikliklerini simüle edebilir ve daha yüksek doğrulukla stratejik yol haritaları oluşturabilir.

Geleneksel Yapay Zeka Modellerinden farklı olarak, Üretken Yapay Zeka teknolojisi ile birlikte, yeni nesil içgörüler, üst düzey şirket yöneticilerinin, bir diğer ifade ile iş liderlerinin sektör, iş alanlarındaki fırsatları, riskleri daha etkin ve verimli şekilde değerlendirmelerine katkı sağlayabilir, hiper rekabetin olduğu, çevik, esnek ve dinamik iş dünyasında, iş liderlerinin daha veriye odaklanan, uyarlanabilir, güncellenebilir, ince ayar yapılabilir farklı fonksiyonel ve iş stratejileri tasarlamalarının yolunu açabilir.

Ülkemiz şirketlerinde yer alan her bir üst düzey yönetici açısından Üretken Yapay Zeka Teknolojilerinin şirketin stratejik yönetiminde kullanılmasının ortaya koyacağı en önemli fayda, çeşitlilik, hacim, karmaşıklık arz eden, yapılandırılmamış business verisini işlemek ve bunları aksiyona alınabilir yeni nesil bir iş zekasına transforme yeteneği kazandırmakta anlam bulmasıdır.

Üretken yapay Zeka ile:

  • Dış ticaret fırsatları
  • Dış ticaret riskleri
  • İç-dış Pazar eğilimleri
  • Müşteri davranışları
  • Rakip stratejileri
  • Proaktif Pazar analizleri
  • Proaktif Pazar gözlemleri
  • Mevzuat değişimlerinin, regülasyonların kapsamlı analiz edilerek daha etkin ve verimli içgörüler, öngörülerin oluşturulması güvence altına alınmış olur.

Bir başka örnek olarak şu verilebilir, ülkemizde yer alan bir holdingin üst düzey yöneticisisiniz, şirketin yeni dönemdeki stratejik planlaması konusunda çalışmalar yapıyorsunuz, bu planlama için gerekli olacak her türlü iç, dış faktörler ile ilgili verileri toplamak, analiz etmek, yorumlamak için büyük bir zaman kaybetmek yerine, Üretken Yapay Zeka teknolojileri yardımı ile tüm verileri toplamak, sentezlemek yerine, stratejik anlamda kritiklik arz eden verileri, içgörüleri sentezlemek, simüle etmek, sadece bir adet değil, birden fazla alternatifli hamle, koşulu test etme yoluna gidebilir.

Üretken Yapay Zeka, ülkemizde yer alan bir holding ya da şirket üst düzey yöneticisi için, diğer bir ifade ile stratejik iş liderleri için operasyonel veri işleme gibi yeknesak bir süreçten kurtulmak, daha stratejik, daha hamlesel karar verme süreçlerine fokuslanma anlamını taşır.

Aynı zamanda, Türk iş dünyası liderleri açısından, Üretken Yapay Zeka teknolojileri konusunda bilgi sahibi olmak, bu araçları bilinçli şekilde stratejik yönetim faaliyetlerinde kullanmak, stratejik yönetim açısından inovasyon ve yeniliği de teşvik eder.

Türki iş dünyasındaki iş liderleri, üretken yapay zeka teknolojilerine, uygulamalarına odaklanarak, stratejik planlamadan strateji geliştirmeye ve strateji kontrolüne yönelik daha çevik, daha proaktif bir anlayış, yaklaşım da tasarlayabilirler.

Burada sormamız gereken soru şu;

Türk şirketlerinin Stratejik Yönetiminde üretken Yapay Zekanın Kullanımı Satınalma Dergisi 7 Gün 7 GündemKuruluşunuz hem yerel hem de küresel pazarlarda rekabetçi kalabilmek için üretken yapay zekayı stratejik yönetim uygulamalarına entegre etmeye ne kadar hazır? Siz Türk iş dünyası liderleri olarak ne kadar hazırsınız?

Dr. Umut KÖKSAL